Fransa Rouen

Fransa Rouen

Burası: Normandiya bölgesinin merkezi; Haute Normandie eyaletinin başkentidir. Hatta: bölgenin en zengin tekstil merkezidir.

Şehir: 1944 yılındaki bombardımanda tamamen tahrip olmuş akabinde birçok bina restore edilmiş veya yeniden yapılmıştır. Özellikle: katedralin çevresindeki: Ortaçağ ve Rönesans dönemi bölge, yenilerek yayalara açılmıştır.

Ancak, şehirdeki bazı binalar, savaşın yıkıcılığını göstermek açısından, restore edilmeden öylece bırakılmışlardır. Yani, tarihi güzellikleri korunmuştur. Zaten, bu özellikleri, yani II. Dünya Savaşının izlerini hala koruyor olması, buranın turizm ağırlığını etkileyen en önemli unsurdur.

Şehrin dar sokaklarında gezerken, karşınıza birden yıkık duvarlar çıkar ve savaşın yıkıcılığı aklınıza gelir. Biraz ileri de, yine bir yıkıntı görebilirsiniz.

Öte yandan: ünlü Fransız “Jeanne d Arc” bu şehirde kazığa bağlanarak yakılmıştır. Bu olayın anısına, ismine atfen bir kilise bulunmaktadır. İlginç, kendisini önce yakmışlar, sonra kahraman ilan etmişlerdir. Şehir meydanındaki şapka biçimindeki kilise, onun adını taşır. Hemen yanında ise, 4-5 metre uzunluğundaki bir haç; kadının yakıldığı yeri temsil etmektedir.

Şehrin turizm yönünün en büyük özelliği

Notre Dame Kilisesidir. Bu kilise, II. Dünya Savaşında hasar görmüştür ki, zaten o kadar yoğun bombalama sırasında hasar görmemesi mümkün değildir. Kilisenin kulesi, şehrin hemen hemen her yerinden görülür.

Ön cephesinden baktığınızda ise, her tarafında ayrı renk taş bulunduğunu fark ediyorsunuz. Yani, restore edilmiştir. Bu arada: şehir özellikle yaz aylarında İngiliz turistlerle dolar taşar. Çünkü coğrafi yakınlık vardır. Şehir insanlarının koyu Katolik olduğunu da söylemem gerek.

Evet, şehrin coğrafi yapısına gelince, Seine nehrinin iki kıyısına kurulmuş küçük bir şehir olduğu söylenebilir. Nehrin sağ yakası tarihi yaka olarak değerlendirilmiş, müzeler, eski binalar burada yoğunlaşmıştır. Sol yakada ise, yeni kentleşme ve fabrikalar görülür. Yük gemileri, Seine nehrinde, en fazla bu şehre kadar gelebilirler. Tabii “Cruuze” gemileri de buraya ulaşırlar.

Şehirde iklim durumuna gelince, fazla ayrıntıya girmeden iklimin en büyük özelliğini söylemem yeter sanırım, burada sürekli yağmur yağıyor, yanınıza mutlaka şemsiye veya yağmurluk almalısınız. Yarım saat içinde, güneşli bir havada dışarıda yemek yemeyi düşünürken, birden bastıran dolu sizi içeri kaçırır ve çok kısa süre sonra yine güneş açabilmektedir.

Son bir not: şehirde “Rouen Üniversitesi” bulunuyor ve bu üniversite, çok sayıda “Erasmus” programına dahil Türk öğrenci bulunmaktadır. Yani, şehir yabancı öğrenci doludur ve öğrencilerin hepsi yabancı olduğu için uyum sorunu pek yaşanmadığı söylenmektedir.

Yani, burası bir anlamda öğrenci şehri de denilebilir. Çok sayıda öğrenci bulunması nedeniyle, şehirde, akşam saatlerinde dışarı çıktığınızda ise, çok sayıda pub ve club bulma şansınız bulunmaktadır.

Ayrıca: 1250 kişi, ünlü ressam Monet’in şehirdeki katedrali resmettiği tablosu için: 600 metre karelik bir canlandırma yapmışlar ve bu durum, Guines Dünya Rekorları kitabına girmiştir.

Fransa Rouen

TARİHİ

Şehrin tarihi geçmişi incelendiğinde: gaddarlığa direnişin ulusal sembolü olan “Jeanne d’Arc” ın burada öldüğü görülür.

Ünlü yazar “Gustave Flaubert” de: burada doğmuş ve yine ünlü “Madame Bovary” romanı burada geçmektedir.

Fransa Rouen

ULAŞIM

Şehir: Paris şehir merkezine 121 km uzaklıktadır. Yani araba ile, Paris şehir merkezinden buraya 1.5 saatte ulaşılabilir. Rousen şehrinin, diğer bazı merkezlere olan uzaklıkları ise şöyledir: Le Havre: 128 km. Caen: 156 km.

Şehrin Paris’e yakın olması sonucu: Paris şehrinde çalışıp burada oturan birçok insan görmek mümkündür. Bu yüzden, şehir tren istasyonu, sabah ve akşam saatlerinde çok kalabalık ve canlıdır.

Bunun dışında, şehir merkezinde, tüm mekanlara yürüyerek ulaşabilirsiniz. Yine de, şehir içinde otobüsler ve kuzeyden-güneye ilerleyen bir raylı sistem bulunmaktadır.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Bu bölgeye yolunuz düştüğünde, içecek olarak sıkça “Icı Vente Cidre” yani “Satılık Elma Şarabı” levhalarını veya yazılarını sık sık görebilirsiniz. Çünkü: meyve bahçeleri ve süt inekleriyle dolu bu bölgede, elma şarabının hem alkollüsü ve hem de alkolsüzü yapılır.

Ayrıca, yine elmadan yapılan “Calvados” yani “Elma kanyağı” ilgi çekmektedir. Bu arada: bu şehre yolunuz düşerse “Normandiya usülü ördek” ve “Normandiya usulü sufle” denemeden sakın ayrılmayın.

Bu arada, bu bölgede peynir de meşhurdur. Özellikle öne çıkan markalar şunlardır: Pont I’Eveque, Neufchatel.

Croq’Saison

Burası: Ağustos 2011 tarihinde açılmış bir restorandır. Ancak: Seine nehrine yalnızca birkaç adım uzaklıktaki bu restoranda, sağlıklı yiyecekler sunuluyormuş. Öğle yemeği molası için buraya gelenlere sunulan menüde bulunanlar: sandviç şeklinde: jambon ve tereyağı ve farklı birkaç alternatif. Bunun dışında, yine burada: sıcak tost sandviç, salata ve tart bulunuyor. Mekan sahipleri, yalnızca mevsimsel yani taze ve organik ürünleri kullandıklarını söylüyorlar.

Aux Gurmeler d’Italie

Burası, 1986 yılında kurulmuş bir tür şarküteridir. Burada: peynir, pizza, hazır yemekler ve taze makarna seçenekleri bulunmaktadır. Raflarında ise, satışa sunulan: zeytinyağı, sirke, grissini bulunur.

Fransa Rouen

GEZİLECEK YERLER

Fransa Rouen Place Du Vieux-Marche
Fransa Rouen Place Du Vieux-Marche
Fransa Rouen Place Du Vieux-Marche
Fransa Rouen Place Du Vieux-Marche

PLACE DU VİEUX-MARCHE

Burası tarihi bir alandır. Buranın batı ucunda: eski ve yeni Rouen şehri birleşirler.

Eglise Sainte-Jeanne-d’Arc

Burası, çekici ve modern bir kilisedir. Kilisede: 1944 yılında bombalanan daha eski bir kiliseden kurtarılan ve 16’ncı yüzyıldan kalan vitraylı pencereler görülmelidir.

