Korkut, Muş arası uzaklık: 41 km. Korkut, Hasköy arası uzaklık: 11 km.
TARİHİ
Bir süre İran hakimiyetinde kalan yörenin ilk bilinen ismi Farsça “Tepe” anlamına gelen “Til” dir. 1964 yılında yöreye “Korkut” ismi verilmiştir. 1990 yılında ise ilçe olmuştur.
GENEL
Yerleşim yeri, konum olarak Muş ovasının doğusunda Van gölü çöküntüsünün yanındadır. Rakımı ortalama 1300 metredir. Arazinin üçte biri ovalarla kaplıdır. Yörede karasal iklim hakimdir. Doğal bitki örtüsü bozkırdır.
GEZİLECEK YERLER
Korkut ilçesinde gezilecek tarihi ve turistik yer yoktur.
Muş Malazgirt hakkındaki gezi yazım için Malazgirt
İlçe, il merkezine 37 km uzaklıktadır. Karakeçili, Keskin arası 30 km, Çelebi arası 25 km, Bala arası 25 km ve Ankara arası ise 95 km. dir.
TARİHİ
Karakeçili aşireti, Anadolu’yu yurt edinen 24 Oğuz boyundan Kayılara bağlı büyük bir topluluktur. Burada yaşayan Karakeçili Yörükleri, Anadolu’nun diğer bölgelerinde yaşayan Karakeçililerle akrabadır. Karakeçili aşireti, 16’nci yüzyılda Osmanlı tarafından buraya yerleştirilmiştir.
Resmi kaynaklardaki kayıtlara göre: 1583 yılında, Karakeçililer, Ankara’nın Bala yakınlarına yerleştirilmişlerdir.
Karakeçili’nin güneydoğusundaki tepelerde, tarihi kale kalıntıları bulunur. Mustafa Kemal Atatürk’ün, Ankara’ya giderken buradan geçtiği için, bu yolda her yıl kutlamalar yapılmaktadır.
İlçe, 1990 yılında Ankara-Bala ilçesinden ayrılmış ve Kırıkkale ilinin bir ilçesi olmuştur.
Kırıkkale Karakeçili
GENEL
İlçe Ankara-Bala ilçesinin kuzeydoğusundadır. İlçenin doğuya bakan toprakları, bugünkü Kapulukaya baraj gölünün sıfır noktası olarak bilinen yerle birleşmekte olup bu göl sahası Karakeçili ilçesine tabii bir güzellik kazandırmaktadır.
İlçenin rakımı 1100 metredir. Karasal iklim hakimdir, kışları oldukça sert ve kar yağışlı geçer. Hava sıcaklığı genelde sıfırın altında yaşanır.
Yazları ise sıcak ve kurudur. Yağışlar az olduğundan yaz mevsiminde bitki örtüsü genelde bozkır görünümündedir.
Kırıkkale Karakeçili Uluslararası Kültür Şenliği
KARAKEÇİLİ ULUSLARARASI KÜLTÜR ŞENLİĞİ
İlçede her yıl Eylül ayının ikinci haftasında düzenlenir. İki gün boyunca süren şenliklerde renkli görüntüler yaşanır, gencinden yaşlısına herkes gönlünce güzel vakit geçirir. Şenliklerde: çeşitli ikramlar, sünnet, panel, tiyatro, havai fişek gösterileri yapılır.
Mehmet takımı eşliğinde yürüyüşler yapılır. Stadyumda, mehteran gösterileri, yöresel halay ekibinin ilçeye özgü oyunları sergilemesi izlenir.
Stadyum alanına kurulan kıl çadırlarda Karakeçili’nin tarihi ve kültür alanında yapılan ürünler vatandaşların ziyaretine sunulur.
GEZİLECEK YERLER
Kırıkkale Karakeçili Çeşnigir Köprüsü
ÇEŞNİGİR KÖPRÜSÜ
Ankara-Kırşehir yolunun 100’ncu kilometresinde, Kızılırmak üzerindedir. Köprü yakınında bulunan Köprüköy’den dolayı, Köprüköy köprüsü olarak bilinir.
Kitabesi yoktur, yazılı kaynaklarda da herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Bu yüzden ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmez. Ancak muhtemelen 13’ncü yüzyılda Selçuklu döneminde yapıldığı ve Osmanlı döneminde onarım gördüğü düşünülmektedir.
Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında Mimar Sinan tarafından köprü yeniden yaptırılmıştır.
Kapulukaya Barajının faaliyete geçmesinden önce, köprü yol güzergahında iken, sonralara köprünün ayak kısımları baraj suyu içinde kalmıştır.
Köprü 110 metre uzunluktadır. Genişliği 6 metredir.
Derbent özelliği gösteren köprülere güzel bir örnektir. Mimari olarak, iki yana eğimli bir köprüdür.
Kaya zemin üzerinde ve ayakları sağlam zemine otursun diye, baraj mantığı gözetilerek kayaları takiben eğri inşa edilmiştir. Nehre en uygun ve sağlam geçit verdiği yerdedir. Kayalıklardan hemen önce ve sonra nehir genişleyerek akar.
Osmanlı arşivlerinde yer alan bazı bilgilere göre köprünün yanında bir han ve cami varmış. Ayrıca yine bazı kaynaklara göre, köprünün yanında taştan bir aslan heykelinin bulunduğu belirtiler. Ancak günümüzde köprü üzerinde ve civarında: aslan heykeli, han veya cami yoktur.
1402 yılında Ankara savaşının yapılacağı alana ilerleyen Timur’un ordusunun bu köprüyü kullandığı söylenir.
Köprünün çok büyük bir kemeri var. Bu kemer, yapıldığı dönemde yapanlar tarafından bir türlü tutturulamamış ve bu yüzden, zamanın hükümdarı, bir sefere giderken, köprüyü kullanmayıp, Kızılırmak’ın sığ bir yerinden, karşıya geçerek yoluna devam etmiştir.
Ancak, köprünün ustalarına, dönüşüne kadar köprünün tamamlanmasını emreder. Ustalar, defalarca uğraşırlar ve yine kemeri tutturamazlar ve köprü yıkılır. Bu sırada, Hıristiyan bir Rum mimar, köprünün yıkılmaması için, bir gece sabaha kadar Allaha dua ederek yalvarır.
Bu arada: kızı ile oğlunun kurban edilip, onların kanı ile yoğrulan iki taşın köprüye konulması halinde, büyük kemerin tutturulacağı ve köprünün yıkılmayacağını görür.
Bunun üzerine, Rum mimar, kızı ve oğlunu kurban eder ve onların kanı ile yoğrulan taşları, köprünün büyük kemerine yerleştirir ve böylece köprü yıkılmaz. Bu iki kanlı taş: günümüzde de, köprü üzerinde görülmektedir.
Kırıkkale Karakeçili Büklü Kale
BÜKLÜKALE
Ankara’dan Kaman’a giden otoyolun Kızılırmak’ı geçmeden hemen sol tarafından bulunur. 2009 yılında başlanan kazı çalışmaları halen sürdürülmektedir.
Bunlara göre: buradaki yerleşimler, Eski Tunç çağı, Geç Tunç çağı, Demir çağı ve Osmanlı dönemidir. Burası: MÖ 2’nci bin yılın sonunda, Hitit imparatorluk çağında önemli bir şehir merkezidir.
Bu durumu kanıtlayan diğer objeler ise: Kızılırmak’ın en dar yerinde 13’ncü yüzyılda bir köprünün yapılması ve yine Roma dönemine ait köprü kalıntısının bulunmasıdır. O dönemde bölge ticari açıdan da önemli bir merkezdir.
Kırıkkale Karakeçili Büklü Kale
Kazılarda: Hititlerden kalma mimari yapıya rastlanıldı. Bu mimari yapı: 2 bin yıl öncesinin Hititlerine ait şehri ortaya çıkarıyor. Kazılarda ortaya çıkan taştan örülü evler Hititlerin yaşamına ait ipuçları veriyor.
Ayrıca yine kazılarda, Hitit dönemine ait şehir suru ve kapısı tespit edildi. MÖ 600-700 yıllarına ait sur duvarını dolduran toprak kaldırılmıştır.
Bu toprak kaldırılınca, bunun altından yanmış tabaka çıkmıştır. Bu tabaka da MÖ 14’ncü yüzyılda yani Hitit imparatorluğu dönemine aittir.
Tespit edilen katlardan 3 tanesinin yangın geçirdiği görülmüş, bunlar, burada büyük bir savaşın yapıldığının kanıtıdır.
Burası çok büyük bir şehir olup üst taraf kale kısmı, aşağıda ise aşağı şehir varmış.
