Mardin Yeşilli

Mardin Yeşilli

Yeşilli-Mardin arası uzaklık: 12 km. Yeşilli-Diyarbakır arası uzaklık: 102 km. Yeşilli-Şanlıurfa arası uzaklık: 197 km. Yeşilli-Batman arası uzaklık: 138 km.

GENEL:

İlçe, yeşil bir vadinin içinde mesire yerleriyle ünlüdür. Bahçe kültürü son derece gelişmiş olan ilçede yeşillikler içinde kasırlara rastlamak mümkündür.

Eski adı “Rışmıl” dır. Yeşil örtünün bol olmasından dolayı “Yeşilli” adı verilmiştir. 

İlçe yemyeşil bir vadi içinde, mesire yerleriyle öne çıkar.

Bahçe kültürü son derece gelişmiştir. Yeşilli denince akla kiraz gelir, çünkü burada oldukça bol kiraz bulunur. 

 

ULUSLARARASI KÜLTÜR SANAT VE KİRAZ FESTİVALİ:

Yeşilli Kaymakamlığı ve Belediye tarafından düzenlenen ve 3 gün süren festival açılış töreni ile başlar. Daha sonra kortej yürüyüşü yapılır. Evet festival her yıl geleneksel olarak yapılmaktadır. 

 

Mardin Yeşilli

GEZİLECEK YERLER

Yeşilli Mor Yakup ve Mor Kuryakos Kilisesi

 

MOR YAKUP VE MOR KURYAKOS KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı Bülbül köyündedir. Köy: il merkezine 10 km ve ilçe merkezine 5 km uzaklıktadır.

Köy: bağlar ve sulak bahçelerle çevrilidir.

Köyün bir diğer özelliği ise El-Nıhman kalesinin eteklerinde kurulu olmasıdır.

Kalenin sarp kayalıklarında 4 ve 5’nci yüzyıldan kalma, rahiplerin inzivaya çekildikleri kayadan oyulmuş mabetlerin olduğu söylenir.

Bunların bir kısmı, bir tek kişinin kalabileceği tarzda küçük yerlerdir.

Eskiden beri Süryani yerleşim alanı olan köyde, 1998 yılında 10 Süryani aile bulunmakta, köyde 5 kilise vardır. Bu kiliselerin yapılış tarihleri kesin olarak bilinmemektedir.

Mor Yakup Kilisesinin kapısında, Süryanice bir yazıtta MS 1856 yılında inşa edildiği yazmaktadır.

Yeşilli Bahçebaşı Mağaraları

BAHÇEBAŞI MAĞARALARI:

Yeşilli ilçesi Bahçebaşı Mahallesinde bulunan iki adet mağara önemli bilgiler vermektedir. 

Bu mağaralar: Kızıltepe-Nusaybin ovasından başlayıp kuzeye doğru açılan, yaklaşık 11 km uzunluğundaki derin bir vadinin en kuzey sınırında bulunmaktadır. 

Yaklaşık 1100 metre yükseklikte bulunan mağaraların ortasında bulunan vadi, güneye doğru daha geniş bir form kazanır ve yaklaşık 550 metre yükseklikte bulunan Kızıltepe-Nusaybin ovasında son bulur. 

Mağaraların bulunduğu alan, tamamen kireç taşı kayalıklarla çevrilidir. Söz konusu mağaraların yer aldığı bu noktada bölge için hala önemli olan bir kaynak suyu bulunmaktadır. 

Bahçebaşı 1 Mağarası: söz konusu vadinin doğu yamacındadır.

Bahçebaşı 2 Mağarası: Vadinin batı yamacında ve 1 Numaralı mağaranın hemen karşısındadır. 

Şimdi her iki mağara hakkında da kısa bilgiler vereceğim.

1 Numaralı Mağara:

Mahallenin yaklaşık 3 km kuzeydoğusundadır. Tavanının önemli bir bölümü çökmüştür. Mağaranın girişi güneybatıya bakar. Yüksekliği yer yer 3-4 metre arasındadır. Mağara yaklaşık 10 metre genişliğinde ve 7-8 metre derinliktedir. Mağara tabanında yer yer kireç taşı ana kaya görülür. Mağara ve terası, günümüzde hayvan barınağı olarak kullanılıyor. Ayrıca teras bölümünde üzüm bağları da bulunuyor. Teras bölümündeki bu bağlık alanda, toprağın da karıştırılmasına bağlı olarak, çok sayıda çakmak taşı ve obsidiyen parça bulunmuştur. 

