Yunanistan Drama

Yunanistan Drama

Yunanistan ülkesinin, Doğu Makedonya bölgesindeki en büyük şehridir. Şehir: yüksek ağaçları, durmadan akan suları, sakin yaşam temposu, parkları, misafirperver halkıyla öne çıkmaktadır.

Şehir nüfusu: yaklaşık 55 bin kişidir. 1923 yılındaki mübadeleden sonra, buradan ayrılan göçmenler ise, ülkemizde özellikle Yalova-Armutlu yöresine yerleşmişlerdir.

Drama şehri: her yıl düzenlenen ticaret fuarıyla da biliniyor. Bu fuar: her yıl, Haziran ayı sonunda: “Elefteriya” da düzenleniyor. Eylül ayı ortalarında ise,  Drama Belediyesi tarafından: Kısa Film Festivali düzenleniyor.

Şehrin diğer bir öne çıkan özelliği de: eğlence ve gece hayatının etkin oluşudur. Dramalılar: geceleri, dans ve müzik eşliğinde eğlenmeyi çok severler. Geceleri: restoran ve tavernalarda ve barlarda, son derece canlı ritimler eşliğinde müzik yayınları yapılır. Yani: siz de, şehri ziyaret ettiğinizde, bu eğlence mekanlarında, sabahın ilk ışıklarına kadar eğlenebilirsiniz.

Burası: bir Osmanlı şehridir. Nazım Hikmet’in şiirlerine konu olan; ancak uzun yıllarca nerede olduğu bilinemeyen  “Drama Köprüsü” ile öne çıkıyor.

Yunanistan Drama Tarihi Süreç

TARİHİ SÜREÇ

Buradaki ilk yerleşim, Makedonlar tarafından kurulmuş ve daha sonra Roma hakimiyeti başlamıştır. Takip eden süreçte ise, Bizans ve Bulgar ve daha sonra Sırp hakimiyeti görülür.

1371 yılına gelindiğinde ise: bu kez Osmanlılar görülür. Osmanlılar: 551 yıl boyunca, burada hüküm sürmüşlerdir. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın yeğeni Mahmut Paşa, Dramalı olarak bilinen ve bölgenin en ünlü ismidir.

Dramalı Mahmut Paşa: Padişah III. Selim zamanında, sarayda yetişmiş ve daha sonra vezir olmuş ve özellikle Yunanlıların kurtuluş savaşında, bölgedeki Osmanlı ordularına komutanlık yapmıştır. Şehirde: Mahmut Paşa adına yaptırılmış bir medrese bulunmaktadır.

GEZİ PLANI

Drama şehrindeki geziye: milli parkın yanındaki Arkeoloji Müzesinden başlıyoruz. Milli park: özellikle yemyeşil alanları ve su pınarlarıyla, tam bir doğal cennet gibidir.

Yunanistan Drama Arkeoloji Müzesi

ARKEOLOJİ MÜZESİ

Arkeoloji Müzesinde: antik çağlardan günümüze kadar olan süreçte, egemenlik kuran uygarlıkların günümüze ulaşan eserleri sergileniyor. Özellikle: Angitis Mağarası içinde bulunan ve o dönemin avcılarının izlerini taşıyan kalıntılar ilgi çekiyor.

Eserler, müzede 3 bölümde sergileniyor. Özellikle: Cilalı Taş döneminden kalan ve o zamanki insanların günlük yaşamlarından kesitler sunan kalıntılar, ziyaretçiler tarafından ilgi görüyor.

İkinci bölümde: Hıristiyanlığın ilk yıllarına ait, heykeller, seramikler ve paralar sergileniyor. Üçüncü bölümde: burada tamamen heykeller görülüyor.

Bu heykeller: antik dönemlerden, Osmanlı dönemine kadar yapılan heykeller, çok tanrılı döneme ait tanrı heykelleri (  burada özellikle Dionysos heykelleri ilgi çekiyor), Yunan-Roma imparatorluğu d önemlerine ait tanrı heykelleri görülebiliyor.

Daha sonra: Azize Barbara parkı geziliyor.

Yunanistan Drama Santa Barbara Parkı
Yunanistan Drama Santa Barbara Parkı

SANTA BARBARA PARKI

Burası: 60 dönümlük alan içinde, özellikle şehir dışından gelen ziyaretçiler için ilgi çeken bir yerdir. Çünkü: şehrin en büyük su kaynakları burada bulunuyor. Parkın her köşesinden, sular fışkırıyor, bazı yerlerde sakin sakin akan sular, bazı yerlerde ise delicesine akıyor ve ayrıca, asırlık ve uzun boylu ağaçlar görülmeye değerdir.

Parkta ayrıca görebilecekleriniz: gölün dibinde, eski dönemlerden kalma kilise kalıntıları, çok katlı tütün depoları ve bunların göl suyuna yansıyan muhteşem görüntüleri, su değirmenleri. Bu su değirmenleri içinde, özellikle: şehrin Müslüman halkından günümüze kalan ve “Zonke Değirmeni” olarak isimlendirilen değirmeni
görmenizi öneririm.

