Bursa Zeytinbağı-Tirilye

Bursa Zeytinbağı-Trilye

Mudanya’ya 11 km. uzaklıktadır. Marmara Denizi kıyısındadır. Mudanya’dan batıya doğru, sahil yolunu takip ettiğinizde, 7 km sonra karşınıza eski bir Rum köyü olan: Kumkaya (Siye) çıkacak. Kumyaka’dan 11 km. sonra, Zeytinbağı (Tirilye) na varacaksınız.

Ancak unutmayınız, bu yol oldukça sıkıntılı bir yol, sürekli virajlar ve iniş-çıkışlar var, ayrıca tek şeritten hem gidiş, hem geliş var. Ayrıca yol boyunca bulunan siteler nedeniyle yol oldukça kalabalık.

Yalova-Trilye arası uzaklık: 110 km. Bursa-Trilye arası uzaklık: 40 km.

Bursa Zeytinbağı-Trilye

GENEL ÖZELLİKLERİ

GENEL

Şirin ve tarihi bir beldedir. Antik çağlardan itibaren tarih sahnesinde bulunmuştur. Bizans-Rum mimarisini yansıtan evleri ve tarihi kiliseleriyle dikkat çeker.

Nüfus mübadelesinden önce, köy nüfusu ağırlıklı olarak, Rumlardan oluşmaktaydı. Mübadeleden sonra, köye Girit ve Bulgaristan göçmenleri yerleştirildi. Adı resmen Zeytinbağ olarak değiştirilse de, Tirilye adı yaygın olarak kullanılmaya devam edildi.

Deniz kıyısı oldukça güzel, merkez  meydanda çeşitli restoranlar ve kafeler var. Ayrıca, hemen meydanın ilerisinde küçük bir kamp alanı ve denize girenler için plaj var. Trilye’ye giderseniz, bence meydandan yerleşimin iç bölümlerine giden caddede yürüyün, çeşitli ürünlerin (özellikle meyve-sebze) satılan yerler var, zeytin ve zeytin ürünleri satılan dükkanlar var, bunları gezebilirsiniz. 

ZEYTİN

Tirilye’nin, orta boyda, küçük çekirdekli, çekirdeği zeytine yapışmayan, sofralık zeytinleri: salamura yöntemiyle, 3-4 yıl saklanabiliyor. Son yıllarda, yöre turistik bir önem kazandığından, kasaba halkı topladıkları zeytini, kendi yaptıkları zeytin yağını, evlerinin ve dükkanlarının önünde, gelen turistlere satıyorlar.

ŞARAPÇILIK

Tirilye’de, şarapçılık da yapılıyor. Kurtuluş Savaşı başlarına kadar üzüm yetiştirilen ve Amerika’ya şarap sattığı bilinen Tirilye’de, artık üzüm yetiştirilmiyor ama başka yerlerden gelen üzümler, burada şarap yapılıyor. Baküs şarapçılık.

BALIKÇILIK

Tirilye barbunya balığının anavatanı olarak biliniyor. Eskiden, dere ağzında bol barbunya bulunduğu ve Doğu Roma İmparatorlarına, buradan barbunya balığı gittiği rivayet edilir. Günümüzde, sahildeki balık lokantaları, özellikle, hafta sonları, deniz kenarında balık yemek isteyen Bursalılar ile doluyor.

Bursa Zeytinbağı-Trilye

SİT ALANI

Tirilye: Bizans, Rum ve Osmanlı mimarisinin izlerini taşıdığı için, 1980’lerden bu yana, birinci derece SİT alanıdır. Burada bulunan 7 kiliseden, üçü günümüze kadar gelebilmiştir.

İPEK BÖCEĞİ

Zeytinbağı’nda, eskiden ipek böceği yetiştirilirmiş. Zeytinlerin ilaçlanması nedeniyle, zamanla ipek böceği olayı tarihe karışmış.

