Şili Genel

Şili Genel

Şili Genel:

Dünyanın sonundaki ülkeye yolunuz düşerse veya burayı gezmek isterseniz, buyurun size Şili ve ülkenin belli-başlı şehirleri hakkında, ayrıntılı bir gezi yazısı.

Yalnız, şunu unutmamak gerekir ki, 2010 yılının Şubat ayında, Şili ülkesinin genelini, 8.8 şiddetinde büyük bir deprem etkiledi ve daha önceki tarihi süreçte de olan depremler nedeniyle, ülkenin birçok yerinde, özellikle sömürge döneminden kalma yapılar tahrip olarak yok oldular.

Yani, bu ülkeyi ziyaret etmeyi düşünürseniz: tarihi objeleri görmekten ziyade, doğal güzelliklerle beraber olmayı düşleyebilirsiniz.

Ama, yine de dünyanın en uzak adası olan Paskalya Adası’nını ziyaret ederseniz, orada sihirli bir şekilde oyulduğu söylenen muhteşem taş anıtları görüp şaşkınlık yaşayabilirsiniz.

COĞRAFYA

Şili Genel: Ülkenin karasal yüzölçümü: 756.252 km. karedir. Adaların yüzölçümü ise, 374 km. karedir.
Ülkenin uzunluğu: 4.200 km. dir.
En geniş kısmı: 360 km. en dar kısmı: 15 km. Ortalama genişlik: 177 km. dir.
Ülkenin nüfusu: 15.116.435 kişidir. Bu nüfusun: % 86 şehirlerde ve % 14 kırsal alanda yaşamaktadır.

Ülkenin kuzeyinde çöl, ülkenin orta kısımlarında verimli bir vadi: volkanlar, göller ve güneyin en uç bölgesine doğru binlerce ada ile ayrılmış olan bir kıyı bölümü ve doğu sınırını belirleyen “And Sıradağları” bulunmaktadır.

Din: Katolik’tir. Devlet yapısı: Cumhuriyettir. Milli gün: 18 Eylül.

İKLİM

Şili Genel: Kuzeyde kurak, orta kısımlarda Akdeniz iklimi, güneyde ise soğuk ve yağışlı bir iklim egemendir.

BAŞLICA ŞEHİRLERİ

Santiago: Başkenttir, Nüfus: 6.607.800 kişi. Deniz seviyesinden yükseklik: 543 metre.
Valparaiso-Vino del Mar: Nüfus: 600.000 kişi.
Concepcion-Talcahuano: Nüfus: 580.000 kişi.
Antofagasta: Nüfus: 247.000 kişi.
Temuco: Nüfus: 243.000 kişi.

EKONOMİ

Şili Genel: Balıkçılık: zamanla Şili endüstriyel üretimini yönlendirmiş, sadece iç talebi karşılamakla kalmayıp aynı zamanda bazı ürünleriyle, dünyanın başlıca ihracatçılarından biri haline de gelmiştir.

Somon örneğinde olduğu gibi; günümüzde Şili, dünya çapında ikinci somon üreticisi ülke konumundadır. Dünyada yaklaşık 6 milyon kişi, Şili somonu tüketmektedir.

Dünyada, 7 milyon kişi bir kadeh Şili şarabı içmektedirler.

Şili: sularında avladığı 5 milyon ton balık ile dünyada avlanan toplam balık miktarının % 4 lük bir dilimine sahiptir. Döviz girdisinin çoğunluğu taze balık satışından elde edilir.

Kılıç balığı, alabalık, migra, orfoz, eşkina, turbot, ançuez, ikinci sırada: balık unu ve üçüncü sırada: yumuşakçalar ve kabuklu deniz hayvanları gelir.

Bunların arasında: istiridye, pavurya, büyük istiridye, centolla gibi örnekler verilebilir.

Bu ilerlemeye paralel olarak: konserve sanayinde büyük gelişmeler kaydedilmiştir.

Özellikle de, ton, sardalya ve hatta delicatessen olarak bilinen ve yüksek bir katma değer getiren somon havyarı gibi ürünler, bunlara birer örnek olarak verilebilir.

İstiridye: (Şili, dünyadaki ikinci en büyük üretici konumundadır.

Özellikle Fransa, İtalya ihraç edilmektedir) midye, yosun (başlıca olarak Çin, Japonya, Fransa, ABD ve Danimarka’ya satılmaktadır), Loca (Japon pazarında çok revaçtadır) ve Rodaballo (son zamanlarda çoğunlukla ABD ve Fransa’ya ihraç edilmektedir) gibi diğer kültür balıkçılığı ürünleri de sayabiliriz.

TARIM

Şili Genel: Geniş tarım ürünleri yelpazesi: taze ve kurutulmuş meyveler özellikle şeftali ve kayısı gibi meyveler, ülke sınırlarını da aşıp Latin Amerika’da ihracat bakımından liderlik konumunda olma ayrıcalığını elde etmiştir.

Tarım sanayi: Şili meyvelerinin uluslar arası pazarlarda elde ettiği başarıya rakip olacak ölçüde, son 7 yıl içinde, % 17’lik ortalamayla büyüme artışı kaydetmiştir.

Başlıca ihraç ürünleri: konserve, dondurulmuş ve kurutulmuş şeklinde olup, aynı zamanda konsantre meyve suları, şarap ve alkolden oluşur. Bunların büyük çoğunluğu talebin fazla olduğu ABD., Avrupa ve Uzak Doğu ülkeleri ve bölgelerine ihraç edilir.

Tarım sanayi sektöründe ihracatın büyük bölümünü şarap ve alkol oluşturur, bunu meyveler ve sebzeler izler.

Şili, dünyada üzüm ihracatının ilk sıralarda, kivi ve avokado ile de ikinci sırada yer alır. Ayrıca güney yarımküredeki elma, erik, şeftali, nektarin ve armut ihracatında da birincidir.

Elmalar, Şili’nin ikinci en önemli ürünüdür. Elma ağacı ile ekili alanlar meyve ağacı ile etili toplam alanların % 17’sini teşkil etmektedir. Üretim orta kesimlerden başlayarak güney kesime doğru büyük bir alanı kapsar.

ÜZÜM BAĞLARI VE ŞARAPÇILIK

Şili Genel: Şili, şarap bağcılığı ürünlerinin kalitesiyle tanınır. Avrupa’dan getirilen Şili asma kökleri, dünyanın en saf olanlarındandır.

