Peru Nasca ve Pampas de Jumana

Peru Nasca ve Pampas de Jumana

Nasca ve Pampas de Jumana çizimleri: Peru ülkesinin güneyindeki çölde, antik dönemden kaldığı düşünülen kalıntılardır. Çizgiler: Lima şehrinin yaklaşık 400 km güneyinde, Nasca ve Palma kasabaları arasındaki 80 km lik yüksek ve kurak plato bölümündedir. Çizgilerin bulunduğu alan 37 km uzunluğunda ve 15 km genişliğindedir.

1994 yılında, bu bölge ve çizimler UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Peru Nasca ve Pampas de Jumana

Çizimlerin Görülmesi

Nasca kasabasından küçük bir uçak kiralamak mümkündür. Kasabada seçim için farklı uçan şirketler bulunmaktadır. Teoride fiyatlar sezona bağlı olarak değişmektedir. Pilot yaklaşık 30 dakikalık uçuşta: maymun, sinek, condor, köpek balığı, örümcek ve birkaç geometrik çizimi size gösterecektir. Havadan çizimler oldukça küçük görülüyor.

Eğer çizimleri büyük görmek istiyorsanız, şehir dışında karayolu üzerindeki gözetleme kulesine gitmelisiniz. Oradan, hemen yakındaki “eller” ve “ağaç” çizimlerini görebilirsiniz. Yakın olduğu için bunları oldukça büyük görmek mümkündür.

 

Çizimlerin keşfedilmesi

1939 yılında Long Island Üniversitesinde görevli Amerikalı Profesör Paul Kosok: Peru’nun kuzeyinde, antik sulama sistemini incelemek için Nasca’ya geldi ve burada bazı antik su kanalları ile karşılaştı. Ancak bunları yakından kontrol ettiğinde: bunların su taşımak için zemin yüzeyine çok yakın olduklarını gördü.

Başka bir şey araştırırken: bir kuş dahil olmak üzere Nasca rakamlarını ortaya çıkardı. 1946 yılında Maria Reiche isimli bir başka araştırmacı burada gündönümü belirteçlerini keşfetti ve Nasca Pampa görsel matrisini haritalamayı başardı.

 

Çizimler nasıl yapılmıştır

Bilim adamları tarafından yapılan incelemeler neticesinde, çizimlerin: MÖ.100 ile MS.600 yılları arasındaki 700 yıllık süreçte, genel olarak üç aşamada yapıldıkları kabul edilmektedir. Bunlar: erken, orta ve geç aşamalardır.

Çizimler; kırmızımsı çakılların çöl zemininden çıkarılması ve altındaki beyaz/gri tabakanın ortaya çıkarılması ile yapılmıştır. Çünkü çölün yüzeyini kapsayan çakıllar demir oksit içermektedir.

Çakıl bulunduğu yerden çıkarıldığında, bunun altındaki renkli bölüm ortaya çıkar. Özellikle: erken dönemlere tarihlenen çizimler yüksek kabartma olarak göze çarpar ve taş ve çakıllar kaldırılarak yapılmıştır. Buradaki özel meteorolojik koşullar da Nascalı tasarımcıların bu çizgileri çizmelerine yardımcı olmuştur.

Rüzgar ve mineral açısından zengin toprak ile birlikte yağmurun neredeyse hiç olmayışı da ( yağmur bölgede 2 yılda bir yalnızca yarım saat yağmaktadır) toprakaltı açık renk aksine, çok ince koyu bir kabuk tabakası oluşmasına neden olmuştur.

Böylece geniş çizgiler ve şekiller, sadece büyük yükseklikten görülebilen koyu arka plan üzerine, açık renkli çizgiler şeklinde ortaya çıkmıştır. Ancak, her ne kadar yapılış dönemleri farklı olsa da şekiller ve düzenlenme tarzlarında: süreklilik ve uzun vadeli emek görülmektedir.

Çizimlerin gizemi incelenirken: MS.250-750 yılları arasında bölgede yaşamış Nasca kültürü eserleri de incelenmiştir. Aynı dönemde, bölgede yaşayan Nasca insanları: çanak-çömlekler üzerine, renkli heyecan verici semboller ve motifler işlemişlerdir.

Bu çanak-çömlek kültürü: bu bölgeye Chincha, Pisco, Ica, Nazca ve Aacari vadilerindeki alanlardan gelmiştir. Erken dönemde: bu çanak-çömlekler genelde renk kullanılmamıştır, ama orta ve geç dönemlerde: daha renkli yapılmış, 3 ile 8 arasında renk kullanılarak boyanmışlardır.

