Elazığ Kovancılar

Elazığ Kovancılar

Elazığ Kovancılar, Elazığ il merkezine 67 km uzaklıktadır. Bingöl-Elazığ kara yolunun Tunceli kara yolu ile kesiştiği kavşaktadır. Kovancılar, Bingöl arası uzaklık: 76 km. Kovancılar, Palu arası uzaklık: 24 km. Kovancılar, Karakoçan arası uzaklık: 35 km.

TARİHİ

İlçe merkezinin bulunduğu alan, 1934 yılında önce boş ve çorak bir araziden ibaretti. 1934 yılında Romanya’dan 300 hanelik bir soydaş kafilesi gelmiş ve bu bölgede iskan edilmeleri planlanmış, 1935 yılından itibaren devlet tarafından mahalli tarzda evler yapılarak göçmen kafilesi buraya yerleştirilmiştir. Buraya yerleşen göçmen kafilesi için 1934 yılında Romanya’nın 1941’den sonra Bulgaristan’ın Silistre vilayetinin Tutrakan ilçesi Kovancılar köyünden, Anavatana göç kararı alınmıştır. Köstence Limanından, İstanbul’a gelen soydaş kafilesi, bu günkü Kovancılar ovasına gönderilerek civar köylere misafir olarak dağılırlar. 1935 yılı baharında ise, zamanın valisi tarafından Kovancılar’ın temeli atılır. Türk vatandaşlığına geçirilen Balkan Türkleri, çevre köyler halkının desteğiyle Kovancılar ovasının batı kısmında yapılan 280 haneli evlere yerleştirildiler. Buraya yerleştirilen göçmenler, Romanya’daki köylerinin ismini, bu köye verdiler. Böylece yeni yerleşim yerinin ismi “Kovancılar” oldu.

Bölge çalışkan vatandaşlar sayesinde hızla gelişti ve 1967 yılında Belediye teşkilatı kuruldu. Kovancılar, 1988 yılında ilçe olmuştur.

Elazığ Kovancılar

 

GENEL

İlçe düz ve geniş bir ova üzerine kurulmuştur. Yerleşim alanı yol boyunca uzanmaktadır. Palu, ilçe merkeziyle birlikte batı, güney ve kuzeyi Keban Baraj gölü ve Murat Nehri ile çevrilidir. Kovancılar ilçesi adeta bir yarımada gibidir. Halkın büyük bölümü tarımla uğraşır. Halkın oldukça büyük bir bölümü de yurt dışında işçi olarak çalışmaktadır. Yurt dışında çalışan bu işçiler, ilçede özellikle konut alanında büyük katkı sağlamışlar, oldukça güzel konutlar yaptırmışlardır. Bölge temelinde alüvyonlar bulunur ve bu yüzden 1’nci derece riskli deprem bölgesindedir. İlçenin iklimi kara iklimi özellikleri gösterir. Ancak Fırat ırmağı üzerindeki Keban ve Karakaya barajları yapıldıktan sonra büyük ölçüde ılımanlaşmıştır. Kar yağışı pek etkili değildir.

Elazığ Kovancılar Eti Krom Ananom Şirketi

 

ETİ KROM ANONİM ŞİRKETİ

Fabrika: Elazığ-Bingöl karayolunda 55’nci kilometrededir. Elazığ yöresinin en büyük sanayi kuruluşu olan “Ferrokrom” tesisleri İlçe merkezine bağlı Yarımca beldesindedir. 1936 yılında kurulan Eti Krom AŞ, Türkiye’nin en büyük krom cevheri üreticisi ve aynı zamanda yüksek karbonlu ferrokromun tek üreticisidir. Bir devlet işletmesi iken özel sektöre satılmıştır. Bir zamanlar 3000 işçinin çalıştığı fabrikada, özelleşmeden sonra 600 işçi çalışmaktadır.

Elazığ Kovancılar

 

GEZİLECEK YERLER

EKİNÖZÜ KÖYÜ

Ekinözü köyü, ilçe merkezine 10 km uzaklıktadır. Köyün eski ismi “Habab” köyüdür. Osmanlı döneminde burada 500 hane varmış. Ermenilerin yaşadığı bu köyde: 3 kilise, 1 manastır ve 2 çeşme bulunuyormuş. Yukarı çeşmenin üzerinde bulunan yazıtta 1634 yılı yazılıdır. Her iki çeşmede giderek kullanılmaz hale gelmiş olmasına rağmen, Aşağı çeşme yakın zaman önce restore edilmiştir.

Elazığ Kovancılar Ekinözü Köyü Tarihi Kilise-Kağtsrahayeats Manastırı

 

Tarihi Kilise-Kağtsrahayeats Manastır

Belli bir yere kadar araba ile gidilebiliyor, sadece 200 metrelik bir yol yürüyerek buraya ulaşılıyor. Manastır Orta çağ dönemine tarihlenir. Kare planlıdır ve kubbeyle örtülmüştür. Girişi güney kısımdadır. Dış duvarlar hariç çevre duvarları yıkılmıştır. Orta alanda bulunan kilisenin Aziz odası ve kuzey duvarları yani bazilika kısmı ayakta kalarak günümüze ulaşmıştır.

Elazığ Kovancılar Ekinözü Köyü Tarihi Kilise-Kağtsrahayeats Manastırı

Manastır zamanında oldukça büyükmüş, ancak günümüzde bakımsızlık yüzünden birçok duvarı yıkılmış, defineciler tarafından tahrip edilmiştir. Günümüze ulaşan bazilika kısmı oldukça büyüleyici görünmektedir.

Elazığ Kovancılar Ekinözü Köyü Çeşme

 

Çeşme

Kesme düz kesme taşlardan örülmüştür. Düz kemerli ve eyvan tipindedir. Çok gözlü çeşmeler mimarisine girer. Yakın zaman önce restore edilmiştir.

Elazığ Kovancılar Çakırtaş (Hoşmat) Kilisesi

 

ÇAKIRTAŞ (HOŞMAT) KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı Hoşmat (Çakırtaş) köyünde, Çalgısar dağı mevkiinde Hoşmat Yukarı Mahallesindedir.