 

2 Numaralı Mağara:

Mahallenin yaklaşık 1 km batısındadır. Tabanında yer yer ana kaya görülür. Mağara girişi doğuya bakar. Yüksekliği yer yer 2-2.5 metre arasında değişir. Mağaranın genişliği 10 metre ve derinliği 9 metredir. Günümüzde hayvan barınağı olarak kullanılmaktadır. Teras bölümünde çok sayıda çakmak taşı ve obsidiyen alet bulunmuştur. 

 

 

 

Mardin

 Mardin Nusaybin gezi yazımı okumak için Nusaybin

Mardin Savur

Mardin Savur
 
 

Mardin Savur: Öncelikle şunu belirtmekte yarar var, ülkemizin gurur kaynağı Profesör Doktor Aziz Sancar, 1946 yılında Savur’da dünyaya gelmiştir.

ULAŞIM

Mardin il merkezine 45 km uzaklıktadır. Savur-Diyarbakır arası uzaklık: 106 km. Savur-Batman arası uzaklık: 95 km. Savur-Ş.Urfa arası uzaklık: 235 km.

Mardin Savur
 

 

TARİH

Savur’da 1’nci yüzyılda Hıristiyanlık yayılmaya başlamıştır. MS 352 yılında burada Episkoposluk bölgesi kurulmuştur.

İlk Episkopos Mor Krafus; Sasani (Pers) İmparatoru II. Şabur tarafından tutuklanıp Nusaybin’e götürüldü.

Şabur’un ikinci adamı, Mor Krafus’a inancından döndüremeyince: 3 Ocak 352 tarihinde öldürttü.

Pers istilası bölgeye çok zarar verdi. Şehri dahi boşalttırdılar. Şehit edilen Mor Krafus’un öğrencilerinden, Savur’un Mişte köyünden Aziz Mor Şmuyel, rahiplik silkesine girdiğinde, Savur’u terk etmiş ve Nusaybin ile Midyat arasındaki kırsal kesimde kalan “Bagok” dağında inzivaya devam etti.

Hmerin köyü yakınlarında bir manastır inşa etti ve 7 yılda 30 rahip topladı.

Sasanilerin istilasından bu manastır da etkilendiğinden Mor Şmuyel, manastırını terk etmek zorunda kaldı.

Manastırı terk ederken, Perslere rüşvet vermiş ve Episkopos Mor Krafus’un cesedini onlardan alabilmiştir.

Mor Şmuyel, kendi manastırını terk ettikten sonra MS 397 yılında Midyat-İdil yolu üzerinde olan ve Midyat’tan 25 km uzaklıktaki Mor Gabriel manastırının temelini atmış ve bu manastırı inşa ettikten sonra Mor Krafus’un cesedini buraya nakletmiştir.

1998 yılı itibarı ile Savur ilçesinde, demircilik yapan sadece iki Süryani ailesi vardır.

Mardin Savur
 

 

GENEL

Savur, Süryanice “Savro” kelimesinden türetilmiştir. Savro, “boyun” anlamındadır.

Arapçası da Savr olarak kullanılmaktadır. Savur ilçesi ve Savur kalesinin Mardin kalesinden daha eski olduğu tahmin edilmektedir.

İlçe dağ yamacında kurulmuştur.

Rakımı 900 metredir. İlçenin içinden Savur çayı geçmektedir.

Kuzeybatıda bulunan geniş düzlüklerde tahıl ekimi yapılır. Savur, dünyaca ünlü üzümler diyarıdır.

Ayrıca Savur’da bahçelerin birçoğunda kavak ağacı yetiştiriliyor.

Kavaklar kesilip Irak’a gönderiliyormuş.

Burada gölgelik yapımında kullanılıyormuş.

Tarlalarda yetiştirilen kavak fidanları büyütülüyor, uygun boya gelenler kesilip, soyuluyor kamyonlara yüklenerek Irak’a gönderiliyormuş.

Savur Üzümü
 

 

SAVUR ÜZÜMÜ

Bölgede mezrone üzümünden Tayfi üzümüne kadar, tadına doyum olmayan üzümler yetiştiriliyor.

Bunlar: kuru üzüm ve reçel olarak değerlendiriliyor.