Parkın kuzeyinde ise: Herman Spirer isimli bir Yahudi’ye ait çok katlı tütün deposu görülüyor. 1925 yılında yapılan bina: salonlarındaki yüzlerce işçinin çalışarak ürettikleri kaliteli tütün ile hatırlanıyor ve unutmayın ki, bu dönemlerde, şehir altın çağını yaşamıştır.

1943 yılına gelindiğinde, şehirdeki diğer yerler de olduğu gibi, burası da Yahudiler tarafından kapatılmıştır. Çünkü: şehirdeki Yahudiler, Naziler tarafından, Polonya’daki toplama kamplarına götürülüyorlar.

Yunanistan Drama

Parkın tam merkezinde, bu kişilerin anısına dikilmiş bir anıt görülüyor. “Yahudi Soykırım Anıtı” Bu anıtın çevresinde, eski dönemlere ait evler, koruma altına alınmıştır. Özellikle: 1876 yılı yapımı, tütün tüccarı Anastasiadis’e ait tüm dış cephesi mermerlerle kaplı konak, görülmeye değerdir.

Günümüzde, şehrin ziyaretçileri yanında, Dramalılar da, gerek dinlenmek, gerek eğlenmek için, buradaki kafeterya ve restoranları tercih ediyorlar.

AYA VARVARA KİLİSESİ

Ortodoks inanışına göre, her şehrin kendine ait ve o şehri koruduğuna inanılan gelenek gereğince: Azize Barbara, Drama şehrinin koruyucusudur. Yerel dilde: Aya Varvara olarak tanınır. Her yıl: 3 Aralık tarihinde; burada, törenler düzenlenir. Aya Varvara kilisesinin hemen karşısındaki göl sularına: çocuklar tarafından hazırlanan gemi bırakılır.

Gezimize: şehrin, Aya Varvara kilisesi bölgesinde devam ediyoruz. Kilisenin arkasında, eski evler ve tütün depolarının arasındaki, basamaklı yollardan çıkarak, Perdika Sokağına varıyoruz. Perdika sokağından sonra, Venizelos sokağına ulaşıyoruz. Venizelos sokağından, aşağıya doğru inerken, bir dini müze görüyoruz.

Yunanistan Drama Aziz Mitropol Müzesi

AZİZ MİTROPOL MÜZESİ – DİNİ MÜZE

Müze: Mitropol Dionisios zamanında kurulmuştur. Daha sonraki dönemlerde ise yenilenerek günümüze kadar ulaşmıştır. Burada: değerli Ortodoks hazineleri sergileniyor. Özellikle: 13’ncü yüzyıldan kalma: Meryem Ana ve İsa ikonaları görülebilir.

Bunun dışında: 17 ve 19’ncu yüzyıllara ait ikonalar, müzenin en değerli eserleridir. Hatta: bu ikonaların, çerçeveleri bile, tam bir görsel güzellik sunuyorlar. Müzede sergilenen eserlerin diğer bir özelliği de: mübadele sırasında, 1922 yıllarında, Anadolu’nun birçok yöresindeki (özellikle Karadeniz ve Ege bölgesindeki) kiliselerden getirilen eserlerdir.

Müzeyi de arzu ederseniz ziyaret edin (ancak ziyaret etmek için, önceden randevu almak gerekiyor) ve sonra: Drama Metropolünün yanındaki, küçük meydana varıyoruz. Burada yine bir kilise ve hemen yanında Metropol konağı görülüyor.

Konak; 1834 yılında, Metropol Yermanos tarafından yaptırılmıştır. Bu binanın içinde: güzel ahşap işçiliklerini görmek mümkündür. Yapının hemen karşısında ise, şehrin sineması bulunuyor. Sinema binası: 1913 yılında inşa edilmiş ve daha sonra yenilenmiştir. Sinemanın yakınlarında, 10’ncu yüzyıldan kalma bir
Bizans kilisesi görülüyor.

AYA SOFİA KİLİSESİ

Kilise: 10’ncu yüzyılda, Bizans döneminde yapılmıştır. Aya Sofia isimli kilise, Osmanlı yönetimi zamanında camiye çevrilmiş ve “Bey Camisi” adını almıştır. Günümüzde, kilisenin çan kulesinin bulunduğu yerde ise, minare bulunuyormuş. Kilise yapısının en büyük özelliği: oldukça yüksek ve sekiz köşeli bir kubbesinin bulunmasıdır. Kilisenin bulunduğu bu bölgede, Bizans döneminden kalma surlar da görülebiliyor.

Yunanistan Drama Bizans Dönemi Surları

BİZANS  DÖNEMİ SURLARI

Surların ilk yapılışları: 10’ncu yüzyıldır. Daha sonraki dönemlerde, zaman zaman sağlamlaştırma çalışmaları yapılmıştır.

Son yenileme tarihi: 1206 yılıdır. Surlar: şehirde, modern ve eski zamanlardan kalma yapılar arasında kalıyor. Surların: 6 kulesi var. Uzunlukları: yaklaşık 800 metredir. 40 dönümlük bir alanı kapsamaktadır.

