Aksaray Güzelyurt

Aksaray Güzelyurt

Tarih meraklılarının mutlaka gidip görmesi gereken bir yer. Tam bir tarih cenneti.

Aksaray Güzelyurt

ULAŞIM

Güzelyurt, Aksaray il merkezine, 35 km. uzaklıktadır. Güzelyurt-Niğde arası uzaklık: 80 km. Güzelyurt-Nevşehir arası uzaklık: 70 km.

Aksaray Güzelyurt tarihi

TARİHİ

Günümüzde, Yüksek kilise olarak bilinen “Analipsis Tepesi” ve çevresinde yapılan araştırmalarda, bol miktarda bulunan işlenmiş obsidiyen (volkanik cam) taş baltaları ve seramik parçaları: bölgede, Kalkolitik çağda, insanların yaşadıklarının belirtisidir.

İlçe toprakları üzerinde: MÖ.2000’lerden itibaren, Hititler yaşamıştır. Bunun izleri ise: Sivrihisar geçidi yolu üzerindeki “Kulaklı Tepe” kale kalıntısı ve Analipsis Tepedeki kilisenin üzerinde oturduğu duvardan anlaşılmaktadır. Mamasun baraj gölü çevresinde de, Hitit kabartma ve yazıtları bulunmaktadır.

Takip eden tarihi süreçte, bölgede Pers egemenliği görülür. Persler, bölge insanını çok etkilerler ve bunun sonucunda, Büyük İskender’in bölgeyi işgali sırasında, bölge insanı, İskender’e boyun eğmez ve Pers soylularından birini, kral olarak kabul ederler. MÖ.332 yılında Kapadokya Krallığını kurarlar.

Bölge: MÖ.17 yılında, Romalılar tarafından ele geçirilir. Bu dönemde: köle durumunda bulunan halk arasındaki St. Paul’un bölgeye getirdiği Hıristiyanlık, hızla yayılmaya başlar. İlk yıllarda tepki görse de, zamanla, imparatorluk tarafından resmi din olarak kabul edilinceye kadar, bu dine inananlar, Güzelyurt ve çevresinde, Ihlara Vadisi, Soğanlı gibi yerlerde saklanırlar.

Güzelyurtlu Gregorius Teologos ve Kayserili Basilus: birlikte ortaya koydukları fikirler ile, zaman içinde Ortodoks mezhebinin kurucusu olurlar. Buna bağlı olarak da, ilk manastır hayatı, Güzelyurt’ta yaşanmaya başlanır. Bu dönemde, Bizans imparatoru Teodosius tarafından, bölgede, 385 yılında, Gregorius Teologos adında bir kilise yaptırılır.

12.yüzyılda,

Selçuklular yörede hakim olurlar. Ancak, Selçuklular toprağı işlemeyi iyi bilen yerel Rumların buradan göçmelerini engellemek için, kendilerine bazı imtiyazlar tanırlar. Böylece: Müslüman ve Hıristiyan halk, birlikte yaşamaya başlar. Bu durum: özellikle: Belisırma’da bulunan “St.Georges” yani “Kırk Damaltı” kilisesinde bulunan, Türk kıyafetleri içinde resmedilmiş, Sultan II. Mesut resminden anlaşılmaktadır.

Bölge: 1470 yılında Osmanlı hakimiyetine girer. Takip eden süreçte ise, benim en çok ilgimi çeken şu oldu. 1924 yılındaki mübadeleden hemen önceki yıllarda: burada bulunan kilise idaresi, Osmanlı devletinden aldığı özel izinle: “para” bastırır. Bu paraların üzerinde: Aziz Gregorius”un resimleri bulunur. Bu para: yörede, hem Rumlar ve hem de Türkler tarafından kullanılır.

Evet

1924 yılı mübadele dönemi ve Rumlar bölgeyi terk ederler. Ancak: Yunanistan-Kavala yakınlarında, “Nea Kalvari” isimli, yeni bir köy kurarlar ve Güzelyurt bölgesindeki kilisenin aynısını, orada inşa ederler.

Buradan, yanlarında götürdükleri kutsal eşyaları da, orada teşhir edecek bir müze kurarlar. Bunların yöreden ayrılması sonucu, Yunanistan’dan ülkemize gelen vatandaşlarımız ise, Rumlardan kalan evlere yerleştirilmişlerdir.

1989 yılında, yöre, ilçe olur. İlçede ve Manastır vadisinde, Bizans ve Osmanlı döneminden kalma, kayalara oyulmuş, 50 civarında kilise bulunmaktadır. Ayrıca: 3 yer altı şehri ve bir kaya cami var. İlçe merkezindeki evler ise: yarı kayadan oyma, cepheleri işlemeli ve muhtemelen 100-200 yıllıktır.

Bu evler: yöredeki taş ustaları  tarafından: kesme taşlardan, 7-8 metre yüksekliğinde yapılmıştır. Bunların en çarpıcı özellikleri: doğal havalandırmalarıdır. Bu havalandırmalar: klima görevi görürler. Kapı girişleri ve tavanlar işlemelidir. İç mekanların yüksekliği: 5-6 metre civarındadır. Alt katlarında: mahzen, hayvan barınağı, ibadethane ve taş fırın bulunmaktadır.

İlçenin eski sokaklarında dolaşırken: mimari güzellikleri görebilirsiniz.

Aksaray Güzelyurt

GENEL

İlçe, Hasandağı eteklerinde kurulmuştur. Deniz seviyesinden 1485 metre yüksekliktedir. Bu yükselti ile, yörede tamamen bir yayla havası hüküm sürmektedir.

Bu iklim etkisiyle, yörede pek çok bitki yetiştirilmektedir.

Günümüzde, ilçe halkı, geçimini: tarımcılık, hayvancılık ve büyük şehirlerde ve yurt dışında inşaatçılık yaparak sağlamaktadırlar.

NE YENİR-NE İÇİLİR

İlçede: özellikle “Gelveri ekmeği” ve “Pekmez” tadına bakmalısınız. Hatta: pekmez satın alabilirsiniz.

Aksaray Güzelyurt Ne Satın Alınır

NE SATIN ALINIR

Güzelyurt ilçesinde: çini imalathanelerinin satış reyonlarından, el yapımı çini tabaklar satın alabilirsiniz.

Aksaray Güzelyurt Gezilecek Yerler

GEZİLECEK YERLER

Aksaray Güzelyurt Hotel Karballa-Kızlar Manastırı

HOTEL KARBALLA (KIZLAR MANASTIRI) 

1856 yılında, yörede yaşayan Hıristiyanlar tarafından, okul olarak yapılmıştır. 1924 yılındaki mübadeleden sonra ise, İlkokul ve Jandarma Karakolu olarak kullanılmıştır. Daha sonra ise, 1989 yılında: Yıldız Üniversitesi tarafından restore edilerek turizmin hizmetine verilmiş ve otel olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yapım tekniği açısından: yazın sıcaklarda, odalar, klima varmış gibi serin, kışın ise ılık olmaktadır.

Aksaray Güzelyurt Kilise Camii-Aziz Gegorius Kilisesi-Küçük Ayasofya

KİLİSE CAMİİ (AZİZ GEGORİUS KİLİSESİ-KÜÇÜK AYASOFYA)

MÖ.17.yüzyılda: bölge, Roma imparatorluğu topraklarına katılır. Bu dönemde: kral gücündeki dini liderlerin yani rahiplerin yönetimi, MS. 2’nci yüzyıla kadar sürer. Bu dönemde: köle durumunda bulunan halk arasında, Hz. İsa’nın havarilerinden, St. Paul’un yöreye getirdiği Hıristiyanlık hızla yayılmaya başlar.

Ancak, ilk yıllarda, Bizans idaresi tarafından büyük tepki gören Hıristiyanlık, resmi din olarak kabul edilinceye kadar, bu dini kişisel olarak kabul eden insanlar büyük sıkıntılar çekerler. Bu insanlar: Güzelyurt ve çevresi, Ihlara vadisi ve soğanlı gibi yerlere yerleşerek saklanırlar. 329 yılında, Güzelyurt’ta, Arianzos denilen bir çiftlikte doğan Gregorius Teologos, zaman içinde Ortodoks mezhebinin kurucusu durumuna gelir ve ilk manastır hayatı “Güzelyurt” yöresinde başlar ve Hıristiyanlık, Anadolu’da yayılmaya başlar.