Avrupa’da 1887 yılında tüm asmaları yok eden hastalık Şili’ye ulaşmadığı için bu ülkeye getirilenler dünyada mevcut olan bu türün en son kalanlarıdır.

Carmenere, syrah, Cabernet Sauvignon, merlot, Cahardonnay ve Sauvignon Blanc çeşitli şarap türlerinin içinden göze çarpanlardır. 2004 yılında, başlıca olarak A.B.D ve İngiltere gibi ülkelere olmak üzere 840 milyon doları aşan ihracat gerçekleşmiştir.

Şili, dünyadaki şarap üreticisi ülkeler içinde, 5’nci sıradadır.

AND DAĞLARI VE ÜLKENİN KAYAK TURİZM MERKEZLERİ

Şili Genel; Ülkenin bel kemiğini, doğu sınırını belirleyen And Sıradağları oluşturur. Kuzeyde 6000 metre yüksekliğe ulaşıp, güneyde en uç kısımlarında yalnızca belli bir bölgede kaybolarak, Antartika’ya yaklaştıkça, yeniden ortaya çıkarlar.

Şili dağlık bir ülkedir. Topraklarının % 80’ni yükseltilerden, sadece% 20 si düzlüklerden oluşmaktadır. And Sıradağları, hava sıcaklıklarının büyük bir çoğunluğu için iklimsel bir paravan oluşturur: ayrıca yağışların sebep olduğu akıntıların en bol olduğu yer sıradağların batı etekleridir.

Daha alçak olan kıyı Sıradağları adından da anlaşılacağı üzere, ülkenin kıyıları boyunca paralel olarak uzanırlar. Her ikisi arasında yer alan orta çöküntüler, kuzeyde pampa denilen düzlüklerin, orta ve güney kesiminde de vadilerin oluşmasına olanak sağlar.

Bu dağ zinciri boyunca: 2000 in üzerinde, eşsiz manzaraları doğal güzellikleriyle tamamlayan, tıpkı Göller (Los Lagos) bölgesindeki gibi volkanlarla karşılaşırız.

Aynı zamanda bu sıradağların yüzeyleri kış sporlarını gerçekleştirmek için çekici alanlar sunar. Bu tip turistik merkezlere ulaşım kolay olup başkente kısa mesafede bulunurlar. En yakın olanlar sadece 40 km. uzaklıktadır.

Bu gibi kış sporu merkezlerinde, geleneksel ve gece kayağı, çeşitli spor tırmanışları ve turistik yarışmalar, snowboard, helisking gibi çeşitli kayak türleri yapılır.

Aileler ve gençler tarafından en çok tercih edilen kış sporları merkezleri başında “Farellones-El Colorado” gelir.

Aynı zamanda “La Parva” ve “Nevada Vadisi” tesisleri, biraz daha seçkin bir tabakaya hitap etmekle birlikte, sportif faaliyetler için de uygundur.

Dünyaca ünlü yerlerden biri olan, Santiago’nun 145 km. kuzeybatısında bulunan “Portillo“da dünya çapında önemli yarışmalar düzenlenir.

Başkentin doğusunda bulunan “Lagunillas” ise kış sporlarının yanında geleneksel dağ sporlarına uygundur. Sıradağların eteklerinde (başkente 139 km. uzaklıkta) “Chapa Verde” de dikkat çeken kayak merkezlerinden birisidir.

Güneyde ise “Chillan” Termalleri gibi, hem dinlenmek için faydalanılan hem de bu sporların yapıldığı kayak merkezleri bulunmaktadır. “Temuco”ya 131 km. uzakta bulunan “Villarica Pucon” harikulade manzaralarıyla bir kayak kompleksine sahiptir.

Volkanları, bu bölgede bulunması, yüzeydeki inişli çıkışlı yükseltiler, sıradağ etekleri aynı zamanda trekking, dağcılık, safari fotoğrafçılığı, tırmanış, at veya bisiklet gezintileri gibi macera turizmi faaliyetleri, bu bölgeyi cazip kılar.

Şili doğasının bu bölümü, ülkenin gelişiminde etkin bir rol oynamıştır. Doğal güzellikleri ve turizm faaliyetlerine, maden kaynakları bakımından “zengin” manzarasını eklemeliyim.

ÇÖL

Şili Genel: “Atacama” dünyanın en kurak çölü olup, Şili’nin kuzeyinde ve Peru kıyı şeridi boyunca, hatta Bolivya’daki Siloli Çölüne kadar uzanmaktadır.

“Kalahari” ya da “Büyük Avustralya Çölleri” gibi hemen hemen Oğlak dönencesi üzerinde bulunur. Kuraklığı bulunduğu enlemlerden dolayıdır.

Ancak, bu kuraklık: And Sıradağlarının bariyer şeklinde ortaya çıkan etkisinin, Atlas Okyanusundan Amazon Havzası aracılığıyla gelen nemi bloke etmesi sonucu da artmaktadır.

“Atacama Çölü”nde: Capiapo, Antofagasta, Calama, İquique, Arica ve Visviri gibi şehirlerle çevrili olan, orta bölgesinde 400 yıla kadar ulaşan yağışsız dönemler kaydedilmiştir.

DENİZ

Büyük Okyanusun zengin ürünleri ve güzellikleriyle tüm Şili sahili boyunca uzanır. Aynı zamanda, Şili’nin çoğunlukla adalardan oluşan batı bölgesinin de sınırını oluşturmaktadır. (5.800 ada ve adacık)

Kuzeyde: denizler, yılın büyük bir bölümünde insanların yüzebildiği uzun kıyılar olan plajlardan ve mavi sulardan oluşur. “Arica” veya “Lquique” gibi şehirlerde sıcaklık ortalama 20 derece ile 25 derece arasındadır.

Orta bölgelerde: tatil köyleri deniz sporlarına önemli alternatifler sunar. Dalgalar sörf yapmak ve yelkenli yarışları düzenlemek, ayrıca çeşitli denizaltı sporları için oldukça elverişlidir.

“Concepcion” şehrinden itibaren, güneyin başlangıcında suların sıcaklığı yavaş yavaş düştüğünden dolayı, insanlar sadece yaz aylarında denize girebilirler.

Kıtanın güneyine doğru, daha aşağılara inecek olursak, fiyortları, kanalları, buzulların arasında karşımıza bir dizi ada çıkar, bunlar bembeyaz kıtaya (Antartika’ya) gelmeden önce görülen son kara parçacıklarını oluştururlar.

