Siirt Eruh

Siirt Eruh

Eruh, il merkezi Siirt iline 53 km uzaklıktadır. Siirt-Şırnak karayolunun 98’nci kilometresindedir.

TARİHİ

Eruh, Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

1872 tarihli Diyarbakır Salnamesinde, Siirt sancağına bağlı 4 kaza arasında Eruh da vardır.

1899 tarihli Bitlis Salnamesinde ise, Eruh, Siirt Sancağına bağlı bir kazadır.

Cumhuriyetin kuruluşuyla Eruh Siirt iline bağlı bir ilçe olmuştur.

Siirt Eruh

GENEL

İlçe dört yanı dağlarla çevrili ve engebeli bir arazide kurulmuştur.

Eruh ilçesinin rakımı 1125 metredir.

Bu konumu ilçenin ekonomisini de etkilemiştir.

Eruh halkının çoğunluğu küçükbaş hayvancılıkla uğraşır.

Ayrıca fıstık yetiştiriciliği yapılır.

İlçede karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak kışlar sert ve kar yağışlı, yazları sıcak ve kurak geçer.

Siirt Eruh Meslek Yüksek Okulu

ERUH MESLEK YÜKSEK OKULU

Sarıgül Mahallesi Yibo caddesindedir. 

Siirt Üniversitesi bünyesinde 2009 yılında açılmıştır. Mevcut bölümler içerisinde, 3 ayrı bölünde öğretim sürdürülmektedir. Halen Sosyal Hizmetler ve Danışmanlık programı ile Çocuk bakımı ve gençlik hizmetleri programı vardır. 

Okul bünyesinde 350 kapasiteli erkek öğrenci yurdu ve 100 öğrenci kapasiteli kız öğrenci yurdu vardır.

 
Eruh

GEZİLECEK YERLER

Eruh Kever kalesi

KEVER KALESİ

İlçenin güneyinde Kever Dağı yamacındaki 1750 metre yükseklikteki kalenin 12 ile 13’ncü yüzyıllar arasında yapıldığı tahmin edilmektedir.

Kaleden geriye bazı kalıntıları günümüze ulaşmıştır.

Eruh Kever Kalesi

EMİR NASREDDİN KÜLLİYESİ

İlçe merkezine bağlı Kavaközü köyünde, vadi içindedir. Külliyeyi oluşturan yapıların hiçbirinde kitabe yoktur, bu yüzden yapıldığı tarih ve yaptıran bilinmemektedir.

Ancak gerek türbe içindeki mezar taşları üzerinde bulunan tarihler ve gerekse yazılı kaynaklar ve inşaat malzemeleri, külliyenin muhtemelen 16’ncı yüzyılda inşa edildiğini gösterir. Türbedeki mezar taşlarında en erken tarih olarak 1565 tarihine rastlanmaktadır.

Külliye: cami, türbe, medrese, han, değirmen ve bir su yapısından oluşur. Moloz ve kesme taş kullanılmıştır. Cami, türbe ve medrese bir avlu çevresinde toplanmıştır. Cami ve türbe, avlunun güneyindedir.

Avlunun kuzeyinde medresenin dershane kısmı, doğusunda ise medrese odaları bulunur. Avlunun dışında güneybatı bölümünde sadece bir duvar günümüze ulaşmıştır ve buranın su yapısı yani bir hamam olduğu düşünülmektedir.

Ayrıca batıda değirmen ve yaklaşık 200 metre ileride bir han bulunur.

Siirt Eruh Üzümlü Köyü Değirmeni

ÜZÜMLÜ KÖYÜ DEĞİRMENİ

İlçe merkezine bağlı Üzümlü köyünün aşağısında akan Zarova çayının üstündeki köprünün 100 metre doğusunda Zarova deresinin hemen kenarındadır. Üzerindeki kitabeye göre, 1569 yılında Bedreddin adında biri tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde oldukça harap bir durumda olan yapının üst örtüsü yıkılmıştır. Yapı değirmen odası, su kanalı ve su kulesinden oluşur.

