Tanzanya Zanzibar

Tanzanya Zanzibar

 

Zanzibar hakkındaki yazıma başlamadan önce, şunu bilmenizde yarar var.

Buraya gitmeyi düşünürseniz: beş yıldızlı otel konforu, lüks bir yaşantı aramamanız gerekiyor.

Bunlardan öte, maalesef burada hijyen de büyük sorun.

Yani: burayı ziyaret edecekler, muhteşem bir doğa, harika bir deniz, kumsallar ve baharatlar ile karşılaşacak olsalar da, kesinlikle burada özellikle yiyecek meyve dışında, hijyen nedeniyle, pek yenecek bir şey bulunmadığını göreceklerdir.

Yine de, adada yaşam çok ucuz, doğası henüz bozulmamış, bu yüzden, burası ziyaret edilebilir.

Ancak: Müslüman bir ülkede bulunduğunuzu unutmayın ve özellikle kıyafetlerinize dikkat edin.

Bu ülkenin en büyük özelliklerinden birisi de, size hizmet eden her türlü kişinin “bahşiş” beklemesidir.

Bunlara, küçük bir miktar bahşiş vermeyi ihmal etmeyin.

Bu arada: “Jambo my brother” diye yanınıza yaklaşan yerel halktan insanlara sakın güvenmeyin, sizi alakasız yerlere götürecekler ve uğraştıracaklardır.

Son zamanların gözde “balayı” mekanı olan bu ada “Maldivler” den daha yakın ve aynı özellikleri barındırıyor, yani deniz, güneş, kumsallar muhteşem güzel, ama ada halkının tamamen Müslüman olduğunu ve İslam dinine aykırı gelecek davranışlardan kaçınmanız gerektiğini (özellikle alkol konusunda) unutmamanız gerekiyor.

Ada cumhuriyeti: Hint okyanusunda bulunuyor. Ada: Tanzanya’ya bağlı olmasına rağmen, kendi içişlerinde özgürdür ve yerel hükümet tarafından yönetilmektedir ve iki adadan oluşmaktadır.

Ada: bir kanal ile, Afrika ana karasından ayrılmış olup, bu kanalın en dar yeri: 36.5 km. dir. Adanın uzunluğu 85 km. ve genişliği 39 kilometredir. En yüksek nokta: Unguja olarak isimlendirilen 120 metre yükseklikteki tepedir. Esas adaya zaten “Unguja” ismi verilir.

Pembe ada olarak isimlendirilen ikinci yani diğer ada ise: esas adanın güney ucundadır. Bu ada da bir kanal ile Tanzanya ana karadan ayrılmış olup, kanalın en geniş yeri 35 kilometredir. Adanın büyüklüğü 980 km. karedir. Uzunluğu yaklaşık 68 km. ve genişliği 22 kilometredir. En yüksek noktası, 95 metredir.

Adanın başkenti “Stone Town” şehridir.

Adanın en büyük özellikleri: turkuaz mavisi denizi, bembeyaz kumsalları, tropik meyveleri, birçok baharat çeşitleridir.

Adanın tarihi süreç içindeki gelişimi incelendiğinde:

ilk yerleşimcilerinin İran’dan gelen göçmenler olduğu görülür. Adı: “zencilerin sahili” anlamında, Farsça “Zangi bar” kelimesinden türemiştir.

1502-1700 yılları arasındaki yaklaşık 200 yıllık süreçte ise, burası Portekiz tarafından sömürge olarak kullanılmıştır.

1700 yılında ise Umman Sultanlığının denetimine girmiştir. 1840 yılında, Umman Sultanlığının başkenti, adadaki “Stone Town” şehrine taşınmıştır.

1861 yılında ise, Umman Sultanlığı, iktidar çatışmaları nedeniyle ikiye bölününce, ada sultanlığı, 1890-1963 yılları arasında, Birleşik Krallık tarafından atanan valiler tarafından yönetilmiştir.

19 Aralık 1963 tarihinde ise, ada bağımsızlığını kazanmıştır. 26 Nisan 1964 tarihinde ise, ada, Tanzanya’ya bağlanmıştır.

Ancak, adanın tarihi geçmişinde en öne çıkan konu: buranın bir köle ticareti merkezi olarak kullanılmasıdır. Söylenenlere göre: Afrika’nın çeşitli yerlerinden toplanan köleler, satılmak üzere buraya getirilirlermiş.

Burada: küçük hücrelere tıkılan kölelerin büyük bölümü ölür, ölmeyenler ise ağaca bağlanıp kırbaçlanırlar, bağırmayanlar ve ağlamayanlar yüksek ücretlerle satılırlarmış.

Uzun yıllar devam eden bu acımasız etkinlik: Nil nehrinin kaynağını aramak için bölgede dolaşan bir İngiliz misyoner tarafından görülür ve kendisi tarafından başlatılan büyük bir kampanya sonucunda, 1964 yılında, bölgedeki “köle ticareti” yasaklanır.

Gelelim günümüze:

Günümüzde ada halkının yani yerli halkın aşırı yoksul olduğu görülüyor. Çok küçük bir bahşiş verdiğinizde, bu insanların çok mutlu olduklarını görebiliyorsunuz. Fakir yerli halk: kıyılarda deniz çekildiğinde, para kazanmak için uğraş vermeye başlıyorlar ki, bu uğraşlar: sıradan balık tutmak.

Halkın çoğu Müslüman demiştim ya, Afrika’nın kuzeyindeki Müslüman ülkelerde olduğu gibi, bunlar fotoğraflarının çekilmesinden veya birlikte fotoğraf çekilmekten sıkılmıyorlar.

Çünkü, bunun karşılığında küçük te olsa bir bahşiş alma şanslarının bulunduğunu biliyorlar ki, inanın küçük bir bahşiş verdiğinizde çok mutlu olduklarını gördüğünüzde, zaten siz isteyerek bahşişi veriyorsunuz.

 

Tanzanya Zanzibar

İKLİM

Adayı ziyaret ederseniz, iklim olarak bilmeniz gereken ilk özellik: kuzey yarımküredeki iklimin tam karşıtı bir iklimle karşılaşacak olmanızı bilmenizdir. Yani, ülkemizde kış varken, burada yaz hüküm sürer. Ekvator’a yakın olması nedeniyle, adalarda, yıl boyunca sıcaklık yaşanır. Mart-Nisan-Mayıs aylarında ise, bölgede muson yağmurları görülür.

Sıcaklık ortalamaları yıllara göre: Ocak ayı: 32, Şubat ayı: 33, Mart ayı: 33, Nisan ayı: 30, Mayıs ayı: 29, Haziran ayı: 28, Temmuz ayı: 28, Ağustos ayı: 28, Eylül ayı: 29, Ekim ayı: 30, Kasım ayı: 32, Aralık ayı: 32.

Tanzanya Zanzibar

EKONOMİ

Zanzibar’da ekonomik etkinliklerin başında, özellikle Pemba adasında üretilen “karanfil” üretimi gelmektedir. Burası, bir zamanlar dünyanın önde gelen karanfil üreticisi olmuştur. Ancak, karanfil satışları, son yıllarda düşmüştür. Bunun yanında, ülkenin diğer en önemli ekonomik etkinliklerinin başında, yine baharat üretimi gelmektedir.