Jeaanne Dark Anıtı

Hemen kilisenin yanında, 1431 yılında, Jeanne’nin direğe bağlanarak yakıldığı yeri belirten bir anıt bulunur. Haç şeklindeki anıtın yüksekliği 4-5 metre kadardır.

Rue du Gros-Horloge

Pazar yerinin doğusundadır. Günümüzde de, şehrin ticaret merkezidir. Burada bulunan 15-16 ve 17’nci yüzyıllardan kalma evler: Normandiya mimarisinin güzel örnekleri olarak dikkat çekerler. Bu evler, genellikle ahşap kullanılarak yapılmışlardır.

Fransa Rouen Gros Horloge

Gros Horloge-Büyük Saat Kulesi

Burası, kemerli Rönesans saat kulesidir. Şehrin sembolüdür. Belki dikkatinizi çekecektir, saatin yaldızlı yüzünde “yelkovan” bulunmuyor, yalnızca saatleri gösteren “akrep” bulunuyor.
Kadran üstündeki bir küre ayın evrelerini gösterir.

MUSEE FLAUBERT

Burada: son derece ilginç, tıbbı cihazların sergilendiği koleksiyon bulunmaktadır. Aslına bakarsanız, bu yapı yani ev: en ünlü romanı “Madam Bovary” olan yazar “Gustave Flaubert” in doğduğu ve uzun süre yaşadığı yerdir. Babası ve kardeşi doktor olduğu için, daha sonra ev, tıp müzesine dönüştürülmüştür.

Fransa Rouen Saint Malo Kilisesi

SAİNT MALO KİLİSESİ

Kilise yapısı, 1437 yılında yapılmıştır. Sanat tarihçileri tarafından mimari açıdan Gotik sanatının bir şaheseri olarak kabul edilmektedir. Cephesi: dairesel bir yay şeklindedir. Bu da yapıya, çekicilik ve zarafet vermektedir.

Fransa Rouen Cathedrale Notre-Dame
Fransa Rouen Cathedrale Notre-Dame
Fransa Rouen Cathedrale Notre-Dame

CATHEDRALE NOTRE-DAME

Şehir merkezinin doğusundadır. Buranın en önemli özelliği, ünlü ressam Monetin: ön cephesini resmetmesidir. Yapının taştan oyma, süslü iki kulesi değişik bir silüet yaratır.
Kilisenin sade iç mekanı, detaylı dış görüntüsü ile tezat oluşturur.

Cephesinin Gotik sanatının güzelliği muhteşemdir. Çevresinde bulunan iki kule ise; üç kapısı ve tepe noktasındaki farklı stilleriyle dikkat çekerler. Sağ taraftaki kule “tereyağı kule” olarak adlandırılır, çünkü: kule, tereyağı yiyen insanların vergileriyle inşa edilmiştir. Merkez kulesi, 151 metre yüksekliğindeki dökme demir bir ok ile, 19’ncu yüzyılda restore edilmiştir.

Ana girişin yanındaki sade oymalı sundurmalar: erken dönemlere aittir. Daha süslü olan ana taç kapı ve oymalı üst pencereler, 15-16’nci yüzyıllarda eklenmiştir. Katedralin cephesi, ünlü ressam “Claude Monet” tarafından boyanmıştır.
Bu yüzden, özellikle yaz akşamlarında 10 dakika süre ile, katedralin bu cephesinde ışıklı gösteri düzenlenir.

Tour Saint-Romain

Yapının kuzey kulesidir. 12’nci yüzyıl yapısıdır.

Tour de Beurre

Güney kuledir ve 15’nci yüzyılda yapılmıştır. Şehirde anlatılanlara göre: Katolik kasaba sakinleri, Büyük Perhiz sırasında “Normandiya tereyağı” yiyebilmek için bu “Tereyağı kulesi” denilen kulenin yapımında para yardımında bulunmuşlardır.

Amboise Kardinallerin Mezarları

Kilisenin içinde, koro mahallinin ilerisinde “Chapelle de la Vierge” denilen yerde bulunurlar. Koro mahallinin güney tarafında: kahramanlığı ile meşhur ünlü bir Ortaçağ İngiltere kralı Richard’ın mezarı bulunur. Mezarın altındaki Latince yazıda şöyle yazılıdır “Burada Aslan Yürekli adıyla bilinen İngiltere Kralı Richard’ın kalbi gömülüdür”

ENGLİSE SAİNT-MACLOU

Katedralin arkasındadır. Burası: Gotik mimari tarzda, ülkenin en ünlü yapısıdır ve 15’nci yüzyıldan kalmadır. Yapının özellikle kuzey ve merkezdeki taç kapılarındaki oymaları görmelisiniz. Yine, içeri girdiğinizde, org kafesindeki ahşap oymaları ve sarmal merdivendeki taş süslemeleri de kaçırmayın.

Fransa Rouen Abbatiale Saint-Quen

ABBATİALE SAİNT-QUEN

Rue Damiette bölgesinin kuzeyindedir. Mimari olarak, Gotik mimarinin güzel bir örneğidir. 1190 yılında Lion Heart Richard tarafından yaptırılmıştır. Yemekhane ve mutfak bölümlerindeki stil; ortaçağdan, yani 17 ve 18’nci yüzyıllardan kalmadır.

PALAİS DE JUSTİCE

Burası, Ortaçağ gettosu üzerinde inşa edilmiş, Rönesans ve Gotik mimari stilleri birlikte barındıran güzel bir yapıdır.
Yapılan arkeolojik kazılarda, bu binanın altında da, 12’nci yüzyıl yapısı kalıntıları bulunmuştur. Juif Anıtı olarak isimlendirilen bu yapının: okul mu, konut mu, Sinagog mu olduğu konusunda net fikirler bulunmamaktadır.

Fransa Rouen Musee Des Beaix-Arts

MUSEE DES BEAİX-ARTS

Square Verdrel bölgesindedir ve 1866 yılında kurulmuş bir Güzel Sanatlar Müzesidir. Müzede sergilenen eserler, genellikle zengin ailelerin koleksiyonlarıdır. Yine de, resim ağırlıklı bir müze olduğu söylenebilir. Bu müzeyi ziyaret ederseniz, eserlerini görebileceğiniz sanatçılar şunlardır: Rubens, Velazquez, Caravaggio.
Bunların yanında, müzede güzel bir seramik koleksiyonu bulunmaktadır. Çünkü: şehir, 16’ncı yüzyılda seramik üretiminin merkezi konumundadır.

Fransa Rouen Musee De La Ceramique

MUSEE DE LA CERAMİQUE

1 Rue Faucon bölgesindedir.
Burada: yöreye ait renkli, sırlı toprak eserler ve Fransa ve dünyanın çeşitli yerlerinden getirilmiş porselenler sergilenmektedir.

Fransa Cannes

Fransa Cannes

Ortaçağ döneminde: burada küçük bir balıkçı köyü bulunmaktadır.

1030’lu yıllara gelindiğinde, burada bir şato yapılır. Aynı dönemde, hemen karşıdaki adalarda ise rahipler yaşamaktadırlar.

Ancak, adanın güvensizliğinden sıkıntı çeken rahipler, ana karaya çıkarlar ve “Suquet” bölgesine yerleşirler ve zamanla, şehirde güçlü konuma gelirler.

Bu sırada: Cannes: 1500’lü yıllarda, deniz ticareti yoluyla hızla kalkınmaya başlar.

1838 yılına gelindiğinde, bu kez, denizden zarar gören kara parçası için, dalgakıran yaptırılır.

Dalgakıran yapımı ile, şehir hızla gelişmeye başlar, yeni evler ve dükkanlar yapılır.

Yine aynı dönemde: İngiliz Lord Brougham buraya gelir ve hasta kızının tedavisi için büyük bir şato yaptırır.