Takip eden tarihi süreçte, ilçe merkezinde, Aşağı mahallede: Bizans İmparatoru Teodoslus tarafından, MS.385 yılında bir kilise yaptırılmıştır. Bu bilgi: kilisenin üç kapısından birinin üzerinde bulunan kitabedeki yazıttan anlaşılmıştır. Bu kitabede: “Bu haç, Bizans İmparatoru Theodoslus tarafından inşa edilmiştir. İmparator Gregorios Nazianzo ile de kutsal hacın bir parçasını kiliseye hediye etmiştir.” Yazmaktadır. Aslında, başka yazılar da var ama bunlar okunamamış.

Aksaray Güzelyurt kilise

Kilise yapısı

385 yılından sonra, önemli değişiklikler geçirmiştir. En önemli değişiklik ise, 1835 yılında olur. Kilisenin onarımı için büyük baskılar yapan Rumlar, aynı yıl, İstanbul’dan, Sultan’dan ferman çıkarttırırlar. Bu onarım da: kilise yapısı, Yunan Haçı şekli değiştirilerek, 3 nefli ve kubbeli, bazilika tipine geçilmiştir.

Bahçenin kuzeyinde: kilise misafirhanesi var. Bu yapıda: kilise heyeti toplanır ve bölgenin sorunlarını görüşürlermiş. Bölgenin ileri gelenleri, buradan geçtiklerinde, bu misafirhane de ağırlanırlarmış. Misafirhanenin alt katında: buğday ve yağ depoları ile, bahçesinde fırın bulunmaktadır. Doğuda ise, kilise papazlarının oturdukları ev bulunuyor. Güney doğuda: 35 basamaklı bir merdivenle inilen, yer altı suyu yani “Ayazması” var.

Takip eden tarihi süreçte

Selçuklular, toprağı işlemeyi bilen Rumların başka yerlere göçünü önlemek için, bazı imtiyazlar tanırlar. Böylece: Müslüman ve Hıristiyan halk, birlikte yaşamaya başlarlar. Bu kilisede bulunan bir freskte: bölgenin, o dönemdeki Beylerbeyi olana Basil Güyaüyakupos: Türk kıyafetleri içinde resmedilmiştir. Freskin kitabesinde ise: Sultan II. Mesud için: “ Çok yüksek ve asil bir sultan” olarak söz edilmektedir.

1924 yılına gelindiğinde ise, 15.5 asır süresince kilise olarak hizmet veren yapının, camiye çevrildiği görülür. Çan kulesi (15 metre yüksekliğindedir): tuğla ile örülerek, minareye dönüştürülür. Dış cephede, başkaca herhangi bir değişiklik yapılmaz. İç kısımdaki freskler ve duvar süsleri olan bezemelerin üstü ise: kireç badana ile boyanarak kapatılmıştır. Kilisenin malzemeleri (çanı, kandilleri, avizeleri, cam bardaklar, İsa-Meryem-Üç Baş Rahip-Vaftizci Yahya ikonları, kutsal haç parçaları gibi) ise: Rumlar tarafından, giderken, yanlarında götürülmüştür.

Aksaray Güzelyurt Ahmatlı kilisesi

AHMATLI KİLİSE

Kilise caminin kuzey batısında, kaya oyma bir kilisedir. Birbirine simetrik iki neften oluşan kilisenin girişi, güney duvarındaki kapıdan sağlanmaktadır. Ancak, buranın üstüne kayalar düştüğü için, günümüzde bu giriş kullanılmamaktadır. Nefler, birbirlerine, ortadaki duvarın doğusundaki yuvarlak kemerli, iki kapı ile bağlanmaktadır.

Kilisedeki freskolar: kubbe ve kısmen de apsiste bulunmaktadır. Tonoz yanlarında, iki sıra halindeki freskolar, konuludur. Ancak: gerek is ve gerekse atılan taşlardan, bu freskolar oldukça yıpranmıştır.

Aksaray Güzelyurt Sivişli-Aziz Anargiros kilisesi

SİVİŞLİ (AZİZ ANARGİROS) KİLİSESİ

İlçe merkezinde: Aşağı Mahallededir.

Kubbesi ve 4 sütunu ile, kayaya oyulmuştur. Giriş bölümünde: çömlek pişirme fırınları ve onun hemen üstünde hastane olarak kullanılan yer bulunmaktadır. Burada: Aziz Anargiros Bayramında gelen hacılar ve hastalar karşılanır, 1 Kasım günü, burada bulunan hastalara, sabahlara kadar dua edilirmiş. Bunlardan iyileşenlere: Azizler tarafından şifa verildiğine inanılırmış. Hastanenin hemen üstünde: kayadan oyma kilise binası ve bunun güney kısmında ise, kayadan oyma papaz odası var.

Burada: 1877 yılından kalma duvar resimlerini görebilirsiniz. Kilise yapısı: mübadele sonucu, Rumların bölgeyi terk etmelerinden sonra: bir süre çömlek atölyesi olarak kullanılmıştır. Kilisenin üzerindeki tepeden, bölgeden panoramik manzarasını seyredebilirsiniz. Zaten, günümüzde, Vatikan’dan buraya gelip hacı olan Hıristiyanlar var. Bunlar, özellikle 1 Kasım günü burayı ziyaret ediyorlar.

Aksaray Güzelyurt Yüksek Kilise-Analipsis Kilisesi

YÜKSEK KİLİSE (ANALİPSİS KİLİSESİ) 

İlçenin batısında, Silla Vadisinin güneyinde, Analipsis Tepesi var. Bu tepede: Bizans döneminde, küçük bir kilise varmış. 1895 yılında: Başrahip İoannes Ieimonidis, Rusya-Odessa kentinde oturan Gelverililerden yani Güzelyurtlulardan topladığı para ile: bu tepeye, büyük bir kilise olan “Analipsis” kilisesini yaptırır.

Kilise yapısı: Manastır binası ve kilise binası olmak üzere, 2 bölümden oluşmaktadır. Doğal ve yüksek bir kaya üzerinde bulunan binaların çevresi: yer yer taş duvarlarla çevrilmiştir. Kilise ile manastır binalarının arasında ise, su toplama sarnıcı ve toplantı yeri var. Bu toplantı yeri: aynı zamanda, muhteşem bir seyir terası gibi.

Kilise: tek nefli ve dikdörtgen planlıdır. Kaya oyma ve taş duvar karışımıdır. Çatı örtüsü, taştır. Kilisenin giriş kapısı: batı duvarındadır. Giriş kapısının üzerindeki kitabede, yapılış tarihi olarak: 1894 yazılıdır.

Manastır Binası: dikdörtgen şekildedir. Bina, 2 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm: giriş kapısı, uzun bir koridor ve 5 oda ile 1 toplantı salonundan oluşmaktadır. Kinci bölüm ise: güneydoğu duvarındaki giriş kapısı, bir koridor ve bu koridora bağlı iki odadan oluşmaktadır. İki kat arasındaki döşeme, ahşaptır.

Kilise yapısı: taş ustası Ionnis Panteleımonidis tarafından yapılmıştır. Ayrıca, seyir terası olarak kullanılan avluda, daha önceki yıllarda bulunan ve kapalı olan tünel, 2002 yılında, Müze Müdürlüğü tarafından temizlenmeye başlanmıştır. Yörede: çok sayıda, obsidiyen’den yapılmış aletler bulunmuştur. Yani, burada, Neolitik dönemde de, bir yerleşim bulunduğu sanılmaktadır. 2006 yılında ise, bölge, Bakanlar Kurulu tarafından Sit alanı ilan edilerek, koruma altına alınmıştır.

Aksaray Güzelyurt Kızıl Kilise-Cafalar kilisesi

KIZIL KİLİSE (CAFALAR KİLİSE)

Sivrihisar-Niğde istikametinde, Güzelyurt ilçe merkezine 6 km. uzaklıkta Sivrihisar köyü yöresindedir.

Kilise: 6.yüzyılda, traşit taşından yapılmıştır. Sekizgen üzerine kurulmuş kubbesi, haç şeklindeki yapısıyla güzel bir mimari sunmaktadır.

10.yüzyıldan kalma ve hala iyi durumdaki freskleri görülmelidir. Yapıldığı dönemden sonra değişikliğe uğramamış nadir yapılardan biridir. Yani, bütün Kapadokya yöresinde, taştan yapılmış kiliseler arasındaki en güzel örnektir. Fresklerinde: İncil’den sahneler ve havarilerin portreleri var.

