Mardin Mazıdağı; Mazıdağı-Mardin arası uzaklık: 25 km. Mazıdağı-Diyarbakır arası uzaklık: 68 km. Mazıdağı-Şanlıurfa arası uzaklık: 179 km.
TARİH
Yörenin tarihi geçmişi Bizanslılara kadar gider. İlçenin eski ismi “Şamrah” dır. Kelime anlamı, Şam’a giden yol demektir.
Çünkü şehir, Diyarbakır’dan Şam’a giden kervan yolu üzerindeydi.
Yerleşim yeri ise, Çam yolu üzerindedir. İlçenin 3 km güneybatısında, sarp bir tepenin üzerinde kalıntıları bulunan Safran kalesi ve kalenin çevresindeki harabelerden anlaşıldığına göre, Bizans döneminde Diyarbakır şehrini Şam şehrine bağlayan yol üzerinde kurulu olan yörenin halkı Süryanilerdi.
Şamrah, 7’nci yüzyılda Arapların eline geçti ve Hıristiyan halkın büyük çoğunluğu Müslümanlığı seçti.
Süryani olarak kalanlar ise, 1392 yılında Timur istilasından sonra Mardin’e göç ettiler.
1514 yılında bölge Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katıldı.
İlçenin Mazıdağı ismini almasının sebebi: etrafının dağlarla çevrili olması ve bu dağların mazı ağaçlarıyla kaplı olmasıdır.
Mardin Mazıdağı
GENEL
İlçe merkezi, 1030-1090 metre yükseklikteki dağlar serisinin ortasında bulunan düzlükte kurulmuştur. İlçe merkezinin 17 km kuzeydoğusunda bulunan fosfat yatakları, 1976 yılında açıldığında yörede önemli bir istihdam sağlanmış, ancak 1993 yılında kapatılmış ve halen atıl durumdadır. 1937 yılında ilçe statüsü almıştır.
Mardin Mazıdağı
GEZİLECEK YERLER
Mazıdağı Dermetina KalesiDERA METİNAN KALESİ
İlçe merkezine bağlı ve 32.8 km uzaklıktaki Gümüşkaya Mahallesindedir.
Kale, günümüzde harabe durumda olup kalenin büyük bir kısmı modern Gümüşyuva Mahallesinin altında kalmıştır.
Bu doğrultuda modern köyün de üzerinde yer aldığı tepelik alan, göz önüne alındığında, kalenin yaklaşık olarak doğu-batı yönünde 350 m, kuzey-güney yönünde ise 410 m ölçülerinde bir alanı kapladığı düşünülmektedir.
Evet, bu kale, 150 metrelik bir tepede kurulmuş savunma üssüdür.
Deniz seviyesinden 1125 metre yüksektedir.
Mazıdağı Dermetina Kalesi
Çevresindeki doğal vadi yollarını kontrol altında tutan, çok önemli stratejik bir noktada tahkim edilmiştir.
Kalede, 8 burçlu gözetleme kulesi vardır.
Kuzeye açılan tek kapısı bulunur. Bu kapıdan girildiğinde geniş kale meydanına varılır.
Kalenin içinde su sarnıçları, erzak ambarları ve ev kalıntıları bulunur.
Bugün harap şekilde olan kalenin gözetleme kulesi 20 metre, burçlar 15 metre ve surlar 10 metre yüksekliktedir.
Kalenin kuzeyinde, doğu-batı yönünde 27 m uzunluğunda, 2.5 m genişliğinde ve 8 m yüksekliğinde, batısında ise kuzey-güney yönünde 17.35 m uzunluğunda, 2 m genişliğinde ve 7.80 m yüksekliğinde sur duvarı yer almaktadır.
Sur bedenin doğusunda, sur duvarı boyunca yükselen yuvarlak formlu burç bulunmaktadır.
Burç yaklaşık 25 m yüksekliğe sahip olup, üst örtüsü tahrip olmuştur.
Anadolu’yu istila eden Timur, Mezopotamya’yı ve Karadağ’a hakim olmak, Mardin ile Diyarbakır’ın yolunu kesmek amacı ile bu kaleyi ele geçirmek istemiş, ancak zorlanmıştır.
Çünkü savunması iyi yapılan bir kaleydi. Timur’un orduları, kaleyi ancak 20 günde ele geçirebilmiştir.
Mazıdağı Dermetinan Kalesi
Eskiden kalenin bulunduğu bölgede: altın ve gümüş çıkarıldığı söylenmektedir.
Hatta bu kalenin, bu gümüş madenini korumak amacıyla yapıldığı da söylenir.
Kalede ayrıca mezarlık bulunmakta olup mezarlığa ait kaya kabartmaları ile kalenin bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Kalenin en dikkat çeken özelliği: Bizans döneminden kalma, kapısında iki mühür bulunan mermer bir mezarlıktır.
Günümüze kalan kalıntılar.
Kalenin günümüze ulaşan kalıntıları arasında, sur duvarları, burç, kilise ve mağara yer almaktadır.
Bu nedenle yoğun tahribata maruz kalan kalede, ayakta kalan bazı mimari yapıların iç kısımlarına girmek mümkün değildir.
Nitekim modern yapılaşmalarda da kaleye ait taşların devşirme olarak kullanıldıkları görülmüştür.
DERA METİNAN KİLİSESİ:
İlçe merkezinin 32 km batısında bulunan Gümüşyuva (Der Metina) Mahallesindedir.
Kalenin doğusunda, Dermetina Kilisesi yer almaktadır. Günümüzde yöre halkı tarafından kalenin kısmen ayakta kalan bazı bölümlerine modern malzemeler ile eklemelerde bulunularak samanlık ya da hayvan barınağına dönüştürüldüğü saptanmıştır.
Dikdörtgen bir alanda oturan kilisenin yapımında bazalt ve kireçtaşı kesme ve moloz taş kullanılmıştır.
Mazıdağı Sultan Şeyhmus Türbesi
SULTAN ŞEYHMUS TÜRBESİ
İlçeye bağlı 20 km uzaklıktaki Yüce köyünde, Mardin yolu üzerindedir.
Asıl ismi “Şeyh Musa Ez-Zuli’ dir. 1077-1164 yılları arasında Mardin de yaşamış ve orada vefat etmiştir.
Abdulkadir Geylani’nin öğrencisidir. Hocası onun yetişip büyük bir veli olacağını önceden müjdelemiş ve “Ey Bağdat halkı, yakında öyle biri gelecek, öyle bir güneş doğacak ki, öyle birisi daha size gelmedi” buyurdu.
O zat kimdir? denilince, Musa bin Mahin olduğunu işaret etti. Hocaların huzura geleceği zaman, Abdülkadir-i Geylani’nin gönderdikleri kimseler tarafından, çok uzaklarda karşılandı.
Geylani’nin huzuruna girince, kalkıp kucakladı. O duası kabul edilen büyük bir veli idi. Fakire dua etse zengin olur, bir kimseye bereket için dua etse, berekete kavuşurdu.
Hastaya dua etse, sıhhate kavuşurdu. İnsanlar onun himmet ve duaları ile büyük musibetlerden kurtuldular.
Külliyede: Sultan Şeyhmus’un mezarı yanında, eğitim odaları, cami ve ruhsal hastalığı bulunan insanların iyileştirildiği odalar da bulunuyor.
Türbe, 2008 yılında restore edilmiştir.
Özellikle hafta sonlarında aşırı kalabalık olur. Günde ortalama 150-400 arası kurban kesilir.
Bu türbeye gidildiğinde birçok kadın görülür. İlçe merkezinde bulunan bu türbe, genellikle çocukları olmayan kadınların gidip dua ettikleri bir yer olarak bilinmektedir. İnanışa göre türbeye gelenlerin mutlaka çocuğu olur. Hatta çocuğu olduktan sonra çocuk erkek ise “Şeyhmus” ve kız ise “Sultan” ismi konur.
Türbeye gelenler arasında akıl hastalığı olanlar da yer alıyor. Türbe binası içinde ayarlanan özel odalarda kalan hastaların belli bir süre sonra sağlıklarına kavuştuğu söyleniyor.
Son bir not olarak, Sultan Şeyhmus’un yöre tarafından en çok bilinen kerametini de anlatalım. Şeyhi Abdülkadir Geylani, Mardin’e geldiğinde ezan okunur.
Abdest zamanı geldiğinde Sultan Şeyhmus’un talebeleri etrafta su olmadığını şeyhlerine söylerler.
Sultan Şeyhmus bunun üzerine eline asasını alarak yere vurur ve tam kırk çeşme yerden birden bire bitiverir. Bu çeşmeler hala Mardin’de Şeyhan bölgesinde mevcuttur.
Mazıdağı Pir Hattap Türbesi
PİR HATTAP TÜRBESİ
İlçe merkezine bağlı 6 km uzaklıktaki Ömürlü (Piran) köyündedir. Köyün merkezinde bulunan türbe çok güzel bir şekilde dizayn edilmiş bir parkın içinde bulunuyor.
Yanı başında bir mescit var. Ayrıca nefes alınabilecek bol yeşilli bir park ve ziyaretçiler için küçük bir otel bulunuyor.
Pir Hattap, dini hizmetleri anlatmak için köye gelmiş ve burada vefat etmiş, buraya defnedilmiştir. Hakkında yazılı bir belge ve bilgi yoktur. Sadece bir din bilgini olduğu düşünülmektedir.
Pir ismini kullanan ilk din alimlerinden biridir. Bölge sakinleri tarafından el üstünde tutulan Pir Hattap, burada dersler vermeye devam etmiş, onlarca öğrenci yetiştirmiştir.
Pir Hattap türbesi, Ömürlü camiine bitişik vaziyettedir.
İnşa kitabesi olmayan türbenin ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Yapımında düzgün kesme taş kullanılan türbe, dıştan kuzey-güney yönünde 6.5 metre, doğu-batı yönünde 10 m ölçülerindedir ve dikdörtgen planlıdır.
Girişin alınlığında Arapça yazıt bulunmaktadır. Türbede Pir Hattap ve ailesine ait üç mezar bulunmaktadır.
Türbenin içinde, üç mezar var. Büyük olan Pir Hattap’ın mezarı, ikisi Pir Hattap’ın çocuklarına biri de eşine aittir. Mezarların hemen yanında mermer bir sütun var.
Rahatsızlıkları olan ve gece türbeye bırakılan insanların eskiden kaçmamaları ve şifa bulmaları için bu sütuna bağlandıkları söylenir. Türbede belirli bir süre gece ve gündüz ayrılmadan kalabilenlerin şifa bulduğuna inanılıyor.
Evet, bu türbenin, özellikle Perşembe, Cumartesi ve Pazar günleri ziyaretçileri gelir.
AVRİHAN HARABELERİ KAYA KİLİSESİ
İlçe merkezine 11.6 km uzaklıktaki Yağmur (Ewrihan) Mahallesinin yaklaşık 300 metre kuzeybatısındaki Avrihan Harabelerinde yer almaktadır.
Ana kayanın oyulması ile şekillendirilen kaya kiliseye, atriumun kuzeyinde bulunan yuvarlak kemerli giriş açıklığından geçiş sağlanır.
Tek neften oluşan kilisenin naosu, doğu-batı yönünde 6 m, kuzey-güney yönünde 6 m ölçülerindedir ve kare şeklindedir.
Düz tavanlı olan kilisenin zemini ile tavan arasındaki yükseklik 2.25 metredir. Apsisin güney duvarında kazıma tekniğiyle yapılmış haç işareti bulunmaktadır.
NEVALA NOKA MEVKİİ KAYA ŞAPELİ (ŞIKEFTA KİZE)
İlçe merkezinin 7 km uzağında buluan Arıköy Mahallesinde, yaklaşık 1 km batısında, yöre halkı tarafından Nvala Noka olarak adlandırılan mevkide bulunmaktadır.
Kayalık alanda, ana kayanın oyulmasıyla inşa edilen şapele, tahrip olmuş basamaklarla ulaşılmaktadır. Üst örtüsü tamamen yıkılan şapelde hatıl yuvaları söz konusudur. Hatıl yuvalarından hareketle şapelin üst örtüsünün, ahşap hatıllı düz dam şeklinde yapıldığı düşünülmektedir.