Özellikle: yaygın olarak balık ve meyve resimleriyle, Nazca dini ve mitolojik öğeleri resmedilmiştir. Yaygın renkler olarak ise: siyah, kahverengi, kırmızı, sarı, gri, beyaz ve menekşe renkleri kullanılmıştır.

Peru Nasca ve Pampas de Jumana
Peru Nasca ve Pampas de Jumana

 

Çizimlerde neler betimlenmiştir

Düz çizgiler halinde, çölde kum yüzey üzerine kazınarak yapılmış geometrik 300 şekil “havadan” çok açık bir şekilde görülmektedir ve bu yüzlerce çizimde: basit çizgi ve geometrik şekilde 70 hayvan, insan ve bitki türü betimlenmiştir.

Bunlar arasında göze çarpanlar: jaguar, puma, örümcek, maymun, balık, köpek balığı, katil balina ve kertenkeledir.

Bunun dışında: çiçekler, bitkiler ve çeşitli nesneler betimlenmiştir. Özellikle: iki büyük el ilgi çeker ama bu ellerden bir tanesinin 4 parmaklı olması daha da ilginç bir özelliktir.

Ayrıca: iplik gibi yani çizgi adam şekilli insan çizimleri vardır. Bunlar arasında yani insan benzeri çizimler arasında en iyi bilineni: 1982 yılında Eduardo Herran tarafından keşfedilen 32 metre uzunluğundaki “Astronaut” şeklidir.

Peru Nasca ve Pampas de Jumana

“De la Torre” tarafından keşfedilen “yılan” resminin uzunluğu 196 metredir. Ayrıca yine aynı yerde bir kuş, bir lama ve bazı zig zag çizimler bulunur. Onlar da çöle yakın “El Ingenio” vadisindeki tepeler üzerinde keşfedilmiştir.

Bu hayvanların çoğu: bölgedeki çiftçilerin su döngüsü ile ilişkili hayvanlardır. Örneğin: örümcek yağmur habercisi olarak kabul edilir. Apus: kutsal tepeleri temsil eder. Condor ise: Peru’nun birçok yerinde görülmektedir.

 

Çizimlerin günümüze kadar bozulmadan gelebilmesi

Evet, yapılan birçok araştırmaya ve çalışmaya rağmen: çizimlerin zaman ve kuvvetli rüzgarların olumsuzluklarına rağmen, 2000 yıldır nasıl silinmeden kalabildikleri, kim tarafından ve ne zaman ve ne amaçla yapıldıkları anlaşılamamıştır.
Tabiat faktörleri, rüzgar ve su; sanki bu çizimleri yapan sanatçıların eserlerini sonsuza dek saklama taraftarıdır.

Peru Nasca ve Pampas de Jumana Cahuachi Kayıp Şehri
Peru Nasca ve Pampas de Jumana Cahuachi Kayıp Şehri

 

Cahuachi Kayıp Şehri

Nazca çizgilerini araştıran arkeologlar, bu bölgede kayıp şehir “Cahuachi” yi ortaya çıkarmışlardır. Bu şehir yaklaşık 2000 yıl önce inşa edilmiş ve gizemli şekilde 500 yıl sonra terk edilmiştir. Nazca hatlarının gizemini çözmek için, Cahuachi şehri incelenmektedir.

Şehirde kerpiç yapılar bulunan 40 höyük bulunmaktadır. Sürekli nüfus küçüktür ancak büyük tören etkinlikleri için burada nüfus önemli ölçüde büyümüş ve burası bir hac merkezi olarak kullanılmıştır.

Bu olaylar, büyük ölçüde Nazca çizgilerini ve Nazca dev kumullarını etkilemektedir. Burada mevcut olmamasına rağmen, hac nedeniyle buraya gelenler tarafından katil balina ve maymun betimlenmiştir.

Öte yandan: burada bulunan ve 1500 yıl önce dokunmuş dokumalarda kullanılan eski teknik çizgiler ve desenler de, Nasca çizgilerine ışık tutmaktadır.

Peru Nasca ve Pampas de Jumana Cahuachi Kayıp Şehri

Ayrıca: şehir çevresindeki mezar sitelerinde; Peru çölünün kuru toprakları nedeniyle korunmuş Nasca insanlarının mumyalanmış cesetleri bulunmuştur.