Özellikle: çeşitli baharatlar ve yosun ihraç edilir. Balıkçılık için kano üretimi yaygındır. Turizm ise, son yılların en gözde gelir kaynağıdır.
Evet: 1800’lü yılların başında gelen baharat: ada iklimine uyum gösterince, verimli topraklarda uzun süre baharat üretimi ve ihracatı yapılmış ve adanın kaderi değişmiştir.

Tanzanya Zanzibar

DİN

Ada nüfusunun çoğunluğu Müslümandır. % 97’lik Müslüman çoğunluğun yanında, geriye kalan % 3’lük bölüm Hıristiyan’dır.

Tanzanya Zanzibar

DİL

Adalıların büyük bölümü İngilizceyi gayet güzel konuşuyorlar. Ancak, yerel dil “Kiswahili” dilidir. Doğu Afrika’da zaten bu dil, yaygın olarak konuşuluyor. Ancak, söylediğim gibi, ada halkının birçok kişisi “İngilizce, Fransızca ve İtalyanca” konuşabiliyor.

Tanzanya Zanzibar

ULAŞIM

Adaya ulaşmak için, Dar-es Salam şehrinden sonra yeniden uçağa binmeniz gerekiyor. Zanzibar havaalanına ulaştığınızda ise: pasaport ile birlikte “sarı humma” aşısı olduğunuza dair belge ibraz etmeniz isteniyor.

Buraya ulaşmak için, İstanbul-Tanzanya/Dar es Salaam havaalanı ve sonrasında 15 dakikalık bir uçuştan sonra, adanın havaalanına iniyorsunuz. Bu uçuş süresi, uçaklara göre değişiyor.

Yalnız Tanzanya’dan adaya kalkan uçaklar genellikle, sabah saatlerinde kalkıyor ve Tanzanya’ya gece saatlerinde ulaşırsanız, havaalanında, uzunca bir süre beklemeniz gerekiyor. Buraya ulaşım için feribot ta bulunuyor.

Tanzanya Zanzibar

TURİZM

Ada: doğal güzelliklerine ziyaretçilerine cömertçe sunuyor. Yerleşim yerlerinde, halkın çok fakir olduğundan yukarıda da söz etmiştim. Bu insanlar, küçük bir miktar bahşiş karşılığında size her türlü yardımı yapmaya hazırlar.

Bu arada, yerleşim yerlerinde sokak lambalarının bulunmadığını bilmelisiniz. Hava, saat 19.00 gibi kararmaya başladığında, sıkıntı çıkıyor. Çünkü, otellerde bile elektrikler sık sık kesiliyor. Burada geçen gecelerinizde, ay ışığının ne kadar güçlü olduğunu hissedeceksiniz.

Turizm ile ilgili, bu bölümle ilgili son not: 2012 yılı sonlarına doğru: burada, özellikle şehir merkezinde yani Stonetown denilen yerde, isyanvari halk hareketleri olmuştur.

Bu hareketlerde: şehrin yağmalandığı, dükkanların tamamen kapandığı, turistlere sokağa çıkma yasağı konulduğu, insanların barlar ve alkol satan dükkanları talan ettiği, özgün Zanzibar İslam Cumhuriyeti kurulmasını istedikleri gündeme gelmiştir.

Yani: burasının tamamen Müslümanlar tarafından yaşanılan bir yer olduğunu unutmamak gerekir ve elbette buna göre davranmak ve özellikle alkol ve alkol alınan yerlerden kaçınmak gerekiyor ki, ziyaretçiler bunu unutmamalıdırlar.

Evet Zanzibar, herkesin koşa koşa gittiği “Maldivler” den daha güzel deniz ve kumsallara sahip ama, adanın bu özelliğini unutmamak gerekir.

 

YEME-İÇME

Adada yeme-içme çok ucuzdur. Ancak: hijyen bulunmadığını bilmeniz gerekir. Yani: kesinlikle açıkta satılan yiyecek ve içecekleri kullanmamanızı şiddetle öneririm.

Zaten: bu ülkeye giderken “sarı humma” aşısı olmak zorunlu. Adada, özellikle: harika kokulu “papaya” ve “mango” yiyebilirsiniz. İçki konusunda yani alkol konusunda ise, kesinlikle dikkatli olmakta yarar var, çünkü ada halkının büyük bölümü Müslüman ve alkol kullanımı pek hoş karşılanmıyor.

NE SATIN ALINIR

Burayı ziyaret ederseniz: genellikle Hint ve Çin malları bulacaksınız. Dükkanlarda “safari” ve “Afrika” temalı ürünler bulup satın alabilirsiniz.

Taş şehirde: “Memories” isimli, 2 katlı bir alışveriş mağazası bulunuyor. Burada: fiyatlar oldukça uygun ve ürünlerin üzerinde fiyat etiketleri var, yani pazarlık yapılmıyor.

Buradan: kahve, çay ve baharatlar ve yerel özellik taşıyan hediyelikler satın alabilirsiniz. Özellikle, muz kabuklarından yapılan tablolar tercih edilebilir.

Ayrıca “tanzanit” taşından yapılmış mücevherler ve takılar da satın alabilirsiniz.

Tanzanya Zanzibar

DENİZ

Adanın kuzey sahillerinde günde 2 kere muhteşem bir doğa olayı yaşanıyor. Evet: gel-git veya diğer adı ile med-cezir. Bu olay sırasında, sabah denizin bulunduğu yer, öğlen saatlerinde, bulunduğu yerden yaklaşık 250-300 metre kadar geriye çekiliyor ve birkaç saat öncesinde denizin bulunduğu yerde: şimdi her türlü deniz kabuklusu, deniz yıldızı, deniz kestanesi, ahtapot vs. bulunuyor ve yerli kadınlar, bunları topluyorlar.

Ziyaretçiler ise, bu muhteşem manzaranın fotoğraflarını çekiyorlar. Öğleden sonra, saat 14.00-14.30 gibi ise, uzaktan denizin sesini duyuyorsunuz ve deniz, yine eski yerine kadar kıyıya geliyor.

Tabii bu durumun en büyük tehlikesi: denize girmek için niyetlendiğinizde, bir bakıyorsunuz, deniz geriye gitmiş, bir süre yürüyorsunuz denize ulaşmak için, ancak denize ulaştığınızda, derinlik ancak dizlerinize kadar geliyor, daha da kötüsü, denizin geriye gelmesi sırasında ileride yakalanırsanız, bu kez, kıyıya dönmeniz sorun yaratıyor.

Bu nedenle: yerel halk ve ziyaretçiler kıyıdan kiraladıkları, düz altlı teknelerle denize ulaşıyorlar ve tekne yanlarında bulunduğu için yüzerken tehlike yaşamıyorlar.

Aksi halde, burada denize girip yüzmek isterseniz, çok dikkatli olmanız gerekiyor, çünkü denizin gel-gitlerine dikkat etmeseniz sorunla karşılaşabilirsiniz.

Tanzanya Zanzibar

UNGUJA ADASI

Ada ismini: bir zamanlar isyancı kölelerin getirilip zincirlendiği bir zindanın kalıntılarından almaktadır.

Burada, özellikle “Zanzibar Kırmızı Colobus” ları olarak isimlendirilen ve günümüzde sayıları yaklaşık 1500 civarında olan, bir tür nadir Afrika maymunları görülür.

Bunların, yaklaşık 1000 yıldır, yani son buz devrinden bu yana adada yaşadıkları bilinmektedir. Bunların üçte birlik bölümü “Jozani Ormanı” denilen yerde yaşıyorlar.