Kaya şapelin giriş kısmında kaçak kazı izleri mevcuttur.
HACI ABDULKERİM KASRI
İlçe merkezine 21 km uzaklıkta bulunan Arısu Mahallesindedir.
İki katlı olarak inşa edilen kasrın yapımında bazalt kesme taş, moloz taş ve sarımsı kalker taşı kullanılmıştır. Harabe durumda olan kasrın zemin katı kısmen ayakta iken, üst katı tamamen yıkılmış ve duvarların bir kısmı ayakta kalmıştır. Zemin kata, güneyde bulunan ve büyük oranda yıkılmış olan giriş açıklığından girilir. Zemin kat dikdörtgen planlı iki mekandan oluşur. Üst kata geçiş sağlayan merdiven kalıntıları korunmamıştır.
TELLİ AĞA KASRI;
İlçe merkezine 61 km uzaklıkta bulunan Kayalar Mahallesindedir.
Dikdörtgen bir alana oturtulan iki katlı yapı, kısmen yıkık ve metruk durumdadır. Yapıya giriş, günümüzde yıkık olan ve güneyde yer alan avludan sağlanmaktadır. Yapının güneydoğu ve güneybatı cephesinde, iki adet yuvarlak ve sivri kemerli eyvan bulunur. 1’nci katı ahır olarak kullanılan yapıya giriş, dikdörtgen formlu açıklıktan sağlanmaktadır. 2’nci katı yaşam alanı olarak kullanılan yapıda çeşitli formlarda niş ve pencere açıklıkları yer almaktadır. Yapının bazı bölümleri restore edilmiştir.
ZENBUR HANI;
İlçe merkezine 7 km uzaklıkta bulunan Arıköy Mahallesindedir. İnşa kitabesi olmayan yapının ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Müze tescil fişinde kaya evi olarak geçen yapı, gerçekleştirilen bu envanter çalışmasında kaya han olduğu tespit edilmiştir.
Büyük oranda tahrip olan hanın içerisi toprak ve taş yığını ile doludur. Hanın ortasında, zeminde iki bölüm bulunur. Birinci bölümün, hana gelen hayvan sahipleri tarafından konaklama amaçlı kullanıldığı, ikinci bölümün ise duvarlarında niş ve hayvan bağlama delikleri bulunmasından hareketle hayvanlara ayrılmış olduğu düşünülür. Zenbur han, sonraki dönemlerde hayvan barınağı olarak kullanılmış, günümüzde ise herhangi bir kullanımı yoktur.
YAĞMUR MAHALLESİ YAZILI KAYA:
İlçe merkezine 11.60 km uzaklıktaki Yağmur Mahallesindedir. Günümüzde bir evin bahçesinde bulunan kaya kütlesi, yöre halkı tarafından Kevire Kıza Keraş (Kral Kızı Taşı) olarak adlandırılmıştır.
Alanda yapılan araştırmalarda 5 m yüksekliğindeki kaya kütlesinin kabaca düzeltilmiş batı cephesinde çivi yazılı yazıt bulunmaktadır.
Yazıt:0.75 m x 0.75 metre ölçülerindeki bir alana yazılmıştır. Yazıt: Akadça ve Aramice’dir.
Ayrıca: kaya üzerinde kabartma tekniğiyle yapılmış bazı semboller ve sanki ayakta duran bir insan betimi var. Ancak günümüzde yazıtın yazılı olduğu kaya kütlesinde, parça kopması, aşınma, kararma gibi doğal etkenlerden dolayı yoğun tahribat görülmektedir.
Bu nedenle yazıtın büyük bir bölümü tahrip olmuş ve çok az kısmı korunmuştur.
Kaya kütlesi üzerinde bulunan yazıt, doğal ve beşeri etkenlere açık olduğundan silinip yok olması mümkündür.
Yapılan araştırmalarda, ilk gözlemlere göre yazıtın MÖ 2 bin yıllarına tarihlendirilebileceği anlaşılmıştır. Muhtemelen, bu dikili taşın üzerinde belki de koruyucu tanrı veya tanrılar betimlenmiştir. Çıplak gözle görmenin mümkün olmadığı yazılar ve kabartmalar, bir takım fotoğraflama ve çizim teknikleri kullanılarak muhtemelen çözümlenebilir.
Evet sonuç olarak, taşın neden buraya dikildiği ve üzerinde ne yazdığı gerçekten büyük bir sır.
Mardin Kızıltepe; Kızıltepe-Mardin arası uzaklık: 27 km. İlçe E-24 karayolu güzergahındadır. Kızıltepe-Derik arası uzaklık: 48 km. Kızıltepe-Ş.Urfa arası uzaklık: 165 km. Kızıltepe-Mazıdağı arası uzaklık: 71 km. Kızıltepe-Diyarbakır arası uzaklık: 111 km.
TARİH
Yörede yapılan araştırmalara göre, ilçenin yeri tarihi süreçte yapılan birçok savaş nedeniyle birçok kere değişmiştir.
İlk yerleşim yeri, bugünkü merkezin 10 km güneyindeki Haramhattat bölgesidir. İlçenin tarihte bilinen ilk ismi “Dunaysır” ve “Telermen” dir.
Dunaysır, Artuklular döneminde önemli bir ticaret ve konaklama merkezidir. Ancak 13’ncü yüzyıl başlarında Eyyübiler tarafından yağmalanır.
Yavuz Sultan Selim’in İran üzerine düzenlediği Doğu seferi sırasında, Büyük Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu yöreyi ele geçirir.
Ancak, savaşlar ve yağmalar nedeniyle, Osmanlıların eline, buralar, yıkıntı halinde bir köy olarak geçer.
Osmanlı döneminde tekrar eski canlılığını kazanan bölge, İpek yolunun önemini kaybetmesi üzerine yine unutulur ve önemi giderek azalır.
1937 yılında ilçenin “Koçhisar” olan ismi Kızıltepe olarak değiştirilmiştir.
GENEL
İlçe, düz bir alanda kurulmuştur. Akdeniz iklimi hakimdir, yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve yağışlı geçer. İç göçleri kendine çeken ilçe, günümüzde merkez ilçe nüfusunu ikiye katlamıştır.
Bu yüzden, Mardin ilinin bütün ilçeler içerisinde gelişme potansiyeline sahip en büyük ilçedir.
GEZİLECEK YERLER
Kızıltepe Dunaysır Ulu Camii
DUNAYSIR ULU CAMİ-KIZILTEPE ULU CAMİ-KOÇHİSAR ULU CAMİ
İlçenin kuzeybatısında Yeni Mahallededir. Artuklu dönemi eserlerinden biri olan kutsal mekan, Koçhisar camisi olarak da bilinir.
Caminin Hariminde, mihrabın yedi dilimli kuşatma kemerinin üzerinde yer alan kitabesine göre, cami: Yavlak Arslan tarafından başlatılmış ve 1204-1205 yılları arasında kardeşi Artuk Arslan tarafından bitirilmiştir.
Artuk Aslan’ın diğer ismi Nasreddin olup Kutbeddin İlgazi’nin ikinci oğludur.
Hüsameddin Yoluk Aslan’ın ölümü üzerine, Mardin tahtına geçmiştir. 592 yılında namına bakır sikkeler darbetmiştir.
Artuklu dönemi mimari özelliklerini taşıyan caminin mimari süslemeleri oldukça zengindir.
Kızıltepe Dunaysır Ulu cami
Kesme taş ve tuğladan yapılmış olan caminin doğudaki avlu duvarından camiye girilmektedir. Cami, mihrap duvarına paralel üç nefli ve dikdörtgen planlıdır.
Bu nefler mihrap önünde, iki nefin arasını kaplayan 9.75 metre çapında tromplu bir kubbe ile kesilmiştir. Caminin mimari süslemeleri zengin bir görünüm ortaya koymuştur.
Giriş kapısının iki renkli taştan yapılmış dilimli kemerlerinde Zengi mimarisinin özelliğini yansıtmaktadır.
Giriş kapısının nişi dilimli bir çerçeve içerisine alınmıştır.
Aynı zamanda burada zengin bordürler, iki taraftaki yan portallerde de tekrarlanmıştır.
Bunların arasına zincir motifleri, şamdanlar, çeşitli yıldız şekilleri kabartma olarak işlenmiştir.
Kızıltepe Dunaysır Ulu Cami
Kuzey cephesinin ortasında ve mihrap ekseni üzerinde bulunan taç kapı, düz, kaval ve oluk silmeden oluşan sivri bir kemerle çevrelenmiştir.
Silmeler, her iki yanda zemine kadar devam etmektedir. Kapının kuşatma kemeri, dokuz dilimli bir kemerden oluşmaktadır.
Minare: yapının minareleri bugün mevcut değildir. Ancak avlunun bahçe duvarının kuzeydoğu köşesindeki minarenin izleri mevcuttur.
Ancak 2019 yılında halen devam eden tamiratta minare yeniden yapılmıştır.
Cami: bir dönem, şehrin iskan alanı dışında kaldığı için boş kalmış, ahır olarak kullanılmış, çok tahribe uğramış, taşlarının kaplama kısımları sökülerek çevre inşaatlarda kullanılmıştır.
Hatta: Tel-Ermen köyündeki kilisenin bile bu camiden sökülen taşlarla yapıldığı söylenir.
1999 yılında yapılan restorasyon çalışmalarında avlunun temizlenmesi sonunda, köşelerde çifte minare temelleri bulunmuştur.
Ayrıca: caminin duvarları ve kubbesi onarılmış ve mihrabın çürümeye başlayan taşları değiştirilmiştir.
Caminin zengin taş işçiliği ve mimari süslemeleri olan mihrabı, özellikle görülmeye değerdir.
Cami günümüzde ibadete açıktır.
Kızıltepe Dunaysır Köprüsü
DUNAYSIR KÖPRÜSÜ-TARİHİ TAŞKÖPRÜ
Kızıltepe-Derik yolu üzerinde Koçhisar Mahallesinde Zergan çayı üzerinde inşa edilmiştir.
Kızıltepe Dunaysır Köprüsü
Köprünün kitabesi yoktur. Köprünün yaklaşık 100 metre güneyindeki Kızıltepe Ulu Cami üzerinde 1204 tarihli kitabe vardır.
Hem caminin tarihi hem de Kızıltepe’nin 13’ncü yüzyılda önemli bir merkez olduğu göz önüne alındığında ve yapının konumu, malzemesi, inşa tekniği bakımından Artukoğulları dönemi köprüleriyle benzerliğinden hareketle, köprünün 13’ncü yüzyılın başlarında Artukoğulları tarafından yapıldığı kabul edilmektedir.
Kuzey-güney istikametinde uzanmakta olan köprü, 5 gözlü, sivri kemerli, yolu eğimli olan köprüler gurubuna girer.
Döşeme uzunluğu 51 metre, genişliği 5.40 metre ve yüksekliği yaklaşık 5 metredir.
Beş gözlü köprünün ortasındaki gözü daha yüksek ve büyük yapılmış, yanlardaki ikişer göz ise daha küçük tutulmuştur.
Ayaklarda taşıyıcı olarak sivri kemer kullanılmıştır.
Köprü ayaklarının memba yönünde, üst kısımları yarım piramidal külahla sonlanan, üçgen tabanlı dört adet sel yaran mevcuttur.
Yapının üzerinde herhangi bir süsleme yoktur.
Köprü, sarı renkli düzgün kesme taş kullanılarak inşa edilmiştir.
Köprü yolu ile sel yaranların yarım piramidal külahları günümüzde betonla kaplanmıştır.
Kızıltepe Harzem Taceddin Mesud Medresesi
HARZEM TACEDDİN MESUD MEDRESESİ
İlçe merkezine 8 km uzaklıktaki Zerkan Suyunun yanı başında Ziyaret köyündedir.
Harzem: günümüzde Kızıltepe ilçe merkezine bağlı bir köy olup, Ziyaret köy adıyla bilinmektedir.