Ayrıca üzüm pestili, bastik ve cevizli sucuk yapılıyor. Daha önce burada şarap fabrikası varmış, ancak fabrika şu anda kapalı durumda.

Mardin Savur
 

 

GEZİLECEK YERLER

Savur Ulu cami minaresi

SAVUR YENİ (ULU) CAMİİ:

Gazi (Kaplan) Mahallesindedir.

Minareye geçişi sağlayan açıklığın üzerindeki kitabeye göre, cami Seyyid Emir Hacı Abdullah Bey tarafından 1880 yılında yaptırılmıştır. Diğer bir kitabede ise, caminin 1912 yılında oğlu Ömer Bey tarafından tamir ettirildiği yazılıdır. 

Çeşitli dönemlerde restorasyon geçiren caminin kubbesi 2001 yılında kurşunla kaplanmıştır. Dikdörtgen bir alana konumlanan caminin yapımında kesme taş kullanılmıştır. Kuzeybatıdaki girişin alınlığında damla motifi içerisine alınmış kitabe bulunmaktadır. 

Minber ve vaaz kürsüsü geometrik ve bitkisel motiflerle süslenmiştir. Bazı bölümleri betonarme malzeme ile inşa edilen yapının duvar, sütun ve kubbe yüzeyleri boyanmıştır. 

Savur Gazi Mahallesi Eski Cami

GAZİ MAHALLESİ ESKİ CAMİ:

Gazi Mahallesindedir. 

Yığma tekniğiyle inşa edilen yapıda kesme ve moloz taş kullanılmıştır. Dikdörtgen bir alana oturtulan caminin, dört kitabesi bulunmaktadır. Birinci kitabe, yazı stili bakımından 13’ncü yüzyılı işaret eder. Yani en erken tarihli kitabe budur. Buna dayanarak cami, 13’ncü yüzyılda Artuklular döneminde inşa edilmiş olmalıdır. 

Savur Kültür Merkezi

KÜLTÜR MERKEZİ:

Devlet Mahallesinde Vatan caddesi üzerindedir. 

Eğimli ve dörtgen bir alana kuzey-güney doğrultusunda konumlandırılan yapı, eyvanlı ve 3 katlı olarak kesme ve düzgün kesme taş kullanılarak yığma tekniğiyle yapılmıştır. 

 

 

Savur Abdullah Bey Konağı
 

 

HACI ABDULLAH BEY KONAĞI

İlçe merkezinde Devlet Mahallesinde bulunan ve 1850 yılında inşa edilen bu yapı, en özgün, en güzel ve bozulmamış bir konak olarak önem kazanıyor.

Konak müze gibi korunmuştur.

Duvarları sura benziyor, taş ve ahşap işçiliği mükemmeldir.

Konak, özel kişiler tarafından butik otele dönüştürülmüştür. 22 odası var.

Savur Abdullah Bey Konağı
 

Konak misafirlerine geçmişin dünyasını yaşatıyor. Duvar kenarına yerleştirilmiş divanlar, salonun tasarımındaki sanat ve simetri, değerli eşyalar, zengin armağanlar konağa ayrı bir hava katmıştır.

Duvarlarda şatafatlı süslemeler, renk rent ve kat kat tavana doğru yükseliyor.

Savur Dereiçi Köyü
 

DEREİÇİ KÖYÜ

İlçe merkezine bağlı bu köy, önemli bir Süryani köyüdür. İlçe merkezini Dereiçi köyüne bağlayan yol, derenin kenarından geçiyor.

Yol boyunca dutluklar ve eski su değirmenleri var.

Ülkemizde hem Protestan hem Ortodoks ve hem de Katolik kiliselerinin birlikte bulunduğu bir köydür.

Savur Dereiçi Köyü
 

Köye vardığınızda ise, taş evleri göreceksiniz.

Köyde bulunan şarap üretim tesislerinde üretilen şaraplar bir zamanlar Akdeniz ve Ege bölgesinde çok meşhurdu.

Ancak günümüzde köyün büyük kısmı bomboş.

Köy halkının çoğu Süryaniler, buradan ayrılarak İsveç’e gidip yerleşmişler.

Köyün hikayesi oldukça ilginçtir.

1960’lı yıllarda köy dışına başlayan göç hareketi, zamanlar terör ve ekonomik sebeplerle artmış ve köyün nüfusu hızla düşmüştür.

Köy bugün tamamen boş değildir.

