Uzak bir ilçe, tarihte bir dönem, Mengüçoğulları zamanında, Beyliğin merkezi olarak öne çıkmıştır. Beyliğin kurucusunun burada yaptırdığı külliye ilgi çekiyor.
ULAŞIM
Kemah ilçesi, il merkezi olan Erzincan’a 52 km. uzaklıktadır. Erzincan-Kemah arasındaki yolun, Kemah’tan sonra devamı yok. Bu yüzden: Kemah ilçesinin en yakın ve başlıca ulaşımı: Erzincan il merkezinedir. Bunun dışında: Kemah-İliç arasındaki uzaklık: 66 km.
Kemah-Refahiye arasındaki uzaklık: 68 km. Kemah-Kemaliye arasındaki uzaklık: 109 km. Kemah-İstanbul arasındaki uzaklık: 1087 km. Kemah-Ankara arasındaki uzaklık; 737 km. Kemah-İzmir arasındaki uzaklık: 1317 km. Kemah-Kars arasındaki uzaklık; 438 km.
TARİHİ
Kemah ilçesinin adına: tarih sahnesinde, çok ilginçtir ki, ilk kez Hitit imparatorluğu döneminde, Hitit kralı I. Şuppiluliuma döneminde yazılan bir çivi yazılı tablette rastlanmaktadır.
Bu tablette: Hitit kralı I. Şuppiluliuma ve Hayaşa kralı Kranis’in: Ku-maha (yani Kemah) yöresinde savaştıklarından söz edilmektedir. Hitit kaynaklarında, bölgeye “Hayaşa” adı da verilmektedir. Hatta: Ani ismi de kullanılmıştır.
Malazgirt savaşından sonra, Mengücekoğulları Beyliğinin merkezi burada kurulmuştur. Daha sonra ise: Selçuklular, İlhanlılar ve Celayirliler, bölgede egemenliği ele geçirirler. 1515 yılında ise, Osmanlılar tarafından fethedilir.
Evet, yukarıda sözünü ettiğim gibi: Kemah’ın eski ismi “Kamus ül-Alam” dir.
Kemah ismi: Göktürk devletinde, Kıpçak Türklerinin bir kolu olan “kimak” Türklerinden gelmedir.
Erzincan Kemah
GENEL
İlçe: Karasu vadisinin solunda, Munzur dağlarından gelen Tanasur deresinin ağzında kurulmuştur. Eskiden yerleşim Tanasur deresi çevresinde iken, yörenin alışveriş yerleri ise kale mevkiindeymiş. Şimdi ise, kamu binaları ve dükkanlar, merkez Çarşı mahallesindedir. İlçenin ortasından Karasu nehri geçer.
Deniz seviyesinden yüksekliği: 1038 metredir.
Yöre: verimli toprakları ve buna bağlı olarak tarımı ile önem kazanmaktadır. İlçede: kömür çıkarılmaktadır.
NE YENİR-NE İÇİLİR
Kemah yöresinde yerel lezzetlerden tatmak isterseniz: birincilikle önereceğim “Ağuz”. Yani: bir çeşit sütten yapılan bir tür yiyecektir. Ayrıca: koyun etinden yapılan “Biran” ve bir tür hamur yemeği olan “Borani” düşünebilirsiniz.
NE SATIN ALINIR
Yörede: el sanatı olarak: seccade, çorap, eldiven ve kilim dokunmaktadır. Bunlardan beğenip satın alabilirsiniz.
KONAKLAMA
Kemah Öğretmenevi Çarşı Mahallesi. Özel İdare İşhanı 446-5112613
GEZİLECEK YERLER
Erzincan Kemah Sultan Melik Türbesi
SULTAN MELİK TÜRBESİ
İlçe merkezinin batısında, kayalık bir yerdedir. 1071-1228 yılları arasında, Mengücek Beyliği döneminde yaptırılmıştır. Mengücek Beyliğinin kurucusu Ahmet Gazi adına yapılmıştır.
Yapı: tuğla duvarlı ve sekiz köşelidir. En altta: giriş kapısının altındaki bir kapıdan girilen mezar odası var. Türbe içinde: Sultan Melik’in “mumyası” ve 5 mezar bulunmaktadır. Kuzey yönünde, küçük bir oyuktan, içeriye ışık sızıyor. Mumyalığın üstünde bir farsça yazı var.
Şöyle yazıyor: “Dünya durdukça o Mengücek Sultan tarafından aydınlatılacaktır”. Mumyalığın üzeri basıktır. Ayrıca, Melik Gazi’nin mumyası, zaman zaman açıldığından bozulmuştur. Zemin kat girişindeki kapıdan türbeye girildiğinde ise, burada Melik Gazi’nin sembolik bir sandukası görülüyor.
TAŞBULAK KALESİ:
Kemah ilçe merkezinin 9 km kuzeybatısında, Taşbulak yönünün 500 m güneyindedir.
Kale: kuzey-güney ekseninde uzanan doğal bir tepenin güney uç noktasında kuruludur. Kalenin üzerinde bulunduğu kayalığın, zeminden yüksekliği yaklaşık 30 m dir. Kayalığın güneyi, doğu-batı doğrultusunda sarp bir uçurumla son bulurken, doğu ve batı kısımları ise zemine doğru eğimli bir şekilde azalır.
KALENİN SAYISAL BİLGİLERİ:
Kale, kayalığın üzerinde yaklaşık 70 x 50 m ölçülerinde bir alanı kalmaktadır.
Kaleye ulaşım kuzey yönünden sağlanır. Bu kısımda, kayalığın batı yamacından güney ucuna doğru uzanan bir doğal yol, kalenin girişine kadar ulaşır. Kaleden günümüze aşiret ve eyalet merkezlerinde görülen çok odalı kaya mezarı, duvarlara ait temeller ve kısmen kaya işçiliği kalmıştır.
SUR DUVARLARI:
Kayalığın doğu ve güney yamaçlarında kalınlığı 1.50 m bulan sur duvarlarına ait olduğu anlaşılan harçsız şekilde yapılmış taş sıraları görülür.
Ayrıca kayalığın batı yamacında tepenin yaklaşık 50 m kadar aşağısında teras duvarı izlenimi veren taş sıraları, dağınık olarak izlenebilir.
KAYA MEZARI:
Taşbulak kaya mezarı kayalığın güneydoğu uç noktasında bulunur.
Mezara ulaşım kuzeydoğu yönünden kayalığın doğusuna geçilerek günümüze birkaç basamak halinde kalmış kaya basamaklarıyla sağlanır. Mezarın güneye açılan giriş kapısının önünde bulunan platform, yakın zamanda kırıldığı için günümüze ulaşmamıştır.
Kaya mezarı ana kapısının açıldığı küçük bir ön oda ve arkasına yapılmış ana odadan oluşur.
Mezarın giriş kapısı 1.45 m yüksekliğinde, 1 m genişliğinde 60 cm derinliğinde dikdörtgen şeklindedir. Giriş kapısının eşiğinde olası sızıntılardan kaynaklanan suları dışarı atmak için yapıldığı anlaşılan bir kanal vardır.
Mezarın ön odası kabaca dikdörtgen planlıdır. Duvarların birleştiği köşeler oval formdadır. Tavanı düz şekilde biçimlendirilen odanın yüksekliği yaklaşık 1.80 m dir.
Mezarın ana odası, ön odanın kuzeyine açılmıştır. Odaya 1.40 m yüksekliğinde, 90 cm genişliğinde, 60 cm kalınlığında dikdörtgen bir kapıyla girilmektedir. Odanın girişinin zemin kısmında 15 cm genişliğinde bir kapı eşiği bulunmaktadır. Mezar odası dikdörtgen planlıdır.
Girişin sağ duvarında 4, sol duvarında 3 adet 50 x 50 cm ölçülerinde niş bulunur. Nişlerin içerisinde küçük oyuklar vardır.
Odaya girişin sağ köşesinde, oda tabanının en alçak noktasında 50 x 70 cm ölçülerinde bir çukur bulunmaktadır. Burası sunu çukuru olarak değerlendirilmektedir.
SONUÇ:
Taşbulak, Urartu Krallığının günümüze kadar tespit edilen en batıdaki aşiret merkezidir.
Altıntepe’nin yaklaşık 61 km batısındadır.
Taşbulak’ın başkent Van Kalesine uzaklığı ise, Erzincan-Erzurum-Pasinler-Horasan-Ağrı-Patnos-Erciş üzerinden yaklaşık 625 km dir.