Pasifik Okyanusunun ortasında, Şili kıyılarına 3700 km. uzaklıkta yerliler tarafından “Te Pito” ya da “Te Henua” olarak adlandırılan ve “dünyanın merkezi” anlamına gelen, Paskalya Adası karşımıza çıkar. Kültürünün gizemi ve manzarasıyla güzelliği nedeniyle en çok turist çeken yerlerden birisidir.

Deniz, yerli halkların çeşitli efsanelere ve mitlerini oluşturduğundan dolayı, Şili halk kültürünün önemli bir parçasıdır.

“Chiloe adası” sakinlerinin anlatımlarına göre “Pincoya” denizlerin ve sahillerin bereket tanrıçasıdır.

Diğer taraftan, bir “Mapuche” efsanesine göre, sularında uyuyan “Cai Cai” denilen “Kötü yılan” körfezde barındırır ve uyandırıldığında büyük felaketlere sebep olur.

Ancak, denizin gerçek veya düşsel tepkisi, Şililerin geleceğinde hiç şüphesiz ki tarihi bir rol oynamıştır ve oynamaya da devam etmektedir.

ŞİLİ İNSANI

Şili toplumu, çeşitli ırkların sürekli kaynaşması sonucu oluşmuştur. İspanyollar, Şili’ye geldiklerinde ülkede 600.000 ile 1.000.000 arasında yerlinin olduğu, bunların yarıdan fazlasının, “Bio-Bio” bölgesinden başlayarak ülkenin güneyinde toplanmış olduğu tahmin edilmektedir.

Bu sebepten dolayı: nüfusun çoğunluğunun temelinin İspanyol ve Aborjin karışımından meydana geldiğini söylemek mümkündür.

İber Yarımadasından yavaş yavaş, kadınların hatta ailelerin gelmesiyle birlikte, doğrudan İspanyol soyundan olanların doğması, yeni var olmakta olan bu milletin, çoğunlukla yüksek sınıfının kökenini oluşturacaktır.

Daha sonraları onlar, “Criollo” (Latin Amerika’da doğmuş Avrupa kökenli kimse) olarak tanınacaklardır.

18’nci yüzyıldaki ticari gelişme ve görülen istikrarın, yeni aristokrasinin oluşmasında pay sahibi olması, ticari alanda özel bir başarı elde edecek olan Bask, Navarro, Kastilyalılar gibi yeni göçmenlerin gelmesine sebep olmuştur.

Aynı şekilde bu yüzyılda, etkileri ve katkılarıyla önemli olacak olan Fransız, İtalyan, İngiliz ve İrlandalılar da gelmeye başlar.

19’ncu yüzyılda, Araucania bölgesine ve daha güneye göçmen çekmek amacıyla ilk iskan kanunları çıkarılır. Çok sayıda Alman göçmeni ve hatta İsviçreliler ve Fransızlar gelirler. Bunu takiben, Yugoslav kökenli göçmenlerin ve adı geçen milletlerden yeni gurupların gelişi izler.

Şili’nin toplum nüfusu: 15 milyon kişidir. Bunların 7.5 milyon civarında erkek ve yine aynı oranda kadından oluşmaktadır. Bu rakamlara göre, ülkede her yüz kadına, 97.12 erkek düşmektedir.

Geçtiğimiz yüzyılda, son nüfus sayımının yapıldığı 1992 yılından 2002 yılına kadar, yıllık nüfus artış ortalaması % 1.2’dir. 1982 yılından 1992 yılına kadar bu oran % 1.6’dır.

Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısından 1952 ve 1992 sayımları arasında nüfus 7.415.406 kişi artmıştır.

Bu artış dereceli olarak özellikle doksanlı yıllardan itibaren giderek düşmüştür. Bu oran itibarıyla Şili, Latin Amerika ülkeleri içinde en düşük nüfus artışına sahip dört ülkeden biridir.

Başkent bölgesinde yaklaşık 6 milyon insan yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu % 19.1, nüfus artış oranı ise % 1.54’ dür. Yeni doğanlar için yaşam beklentisi ortalama 75 yaş olup çocuk ölüm oranı ise %0 95.4’ dür.

Genel olarak, Şili, genç bir nüfusa sahiptir ve neredeyse toplumun yarısının yaş ortalaması 25 civarındadır. Erkek ve kadınların sayısı hemen hemen eşitlenmiş durumdadır.

Tüm ülkede İspanyolca konuşulmakla birlikte, aynı zamanda güneyde “Mapuche” lerin konuştuğu “Mapudungu” kuzeyde “Aymara ve Paskalya Adasındaki yerlelerin konuştuğu “Pascuence” gibi diller de bulunmaktadır.

Bölgesel, dinsel ya da etnik sebeplerden dolayı bölünmüşlük arz etmeyen bir toplumdur. Çoğunluğun dini Katolik olmakla birlikte inanç özgürlüğü bulunmaktadır.

GELENEKLER

Bayramlar arasında en önemlisi: her yıl 18 EYLÜL tarihinde kutlanan “18 Bayramı” dır. Bu bayram: 18 Eylül 1810 tarihinde, ilk kez Hükümet Meclisi’nin kurulmasını anmak amacı gütmektedir.

Bu bayramda: dallardan ve ağaç kütüklerinden oluşturulan ve “ramada” olarak isimlendirilen yerlerde “dans” edilir. İçkiler içilir ve Şili’nin tipik yemeklerinden yenilir.

Bu kutlama, Şili’nin tüm kasaba ve şehirlerinde gerçekleştirilir.

Kuzeyde: TEMMUZ ayı boyunca “Tirana Azizesi”nin onuruna kutlanan bayramda, Katolik inancı: eski danslar, semboller ve “And” müziği ile birleştirilerek icra edilir.

Bu bayram: daha düşük bir seviyede, başka bir kuzey kasabasında gerçekleştirilen bir başka ayin ile “Andacollo Azizesi”nin anısına kutlanmaktadır.

Güneye doğru: mitler ve efsanelerle dolu “Chiole” adasına kök salmış ama aynı zamanda oldukça ilginç bir gelenek yaşatılmaktadır. “La Minga”.

Bu sözcük: ortaklaşa ev nakliyatı demektir. Yani başka bir yere taşınmak isteyen biri, evini o yörede yaşayan tüm insanların yardımıyla taşır. Bu işlem, şu şekilde gerçekleşmektedir.