 

Bursa Zeytinbağı-Trilye

EVLER

Bölge SİT alanı ilan edildiği için, Tirilye’nin dar sokaklarında dolaşırken, eski ahşap cumbalı, kagir evlere rastlayacaksınız.

TARİHİ

Köyün antik dönemdeki adı: Caesareia veya Briyllios olarak geçmektedir. Trilye adı: Briyllius’tan gelmiş olmalı.

Bizans kasabası Tirilye, 1330’larda, Osmanlı kasabası olmuş ve Tokat, Kütahya, Kastamonu’dan gelen Müslümanlar, kasabaya yerleştirilmişler. 1900’lerin başlarında, Mahmut Şevket Paşa Kasabası adını almıştır.

1924 yıllarındaki mübadele sonrası ise, Girit ve Selanik göçmenleri kasabaya yerleştirilmiş, kiliseler dahi, gelen göçmenlere mülk olarak verilmiştir.

Kasabanın Rum halkı ise, Atina yakınlarındaki Rafine ve Neon kasabalarına gitmişlerdir. Daha önceki yıllarda Tirilye’de oturanlar: turistik amaçla, sıkça beldeye geliyorlar. Zaten, Yunanistan’daki Tirilye ile, Türkiye’deki kardeş şehir ilan edilmişler.

Tirilye, 1963 yılında, Zeytinbağı adını almıştır. Zeytinbağ adı, kasabadaki zeytincilik uğraşısından gelir.

TİRİLYE ADININ KAYNAĞI

Tri (üç), ilya (papaz)’dan meydana geldiği söyleniyor. Hıristiyanlığın ilk konsili toplantısında, muhalif üç din adamı; Aya Yani, Aya Yorgi ve Aya Sotiri aforoz edilirler. Müritleriyle birlikte, Tirilye’nin bulunduğu yere yerleşirler.

GEZİLECEK YERLER

FARUK ÇELİK KÜLTÜR MERKEZİ

Tirilye’de, 1878 yılında kilise olarak yapılmıştır. Diğer tüm kiliselerde olduğu gibi, üç dikey sıradan oluşur. Dikey sıralar, birbirlerinden sütunlar ile ayrılır. Kilisenin apsisi yıkılmış ve buradan binaya giriş verilmiştir. Girişin üstü, yanlara göre daha yüksektir.

Bursa Zeytinbağı-Trilye Faruk Çelik Kültür Merkezi

Yemekhane binası, Ekim 1923 tarihinde, Taş Mektepte açılan “Darü-l –eytam adlı fakir ve kimsesiz çocukların okuduğu okulun, sanat bölümünün (marangozhane, demirci gibi) atölye binası olarak kullanılmıştır.

Yatılı bölge okulu olan burada okuyan 400 öğrenci, okul yemekhanesinin çok küçük olması nedeniyle, yemeklerini üç posta halinde, sırayla yedikleri okula tayin olan yeni müdür, yemekhane binasındaki atölyeleri “Dündar Evi” olarak bilinen, eski kiliseye taşıtmış ve yemekhane binası, bu tarihten sonra 400 öğrencinin rahatlıkla yemek yediği, okulun yemekhanesi olarak 1927 yılının Eylül ayında, okul kapanıncaya kadar kullanılmıştır.

Evet, burası günümüzde restore edilerek, Faruk Çelik Kültür Merkezi haline getirilmiş. Bu mekanda: ayin yapılıyor.

Bursa Zeytinbağı/Trilye Fatih Camii-St Stephanos Kilisesi-Büyük Kilise (Kenolakkos-Trigleia)

FATİH CAMİİ-ST STEPHANOS KİLİSESİ- BÜYÜK KİLİSE (KENOLAKKOS-TRİGLEİA) 

Eski bir Bizans kilisesidir. Adı: Aya Tadori’dir. Kilisenin ilk yapılışı: 720 li yıllara kadar iner. 19 metre yüksekliğinde kubbesi bulunuyor.

