Jeotermal kaplıcaları ve Marmara Denizinin en temiz denizine sahip olması nedeniyle, öne çıkan bir bölge. Armutlu’da bulunduğum sürede, aklımda kalan tek şey; bir süre yazlık konut, sıra sıra evler.
ULAŞIM
Armutlu-Yalova arası uzaklık: 55 km. ve Armutlu-Gemlik arası uzaklık: 37 km. dir. Bursa-Armutlu arası: 70 km. dir.
Yalova Armutlu
GENEL
KONUMU
İlçenin, yüzde 70’lik bölümü eğimli, diğer kısmı ise düz arazidir.
EKONOMİ
İlçede, büyük sanayi kuruluşları yok. Zeytincilik, balıkçılık ve son yıllarda turizm ağırlıklı faaliyetler ön plana çıkmış durumda.
ORGANİK TARIM
Armutlu köylerinden: Mecidiye, Hayriye, Fıstıklının bulunduğu havza “Organik Tarım” havzası olarak belirlenmiş olup, bu bölgede her türlü organik bitki, sebze ve hayvansal ürünlerin üretimi teşvik edilerek devam etmektedir.
Yalova Armutlu
SAHİL ŞERİDİ
16 km. lik sahil şeridine sahip olan ilçenin, “Yılanlar Mevki”: her ne kadar adı itici görünse de; tertemiz denizi ile 4 km. lik pırıl pırıl bir kumsal sahili bulunmaktadır.
KAPLICALAR
İlçeye 5 km. uzaklıkta bulunan ve sürekli ulaşımı olan Armutlu Kaplıcaları, yıl boyunca şifalı sularından yararlanmak isteyenlere, şifa dağıtır. Yemyeşil bir vadide bulunan kaplıcalar, bir çok kaynaktan oluşuyor.
Kaplıcalar bölgesinde: otel, restoran, Türk hamamı, Masaj salonları, Jakuzi ve kapalı yüzme havuzu bulunuyor. Banyo ve içme kürlerine uygun olan kaplıca suları: banyo, içme ve çamur olarak uygulandığı gibi, sudan çıkan gazlar, teneffüs yoluyla da uygulanabiliyor.
Armutlu kaplıcaları: radyoaktivitesi yüksek kaplıcalar sınıfına giriyor.
ARMUTLU’NUN İSİM KAYNAĞI
Armutlu’nun adının nereden geldiği hakkında, rivayetler bulunmaktadır. “Bizans imparatorunun kızı Armodies’in vücudunun her yerinde, yaralar çıkar. İmparator, kızının bu durumundan utandığı için; kızını, askerleriyle birlikte, şimdiki kaplıcaların bulunduğu yere bırakır.
Kız, buradaki termal sularda, her gün yıkanır ve bütün yaraları iyileşir. İmparator kızının iyileştiğini görünce, onu tekrar yanına alır ve Armodies adı Armutlu olarak günümüze kadar gelir.
Diğer bir söylenti: Armutlu adının “Armodo” veya “Armodies” sözcüklerinden geldiğidir, bu sözcükler “Donanma” veya “Donanmaya gözcülük eden kimse” anlamına gelir.
Evliya Çelebi ise, kasabanın çevresinin armut bahçeleriyle süslü olmasından bahisle, adının “Armutlu” olduğunu söyler.
Yalova ArmutluYalova Armutlu
GEZİLECEK YERLER
MECİDİYE KÖYÜ
Turizm ve organik bir köy. Burada: 1996 yılından bu yana, hormonsuz ürün yetiştiriliyor. Dağdan gelen kaynak suyu ile yetiştirilenlerin büyük bölümü, eko pansiyon mutfağında konuklar için tüketiliyor.
ÇARŞI KÖPRÜSÜ
Armutlu merkezindedir. Yapım tarihi bilinmiyor. Fakat: günümüze kadar kullanıma olanak tanıması ilginç.
Yalova Armutlu evleri
ARMUTLU EVLERİ
Yalova Armutlu
Bunca yıla rağmen güzelliklerini korumaya devam etmektedirler. Geçmiş yıllarda, şarapçılıkla uğraşan Rumların oturduğu bilinen yörede, günümüzde 24 ev koruma altına alınmış.