Bunların yanında, adada yine yerli hayvan türü olarak Zanzibar Leoparı yaşıyor olması gerekiyor ancak bunun soyunun tükenmiş olduğu söyleniyor. Yani, leopar görmek mümkün değil deniliyor.

Jozani ormanında: aslında o kadar yeşillik ki, insan ürküyor, maymun, domuz, küçük antilop, misk kedisi gibi hayvanlar görülebiliyor. Ama dediğim gibi çok yeşillik ve her an sanki bir vahşi orman canlısı çıkacak gibi bir his yaratılıyor.

Tanzanya Zanzibar

Stone Town- Taş Şehir

Burası, Zanzibar adasının başkentidir ve Afrika ile Arap kültürünü buluşturan bir açık hava müzesi gibidir. Şehir: Doğu Afrika’daki eski kıyı ticaret şehirlerinin en güzel örneklerinden birisidir.

Günümüze kadar olan süreçte, şehir dokusunu ve el değmemiş doğasını korurken, Afrika, Arap, Hint ve Avrupa kültürlerinin farklı bölümlerini, bin yıldan uzun bir süre harmanlayarak, oluşturduğu kendisine has “shawili” kültürünü yansıtan muhteşem yapılarla doludur.

Şehir, 12’nci yüzyılda ilk kurulduğunda, aslında bir balıkçı köyü imiş. Kentleşme faaliyetleri ise, 1530’lu yıllarda başlamıştır. Bu dönemden, 17’nci yüzyılın sonuna kadar geçen sürede Portekiz yönetimi altında kalan şehir, swahili yöneticilerinin denetimindeki küçük bir şehir devleti olarak varlığını sürdürmüştür.

Ayrıca: yine bu şehir UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Çünkü: şehir inanılmaz eski ve bakımsız binalarla doludur ve bu binaların bulunduğu sokaklarda gezerken, güzel ve renkli fotoğraflar çekebilirsiniz.

Şehirde en meşhur ve popüler cadde kır caddesidir. Bu cadde, eski Zanzibar ile yeni ve modern Zanzibar şehrinin bulunduğu bölgeleri ikiye ayırıyor.

Şehir içi ulaşımında “dala dala” denilen bir araç kullanılıyor. Bu araç, kamyonetin arkasına oturak koymuşlar, ne cam, ne kapı var, bir tür ilkel ulaşım aracıdır. Ama, fiyatı gayet uygundur, bu araç ile şehirde bir yerden bir yere gitmek, bizim paramız ile, 30 kuruş.

Taş şehir: adanın Afrika ana karasına bakan tarafında bulunuyor. Şehirde: genellikle, belli bir düzen bulunmadığından, gecenin ilerleyen saatlerinde, dışarıda bulunulmasını pek tavsiye etmiyorlar.

Şehir gezinizde: sahilde liman, House of Wonders ve her akşam kurulan tezgahlardan oluşan Pazar yerini ziyaret etmelisiniz. Bu tezgahların bulunduğu bölgede, ayrıca, her gün yüzlerce çeşit meyvenin satıldığı “Frodhan Bahçesi” bölgesini görebilirsiniz.

Burası: meyveler yanında yerel yemekleri de tatmak isteyenler için uygun bir ortam yaratıyor ama daha önce de söylediğim gibi, hijyen yok. Karanlık çökünce burada birçok yemek tezgahı kuruluyor.

Tanzanya Zanzibar

Şehrin sokaklarında gezerken: bir statü sembolü olarak, muhteşem ahşap oymalar şeklinde yapılmış ev kapıları mutlaka ilginizi çekecektir. Bölgedeki evlerin çoğu: 19’ncu yüzyılda inşa edilmiştir. Dünya üzerinde ahşap oyma kapı örneklerinin en güzellerini burada görebilirsiniz. Kapıların tipine göre, evde oturanın Hintli mi Arap mı olduğunu anlamak mümkündür.

Özellikle: 1984 yılına kadar,

Zanzibar Sultanının annesinin oturduğu evin kapısı özel ilgi çekiyor. Bu kapının üzerinde, diğer statü kapılarında bulunduğu gibi, aslan, çift başlı kartal ve yılan kabartmaları, ahşaba işlenmiş olarak görülüyor.

Hintlilerin evlerinin önünde “baraza” denilen taştan banklar bulunuyor. Bu taştan banklar üzerine yatanlar, denizden gelen meltem rüzgarının getirdiği deniz kokuları ve okyanus dalgalarının hışırtısını dinleyerek, dinleniyorlar.

Zanzibar’da Hintliler, genellikle balkonlu binalar yapmışlar. Birkaç katlı evlerin alt katlarında dükkanlar, üst katlarında ise oturma yerleri bulunuyor. Arap kökenlilerin evlerinde ise, balkon bulunmuyor. Bu evlerde, serinlik yaratmak için avlu yapılmıştır.

Kadınlar ise:

Rengarenk ve ipekli kumaşlardan giysiler giyiyorlar. Özellikle: “pareo” denilen ve rengarenk ve birbirinden güzel desenlere sahip kumaşlar ile başlarını örtüyorlar ve üstlerine elbise yapıyorlar. Bu kumaşların her birinin üzerinde, birbirinden farklı “yazılar” var. Örneğin “evlilik hayatında mutlu ol” gibi. Kadınlar için, kıyafetlerinin allı-pullu ve renkli olması çok önemliymiş.

Taş şehri gezerken, bu güzellikler yanında: giriş bölümünde söz ettiğim üzere, burada uzun yıllar yapılan köle ticaretinin izlerini de görmek mümkündür.

Şehir merkezinde: Fredy Mercury ( Quinn gurubunun solisti, dünyaca ünlü, yakın bir zaman önce aids hastalığı nedeniyle öldü) nin evini de görebilirsiniz.

Fredy Mercury: hiç ölmemiş gibi adada yaşatılıyor, kendisi İngiliz sömürge döneminde, burada bir İranlı anne-babadan olmadır. Müzikleri, bizim Türk sanat müziğini anımsatan çalgı aletlerine ve benzer tınılara sahiptir.

Şehir merkezi ziyaretinizde, bir Hint restoranına uğrayıp, bol baharatlı ve acılı Hint yemeklerinin tadına bakmanızı öneririm.

Tanzanya Zanzibar

Hakunamatata Spice Tour-Baharat Turu

Şehirde, bir sürü baharat çiftliği bulunuyor.
Bu turda: baharat tarlalarında dolaşılıyor. Bu turda: ağaçlardan Hindistan cevizi düşürüp içebiliyorsunuz.

Hatta: yaklaşık 30 metrelik Hindistan cevizi ağaçlarına, tırmanan gençleri görebiliyorsunuz. Ayrıca yine birçok çeşit ve günlük hayatımızda kullandığımız baharatı: doğal yetiştikleri ortamda görebiliyorsunuz.

Hatta: ağaç yapraklarından yaptıkları çeşitli şeyleri (taç, yüzük, kolye gibi) size hediye ediyorlar. Bunların dışında: örneğin armut meyvesine benzeyen bir tür meyveleri bulunan ağacı sorduğunuzda, bunun bir tür baharat olduğu ve yöresel yemeklere katıldığı söyleniyor.

