Konya Akören

Konya Akören

Akören, Konya arası uzaklık: 55 km. Akören, Bozkır arası uzaklık: 51 km. Akören, Seydişehir arası uzaklık: 54 km. Akören Çumra arası uzaklık: 45 km.

TARİHİ

Yörenin tam olarak bir yerleşim yeri oluşu 17 ve 18’nci yüzyıllara rastlar. Akviran’ın büyümesi ve gelişmesi: 1’nci Dünya Savaşından sonra olur. Bir diğer sebep ise, Bozkır ilçesi halkının ticaret amacı ile gelip geçerken yol uğrağı olması ve zamanla bazılarının gelip buraya yerleşmeleridir. 1914 yılında Akören bucak olur ve Belediye teşkilatı kurulur. Akören 119 Haziran 1987 tarihinde çıkarılan bir kanunla ilçe statüsü kazanmıştır.

Peki niye “Akören” ismi? Söylentilere göre bir zamanlar burası gür ormanlarla kaplıymış. Çok miktarda av hayvanı varmış ve bu yüzden buraya “Avvuran” veya “Avveren” ve “Avren” ismi veriliyormuş. Son olarak “Akviran” diye kullanılan isim 1961 yılından sonra “Akören” olarak kullanılmaya başlamıştır.

Konya Akören

GENEL

İlçe, İç Anadolu bölgesinin güneybatı kısmında, il merkezi Konya’nın güneyindedir. Toros dağlarının İç Anadolu’ya bakan yamaçlarında yer alır. Üç tarafı dağlar ve tepelerle çevrilidir.

Denizden yükseklik ortalama 1175 metredir. Yüksekte bulunduğundan İç Anadolu bölgesinin tipik ara iklimi hakimdir ve buna göre yazları oldukça sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve kar yağışlı geçer. Doğal bitki örtüsü step bitkileridir.

Yükseklere çıkıldıkça orman örtüsü biraz daha fazlalaşır. İlçe halkının başlıca geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Geçmiş yıllarda dokunan Akviran kilimleri örnekleri, günümüzde İstanbul Sultanahmet Müzesinde sergilenmektedir.

Konya Akören Alirıza Ercan Meslek Yüksek Okulu

AKÖREN ALİ RIZA ERCAN MESLEK YÜKSEKOKULU

Konya Selçuk Üniversitesine bağlıdır.1987 yılında öğretime açılmıştır. Bölgenin en modern ve donanımlı yüksekokullarından birisidir. Kampüs alanı içinde kız öğrencilerin barınma ihtiyacını karşılamak için 135 öğrenci kapasiteli modern bir yurt bulunur. Bunun dışında çeşitli yurtlar bulunmaktadır.

Konya Akören

GEZİLECEK YERLER

Konya Akören Koca Cami-Büyük Cami

KOCA CAMİ-BÜYÜK CAMİ

Caminin 1844 yılından önce yapıldığı düşünülmektedir. İlçenin en eski yapısıdır. Birçok defa restore edilen cami, hala ibadete açıktır. Caminin yapımında devşirme malzeme kullanılmıştır.

ŞEYTANLI SARNIÇ

Hatunsaray-Akören yolu üzerinde, ilçe merkezine 2 km uzaklıkta yolun sağında, kayaya oyulmuş bir sarnıç vardır. Sarnıcın kitabesi yoktur. Sarnıçlar: su ihtiyacının karşılanması, hayvanların sulanması ve çevredeki insanların yük yıkıma gibi işlerinde kullandıkları sarnıçlar, Akören ve çevresinde oldukça revaçtadır.

Konya Akören Akçeşme

AKÇEŞME

İlçe merkezinin 5 km kadar kuzey batısındadır.

Buranın ismi Tülcedir bir de “Kisecik” tir. Akören yöresinde, koyun cinsine “tüylü davar” derler. İşte bugün Akören’in üç mahallesinden biri olan Tülce Mahallesi ismi buradan gelir. Bu Tülce’de yani Akçeşme harabelerinde herhangi bir arkeolojik araştırma yapılmamıştır. Burada, yöreye ismini veren çeşme, halen bulunmaktadır.

Çeşmenin kaynağında elips şeklinde bir havuz yani su deposu: mimari tarzına bakılarak, bu yerleşim yerinde, gayri Müslüm devirlere ait bir yaşantının varlığından söz edilebilir. Muhtemelen Bizans dönemi yapısıdır.

Zaten bugün toprak üstünde çeşitli taşlar, direk başları, Yunan yazıtlarına rastlanılır. Akçeşme günümüze kadar zaman zaman tamir edilmiştir. Çeşme civarı, günümüzde piknik ve mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, yine bu yörede “Kisecik Harabeleri” mevkiinde bir yığma höyük bulunmaktadır.

Konya Akören Akçeşme Mezarlar ve Mezar Taşları

Mezarlar ve Mezar Taşları

Akçeşme mezarlığındaki mezar taşlarının Selçuklu döneminden kaldığı düşünülmektedir. Oldukça ilginç mezar taşları vardır.

Konya Akören Koca çeşme

KOCAÇEŞME

İlçe merkezinde Altan Tufan Caddesindedir. 1916 yılında Sillede oturan Rumlar tarafından yapılmıştır. Bu durum, bölgedeki Rum işçilik ve mimari mirasının 20 nci yüzyılın başına kadar devam ettiğini gösterir. Susuzluk yıllarında, bu çeşmeden su alabilmek için oluşturulan su sıraları, Akörenlilerin hafızasındadır. 