Taşbulak yaklaşık 0.35 hektar boyutuyla aynı bölgede bulunan Şirinlikale benzeridir.
Kalede kaya mezarı ve harçsız sur duvarları haricinde Urartu kültürünü gösteren net kalıntı görülmez. Yani; saray kompleksi, büyük depo yapıları gibi mimari yapılar bulunmaz.
Taşbulak konum olarak deniz seviyesinden 1580m yükseltide, yaylalar ile otlakların sınırında, sarp bir vadide bulunur.
Taşbulak’ın çevresinde tarım yapılabilecek düzlük alan yoktur.
Ayrıca kale ana yolların uzağında, bölgenin izole kısmında yer alır.
Dolayısıyla kışın kar yağdığı dönemde, uzun süre ulaşılması zordur.
Taşbulak’ın çevresinde düzlük arazi bulunmaması ve yolların uzağında izole bir yerde bulunması, sahiplerinin hayvancılıkla uğraşan yarı göçebe aşiretler olduğunu gösterir.
KEMAH KALESİ
Anadolu’nun en eski kalelerinden birisidir. Karasu’ya hakim, yalçın kayalar üzerinde kurulmuştur.
İlk yerleşimcileri: Hitit-Urartular olarak düşünülüyor. Ancak, yapılış tarihi ve yaptıranlar kesin olarak bilinmemektedir.
Kalenin çevresi: surlarla çevrilidir. Yapıldığı dönemde kaleye “alınamaz” gözüyle bakılmıştır. Burç ve bedenleri, büyük kesme blok taşlardan yapılmıştır. Burçlarla güçlendirilmiştir. Yavuz Sultan Selim, kaleyi ele geçirdikten sonra, burç eklettiği söyleniyor. Günümüzde, kalede görebileceğiniz kalıntılar: Ortaçağ döneminden kalmadır. Ancak, en ilginç yönü: güneye bakan taraftaki, 3 katlı ve demirden yapılmış kapıdır.
Bunun yanında: kesme taştan yapılmış, kral kızı kulesi de, görülmeye değerdir. Kalenin doğusunda ise, Fırat ırmağına inen tüneller var. Ancak, bunlar günümüzde kapanmış durumdadır. Osmanlı döneminde ise, kalenin içinde bir mahalle yerleşimi olduğu biliniyor. Günümüzde, bu evlerin sadece kalıntıları görülüyor. Bir de, o dönemden kalan mescidin 3 metre yüksekliğindeki minaresi var.
Erzincan Kemah Gülabi Bey Camisi
GÜLABİ BEY CAMİSİ
İlçe merkezindedir.
Kitabesine göre: 1450 yılında, Emir Gülabi tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Ayrıca: 18’nci yüzyılda onarım görmüştür.
Yapı: kare planlıdır. Üstünde, eğimli bir çatı ile örtülüdür.
Erzincan Kemah Taşdibi Kilisesi
TAŞDİBİ KİLİSESİ
İlçe merkezinin kuzeyinde, Karasu kıyısında kayalara yapılmıştır. Buranın önemi: Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde, Tarsuslu St Paulus’un müritlerinden Azize Aya Thekla tarafından yaptırılmış olmasıdır. Kilise yapısı içinde: siyah zemin üstünde: kırmızı renkte, melek-meryem ve İsa üçlüsü çizilidir. Zamanla yıkılmış olan bu kilise, Ermeniler tarafından onarılarak kullanılmıştır. Günümüzde ise, yine harap vaziyettedir.
GÖZETLEME KULESİ
İlçe merkezinde, Fırat nehrinin yanında dik bir kayalık üzerindedir. Gözetleme kulesi olarak yapılmıştır ama aynı zamanda, kulenin yanındaki yoldan geçenlerden geçiş ücreti de alınmıştır. Kulenin kim ve hangi tarihte yapıldığı belli değil. Ancak, mimari tarzından, Selçuklular döneminde yapıldığı sanılıyor.
Elazığ Karakoçan: Karakoçan-Kığı yolu üzerinde, 1670 metre rakımlı Gaz Tepesi geçidi bulunmaktadır. Kışın yoğun kar yağışı olduğunda, bu geçit genellikle ulaşıma kapanır. Karakoçan, Elazığ arasındaki uzaklık 105 km. dir. Karakoçan, Bingöl arasındaki uzaklık: 46 km dir. Karakoçan, Tunceli arası uzaklık: 120 km dir.
TARİHİ
1934 yılında Palu ve Kığı ilçelerine bağlı bazı nahiye ve köyler birleştirilerek, Ohi Nahiyesi Tepe köy kurulmuştur. Tepeköy ve Merkez olmak üzere 1936 yılında Karakoçan ilçesi kurulmuştur. Ohi ismi, şu anda aynı isimle anılan Ohi çayından alınmıştır. 1937 yılında Belediye kurulur.
Elazığ Karakoçan
GENEL
Elazığ ilinin 2’nci büyük ilçesidir. Ana yollara yakın olması nedeniyle çevredeki diğer beldelere göre daha çok gelişmiştir.
İlçe genellikle dağlık bir araziye sahiptir. Ortalama rakımı 1090 metredir. Çevredeki en büyük yükselti, Kuruca dağıdır. (2372 metre) İlçenin kuzeyinde bulunan dağlık kesimlerde meşe ormanları bulunur. İlçe halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ancak yurt dışında da yoğun şekilde çalışmak üzere gitmiş Karakoçanlı bulunmaktadır ve bunlar ilçede yaşayan aile bireyleri ile akrabalarına yardım ederler. Zaten yazları da ilçenin nüfusu 2 katına çıkar, çünkü yurt dışındaki gurbetçileri izine gelirler. Peri çayı ilçenin içlerine kadar uzanır.
Yörede karasal iklim hakimdir. Buna bağlı olarak kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçer.
Elazığ Karakoçan Meslek Yüksek Okulu
KARAKOÇAN MESLEK YÜKSEK OKULU
Elazığ Fırat Üniversitesine bağlı olarak 2010-2011 öğretim yılında hizmete girmiştir. Okulda Bilgisayar Teknolojileri Bölümü ve Bilgisayar Programı Programcılığı bölümleri vardır.
Elazığ Karakoçan Peri Suyu
PERİ SUYU
Kığı ilçesinden doğar, Nazimiye, Mazgirt ve Karakoçan ilçeleri arasında sınır teşkil ederek güneye iner ve Munzur çayına karışır. İlkbahar ve sonbahar aylarında oldukça yoğun debi ile akar ve geçit vermez, sadece üzerinde bulunan 3 beton köprü geçit için kullanılabilir. Peri Suyu, Keban Baraj gölüne akar. Peri suyu, sportif balıkçılık açısından da uygun olanaklar sunar.
GEZİLECEK YERLER
Elazığ Karakoçan Ziyaret Tepesi ve Urartu Kaya Mezarı
ZİYARET TEPESİ VE URARTU KAYA MEZARI
Hz Kureyş ikametgahı. Halkın ziyaretgah olarak büyük önem verdiği ve hakkında birçok efsane anlatılan kaya mezarı: yüzyıllar içerisinde, bulunduğu ana kaya kütlesinden koparak günümüzdeki yerine düşmüştür. Kalecik ve Özlüce Barajının yapımı sırasında, Elazığ Müzesi nezaretinde, 60 tonluk kaya bloku, uygun bir alana taşınmıştır. Bu alanda da Hz Kureyşin türbesi olarak ziyaret edilmektedir.
Elazığ Karakoçan Bağın Kalesi
BAĞIN KALESİ
İlçe merkezine 12 km uzaklıkta Peri çayı kenarındadır. Bu yerleşim yeri, Urartu Eyalet merkezi olan Palu’nun 33 km kuzeyindedir.
Bağın kaplıcasının birkaç yüz metre kuzeyinde geniş bir çevreye hakim bir tepe üzerindedir.
Daha ayrıntılı bir konum: İlçe merkezine bağlı Kızılca köyü yakınlarındaki Dedebağ köyü yakınlarındadır.
Yapım tarihi bilinmez.
Kalenin girişi Peri çayına bakan yamaçtadır ve girişe merdivenle çıkılarak girilir.
Kalenin içinde, taşlar oyularak yapılmış büyük bir oda vardır.
Kalenin surlarından çok az bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Kale üzerinde: çok sayıda kaya oyuğu şeklinde mahzen şeklinde depo ve tünel bulunmaktadır. Kale üzerinden, kalenin bulunduğu nehir yamacına doğru merdiven inmektedir. Bu merdivenler, büyük olasılıkla kalenin su ihtiyacını karşılamak için yapılmıştır.