Buraya: 4 adet başlıkları madenden yapılmış, motiflerle süslü sütunların taşıdığı ahşap beşik bir çatı ile kapalı bir revaktan giriliyor. Kilise olarak yapılan binada: mevcut mihrabın üzeri, yarım kubbe ile örtülü. Çift kademeli kasnağa oturan konik kubbe, hakim elemandır.

Bursa Zeytinbağı/Trilye Fatih Camii-St Stephanos Kilisesi-Büyük Kilise (Kenolakkos-Trigleia)

Bu kilise: Mudanya’nın alınması ile birlikte, camiye çevrilip, Fatih Camii adını almıştır. Ancak: 1918 yılında, Rumlar, kasabaya tekrar gelince, cami yeniden kiliseye dönüştürülür. 1922 yılında, Kurtuluş Savaşının ardından, yeniden camiye dönüştürülür. Eski kilise, yeni cami çok iyi onarım görmüş ve eski heybetinden bir şey kaybetmemiş.

YUANNES KİLİSESİ

Rumların bölgeyi terk etmesinden sonra, özel mülkiyetin olmuştur. Bugün, halen konut olarak kiralanıyor ve ev olarak kullanılıyor. İçinde: 3 aile oturuyor. Dündar Evi olarak biliniyor. Ana giriş: kemerli taş bir kapıdandır. Giriş bölümü: 3 katlıdır. Giriş katında: pencereler küçük ve karedir.

İkinci katta, pencereler daha büyüktür ve dikdörtgendir. Üçüncü katta ise pencere üstleri kemerle tamamlanmıştır. Şaşırmamak elde değil. Eski bir kilise, nasıl bir mesken olarak kullanılır, akıl alır gibi değil.

RESİMLİ KİLİSE-KEMERLİ KİLİSE (PANAGİA PANTOBALİSSA KİLİSESİ) 

1676 yılında, Dr.J.Covel tarafından hazırlanan el yazması bir belgede: kilisenin Panagia Pantobasillissa’ya (Meryem’e) adandığı belirtiliyor. İlk yapının: duvar tekniği ve başka özellikleri göz önünde bulundurularak, 13’ncü yüzyıl sonlarında yapıldığı kabul edilmektedir. İlk tabaka fireskoları: 14’ncü yüzyıl başlarına, ikinci tabaka fireskoları ise, 18’nci yüzyıla (1723) tarihlenir.

Bursa Zeytinbağı/Trilye Resimli Kilise-Kemerli Kilise (Panagia PAntoballissa Kilisesi)

 

İlk yapıldığında: kilisenin sütunlarının, İskenderiye’den getirtildiği ve tarihte duvarına ilk resim yapılan kilise olduğu söyleniyor. Kemerli kilise de denilen bu kilise: kasabanın denize yukarıdan bakan bir mahallesinde bulunuyor. Ama, maalesef, o ününü veren duvar resimlerini görmek, içeri bile giremeyebilirsiniz.

Bugün terk edilmiş durumda. Kapısı kapalı, ancak duvar deliklerinden belki resimlerin bir kısmını görebilirsiniz. Zaten: buranın kilitlenmesinin sebebini de, bu resimleri görünce anlayacaksınız. Çünkü, resimlerin üzeri, çeşitli şekilde kazınmış, isim ve yazılarla dolu, yani resimler bozulmuş.

AYA YANİ MANASTIRI (TAŞ MEKTEP)

İskele caddesinin batısındaki tepede bulunmaktadır. Yapının üzerindeki bir taş oymadaki yazıda: “M.MYPIDHS APXITEKTWN 1909” ifadesinden, mimarı ve yapım yılı anlaşılabilir.