BAYINDIR HARABELERİ

Buranın bir Selçuklu köyü olduğu sanılmaktadır. Akören yöresinin, buradaki su pınarından başka kaynak veya pınar şeklinde suyu yoktur. Eskiden, halk kurak yıllarda buraya çıkarmış. Burada yapılan yağmur duası diğer yerlerde görülen yağmur dualarından farklıymış.

Bu pınardan alınan kara çakıllar götürülür, pınarın biraz öte tarafında bulunan, yine bir su kaynağının ağzındaki büyük bir taşını dibine dökülürmüş. Yani: bundan anlaşıldığına göre, Bayındırlılar, Oğuzların milli rengi olan siyah rengi tercih etmeyi sürdürmüşlerdir.

Ve yağmur yağdırmak ruhi varlığı (sihirbazlığı) zaten Oğuzlarda bir gelenekti. Tüm bunlar değerlendirildiğinde, Bayındır yerleşkesinin de bir Selçuk ve Oğuz kalıntısı olduğu düşünülür. Akören’de Bayındır boyunun rumuzlarını taşıyan izlere de rastlanır.

KAYASU (MAY KASABASI) MAHALLESİ

Belde: Konya-Antalya İpek Yolu bağlantısı üzerindedir. Kayasu (May Kasabası) güzel su, şifalı su anlamına gelmektedir. Horasan erenlerinden Seyyid Harun’un küçük kardeşi Körpe Seyyid göç sırasında burada vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir.

Burası doğal kaynak suları ve Körpe Seyit Türbesi ile dikkat çekmektedir. Kayasu-Akisse arasında bulunan Kayasu göleti de bölgeye ayrı bir güzellik katar. May Beli üzerinde bulunan eski May Beli Hanı, İpek Yolunda seyahat eden insanlara hizmet vermiştir. Bu gün Mal Han kalıntıları bulunmaktadır.

ORHANİYE KÖYÜ

İlçenin en büyük ve en güzel köyüdür. İçindeki asırlık ardıç ağaçları halen en gözde mekanlar arasındadır. Köyün doğusunda Dinorma bölgesi kalıntıları ve köyün içinde Osmanlı köprüsü ilgi çeker.

Konya Akören Orhaniye Köyü Köprüsü

Orhaniye köyü köprüsü

Köprü, köyün merkezinden geçen deri üzerine kurulmuştur. Dere, Akören göletine su tutulması nedeniyle mevsimsel olarak akmaktadır. Köprü: 36 metre uzunluğunda ve 5.50 metre genişliğindedir. Her iki uçtan, hafif eğimle yükselen, ortada düz tabliyeli bir köprüdür.

Basık kemerli, dört gözlü olan köprünün ortadaki serbest üç ayağının kuzeybatıdaki menba tarafından yarım daire şekille selyaranları bulunmaktadır. Selyaranların başlıkları kavisli üçgen şekillidir. Köprü korkulukları oldukça sağlam yapılmış olup dikdörtgen şekilli blok taşlardandır.

Köprünün yapımında dış yüzleri pürüzlü, oldukça düzgün kesme taşlar sıralar halinde kullanılmıştır. Kemer örgüleri hafif çıkıntılı, kemer kilit taşları barok karakterde öne doğru hem çıkıntılı hem uzun tutulmuş ve esere görsellik kazandırılmıştır.

Bir sıra halinde yan yana dizilen blok taşlarla oluşturulan korkulukların üst kısımları yuvarlatılmıştır. Ayaklar ve selyaranların alt kısımlarında çimentolu harçla papuç şeklinde onarımlar görülür. Köprünün her iki tarafındaki eğimli kısmın korkulukları da çimentolu harçla tutturulmuş moloz taş örgülüdür.

Süsleme olarak genel anlamda düzgün ve ahenkli işlenmiş taşların görüntüsü sayılabilir.

Köprünün ne zaman yapıldığına dair yazılı bir belge yoktur. Orhaniye köyünü tanıtan bazı kaynaklarda köprünün Selçuklulardan kaldığı veya Osmanlı köprüsü olduğu şeklinde bilgiler mevcuttur.

Yapının malzeme, teknik, plan şeması gibi özellikleri 18-19’ncu yüzyıllar için uygundur. Moloz taş örgülü korkuluklar, selyaranların ve ayakların papuç kısımlarının 1983 tarihinde onarım gördüğü söylenir.

Corna-Lycaonia

CORNA-LYCAONİA:

Akören ilçesine bağlı Orhaniye Mahallesi yakınlarında bulunan antik yerleşimdir.

Akören ilçe merkezine yaklaşık 4 km uzaklıkta, Orhaniye yolu üzerindedir. Yolun büyük kısmı asfalt olmasına rağmen, kalıntıların bulunduğu tepeye çıkmak için rahat bir ayakkabı giymenizi öneririm.

Antik yerleşim, güney ve güneybatı yönünde, 1 km çapı genişliğinde bir alana yapılmıştır.

 

İsmi:

Kasabanın adı, eski kaynaklarda öncelikle Corna olarak geçmektedir ve Yunanca ve Latince transkripsiyonları yansıtan küçük fonetik farklılıklar göstermektedir.

Cladius Ptolemy nin Coğrafyasında (MS 2 nci yüzyıl) Likya şehirleri arasında listelenen Corna olarak geçmektedir ve Petnissus gibi diğer yerleşim yerlerinin yakınındaki merkezi ovada yer almaktadır.

Bizans idari kayıtları, benzer biçimleri koruyor.

Özellikle Hierocles in Synecdemus unda (MS 6 ncı yüzyıl) Corna, bölgenin il listesinde bir Liyka şehri olarak sayılıyor ve bu da şehrin geç antik çağa kadar küçük bir kent yerleşimi olarak devamlılığını vurguluyor.

