Mardin Dargeçit

Mardin Dargeçit
 

Mardin Dargeçit; Mardin il merkezine 110 km uzaklıktadır. Dargeçit-Midyat arası 40 km.dir. Dargeçit-Siirt arası uzaklık: 82 km. Dargeçit-Şırnak arası uzaklık: 98 km. Dargeçit-Batman arası uzaklık: 95 km.

Mardin Dargeçit
 

TARİH

Bölgenin tarihi süreç içindeki isimleri “Kher-Boran, Kfar-Boran, Kerburan, Kerboran” dır. MS 4’ncü yüzyılda Samanilerin iktidarı döneminde, Dargeçit ve yöresi, Hıristiyanlıkla tanışır ve ilk Hıristiyanlaşan kesim Süryanilerdir.

Bölge: çok dinli bir yer olarak Müslüman, Hıristiyan ve Yezidileri barındırmıştır.

Hatta, şehri Süryani bir ailenin kurduğu tahmin ediliyor.

Zamanla aldığı göçlerle büyüyen Dargeçit, 1900’lü yılların başlarında birçok ailenin yaşadığı bir yer haline gelmiştir.

1’nci Dünya Savaşından sonra ekonomik sıkıntılar yaşayan Süryaniler, daha rahat bir yaşam sürmek için Avrupa ülkelerine göç ettiler ve Dargeçit nüfusu hızla azaldı.

Dargeçit 1987 yılında Midyat ilçesinden ayrılarak ilçe oldu.

Mardin Dargeçit
 

GENEL

Mardin bölgesi özelliklerini doğal yapısında en iyi taşıyan ilçelerden birisidir.

Cami minareleri ile kiliselerin çan kulelerinin bir arada yükseldiği bir hoşgörü şehridir.

Uzun süre: Süryani Ortodoks, Süryani Katolik ve Protestanların yaşadığı önemli bir merkez olarak kalmıştır.

Dargeçit’te, 1970 yılına kadar 2000 kişilik nüfusun, üçte ikisi Hıristiyan’dır ve 1979 yılında son Hıristiyanlar da Dargeçit ilçesini terk etmişlerdir.

İlçe 1987 yılında kurulmuştur. Ortalama rakım 900 metre civarındadır.

İlçe, Güney Doğu Anadolu’nun en dik ve engebeli topraklarına sahiptir.

Arazi genellikle engebeli olmakla birlikte, çok yüksek dağı yoktur.

Ormanlık saha, yok denecek kadar azdır. İlçe merkezinde akarsu yoktur. İlçenin 12 km uzağından Dicle nehri geçer.

Mardin Dargeçit
 

GEZİLECEK YERLER

İlçe merkezi ve civarında, turistik alan yoktur. Sadece ilçe merkezinde turistik özellik gösteren iki kilise ve mezarlık bulunmaktadır.

Dargeçit Ilısu Barajı

ILISU BARAJI

Ilısu barajı Dargeçit ilçesi sınırları içinde kurulmuştur. İlçe merkezinin 15 km doğusundadır. 

Dünyanın en büyük su projelerinden birisi olan GAP’ın temel unsurlarından birisidir.

Suriye sınırına yaklaşık 45 metre uzaklıkta, Dicle nehri üzerindedir. Baraj yüksekliği 135 metredir. 

Tamamlandığında, Türkiye’nin 4’ncü en büyük barajı olacaktır. Barajın 6 türbininden ilki 19 Mayıs 2020 tarihinde açılmış, enerji üretimine başlamıştır. 

Evet, bu baraj elbette yöredeki sulama ve enerji üretimi için yararlıdır.

Ancak, Hasankeyf ve su altında kalacak bölge, ortaçağdan günümüze kadar gelebilen yüzlerce farklı uygarlığın yarattığı bir mirası temsil etmektedir. Ilısu barajının su toplama havzasında: ortaçağ uygarlıklarının kalıntılarına ait saraylar, camiler, evler, insan yapımı mağaralar ve mezarlar yer almaktadır. Yerel halk için büyük dinsel bir öneme haiz olan bu kalıntılar ile halkın kırsal yerleşim alanlarının büyük bir bölümü, barajın suları altında kalacaktır. 

Buna istinaden, DSİ tarafından, Ilısu köyü ve Hasankeyf ilçesi, yeniden inşa edilmiştir. Kamu ve sosyal yapılar, on kat arttırılmıştır. 

Dargeçit Ilısu barajı ve Hasankeyf ilçesinin tarihi kalıntılarının taşınması

DSİ tarafından bildirildiğine göre, baraj sularından etkilenmeyecek olan Yukarı Şehir, yeniden düzenlenerek bir açık hava müzesi haline getirilmiştir. Bununla birlikte baraj göl alanından etkilenen Aşağı Şehirde yer alan tarihi ve kültürel varlıklar ise, bütüncül bir yaklaşım çerçevesinde son derece titiz metotla ya yerinde korunmaktadır ya da taşınarak yeni yerlerine yerleştirilmiştir. 