1909 yılında, Papaz Okulu olarak Neo-klasik tarzda inşa edilen, 1988 yılına kadar, İlkokul olarak kullanılan Taş Mektep adını almış, görkemli bir yapıdır. Kıbrıs Eski Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios’un, bu okulda eğitim aldığı ifade edilmektedir.

Bu okulun müdürü, sonradan İzmir Metropoliteni olan Chrisostomos’tur. Bu bina: 1924 yılında: şehit, öksüz ve yetim çocukların okudukları “Darel Eytam Okulu” olarak, Kazım Karabekir Paşa tarafından açılmıştır.
Günümüzde: Uludağ Üniversitesine aittir. Restorasyonu tamamlanarak, Meslek Yüksek Okulu olarak kullanılmaktadır.

Bursa Zeytinbağı/Trilye Tarihi Çamlı Kahve

TARİHİ ÇAMLI KAHVE

Taş Mektep yanından yukarı çıkıldığında, Tirilye’nin balkonu olarak tabir edilen buraya varacaksınız. Tirilye’de bulunup da, çamlı kahvede çay-kahve içmeden ayrılmak olmaz. Yorgunluğunuzu burada gidermeyi deneyin.

Burada: asırlık çınarların altında, denize ve zeytin bahçelerine bakarak çay içebilirsiniz. Daha önce kullanılmaz durumda olan bu alan, şimdi pırıl pırıl bir çay bahçesi. Püfür püfür esiyor ve manzara şahane.

Tam bir tepe olduğu için çevredeki yöreler kuş bakışı görülebiliyor. Bir tek, kahvenin karşısında, önce otel olarak inşa edilen, ama şimdi site olarak kullanılan bina, göz zevkini bozuyor.

Bursa Zeytinbağı/Trilye Kapanca Limanı

KAPANCA LİMANI

Tirilye’de, Roma döneminden kalan Kapanca bölgesindeki antik liman; her tarih döneminde, en önemli kıyı ulaşımının stratejik odak noktası olmuştur.

Tarihsel kaynaklarda: 9’ncu yüzyıldan 14’ncü yüzyıla kadar Tirilye ve çevresinin ne durumda olduğu hakkında fazlaca bilgi yok.

Ancak, 1261 yılında, Nimpheaum Antlaşması ile Mikhael Palaiologos tarafından, Cenevizlilere Marmara sahillerinde ticaret garantisi verilince, Cenevizlilerin Appolonia Gölü kuzeyinden elde edilen tuz madeni ihracında, Tirilye ve Apomeia (Mudanya) limanlarını kullandıkları belirlenmiş.

Bu tarihlerde, Tirilye’nin önemli bir liman kenti olduğu varsayılıyor. Burası, ayrıca, bereketli topraklarından elde edilen ürünleri: Bizans imparatorluğunun merkezine aktaran, kendi ticareti açısından da işlevsel önemi büyük olan bir liman kentidir.

Mudanya tanıtımı.

Yalova tanıtımı.

Bursa tanıtımı.

 

Burdur Salda gölü

Burdur Salda gölü

 

Burdur Salda gölü;

Yeşilova ilçe merkezine 4 km uzaklıktadır. Burdur’dan Yeşilova, Tefenni yönünde gitmeniz gerekir. Yeşilova’yı 5 km geçtikten sonra Salda gölü karşınıza çıkar. İstanbul-Salda gölü uzaklığı 632 km. dir. Burdur-Salda arası uzaklık: 76 km. dir.

Burası bir krater gölüdür. Göl: 2 milyon yıl önce, kıvrım eksenlerinin alçaldığı çöküntü havzasında, çevre sularının toplanmasıyla meydana gelmiştir.

Türkiye’nin en temiz ve derin gölüdür. Derinlik 184 metredir. Oldukça yuvarlak bir görünümdedir. Gölün suyu hafif tuzludur. İçinde buraya özgü tatlı su balığı yaşıyor. Göl: 6.8 km eninde ve 9.18 km uzunluğundadır.