Kırıkkale Karakeçili Büklü Kale
Bölgenin ticaretin yoğun olduğu dönemlerde, özellikle Kızılırmak’a yakın olmasından dolayı ticaret merkezi olarak kullanıldığı belirtiliyor. Zaten Hitit dönemine ait (3’ncü katman) çıkarılan cam şişe ve Hitit imparatorluğu dönemine tarihlenen çivi yazılı tablet, oldukça önemli buluntu olarak kabul ediliyor.
Kırıkkale Karakeçili Büklü Kale
Tablette ilginç yazılar vardır. Tablette “buradaki ülke sizin ülke” cümlesinin geçtiğini ve tabletin iki ülke arasında yazılmış olan diplomatik metin olabileceği değerlendirilmektedir. Yine tablette bir habercinin gönderildiği ve geri dönmediği de mektupta yazılmıştır.
Demek ki iki ülke arasında çatışmalar olmuş. Yine kazılarda: Hitit imparatorluğuna ait kemikten yapılmış mühür bulunmuştur. Bu mühür, şehrin Hitit başkenti Boğazköy ile direkt ilişkiler içinde olduğunu göstermektedir.
Bu mühür, başkentten gönderilen mühür olmalıdır. Daha önce de kemikten yapılmış düğme şeklinde süs eşyası bulunmuştur. Bu süs eşyasında da panter gibi hayvan motifleri işlenmiştir. Bunlar: MÖ 700’lü yıllarda Anadolu’ya gelen İskitlere ait olduğu biliniyor.
Çünkü, bu panter resimli süs eşyasının aynısının, altından yapılmış olanı daha önce Rusya’da bulunmuştur. Burada yapılan kazılarda bulunan ilginç buluntulardan birisi de: beyaz mermerden yapılmış panter başıdır.
Göz kısmına da lapis lazuli taşı konulmuştur. Bunun, MÖ 2000 yılına ait olduğu düşünülüyor. O dönemde Afganistan’a gidilmiş ve bu taşlar getirilmiştir. Yine kazılarda, MÖ 1700’lü yıllara ait cam şişe bulunmuştur.
Bu, dünyadaki en eski cam şişelerden bir tanesidir. Şimdiye kadar bu şişeden Boğazköy’de bulundu. Burada o kadar eski cam şişenin bulunması, cam şişe üretimi hakkında yeni fikirler ortaya koyacak gibi duruyor.
Bununla ilgili analizler yapılınca Mısır’da bulunan cam şişeden farklı maddeler kullanarak yapılmış olma ihtimalinin varlığından söz ediliyor.
Kazıda çıkarılan arkeolojik malzemeler, Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
Gürgentepe, Ordu arası uzaklık 48 km dir. Gürgentepe, Gölköy arası uzaklık 13 km dir.
TARİHİ
Ordu-Sivas kara yolunun 48’nci kilometresinde bulunan 1275 rakımlı bir mevkiiye “Gürgentepe” denir. Uzun yıllar küçük bir yerleşim yeri olarak kalmıştır. Ordu-Sivas karayolunun açılmasıyla gelişmeye başlamıştır.
Ancak, bu yol daha önce yani Osmanlı döneminde 1885 yıllarında kervanların geçmesi için kullanılan bir yoldur. Ormanlık, dağlık ve engebeli bir arazide bulunan bu yol, kış döneminde devamlı kar yağdığı ve asayişin bozuk olması nedeniyle pek yoğun kullanılmamıştır.
İlçenin günümüzde bulunduğu yerde bir han varmış. Bu han uzun yıllar kervancıların dinlenmeleri için bir konaklama yeri olarak kullanılmıştır.
1940-1950’li yıllarda bu kervan yolu, küçük değişiklikler yapılarak motorlu araçların kullanımı için karayoluna dönüştürülmüştür.
Bu esnada, yolun kıyısında bulunan han da civar yerleşim yerlerinin ilgisini çekmiş, Pazar yeri özelliği kazanmıştır. 1955 yılında Belediye kurulur ve “Gürgentepe” ismini alır. 1987 yılında ilçe olur.
Ordu Gürgentepe
GENEL
İlçe Ordu-Sivas kara yolunda önemli bir geçit üzerinde kuruludur. Canik dağları ve Giresun dağlarının kesişim noktasında, sarp ve dağlık bir arazi yapısı hakimdir. İlçe Karadeniz’e yakın olmasına rağmen, Karadeniz dağlarının sahilden itibaren birdenbire yükselmesi nedeniyle, engebeli bir arazi yapısına sahiptir.