Ahşaptan yapılmış evler, kalın kütükler üzerine yerleştirilir ve gideceği yere öküzler tarafından yavaşça çekilerek götürülür. Bazen evin taşınması deniz yoluyla da gerçekleştirilir.

Taşıma işlemi bittikten sonra, ev sahibi komşu ve ona yardım edenleri taşınmış olduğu yeni evinde büyük bir ziyafet vererek ağırlar.

RODEO

Özellikle orta ve güney kesimlerde görülen bir gelenektir. Rodeo: yarım ay şeklinde, dairesel ahşap bir yapı içerisinden gerçekleştirilen, iki atlının, genç bir boğayı, daha önceden belirlenmiş noktalarda atlarla yolunu kesene kadar süren takibinden ibarettir.

Yılın belirli bir kısmı boyunca, yarışma şeklinde gelişen bu olay çevresinde, Huaso’ların (Ülkenin orta kesiminde kırsal alanda erkeklere verilen ad) giydikleri kıyafetlerle katıldıkları bu kutlama gerçek bir bayram havasında yaşanır ve ramadalar kurulur.

Çiftçi kesiminin tipik bir bayramıdır.

ŞİLİ MİLLİ DANSI

“Cueca” isimli bu dans: kırsal kesimin dansıdır. Aslında, bu dansın çıkış noktası, bir horozun tavuğa kur yaparak kovalamasının simgesidir.

Gitar, akordion, arp, zilli tef gibi enstrümanlar eşliğinde, hem erkek hem de kadın ellerindeki beyaz mendiller sallayarak Cueca yaparlar.

Salonlarda icra edilen Salon “Cueca”sının giysileri Endülüs bölgesine özgü bazı özel kıyafetler ile büyük benzerlikler gösterir.

Bu dansın kökeni Sömürge (Colonia) dönemine kadar uzanır ve hiç şüphesiz ülkenin kökeninden gelenleri İspanyol unsurları ile harmanlayan bir gösteridir.

GİTAR

Şili müziğine en iyi uyum sağlayan, popüler müzik aletidir. Hemen hemen her zaman kuzey “And” kültürüyle bağdaştırılan Şili müzik kültürünü oluşturan üflemeli ve vurmalı çalgılar, “Mapuche”ler arasında da yaygındır.

Kamıştan yapılmış trompet tipi enstrüman olan “La Trutruca” da bunlara bir örnektir.

Kompozitör, aranjör, şair, zanaatkar da olan, Violeta Para, belki de özgün Şili müziğinin en önemli temsilcisidir.

Kuzey, Güney kesim kırsal hayatının tüm ifadelerini müziğinde bir araya getirmiş ve aynı zamanda Gracias a la Vida adlı şarkısıyla da konu bakımından evrensel nüansları yakalamayı başarmıştır.

EL SANATLARI

KUMAŞ DOKUMA

Yüksek platolarda yaşayan halkların, dokuma tezgahlarında: lama, alpaka ve koyun tüyünden kumaşların dokunması, yaşatılan gelenekler arasında yer alır. İki sebepten dolayı dokuma yapılır.

Birincisi: günlük kullanım için diğeri ise gelecek nesillere miras olarak bırakılmak üzere ayinlerde kullanılan törensel giysiler içindir.

ÇÖMLEKÇİLİK

Volkanik taşlar, kaktüs ahşabı, kamış işlemeleri ile birlikte, kase, tabak ve fincan gibi çömlek, eşya üzerinde çalışılır. Isluga, Toconao, Peine gibi bazı kasabalarda, bu örneklere rastlanmaktadır.

Paskalya adası: Balina kemiklerinden, ahşap ya da yörenin taşlarından yapılmış adı geçen kültüre ait mitolojik heykelleri ile ünlüdür.

Kadınlar: şapka, halı, örtü, çanta ve paspas yapmak için bitki liflerinden yararlanırlar.

Kuş tüyleri ile takım elbiseleri ve şapkaları süslerler.

Kabuklu deniz hayvanlarından kolye ve bilezik yaparlar.

“Mapuchelere” ait gümüş işçiliği, özgün kolye, küpe, bilezik tasarımlarıyla bir kez daha kendisini gösterir.

Bu unsurların büyük bir bölümü, özel ayin giysilerini oluşturup derin bir sembolik anlam taşımaktadırlar. Bu kültürün kendisine has, ahşap ve inek derisinden yapılan müzik aletleri ticari birer ürün olmalarının yanı sıra bayramlarda da çalınır.

“Araucania” bölgesinin başlıca şehri “Temuco”da: hayvanların boynuzlarından bardaklar, kaşıklar ve benzeri objeler üretilmektedir. Daha uzaklarda, Chiloe’de: sepetçilik, aynı zamanda da koyunyününden kalın dokumalar yeniden önem kazanmaktadırlar.

El sanatları: ülkede rodeo yapılan bölgelerin büyük bölümünde “Huaso” kültürüyle iç içe bir şekilde karşımıza çıkar.

Eyer takımlar, üzengiler, dizginler, gümüş mahmuzlar, şapkalar, pançolar, kuşaklar ve chamantolar “Huaso” ların kullandıkları aletlerden bazıları olup, işçiliği, deseni ve renkleriyle zengin Şili kültürünün bir parçasını oluştururlar.

Şili Genel

ŞİLİ’NİN TURİZM YÖNÜ

4.329 km. uzunlundaki toprakları ile Şili, coğrafi ve iklim bakımından, dünyada bu kadar çok çeşitlilikleri bir arada barındıran nadir ülkelerden birisidir. En kuzeyden güneyin en uç bölgesine kadar çeşitli kontrast manzaralar, zengin bitki örtüsü, fauna ve florası ile farklılık gösterir.

Güzellik ve çeşitlilik bakımından “aşırı” derecede zengin bir doğaya sahip, ülkenin kuzeyinde Büyük ve Küçük kuzey diye adlandırılan iki bölge bulunmaktadır.

Bunlardan ilki: ülkenin karasal olarak yaklaşık üçte birlik kısmını kapsar. Ziyaretçiler, burada dünyanın en kurak çölü olan “Atacama Çölü” nün ürkütücü büyüklüğü ile karşılaşırlar. Yıllık yağış ortalama sıfırdır.