Kilise belgeleri, onu İkonium un altında bir yardımcı piskoposluk olarak tanımlar ve günümüze ulaşan metinlerde önemli bir yazım sapması kaydedilmemiştir.

Bu biçimler, adın Greko-Romen ve erken Hıristiyan metinlerinde istikrarlı olduğunu ve önemli bir anlamsal kayma kaydedilmediğini vurgular.

Corma (Psidia da) ve Canna (yakındaki Likya da) gibi benzer isimler kaynaklarda görünür ancak farklı yerlere atıfta bulunur.

 

Önemi:

Burası antik Likaonya bölgesinin önemli yerleşimlerinden biridir ve halk arasında “Dinonra” veya “Ertaş Boğazı” mevkii olarak bilinir.

Yedi viraneden (eski yerleşimden) biri olan Ertaş Boğazı ile bağlantılıdır.

 

Kuruluşu:

Likya nın daha geniş Helenistik ve Roma idari çerçevesi içinde kurulan Corna, Batlamyus un Coğrafyası nda (yaklaşık MS 150) bölgenin yerleşim yerlerinden biri olarak yer alır ve Toros dağlarının kuzeyindeki Anadolu platosunu kaplayan küçük kasaba ve köylerden oluşan bir manzara içinde varlığını yansıtır.

4 ncü yüzyılın sonlarına doğru, İkonium metropolitliğinin altında bir yardımcı piskoposluk olarak ortaya çıkmış ve piskoposu, erken Hıristiyan teolojisinin merkezinde yer alan Hristolojik doktrinleri ele alan MS 451 DEKİ Kalkedon Konsili de dahil olmak üzere önemli ekümenik konsillere katılmıştır.

6 ncı yüzyılda Hierokles in Synecdemus u (yaklaşık MS 535) gibi idari listeler, Corna yı Likya nın 14 şehri arasında sayarak, onu eyalet sıralamasında Leontopolis ve Savatra arasına yerleştirmiş ve Roma dan Bizans yönetimine geçiş sırasında devam eden önemini vurgulamıştır.

5 ile 10 ncu yüzyıllara ait Bizans piskoposluk notları, kilise hiyerarşisindeki rolünü daha da doğrulamaktadır, ancak bazı varyantlar bunu atlayarak, daha küçük piskoposlukların zaman zaman birleştirildiği veya küçültüldüğü bölgesel konsolidasyonlar arasında statüsünde dalgalanmalar olduğunu öne sürmektedir.

Önemli sikke, yazıt veya askeri olaylara ait kanıtların yokluğuyla Corna, İmparatorluğun doğu eyaletlerinde yerel Hıristiyan topluluklarını destekleyen ve önemli bir sivil öneme sahip olmadan Bizans kilise örgütlenmesinin yayılmasına katkıda bulunan birçok mütevazi Likya merkezine örnek teşkil etmektedir.

 

Corna nın gerilemesi ve terk edilmesi;

Anadolu yu istikrarsızlaştıran artan istilalar arasında gerçekleşti.

7 ve 8 nci yüzyıllardaki Arap baskıları, Emevi Halifeliğinin Bizans topraklarına yaptığı akınların bir parçası olarak, Likya da dahil olmak üzere iç bölgeleri alt üst etti ve küçük kasabalarda nüfus azalmasına ve ekonomik baskıya yol açtı.

11 nci yüzyılda Selçuk Türklerinin akınlarından, özellikle 1071 deki Malazgirt Muharebesinden sonra, Orta Anadolu yu Türk yerleşimine açan ve Bizans ın Likya üzerindeki kontrolünün aşınmasını hızlandıran baskı daha da arttı.

Geç Bizans dönemine gelindiğinde, Corna kayıtlardan silinmişti, muhtemelen nüfusun daha savunulabilir yerlere kaymasıyla terk edilmişti.

Corna-Lycaonia

 

GÜNÜMÜZE GELEN KALINTILARI:

Bölgede Roma ve Bizans dönemine ait kaya mezarları, bina temelleri ve antik taş işçiliği örnekleri vardır.

 

Kaya Mezarları:

Bölgedeki en belirgin kalıntılardır. Kayalara oyulmuş oda mezarları görmek mümkündür.

 

Mimari Parçalar:

Etrafa yayılmış, işlenmiş taşlar, sütun kaideleri ve eski bina temelleri vardır. Bazı taşların üzerinde o döneme ait yazıtlar veya süslemeler görmek mümkündür.

 

Sarnıçlar:

Antik dönemde su ihtiyacını karşılamak için kayalara oyulmuş su sarnıçları görülebilir.

 

Antik Yol:

Orhaniye ile Akören arasındaki bu boğaz, antik dönemde de kullanılan stratejik bir geçit yoludur.

 

DİNORMA HÖYÜK

Binlerce yıl boyunca insan yerleşiminin ardışık katmanlarından oluşan klasik bir höyük alanı olarak işlev görüyor ve yüzey araştırmaları, tarih öncesi dönemden klasik döneme kadar çok dönemli kullanıma işaret ediyor.

Başlıca bulgular arasında, Bronz Çağı (Hitit dönemi) faaliyetleriyle bağlantılı MÖ 2 bin yıla ait çömlek parçaları veİkonium (modern Konya) VE Lystra gibi bölgesel merkezleri birbirine bağlayan Roma dönemine ait bir kaldırım yolunun korunmuş bölümleri yer alıyor.