Ancak: bu büyük medeniyet yani Nasca medeniyeti: 1500 yıl önce aniden yok olmuş ve çöldeki bu garip çizgilerin nedeni de anlaşılamamıştır. Arkeologlar: Nazca toplumunun aniden yok olması nedenlerini araştırırken, bu olayı bir ağacın kaderine bağlamaktadırlar.

Araştırmalara göre, bitki analizleri “Huarango” isimli ağacın bulunduğu ormanların tahribi ve bunun sonucunda oluşan ekolojik çöküşü, Nasca toplumunun yok olması ile bağlantı kurmaktadırlar.

Muhtemelen, MÖ. 500 yılı civarında burada yani Peru kıyı vadilerinde insan kaynaklı olaylar sonucunda büyük bir doğa felaketi yaşanmıştır.

 

Sonuç

Dünyanın çeşitli yerlerinde, bu tür büyük şekiller bulunmaktadır. Ancak Nasca şekillerinin en etkileyici ve esrarengiz yanı: onların sayıları, özellikleri, boyutları ve kültürel devamlılık içinde antik dönemde yapılmış olmalarıdır.

Yıllardır yapılan araştırmalara rağmen, hiç kimse, Peru çöllerindeki bu çizgilerin ne anlama geldiği hakkında kesin fikir yürütememekte, ancak birçok bilim adamı, arkeolog ve matematikçi tarafından yüzlerce söylenti ve varsayım ortaya atılmıştır.

 

Söylentiler-Varsayımlar

1.En yaygın varsayıma göre: bunlar yer altı su kaynaklarına ait bir haritadır. Arguman tepeler ve su arasındaki ilişki gündeme gelmektedir. Bu çizimlerin yer altı su kemerleri olduğunu ifade etmektedir.

Yer altı kaynaklarına giden yer altı kanalları, müthiş bir ağ oluşturarak güvenli su sağlamaktadır. Bu sistem, günümüzde bile, sulanan tarım arazilerine büyük miktarda su taşınmasını sağlamaktadır.

Bu kanalların çoğu, bazı tepeler içinde başlar. Bu nedenle, çizimleri su kontrolü ile açıklamak mantıklı ve doğal bir yaklaşım olabilir.

2.Diğer bir varsayım: gökyüzünden yani uzaydan geldiği düşünülen yaratıklar için bu çizgilerin oluşturulduğudur. İnka medeniyeti döneminde: Nasca düzlüklerine uzaydan gelen varlıklar tarafından dev bir harita veya plan olarak bu çizgilerin işlendiği düşünülmektedir.

Öte yandan: yine aynı varsayımı kabullenenler, bu çizimlerin gökyüzünden dünyaya gelecek canlılar için bir iniş pisti olarak hazırlandığıdır. “Erich Von Daniken” isimli yazar tarafından 1968 yılında yazılan “Tanrıların Arabaları” isimli kitap: bu çizimlerin antik dönemde uzaydan gelen canlılar tarafından yapıldığını iddia etmektedir.

Yazar: insanların bu çizimler ile, tanrıları aramaya çalıştıklarını belirtmektedir. (bir zamanlar bu kitabı büyük bir heyecan ile okuduğumu hatırlıyorum)

3. Güçlü bir varsayım: bunların antik dönem tanrılarının fantastik açıklamaları olarak çizildiğidir.

4. Bu çizimlerin: Nasca medeniyeti tarafından oluşturulmuş bir “gök takvimi” olduğu söylenmektedir.

5. “Robin Edgar” isimli bir araştırmacı: Nasca çizimlerini “Tanrını gözü” olarak betimlemiş ve güneş tutulmalarının olağanüstü serisinin, bu hatların yapımı ile ilgili olduğunu ve çakıştığını ileri sürmüştür.

Çizimlerdeki bazı hatlar: İnka medeniyetinde kabul edilen “Güneş Tanrısı”nın: gündönümü, ölüm ve yeniden doğumu ile hizalanmaktadır.

6. “Michael Coe” isimli araştırmacı: Nasca çizimlerinin belirli mezhepler tarafından yürünen kutsal yollar olduğunu belirtmiştir.

7. “Carl Munck”: Nasca hattındaki zemin işaretlerinin bir tür “Matrix” sistem kodu olduğunu öne sürmüştür. Bu konudaki diğer örnek olarak: Mısır-Giza’daki Büyük Piramit örnek gösterilmektedir.