Kalede bulunan stel parçasının Ortaçağ sur duvarı içerisinde olduğu görülür. Bu durum stelin buraya taşınmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösterir.
Menua’nın ardılı I Argişti’nin yıllık askeri icraatlarını anlattığı Surb Shak Kilisesi adıyla bilinen yazıtta, eyalet valilerinden bahsedilir. Yazıta göre: Argişti, Diauchi ülkesine doğru sefere çıkar. Kral sefere ait icraatlarını anlatırken, aldığı ganimetlerin listesini verdikten sonra Şaşki, Ardaraki, Baltuhi ve Qabilu boylarının krallarının yerine valiler atadım ifadesini kullanır. Fakat atanan valilerin isimlerinden bahsedilmez. Yazıtta geçen vali atanan yerlerim tam lokalizasyonunu yapılamaz. Fakat kalelerden Diauchi ülkesine yapılan seferden bahsedilmesi nedeniyle bunlar Yukarı Aras Vadisine yerleştirilebilir.
Elazığ Karakoçan Golan Kaplıcaları
GOLAN KAPLICALARI
İlçe merkezine 27 km uzaklıkta Yoğunağaç köyünde Peri çayı kenarındadır.
MTA Genel Müdürlüğü ile Elazığ Valiliği arasında yapılan protokol gereğince, jeotermal kuyu sondajı yapılmış, açılan kuyunun derinliği 400 metre, çıkan suyun sıcaklığı 43 derecedir. Suyun debisi ise, saniyede 25 litredir.
Sıcak su kaynağı, mineral bakımından oldukça zengindir. İlgili kuruluşların raporlarına göre, bu kaplıcaların yararlı geldiği hastalıklar şunlardır: romatizma, nevrit, poli nevrit, kırık çıkık, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarıdır. Peri suyunun güney kıyısındaki küçük bir havuzda toplanır. Halk bu havuzda yıkanarak ve içme uygulamalarıyla tedavi olur.
Elazığ Karakoçan Golan Kaplıcaları
Burada, 24 odalı bir konaklama tesisi bulunuyor. Ayrıca dinlenme amaçlı kamelyalar ve gelenlerin yiyecek içecek ihtiyaçlarını karşılamaları için bir de bakkal bulunuyor.
Evet bu kaplıcalar her yıl yüzlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Muhteşem güzel bir tabiat içinde, oldukça şifalı bir kaplıca, hatta bu kaplıcada kalırken, Peri suyunun karşı kıyısında, nehre su içmeye gelen yabani keçi ve geyikleri bile görebilirsiniz. Bence buralara yakın gittiğinizde mutlaka zaman ayırın ve bu kaplıcaya giden.
Elazığ Karakoçan Kalecik Baraj gölü ve Mesire Alanı
KALECİK BARAJ GÖLÜ VE MESİRE ALANI
İlçe merkezine 6 km uzaklıktaki Kalecik köyü yakınlarındadır.
Baraj 1970’li yıllarda eski Kalecik köyünün üstüne inşa edilmiştir. Daha sonra çevre düzenlemesi yapılarak mesire alanı haline getirilmiştir. 2013 yılında Kaymakamlık tarafından yeniden düzenleme yapılmış, burada restoran, kır düğün salonu, koşu alanı, çocuk oyun alanı yapılmıştır. Burada bir de yüzme havuzu bulunuyor. Gölde balık tutmak da mümkün.
PAMUKLU KOÇ MEZARLARI
İlçe merkezine bağlı Pamuklu köyünde bulunan koç ve koyun mezarları, Elazığ Arkeoloji Müzesi girişinde sergilenmektedir.
URARTU KAYA KİTABESİ-BAHÇECİK YAZITI
İlçe merkezine 7 km uzaklıkta bulunan Bahçecik köyündedir.
1987 yılında burada yeni bir Urartu yerleşme yeri tespit edilmiştir. Kalıntılar köyün hemen kuzeyindeki alçak bir sırt üzerinde ve eteklerindedir.
Bahçecik Urartu yerleşmesinde, sırt üzerinde kurulmuş 63 x 10 metre ebatlarında, dikdörtgen planlı bir yapı dikkati çeker. Bu yapı çeşitli mekanlara bölünmüştür. Plan olarak Urartu konaklama istasyonlarına/kervansaraylara benzer. Burası: Bingöl ve Palu üzerinden Fırat kıyılarına doğru uzanan önemli bir karayolu sisteminin üzerindeki konumuyla bir kervansaray olabilecek özelliklere sahiptir.
Yapının sadece taş temelleri günümüz ulaşmıştır. Ancak bunlar incelendiğinde yapının dikdörtgen planlı olduğu, daha önce Urartu uygarlığında bilinenlere benzemektedir. Üzerinde “V” harfine ve “?” işaretine benzeyen bazı işaretler bulunan, Urartu kültürüne özgü kaya parçaları dışında, başka bir kalıntı görülmez. Böylece, Bahçecik’in Urartular döneminde bir yerleşme yeri olarak kullanıldığı belirlenmiştir.
1990’lı yılların başlarında, Bahçecik köyünde bir Urartu yazıtının varlığı saptandı.
Palu ve Bağın kalelerindeki Urartu Kaya kitabelerine benzeyen bu taşın ön yüzü düz, arka kısmı kaya bloktan koparılmış durumdadır.
Taşın ağırlığı 450-500 kg civarındadır. Bazalt bir dikdörtgen blok üzerine, Urartu çivi yazısıyla yazılmış olan bu kitabe: modern bir köy evinin duvarı üzerinde, ikincil malzeme olarak kullanılmıştır.
Alt sağ yanı ve en alt bölümü kısmen kırıktır. Blok yüksekliği 59 cm ve genişliği 90 cm dir. Kalınlığı ise 30 cm. dir. Üzerinde 12 satır Urartu çivi yazısı vardır. Satır araları 4.5 cm dir. İlk satında bulunan yazılara göre, söz konusu bazalt bloğun, muhtemelen kule biçimli bir tapınağın cephesine ait olduğu tahmin edilmektedir.
Yine yazıttan anlaşıldığına göre: Bahçecik köyü yöresinde Urartu kralı II Sarduri (MÖ 760-730) döneminde: Sardurihinili adıyla yeni bir kale kurulduğu, baş tanrı Haldi için bir tapınak inşa edildiği ve ülkemin batı/güneybatı ucundaki bir eyalete yeni vali atandığı anlatılmaktadır.
Ancak, modern bir köy evinin duvarında bulunan bu yazıtın buraya nasıl getirildiği meçhuldür ve yazıtta yazılanlar yani bir kale veya büyük bir tapınağın burada kurulu bulunması yapılan araştırmalara göre mümkün görülmez. Burada sadece bir konaklama istasyonu yani bir kervansaray varlığından söz edilir. Kral adını taşıyan Urartu resmi yazıtları ise, daima büyük idari ve askeri merkezler çevresinde bulunmuştur. Bu yüzden, bu bazalt yazıtın, Bahçecik köyüne yakın bir başka yerden taşınmış olduğu düşünülmektedir. Ancak bugünkü bilgilere göre, bu yörede Palu kalesinden başka, büyük bir Urartu tesisi varlığı saptanmamıştır.
Köyceğiz: Muğla-Fethiye kara yolunun 60’ncı km. de. Anayoldan, 1 km. içeride, göl kenarında.
Köyceğiz’in belli başlı merkezlere uzaklığı şöyle: Dalaman: 30 km., Marmaris: 60 km., Muğla: 60 km., Datça: 133 km., Bodrum: 197 km., İzmir: 280 km.
Köyceğiz
GENEL:
Köyceğiz: genellikle, tatilcilerin , Ege denizi kıyısının bütününde yapacakları bir gezi veya Fethiye’ye giderken yakınından geçtikleri bir belde. Öncelikle deniz kıyısında bulunmadığını söylemem gerek. Büyük bir gölün kıyısında. Köyceğiz gölü. Bu gölün: denizle birleştiği yerde, büyük bir delta var. Ayrıca: yörenin en önemli antik kentlerinden: Kaunas buradadır.
Evet: burası zengin doğal güzellikleri ve narenciye bahçeleriyle, sakin bir turistik belde. Adını ise: biraz öncede sözünü ettiğim, Köyceğiz gölünden almıştır.