Siirt Eruh Gerra Han

GERRA HAN

Siirt-Eruh-Şırnak yolu üzerinde, Hesta kaplıcaları yolu üzerinde, Ormanardı mevkiinde Botan ırmağının kenarındaki yamaçtadır. Siirt’ten yaklaşık 40 km uzaklıktadır.

Eruh Gerra Han

Han, kuzey-güney doğrultusunda olup iki ayrı yapı şeklindedir. Güneydeki yapı, toprak seviyesindedir. Diğer bölüm, temel seviyesine kadar yıkılmıştır.

İki bölümde, tek sahınlı ve kapalı hanlar gurubuna girer. Han, günümüzde sağlam durumdadır. Yapıya giriş batı tarafındaki kapıdan sağlanır. Giriş kapısı, basık kemerlidir, cephelerde düzgün kesme taş kullanılmıştır.

Yapı, içten moloz taş malzeme ile örülüdür ve üzeri de sıvanmıştır. Hanın üzeri beşik tonoz örtülüdür ve dıştan düz dam şeklindedir.

Eruh Bilgili Köyü Camisi

BİLGİLİ KÖYÜ CAMİSİ

İlçe merkezine 26 km uzaklıktaki Bilgili köyü, eski Eruh olarak bilinir. Köy vadinin bitiminde ve vadiye hakim tepedeki düzlükte kurulmuştur. Cami, sağlam olup günümüzde ibadete açıktır.

Giriş kapısı üzerindeki Arapça yazılı kitabede “Fakih Mahmut” ismi okunmaktadır. Kitabede caminin inşa edildiği tarih yazılı değildir. Harim giriş kapısının üzerindeki Arapça kitabede de “Bu mescit Ömer oğlu Yusuf” tarafından yaptırılmış yazılıdır.

Yapı dıştan doğu-batı doğrultusunda enine dikdörtgen planlıdır.

İç mekana doğu cephesinde yer alan yuvarlak kemerli eyvan şeklindeki bir kapıdan girilir. Harim: kıble duvarına paralel bir sahın ile giriş veya son cemaat yeri durumundaki ikinci sahından oluşmaktadır.

Caminin duvarlarının alt kısmı düzgün kesme taştan, üst kısmı kırma taş malzemeden yapılmıştır.

Eruh Sağlarca Kaplıcası

SAĞLARCA (BİLLORİS) KAPLICASI

Siirt-Eruh yolu üzerindeki kaplıca, Botan çayı kıyısındaki mağara içinde bulunmaktadır. Eruh ilçe merkezine uzaklık 17 km dir. 

 Mağaranın genişletilmesi ve düzenlenmesi ile kaplıcadan yararlanılmaya başlanmıştır. Kaplıca havuzunu besleyen kaynağın yakınında ikinci bir kaynak daha bulunmaktadır. Bu kaynağın suyu doğrudan doğruya Botan çayına karışmaktadır. 

Vücut sıcaklığına sürekli yakın olan kaplıca suyuna girmek oldukça kolay ve rahatlatıcı bir etki gösterir. Kaplıca suyu banyo kürü olarak kullanılır. Termal su özelliğiyle (örneğin: romatizma, deri rahatsızlıklarına iyi geldiği söyleniyor) doğal şifa amaçlı ziyaret edilen bir yerdir.

Gelelim sonuca: Kaplıca tesisleri, uygun bir yerde bulunmayıp çok ilkel ve yetersizdir. Ayrıca Botan çayı suları kaynak sularına karışarak kaplıca sularını kirletmektedir. Kaplıca sahasında herhangi bir konaklama tesisi yoktur. 

 

Siirt Baykan Veysel Karani

 

Balıkesir İvrindi

Balıkesir İvrindi
 

Balıkesir İvrindi: İvrindi, Balıkesir il merkezine 37 km uzaklıktadır. Balıkesir-Edremit karayolu üzerinde 35’nci kilometreden 2 km içeridedir. İvrindi, Edremit arasındaki uzaklık: 51 km. dir. İvrindi, Havran arası 43 km, İvrindi Edremit arası 51 km, İvrindi Bergama arası 70 km. dir.