Kilisenin Orta çağ döneminden kaldığı tahmin edilmektedir. Duvarları horasan harcı, kare kırmızı kiremit tuğla ve taş dolgu ile yapılmıştır. Oldukça sağlam taşlarla örülmüştür. Üst kubbe taşları kurşun ile tutturulmuştur. Kapı girişlerinde tek taş kullanılmıştır. Yuvarlak kubbe, tabanda çökmüştür. Çöken parçalar büyük blokaj halinde toprağa saplanmış durumdadır. Boş tavan kubbe ile dolgu toprak arası yaklaşık 8 metredir. Ancak büyük ölçüde yok olmuş, sadece bazilika kısmı tepede toprağa gümülü olarak durmaktadır. Günümüzde kilisenin ayakta kalan bölümlerinde: dört duvar, kavisli bir kemer ile birbirine bağlanmıştır. Duvar sıvaları nispeten korunmuştur. Esas giriş kapısı batıda olmasına rağmen günümüzde yoktur. Yine günümüzde kilisenin güney tarafında, yontulu ama işlemesiz taşlar bulunmaktadır, bunların mezar taşı olduğu tahmin edilmektedir.

Elazığ Kovancılar İbrahim Bey Sarayı

 

İBRAHİM BEY SARAYI

İlçe merkezine bağlı Sekrat (Yazıbaşı) köyündedir. Köyün güneydoğusunda yapı kalıntıları mevcuttur. Sekarat höyüğünün 220 metre kuzeydoğusundadır. Saray Osmanlı döneminde 1917-1918 yılları arasında bir Ermeni tarafından yaptırılmıştır. Özel el işçiliği dikkat çekmektedir. Yapının güney yamacında, düzgün kesme taşlardan yapılmış 2 metre çapında bir kuyu vardır. Çevresindeki şekilsiz taşların ise tuvalet eklentisi olduğu düşünülür. Günümüzde yapının sadece: güneyinde bulunan 8 x 8 metre ölçülerindeki anıtsal giriş kapısı sağlam durmaktadır. Geri kalan kısmı yıkılmış sadece kalıntıları kalmıştır.

HEYBET DAĞI

İlçe merkezinin 2 km kadar kuzeybatısındadır.

Dağın zirvesinde, su kemeri ve köprüye benzer bir delik vardır. Bu delikten, dağın arka tarafında kalan bölümü görülebiliyor. Dağın üst kısmında bir su sarnıcı vardır. Bu su sarnıcı: kayanın oyulmasıyla yapılmıştır. Boyutları 3 x 7 metredir. Yine bu bölümde: bir kabir bulunur. Bu kabirde kimin meftun olduğu kesin olarak bilinmez ancak “Heybet Baba” isimli bir zata ait olduğu söylenir. Heybet Baba’nın kim olduğu net bilinmiyor. Ancak söylentilere göre, kendisi: 1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu’ya gelen göçler içinde, Hoca Ahmet Yesevi dergahında yetişin birisidir. Yörenin İslamlaşmasında emeği olmuştur. Heybet Dağı üzerine yerleşmiş ve çobanlık yapmıştır. Ziyaretçilerine İslamı, doğru ve dürüst olmayı anlatan nasihatlerde bulunmuştur. Gazalarda gösterdiği cesaret, iri cüssesi ve güçlü pazuları nedeniyle, yörede yaşayan insanlar tarafından “Heybet Baba” ismi verilmiştir. Yörede yaşayan gayrimüslimler, kendisine güven duyulan, dürüstlüğüne itibar edilen bu kişiye “Haybat” ismini vermişlerdir. Yine kabrin bulunduğu yerde küçük çaplı bir yerleşim kalıntıları bulunmaktadır.

Burası: uzun yıllardır bir ziyaretgah olarak kullanılmıştır. Çocuksuz kadınlar ve yaşı geçmiş kızlar, dileklerini buraya sunarlar. Bu nedenle, buraya Heybet Dağı Beşik Taşı da denir. Hatta Kovancılar ve Palu yöresinde, çocuklara sıkça “Heybet” ismi verilir.

Palu tanıtımı.

Karakoçan tanıtımı.

Bingöl tanıtımı.

Elazığ tanıtımı.

 

Yalova Termal

Yalova Termal

Yalova Termal; Yalova il merkezine 12 km uzaklıktadır. İstanbul’a 183 km. , Bursa’ya 75 km ve Kocaeli şehrine ise 96 km uzaklıktadır. Ankara-Termal arası uzaklık 423 km, İzmir-Termal arası uzaklık 396 km dir. Kaplıcalar feribot iskelesine 13 km uzaklıktadır.

TARİHİ

Kaplıcaların bir yer sarsıntısı sonucunda: MÖ 2000 yılında oluştuğu düşünülmektedir.

MS 6’ncı yüzyıldan itibaren buraya “Pythia Therma” ismi verilmiştir. Yani “Pythia’daki kudret ve kuvvet hamamları” olarak tanınmıştır. Çünkü: toprak yarıklarından çıkan buhar ve sıcak sudan dolayı, buranın bir yeraltı tanrısına ait olduğu düşünülmekteydi. Özellikle gençlik aşısı yerine geçen “Hayat ikrisi” kaplıca hamamları, ilk olarak Bizans imparatoru Constantinus tarafından yaptırılmış ve yine imparator Iustinianos zamanında restore edilmiştir.

Osmanlı döneminde buraya kaplıcalardan dolayı “hamam” veya “dağ hamamı” ismi verilmiştir. Sultan Abdülmecit (1831-1861) de kaplıcalara önem vermiş, annesi Bezm-i Alem Valide Sultan’ın burada romatizmalarına şifa bulmasıyla kaplıcalar ünlenmiştir. Kendisi buraya yeni banyolar ve köşkler yaptırmış, şu anda kullanıla yolları açtırmıştır.

Daha sonra Sultan II. Abdülhamid (1876-1908) zamanında, kaplıcalar yeniden ünlenmiş, yeni hamamlar, köşkler ve gazinolar yaptırılmış, tarihi eserler restore edilmiştir.

1892 yılında, kaplıca suları Cemiyet-i Tabbiye tarafından incelenmiş, suların özelliği anlaşılınca buraya otel ve hamam yaptırılmıştır.

Yalova Termal

Kaplıca suları, içinde taşıdığı maddeler nedeniyle, 1911 yılında, Roma’da yapılan “Dünya Termal Suları Değerlendirme” sinde, Dünya Birinciliği ödülü kazanmıştır.