İlçenin en büyük gelir kaynağı: tarımdır. Ayrıca: burada, yoğunlukla gezginci arıcılıkta yapılıyor. Köyceğiz Gölünün Akdeniz ile birleştiği Dalyan Boğazında ise: balık üretim çiftlikleri var. Buraya has çok ilginç bir özellik daha var. Köyceğiz; Türkiye’nin Rize’den sonra, en çok yağış alan bölgesi. Buradaki kış yağmurları; 2-3 ay sürüyormuş.
Tüm bunların yanında: ilçe merkezinde, göl kıyısında, bol miktarda; restoran ve kafeterya var. Bu kafeteryalarda: göl manzarası ile çayınızı yudumlamanız mümkün.
Köyceğiz Kaunos
TARİH:
Tarihçi Heredot ve Coğrafyacı Strabon’a göre: MÖ.3000 yıllarında; Karlar ve Leglerin burada yerleşmiş olduklarını öğreniyoruz. Çevrede: bu devirlere ait bulunan şehir kalıntıları, kaleler, su kemerleri ve çok sayıda kaya mezar bulunmaktadır.
Daha önce de sözünü ettiğim gibi: Köyceğiz Gölünün, sahile birleştiği bölgedeki “Kaunos” şehri, antik çağda, Karia bölgesinin önemli limanlarından ve ticaret merkezlerinden biriymiş. Kaunos ören yerinin anlattığım yazıda, şehrin tarihi bölgenin tarihine yön vermektedir.
Menteşeoğulları Beyliği; 1291 yılında, burayı, Bizanslıların elinden almış ve bölgede Türk hakimiyeti başlamış.
NE YENİR:
Köyceğiz’de bulunduğunuz sürede: mevsimine göre: her türlü ot ile hazırlanan mezeler tadılabilir. Ayıca ve mutlaka balık yemelisiniz. Özellikle: kefal çok lezzetli. Yine; hediyelik veya kendiniz için bir şeyler almak isterseniz: Köyceğiz’de bal üretimi yaygın ve güzel. Köyceğiz balı veya arı ürünlerini satın alabileceğiniz yerler var.
Köyceğiz Meslek Yüksekokulu
KÖYCEĞİZ MESLEK YÜKSEK OKULU-KÖYCEĞİZ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU:
2001 yılında kurulan okul, 2011 yılında fiilen eğitim ve öğretime başlamıştır. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesine bağlıdır. Yüksekokul bünyesinde: çeşitli programlar bulunmaktadır.
GEZİLECEK YERLER:
Köyceğiz Gölü
KÖYCEĞİZ GÖLÜ
Dalaman çayının etkisiyle, tektonik bir çukurun içinde alüvyonların etkisiyle oluşturulmuş bir göldür. Çevresi dağlarla çevrilidir. Gölü besleyen kaynaklar oldukça çoktur. Bunlar: Namnam çayı, Kargıcak çayı ve Yuvarlak çaydır. Ayrıca kaynak suları da gölü besler.
Köyceğiz Gölü
Göl, körfez ağzının alüvyonlarla tıkanmasıyla oluşmuştur, ancak gölün fazla suları, 10 km uzunluğunda dar bir kanalla Akdeniz’e boşaltılır. Yani, gölün denizle bağlantısı kesilmemiştir. Köyceğiz gölünün gideğeni “Dalyan Boğazı” dır. Bu doğal kanal: 1.5 metre derinliktedir ve büklümlere (mendereslere) uzanan bu doğal kanal, gölü Akdeniz’e bağlar.
Köyceğiz gölü
Göl, Türkiye’nin 16’ncı büyük gölüdür. Denizden yüksekliği 8 metredir. Gölün derinliği 20 ile 60 metre arasında değişir. Büyüklüğü ise 52 km karedir. Evet göl kıyısında gölün panoramik manzarasını izleyebileceğiniz mekanlar bulunmaktadır.
Göle büyük yatlar ile sürat teknelerinin girmesi yasaktır. Sadece: gezi tekneleri göle girerler. Öğle saatlerine kadar tamamen durgun olan göl, öğleden sonra esen ve Köyceğiz’e hayat veren meltem ile gölde sörf ve yelken sporu yapılmasına imkan verir. Ayrıca: yine gölde olta ile sazan balığı avcılığı yapılmaktadır.
Köyceğiz merkez koridoru
KÖYCEĞİZ MERKEZ KORDONU
Göl kıyısında 2.2 kilometrelik sahil kordonu bulunur.
Köyceğiz Merkez Koridoru
Bu sahil yolunda yürüyüş yolları ve kafeler bulunmaktadır.
Köyceğiz Hapishane Adası
HAPİSHANE ADASI-AŞIK ADASI
Gölde küçük bir ada bulunmaktadır. Bu adaya “Hapishane Adası” ve “Aşık Adası” denir. Bu ada, önceki dönemlerde askeri amaçlarla kullanılmış, sonrasında ise hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştır. Adada: Cenevizlilerden kalma bir kale kalıntısı vardır.
Köyceğiz Hapishane Adası
Aşık adası olmasıyla ilgili yöreden anlatılan bir öykü vardır. Şöyle ki “birbirine aşık olan iki genç, aileleri evlenmelerine izin vermeyince, bu adaya sığınırlar. Ailelerinin baskısından kurtulmuşlardır ancak her ikisini de adada bir yılan sokmuş ve adada ölmüşlerdir.”
Köyceğiz Kulak Kamp ve Mesire Alanı
KULAK KAMP VE MESİRE ALANI
Köyceğiz Belediyesi tarafından Köyceğiz gölünün en batısında kurulmuştur. Kargıcak çayının göl ile birleştiği yerdedir.
Köyceğiz Kulak Kamp ve Mesire Alanı
Burası: piknik yapmak için tanzim edilmiş bir alandır. Alanda: oturma alanları, tuvaletler, kapalı restoran bölümü, köprülü dev süs havuzu ve sığla ağaçları bulunmaktadır. Burada aynı zamanda çadır kurmak mümkündür. Bölgede kamp yapmak ücretsizdir. Ancak eğer mevcut çadırlardan kiralamak isterseniz, günlük ortalama ücret 25 TL dir.
Köyceğiz Tekne Turları
KÖYCEĞİZ TEKNE TURLARI
Dolmuş tekneler: hemen caminin yanındaki iskeleden günün her saati hareket eder. İztuzu plajına ulaşmak için, dolmuş tekneleri kullanabilirsiniz. Dolmuş teknelerin belirlenmiş sefer saatleri yoktur, doldukça hareket ederler. Sazlıklar arasında bulunan kanallardan devam eden yolculuk yaklaşık yarım saat sürer.
Köyceğiz Tekne Turları
Bu yolculuk sırasında: önce kaya mezarlarının önünden geçiliyor. Dalyan binalarının bittiği yerden itibaren Delta bölümü başlar, ana kanalı takip ederek devam eden yolculuk, kanallarda bulunan balıkların denize kaçmasını önleyen kapıya varılır.
Bu kapı tekneler geçerken açılır, geçtikten sonra ise tam bir labirentin içine ulaşılır.
Burada, yani labirentin içinde tekne kaptanları yılların verdiği tecrübeyle yollarını bulurlar.
Köyceğiz Tekne Turları
İztuzu plajına varıldığında, tekneden kumsala ayak bastığınız yer tatlı sudur. Bu bölüm, deniz tarafına nazaran derindir. Hemen karşıda ise bol tuzlu Akdeniz bulunur.
Köyceğiz Tekne Turları
Konu tekne turları ancak İztuzu plajına ulaşmak için bir de karayolu bulunmaktadır. Dalyan minibüs kooperatifi tarafından düzenlenen İztuzu dolmuş seferleriyle de İztuzu plajına ulaşabilirsiniz. Dolmuşlar Dalyan meydanındaki caminin önünden hareket ederler. Öze aracınız ile İztuzu plajına gitmek isterseniz, Dalyan Çarşı meydanından Dalyan tabelalarını takip ederek gidebilirsiniz.
Dalyan, İztuzu plajı arasındaki karayolu uzunluğu 12 km dir. Aslında aradaki mesafe çok yakın olmasına rağmen, sazlıklar nedeniyle yol uzamaktadır.
Köyceğiz Dalyan
DALYAN VE DALYAN KANALI
Dalyan, ismini Dalyan çayı üzerinde kurulan dalyanlardan alır. Köyceğiz gölü, sazlıklarla kaplı doğal bir kanalla Akdeniz’e bağlanır. Bu kanaldan akan nehir: yakınındaki Köyceğiz gölünden doğarak İztuzu denizine akmaktadır.
Köyceğiz Dalyan
Bu tür yani denizle doğal bir kanal vasıtasıyla birleşen göllere “Ayaklı göl” denir. Dünyada bu tür sadece 7 göl bulunmaktadır.