ARMUTLU TATİL KÖYÜ
Tesis: Armutlu ilçesinin Bozburun (Tavşantepe) mevkiindedir. Arazinin kuzeyi orman, güney ve batı istikameti denizle çevrilidir. Burası, özel bir şirkete ait: Sağlık Bakanlığından onaylı, kaplıca tesisi.
Kür Merkezi: (bay ve bayan ayrı ayrı olmak üzere): Türk hamamı, Fin hamamı, sauna ve termal havuzdan oluşuyor.
Aile banyolarında: Jakuzili deniz suyu havuzu, sauna, duş ve soyunma kabinleri var. Ayrıca: deneyimli ve sertifikalı personel tarafından: bitkisel ve aromatik yağlarla: masaj hizmeti de veriliyor.
Yalova Armutlu Kaplıca Havuzu
Kaplıca Havuzu
Romatizmal hastalıkların kronik dönemlerdeki kronik bel ağrısı, eklem ağrıları, travma gibi yumuşak doku hastalıklarının tedavisinde, ortopedik operasyonlar, beyin ve sinir cerrahisi sonrası uzun süreli hareketsiz kalma durumlarının tedavisinde, nörolojik rahatsızlıklarda rehabilitasyonda, stres bozukluklarında ve spor yaralanmalarında tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılıyor.
Yazının başında da belirttiğim gibi, tesiste: 1300 metrelik sahil şeridi var.
Sahil şeridinde: plajlar, deniz otobüsü iskelesi ve deniz aktiviteleri merkezi var.
Tirebolu-Torul kara yolu üzerinde bulunması ve tarihi süreç içinde, gerek Türkmen ve gerekse Çepni Türklerinin, Malazgirt savaşından önce buraya yerleşmiş ve buradan Anadolu içlerine dağılmış olmaları ile önem kazanan bir yöredir.
ULAŞIM
İlçenin, Gümüşhane, Giresun ve Trabzon illeriyle bağlantıları vardır. Ulaşımda güçlük çekilmemektedir. Kürtün-Gümüşhane arası uzaklık: 59 km. Kürtün-Torul arası uzaklık: 35 km. Kürtün-Tirebolu arasındaki uzaklık: 56 km. Kürtün-Trabzon arası uzaklık: 102 km.
TARİHİ
Yörenin önceki ismi: Kürtün-i Bala. Anadolu Türkmen tarihinde önemli bir yere sahiptir. Çünkü: Türkmen ve Çepniler; buraya gelerek yerleşmişlerdir. Çatalağaç köyündeki yerleşimleri, zamanla Harşit havzasına ve oradan da günümüzde Espiye olarak isimlendirilen yere doğru değişmiştir.
Ancak, dediğim gibi, birçok Türk boyu (Çepniler, Hazarlar, Peçenekler) Malazgirt savaşından önce, bu yöreye gelerek yerleşmişlerdir. Yani: Türkmen ve Çepniler, bu yol üzerinden Karadeniz’e açılmışlardır. Anadolu Çepni Türklerinin manevi lideri Güvenç Abdul’un türbesi, Kürtün ilçesine bağlı Güvendi yaylasındadır.
Gümüşhane Kürtün
GENEL
Kürtün ilçesi, uzun süre Torul ilçesine bağlı iken, 1990 yılında, İlçe statüsü kazanmıştır. Kürtün isminin kaynağı: kışın buraya çok kar yağar, dağın yamacı tamamen karla kaplanır, aşağıda vadide ise çok şiddetli rüzgar eser. Rüzgar, karın üzerinde yukarıdan aşağıya doğru yarıklar açar ve bu yarıklara “kürtün” denir.
İlçe: Harşit (harşit kelime anlamı: güneşin en çok ısıttığı yer demektir) ırmağı kıyısında Tirebolu-Torul kara yolu üzerindedir. Kayalık bir arazi yapısı hakimdir. Yani, ilçe çevresi kayalıklarla çevrilidir. Bu yüzden, buralarda pek bitki yetişmez. Özellikle, orman bitkileri görülmez.