 

KAYASU (MAY) KASABASI:

Konya Akören Kayasu Kasabası Kanlıçay Köprüsü
Kanlıçay köprüsü

Kayasuyu kasabası sınırları içinde, kasabanın batısında,  yaklaşık 1 km uzaklıktadır. Köprü Kanlıçay deresi üzerindedir. Köye ait kanlı çay deresi üzerindeki değirmenlere giden yol bu köprüden geçer. Doğu-batı doğrultusunda 15 metre uzunluğunda ve 4.60 metre genişliğindedir. Köprünün taş korkulukları oldukça yüksek tutulmuştur.

Tamamen moloz taş malzeme ile inşa edilen köprüde çimentolu harç kullanılmıştır. Muhtemelen kurulan ahşap iskele üzerine çimentolu harç dökülmüş ve taşlar onun üzerine örtülmüştür. Tonoz karnındaki çimentolu harç üzerinde kalıp izleri görülür.

Köprü korkuluk duvarının moloz taş örgüleri üstten ve içten çimentolu harçla kabaca sıvanmıştır. Köprünün tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Kullanılan malzeme ve teknik özellikleri değerlendirildiğinde 1950’li yıllarda yapıldığı tahmin edilmektedir.

AVDAN

İlçe merkezine 30 km uzaklıktadır. Tarihi oldukça eskilere gitmektedir. MS 700 yıllarında yaşayan Avdan Şeyhi Hacı Zahrettin Efendi ve ailesi türbesi, buradadır. Beldeye 5 km uzaklıktaki Çarşamba çayı (Mavi) görülmeye değer doğa harikası bir yerdir. Belde ardıç ağaçları ve mesire alanları ile meşhurdur.

Avdan Tekkesi

Avdan beldesinde, MS 700’lü yıllarda yaşadığı tahmin edilen Avdan Şeyhi Hacı Zahrettin mezarı bulunuyor. Tekke: Hacı Zahreddin mezarının yakınında bulunuyor. Tekkenin özellikleri: ruh sağlığı bozuk insanların tedavisinde iyi geldiği sanılıyor.

Avdan Tekkesinin Türkiye genelinde ve özellikle de Konya’da çok iyi biliniyor. Tekkeyi ziyarete gelen insanların en az bir gece burada kalması gerekiyor ve belde esnafının geliri artıyor. İnsanlar geceleyin burada yattıkları zaman şifa bulduklarına inanıyorlar.

 Konya Beyşehir hakkındaki gezi yazım için  Beyşehir

 

G.Kore Seul İtaewon

G.Kore Seul İtaewon

Seul şehrinin Yongsan-gu bölgesindedir ve burada genellikle şehirdeki yabancılar ikamet ederler. ABD Ordusu üssü yakınındaki bu mahalle göçmen mahallesi gibidir. Aynı zamanda, Seul şehrinin en egzotik mahallesidir. Hangang nehrinin kuzey bölümü sınırlarındadır.

Kore savaşının ardından Amerikan askerleri Yongsan Garnizonu ve çevresindeki çok sayıda işletme ve konut komplekslerinde kalmışlardır. Ardından burası uluslar arası toplantılar, Asya ve Olimpiyat Oyunları, hükümet ziyaretleri gibi faaliyetler için turizm altyapılarına tabi tutulmuş ve bölgenin ticareti canlandırılmıştır.

Buranın bir diğer özelliği: uluslar arası mutfak ve Kore tarzı gece hayatının yaşanmasıdır. Burada farklı milletlerden ve kültürlerden insanlarla tanışmak mümkündür. Burası Seul şehrinde “Özel Turizm Bölgesi” olarak belirlenmiştir.

Bölge: tipik mağazalar, restoranlarla doludur. 1.4 kilometre uzunluğundaki cadde tezgahlarla doludur. Moda mağazalarında: çeşitli ithal giysi, deri ürünleri, kürkler, çanta, ayakkabı ve antika mobilyalar konusunda uzman kişiler görevlidir. Deneyimli terziler: özelleştirilmiş giysiler sunarlar.

Biraz önce söylediğim gibi, burada büyük bir mutfak kültürü de bulunur. Hamilton otel arkasındaki restoranlar: Kore, New York, Londra, Hindistan, Tayland, Çin, Yunanistan, Pakistan, İtalyan, Fransa, Meksika, Avustralya ve daha fazla uluslar arası gıdalar sunarlar. Benzersiz lezzetleri, egzotik iç mekanlarda müşteriler tadarlar.

Bölgede: Şehrin en iyi kulüplerinden biri olan “Cilt Kulübü” bulunur. Kulüp: Crown Hotel bodrum katındadır. Şehrin bu en popüler kulübü, özellikle hafta sonlarında yağmur ve kar altında bile girmek için bekleyen uzun insan kuyruklarını gösterir.

Yeouido 63 City, IFC Mall ve Noryangjin Balık pazarı da buradadır. Yeouido Hangang Park: Han nehrinin büyüsünü yaşamak için idealdir.

G.Kore Seul İtaewon

BU BÖLGEDE GEZİLECEK YERLER

G.Kore Seul İtaewon Seul Gece Maceraları

Seul Gece Maceraları

Seul geceleri canlı ve misafirperverdir. Geceler tüm şehir neon ışıklarıyla aydınlatılır. Bölgedeki eğlence mekanlarının bazıları aşağıdadır:

G.Kore Seul İtaewon Rolling Hall

 

Rolling Hall

Seul müzik sahnelerinde önde gelir. Sangsu istasyonu çıkışındadır.

G.Kore Seul İtaewon Kulüp FF

Kulüp FF

Burası bir konser salonu ve dans kulübüdür.

 

Kulüp Ta

Burası Rolling Hall ve FF Kulüpten daha küçüktür. Burada özellikle caz müziği bulunmaktadır.

