Mardin Mazıdağı

Mardin Mazıdağı
 

 

Mardin Mazıdağı; Mazıdağı-Mardin arası uzaklık: 25 km. Mazıdağı-Diyarbakır arası uzaklık: 68 km. Mazıdağı-Şanlıurfa arası uzaklık: 179 km.

TARİH

Yörenin tarihi geçmişi Bizanslılara kadar gider. İlçenin eski ismi “Şamrah” dır. Kelime anlamı, Şam’a giden yol demektir.

Çünkü şehir, Diyarbakır’dan Şam’a giden kervan yolu üzerindeydi.

Yerleşim yeri ise, Çam yolu üzerindedir. İlçenin 3 km güneybatısında, sarp bir tepenin üzerinde kalıntıları bulunan Safran kalesi ve kalenin çevresindeki harabelerden anlaşıldığına göre, Bizans döneminde Diyarbakır şehrini Şam şehrine bağlayan yol üzerinde kurulu olan yörenin halkı Süryanilerdi.

Şamrah, 7’nci yüzyılda Arapların eline geçti ve Hıristiyan halkın büyük çoğunluğu Müslümanlığı seçti.

Süryani olarak kalanlar ise, 1392 yılında Timur istilasından sonra Mardin’e göç ettiler.

1514 yılında bölge Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katıldı.

İlçenin Mazıdağı ismini almasının sebebi: etrafının dağlarla çevrili olması ve bu dağların mazı ağaçlarıyla kaplı olmasıdır.

Mardin Mazıdağı
 

GENEL

İlçe merkezi, 1030-1090 metre yükseklikteki dağlar serisinin ortasında bulunan düzlükte kurulmuştur. İlçe merkezinin 17 km kuzeydoğusunda bulunan fosfat yatakları, 1976 yılında açıldığında yörede önemli bir istihdam sağlanmış, ancak 1993 yılında kapatılmış ve halen atıl durumdadır. 1937 yılında ilçe statüsü almıştır.

Mardin Mazıdağı
 

GEZİLECEK YERLER

Mazıdağı Dermetina Kalesi
 DERA METİNAN KALESİ

İlçe merkezine bağlı ve 32.8 km uzaklıktaki Gümüşkaya Mahallesindedir.

Kale, günümüzde harabe durumda olup kalenin büyük bir kısmı modern Gümüşyuva Mahallesinin altında kalmıştır.

Bu doğrultuda modern köyün de üzerinde yer aldığı tepelik alan, göz önüne alındığında, kalenin yaklaşık olarak doğu-batı yönünde 350 m, kuzey-güney yönünde ise 410 m ölçülerinde bir alanı kapladığı düşünülmektedir. 

Evet, bu kale, 150 metrelik bir tepede kurulmuş savunma üssüdür.

Deniz seviyesinden 1125 metre yüksektedir.

Mazıdağı Dermetina Kalesi

Çevresindeki doğal vadi yollarını kontrol altında tutan, çok önemli stratejik bir noktada tahkim edilmiştir. 

Kalede, 8 burçlu gözetleme kulesi vardır.

Kuzeye açılan tek kapısı bulunur. Bu kapıdan girildiğinde geniş kale meydanına varılır.

Kalenin içinde su sarnıçları, erzak ambarları ve ev kalıntıları bulunur.

Bugün harap şekilde olan kalenin gözetleme kulesi 20 metre, burçlar 15 metre ve surlar 10 metre yüksekliktedir.

Kalenin kuzeyinde, doğu-batı yönünde 27 m uzunluğunda, 2.5 m genişliğinde ve 8 m yüksekliğinde, batısında ise kuzey-güney yönünde 17.35 m uzunluğunda, 2 m genişliğinde ve 7.80 m yüksekliğinde sur duvarı yer almaktadır. 

Sur bedenin doğusunda, sur duvarı boyunca yükselen yuvarlak formlu burç bulunmaktadır.

Burç yaklaşık 25 m yüksekliğe sahip olup, üst örtüsü tahrip olmuştur. 

Anadolu’yu istila eden Timur, Mezopotamya’yı ve Karadağ’a hakim olmak, Mardin ile Diyarbakır’ın yolunu kesmek amacı ile bu kaleyi ele geçirmek istemiş, ancak zorlanmıştır. 

