Adıyaman Gerger

Adıyaman Gerger

Eski adı: Alduş. Adıyaman ilinin, maalesef en mahrum ilçelerinden biridir. Buraya tek ulaşım, Kahta ilçesi üzerinden minibüslerle yapılmaktadır.

Adıyaman Gerger

ULAŞIM

Gerger ilçesi, il merkezi olan Adıyaman’a, 105 km. uzaklıktadır. Gerger-Kahta arasındaki uzaklık; 68 km.

Adıyaman Gerger

TARİHİ

MÖ.6’cı yüzyılın ilk bölümünde, Selevkos kralı Arsemes: Fırat nehri üzerinde, Arsemia adında bir şehir kurmuştur.

Bu şehrin, halen Gerger kalesinin bulunduğu yerde olduğu sanılmaktadır.

Şehir, Kommagene krallığı döneminde, kışlık kent olarak kullanılmıştır.

Bölge: daha sonra Romalılar tarafından ele geçirilmiştir. Daha sonra ise, Abbasi halifelerinden Ebu Cafer-el Mansur, yöreyi ele geçirir.

1071 yılına gelindiğinde, bu kez, Selçuklular görülür. Selçuklulardan sonra ise, Haçlılar, Artuklular, Eyyübiler ve Anadolu Selçukluları.

1515 yılına gelindiğinde ise, bu kez Osmanlılar yöreyi ele geçirirler. 1849 yılında Diyarbakır sancağına bağlı olarak görülen ilçe, 1859 yılında Malatya şehrine bağlanır. 1854 yılında ise, Adıyaman iline bağlanır.

İlçe merkezi 1954-1957 yılları arasında, Güngörmüş köyünde idi. 1958 yılında Budaklı köyü Alduş mezrasına, günümüzdeki Gerger ilçesinin bulunduğu yere Bakanlar Kurulu tarafından alınan bir kararla nakil edilmiştir. 

Gerger isminin kaynağı: tam olarak ne zaman kullanıldığı bilinmemesine rağmen, muhtemelen Gerger isminin Osmanlı döneminin başlangıcında yani 1519 yılından sonra kullanıldığı kayıtlarda görülmektedir.

İsminin kaynağı ise, Kerkük yöresinden, Adıyaman’a gelen ve bu yörede iskan edilen “Karakeçili Türkmen aşiretine” Gergerler denilmektedir.

Gergerler: dünya yüzeyine yayılmış, ünlü bir sülaledir.

Gerger soyadı: Kerkük yöresinde bulundukları bir yerin adıdır. Gerger kelimesi, Ermenicede ise “büyük taş yapı veya heykel” anlamında kullanılmaktadır.

Adıyaman Gerger

GENEL

Coğrafi olarak dağlık bir alanda bulunması ve ulaşım zorlukları ön plana çıkar.

İlçe tamamen dağlık bir bölgede kurulmuştur. En yüksek noktası, 2250 metre yükseklikte Kımıl dağıdır. Yörede ova denebilecek düzlükler hemen hemen yok gibidir.

Geçmişte, vadi tabanlarında yer alan dar düzlükler de büyük bir bölümüyle Atatürk Barajının göl suları altında kalmıştır.

Gerger 628 km karelik bir alanı kapsar.

Fırat nehri ve Atatürk Barajı gölü, Adıyaman ilinin kuzeydoğuya bir çıkıntı şeklinde uzanan Gerger ilçe sınırlarının büyük bir bölümünü belirlemede, doğal sınır görevi görmektedir.

Fırat nehri vadisi, üzerinde inşa edilen Atatürk Barajı nedeniyle, bir göl alanı haline gelmiştir. Bu durum, Gerger yöresinin oldukça uzun kıyı sahasına sahip olmasına neden olmuştur.

Geçmişte kır yerleşmelerine ve tarımsal arazilere ev sahipliği yapan Fırat nehri vadisinin tabanı günümüzde farklı bir görünüm kazanmış, kıyılarını kullanım şekillerinde de değişiklik meydana gelmesine yol açmıştır.

Gerger yöresinin Baraj göl alanına yaklaşık 85 km lik bir kıyısı bulunmakta, bu kıyı alanları yer yer turizm amaçlı kullanılmak suretiyle farklı bir nitelik kazanmış görünmektedir.

Adıyaman Gerger

GEZİLECEK YERLER

Adıyaman Gerger Büyük Cami-Veysel Camii

GERGER BÜYÜK CAMİİ-VEYSEL CAMİİ

Oymaklı köyü önünde bulunan ve Veysel Cami adıyla bilinen kalıntıların Anadolu Selçukluları tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

Herhangi bir yazının bulunmadığı Veysel Camiinin bugün minaresinin yarısı ile yıkık duvarları vardır.

Minarede, kesme taş, tuğla ve horasan harç kullanıldığı görülür.