 

NB2

Burası eğlence devi YG tarafından işletilen bir hip-hop kulübüdür. Hafta sonu akşamları son derece kalabalıktır, abiye kıyafet veya terlikle içeri sokmuyorlar.

 

Cocoon

Büyükçe bir sahnesi vardır. Müzik seçimleri: elektronik popüler hit parçalardan oluşmaktadır.

G.Kore Seul İtaewon 63 City-Youngdungpo-gu

63 City-Youngdungpo-gu

Buraya: The Pride of the Yeouido Skyline ismi de verilir. Bina şehrin silüetine hakimdir ve günümüzde Seul şehrinin en popüler turistik yerlerinden birisidir.

63 katlı bina, 264 metre yüksekliktedir. Kore’nin en uzun ve en tanınmış binasıdır. Bina Hangang nehri ve Bugaksan Namsan ve Gwanaksan dağlarının muhteşem manzarasına sahiptir.
Binanın: bodrum katında 63 Sea World, 63 IMAX tiyatro, Wax Museum ve Kore’nin büyük açık büfe restoranı “Buffet Pavilion” ve diğer restoran zincirleri bulunmaktadır.

 

63 Sea World

Bodrum birinci, ikinci ve üçüncü katta toplam 5.515 metre karelik alanda kuruludur. Bu büyük ölçekli alan içinde, 54 normal akvaryum ve 26 özel akvaryum bulunur. Burada 400 farklı türden 20.000 üzerinde deniz canlısı bulunduğu söyleniyor. Burası Kore’nin ilk akvaryumu olarak 1985 yılında açılmıştır. Buranın en ilginç canlıları penguenlerdir. Ayrıca burada sualtı bale gösterileri de düzenlenir ki, balerin kızlar, deniz kızlarını akla getirir.

Her gün saat 10.00-22.00 arasında açıktır, giriş ücretleri yetişkinler için 19.000 won ve çocuklar için 16.000 wondur.

 

63 Sky Deck

Burası deniz seviyesinden 264 metre yükseklikte ve bulutların üstünde yüzen duygu yaratan bir yerdir. 60.katta bulunan buraya yüksek hızlı asansörle çıkılır ve yolculuk 25 saniye sürer. Sky Deck rekreasyon tesisleri, ziyaretçilere özel sergiler, eğitim ve kültür hizmetleri de sağlar.

Bu etkinlikler “Sky Art” denilen sanat galerisinde düzenlenir. Burası dünyanın en yüksek sanat galerisi olarak bilinir. Aynalardan yararlanarak platformdan düz aşağıya 240 metre yükseklikten bakarak farklı heyecanlar yaşayabilirsiniz. Giriş ücreti yetişkinler için 12.000 won, çocuklar için 11.000 wondur.

 

63 IMAX Sineması

Burası 504 koltukludur ve Temmuz 1985 tarihinde açılmış Kore’nin ilk IMAX tiyatrosudur. Surround ses sistemi kullanılır ve ses sistemi mükemmeldir.

 

Wax Museum

Hergün saat 10.00-22.00 arasında açıktır, giriş yetişkinler için 14.000 won ve çocuklar için 13.000 wondur.

Dünyanın ilk balmumu müzesi, Londra Madame Tussauds müzesidir. Kendisi gençken bir İsviçreli doktordan mum modellemeyi öğrenmiş ve 16.Louise ve Marie Antoinette dahil Fransız devriminin birçok ünlü kurbanının ölüm maskesini yapmakla görevlendirilmiştir. Kendisi daha sonra Londra şehrinde ünlü sergisini kurmuştur.

Müze, 63 Wax binasının 2. ve 3. bodrum kat kısmındadır. Dünyaca ünlüler, Koreli liderler, ünlü sanatçılar ve benzeri yaklaşık 70 balmumu model bulunmaktadır. Ziyaretçiler: Kore bağımsızlık gönüllüsü Kim Ku, Kore cumhurbaşkanları Park Chung-hee ve Kim Dae-Jung ve ABD Başkanı Barack Obama ile birlikte fotoğraf çektirebilmektedirler.

G.Kore Seul İtaewon Yeouido Adası-Treasure Island

Yeouido Adası-Treasure Island

Burası Hangang nehri tarafından hazırlanmış: nehrin ortasında bir kum mücevher gibi bir adadır. Joseon hanedanlığı döneminde, burada atlar ve koyunlar üretmek için bir ahır bulunuyormuş. Günümüzde ise, burada: Ulusal Parlamento ve diğer kamu kurum ve kuruluşları, medya, finans şirketleri ve ekolojik bir park alanı bulunmaktadır.

Adanın merkezine yayılan park, şehrin içinde bir nefes alma yeridir. Yani bir anlamda New York şehrindeki “Central Park” akla gelmektedir.

Zaman bulursanız, ada içinde bir bisiklet kiralayarak gezinti yapın. İlkbaharda “Kiraz Çiçeği Festivali” sırasında, adanın ünlü kiraz ağaçları görülmeye değerdir. Sonbahar mevsiminin başlarında, ada “Uluslar arası Havai Fişek Festivali”ne ev sahipliği yapmaktadır. Binlerce kişi, bu havai fişek gösterisini izlemek için bölgeye akın ederler.

 

Broadcast Museum

Burada, ziyaretçiler: 1927 yılında Kore’de yayınların başlaması, film ve Kore’nin haber spikerleri gibi faaliyetleri izleyebilirler. Ayrıca bir radyo programı yaşayabilirsiniz. Kore’nin ilk televizyon mikrofonunu ve dev kameraları görebilirsiniz.