Böylece burası dünyanın en gözde sağlık ve eğlence merkezlerinden birisi haline gelmiş ve işletilmesi için yabancı sermayedarlara verilmiştir. Ancak Balkan Savaşı, I. Dünya savaşı ve Kurtuluş Savaşı ile birlikte bu yabancı sermayedarlar kaçmış ve kaplıcalar kaderine terk edilerek unutulmuştur.

19 Ağustos 1929 tarihinde Büyük Önder Atatürk’ün buraya gelmesiyle kaplıcaların kaderi değişmiştir. Termal kaplıcalarına hayran kalan Atatürk, buranın dünyaca ünlü bir su şehri ve sağlık merkezi olması için çaba sarf etmiştir.

Kaplıcalar son şeklini ise Büyük Önder Atatürk zamanında almıştır.

1932 yılında, Atatürk tarafından yine burada başlatılan arkeolojik kazılar sırasında: çeşitli adak stelleri, mezar taşları, bir kilise ve dehliz ile Bizans imparatoru İustinianos (565-578) monogramı taşıyan sütunlar bulunmuştur. Kilise ve dehlizin: günah çıkartma yeri olarak kullanıldığı, hastaların gelecekten haber almak üzere, burada uykuya yattıklarına dair rivayetler vardır. Dehlizde: en ufak bir fısıltının bile diğer taraftan duyulması, bu rivayeti haklı kılmaktadır. Kilisenin kapısında bulunan iki mezar taşının da “Beş Melek Kilisesi” nin Ayazmasına ait olabileceği düşünülmektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, Yalova’nın antik çağlardan bu yana, kaplıca kent niteliği, yeni boyut kazanır ve gelişir. Kuşkusuz, bu koşulların ortaya çıkışının en büyük nedenlerinden birisi de, Büyük Önder Atatürk’tür. Çünkü doğal güzelliklerine hayran olduğu Kaplıcaya, 1929 yılında Termal Atatürk Köşkü ve Yalova’da köşkler yaptırmış ve hem dinlenme hem de çalışmak üzere, belirli zamanlarda Yalova’ya gelmiştir. Atatürk, Termali yazlık başkent olarak benimser. Yollarını yaptırır, her türlü keşif ve onarım faaliyetlerine destek verir.

Yalova Termal

GENEL

Burası Yalova turizminin en önemli merkezlerindendir. Termal ilçe merkezinde, Samanlı dağı yamacında, vadi içerisinde bulunan dünyaca ünlü kaplıcaları, her yıl binlerce turisti ağırlar. Tesisler yaz-kış açıktır. Kaplıca tesisleri, 1’nci derece doğal arkeolojik ve tarihi sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Yalova Termal

TERMAL

Türkiye’nin en büyük kaplıcasıdır. Tesis, 105 dönümlük arazi üzerine kurulmuştur. 1982 yılında Resmi Gazetede yayınlanan ilana göre, kaplıca işletme sınırları içindeki bu arazi, kamu mülkiyetine aittir. Kaplıcalar günümüzde Sağlık Bakanlığı tarafından işletilmektedir.

Kamuya açıktır ve kaynak suları 55-60 derece sıcaklıkta çıkar. Suyu renksiz ve berraktır. Hem içme hem banyo ve hem de buhar tedavisi şeklinde kullanılır.

Tesis bünyesinde: şifalı mide suyu, göz suyu ve ayak suyu olarak adlandırılan, şifalı sular mevcuttur. Bu sular, yerin 2000 metre derinliğinden gelir.

Fiziksel ve kimyasal analizler sonucu, bu kaplıca suyunun: sülfatlı, sodyum ve kalsiyumlu, hipotermal ve hipotonik bir maden suyu olduğu saptanmıştır. Hangi hastalıklara iyi gelir? Kaplıca suyu: romatizmal hastalıklar, çeşitli felçler, adale hastalıkları, dolaşım hastalıkları, tansiyon, kırık sekelleri, cilt hastalıkları, kadın hastalıkları, psikolojik rahatsızlıklar, ameliyat sonrası rahatsızlıklar, metabolizma bozuklukları, siyatik ve nevralji, kronik gastrit, bağırsak hastalıkları, safra yetersizliğine bağlı ishaller, asabi kaynaklı kabızlık, bağırsak parazitleri ve hemoroitler için faydalıdır.

Yalova Termal Kaplıca Tesisleri

KAPLICA TESİSLERİ

Ulaşım

Kaplıca tesislerine ulaşımda sorun yoktur, yolu asfalttır.

Termal tesislerin girişinde: sol tarafta “Yedi Havuzlar” denen, ard arda yapılmış, yedi ışıklı çağlayan bulunur.

Termal alanında: çeşitli renklerde ortancalar ve çok nadide ağaçlar bulunur. Bu ağaçlar arasında: yaprağını döken ağaçlar 39 çeşit, yaprağını dökmeyen ağaçlar 25 çeşit, sürekli yeşil çalı ve 18 çeşit sarıcı ve örtücü bitki vardır.

Özellikle, buraya gelirken, çok büyük çınar ağaçlarının altından geçeceksiniz. Kaplıca bölgesine vardığınızda ise, her yandan su seslerinin hakim olduğu restoranda, mutlaka alabalık yemelisiniz. Sonrasında ise, yanınızda gerekli malzeme (şort, havlu, sabun gibi) yoksa bile tesis içinden satın alarak, mutlaka kaplıcalara girmelisiniz. Özellikle: Atatürk tarafından da kullanılan kaplıcalar muhteşem güzeldir.

Burada bir asansör var. Atatürk, yukarıdaki köşkten buraya asansörle inermiş. Ayrıca, sauna özelliği taşıyan küçük bir yer var. Büyükçe bir havuz, bu havuz kaplıca suyu ile doludur. Burada, kaplıca suyundan yararlanıyorsunuz, sonra yine aynı mekana ait, dış kapıya yakın bölümde, şezlonglara uzanıp dinlenebilirsiniz. İnanın bunu yaşarsanız, ömrünüze ömür katılacaktır. Mutlaka deneyin, belli bir ücret karşılığında kiralanan mekanı, mutlaka deneyin.