Denizden yüksekliği: 600 metredir. Arazi ve ekonomik şartların olumsuzluğu nedeniyle, yöre insanı başka yerlere göç etmektedirler. Bu elverişsiz şartları bir nebze giderebilmek için, Gümüşhane yöresinde, sadece buraya fındık üretim izni verilmiştir.
Yörede: deniz ve karasal iklim arasında bir geçiş iklimi hakimdir. Yazları kuru ve yağışsız, kışları ise yoğun kar yağışı görülmektedir.
İlçede yaşayanların ekonomik faaliyetleri: tarım, hayvancılık ve turizm olarak şekillenmektedir. Turizm dedim de, turizm etkinlikleri, tarihi etkinliklere dayanmıyor. Turizm, burada: yayla ve baraj üzerine yoğunlaşmıştır.
Barajda, yaklaşık 10 yıllık bir geçmişi olan ve günümüzde de sürdürülen: Baraj etkinlikleri yürütülmektedir. Yayla turizmi ise, yine yörenin etkinliklerinin başında gelmekte ve çevre yörelerden birçok insanı buraya çekmektedir.
Buranın bir diğer özelliği: silah sanayisidir. Karadenizli bodrumda, su borusundan tüfek yaparsa, fabrikada-atölyede neler yapılmaz, burada özel işlemeli, gümüş saplı silahlar yapılıyor. Kürtün: özel yapım, el yapımı silahlarıyla ünlüdür.
Gümüşhane KürtünGümüşhane Kürtün
Yörenin en önemli olan akarsuyu Harşit Çayı: bölgede, 3 baraj yapımına neden olmuştur.
NE SATIN ALINIR
Kürtün yöresine yolunuz düşerse, almanızı önerebileceğim başlıca ürün bir el sanatı. Her ne kadar, sonradan bu yöreye gelmiş olsa da, ipek halı dokumacılığı burada pek yaygın. İki kişi tarafından dokunan ipek halılar, yaklaşık iki aylık bir zahmetin ürünü. Özellikle, ilçe merkezindeki birçok evde ipek halı dokumacılığı yapılıyor. Muhteşem güzel bu halılar, mutlaka ilginizi çekecektir.
Gümüşhane KürtünGümüşhane Kürtün
GEZİLECEK YERLER
ÖRÜMCEK ORMANLARI
İlçe merkezinden, Yeşilköy istikametinde , yaklaşık 12 km.lik stabilize bir yol ile gidiliyor.
Burası, bir tabiat varlıkları koruma alanı olarak ayrılmış-belirlenmiş bir yer. Burada: Ladin ve Göknar ağaçları var. Ama, bu ağaçlar, Avrupa ve Kafkaslardaki en uzun boylu ve çaplı ağaçlar olarak öne çıkıyor.
Köknarların boyu: yaklaşık 62 metre ve Ladinlerin boyu ise, yaklaşık: 58 metre ve civarındadır. Ayrıca, yaşları da çok ileri ki, yaklaşık 400-450 yıllık ağaçlar. Yani, buraya gittiğinizde göreceğiniz bu doğal güzellikleri, anıt ağaçları başka yerde görme şansınız yok.
Gümüşhane Kürtün Baraj gölü
KÜRTÜN BARAJ GÖLÜ
Doğu Karadeniz bölgesinde, Doğankent projesi kapsamında yapılması düşünülen 18 barajdan biridir. 2003 yılında hizmete açılmıştır. Ön yüzü beton kaplı baraj olarak, ülkemizde ilktir. Gövde yüksekliği: 133 metredir. Bunun yanında, baraj gölünde, DSİ tarafından balıklandırma çalışmaları yapılmıştır. Göl gerek piknik ve gerekse olta balıkçılığına düşkün ziyaretçiler tarafından tercih ediliyor.
Gümüşhane Kürtün Güvende Yaylası
GÜVENDE YAYLASI
Kürtün ilçesinin en önemli yaylasıdır. İlçe merkezine, 23 km. uzaklıktadır. Yolu stabilizedir. Ancak, yaz döneminde, ilçe merkezinden buraya toplu taşıma yani dolmuş bulmak mümkün. Hatta, Güvende yaylasına giderken, Örümcek ormanlarından geçiliyor, anıt ağaçları da görebilirsiniz.