G.Kore Seul İtaewon Yeouido’s New Landmark

Yeouido’s New Landmark

Burası: Uluslar arası Finans Merkezi İFM, üç ofis binası, Conrad Seoul Hotel, Seul şehrinin en büyük alışveriş merkezlerinden birini barındıran alandır. Yapı, İngiltere merkezli mimarlık ve tasarım şirketi Benoy tarafından tasarlanmıştır. Girişindeki heykel bahçesi ve sanat galerisi ilgi çekmektedir.

 

Hangang Nehri ve Çevresi

 

Yeouido Hangang Park Entrance

Yeouido Seul şehrinin kalbidir. Ama bu ıssız kumlu ada aynı zamanda Seul şehrinin gelişimini yansıtır. Yeouido Hangang park: bütün Hangang parkları arasında en çok ziyaretçi çeken parktır.

 

Nogeumsu Plaza

Park alanına girdikten sonra, Hangang nehri istikametinde Wonhyodaegyo köprüsüne doğru yürürseniz: yakında rahat bir oyun alanı, banklar ve ağaçlar ile Nogeumsu meydanı ile karşılaşırsınız. Burada sakin bir atmosfer vardır ve gündelik hayatın stresinden kurtulmayı sağlar.

 

Mapodaegyo-Köprü

Hangang nehri üzerindeki köprü: birçok kişi tarafından intihar için seçilmiştir. Seul Büyükşehir Belediyesi, bu durumu değiştirmek için, köprüye “Hayat Köprüsü” adını vermiştir. Bu köprünün altında oluşturulan “Seul Renk Park” hem yayalar ve hem de bisikletçiler için favori bir yerdir.

 

Cascade Plaza

Mapodaegyo köprüsüne doğru yürüyüp, köprünün altından geçtiğiniz zaman, güzel bir havuzlu meydan ile karşılaşırsınız. Bunun yanındaki Cascade sahnesi, dünyanın ilk geri çekilebilir su aşamasıdır. Onun geometrik model ve güzel bir kubbe şekli güzel görünüm ortaya koymaktadır.

 

Jamsugyo-Bridge

Jamsugyo, Korece “dalış köprü” anlamına gelmektedir. 1979 yılında inşa edilen köprü: nehrin su seviyesi muson mevsimi veya ağır yağmur sırasında arttığından su seviyesi yükselmesiyle anılmaktadır. Köprü çok özel bir manzaraya sahiptir ve sadece net günlerde yürüyerek kullanılmasına izin verilir.

Çünkü: Hangang nehri üzerinde köprü boyunca yürüyüşler gerçekten ilgi çekmektedir. Yağış sezonunda Hangang nehri su seviyesi buradan kontrol edilir ve savaş sırasında köprü stratejik öneme sahiptir.

G.Kore Seul İtaewon Moonlight Rainbow Fountain

 

Moonlight Rainbow Fountain

Banpo Hangang Park: geceleri muhteşem şekilde ışık ve su gösterilerine sahne olur. Banpo gösterileri, Guinnes Rekorlar Kitabına girmiştir. Moonlight Rainbow Çeşmesi, dünyanın en uzun köprü çeşmesi olarak kabul edilmiştir. Banpodaegyo köprüsünün her iki tarafından su kanatları açılır. Suların bu dansı, 190 doğal ve renkli ışıktan ve dinamik müzik eşliğinde gerçekleşmektedir.

15 dakikalık bu gösteri: her akşam saat 20.00-20.30-21.00 de üç kez yapılmaktadır. Yağmur ya da fırtına ve çeşitli olaylar olduğunda veya enerji tasarrufu yapıldığında gösteri iptal edilir.

G.Kore Seul İtaewon Ulusal Meclis Binası

Ulusal Meclis Binası

Yeoudio denilen yerdedir. Yeraltında 2 katlıdır ve yerden yükseklik 6 katlıdır. Bina 122 metre uzunluğunda ve 18 metre genişliğindedir ve 1975 yılında inşa edilmiştir. Bina: Kore’nin 24 güneş açısını simgeleyen granittin 24 sütunla desteklenen ve merkezi bir kubbenin altında olacak şekilde dizayn edilmiştir. Ana binanın önünde büyük bir çimlik alan vardır.

G.Kore Seul İtaewon Yeouido Saetgang Ekolojik Park

Yeouido Saetgang Ekolojik Park

Park alanı, Hangang nehri tarafından çevrelenmiştir. Başlangıçta bu pis kokulu bataklık arazi, daha sonra temizlenmiş ve Kore’nin ilk ekolojik parkına dönüştürülmüş ve 1997 yılında ziyarete açılmıştır.

G.Kore Seul İtaewon Saetgang Köprüsü

Saetgang Köprüsü

Köprü 63 İl binası ile Ulusal Meclis Binası önünden Hangang bölgesine uzanır ve 4.7 km uzunluğundadır. Öte yandan köprü Yeouido ile Singil istasyonunu bağlayan bir yaya köprüsüdür. Köprünün ortasında dinlenmek için birkaç bank bulunur.

Konya Derebucak

Konya Derebucak

Derebucak tam bir mağara cenneti, mağara tutkunları mutlaka burayı ziyaret etmeliler, ancak unutulmaması gereken bir husus var, bu mağaralara sadece profesyonel mağaracılar girebiliyorlar, yani amatör mağara tutkunları için bu muhteşem güzellikteki mağaraları gezmek pek mümkün değil.

ULAŞIM

İlçe: Beyşehir-Antalya kara yolu üzerindedir. Derebucak, Konya arası uzaklık: 140 km. Derebucak, İbradı arası uzaklık: 45 km. Derebucak, Beyşehir arası uzaklık: 46 km. Derebucak, Seydişehir arası uzaklık: 49 km.