Yalova Termal Kaplıcalar

Kaplıcalar

Kaplıcada çeşitli bölümler vardır. Bunlar:

Yalova Termal Açık Havuz

Açık havuz

Açık havuz, “Napolyon Şapkası” mimarisiyle ilgi çeker. Türkiye’nin ilk tescilli havuzudur. Uzunluğu 22 metre, genişliği 11 metre ve derinliği 1.65 metredir. Havuz, tamamen kaplıca suyu ile doldurulur. Hava şartlarına göre sıcaklığı ayarlanır. Özel dezenfekte ünitesi sayesinde sürekli temiz kalmaktadır. Özellikle kışın hava soğuk olduğunda havuzdaki sıcak su nedeniyle, buharlar çıkmaktadır.

Yalova Termal Sultan Banyo

Sultan Banyo

Burası özel aile banyolarının bulunduğu bölümdür. Burada 26 kabin vardır. Banyo kabinlerinin içinde; küvet ve kurna bulunur. Kabinler, saatlik olarak ücretlendirilir.

Yalova Termal Valide Banyo

Valide Banyo

Bizans imparatoru Constantinus döneminde, 6 kubbeli olarak yapılmıştır. Halen 3 kubbesi bulunur. Osmanlı döneminde Sultan Abdülmecit tarafından onarılmış ve annesi Bezm-i Alem Valide Sultan burada romatizmal ağrıları için tedavi gördüğünden “Valide Hamamı” ismini almıştır. Banyonun buharlı oda bölümünde, mermer üzerinde Osmanlıca bir kitabe vardır. Hamam: kadınlar ve erkekler olmak üzere iki bölümdür. Farklı bir mimari tarza sahiptir ve tarihi özellik taşır.

Yalova Termal Kurşunlu Hamamı

Kurşunlu Hamamı

16’ncı yüzyılda, Bizans imparatoru İustinianos tarafından yaptırılmıştır. Afet ve savaşlar nedeniyle, zamanla toprağa gömülmüş, 1900 yılında Osmanlı döneminde Sultan II. Abdülhamit emriyle 3 yıllık bir çalışma ile toprak altından çıkarılarak onarılmıştır. Hamamın üstü kurşunla kaplı olduğu için, bu ismi almıştır. Banyonun dış cephesinde: mermer üzerine Osmanlıca yazılmış bir kitabe bulunmaktadır. Hamam, Fin hamamı olarak tasarlanmıştır. Hamamın içinde: büyük bir kapalı havuz, sauna, duş ve banyo odaları vardır. Umumi bir banyodur. Hamamın içinde bulunan masaj odalarında, uzman masör ve masözler bulunur. Ayrıca yine burada sauna ve açık yüzme havuzu vardır.

Yalova Termal Sıra Banyolar

Sıra banyolar

Kurşunlu banyo ve Açık havuz arasındadır. Gömme mermerden yapılmış aile banyoları, toplam 10 kabinden oluşur.

Yalova Termal Sıra Banyolar

Kabinler: soyunma odaları ve banyo olarak iki bölümlüdür.

Anıt Ağaç

Çınar oteli önündeki büyük çınar ağacı “Doğu Çınarı” olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Yalova Termal Gezi Parkuru

GEZİ PARKURU

Gezi parkuru, iki etap olarak düzenlenmiştir. Küçük etap yani kısa tur 750 metredir. Çamlık bölgesinden başlar, Çınar otelde biter. Gezi sırasında: göz, ayak, mide suları ve diğer bazı yerler görülebilir. Büyük parkur ya da uzun etap ise 2 km. dir. Gökçedere pazarından başlayan parkur, tesis çevresi ve içini kapsar.

Yalova Termal Yaver Köşkü

Yaver Köşkü

Atatürk köşkünün hemen yakınındaki ahşap bina, Sultan II. Abdülhamit döneminde bir dinlenme köşkü olarak yaptırılmış ve Cumhuriyet döneminde de Yaveran Köşkü olarak kullanılmıştır. Geçirdiği onarımlar sonucunda, Yaveran Köşkü: protokole hizmet veren bir konuk evi olarak işlev görmeye başlamıştır. Bugün tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Yalova Termal Tarihi Büyük Otel

Tarihi Büyük Otel

19’ncu yüzyıl sonunda yapılmıştır. 1’nci derece tarihi eser olarak tescil edilmiş ve koruma altındadır. Zamanın en iyi otellerinden olan Büyük Otel, günümüzde kullanılmaz haldedir. Restorasyon için onay çalışmaları sürdürülmektedir.

Tarihi Büyük Otel Gazinosu

19’ncu yüzyıl sonlarında yapılmıştır. Günümüzde kullanılmaz haldedir.

Üç Kardeşler

Neden üç kardeşler? Termal kaplıcaları içinde bulunan Üç Kardeşler, Üç Azize olarak da bilinir. Bunlarla ilgili yazılı kaynaklarda (Acta  Sanatorum) anlatılanlara göre: Üç kız kardeş (isimleri: Menodoro, Metrodora ve Ninfodora) Bitinya’da doğmuştur ve çok tanrılı din kültürünün (pagan) var olduğu bölgede Hıristiyanlığı benimseyerek dünya zevklerinden kaçınmak ve bakireliklerini koruma isteği ile kendileri için gözden uzak ıssız bir yer olan Termal’i (Pythia) seçmişler ve yaşamlarını oruç tutarak ve dua ederek geçirmişlerdir. (305-311)