Eski adı Armazon olan ve Roma-Sasani mücadelelerinde ismi bu dönemin kaynaklarında geçen Harzem adı, Armazon’un Süryani ağzına uydurulmuş şeklidir ve İslam kaynaklarında da bu adla geçmektedir.
Ancak asıl gelişimi Artuklular döneminde olmuştur. Artuklu hakimiyeti altında, Roma dönemindeki askeri işlevinin dışında bir yer olarak kullanıldığı anlaşılan Harzem ile ilgili olarak kaynaklar: Artuklu meliklerinin saraylarının bulunduğu ve kışları geçirmek için bu beldeye geldikleri bilgisini vermektedir.
Kızıltepe Harzem Taceddin Mesud Medresesi
Gelelim HarzemTaceddin Mesud Medresesine:
Medresenin iç kapı kitabesine göre: Harzem Taceddin Mesud Medresesi, 13’ncü yüzyılda Artuklular döneminde Artukoğullarından Melik ül-Mansur Nasireddin Artuk Aslan’ın Azatlı kölesi Taceddin Mesud bin Abdullah tarafından yaptırılmıştır.
Artuk Arslan: 1204 yılında Koçhisar’da Ulucamiyi, 1205 yılında Mardin Hatuniye Medresesini inşa ettirmiştir.
Harzem köyü, Artuklulardan önce de önemli bir yerleşim alanıydı.
Ancak bu medrese Artuklular döneminde inşa edilmiş ve önemli bir konuma gelmiştir.
Harzem köyü, Artuklular döneminde: tören, kutlama alanların yapıldığı bir köy olarak geçmektedir.
13’ncü yüzyıl eseri olan bu yapı, sonraki dönemlerde yapılan ilavelerle plan düzeninde büyük değişiklikler meydana gelmiştir.
Medrese köyden uzak olması nedeniyle korunabilmiştir. 1211 yılından bu yana medrese bozulmadan işlevini yitirmeden günümüze kadar sapa sağlam gelmiştir.
Günümüzde sadece mescit olarak kullanılan türbesi ve cami mekanı birbirinden ayırt edilebilmektedir. Ziyaretçilere de açık durumdadır.
Taceddin Mesud Türbe Odası:
Evet Taceddin Mesud’un mezarının bulunduğu türbe odasında da bir takım kitabe parçaları bulunmuştur.
Bu parçalar yaklaşık 10 metre uzunluğunda ve iki satırdır. Günümüzde ise bu sözü edilen kitabe parçaları daha küçüktür.
Kızıltepe Tarihi Taş Köprü
HARZEM KÖPRÜSÜ-DUNAYSIR KÖPRÜSÜ:
İlçe merkezinin 9 km kuzeydoğusunda bulunan Ziyaret Mahallesinde, Şeyh Tacettin camiinin hemen batısında yer almaktadır. Ziyaret Mahallesi, 1990 yılına kadar Eroğulu Mahallesine bağlıyken, 1990 yılında bağımsız bir mahalle konumuna gelmiştir. 2020 yılı içerisinde restorasyon çalışması gören köprünün inşasında, kesme taş ve düzgün kesme taş kullanılmıştır. Xurs deresi üzerinde inşa edilen köprü, geçiş yolu düz olan köprüler gurubuna girer. Doğu-batı yönünde uzanan köprü 22 m uzunluğunda ve 2.70 m genişliğindedir. Yuvarlak kemerli, üç gözden oluşan köprü ayaklarının memba yönünde üçgen tabanlı üzeri yarım piramidal külah ile sonlanan iki adet sel yaran bulunmaktadır.
GAR BİNASI:
İlçe merkezinin 14 km güneydoğusunda bulunan Şenyurt Mahallesi, Kolordu Komutanlığı içinde yer almaktadır.
Dikdörtgen bir alana konumlandırılan yapı, doğu-batı doğrultusunda yönlendirilmiştir. Kesme ve düzgün kesme taştan inşa edilen yapı, tek katlıdır. Eskiden gar binası olarak kullanılan bina, günümüzde askeriyeye ait yol bakım birimi olarak kullanılmaktadır. Yapıya, doğuda yer alan lentolu dikdörtgen formlu açıklıktan girilmektedir. Ayrıca yapının batı cephesinde 5 adet farklı giriş açıklığı yer almaktadır. Binanın güney cephesinde gar olarak kullanıldığı döneme ait çan mevcuttur.
Kızıltepe Şahkulubey Kümbeti
ŞAHKULUBEY KÜMBETİ
İlçe merkezinde Yeni Mahallededir.
12’nci yüzyıla ait Artuklu eseridir. Ancak inşa kitabesi yoktur.
Yığma tekniğiyle inşa edilen türbenin yapımında, kesme taş ve düzgün kesme taştan yararlanılmıştır.
Tamamen taştan yapılmış bu eser, çokgen şeklinde tasarlanmış, uzun bir taş kubbe ile süslenmiştir.
Çokgenin her yüzünde sivri nişlerle süslenmiş kemerli pencereler bulunur.
Restorasyon çalışmaları sırasında kümbet içinde üç mezar bulunmuştur ama mezarların hangi döneme ait olduğu bilinmemektedir.
Kızıltepe Şahkulubey Kümbeti
Evet, bilerce yıldır ayakta kalmayı başarmış olan yapı, günümüzde bakımsız durumdadır. Genel olarak yoğun tahribat görülmektedir.
MOR CIRCIS KİLİSESİ:
İlçe merkezinin 5 km batısında bulunan Işıklar Mahallesindedir.
İnşa kitabesi bulunmayan kilisenin ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. 2017 yılında başlanılan restorasyon çalışması devam etmektedir.
Kilisenin inşasında kesme ve düzgün kesme taş kullanılmıştır. Dıştan, doğu batı yönünde 17 m, kuzey-güney yönünde ise 9 m ölçülerinde dikdörtgen planlıdır.
Kilisenin kuzey cephesinde iki adet destek payandası bulunmaktadır. Kilisenin güney batısında üzeri beton ile kapatılan bir adet mezar bulunur. Mezarın üzerinde herhangi bir kitabe ve süsleme öğesi yoktur. Kilisenin iç bölümlerindeki derzleri kireç esaslı harç ile doldurulmuş, boyanan tonoz yüzeyinde renk bozulmaları görülmektedir.
KEVORK KİLİSESİ:
İlçe merkezinde Kilise Caddesi Mahallesindedir.
Kilisenin yapımında düzgün kesme taş kullanılmıştır. Yapı içten beşik tonozlu, dıştan düz dam şeklinde yapılmıştır. Kilisenin batısında dikdörtgen planlı atrium yer almaktadır. Atriumun batı ve güneyinde papaz evi, misafirhane ve depo bulunmaktadır.
Günümüzde depo olarak kullanılan kiliseye, betonarme ara kat ve betonarme kiriş eklenmiştir.
Kızıltepe Uluköy Mağara Yerleşimi
ULUKÖY MAĞARA YERLEŞİMİ:
Kızıltepe ilçe merkezine bağlı Uluköy Gurs vadisindedir. Yüzey araştırmaları yapılmış olmasına rağmen, Güneydoğu Anadolu’da ilk defa yapılan mağara kazısı Uluköy’dedir.
Kızıltepe Uluköy Mağara Yerleşimi
23 metre uzunluğunda ve 16 metre derinliğindeki mağarada, yapılan arkeolojik araştırmalarda: yaklaşık 4 metre kalınlığında bir arkeolojik tabakaya rastlanmış ve Paleolitik çağa ait çakmak taşından yapılmış birçok kesici ve delici alet ile yonga bulunmuştur.
Kızıltepe Uluköy Mağara Yerleşimi Buluntuları
Kazılar sırasında elde edilen yontma taşlar, silahlar, kazıyıcılar ve avlanan hayvanlara ait kemik kalıntılarının çoğunun otçul hayvanlara ait olduğu tespit edilmiştir.
Sonuç olarak, mağarada muhtemelen yerleşik bir hayat bulunduğu düşünülüyor.
Evet şimdilik sadece 5 metre karelik bir alanda kurtarma kazısı yürütülmektedir.
Kızıltepe Beşdeğirmen Emrut Şelaleleri
BEŞDEĞİRMEN EMRUT ŞELALESİ;
Kızıltepe ilçesinde Beşdeğirmen Mahallesinde; dört dağın arasında bulunan Beşdeğirmen şelalesi, dağların arasına gizlenmiş yeşil doğası ve dokusuyla turistlerin ilgisini çekiyor.
Dik bir kayalığın altından doğan suyun, dağın yamacından aşağı doğru oluşturduğu şelaleler oldukça güzel bir ortam yaratıyor.
Pamukkale travertenlerini andıran şelale ve çevresindeki tarihi yapılar bölgede yoğun ilgi görüyor.
Kızıltepe Beşdeğirmen Emrut Şelaleleri
İlk bahar ve son bahar aylarında, yeşil ile sarı tonların ahengi görülüyor. Baharda akmaya başlayan şelale, Mayıs ayı sonuna kadar çağlarken, yazın aşırı sıcaklar nedeniyle şelale kurumaya başlıyor yani şelaleyi görmek için sadece 3 ay vardır.
Son bir not: Şelalelerin hemen sağ tarafında arka arkaya inşa edilmiş birçok su değirmeni kalıntısı ve değirmenlerin teras bahçeleri mevcuttur.
Sonuç olarak: bence uygun zamanda yani ilkbaharda mutlaka burayı ziyaret edin.
Kızıltepe Yüceli-Gurs vadisi
YÜCELİ-GURS VADİSİ:
Kızıltepe’nin kuzeyinde yer alan ve Kızıltepe Telermen höyüğüne can veren Zergan çayının doğduğu vadidir. Mardin-Kızıltepe kara yolunun 7’nci kilometresindedir.
Yücelli köyünde yer alan doğa harikası yer, İlçe merkezine 18 km uzaklıktadır.
Yeşilliğini vadinin ortasından geçen akarsudan almaktadır. Kızıltepe ilçe merkeziyle burası arasındaki hava sıcaklığı yaklaşık 7-8 derece fark ediyor. Yani insanlar burayı serinlemek için tercih ediyorlar.
Kızıltepe Yüceli/Gurs vadisi
Cennetbahçesi olarak adlandırılan burası, alabalık tesisleriyle de dikkat çekiyor. Bu özel tesiste, suyun içinde kurulu tahta masalara yemek servisi yapılıyor. İsteyenler yine özel bir işletmeye ait olan havuzda yüzerek serinleyebiliyorlar. Sadece tek bir tesis yok, bölgede toplam 12 tesis var, aynı günde toplam 600 kişiyi ağırlama kapasitesine sahipler. Her bir tesiste 80-90 oturma tahtası bulunuyor.
Kızıltepe Yüceli/Gurs vadisi
Sonuç olarak: Gurs vadisi şelalesiyle, piknik ve dinlenme alanlarıyla ziyaretçilerin gözdesi olmuştur.
Ancak, şelalenin yazın aşırı sıcaklar nedeniyle suyu azalıyor, yani burayı ziyaret etmeyi düşünürseniz baharda gitmelisiniz.
Mardin Derik; Derik-Mardin arası uzaklık: 72 km. Derik-Mazıdağı arası uzaklık: 22 km. Derik-Kızıltepe arası uzaklık: 49 km. Derik-Diyarbakır arası uzaklık: 93 km. Derik-Şanlıurfa arası uzaklık: 154 km.
TARİH
Derik ilçesi, Turan Türklerinin Kayıhan aşireti tarafından kurulmuştur.
Daha sonra zaman zaman Bizans, Acem ve Türk akınlarına uğramıştır.
Bir zamanlar Hıristiyanlar ve Ermeniler, bölgede sayı olarak çoğunluk sağlamışlardır.
İlçede 1874 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur.
1926 yılına kadar Diyarbakır’a bağlı iken, bu tarihte Mardin iline bağlanmıştır.
İlçenin ismi Farsça “Dikenlik” anlamına gelen “Dirrik” kelimesinin zaman içinde değişime uğrayarak günümüze “Derik” olarak ulaşmıştır.