Bu çerçevede, ülkemizde bir ilk olan 540 yaşında olması itibarıyla dünya ölçeğinde bütüncül olarak taşınan en eski tarihi yapı sayılan Zeynel Bey Türbesi’nin yeni yerine taşınma işlemi 2017 yılında yapılmıştır. Yaklaşık 1100 tonluk tarihi yapı, taşıma işlemi boyunca hassas cihazlarla yapılan gözlemler neticesinde herhangi bir hasar almadan başarıyla yeni yerine taşınmıştır. Türbenin ardından, yaklaşık 1500 ton olan Artuklu Hamamı da yeni yerine taşınmıştır. Ayrıca 800 ton ağırlığındaki İmam Abdullah Türbesi ve 400 ton ağırlığında minaresi yeni yerlerine taşınmıştır. 

Ilısu baraj gölü altında kalacak Orta Kapının, sudan olumsuz etkilenmemesi ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla Hasankeyf Yeni Yerleşkesinde yer alan Arkeopark alanına üç parça halinde taşınmış ve yeni yerinde bütüncül olarak sergilenmektedir. 

Evet, Hasankeyf ilçesi ve tarihi kalıntıları hakkında, baraj yapılmadan önce yaşanan sorunların giderildiği düşünülüyor. 

 

Mardin Dargeçit Çarşısı-Tarihi Süryani Çarşısı
 

TARİHİ SÜRYANİ ÇARŞISI

İlçe merkezindeki bu çarşının yapımı 17’nci yüzyıla dayanmaktadır. Yani yaklaşık 400 yıllıktır. 

Dar sokakları, taş işçiliği, geleneksel yapı dokusu ile ilgi çeken bir yerdir. 

Ancak günümüzde bakımsızlık ve ilgisizlikten kaynaklı harabeye dönmüştür.

Dargeçit Tarihi Süryani Çarşısı

Zamanında demircilik, taş işletmeciliği ve birçok ticari sektöre ev sahipliği yapan çarşıda, günümüzde 50’den az işletme kalmıştır.

Son yıllara kadar ilçenin en işlek ve canlı çarşısı, günümüzde can çekişmektedir.

Dargeçit Tarihi Süryani Çarşısı Restorasyon

Ancak 2024 yılında tarihi Süryani Çarşısında restorasyon başladığını duydum. Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından, Sefa Caddesinde 65 dükkanın yer aldığı tarihi Süryani Çarşısının restorasyonu için hazırlanan “Tarihi Çarşıyı Canlandırma Projesinde” sona gelindiği açıklanmıştır. Bu süreç boyunca yaklaşık 600 metre uzunluğunda, 4 caddenin sokak düzenleme çalışmaları yapılmıştır. Aydınlatma işlemleri düzenlenmiştir. Yaklaşık 1.5 sene gibi kısa bir sürede, çarşı aslına uygun olarak inşa edilmiştir. 

Yani Dargeçit ilçesine yolunuz düşerse, tarihi Süryani çarşısını artık gezip yeni halini görebilirsiniz. 

 

DARGEÇİT KÖPRÜSÜ

İlçe merkezinde Saray mahallesindedir. Değirmen deresi üzerindedir. Köprü yöre halkı tarafından “Koprıya Süka Kevin” (Eski çarşı köprüsü) olarak da adlandırılmaktadır. 

İnşa kitabesi yoktur, bu yüzden ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. Ancak 18-19’ncu yüzyıllarda Osmanlı döneminde inşa edildiği tahmin edilmektedir. 

Tarihi köprü, tek gözlü ve yuvarlak kemerli olarak planlanmış taştan yapılmıştır. Kesme ve moloz taş kullanılarak yapılmıştır. Geçiş yolu düz olan köprüler sınıfına girer. Uzunluğu 8.70 metre ve genişliği ise 3.70 metredir. Üzerinde herhangi bir süsleme unsuru yoktur. 

Bugüne dek çeşitli onarımlarla günümüze kadar gelebilmiştir ve hala kullanılmaktadır.

 

KİLİSELER

İlçede birkaç tane kilise vardır. Bunların birçoğu kapalıdır, sadece bir tane kilise ibadete açıktır.

Diğerlerinden bazıları kapalı, bazıları ise yıkıktır.

Dargeçit Mor Kuryakos Kilisesi
 

Mor Kuryakos kilisesi

Saray Mahallesindedir. 2021 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesindedir.

Süryani kilisesidir. 1979 yılında Hıristiyan cemaatin Dargeçit’i terk etmesi nedeniyle harap olmuş ve son dönemde Belediye tarafından restore edilmiştir.

Halen ibadete açıktır.

Dargeçit Boncuklu Höyük

BONCUKLU TARLA ARKEOLOJİK ALAN

Ilısu mahallesi sınırları içindedir. Yaklaşık 12 bin yıl öncesinden, Erken Neolitik dönemden kalan bir yerleşim olduğu düşünülüyor. Bu yerleşim, tarih boyunca 25 medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yaklaşık 2.5 hektar büyüklüğündeki höyükte, bugüne kadar sadece yüzde 15’lik bölümde kazı ve araştırmalar tamamlanmıştır. 

Ev tabanlarının altında, dizleri karınlarına çekik ana rahmindeki biçimde yeniden doğuş inancı ile erkek, kadın ve çocuk bireylerin gömüldüğü 69 mezarda 118 bireye ait iskelete ulaşılmıştır. Kazılarda, 4 siteli bulunan ve Neolitik döneme ait 11.300 yıllık olduğu tahmin edilen tapınak da gün yüzüne çıkarılmıştır. 