Çünkü, bu büyük piramit de, küresel bir koordinat üzerine konumlandırılmıştır. Burada kullanıla gematrian numaralar: İncil dahil birçok eski mit ve dinlerde bulunmaktadır. Gematrian numaralar: Yunanlılar, Mısırlılar, Persler, Babilliler ve Romalılar gibi antik çağ insanları tarafından, ağırlık ve ölçü sistemlerinde kullanılmıştır. Mayaların da, çok hassas gematrian numaralar kullandıkları ileri sürülmektedir.

8. “Maria Reiche” isimli Alman matematikçi ve arkeolog, bu çizimlerin yıldızlar ve güneş gündönümü gibi gezegensel olayları belirleyen bir astronomi takvimi olarak: MÖ.300 ile MS.800 yılları arasında yörede yaşayan yerliler tarafından yerde tasarlanarak yapıldıklarını ileri sürmüştür.

Yani, bunların dünya dışı varlıklarla ilişkilendirilmelerine şiddetle karşı çıkmıştır. Çizimlerde bulunan örümcek ve maymun gibi oluşumlar: gök yüzündeki Orion ve Büyük Ayı gibi yıldız guruplarını göstermektedir.

Tüm çizimler: astronomik teorilerin ışığında, yüzyıllar içinde yıldız değişikliklerinin yönünü ve ekinoksların devinimini açıklamaktadır. Kendisi bu konu ile ilgili o kadar yoğun çalışmıştır ki, 1998 yılında 95 yaşında öldüğünde bu kurak arazide gömülmüştür.

9. “Simone Waisbard” isimli araştırmacı, Nasca çizimlerinin bir astronomi takvimi olduğunu ve yağış değerlerini ölçmek için yapıldıklarını iddia etmiştir. Rakamlar ve özellikle deniz kuşları, Nasca kültüründe meteorolojik kehanetlerle bağlantılıdır.

Evet: belki gidip buraları görmek, gezmek şansınız olmayacaktır.

Ancak, bu yazıyı okuduktan sonra: inanıyorum ki, her okur günümüzden yüzlerce yıl önce yapılmış ve yine yüzlerce yıllık tabiat şartlarına dayanarak günümüze ulaşmış bu çizimlerin nasıl, neden ve kimler tarafından yapıldığı konusunda kendince bir fikir üretecektir.

Sanırım en kolay üretilecek fikir: bunların gökyüzünden gelen canlılar tarafından yapılmış olmasıdır.

Çünkü, her ne sebeple olursa olsun, kara yüzeyinde, bu ölçüde düzgün ve anlamlı çizimlerin yapılmasının mümkün olabileceğini inanmak çok zor, bu çizimler sadece yükseğe çıkıldığında anlamlı hale geliyorlar, yüksekten bakıldığında çizimler betimledikleri şekilleri yansıtıyorlar, yoksa yüzeyden bunlar çizilirken nasıl bu derece düzgün ve betimlenmek istenen şekli gösterebilir?

Yıllar önce, Siir-Aydınlar kasabasında “İbrahim Hakkı Müzesi” ni ziyaret etmiştim. Bu müzede: İbrahim Hakkı’nın “Marifetnane” isimli kitabının son sayfasındaki “Amerika kıtası ve dünya ” çizimini unutamıyorum.

Bu çizim, o kadar düzgün ve havadan görünüm şeklinde çizilmiştir ki, sanki kişiyi yüzyıllar önce bir hava aracına bindirmişler, belli bir yüksekliğe çıkmış ve dünyanın resmini çizmiş, yoksa yer yüzeyinde, bu ölçüde çizimlerin yapılması ne kadar mümkün, bence hiç.

Öte yandan, biraz önceki fikir mantık sınırlarına uymasa da, mantıken bunların tanrılar adına yapıldığı veya sulama ile ilgili olduğu düşünülmektedir.

Son karar siz okurların.

Amerika, Peru, Chan Chan

Kuşadası Davutlar

Kuşadası Davutlar
 

Kuşadası Davutlar: Kuşadası ile Güzelçamlı Milli Park arasındaki yol üzerindedir.

Neden Davutlar ismi?

Rivayetlere göre: Cafer ve Davut isimli iki kardeş bölgeye gelirler, Davut: günümüzdeki Davutlar denen köyün sırtlarına, Cafer ise, Caferli köyünün sınırına yerleşir.

Cafer’in yerleştiği yere Caferli, Davut’un yerleştiği yere ise Davutlar ismi verilir.

1600’lü yıllarda Hacı Osman isimli bir kişi başkanlığında bir göçmen kafilesi buraya gelir ve Davutköy’e yerleşir, ancak sonraki yıllarda yörede ortaya çıkan kolera salgını nedeniyle köy terkedilir ve günümüzdeki Davutlar’ın İslamşanlı Mahallesine yerleşilir.