Bir zamanlar ilçede Hıristiyan manastırlarının çoğalmasına bağlı olarak da “Der” kelimesinin yerel dilde “Kilise” anlamına geldiği; “Derik” kelimesinin “Kiliseler Diyarı” diye anıldığı bilinmektedir.
İlçede 40 yıl öncesine kadar, 6 kilise bulunmaktaydı ve bugün kilise sayısı bire düşmüştür.
Derik
GENEL
İlçenin kuzeyinde Mazıdağı ve Çınar, Güney ve güneydoğusunda Kızıltepe, Batısında Viranşehir ilçeleriyle çevrilidir.
Denizden 780 metre yüksekliktedir. İlçe toprakları, kuzeyden güneye doğru alçalmaktadır.
İlçenin doğu ve güneydoğusu ovalıktır. Kuzey tarafı ise dağlıktır.
Bu dağlar üzerindeki Gıriguzi tepesi, ilçenin en yüksek tepesi olup 1208 metre yüksekliktedir.
Bu dağlar arasında derin vadiler var. İlçe ikliminde en ilginç durum, kış ve ilkbahar ayları başında esen “baykür” denen rüzgardır ve oldukça etkilidir.
DERİK MESLEK YÜKSEK OKULU
Mardin Artuklu Üniversitesine bağlıdır. Amaç: bölgenin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikli ara elaman yetiştirmektedir. Özellikle, Derik ve çevresinin tarım-gıda ve zeytincilik gibi alanlardaki potansiyeli vurgulanmıştır.
Derik Zeytini
ZEYTİN
İlçe merkezinde zeytin yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bu zeytinliklerin tümü Tigran krallığı döneminde ekilmiştir. (MÖ 83 ile MÖ 77 yılları arasında)
Zeytin ağaçlarının ilçedeki toplam sayısı 103 bin civarındadır. Yıllık zeytin üretimi ise 3500 tondur. Burada “halhalı” cinsi zeytin oldukça meşhurdur.
2018 yılında İngiltere’de düzenlenen Londra Uluslararası Zeytinyağları Yarışmasında altın madalya kazanmıştır. Ardından zeytine ve hem de yağa olan talep hızla arttı.
Halhalı zeytini, çekirdeğinin küçük olması ve etinin dolgun olmasından dolayı tercih ediliyor. Raf ömrü de uzun olduğundan yıl boyu sofralarda tüketilebiliyor.
Buralara yolunuz düşerse, halhalı zeytini mutlaka satın almalısınız.
Derik Yamaç Paraşütü
YAMAÇ PARAŞÜTÜ
İlçe yamaç paraşütü için uygun şartlara sahiptir.
İlçe merkezinden 4 km uzakta bulunan, 350 rakımlı Zeytinpınar Mahallesindeki tepede yamaç paraşütü yapılabiliyor.
Belediye tarafından verilen destekle, ilçede yamaç paraşütü yapılması için girişimlerde bulunulmuştur. Yerli halk, yamaç paraşütü kursu almaktadır.
Derik
GEZİLECEK YERLER
KALE MAHALLESİ-SALİKAN
Şeyh Osman mezarlığı ve Ermeni mezarlığı, Kale Mahallesi ismini almadan önce Salikan Mahallesi olarak anılmaktaydı.
Kale Mahallesi ismini almasının nedeni, dağ eteklerinde bulunan uç noktasının kale biçiminde olması ve en yüksek tepenin eteğinde kurulması şeklindedir. Evlerin eski yerleşim birimi hep topraktan olup, yeni yapılan binalar betonarme olarak yapılmıştır.
Derik Dera Sor Kilisesi
Dera Sor Kilisesi-Surp Kevrok Kilisesi
Kale mahallesindedir.
Surp Kevork Ermeni kilisesidir. 1650 yılında yapılmıştır. Bu kilise hem ibadet hem de eğitim amaçlı iki bölümden oluşmuştur.
1915 yılından sonra kilise, devlet hazinesine aktarılmıştır. Bu tarihten sonra ise çeşitli amaçlar için kullanılmıştır. 1957 yılında bölgenin Ermeni sakinleri, hazineye para ödeyerek yapının mülkiyetini geri almışlardır.
Satın alınan kilise Garaabed Keçici isminde Derikli bir Ermeni’nin ismine kaydedilmiştir. Yani kilise yapısının stütüsü şu an özel mülkiyet şeklindedir. Kilisenin mülkiyeti, tapu malikinin ölümünden sonra ise, varislerine devredilmiştir.
Derik Dera Sor Kilisesi
Günümüzde sadece birkaç Ermeni nüfusun yaşadıığı ve sürekli bakımının onlar tarafından karşılandığı kilise, 2004 yılında kapsamlı bir onarımdan geçirilmiş ve Piskopos Aram Ateşyan tarafından kutsanarak ibadete açılmıştır.
2022 yılında Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, kiliseyi ziyaret edip ayin düzenlemiştir.
Taş ve kırmızı topraktan yapıldığı için, Kırmızı Kilise ya da Kızıl Kilise olarak bilinir.
Cemaatin Derik’ten ayrılması nedeniyle 1980’den bu yana kullanılmaz ama hala ayaktadır. Ancak: kilisede bir tek Ermeni ailesi Naif Demirci ve eşi yaşamakta ve kilisenin bakım görevini yürütmektedirler. Her hafta sonu ilçeye gelen misafirler kiliseyi görmek istediklerinde, kiliseyi açmakta olduklarını öğrendim.
KÜÇÜK PINAR MAHALLESİ
Küçük Pınar Mahallesi, Derik ilçesinin ilk kurulan mahallesidir.
Adını mahallede bulunan bir pınardan almıştır. Bu mahallede, Küçük Pınar Camii, Eski Hükümet konağı bulunmaktadır. Ayrıca, mahalle eski bir mahalle olduğundan eski taş evler, kasır adı verilen eski yapılar yoğun olarak bulunmaktadır.
Derik’in ünlü bahçelerinin bulunduğu Gap mevki, Küçükpınar sınırları dahilinde olup, yüzölçümü olarak diğer bütün mahallelerden daha büyüktür.
200 haneli mahallenin ikisi hariç, tamamı toprak evlerdir. Mahalle nüfusunun tamamı mevsimlik işçidir. Rakımı 780 metredir.
Burada bulunan Hükümet Konağı, cami ve köşklerin önemli bir kısmı, tescil edilerek koruma altına alınmıştır.
Söz konusu yapılar, kültürel özelliklerinin yanında yöreye özgü nahit taş (killi kalker) ine inşa edilmiş olmalarından dolayı önemlidir.
Küçükpınar Camii:
Caminin yapımında kaba yontu taş ve kesme taş kullanılmıştır. İnşa tarihini veren herhangi bir kitabe bulunmadığından hangi tarihte inşa edildiği bilinmemektedir.
Dikdörtgen bir alana oturtulan camiye, kuzeyde yer aldığı genişliği 1.50 m, derinliği 0.50 m ve 0.75 m yüksekliğinde yarı daire kemerli giriş açıklığından geçilmektedir.
Doğu-batı yönünde 14.55 m , kuzey-güney yönünde 12 m, ölçülerinde ve dikdörtgen planlı harim mekanı, bir kısmı yarım daire, bir kısmı da sivri formlu kemerler ile üç sahına ayrılmıştır.
Harim mekanı güneyinde 1.20 m genişliğinde, 0.90 m derinliğinde ve 2.40 m yüksekliğinde mihrap bulunur.
Mihrabın batısında, taş ve ahşap yapımı minber mevcuttur.
Caminin kuzeyinde doğu-batı yönünde 12, kuzey-güney yönünde 3.25 m ölçülerinde son cemaat mahalli mevcuttur.
Yarım daire kemerli pencere açıklıklarına yer verilen cami, içten beşik tonozlu, dıştan ise düz dam ile örtülüdür.
Caminin kuzeyinde, doğu-batı doğrultusunda 9.35 m, kuzey-güney doğrultusunda 5.30 m ölçülerinde ve dikdörtgen planlı avlu bulunmaktadır.
Avluya, batıda bulunan giriş açıklıkları ile geçilmektedir.
Yapının dış yüzeylerinde aşınma, renk bozulmaları görülmüştür. İç mekanın taş yüzeyleri ve tonoz yüzeylerine boya ve sıva uygulanmış, harim mekanın duvarları ise belli bir yüksekliğe kadar fayans ile kapatılmıştır. Son cemaat mahalli üst döşemesi betonarmedir. Revaklı alan camekan ile kapatılmıştır.
Küçükpınar Konağı-Kasr-ı
Küçükpınar Mahallesinde Karahan Sokaktadır.
Konut iki katlı olup, tamamı taş yapılardan oluşmaktadır ve kargir sistem hakimdir. Üst katında, 3 oda, bir salon ve bir teras bulunur. Üst katın pencere kısımlarında Güneş sembolü bulunmaktadır. Alt katta ise, geniş bir giriş ve han olarak kullanılan bir alan bulunur. Yapının tarihi hakkında hiçbir bilgiye ulaşılamamıştır. Küçükpınar Konağı dışında, mahallede birkaç tane daha konak bulunmaktadır. Bu konakların çoğu, bugün sahipleri tarafından kullanılmaktadır.
Derik Eski Hükümet Konağı:
Eğimli ve dörtgen bir alana kuzey-güney doğrultusunda konumlandırılan yapı, avlulu, eyvanlı ve iki katlıdır. Kesme ve düzgün kesme taştan yığma tekniğiyle inşa edilmiştir.
Zemin kat, sınırı belli olmayan bir avlunun güneyinde yer alan mekanlardan oluşmaktadır. Zemin kata giriş, kuzey cephede bulunan yuvarlak kemerli çift kanatlı metal kapıdandır.
Avlunun batısında bulunan merdiven ile 1’nci kata çıkılır. 1 Kat’a: sivri kemerli bir eyvandan geçiş sağlanmaktadır. Yapının cephesinde lentolu yuvarlak ve dilimli pencere açıklıklarına yer verilmiştir. Güneyde yer alan sivri kemerli eyvan günümüzde kapatılmıştır.
Yapının taş yüzeylerinde aşınma, renk bozulmaları ve derz boşalması görülmektedir. Boşalan derzlere harç ile müdahale edilmiştir. Yapının üst döşemesi ve merdiven, betonarmeden inşa edilmiştir.
Eski Hükümet konağı: özgün yapım tekniği ve sanatsal özellikleri nedeniyle, tescil edilerek koruma altına alınmıştır.
Derik Taş evleri ve süslemeleri:
Küçükpınar Mahallesi Cevizpınar Mahallesi ve Dağ Mahallesinde çok farklı yapılarda taş evler ve taş evlerin kapılarında, pencerelerinde süslemeler bulunmaktadır.
Derik sokaklarında bulunan Abbaralar ile küçük Mardin diye bilinen mimari bir güzelliğe sahiptir. Buradaki evlerin kendine özgü mimarisi ve zengin bir malzeme çeşitliliği vardır. Bu mimari yapılar, Derik çarşı merkezinden başlayıp, Derik Eski Hükümet Konağına kadar dizilmektedir.
Derik Gap Şalelası
Gap Şelalesi Tabiat Parkı:
Derik’in yaklaşık 3 km güneydoğusundadır. Türkiye’nin 223’ncü Tabiat Parkı ilan edilmiştir. Park alanında: seyir terası, yürüyüş platformları, parklar ve spor alanları düzenlenmiştir.
Ancak Derik ilçesinde Gap denildiğinde akla gelen sadece burası değil. Derik ekonomisinin temelini oluşturan zeytincilik ve meyveciliğin önemli bir kısmı bu alanda yapılmaktadır.
Gap bahçeleri, üç yüksek dağ arasında bulunmaktadır. Gap’da tüm bahçelerin sulama suyunu sağlayan iki önemli ve ismini bu alana veren su kaynağı vardır. Bunlardan birinin adı Yukarı Gap, diğerinin adı da Gap Mağarasıdır. Burası 30-40 metre karelik bir mağaradır. Mağara çevresinde ve aşağı Gap mıntıkasında tarihi şehir kalıntıları bulunmaktadır. Bazı kişiler define bulmak umudu ile zaman zaman burada kazı yaparak tarihi kalıntıların yok olmasına sebebiyet vermektedir.