İklim ve manzaranın güzelliğinden etkilenen Lord, durumu İngiltere’de anlattığında, birçok İngiliz asilzadesi, buraya akın ederler ve kışları geçirmek üzere, malikane ve şatolar inşa edilmeye başlanır.

Hatta: Rus İmparatoriçesi de, buranın ikliminin kendisine iyi geleceğini düşünür ve “Villa des Dunes” isimli malikaneyi yaptırır.

Böylece: 19’ncu yüzyıla gelindiğinde, şehrin ünü, Avrupa’nın birçok yerinde yayılır.

II. Dünya savaşının ardından, İngiliz ve Almanlar yanında, bu kez Amerikalılar, buraya ilgi duymaya başlarlar ve 20 Eylül 1946 tarihinde, I. Uluslar arası Cannes Film Festivalinin açılışı ile, bu ilgi tüm dünya çapına yapılır ve şehir tanınır.

Fransa Cannes
Evet, gelelim günümüze

Şehir nüfusu, yalnızca 70 bin kişidir. Elbette, yaz döneminde, şehirde bu rakamın çok çok üstünde insan bulunuyor.

Küçük bir yer. En büyük özelliği: gerek Nice ve gerekse Monaco şehirlerine yakın olması. Yani: insanlar, bölgeye gittiklerinde “hadi bir de Cannes şehrini göreyim” gibisinden buraya geliyorlar. Ama dediğim gibi küçük bir yer, buraya ayıracağınız 1 gün yeterlidir.

Bölgenin en büyük özelliği: Film Festivali döneminde hareketli olmasıdır, ancak bu dönemde, fiyatların da çok uçuk olduğunu bilmek gerekir. Diğer özellik, deniz ve kumsal. Denize girmek için bizim gibi bir ülke insanının buralara kadar gitmesine gerek yok bence.
Yine de, dedim ya, yolunuz düşerse, bu küçük şehri ziyaret edebilirsiniz.

İKLİM

Şehirde tipik Akdeniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak: hava ılık geçer. Yazın, yaz sıcaklıkları 30 derece civarındadır. Ortalama sıcaklık ise, 25 derecedir. Sıcaklık: Haziran-Eylül ayları arasındaki dönemde yüksektir.

Ancak: bizim Ege kıyılarındaki gibi, yaz akşamlarında esen meltem, serinlik sağlar ve nemden korur. Yani, geceleri uyumak kolaydır. Aralık-Şubat ayları arasındaki dönemde ise, sıcaklık 10 derecenin altına düşebilmektedir. Sonuç olarak, burayı ziyaret için en uygun zaman: İlkbahar ve Sonbahar mevsimleridir.

 

Fransa Cannes

ULAŞIM

Buraya: Nice şehrinde, tren veya otobüs ile rahatlıkla ulaşılmaktadır. Tren tercih ederseniz, 30 dakikalık bir yolculuk yapmanız gerekiyor. Ancak, tren biletinizi önceden almakta yarar var, yani hadi gideyim deyip tren garına gittiğinizde büyük ihtimalle bilet bulunmadığını öğrenebilirsiniz. Bilet ücreti, 2.50 Euro’dur. Tren istasyonuna vardığınızda, hemen ücretsiz bir şehir haritası edinin.

Burada havaalanı yok. Nice Cote d’Azur havaalanına inebilir ve 24 kilometrelik bir yolculuktan sonra buraya ulaşabilirsiniz. Ancak: buraya ulaşım için 1 Euroluk otobüs yolculuğu önerilmiyor, çünkü yolculuk hem uzun (1.5 saat) sürüyor hem de sıkıntılı oluyormuş.

Fransa Cannes

TURİZM

Şehir, öncelikle “Film Festivali” ile tanınıyor. Bunun yanında, Akdeniz ikliminin güzelliği, akşamları esen meltem nedeniyle nem olmaması, Avrupa aristokrasinin ve zenginlerinin buraya akın etmesine neden olmuştur. Burada sokaklarda gezerken, lüks arabalar ve hatta belki bir ünlü sinema veya müzik yıldızı görebilirsiniz.

Öte yandan deniz ve kum da, buranın özelliklerinin başındadır. Film festivalinin yapıldığı gösteri merkezinin hemen yanında halk plajı bulunmaktadır. Bunun dışındaki birçok özel plajda ise, giriş ücreti olarak 20 Euro alınmaktadır.

Bu yüzden, ülkemizdeki halk plajlarından çok çok farklı olan halk plajını denize girmek için tercih edebilirsiniz. Bu halk plajı özellikle sabah saatlerinde, yani 08. gibi çok sakin oluyor.

CANNES FİLM FESTİVALİ

Her yıl “Mayıs” ayı ortalarında yapılır. Festival etkinliklerine yalnızca davetliler katılıyor, ancak festivalin yapıldığı mekanın kapısında beklenildiğinde, birçok ünlü yıldızı görme şansı oluyor.
“La Festival International du Film de Cannes” olarak isimlendirilen festival: 1946 yılından bu yana düzenlenmektedir.

Bu ilk yapılan festivale: 16 ülkeden filimler katılır. 1948-1950 yılları arasında bütçe nedeniyle düzenlenemedi. 1951 yılında ise, Venedik Film Festivaliyle rekabet havasında yeniden düzenlenmeye başladı.

Evet, sonuç olarak festival: Avrupa filmleri için bir vitrin olarak görülür. Her yıl yaklaşık 20 filmin yarıştığı festival 12 gün sürer ve başarı kazanan filmlere ve oyunculara “Altın Palmiye” ödülü verilir.

Festival: Palais des Festivales et des Congres de Cannes denilen festivaller sarayında yapılıyor, bu saray hakkında ayrıntılı bilgiyi aşağıda vereceğim. Ancak: bu araya sıkıştırmam ve bilmeniz gereken bir husus daha var.

Film festivali öncesi burada olursanız, filmleri izlemek için kesinlikle bilet aramayın, çünkü filmler sadece davetliler tarafından izlenebiliyorlar ve bir de filmlerin izlendiği salonun hemen yanındaki parkta, kaldırım üzerine, ünlü yıldızların “el izleri” çıkarılmıştır ve bunları görebilirsiniz.

Ama öte yandan, bu yıldızların birçoğunu tanıyamayıp hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

MARCHE INTERNATİONAL DU DİSQUE ET DE I’SURUMU MUSİCALE-MİDEM

Her yıl “Ocak” ayı içinde düzenlenen bu fuar etkinliği: Fransa müzik endüstrisi için önemlidir ve 1967 yılından bu yana düzenlenmektedir.

Bu fuarda: çeşitli yapımcılar, müzisyenler, yöneticiler ve dünyanın dört bir yanından gelen basın mensupları bulunur. Bunların katılımı ile, bir “forum” yapılır. Festival bünyesinde, bir de ödül verilmektedir ki “NRJ MÜZİK ÖDÜLLERİ” olarak isimlendirilir.

LE MARCHE INTERNATİONAL DES PROFESSİONNELS DE I’IMMOBİLİER-MIPIM

Her yıl “Mart” ayında, şehirde, 4 gün süre ile yapılan bir tür sergidir. Serginin ana teması: gayrimenkul sektörüdür. Yani, bu fuarda yapı araçları, yapı gereçleri sergileniyor ve gayrimenkul sektöründeki geniş bir insan kitlesini, buraya çekiyor.

Fransa Cannes

ALIŞVERİŞ YERLERİ

Alışveriş meraklıları: şehir ziyaretinde, mutlaka “Antibes” ve “Hoche” sokaklarına uğramalıdırlar. Bu sokaklarda, hemen her markanın bulunduğu “Galerie Lafayette” ve “Monoprix” gibi mağazalar bulunuyor.

Promenade de la Croisette caddesi boyunca yürürseniz, bu kez: Patricia Pepe, Miu miu, Louis Vuitton, Gucci, D&G ve benzeri ünlü mağazaların şubelerini görebilirsiniz. Ancak fiyatların çok pahalı olduğunu sakın unutmayın.