Derelerle göle taşınan suyun, göl tabanındaki obruklarda emilip yer altı sularına dönüştüğü biliniyor. Yani, gölün dışa akışı yoktur, kapalı havzalıdır.

Burdur Salda gölü

 

Berrak görüntüsü ve beyaz kumsallarıyla, gerçekten görülmeye değer bir doğa harikasıdır. Oldukça geniş bir kumsal alanındaki beyaz bu kumullar, lületaşı olarak da bilinen magnezyum silikattır.

Yani, göl suyu magnezit üretiyor. Hatta, göl suyunda herhangi bir nesne uzun süre bırakıldığında, üstünün beyaz bir tabaka ile kaplandığı söyleniyor.

Zaten uzaktan bakıldığında, gölün bu görüntüsü yani kumsalın bembeyaz ve gölün masmavi görüntüsü “Maldivleri” andırıyor, bu yüzden göle “Saldivler” diyenler de var.

Burasının diğer adı Adalar Plajıdır. (Turlar, ziyaretçileri burada bırakıyorlar.) Burada, suların çekilmesiyle yaz aylarında ortaya çıkan yedi beyaz ada ilgi çekiyor.

Bazı kişiler bu adalara yürüyerek gidildiğini söylese de siz sakın denemeyin, göl birden derinleşebiliyor, ayrıca girdaplar da var.

Burdur Salda gölü Yüzmek

Yüzmek

Kıyıdan 50-60 metre gidildikçe, diz boyunu geçmeyen su, birdenbire derinleşir ve dibi bulunmaz olur. Yani: buraya yüzmek için gitmeyi düşünüyorsanız, kesinlikle kıyıdan uzaklaşmamanız gerekir.

Aslında yüzmek demeyelim, göl suyunda kıyıdan uzaklaşmadan eğlenmek denebilir.

Gölde, çok uzaktan sığ ve derin yerleri görmek mümkün, sığ yerler açık renkli iken, derin yerler koyu mavi renklidir.

Burdur Salda gölü

 

Burayı ziyaret ederseniz: yanınızda mutlaka mayolarınızı götürün. Yeşilova Belediyesi çok ilgili, Belediye buraya mayo giyinme kabinleri, duşlar, tuvaletler yapmış, hepsi pırıl pırıl, yani girişte alınan giriş ücreti hak ediyorlar, ücretin karşılığı hizmeti veriyorlar.

Ayrıca: yine kumsalın hemen gerisinde bir şeyler yemek içmek için mekanlar var. Yani, oldukça düzenli.

Sadece: mayonuzu giyip göl kıyısına indiğinizde, göl içinde kesinlikle açılmamanız önerilir. Göl içi, yer yer balçık, bastığınızda ayağınız 3-5 cm bu balçık içine giriyor, çekinmeyin, hatta bu balçığı kollarınıza, vücudunuza sürün, bir tür çamur banyosu, zaten bu balçık “kükürt kokuyor” yani sağlık için yararlı olduğu söyleniyor.

Bazı yerlerde, göl kıyısında da olsa, ayak boyu girecek kadar küçük çukurlar oluyor, ama bunlar tehlikeli değil, sadece ürküntü veriyor, korkmamak gerekir, sadece kıyıdan açılmayın, yoksa göl kıyısında, suyun içinde eğlenmek gerçekten güzel.

Bu arada, göl suyu da içeriğinde bulunan magnezyum nedeniyle oldukça sağlıklıdır.

Salda gölünde yüzmek isteyenler için, son bir not: Salda gölünde çok miktarda su yılanı bulunduğu, ancak bunların zararsız olduğu, insan görünce kaçtıkları söyleniyor, ben göle girdim, yaklaşık 2 saat kaldım, görmedim, ama yine de böyle bir gerçek var.