Köyceğiz Dalyan
Dalyan kanallarının derinliği 2 ile 7 metre arasında değişmektedir. Kanal, sazlıklarla çevrili labirent şeklinde bir kıyıdır, tam karşısında kral mezarları bulunmaktadır. Dalyan boğazında tüm heybetiyle ayakta duran kaya mezarları görebilirsiniz.
Köyceğiz Dalyan
Ayrıca, dünyaca ünlü İztuzu plajı da buradadır. Bölgede: mavi yengeç, Nil kaplumbağası ve caretta caretta kaplumbağaları bulunmaktadır. Ayrıca: kanaldaki sazlıklarda yüzlerce tür bitki yetişmektedir. Dalyan çevresinde 180’den fazla kuş türü de bulunmaktadır. Tüm bu nedenlerle, Dalyan 1998 yılında Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak seçildi.
Köyceğiz Sülüngür Gölü
SÜLÜNGÜR GÖLÜ
Dalyan boğazının ucunda, Dalyan’a giderken, Sülüngür denen tatlı-tuzlu su karışımı küçük bir lagün gölü daha vardır. Küçük ama doğası güzel bir göldür. “Sülüklü göl” olarak da isimlendirilir.
Köyceğiz Sülüngür Gölü
Özellikle fotoğraf çekmeyi sevenlerin ziyaret etmesini öneririm. Gölü geçip yayla yoluna çıktığınızda çevrenin muhteşem bir manzarasını görebilirsiniz. Ayrıca bu çevreyi ziyaret ederseniz, nar suyu içmenizi de öneririm. Gölün çevresinde tahta banklar var, bunlarda piknik yapmak mümkündür.
Göl, kefal balığının yumurtlama alanıdır. Bu yüzden, göl koruma altındadır.
Son bir not, buradaki gölde yüzmek yasaktır, çünkü gölde yer yer bataklıklar görülmektedir.
Köyceğiz Kaya Mezarları
KAYA MEZARLARI
Kaunos kentinin en önemli özelliği, günümüzde bile ayakta duran kaya mezarlarıdır. Bunlar ülkemizin tanıtım filmlerinde de sık sık görülür ve tanıtım simgesi haline gelmiştir.
Antik dönemdeki inanışlara göre, mezarlar ne kadar yüksekte olursa, tanrıya o kadar yakın olunurdu. Bu yüzden: krallar, başarılı komutanlar ve siyasetçilerin mezarları hep dağ yamaçlarına yapılmıştır.
Persler ve Büyük İskender’in şehri ele geçirmesiyle mezarların yarım kaldığı tahmin edilmektedir. Ancak, yarım kalmış kaya mezarları, bu tür eserlerin yapım aşamasını göstermesi açısından hayli ilginçtir.
Köyceğiz Kaya Mezarları
Balıklar dağının güney yamacına, oldukça yüksek bir duvar gibi yükselen kayalara yapılan tapınak cepheli kaya mezarları, MÖ 4’ncü yüzyıla tarihlenir ve sonraki Roma döneminde de kullanılmıştır. Mezarlar: Çandır Alagöl kıyısında, yer yer denizden 80 derecelik bir açı ile yükselen dağ yamacına oyulmuştur.
Yamaçta 6 tane mezar gurubu bulunmaktadır.
Bazılarının yükseklikleri 9 metreye ulaşır.
Köyceğiz Kaya Mezarları
Yapılış stiline göre: mezarlar bir niş içinde gibi görünür. Ancak bu stil oldukça fazla emek gerektirmiştir ve uygulama sadece Kaunos ve yakın çevresinde görülür.
Mezarların çok azında yazıt bulunur. Bu yazıtlı mezarlardan birindeki yazıtta “iki kelimesi” vardır. Diğer yazıtlı mezardaki yazıt ise “Karya kökenli değildir.”
Bunun sebebinin, Maussolos döneminde, Kaunos şehrinin Helen kültürü etkisine girdiğini ve kaya mezarların daha sonraki dönemlerde Romalılar tarafından da kullanıldığını gösterir.
Köyceğiz Kaya Mezarları
Tapınak cepheli bu kaya mezarlarında: yan duvarların arasındaki İon sütunların taşıdığı üçgen alınlıklı cephenin gerisinde: basamaklarla çıkılan bir ön oda ve yine bir kapıyla açılan mezar odası bulunur. Sütunların üstünde friz ve alınlıklar bulunur.
Mezarlarda alınlıklar genellikle işlemesizdir.
Ancak sadece bir mezarda, alınlıklarda karşılıklı duran iki aslan figürü ve sivri köşelerde bir kuş ve mitolojik yaratık bulunur.
Köyceğiz Kaya Mezarları
Likya tipi mezarların içinde, ölülerin üzerine yatırıldığı kline yani üç tane taş yatak bulunur. Ayrıca, yakılan ölülerden geri kalanların içine konulduğu kapların, dik yerleştirildiği küçük nişler vardır.
Bu nişler: tapınak cephesi biçiminde şekillendirilen birer plaka ile kapatılmıştır.
Evet: Dalyan’ı yüksekten izleyen kaya mezarlarının binlerce yıl önce hangi teknik kullanılarak yapıldığı bilinmemektedir. Hangi aletler kullanılarak o kayalar oyulmuş meçhuldür. Sadece mezar odası oyulmamış, mezar odasının dışında dağ da oyularak, mezar, dağdan bağımsız hale getirilmiştir. Bir kişi, mezarın çevresinde rahatlıkla dolaşabilmektedir. Çünkü amaç mezara tapınak havası vermektir.
Köyceğiz Sultaniye Kaplıcaları
SULTANİYE KAPLICALARI
Köyceğiz-Hamitköy yolu üzerinde, Ekincik mevkiine giderken tabelasını görebilirsiniz. Köyceğiz merkeze 12 km uzaklıktadır. Yalnız buraya araba ile ulaşmak oldukça sıkıntılıdır, bunu unutmamak gerekir. Dalyan tur tekneleriyle buraya ulaşmak mümkündür, yolculuk yaklaşık 20 dakika sürer, ancak bu tekneler günübirlik gezi tekneleridir yani sadece Sultaniye Kaplıcalarına değil, tüm Dalyan bölgesinde gün boyu gezinti yapılan teknelerdir.
Sultaniye Kaplıcaları, Köyceğiz gölünün güney batısında, Ölemez Dağının eteklerindedir.
Kaplıca Köyceğiz Belediyesi tarafından işletilmektedir.
Kaplıcaya giriş ÜCRETLİDİR.
Kaplıcanın: günümüzden 2000 yıl önce MÖ 100’lü yıllarda Kaunoslular tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Kaplıca takip eden dönemlerde de kullanılmıştır ve Roma döneminde buraya büyük bir hastane yapılmıştır. Bu hastanenin kalıntıları günümüzde görülmektedir. Hatta söylenenlere göre, 400 kişilik bu hastanenin kapısında “Tanrılar adına buraya ölüm giremez” yazısı bulunuyormuş. Bu yüzden kaplıcaların bulunduğu dağa “Ölemez Dağı” ismi verilmiştir.
Kaplıca bölgesinde Bizans döneminde de tesisler yapılmış, ancak bu tesisler zamanla Köyceğiz Gölü suları altında kalmıştır.
Köyceğiz Sultaniye Kaplıcaları
Gelelim Kaplıca sularının özelliklerine:
Kaplıca bölgesine ziyaretçilerin çoğunluğu tekne turları ile geliyorlar. Tekne turlarıyla buraya gelenler sadece 2 saat kalıyorlar. (genellikle 11-13 arasında gelirler.)
Kaplıca bölgesinde duş alma ve soyunma kabinleri bulunuyor. Burayı ziyaret ederseniz, ağır kükürt kokusuna tahammül etmeniz gerekiyor, bunu unutmayınız, hatta çamur banyosundan sonra bu kükürt kokusunun vücudunuza sineceğini ve ancak 2-3 gün sonra ortadan kalktığını da bilmelisiniz.
Kaplıcada iki bölüm bulunuyor.
Birinci bölüm: Termal havuz bölümüdür. Burada iki tane havuz vardır, bu havuzlardan bir tanesi karma ve diğeri ise sadece kadınlara hizmet vermektedir.
39 derece sıcaklıktaki su: kalsiyum klorür, sülfat, kalsiyum, kalsiyum sülfür ve radon içermektedir. Yani radyoaktivitesi oldukça yüksektir. Hatta, yüksek radyoaktivite ölçüsü, dünya da Endonezya’daki kaplıcadan sonra ikinci sırada gelmektedir.