TARİHİ

Mysia bölgesi olarak bilinen bölge, uzun süre Bergama krallığı yönetiminde kalmıştır. Daha sonra Roma ve Bizans hakimiyetleri görülür. 1071 yılından sonra, bölgede büyük guruplar halinde Türk göçü olmuştur. 1345 yılında bölgede Osmanlılar hakimdir.

Yunan ordusu 26 Ağustos 1922 tarihinde ilçeyi işgal etmiş, 7 Eylül 1922 tarihinde ise kaçmışlar ve ilçe işgalden kurtarılmıştır. 1923 yılında Cumhuriyetin kurulmasının ardından, İvrindi, ilçe olmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında belde olan İvrindi, 2 Ağustos 1944 tarihinde ilçe oldu.

İvrindi isminin kökeni

İvrindi kelimesinin “Aya Rindi” kelimesinden veya Rumca pınar anlamına gelen “Avrandi” kelimesinden geldiği düşünülmektedir.

Balıkesir İvrindi
 

GENEL

İlçenin bulunduğu yer genel olarak dağlıktır. İlçenin en önemli akarsuyu “Koca çay” dır. Madran dağından çıkar, Güngörmez mevkiinde Dadalar çayı ile birleşir ve Manyas gölüne dökülür. Bölgede Akdeniz iklimi görülür. İlçenin çevresini 500-800 metre yükseklikte tepeler kuşatır. İlçenin denizden yüksekliği ortalama 190 metredir. İlçede yaşayanların ekonomisi tarıma dayalıdır. Hayvancılık ta gelişmiştir. Arıcılık ve tavuk besiciliği de yaygındır. Köylerde el dokumacılığı yapılır.

NE YENİR

İvrindi mutfağı oldukça zengindir. Yöresel yemekler arasında: tirit, börülce, sura, manav tarhanası, saçaklı mantı, keşkek, güveç, peynirli patlıcan, düğün çorbası, zerde deneyebilirsiniz.

İvrindi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

İVRİNDİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEK OKULU

Balıkesir Üniversitesine bağlıdır. 28 Ağustos 2008 tarihinde İvrindi Belediyesine bağlı Atatürk Meydanındaki geçici binada eğitime başlamıştır. 24 Eylül 2018 tarihinde ise Bedrettin Mahallesindeki kendi yerleşkesine geçmiştir. Tıbbı Hizmetler ve Teknikler bölümüne bağlı 4 programda eğitim verilmektedir. 

 

 

Balıkesir İvrindi
 

GEZİLECEK YERLER

İvrindi Gömeniç Kalesi

GÖMENİÇ KALESİ

Gömeniç Mahallesinde Köy civarı mevkiindedir.  İlçe merkezine 13 km uzaklıktadır. Kale kalıntısı Bizans dönemine tarihlenmektedir. Kalenin içinde ana kayaya oyularak oluşturulmuş büyük sarnıç bulunur. Kaledeki kalıntılar, Bizans kalelerinin yakınındaki Roma yerleşimlerinde yaşamın devam ettiğini düşündürmektedir. Burada ulaşımın daha kolay olduğu bir tepe üzerinde Roma dönemi yerleşim kalıntıları yer alırken, hemen yakınındaki savunma açısından oldukça elverişli bir başka tepe üzerinde ise Bizans kalesi konumlanmış durumdadır. 

Arkeolojik Sit alanı olarak tescil edilmiştir. 

İvrindi Molla Yusuf Çeşmesi

MOLLA YUSUF ÇEŞMESİ:

Molla Yusuf tarafından yaptırılmıştır ve 100 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Çeşme, taşlar işlenerek kesme taş ve Horasan harcı kullanılarak yapılmıştır. Gerek başı ve gerekse gerizleri derinde olduğundan, kışın ılık, yazın soğuk akar. Gerizlerinin iki-üç adam boyu kadar derinlikte iskele kurularak yazıldığı öğrenilmiştir. 

İvrindi Eski Hükümet Konağı

İVRİNDİ ESKİ HÜKÜMET KONAĞI:

İlçe merkezinde Sakarya Mahallesi Atatürk Meydanındadır. 

Osmanlı dönemi mimarisinin güzel bir örneğidir. Bina, Tanzimat dönemi mimarisinin izlerini taşır. Eski Kaymakamlık binası olarak da bilinen bu yapı, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve İvrindi Belediyesi iş birliğiyle müzeye dönüştürülmüştür. 