ZEYTİNPINAR MAHALLESİ:
Derik’ten önce kurulan bir yerleşim birimidir. Bu mahallede daha önce Ermeniler döneminde, Aramiyan ve başka bir ismi de Nalçıhan olarak geçmektedir. Şimdiki caminin üzerinde Nalçıvan ismi yazılmış bulunmaktadır. Daha önce bir köy iken, 1965 yılında ilçenin bir mahallesi olmuştur.
KRAL KIZININ TAHTI
Zeytinburnu Mahallesindedir.
İlçenin kuzeyinde bulunan dağların en uç noktasında bulunan Roma ve Bizans dönemine ait yapıların bulunduğu bir harabedir.
Bölgenin bitişiği ve Zeytinpınar sınırları dahilinde bulunan eski bir tarihi bölgedir.
Yapılan incelemeler, taşlardan oyulmuş su kuyuları eski yapıların izleri açık bir şekilde görülmektedir.
Buranın büyük bir yerleşim alanı olarak olmasından ziyade bir gözetleme kulesi şeklinde yapıldığı, kullanılan harcın da kireç ve sert kayayı ufaltarak karıştırılması sonucu ortaya gelen Zift u Hacer denilen çamur kullanılarak inşa edilmiştir.
Günümüzde bu tepe yamaç paraşütü etkinliklerine sahne olmaktadır. Rakım yaklaşık 1200 metredir. Geniş açılı bir manzarası vardır İlginç bir olay, günümüzde yağmur yağdığında nadiren burada topraktan Roma ve Bizans dönemine ait sikkeler çıkmaktadır.
SİSAN HARABELERİ VE SİSAN KİLİSESİ/TAPINAK:
İlçe merkezine bağlı Zeytinpınar Mahallesine bağlı Sisan Mahallesinde bulunan Sisan Kilisesi ve Sisan Hırbe yerleşim yeri, 2015 yılında Sit alanı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır. İlçe merkezine 10 km uzaklıktadır.
Sisan, Sasaniler ve Romalılar dönemine ait yerleşim alanıdır. Yerleşim, tepe eteklerine kurulmuştur. Yukarı Sisaban ve Aşağı Sisaban olarak iki bölüm vardır. Yukarı Sisaban oldukça önemli bir bölgedir. Buradaki yerleşim, yaklaşık 200 metre yüksekliğinde bir tepenin üzerinde kurulmuştur.
Sisan yerleşiminin bulunduğu yüksek tepe, kuzeybatısında Şamran’ı, arkasına da Derametinan’ı alıp, sahip olduğu önemi anlatmaktadır. Burasının bir geçiş noktası olması aslında buranın coğrafi olarak önemini daha da arttırmaktadır.
Yine su kaynaklarına yakın oluşu, buranın tarihsel olarak sürekli bir yerleşim alanı olmasına sebep olmuş olup, bunu stratejik olarak da pekiştirmiş durumdadır.
Evet: Sisan veya Sisaban mevkii, arkeolojik ve tarihi açısından oldukça zengin bir yerleşim yeridir.
Mozaikler:
Sisan’da bulunan mozaiklerin Sasani ve Bizans sanatının etkileşim içinde bulunduğunu göstermektedir.
Erken Bizans dönemi yapıtlarındaki hayvan figürleri ve mitolojik olaylarda, Sasani geleneğinin etkileri görülür.
Sisan tapınağının tabanında yer alan mozaik süslemelerinde; ata binmiş sakallı ve heybetli kişilik mitolojik ve dinsel etkiyi göstermektedir. Dönemin sanatıyla ilgili güzel bir mozaik figürdür.
Kilise denetiminin güçlendiği ve ikonaların yok edildiği dönemde (717-867) Erken Bizans sanatındaki gelişme de durur. Bu yeni dönemde: mozaik resim sanatı, yüzeysel ve simgesel bir anlatıma yönelir. Haç ya da benzeri simgeler öne çıkar.
Zaten Sisan Tapınağı ve çevresinde bu cümleye uygun kalıntılar söz konusudur.
Arazi çalışmaları sırasında Tapınak (kilise) denilen alanın tabanında mozaik olduğu, üstünün muşabba tarzı bir naylonla kapatıldığı tespit edilmiştir.
SONUÇ-GÜNÜMÜZ-TAPINAK KALINTILARI
Sisan yerleşim yerinde, yapıların büyük çoğunluğu tahrip olmuş ya da yerin altında gömülü kalmış olsa da Tapınak (Kilise)alıntısının büyük çoğunluğu yapısını korumaktadır.
Köy alanı, başlı başına bir ören yeri olup, her tarafta sütun altlıkları, dönemin seramikleri, sikkeleri ve bu dönemlere ilişkin her şey göze çarpmaktadır.
Tepenin en doruk noktasına zorlu bir tırmanış sonucu çıktığınızda, burasının asırlar öncesinde ne kadar büyük bir şehir olduğunu anlayabilirsiniz.
Dönemin en elit kesimine hitap eden bu şehir, görkemli görünüşü ve manzarasıyla bir o kadar güzeldir.
Burada gözle görülen en büyük yapı, dikdörtgen planlı tapınaktır.
Bu tapınağın giriş kapısı: güney kesimde olup, duvarlarında haç motifleri bulunur.
Tapınağın doğu ucundaki konik yapı, tapınım mekanı olup haç ve bitkisel motifli haç işaretleriyle daha mistik bir vaziyet kazanmıştır.
Tabandaki mozaik süslemesi, ata binmiş sakallı mitolojik dinsel öğeler taşıyan bir betimdir.
Yine buradaki bazı devasa taşlar, üstündeki hayvan motifleri de ilgi çekicidir.
Yukarıda bahsettiğim Sasani-Bizans etkileşimine aslında güzel kanıtlar bunlar.
Tapınak çevresinde yoğun sütun örnekleri, cüruf parçaları, devasa taşlardaki işçilik örnekleri gibi buradaki yerleşimin sivil-askeri elit bir kesim tarafından mesken edildiğini anlatıyor.
Buna benzer büyük yerleşimlere daha önce Zeugma’da rastlanmıştır.
Bu noktada, burada büyük yerleşimlerle karşılaşma olasılığı çıkıyor.
Bu arada değinmek gereken bir başka nokta da sadece burada mozaik örnekleri mevcut değildir.
Mazıdağı’nın birkaç yerinde daha küçük mozaik betimlemeler mevcuttur.
Sisan hakkında yapılacak kapsamlı bir çalışma belki de Mazıdağı antik yerleşiminin sosyal, ekonomik askeri ve siyasi alandaki önemini daha da iyi ortaya koyacaktır.
Ayrıca büyük antik yerleşimlere etkileri daha iyi ortaya konacaktır.
Çünkü elit sayılabilecek bir şehir olan Sisan örneği, çok nadir sayılabilecek bir yapıdadır.
Yine İslam dönemine de tanıklık yapan bu yerleşme Hz Ömer’in bugünkü Güneydoğu Anadolu coğrafyasını fethedip İslamlaştırması aşamasında Sisan önemli nokta olmuştur.
Bu dönemde burası, İslam kültürünün etkisine girmiştir.
Bölgede kaya mezarları da bulunmaktadır.
Sisan yerleşim yeri Tarihi ve Arkeolojik özellikleri açısından önemli bir değer ve turizm açısından potansiyel bir alandır.
Nitekim buraya özellikle Diyarbakır’dan çok sayıda ziyaretçi gelmektedir.
Günümüzde burada köy yaşamı devam ediyor ve antik kalıntılar yer yer yerleşimle iç içe geçmiş durumdadır.
Derik Tepebağ Mahallesi
TEPEBAĞ MAHALLESİ.
İlçe merkezinin 1 km güneyindedir.
Mağara döneminden günümüze kadar birçok medeniyetin kuruluş izlerini burada görmek mümkündür.
Köyün doğusunda, köylülerin Kale tepesi-Zindantepe dedikleri bir tepe bulunmaktadır. Köy bu tepenin eteklerine doğudan batıya doğru yarım ay şeklinde yapılmıştır.
Tepe üzerinde 300-400 metre çevreleyen bir sahada kale kalıntıları görülmektedir.
Bu kalıntıların mimari tarzından ve yapı stilinden kalenin Bizanslılara ait olduğu anlaşılır.
Güneyde Kuruçay, batıda ambar tepesi, kuzeyde Gap bahçeleri ve kalesini içine alarak doğuda Gül mahallesinin dışından geçer ve güney yönündeki Kuruçay’da birleşir.
Bu duruma göre, dış sur 2000 metrelik bir çevre ile eski Tılbisim şehrini içine almakta idi.
Gerek kale ve gerekse köy içme suyunun kışın Gap suyu ile Kuruçay’dan, yazın ise kuyu ve sarnıçlardan temin edilirdi.
Tilbisim, geçimini bağcılık, zeytincilik, kısmen hayvancılık ve şarapçılıktan sağlardı.
Tarihi ipek yolu bu yerleşim biriminin sınırları içerisinden geçerek ulaşımı sağlardı ve bu yüzden yol güzergahından geçen kervanların uzak yerlerden aldıkları malları takas için bir pazar kurmuşlardır. Bu pazarın ismi “Bazara Gühera” ismini taşımaktaydı ve günümüzde zaman içerisinde bu isim o pazarın bulunduğu mahalleye verilmiştir.
Kalenin güney yönü özellikle şu an yıkılmış ve birçoğunun yerine yeni inşaatların yapıldığı saraylar mevcuttu. Bilhassa Hacılar Mahallesi bu tip sarayların toplandığı yermiş. Hacı Avdo’nun evinin içinde Roma döneminden kalma mozaikler mevcut olup, bu gün o mozaiklerden eser kalmamış olup, o yer şu an ahır olarak kullanılmaktadır.
Zamanında ilmi ve ticari alada büyük bir öneme sahipti.
Köyün batısında Arap Hasan bölgesinde bir yanardağ kalıntısı vardır.
Derik Tepebağ Camii
TEPEBAĞ CAMİİ:
İlçe merkezinin 3 km güneyindeki Tepebağ (Tilbisim) Mahallesindedir.
Yapı, bazalt ve kalker kaba yontu taştan inşa edilmiştir.
Dıştan, doğu-batı yönünde 14 metre, kuzey-güney yönünde 16 metredir.
Cami dikdörtgen planlıdır.
Camiye geçiş batıda yer alan 2.60 metre genişliğinde, 1 m derinliğinde ve 3 metre yüksekliğindeki sivri kemerli, üzeri çapraz tonozlu bir ön giriş mekanından sağlanmaktadır.
Harim mekanı, doğu-batı yönünde 13.10 metre ve kuzey-güney yönünde 9 metre ölçülerinde dikdörtgen planlı olup iki sahına ayrılmıştır.
Harim mekanın güneyinde, 0.85 m genişliğinde, 0.70 m derinliğinde ve 2.45 m yüksekliğinde mihrap nişi yer almaktadır.
Mihrap nişinin batısında yapılmış minber mevcuttur.
Camide dikdörtgen formlu pencere açıklıkları, mazgal pencereler ve çeşitli formlarda nişlere yer verilmiştir.
Beşik tonozla örtülü cami, dıştan düz damlıdır.
Caminin kuzeydoğusunda abdest alma yeri mevcuttur.
Caminin harim mekanındaki duvar ve tonoz yüzeyleri boyalıdır.
Cephe duvarlarında boşalan derzler ve kopan parçalar gelişi güzel bir şekilde harç ile onarılmıştır.
Cephe taşlarında uzun süreli doğal etkenler nedeniyle aşınma, yosunlaşma ve kararmalar görülür.
Derik Telbısım Harabeleri
TELBISIM HARABELERİ
İlçe merkezinin 3 km güneyinde, Mardin karayolu üzerinde, Tepebağ köyündedir.
Köy: Kale tepesi eteklerinde kurulmuştur.
Yaklaşık 300 x 300 metre genişliğinde ve aynı taban üzerinde yükselen üç farklı tepeden oluşmaktadır.