Aziz Gregorius, yaşamının son günlerini, bu kilise yakınlarındaki çiftliğinde geçirmiştir.

ILISU KASABASI

İlçe merkezine 10 km. uzaklıktadır. Melendiz ırmağının kıyısına kurulmuştur. Burada: Varvara isimli bir azize adanmış kaplıcalar bulunmaktadır. Müslüman ve Hıristiyan halk: hastalarını iyi etmek için bu kaplıcaya getirirlermiş.

Burada, Roma döneminden kalma bir “Roma hamamı” bulunuyor. Bu antik Roma hamamı, klasik Türk hamamı mimari özelliklerini taşıyor.

Günümüzde de, dinlenmek için ideal bir yer.

ÇANLI KİLİSE

Güzelyurt-Aksaray istikametinde olup, ilçe merkezine 25 km. uzaklıktadır. Çeltek köyüne ise 2 km. uzaklıkta bulunan kilise: tuğla ve taştan yapılmıştır. Yapı içinde: yüksek kaliteli freskler bulunmaktadır ve bunlar 11.yüzyıldan kalmadır.

Bu kilisede: Hıristiyanlar tarafından: Hz. İsa’nın “Göğe çıkma” yortusu kutlanmaktadır. Çevresinde, çok sayıda kayadan oyma kilise ve manastır bulunmaktadır. Kiliseden, 1995 yılında, 3 adet mumya çıkarılmıştır.

VİRANŞEHİR YAPILARI

Aksaray Güzelyurt Helvadere Köyü ve Antik Nora Kenti

HELVADERE KÖYÜ VE ANTİK NORA KENTİ

Helvadere köyü, Hasandağı eteklerinde kurulmuştur. İlçe merkezine, 25 km. uzaklıktadır. Hasandağı’nın, kuzey eteğinde, 1350 metre rakımda kurulmuştur. Buraya gittiğinizde, gölet çevresindeki tesislerde, mutlaka alabalık yemelisiniz.

Evet, köyün üzerinde: Roma imparatoru Justinyen tarafından yaptırılmış olan Nora isimli bir garnizon şehri bulunmaktadır. Bu antik şehir, inanılmaz büyüklükteki taşlardan yaptırılmıştır.

Günümüzde, Nora kenti çevresinde: Sarıgöl kilisesi, Yardıbaş kilisesi, Süt kilisesi, Bozboyun kilisesi, Tepe kilisesi, Çukurkent kilisesi, Kale kilisesi ve Selçuklulardan kalma “Karahan” görülmeye değer tarihi güzellikler olarak öne çıkmaktadır. Bunlar: Bizans dönemine aittir.

Burada: planlı yol ağı yoktur. Savunma amaçlı kurulmuş bir yerleşim yeridir. Temsili yapı olarak, yalnız yukarıda sözünü ettiğim kiliseler kalmıştır. Bu kiliselerin hepsi, haç planlıdır. Bazilikaları bulunmamaktadır. Tarihlenebilen en eski yapı, MS.7.yüzyıla aittir.

YARDIBAŞ KİLİSESİ

Viranşehir’in 1 km. güneybatısında: Karbeyaz oteli yakınındadır. Haç  planlıdır. 5.yüzyılda yapılmıştır.

SÜT KİLİSESİ

Viranşehir’in 1 km. batısındadır. Haç planlıdır. 5.yüzyılda yapılmıştır.

VİRANŞEHİR KİLİSESİ

Viranşehir’de, Hasandağı yakınındadır. Haç planlıdır. 5’nci yüzyılda yapılmıştır.

Aksaray Güzelyurt Manastır Vadisi

MANASTIR VADİSİ

İlçe sınırları içinde, 4-5 km. uzunluğunda bir vadidir. Burayı: yaklaşık 2.5 saatlik bir yürüyüş ile gezebilirsiniz. Burada: yapıldıkları dönemin özelliklerini taşıyan, 28 kaya oyma kilise ve yer altı şehri bulunmaktadır. Bu özellikleriyle, küçük bir “Ihlara” görünümü vermektedir.

Buradaki kaya oymalarda: ön cephe yaratılarak, kabartma süslemelere yer verilmiş ve böylece anıtsal bir görüntü yaratılmaya çalışılmıştır.  Hıristiyanlık dininde, manastır yaşamının, ilk kez burada, 3. ve 4’ncü yüzyıllarda başladığı tespit edilmiştir.

YER ALTI ŞEHRİ

İlçeye bağlı, Manastır vadisi girişindedir. Bizans dönemi yapısıdır. Giriş kısmında: hayvan barınağı var. Yan duvarlarında: kaya oyma yemlikler ve bağlama yerleri görülüyor. Buradan başlayan tünel, küçük bir mekana ulaşıyor. Üst katta ise: ahır var ve merdiven ile ulaşılıyor.

Ayrıca, dışarıdan giriş te mümkün. Bu mekanda, taş merdivenlere çıkıldığında: kapak bulunan üst bölümde, gözetleme yeri var. Gözetleme yerinden, yukarıya doğru devam eden tünelde, sürekli su akıyor ve bu yüzden, bu tünelden ilerleme imkanı yok.

KULUK ALİNİN EVİ- YER ALTI ŞEHRİ

Manastır vadisi girişindedir. Bizans dönemi yapısıdır. 3 katlıdır. Ancak, bir kısmı kapalıdır. Girişte, genişçe bir yer ve sonra, ikinci bir yere geçiliyor. Burada: tandır duvarı nişleri ve mutfak var.

Mutfak duvarlarında ise, çeşitli malzemeler için nişler açılmış. İkinci mekandan aşağıya, asansör bir merdivenle iniliyor. Buradaki duvarlarda da, küçük nişler bulunuyor. Duvar dibinde ise, derin bir su kuyusu var.

Aksaray Güzelyurt Kalburlu Kilise-St Epthemios kilisesi

KALBURLU KİLİSE (ST.EPTHEMİOS KİLİSESİ)

Manastır vadisi içinde, büyük bir kaya kütlesine oyulmuş ve çok sayıda mekanın merkezi durumundadır.

Giriş kapısı üzerinde: kabartma tekniğiyle yapılmış haçlardan oluşan, zengin bir mimari bezeme görülüyor. Kilise yapısı: 690 yılında, Aziz Simeon tarafından yaptırılmıştır. Güney nefin, batı duvarındaki niş içinde: bir vaftiz teknesi var.

YALNIZ KİLİSE

Manastır vadisi girişindedir. Apsis kısmının iki yanında: dikdörtgen çerçeveler içine alınmış, 4 portre bulunmaktadır. Beyaz sıva üzerinde: siyah sıva ile yapılan boyamalar, yerel bir ustanın elinden çıkmıştır. Ancak, portrelerden sadece üçü tanınabilecek durumdadır.

Aksaray Güzelyurt Kaya Camii

KAYA CAMİSİ

Manastır Vadisinin, kuzeyindeki kayalıklar üzerinde bulunmaktadır.

Kitabesi bulunmadığından, kim tarafından ve hangi yıl yapıldığı bilinmemektedir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde, yöreye yerleşen ilk Müslümanlar tarafından yapılmış olabileceği görüşü hakimdir. Tek bir kaya bloku oyularak yapılmıştır. Bir ana mekandan ve okuldan oluşmaktadır.

Tonoz tavanlı, son cemaat yeri yapılırken, ön bölümdeki meyilli kayalar, bir duvar gibi düzeltilmiştir. Bu duvara ise: mihrap ve kandiller oyulmuştur. Yan taraftaki okul ile cami arasında, küçük bir pencere var. Bu pencere: cemaatin çok olduğu günlerde, okulun da cami olarak kullanıldığını gösteriyor.

Çünkü, imamın sesi buradan duyulabiliyor. Caminin minaresi ise: 90 cm. çapındaki bir oyuk şeklinde yapılmıştır. Cami yanındaki küçük okulu da gezebilirsiniz. Tavanı düz olan okul yapısının içinde: bir ocak ve oturmak için kaya sedir var. Kaya duvarlarda ise, oyuklar var. Pencerelerden, Manastır vadisinin muhteşem manzarasını, mutlaka izleyin.