Dargeçit Boncuklu Höyük

İskeletlerin yer aldığı mezarda, Neolitik dönemde yaşayan toplulukların geleneklerini betimleyen serpantin, kireçtaşı, klorit, kumtaşı, kemik, obsidyen, fosfat, bakır ve değişik çay taşları kullanılarak yapılan boğa, geyik, leopar, yılan, akrep ve yaban keçisi gibi çeşitli şekillerde, yaklaşık 20 bin boncuk ile kemer ve tokaları, kemik kakmalı süs eşyası, düğme, küpe ve değişik süs eşyaları bulunmuştur. 

Evet buluntular Mardin Müzesine teslim ediliyormuş. 

 

 

 

 

 

Mardin şehir merkezi tanıtım ve gezilecek yerler yazısı.

Karaman Kazımkarabekir

Karaman Kazımkarabekir

İlçe: Konya-Karaman karayolu üzerindedir. Kazım Karabekir-Karaman arasındaki uzaklık: 24 km. Kazımkarabekir-Konya arasındaki uzaklık: 85  km.

TARİHİ

İlçeye: Selçuklular, Beylikler ve Osmanlılar döneminde: “Gaferiyat” ve “Gefr-iyad” isimleri verilmiştir.

Cumhuriyet  dönemi öncesinde ise “Gafferiyat” ismi kullanılmış ve 1956 yılında “Kazımkarabekir” ismi verilmiştir.

Çünkü:  Kurtuluş Savaşımızda, Şark Cephesi Komutanı olan Korgeneral Kazımkarabekir Paşa’nın buralıdır.

Ancak, yörenin insanları, ilçe merkezini, “Kasaba” olarak da isimlendirmektedirler.

Çünkü: yöreye Türkler yerleşmeye başladıklarında, ilk kurulan yerleşim birimine, başındaki Türkmen Beyin ismi nedeniyle “Kasaba-i Mahmudlar” yani “Mahmudlar Kasabası” ismi verilmiştir.

Bu kasaba halkı, daha sonra, günümüzdeki ilçe merkezine yerleşmiş ve “Kasaba” ismi böylece süregelmiştir.

Karaman Kazımkarabekir

GENEL

İlçe, konum olarak, tarihi süreç içinde, ipek ve baharat yolunun, Anadolu’da ki devamı denilen: Halep-Adana yolu üzerindeki ana ulaşım hattında bulunması nedeniyle, önem kazanmış ve öne çıkmıştır.

Merkezin, denizden yüksekliği: 1030 metredir. Bölgede, tipik karasal iklim hüküm sürmektedir.

Buna göre: yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve kar yağışlı olarak geçer. Bitki örtüsü ise: bozkır. Büyük bölüm ise, çıplak yamaçlar şeklinde görülmektedir.

İlçe ekonomisi:  tarım ve hayvancılığa dayanır. Bölgede akarsu bulunmadığından, sulama da büyük güçlükler yaşanmaktadır.

Son yıllardaki ekonomik gelişmeler çerçevesinde, ilçede, büyük bir Holding  tarafından, birçok fabrikadan oluşan, Gıda Şehri bölgesi kurulmak durumundadır.

Tamamen tarıma dayalı olarak gerçekleştirilecek bu proje, dünyanın bu konudaki en büyük projesidir.

Bu proje çerçevesinde: birçok gıda ürünü, bölgede üretilecek, işlenecek, paketlenecek, depolanacak ve sevk edilecektir.

Karaman Kazımkarabekir

KAZIM KARABEKİR

1882 yılında, İstanbul’da doğdu. Harp Okulunda, Atatürk ile tanıştı.

31 Mart Olayını bastırmak için, İstanbul’a gönderilen Harekat Ordusunun başında, Atatürk ile birlikte görev yaptı.

I. Dünya Savaşı başında, yarbay olan Kazım Karabekir, savaş yılları boyunca: İran sınırı, Halep, Doğu cephesi ve Çanakkale’de bulundu.

1917 yılında, Erzincan yakınlarındaki “Kafkas Ordusu” komutanlığına getirildi ve bu süredeki görevinde: Ermenileri püskürterek, Erzurum ve Erzincan’ı geri aldı.

Sarıkamış bölgesinde ise: Kars ve Gümrü kalelerini ele geçirdi ve bu hizmetlerinin sonucunda “General” oldu.

Takip eden dönemde: Kazımkarabekir Paşa, sınıf arkadaşı Atatürk ile sürekli olarak birlikte olmuş ve birlikte hareket ederek, Kurtuluş Mücadelesinde büyük yararlılıklar göstermiştir.

Cumhuriyetin ilanından sonra ise, TBMM sıralarında, milletvekili olarak, Atatürk’ün muhalifleri arasında yer aldı.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kuruluşunda bulundu.

Bu Partinin, Genel Başkanı oldu. Ancak, ömrü uzun olmayan parti, 1926 yılında, Atatürk’e yapılan bir suikastın destekçisi olarak çıkınca, kapatıldı.

Kazımkarabekir: 1948 yılında, Ankara’da öldü.

Karaman Kazımkarabekir

NE YENİR. NE İÇİLİR

Burada: karpuz meşhur.

Karpuz: 1992 yılından bu yana, Kazımkarabekir ilçesinde yetiştirilmektedir.