Yeraltında bakır, güherçile, gümüş ve tuz gibi zengin maden yatakları bulunmaktadır. Yeryüzünde ise gün doğumuyla ortaya çıkan gayzerler, muhteşem gün batımları, gezegenimizin en şeffaf gökyüzü ile bu nadide manzarayı tamamlayıcı unsurlardır.

Kuzeyde, sıra dağlara doğru tırmandıkça burada bulunan platolar karlarla kaplı volkan zirveleri ve göller şeklinde gizemlerle dolu doğa güzellikleri barındırırlar.

4.500 metre yükseklikteki bu platolarda, turkuaz renginde sular, tuzlalar ve vicuna, guanaco, lama gibi devegiller bulunmaktadır.

Bu bölgenin orta kısmından, bir geçiş yolu açarak toprağın kuraklığına set kurarak önleyen bir su kaynağı bulunmaktadır.

“Lao Nehri” az bir hacme sahip olmasına rağmen, Şili’nin en uzun nehri (480 km) olup, ülkede bol miktarda bulunan su kaynaklarının ilk işaretidir.

Küçük kuzey olarak adlandırılan bölgede, vadiler enlemesine uzanarak Elqui, Limari ve Choapa nehirleri vasıtasıyla beslenir ve bölgede art arda gelen yerlere adlarını verirler. Bu yerler, sebze ve meyve gibi tarımsal ürünlerin gelişimine elverişlidir.

Bu manzaralar: Şili’nin orta kısımlarındaki vadilerde yine Küçük Kuzey’dekilerin (Notre Chico) bir uzantısı olarak karşımıza çıkarlar. Bu bölge, ülkenin uluslar arası çapta prestij ve kabul görmüşlüğü olan Şili şaraplarının ana kaynağı üzümün yetiştirildiği yerdir.

Orta bölgede bulunan sahillerde, çok çeşitli ve sayıda tatil köyleri mevcuttur. Başkent “Santiaga” ve çevresinden gelen sayısız turist, yaz tatillerini geçirmek için bu tatil köylerinden yararlanırlar.

Göl, çağlayan, şelale gibi büyük su kaynaklarına geçit veren doğal açıdan zengin toprakların yansıması olan suyu bol, geniş “Bio Bio” nehri, Güney kısmına açılan coğrafi kapının sınırıdır. İklim, eski güney ormanlarında yetişen tipik bitki örtüsünün gelişmesine uygun, ılıman ve yağışlıdır.

ALIŞVERİŞ

Şili ülkesinde, buraya özgü bir şeyler satın almak isterseniz: dünyaca ünlü “alpaka” kazaklarını düşünebilirsiniz.

Ayrıca: gümüş işleri ve Lapis Lazuli mücevherleri ve yerel pazarlarda bulup satın alabileceğiniz el yapımı “Artesanias” da düşünülebilir.

Çanakkale Asos Behramkale

Çanakkale Asos Behramkale

Asos: daha çok İstanbul ve yakın çevresinden ziyaretçileri yoğun olan bir yer. Burada: sizi, sessiz bir ortam, harika tarihi güzellikler, deniz bekliyor. Deniz deyince, Asos merkezde, denize girme imkanı yok, yakın çevredeki otel ve pansiyonların önünden girilebilir ama yine de, buranın denizi, soğuk, yani Asos’a giderken, tamamen denize girme özlemi ile gitmemek gerek.

Ben: son olarak, Asos-Behramkale bölgesine, Temmuz 2018 tarihinde gittim ve bu gezideki güncel notlarımı, buradaki yazıda sizlerle paylaşıyorum. Öncelikle şunu bilmek gerekir: yörenin eski ismi “Asos” iken, yeni ismi Behramkale’dir. Yani, ayrı bir Asos veya ayrı bir Behramkale aramamak gerekir.

Çanakkale Asos Behramkale

 

ULAŞIM

Çanakkale’den çıkıp, İzmir yolunu takiben güneye inerken, yaklaşık 1 saat sonra, Assos-Behram Kalesi tabelasını göreceksiniz, sonra tabelanın gösterdiği yoldan yaklaşık 20-25 dakika ilerledikten sonra, Asos’a varacaksınız.

Ayrıca; Balıkesir-Edremit ve batıya giden yolu takiben, Akçay-Küçükkuyu üzerinden de, Asos- Behram Kalesine ulaşabilirsiniz. İstanbul’a toplam 380 km. ve İzmir’e ise 290 km. uzaklıkta.  Akçay yöresinden, buraya ulaşmak isterseniz belli bir süre sonra ana kara yolundan ayrılarak, ara yollara girmeniz gerekiyor, ama sonuç olarak yol çok sıkıntılı değil.

Çanakkale Asos Behramkale

 

TARİHİ SÜREÇ

Ünlü Coğrafyacı Strabon’a göre; Assos, MÖ.2 bin yıllarında, Lelegler tarafından kurulmuş. Kentin ismi Assa olup, Luvi dilinde yerleşim anlamına gelir. Kentin gelişmesi, Midilli Adasından gelen göçmenlerin buraya yerleşmesinden sonra olmuş. MÖ.560 yıllarında, Lidyalılar bölgeyi ele geçirdiklerinde, Assos, Edremit Körfezinin kuzeyindeki en önemli ve güçlü kentlerden biri imiş. Denizden 283 metre yükseklikteki tepeye, zamanla, Athena Tapınağı ve tepenin eteklerinde ise bir tiyatro kurulur.

MÖ.546 yılında, Persler, Ege bölgesini ele geçirirler ve Assos Pers sınırları içine girer. MÖ.387 yılında, Pers yanlısı bir yönetici olan Eubolos, kentin yönetimini ele geçirir. Kentin ondan sonraki hakimi ise, azatlı kölesi ve mirascısı Hermias’tır. Hermias felsefe eğitimi görmüştür.

Ünlü felsefeci Platonun öğrencisi olmuş ve mantık biliminin kurucusu Aristotales’in arkadaşıdır. Aristotales, Hermias’ın çağrısı üzerine, Assos’a gelir. Hermiasın kuzeni Pyhias ile evlenir. İşte, Assos, ünlü Filozof Aristotalesin burada evlenmesine neden olacak güzellikte, saklı bir cennet.

Asos’ta 3 yıl kalan Aristotales, Gymnasıon’da dersler verir. Burası, bir felsefe okulu gibi kullanılır. Eflatun ve Sokrates de, bir zaman, burada dersler verirler. Doğrusu, Asos, felsefe dersi almak için çok uygun bir yer. Çünkü, limanın çok romantik ve değişik bir atmosferi var.