Flea Market

A Marche Brocante: her cumartesi günü, ağaçların altında, eski liman karşısında açılır.

Forville

Rue Felix Faure üzerinde, Hotel Ville’nin iki blok kuzeyindedir. Burası: bir kapalı çarşıdır. Batı ucunda, bir çiçek pazarı bulunur. Pazartesi günleri ise, burada “Forville Marche Brocante” isimli “bit pazarı” açılır.

Place Gambetta

Bir meydanın merkezindeki kapalı alanda kurulan küçük bir Pazar yeridir. Her gün kurulur.

GEZİLECEK YERLER

Her zaman olduğu gibi: ben Cannes şehrinde görülebilecek yerler hakkında aşağıda ayrıntılı bilgiler veriyorum.

Siz: buraya ulaştığınızda, kaldığınız otel resepsiyonundan veya turizm ofislerinden bir şehir haritası ediniyorsunuz ve şehirde kalacağınız süreyi ve ilginizi çeken yerleri düşünerek, harita üzerinde bir gezi rotası yapıyorsunuz.

Evet: şehir yürüyerek gezilebilecek durumda, hoş biraz yorulabilirsiniz. Özellikle: belirtmek istediğim: şehrin pahalı olduğudur. Burada: muhteşem bir lüks yaşamın örneklerini, özellikle arabalar konusunda izleyebilirsiniz.

Restoranlar, barlar ve kafeteryalar, plajlar aşırı pahalıdır ve bunları kullanmadan önce, mutlaka fiyatları kontrol etmelisiniz. Film festivali döneminde bu fiyatların kat kat yükseldiğini ve şehrin aşırı kalabalık olduğunu unutmayın, öte yandan bu şehir film festivali ile hareketleniyor ve canlanıyor, yani festival zamanı bu şehri görmek lazım.

Sonuç olarak: Cannes, normal şartlarda günübirlik gezebileceğiniz veya en fazla iki gün ayırarak tadına varabileceğiniz bir yer, iyi geziler.

Fransa Cannes

Palais des Festivales et des Congres de Cannes

Bina: şehir merkezinde, sahildedir. Binanın sağ bölümünde: yat limanı var. Hani: bütün dünya tarafından tanınan ve bilinen “Cannes Film Festivali” nin muhteşem bir binada yapıldığını düşünüyor ve böyle bir bina bekliyorsanız, yanılıyorsunuz, karşınıza gayet sade bir yapı çıkıyor.
Ünlü “Cannes Film Festivali” burada yapılıyor. Ayrıca: yine burada birçok farklı organizasyon da düzenleniyor.

Evet: orijinal yapı: 1949 yılında yapılmış ve günümüzde “JW Marriot Cannes” otel sitesinde bulunmaktadır. Ancak: 1979 yılında yeni bir bina inşa edilmesine karar verilir ve mimar Bennet ile Druet tarafından tasarlanan yapı; 1982 yılında hizmete girer. Bu mevcut yapı da, 1999 yılında genişletilir.

Günümüzde, burada, biraz önce de sözünü ettiğim gibi: çok sayıdaki odalarda sergiler düzenleniyor. 1959 ve 1961 yıllarındaki “Eurovision Şarkı Yarışmaları” da burada yapılmıştır.
Evet, kırmızı halı, yapının önündeki merdivenlerde sürekli duruyor, siz de bu halı üzerinde mutlaka fotoğraf çektirmelisiniz.

Fransa Cannes

Boulevard de la Croissette

Şehir merkezinin doğu bölümünde uzanmaktadır. İnce ve beyaz kumlu plajlara bakan, palmiyelerin sıralandığı bu gezinti yolu, büyük otellerin önünden geçerek, eski liman ve Festival Sarayına kadar, kıyı boyunca 2 km. uzanır. Bulvar boyunca: birçok yan sokakta sanat galerileri, takı mağazaları ve seçkin giyim mağazaları bulunur. Şehirdeki orta sınıf otellerin de büyük çoğunluğu bu bölgededir.

Caddenin batı ucunda: Palais des Festival binası ile plaj arasında: gölgeli ve yeşillikli bir park alanı bulunur. Caddenin doğu ucunda ise, yeni limandan hemen önce bir başka park ve oyun alanı vardır. Doğu uçtaki bu bahçenin yanında: “Jardin Alexandre III” isimli, güzel ve büyük bir çiçek bahçesi bulunur.

Fransa Cannes

La Casino Croisette

Şehrin en iyi kumarhanesidir. Muhteşem bir atmosfer ve birçok kumar makinası, ama girişte kıyafetinizin biraz derli toplu olmasına dikkat ediyorlar.

Fransa Cannes
Fransa Cannes

Palm Beach

Bu sırada: birçok ünlü oteller, restoranlar ve kafeler, plajlar bulunuyor. Kumsal: Nice şehrinde olduğu gibi taşlık değil, kumluktur. Burada: bir de casino var. “Palm Beach Casino Cannes”

Palm Beach Casino Cannes

Casino: 6000 m. karelik bir alan üzerinde, her gün saat: 12.00-03.00 arasında müşterilerini ağırlamaktadır. Casino bölgesinde: deniz manzaralı terasta bir oyun salonu; yüzme havuzu, slot makineleri, kasa oyunları, disko, 2 resepsiyon salonu, adalar manzarasına sahip odalar ve yıl boyunca aktiviteler vardır.

Bölgede bulunan özel plajlar

Bunlarda: şezlong, şemsiye ve diğer hizmetler için yüksek ücret ödemeniz gerekir. Bu ücretler, kişi başına günlük 14-44 Euro arasında değişmektedir. Yarım gün için ise, 9 Euro ödemek gerekir. Havlular için de ilaveten 5 Euro gerekir.

Bölgedeki halka açık plajlarda bulunur. Bunlar ücretsizdir. Bazı halk plajları üzerinde, şemsiye ve şezlong kiralama mümkündür ki, bunların ücretleri 1.5 ile 2 euro arasında değişir. Ama halk plajlarının özellikle yüksek sezonda: tıka basa dolu olduğunu unutmamak gerekir.

Buradaki halka açık en iyi plajların bazıları şunlardır

Plages du Midi

Altın kumlu olarak bilinen bu halka açık plaj, 700 metre uzunluğunda kumsala sahiptir.

Plages de la Boca

Şehirde, ilk halka açık plaj bölgesidir. Les Sables d’Or özel plajına bitişiktir. Bütün yıl açıktır. 3 km. uzunluğundadır.

Fransa Cannes

Chapelle Bellini

Parc Fiorentina bölgesindedir.
1894 yılında, Kont Vitali tarafından inşa ettirilmiştir. İtalyan Barok tarzı mimari stil, saat kulesi, cephesindeki heykeller, ahşap merdiven ilgi çekmektedir. Şehri ziyaret eden turistler, burayı mutlaka görürler.

Yapıda, eski Sırbistan Prensi Georgeviç, bir süre ikamet etmiştir. Daha sonra ise bir kilise haline getirilmiştir. Şapelin ortasında: bir çeşme var. Çeşmenin çevresinde ise harika bir bahçe bulunuyor.

Yapının en etkileyici bölümü ise: kulesidir. Kule: harika dekore edilmiştir. Özellikle güzel oyma kapısı ve pencereleri ilgi çeker.

Şapelin içi: güzel fresk resimleri ve ikon resimleri ile süslenmiştir. Freskler: Rönesans dönemi sanatçılarının eserleridir. Resimlerin çoğunda ise, çeşitli Hıristiyan öyküleri ve öğretileri ve azizler tasvir edilmiştir.