Köy muhtarı günümüzde köyde kalan az sayıda hanenin köy dışına gitmesini önlemek için bazı ekonomik faaliyetlerde bulunmuştur.

Muhtar köyde bir şarap fabrikası yaptırıyor.

Amaç köy dışına göçü engellemek, köylüye iş imkanı sunmak ve köylünün kazanmasını sağlamaktır.

Zaten köy oldukça zengin bağların hemen dibindedir.

1992 yılında fabrikanın açılışına çok az bir süre kala, bölgenin gelişmesini engellemek isteyen terör örgütü tarafından bu süreci yönlendiren köyün muhtarı katledilir.

Muhtarın öldürülmesinin ardından köydeki kalan evlerde hızla boşalır ve köylüler köy dışına göç edip giderler.

Fabrika ve 300 dönüm üzüm bağı da sahipsiz kalmıştır.

Köyde: 3 kilise bulunuyor.

Bunlar: Mor Abay, Mor Teotuto ve Mor Şabay kiliseleridir.

Kilise bahçelerindeki mezar taşları, oldukça güzel işlenmiştir.

Ayrıca, terkedilmiş evlerin arasında yaşayan 8 hane bulunmaktadır.

Köy Süryani köyü olmasına rağmen, köyde bir cami yapılmış ve camiye bir imam atanmıştır.

Bunun üzerine, çevre köylerden buraya bazı Müslüman aileler gelerek yerleşmişlerdir.

Savur Mor Yuhanun Kilisesi
 

MOR YUHANNA KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı Dereiçi köyünün güneyindedir. Kadim Süryani Ortodoks kilisesi olarak da bilinir.

Kilise 370 yılında inşa edilmiştir. Yapımında kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır. Ancak yapının mimari özellikleri 8’nci yüzyıla tarihlenen Mor İzozoel ve Mor  Kuryakos kiliseleriyle benzerlik göstermektedir. 

Kilisenin yapılış tarzı ve kilisenin mezbah kapısında görülen motifleri, eski çağlardan kalma bir yapı olduğunu belirtmektedir.

Dikdörtgen bir alana oturtulmuş kilise, iki katlı olarak inşa edilmiştir. 

Mezarlık alanındaki mezarların ayak ve baş şahidelerinde bitkisel ve geometrik süslemeler görülür. Atriumun doğusunda bulunan şapele batıda yer alan yuvarlak kemerli girişten geçiş sağlanır. 2’nci kata doğuda yer alan merdivenden çıkılır. 2’nci kat: öğrenci odaları, misafirhane, papaz evi ve lavabolardan oluşmaktadır. 

2’nci katın kuzeyinde, altıgen kaideye oturtulmuş altı paye ile desteklenmiş üzeri dilimli kubbeli çan kulesi yer almaktadır. 

 

Kilisenin en büyük özelliği:

Bu kilise, Süryani kiliseleri arasında önemli bir olaya ev sahipliği yapmıştır.

Şöyle ki, 1782 yılında Mardin Deyrulzafaran Manastır’ı Patriki 3. Gevargis vefat eder.

Bunun üzerine, yeni patrik seçimi için Süryani Ortodoks kilisesinin tüm metropolitleri toplantıya çağırılır.

Metropolitlerden, Musul Metropoliti Matta ve Halep Metropoliti Diyonosiyos Mihayel Cevre: patrikliğe aday olduklarını açıklarlar ve Deyrulzafaran’a doğru yola çıkarlar.

Halep Metropoliti Mihayel Cevre: ilk olarak Manastıra ulaşır ve dört metropolitin onayını alarak 28 Ocak 1782 tarihinde patrik olarak takdis edilir.

Bu olay, Süryani kilisesi açısından dönüm noktası olur.

Ancak, Musul Metropoliti Matta, Deyrulzafaran’a ulaştığında durumu öğrenir ve Mihayel Cevre’nin patrikliğinin gayrimeşru olduğunu iddia eder.

İtirazı karşılık bulamayınca “Dereiçi” beldesine gelir.

Mihayel Cevre’nin patrikliğini onaylamayan diğer metropolitler de Turabdin’deki Süryani Cemaatinin liderleri, Dereiçi’ndeki Mor Yuhanna Kilisesi yani burada toplanırlar.

Burada Metropolit Matta’yı, Ocak ayında takdis edip patrikliğe yükseltirler.