Bodrumlu ve 2 katlı olan binada, Tanzimat döneminde ülkede imar faaliyetlerini yürüten Ebniye-i Hassa Müdürlüğünde görevli mimarların denetiminde, yöre ustaları tarafından yığma sistemiyle inşa edilmiştir. 1886 yılında yapılan binada, saçak kotuna yakın iki köşesinde yer alan birer kesme taş üzerinde yazılı olan 1896 tarihi, yapının geçmişte geçirdiği bir onarım kitabesi olduğu düşünülür. 

Yapının özellikle cephesi ilgi çeker. 

İvrindi Şeyh Bedrettin Hamamı

ŞEYH BEDRETTİN HAMAMI

İlçe merkezine bağlı Bedrettin Mahallesindedir. 

Şeyh Bedrettin’in İvrindi’de 1420-1440 yılları arasında yaşadığı ve yapının bu tarihlerde inşa edildiği tahmin edilmektedir. Ancak kitabesi olmadığından net tarih belli değildir. 

Hamamın kuzey tarafında, halk tarafından Şeyh Bedrettin zamanından bu yana aktığına inanılan bir çeşme vardır. 

İvrindi Gökkemer Kayası

GÖKKEMER KAYASI

İlçe merkezinin 3.5 km kadar güneydoğusundadır. Araçla toprak yol üzerinden ulaşmak mümkündür. Araç park yerinden sonra yaklaşık 900 metre kadar yürümek gerekir. 

Dünyada sadece 5 tane bulunan, benzersiz doğa oluşumlarından biridir ve bu yüzden alan, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından Ulusal Jeopark olarak ilan edilmiştir. 

İvrindi Gökkemer Kayası

Gökkemer, İda Madra Jeoparkının simgesel bir karstik yapısıdır. Kemer daha önce var olan karstik mağaranın çökmesi sonucu oluşmuştur. Bu jeosit aynı zamanda tercih edilen bir tırmanma ve doğa sporları merkezidir. Bu özelliği nedeniyle, yakın çevrede görülen jeomorfolojik gençleşmeye ayak uyduramayarak askıda kalmıştır.

Gökkemer doğal köprüsünün bulunduğu yerde gençleşmenin çok hızlı olmasından dolayı, damlataşı veya benzeri çökeller oluşmamıştır. Gökkemer ve yakın çevresindeki gençleşme sonucu havalandırma kuşağında askıda kalarak fosil aşamaya geçen köprü muhtemelen parçalanmış olmalıdır. Bugünkü görünüm parçalanmadan arta kalan bir şekle sahiptir. 

 

İvrindi Madra Dağı Alabalık Çiftliği
 

MADRA DAĞI ALABALIK ÇİFTLİĞİ

İlçe merkezine bağlı Gebeçınar köyüne 9 km uzaklıkta Madra Yaylası tesislerinde 1991 yılında alabalık üretim çiftliği kurulmuştur.

10 bin metre karelik tesiste gökkuşağı ve kırmızı benekli alabalık üretimi yapılmaktadır. Alabalıkların yetişme süresi 10-12 ay arasındadır. 

Madran yaylasında tesisin çevresinde yeşilin her tonu görülür.

İvrindi Madra Dağı Alabalık Çiftliği
 

Kestane ve çam ağaçları arasından akan derelerden gelen su sesleri, kuş seslerine karışır. Tesislerde tel örgü ile çevrilmiş ve piknik alanı teşkil edilmiştir. Piknik alanından yararlanmak için rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Tesislerde kaşarlı ve sade alabalık servisi yapılıyor.

İvrindi Yeşilköy Patlak Göleti
 

YEŞİLKÖY (PATLAK) GÖLETİ

İlçe merkezine 5 km uzaklıktadır.

Göletin çevresi: çam ağaçlarıyla, yemyeşil doğa örtüsüyle ve temiz havasıyla ilgi gören yerlerdendir.