Turistler, şapelin farklı bölümlerinde: rahipler, azizler ve diğer dini kişilerin resimlerini, gravürlerini ve heykellerini görebiliyorlar. Festival sırasında burada dekorasyon zenginleştirilir, kutsal koro gösterileri yapılır.

Şapel: 1953 yılından bu yana: ünlü ressam Emmanuel Bellini (1904-1989) ye: tesis ve atölye olarak kullanması için tahsis edilmiş, ölümünden sonra ise müze olarak düzenlenmiştir.

Grey Street

Hilton otelinin hemen yanındaki bu bölgede, en gözde markaların satıldığı butikler bulunuyor. La Croisette ve Rue d’Antibes arasındaki geçiş yerinde bulunan caddede, tek bir çatı altında birçok ünlü etiket sıkıştırılmıştır.

Ancak, fiyatlar muhteşem pahalı, yine de gezmek ve görmek için burayı ziyaret edebilirsiniz. Her yıl Ocak ayı ortası ile Şubat ayında, indirimli satışlar var ve bu dönemde fiyatlar, yaklaşık % 60-70 arasında düşüyor.

Fransa Cannes

Rue d’Antibes

Şehir ziyaretinizde, kapsamlı bir alışveriş yapmak isterseniz, birkaç kilometre boyunca uzanan bu bölgeyi ziyaret etmenizi öneririm. Bu uzun sokak: şehrin doğu kenarında, Rue Felix Faure limanından uzanır. Sokakta, her türlü hediyelik eşya ve giyim butikleri bulunur. Ayrıca, yine burada, ünlü “Cannes sineması” bulunur.

Fransa Cannes

 

Fransa Cannes

Le Suquet

Şehir merkezine 2 km. ve Palais de Festival binasına, 10 dakika yürüme mesafesindedir.
Burası, limana bakan bir tepe üzerindeki eski bir balıkçı köyüdür. “Suquet” kelimesi “zirve” anlamına gelir.

Buradan, sahilin muazzam manzarası görülür. Aslında, burası Cannes şehrinin doğduğu yer olarak görülür. Yazının başında da söylediğim gibi, karşıdaki adalarda yaşayan keşişler, güvenlik sıkıntısı nedeniyle, 11’nci yüzyılda topluca buraya gelmişler ve 1088 yılında onlar tarafından inşa edilen kale, günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

Yürüyerek: çeşitli yamaçları, dik sokakları gezebilirsiniz. Bu geziniz sırasında: yerel kafeler, restoranlar ve dükkanları görebilirsiniz.

Bu gezinizde, ayrıca: Musee de la Castre, kare saat kulesi, kilise ve surları ziyaret edebilirsiniz.

Suquet bölümünün hemen aşağısında, eski liman var. 1838 yılından kalma bu eski limanda: uzun gemiler ve yatlar barınırlar. Her yıl “Eylül” ayında, kraliyet yelken yarışları buradan başlar.

Eglise Notre-Dame d’Esperance

Bu kilise: 17’nci yüzyıldan kalmadır. Kilise içindeki “şükran plakaları” ilgi çekmektedir.

Fransa Cannes
Fransa Cannes

Musee de la Castle

Şehrin tepesindeki kalededir. Giriş ücretlidir, yetişkinler 6 Euro, çocuklar 3 Euro’dur.
Müzede: Etnografik objeler sergilenmektedir. Bunlar arasında: özellikle müzik aletleri dikkat çekmektedir. Afrika davul, Asya ud, Endonezya yağmur davulu ve diğer birçok ülkeden gelen 480 alet müzenin koleksiyondadır.

Bu ve diğer objeler: 1877 yılında, Baron Lycklama tarafından bağışlanmıştır. Bahçelerle çevrili küçük odalarda: Amerika, Okyanusya, Himalayalar, Akdeniz bölgesinden gelen eserler, Kolomb öncesi seramiklerine ait zengin bir koleksiyon görmek mümkündür. Müzik aletleri: St Anne şapelinde sergileniyor.

Müze gezisi: ortaçağdan bu yana, lordların ikameti olan antik kaleden başlıyor. Kule zindanı ve Güney Alplerin tepelerinin panoramik manzarasını seyrederek devam ediyor. Bu arada: eski balıkçı limanı da görülüyor.

Fransa Cannes

Quai des He

Çok güzel bir limandır. Bu limandan, yakınlardaki “İles de Lerin” adalarına gidebilirsiniz. En yakın ada: “İle Ste-Marguerite” dir. Limanda “Gare Maritime” denilen yerde, teknelere binebilirsiniz.

Fransa Cannes

İles de Lerin

Bu adada: Okaliptus ve çam korulukları arasında, güzel çiçek bahçeleri yanında güzel yürüyüşler yapabileceğiniz yerler var.

Fransa Cannes

İle Sainte-Marguerite

Adaların en büyüğüdür. Ada, 3 km. uzunluğunda ve 900 metre genişliğindedir.
Ada: kıyıya 15 dakikalık bir tekne yolculuğu uzaklıktadır. Adada, yaklaşık 20 bina bulunuyor ve bunların çoğu: balıkçılar tarafından ev olarak kullanılıyor. Bunun dışında, adada konaklama tesisi yani otel yoktur.

Biraz önce sözünü ettiğim, demir maskeli adamın tutuklu bulunduğu “Fort Royal” ise: günümüzde bir gençlik Hosteli ve deniz müzesine ev sahipliği yapmaktadır.

 

Fort Royal-Deniz Müzesi

Müzeye giriş ücretlidir, yetişkinler 6 Euro, çocuklar 3 Euro’dur.
Müze: deniz ve çam ormanlarının kenarında, Royal Fort Sainte-Marguerite’nin eski kısmındadır.
Zemin katta: gizemli mahkumların cezalarını çektikleri hücreler görülür. Demir maskeli adam da: 17’nci yüzyılda burada cezasını çekmiştir.

Demir maskeli adam hakkında kısa bir bilgi: 1669-1670 yılları arasında tutuklanan, ismi Eustache Dauger olarak geçen bu şahıs: Bastil ve buradaki kale de bir süre hapis kalmıştır.

Ancak: 34 yıllık süreçte, sürekli olarak yüzünü siyah kadife bir kumaş maske ile gizlemiş, gardiyanlar dahil hiç kimse yüzünü görmemiş ve kimliği uzun süre tartışılmıştır.

Müzenin birinci katında ise: Roma dönemi batıklarından ele geçirilen amforalar, cam ve seramik eşyalar sergileniyor. Ayrıca, bir odada Roma dönemi sarnıcı görülüyor.

Fransa Cannes

ÇEVREDE GEZİLECEK YERLER

Guy de Maupassant

Kasaba ismini: Fransız yazar ve gazeteci Henry Rene Albert Guy de Maupassant’tan almıştır. 19’ncu yüzyılın önemli Fransız yazarlarından biri olarak kabul edilir.

Cannes şehrine gelenler, zaman yaratıp burayı da görmelidirler. Bu yöre: 1834 yılında, Nice şehrinde olduğu gibi İngiliz Aristokratisi tarafından yaratılmış oteller le doludur ve lüks tatil yöresi, Avrupalı soylular tarafından yıllardır tatil için tercih edilir.

Evet, bu lüks sahil kasabasında: muhteşem güzel plajlar, şık butikler, mücevher mağazaları ve büyük oteller bulunuyor.

Fransa Cannes

 

Vallauris

Şehrin doğusundadır.
Ünlü ressam Picasso: II. Dünya Savaşından sonra, burada çalışmaya başlamıştır. Bu yüzden: burada seramikçilik ve çömlekçilik popüler hale gelmiştir.