Hacı Bektaş-ı Veli’nin öğrencisi, Türkmen manevi lideri; Alevi-Bektaşi manevi önderi Güvenç Abdalın ismine atfen, bu yaylanın ismi verilmiştir. Bu konu hakkında bir söylenti var. Kısaca anlatmak istiyorum, çünkü söylenti, günümüze kadar uzanan bir etkinliğin temelini oluşturuyor. Güvenç Abdal: Güvende yaylasına doğru yola çıkınca, takipçileri gitmesini istemezler.
Bunun üzerine, Güvenç Abdal, onlara döner ve “Ben nereye gidersem gideyim, peşimden gelecek misiniz” der. Takipçileri, “Evet, geleceğiz” derler. Bunun üzerine, geri döner ve tam bu sırada sis bastırır ve sis kaybolduğunda, Güvenç Abdalın aralarında bulunmadığını görürler. Bir süre, döner umudu ile beklerler, ama gelen-giden olmaz. Bunun üzerine, takipçileri, burada bir türbesini yaptırırlar.
Türbe: her yıl, belirli zamanlarda, inananları tarafından ziyaret edilir, kurbanlar kesilir. Ancak, 1955 yılında, bu ziyaretler yasaklanır. Daha sonraki ziyaretler yani anma törenleri, yayla şenliği şekline dönüşür. Her yıl, Temmuz ayı sonlarında burada yapılan şenliklere “Güvende Yayla Şenlikleri” ismi veriliyor ve gerek yöreden ve gerekse başka mahallerden birçok ziyaretçi, yöreye geliyor.
Ayrıca: burada bulunan tarihi mezarlık incelendiğinde, yörenin yaklaşık 400-500 yıllık bir geçmişinin olduğu ortaya çıkıyor. Yaylanın denizden yüksekliği: 2250 metredir. Yazın, yaylada, Cuma günleri Pazar kuruluyor. Pazarın kurulduğu yerde, bazı tesisler var. Bunlar: yaklaşık 30 civarında iş yeridir. Bu iş yerleri arasında: otel, lokanta, dükkan ve kahvehane gibi yerler var. Pazar yerinin çevresi ise, yerleşim yerleri olarak kullanılan obalar la çevrilidir. Evet, bu yaylada rahatlıkla piknik yapmak mümkün.
KAZIKBELİ YAYLASI
İlçe merkezine bağlı, Söğüteli köyü sınırları içindedir. İlçe merkezine, 100 km. uzaklıktadır. Ancak, bu yolun, yaylaya yaklaşıldığındaki son 50 metresi stabilizedir.
Yaylada bulunan tesisler: bakkal, manav, kır kahvesi, lokanta, otel, pansiyon. Ayrıca; elektrik ve su bulmak mümkündür. Yayla sahası içinde: doğal çim alanları mevcut olup, kamp ve karavan turizmi için elverişli imkanlar bulunmaktadır.
Ayrıca, bu çim alanlarda, yazın çim kayağı ve kışın kayak pisti oluşturulabilmektedir. Yayla şenlikleri, Kürtün ilçesinin diğer tüm yaylalarında olduğu gibi burada da yapılıyor. Yaz ayları boyunca, Temmuz ayının ilk çarşambasından başlanarak yapılan şenlikler, yaz süresince sürüyor.
KADIRGA YAYLASI
İlçe merkezine bağlı, Süme köyündedir. İlçe merkezine uzaklığı ise, 90 km. dir. Ancak, bu yolun son kısımları yani yaklaşık yarısı, stabilizedir. Kadırga yaylasında: otel, lokanta, kır kahvesi, bakkal, manav, elektrik ve telefon var.
Yani, konaklama yapabilirsiniz. Güvende yaylasında olduğu gibi, Kadırga yaylasında da, yazın yayla şenlikleri düzenleniyor. Her yıl, Temmuz ayının üçüncü Cuma günü başlayan şenlikler, her Cuma günü tekrarlanıyor.
Tarihi kalıntıları ile, turizmin ön plana çıktığı, dünya üzerinde 25 sıcak bölgeden biri özelliğine sahip bir ilçedir.