ÇÖMLEKLİ KİLİSE

Tek neflidir. Güzelyurt yöresinde, içinde freskleri en iyi korunmuş kilise yapısıdır. 9. ve 10.yüzyıllara tarihlenmektedir. Kilisenin ana giriş kapısı üstünde, kubbe ve apsisinde: freskler görülmektedir. Giriş kapısı üzerindeki fresklerde: bu tabakanın üzeri, beyaz boya ile boyanmış ve kiremit rengi boya ile haç motifleri çizilmiştir. Kubbede ise, güneyde: Meryem’e müjde ve İsa’nın doğumu ve kralların secdesi betimlenmiştir. Kuzeyde ise: Yahuda’nın ihaneti ve Çarmıhta İsa betimlenmiştir.

GÖZYAŞI YER ALTI ŞEHRİ

Göz kayası mevkiindedir. Bizans döneminde yapılmıştır.

Giriş iki türlüdür.
  1. Büyük kaya bloğu üzerinden, kaya merdiven kullanılarak girilir.
  2. Zeminden, düz bir girişin son kısmı kullanılarak girilir, ancak bu bölümdeki basamaklar yıkılmış durumdadır. Zemin girişi ise, kayaların çökmesi sonucu tam belli değildir.

Şehrin derinliği: 20 metredir. Girişteki tünel: 20 metre uzunlukta ve 2.5 metre genişlikte ve 3 metre yüksekliktedir. Ancak, koridor zemini kaygan ve çok dik olduğundan, ilerlemek mümkün olmamaktadır. Belediye tarafından bu bölümde temizlik çalışmaları sürdürülmektedir. Göz kayasının en üst bölümünde, bir değirmen olduğu söyleniyor.

Aksaray Güzelyurt Ziga Kaplıcaları

ZİGA KAPLICALARI

İlçenin, Yaprak Hisar köyünde, Ihlara vadisinin yanındadır. Bölge: kaynak kirlenmesinin önlenmesi için, yapılaşmaya kapatılmıştır. Yani, Bakanlar kurulu tarafından, koruma altına alınmıştır. Sular: köyün arkasındaki düzlükten, birkaç yerden çıkıyor.

Aksaray Güzelyurt Ziga Kaplıcaları

Burada, günümüzde bir tesis var. Tesis: 4 yıldızlı ve 200 yataklı.

Kaplıca suyu: 47 derece sıcaklıkta çıkıyor. Mineral bakımından oldukça zengin ve romatizmal hastalıklara iyi geldiği söyleniyor. Ayrıca: metabolizma bozuklukları, göz rahatsızlıkları ve kadın hastalıklarına da iyi geliyormuş. En önemli özelliklerinin başında: suyun iyot ve bromca zengin olmasıdır.

Aksaray Güzelyurt Belisırma Bölgesi Yapıları

BELİSIRMA BÖLGESİ YAPILARI

Belisırma köyü, Güzelyurt ilçesine bağlıdır. Burası: Aksaray il merkezine 42 km. ve Güzelyurt ilçe merkezine ise, 11 km. uzaklıktadır. Ancak, yolu kötü. Güzelyurt-Belisırma köyü arasındaki yol, felaket.

Köy: Ihlara vadisinin tam ortasında bulunuyor ve içinden Melendiz çayı geçiyor. Bölgeye gelen turistler, özellikle Ihlara vadisini gezerken, yemek ihtiyaçlarını, Belisırma köyündeki 4 restorandan karşılıyorlar. Yaz döneminde: Melendiz çayı üzerinde kurulan masalarda, muhteşem güzel yemek yemek mümkün. Akarsuyun üzerinde kurulan şark köşesinde dinlenin, suyun serinletici etkisini yaşayın.

Size önerebileceğim yemek: fırında balık. Her şey iyi güzel, ama bu köy: her ne kadar turistik olarak öne çıksa da, gerekli birkaç basit tedbir bile alınmamış. Yani: bir başı-boşluk var ve bunu hemen hissedeceksiniz.

Tabii, bu arada, yörede bulunan kaya oyma kiliseleri de ziyaret etmek mümkün. Ancak, birçok kilise bulunmasına rağmen, ben bunlardan, sadece ziyaret edebilecekleriniz ve hatta ziyaret etmenizi önereceklerimi anlatacağım.

Bu bölümdeki kiliseler, Bizans tipindedir. Ancak, küçük ayrıntılar dışında, daha doğudan gelen örnekler gösterilse de, genellikle üslup Bizans’tır.

KARAGEDİK KİLİSESİ (SAİNT ERMOLAOS KİLİSESİ) 

Melendiz çayının doğusundadır. Bu kilise yapısının en büyük özelliği: yörede yapılan bütün kiliselerin kayaya oyularak yapılmış olmasına rağmen, bu kilise: taşlar ile örülerek yapılmıştır.

10.yüzyılda yapılmıştır. Dik kayaya yaslanmış ve otlarla örtülmüş bir tepe üzerindedir. Bizans üslubuyla yapılmıştır.

Belisırma Rumları: bu kilise yapısına: Saint Ermolaos ismini vermişlerdir.

Büyük bir kilisedir. Yapı: Çanlı kiliseyi andırmaktadır. Kilise: üzerinde bulunan bir kayanın koparak düşmesi sonucu, büyük oranda çökmüş durumdadır.

Yapı duvarlarında, az da olsa bir kısım fireskler görülmektedir. Bunlarda işlenen konular: St. Georgenin şehit edilmesi. Bu freskten, bir kısım resim günümüze ulaşmıştır. Özellikle: St. George’nin: kralın huzurunda ve işkence çarkı, güneydoğudaki hücrelerin duvarlarında görülmektedir. Ancak, resimlerdeki sanat seviyesi, fazla yüksek değildir.

AZİZ GEORGİOS KİLİSESİ-KIRK DAMALTI KİLİSESİ

Melendiz çayının batı kıyısındadır. Bahattin Samanlığı kilisesinden, Ihlara beldesine doğru, vadiyi takip ederek yürürseniz, 10 dakikalık bir yürüyüş sonunda, buraya ulaşabilirsiniz. Yani, kilise, Belisırma köyü merkezine, yaklaşık 1 km. uzaklıktadır.

Bölgedeki en yüksek kilisedir. Vadi tabanından oldukça yüksekte, kayaların içine oyularak yapılmıştır. İstanbul’daki Ayasofya’dan daha eski, Küçük Ayasofya olarak da bilinmektedir. İnanç turizminin merkezlerinden biridir.

1283-1295 yılları arasında; Amirarzes Basileios ve eşi Tamara tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Giriş kısmını oluşturan bölüm, kayaların bir bölümünün kopması sonucu, tahrip olmuştur. Apsis kısmı, sonradan yıkılmıştır. Giriş kısmı yıkıldığı için, bugün yapıya, bu apsis kısmından giriliyor. Kilisenin tavanı düz. Altıgen plana sahiptir.

Kilise: cenaze törenleri için kullanılmıştır. Yapıldığı dönemde, en çok ziyaret edilen bölge kiliselerinden biridir. Zemin içinde oyulmuş, birçok mezar bulunmaktadır. Ancak, günümüzde, kilisenin içi yer yer toprakla dolu olduğundan, bu mezarların sayısı tam olarak bilinemiyor.

Kilisenin Yunanca kitabesi, yapının tüm çevresini dolanmaktadır.

Kilisedeki fresklerde işlenen konular: İncil’de hikaye edilen konulardır. Ancak, tüm bunların yanında: daha önce sözünü ettiğim gibi, bu kilisede: Selçuklu Sultanı II. Mesud’un resmi tasvir edilmiştir. Çünkü: kilisenin yapıldığı dönem, Anadolu Selçuklu Devletinin, bölgede egemen olduğu dönemdir.

Kilisenin yapılışında, Selçuklu Sultanı II. Mesud’un ordusunda görev yapan, yukarıda isimlerinden söz ettiğim Hıristiyan bir komutan ve eşinin, önemli katkılarının bulunduğu sanılmaktadır. Bu kişiler: kiliseyi “Aziz Georgios”a adamışlardır. Bu olayın  resmedildiği, adak sunma sahnesi, kilisenin en güzel freskleri arasındadır.

Ayrıca, burada, biraz önce sözünü ettiğim, Sultan figürünün bulunması da, ortaya muhteşem bir güzellik çıkarıyor. Tüm bunların yanında: fresklerde görülen atların kuyrukları “Türk usulü” bağlanmış. Türk tarzı giysiler ve giysilerde kullanılan motifler, Türk kültür tarihinin o dönemi yansıtan örnekleri olması açısından öne çıkıyor.