Romanesk şapeli

Ünlü ressam Picasso: burada yaptığı “duvar resmi” yani “La Guerre et la Paix” (savaş ve barış) ile ünlenmiştir. Place Paul-İsnard’a da bir bronz heykel hediye etmiştir. 13’ncü yüzyılda inşa edilen şapel: günümüzde 1952 yılından bu yana Belediye Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Fransa Cannes

Biot

Şehrin doğusundadır. 2500 yaşında olan güzel ve çok popüler bir ortaçağ kasabasıdır.
Kasaba: bir tepe üzerinde Antibes ve Nice arasında, Akdeniz plajlarına yalnızca 4 km uzaklıktadır. Yaz aylarında, burada büyük turist kalabalıkları olsa da, onun doğal cazibesi ve antik duygusu çok iyi korunur.

Biot: antik dönemlerden bu yana: çanak-çömlek kaynağı olmuştur. Bölgede: ince kil, kum, fırınlar yapmak için manganez ve volkanik tüf kaynakları zengindir. Burada yapılan amforalar: 18’nci yüzyıla kadar, Marsilya limanı üzerinden, tüm dünyaya ihraç edilmiştir.

Günümüzde ise, burada: cam eserler ünlüdür. Genellikle küçük kabarcıklar ve şeffaf ve renkli şeffaf camlar üretilir.

Kasabanın çevresindeki tepenin eteklerinde, bu cam üfleme atölyelerini görmek mümkündür. Burayı ziyaret ederseniz, zaten bu güzellikleri gördüğünüzde: mutlaka birkaç örnek satın alacaksınız.

Fransa Cannes
Fransa Cannes

Grasse

Cannes şehrine giderseniz, bu kasabayı da unutmamanızı öneririm. Çünkü: otobüs ile 1 Euro vererek yaklaşık yarım saatte ulaşabileceğiniz (15 km.) bu kasabada: birçok parfüm üretim yeri ve parfüm müzeleri görebilirsiniz.

Bu yüzden, kasabanın her bölgesi harika kokuyor. Grasse çiçekler ve temiz hava kokusu ile, birkaç yüzyıldır popüler bir turistik merkez olmuştur.

Fransız parfüm endüstrisinin 16’ncı yüzyılda burada başlaması da büyük önem taşır. Bunda: çevrenin lavanta, yasemin, gül, mimoza, portakal çiçeği ve menekşe alanları ile çevrili olmasının büyük önemi vardır.

Buraya yolunuz düşerse “fragonard” tabelalarını izleyerek satış yerine gidin ve çok uygun fiyatlarla: parfümler, kremler ve kaliteli sabunlar satın alın.

Grasse küçük bir yer, her yere yürüyerek ulaşabilirsiniz. Küçük bir çarşının bitiminde, kasabadaki üç büyük parfüm fabrikasından biri olan “Fragonard” ın satış mağazası ve müzesine ulaşılıyor. Burada: parfümlerin yapılışını görebilirsiniz.

Hollanda Utrecht

Hollanda Utrecht

Şehir, Hollanda ülkesinin en kalabalık kalbidir ve Hollanda’nın dördüncü büyük şehridir.

Nüfus olarak ise, 2011 yılı sayımlarına göre, 312 bin kişinin yaşadığı görülür.

Ren nehri kıyısındadır. Güzel kanallara ve parklara, canlı restoranlara, ilginç müzelere ve özel tarihi binalara sahiptir.

Kuzey Hollanda’nın en önemli ticaret merkezidir. Aslında Hollanda altın çağına kadar ülkenin en önemli şehriydi ama daha sonra bu önceliğini Amsterdam şehrine kaptırdı.

Ancak şehrin en büyük özelliği, 8’nci yüzyıldan bu yana, Hollanda ülkesinin dini merkezi olmasıdır.

Burada: kafeler ve suya bakan teraslar ve güzel kanallar görülür. Şehir: ortaçağdan kalma iki kanalın (Nieuwegracht ve Oudegracht) kesiştiği yerde kurulmuştur. Evet, burasının tam bir kanal şehri olduğu söylenebilir, öte yandan kanallar içinde bulunan restoranlar da ilgi çekmektedir. Kanalların hemen yanındaki bu restoranlarda: yemek yerken sanırım deniz özlemlerini gideriyorlar.

Şehir: Dom kulesinin çevresinde inşa edilmiştir. Dom kulesi dışında, şehirde antik üniversite de ilgi çeker.

Şehir merkezini yürüyerek keşfedebilirsiniz. İklime gelince: şehirde genellikle yağmurlu, rüzgarlı ve sert bir hava hakimdir. Yani, havası tam anlamıyla dengesizdir.

Şehirde büyük bir üniversitenin varlığı nedeniyle 20-30 yaş aralığında birçok genç nüfus bulunmaktadır.

Şehirde yaşayan insanların hemen hemen tamamı İngilizce konuşabilmektedirler. Zaten şehir bir öğrenci şehri olarak gündeme gelmektedir.

Hollanda Utrecht

ULAŞIM

Şehir, Hollanda ülkesinin tam ortasında bulunmaktadır. Bu nedenle: buradan, ülkenin her yerine trenle gitmek mümkündür. Amsterdam-Ultrecht arasındaki ulaşım ise, trenle yaklaşık 20 dakika sürüyor.
Şehrin tren istasyonu ise, tam bir devasa yapıdır ve özellikle yanındaki alışveriş merkeziyle birleştirilince iyice büyümüştür. Ama, bu büyük tren istasyonunun bir diğer özelliği de: şehirdeki bütün yolların bu tren istasyonuna çıkıyor olmasıdır.

TARİHİ

MS 50 yılında burada bir Roma şehrinin varlığı biliniyor. Roma döneminde Utrech kalesinin adı Traiectum idi. 275 yılında Cermen kabileleri saldırınca Romalılar şehri terk ettiler.

7’nci yüzyıl başlarında misyonerler burada yerleşik Frizyalıları, dinden döndürmek için yola çıktılar. Papa, Frizyalıların lideri Willibrordus’u piskopos ilan etti. 723 yılında yörede yerleşik Frank lideri Maratel, Utrech şehrindeki kaleyi ve çevresindeki toprakları, piskoposların üssü olarak bağışladı. O andan itibaren, Utrech şehri Katolik kilisesi için en etkili iktidar koltuklarından biri oldu.

850 civarında Utrech şehri yörenin en büyük ticaret merkezidir. Utrech doğumu Boeyens, 1522 yılında Papa seçilince, şehir Hıristiyanlığın başkenti haline geldi.

Hollanda Utrecht

EĞLENCE

Burada: eğlence için seks etkinliği arayanlar: su kanalında bulunan botlardaki “Red Light District” denilen yeri tercih edebilirler. Bunun dışında, şehir 24 saat canlı ve hareketlidir. Çünkü: başta da belirttiğim gibi, şehirde 40 bin öğrenci barınıyor. Yani: Hollanda’nın en büyük öğrenci kapasiteli şehri olarak biliniyor.

UYUŞTURUCU

Hollanda’nın diğer şehirlerinde olduğu gibi, burada da: hafif uyuşturucu sınıfına dahil olan esrar, marihuana gibi uyuşturucu maddeler serbestçe satılıyor. Bunlar:”Koffieshop” denilen kahvehanelerde satılıyor ve içilebiliyor.

Ancak: satılması ve içilmesi serbest olan bu hafif uyuşturucular yanında: satışı ve kullanımı yasak olan diğer bir kısım ağır uyuşturucular da yine aynı mekanlar veya önlerinde satılıyor. Bu yüzden: özellikle gece geç saatlerde uyuşturucu satıcılarına dikkat etmekte yarar vardır.

Hollanda Utrecht

ALIŞVERİŞ

Şehirde, geniş bir mağaza yelpazesi ve butikler bulunmaktadır. Bunun dışında Hollanda’ya özgü: lale, yel değirmeni ve tahta terlikler ve bunların minyatürlerinden satın alabilirsiniz.