Ancak, burada yetiştirilen ve “Paşa Karpuzu” olarak isimlendirilen karpuz cinsi: güzel tadı ve sulu olmasıyla öne çıkıyor.

Ağustos ve Eylül aylarında yetiştirilen bu karpuzu: bu tarihlerde, buralarda bulunursanız, mutlaka tatmalısınız.

Kazımkarabekir Meslek Yüksek Okulu

KARAMAN KAZIM KARABEKİR MESLEK YÜKSEKOKULU

Selçuk Üniversitesine bağlı olarak 1995-1996 eğitim öğretim yılında açılmıştır. 2007 yılından itibaren okul Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesine bağlanmıştır. 2013-2014 yılında yeni binasına taşınmıştır.

Okul şu anda 7 programla öğretime devam etmektedir.

 

GEZİLECEK YERLER

GAFERİYAT/KAZIM KARABEKİR KALESİ:

İlçenin eski sur kalıntılarına işaret eden bir yapıdır.

Evliye Çelebi gibi seyyahların bahsettiği bir yerleşim merkezidir. Evliya Çelebi, 1648 yılında Karaman eyaletine bağlı Gafirbad’a gelmiş ve kasabanın adını Kafirabad olarak seyahatnamesine yazmıştır.

Bu ismin kullanılmasının nedeni, yani çirkinliğinin nedeni, bu şehre kesinlikle kafir ve Yahudi’nin sokulmadığından ve son derece Müslüman halkından övgülerle söz eder.

Kale mimarisinin kerpiç kalıplar gibi kesilmiş beyaz yassı ince taşlardan yapıldığını, duvarlarının kalın ve sağlam olduğunu ve kılıçla kesilmiş gibi düz ve ustalıkla yapılmış bir yapıda olduğundan bahsetmiştir. Buna benzer, beyaz taştan yapılmış titiz bir yapıyı, hiçbir memlekette görmediğini belirtmiştir.

Karamanoğulları döneminde kasabanın etrafının surlarla çevrili olduğu ve ehdemek denilen iç kalesinin olduğu bilinmektedir. Moğollar ve Osmanlılar döneminde bu yapıların zarar gördüğü ve yıkıldığı tahmin edilmektedir.

İnsanlar kale duvarlarını zaman içinde yapı taşı olarak kullanmışlar ve kale yok olup gitmiştir.

Bugün kalenin sadece giriş kapısı kalmıştır.

 

Kasaba Taşı:

İlçenin kendine has özgün bir yapıya sahip olan, doğal taş cinsi bulunmakta ve taş ocaklarından yaklaşık yerin 1 metre altından çıkarılmaya başlanmıştır. Toprak altında tabaka tabaka olarak 32 kat sayılabilen düz yassa katmanlar halinde bulunan, ak renge sahip kalkerli bir taş cinsidir. Bölgede bu taşa “kasaba taşı” denmektedir. Toprak altında yumuşak ve kırılgan yapıya sahip olan taş, havayla temas edince sertleşmekte ve daha sert bir hal almaktadır. Bu taş tamamen yöreye özgü bir oluşum olup ülke genelindeki diğer say taşı örneklerine pek benzememektedir. İlçenin sivil mimarisine oturan bu taş, hemen hemen tüm yapılarda, sokaklarda, duvarlarda, evlerde ana malzeme olarak kullanılmıştır.

Kazımkarabekir Kale Kapısı

KALE KAPISI

Antik dönem yerleşkesi zamanında yapılan kaleden, günümüze sadece “Karaman kapısı” adıyla bilinen kapı kalmıştır.

Kapı: ilçe merkezinde, Kazımkarabekir caddesi üzerindedir.

Yan taraflarında kesme taşlar kullanılan kapının arkasında, sürgü delikleri var. Kalenin ve bu kapının, hangi tarihte yapıldığı bilinmese de, Karamanoğulları Beyliği döneminde yapıldığı sanılıyor.

Karaman Kazımkarabekir Büyük (Nevruzoğlu) Camii

BÜYÜK (NEVRUZOĞLU) CAMİİ

İlçe merkezindedir.

Karamanoğulları döneminde yapılmış, bölgenin en güzel cami yapılarındandır.

Üst örtüyü tutan silindir ve kare formlu sütunlar: kıble duvarına paralel uzanıyor.

Son cemaat yerinin üstü, ahşap örtülü, taş kaideler üzerinde 7 ahşap sütun bulunuyor.

Mihrabı: kesme, mozaik tekniğiyle yapılmış, geometrik bezemeli çinilerle kaplıdır.

Bunların içinden, sol alt köşede bulunan, Karamanoğullarının ongun kuşuna benzeyen çini örneği: buradan alınarak Konya-Karatay Müzesine götürülmüştür.

 

EMİNETTİN CAMİİ

İlçe merkezindedir. Osmanlı döneminde yapılmıştır.

Yapılış tarihi ve yaptıran bilinmemektedir.

Ancak, Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine giderken, bu camiyi görmüş ve İstanbul dönüşünde, bu camiye: 2 altın şamdan ve 3 İran halısı göndermiştir.

Bu kıymetli hediyeler, günümüzde: Konya Mevlana Müzesinde sergileniyor.

 

SARP HÖYÜK

İlçe merkezindedir.

Bu höyük, günümüzdeki yerleşim nedeniyle, büyük hasara uğramıştır.