Burada en popüler bitki ise, karanfildir. Karanfil oldukça önemli bir yere sahiptir. Karabiber ise, ağaçta yetişiyor ve önceleri yeşil olan, sonra kırmızı olan ve toplanıp güneşte kurutulduktan sonra rengi kararan ve karabiber olarak sofralara gelen bir baharat türüdür.

Vanilya ise, bir ağacın çevresine dolanan bir sarmaşık gibi, yapraklar büyüyor ve vanilya oluyor. Tarçın ise, tarçın ağacının gövdesinden bıçakla kesilerek alınıyor, kurutularak toz haline geliyor.
Turun sonunda ise, tropik meyvelerden oluşan bir ikram faslı var. Evet, tura katıldığınızda, büyük bir baharat çiftliğine gideceğinizi hayal etmeyin, nisbeten basit bir baharat çiftliğine gidiyorsunuz.

Tanzanya Zanzibar

Jozani Forest

Kelebek merkezinin yakınındaki bu ormanlık alanda, özellikle “kırmızı colobus maymunları” görülebiliyor. Bunlar “kırmızı” sırtlı ve dört parmaklıdır. Ayrıca: Mangrove ağaçları da ilgi çekiyor.

Maymunlar: dünya üzerinde yalnızca Zanzibar adasında yaşamaları ile biliniyor, yani bunları dünyanın başkaca bir yerinde görme şansı yok. İnsanlara alışmışlar, yakınlarına kadar gidip fotoğraflarını çekmek mümkündür. Çünkü, bu maymunlar doğal ve vahşi ortamda yaşamalarına rağmen, nispeten elcilleşmiştir.

Ormanlık alanda gezerseniz hiç görmediğiniz ağaç türleri görebilirsiniz. Hatta: evlerimizde büyütmeye çalıştığınız “aşk merdiveni” isimli bitkinin, burada devasa boyutlarda, her yerde bulunduğuna şahit olacaksınız.

Öte yandan, bu ormandaki ağaçların çok sağlam olduğu ve bu yüzden balıkçı teknelerinin bu ağaçlarla yapıldığı ve uzun yıllar kullanıldığı söyleniyor.
Ormanın bir diğer özel yanı ise, burada bulunan büyük boyutlu karıncalardır. Bu karıncalar ormanda ölen ağaçların kalan köklerini yiyorlarmış ve bitince de üzerine yuvalarını kuruyorlarmış.

Tanzanya Zanzibar

Nungwi Plajı-Langi Langi Beach Bungalowsa

Burası, adanın kuzeybatı sahillerinde bir yerleşim yeridir. Burada sahil boyunca dizilmiş pek çok otel bulunuyor. İnsanlar buraya denize girmek için geliyorlar. Denizin rengi, tam turkuaz renktir. Burada muhteşem güzellikteki yani Maldivleri andıran kumsalları ve denizi görebiliyorsunuz.

Tanzanya Zanzibar

Kendwa Plajı

Burası: Nungwi plajına, yaklaşık 3 km. uzaklıktadır ve daha sessiz ve sakindir.

Tanzanya Zanzibar

Prison Island

Ana adaya 35-40 dakika uzaklıktaki bu şirin adaya gitmek isterseniz, deniz kenarındaki küçük tekne sürücüleriyle pazarlık yapabilir ve muhtemelen kişi başı 35 dolara gidebilirsiniz. Başkaları ile aynı tekneyi kullanmak isterseniz, kişi başı ödeyeceğiniz tutar, düşüyor. Ama, 25 dolardan aşağıya düşmez. Antik dönemden kaldığı sanılan bu ahşap tekneler ilk başta pek güven vermese de, gayet güzel bir yolculuk yapılıyor. Adaya vardığınızda: burada günübirlik güneşlenmek veya denize girmek mümkündür.

Masmavi deniz ve bembeyaz kumsallarda yürüyüş yapabilirsiniz. Ancak bu adanın başka bir özelliği daha var. Adada bulunan bir çevresi kapalı park alanında: 90-100 yaşında ve hatta daha fazla yaşlı kaplumbağaların bulunduğu bir yer olarak önem kazanıyor. Bu dev boyutlu kaplumbağaları: yapraklarla besleyebiliyorsunuz ve onları sevebiliyorsunuz. Bu kaplumbağalar, ilk olarak 1920 yılında buraya gelmişler ve daha sonra üreyip çoğalmışlardır. Burada: kaplumbağalar yanında, ceylanlar ve tavus kuşları da bulunuyor.

Bu adanın bir diğer özelliği: 1900’lü yıllar öncesinde, Afrika’dan toplanan zenci kölelerin, buradan Orta Doğu bölgesine transfer edilmeleriymiş. Yani, burası “karantina adası” olarak kullanılıyormuş. Daha sonraki yıllarda ise, burada bulunan köle hapishanesi, hastane olarak kullanılmıştır. Bugün, adayı ziyaret ederseniz, demir parmaklıkları ve hapishaneyi görebiliyorsunuz.

 

Dini Yapılar

Zanzibar’da bugün 48 tane cami bulunduğu söyleniyor. Az sayıdaki Hıristiyan ise, 1873 yılında yapılan Anglikan katedralinde dini ibadetlerini yerine getiriyorlarmış. İşin ilginci, bu katedralin hemen yanında bir cami bulunuyor, yani cami ve kilise bir arada, bu durum Zanzibar’daki hoşgörünün en büyük ifadesidir.

Tanzanya Zanzibar

Slave Market

Burası da, eskiden köle ticareti yapılan ve günümüzde kilise olarak kullanılan bir yerdir. Bu köle ticaretinin yapıldığı yerin üstünü kapatmak ve zenci kölelere yapılan işkenceleri gizlemek için, alanın tam üstüne daha sonradan kilise yapıldığı söyleniyor.

Kilisenin ismi Christ kilisesidir. Burada: yine de kölelerin tutulduğu, insanın tüylerini ürperten odalar görülüyor. Boyunlarından zincirle bağlanan 100 civarında, kadın ve çocuktan oluşan köleler, bu deliklerde bir süre tutulup, daha sonra Arap ülkelerine satılıyorlarmış. Erkek köleler ise, hadım edilip satılıyorlarmış.

Günümüzde, bu kölelerin satıldığı yer yani “köle pazarı”: o günlerin unutulmaması için bir anıt ile canlandırılıyor. Kölelerin satılmadan önce bekletildikleri hücreler görülüyor. Bu hücrelerde, ellerinden, kollarından, boyunlarından zincirlenen köleler, duvarlara bağlanıyorlarmış. Bu hücreleri gezebiliyorsunuz.

 

Forodhani Bahçesi

Taş şehirde, burayı da ziyaret etmelisiniz. Burası yerel bir pazardır. Ancak: ortaçağdan kalma bir görüntü sergiliyor. Özellikle: mahalli yemeklerin yapıldığı buradaki et ve tavuklar, sağlıksız ortam sunmaları nedeniyle, ziyaretçiye ilginç gelebiliyor. O kadar ilginç meyveler ve yiyecekler var ki, şaşıracaksınız. Çok büyük boyutlu muzlar var.

Yöre halkı bu muzları, fillere yediriyorlarmış, kendileri yiyecekleri zaman ise, şeker ve süt ilave ederek bu muzları kızartıyorlar ve sonra yiyorlarmış. Burada kırmızı kabuklu muz göreceksiniz ki, mutlaka tadın, tadı muhteşem güzeldir. Bir de dünya üzerinde sadece Zanzibar’da yetişen bir meyve türü bulunuyor. Portakala benzeyen bu meyvenin suyu sıkılarak içiliyor ve özellikle ağız yaralarına iyi geliyormuş.