Surları da gezdikten sonra, Venizelos sokağına geri dönüyoruz. Burada: geleneksel “Elefteriya” kafesi var. Kafenin tam karşısında ise: yine Bizans döneminden kalma “Taksiarhon” kilisesi görülüyor.

Yunanistan Drama Taksiarhen kilisesi

TAKSİARHEN  KİLİSESİ

Bizans dönemi kilisesidir. Kilise, dikdörtgen biçimli yapılmıştır. Doğu kapısı: Bizans  surlarına dayanmaktadır. Yapıldığı dönemde: şehrin koruyucuları olarak kabul  edilen “Mihail ve Cebrail” için yapıldığı düşünülmektedir. Kilise yapısında  görmenizi önereceğim ilginç bir yazı var.

Latince bu yazıt: kilisenin Venizelos  sokağına bakan tarafında, baş aşağı olarak durmaktadır. Kilisenin içindeki  ikonlarda ise; İsa’nın çektikleri ve baş meleklerin, papaz olarak betimlemeleri  görülüyor. Kilise, günümüzde de ibadete açıktır.

Kiliseden çıktıktan sonraki hedefimiz: Elafteriya yani  Özgürlük meydanıdır. Buraya giderken, şehrin ticaret merkezi olan bölgesinden  geçiyoruz. Bu bölgede: dar sokaklarda ve merkez caddelerde, birçok küçük dükkan  bulunuyor.

Burada: Aziz Nikola kilisesini yanımızda bırakarak, kuzeye doğru yürümeye devam ediyoruz. Meydanda: Makedonya savaşlarının kahramanı Armen Kupçiu’nun heykelini görüyoruz.

Yürümeye devam ettiğimizde, şehrin yeni ticaret merkezinin  bulunduğu alana ulaşıyoruz. Armen ve Agamennonas caddelerinin kesiştiği yerde  “Kurşunlu Cami” si görülüyor. Bu caminin bir duvarında; Osmanlı zamanında, Drama şehrini betimleyen bir duvar süslemesi görülüyor.

Merkeze giden yollardan geçerek, Labrianidi sokağına varıyoruz. Burada: meydanda, yine bir Osmanlı dönemi yapısı karşımıza çıkıyor. Bu yapı: Ak Mehmet Ağa Camisidir. 17’nci yüzyılda yapılmıştır.

Evet, Drama şehrinin gezmenizi önereceğim diğer bir bölgesi de: şehrin kuzeyindeki Korilovos tepesidir.

KORİLOVOS TEPESİ

Bu tepeye: çam ormanlarından geçilerek çıkılıyor. Yaklaşık 4 km. lik yolu, ister yürüyerek, isterseniz araç ile çıkabilirsiniz. Buradan: Drama şehrinin panoramik manzarası, tüm güzellikleriyle gözler önüne seriliyor.

İKOSİFİNİSA  MANASTIRI

Adının kelime anlamı: 20 Palmiye’dir. Şehrin en önemli manastırıdır. 5’nci yüzyılda: Aziz Yermanos tarafından, Pangeo’nun yamacında kurulmuştur. Yani: 753 metre yüksekliktedir.

Söylentilere göre: “Meryem Ana, Aziz Yermanos’a el yapımı olmayan bir ikonasını hediye eder. Meryem Ana’nın belirmesi: bir ışık huzmesi ve palmiyeler arasında olduğundan, bu manastır Meryem Ana’ya adanmıştır.

Özellikle, halen burada olan: Meryem Ana’nın el yapımı olmayan, mucize ikonayı görmek üzere, her yıl, burası Hıristiyanlar tarafından yoğun olarak ziyaret edilir. Yapının dış süslemeleri: 1858-1865 yılları arasında, Moldovalı sanatçı Metteo tarafından yapılmıştır.

Yunanistan Drama Drama Köprüsü

DRAMA KÖPRÜSÜ

“Drama köprüsü bre Hasan, dardır
geçilmez,

Soğuktur suları Hasan, bir tas
içilmez,

Drama köprüsü Hasan dardır daracık”

Evet, Drama köprüsü hakkındaki bu anonim türkünün giriş kısmından, birkaç mısra verdikten sonra, Drama köprüsünden söz etmek istiyorum. Ama: aslına bakarsanız, uzun süre, Drama şehrine gidenler: Dramalıların gerek köprüden ve gerekse Hasan’dan haberi olmadıklarını görmüşler.

Daha sonra: Drama köprüsünün bulunmasına kafayı koyan birileri tarafından, Drama köprüsü diye bir yer bulunmuş ve 1920 yılında buranın fotoğrafı çekilmiş. Bunun üzerine: Drama Küçük Asyalı Mübadiller Derneği Başkanı ve aynı zamanda yerel tarihçi olan Nikos Latsistalis: köprü hakkında yaklaşık 3 yıl süren araştırmalara başlamış ve Nikiforos ile Karyafitos arasındaki bir yerde: bir su kemerinin arkasındaki görüntünün “Drama Köprüsü Fotoğrafı” ile benzerliğini görmüş.