Sadece, kentin doğusundaki Roma döneminde yapıldığı tahmin edilen kalenin giriş kapısı korunmuştur.

Kale kapısının genişliği: 2.6 metre ve yüksekliği 3 metredir.

Antik yerleşim yeri üzerine kurulan günümüzdeki yerleşim içinde, Belediye Binası bahçesinde: 2 mermer mezar aslanı ve 3 adet kalkerden yapılmış sütun bulunmuştur.

Evet, maalesef, ilçe merkezinin bugünkü yerleşimi, Roma döneminde önemli bir yerleşme olduğu sanılan höyüğün hemen üstünde bulunuyor. E

lbette, antik yerleşim büyük hasar görmüş.

 

AKARKÖY

Akarköy mevkiindedir. Buranın, çok ünlü, antik “Derbe” kenti olduğu yönünde, çeşitli arkeoloji yazarları tarafından görüşler öne sürülmüştür.

Ancak, Derbe şehrinin yeri “Ekinözü Köyü Derbe Höyüğü” olarak kesinleştiğinde, burası hakkındaki tez, geçerliliğini yitirmiştir.

Ancak, mevcut kalıntılardan, Akarköy bölgesinde de, antik dönemde, önemli bir yerleşim bulunduğu anlaşılmaktadır.

Doğal höyük bir tepe üzerindedir.

Köy içinde, değişik yerlere yayılmış ve bazı yapıların duvarlarında kullanılmış, çok sayıda mimari parça, yazıt ve steller bulunmaktadır.

Hatta, köy camisinin yanında: yonca planlı ve Bizans döneminde yapıldığı sanılan bir yapı, büyük oranda sağlam kalarak günümüze kadar gelebilmiştir.

 

Isparta Keçiborlu

Isparta Keçiborlu
 

Isparta Keçiborlu: Isparta il merkezine uzaklık 41 km dir. Akdeniz bölgesinin göller yöresindedir. Burdur gölünde 22 km kıyısı vardır. Özellikle E-24 devlet kara yolu üzerinde bulunması nedeniyle, Ankara-Antalya arasında yolculuk yapanlar, bu ilçeden geçerler.

İlçe merkezinin ortalama rakımı yani denizden yükseklik 1010 metredir. Güneyinde Eğirdir gölü bulunur.

1997 yılında açılan Süleyman Demirel Hava alanı, ilçe sınırları içindedir.

İlçenin günümüzdeki en önemli ekonomik faaliyet alanı tarım ve hayvancılıktır. Meyvecilik, sebzecilik, bağcılık, gülcülük ve lavantacılık yapılmaktadır.

Isparta Keçiborlu
 

 

TARİHİ

Isparta Keçiborlu: Niğde’nin Bor ilçesinden buraya göç edenlerin bir kısmı Uluborlu’ya ve bir kısmı ise Keçiborlu’ya yerleşirler. Keçiborlu’ya yerleşenler “Küçük Borlu” anlamında buraya “Kiçiborlu” ismini verirler. Ayrıca bölgenin küçük tepeciklerden meydana gelen arazi yapısı nedeniyle “Küçük taşlık yer” anlamında “Kiçiborlu” denildiği de söylenir. Bu isim, zamanla “Keçiborlu” olarak günümüze gelmiştir.

Bölge 1182 yılında Selçuklu egemenliğine girer. 1301 yılında Hamitoğulları Beyliği ve 1380 yılında ise Osmanlı egemenliği görülür.

Keçiborlu, 1935 yılından itibaren, ülkemizde tek kükürt üreten fabrika bulunması nedeniyle tanınmıştır. Etibank tarafından ilçe merkezinde kurulan üretim tesisi, ilçede gerek istihdam ve gerekse sosyal hayatın canlanmasını sağlamıştır.

 

KÜKÜRT VE KÜKÜRT TESİSLERİ

Yukarıda belirttiğim gibi, bir zamanlar, Ankara-Antalya yolunda ilerlerken, Keçiborlu yöresine varıldığında, muhteşem bir kötü koku hissedilirdi.

Çünkü burada Kükürt Madeni işleme tesisi vardı. Keçiborlu kükürt madeni, 1900 yılında Hüseyin Kureyşi isimli biri tarafından çalıştırılmıştır. 1914-1918 yılları arasında ise, Almanlar, basit üretim tesisiyle burada kükürt üretimi yapmışlardır.

Cumhuriyet sonrasında ise, üretim yetkisi İtalyan ve Fransızlara verilmiş, bu yetki 1934 yılında ise Sümerbank’a devredilmiştir.

1944 yılında üretim Etibank tarafından yürütülür. Bu dönemde, ilçeye üretim için gelen mühendisler ve yapılan tesisler, sosyal hayatın canlanmasını sağlamıştır.

Ancak zaman içinde üretim maliyetlerinin artması ve madenin gittikçe fakirleşmesi nedeniyle, 1980’li yıllarda tesisin kapatılması gündeme gelmiştir.

1995 yılında ise tesis ekonomik ömrünü doldurmuş olduğundan kapatılmış ve maden ocaklarının üstü betonla kapatılmıştır. Elbette tesis kapatıldıktan sonra ilçede işsizlik artmış, işçilerin ve teknik personelin başka yerlere tayin edildiği, ilçenin nüfusunun azalmaya başladığı tespit edilmiştir. (kapatma öncesi fabrikada 1200 işçi çalıyormuş.)