Kaplıca sularının iyi geldiği hastalıklar: romatizma, siyatik, cilt ve kadın hastalıklarıdır.
Burada konaklamak da mümkündür, prefabrik evlerde kiralık odalar vardır. Çünkü, herhangi bir tedavi için 21 günlük kür gerektiği söyleniyor. Ayrıca göl kıyısında güzel bir kafeterya bulunuyor.
Köyceğiz Çamur Banyoları
Gelgirme Kaplıcası-Kükürtlü Çamur Banyoları
Kaplıcadaki ikinci bölümdür.
Ziyaretçiler, kaplıca sularına girerken, ayrıca kükürtlü çamur banyolarını da tercih ederler. Çamur banyosu yapılan yerde, su göl kıyısından sürekli devir daim yapıyor. Bu yüzden diğer çamur banyosu tesislerine göre daha temizdir. Çamur “Güzellik çamuru” olarak adlandırılır.
Köyceğiz Çamur Banyoları
Sürülen çamur geleneksel olarak 45 dakika bekletilmesi gerekiyor. Kuruyan çamur, deriyi geriyor ve gözenekleri temizliyor. Vücuda sürülmesiyle teni yumuşatıp kırışıklıkları giderdiği söyleniyor.
Ancak, bu çamur banyosunun bir turistik animasyona dönüştüğü söyleniyor yani sağlığın ötesinde animasyon yönü öne çıkıyor. Özellikle yabancı turistler, soyunup çamura bulanıyor ve sonra hatıra fotoğrafı çektirmekten çok hoşlanıyorlar.
Evet çamura bulandıktan sonra, Köyceğiz gölüne girerek veya duş alarak çamurlardan temizlenirler ve isteyenler diğer kaplıca havuzuna girebiliyorlar. Bu kaplıca havuzunda da 30 dakika kalmak uygun görülmektedir.
Köyceğiz İztuzu Plajı
İZTUZU PLAJI
Buraya: Dalyan üzerinden karayolu ile ulaşılabilir.
Dalyanağzı Plajına ise Dalyan’dan kalkan teknelerle ulaşılır. Tekneler: Köyceğiz gölü ve sonrasında labirent gibi kıvrılan Dalyan kanalından geçerek İztuzu plajına ulaşırlar. İztuzu ile Dalyan merkez arasındaki uzaklık tekne ile 45 dakika ve araç ile 15 dakikadır.
Antik dönemlerde İztuzu kumsalı yoktur. Günümüzde İztuzu sahilinden 3 km içeride kalan Kaunos antik kentinin limanı, buradaymış. Ancak zaman içinde Kaunos şehrinin limanı, nehrin getirdiği alüvyonlarla kapanır. Çünkü Dalaman çayı: antik dönemde Ortaca ve Dalyan’dan geçiyormuş.
MÖ 200’lü yıllarda Rodos’ta büyük bir deprem olunca, Anadolu’nun güneybatı kesimleri büyük ölçüde harap olur. Bu deprem, Dalaman çayının yatağını da değiştirir. Bunun sonucunda ise İztuzu sahili ortaya çıkar.
Dalaman çayının yatağı değişince, kumların sürüklenmesi tersine döner. Dalgalar kumları kıyıya sürüklemeye başlar. İztuzu önlerindeki kayalıklar, dalgaların hızını kestiği için kumlar günümüzdeki yerde birikmiş ve İztuzu sahili oluşmuştur.
Köyceğiz İztuzu Plajı
Kumsal:
Göl sularının, Akdeniz’e, denize boşaldığı yerdeki sahil yani plaj kısmı: 5.5 km uzunluktadır. Sahilin genişliği ise 50 ile 200 metre arasındadır.
Sahil boyunca hiçbir yapılaşma yoktur. Sadece: ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamak için birkaç büfe, duşlar, tuvaletler ve soyunma kabinleri vardır.
Bu uzun kumsalın bir ucunda “İztuzu Plajı” ve diğer ucunda ise “Dalyanağzı günübirlik plaj tesisleri” bulunmaktadır. Kumsalın orta kısmı ise el değmemiş yapısı ile ziyaretçileri beklemektedir.
Kumsalı: küçük bir doğal kanal bölüyor. Bu kanal, göl suyunu denize bağlar.
Dalyan üzerinden gelen günübirlik gezi tekneleriyle doğu tarafında bulunan Dalyanağzı Plajına ulaşılır.
İztuzu Plajına ise karayolu ile ulaşılır.
İztuzu plajı: 2008 yılında Avrupa’nın en iyi açık alanı ve 2011 yılında ise Avrupa’nın en iyi plajı seçilmiştir.
Her iki kısım da farklı özelliklere sahiptir.
Köyceğiz İztuzu Plajı
Deniz
Deniz sığdır, deniz içinde uzun süre yürüseniz de boyunuzu aşmaz. Ancak öğleden sonraları hafif dalga olabilmektedir. Deniz suyunun tuz oranı biraz fazladır ancak yine de yüzerken rahatsızlık vermez.
Köyceğiz İztuzu Plajı
Denizde tuzlu suya girdikten sonra, hemen arkadaki kanaldaki tatlı su da duş yapabilirsiniz. Zaten dalyan kısmı yani suyu tatlı olan bölüm tamamen dalgasızdır, su hep sakindir.
Bu muhteşem sahil: Caretta Caretta kaplumbağalarının üreme alanıdır. Ancak bu üreme alanı: İztuzu kumsalının karayolu ile gidilen tarafındadır ve günlük turlarla gelen ziyaretçiler, sadece tekne turu yaptıkları için maalesef bu merkezi göremeden Dalyan’dan ayrılırlar.
Kaplumbağaların üreme döneminde, kumsalda gece kalınması yasaktır. Ayrıca kumsalda kumlar şemsiye batırılması, köpek gibi hayvanların getirilmesi ve işaretli yerlere şemsiye batırılması ve çukur kazılması, gürültü yapılması ve ışık yakılması yasaktır. Zaten bu yüzden plaj erken saatlerde kapatılmaktadır.
Kaplumbağaların sahile yumurta bırakmaları nedeniyle, sahilin ismi “Kaplumbağa Sahili” olarak da geçmektedir.
Kaplumbağalar yanında, buranın yine ilginç bir canlısı Mavi yengeçlerdir. Bunlar ismini: ayakları ve kıskaçlarında bulunan mavi renkten alırlar. Asıl vatanları Kuzey Amerika’dır, muhtemelen Ege kıyılarından geçen büyük yük gemileri aracılığı ile buraya geldikleri düşünülmektedir.
Köyceğiz Ekincik koyu
EKİNCİK KOYU VE PLAJI
Köyceğiz merkezden Hamit köy üzerinden buraya ulaşabilirsiniz. Ekincik köyünü geçtikten sonra kumsala ulaşılır. Yol, dağlık ve dolambaçlıdır. Plaj Köyceğiz Belediyesi tarafından işletiliyor. Giriş ücretli değildir.
Kumsal çok güzeldir. İnce çakılımsı taşlarla döşelidir.
Köyceğiz Ekincik koyu
Küçük bir dere, kumsalı ikiye böler. Dereyi geçip plajın ikinci kısmına geçerseniz, yanınızda masa, sandalye ve şemsiye varsa, denize girip sahilde güneşlenebilirsiniz.
Deniz de temizdir. Ancak denizde yer yer derinlikler fazladır ve bu yüzden çocuklu aileler ve yüzme bilmeyenler için tehlikelidir. Deniz sabah güzel, öğleden sonra bozuluyor, dalgalanıyor, bu arada insanlar da yoğun kalabalık olarak denize girince, kumları kaldırıp suyu bulandırıyorlar.
Köyceğiz Ekincik koyu
Plajda şezlong ve şemsiye kiralayabilirsiniz, ayrıca plajda yine kiralık localar bulunuyor.
Kumsalda çeşitli tesisler vardır.
Hatta voleybol sahası da düzenlenmiştir. Soyunma kabinleri ve duş mevcuttur ve bu hizmetler ücretsizdir.
Yolun kıyıya ulaştığı yerde, yatların demirlemesi için uygun iskele ve büfe bulunur. Büyük “T” iskelesi sayesinde rıhtıma çok sayıda tekne yanaşabiliyor. Dünyanın en ünlü yelkencileri ve ülkemize gizli gizli gelen dünya starları buraya uğruyorlar.