Evet: Drama köprüsü denilen yer, aslında bir köprü değil. Yalnızca: 50-60 cm. genişliğinde, dar bir su kemeri. Kim tarafından ve hangi dönemde yapıldığı belli değil. Ancak: yaklaşık olarak 250-300 yıllık olduğu tahmin ediliyor.

Hatta: türküde de, köprünün bu özelliğinden söz ediliyor: “Su kemeri dardır ve dar olduğu için geçilmez” “Soğuktur suları, bir tas içilmez” mısraları da, buranın bir su kemeri olduğunun en büyük kanıtıdır. Ayrıca: su kemerinin birbirine bağladığı iki köy, o dönemlerde, iki Türk köyü olarak biliniyor.

Debreli Hasan ise: Selanik yöresinde, Debre köyündendir. Uzun askerlik döneminde, haksızlığa dayanamayarak kendisine hakaret eden komutanını öldürür ve dağlara kaçarak eşkıya olur.

Ancak: yaptıklarından pişman olur ve eşkiyalığı kendiliğine değil, çevresindeki fakir insanlara yönelik olarak yapar. Gayrimüslimleri soyar ve Müslüman fakirlere dağıtır. Bu özellikleri nedeniyle: halk kahramanı olarak önem kazanmıştır.

Günümüzde, köprünün bulunduğu burada, çevre düzenlemesi yapılmıştır. Buradaki kafeteryada, kısa bir kahve molası vermenizi öneririm.

Kırklareli Vize

Kırklareli Vize

Padişahlar yolu üzerinde, İstanbul-Viyana yolu üzerindeki bir yerleşim yeri. Tarih boyunca önemini hiç kaybetmemiştir. Çünkü, burayı geçen İstanbul’a varır. Bir de, Kıyıköy. İstanbul’un hemen dibinde, bir doğa cenneti.

Kırklareli Vize

ULAŞIM

Vize, il merkezi olan Kırklareli’ne: 56 km. uzaklıktadır. Vize-Pınarhisar arasındaki uzaklık: 23 km. Vize-Saray arasındaki uzaklık: 20 km. Vize-Çerkezköy arasındaki uzaklık: 40 km. Vize-İstanbul arasındaki uzaklık; 140 km. dir. Yani: 1.5 saatlik bir uzaklık.

Kırklareli Vize

TARİHİ

Yöre: MS.46 yılında Roma’ya bağlanarak bir eyalet olur. 338 yılına gelindiğinde ise, bölgede, Bizans hakimiyeti görülür. Bu dönemde, ilk kez “Vize” ismi kullanılmıştır. Daha sonra kullanılan isimler: Bizye, Bizya, Bida, Biza, Vissa, Vizilli. Bizye ismi: Trak krallarından Byzas ismine izafeten verilmiştir.

Yunan mitolojisinde ise, bu isim: Byzia olarak yani kaynak perisi olarak da geçer. Zaten, bu yörede kaynak suları çok bol ve İstanbul’a kadar yapılan su yolları, bunun en büyük kanıtıdır. Geç Roma döneminde, Vize-İstanbul arasındaki bu 242 km.lik yol boyunca, dünyanın en büyük su yolu yapılmıştır.

Özellikle, Roma döneminde, yani 46 yılında, yöre, bir Roma Eyalet Merkezi olarak önem kazanır. Daha sonra, yani Roma döneminin hemen ardından ise, Hıristiyanlığın başlamasıyla, bu kez piskoposluk merkezi olur. Bizans döneminde de yöre önemini kaybetmemiştir.

Çünkü, Vize’yi geçen, kendisini İstanbul’da buluyordu. Bu yüzden, yöreye ve İstanbul’a hakim olmak durumunda olanlar, Vize ve yöresine sürekli yatırımlar yapmışlardır.

1363 yılına gelindiğinde, Osmanlılar bölgeyi ele geçirirler.

Kırklareli Vize

GENEL

İlçe merkezi: Yıldız dağlarının güneye bakan ve alçalarak Ergene ovasına inen etekleri üzerinde kurulmuştur. Denizden yükseklik: 180 metredir. En yüksek nokta ise, 881 metre yüksekliğindeki, Kaynak Tepedir.

İlçenin Karadeniz kıyısındaki bölümleri ise: küçük koylar ve burunlar halindedir. Kıyı: yer yer düz ve falezli bir yapı gösterir. Şiddetli dalgalar, kıyıların altını sürekli oyarak, falezlerin oluşmasına sebep olmuştur. Kıyı boyunca başlıca plaj bölgeleri ise: Kıyıköy, Panayır İskelesi, Selves koylarıdır.

Vize yöresinde: karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kışlar soğuk geçer. Ancak, yaz aylarında sıcaklık ortalaması 20 derecenin altına düşmez. Kışın ise, sıcaklık bolca sıfır derecenin altına düşmektedir.

İlçe halkı geçimini: tarım ve ormancılık ile sağlamaktadırlar.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Vize yöresinde: merkezde elbette yemek yenebilecek güzel yerler var ama, doğal ortamda kahvaltı ve alabalık için: Pazarlı köyü yöresine, et yemeklerini tatmak için Sergen beldesine ve balık yemek için ise, istisnasız Kıyıköy beldesine gitmenizi öneririm.