Onların duaları ve kaplıca suyu sayesinde hastalıklar iyileşmiş ve öyküleri kısa sürüde yayılmıştır. Bitinya bölgesi valisi halen Pagan olan Fronto’nun emriyle Hıristiyanlıktan vazgeçmeyen kardeşler yakalanıp valinin önüne getirilmiştir. İlk önce Fronto; büyük onur ve ödüller vadederek onların İsa’yı reddetmeleri için ikna etmeye çalışmıştır. Kız kardeşler onun bütün önerilerini geri çevirerek sabırla kendi inançlarını ortaya koymuşlar, bu dünyada geçici şeylerin değerinin olmadığını söylemişler ve ebedi yaşama geçiş için ölmeye hazırlanmışlardır. Fronto, bunun üzerine kız kardeşleri teker teker demir çubuklarla dövdürerek ve işkence ederek öldürtmüştür. Kız kardeşlerin bedeni yakılmak istenmiş fakat aniden yoğun şiddetli bir yağmur, yanan ateşi söndürmüş ve Fronto ve yardımcılarının üzerine düşen yıldırımlar onları öldürmüştür. Hıristiyanlar kız kardeşlerin bedenlerini alarak saygıyla Bitinya’da kaplıcalara (Termal) gömmüşler. Ortodoks takviminde 10 Eylül kız kardeşleri anma günü olarak kabul edilmiştir. Daha sonra, yapılan araştırmalar sonucu, bu üç kız kardeşin mezarının yeri bulunmuştur. Bu mezarın bulunduğu yere ise, “Üç Kardeşler” ismi verilmiştir. Orman alanı içinde “Üç kardeşler” olarak isimlendirilen bölgede: su çağlayanları, dereler ve sıcak suların kaynağı bulunur. Yine bu bölgede, oldukça büyük bir mangal-restoran vardır.

Yalova Termal Tarihi Sinema

Tarihi Sinema

Sinema binası, 19’ncu yüzyıl sonlarında inşa edilmiştir. Türkiye’nin ilk sinema binalarından biridir. Atatürk köşkünün biraz ilerisinde bulunan antik tünel ve sunağın önünde bulunmaktadır. Tek katlı ve tamamen ahşap malzemeden yapılmış, dikdörtgen planlıdır ve doğu-batı doğrultusunda uzanır. Dış cephe: beyaz boya ile sıvanmıştır. Ahşap çıtalarla kaplıdır. Giriş kapıları ve sundurmanın oturduğu direkler arasında kalan bölüm, gezinme alanıdır. Bu ahşap direklere farklı şekillerde çıtalar çakılarak dekore edilmiştir. Yapı, Cumhuriyetin ilk yıllarında bir süre Park Otel Lokantası olarak kullanılmıştır. Ancak, daha sonra aslına uygun restore edilmiş ve Mayıs 2006 tarihinde toplantı salonu, sinema ve kafeterya olarak kullanılmak üzere hizmete sokulmuştur. Burası gündüzleri kafeterya hizmeti verirken, akşamları film gösterimi yapılmaktadır.

 

Üvezpınar

93 Osmanlı-Rus harbinde (1828 yılında) Batum’un Beğlevani köyünden göç edenler, buraya yerleşmiştir. Tesise tepeden hakim bir yerdedir. Ekonomisi tamamen turizme dayalıdır. Burada yılın bütününde hizmet veren pansiyon ve kiralık odalar bulunur, doğa sporları ile ilgilenenler burayı tercih ederler.

Yalova Termal Sudüşen Şelalesi

Sudüşen Şelalesi

İlçe merkezine 7 km uzaklıkta Üvezpınar köyündedir. Samanlı dağlarının merkezinde bulunan şelalelerden birisidir. Üvezpınar köyünden başlanan yürüyüş, stabilize yol takip edilerek devam edilirse, yaklaşık 2 saatlik bir yürüyüşten sonra şelaleye varılır. Yörenin en güzel doğal kaynağıdır. Şelaleye giden yol, mükemmel bir yürüyüş parkurudur. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistler tarafından yoğun olarak tercih edilir. Bu yol güzergahında, eşsiz bir baraj gölü, deniz ve doğa manzarası vardır. Dönüş güzel havalarda dere yatağından da yapılabilir. Gidiş dönüş yürüyüşü için 4 saat gereklidir.

Gökçedere

Bölge, Termal bölgesinin yanı başındaki vadi içindedir. Denizden yükseklik 120 metredir. Buranın yerel halkı, 1927 yılında Batum Maradit kasabasından göç ederek buraya gelmiştir. Bu göçebe halk, Adliye nazırı Hasan Fehmi’nin direktifleriyle buraya yerleştirilmiştir. Özellikle, yörenin yaşlıları hala Gürcü dilini bilir ve konuşurlar. Burada günümüzde 4000 yatak kapasiteli turistik tesisler vardır. Bu bölgeye kaplıca suları verilmeye başlanınca, otel ve motellerin büyük bölümü, tesis içinde müşterilerine kaplıca suyu konforu sunmuşlardır.

Aşıklar Yolu

Termal gezi parkuru yolundadır. Burada, özellikle çiftler nikah sonrasında gelerek fotoğraf çektirirler. Çünkü buranın uğuruna inanırlar. Çevre köylerden gelen yöre halkı, taze meyve ve yemişlerini, Aşıklar yolunda kurulan pazarda satarlar. Burada satılan başlıca ürünler: defne, fındık, ıhlamur, çay, böğürtlen, çilek, kestane, kudret narı, üvez, bal, şifalı otlar ve mevsim meyveleridir.

Yalova Termal Atatürk’ün Termal Köşkü

ATATÜRK’ÜN TERMAL KÖŞKÜ

Cumhuriyet dönemi mimarisinin ilk dönem yapılarından olan bu köşk, 1929 yılında Mimar Profesör Sedat Hakkı Eldem tarafından 38 günde yapılır. Burası günümüzde müze olarak düzenlenmiştir.

Bu köşk: arazi eğimine uydurulmuş, dikdörtgen planlı olup, iki katlıdır. Ayrıca çatı katından da yararlanılmıştır.

Tamamen ahşaptır. 4 kabul salonu ve 11 odası vardır.

Köşkün mobilyaları ve diğer eşyaları: Dolmabahçe Sarayından buraya getirilmiştir.

Yalova Termal Atatürk’ün Termal Köşkü

Köşkün ilk konuğu İran Şahı Rıza Pehlevi’dir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında çok önemli kararlar burada alınmıştır. Bu kararlar: Serbest Fırkanın kurulması, Yerli Malı Haftası, Türk Tarih ve Dil kurumlarının kurulması gibi.

Yalova Termal Atatürk’ün Termal Köşkü

Atatürk açısından, buranın diğer en önemli özelliği de, Atatürk, ölümüne neden olan hastalığı, burada öğrenmiş olmasıdır. Ayrıca Dolmabahçe Sarayında vefatından önce, son günlerini burada geçirmiştir.

Yalova Termal Atatürk’ün Termal Köşkü bölümleri

Bölümleri

Bodrum katında, bulaşıkhane vardı.