Çünkü savunması iyi yapılan bir kaleydi. Timur’un orduları, kaleyi ancak 20 günde ele geçirebilmiştir.

Mazıdağı Dermetinan Kalesi
 

Eskiden kalenin bulunduğu bölgede: altın ve gümüş çıkarıldığı söylenmektedir.

Hatta bu kalenin, bu gümüş madenini korumak amacıyla yapıldığı da söylenir.

Kalede ayrıca mezarlık bulunmakta olup mezarlığa ait kaya kabartmaları ile kalenin bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Kalenin en dikkat çeken özelliği: Bizans döneminden kalma, kapısında iki mühür bulunan mermer bir mezarlıktır.

 

Günümüze kalan kalıntılar.

Kalenin günümüze ulaşan kalıntıları arasında, sur duvarları, burç, kilise ve mağara yer almaktadır. 

 

Bu nedenle yoğun tahribata maruz kalan kalede, ayakta kalan bazı mimari yapıların iç kısımlarına girmek mümkün değildir. 

Nitekim modern yapılaşmalarda da kaleye ait taşların devşirme olarak kullanıldıkları görülmüştür. 

 

DERA METİNAN KİLİSESİ:

İlçe merkezinin 32 km batısında bulunan Gümüşyuva (Der Metina) Mahallesindedir.

Kalenin doğusunda, Dermetina Kilisesi yer almaktadır. Günümüzde yöre halkı tarafından kalenin kısmen ayakta kalan bazı bölümlerine modern malzemeler ile eklemelerde bulunularak samanlık ya da hayvan barınağına dönüştürüldüğü saptanmıştır. 

Dikdörtgen bir alanda oturan kilisenin yapımında bazalt ve kireçtaşı kesme ve moloz taş kullanılmıştır.

 

Mazıdağı Sultan Şeyhmus Türbesi
 

SULTAN ŞEYHMUS TÜRBESİ

İlçeye bağlı 20 km uzaklıktaki Yüce köyünde, Mardin yolu üzerindedir.

Asıl ismi “Şeyh Musa Ez-Zuli’ dir. 1077-1164 yılları arasında Mardin de yaşamış ve orada vefat etmiştir.

Abdulkadir Geylani’nin öğrencisidir. Hocası onun yetişip büyük bir veli olacağını önceden müjdelemiş ve “Ey Bağdat halkı, yakında öyle biri gelecek, öyle bir güneş doğacak ki, öyle birisi daha size gelmedi” buyurdu.

O zat kimdir? denilince, Musa bin Mahin olduğunu işaret etti. Hocaların huzura geleceği zaman, Abdülkadir-i Geylani’nin gönderdikleri kimseler tarafından, çok uzaklarda karşılandı.

Geylani’nin huzuruna girince, kalkıp kucakladı. O duası kabul edilen büyük bir veli idi. Fakire dua etse zengin olur, bir kimseye bereket için dua etse, berekete kavuşurdu.

Hastaya dua etse, sıhhate kavuşurdu. İnsanlar onun himmet ve duaları ile büyük musibetlerden kurtuldular. 

Külliyede: Sultan Şeyhmus’un mezarı yanında, eğitim odaları, cami ve ruhsal hastalığı bulunan insanların iyileştirildiği odalar da bulunuyor.

Türbe, 2008 yılında restore edilmiştir.

Özellikle hafta sonlarında aşırı kalabalık olur. Günde ortalama 150-400 arası kurban kesilir.

Bu türbeye gidildiğinde birçok kadın görülür. İlçe merkezinde bulunan bu türbe, genellikle çocukları olmayan kadınların gidip dua ettikleri bir yer olarak bilinmektedir. İnanışa göre türbeye gelenlerin mutlaka çocuğu olur. Hatta çocuğu olduktan sonra çocuk erkek ise “Şeyhmus” ve kız ise “Sultan” ismi konur.

Türbeye gelenler arasında akıl hastalığı olanlar da yer alıyor. Türbe binası içinde ayarlanan özel odalarda kalan hastaların belli bir süre sonra sağlıklarına kavuştuğu söyleniyor. 

Son bir not olarak, Sultan Şeyhmus’un yöre tarafından en çok bilinen kerametini de anlatalım. Şeyhi Abdülkadir Geylani, Mardin’e geldiğinde ezan okunur.