Göl manzaralı, kızılçam, fıstık çamı ve meşe ormanları içinde, tertemiz havası olan bol oksijenli bir alanda İvrindililer, piknik yapmak için burayı tercih ediyorlar. Burada çadır da kurabilirsiniz.

İvrindi Büyük Ilıca Köyü Kaplıcaları

BÜYÜK ILICA KÖYÜ KAPLICALARI

İlçe merkezine 27 km ve Korucu beldesine 7 km uzaklıktadır.

Köyde sıcak su kaynakları bulunduğu için ilk adı “Ilıca-i Kebir” dir.

Kuruluşu tam olarak bilinmemekle birlikte muhtemelen 1850’li yıllarda kurulduğu düşünülür.

Burada üç adet doğal kaynak bulunur. Büyük ılıca kaynağından 36 derece, Pınarlıburun kaynağından 37 derece ve yeni ılıca kaynağından ise 41 derece sıcaklıkta su çıkar. Kaynaklardan elde edilen debi miktarı düşüktür. Açılan kuyudan alınan 2010 yılındaki analiz sonucunda sıcaklık 44.5 derece olmuştur. Bölgede: sodyumlu, kalsiyumlu, bikarbonatlı sıcak mineralli su elde edilmektedir. 

Muhteşem bir yer,  hem piknik yeri hem de sıcak havuzu var, aynı zamanda alabalık tesisi bulunuyor.

Doğal güzellikleri ve yeşili bol.

Burada: bir Tatil köyü var. Madra dağından doğan, Manyas gölüne dökülen Kocaçay’a cepheli bu tesis vadi yamacındadır.

Kaplıca tesisleri çevresi piknik yeri olarak kullanılmaktadır.

 

 

 

Edremit tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Balıkesir tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Malatya Yazıhan

Malatya Yazıhan

Yazıhan, il merkezi olan Malatya’ya 40 km uzaklıktadır. Yazıhan, Hekimhan arasındaki uzaklık: 53 km.

TARİHİ

İlçenin tarihi geçmişteki en önemli özelliği, İpek yolu üzerinde bulunmasıdır. Bölgede yerleşim, mezra olarak başlamış ve 1936 yılında demiryolu ve 1937 yılında ise karayolunun geçmesiyle önem kazanmaya başlamıştır. 1947 yılında nahiye statüsü kazanmıştır.

İlçenin yerleştiği alanda demiryolu kurulmasıyla birlikte kuzey batıda yaklaşık 3 km uzaklıktaki Fethiye köyünde yaşayanların buraya yerleşmesi için bucak merkezi Fethiye’den alınıp 1940 yılında Yazıhan’a taşınmış ve imar faaliyetleri başlamıştır.

Buraya gelen aşiretler arazinin düz olması ve “Sultan Murat Han” adına izafeten konakladıkları bu ovaya “Yazıhan” ismini vermişlerdir. 1990 yılında Yazıhan Belediye teşkilatı kurulmuş ve ilçe statüsü kazanmıştır.

Malatya Yazıhan

GENEL

İlçe yerleşim alanı, güneyden kuzeye doğru bir eğim gösterir. Kuzey tarafında dağlık ve vadilik alanlar bulunur. İlçenin yarısı sulu ve düz arazi üzerindedir. İlçe halkının başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ayrıca halı dokumacılığı yapılır. İlçenin rakımı 900 metredir. Doğusunda Fırat nehrinin bir kolu olan “Kuruçay” bulunur.

Malatya Yazıhan

GEZİLECEK YERLER

 

Yazıhan Hasan Patrik Camii

HASAN PATRİK-HASAN BADIRIK (UZUN HASAN) CAMİSİ-FETHİYE MAHALLESİ CAMİİ

İlçe merkezine bağlı Malatya-Sivas yolunun 41’nci km de bulunan Fethiye Mahallesindedir. 

Kitabesine göre: Kanuni Sultan Süleyman’ın son saltanat döneminde 1566 yılında Malatya Beylerbeyi olan Abdülselam oğlu Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış ve “Uzun Hasan” diye adlandırılmıştır.

Cami Osmanlı mimarisinin en geliştiği dönemde yapılmış olmasıyla önem kazanır.