Evet, bu resimleri yani freskleri mutlaka görün, çünkü yeryüzünde, kilise içinde, bu tür bir resim, tek, yalnız burada görülebiliyor.

BAHATTİN SAMANLIĞI KİLİSESİ

Melendiz çayının batısındadır. Direkli kiliseden, Ihlara yönüne doğru, vadiyi takip ettiğinizde, 50 metre kadar ileridedir.

10.yüzyılda yapılmıştır. Kiliseye: yöre halkı tarafından, burayı samanlık olarak kullanan kişinin adı verilmiştir. Irmağın batı yakasında, Belisırma köyü karşısındaki kayalıklara oyulmuştur.

Tek koridoru bulunan bir kilisedir. Kuzey ve batı yan duvarlarına oyulmuş, birer hücre ve güney duvara oyulmuş, 3 hücre var. Kubbesi: beşik çatı şeklindedir. Freskler biraz kararmış olmasına rağmen, yine de iyi korunmuş durumdadır. Bunların: 10.yüzyıl ortasından itibaren, 11.yüzyıl başına kadar olan dönemde yapıldığı tahmin edilmektedir.

Kilisedeki firesklerde işlenen konular: Müjde, ziyaret, su deneyi, doğum, üç müneccimin tapınması, Yusuf’un rüyası, mabede takdim, son akşam yemeği, ihanet, İsa çarmıhta, anastasis.

Aksaray Güzelyurt Direkli Kilise

DİREKLİ KİLİSE

Bahattin Samanlığı kilisesinin, 50 metre kuzeyinde, Melendiz çayın batı kısmındadır. Köyün karşısındaki kayalara oyulmuştur.

Yörede, yapılış tarihi tespit edilebilen ender kiliselerdendir. 976-1025 yılları arasında yapıldığı öğrenilmiştir. Merkezi kubbe ve 3 mihraptan oluşan kilise, haç şeklindedir ve 6 direk üstüne oturmaktadır.

Bu direkler nedeniyle, yapıya “Direkli kilise” ismi verilmiştir. Freskler, oldukça tahrip edilmiş durumdadır. Cenaze törenlerinin yapıldığı bölümde, sadece birkaç geometrik desen kalmıştır. Bu süslemelerin: 726-843 yılları arasında, İkonoklasm döneminde yapıldığı düşünülmektedir.

Kilisenin içindeki kapıdan: keşişlerin türbelerine ve kilise görevlilerinin kaldıkları yerlere geçilmektedir. Kilise üstündeki sütunlarda: ikişer sıra halinde resimler var. Bu resimlerde: Azizlerin ve Havarilerin iki taraflarında, kitabeler görülüyor.

BATKIN (AÇIKEL AĞA) KİLİSE

Melendiz çayının batısındadır. Yürüyerek ulaşabilirsiniz. Manzara terasının üzerinde bulunan kaya bloğunun tam altındadır. Yapı: 8’nci yüzyıla aittir. İçindeki freskler tahrip edilmiş. Görülmeye değer herhangi bir özelliği yok. Yani, gitmenize gerek yok.

Aksaray Güzelyurt Ala Kilise ve Bezirhane

ALA KİLİSE VE BEZİRHANE

Melendiz çayının doğu kenarında, köyün kuzeyinde ve vadinin doğu yamacındadır. Güzelyurt ilçesine giden yol üzerinde, sağ taraftadır. Kayaya oyulmuş bir kilisedir. Manastır şeklinde yapılmış olan yapı, haç planlıdır. Merkezi bir kubbesi var.

11.yüzyılda, bölgede Hıristiyanlığın serbest kalmasından sonra yapılmıştır. Cephesinin üst kısmında: Havarilerin ve Azizlerin resimleri var. Kilisenin freskleri büyük ölçüde tahrip olmuştur. Bunlarda işlenen konular ise: doğum, Anastasis, Kudüs’e giriş, Mısır, Meryem’in takdis edilmesi. Ancak, bunlar da, yoğun is tabakası ile kaplıdır.

Kiliseye bağlı bölümlerden birinde, sonradan yapılmış bir “Bezirhane” bulunmaktadır. Anadolu’da, elektriğin olmadığı dönemlerde, aydınlatma için “bezir çırası” kullanılmaktaydı.

Bu yörelerde de yoğun olarak kullanılan beziryağı: bezirhane denilen bu tür işletmelerde: keten, zeyrek ve ızgın tohumlarının ezilmesiyle elde ediliyordu. Burgularla hasırlar arasında otları sıkar, küpe akıtır, sonra da elde ettikleri bu yağı, lambalarda yakarlarmış.

Zaten: Kapadokya’nın tümünde, birçok bezirhane yapısı görülmektedir. Bunun sonucu olarak, bu bölgede, bezir yağı üretiminin, insanların ihtiyacı üzerinde, ticari amaç güdülerek yapıldığını da gündeme getiriyor.

Ancak: gazyağının ortaya çıkması sonucu, 20.yüzyıl başlarından itibaren, beziryağı ve bezirhanelere olan gereksinim bitmiştir. Ancak, bezir yağı üretiminin revaçta olduğu dönemlerde, Müslümanlık sonrasında, yöredeki çoğu kilisede, bezir yağı üretiminin yaygın olduğu görülmektedir.

Tekirdağ Şarköy

Tekirdağ Şarköy

 

Şarköy’ün, kumsalının uzunluğu: 60 km. Evet, bu uzunlukta sahil: Türkiye’de yok, yani ülkemizin en uzun sahili. Dünya sıralamasında ise, sahil, bu uzunluğu ile, 12’nci sırada. Bu uzun sahil: deniz, balık, üzüm ve karides merkezi. 2006 ve 2007 yıllarında: denizi ve kumsalın temizliği nedeniyle “Mavi Bayrak” almış. Yaz tatilinde, en iyi kafa dinleyebileceğiniz yerlerden biri. En çok yaz aşkı yaşanılan tatil yeri olarak, hafızalara işlenmiş.

Tekirdağ Şarköy

ULAŞIM

Şarköy: İstanbul’a 2.5 saat uzaklıkta. İstanbul-Şarköy arası uzaklık: 218 km.

Tekirdağ’dan sonra, uzanan dağların tepesinde, denizi görmeden geçen 1 saatlik yolculuktan sonra, ulaşılıyor. O dağları geçip ulaşmaya gerçekten değer bir yer. Bu yolun uzunluğu, Tekirdağ-Şarköy arası uzaklık: 93 km. dir. Tekirdağ-Malkara karayolunun 48’nci km. de, Karıştıran mevkiinde, güneye ayrılan 38 km. lik yolla bağlantılı.

Hele deniz kıyısındaki yoldan gelirseniz: sol taraf boğaz ve alabildiğine uçurum. İki arabanın geçmesi, neredeyse imkansız. Bazı yerlerde gerçekten imkansız. Bir araba, diğerini uzaktan görünce, en uygun yerde, onun geçmesini bekliyor. Derken “Uçmakdere” denilen bir yere iniyorsunuz. Özetle: Şarköy’ü Tekirdağ’a bağlayan sahil yolu, yeterince kullanılabilecek durumda değil. Bu sahil yolunun uzunluğu: 68 km. dir.

Şarköy-Gelibolu arasındaki uzaklık ise: 54 km.

ŞARKÖY’DE NE YENİR-NE İÇİLİR


Deniz ürünleri konusunda zengin bir mutfağa sahip Şarköy’de, meşhur karidesi, uğmaç çorbası, kayık yemeğini, peynir helvasını mutlaka tadın. Şarköy şarapları, zaten tüm ülkede meşhur olmuş durumda. Tercihinize göre, tadabilirsiniz.

GENEL

KONAKLAMA

Şarköy’de, birçok konaklama tesisi bulunuyor. Bunun yanında: öğretmen evi var. 120 yataklı. Kalmak için, şartları tutanlara, uygun bir mekan. Birkaç tane daha, resmi kurum misafirhanesi bulunuyor.

HAVASI

Ağustos başı dışında, insanı aptal edecek kadar rüzgarlı olan bir havası var. Kış ve bahar aylarında, gerilerde yetişen ormanlar; Şarköy’e farklı bir hava hissettiriyor.

YOLLARI

Dolaşmaya müsait, incecik yolları var. Küçük evleri ve evlerinin orta gelirli sevimli insanları var.

Tekirdağ Şarköy denizi

 

DENİZİ

Denizi dalgalı ve pek temiz değil. Minicik bir iskelesi var.