Burdur Salda gölü Piknik ve Kamp

 

Piknik ve Kamp

Göl kıyısında birçok mekan bulunuyor. Göle girmek için, kesinlikle “Saldivler” denen, yani Maldivlere benzeyen kumsalın yani beyaz kumsalın bulunduğu yeri tercih edin, ancak buraya araç girmesine rağmen, karavan, çadır gibi konaklama imkanı verilmiyor.

Arabanızla girip, burada göle girebilir, kıyıda güneşlenebilirsiniz. Ancak: piknik veya çadırlı veya karavanlı konaklama yapmak istiyorsanız, beyaz kumsallı kıyının daha ilerisinde bir yer var, orada kamp, piknik yapmak mümkün, ama orada göl kıyısı pek de cazip değil.

Bir diğer alternatif, Yeşilova Belediyesi tarafından yapılan “Halk Plajı” bölgesidir. Orada da kamp (çadır, karavan, piknik) yapmak mümkündür.

Elbette: suyunun temizliği ve berraklığı, Maldivlere benzerliği ile Salda gölü tam bir doğa harikasıdır. Gerek mesire yeri ve gerekse göle girmek için oldukça uygundur.

Özellikle: yöreye yapılan gezilere katılanlar için: yanınıza mutlaka mayo almanızı öneririm, veya en azından, terliklerinizi alın ve gölün kıyısında mutlaka bir yürüyüş yapın.

Öte yandan, gerek buranın ziyaretçilerine ve gerekse resmi ilgililere bir uyarı, umarım bu muhteşem güzel doğa cenneti, kısa zaman sonra aşırı kalabalıkların yarattığı kirlilik sonucu elden çıkmaz.

Çünkü özellikle hafta sonu tatillerinde burayı ziyaret edenlerin, 30 bin kişi civarında olduğu söyleniyor.

Evet, burayı mutlaka görün.

Burdur şehir merkezi tanıtımı yazısı için.

Yeşilova tanıtımı ve gezilecek yerler yazısı için.

 

Bolu Kartalkaya

genel.5
Bolu Kartalkaya

Kartalkaya kayak merkezi: İstanbul’a 3 saat ve Ankara’ya 2 saat uzaklıkta bulunması ile öne çıkar. Bolu şehir merkezinden 15 km. uzaklıkta, E-5 karayolu üzerinde ilerlerken: İstanbul gelişinde, sağınızda: “Kartalkaya” tabelasını gördüğünüzde, yoldan ayrılmalısınız ve yaklaşık 28 km. sonra: Kartalkaya Kayak Merkezine ulaşırsınız.

Yani: Bolu şehir merkezine uzaklık: 54 km. dir. Bu mesafe: havanın ve yolun durumuna göre: yaklaşık 45 dakikada alınabilir.

Ankara-Kartalkaya arası uzaklık: 275 km. dir. İstanbul Atatürk Havaalanı-Bolu arası uzaklık ise: 275 km. dir. Bolu şehir merkezinden: Kartalkaya’ya, toplu ulaşım araçları (otobüs, minübüs) bulabilirsiniz.

Elbette: sezonda buraya gitmek istemeniz halinde: yanınızda mutlaka zincir ve aracınızda kar lastiklerinin takılı bulunmasında yarar var. Zinciriniz yoksa: yol kıyısında; zincir kiralayan ve hatta zincirinizi takabilecek elemanları, ücreti karşılığında rahatlıkla bulabilirsiniz.

GENEL

Kartalkaya kayak merkezi: Bolu ilinin güneydoğusunda, Köroğlu Dağları üzerindedir. Bölge: yarı ılıman bir iklime sahip olup, kayak merkezi ve çevresi: çam ormanlarıyla kaplıdır. Hakim rüzgar yönü: batı-kuzeybatı yönündedir.

Kayak ve snowboard sporları ile yeni tanışacak olanlar veya bu spora yeni başlayanlar, Kartalkaya’ya gönül rahatlığı ile gidebilirler. Burada: kendileri için uygun pistler bulabilirler.