Sonuç olarak: artık bu yoldan geçilirken, yani Ankara-Antalya yolu üzerindeki ilçeden geçilirken, eskisi gibi kötü koku olmuyor. 

Kükürt işletmesinin sahası ve tesisleri, yeni kurulan Meslek Yüksek Okuluna devredilmiştir.

Keçiborlu Meslek Yüksek Okulu

KEÇİBORLU MESLEK YÜKSEK OKULU

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesine bağlıdır. İlçe merkezinde Cumhuriyet Mahallesi Yıldız Caddesindedir. Isparta il merkezine uzaklık 43 km dir ve araçla yaklaşık 40-45 dakika yolculuk sürer.  

Evet okul 1994 yılında kurulmuştur. Okul bünyesinde önlisans düzende toplam 8 program eğitim-öğretim faaliyeti yürütülmektedir. 

Okul fiziki alan olarak 1800 m karelik bir alanı kaplar. Bu alanda: eğitim binası, idare binası, yemekhane, kafeterya, 3 atölye, kütüphane, 3 bilgisayar laboratuvarı ve bir fittnes salonu gibi donanımlara sahiptir. 

 

 

GÜL

İlçe merkezine 15 km uzaklıktaki Senir kasabası ve ilçe merkezine 9 km uzaklıktaki Kılıç kasabası: gül bahçeleri ve gül fabrikaları ile tanınır.

Gül toplama sezonunda, buralara turistik geziler düzenlenir ve gelenler, bahçelerde gül toplarlar.

Ayrıca, yine bu kasabalarda bulunan gülyağı tesislerinden geleneksel gülyağı ve gül suyu satın almak mümkündür.

Senir kasabasında, bir de geleneksel etnografik objelerin sergilendiği, Kültür evi vardır.

Isparta Keçiborlu

 

LAVANTA

Lavanta bahçeleri Kuyucak köyündedir.

Kuyucak köyü, İl merkezi İsparta’ya 50 km uzaklıktadır.

Kuyucak köyünde yetiştirilen lavanta, sıcaklık ve yağış gibi mevsimsel durumlara bağlı olarak Temmuz ayı başında açmaya başlar ve Temmuz sonu ile Ağustos ayı ortalarına kadar hasat edilir.

Yetiştirilen lavantalar, Türkiye ihtiyacının % 90’ını karşılar.

Lavanta çiçekleri, fabrikalarda işlenip sabun, yağ, kolonya gibi ürünlere dönüştürülür.

Buradaki lavanta tarlaları, son yıllarda turizm etkinlikleri yönünden de oldukça yoğun bir turizm aktivitesine sahip olmuştur.

Lavantaların çiçek açtığı dönemde (yani Temmuz sonu ile Ağustos ayı ortalarına kadar olan sürede) bu mor renkli tarlalar ziyaret edilir, ziyaretçiler yürüyüş yapar, bisiklete binerler, fotoğraf çekerler ve lavanta ürünlerini satın alırlar.

Isparta Keçiborlu

 

GEZİLECEK YERLER

Keçiborlu Tren İstasyonu

KEÇİBORLU TREN İSTASYONU

1910 yılında İngilizler tarafından yapılmış olan Keçiborlu İstasyonu: istasyon yapısı, ambar, lojman ve tuvalet yapılarından oluşur.

Gümüşgün istasyon yapısıyla aynı mimari özelliklere sahiptir.

Tek farkı, istasyonda su deposu bulunmaması ve gazhane yapısının yıkılmış olmasıdır.

Ana istasyon, bir kısmı tek katlı bir kısmı iki katlıdır.

İki katlı kısmın üst katı misafirhane şeklinde tasarlanmıştır.

Alt katta ise bekleme salonu, gişe büro odaları, bilet gişesi gibi hizmet birimleri bulunur.

Yapı taş yığma teknikle inşa edilmiştir.

Dış cephede subasman kotundan itibaren taş duvar görülür.

Bu taş duvar arasında dört sıra tuğla hatıl, yapının etrafında dönmektedir.

Ayrıca saçaklar da tuğladır.

Kapı ve pencerelerin tamamı dikdörtgen formdadır ve çevresinde sive dönmektedir.

Bu sövelerin üzerinde de basık kemer formunda tuğla söveler yer almaktadır.

Yapı her iki kodunda da beşik çatı ile örtülüdür.

Ayrıca bodrum katı da bulunmaktadır.

İstasyon yapısının hemen karşısında rayların diğer tarafında ambar yapısı bulunur.

Bu yapıda, istasyon yapısının dış görünüşüne uyumlu taş duvar ve tuğla hatıllıdır.

Beşik çatılıdır.

Büyük tek bir mekanın yanında yapının bir ucunda iki katlı bir büro kısmı vardır.

İçinden bir ray hattı geçmektedir.

Lojman yapısı da istasyon yapısı ile aynı mimariyi gösterir.

Tek katlı, beşik çatılıdır ve iki bağımsız bölümden oluşur.

Lojman yapılarının yıkılmaya başladığı görülmektedir.

Tuvalet yapısı ise kompleksi temel mimarisine uyumlu tek katlı ve beşik çatılıdır. Panjurlu kare formu penceresi bulunmaktadır.