Büyük İskender’in, Persleri Anadolu dan çıkarmasından sonra, Assos çok gelişir, kent imar edilir. MÖ.241 yılında ise, Bergama Krallığının egemenliği altına girer. Daha sonra ise, Roma devletinin Asya eyaletlerinin bir parçası olur.
14’ncü yüzyılda, Sultan Murat Hüdavendigar zamanında, kent, Osmanlı topraklarına katılır ve Behram Kalesi adını alır.

GENEL ÖZELLİKLERİ

Asos’ta ilk kazılar, 1881-1883 yılları arasında Amerikalı araştırmacılar tarafından yapılır. Daha sonra uzunca bir süre ara verilen kazılara, 1980 yıllarında, Türk arkeolog ve araştırmacılar tarafından yeniden başlanır. Sonuçta, yılların emeğiyle, antik tiyatro ortaya çıkarılır.

GEZİLECEK YERLER

Behramkale bölgesine ulaştığınızda: aracınızı burada park edebilirsiniz. Park ücreti: 5 TL. Sonra, yukarı doğru tırmanmaya başlayın, antik bölgeye ulaşıyorsunuz. Antik bölgeye yani Akropolis bölgesine giriş ücreti: 8 TL.

Ama, müze kart geçerli. Hatta, Müze kartı olmayanlar için, burada çok kısa bir süre beklemenin sonucunda, Müze Kartı çıkartılıyor. Giriş kapısındaki görevlilerin, özellikle çok kibar olduklarını ifade etmek istiyorum.

Çanakkale Asos Behramkale

 

Evet, biraz önce söylediğim gibi, arabanızı park ettikten sonra, yaklaşık 10-15 dakikalık bir yürüyüş yapmanız gerekiyor. Yokuş yukarı ama keyifli bir yürüyüş, çünkü, yol boyu tahta tezgahlar üzerinde birçok satıcı, gerek yöresel ürünler ve gerekse el işi ürünlerini sergileyip satışa sunmuşlar.

Bunlardan hoşunuza gidecek bir şeyler bulabilirsiniz. Ama, özellikle: buraya özgü küçük örgü heybeler ve gerek limon kekiği ve gerekse doğal kekik, mutlaka almanızı öneririm. Çünkü, buraya has bir lezzet. Doğal kekik: 3 su bardağı 10 TL. iken, daha ağır olan (az kullanılması gereken) limon kekiği ise, 2 su bardağı 10 TL. den satılıyor.

Antik bölgeye vardığınızda, Akropolis bölgesine girmeden önce, hemen solda bulunan tarihi camiyi gezmenizi ve görmenizi öneriyorum. Burası: Alaattin camisidir. Özellikle, kapı bölümüne dikkatinizi çekmek istiyorum.

Caminin önündeki boşluk, ahşap yürüyüş yolu yapılarak gayet düzenli hale getirilmiş, muhteşem bir manzara ziyaretçileri bekliyor. Tuvalet ihtiyacı için, hemen burada bulunan ve 1 TL. karşılığında kullanılan ve yöre köylüleri tarafından işletilen tuvaletler çok temiz.

Çanakkale Asos Behramkale  Hüdavendigar Camii
Çanakkale Asos Behramkale  Hüdavendigar Camii

 

HÜDAVENDİGAR CAMİİ

Bir tepenin üzerinde, 14’ncü yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Osmanlı dönemine ait tipik bir yapı. Caminin giriş kapısı yakınında, Skamantos Kralı tarafından onarımı yaptırılan Carnellus Şehrinin kilisesinin bulunduğu ve kilisenin kapısına yazdırdığı yazıtın günümüze kadar ulaştığı ( yalnızca üzerindeki haç işaretinin iki kanadı kırılmış) görülebilmekte. Caminin iç süslemelerindeki kadırga resimleri de, cami mimarisinde alışılmış değil, Mutlaka görülmeli.

Evet, bu ilginç camiyi gezdikten sonra, giriş kapısından girerek, Akropolis bölgesine giriyoruz.

Çanakkale Asos Behramkale Akropolis

 

 

Buraya girdiğinizde, sağ bölümden yukarıya doğru ilerlemenizi öneriyorum. Sağ bölümden gezmeye başlayınca, karşınıza önce bir yapı kalıntısı çıkıyor.

Artemis Tapınağı

 

Sonra devam ettiğinizde, on metre sonra Artemis tapınağının sonradan yapılmış bir betimlemesi (camekan içinde) görülüyor. Minyatür, camekan içindeki, o dönemin izlerini yansıtıyor. Ziyaretçiler için güzel bir sunu. Bu arada çevrenizdeki muhteşem manzarayı izlemek durumunda kalıyorsunuz ki, gerçekten çok büyük ve geniş bir alan rahatlıkla izlenebiliyor.

Ben, bu girişten sonra, Asos antik kentiyle ilgili bilgiler vermek istiyorum.

Denize ve karaya hakim bir volkan konisi tepe üzerine kurulmuş Akropol, yaklaşık 3 km. uzunluğunda, çevresindeki surların 6’ncı yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Surların uzunluğu 4 km. En son dönem surları, 4’ncü yüzyıla ait. Bunların onarılarak Roma döneminde de kullanıldığı sanılıyor. Günümüzde ise, surların büyük bölümü ayakta ve iyi durumda.

En yüksek noktada, Athena Tapınağı var. Tepenin eteklerinde ise tiyatro. Kentin güneybatı yönündeki konut alanlarında yapılan kazılarda Hıristiyan mahallesi bulunmuş. Bölgede gezerken, kafanızı ufka kaldırdığınızda, deniz yüzeyinde, hemen karşınızdaki Midilli adasının muhteşem görüntüsünü görebilirsiniz. Tepeden, güneye denize doğru teraslar iniyor.

Bugünkü köy ise, kuzeye doğru yerleşmiş. Türkler bölgeye geldiklerinde, güneye doğru yerleşim durmuş. Bunun, korsanlardan korunmak için olduğu düşünülüyor. Oysa antik dönemde, kent denize bakıyor da ve Egenin ünlü imbat rüzgarını alıyordu.