GEZİLECEK YERLER

KÜÇÜK AYASOFYA KİLİSESİ

Daha önce, burada bir Dionysos mabedi olduğu ve bunun üzerine, 6’ncı yüzyılda, Bizans imparatoru Justinyen döneminde, bu kilisenin yaptırıldığı düşünülmektedir. Yapıldığı dönemde, içinin firekslerle bezeli olduğu düşünülüyor. Dini önem açısından ise: Hıristiyanlık dini içinde, azizelik mertebesinde olan Azize Maria’nın mezarının burada bulunduğu düşünülmektedir.

Yapı: Osmanlı döneminde, Gazi Süleyman paşa tarafından camiye dönüştürülmüştür. Bunu yadırgamamak lazım. Çünkü: Avrupa’daki birçok cami de, günümüzde kilise olarak kullanılıyor. Hatta: Atina şehrinde, Yunanistan’ın başkentinde: günümüze kadar ayakta kalabilen, sadece iki cami yapısı var ve bunlar bugün kullanıma açık değil.

Çünkü: resmi makamlar buna izin vermiyorlar.  Peki, ya İstanbul’da? İstanbul’da yaşayan veya gezmeye gelmiş bir Yunanlı nasıl ibadet yapabilir? Fener semtinde, koca bir Rum Patrikhanesi ve birçok kilise bulunduğu aşikar. Neyse, biz yine tarihe devam edelim. Söylediğim gibi, cami olarak uzunca bir süre kullanılan yapı, 1997 yılında temizlenmiş ve bakımı yapılmıştır.

Kırklareli Vize Kale

KALE

Akropol bölgesinde surlarla desteklenmiş, Roma dönemi yapısıdır. Surlar: tepenin eteklerine kadar uzanmaktadır. Yani: tepeyi tam olarak sarmaktadırlar. Roma döneminde yapılan bu surlar, daha sonra Bizanslılar tarafından onarılmıştır.

Kale: iç ve dış kale olmak üzere, iki bölümden oluşmaktadır. Ancak, surlara ait bu taşların büyük kısmı, özellikle 19’ncu yüzyılın başlarında talan edilerek, başka inşaatlarda kullanılmıştır. Akropol bölgesinin en üst kısmında, bir kemer açıklığı, bu surlara bir geçiş noktası bırakmaktadır.

Kırklareli Vize Panayır İskelesi

PANAYIR İSKELESİ

Panayır iskelesi: ilçe merkezine 47 km. uzaklıkta, Kışlacık köyü sınırlarındadır. İğneada ve Kıyıköy arasındadır.

Buradaki plajlar: yaklaşık 200 metre uzunluğunda ve 20 metre genişliğindedir. Deniz ise: ince kumlu ve yer yer kayalık yapıdadır. Plajın hemen arkasında ise, ormanlık alan var.

Buraya yazın giderseniz, denize girebilir, kamp yapabilirsiniz. Kışın giderseniz, Karadeniz’in o çılgın dalgalarının karaya hızla vuruşunu ve sert  poyrazın dondurucu soğuğunu hissedebilirsiniz.

SELVES KOYU

Öncelikle Selves koyuna ulaşabilmek için yapmanız gerekenlerden söz etmek istiyorum. İlk olarak: Kıyıköy plajından sonra, bir dere kıyısında ilerleyerek, yüksekliği 50 metre civarında olan bir tepeyi aşıyorsunuz ve Selves plajına ulaşıyorsunuz.

Veya, Kıyıköy yöresinden: Vize istikametine 200 metre gidiyorsunuz ve sağ yönde, bir yokuş inerseniz Selves koyuna varabiliyorsunuz. Kısacası: buraya aracınız ile ulaşmanız mümkün değil, toprak yolları yürüyerek gitmeniz gerekiyor. Yani, gitmeden önce, ulaşımın zor olduğunu peşinen kabullenmeniz gerekiyor.

Selves plajı: uzunluğu yaklaşık 2 km. civarındadır. Ormanla iç içe olması buranın tam bir cennet görünümünü yaratmış. Burada: orman içinde çadır kuranlar var. Ama, bu çadır kurma meraklıları için de şunu söylemem lazım, hiçbir alt yapı yok. Yani, her türlü ihtiyacınızı, Kıyıköye gidip karşılamak durumundasınız.

Zaten, her yerde olduğu gibi, bu olanaksızlıklar yüzünden, Selves koyu bakir kalmış. Ancak, ne kadar bakir kalırsa kalsın, deniz yine deniz. Karadeniz bazen burada genel özelliklerini gösteriyor ve  dalgalı denize yüzmek için giren insanlar, maalesef boğularak ölüyorlar.