TARİHİ

İlçenin kuruluş yılları, Anadolu Selçuklu dönemine rastlar. 1912-1926 yıllarında Derebucak ve çevre köyler Akseki ve İbradı’dan ayrılarak Seydişehir’e bağlanır. Cumhuriyetin ilk yıllarında: Akseki ile ilgili resmi kayıtlarda çoğunlukla Derebucak bazen Dereköy olarak yazılır. Seydişehir ile ilgili resmi kayıtlarda ise Derebucak yazılır. 1930’lardan sonraki kayıtlarda hep Derebucak olarak geçer.

İlçe 1927 ve 1955 yıllarında iki büyük yangın geçirmiştir. Bu büyük yangınlarda ilçede bulunan yapıların büyük kısım yanarak yok olmuştur. Her iki yangın da, burada yaşayan nesiller üzerinde derin izler bırakmıştır.

Bu felaketlerin beraberinde kıtlık ve sel felaketleri de görülür. 1873-1874 tarihleri ve 1920-1940 yılları arasında bölgede büyük kıtlık görülür. 1907 yılında ise Gembos ovasının sularla dolması sonucu Derebucak arazisi su baskınına uğrar.

1960 yılında Avrupa kapıları Türk işçileri için açılınca, Derebucak bir gurbetçi beldesi olur. Gurbete göç 1962 yılında başlamış ve uzun yıllar devam etmiştir. 1967 yılında yörede Belediye teşkilatı kurulur. 1987 yılında ise İlçe olmuştur.

Konya Derebucak

GENEL

Akdeniz bölgesinde ve Torosların arasında bulunmaktadır. Denizden yükseklik ortalama 1240 metredir. Denizden yüksek olması nedeniyle tam anlamıyla Akdeniz iklimi hakim değildir. Bu yüzden: karasal geçiş iklimi vardır.

Buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve kar yağışlı geçer. İlçenin ekonomik faaliyetleri, 1960’lı yıllara gelinceye kadar: av tüfeği imalatı, tarım, hayvancılık ve halıcılıktır.

Av tüfeği imalatı ve halıcılık 1968 yılına kadar devam eder. Ancak 1965 yılında Avrupa’ya göçler başlayınca bu konuda kurulan kooperatifler zaman içinde küçülmüş ve sonra kapanmıştır. Günümüzde başlıca ekonomik etkinlik tarım ve hayvancılıktır.

Konya Derebucak Av tüfeği imalatı

Ancak av tüfeği (Huğlu marka tüfekleri Huğlu Mahallesinde yani burada imal ediliyor) imalatı sürmektedir. İlçenin en büyük özelliklerinden birisi de, yurt dışında çok sayıda gurbetçi işçi bulunmasıdır.

 

DEREBUCAK MAĞARALARI TANITIMI VE YAYLA ŞENLİKLERİ

Her yıl Temmuz ayında geleneksel şenlikler düzenlenmektedir. Şenliklerde: çeşitli oyunlar, yarışmalar ve eğlenceler düzenlenir. Ayrıca konserler verilir.

Konya Derebucak

GEZİLECEK YERLER

 

ÇAMLIK KÖYÜ

Konya Derebucak Çamlık Köyü Dedetarlası Mağarası

Dede Tarlası Mağarası

Köyün 4 km güneybatısında, Medi mevkiindedir. Mağaraya ulaşmak için stabilize yolda bir süre yürümek gerekiyor. Mağaranın uzunluğu 533 metre ve yüksekliği 05 ile 5 metre arasında değişmektedir. Mağaranın iki tane girişi vardır.

Konya Derebucak Çamlık Köyü Dedetarlası Mağarası

Birinci giriş: kayalar arasındadır, eğilerek girebilirsiniz. İçeride 100 metre kadar ilerledikten sonra ikinci girişe ulaşılır. İkinci giriş, oldukça diktir ve 8 metre yüksekliktedir. Bu ikinci girişten sonra 200 metre yürüdüğünüzde su havuzlarına ulaşırsınız. Bu havuzların derinliği yaklaşık 1.5-2 metre kadardır.

Mağaranın son kısmında ise, oldukça yüksek bir salon kısmı bulunur. Bu salonun zemini, kayaların su tarafından aşındırılmasıyla oluşmuştur. Mağaradan çıkış için, tekrar aynı yoldan geri dönmeniz gerekiyor.

Konya Derebucak Çamlık Köyü Körikini Mağarası

Körükini Mağarası

Köyün 1 km batısındadır. Buraya stabilize yol ile ulaşılır.

Uzunluğu 1320 metre, yüksekliği 30 metredir. Mağaranın girişi oldukça etkileyici bir görünüme sahiptir ve 30 metre yüksekliktedir.

Konya Derebucak Çamlık Köyü Körikini Mağarası

Mağara içerisinde 130 metre ilerledikten sonra derin bir göle rastlanır. Gölün yanından ilerlediğinizde mağara tavanının metrelerce yükseldiği görülür. Ayrıca: mağaranın çıkışında 12 x 12 metre boyutlarında bir çıkış yeri göreceksiniz. Ancak çıkışa ulaşmadan hemen önce: oldukça etkileyici bir görüntü ile karşılaşacaksınız. Bu bölümde: birçok havuz, sarkıt ve dikitler bulunur. Havuzların derinlikleri 1 ile 1.5 metre arasında değişir, yaz aylarında ise havuzlar boştur. Mağaranın çıkışı, Değirmenlik vadisi içindedir.

Konya Derebucak Çamlık Köyü Suluin Mağarası

Suluin Mağarası

Körükini mağarasının çıkışının 300 metre aşağısındadır.