Bu nedenle Mor Yuhanna kilisesi, Süryani kiliseleri arasında böyle tarihi bir olaya ev sahipliği yaptığı için önemli bir yere sahiptir.

Tarihi ibadethane yakın zaman önce restore edilmiş olup hala işlevini korumaktadır.

Savur Kalesi
 

SAVUR KALESİ

İlçenin en yüksek noktalarından birinde, bir tepede kurulmuş olan bu kale, bölgeyi tamamen kontrol altında tutabilecek bir görüş alanına sahiptir.

İnşa tarihi bilinmez. Roma döneminde yapıldığına dair değerlendirmeler mevcuttur. Kaynaklara göre, 1133 yılında Musul Emiri Zengi ve Artukoğlu zamanında kalenin kuşatıldığına dair kayıtlar vardır. 1258 yılında Moğol istilası sırasında bölgedeki hakimiyet mücadelelerinde kalenin adı geçiyor. 1515-1516 yılları arasında Mardin kalesi ve çevresiyle birlikte Osmanlı hakimiyetine geçtiği biliniyor. 

Evet, kale, dik yamaçlı tepenin üst düzlüğüne kurulmuş, dışında düzleştirilmiş bir platform yani yassı alan üzerindedir. 

Yerleşim dokusunun kent dokusuyla entegrasyonu söz konusudur. İlçe merkezinin geleneksel taş evleri, dar sokakları ve yamaç yerleşimiyle uyumlu şekilde gelişmiştir. 

Kale etrafında iki oda bulunduğu, merdiven ve yollarla erişimin güç olduğu vurgulanmıştır. 

Günümüze sadece birkaç duvar kalıntısı ulaşmıştır.

Kale mevkii, tarihi kalıntılardan ziyade geniş açılı manzarası nedeniyle ziyaret edilmektedir. Kalede ışıklandırma çalışmaları yapılmış, zirvesine Türk bayrağı dikilmiş, restorasyon ve turizme açılma hedefleri ön planda düşünülmektedir. Ayrıca seyir terası inşa edilmesi planlanmaktadır. 

Savur Başkavak Köprüsü
 

 

BAŞKAVAK KÖPRÜSÜ

İlçe merkezine bağlı, eski adı Ahmedi olan Başkavak köyündeki bu köprü, Savur çayı üstünde kuruludur.

Kitabesine göre yapı, Hacı İbrahim Bey tarafından 1755 yılında yaptırılmıştır.

1861 yılında ise, Hacı İbrahim Bey’in oğlu Hacı Emir Abdullah Bey tarafından tamir ettirilmiştir.

Köprü: doğu-batı istikametinde uzanır.

Sivri kemerli, 14 gözlü ve yolu düz olan köprüler gurubuna girer.

Döşeme uzunluğu 70.50 metre, genişliği 3.10 metredir.

Köprünün orta bölümü 2.90 metre, uç kısımları ise 2.30 metre yüksekliktedir.

Yapı, 14 kemer gözlü olup, kemerler 15 ayağa oturur.

Doğudaki iki kemer gözü kısmen toprakla dolmuştur.

Kemer gözleri ortaya doğru genişlemekte ve büyümektedir.

Taşıyıcı olarak sivri kemerlerin kullanıldığı köprüde, onarımlardan kaldığı anlaşılan yuvarlak kemerlere de rastlanılmaktadır.

Köprü, 1997 yılında tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Günümüzde sağlam olup yayaların ve hayvanların geçmesi için kullanılır.

 

Savur Hisarkaya Köprüsü

HİSARKAYA KÖYÜ KÖPRÜSÜ

Köprü: Savur ilçe merkeziyle Hisarkaya köyü yolunda, Çemülhan olarak adlandırılan mevkiindedir. 

Köprünün kitabesi olmadığından ne zaman yapıldığı bilinmiyor.

Ancak muhtemelen Hacı Abdullah Bey döneminde (1880 yılı civarı) yapıldığı tahmin ediliyor.

Köprü: yapım tekniği ve malzemesi bakımından, Hacı Abdullah Bey döneminde Savur’da inşa edilen diğer eserlerle benzerlik gösterir.

Ayrıca yapı, Hacı Abdullah Bey’in onarttırdığı Başkavak köyü köprüsü ile aynı malzemeye sahiptir.