Kırklareli Vize Roma Tiyatrosu

ROMA TİYATROSU

1995 yılında, ilçe merkezinde, Çömlektepe sokakta, bir kulübe yapımı sırasında bulunan üç koltuk taşının bulunduğu bölge; 1995-1997 yılları arasında kazıldığında; Trakya bölgesindeki tek Roma dönemine ait bir tiyatro ortaya çıkarılmıştır. Tiyatro: 3000 seyirci kapasitelidir. Sahne kısmı: takip eden Bizans döneminde büyük bir tahribata uğramıştır.

Tiyatro kazısında bulunan mermer ve bronz heykeller, günümüzde Kırklareli Müzesinde sergilenir.

Bölgede, ayrıca: özellikle Roma İmparatoru Hadrian dönemine ait, çok sayıda imparatorluk sikkesi bulunmuştur. Ancak, bunların büyük bölümü, kaçakçılar tarafından yurt dışına kaçırılmıştır. Bugün burada görebilecekleriniz: tiyatronun oturma kademeleri, bunların arasındaki yollar ve sahne binası ve orkestra bölümüdür.

Bu arada, son bir not: Roma döneminden sonraki Bizans döneminde, bu tiyatro, özellikle orkestra bölümü: domuz ağılı ve çöplük olarak kullanılmıştır. Çünkü: orkestra bölümündeki kazılarda, büyük oranda domuz dişi ve gübre kalıntıları bulunmuştur. Hatta, bu gübre tabakası içinde, bir heykel başı bulunmuştur.

Özenle yapılan bu heykel başının, dönemin ünlü bir yöneticine ait olduğu ve sırf aşağılanmak için, bu domuz gübrelerinin içine atıldığı düşünülmektedir. Ayrıca, bu tiyatroda, on kadar olduğu sanılan mermer firizlerden, bulunabilen dört tanesi, günümüzde Kırklareli Müzesinde sergilenmektedir.

Kırklareli Vize Kıyıköy

KIYIKÖY

İstanbul’dan: 164 km. uzaklıktadır. Vize ilçesinin bir beldesidir.

Eski ismi: “medea” yani “midye”. Bulunduğu yörede, hala “midye” olarak söyleyenler bolca bulunur. Antik dönemdeki ismi ise: “Salmydessos” dur.

Burada: Trak boyları yaşarmış. Aynı zamanda, tarihte kralların sayfiye yeri olarak da kullanılmıştır. Hatta, Osmanlı sultanları da, avlanma ve dinlenme mekanı olarak burayı kullanmışlardır.

Kıyıköy kasabasına girerken: sizi, büyük kısmı bakımsızlıktan yıkılmış olsa da, bir kısmı ayakta olan surlar karşılıyor. Surların: Cenevizlilerden kaldığı düşünülüyor. Bu görüntü: yörenin hem doğal güzelliklerini hem de tarihi mistik bir havasını oluşturuyor. Kasaba yerleşimi, bu surların içinde bulunuyor.

Yerleşim yerindeki evler ise: daha çok taş ve ahşaptan yapılmıştır. Ancak, mübadele sonucu Rumlar tarafından terk edilmiştir. Elbette, Yunanistan’daki topraklarından sürülen Selanikli Türkler, buraya yerleştirilmişlerdir.

Yani, kimsenin topraklarımızdan atıldık diye kederlenmesi gerekmez çünkü her ne kadar Rumlar buradan gönderildi ise, Yunan topraklarında yaşayan Müslüman Türkler de, onların topraklarından Anadolu’ya sürgün edildiler.

Kırklareli Vize Kıyıköy

Evet, uzun süre Rum yerleşimi olan bu yörede: bir manastır var. Justinyen döneminde, 527-565 yılları arasında yapılmış en iyi kaya manastır örneklerinden biridir.

Vize istikametinde, dere yanından 20 dakika yürüdüğünüzde bir manastırla karşılaşıyorsunuz. Bu manastır: kaya duvara oyulmuş, içinde odalar, mezarlar var. Burayı sık sık ziyaret eden Yunanlılar tarafından mum yakıldığından, duvarlar is içinde simsiyah olmuş.

Bu arada, bu manastır ile ilgili bir hikaye var. Şöyle: yasak olmasına rağmen, bu manastırda görevli bir rahibe evlenmiş. Bunu duyan başrahip, bu rahibeye gelinlik giydirmiş ve gelinlik üstündeyken boğazını kesip öldürmüş. Bu nedenle, kanlı gelin diye bu anlatılıyor. Hatta, yine söylenti, geceleri bu kanlı gelininin yani rahibenin sesleri duyulurmuş.

Ama, siz bu satırları okuyunca büyük bir merakla buraya gideceksiniz ve buradaki pislik ve rezilliği görünce bütün keyfiniz kaçacak. Bu tür yapıların üstüne, adını-sevgilisinin adını vs. gibi isimleri ne diye yazmak için büyük bir çaba sarf ederler anlamak mümkün değil, hatta öyle bir hale gelmiş ki, yazacak yer kalmamış, üst üste yazmaya başlamışlar. Yani, kötü bir görüntü.

Köyün her iki yanında, iki dere akıyor. Özellikle: Bulgaristan tarafındaki papuç dere, doğal güzellikleriyle öne çıkıyor. Suyu: soğuk ve temizdir. Bu dere üzerinde, sandal gezisi yapabilirsiniz. Tekne gezintisi yapabilirsiniz.