ULAŞIM
Yusufeli, il merkezi olan Artvin iline, 85 km. uzaklıktadır. Ulaşım: Erzurum-Artvin karayolundan yapılmaktadır.
İl merkezi tersinde, güney batıdaki İspir kazasına uzaklığı ise, 93 km. dir.
Artvin Yusufeli
TARİH
İlçenin tarihi geçmişinde, mimari yapılaşması, orta çağ döneminde, bölgede egemenlik kuran: Bağratlılar zamanına kadar ulaşmaktadır. Bağratlılar, Hıristiyan olduklarından, manastır yapılarına önem vermişler ve bu yapılar, günümüze kadar ulaşmıştır.
16.yüzyıldan sonra, bölgede Osmanlılar görülüyor. Bu kez, Türk-İslam eserleri yapılmaya başlanır. En önemli yapılar ise, camilerdir. Az da olsa, sivil mimari örneği, ev yapılarına rastlanır.
İlçenin ilk kuruluş yeri: Kiskim bölgesidir. Burası: bugün Alanbaşı köyü olarak geçer. İlçe merkezi, daha sonraki dönemlerde: Öğdem bölgesine nakledilir.
1894 yılında ise, bugünkü Kılıçkaya Beldesine gelir ve Ersis olarak isimlendirilir. 1926 yılında, yine Öğdem bölgesine nakledilir. 1950 yılında ise, bugünkü yerine nakledilerek, Yusufeli ilçe merkezi haline getirilir.
İlçe, bugünkü ismini: 1912 yılında, “Kiskem” ve “Keskin” isimleri karıştırıldığından, Veliaht Yusuf İzzettin Efendi’nin ismine izafeten almıştır.
Artvin Yusufeli
GENEL
İlçe merkezi: Çoruh Nehri ve Barhal Çayının birleştiği bir vadide kurulmuştur. Denizden yüksekliği: 560 metredir. Ancak: dağ yamaçlarındaki yerleşim yerleri ve tarımsal alanlardaki rakım, yer yer 2000 metreyi bulur. Yani, sonuçta coğrafi özellikler açısından: çok engebeli, dağlık bir alana sahiptir. Düzlükler yok denecek kadar azdır.
İlçe genelinde: Karadeniz iklimi ve karasal iklim arasında, bir geçiş iklimi hakimdir. Bunu sonucunda: yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
Akdeniz iklimini andırır. Böylece, Akdeniz ikliminin tipik bitki türleri olan: zeytin, incir, üzüm gibi meyveler bolca yetişir.
Vadinin yüksek kesimlerinde ise, karasal iklim hüküm sürer. Yıllık ortalama kar yağışlı gün sayısı: 5’dir. Çoruh Nehri vadisinde doğa yeşerirken, vadi yamaçlarının yüksek kesimleri karla kaplıdır.
Bunun sonucunda, ilkbaharda yetişen kiraz, erik gibi meyvelerle, yaz ortalarında yetişen şeftali, incir, üzüm gibi meyveler, yan yana bir arada görülebilir. Bu durum, ilçenin doğa yapısının çeşitliliğini göstermesi bakımından ilginçtir.
Artvin Yusufeli Altıparmak Dağları
ALTIPARMAK DAĞLARI
Bu dağlarda, ilginç bir doğa olayı meydana gelir. Şöyle ki: Sahil tarafından gelen bulutlar; Altıparmak Dağlarının üçüncü tepesine çarpar ve bu çarpma, gözle görülebilir. Burada: çarpma sonucu, bulutlar yağmura dönüşür.
Ama hemen sonra, havanın soğuk olması nedeniyle, yağmur taneleri buz tanelerine dönüşür ve zirveye dökülür.
Altıparmak Dağlarının, bu sözünü ettiğim üçüncü doruğunun yüksekliği ve yer şekilleri: diğer doruklarla aynıdır. Ancak: bu söylediğim olay, yalnızca bu dorukta oluşmaktadır ve bu nedenle ilginç bir durum ortaya çıkıyor.
Bu yakınlarda bulunursanız veya Yusufeli’ne giderseniz, mutlaka bu doğa olayını izleyin.