DEPREM

Her an şiddetli bir deprem beklenen, bir fay hattı üzerinde kurulu. Marmara çukurları ile Ganoz körfezi arasında, Muratlı ve Çorlu’dan başlayarak, güneybatıya uzanan 3 fay hattı bulunmaktadır. Bundan dolayı, Şarköy-Mürefte-Tekirdağ, Türkiye’nin depreme hassas bölgelerindendir. MTA Enstitüsü tarafından, bölge, birinci derece deprem bölgesi ilan edilmiştir.

Tekirdağ Şarköy Şarabı

 

MEŞHUR

Şarabı ve zeytini gerçekten çok meşhur. Özellikle: şarabı.

Tekirdağ Şarköy Yamaç Paraşütü

 

YAMAÇ PARAŞÜTÜ

Şarköy’de, yamaç paraşütü sporunu sevenler için yeni bir çekim merkezi. Şarköy’e bağlı Uçmakdere Köyünde, 2009 yılında, ilk kez, 1.Yamaç Paraşütü Şenliği düzenlenmiş. Paraşütçüler için atlama sahası olarak belirlenen, Postacı Şehitliği Mevkiinden, sahildeki Ayvasıl Mevkiine iniş yapılıyor. Yamaç paraşütüne ilginiz varsa, Şarköy yakınlarda bir fırsat, sizin için.

Tekirdağ Şarköy Rüzgar Sörfü
Tekirdağ Şarköy Rüzgar Sörfü


   

RÜZGAR SÖRFÜ

Çeşme-Alaçatı gibi merkezlerden daha fazla rüzgar alan Şarköy’de, sörf yapılabiliyor. Haziran aylarında sakin rüzgarı ile , rüzgar sörfü bilmeyenler için de, öğrenim için uygun bir hava ve ortam sağlıyor. Temmuz ortalarında ise, daha profesyonel rüzgar sörfçüleri için, sert rüzgarlar oluşuyor.

GECE HAYATI

Şarköy, diğer tatil yerlerinden çok daha büyük bir ayrıcalığa sahip. Birçok disko ve bar bulunuyor. Eğlenmek için gelen turistlerin tercih ettikleri bir mekan.

TARİHİ


Şarköy’ün batısında: MÖ.6000-3000 yıllarına ait yerleşim yerleri tespit edilmiş. Bu yerleşim yerlerinde: savaş ve günlük kullanım aracı olarak kullanılmış taş baltaların üretildiği ortaya çıkarılmış. MÖ.750-550 yılları arasında, Yunanlılar, Traklar’la karşılıklı anlaşarak, il kıyılarında koloniler kurmuşlardır. Bu koloniler, batıdan doğuya doğru: Heraklea (Eriklice), Hora (Hoşgör), Ganos (Ganoz) ve Bizathne-Panion (Barbaros).

MÖ.168 ve MS.395 yılları arasında, bölgeye Romalılar hakim olurlar. Bu dönemde: Traklar, Roma hakimiyetine uzun süre direnirler. Bizans idaresinde ise 1000 yıla yakın kalan Traklar, bu dönemde, Balkanlardan gelen akınlarla uğraşmak zorunda kalırlar. Hunlar, Avarlar, Slavlar, Peçenekler, Bulgarlar, Haçlılar ve Latinler; Şarköy’un başına sürekli sıkıntı yaratırlar.

Daha sonraki tarihi süreçte, Rumeli’yi fetheden Orhan Bey’in, en büyük oğlu Süleyman Paşa zamanında, “Şehrköy” diye anılan adı, buraya Anadolu’dan göç eden Yörük Türklerinin ağzında, şehirden Şar’a dönüştürülmüş ve “Şarköy” diye söylenmiştir.

GEZİLECEK YERLER

ÇEVRE GEZİLERİ

Haftanın belirli günlerinde, Şarköy’den: Avşa, Marmara Adası ve birçok turistik mekanlara, motor gezileri düzenleniyor.

İĞDEBAĞLAR (ARAPLI)


Üzümü, zeytini ve içimi güzel suyu ile tanınan bir belde. Şarköy’e 5 km. uzaklıkta. Kaymak gibi bir asfalt yoldan, buraya ulaşıyorsunuz.

Bu köyün: her evinden, ova ve deniz görünüyor. Rumlar kurmuş. Milli mücadeleden sonraki değişimde, buradaki Rumlar Selanik’e ve Selanik’teki Türkler ise, buraya taşınmışlar. Uzaktan resim gibi görünen köyün toprak yollarında, zorlukla yürünebiliyor.

Rumlardan kaldığı belli olan taş evler, bakımsız. Ahşap evlerin ya bir, ya iki duvarı kalmış. Köy boş. Evlenenler, zamanla Şarköy’de ev kiralayıp yada satın alıp, köyden ayrılmışlar. Köyde, yalnızca yaşlılar kalmış. Onlar da, kadın-erkek üzüm ve zeytin çapasına gidiyorlar. Her kez tarlasında bir şeyler uğraşıyor. Yani: bunları niye söylüyorum? Köye gittiğinizde, karşılaşacağınız manzara bu.

ERİKLİCE


Denizi, üzümü, balığı ve zeytini ile zenginleşmiş bir beldedir. En önemli tarihi yerleşim yeridir. Burası, piknik yapmaya, deniz üzerinde kaş zıplatmaya, müsait yosun kokulu, esintili sahilinde dalyanı ile dikkati çekiyor. Burada: çok miktarda zeytinlik var. Kıyı boyunca eski zeytinliklerin, üzüm bağlarının üzerine kurulan sitelerde, hareket yok. İnşaatı tamamlanan çok sayıda bina alıcı bekliyor. Kıyı boyunda, çirkin bir yapılaşma var.

Tekirdağ Şarköy Uçmak Dere

UÇMAK DERE


Şarköy ile arasında, 36 km. var. Tekirdağ-Barbaros-Naip-Mermer ve Yeniköy üzerinden gidiliyor.
Harika, doğa manzarasına sahip. Doğal güzellikleriyle, Marmara kıyılarının ender köşelerinden biridir. Eşsiz güzelliği ile, sevimli bir yerleşim merkezine sahip. Restoranları, birçok yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret ediliyor. Ağaçlık bir köy görünümündedir.

Kışın ulaşımının zor olması nedeniyle, doğası bozulmamıştır. Ganos dağı eteklerinde yol alırken, Marmara Denizini, hiç bu kadar yüksekten ve böyle bir açıdan görmediğinizi fark edeceksiniz. Karşınızda uzanmış duran Marmara Adası, hemen önünüzde Hayırsız Ada. Birbirini takip eden koyları, üzüm bağları, kızaran kütükler, rengarenk çiçekleriyle doyumsuz bir manzara karşınızda. Şirin mi şirin Yeniköy’ü, anıt çınar ağacını görüp, köyün kahvesinde dinlenip, yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

Burada tarihi kalıntılar da var. Tarihi kalıntılara bakılırsa, köyün tarihi çok eskilere gidiyor. Üzerinde, çift başlı kartal kabartması bulunan lahit taşına benzer bir mermer parçası, zamanında şaraphane olarak kullanılan bir binanın bahçesinde, içki imalinde kullanılan sarnıç, tuğla ve ahşap yapımı Rum evlerinde Grek alfabesiyle kazınmış yazılar, köy girişindeki çeşmede bir yazıt, kahvehanenin karşısındaki bakkalın damını tutan saç kaplı iri konsollar, üzerinde yaprak motifi bulunan ahşap bir tavan göbeği, tarihi bir atmosferin keyfini yaşatıyor.

Daha önce sözünü ettiğim gibi, buradan son yıllarda, yamaç paraşütü yapılmakta.

Tekirdağ Şarköy Mürefte

MÜREFTE


İstanbul’un 227 km. uzağında bulunuyor. İstanbul’dan Mürefte’ye gitmek için: TEM Otoyolunu kullanıp, Kınalı çıkışından, Tekirdağ yönüne devam etmek gerekiyor. Tekirdağ’dan sonra, Karıştıran sapağından Şarköy istikametine doğru gidiyorsunuz. Yolculuk, İstanbul’dan yaklaşık 3.5 saat sürüyor. Şarköy’e ise, yalnızca 13 km. uzaklıkta.