Tüm bunların yanında, çarşıda, et pazarı, kötü görüntüler ile hafızalara kazınıyor. Bu et pazarında buzdolabı kültürü bulunmadığından, etler açıkta işleniyor ve satılıyor, tabii bunun sonucunda ortaya istenmeyen görüntüler çıkıyor.
Bu yöresel pazarlar: her gün saat: 06.00 da kuruluyor ve akşam saat 18.00 de kapanıyor.

 

House of Wonders

Burası bir müzedir. Müzede pek bir obje yok ve genellikle yazılar ve fotoğraflar sergileniyor.

 

Arap Kalesi

Burası, müzenin hemen yanındadır. Kalenin Portekizlilerden kaldığı da söyleniyor. Kale: gayet sağlam durumda, surların üstünde toplar bulunuyor. Ama, kalenin en ilginç yanı: gündüzleri kalenin iç avlusunda kurulan tezgahlar ve bu tezgahlarda, yöresel el sanatı örnekleri ziyaretçilere satılıyor. Ayrıca: kale, yörede yapılan festivallere, konserlere ve çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyormuş. Kalede bir de dövme-kına yapan kadınlar var.

Zanzibar’da, özellikle yeni evlenen kadınların ellerine ve kollarına, yöresel motifler bulunan kınalar yakılıyormuş. Kalenin içinde ve çevresinde bulunan bir kısım yöre kadını ise, gelen ziyaretçilerin ellerine ve kollarına, bu motiflerin bulunduğu kınaları yakmak ve para kazanmak için uğraşıyorlar. Gerekli hijyen olmadığı için, tercih etmemenizi öneririm.

 

ZBC-Butterfly Centre-Kelebek Merkezi

Taş şehrin dışındaki burada: sera şeklinde düzenlenmiş yerlerde, yöreye has kelebekleri görüp izleyebilirsiniz.

 

Kizimkazi-Yunuslar

Zanzibar adasının en güneyinde Kizimkazi denilen yerde: doğal ortamlarındaki yunus balıklarını izlemek mümkündür. Bu ada, merkeze yaklaşık 1 saat uzaklıktadır. Bu ada halkının en büyük geçim kaynağı balıkçılıktır. Kıyıdaki tekneler eski ama yıllarca hiçbir şey olmuyor gibi sağlam ve çalışır durumdalar. Eğer buraya günün ilk ışıklarında gelirseniz, doğal ortamlarındaki yunus balıklarını görmek mümkündür.

Yunusları görmek için, kıyıdan bir tekne kiralıyorsunuz ve tekne ile masmavi sulara açıldığınızda, dalgaların arasından yunusları görebiliyorsunuz. Hatta: yine doğal ortamlarındaki yunus balıklarına dokunmak, onlarla birlikte yüzmek gerçekleşebiliyor.

Ancak: sabahın ilk ışıkları ile başlayan bu turda: bir tekneye biniyorsunuz, bu tekne ile yunusların yanına yaklaşıyorsunuz, denize atlıyorsunuz, ama yunuslar kaçtığında yeniden tekneye çıkıyorsunuz ve yine yunuslar takip edilmeye başlanıyor, yani biraz zahmetli bir tur. Bu arada yunuslara rastlar ve denize atlarsanız, kocaman bir yunus ile baş başa-göz göze gelebiliyorsunuz ve ürkmemeniz gerekiyor.

Tanzanya Zanzibar

PEMBA ADASI

Pemba adası: derin kanallar ile Unguja adası ve Afrika ana karasından ayrılmıştır. Pemba adası ile Afrika anakarası arasında kalan ve Pemba kanalı denilen derin çukur: dünyanın günümüzdeki en iyi dalış alanlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Yumuşak ve sert mercan kayalıklarına sahip olan duvar ve resifler: özellikle Temmuz/Ağustos aylarında, güney denizlerine göç eden balina köpek balıklarının geçiş noktası olarak bilinir. Ayrıca, yine bu geçiş noktası: değişik cinsteki köpek balıklarının sıklıkla rastlandıkları yer olarak önem kazanır.

Ada: özellikle “fox” lara ve yunuslara ev sahipliği yapmasıyla tanınıyor.
Ada: Zanzibar’ın yaklaşık 80 km. kuzeyinde bulunmaktadır. Düz ve kumluk olan Zanzibar’ın aksine, burada ormanlar ve verimli topraklar çoğunluktadır ve Zantibar’ın toplam baharat üretiminin % 75’lik bölümü burada yapılmaktadır.

Tanzanya, Genel

Tanzanya, Dar-es Salaam

Tanzanya, Dodoma

Tekirdağ

Tekirdağ

Güzel bir şehir. İstanbul-Gelibolu arasındaki yolculuklarında; birkaç kez uğradım, bir gün kaldım.

Marmara Denizi kıyısında, deniz kıyısından kat kat yükselerek kurulan şehir, gezilmeye değer, mutlaka zaman ayırın. Türkiye’de, iki denize kıyısı olan 6 ilden biridir.

Tekirdağ

ULAŞIM

Tekirdağ-İstanbul arasındaki uzaklık: 132 km. Tekirdağ-Edirne arasındaki uzaklık: 141 km. Tekirdağ-Kırklareli arasındaki uzaklık: 122 km. Tekirdağ-Hayrabolu arasındaki uzaklık: 52 km. Tekirdağ-Çerkezköy arasındaki uzaklık: 62 km. Tekirdağ-Malkara arasındaki uzaklık: 54 km. Tekirdağ-Yunanistan sınırı arasındaki uzaklık: 125 km. Tekirdağ-Bulgaristan sınırı arasındaki uzaklık: 150 km.dir.

Tekirdağ

TARİHİ

Şehrin, tarihi geçmişi, MÖ.6000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Bu süreçte, şehirde: Persler, Romalılar ve Bizanslılar egemen olmuşlar, 1357 yılından sonra ise, Türkler, bölgedeki hakimiyeti ele geçirmişlerdir.

MÖ.514-513 yılları arasında, Trakya bölgesi, Pers egemenliğine girer. Bu dönem: MÖ.478-477 yıllarına kadar, sürer. MS.46 yılında, bölgede Trakya Roma Eyaleti kurulur. Uzun yıllar Roma hakimiyetinde kalan bölge: MS.395 yılında, Bizans toprakları içinde kalır.

Daha sonra ise, yukarıda söz ettiğim gibi, özellikle 1354 yılında, Süleyman Paşa komutasındaki Türk birliklerinin Gelibolu’ya çıkmalarıyla birlikte, bölgede Türk etkinliği artmaya başlar.

Şehrin: bilinen ilk adı: “Bisanthe” dir. Romalılar döneminde “Rhadesthus” ve Bizans döneminde ise “Rodosto” isimleri kullanılmıştır.

Türklerin bölgedeki etkinlik dönemlerinden sonra ise, “Rodosçuk” ve Osmanlılar döneminde ise “Tekfurdağ” isimleri kullanılmıştır. Cumhuriyet döneminden sonra ise, “Tekirdağ” ismi kullanılmaya başlanmıştır.