Bu gezintide: nilüfer çiçekleri, su kaplumbağaları, su yılanları görebiliyorsunuz. Dere kıyısında: çay içebilir, muhteşem lezzetli midye tavanın tadına bakabilirsiniz. Tabii bu arada güneşin batışını izlemek te muhteşem bir keyif. Hatta, teknelerle, biraz önce sözünü ettiğim, Aya Nikola kilisesine gidebilirsiniz.

Kırklareli Vize Kıyıköy

Evet, balığı bol bir yer, kendinize güzel bir balık ziyafeti çekebilirsiniz. Özellikle: kalkan balığı seviyorsanız, bu kadar lezzetlisini, başka bir yerde bulamazsınız. Hani, balık dedim de, sadece balık değil, burada kartal çay bahçesinde, mutlaka kahvaltı denemelisiniz.

Ama, uzun süre kalmaya pek uygun değil, yani büyük olasılıkla can sıkıntısı yaratabilir. Birkaç pansiyon var. Buralarda, kalabilir veya günübirlik gidip, geri dönebilirsiniz. Pansiyonlardan söz etmişken, kalmaya niyetliyseniz, isterseniz gitmeden önce rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Bu yüzden birkaç pansiyon telefonu vermek istiyorum: Midye pansiyon (288-3886472), Genç otel (288-3886568), Hülya Pansiyon (388-3886016), Gök pansiyon (388-3886114) Endorfina Otel (288-3886364), Tutkum Motel (288-388670)

Ama, lüks arıyorsanız ve her şeyin en iyisini düşlüyorsanız, bu mekanlar size pek uygun olmayabilir, yani lüks bulamazsınız. Bu arada, yörenin her iki yanındaki dereler nedeniyle, bolca sivrisinek var, yanınıza mutlaka tedbir amaçlı bir şeyler almalısınız.

Özellikle, bir cumartesi gecesi burada geçirmeye niyetlenirseniz, bilin ki, büyük bir kalabalık sizinle birlikte. Bu arada, konaklama ile ilgili son bir not: burada çadır kurmak ta mümkün, gerek kendi çadırınızı veya gerekse buradan kiralayacağınız çadırı da kullanabilirsiniz. Çadır yani kamping meraklıları için, burası gayet uygun, elbette yaz döneminde.

Kırklareli Vize Kıyıköy

Devamlı esen bir rüzgar var. Özellikle: kış döneminde, muhteşem soğuk oluyor. Ayrıca, kömür sobalarının dumanı nedeniyle, hava kirliliği oluyor. Deniz derseniz: elbette burası bir kıyı kasabası ve muhteşem bir plaj var.

Burada, çok fazla sayıda tatlı suyun denize dökülmesi nedeniyle, denizdeki tuzluluk oranı çok düşük. Yaklaşık:  % 0.16 civarındadır.

Sahil: ince kum. Ama, dalga ve rüzgar, bu güzel plajda denize girmeyi güçleştiriyor. Zaten, diğer yandan: plaja girdiğinizde karşılaştığınız tabelalar da, bir gerçeği hemen aklınıza sokuyor.

Son yıllarda, burada denize girip te çıkamaya birçok vatandaşın bulunduğu yazılı bu tabelalar, denizin ne kadar tehlikeli olduğunun en büyük kanıtı. Yine de, dalgalarda eğlenmeyi sevenler için ideal.

Yani: Kıyıköy: bence deniz den çok kafa dinlemeyi, sakin bir veya birkaç gün geçirmeyi düşünenler için uygun.

Kırklareli Vize Kastros

KASTROS

Kıyıköy’e 19 km. ve Kırklareli il merkezine ise, 80 km. uzaklıktadır. Yol: orman içinde döne dolaşa gidiyor. Burası: Milli Park statüsündedir.

Burada: 500 metre uzunluğunda ve 150-200 metre genişliğinde plajlar var. Bu güzel plajlarda: ince kum ve yer yer kayalık oluşumlar var.

Deniz ise, berrak ve temiz. Deniz suyu sıcaklığı, Ağustos ayında 25-26 derecelere kadar çıkmaktadır. Yani, Karadeniz kıyısında sıcak bir deniz suyu tercih edenler için ideal.

Plajın kara bölümü, ormanlık alanlarla kaplıdır. Plaj alanında: çadırlı kamping kurmak mümkün. Gerekli alt yapı (restoran, büfe, tuvalet, çay bahçesi, içme suyu gibi) hazırlanmıştır.

Zaten yerleşim alanları yok. Sadece, çadırlı kamp mümkündür. Restoranda ise, kendin pişir kendin ye usulü var. Buraya: sadece kendi aracınız ile ulaşabilirsiniz, toplu ulaşım yok.

 

Küba Ne satın alınır

Küba Ne satın alınır-Purolar

Havana şehrinde, puro satın almak isterseniz: Partagas Puro Fabrikasından satın alabilirsiniz.