Kuruluşu MÖ.2000 yıllarına dayanan Mürefte, adını “Binbir çiçek” anlamına gelen, Miryefton’dan almıştır. Toprağın bereketi, beldeye bu ismi vermiş. Bölgede, Doluca Tepesi denilen yerde bulunan volkanik dağlan çıkan lavlar, toprak kalitesini arttırmış ve tamamıyla humus olan toprak sayesinde, üzüm bağlarını, Dünya standartlarına çıkarmıştır.

Mürefte, çok temiz ve pırıl pırıl deniz kıyılarına sahip olan bir beldedir. Mürefte kasabasının çok önemli tarihi geçmişi var. En büyük özelliği: üzüm bağları ve şarap sahili tabir edilen bölgesidir. Beyaz şarabı ünlüdür. Türkiye’nin şarap üretiminin % 30’u burada yapılıyor.

Tekirdağ Şarköy Mürefte

 

Mürefte civarında, beşi büyük, otuz civarında şarap tesisi var. Türkiye’deki, ilk şarap müzesi, Müreftededir. Bu müzede: eski kollu presler, küfeler, şarap şişeleri, fıçılar, amforalar gibi bir çok orijinal alet sergileniyor. Burada, şarabın tarihsel öyküsüne nostaljik bir tur yapabilirsiniz.

Sahilinde küçük bir meydanı, uzun bir iskelesi ve balık lokantaları, birkaç banka ATM si, bir ilköğretim okulu, bir lise ve bir sağlık ocağı bulunur. Kutman ve Sevilen şarapçılık gibi, birçok firma, orijinallerine sadık kalarak, ön cephesi ve içi yenilenmiş, tertemiz şarap imalathanelerinde, en kaliteli şarapları, konuklarına tattırmaktadırlar.

Bu arada: imalatın yapıldığı tanklar, dekoratif ahşap fıçılar, üretim safhaları da görülebilmektedir. Misafirler, tadım sırasında, satış elemanları tarafından şarap anlatımları ve broşürlerle bilgilendirilirler.

Yazlık bir belde olduğundan, yazın nüfus sayısında artış yaşanır. Daha çok İstanbul ve çevresinden, insanlar rağbet eder. Denizi: derin ve temizdir. Yaz-kış, yeşil kalan zeytin ağaçları ve masmavi denizi, Mürefte’yi, mavi ile yeşilin böyle uyumlu buluştuğu, ender yerlerden biri yapar. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü burada, ılıman iklim koşullarından ötürü, genellikle zeytin üretimi ve üzüm üretimi yapılır. Buna ek olarak, Mürefte’nin köylerinde, son zamanlarda, kiraz üretimi de ağırlık kazanmıştır.

Tekirdağ Şarköy Hoşköy

HOŞKÖY


Şarköy ile arasında 16 km. uzaklık bulunuyor. Kasabanın tarihi önemi oldukça fazladır. Turistler için vazgeçilmez bir güzellik. Evet, buraya gittiğinizde, sizi, denizcilerin dostu, “Hoşköy Hora Feneri” karşılıyor. 1876 yılı Fransız yapımı fener: 96 kristalden oluşmuş. Kendi ekseni etrafında, 360 derece dönerek görev yapıyor.

Bölgenin, ikinci büyük feneri olma özelliğine sahip. Yanına çıkan patikadan geçerek gelince, ufuk hattına bakarken, kendinizi bir nebze olsun kaptan sanabiliyorsunuz. Sahil boyunca yolun kara tarafı, iki katlı yazlıklar sıralanıyor. Yürüyüşe çıkanlar, balık tutanlar, çiçekli bakımlı bahçeler, nostaljik bir hava veren ve klip çekmeye müsait karikatür gibi görünüşe sahip balık dalyanları arasından Mürefte görünüyor.

GAZİKÖY


Eski adıyla “Ganos Kalesi” ve günümüzdeki adıyla “Gaziköy” olan yörede: Bizans uygarlığına ait kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Şarköy ilçe merkezine, 25 km. uzaklıktadır. Köyün, 100 metre yüksekliğindeki yamaçlarında, istiridye kabukları ve balık fosillerine rastlanılması sonucu, buradaki jeolojik devirlerde bir deniz olduğu anlaşılmaktadır.
Yapılan arkeolojik kazılarda, bir tünel ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca: Gaziköy Çeşme Yazıtı ve Koca Çeşme Yazıtı dikkat çekicidir.

Tekirdağ Şarköy
Tekirdağ Şarköy

   

SONUÇ


Hafta sonunda veya kısa tatillerde, biraz dinlenmek ve açık havanın keyfini çıkarmak isterseniz, İstanbul’a 230 km. uzaklıktaki Şarköy, sizin için en uygun adreslerden biri. Hele, şaraba ve şarapçılığa da ilgi duyuyorsanız, Şarköy, size güzel şeyler vaat eder. Burada; Şarköy’den başlayıp, Mürefte, Hoşköy, Uçmakdere’ye kadar, 30’a yakın şarap mağazası ve şarap imalathanesini görmeniz mümkün.

 

Artvin Hopa

hopa.1
Artvin Hopa

 

Hopa’da cennet veresiye değil peşindir. Evet, bu sözler burayı anlatmak için kısa ve öz. Sarp sınır kapısına, çok yakın bir sahil ilçesi. Karadeniz sahil yolunda son ilçe.

Artvin Hopa

ULAŞIM

Hopa: Sarp sınır kapısına: 18 km. uzaklıktadır. İl merkezi olan Artvin’e uzaklık ise, 68 km. dir. Hopa-Rize arası uzaklık: 98 km. Hopa-Arhavi arası uzaklık: 9 km. Hopa-Borçka arası uzaklık: 35 km.

Burada hava ulaşımı yok. Ancak: Gürcistan’ın Batum ilinden, vizesiz olarak İstanbul’a uçuşlar gerçekleşiyor.

Artvin Hopa

TARİHİ

Hopa, 1490-1512 yılları arasında, Yavuz Sultan Selim’in Trabzon valiliği sırasında, Osmanlı devleti topraklarına katılmıştır.

İlçe, 1915 yılında Ruslar tarafından işgal edilmiştir. Daha sonra ise, 31 Mart 1917 tarihli Brest-Litovsk Andlaşması ile, milli sınırlarımız içine dahil edilmiştir. İlçe: 1936 yılına kadar Rize iline bağlı iken, bu tarihten sonraki dönemde, Artvin iline bağlanmıştır.

Hopa’nın isim öyküsüne gelince: Hopa’nın ismi: Yavuz Sultan Selim tarafından verilmiştir. Selim; Trabzon valisi iken, Batum sancağını ele geçirmek üzere düzenlediği seferde: Hopa’nın ardında bulunan dağlarda konaklar.

Bu dağlardan: sahil şeridinde bulunan bugünkü Hopa şehrine baktığında: bu şehre “Hop” ismini koyar.

Hop kelimesi, Acemcede “güzel” anlamına gelmektedir. Sonraki süreçte, Hop ismi, Hopa olarak kullanılagelmiştir.

Artvin Hopa

GENEL

Hopa: Trabzon-Rize-Artvin-Ardahan-Kars-Erzurum ve Gürcistan Cumhuriyetini birbirine bağlayan, uluslar arası kara yolu üzerinde bulunması nedeniyle, önemli bir konumdadır. Deniz seviyesinden, 10 metre yüksekliktedir. En yüksek noktası ise, 1513 metre ile Yavuz Sultan Selim tepesidir.

Özellikle: Karadeniz bölgesinin dağınık yerleşim özelliklerini taşır. İklim hemen hemen her mevsim yağışlıdır. Sürekli yağışlar nedeniyle, ilçenin büyük bölümü, ormanlarla kaplıdır. Bu oran: % 66’dır. Yörede “galaş” adı verilen bir rüzgar eser ki, nemi götürür ilçenin havasını değiştirir.

İlçenin ekonomisi yakın zamana kadar tarıma dayalı idi. Özellikle: kıyıdan, 400-600 metre yüksekliğe kadar olan yerlerde: fındık ve çay bahçeleri bulunmaktadır. Ancak: Hopa Limanının hizmete girmesi, Sarp Sınır Kapısının açılması, uluslar arası taşımacılık, turizm gibi çeşitli alanlardaki ticari faaliyetlerin artması: konaklama ve iş yeri sayılarında ciddi artışlar ortaya çıkmasına neden olmuştur.