Zemin katta: Makbule hanımın odası, hizmetlilerin odası, bir oturma odası ve banyo bulunur.

Üst katta: sofa, giriş bölümünün üstünde kahvaltı yapılan çinili balkon bulunur. Çinili balkonun sağında, bir banyo bulunur. Koridor başlangıcında, ilk olarak Afet İnan’ın odası vardır. Buradan, birbirine bağlı, iki ayrı dinlenme odasına geçilir. Dinlenme odasının sonuncusu, Atatürk’ün çalışma odasına bir kapıyla açılır. Çalışma odası da Atatürk’ün yatak odasıyla bağlantılıdır. Her iki odanın önünde “L” biçimli, birer balkon bulunur. Yatak odasının açıldığı banyo orijinal armatürlere sahiptir.

Yalova Termal Atatürk’ün Termal Köşkü

Orta salonun sağ yanında kalan bölüm, misafirlere ayrılan odaları kapsar. Banyonun yanındaki ilk oda: misafir yatak odasıdır. Bu oda ve Atatürk’ün banyosu, içeriye çekilmiş bir balkona açılır. Koridorun üstünde bulunan yan yana iki yatak odasından, soldaki Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen’e ve sağdaki oda ise Zehra Hanım’a aittir. Bu odanın bitişiğinde, bir banyo ve hizmetlilere ait birer oda yer alır.

Yapının dış cephesinde herhangi bir süsleme öğesi yoktur. Giriş cephesi, Art-Deco özellikleri gösterir. İç mekanda, tavandaki alçı süslemeler ve mobilyalarda geç rokoko ve ampir üslup görülür. Binanın iç dekorasyonunda bulunan mobilyalar Dolmabahçe Sarayından getirilmiştir. Kullanılan halılar Hereke Halı Fabrikasından, porselenler ise Yıldız Porselenden getirilmiştir.

Yalova Termal Atatürk’ün Termal Köşkü

Köşk tamamen ahşap olduğundan, içinde mutfak yoktu. Köşk resmi konut olarak kullanıldığı dönemlerde, yemekler de köşkün dışında geçici mutfaklar oluşturularak pişirilir ve hazırlanan yemekler köşke getirilirdi. Servisler daha sonra yapının bodrum katındaki bulaşıkhanede yıkanırdı.

Köşk, sadece yaz mevsimlerinde kullanıldığı için ısıtma sistemi bulunmazdı.

Bu köşkün hemen altında, Atatürk tarafından kullanılan, kaplıca bölümü vardır.

Yalova Termal Atatürk’ün Termal Köşkü

Bu bölüm: Atatürk’ün kaplıca bölümüne inmesi için bir asansör, bir sauna ve bir havuz içerir. Elbette, havuz kaplıca suyu ile dolduruluyor.

Yalova Termal Atatürk’ün Termal Köşkü

Evet, köşk 1981 tarihine kadar Cumhurbaşkanlığı konutu olarak kullanıldı. O tarihte, Cumhurbaşkanı Kenan Evren, köşkü onarıma aldırdı ve onarttı. Aynı yıl tamamlanan köşk, resmi konut döneminde kullanılan eşyası ile birlikte müze olarak 1984 yılında hizmete açıldı.

TBMM Milli Saraylara bağlı olarak hizmet vermektedir. Giriş ücretlidir. (Müze kart geçmez)

Müzede bulunan yani ziyaret ettiğinizde görebileceğiniz objeler şunlardır:

Zemin katın giriş kısmında bulunan Kabul Salonunda:

Nurettin Niyazi tarafından 1930 yılında yapılan “Kurşunlu banyo ve kadınlar” tablosu, Wilhelm Spaethe (Alman yapımı) bir piyano, Japon yapımı vazolar ve Mısır yapımı hiyeroglif yazılarla süslü pirinç ve abanoz ağacından yapılmış tütsülük bulunur.

Girişin solundaki salon, aynı zamanda Toplantı Salonudur. Burada: toplantı masası (Masa: iki tarafı da eşit yapılmış, her iki tarafı da kullanılır, İngiliz yapımı, demir aksamları yaldızlı kaplama) ve ceylan derisinden kaplanmış sandalyeler, bilardo masası, Atatürk’e hediye edilen Fransız yapımı bir piyano, Atatürk’e ait Amerikan yapımı RMC marka bir radyo bulunur.

Köşkte bulunan diğer objeler şunlardır:

Rus ressam Ayvazovski tarafından 1875 yılında yapılan “Bir dağ yamacı ve bazı hayvanları temsil eden” tablo.

İran ve Hereke halıları,

Karyolalar: Pirinç yatak odası takımı, ceylan derisinden kaplanmış Fransız lake sandalyeler.

 Atatürk’ün anneannesinden kalma kanaviçeli seccade.

Dosya dolabı: Kaplama, gül ağacı, demir aksamları yaldızlıdır.

İran Şahının hediyesi saat, yaldız kaplama şamdan.

Yalova şehir merkezi tanıtım ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Yalova Altınova

Yalova Altınova

Yalova Altınova; İl merkezine 27 km uzaklıktadır. E-5 karayolu üzerindedir. Bursa ve Kocaeli illerine ulaşım bu yoldan sağlanmaktadır. İstanbul ulaşımı, Topçuhisar-Eskihisar feribot hattından yapılmaktadır.

TARİHİ

Altınova, 1929 yılında Bulgaristan Rusçuk şehrinden göç eden 40 aile tarafından Altunizade Çiftliğinin satın alınmasıyla kurulmuştur. 1930 yılında burası, Karamürsel ilçesine ait bir köy statüsü kazanmıştır. 1987 yılında ise Belediye olmuştur. 1995 yılında Yalova iline bağlı bir ilçe olmuştur.

Yalova Altınova

GENEL

İzmit körfezinin en dar yerindedir. E-5 karayolu ile antik hac ve ticaret yolu yani ipek yolunun kesiştiği yerdedir. Sahil kenarında denize sıfır konumda kurulmuştur. Son derece verimli topraklara sahiptir. En önemli akarsu Yalakdere’dir. Altınova ve çevresinde, Karadeniz ve Akdeniz arasındaki bir geçiş sahası halinde, farklı iklim özelliklerine sahiptir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer. Ülkemizde üretilen dış mekan ve süs bitkilerinin yüzde 60’a yakın kısmı Altınova ilçesi sınırları içinde üretilmektedir.