Abdest zamanı geldiğinde Sultan Şeyhmus’un talebeleri etrafta su olmadığını şeyhlerine söylerler.

Sultan Şeyhmus bunun üzerine eline asasını alarak yere vurur ve tam kırk çeşme yerden birden bire bitiverir. Bu çeşmeler hala Mardin’de Şeyhan bölgesinde mevcuttur. 

Mazıdağı Pir Hattap Türbesi
 

PİR HATTAP TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı 6  km uzaklıktaki Ömürlü (Piran) köyündedir. Köyün merkezinde bulunan türbe çok güzel bir şekilde dizayn edilmiş bir parkın içinde bulunuyor.

Yanı başında bir mescit var. Ayrıca nefes alınabilecek bol yeşilli bir park ve ziyaretçiler için küçük bir otel bulunuyor. 

Pir Hattap, dini hizmetleri anlatmak için köye gelmiş ve burada vefat etmiş, buraya defnedilmiştir. Hakkında yazılı bir belge ve bilgi yoktur. Sadece bir din bilgini olduğu düşünülmektedir.

Pir ismini kullanan ilk din alimlerinden biridir. Bölge sakinleri tarafından el üstünde tutulan Pir Hattap, burada dersler vermeye devam etmiş, onlarca öğrenci yetiştirmiştir.

Pir Hattap türbesi, Ömürlü camiine bitişik vaziyettedir.

İnşa kitabesi olmayan türbenin ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Yapımında düzgün kesme taş kullanılan türbe, dıştan kuzey-güney yönünde 6.5 metre, doğu-batı yönünde 10 m ölçülerindedir ve dikdörtgen planlıdır.

Girişin alınlığında Arapça yazıt bulunmaktadır. Türbede Pir Hattap ve ailesine ait üç mezar bulunmaktadır. 

Türbenin içinde, üç mezar var. Büyük olan Pir Hattap’ın mezarı, ikisi Pir Hattap’ın çocuklarına biri de eşine aittir. Mezarların hemen yanında mermer bir sütun var.

Rahatsızlıkları olan ve gece türbeye bırakılan insanların eskiden kaçmamaları ve şifa bulmaları için bu sütuna bağlandıkları söylenir. Türbede belirli bir süre gece ve gündüz ayrılmadan kalabilenlerin şifa bulduğuna inanılıyor. 

Evet, bu türbenin, özellikle Perşembe, Cumartesi ve Pazar günleri ziyaretçileri gelir.

 

AVRİHAN HARABELERİ KAYA KİLİSESİ

İlçe merkezine 11.6 km uzaklıktaki Yağmur (Ewrihan) Mahallesinin yaklaşık 300 metre kuzeybatısındaki Avrihan Harabelerinde yer almaktadır. 

Ana kayanın oyulması ile şekillendirilen kaya kiliseye, atriumun kuzeyinde bulunan yuvarlak kemerli giriş açıklığından geçiş sağlanır.

Tek neften oluşan kilisenin naosu, doğu-batı yönünde 6 m, kuzey-güney yönünde 6 m ölçülerindedir ve kare şeklindedir.

Düz tavanlı olan kilisenin zemini ile tavan arasındaki yükseklik 2.25 metredir. Apsisin güney duvarında kazıma tekniğiyle yapılmış haç işareti bulunmaktadır. 

 

NEVALA NOKA MEVKİİ KAYA ŞAPELİ (ŞIKEFTA KİZE)

İlçe merkezinin 7 km uzağında buluan Arıköy Mahallesinde, yaklaşık 1 km batısında, yöre halkı tarafından Nvala Noka olarak adlandırılan mevkide bulunmaktadır. 

Kayalık alanda, ana kayanın oyulmasıyla inşa edilen şapele, tahrip olmuş basamaklarla ulaşılmaktadır. Üst örtüsü tamamen yıkılan şapelde hatıl yuvaları söz konusudur. Hatıl yuvalarından hareketle şapelin üst örtüsünün, ahşap hatıllı düz dam şeklinde yapıldığı düşünülmektedir. 

Kaya şapelin giriş kısmında kaçak kazı izleri mevcuttur. 

 

HACI ABDULKERİM KASRI

İlçe merkezine 21 km uzaklıkta bulunan Arısu Mahallesindedir. 