1892 yılında Girit adasından göç edenler, Osmaniye Mahallesini ve 1936 yılında Romanya ve Bulgaristan’dan göç ederek gelenler ise, Yenimahalle’yi kurarlar. Köy zaman içinde büyüyerek 1969 yılında Belediyelik olur.

Kuşadası Davutlar
 
Gelelim günümüze:

Evet, burası Aydın ilinin bir mahallesi olarak geçiyor ve Kuşadası Belediyesine bağlıdır. Ancak özellikle yaz aylarında burada bulunan binlerce yazlık nedeniyle nüfus o kadar fazla artıyor ki, inanın büyük bir şehir gibi kalabalıklaşıyor.

Tabii bu durumun sonucunda, belde aşırı yapılaşma nedeniyle oldukça bozulmuş, beton yığını haline gelmiştir. Bu beton yığınları, muhteşem kum plajlarına, 100 metreye kadar yaklaşmıştır.

Kuşadası Davutlar
 

Bölge, denizin doldurulmasıyla oluşmuştur. Sahile yakın yerdeki yazlık siteler, genellikle dolgu yapılarak inşa edilmiştir.

Bu yüzden yağmur yağdığında yağmur suları uzun süre çekilmez ve göller oluşur. Bu yüzden, eski yapılarda genellikle nem olur, yani buradan ev alacakların dikkatli olması gerekir.

Rüzgar deyince bir husus daha var, rüzgar eğer Kuşadası yönünden eserse, uzun plaj Kuşadası’nın bütün pisliğini (naylon, plastik parçaları, ambalajlar ve benzeri) buraya getirir.

Sahilin birçok yerinde yosunlar bulunmakta olmasına rağmen, deniz temizdir ve genellikle derinlik fazla olmaz.

Deniz bulanıktır çünkü rüzgarlı havalarda, kıyıya vuran dalgalar, kıyıdaki kumları karıştırır ve deniz bulanıklaşır.

Yani, rüzgar yoksa ve deniz durgunsa deniz suyu harikadır, bulanıklık olmaz.

Kumsal, alabildiğine uzanmaktadır.

Buraya yolunuz düştüğünde, özellikle güneşin batışını mutlaka izleyin.

Kuşadası Davutlar Sevgi Yolu
 
Sevgi Yolu:

Milli Parktan, Kuşadası merkeze kadar olan ve palmiye ağaçlarıyla ayrılmış ve Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmış yaya ve bisiklet yolu bulunmaktadır.

Yaya ve bisiklet yolu ayrı ayrı düzenlenmiştir.

Kuşadası Davutlar Sevgi Yolu
 

Yolun uzunluğu 9 km dir ve spor yapmak için son derece uygun bir alan yaratılmıştır. Sevgi yolunun kenarında, Sevgi Plajı bulunmaktadır.

Kuşadası Davutlar Sevgi yolu
 

Sahil boyunda, yerel kafeler ve barlar bulunmaktadır. Sezonda bunlar son derece aktiftir, şemsiye, şezlong, duşlar, soyunma kabinleri ne ararsanız vardır.

DAVUTLAR SAHİLİ-UZUN PLAJ-LONG BEACH PLAJI:

Yavansu mevkiinden, Güzelçamlı Milli Parkına kadar olan bölüme verilen isimdir. Kuşadası merkeze 8 km uzaklıktadır. Yabancılar buraya “Long Beach” ismini vermişlerdir.

Kuşadası merkezden, Kuşadası AVM ye giderken, yol üstünde sosyete pazarının hemen arkasındadır.

Burada bulunan sahil şeridi tamamen kumdur ve 12 km boyunca uzanır. Kumsal genişliği, sitelerden dolayı çok dardır.

Bu sahil kesiminde: birçok değişik plaj bulunmaktadır.

Bu plajların hemen arkasında ise, yazlık siteler vardır. Zamanında yapılmış bu siteler, maalesef plajı öldürmüştür. Dar bir beton yoldan yürüyüp geçmek gerekiyor.

Yani, sahil kesimi genellikle bu yazlık sitelerde oturanlar ve Kuşadası yerlileri tarafından kullanılmaktadır. Sahil kesiminde de yürüyüş ve bisiklet yolları bulunmaktadır.

Yine sahil kesiminde, birçok kafeterya, restoran ve beach club vardır.

Deniz hemen derinleşmez, kumsal tertemizdir.