Ortalama rakımı 1275 metredir. Yörede Karadeniz iklimi etkileri görülür. Bol miktarda yağış alır. Yılın belli mevsimlerinde sis görülür.
NE YENİR
Buralara yolunuz düşer ve mahalli lezzetleri tatmak isterseniz, şunları önerebilirim: “Pancar çorbası, mısır çorbası, karalahana sarması, mıhlama”
GEZİLECEK YERLER
Ordu Gürgentepe Çamlıca Tepesi
ÇAMLICA TEPESİ
Göller Sağlık Sokaktadır. Gürgentepe-Gölköy kara yolu üzerindedir.
Çamlıca tepesi sosyal tesislerinde bulunanlar şunlardır: “Yürüyüş alanı, seyir terası, serender (ambar), restoran ve kafeterya, kamelyalar, çivisiz ahşap bir cami” Ayrıca: Nisan ve Mayıs aylarında orman gülleri açar.
Orman gülleri: fundagiller familyasından 800 kadar gösterişli çalı türünün ortak adıdır. Türkiye’de Karadeniz kıyısındaki ormanlık alanlarda yetişir. Ayrıca genellikle süs bitkisi olarak da yetiştirilir. Çiçek renkleri: beyaz, sarı, pembe, kırmızı, mor ve mavi arasında değişir. Ancak çiçekli kalma süresi ortalama iki haftadır.
Ordu Gürgentepe Dikenlice Kaya Mezarları
DİKENLİCE KAYA MEZARLARI
Dikenlice Köyünde, Mağara Mahallesindedir. İlçe merkezine uzaklık 20 km dir.
Mezarların Geç Helenistik ve Erken Roma dönemlerine ait olduğu düşünülmektedir. Bir kaya kütlesi üzerindedir.
Burada kayalara oyulmuş 9 tane mezar vardır. Mezarlar tek odalıdır. Mezar odalarına giriş, kuzeydendir. Oval bir açıklıktan mezarlara girilir. Mezar odaları dikdörtgen planlıdır. Mezar odalarının içinde ölülerin konulduğu sekiler vardır.
Ordu Gürgentepe Dikenlice Kaya Mezarları
Giriş kısmı ve mezar odaları oldukça fazla tahrip edilmiştir. Bu anıt mezarların bulunduğu kayanın üzerinde, muhtemelen ticaret yolunu kontrol eden bir kale olduğu tahmin edilmektedir. Maalesef bu tarihi yerler yani mezarlar, halen köylüler tarafından depo olarak kullanılıyor. Yani gidip görmeye kalkarsanız üzülürsünüz, gitmeyin.
Ordu Gürgentepe Eski Köy Saitler Camisi
ESKİKÖY SAİTLER CAMİSİ
Eskiköy’de mezarlık içinde yaklaşık 600 yıllık olduğu tahmin edilen bir cami vardır. Saitler camisi denen bu cami ile ilgili olarak köylülerin anlattığı bir efsane vardır.
Köy halkı cami yapmak için bir araya gelirler. Köyün ileri gelenleri caminin yeri olarak köyün mezarlığını uygun görürler. Kesilen ağaçlardan yapılan keresteler, caminin yapılacağı mezarlığa taşınır. Ancak ertesi günü, mezarlıkta daha önce koydukları keresteleri göremezler.
Keresteler mezarlıktan 100-150 metre uzakta durur bulurlar. Keresteleri tekrar cami yapmak istedikleri yere taşırlar, ertesi günü keresteler yine koydukları yerden 100-150 metre uzaktadır. Bunun üzerine mezarlık girişine bir nöbetçi dikerler.
Adam, gecenin yarısında bir bakar, ak saçlı ve ak sakallı bir adam kağnısı ile gelir ve kalasları eski yerine taşır. Nöbetçi bu gördüklerini köy halkına anlatır ve bunun üzerine cami, mezarlığın içine değil, şimdiki yerine yapılır.
AKKİLİSE
Akmescit mahallesindedir. İlçe merkezine 51 km uzaklıktadır. Kilisenin temel kalıntıları ile Osmanlı döneminden kalma medresenin taş bir duvarı görülebilir.