YEMEKLER

Şehirde, en tanınmış yiyecek “patates” olarak biliniyor. Kızarmış patatese: Patat ismini veriyorlar. Hollandalılar çarşıya çıktıklarında: patat ve balık yiyorlar. Bir külah patates: 5 Euro dur ve külahlar içinde satılan porsiyonlar doyurucudur.

Hollanda Utrecht

GEZİLECEK YERLER

Hollanda Utrecht

UTRECHT CATHEDRAL VE DOM KULESİ

Eski Roma kalesinin içindeydi. Mevcut bina, daha önceki ve bir yangın sonucu yok olana yapının yerine inşa edilmiştir. İnşaat 1254 yılında başlar ve 200 yıl sürer. Ancak parasızlık nedeniyle, katedral hiçbir zaman tam olarak bitirilememiştir. Hollanda Gotik mimarisinin muhteşem bir örneğidir.

İç mekan son derece sadedir. Çünkü 1580 yılında İkonoklazma sırasında yapının içindeki heykeller yıkılmış ve tüm Roma Katolik unsurları kaldırılmıştır. İç mekanın bu sadeliği, dışarıdaki zarif süslemelerle tezat oluşturur. Katedralin içinde günümüzde birkaç antik mezar ve İmparator Condrat II ve Henry IV mezarları bulunmaktadır.

Dom Kulesi;

Kule, Sen Martin katedralinin bir parçasıdır. 2000 yıl önce Utrech şehrinin kurulduğu noktadadır. 1321-1382 yılları arasında inşa edilmiştir. 14’ncü yüzyılda Avrupa’da inşa edilen en büyük kulelerden biridir.

Utrech şehrindeki kilisenin gücünü göstermek için planlanmıştır. Kule tamamlandığında yani 1382 yılında 109 metre yükseklikteydi. Ancak, 1910 yılında yapılan restorasyon sırasında yükseklik arttırıldı. Bugün kulenin yüksekliği 112 metredir. Hollanda’nın en yüksek kilise kulesidir. 1674 yılında “nef” yıkıldığında, Dom kulesi, bağımsız bir kule olarak kalmıştır.

Evet, kule üzerinde çok daha hafif bir fener bulunan iki kare bloktan oluşmaktadır. Bir çan kulesi olmasının yanı sıra, birinci katta Utrech başpiskoposunun özel bir şapeli vardır. Aynı zamanda gözetleme kulesi olarak da kullanılmıştır.

Alt kare bloğunun ikinci katında ise, kule muhafızları bulunuyor. Günümüzde kulenin tepesine 465 basamakla tırmanmak mümkündü. Asansör yoktur. Kulenin tepesinden açık bir havalı günde, hem Rotterdam hem de Amsterdam şehirlerini görmek mümkündür.

Çanlar

Kulede 32 ton ağırlığında 14 zilden oluşan bir çan vardır. İlk çanlar 1505 yılında yerleştirilmiş, sonra 1982 yılında yeni çanlar eklenmiştir. En büyük çanın ağırlığı 8200 kilodur.

Nef

Katedralin nefi, hiçbir zaman tam olarak bitirilemedi. 1674 yılındaki bir fırtınada, katedralin bu bölümü yok oldu. Ancak kule hasar görmedi. Daha sonra kule ve katedral hiçbir zaman yeniden bağlanamadı. 1836 yılındaki bir fırtınada kulenin üst katı ağır hasar gördü.

Hollanda Utrecht

KANALLAR:

Şehir tamamen kanalize edilmeden önce, Ren nehrinin bir kısmı şehir merkezinden geçiyordu. Şehri bu kadar benzersiz kılan özelliklerin birisi de, iki seviyeli kanalardır.

11 ve 14’ncü yüzyıllardan kalan Oudengracht yani eski kanal ve Nieuvengrach yani yeni kanal; kanalları alt katta 13’ncü yüzyıldan kalma depoların bulunduğu yerlerdir. Su seviyesinde günümüzde restoran ve kafeler bulunuyor.

Eski Kanal

Güneyden kuzeye, tüm şehir merkezi boyunca uzanan kanal, 2 km uzunluğundadır. Eski kanal boyunca uzanan şehrin bu bölgesinde, eskiden tüccarlar tarafından depo ve kiler olarak kullanılan bir çok mahzen vardı. Ancak günümüzde bu binalar: barlar, restoranlar ve mağazalara dönüştürülmüştür.

Eski kanal kıyısında yürüyerek şehrin en güzel ve hareketli bölgelerine ulaşmak mümkündür. Kanalda tekne gezintileri de yapılıyor, üstü camlı bu teknelerde 1 ve 1.5 saatlik turlar düzenleniyor, ücret 15.50 euro.

Hollanda Utrecht

ÜNİVERSİTE

1636 yılında kurulan üniversite, sadece ülkenin en eskilerinden değil, aynı zamanda Avrupa’nın en büyüklerinden biri olarak kabul edilir.

RİETVELD SCHRÖDER EVİ

Burası: mimar Gerrit Rietveld tarafından tasarlanmış ve Truus Schröder-Schrader’e konut olarak kullanılmak üzere yapılmıştır. Yapılış tarihi: 1924 yılıdır. Bu ev: 2000 yılında, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Evet burası erken modern dönemin bir örneği olarak önem kazanmaktadır. Evin esnek alanlarında, renkler ve çizgiler ile nasıl oynandığını görebilirsiniz. Evi ziyaret etmek isterseniz, rehberli turlara katılabilirsiniz, tur yaklaşık 1 saat sürüyor.

DİCK BRUNA HUİS

Burası, tamamen “Miffy” ve onu yaratan “Dick Bruno”ya adanmıştır. Bu beyaz tavşan hakkındaki hikayeler: 40 farklı dile çevrilerek yayınlanmış ve bu kitaplar, dünya çapında 85 milyondan fazla satılmıştır.

Bunun dışında: müzede, Dick Bruno’nun resimli kitap kapakları, afişler, haritalar ve grafik tasarımlar bulunmaktadır ki, bunların sayısı 120 dir. Evet: ülkemizde pek tanınmasa da, hem çocuklar ve hem de yetişkinler “Miffy” yi seviyorlar.

CATHARİJNECONVENT-VREDE UTRECHT

Burası, şehir merkezinde eski bir ortaçağ manastırıdır. Burada: Hollanda’da, Hıristiyanlığın tarihi hakkında bilgi edinebilirsiniz. Hıristiyanlığın dünü, bügünü ve geleceği: tarihi eserler ve multimedya ile açıklanmaktadır.
Dünya üzerinde, bu müzeyi ilginç kılan bir diğer özellik: Protestan ve Katolik toplama objelerinin bir çatı altında sergilenmesidir.

Ayrıca: azizlere ait altın ve gümüş heykelleri içeren koleksiyon önem kazanmaktadır. Daimi koleksiyon yanında, müzede, İncil temaları ve birçok geçici farklı koleksiyonlar sergileniyor.

CENTRAL MUSEUM

Şehir merkezindeki bu müze: her insana hitap eden sanat eserleri ve çeşitlilik taşıyan koleksiyona sahiptir. Müzede bulunan koleksiyon içinde öne çıkanlar şunlardır: Miffy yaratıcısı Dick Bruna’nın yaratıcı çalışmaları, Utrech şehrinde yaşamış eski ustaların eserleri, Utrech şehrinin tarihine ait objeler, çağdaş moda, tasarım ve sanat eserleridir.

SPEELKLOK MÜZESİ

Burası: dünyanın en müzikal müzesi olarak bilinir. Buranın daimi koleksiyonunda: müzik kutuları, organ saatler, piyanolar, sokak ve panayır müzik aletleri ve dans müzik aletleri gibi çeşitli müzik aletleri sergilenmektedir.
Müzeyi ziyaret ederseniz, rehberli turlarda: müzenin müzik koleksiyonunu ve özelliklerini görebilirsiniz. Müzede sergilenen objeler arasında: şarkı ve müzik yanı sıra, müzik kutularının işçiliklerine de dikkat etmenizi öneririm.