Kartalkaya: aynı zamanda, profesyonellere de hitap eden dik pistleri ile de gözde bir kayak merkezidir. Burada: kayak yapmanın dışında, sahip olduğu muhteşem manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Manzara: yalnızca çam ağaçlarıyla sınırlı değildir. Bolu dağlarını ve Köroğlu dağlarını rahatlıkla görebilirsiniz. Yazın: bu dağların yamaçlarında, doğa yürüyüşü yapılabilmektedir.

genel.2
Bolu Kartalkaya

Kayak merkezinde, kayak mevsimi; 20 Aralık tarihinden 20 Mart tarihine kadar devam etmektedir. Mevsim başında: toz ve mevsim sonunda ıslak kar özellikleri görülür. Merkezde: 3 metreye kadar kar görülür.

Evet, Kartalkaya, sahip olduğu özellikler nedeniyle, Türkiye’nin sayılı kayak merkezlerinden biridir. Alp kayağı, kayaklı koşu (cross-country) ve tur kayağı için çok uygun koşullara sahiptir.

genel.en güzel resim.1
Bolu Kartalkaya

Kayılabilen alan: 1850-2200 metre yükseklik kuşağı üzerindedir. Zirve: 2200 metre yüksekliktedir. Ancak: kayalık olup, Alpin çamlarıyla kaplıdır. 12 adet pistte: toplam uzunluk: 20 km. yi bulur.

Snowboard yaparken, artistik uçmak isteyenler: Dorukkaya Otel pistlerinde bulunan, snowparkta, yeteneklerini sergileyebilirler. Bu parkta: 3 ana rampa, 1 corner, 3,4 ve 6 metre uzunluğunda olmak üzere, 3 handrail ve 3 box (3 ve 6 metre olmak üzere) bulunmaktadır.

genel.3
Bolu Kartalkaya

2 adet telesiyej, 6 adet teleski ve 3 adet baby lift olmak üzere: toplam 11 mekanik tesiste, toplam taşıma kapasitesi: 6000 kişi/saattir. Yeşil Lift (Chairlift: 700 metre), Çamçukuru Lift (Chairlift: 650 metre), İnekçayırı 1-2 (Ski-Lift: 900 metre), Resuldede 1-2 (Ski-Lift: 600 metre), Kazankaya (Ski-Lift: 650 metre), Köroğlu Lift (Ski-Lift: 1200 metre), 2 Baby-Lift bulunmaktadır.

konaklama.1
Bolu Kartalkaya

Konaklama sıkıntısı bulunmamaktadır. 2000 metre yükseklikte: 3 tane gayet lüks otel var. E-5 kara yolundan, Kartalkaya yönüne saptığınızda: 10 km. den sonra oteller başlamaktadır. Otellerde: kayak, kızak ve snowboard kiralama hizmeti var. Otellerin toplam yatak kapasitesi: 1760’tır.

Burada bulunan konaklama  tesisleri

Kartal Oteli                                      374-2345005

Grand Kartal Oteli                         374-2345050

Dorukkaya Hotel                            374-2345026

Golden Key Hotel                           374-2345059

Karlı ve yorgun bir gün sonunda: otellerin SPA merkezlerini, hamam ya da saunalarını ziyaret edebilirsiniz. Spor sonrası eğlenceye devam etmek isteyenler ise: otellerde yapılan etkinlikleri takip ederek bu düşüncelerine de zaman ayırabilirler. Ayrıca: çam ağaçları ve bembeyaz örtülü manzara arasında: yürüyüş yaparak da keyifli anlar yaşayabilirsiniz.

Yürüyüşler için özel parkurlar var. Bunu yapmadan önce: havanın soğuk olmasını düşünerek kat kat giyinmenizi öneririm. Yürüyüş sırasında: fotoğraf makinenizi, mutlaka yanınızda bulundurun.

Bolu şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.