 

Keçiborlu Sinan Bey Camisi

SİNAN BEY CAMİSİ

İlçe merkezindeki bu tarihi caminin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.

Kareye yakın, dikdörtgen planlı olan cami, taş duvarlara sahip olup, marsilya kiremidi kaplı kırma çatı ile örtülüdür.

Caminin kuzey, batı ve doğu cephelerinden giriş kapısı bulunur.

Kuzeydoğu köşede bulunan minarenin kesme taştan örülmüş yüksek kare kaidesi vardır.

Üçgen papuç bölümünden sonra ince bir bilezikle silindirik gövdeye geçer.

Gövde bir bilezikle sona ermekte, şerefe, petek ve külah ile minare sonlanmaktadır.

Minarenin tamamında kesme taş kullanılmıştır.

Minare kaidesinde, iki satır halinde mermer kitabe vardır.

Kuzey cephenin alt bölümü sonradan eklenmiş betonarme bölüm yer almaktadır.

Bu cephede, alt sırada yuvarlak kemerli dört adet dikdörtgen formlu pencere ve ortalarında yuvarlak kemerli kapı bulunur.

Üst sıra cephenin özgün taş duvarları arasında beş tane dikdörtgen formlu yuvarlak kemerli pencere vardır.

 

Keçiborlu Aslanlı Çeşme

ASLANLI ÇEŞME

İncesu beldesi, Köyiçi mevkiindedir.

Belediye binasının batısında bir meydana bakan, dikdörtgen formlu, kesme moloz taşlardan yapılmış, yuvarlak kemerli, saçak ve kemer ayaklarının bastığı kotlarda kademeli silmeleri bulunan bir çeşmedir.

Çeşme içerisinde devşirme blok kesme taşın da yer aldığı görülmektedir.

Çeşmenin orta kısmında, iki tane küçük dikdörtgen formlu niş vardır.

Çeşmenin üzeri saç malzemeden kırma formlu bir çatı ile örtülmüş olup, cephesinde çeşitli resim ve motifler ile çeşmeye adını veren iki aslan kabartması bulunmaktadır.

Aslan kabartmalarının arasında 1932 tarihi yazmakla beraber bu mevkiiye yakın bir noktada bulunan “Koca çeşme” ile aynı dönemde yapıldığı düşünülmektedir. (muhtemelen 1885 yılı)

Keçiborlu Koca Çeşme

KOCA ÇEŞME

İncesu belde merkezinde, bir meydana bakan dikdörtgen formlu kesme ve moloz taşlardan yapılmıştır.

Yuvarlak kemerli bir çeşmedir.

Çeşmenin saçak ile kemer ayaklarının bastığı kotlarda kademeli silmeler vardır.

Çeşme içerisinde blok kesme devşirme bir taş da bulunmaktadır.

Kemerli kısmının içerisindeki kitabede 1885 tarihi okunmaktadır.

Çeşmenin orta kısmında da küçük dikdörtgen bir niş vardır. Çeşmeye saç malzemeden bir kırma çatı yapılmıştır.

Keçiborlu Çelikler Çeşmesi

ÇELİKLER ÇEŞMESİ

İncesu beldesi Merkezinde, sokak köşesinde ve eski çamaşırhaneye bitişik konumda olan çeşmenin sivri kemerinin iç kısmında, küçük bir niş vardır.

Sokak çeşmesi olarak tanımlanmıştır.  

Genelde moloz taşlardan yapılmış ve sıvanarak mavi renge boyanmış olan çeşmenin kemerlerinin bastığı taşlar, kesme blok taşlardır.

Çeşme yapısının üstünü kapatan kırma çatı formlu saç malzemeden yapılmış olan çatı oldukça kötü durumdadır.

 

GÜVERCİNLİK MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı Aydoğmuş köyünde Akdağ çevresindedir.

Mağaranın isminin nedeni, mağara giriş kısmında yaşayan güvercinlerden gelmektedir. 

Deniz seviyesinden 1380 metre yüksektedir. 

Giriş kısmı dar ve kuyu biçiminde olup, buradan mağaranın ana salonuna erişilir. Tabanda kaya blokları ve molozlar bulunur. 

65 metre uzunluğundaki mağaranın yukarı doğru devam eden bölümleri: sarkıt, dikit ve sütun gibi damlataş oluşumlarıyla kaplıdır. 

 Mağara içi kuru bir ortamdır, ölçülen sıcaklık yaklaşık 11 derece civarındadır, nem oranı yüzde 75-78 arasındadır. 

Ancak ulaşım zordur, bu yüzden pek tanınmamıştır. Mağarayı görmek isteyenlerin Aydoğmuş köyü üzerinden mağaraya yürüyerek ulaşmaları gerekir. 

 

BURDUR GÖLÜ KIYISI

İlçenin Burdur gölü kıyısındaki 22 kilometrelik alanda, çeşitli mesire alanları vardır.

Keçiborlu İncesu Camisi

İNCESU KÖYÜ CAMİSİ

İncesu beldesi merkezindedir.

Kare planlı, kırma çatılı, marsilya tipi kiremit örtülü, kuzey-batı köşesinde tek şerefeli bir minareye sahip köy camisidir.

Yapım tarihi olarak, 1692 yılı tahmin edilmektedir ama net kayıt yoktur.