Buradan hareketle köprünün 19’ncu yüzyılın ikinci yarısında Savur Emiri Hacı Abdullah Bey tarafından yaptırıldığı söylenebilir.

Eser günümüzde sağlamdır ve kullanılmaktadır.

Köprü, doğu-batı istikametinde uzanmaktadır.

Yuvarlak kemerli, üç gözlü, yolu eğimli olan köprüler gurubuna girer.

Yapının döşeme uzunluğu 28.10 metre, genişliği 3.50 metredir.

Yüksekliği 4.30 metredir.

Günümüzde yayaların ve hayvanların geçmesi için kullanılmaktadır.

Yapı dört ayak üzerine oturur. Memba yönünde, üst kısımları yarım piramidal külahla sonlanan üçgen tabanlı selyaranlar vardır.

Bu selyaranlar günümüzde kısmen yıkılmıştır.

Üzerinde süslemesi bulunmayan yapının kemer açıklıkları ve ayakları, düzgün kesme taş, diğer kısımları ise kaba yontu taştan yapılmıştır.

Savur Hacı Ahmet Ağa Köprüsü

HACI AHMET AĞA KÖPRÜSÜ

İlçe merkezine bağlı Sürgücü köyündedir.

Savur çayı üzerine kuruludur. Beş gözlü olarak tasarlanmıştır.

Yaklaşık 50 metre uzunluğunda, kesme taştan yapılmıştır.

Farklı dönemlerde tamir görerek ayakta kalmayı başarmış olan köprünün 18 ya da 19’ncu yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.

 

 

 

Mardin tanıtımı.

Diyarbakır tanıtımı.

Şanlı Urfa tanıtımı.

 

Mardin Ömerli

Mardin Ömerli
 

Ömerli-Mardin arası uzaklık: 27 km. Ömerli-Batman arası uzaklık: 125 km. Ömerli-Diyarbakır arası uzaklık: 116 km. Ömerli-Ş.Urfa arası uzaklık: 212 Km.

TARİH

Ömerli’nin eski ismi olan “Mazharte” kelimesi Süryanice bir kelimedir ve içinde üzüm sıkılan 1.5 metre uzunluğunda ve 1 metre genişliğinde olan yüzeysel bir havuza verilen isimdir.

Bu tür havuzlar, bağlar içinde kayalardan oyularak yapılırdı. Buna benzer havuzları, bölgenin her tarafında görmek mümkündür.

İlçeye Mazharte isminin verilmesinin sebebinin üzüm bağlarının çokluğundan kaynaklandığı düşünülmektedir.  

Yapılan arkeolojik araştırmalara göre, ilçe merkezi ile Beşikkaya (Fafit) köyünün taş kemer ve kubbe mimarisi yönünden benzerlik vardır.

Bu mimari tarz, ilk olarak Sümerler ve Asurlular tarafından uygulanmıştır. Zaten tarihi süreçte, Ömerli’nin de içinde bulunduğu bu bölgede Asur devleti kurulmuştur.

İlçe, Cumhuriyetin ilk yıllarında Savur’a bağlı bir bucak iken, 1953 yılında ilçe olmuştur.

GENEL

Kuzey güney doğrultusunda bölünmüş derelerin çevresinde, rakımı 1100 ile 800 metre arasındaki tepeler bulunur.

Arazi, boyları 0.5 metre ile 3.5 metre arasında değişen meşe bitki örtüsüyle kaplıdır.

İlçede karasal iklim hakimdir.

Kışları sert soğuk ve kar yağışlı geçer.

Şehir, ana cadde konumunda bulunan Hürriyet Caddesi çevresinde gelişmiştir. Yaklaşık 479 adet çeşitli alanlarda iş yapan esnaf, ana cadde durumundaki Hürriyet caddesi boyunca yerleşmiştir.  Hemen her alanda tüketim malları bulunmaktadır. 

Ömerli Karfoki Üzümü

KARFOKİ ÜZÜMÜ:

Ömerli, Türkiye’de üzüm üretiminde ilk 5 il arasında yer almaktadır. Ömerli’de 23 yerli üzüm çeşidi yetiştiriliyor. Bu üzümler arasında en çok dikkat çekeni ise 2017 yılında Coğrafi İşaret Tescil Belgesi alan Karfoki üzümüdür. 

Bu üzüm türü susuz yetişir. 