Yol çalışmaları sırasında, yüzde 40’lık bir oranda tahribata uğramıştır.
Yapılan yüzey araştırmaları sırasında höyükte bulunan seramiklerden aşağıda yazdığım dönemlere ait seramikler tespit edilmiştir.
Höyükte tespit edilen dönemler:
Halaf dönemi, Uruk dönemi, Ninive 5 dönemi, Habur dönemi ve Yeni Asur dönemi.
Bu tepe üstünde: 300-400 metrelik bir sahada, iç kale kalıntısı vardır. Bu kalıntıların mimari tarzından, kalenin Bizans dönemi yapısıdır.
Kalenin dış surlarının izleri ise, güneyde kuru çay, batıda Anbar tepe, kuzeyde Gap bahçelerini ve doğuda Kasrı Nebi’yi içine alarak ilerler.
Dış surlar, 2 kilometre uzunluğundadır. Eski Tılbısım şehrini içine alır.
Kale ve şehir içme suyu ihtiyacını, kışın Gap suyundan, yazın ise kuyu ve sarnıçlardan sağlamaktaydı.
Hacılar mahallesindeki kalıntılardan, şehrin güney tarafının tamamen, saraylarla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Bugün bile bazı evlerin içinde Bizans devrinden kalma, renkli mozaikler bulunmaktadır.
Bugün şehir harabesi ve dış surların kalıntısı, tamamen yok olmuş durumdadır. Çünkü yerleşimde yapı kalıntılarının çoğu açık alanda ve korunmasız durumdadır. Üzerlerinde yazılı levhalar, yönlendirme işaretleri yoktur.
EMİNO KASRI:
Tepebağ Mahallesindedir.
Emino Kasrı, eğimli ve çokgen bir alanda kuzey-güney doğrultusunda konumlandırılmıştır. Avlulu, teraslı, 2 katlı yapı, kesme ve moloz taştan yığma tekniğiyle inşa edilmiştir. doğu-batı yönünde uzanan dikdörtgen planlı avluya, kuzeyde yer alan bir açıklıktan geçilmektedir.
Zemin kat, avlu ve etrafında şekillenen mekanlardan oluşmaktadır. Dikdörtgen planlı bakkal tavanlı odaların tavanlarının bir kısmı çökmüştür.
Avlunun kuzeyinde yer alan mekanlara giriş, yuvarlak kemerli bir açıklıktan sağlanmaktadır. Bu giriş bölümü, dikdörtgen planlı bakkal tavanlıdır.
Giriş bölümünün batısında yer alan odaya basık kemerli açıklıktan girilmektedir. Bu bölüm, doğu-batı yönünde dikdörtgen planlı olup üst örtüsü çökmüştür. Bu bölümün doğu duvarında yer alan aralıktaki merdivenler ile üst kata çıkılmaktadır. Bölümün kuzeyinde basık kemerli metal kapıdan odaya geçilmektedir. Yapının batı cephesi, dilimli kaş kemerli niş içine alınmış dikdörtgen formda pencereler mevcuttur.
Evet yapı günümüzde büyük oranda tahrip olmuştur. Üst örtüleri çökmüş olan odaların boyalı olan yüzeylerinde dökülmeler gözlenmiştir. Cephe taşlarında aşınma, renk bozulması, parça kopmaları, biyolojik bozulmalar ve dış cephede boşalan derzlere harç ile müdahale edilmiştir.
KURUÇAY MAHALLESİ:
İlçe merkezine 30 km uzaklıktadır. Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır.
Mozaikli Alan:
Kuruçay Mahallesindedir. Mozaikli alan, Mahalledeki Celal Akyol isimli şahsın evinin içerisinde, ev ise taş duvarlı bir avluda yer almaktadır. Ayrıca avlu duvarının bazı kısımlarında mozaik ile çağdaş olan iri kesme kalker taş bloklar görülür. 2008 yılında Derik İlçe Jandarma Karakoluna yapılan bir ihbar sonucu, Celal Akyol isimli şahsa ait evde bulunan ve büyük kısmı açıkta olan mozaiğin, evin zemin döşemesi olarak kullanıldığı görülmüştür. Roma dönemine tarihlenen mozaik, statumen adı verilen blokaj tabakası üzerine iri argegalı, kalın harç ve bunun üzerindeki ince harç tabakasına tesseraların yerleştirilmesi ile oluşturulmuştur.
Opus tessalatum tekniğiyle yapılmış ve yaklaşık 44 metre karelik alanı kaplayan mozaik zemin, renkli tesseralarla yapılmıştır. Mozaikli zeminde çeşitli hayvan figürleri, geometrik desenler ve bordürlerin yanı sıra mozaiğin kuzey bölümünde kısmen korunmuş iki satırlık yazı bulunmaktadır. Mozaik zemin, 2008 yılında Mardin Müzesi uzmanları tarafından Mardin Müzesine getirilmiş ve teşhir edilmeye başlanmıştır.
HİSARALTI MAHALLESİ
Derik Rabat Kalesi
RABAT KALESİ
Yeri:
Kale: Hisaraltı köyünün kuzeyinde, sarp bir vadinin doğusunda, sert kalkerli bir arazi üzerinde 150 metre kadar yükselir. İlçe merkezine 15 km uzaklıktadır.
Hisaraltı Mahallesinden 3 km uzakta olan kalenin yolu yoktur. Dik yokuşlu yolun çıkılması oldukça zordur. Yolun yapılması gerekmektedir.
Hisaraltı köyünün kuzeyinde sarp bir vadinin doğusunda bulunan Rabat Kalesi, sert kalkerli bir arazi üzerinde yükselir.
İnşa tarihi:
Roma döneminden kaldığı düşünülen kalenin inşa tarihi bilinmiyor. Kitabesi günümüze ulaşmamıştır. Kaynaklarda da yeterli bilgi yoktur. Kale Artuklular döneminde onarılmış ve birtakım ilavelerle genişletilmiştir.
Önemi:
Kale, tarihsel olarak geçitleri kontrol etmek için kullanılmıştır.
Mimari özellikleri:
Kale, yöresel kesme taştan ve yer yer de moloz taştan yapılmıştır.
Kalenin çevresi 1500 metredir, 13 burçlu, dört köşesinde 15-20 metre yüksekliğinde 4 gözetleme kulesi bulunan muazzam bir yapıdır.
Burçların yüksekliği 15 metre, surların yüksekliği ise 10 metredir. Bazı yerlerde surların yüksekliği 20 metreyi bulur.
Derik Rabat Kalesi
Kalenin doğu ve batısında iki kapısı vardır. Bu kapılardan kale içine girildiğinde, iç kalenin iki savunma duvarı ile tahkim edildiği görülür. Bu 3 savunma duvarı, iç içe kapı ile birbiriyle irtibatlıdır.
Kalenin üstü dümdüz bir alan görünümündedir. Binalar yer altında inşa edilerek üstü toprak ile örtülmüştür. Düzlük yerlerde sütun başları ve aslan kabartmaları vardır. Yer altındaki saray kalıntıları, erzak ambarları, su sarnıçları ve bina kalıntıları bugüne kadar sağlam kalmıştır.
Derik Rabat Kalesi
Kale içindeki kalıntılardan bir bölümünün kale komutanına ait bir köşke ait olduğu iddia edilmiştir.
Büyük kiliseyi gösteren tarafta, üzerlerinde haç işaretleri bulunan yekpare taşların yerleştirilmesiyle oluşturulan binalar bulunmaktadır. Bu tarz yapılanma Roma stilinin olduğu Rabat şehrinin de Roma döneminden kalan bir şehir olduğu tahmin edilmektedir.
Kaledeki su sarnıçlarının kalıntıları, hala sağlamlığını korumaktadır.
Kalenin çevresinde kilise kalıntıları vardır.
Rabat kalesi tek mekanlı kaya konut:
Rabat Kalesinde bulunmaktadır. Kaya konutun ön kısmında, doğu-batı yönünde 3.5 m, kuzey-güney yönünde 6.10 m ölçülerinde, ana kayanın derinlemesine kesilmesiyle oluşturulmuş bir avlu yer almaktadır. Kaya konuta giriş, batı yönünde yer alan bu avludan, 1.5 m genişliğinde, 0.70 m derinliğinde ve 1.5 m yüksekliğindeki giriş kapısından girilmektedir.
Kaya konutun merkezinde üst yapının ağırlığını hafifletmek için ana kayadan oyma bir adet sütun mevcuttur. Mekanın doğu duvarında, gündelik eşyaların yerleştirildiği bir adet yüklük nişe yer almaktadır. Ayrıca konutun doğusunda 0.7 m çapında bir adet aydınlatma/havalandırma açıklığı bulunmaktadır. Günümüzde kaya konutun içi kısmı moloz, taş ve toprak doludur.
Rabat Kalesi Nekropol Alanı:
Kalenin güney batı yamacında yer almaktadır. Nekropol alanı, doğu-batı yönünde 100 m, kuzey-güney yönünde 110 m ölçülerinde bir alanı kaplamaktadır. Alanda yapılan belgeleme çalışmaları kapsamında, nekropolde khamosarion ve arcosalium mezarlar tespit edilmiştir. Ancak alanda ana kayadan parça kopmalarıyla girişleri kapanmış ya da akıntı toprağın yoğun olması nedeniyle birçok kaya mezarın toprak altında kaldığı görülmüştür.
Rabat Kalesi İşlik Alanı:
Rabat kalesi içindedir. Kale içerisinde ana kayaya oyulmuş ve birbiriyle bağlantılı çok sayıda işlik alanı tespit edilmiştir. İlik alanında tespit edilen ezme havuzları ortalama olarak doğu-batı yönünde 8 metre, kuzey-güney yönünde 9 metre ölçülerinde, dikdörtgen planlıdır. Ezme havuzunda işlem gören ürüne ait suyun iletildiği kanallar mevcuttur. Alanda ezme havuzları ve kanallar bağlantılı depolama hazneleri vardır. Depolama hazneleri, yuvarlak ağızlı, armudi biçimli bir gövde yapısına sahiptir.
Evet gelelim günümüze, günümüzde işlik alanı yoğun ot ile kaplı olup depolama haznelerinin içi kısımları moloz taş ve dolgu toprakla doludur.
Sonuç:
Bölge, 1’nci derece Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Ancak; öğrendiğime göre, bu bölgede kurulacak olan Rüzgar Enerji Santralına ait 37 rüzgar türbini Derik ilçesinde olacakmış ve hatta Rabat Kalesi ve Xab Şelalesinde kurulacakmış.
DERİNSU KÖYÜ
Derik Derinsu Mağarası
DERİNSU MAĞARASI
Derik’in batısında, Hanok’un 8 km kuzeybatısında, Derinsu Köyündedir.
Mağaranın giriş kısmının genişliği yaklaşık 30 metre, içeriye doğru uzunluğu ise yaklaşık 50 metredir.
Kaynak mağara içinde bir göl oluşturmakta ve çıkış yerinin neresi olduğu bilinmemektedir.
Mağara içinden taşan su, güneyde küçük bir vadi içerisinden akmaktadır.
Mağaranın giriş kısmında birçok kuş türü bulunmaktadır.
Evet: Mağaranın içinde, yeraltı gölü bulunmaktadır. Bu gölün derinliği bilinmiyor. Bu yüzden “Derinsu” ismi verilmiştir.
Yörede yaşayan köylüler, yaklaşık 100 metre uzunluğundaki bir ipin ucuna ağırlık bağlayarak derinliği ölçek istediklerinde, gölün dibine ulaşamadıklarını söylemektedirler.
Bir olay daha var. Mağarada göle giren iki askerin boğulmaları nedeniyle, gelen dalgıçlar suya girdiklerinde, suyun dibinde büyük bir akıntının olduğunu ve bu yüzden aşağı doğru dalamadıklarını söylemişlerdir.
Ovuk kısmında oluşan doğal olaylar sonucu mağaranın nasıl ve şeklinin nasıl alındığı tam olarak bilinmiyor.
Mağaranın büyüklüğü 2 bin metre karedir, yükseklik ise 15 metredir.