TERSANELER

Altınova denilince ilk olarak akla tersaneler gelir. Çünkü bölgede bulunan 29 tane tersanede binlerce kişi çalışmaktadır. Bu tersaneler, 2004 yılında, Hersek bölgesindeki deniz doldurularak oluşturulan alanda (300 metre genişlik ve 4.5 km uzunluğunda) kurulmuştur. Tuzla’da bulunan tersaneler, buraya taşınmış ve taşınmaya devam etmektedir. Türkiye’nin gemi ve yat sektöründeki ihracatının yaklaşık yarısı buradan yapılıyor.

ALTINOVA MESLEK YÜKSEKOKULU

Yalova Üniversitesine bağlıdır. Altınova Meslek Yüksekokulu: sanayi ve yerel yönetim işbirliği çerçevesinde, il ve bölgedeki imalat sektörü başta olmak üzere, iş dünyasının talep ettiği yeterliliklere sahip nitelikli bireyler yetiştirmek vizyonu ile kurulmuştur.

Yalova Altınova Gezilecek Yerler

GEZİLECEK YERLER

HELENAPOLİS

Hersek civarındadır. Körfez köprüsünün tam altındadır. Kent, Bizans imparatoru Constantinus tarafından kurulmuş ve annesi Helena’nın ismine atfen “Helenapolis” ismi verilmiştir. Ancak kentin ismiyle ilgili başka bir varsayım daha bulunmaktadır. Helenopolis gerçekte Luwi dilinden gelme “Elena” adının yani “Ela-na” “Boğaz-sal”, “Geçit-sal” adıdır. Helen dilinde Polis, kent sözcüğünden türetilmiştir. Dolayısı ile şehrin ismi “Boğaz/Geçit kenti” anlamına gelmektedir. Çünkü Bizans öncesinde bu bölgenin geçiş yeri olarak kullanıldığı biliniyor ve bu açıklama coğrafi konuma uyuyor. Doğu Roma İmparatorluğunun merkezi Costantinopolis olduktan sonra, imparator Iustinianos devrinde, İstanbul’a sadece 100 km uzaklıktaki Helenopolis şehri, İstanbul-İznik yolu üzerinde bulunduğu için önem kazanmıştır. Kent, döneminin büyük metropol kentlerinden biridir. Ancak kent halen toprak altındadır, herhangi bir resmi kazı çalışması yapılmamıştır.

Yalova Altınova Çobankale-Koyun Hisar

ÇOBANKALE-KOYUN HİSAR

Çobankale stratejik bir konumdadır. Çünkü, gerek Roma, Bizans ve Selçuklu ve gerekse Osmanlı dönemlerinde, İstanbul’dan başlayıp Anadolu içlerine giden en önemli yolun hemen kenarında ve yolu kontrol eder hakim bir konumdadır. Yalakdere denen vadideki yolu kontrol eden Çobankale, tarihte Bizans ve Osmanlı arasında yapılan “Bafeus Savaşı” (1302) na tanıklık etmişti. Osmanlılar bu savaştan sonra aşiret olmaktan çıkarak kendisine katılanlarla birlikte, hızla devlet düzenine geçmiştir. Çobankale: Yalova-Altınova ilçesi, Karadere köyü, Çobankale mahallesi, Yalakdere vadisi üzerinde, Hersek’e yaklaşık 7 km uzaklıkta, Soğuksu köyünün 2 km güneyindedir.

Kale 150 metre rakımlı bir tepede kuruludur. Ölçüleri 180 x 120 metredir. İlk olarak kim tarafından inşa edildiği bilinmiyor. Ancak Cenevizliler tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Hatta Clive Foss (İngiliz Arkeoloji Enstitüsü Araştırmacı kuruluşu) tarafından, İmparator Alexius tarafından 1087 yılında yapıldığı öne sürülmektedir. Öte yandan, kalenin isminin anlamının “Çobanların buraya sürülerini dinlendirmek için geldiklerinden buraya Çobankale ismi verildiği” söylenmektedir. Yapım tarihi olarak ise 11-14’ncü yüzyıllar arası tarihlenmektedir. Kalede herhangi bir resmi araştırma ve kazı yapılmamıştır.

Yalova Altınova Dilburnu Deniz Feneri Müzesi

DİLBURNU DENİZ FENERİ MÜZESİ

Hersek köyündedir. Yığma tuğla örgülü, kagir yapılı ve tek katlıdır. 1863 yılında Fransızlar tarafından inşa edilmiştir. Ancak günümüze kadar birkaç defa yıkılıp yeniden yapılmıştır. Yerden 9 metre yüksekliktedir.

Yalova Altınova Dilburnu Deniz Feneri Müzesi

Deniz feneri ve müzesinin mülkiyeti Kıyı Emniyet Müdürlüğüne aittir. Müzede: binanın mimari tarihi, deniz fenerlerinin çalışma prensipleri, fener çalışanlarının gündelik yaşam hikayeleri vardır. Bunlar: grafik anlatımlar, objeler ve interaktif uygulamalarla desteklenerek ziyaretçileri sunulmaktadır.

Yalova Altınova Dilburnu Su altı kalıntıları

DİLBURNU SU ALTI KALINTILARI

Hersek köyündedir. Helenepolis (Hersek) ile Lybissa (Dilovası) arasındaki ulaşım için yapılmış iskele veya deniz feneri kalıntısıdır. Kalıntılarda Horasan harcı izleri görülür, başkaca bir iz yoktur.

 

GEYİKDERE

İlçenin en yüksek tepelerindedir. Bu yüzden güzel manzaraya sahiptir. Çam ağaçlarıyla çevrilidir. Burada kuş sesleri arasında, İzmit körfezinin manzarasını seyredebilirsiniz. Piknik alanları bulunuyor. Dağ ve doğa yürüyüşü yapabilirsiniz.

Yalova Altınova Hersek Lagun Gölü

HERSEK LAGUN GÖLÜ

Hersek köyünün doğusundadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Darülcaze Vakfı mülkiyetindedir. 1994 Uluslararası Ramsar (Sulak alanların korunması) sözleşmesiyle belirlenen sulak alan tanımlamasına uyar. Ender bulunan bir jeomorfolojik oluşum gösterir.