15’nci yüzyılda Bursa, Edirne ve İstanbul’da yapılan “T” şeklindeki plana sahip ilk Osmanlı camilerindendir.

Cami, tamamen kesme taştan yapılmış, tek kubbeyle örtülü, kare planlıdır.

 

Yazıhan Hasan Patrik Camii

Beş gözlü son cemaat mekanından oluşan caminin, batı ve doğusundaki camiye bitişik moloz taştan yapılan iki zaviye odası bulunur.

Minberi, mührü Süleyman ile süslenen caminin sekiz basamaklı, korkuluksuz ve kapısız olarak taştan yapılan minberi ise dikkat çekiyor.

Pencere önündeki silmelerle, kubbeye geçişte kemerlerin çevresi tuğlalarla süslenerek bir hareketlilik kazandırılmıştır.

Zaviye tipi bir cami. Bu tür camileri geçmişte daha çok dervişler ve tarikatlar ibadethane olarak kullanmıştır.

Caminin bir bölümünde iki oda vardır. Birisi kütüphane, diğeri ise dershane yapılmıştır. 

Caminin çevresi vatandaşların tapulu arazileridir. 

Yaklaşık 500 yıldır ayakta duran cami, orijinal halini koruyarak günümüze gelmiştir.

Yazıhan Buzluk Mağaraları

ANSIR MAĞARALARI-BUZLUK MAĞARALARI

İlçe merkezinin yaklaşık 10 km kuzey batısında eski adı Ağınsur olan Buzluk köyündedir. Köy, Yazıhan ovasına hakim bir yerdedir ve tarihi ipek yolu üzerinde yer almaktadır. 

Önce Ansır kentinden söz etmek gerekir.

Tohma nehrinin sol kıyısında, Yazıhan ovasının kuzeybatı ucunda, Karabel Gavur deresi ağzında bulunan Ansır şehri eski dönemlerde oldukça kalabalık bir şehirmiş.

1912 yılında Ermeni nüfusunun yoğun olduğu bir köymüş.

Şimdiki adı “Buzluk” olan “Ansır” şehrinin her tarafında arkeolojik kalıntılar içinde mezar taşları, kayalara oyulmuş onlarca mağara, yıkılmış kiliseler, değirmenler bulunur. Ancak bu mezarlar, yıllardır define avcıları tarafından aşırı tahribata neden olmuştur.

Ansır mağaraları: Yazıhan ovasını ve Malatya’yı seyrediyor.

Yazıhan Buzluk Mağaraları

 

Evet mağaralara devam edelim.

Kayaların altında üç kilise ile birlikte, 40 civarında oda şeklinde harabe vardır. Kilise ve mezar kalıntılarına rastlanmıştır.

Mağaraların insanlar tarafından ne zaman barınak olarak kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, kaya mağaralarında Yontma Taş ve Hitit uygarlıkları izlerine rastlanır. 

Ayrıca Ansır vadisinde yer alan tarihi yerleşmelerde Roma ve Bizans dönemlerinin yansımaları görülür. 

Geçmişi çok derin izler taşıyan bu mağaraların, Hıristiyanlığın yayılma safhasında devrin hükümdarından kaçan Hıristiyanların yerleşim yeri olduğu da söylenebilir. 

Efsaneye göre: Şehristan kralı dış saldırılardan kendisini korumak için mağaraların en yükseğine yerleşmiştir. 

Evet, kayaların altında 3 kilise ile 40-50 civarında oda görünümünde kalıntılar vardır. 

Mağaraların hemen eteğinde, kültür katmanı ve mezarlık alanı bulunmaktadır. 

Bu mezarlıklarda Hitit aslan modellemesi ile biçimlendirilmiş taşlar, bölgenin önemini arttırmaktadır. 

Mağaraların derinliği 150-200 metreye kadar inmektedir. Set şeklinde konumlanmış mağaralar, etkileyici bir manzaraya sahiptir. 

Ansır Mağaralarının bulunduğu yerden bakılınca: Malatya Merkez, Yazıhan ve Battalgazi ilçeleri ile Karakaya Baraj gölünün o muhteşem manzarası görülür. 