İki katlı olarak inşa edilen kasrın yapımında bazalt kesme taş, moloz taş ve sarımsı kalker taşı kullanılmıştır. Harabe durumda olan kasrın zemin katı kısmen ayakta iken, üst katı tamamen yıkılmış ve duvarların bir kısmı ayakta kalmıştır. Zemin kata, güneyde bulunan ve büyük oranda yıkılmış olan giriş açıklığından girilir. Zemin kat dikdörtgen planlı iki mekandan oluşur. Üst kata geçiş sağlayan merdiven kalıntıları korunmamıştır. 

 

TELLİ AĞA KASRI;

İlçe merkezine 61 km uzaklıkta bulunan Kayalar Mahallesindedir. 

Dikdörtgen bir alana oturtulan iki katlı yapı, kısmen yıkık ve metruk durumdadır. Yapıya giriş, günümüzde yıkık olan ve güneyde yer alan avludan sağlanmaktadır. Yapının güneydoğu ve güneybatı cephesinde, iki adet yuvarlak ve sivri kemerli eyvan bulunur. 1’nci katı ahır olarak kullanılan yapıya giriş, dikdörtgen formlu açıklıktan sağlanmaktadır. 2’nci katı yaşam alanı olarak kullanılan yapıda çeşitli formlarda niş ve pencere açıklıkları yer almaktadır. Yapının bazı bölümleri restore edilmiştir. 

 

ZENBUR HANI;

İlçe merkezine 7 km uzaklıkta bulunan Arıköy Mahallesindedir. İnşa kitabesi olmayan yapının ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Müze tescil fişinde kaya evi olarak geçen yapı, gerçekleştirilen bu envanter çalışmasında kaya han olduğu tespit edilmiştir. 

Büyük oranda tahrip olan hanın içerisi toprak ve taş yığını ile doludur. Hanın ortasında, zeminde iki bölüm bulunur. Birinci bölümün, hana gelen hayvan sahipleri tarafından konaklama amaçlı kullanıldığı, ikinci bölümün ise duvarlarında niş ve hayvan bağlama delikleri bulunmasından hareketle hayvanlara ayrılmış olduğu düşünülür. Zenbur han, sonraki dönemlerde hayvan barınağı olarak kullanılmış, günümüzde ise herhangi bir kullanımı yoktur. 

 

YAĞMUR MAHALLESİ YAZILI KAYA:

İlçe merkezine 11.60 km uzaklıktaki Yağmur Mahallesindedir. Günümüzde bir evin bahçesinde bulunan kaya kütlesi, yöre halkı tarafından Kevire Kıza Keraş (Kral Kızı Taşı) olarak adlandırılmıştır. 

Alanda yapılan araştırmalarda 5 m yüksekliğindeki kaya kütlesinin kabaca düzeltilmiş batı cephesinde çivi yazılı yazıt bulunmaktadır. 

Yazıt:0.75 m x  0.75 metre ölçülerindeki bir alana yazılmıştır. Yazıt: Akadça ve Aramice’dir. 

Ayrıca: kaya üzerinde kabartma tekniğiyle yapılmış bazı semboller ve sanki ayakta duran bir insan betimi var. Ancak günümüzde yazıtın yazılı olduğu kaya kütlesinde, parça kopması, aşınma, kararma gibi doğal etkenlerden dolayı yoğun tahribat görülmektedir.

Bu nedenle yazıtın büyük bir bölümü tahrip olmuş ve çok az kısmı korunmuştur.

Kaya kütlesi üzerinde bulunan yazıt, doğal ve beşeri etkenlere açık olduğundan silinip yok olması mümkündür. 

Yapılan araştırmalarda, ilk gözlemlere göre yazıtın MÖ 2 bin yıllarına tarihlendirilebileceği anlaşılmıştır. Muhtemelen, bu dikili taşın üzerinde belki de koruyucu tanrı veya tanrılar betimlenmiştir. Çıplak gözle görmenin mümkün olmadığı yazılar ve kabartmalar, bir takım fotoğraflama ve çizim teknikleri kullanılarak muhtemelen çözümlenebilir. 

Evet sonuç olarak, taşın neden buraya dikildiği ve üzerinde ne yazdığı gerçekten büyük bir sır. 

 

 

 

 

 

 

Mardin şehri tanıtım ve gezi yazısı için.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.