Su bitkileri, kuş ve balık türleri bakımından önem verilerek 1’nci derece Doğal Sit alanı ilan edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Burada, Manyas Kuş Cenneti gibi, 1000 farklı kuş türü barınmaktadır. Göçmen kuşların geçiş güzergahındadır. Göl ve çevresinde: mesire yeri, kamp alanları ve halka açık sosyal tesisler bulunmaktadır.

 

KUŞ GÖZLEM KULESİ

Kuş gözlem kulesinde ziyaretçiler, dürbünlerle tüm alanı gözlemleyebilirler. 16 metre yüksekliğindeki kule, Hersek Lagününün tamamına hakimdir. Kuş gözlem kulesinin bulunduğu yerde, ayrıca 2 katlı Doğa Tanıtım ve Eğitim Merkezi bulunuyor. Eğitim merkezinde: küçük bir eğitim salonu, güvenlik odası, tuvaletler bulunmaktadır. Eğitim merkezini ziyaret edenlere: eğitimli personel tarafından Hersek Lagünü ve kuş türleri hakkında bilgiler verilir.

Yalova Altınova Değirmen

DEĞİRMEN

Subaşı köyü, Zeytinlik Mevkiindedir. Kalıntıların çevresindeki parseller, genellikle zeytinlik olarak kullanılmaktadır. Kalıntılardan anlaşıldığına göre, söz konusu değirmen: un değirmenidir ve sadece temizlenen bölgedeki kalıntılardan oluşmadığı anlaşılmaktadır. Değirmenin güney arka kısmında muhtemelen un değirmenine su taşımak için kullanılan, su arkı bulunur.

Yalova Altınova Değirmen

Su değirmenine göre, daha yüksekte bulunan bu arkın, un değirmenine bağlantısı bir çeşit metal veya ahşap boruyla sağlanmıştır. Değirmen: doğu-batı doğrultusunda, enine dikdörtgen planlıdır. Yapımında taş ve tuğla malzeme birlikte kullanılmıştır. Üstü kiremit örtülüdür. Dar kenarı 6-7 metre, uzun kenarı ise 12-13 metredir. Mevcut kalıntılardan ne olarak anlaşılmasa da, yapının girişi doğu veya kuzey cephedendir. Ahşap bir kapıdan girilir. Halen ahır ve samanlık olarak kullanılmaktadır.

Yalova Altınova Hersekzade Ahmet Paşa Camii

HERSEKZADE AHMET PAŞA CAMİİ

İzmit körfezi kıyısında, Karamürsel ve Yalova arasındadır. Cami, aslında küçük bir külliyeye aittir. Evliya Çelebinin bu külliyeye ait olduğunu bildirdiği: mektep, medrese ve handan iz kalmamıştır. İmaret bugün temel seviyesine kadar yıkılmıştır, hamamı ise ayakta ama harap vaziyettedir.

Sultan II. Beyazıt ve I. Selim dönemi vezirlerinden Hersekzade Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Vakfiyesi Aralık 1511 tarihlidir. İnşa tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Evliya Çelebi Eylül 1648 yılında uğradığı Hersek kasabasında, Ahmet Paşa’nın gaza malıyla 700 hanelik bir yerleşim yeri kurulduğunu yazar. Cami, 22 Mayıs 1766 tarihindeki İstanbul depreminde harap olmuştur.

Yalova Altınova Hersekzade Ahmet Paşa Camii

Bu felaketten 8 yıl sonra, Kemankeş İsmail Ağa tarafından tamir ettirilmiştir. Kitabesinde tamir tarihi 1773 yılı yazılıdır. Ardından yine 1965 yılına kadar harabe halinde olan cami, Vakıflar idaresi tarafından restore edilmiştir. Cami, dıştan 16 x 16 metre ölçülerindedir. Kare planlıdır, kesme taştan yapılmıştır. Mermerden yapılan mihrap ve minber, ilk yapıdan kalan orijinal unsurlardır. Minare, kesme taştan yapılmıştır. Bodur gövdesi ve kavisli profilli şerefe çıkması ile 1773 yılındaki tamirde yapılmıştır.

Yalova Altınova Hersekzade Ahmet Paşa Hamamı

HERSEKZADE AHMET PAŞA HAMAMI

Hersek köyündedir. Harap durumda küçük bir hamamdır. Hamam, aynı ismi taşıyan caminin güneydoğusundadır. Ana kapı doğudadır. Giriş uzun dikdörtgen bir soğukluk bölümüne açılır. Buradan kuzeydeki kubbeli mekana geçilir. Yapının sıvaları oldukça çok tahrip olmuştur. Çevresinde defineciler tarafından çukurlar kazılmıştır. Güneydeki kubbeli bölümün arkasındaki ateşlik kısmı tamamen tahrip olmuştur.

ACIÇEŞME BİZANS DÖNEMİ KALINTILARI

İlçe merkezine bağlı Tavşanlı köyü Acı Çeşme mevkiindedir. Yapılan kazılarda ortaya çıkarılanlar arasında bir Bazilika vardır. Bazilika: doğu-batı doğrultusunda ve 3 neflidir. Yapının beden duvarları belirgin olup 90 cm kalınlığındadır. Ancak kuzey beden duvarlarından sadece birkaç sıra taş örgü kalmıştır. Buna rağmen, narteks, güney nef ve apsis duvarları korunmuştur. Kilisenin taban döşemesi fazlaca tahrip olmuştur. Yer yer ufak mermer plakalardan oluşan taban döşemesine rastlanır. Kilise doğu-batı yönünde 20 metre, kuzey güney yönünde 11 metredir.

Yalova Altınova Kagir Ev

KAGİR EV

İlk anda pek anlamsız geliyor ama, önemli bir özelliği vardır. Köşkün bulunduğu alanda, şu anda sadece zemin katına ait buluntular görülüyor. Göl Beyi Refik Arslan Bey, burada Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ağırlamıştır. Yığma olarak inşa edilen yapının üst katı ve çatı katına ait bilgiler yoktur. Oldukça harap durumdadır.

Yalova şehir merkezi ve gezilecek yerlerin tanıtımı yazım için.