Bahçede yoğun olarak bulunan iğne yapraklı ağaçlar gurubu nedeniyle ile cami yapısı genel olarak algılanamamaktadır.

Cami içerisindeki ahşap tavan işleri ve mekansal özellikler açısından, kültür varlığı olarak tescilli bulunan Burdur-Çavdır İlçesi Bölmepınar köyü camii ve Burdur-Kemer ilçesi İbrahim çavuş camisi ile benzerlik gösterir.

Bu yüzden ahşap tavanların yöresel bir mimari öğe olduğu ve belli bir dönemde bu yörede uygulandığı anlaşılmaktadır.

Caminin giriş kapısı yanında, caminin adının yazılı olduğu mermer levhada 1692 tarihi yazmakla birlikte, zaman içerisinde hem caminin ayakta kalması ve onarımı, hem de günün ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi için eklentiler ve değişiklikler yapılmış, tek şerefeli minaresi de üzerindeki levhadan da anlaşıldığı üzere 1958 yılında eklenmiştir.

Yapı özellikle ahşap işçiliği ve mekansal özelliği ile yöresel-kırsal cami mimarisinin iyi bir örneğidir.

Keçiborlu Hacı Emin Sarnıcı

HACI EMİN SARNICI

Senir kasabasının kuzeyinde, kuş uçumu yaklaşık 5 km mesafede, Kırardı mevkiindedir.

Sucuk kuyusu olarak da bilinen sarnıç, yaklaşık 70 cm yüksekliğinde, 5 x 12 metre ebatlarında, doğu-batı doğrultusunda, derinlemesine dikdörtgendir.

Duvarlar moloz taş örgüdür. 1967 yılında yapılan bir onarımla tabla betonla örtülmüştür.

Batı duvarda, giriş aksında küçük bir havalandırma penceresi vardır.

Giriş doğu yüzün ortasından yaklaşık 80 cm genişliğinde ve 180 cm yüksekliğinde yuvarlak kemerli bir kapıdan sağlanır.

Sarnıç içine, güneye dönen merdivenlerden inilir.

İçeride de duvarlar moloz taş örgülüdür ve horasan harcıyla sıvanmıştır.

Sonradan yapıldığı anlaşılan bir sıvalı bölümün üzerinde tamir tarihi 1945 yazılmıştır.

Üstü düzgün kesme taştan yapılmış tonozla örtülmüştür.

Tonoz iki noktada yine düzgün kesme taşlı kemerle desteklenmiştir.

Kuzey ve güney duvarlarında sarnıcı besleyen iki adet su kanalı vardır. Şu anda sarnıçta su bulunmaktadır.

 

Keçiborlu Hacı Hüseyin Sarnıcı

HACI HÜSEYİN SARNICI

Senir kasabasının yaklaşık 6 km batısında, Tepecik mahallesine giden yolun güney kenarındadır.

Sarnıç, dıştan yaklaşık 10 x 15 metre ebatlarında ve yaklaşık 1.5 metre yüksekliktedir.

Ortasında 1.5 metre yüksekliğinde, sekizgen bir tambur vardır.

Tambur kubbeyle örtülmüştür.

Kubbenin üstü, iki kemerin birbirini kesmesiyle kapatılmış, haçvari bir görünümle kenarlar boş bırakılarak havalandırma sağlanmıştır.

Sarnıca, güneybatı köşeden kemerli bir kapıyla girilir.

İç mekan haç planlıdır.

Dışarıdan izlenen tamburun burada, yaklaşık 3 metre yüksekliğinde ve fazla yüksek olmayan ayaklar tarafından taşınan dört büyük kemere oturtulduğu görülür.

Bu kemerler iç içe iki kemer şeklinde daralarak ve yüksekliği azalarak haçın kollarını meydana getirmektedir.

Tonozlardan bir tanesi yıkılmıştır.

Sarnıcı besleyen ikisi sağlam bir tanesi tahrip olmuş üç adet suyolu vardır.

Kemerler ve ayaklar düzgün kesme taştan, diğer bölümler moloz taştan yapılmıştır. İçerisinde günümüzde su yoktur.

Keçiborlu Hasan Hüseyin Sarnıcı

HASAN HÜSEYİN SARNICI

Senir kasabasındadır.

Kuzey-güney doğrultusunda derinlemesine dikdörtgen planlıdır.

Yaklaşık 14 x 8 metre boyutlarındadır.

Yüzeyden yüksekliği 2 metre civarındadır. 25 yıl kadar önce yapılan bir onarımla sarnıcın dışı dört taraftan tamamen briketle çevrilmiş, üstü betonla örtülmüştür.

Güneydeki girişten 18 basamaklı bir merdivenle sarnıcın içine inilmektedir.

Su yoktur.

İç mekan yüksekliği 6 metre civarındadır.

Duvarlar 4 metre yüksekliğe kadar dört taraftan sıvalıdır.

Üst örtü tonozdur. Tonoz iki adet kemerle desteklenmiştir.

Kemerler zemine kadar inen duvar çıkmalarına oturtulmuştur.

Kuzey duvarında zeminden 4 metre yükseklikte sarnıcı besleyen su kanalı vardır.

Kuzey ve güney cephelerde, birer pencere mevcuttur. Sarnıcın içi orijinalliğini korumuştur.

 

 

Isparta tanıtımı.

Senirkent tanıtımı.

Uluborlu tanıtımı.