Köyceğiz Ekincik koyu
Çünkü Marmaris-Göcek arasındaki günübirlik ve mavi tur teknelerinin uğrak yeridir. Ancak buraya çok sayıda yat ve tekne uğramasının olumsuz bir yanı vardır. Çünkü bu tekneler, özellikle yabancı tekneler, koy içinde sintine yani bütün pisliklerini boşaltmakta ve bu yüzden, deniz zaman zaman sahile kadar ulaşan pisliklerle dolu olmaktadır.
Koyun sağ tarafında kalan dalgakıran sebebiyle, koyun kendi kendine temizlemesi zorlaşıyormuş. Kumsal ve iskele çevresinde çok sayıda lokanta, otel ve pansiyon bulunur. Burada: su sörfü, su kayağı ve diğer deniz sporları yapılabilmektedir.
EKİNCİK KAMPİNG
Ekincik Ova Sokak Sahilindedir. Kamp alanı, Köyceğiz merkeze 35 km uzaklıktadır. Kendi çadırınız veya karavanınızla gelebilirsiniz. Ayrıca kampta bulunan kiralık çadır ve kulübeleri de kullanabilirsiniz.
Köyceğiz Yuvarlak çay vadisi
YUVARLAKÇAY VADİSİ
Köyceğiz merkezinin kuzeydoğusundadır.
Topgözü pınarlarından doğar ve Dalyan ovasının kuzeyindeki suları toplayarak Köyceğiz gölüne dökülür. Yuvarlakçay kaynağı, göle yaklaşık 30 km uzaklıktadır. Bu çayın üzerinde birçok dinlenme tesisi bulunmaktadır. Ama özellikle, Şelalesi ve güzelliğiyle ilgi çeker.
Kayaların arasından çıkıp, gün ışığıyla tanışan kar suları, seyrine doyum olmayan bir şelaleye dönüşür. Su oldukça soğuktur, ayaklarınızı suyun içinde birkaç dakika tutamazsınız.
Buraya yolunuz düşerse, mutlaka “alabalık” yemenizi öneririm. Çünkü çayda birçok alabalık çiftliği bulunmaktadır.
Köyceğiz Palmiye Merkezi
PALMİYE MERKEZİ
Köyceğiz merkeze 2 km uzaklıkta, Ekincik yolu üzerindedir. 1993 yılında Dr Ragıp Esener tarafından kurulmuştur. Kuruluş amacı: palmiye sevgisinin ve türlerinin arttırılmasıdır. Merkezde 140 palmiye türü bulunmaktadır.
Merkezde: Botanik bahçesi, Palmetum yani yaşayan palmiye müzesi, kaktüs ve sukkulent evi, Tropik Sera, Tropik meyveler bölümü ve Su bahçeleri bulunmaktadır. Bu bitkiler arasında 30 çeşit zakkum da bulunmaktadır.
Köyceğiz Kaunos
KAUNOS
Dalyan Beldesindedir. Buraya gitmek için, Dalyan’dan tekneye binmeniz gerekir. İskelede tekneden indikten sonra yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüş gerekir.
Denizden yatla gelenler ise, Delikli Ada çevresine demirleyip tekneyle kanalı izleyerek iskeleye çıkabiliyorlar.
Kaunos antik kenti, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesinde bulunmaktadır. Giriş ücretlidir.
Köyceğiz Kaunos
Kent hakkında genel bilgi:
Karya bölgesindedir. Karya’nın en doğusunda Lykia’ya en komşu kenttir. Patara Yol Klavuz anıtında en batıda Kaunos olarak geçer. Eyalet yol ağına dahildir. Karasal bağlantılarının, Karya’dan çok Lykia ile güçlü olması nedeniyle; kültürel, ticari ve siyasi ilişkilerini ve bağlarını da güçlendirmiştir.
Ünlü Sinoplu Coğrafyacı yazar Strabon: Kaunos’un tersanesi ve ağzı kapanabilen bir limanı olduğunu yazmıştır.
Kent: Miletos’un oğlu Kaunos tarafından kurulmuştur.
Kaunos’un antik dönem efsanelerinde, ikiz kız kardeşiyle ilişki kurduğu söylenir. Bu konudaki bir başka söylenti ise şöyledir “Efsaneye göre Apollo’nun oğlu Karya Kralı Miletos’un ikiz çocukları vardır. Oğlu olan Kaunos, kız kardeşi Byblis kendisine aşık olunca, onun bu aşkına karşılık vermemiştir.
Bunu öğrenen Kral oğlunu ülkesinden kovar. Sürgüne gönderilen Kaunos, kendisini sevenlerle birlikte Karya bölgesine gelerek bu kenti kurar. Kız kardeş Byblis ise, hayatına son vermek isteyerek, yüksek bir kayanın üzerinden kendisini atar.
Ama Nympheler yani su perileri, Byblis’e acır ve onu bir pınara dönüştürürler.
Roma döneminin en önemli üç şairinden biri kabul edilen Ovidius’un anlattığı bir öykü ise şöyledir “Miletos’un: Kaunos ve Biblis adındaki ikiz çocukları birlikte büyürken, Biblis ikizine karşı duygusal yakınlık duyar ve bunu bir mektupla Kaunos’a bildirir.
Durumu öğrenen ve büyük bir öfke ve tiksintiyle karşılayan Kaunos, ikizini bir daha görmemek için Milet şehrinden kaçıp Karya ile Likya sınırına gelerek Kaunos kentini kurar.”
” O tarihten sonra bu tür acıyla biten aşklara Kaunos aşkı demek adet olmuştur.
Köyceğiz gölünün Akdeniz’le birleştiği yerde bulunan şehir, zamanla Karya’nın önemli bir limanı ve ticaret merkezi olmuştur. Kent: deniz ticareti ve verimli arazileri nedeniyle oldukça zengindi. İncir ve kerestesi ve tuz üretimiyle ünlüydü.
Ancak bunlara karşı: Kaunos şehri tarih boyunca iki sorunla yaşadı, bunlardan birincisi şehri çevreleyen arazideki sazlıklardan kaynaklanan sıtma, diğeri ise Kalbis ırmağının (günümüzdeki Dalyan çayı) kentin limanını balçıkla doldurmasıydı.
İlk kez, MÖ 800’lerde iskan edilmesine rağmen, şehrin ismi ilk olarak MÖ 544 yılında Pers generali Harpagos’a karşı gösterdiği direniş nedeniyle geçer.
Şehir, Perselere karşı oluşturulan Attika-Delos deniz birliğine katılır.
II Peloponnesos Savaşında, her iki taraf da Kaunos’u liman olarak kullanırlar.
Köyceğiz Kaunos Sikkesi
MÖ 337 yılından sonra şehir, Karya Strabı Mausolos’un yönetimine girer. Ardından büyük bayındırlık faaliyetleri başlar ve şehir Yunanlı görünüm kazanır, ilk sikke bu dönemde basılır. Bu sikkeler, Fethiye Müzesinde görülebilir.
MÖ 333 yılında ise Büyük İskender, Persleri yenerek bölgeyi ele geçirince, şehir: Mausolos’un kız kardeşi Prenses Adanın, sonra Antigonos’un ve daha sonra Ptolemaios’un yönetimine geçer.
Rodos Krallığı, Bergama Krallığı ve Roma egemenliğiyle devam eden süreçte bölge limanın dolmaya başlamasıyla önemini yitirir.
Çünkü ilk yapıldığında önemli bir liman kenti olmasına rağmen, alüvyonlarla denizin dolması nedeniyle zamanla şehir liman özelliğini yitirmiştir.
Arkeolojik Araştırmalar
Evet, yıllar sonra Kaunos antik şehri, ören yeri İngiliz Hoskyn tarafından keşfedilmiştir. 1842 yılında bölgeye geldiğinde, bulduğu yazılı bir blok üzerinde “Kaunos halkı ve meclisi” yazısını görünce, buranın Kaunos kenti olduğuna inanmıştır.
Kentteki ilk arkeolojik resmi araştırmalar, 1966 yılında Türk ekibi tarafından başlatılır.
Antik kentin birçok yerinde, Paleolitik dönemden kalma taş çatal, bıçak ve ok uçları bulunmuştur. Bunlar şehrin gücünü ve refahını ortaya koymaktadır. Bu bölgede, özellikle MÖ 5’nci yüzyılın ilk yarısında basılan sikkelerin ön yüzünde “kanatlı bir figür” arkasında ise “piramit biçiminde tek parça büyük taşlar” bulunuyormuş.
Ayrıca üzerinde bulunan “K” ve “B” harfleri ile Kaunos’un ilk ismi “Kbid” in ilk iki harfine referans olması açısından da önemlidir.