Kuşadası Davutlar Sevgi plajı
 

SEVGİ PLAJI-LOVE BEACH:

Kuşadası merkeze 17 km uzaklıktadır.

Davutlar sahilindedir. Long Beach ve Güzelçamlı arasındadır. Dereden başlar ve Güzelçamlı beldesinde bitir, hatta Güzelçamlı ve Davutlar bileşimi bir plaj olarak da söylenir.

Dere; evet bu dere oldukça ilginçtir, çünkü derede oldukça büyük balıklar bulunmaktadır ve balıklara etmek atarsanız, onların atılan ekmekleri kapmak için yaptıkları mücadeleyi görebilirsiniz.

Tesis, Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilmektedir.

Giriş ücretsizdir, sadece girişte bulunan otopark için ücret alınıyor. 

Kuşadası Davutlar Sevgi plajı
 

Plaj: Mavi Bayraklıdır.

Plaja ve piknik alanına girmek ücretsizdir, sadece otopark ücreti ödenir.

Sahilde: gerek yayalar için ve gerekse bisikletler için ayrılmış yollar bulunmaktadır. Sevgi plajının upuzun sahilinde bisiklet sürebilir, yürüyüş yapabilir ve bir şeyler içebilirsiniz.

Kuşadası Davutlar Sevgi plajı
 

Ayrıca: yine sahilde birçok restoran, kafeterya ve çay bahçesi vardır. Plajın başındaki iskeleden olta atıp balık tutabilirsiniz, ayrıca okaliptüs ağaçlarının altında mangal yakabilirsiniz.

Kuşadası Davutlar Sevgi plajı
 

Plaj:

Plajın en büyük özelliği, orman yanında olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle: bölgedeki diğer plajlardan (Patara, Çıralı, Konyaaltı, İztuzu, Kaputaş, Altınkum gibi) ayrılır.

Plajın uzunluğu 550 metredir. İnce, sarı kum vardır. Plajın genişliği de fazladır ve bazı yerlerde 100 metreye kadar ulaşır.

Kuşadası Davutlar Sevgi plajı
 

Plajda bulunan okaliptüs ağaçlarının gölgesinde piknik yapıp denize girmek mümkündür.

Kuşadası Davutlar Sevgi plajı
 

Deniz:

Oldukça sığdır. Özellikle Güzelçamlı merkeze doğru olan bölümü, son derece sığdır. Denize girdiğinizde yarı belinize kadar derinlik ilerler ve sonra derinlik tekrar dizlerinize gelir.

Bir süre sonra yeniden derinleşiyor. Yani kıyıda yüzmek mümkün olmuyor, açıklarda ise, yine burası açık deniz olduğu için yüzmek tehlikelidir. Açık deniz olduğunu unutmayınız.

Ancak deniz genel olarak dalgalıdır ve bu yüzden çocuklar için tehlikeli olabilir. Denizin dibi kum ve bulanıktır.

Bölgedeki diğer denizler de olduğu gibi buranın denizi de bulanıktır, çünkü özellikle öğleden sonraları dalgalar kıyıdaki kumları hareket ettirir ve deniz suyu bulanır.

Bu rüzgar ve dalgalar nedeniyle, deniz kıyısında yosun ve dal parçası, plastik atıklar gibi pislikler de ara sıra toplanmaktadır.

Kuşadası Davutlar Sevgi plajı piknik alanı
 

Piknik Alanı:

Plajın hemen arkasında oldukça büyük bir piknik alanı vardır. Burada ağaçların altında piknik yapmak mümkündür. Piknik alanında: duş, tuvalet ve soyunma kabinleri vardır. Piknik için buraya gelip akşama kadar kalabilirsiniz. Mangal yakmak serbesttir.

Kuşadası Davutlar Sevgi plajı çadırlı kamp alanı
 

Çadırlı kamp alanı:

Burada çadır kurabilirsiniz.  Çadırcılar için geniş ve kalabalık olmayan bir alan ayrılmıştır. Çadır için ücret istenmez. Çadır alanının hemen önünde plajda, tuvalet ve duşlar var.

Ağaçlık olduğu için çadıra güneş gelmiyor. Ancak hafta sonlarında piknikçiler nedeniyle, bölge oldukça fazla kalabalık oluyor.

Kuşadası Davutlar Sevgi plajı market
 

Market:

Burada bir market vardır. Marketten birçok ihtiyacınızı temin edebilirsiniz. Fiyatlar fazla abartılı değildir.