Mağaranın uzunluğu 300 metredir, yüksekliği ise 20 metredir. Genişliği 3 ile 8 metre arasında değişir. Mağaranın üst girişi kayalıktır. Girişten sonra iki gölet vardır ve bunlar geçildikten sonra 150 metre uzunluğundaki gölete ulaşılır.

Konya Derebucak Çamlık Köyü Suluin Mağarası
 

Bu mağaranın en büyük özelliği, mağaranın duvarlarında Roma döneminden kalma aziz ve azizelere ait 14 fresko bulunmasıdır.

Göletlerde kısa kürekli botla gezmek mümkündür. Ancak bazı kısımlarda suyun derinliği 5 metreye kadar ulaşır. Mağaranın çıkışına doğru geçit genişler. Burada oldukça muhteşem görünen 10 metre genişliğinde bir yarık vardır. Mağara çıkış kısmından bot ile çıkmak mümkündür, bu yüzden mağaraya girmeyi düşünenler, yanlarında mutlaka kısa kürekli bot bulundurmalıdır.

TAŞLIPINAR (ZEKERİYAKÖY) KÖYÜ

Konya Derebucak Taşlıpınar Zekeriya Köyü Kabartmalar

Kabartmalar

Köy’ün doğu yönünde, A. Göksu’nun evinin altındaki doğal kaya kütlesinde: yola bakan cephede 7 tane süvari kabartması ve tabula ansata içerisinde yazıt bulunmaktadır.

Kabartmaların MS 3’ncü yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Bu kaya kabartmaları, ilk olarak 19’ncu yüzyıl sonunda Hirscfeld tarafından, mezar işlevli oldukları düşüncesiyle yayınlanmış, daha sonra Sarre’nin yazıtları çözmesiyle Ares’e adandıkları anlaşılmıştır. Yedi ayrı kabartma, dik bir kayanın doğu yüzüne belli bir düzen gözetmeden kazınmıştır.

Doğal kaya kütlesi üzerinde, kemerli ve her iyi yanında sınırlandırılan sahnede: süvari betimlemeleri görülür. Betimlemelerin hepsinde, atların hareket yönü, doğu tarafadır. (sağ yöndedir.) Fakat bunların bir kısmı, günümüzde okunmayacak kadar kötü durumdadır. Çünkü büyük tahribata uğramıştır. Yine de yapılan çeşitli araştırma sonuçlarına göre bazı bilgiler edinilmiştir.

Buradaki kabartmaları: Yunan savaş tanrısı olarak bilinen Ares ile ilişkilendirilmektedir. Buradaki kaya kütlesine, yerel tapınım ilişkilendirilmesi son derece önemlidir. Beş eserde benzerlik varken, ikisinde mimari öğelerin belirtilmediği çukurlaştırılmış kabartma alanına kemerli bir biçim verilmekle yetinilmiştir.

Kabartmaların altındaki yüksekçe kaide, yazıt silmesi işlevi taşır. İki örnekte silme düz bırakılmış, diğerlerinde buraya bir tabula yerleştirilmiştir. Tubala: dikdörtgen, kulplar yay ya da üçgen biçimlidir.

Kabartmaların ayrıntılı incelenmesi

Bir kabartma figürde: süvarinin pelerini uçuşmaktadır. Diğer kabartma figürlerde: plasterli kemerli nişin altında, diğerlerinden farklı olarak kaide vardır. Kaidenin ortasında “Medusa” başı betimlenmiştir. Fakat yoğun tahribata uğramıştır.

Diğer bir figürde: miğfer ve süvarinin üzerinde pelerin yoktur. Fakat, burada atın yelesi diğerlerinden daha detaylı ve özenli işlenmiştir.

Sunak kaidesinin köşelerinde: bazı dörtgen sunaklarda rastlanan masif ayaklar gösterilmiştir.

Kaya kabartmalarında: ikonografik özelliklerinden değil ama kabartma işçiliklerinde bazı farklılıklar görülür. Gerek figür gerekse at daha ince oranlara sahiptir.

Kaya kabartmalarının çok aşınmış olması nedeniyle, yüzey işçiliğinin irdelenmemesine karşılık, öncekilerden farklı olarak mantonun arkada doğru uçuştuğu atın tümüyle profilden betimlendiği izlenir. Bunların başka ellerden çıktığı kesindir.

BALAT MEZRASI

Konya Derebucak Balat Mezrası Balatini Mağarası
 
Balatini Mağarası

Uzunsu vadisinin kuzeyine bakan yamacında, Balat Mezrarının üzerinde bulunur.

Derebucak köyüne 6 km ve Çamlık köyüne 5 km uzaklıktadır. Türkiye’nin en uzun mağarasıdır. Uzunluğu 2030 metredir. Yüksekliği ise 45 metreye kadar çıkar.

Dere mağarasıdır. Mağara içerisinde eski dönemlerden kalan mezar kalıntıları ve başkaca işaretler vardır ve bunlar mağaranın bir zamanlar yaşam alanı olarak kullanıldığını kanıtlar. Mağaranın bir girişi ve dört çıkışı vardır.

Mağara: iki seviyeden oluşur. Üst kat: Zemin tamamen mağara kili ile kaplıdır. Alt kat: Burası su taşıyan asıl galeridir. Suyun az olduğu dönemlerde, su içerisinden yürüyerek ilerlemek mümkündür.
Ancak bu yol üzerinde: üç adet cadı kazanı geçişi vardır ve burada bot kullanmak şarttır. Bu bölümde: travertenler ve dev cadı kazanları görülmeye değerdir.

 

 Konya Beyşehir hakkındaki gezi yazım için Beyşehir