LEPELENBURG PARKI

Bu park: şehri çevreleyen kanallar boyunca yer almaktadır. İlk zamanlar, burası, şehrin savunma bölgesi olarak görev yapmıştır.

Ancak: geçmiş yüzyıllarda bir eğlence yeri olarak kullanılmıştır. Tamamen çim kaplı olan park alanında, Utrechliler yazın güneşlenmektedirler. Ayrıca: öğrenciler, aileler: yaz günlerinde, burada piknik yapıyorlar. Parkın merkezinde bulunan kırmızı-beyaz bando: bazen müzik yapıyor, Pazar günleri canlı müzik dinleyebilirsiniz.

Hollanda Utrecht

KANALLAR-YUVARLAK S İNGEL UTRECHT

Bu kanallar: 12. yüzyılda şehri savunmak için inşa edilmişlerdir. Kanallar üzerinden şehre giriş bağlantısı: 4 kapı üzerinden olur. Kanallar, ayrıca surlar, duvarlar, kuleler ve kaleler ile güçlendirilmiştir. Evet, bu savunma sistemi: 19. yüzyıla kadar geliştirilerek varlığını sürdürmüştür.

Hollanda Utrecht

19. yüzyılda ise: Jan David Zocher isimli bir mimar: kanalları ve çevresini cazip bir park haline getirdi. Sökülen ağaçlar ve çalılar yerine, İngiliz tarzı peyzaj yapıldı ve Utrecht şehrinin çevresi, tamamen değişti. Evet, yeşil kanallarla çevrili şehirde: rehberli turlara katılarak gezebilirsiniz. Bu turlar, 5 km. uzunluğundaki kanallar boyunca, şehrin en güzel noktalarını gezerek sürüyor.

TRAJECTUM LÜMEN

Burası: ulusal ve uluslar arası sanatçılar tarafından: tarihi şehir merkezi boyunca ışıklandırılan bir yer olarak önem kazanıyor. Ünlü binalar, köprüler ve sokaklar: burada, akşamları muhteşem güzel bir görüntü oluşturuyorlar. Bu hat boyunca yapacağınız bir yürüyüşte: tarihi yerlerin, binalar ve cephelerinin değişik vurgularla ışıklandırılmış halini görebilirsiniz.

Kendiniz yürüyebileceğiniz gibi, rehberli bir yürüyüş turuna da katılabilirsiniz. Bu tur: 10 Euro’dur ve yürüyüşte: Flemenkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca ve İspanyolca tanıtım yapılmaktadır.

DEMİRYOLU MÜZESİ

Bu müze: 1927 yılında kurulmuştur. Bulunduğu binaya ise, 1954 yılında geçmiştir. 21. yüzyılın sonunda ise, müzede yeni ve modern binalar inşa edilerek yenileme yapıldı. Yani: Maliebaan istasyonu: bekleme salonları ve iki restoranı ile müze olarak tanzim edilmiştir.
Müzede: buharlı lokomotifleri ve Hollanda’da ilk kullanılan treni ziyaret edebilirsiniz. Müze: Salı-Pazar günleri arasında, her gün saat: 19.99-17.00 arasında açıktır.

UTRECHT PAZARLARI

Şehir merkezinde, haftanın her günü: meyve-sebze pazarı, kumaş pazarı ve çiçek pazarı olarak bölümlere ayrılan Pazarlar kuruluyor. Bu pazarların: 400 yıldır kurulu bulunduğu söyleniyor.
Her cumartesi günü, saat: 08.00-13.00 arasında kumaş ve bez pazarı kuruluyor. Çiçek pazarı ise: iki yerde kuruluyor. Janskerkhof’da bulunan büyük çiçek ve bitki pazarı: her Cumartesi günü, saat: 07.00-17.00 arasında kuruluyor.

Aynı zamanda: Old Canal köprüsü ve devamında Baker üzerinde de bir çiçek pazarı kuruluyor. Burada, çiçekler ve buketlerin satıldığı 12 tezgah bulunuyor. Genel Pazar ise: Vredenburg denilen yerde kuruluyor.

Burada: balık, et, sebze-meyve, ekmek, kemer, ceket, aksesuar ve elektronik cihazları bulup satın alabilirsiniz. Ayrıca: ringa balıklı sandviç, taze şeker pekmezi, meyan kökü de tadabilirsiniz. Pazar: her Çarşamba, Cuma ve Cumartesi günleri kuruluyor ve özellikle Cumartesi günü çok kalabalık oluyor.

OUDAEN

Bu yapı: 1280 yılında varlıklı bir aile tarafından inşa ettirilmiştir. Taş ev: Dom kulesi inşa edilmeden önce, şehrin en yüksek binası olarak bilinmektedir ve bu özelliği, yaklaşık bir yüzyıldan fazla sürmüştür. 1758 yılında, kale ev: yoksul insanların barınması için Protestan kilisesi tarafından satın alınmıştır.

Günümüzde burayı ziyaret edebilirsiniz. Burada: rehberli bir tura katıldığınızda, tur, içkili bir akşam yemeği ile birleştiriliyor. Bunun dışında, yine bu taş evde: çoğu zaman toplantılar ve düğünler düzenlenir.

UTRECHT KALE

Şehirde, 8 tane kale bulunmaktadır. Özellikle güzel yerde bulunan Ultrcht kaleye ilgi büyüktür. Kale: su hattında bulunmaktadır ve su hattı, savunmanın bir parçasıdır.

UTRECHT SHOP SİNKEL

Burası, Hollanda ülkesinde açılan ilk mağazadır. Eski kanal boyundaki bu mağazayı: Sinkel bölgesinde bulabilirsiniz. Mağaza: 1839 yılında açılmıştır ve aklınıza gelebilecek hemen hemen her şey satılmıştır. Böylece, Hollanda genelinde ünlü olan mağaza: günümüzde görkemli bir kafe ve restoran ve akşamları kulüp olarak kullanılmaktadır.

Dükkanın bulunduğu yapı: 19. yüzyıl başında, İngiltere’de yapılan dört büyük heykelle süslenmiştir ve ülkenin başka bir yerinde böyle bir yapı yoktur. Dükkan hakkında “Anton Sinkel” tarafından bestelenen bir şarkı da bulunuyor.

Hollanda Utrecht AKADEMİ BİNASI

AKADEMİ BİNASI

Katedral meydanında bulunan bu bina: Utrcht Üniversitesinin ünlü ana binasıdır. Bina: törenler, söylevler, mezuniyet, konferanslar, akşam yemekleri ve kültürel etkinlikler için kullanılmaktadır.
Bina: 19.yüzyıl başlarında gotik tarzda inşa edilmiştir. Tavan ve duvarlarda, cephe ve resimlerde zengin süslemeler dikkat çekmektedir. 2010 yılında, Üniversitenin ilk kadın öğrencisinin (Maria van Schurman) onuruna: özel yüksek çan sesi bulunan yeni saat yapıya eklenmiştir.

KASTEEL DE HAAR

Şehir merkezinin yaklaşık yarım saat dışında bulunan kale: Hollanda’nın en büyük kalesidir. Kale: kuleleri, hendekleri, kapıları ile her şeye sahiptir. Buna ek olarak, onun güzel bahçeleri, bir şapel, birçok sanat hazinesi bulunmaktadır.

Kaleyi ziyaret etmek mümkündür. Bir uzman rehber eşliğinde yapacağınız bu ziyarette: inşaat ve iç tasarımın detayları hakkında bilgi alabilirsiniz. Evet burayı ziyaret ederseniz, ortaçağ döneminin yeniden canlandığını görebilirsiniz.