Artvin Yusufeli Çoruh Nehri
ÇORUH NEHRİ
Yusufeli’nin tam ortasından geçiyor. Burada, son yıllarda, rafting sporu en büyük turizm potansiyelini oluşturur hale gelmiş. Çünkü: Çoruh nehri: dünyadaki Zambezi Nehrinden sonra, rafting sporu için en ideal ikinci nehir seçilmiş.
Hatta: 4.Dünya Akarsu Kros Şampiyonası, Çoruh Nehrinden düzenlenmiş. Aynı zamanda, her yıl, Türkiye Şampiyonası da burada yapılıyor.
Çoruh nehrinde, raftinge elverişli alan: İspir-Yusufeli sınırındaki Çamlıkaya köyünden başlayıp, Artvin’e kadar uzanan 127 km. lik parkur. Bu parkurun büyük bölümü: Yusufeli ilçesi sınırları içinden geçiyor.
BOĞA GÜREŞLERİ
Yusufeli ilçesinde, çeşitli dernekler tarafından, yılın belli zamanlarında, çeşitli yerlerde boğa güreşleri düzenleniyor. Örneğin: her yıl, 10 Nisan tarihinde, Dutluk Mevkiinde, 23-24 Nisan tarihlerinde, Derekapı Mevkiinde, 30 Nisan-1 Mayıs tarihlerinde, Havbağlığı mevkiinde.
NE YENİR
Yusufeli bölgesinde, buraya has tadabileceğiniz yemek cinslerinin başlıcaları şunlardır: Kaysefe, Peynir Kuymağı, Kavut Aşı, Hasuta, Hinkal, Mırkıl, Perverde.
Özellikle: Kaysefe, kurutulmuş kayısı ve ceviz içinden yapılan harika bir lezzettir.
Artvin Yusufeli
GEZİLECEK YERLER
OŞNAK KALESİ
Yusufeli-Erzurum yolunda, Tortum gölünü 1 km. geçince, Oşkvank levhasından sonra 7 km. daha gidilmesi gerekiyor.
Asıl adı: Oşki. Bir Gürcü kilisesidir. 973 yılında yapıldığı sanılıyor. Büyüleyici bir manzarası var. Ancak, günümüzde harap bir durumdadır.
Artvin Yusufeli Tekke Köy Kilisesi-Dört Kilise
TEKKE KÖY KİLİSESİ – DÖRT KİLİSE
Yusufeli-İspir karayolunun 7.km. den Tekkale köyü içinden geçen, işaretli yol ayrımından ulaşabilirsiniz. Köyün mezrasında, vadinin içinde bulunmaktadır. İlçe merkezine uzaklığı: 14 km. dir.
Buranın tamamen bir manastır kompleksi olduğu sanılıyor. Sade bir yapı. Batı Gürcistan hükümdarı, David Magostar tarafından yapılmış. Portresi de, doğu cephesindeki pencerenin içinde görülüyor.
16.yüzyıldan sonra işlevini yitirmiş ve terk edilmiş. Çevrede bulunan en büyük eğitim amaçlı kurumlardan biri olduğu sanılıyor.
Artvin Yusufeli işhan Kilisesi-Kanlı Kilise
İŞHAN KİLİSESİ (KANLI KİLİSE)
Yusufeli ilçesinin, 34 km. doğusunda, Dağyolu (İşhan) köyündedir. Olur-Oltu yol güzergahından gidilmektedir. Köyün içinde bulunan: manastır, kilise ve şapelden oluşmaktadır.
1008 yılında: Bağratlı Gürcüler tarafından yapılmıştır. Aynı zamanda, piskoposluk makamı olarak da kullanılmıştır. 1549 yılında, yöre, Osmanlılar tarafından ele geçirilince, camiye çevrilmiştir. 1983 yılına kadar ibadete açık tutulmuştur. Günümüzde ise, her iki yapı da terk edilmiştir.
Pencere kıyısındaki süslemeler arasında: ejderha ile aslanın boğuşmasını tasvir eden kabartma ilginizi çekecektir. Kilise: konik bir yapıda olup, orijinal halini korumaktadır. Turistik tercih edilirliği yüksek bir tarihi yapı.