Gölün genişliği 13 metre ve uzunluğu ise yaklaşık 30 metredir.
Mağaranın tavanının ortasında bulunan bir yarıktan ikinci bir mağaraya geçilir. Eski zamanlarda, yörede yaşayan köylüler, üst mağaraya peynir tenekelerini koyarak, peynirlerin bozulmasını önlerlermiş.
Derik Derinsu Mağarası
Mağaranın içindeki gölden akarak çıkan su, köyün camisinin avlusundan akarak, aşağıda bulunan tarım arazilerine hayat veriyor. Mağaradan çıkan ve köye hayat veren kaynak suyu, yaklaşık 2 bin dönüm araziyi suluyor. Kaynak suyu ile pirinç, mısır, buğday, arpa ve benzeri ürünler yetiştiriliyor.
Yazın aşırı sıcaklarda bunalan birçok köylü, soluğu mağarada alıyor. Köye ziyarete gelen misafirler mağarayı görmeden köyden ayrılmıyorlar.
Kışın su seviyesinin yükseldiği ve yazın ise normal seviyeye indiği söyleniyor. Hatta Dumluca Barajını bu su besliyormuş.
Sıcak havalarda mağaranın içindeki hava oldukça serindir. Hatta, önceleri, bu mağara köylüler tarafından soğuk hava deposu olarak kullanılıyormuş.
Sonuç: mağara içinde taş düşme riski bulunduğundan, suya girmek tehlikeli ve yasaktır. Ama, bence buralara yolunuz düşerse, mutlaka bu olağanüstü güzelliği görün.
Derik Sin ve Seydoş Hazretleri
SİN VE SEYDOŞ HAZRETLERİ
İlçe merkezine bağlı Derinsu (Buğur) Mahallesine bağlı, Yassıtepe (Kumtere) Mahallesinde bulunan türbe, 2013 ylında tescil edilerek koruma altına alınmıştır.
Hazreti Sin ve Hazreti Seydoş, İslamiyeti yaymak için Derik çevresine gelip burada yaptıkları savaş sonucunda şehit oldukları düşünülen iki kardeştir.
Derinsu (Buğur) köyünde bulunan Hz Seydoş mezarı, tarihi mezarlık olmasından dolayı, mezar hırsızları tarafından önemli ölçüde tahrip edilmiştir. Bunun temel nedeni de mezarların mimari yapısının dikkat çekici olmasıdır. Tarihi kesin olarak bilinmeyen bu mezarların bir kaçı sağlam kalabilmiştir.
Hz Sin türbesi;
Bih ve Xanük köyü arasında Dumluca Barajı kıyısında yeşillikler arasındadır. Çokgen bir yapıya sahip türbeye giriş, güneybatıda yer alan 1 m genişliğinde, 0.35 m derinliğinde ve 2.10 m yüksekliğindeki dikdörtgen formlu açıklıktan sağlanmaktadır. Türbe alanı, doğu-batı yönünde 5.90 m, kuzey-güney yönünde 5.80 m ölçülerinde ve çokgen planlıdır. Türbe alanında Seyyid Sin mezarı dışında erkek kardeşi Şeyh Ebubekir’e ait mezar da bulunmaktadır. Dikdörtgen formlu pencere açıklıklarına yer verilen türbenin üzeri kubbe ile örtülüdür. Yapıda doğal ve beşeri tahribat söz konusudur.
Hz Seydoş Türbesi:
Dumluca (Şefnat) Mahallesindedir. Dikdörtgen bir alana oturtulan türbe, modern malzeme ile inşa edilmiştir. Türbe, dıştan doğu-batı doğrultusunda 7.20 m, kuzey-güney doğrultusunda 5.90 metredir.
Türbeye giriş, batıda yer alan 0.80 m genişliğinde, 0.60 m derinlikte ve 1.85 m yükseklikteki dikdörtgen formlu girişten sağlanmaktadır. Türbe alanında, Hz Seydoş’a ait mezarın yanı sıra kız kardeşi Hz Zeynep’e ait mezar da bulunmaktadır. Mezarlarda herhangi bir süsleme elamanı veya künye bilgisi yoktur. Üzeri kubbe ile örtülü türbede, 2 adet mazgal pencere bulunur. Türbenin etrafında sonradan eklenmiş mescit, lavabo ve abdest alma yeri eklenmiştir. Yapıda doğal ve beşeri tahribat söz konusudur.
Su kaynağı:
Türbenin bulunduğu yerde önemli bir su kaynağı bulunmaktadır.
Seydoş kaynakları, Dumluca Mahallesinin yaklaşık 2-3 km kuzeybatısında, Dumluca-Derinsu yolunun batısından geçen Bellik vadisinin yamacında yer almaktadır.
Alüvyon içerisinde üç ayrı yerden boşalmaktadır. Kaynaklar üç adet fay sisteminin kesiştiği yerde yer almaktadır. Kaynakların sıcaklıkları 18 derecedir.
Evet sonuç olarak: Sin ve Seydoş türbeleri, Derik yöresi için önemli kültürel miras öğeleridir.
Zin Türbesi ise: Sin ve Seydoş makamlarına gitmeden önce, yol üzerinde bulunmaktadır.
Zin’in; Romatizma hastalığına şifa dağıttığı düşünülmektedir.
Zin Türbesi denen yerin hikayesi: bölge halkı tarafından şöyle anlatılır: Zin’in kardeşleri, Sin ve Seydoş öldürüldüğünde Zin, onların acısına dayanamayıp sırtını bir taşa yaslamış, yaslandığı taşta gömülüp kaybolmuştur.
Bugün, Derik-Derinsu yolu üzerinde bir dikili taş, kutsal sayılmakta ve türbe kabul edilmektedir.
Zin Türbesi de yörenin önemli kültürel miras öğelerindendir.
Türbe hem dini açıdan hem de şifa dağıtması açısından çok sayıda insanın uğrak noktalarındandır.
Hemen hemen her gün ziyaretçileri bulunan her iki ziyaretgahı yaşatmak amacıyla, Viranşehir merkezde bir dernek kurulmuştur.
Ziyaretçilere hizmet etmesi ve İslami ilimlerin öğretilmesi amacıyla Sin ziyareti yanında bir bina yapılmaktadır. Binanın yapımını Sin ve Seydoş Ziyaretleri Koruma Yaşatma Kültür Eğitim ve Yardımlaşma Derneği üstlenmiştir. Bölgede: Sinan, Seyithan ve Seydo gibi isimlerin çok olması, bu ziyaretten kaynaklanmaktadır.
DİĞER MAHALLE VE KÖYLER:
GAVUR FIRINI
İlçe merkezinin kurulu bulunduğu dağ eteğinin, doğu tarafında devam eden dağ yükseltilerinden, geniş bir ayrık ile ayrılmış olan yükseltinin ortasında, daire şeklinde oyularak oluşmuş bir kuyu vardır.
Bu kuyunun derinliği, bugüne kadar ölçülememiştir.
Dağın diplerine doğru inen kuyuya, birkaç kere inme girişimleri olmuşsa da gittikçe genişleyen çapına rağmen tam dibe inmeyi başaran olmamıştır. Enteresan bir yer.
Evet Gavur Fırını olarak bilinen bu yerin rakımı 1185 metredir. Buradan, yamaç paraşütü uçuşları yapılmaktadır. Bu işin profesyonelleri tarafından, buranın yamaç paraşütü için çok uygun bir coğrafyaya sahip olduğu bildirilmiştir.
Derik Kenco’nun Şatosu
KENCO’NUN ŞATOSU-QESRA QENCO:
Yeri:
İlçe merkezinin güneybatısında, 30 km uzaklıkta, Atlı mahallesindedir. Mardin-Şanlı Urfa karayolunun 67’nci kilometresinden sola ayrılan yol, 1 km sonra buraya ulaşır.
Önemi ve kullanım durumu:
Kasır, Avrupalıların Şato, Türklerin Konak dedikleri türde, müstahkem tarzdaki bir yapıdır.
Yapının asıl amacı: Eskiden toprak ağalarının karşılıklı çatışmaları sonucu, kendileri için özel olarak inşa edilmiş olmasıdır.
Bu ağalar sık sık birbirlerinin topraklarına saldırır, çatışmalar yaparlardı.
Onun için bu kasırlar, bir küçük kale gibi korunaklı olarak inşa edilmişti.
Bu tip kasırlar Urfa ve Mardin bölgelerinde pek çoktu.
Bugün ise sadece Quesra Kenco, tam olarak muhafaza edilmektedir.
Yapılış tarihi:
Yapı: 1705 yılında inşa edildiği ve 1905 yılında Hüsene Kenco tarafından yenilendiği, kapı üzerindeki yazıtlardan anlaşılmaktadır.
Mimari özellikleri:
Kasır, 300 metre çevresinde, etrafı dört köşe surla çevrili, sağlam korunabilecek bir kale şeklinde inşa edilmiştir.
SURLAR:
Kasrı çevreleyen surun kalınlığı: 80-90 cm dir.
Kuleler:
Dört köşesine, birer gözetleme kulesi konarak, dışarıdan gelebilecek her türlü tehlikeyi gözaltında bulundurmaktadır.
KAPILAR:
Kuzey ve batıda, iki kapısı vardır.
Derik Kenco’nun Şatosu
ESAS BİNA VE ODALAR:
Esas bina, dört katlı, taştan inşa edilmiştir.
Odalar genellikle dam örtülüdür.
Dam kısmının dört yönünde, birer gözetleme kulesi vardır.
Dört katın duvarlarına ve damın üzerindeki 1.5-2 metrelik ihate duvarının çevresine, yarım metre de bir mazgal deliği konulmuştur.
Kasrın, 2’nci katında: bugün kiler olarak kullanılan ve ifadelere göre, eskiden cami olduğu bildirilen bir odanın kapı kısmı da dahil, yan pervazeli siyah bazalt taşından yekpare olarak yapılmıştır.
Üst kısmına konan yekpare bir taş üzerine, 1-2 satır eski Roma çivi yazısı görülmektedir.
Derik Kenco’nun Şatosu
Kapı:
Kapı 30 cm kalınlığındadır.
Kapının taştan olmasına rağmen, o kadar kolaylıkla açılıp kapanıyor ki, bir insan tek parmağı ile hareket ettirebiliyor.
İfadelere göre, kapıdaki bu taş, Kasrın doğusunda ve 3 km uzağında bulunan harabelerden çıkarılarak buraya getirilmiş ve yerleştirilmiştir.
Taş kapı eski Roma kiliselerinin kapılarından bir tanesidir.
FITTAR-FİTTİN HARABELERİ
Harabeler, İlçe merkezinin 13 km kuzeybatısı yönünde, Pınarcık (Fitne) köyündedir.
Kuzeyden güneye doğru uzayan, gittikçe genişleyen bir vadi içinde, 1 km uzunluğunda ve 500 metre genişliğinde, büyük bir şehir kalıntısı vardır.
Harabeler arasında: saray, kilise ve birçok bina kalıntısı görülebilmektedir.
Özellikle büyük kilise harabesini gösteren tarafta, üzerinde haç işaretleri bulunan büyük yekpare taşların, büyük bir titizlikle yerleştirilmesi ve yapılarda kullanılan taşların üst üste yerleştirilmesi ilgi çeker.
Bu taşların insan gücüyle yerleştirilmesinin mümkün olmadığı düşünülmektedir.
Büyük binalar, taşların üst üste yerleştirilmesi ve bu şekilde birbirine kaynaştırılmış gibi yekpare taşlarla yapıldığı görülür.
Bu şekilde yapı ve mimari tarzı, sadece Roma ve Bizans mimari stillerinde vardır.
Bu yüzden, Fıttar şehrinin Bizans devrinden kalma bir yerdir.
Fıttar, şehri; gerek doğa ve gerekse define avcıları ve hırsızlar nedeniyle, günümüzde tam bir harabe haline gelmiştir. Kalıntıların herhangi bir fotoğrafı yoktur.
Derik Baba Ömer Türbesi
BABA ÖMER TÜRBESİ VE SU KAYNAĞI
Türbe ve su kaynağı: Ballı, Alagöz ve Dumluca köyleri arasındadır.