Evet, 1878 yılında, Ruslar ve 1912 yılında ise, Bulgarlar şehri işgal ederler. 1920 tarihinde ise, bu kez işgalci olarak Yunanlılar görülür. 13 Kasım 1922 tarihinde ise, işgal sona erdirilir. 1923 yılında ise, yöre, İl statüsü kazanır.

Şehrin tarihi geçmişinde: Atatürk’ün, 23 Ağustos 1928 tarihinde, Harf Devrimini burada gündeme getirmesi ve Başöğretmen olarak ilk dersi vermesi; önemli bir yer tutmaktadır.

Tekirdağ

GENEL

Bölgedeki başlıca yükselti: Tekir dağları olup, Marmara denizine paralel olarak uzanır. Merkez ilçe bölümü ise, genellikle düzlük ve alçak yani fazla yüksek olmayan tepelerden oluşmaktadır. Şehir içi yerleşimi ise, birbirini izleyen üç basamak üzerinde kurulmuştur.

Bunlar: Valilik binasının bulunduğu yerde: ilk basamaktaki yükselti: 12 metre, çarşının bulunduğu yerde, ikinci basamaktaki yükselti: 25 metre ve Tuğlacılar Lisesinin bulunduğu, üçüncü basamaktaki yüksekti: 45 metredir.

Marmara kıyılarında, Akdeniz iklimi egemendir. Kıyı bölgelerinde, yazları sıcak ve kışları ise ılık geçer. Ancak, bölgede kışın zaman zaman kar yağar.

Tekirdağ Kiraz

Bölgenin yöresel etkinlikleri ise şunlar: Kiraz Festivali, Bağbozumu şenlikleri, Tepreş şenlikleri. Özellikle: Kiraz Festivali, 1962 yılından bu yana kutlanmaktadır.

Geleneksel hale getirilen festival: kültür ve eğlence programları oluşturularak, halkın yoğun katılımı ile sürdürülmektedir. Hafta boyunca, özellikle şehirde, iç turizm açısından büyük hareketlilik yaşanmaktadır.

İlin, Marmara denizi kıyısında, 135  km. lik sahip şeridi bulunmaktadır. Ayrıca, bu sahil şeridindeki çeşitli iskeleler, deniz ticaretini de arttırmaktadır. Tekirdağ limanının yıllık kapasitesi, önemli boyutlardadır.

Şehrin ekonomik etkinlikleri değerlendirildiğinde ise: 1930’lu yıllara kadar, bir tarım kenti olarak öne çıkan şehrin, bu tarihten sonra, üzüm üretiminin değerlendirilmesi amacıyla, Tekel tarafından kurulan Şarap ve içki fabrikaları öne çıkmaktadır.

Takip eden dönemde ise, buğday ve ayçiçeğinin değerlendirilmesi için: un ve yağ fabrikaları kurulmuştur. Bunun dışında, önemli miktarda, tekstil işletmesi de bulunmaktadır. Bunları: deri işletmeleri takip ediyor.

Son olarak bölgenin deprem riski konusuna değinmek istiyorum. Tekirdağ: Kuzey Anadolu Fay hattı üzerindedir. Geçmişte, pek çok depreme neden olan fay hattı, en son olarak: 1902 yılında, 7.3 büyüklüğünde bir depreme sebep olmuştur.

KARACAKLAVUZ EL DOKUMALARI

Dokuma tezgahları, yaklaşık 115 cm. yüksekliğinde ve 23 cm. boyunda, 100 cm. enindedir. Meşe ve gürgenden yapılır.

Genellikle: çuval, minder yüzü, yastık yüzü, seccade, heybe ve kilim dokunmaktadır. Kullanılan renkler ise: kırmızı, turuncu, siyah, lacivert, yeşil, sarı, mavi ve mor.

İplik olarak: yün kullanılmaktadır. Desenler ise, oldukça zengindir. Genellikle: göz motifi, koç boynuzu, köpek ayağı, tavus kuşu, üç güller, çam dalı, beygir nalı, yıldız motifleri işlenmektedir.

Günümüzde, bu dokumacılık türü, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenmektedir ve gün geçtikçe gelişmektedir.

Tekirdağ Köftesi

TEKİRDAĞ KÖFTESİ

Köftenin bir diğer adı da: Tat köftesi veya Hacıköylü köftesidir. Bu köfte, geçmiş dönemler incelendiğinde: ilk olarak, Hayrabolu Alacaoğlu köyünden, Tekirdağ yöresine gelen Hüseyin ağa tarafından piyasaya sunulmuştur. Bu nedenle, Hacıköylü köftesi, zamanla Tekirdağ köftesi ismini almıştır. Günümüzde, bu köfte, vakumlanarak paketler halinde satılmaktadır.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi

TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ

Üniversite: 2006 yılında kurulmuştur. Üniversitenin bünyesinde: Tekirdağ il merkezinde: Fen-Edebiyat Fakültesi, Tıp Fakültesi ve Ziraat Fakültesi, Çorlu ilçe merkezinde ise Mühendislik Fakültesi bulunmaktadır.

Rektörlük binası: Değirmen altı yerleşkesinde, Ziraat Fakültesi Dekanlık binasında hizmet vermektedir.

Tekirdağ Rakısı

TEKİRDAĞ RAKISI

Günümüzde her ne kadar Tekirdağ rakısı adı altında rakı bulunmasına rağmen bu rakı Tekirdağ’da üretilmiyor, 86 yıllık Tekirdağ rakı fabrikası buradan ayrıldı ve halen Manisa’da, ben yine de bu rakının tarihi geçmişiyle ilgili bilgi olması açısından birkaç cümle söylemek istiyorum.

Bir tür içki ve 1944 yılından bu yana üretilmektedir. En büyük özelliği: uzunca bir süre, sadece Tekirdağ yöresinde yani şehirde satılmış olmasıdır.

Şehir dışında satılmıyor ve bu yüzden, şehri ziyaret edenler tarafından, hediyelik olarak satın alınıyordu. Bu rakının özellikleri: kuru ve yaş üzümler birlikte kullanılarak yapılması.

Bu üzümlerde oluşan suma: 7 ayrı damıtma tesisinde işleniyor ve birleşiminde, 20 farklı üzüm çeşidi bulunuyor. Ayrıca: içindeki anason tohumları: yüksek yağ eteri içeriyor. Evet bir zamanlar böyleydi, şimdi değil.

Tekirdağ Yemekleri

NE YENİR. NE İÇİLİR

Tekirdağ yöresinde, tatmanız gereken en büyük lezzet: Tekirdağ köftesidir. Bu yöreye geldiğinizde, mutlaka tatmanız gereken lezzet. Bunun dışında, peynir tatlısı denemelisiniz. Hatta, mevsimi uygunsa, dondurmalı peynir tatlısını mutlaka denemelisiniz.

NE SATIN ALINIR

Tekirdağ yöresinde, Karacaklavuz el dokumaları çok meşhur. Ayrıca: yolculuğunuzun süresine ve mevsime göre, vakumlanmış paketler halindeki “Tekirdağ köftesi” de satın alabilirsiniz. Tüm bunların yanında: elbette ilginizi çekerse: Tekirdağ rakısı alabilirsiniz. Veya, Şarköy şarabı.

Tekirdağ

GEZİLECEK YERLER

ATATÜRK HEYKELİ

İl merkezinde, Hükümet Konağı önündedir. Atatürk heykeli: heykeltıraş Kenan Ali tarafından yapılmıştır. Mermer olan kaidesinde: Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi yazılıdır.