Kette, zor işlenen ama dayanıklı bir taş kullanılmış. Bu taşa, antik yazarlar ” insan yiyen taş ” ismini vermişler. Mezarlıklarda kullanılan lahitler ise çok değerli imiş. Bunların değeri, lahitlerin yapımında kullanılan şap imiş.

Çanakkale Asos Behramkale  Athena Tapınağı
Çanakkale Asos Behramkale  Athena Tapınağı
Çanakkale Asos Behramkale  Athena Tapınağı

 

ATHENA TAPINAĞI

Athena, mistik dönemde, üretici zekanın ve savaşların tanrıçası. Ülkeyi saldırılardan korurmuş. Bir başka özelliği ise, şehir tanrıçası ve uygarlığın, el sanatlarının, tarımın koruyucusu, dizginin yaratıcısı imiş. Mitolojide, kadınlara dokumayı öğreten tanrıça olarak geçiyor. Dokumanın bu yörede, bu kadar önem kazanmasının nedenlerinden biri olarak da belki düşünülebilir.

Athena adına, antik çağda şehirlerde tapınaklar yaptırılmış. Assos şehrinde ise, Athena adına yaptırılan bir tapınak var ve akropolün en yüksek yerine, 236 rakımlı tepeye yapılmış. MÖ.525 yılında yapıldığı tahmin ediliyor. Asos un en önemli tarihi yapısı. Yapının önemi, mimari özelliklerinden kaynaklanıyor. Anadolu da, arkaik çağda yapılmış ve kabartma firizlere sahip tek örnek yapı.

Dorik üslupla olmasına karşın, İyon üslubunun özelliği olan çatı altı firizleri var. Bu anlamda, mimaride, birden fazla medeniyetten etkilenildiği söylenebilir. Yanlarda 13 er, ön ve arkada ise 6 şar sütunla çevrili, pepiteros planında. İki basamaklı platform, günümüze kadar ulaşabilmiş. Batı kanadı, 1.20 metre yüksekliğini hala korumakta.

Kazı çalışmalarında sağlam kalmış sütunlardan çıkarılan kalıplar ile, yeni sütunlar dökülmüş ve böylece tapınağın bir bölüm sütunu ayağa kaldırılmış.

Tapınağa ait bazı sütun parçaları ise, Berlin müzesinde sergilenmekte. Tapınağın kabartmaları ise: Paris, Bostan (1881 yılında kaçırılmış) ve İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergileniyor. Dorik başlıklar, sütun kaideleri ve öbür mimarı kalıntılar ise, çevrede görülmekte.

Çanakkale Asos Behramkale
Çanakkale Asos Behramkale

 

Bu muhteşem tapınağa mutlaka çıkın ve Ege denizinin manzarasını seyredin. Özellikle, buradan gün batımı bir harika, sakın kaçırmayın.

Evet, buranın en önemli kalıntısı, Artemis Tapınağı. Bu tapınağı da gördükten sonra, çıkış kapısına doğru ilerliyoruz Tapınağın tepenin en üst noktasında bulunması ve çevreye hakimiyeti muhteşem.

Çıkış kapısından çıkıyoruz ve geldiğimiz yoldan aşağıya doğru ilerleyerek aracımızın bulunduğu otopark bölgesine ulaşıyoruz. Aracımızı aldıktan sonraki hedefimiz, bu kez “Liman” bölgesidir. Yalnız, daha önceki gelişlerimde de şahit olduğum üzere, limana inen yol çok korkunç, dar ve virajlı, burada aşırı dikkat göstermeniz gerekiyor.

Limana inen bu yolda ilerlerken, solunuzda yine bir kısım antik kalıntı göreceksiniz, bir süre mola verip bunları da izleyebilirsiniz.

Çanakkale Asos Behramkale Tiyatro

 

TİYATRO

1985 yılından bu yana, tiyatroda, arkeolojik çalışmalar sürdürülmekte. Tiyatronun tarih içinde, deprem gördüğü ve çöktüğü tespit edilmiş. Devrilmiş duvarları yeni baştan örülmüş. İki yandan tonozları varmış, tonozlardan biri yeni üretilen taşlarla ayağa kaldırılmış. Yeni çalışmalar ile, oturma sıralarındaki eksiklikler tamamlanmış. 10 yıl öncesinde tanınmayacak bir durumda olan tiyatro, günümüzde, bilimsel kazı ve restorasyonlar sonucu gün ışığına çıkarılmış. 4000 seyirci kapasiteli.

Harabe yapı, bir zamanlar taş ocağı olarak kullanılmış ve taşları, bölgedeki diğer yapılarda bolca kullanılmış. Sahne binasının yanından giden, 2000 yıllık bozulmamış bir cadde ortaya çıkarılmış, görülebiliyor.

Çanakkale Asos Behramkale Batı Nekropolü-Mezarlık

 

BATI NEKROPOLÜ-MEZARLIK

Mezarlık, MÖ.7’nci yüzyıldan, 2’nci yüzyıla kadar, 900 yıl kullanılmış. En eski gömüler, yakılan cesedin küllerinin çömleklere konulup, ağzı kapatılarak gömülmesi şeklinde imiş. Sonradan daha büyük küplere, ölü, ana karnında gibi konularak gömülür olmuş. Dönemin inancına göre, ölü geri gelmesin diye. küpün ağzı taş ile kapatılıyormuş. Ölen erkek ise, geri gelme ihtimaline karşın, eşi, tanınmamak için, bir süre peçe ile dolaşıyormuş.

Günümüzde, batı dünyasındaki cenazelerde, kadınların tül-peçe takmasının kökeninde, bu dönemdeki inanç olabilir mi?
Küp gömülere, ölü için hediyeler konuluyormuş. Türkiye’deki defin avcılarının mezar kazmaya meraklı olmaları ve çok sayıda ” bir küp dolusu altın ” bulma öyküsünün altında, bu kültürün bulunduğu anlaşılıyor.

Daha sonraki mezar tipleri, lahitler. Yüzeye yakın bulunan lahitlerin hepsi, daha önce defineciler tarafından soyulmuş. Ancak, altlardaki lahitlerde iskelet kalıntıları ve ölü hediyeleri bulunabilmiş. Bu buluntuların en değerlisi ise, MÖ.4’ncü yüzyıla tarihlenen, pişmiş topraktan yapılma bir kadınlar orkestrası heykelciği. Hiçbir müzede, benzer bir örneğini bulunmamakta imiş.