 

Yazıhan Buzluk Mağaraları

 

Çok eski dönemlerde, yaz aylarında çevredeki köylüler, kayaların arasındaki çatlaklardan zorla girerek Buzluk mağaralarından çuvallara kalıplarla buz, kar doldurup hem şehre hem de köylere satıyorlarmış.

Yakın zaman öncesinde mağaranın giriş kısmına büyük bir kaya parçası düşerek girişi kapatmıştır.

Kültesi 2 km uzunlukta ve 50 metrenin üstünde bir yükseklikte, görünüşü insan yüzüne benzetilen üç kaya mağarası bulunur.

Mağaraların içinde içme suyu vardır.

Son bir not: az eğimli yapısıyla yürüyüş rotası olarak da tercih edilen bu bölge, tarih, kültür ve doğayı, bir arada sunarak ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim kazandırır. 

 

Yazıhan Ali Seydi Sultan Türbesi

ALİ SEYDİ SULTAN TÜRBESİ

Hemen yazının başında belirtmek istediğim önemli bir husus var, Ali Seydi ile aşağıda sözünü edeceğim Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) aynı kişiler değil.

İlçe merkezine bağlı İriağaç köyündedir. 

Türbenin yanında bir çeşme bulunur.

Çeşme suyunun şifalı olduğuna inanılır.

Suyun hikayesi şudur “Bir gün köyün suyu kesilir. Köylüler saf birine suyun gözüne gir de bak derler. Adam içeri girer ve bir türlü çıkmaz.

Bir zaman sonra dışarı çıktığında, içeride bir kara yılan gördüğünü ve aklının başından gittiğini söyler. Derken yılan suyun gözünden ayrılır. Su yeniden akmaya başlar. Kara yılanın Ali Seydi olduğuna inanılır. Ali Seydi, beni arayan burada bulsun diyerek su oluğundan akıp gitmiştir.

Türbeyi ziyaret ederek şifa arayanlar: psikolojik olarak korkan ve felç geçiren kişilerce ziyaret edilir.

Adet olduğu üzere dilekler dilendikten sonra, suyun aktığı kaynağa ellerin girip girmediği sınanır. Eli su kaynağına girenlerin dileklerinin gerçekleşeceğine inanılır. 

 

Yazıhan Kızıldeli Türbesi

KIZILDELİ (SEYİD ALİ SULTAN) TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı Fethiye Kasabasının Tecirli köyündedir.

Türbenin yanında misafirlerin kurban kesebileceği yerler ve türbe koruma derneği vardır.

Önce birkaç satır, Kızıldeli Seyyid Ali Sultan kimdir?

Kendisi Horasan civarında yaşamakta iken, bir gece rüyasında gördüğü Hz Muhammed’in emriyle Balkan fetihlerinde Yıldırım Bayezid’e yardım etmek için yanındaki 40 arkadaşı ile birlikte yola çıkışından söz edilmektedir.

Kayıtlara göre, Seyyid Ali Sultan ve arkadaşları Horasan’dan yola çıkarak önce Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına uğramışlar, burada bir süre onunla görüştükten sonra Hacı Bektaş-ı Veli’nin emriyle Seyyid Ali Sultan başlarında olduğu halde Osmanlı topraklarına gelmişlerdir.

Balkanlarda, özellikle Dimetoka’daki Kızıldeli Sultan Dergahı ile tanınır. Hacı Bektaş-ı Velinin halifelerinden biri kabul edilir. Menkıbeleri, onun kerametleriyle birlikte Bektaşi geleneğinde yerleşmiştir. 

Yunanistan Dimetoka’daki türbesi Balkan Alevi-Bektaşileri için kutsal bir merkezdir. 

 

Şimdi türbe:

Türbe mermerden yapılmıştır. 72 basamaklı merdivenden yürüyerek çıkılır.

Kapıya yakın yerde bir çam ağacı, biraz ileride kayısı ağacı bulunur.

Türbenin kapısından içeri girilince, içinde büyük mezarın başında bağlanan bir sürü yeşil çaput görülür.

Türbenin tabanı tek parça halı ile kaplanmıştır, üzerine minderler konulmuştur.

 

 

 

 Malatya Yeşilyurt hakkındaki gezi yazım için Yeşilyurt