İlçede, balıkçılıkta, en yaygın ekonomik faaliyetlerden biridir. Balıkçılıkta faaliyet gösteren, yaklaşık 300 e yakın ruhsatlı üreticinin, 120 balıkçı teknesi bulunmaktadır. Ayrıca: ilçede 1 çay fabrikası, Karadeniz Bakır İşletmeleri, 1 termik santral ve liman işletmesi bulunuyor.

Hopa Kültür ve Sanat Festivali

Her yıl, Temmuz ayının ilk haftasında: Kaymakamlık ve Belediye Başkanlığı organizatörlüğünde yapılır.  Festival etkinlikleri kapsamında: çeşitli sanatsal, sportif ve kültürel etkinlikler düzenlenir.

Hopa Limanı

Sarp Sınır kapısına, 15 km. uzaklıkta olması, buranın önemini ortaya çıkarıyor. Bu limanda: yükleme, boşaltma, iç ticaret ithalat, transit ticaret, antrepoculuk gibi tüm deniz hizmetleri yürütülmektedir. Liman yap-işlet yöntemi ile yaptırılmış olup, halen özel sektör tarafından işletilmektedir.

Sarp Sınır Kapısı

1988 tarihinde açılmıştır. Başta Gürcistan olmak üzere, bağımsız devletler topluluğu ülkeleriyle, sosyal ve ekonomik ilişkilerin önemli bir gelişimi sağlanmıştır.

Hopa Gümrükler Başmüdürlüğü ve bağlantı gümrük müdürlüklerinde: gelen-giden yolcu, otomobil, otobüs, Tır ve gemi sayılarında, sürekli artış olmaktadır.

Hopa’nın en büyük özelliklerinden birisi  de: insanlarının eğitime düşkün olması. Halkın okur-yazarlık oranı, %  98 ile, ülkemizin birçok yöresinden daha yüksek.

Turizm: Sarp sınır kapısının açılması ile, bölgenin turizm potansiyeli inanılmaz ölçülerde artmıştır. Bunun sonucu olarak: ilçede, modern tesisler çoğalmıştır.

 

KAFKAS FİLM GÜNLERİ

Kopmuş plajında yapılıyor ama havanın durumuna göre, Liman Tesislerinde düzenleniyor. Aslında, ilçede film günleri festivali düzenlenmesine karar verilmiş, ancak bir sinema salonu yok.

Bunun üzerine: Liman işletmelerindeki bir depo: sinema salonu olarak düzenlenmiş ve festival burada yapılıyor.   Festival: Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından destekleniyor. Etkinlikte: Türkiye, Azerbeycan, Ermenistan, Rusya ve Gürcistan’dan filimler gösteriliyor.

Artvin Hopa

NE YENİR

Hopa denilince aklıma ilk gelenler: Laz böreği ve hamsi. Özellikle: hamsili pilavı denemenizi öneririm. Bunun yanında: yine buraya has bir yemek: Kvane. Taneli fasulye, ceviz, acı biber, sarımsak ve nar ekşisinden yapılıyor. Son olarak: lahanadan yapılan, Harhaşi önerebilirim. Lahana yemeklerini severseniz, bunu de deneyebilirsiniz.

 

NE SATIN ALINIR

Hopa’dan: çay, bal ve ceviz satın alabilirsiniz.

 

GEZİLECEK YERLER

Artvin Hopa Limanı

HOPA LİMANI

1997 yılında özelleştirilmiş ve Park Denizcilik isimli bir firmaya tahsis edilmiş. Bu firma tarafından: yükleme, boşaltma, terminal, depolama, kılavuzluk, kurtarma ve likit dolum tesisleri işletiliyor.

Konum olarak: Karadeniz’in dünyaya açılan kapısı durumunda. Hopa ilçesinde zamanınız olursa, limanda dolaşabilirsiniz.

Artvin Hopa Sarp Sınır Kapısı

SARP SINIR KAPISI

Burası: Sovyetler Birliği ile imzalanan anlaşma gereğince, 1988 yılında açılmıştır. Burada: uluslar arası tüm gümrük işlemleri yapılmaktadır.

Bunun sonucu olarak: özellikle Hopa ilçesinde: nakliyecilik ve konaklama sektörü, olumlu yönde etkilenmiştir. Bunun yanında: sınır ticareti, ithalat ve ihracat sürekli artmış ve artmaktadır.

Bunun yanında bazı sanayi kolları da gelişmiştir. Örneğin: yaklaşık 100 kadar küçük ve orta ölçekli, oto tamirine yönelik sanayi işletmesi açılmıştır.

Artvin Hopa Sarp Sınır Kapısı

 

Hopa’dan yola çıktığınızda: Karadeniz Sahil Yolunun başlangıç noktası olan Sarp sınır kapısına ulaşmanız mümkün. Muhtelif tüneller var.

Hatta, en son tünele girmeden önce, tünelin giriş bölümünün üstünde “Dikkat Gümrük Kapısı” yazıyor.

Bu tüneli geçince, karşınıza hemen, sınır kapısı çıkıyor. Solda bir otopark var. Aracınızı oraya bırakıp, yaya olarak sınırı geçmeniz mümkün.

Nüfus cüzdanını göstererek sınırdan günübirlik geçiş yapabiliyorsunuz.

Bu arada

Sınır kapısına varmadan önce, yine bir yerleşim yeri: Kemalpaşa var. Sınıra: 10 km. uzaklıkta. 3500 kişi nüfuslu bir belde.

Kemalpaşa bölgesini, özellikle Gürcüler hareketlendiriyor. Yol kenarında yapılan bavul ticaretine, günde ortalama 4.000 ve pazarların kurulduğu günlerde ise (Salı ve Cuma günleri) ortalama 12.000 Gürcü vatandaşı katılıyor.

Ayrıca: Türkiye’nin dört bir tarafından, bavul ticaretinden pay kapmak için, Kemalpaşa’da dükkan açan firmalar var. Özellikle: tekstil firmaları bunlar. Kemalpaşa’da bütün markalar var. Tekstil üzerine, 200 ün üzerinde yeni mağaza açılmış.

Geceleyin Kemalpaşa’ya gelen Gürcüler, saat: 23.00 den sonra, sabah saatlerine kadar alışveriş yapıyorlar. En çok; hazır giyim ve ev tekstiline ilgi gösteren Gürcüler, hem kendi ihtiyaçlarını karşılamak ve hem de satmak için aldıkları ürünleri, minibüslere doldurarak, sınır kapısına götürüyorlar.

Gürcistan gümrüğünde: bir kişinin 300 dolarlık mal geçirmesine izin verilmesi nedeniyle, daha çok mal almak için Gürcülerin aile üyelerini de yanlarında getirdikleri görülüyor. Buradan aldıkları malların çoğunu: Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’a götürerek satıyorlar.

Sınır kapısı ilginç. Rüşvet söylentileri var. Ama: çoğu kez, elinizi-kolunuzu sallayarak, sınırın karşısına geçmeniz de mümkün. Hatta: belki, yanınızda bulunan çantanızı bile kontrol etmeyeceklerdir.

Artvin Hopa Sarp Sınır Kapısı

Kapının

Gürcistan tarafındaki sınır köyü adı: Sarpi. Aslında, bu köy, ikiye bölünmüş. Bir kısmı, bizim tarafta, diğer kısmı onların tarafında. Sınırın öbür yanında karşınıza ilk çıkan şey: bir şeyler içebileceğiniz: kafemsi yerler.

Batum’a giden dolmuşlar da buradan hareket ediyor. Ayrıca: Doğu Karadeniz bölgesinin en güzel plajları; en güzel deniz, sınırı hemen geçince karşımıza çıkıyor.

Halk: sere serpe plajlardan denize giriyor. Sınır kapısının bizim tarafını düşünürseniz: çöp.

Dikkati çekecek en büyük obje ise: bizim tarafta kalan, sahildeki cami.

Sınırdan geçmeyi kafanıza koyarsanız: Hopa’dan, yanınıza bir miktar döviz alın. Aslına bakarsanız, sınırda, dolar satın alabileceğiniz yerler de var. Ancak; özellikle, Batum şehrinde, TL. bozdurmanız pek kolay değil.

Batum’a gittiğinizde: dolar para birimini, buranın yerel para birimi olan “lari” ye rahatlıkla çevirebilirsiniz.

Yanılmıyorsam: 1 dolar, 1.8 lari’ye eşit.

Evet: Karadeniz Sahil gezinizde, son durak olarak mutlaka Batum şehrini de ilave etmelisiniz.

Batum şehri tanıtımı ve gezilecek yerleri hakkındaki yazım için.