İşhan kilisesinin, yıllarca toprak altında kaldığı ve Selçuklu döneminde bulunarak, onarıldığı bilinmektedir. Kilise ile ilgili anlatılan rivayetlere göre: Selçuklu hükümdarı Alaattin Keykubatın elçisi Veliddin Ağa: bölgedeki Livana ve Tavusker kalelerinden vergi alması için elçi olarak gönderilir.
Veliddin Ağa: İşhan köyündeki tarihi kiliseyi görür ve burasının eğer bir üniversiteye dönüştürülürse, halkın kendilerine bağlanacağını, hükümdarına bildirir.
Alaattin Keykubat; bir sonraki yıl, Keyhüsrev Ağanın başkanlığındaki bir gurubu: kiliseyi onarması için gönderir. Kilisenin onarımı, 8 yıl sürer. Ancak, bu sekiz yıllık süre içinde, büyük bir isyan çıkar ve Keyhüsrev Ağa, görevden alınır. Kilisenin onarılması işlemini, bu kez, bölgedeki kale beylerinden birinin kızı olan “Eleni” üstlenir.
Güzelliği dillere destan olan Eleni, kendisi ile evlenmek isteyenlerin, kendi aralarında bir yarış yapmalarını ister.
Yarışmacılar
Kiliseden 2 km. uzaklıktaki mezarlıktan, bir ok atacaklar, atılan bu oku, kilisenin üzerinden aşırtan kişi ile, Eleni evleneceğini söyler. Aşıramayanların ise, okun düştüğü yerde öldürülüp, oraya gömüleceğini söyler.
Güzel Eleni ile evlenmek hayalindeki birçok delikanlı bu yarışa katılır, ancak birçoğu oklarını kilisenin üzerinden aşırtmayı başaramazlar ve oklarının düştüğü yerde öldürülürler.
Gençler arasında, yalnızca bir tanesinin attığı ok, tam kilisenin üzerine düşer ve o da öldürülerek, kiliseye gömülür.
Günümüzde: kilisenin önündeki ardıç ağacının, oku kilisenin üzerine düşen bu gencin gömüldüğü yerde biten ağaç olduğu söylenir. Oku kilisenin üzerinden aşırtmayı başarabilen tek kişi ise, bir Türk genci olan Şerif Bey olmuştur.
Ancak
O da, oku attıktan sonra, heyecandan, atını hızla koştururken bir ağaca çarparak ölür. Şerif Bey in gömüldüğü yere, Ramazan ayının 27.günü gecesi, ışık düştüğü söylentileri yaygındır. Bu olaydan sonra, Eleni, kilisenin onarımında görev yapan, Yahudi bir ustaya aşık olur.
Ancak Yahudi usta da, kilisenin onarımı sırasında üzerine düşen bir taşın altında kalarak ölür. İşte, tüm bu olaylar, tarihi İşhan kilisesinin “kanlı kilise” olarak anılmasına sebep olur.
Artvin Yusufeli Barhal Kilisesi
BARHAL KİLİSESİ
Kilise: İlçe merkezine 12 km. uzaklıkta, Altıparmak köy merkezinden, sol tarafa giden yolun, yaklaşık 2 km. yukarısındadır. Manastır, Vaftizci Yahya adına, 10.yüzyılda, II. Bağrat döneminde yapılmış. 16.yüzyıldan sonra ise camiye çevrilmiş ve günümüzde de cami olarak kullanımına devam ediliyor.
Kilise: üç nefli, bazilika planlıdır. Dıştan: 29 x 19 metre ölçülerine sahiptir. Aynı zamanda oldukça sağlamdır ve anıtsallığı dikkati çeker.
Biraz daha ayrıntılı bilgi vermek gerekirse, Barhal kelimesinin anlamını bilmek gerekir. MÖ.149-127 yılları arasında: Artvin ve çevresi, Arsaklı Devleti yönetimi altındadır. Bu dönemde, Barhal Çayı vadisine, Bulgar Türkleri yerleştirilir.
Kars bölgesinden gelip, buraları kendilerine yurt edinen Bulgar Türklerinin bir kısmı, Çoruh Nehrini geçerek, Yusufeli ilçesinde, bugünkü Sarıgöl hudutları bölgesine yerleşirler.
Buradan geçen çaya da, adlarını verirler yani Balkar/Bulgar/Barhal ismi.