Kuşadası Davutlar Oleatrium zeytin ve zeytinyağı tarihi müzesi
 

OLEATRİUM ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI TARİHİ MÜZESİ

Davutlar yöresinde Caferli Mahallesi Atatürk Caddesindedir.

Latince “olea” yani zeytin ve “atrium” avlu kelimelerinin bir araya gelmesiyle isimlendirilmiştir. Dışarıdan bir zeytinyağı fabrikası görünümündedir. Dış bahçe, iç bahçe, lobi ve 11 tane sergileme salonundan oluşmaktadır.

Giriş ücretlidir.  

Zeytin ve zeytinyağı sevenlere hitap eden bu tematik müze, 2011 yılında ziyarete açılmıştır. Sergi alanı: büyük bir sabır ve itinayla koleksiyon haline getirilmiş objelerden oluşmaktadır.

Müzede: zeytinyağının üretim aşamasından soframıza gelene kadar hangi yollardan geçtiğinin öyküsü anlatılmaktadır.

Kuşadası Davutlar Oleatrium zeytin ve zeytinyağı tarihi müzesi
 

Müze kapısından girişten sonra: bir lobi bulunur. Burada: hediyelik ürünler, zeytinyağları, şaraplar ve müze girişi için jeton satılmaktadır.

Ayrıca barkovizyon gösterisi için bir salon bulunur.

Müzenin 10 salonunda bulunan sergilemede, antik dönemden günümüze kadar olan süreçte, tarihsel sıralama ile zeytinyağı üretiminde mevcut teknolojiler ve zeytinyağının farklı kullanım alanları görülür.

Kuşadası Davutlar Kaplıcalar
 

KAPLICALAR:

Belde yakınlarında: 3 yerde, 45-50 derece sıcaklıkta termal su kaynağı bulunmaktadır.

Kaplıcada, yüzlerce yıldır doğal ortamlarından akan şifalı sular ve termal kaynaklar, ziyaretçilere oldukça güzel bir ortam yaratır. Modern tesislerde, konaklama imkanı da bulunmaktadır.

Radon Termal Kaplıca Kür Merkezi:

Kaplıca merkezi genellikle günübirlik olarak hizmet vermektedir. Konaklama için sadece 8 odalı ve 20 yataklı küçük bir tesis vardır. Kaplıca alanında ise 3 termal havuz bulunur.

Tesisler, Sağlık Bakanlığı onayı ile 2004 yılında hizmete girmiştir.

Kuşadası Davutlar Namur-Med Davutlar Termal Kaplıcaları
 

Natur-Med Davutlar Termal Kaplıcası:

Davutlar beldesindedir.  

Kuşadası merkeze 17 km uzaklıktadır.

Tesis, Sağlık Bakanlığının onayı ile 2005 yılında hizmete girmiştir.

Kaplıca alanı, deniz seviyesinden 200 metre yüksektedir.

Dağ eteğinde, yeşillikler içindedir. Tesiste 65 oda ve 140 yatak vardır. Üç termal havuzun iki tanesi kapalı ve bir tanesi açık havuzdur.

Suyu genellikle: romatizmal hastalıklar, siyatik, osteoporoji, egzama, saç dökülmesi, kısırlık ve sağlıklı zayıflama için kullanılmaktadır.

Kuşadası merkezi gezilecek yerler için.

Kuşadası Dilek Yarımadası Milli Parkı gezilecek yerler için.

Kuşadası Güzelçamlı gezilecek yerler için.

 

Kuşadası Güzelçamlı

Kuşadası Güzelçamlı
 

Kuşadası Güzelçamlı, Kuşadası ilçe merkezinin 25 km güneyinde, Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkına komşudur.

Burası “Kalamaki” ismiyle de bilinen bir tatil beldesidir. Çünkü Osmanlı döneminde yörede bir Rum kasabası vardır ve ismi Rum Çalısıdır. Kurtuluş savaşı sonunda, kazanılan zaferin ardından, Türk ordusu buraya doğru yaklaşınca, kasabada yaşayan Rumlar, 7 Eylül 1922 tarihinde Sisam adasına kaçarlar.

Ardından boş kalan kasabaya, 1924 yılındaki mübadele nedeniyle, Yunanistan Kavala bölgesinden gelen Türk göçmenler yerleştirilir.

Beldeye yerleşen Türk göçmenler: beldenin ismini “Güzelçamlı” olarak değiştirirler.

Çünkü, belde çamlar arasında ev deniz kenarında, muhteşem güzel bir konumdadır.

Kuşadası Güzelçamlı
 
Beldede, 1992 yılında “Belediye” kurulur.