NAMIK KEMAL HEYKELİ

İl merkezinde, Hükümet Caddesiyle, Mimar Sinan caddeleri arasındadır. Yani, tam olarak, Hükümet Konağı karşısındaki parkın içindedir. Heykel, heykeltıraş Nusret Suman’a 1949 yılında yaptırılmıştır.

Heykel, mermer olup, mermer bir kaide üzerinde bulunmaktadır. Heykelde: Namık Kemal, sağ eli göğsünde, sol elinde bir kitap tutuyor. Kaide üzerinde ise, Namık Kemal’in sözleri yazılmış.

Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

ARKEOLOJİ VE ETNOĞRAFYA MÜZESİ

Ertuğrul Mahallesindedir.

Müzenin bulunduğu yapı: 1927 yılında, Vali konağı olarak inşa edilmiştir. 1977 yılında ise, Kültür Bakanlığı tarafından satın alınmış ve restore edilerek, Müze haline getirilmiştir.

Müzede: Tekirdağ ve çevresinden toplanan eserler sergilenmekte olup, bu eserlerin toplam envanterinin: 14.000 civarında bulunduğu biliniyor. Ancak, bunlardan, sadece 1066 tanesi, teşhir salonlarında, ziyaretçilere sunuluyor.

Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Müze içindeki yerleşim planına göre, sergilenen eserler şöyle:

Taş Eserler Salonu: Tekirdağ yöresindeki ören yerlerinde bulunan: steller, adak stelleri, heykeller, heykelcikler ve benzeri taş eserler ile Naip Tümülüsünde bulunanlar, Müzede oluşturulan bir cam oda içinde sergileniyor.

Arkeolojik Küçük Eserler Salonu: Tarih öncesi dönemlerden, Bizans dönemine kadar olan süre içinde yapılmış olan pişmiş topraktan ana tanrıça kabı, günlük kullanım kapları, krater ve amforalar, madeni heykelcikler, kaplar, mızrak uçları, ok uçları, fibulalar, cam ve taş takılar, koku şişeleri, süs eşyaları ve madeni paralar var.

Etnoğrafya Salonu

Burada: Osmanlı ve yakın dönemlerde yapılmış ve kullanılmış: toprak sırlı kaplar, ateşli ve kesici silahlar, gümüş takılar, erkek ve kadın kıyafetleri sergileniyor. Ayrıca, yöreye özgü, meşhur “Karacaklavuz dokumaları” da burada görülebilir.

Açık Teşhir: Müze bahçesinde, yörede bulunan çeşitli dönemlere ait mimari parçalar, lahitler, mezar taşları, yazıtlar, sütunlar, heykeller ve kabartmalar sergileniyor.

Tekirdağ Rakoczi Müzesi

RAKOCZİ MÜZESİ

Ertuğrul Mahallesindedir. 18.yüzyıl başlarında, Macar bağımsızlık hareketinin önderlerinden Rakoczi ve bir takım yandaşı, Avusturya ile yapılan savaşta yenilince, Osmanlıya sığınırlar ve Padişah III. Ahmet tarafından, Tekirdağ bölgesine yerleştirilirler.

Rakoczi, 1735 yılında, ölümüne kadar, burada ikamet eder. Ölümünden sonra ise, bu ev, 1932 yılında Macaristan hükümeti tarafından satın alınır ve aslına uygun olarak restore edilerek, Müze olarak ziyarete açılır.

Tekirdağ Namık Kemal Evi

NAMIK KEMAL EVİ

Ortacami Mahallesindedir. Ünlü şair Namık Kemal, 1840 yılında burada doğmuştur. Bu ev: 1993 tarihinde, Tekirdağ Namık Kemal Derneği tarafından yaptırılmıştır. Binanın dışı ve altı tane odası: tamamen ahşap malzemeden yapılmıştır.

Bahçe duvarı tarafından, büyük bir kapıdan yapıya giriliyor. Bahçede: Açıkhava sahnesi ve seyirlik bir alan var.

Evin içi: çeşitli Etnoğrafik eserlerle süslü ve ayrıca Namık Kemal tarafından yazılan ve onun hakkında yazılmış yayınlar burada sergileniyor. Özellikle, bodrum katındaki salonda, büyük panolar yerleştirilmiş. Burada, çeşitli sergiler düzenleniyor.

Tekirdağ Rüstem Paşa Külliyesi

RÜSTEM PAŞA KÜLLİYESİ

Şehir merkezinde, Ertuğrul mahallesindedir.

Külliye: cami, hamam, bedesten, medrese ve kitaplıktan oluşmaktadır. Külliyenin en muhteşem yapısı ise: 1553 yılında, Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı Rüstem Paşa tarafından yaptırılan camidir.

Cami: Mimar Sinan tarafından, denize hakim bir tepe üzerinde yaptırılmıştır. Cami avlusundaki şadırvan, kurşun kaplı, beşgen bir çatı ile örtülüdür. Külliyede bulunan diğer yapılardan: Bedesten, caminin 30 metre doğusundadır.

Ancak, bugün sadece temel ve duvar kalıntıları görülmektedir. Kitaplık: cami ve medrese arasındadır.

Restore edilerek, kullanıma elverişli hale getirilmiştir. Hamam: medresenin hemen yanındadır. Günümüze, sadece taş ve tuğla duvarlardan bir kısmı kalmıştır.

Tekirdağ Rüstem Paşa Çarşısı

RÜSTEM PAŞA ÇARŞISI

1553 yılında, tarihi Rüstem Paşa camisiyle birlikte inşa edilmiştir. 1986 yılında ise, dönemin valisi Süleyman Oğuz tarafından restore edilmiştir.

Evet, çarşı, hemen caminin doğusundadır. Bu yapıda, toplam kafe olarak işletilen 50 dükkan bulunmakta ve 1988 yılında tamamlanan bu dükkanlar, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından işletilmektedir. Buranın mimarisi, külliyenin mimari özellikleri düşünülerek yapılmıştır.

NAİP TÜMÜLÜSÜ

İl merkezinden 15 km. uzaklıkta, Naip köyünün, Çanakçı ovasındadır. Kızlar Höyük Tepesi olarak da bilinir.

MÖ.350 yıllarında yapıldığı düşünülmektedir. Yüksekliği: 17 metre ve çapı: 90 metre olan Tümülüs, 1984 yılında resmen kazılmıştır. Tümülüsün içinde: bir dramos ve sonra merdivenle ulaşılan bir mezar odası var. Mezar odasında: mermerden bir ölü yatağı, bir ziyafet masası, 2 adet sehpa bulunmaktadır.

Mezarda bulunan eserler: gümüş kaseler, gümüş kepçe, gümüş süzgeç, bronz kandil, bronz kandil ayağı, bronz kalkan, bronz at koşumları, altın düğmeler. Buluntular, Tekirdağ Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Gömülen kişinin mezar yatağı üzerinde, kemikleri bulunmadığından, kişinin kimliği konusunda, herhangi bir bilgi yoktur.

KARAEVLİ HAREKAT TEPE TÜMÜLÜSÜ VE HERAİON TEİCHOS ANTİK KENTİ

Tekirdağ il merkezine: 18 km. uzaklıkta, Karaevlialtı mevkiindedir.