Yolda aracımızla ilerlemeye devam ediyoruz ve biraz sonra, Liman bölgesine ulaşacağız. Burada, yani liman bölgesi içindeki otopark sıkıntılı, benden size öneri, liman bölgesine varmaya yakın, yolun sağ bölümüne aracınızı boş bulduğunuz bir yere park edin ve liman bölgesine yürüyerek inin, çünkü liman bölgesi içindeki otopark küçük ve sıkıntılı, büyük olasılıkla yer bulamayacaksınız.

Çanakkale Asos Behramkale Asos İskelesi

 

ASSOS İSKELESİ

Assos kentinin limanında, iki mendirek var. Bunlardan biri günümüzde onarılmış ve kullanılıyor. Limanda çoğu otel ve motel, geçen yüzyılda yapılmış taş yapılar. Bölgede yeni bina yapılmasına izin verilmiyor. Doğal olarak, mevcut taş yapılar yani otel olarak kullanılan taş yapılar, çok otantik görüntüler sunuyor.

Ama, buranın en ilgi çeken yanı: hemen denizin kıyısındaki restoranlar. Bu restoranlarda bir şeyler yerken, denize biraz ekmek kırıntısı attığınızda, birçok balığın toplandığını görebiliyorsunuz. Ayrıca: yine mendirek bölgesinde küçük bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Ama, burada en büyük önerim, hemen sol yanda, Asos otelin yanındaki dondurmacıdan dondurma almanız, bu muhteşem lezzeti mutlaka tatmanızı öneriyorum. Restoranlarda yemek yemek, elbette ekonomik güç ile orantılı ama mutlaka dondurma yemelisiniz.

Çanakkale Asos Behramkale Asos İskelesi
Çanakkale Asos Behramkale Asos İskelesi
Çanakkale Asos Behramkale Asos İskelesi

      

SONUÇ

Assos’a yıl boyunca her mevsimde gidilebilir. Zaten kış tatillerinde de dolup taşıyor. Ama asla gürültülü-patırtılı bir yer değil. Bu huzur ortamı, sessiz. Athena Tapınağından mutlaka gün batımını görün. Ayrıca limanda, yine balığınızı yerden, gün batımını izlemenin keyfini tadın. Kısa bir zaman ayırdığınızda, Assos’tan mutlu bir şekilde ayrılmanız mümkün.

Truva tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Gelibolu tanıtımı ve şehitliklerle ilgili yazım için.

Çanakkale tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Altınoluk tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Çanakkale Gezi Planı

Çanakkale Gezi Planı

Çanakkale’nin başlıca şehirlerimize uzaklıkları şöyle: Ankara’ya 653 km., İstanbul’a 320 km. ve İzmir’e ise: 325 km.

GEZİ PLANI

Çanakkale için bir gezi planı düşünüyorsanız, bence: bu plan içinde: Gelibolu, Truva, Asos, Behramkale mutlaka olmalı. Ayrıca. şehir içindeki arkeoloji müzesini de görmelisiniz diyorum. Bunun dışında: mutlaka bu güzel ilimizde gezilecek yerler vardır. Ama; benim daha önce görüp, tavsiye edebileceğim yerler bunlar. Tercih sizin.

Evet: herhangi bir şekilde Çanakkale’ye ulaştığınızda, mutlaka bir tam gününüzü, Gelibolu yarımadasına, Tarihi Milli Parka ayırmalısınız.

İkinci bir gününüzde ise; sabah yarım günü, Truva antik kenti kalıntılarında, ikinci günün öğleden sonraki bölümünü ise; Behramkale ve Asos kalıntılarında değerlendirebilirsiniz.

Bu arada; Çanakkale içindeki arkeoloji müzesine, 2 veya 3 saat ayırmayı sakın ama sakın unutmayın.

Konaklama için; genelde, Asos tarafındaki oteller tercih edilebilir. Veya, Çanakkale içindeki otellerde olabilir. Gelibolu yarımadasında kalabileceğiniz bir konaklama tesisi yok. Belki, Gelibolu içindeki bir otelde kalabilirsiniz.

Evet; Çanakkale gezisi için tavsiye edebileceğim bir plan.

Otobüs ile gurup halinde gidecekseniz, gece yolculuk ve sabah doğruca Gelibolu Tarihi Milli Parkına inin, akşama kadar orada gezin ve sonra, akşam Asos tarafından bir otele geçin. Park alanında şehitlikler bölgesi ve Çanakkale savaşında kullanılan diğer yerleri görebilirsiniz. Buralar ile ilgili ayrıntılı gezi yazılarının bağlantıları şunlardır.

Çanakkale şehitliklerin tanıtımı ve gezilmesiyle ilgili yazım için.

Çanakkale savaşının geçtiği yerlerle (tabyalar, kaleler vb.) ilgili yazım için. 

Evet devam edelim.

Geceleme Asos tarafındaki bir otelde yapılabilir. Ertesi gün; sabah Asos ve Behramkale gezilir ve sonra, Truva antik kenti görülür, sonra Çanakkale arkeoloji müzesi ve Çanakkale şehir içi görülür ve yine geri dönüş yoluna çıkılabilir.

Asos-Behramkale tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

Truva tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

Bunun dışında; zamanınız varsa, Gelibolu’nun içinde dolaşın, bu güzel ilçemizi keşfedin.

Gelibolu tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

Çanakkale’de: Ezine istikametinde şehir çıkışında; orman içinde çok güzel dinlenme yerleri var, hatta restoranlar mevcut, buralarda yemek ve özellikle balık yiyebilirsiniz.

Çanakkale şehir merkezi tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Yine bu yol üzerinde, orman içinde bulunan, Çanakkale savaşı hatırası topları görebilirsiniz. Güneye indiğinizde, Küçükkuyu, Altınoluk, Edremit ve Kuzeye çıktığınızda ise, Lapseki’de muhteşem güzellikler sizi bekliyor olacak. Biga tarafına giderseniz, deniz kıyısındaki Karabiga’ya uğramadan sakın geçmeyin.

Karabiga’da; deniz kıyısındaki restoranlarda mutlaka balık yemeli ve kıyıda, iskelede gezmelisiniz. Yolunuz Gönen’e kadar uzarsa, kesinlikle termal kaplıcalara girin. Buradan geçerseniz, meşhur gönen pirincinden almayı unutmayın.

Güzel ülkem, gezmek için o kadar çok güzellik var ki, yeter ki zamanınız ve imkanınız olsun.
İyi yolculuklar.