Ama, burada fiyatlar yüksek, daha uygun fiyatlı puro satın almak isterseniz, fabrika çevresindeki dükkanları veya fabrika çevresinde, ayaklı puro satıcılarını tercih edebilirsiniz.

Ancak, bunları tercih ederseniz, bunların sahte olma olasılığının fazla olduğunu unutmamalısınız.

Ayrıca, ülke dışına çıkarken, sahte puro satışını önlemek için aldıkları bir tedbir gereği, belli sayıda puro çıkarma hakkınız var ve bunların satın alma belgelerini de istenildiğinde sunmanız gerekiyor. Bu yüzden, puro satın aldığınızda, bunların satış belgelerini mutlaka muhafaza edin, hatta, purolar ile birlikte muhafaza etmelisiniz.

Bunun dışında, Küba, çok fazla satın alınabilecek objesi olan bir ülke değildir. Çoğu ziyaretçi, bu ülkeye gelmeden önce, gerek kendisi ve gerekse yakınları için: puro, rom ve müzik ürünleri satın almayı kafasına koyarak gelmektedirler.

Ayrıca, bazı yerlerde ve dükkanlarda, muhteşem el ürünleri bulup satın alabilirsiniz. Küba’nın ana merkezlerinde bulunan pazar yerlerinde, genellikle “Che Guevara” baskıları bulunan: tişörtler, bereler ve benzeri ürünler bulup satın alabilirsiniz.

NELER SATIN ALINABİLİR

Küba Ne satın alınır

PURO

Adadan, satın alınabilecek en avantajlı ürün: purodur. Küba’da üretilen purolar “Havana Purosu” olarak isimlendirilirler. Puro fabrikalarında, ürün satışı yapılan ofisler, dükkanlar bulunmaktadır. Havana şehrindeki Partagas Fabrikasının ve Hotsal Conde de Villanueva’nın, puro satılan dükkanları bulunmaktadır.

Puro: gerçekten bu ülkenin prestij ürünü olarak önem kazanmaktadır. Özellikle, puro denildiğinde, Küba puroları öne çıkmaktadır.

Küba fabrikalarında, yılda yaklaşık 400 milyon civarında puro üretilmekte ve bunun yaklaşık 100 milyon kadarı, ülke dışına ihraç edilmektedir.

Puro fabrikalarında, puro saran kadın ve erkekler: farklı türden tütün yapraklarını, büyük yaprakların içine doldurup, şaşırtıcı bir beceriyle sararlar.

Çuvallarca tütün yaprağı, türlerine göre tomarlara ayrılır, büyük yapraklara sarılır ve kalite testinden geçtikten sonra, üzerine dünya çapındaki prestij markaları basılarak, satışa sunulur.

El yapımı purolar: 11 cm. den başlar ve 23 cm. e kadar değişir. Ancak, genellikle, uzun purolar daha kaliteli, koyu renkli purolar daha tatlıdır.

Ülkeden puro satın alırsanız, purolarınızın nemli bir ortamda bulunması için gerekli tedbirleri almalısınız, yoksa purolar kuru ortamda, kısa zamanda tadını kaybediyorlar.

Bu arada Küba’da sokakta dolaşırken bol miktarda size puro satmak isteyen satıcılarla karşılaşacaksınız. Bunlar: yakınlarının puro fabrikalarında çalıştığını ve çaldıkları puroları satmaya çalıştıklarını söylerler.

Bunlardan satın alacağınız purolar, oldukça kaliteli de olabilir, tamamen kalitesiz de çıkabilir. Puro konusunda, bilgi seviyeniz yoksa, bunlardan puro almamanızı öneririm. Çünkü, resmi puroların paketlerinde, en azından marka ve hologram bulunmaktadır.

Yazının başında da belirttiğim gibi, gümrüklerde, sahte purolara el koyuluyor. Bu yüzden, puro satın alırken, mutlaka resmi satış faturası istemeli ve bunları, purolar ile birlikte muhafaza etmelisiniz. Fatura bulunmadan, gümrükten geçirebileceğiniz puro sayısı ise, yalnızca 23 dür.

Küba Ne satın alınır Rom

ROM

Küba’dan gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için alabileceğiniz başlıca hediyeliklerden birisi de: romdur. Özellikle, turistlere yönelik dükkanlarda, 5-7 yıllık kaliteli rom satın alabilirsiniz. Ülkede satılan en iyi rom markası ise “Havana Club” dür.

MÜZİK ALETLERİ

Küba’da, popüler müzik guruplarının kayıtları olan, müzik eserleri satın alabilirsiniz. Bunun yanında: Marakas, klave ve bongo gibi müzik aletleri de satın alabilirsiniz.

Küba Ne satın alınır El Sanatları

EL SANATLARI

Küba’da: el yapımı küçük heykelcikler, sokak manzarası tabloları ve portrelerden oluşan resimler satın alabilirsiniz.

Ayrıca: Fidel Castro, Che ve arkadaşlarının resim ve posterlerini de bulup satın alabilirsiniz. Tirinidat şehrinde: el örgüsü dantel ve tığ işleri satın alınabilir.