Bu üzümler yaş haldeyken yeşil-sarı renkte, kurutulduğunda ise kahverengiye yakın kehribar rengindedir. Kuru üzümün çekirdekleri dışarıdan rahatlıkla görülebilir. Çabuk bozulan bir üzüm değil, tazeliğini 12-13 gün muhafaza etmektedir. 

Bağ bozumu şenlikleri yapılmaktadır. 

Ömerli Meslek Yüksek Okulu

ÖMERLİ MESLEK YÜKSEK OKULU

Okul, Mardin Artuklu Üniversitesine bağlı olarak, 2014 yılında kurulmuştur. Kayaüstü yolu Yeni Mahallededir. 

Kamu ve özel sektörde çalışabilecek şekilde yetişen, hızla değişen iş dünyasının ihtiyaçlarını karşılayabilecek bilgi ve becerilerle donatılmış eleman yetiştirmek üzere, Büro hizmetleri ve yönetici asistanlığı bölümü bulunmaktadır. 2025 yılında okulda 40 öğrenci eğitim görmektedir. 

 

GEZİLECEK YERLER

Ömerli Mor Cercis Kilisesi
 

 

MOR CERCİS (GEVERGİS) KİLİSESİ

Yeri ve konumu:

 

 

Kilisenin kuruluşu belli değildir.

Büyükçe bir bahçe içinde bulunan kiliseye, sivri kemer içindeki basık kemer açıklıklı bir kapıdan giriş var.

Bu giriş kapısı güneydedir.

Kapının dilimli kemeri içinde, mermer panoya işlenmiş, 7 satırlık Süryanice bir kitabe vardır.

Kitabenin sol alt köşesinde 1885 tarihi yazılıdır.

Kilise, üç nefli ve üç apsislidir. Boyuna dikdörtgen planlıdır.

Ortada dört sütuna, batıda ve doğuda kare ayaklara oturan, çapraz tonoz örtülüdür.

Neflerin batı bölümü, bir duvarla iki kat haline getirilmiştir.

Üstte mahfil bölümü var.

Kilisenin doğu cephesinde bitkisel motiflerle süslü, taş işlemeli mihrabı ilgi çeker.

Kilise, günümüzde Ömerli’de yaşayan tek Süryani aile tarafından korunmaktadır. 2002 yılında restore edilmiştir.

Ömerli Beşikkaya

GÖLLÜ-BEŞİKKAYA (FAFİT) HARABELERİ

İl merkezine 40 km ve ilçe merkezine 17 km uzaklıktaki Beşikkaya (eski adıyla Fafit) köyündedir.

Bu bölge Tarabidin olarak bilinmektedir. 

Roma’nın Sasanilerle olan doğal sınırı olduğu için burada birçok savunma amaçlı kale bulunmaktadır. 

MS 589 yılında, bu mıntıkada toplu olarak Süryani, Nasturi ve az sayıda Kildani ve Mahalmi yaşamıştır.

MS 1609 tarihinde, Patrik Sotfo zamanında Müslümanlığı kabul etmişlerdir.

Kalıntılar, Bizans döneminden kalmadır. Turabdin mevkiinde bulunan bu alanda, kale, tapınak, kaya mezarı ve ev kalıntıları var.

Bizans ve Sasaniler arasındaki hakimiyet yarışında bu bölgeye birçok gözetleme kulesi ve kale yapılmıştır.

Beşikkaya harabeleri, Bizans ve Sasaniler arasındaki sınırdır.

Kazılar esnasında, burada mozaik tabanlı evler, kuyumculuk sanayiinde kullanılan beyaz toz, Asur, Pers, Bizans, Arap ve Osmanlı dönemine ait çeşitli paralar, heykel ve heykelcikler, kilden testi ve küpler, süs eşyaları bulunmuştur.

Sümer ve Asurlular heykeltıraşlığa ve kral heykellerine önem verdikleri için, kazılarda fazlaca heykellere rastlanması, şehrin kuruluşunda Sümer ve Asur etkilerini göstermektedir.

Rivayete göre:

Kureyş kabilesinden bir kervan, Keferde denilen bu mıntıkadan geçerken, buradakilerle savaşırlar ve bir bayan ile bir erkek şehit olur.

O günden bu güne gelen bir gelenek olarak: Nisan ayı boyunca her Çarşamba komşu il ve ilçelerden gelen insanlarla köy dolup taşar.

 

 

Mardin şehri tanıtım ve gezi yazısı için. Mardin