Burada: 30 kilometreye yakın sahil şeridinde: plajlarda ve koylarda yelken, sörf, kano, su kayağı, balık avcılığı tekne turları yapılmaktadır.

Yer yer kumluk ve yer yer taşlık olan sahil şeridinin hemen hemen her yerinden denize girmek mümkündür.

Kuşadası Güzelçamlı
 

Sahil şeridinde: deniz sabahları oldukça sakindir, öğleden sonra hafif dalgalıdır. Yüzerken arkanızı döndüğünüzde yemyeşil dağları ve denizin güzel mavisini görebilirsiniz. Akşamları sakindir, dışarı çıkmak isterseniz, çok az sayıda birkaç mekan bulabilirsiniz.

Büyük eğlence yerleri için, Kuşadası merkeze gitmek gerekir.

Yörede büyük 5 yıldızlı otel yoktur.

Kuşadası Güzelçamlı
 

Burada genellikle yazlık siteler ağırlıktadır. Bu yüzden, yöre yaz aylarında gelen yazlıkçılarla hareketlenir.

Kuşadası Güzelçamlı Jandarma misafirhanesi kamp tesisi
 

JANDARMA MİSAFİRHANESİ-KAMP TESİSİ:

Atatürk Mahallesi Kamp Sokaktadır.

Burası diğer askeri kamplar gibi hareketli değildir, sakin bir yer, deniz kıyısında, denize doğru uzanan iskeleden denize girilebiliyor, ancak sahili dar ve taşlıktır.

Kuşadası Güzelçamlı Jandarma misafirhanesi
 

Özellikle akşam saatlerinde, buradan güneşin batışını izlemek bir harikadır. Ama belirttiğim gibi, sessiz ve sakin bir yer, eğlence arayanlar için olmaz.

 

KİLİSE:

Jandarma Kamp tesisi içindedir.

Yapının, muhtemelen 1850-1900 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. 1922 yılındaki mübadele dönemi öncesinde bölgede yerleşik Rumlar tarafından ibadet için kullanılmıştır.

Ancak mübadelenin ardından Rumlar bölgeyi terk edince, kilise de kendi kaderine terk edilmiştir.

Uzun süre hayvan barınağı olarak kullanılmış, ardından Jandarma Komutanlığı tarafından onarılarak ve gayet iyi korunarak günümüze ulaşmıştır.

Yapı, günümüzde Jandarma kamp tesisi içinde, yemek yenen ve oturulan bir yer olarak kullanılmaktadır.

Kilisede: orta kemerli bölümün içinde oval biçimli tavanda: İsa ve havarilerinin resimlerinin bulunduğu çerçeveli bir bölüm görülebilir.

 

Papaz Evi:

Kilisenin deniz tarafındaki bölümündedir. Buranın, kilisenin papazının lojmanı olduğu tahmin edilmektedir. Bu yapı: günümüzde Jandarma kamp tesisleri içinde, “Antik” ismiyle kafeterya olarak kullanılmaktadır. Giriş kapısındaki kemer ilgi çeker.

 

Eski Kilise:

Jandarma kamp tesislerinin hemen arkasında, tekne yapım yerinin yanındadır. Günümüze sadece taş temelleri gelebilmiştir. Bu yapının taşlarıyla, diğer kilise yapılmıştır.

 

GÜZELÇAMLI MÜZESİ:

Güzelçamlı Belediyesi tarafından düzenlenen bu tarih müzesi, Cumhuriyet Meydanında Belediye Düğün Salonu altındadır. Müzede: belde kültürünü tanıtıcı ve belde yaşamından örnekler sergilenmektedir.

 

YAMAÇ PARAŞÜTÜ:

Yamaç paraşütü uçuşları: Kaplan kayası uçuş pistinden yapılmaktadır. Pist, Güzelçamlı merkeze 13 km uzaklıktadır.

Kaplan Kayası yamaç paraşütü pisti deniz seviyesinden 960 metre yüksekliktedir. Uçuş yaklaşık 30 dakika sürmektedir. Uçuş esnasında: Bafa gölü, Samos adası, Dilek Yarımadası, Büyük Menderes deltası ve Kuşadası körfezi izlenebilmektedir.

Yamaç paraşütü yapmak isteyenlerin Milli Parklar Müdürlüğünden izin almaları gerekmektedir.

Kuşadası merkezi gezilecek yerler için.

Kuşadası Dilek Yarımadası Milli Parkı gezilecek yerler için.

Kuşadası Davutlar gezisi için.