Köyceğiz Kaunos Güzeli Heykeli
Kaunos Güzeli Heykeli
2013 yılında yapılan kazılarda bulunan bir heykel ilgi çeker.
Heykel: Kaunos’un baş tanrısı Basileus Kaunios’a adak olarak sunulan mermer eşyaların bırakıldığı kireç çukurunda bulunmuştur.
Kaunos baş tanrısı Basileus Kaunios’a adak olarak sunulduğu düşünülen bu heykelin adı “Kaunos Güzeli” olarak saptanmıştır. Bu genç kız heykelinin MÖ 3’ncü yüzyılda, stil özelliklerine göre Helenistik dönemde yapıldığı anlaşılmıştır.
Heykel dünya mirası olarak listeye dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
23 asırlık genç kız heykelinin, gerekli çalışmaların ardından Fethiye Müzesinde sergileneceği söyleniyor.
Köyceğiz Kaunos Aslanı
Kaunos Aslanı
Kaunos kentinde, 1965 yılındaki bir kaçak kazı sonrasında ele geçirilen bu aslan heykeli: Köyceğiz ilçesinin simgesi olarak kabul edilmiş ve halen ilçe merkezinde şehir meydanında sergilenmektedir.
Günümüzden 2000 yıl önce ise, yine bu aslan heykeli, Kaunosluları temsil ediyordu. Kaunos aslanının sağ pençesinde görülen “ezilmiş öküz başı”: Kaunoslular döneminde “Düşman medeniyetlerini” temsil eder.
Antik Kaunos Tuzlası
Burası, Anadolu coğrafyasında bir ilktir. Antik dönemde göz merhemi yapımında aranan bir katkı maddesi olan Kaunos tuzunun üretildiği tavalar: İztuzu sahilindedir.
Kaunos Tuzlası: Kaunoz tuzunun üretildiği tava ve kanallardan oluşan antik tuzla tesisi: İztuzu sahilinin kuzeyinde doğu-batı yönünde uzanan kumul alan üzerinde kurulmuştur.
Alanın ölçüleri 35 x 50 metredir. Tuzla tesisi: hemen kuzeyindeki kireçtaşından koparılan yumruk büyüklüğündeki irili-ufaklı taş parçalarından yapılmıştır. Bu taşlar birbirine kireç harcı ile bağlanmıştır. Tesiste: 48 tava ve 4 kanal vardır.
Kent Surları
Kentin uzun suru: liman kuzeyinden başlar ve Dalyan köyünün ötesindeki sarp kayalığa kadar uzanır. Kuzey batı bölümündeki sur duvarları. MÖ 323 ile MÖ 30 yılları arasında Helenistik dönemde yapılmıştır. Limana doğru uzanan surlar ise, MÖ 750-475 yılları arasında yapılmıştır.
Kentin Limanı
Akropolün aşağısındaki Sülüklü Göldür. Çünkü antik dönemde, deniz, Kaunos şehrinin Akropolüne kadar geliyordu. Günümüzde Sülüklü gölün olduğu yer, bir zamanlar eski limandı. Kaunos harabelerinin eteğindeki bu gölete tekne giremiyor. Bazı kaynaklara göre, tehlike durumunda, göl bir zincirle kapatılıyormuş.
Deniz Fenerleri
İskele bölgesinde kayalara oyulmuş oyuklar görülür. Bu oyuklar, Kaunos şehrine yük taşımak için antik limana yanaşan gemilere fener görevi yapmak için yakılan büyük ateşlerin yeridir.
Liman Agorası
Sülüklü göl kenarındaki düzlükte, çeşme binası ve stoa arasındadır. Bu alandaki ilk yapılar, MÖ 5’nci yüzyılda yapılmaya başlanmıştır. Ancak buradaki Agora, MÖ 4’ncü yüzyılda yapılmış ve Roma dönemi sonuna kadar kullanılmıştır.
Agora: şehrin sosyal ve ekonomik yaşamının merkezidir. Ama aynı zamanda, şehrin kültürel ve tarihsel belleğini ifade etmektedir.
Köyceğiz Kaunos Akropol
Akropol
Antik kentteki en önemli kalıntıdır.
Köyceğiz Kaunos Akropol
Kent merkezinin kurulu bulunduğu Akropol: 152 metre yükseklikteki bir tepe üstündedir. Güney yamacı tamamen sarp olan akropolün zirvesinde, kulelerle desteklenmiş orta çağdan kalma bir sur duvarı bulunmaktadır.
Surlar
Kentin uzun sur duvarları: Limanın kuzeyinden başlar, Dalyan köyünde ilerler ve sarp kayalığa kadar uzanır. Bu surların kuzey kısmı: Satrap Mousollos döneminde yapılmıştır.
Surların kuzeybatı bölümü ise, Helenistik dönem yapısıdır. Limana doğru olan surlar ise, Arkaik dönemden kalmadır.
Köyceğiz Kaunos Tiyatro
Tiyatro
Akropol tepesinin batı yamacındadır. Şehirde ayakta kalarak günümüze ulaşmış en büyük ve en etkileyici yapıdır. Roma dönemi özellikleri taşımaktadır.
Köyceğiz Kaunos Tiyatro
Helenistik tiyatrolarda görülmeyen, yarım daireden büyük bir yapısı vardır.
Köyceğiz Kaunos Tiyatro
Tiyatroda 33 oturma sırası vardır. Seyirci kapasitesi 5 bin kişidir. Tiyatroda oturan seyirciler, aynı zamanda çevrenin muhteşem manzarasını izleme şansına sahiplerdi. Tiyatronun batı bölümünde, bazilika tipinde bir kiliseye ait kalıntılar bulunur.
Stoa
Eski liman olan Sülüklü gölün kuzey bölümünde yapılan kazılarda: Stoa ortaya çıkarılmıştır. Stoa’nın bulunduğu bölge, MÖ 5’nci yüzyılın başlarından itibaren özellikle dinsel mimari için kullanıma açılmıştır.
Stoa’nın bulunduğu doğal düzlükler, Liman çevresi boyunca dar bir alanda uzanmaktaydı. Stoa’nın çevresinde birçok heykel kaidesi vardır. Ancak bu heykeller bulunamamıştır, muhtemelen arkeolojik araştırma adı altında bölgeye gelen yabancı hırsızlar tarafından çalışmıştır.
Tapınak
Aşağıda, bir daire biçiminde örülmüş ve yivsiz sütunları bulunan yapının tamamlanmamış bir tapınak olduğu tahmin edilmektedir. Yapının arkasında: üç basamakla yükseltilmiş bir podyum görülür. Ancak bu daire biçimindeki yapının ne olduğu bilinmemektedir.
Roma Hamamı
Hamam: Roma imparatorluk döneminin, şehirdeki bir damgası gibidir. Üzerine standart hamam planına göre inşa edildiği yüksek teras, çok uzaklardan bile görülebilmektedir. Hamam: temizlik dışında aynı zamanda sosyal bir kulüp görevi üstlenirdi.
Köyceğiz Kaunos Ölçüm yeri
Ölçüm Platformları
Kaunos şehrinde günümüze kadar korunarak iyi durumda gelmiş rüzgar ölçüm platformları bulunmaktadır. Çünkü: kentin cadde ve sokakları, rüzgar yönüne doğru kurulmuştur. Antik yazarların hepsinin dile getirdiği bu durum, Kaunos şehrindeki şehir plancılığını göstermektedir.
MÖ 5’nci yüzyıla tarihlenen yuvarlak bir yapı vardır. Bu yapının: alt çapı 15.80 metre ve üst çapı ise 13.70 metredir.
Mermerden üç basamaklı olarak yapılan bu platformun blokları birbirine demir kenet ve tübel kullanılarak bağlanmıştır. Bloklar üzerine eşit aralıklarla kazınmış olan haç formu işaretler bulunur.
Böylece dairesel yapı, 16 eşit parçaya bölünmüştür. Doğuyu, batıyı, güneyi ve kuzeyi işaret eden sektörler, kendi içlerinde tekrar eşit dilimlere bölünmüştür. Basamaklar üzerinde çeşitli yazılar bulunur.
Ancak, yapının bir bölümü muhtemelen deprem sonucunda yıkılmıştır. Ardından buradaki basamak blokları, yakındaki bir Bizans binası inşaatında devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.
Bu yuvarlak yapının rüzgar ölçüm platformu olduğu tahmin edilmekle birlikte, ölçümlerin nasıl yapıldığı anlaşılamamıştır.