İlçe merkezine 13 km uzaklıktaki Alagöz köyü ve sonrasında 1.5 km güneybatıdadır.
Bu su kaynağının ismi yörede “Baumbar” dır.
Su kaynağı, iki ayrı yerden yüzeye çıkarak birleşir.
Baba Ömer kaynağının aktığı yerde küçük bir ağaç topluluğu bulunmakta ve burası yazın bölge halkı tarafından mesire alanı olarak kullanılmaktadır. Burada bölge halkı tarafından yazın genellikle ziyaretlerde bulunulup kurbanlar adanmaktadır.
Buradan çıkan su: Ballı, Beşkavak ve Dumanlı köylerindeki bahçe ve tarlaların sulanmasında kullanılır.
Piknik alanının bulunduğu yerde, Baba Ömer adlı kişinin türbesi vardır.
Mezarın bulunduğu alan çevrilidir ve türbenin tavanı, birçok kez inşa edilmesine rağmen, bilinmeyen bir nedenle çöktüğü söyleniyor.
Gömülü kişinin Rabat kalesini kuşatan ve bu kuşatma sırasında yatırın bulunduğu yerde şehit düşen İslam ordularının sancaktarı olduğu sanılmaktadır.
ŞAHSUVAR TÜRBESİ:
İlçe merkezine bağlı Bayraklı (Gıre Sor) mahallesine bağlı Değirmenli (Susik) mahallesinde yer almaktadır.
2016 tarihinde tescillenerek koruma altına alınmıştır.
İnşa kitabesi yoktur, ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.
Türbe dikdörtgen planlı, düz damlı olup, üzeri toprakla örtülüdür. Türbede kırma kalker taşı kullanılmıştır. Türbede günümüzde müdahalelerde bulunulmuş olmasına rağmen hala eski yapısını korumaktadır.
Türbeye batıdan dikdörtgen planlı küçük bir kapıdan girilir. Kapının boyutları: 0.95 m genişliğinde, 0.70 m derinliğinde ve 1.65 m yüksekliğindedir.
Dikdörtgen kapının sağında ve solunda, simetrik olarak yerleştirilmiş, iki tane ayak üzerine bindirilmiş yuvarlak kemerli bir niş bulunmaktadır.
Kapı söveli olup, üzeri taş ve ahşap lento kullanılmıştır, fakat dıştaki duvarlar çimento ile sıvandığı için söve ve lento içerden görülmektedir. Türbe taşlarla inşa edilmiştir, ortada iki ayak, güney duvarında ve duvara gömme biçimde yapılmış üç ayak üzerine oturtulmuş, beşik tonoz kullanılmıştır.
Türbe alanında muhtemelen Dulkadiroğulları Beyliğinin 9’ncu hükümdarı olan 1467-1472 yılları arasında hüküm sürmüş Şehsuvar Bey’e ait olduğu düşünülen sanduka mezarın yanı sıra, 11 tane daha mezar yer almaktadır.
Türbeyi çevreleyen mezarlık alanındaki mezarların, ayak ve baş şahidelerinde Arap ve Latin harfleriyle yazılmış künye bilgileri yer almaktadır.
Günümüze uygun malzeme ile yapılan çocuk ve yetişkin mezarlarının yanı sıra etrafı düzensiz taşlar ile örülen mezarlar da bulunmaktadır.
Mezarların ayak ve baş şahidelerinde bitkisel ve geometrik motifler yer almaktadır.
Türbe alanının batı yönünde, doğu-batı yönünde 7.70 m , kuzey-güney yönünde 8.90 m ölçülerine sahip avlu yer almaktadır. Avluya geçiş, kuzeyde yer alan açıklıktan sağlanmaktadır.
Duvar ve tonoz yüzeylerinde çimento esaslı sıva ve boya uygulanmıştır. Duvar ve tonoz yüzeylerindeki sıvada dökülmeler, çatlaklar, kararma ve rutubetlenme gözlenmiştir. Dış duvar yüzeylerinde uzun süreli doğal etkenler nedeniyle sıvada kararma ve çatlaklar mevcuttur.
FİRNA GAWİRA-GAVUR FIRINI:
İlçenin dağ eteğinin doğu tarafında, sıra sıra devam eden dağ yükseltilerinin güneyindeki uzantıdır.
Sıra yükseltilerinden geniş bir ayrık ile ayrılmış olup, yükseltinin ortasından daire şeklinde oyularak derinliği bu güne kadar ölçülemediği söylenen bir kuyu şeklindedir.
Dağın diplerine doğru inen kuyuya bu güne kadar birçok inme girişimine rağmen, gittikçe genişleyen bir çapa rağmen, tam dibe inme girişimini kimse başaramamıştır.
Kuyunun yörede Gavur Fırını olarak anılması, birçok söylentiye ve rivayete neden olmuştur.
En parlak dönemi Roma-Bizans dönemi olsa da öncesi hakkında farklı söylentiler bulunmaktadır.
Bu bölgede ateşperest inanışında insanların yaşadığı ve yerleştiği yönünde söylentiler bulunmaktadır.
ŞEYH NESİH TÜRBESİ:
İlçe merkezinin 20 km güneyindeki Kovalı (Endew) Mahallesindedir.
İnşa kitabesi olmayan türbenin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.
Yapı, bazalt ve düzgün kesme kalker taşından inşa edilmiştir.
Çevresi ihata duvarı ile çevrelenen türbeye, güneyde bulunan 0.80 m genişliğinde, 0.40 m derinliğinde ve 1.75 m yüksekliğindeki yuvarlak kemer giriş açıklığından geçiş sağlanmaktadır.
Türbe içten doğu-batı yönünde 4.80 m, kuzey-güney yönünde 4.70 m ölçülerinde ve kareye yakın planlıdır.
Türbede aralarında Şeyh M. Nesih’e ait mezar yapısının da bulunduğu iki adet mezar bulunmaktadır. Türbede dikdörtgen formlu pencere açıklıkları ve nişlere yer verilmiştir. Türbenin üzeri çokgen kasnağa oturtulmuş, dilimli bir kubbe ile örtülmüştür.
Kubbe kasnağında kaş kemerli niş içerisine alınmış fil gözü şeklinde aydınlatma amaçlı pencere açıklıklarına yer verilmiştir. Türbenin çevresinde yetişkin ve çocuklara ait mezarlar bulunmaktadır.
Günümüzde defin işlemleri devam eden alanda mezar yapılarının ayak ve baş şahidelerinde Latin harfleri ile kişilerin künye bilgileri yer almaktadır. Günümüze uygun malzeme ile yapılan mezar yapılarının yanı sıra etrafı düzensiz taşlar ile örülmüş mezar yapıları da mevcuttur. Mezarların, ayak ve baş şahidelerinde bitkisel ve geometrik motiflere yer verilmiştir. Türbenin bahçesinde bazalttan yapılmış, sütun kaideleri yer almaktadır.
KERKÜŞTİ HÖYÜK:
İlçe sınırları içinde Alanlı köyünün 3 km kuzey-kuzeybatısında yer alan höyük, bölgede tek kazısı yapılan höyüktür.
1981 yılında Şanlıurfa/Viranşehir-Mardin karayolu olan ipek yolunun kuzey ve güneyinde bulunan Kerküşti Höyük’te kaçak kazılarla oluşan tahribat nedeniyle, Mardin Müzesinin yaptığı kazı çalışmaları neticesinde Roma dönemine ait çeşitli yapı kalıntıları, mozaik ve bazalt kaya mezarları tespit edilmiştir.
2005 yılında, İpek yolunun genişletilmesi çalışmalarının başlamasıyla, höyük’ün tahrip olacağı düşüncesiyle karayolu alanına giren sınırlar temel alınarak Mardin Müzesi ve İstanbul Üniversitesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi ortak projesi olarak kurtarma kazısı çalışmaları başlatılmıştır.
Kazı çalışmalarına başlamadan önce, yüzey araştırmaları sırasında höyük eteklerinde ve yola yakın alanlarda, Halaf dönemi, MÖ I ve II Bin, karayolunun güneyinde ise Roma ve genel olarak höyük üzerinde çok az Ortaçağ çanak-çömleği tespit edilmiştir.
Obsidyen yonga, birden fazla bazalt sürtmetaş alet bulunmuştur.
1981 ve 2005-2006 yıllarındaki kazı çalışmalarında elde edilen bulgulara göre, Kerküşti Höyük tabakalanması şu şekildedir.
Birinci katman: MS 1 VE 2’nci yüzyıl Roma dönemine aittir.
İkinci katman: Demir çağına ait Taş mimari yapısı vardır.
Üçüncü katman: Neolitik’in son dönemi olan Kalkolitik başı ara dönemi yani MÖ 4500 ile 5000 yılına ait bulgular bulunmuştur. Dönemin insanları kulübelerde yaşıyor, ölülerini evlerine gömüyorlardı. Kaplarını ise, hayvan betimleri süslüyordu. İpek yolu üzerinde 8 bin yıl öncesine uzanan hayatlar Mardin Kerküşti Höyük’te açığa çıkarılıyor.
Tarlalar arasında 5 metre yükselen höyükteki arkeolojik dolgular, ova seviyesinin altında da 2.5 metre devam etmektedir.
1981 yılında çıkarılan ilk kalıntılar, Roma dönemine ait mozaik ve bazalt oda mezarlardır. Üzerinden toprak çekilen ve güney yamacı bir süre yol olarak kullanılan höyüğün en üstünde iri bazalt taşlardan hazırlanmış bir teras ile çevre duvarı yükselir.
Burada MÖ 2 bin yılına tarihlenen, içlerinde zahire küpleri ve bebek mezarları bulunan kerpiç duvarlı bir mekan bulunmaktadır.
Halaf tabakasının en üst seviyesinde, alçak kubbeli, büyük oval fırınlar vardır. Burada mezarların çokluğu ve fırınlara yakınlığı dikkat çekicidir. Bebek mezarlarından biri iç içe konmuş iki kase ile birlikte gömülüdür.
Fırınların çevrelediği kemik alet, kil ağırlık, ağırşak gibi günlük kullanım eşyalarının eksikliği, buna karşılık çok miktarda zikzak, kafes, benek ve güneş motifleriyle stilize boğa başı ve insan betimleri gibi boya bezekli kaplar, yerleşmenin bu kesiminde çanak-çömlek üretimine işaret eder.
Fırınların altındaki yerleşim taş temelli, çok sayıda Tholos adı verilen yuvarlak kubbeli ve bir kaç dörtgen yapıdan oluur.
Tholoslardan biri yanıktır, içindeki kalın kerpiç sıva ile karışık dal izleri yapıların sepet şeklinde örülü dal-örgü bir örtüye sahip olduğunu gösterir.
Yapıların içi ve dışındaki yetişkin mezarları çarpıcıdır.
Çoğu katlanarak yan yatırılmış iskeletler, Halaf dönemi insanları hakkında zengin bilgiler verir.
Irak-Tll Arpaçiyah’ta bulunan taş bir mührün benzeri, Kerküşti’nun Halaf dönemi ticaret ağındaki önemli konumunun küçük ama önemli bir verisidir.
Komşu sayılabilecek mesafedeki Tell Halaf kazılarında bulunan, oturan geyik motifli kabın benzeri de iyi komşuluk ilişkilerinin işareti sayılabilir.
Derik Dumanlı Mahallesi Köprüsü
DUMANLI MAHALLESİ KÖPRÜ:
İlçe merkezinin 10 km güneybatısında bulunan Dumanlı Mahallesindedir.
İnşa kitabesi olmayan köprünün, ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Geçiş yolu düz olan köprüler gurubuna giren yapı, bazalt kesme ve moloz taş ile inşa edilmiştir. Kuzey-güney yönünde uzanan köprü 23.70 metre uzunluğunda ve 3 metre genişliğindedir. Günümüzde faal durumda olan köprü, yuvarlak kemerli dört göze sahiptir. Yapıda herhangi bir süsleme öğesine yer verilmemiştir. Köprünün üst örtüsü asfaltla kaplanmıştır.