Yüksekliği: 22 metre ve çapı: 97 metredir. Yapılan kazı çalışmalarında, burada, Trak Odyris kabilesi krallarından Kersepleptes’in mezarının bulunduğu tespit edilmiştir.

Mezarda: sandık mezar ve bununla birlikte çeşitli buluntular ele geçirilmiş olup, bu buluntular: altın kaplama, boncuklarla süslü erguvani renk kral elbisesi, meşe dalı şeklinde kraliyet tacı, sarmaşık şeklinde Diyonizos Rahipliği tacı, bir kraliyet yüzüğü ele geçirilmiştir.

Son yıllarda, bu Tümülüs bölgesinde yapılan arkeolojik araştırmalarda: Heraion Teichos (Hera’nın surları) adlı Trak şehrinin, MÖ.5.yüzyıldan kalma, surları ortaya çıkarılmıştır.

Bu şehir: bir liman kenti olarak kurulmuş ve yazılı kaynaklara göre: bu bölgede, Çitlenbik deresinin, denizle birleştiği yerdedir. Biraz önce söylediğim gibi, burada yapılan kazılarda: Akropol surlarının bir kısmı ve kuzey kapısı ortaya çıkmıştır.

Yüzey araştırmalarında ise: MÖ.4-5’nci yüzyıllara ait çanak-çömlek parçaları, bol miktarda tanrıça figürü ve 218 civarında bronz Trakya sikkeleri  bulunmuştur.

Bu antik şehrin: Traklar zamanında, yani kurulu olduğu dönemde: bir kült ve şifa merkezi olarak öne çıkmıştır.

Tekirdağ Kumbağ

KUMBAĞ

Tekirdağ-Şarköy kıyı bandında, şehir merkezine: 15 km. uzaklıktadır. 1913 yılı öncesine kadar, burası, küçük bir  Rum balıkçı kasabası iken, 1923 yılından sonra, yani mübadeleden sonra, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’dan gelen göçmenler, burada iskan edilmiştir.

Bu küçük balıkçı köyü, 1993 yılında, Belediye olmuştur.

Tekirdağ

Tekirdağ ilçesinin, önemli bir eğlence ve dinlenme yeridir. Ormaniçi dinlenme tesisleri bulunuyor. Burada: turistik tesisler var. Bunun dışında: halk plajlarından da denize girmek mümkün.

Burada: çadırlı kamp kurmak için, yaklaşık 80 çadırlık bir kamping alanı bulunuyor. Ayrıca: Kumbağ beldesinin ova mevkiinde: yine 40 çadırlık bir kamping bulunuyor. Burada da: her türlü alt yapı tesisi (oto park, tuvalet, duş, yeme-içme üniteleri gibi) bulunuyor.

DALÇIK KAMPİNG

Tekirdağ-İstanbul karayolu üzerinde, il merkezine: 25 km. uzaklıktadır. Yeniçiftlik beldesinde bulunan bu yerde: 40 çadırlık bir alan söz konusudur. Her türlü alt yapı tesisi bulunmaktadır.

TOPAĞAÇ KAMPİNG

Tekirdağ-Kumbağ karayolu üzerindedir. İl merkezine, 5 km. uzaklıktadır. Burada: çadırlı kamp kurmak mümkün. Gerekli alp yapı tesisleri oluşturulmuş.

ALKAYA PLAJI

Tekirdağ-İstanbul karayolu üzerinde, il merkezine 4 km. uzaklıktadır. Dereağzı mevkiinde bulunan bu plajda: her türlü tesis (restoran, büfe, tuvalet gibi) ve çadır yeri bulunmaktadır. Ayrıca: otopark var.

DEREAĞZI PLAJI

Tekirdağ-İstanbul karayolu üzerinde, şehir merkezine 3 km. uzaklıktadır. Burada da: kabin, büfe, restoran ve tuvalet gibi tesisler bulunuyor.

YARAPSUN ÇAMURU

İl merkezine, 7 km. uzaklıktadır. Derin bir vadi arasında ve sazlıklar içindedir. Çamurun sıcaklığı: 21-24 derece arasındadır. Çamur içinde, yoğun oranda organik madde bulunmaktadır. Çamurun: romatizmal hastalıkların tedavisinde olumlu sonuçlar verdiği söylenmektedir.

Hong Kong Gece Hayatı

Hong Kong Gece Hayatı

 

Şehirdeki barlar ve restoranlar, neredeyse tüm gün yani gece sabahlara kadar açık kalmaktadır.

Bu yüzden, şehir bütün geceyi canlı geçirir.

Neon ışıklarının labirentinde dolaşırken, rastgele seçim yaparak, bir eğlence mekanına girebilirsiniz.

Bu mekanlarda: birinci sınıf konserlerden, yerel amatör tiyatro topluluklarının gösterilerine kadar, büyük bir çeşitlilik bulmak mümkündür.

Şehirdeki birçok kulüp: giriş ücreti (bunun içinde ilk içki dahildir) almaktadırlar. Beş yıldızlı otellerin birçoğunda, canlı müzik sunulan barlar bulunur. “Island Shangri-La” da bulunan “Lobater Bar”: canlı müzik dinlenebilen ve güzel manzarası bulunan bir mekan olarak dikkati çeker.

Seksi eğlencelerin ve şovların büyük kısmı, limanın karşısındaki “Tsim Sha Tsui East” denilen yerde sunulmaktadır.

Eğer: bar ve disko tarzı yerleri tercihe derseniz, “Kwai Fong” denilen bölgedeki mekanları tercih edebilirsiniz. Bunlar, özellikle hafta sonu günlerinde kişi başına 70 Amerikan doları ücretle girilebilen ve içeride 2 içkinin bu ücrete dahil olduğu yerlerdir.

SoHo

Hong Kong Gece Hayatı: Kelime olarak açılımı “South of Hollywood Road” olarak kısaltılarak yazılır.

Şehirdeki en gözde eğlence mekanıdır. “Central Mid-Levels” yürüyen merdivenlerinden başlayıp “Elgin-Peel-Staunton Street” caddelerine kadar uzanır. Sonuçta “Hollywood Road” yoluna kadar uzandığından, zaten ismi buradan gelmektedir. Bu bölgede: sayısız restoran ve canlı bar bulunmaktadır.

Wan Chai

Burası, yakın geçmişte adı kötüye çıkmış ama günümüzde nezih eğlence mekanlarının bulunduğu bir bölgedir. Eğer gece kulüplerini gezmek istiyorsanız, buraya gitmeniz gerekir. Buradaki mekanların birçoğunda giriş ücreti alınmaz, mekanların içi turist doludur. Bu bölgede, bar ve disko tarzı eğlence mekanları yok.

Honk Hong Arts Festival

Her yıl “Şubat” ayında: 3 hafta sürede yapılmaktadır. Festival etkinliklerinde bulunanlar: resitaller, oyunlar, konserler, Çin operası ve Doğu ile Batının karışımı olan uluslar arası kültürün etkinlikleri sunulur.

Hong Kong International Film Festival

Her yıl “Mart/Nisan” ayında, iki hafta süreyle düzenlenir. Festivalde, 200 den fazla film, şehirdeki 30 civarında sinemada gösterilmektedir.

Honk Hong Culturel Centre

Burası: şehirdeki konser ve operaların ana mekanıdır.

City Hall

Burada: dans, oyun ve konser etkinlikleri düzenlenir.