Duvar izlerinden hareketle, kuzey-güney istikametinde, dikey olarak uzanan dikdörtgen şekilli bir yapı sergileyen caminin mimari durumu, kazı yapıldığı takdirde ortaya çıkabilecektir.

Adıyaman Gerger Karagöl-Sülüklü göl (Kırkpınar) Mesire Alanı

KARAGÖL-SÜLÜKLÜ GÖL (KIRKPINAR) MESİRE ALANI

Gürgenli köyü sınırları içindedir. Göl, Kahta-Gerger karayoluna 11 km uzaklıktadır.

İl merkezine 94 km ve İlçe merkezine 20 km uzaklıktadır.

Göl, yakınındaki ormanlık saha ve Kırkgöz kaynağını içine alan Karagöl-Kırkpınar Mesire Yeri adı ile mesire alanı olarak ilan edilmiştir.

Mesire alanına gelenler, hem göl manzarasını görmek hem de göldeki sülükleri alternatif tıp kapsamında değerlendirmek amacıyla Karagöl’e (Sülüklü göl) uğrarlar.

Çünkü gölde sülük ve çeşitli su bitkileri bulunmaktadır.

Göl 1200 metre yüksekliktedir.

Göl, Güneydoğu Torosların güney eteği üzerinde karstik erimeye bağlı olarak meydana gelmiştir.

Yaz ile kış mevsimleri arasında göl seviyesinde 1-2 metrelik seviye farkı ortaya çıkar.

Genellikle yazın kuruyan göl, baharda karların erimesiyle tekrar dolar.

75 x 100 metre boyutlarında, oval görünümlü gölün derinliği 3-4 metre arasında değişir.

Gölün çevresinde, kalkerin saflığına bağlı olarak oluşan, çok güzel kanalcıklı lapyalar görülmektedir.

Orman Bakanlığı tarafından tescillenen mesire alanı: meşe, alıç, yabani elma, armut, erik, melengiç, ceviz, akasya, kavak ağaçlarıyla doludur.

Adıyaman Gerger Karagöl-Sülüklü göl (Kırkpınar) Mesire Alanı

 

Mesire alanının kuzeyindeki dağın alt tarafından yan yana çok sayıda su kaynağı çıkar.

Yaklaşık kırk adet su kaynağı çıktığı için, Kırkpınar adı verilmiştir.

Bu su kaynağı küçük şelale oluşturur.

Burada ahşap masalar bulunur. Piknik yapılabilir.

Adıyaman Gerger Üçkaya Köyü-Yaban Nergisleri

ÜÇKAYA KÖYÜ-YABAN NERGİSLERİ

İlçe merkezine bağlı bu köyde bulunan yaban nergisleri, buraya turistlerin akınına yol açıyor.

Ters lalenin yanı sıra yaban nergisi olarak da bölgede kendini göstermeye başladı.

Yıllardır bölgede yetişen nergis çiçeklerinin varlığından sadece ilçe sakinleri haberdar iken çiçeklerden Adıyaman il merkezi ve çevre illerinin de haberi olması sonucu bölge ziyaretçi akınına uğruyor.

Sarı ve beyaz renkleri ve baş döndürücü güzel kokusu ile dikkat çeken nergis çiçekleri, her yıl iki aylık bir dönemde yetişiyor.

Adıyaman Gerger Kanyonu

GERGER KANYONU

Atatürk Barajı ve Fırat nehrinin birleşme noktasında yer alır.

Doğal görüntüsüyle alternatif turizm potansiyeline sahip olabilecek kanyon, keşfedilmeyi bekleyen önemli bir eko turizm alanıdır.

2014 yılında turizme açılmıştır.

Mağaraların ve dik kayaların bulunduğu kanyon çok zengin bir görselliğe sahiptir.

Gerger ilçesine bağlı Budaklı köyü Şahintepe Mesire alanı ile kanyon gezisine başlanıp, Nissibi Köprüsünün yakınında bulunan Güzelsu köyünde sona erecek tekne gezisiyle, kanyonun sahip olduğu güzellikler görülebilir.

Güzelsu köyünde, Adıyaman’ı Diyarbakır’a bağlayacak olan Nissibe köprüsü yapılıyor.

Mesire alanı, baraj sularıyla çevrilidir.

Ayrıca sosyal alanları, park ve bahçesi, yüzer havuzuyla ve de muhteşem manzarasıyla ilgi çekiyor.

Kanyonda: mağaralar ve dik kayalar bulunuyor.

Çok zengin bir görselliğe sahiptir. Kanyona özellikle üniversite öğrencileri ilgi gösteriyor.

 

ATATÜRK BARAJ GÖLÜ

Gerger insanı: Atatürk Baraj göletinin devreye girmesiyle, hayatlarında büyük değişiklik beklemelerine rağmen, duyduğuma göre, arzu ettiklerini bulamamışlardır.

Yine de, burada, büyük bir tatlı su balığı potansiyeli bulunmakta ve Gergerliler tarafından değerlendirilmektedir.

Aynı zamanda, özellikle sıcak yaz günlerinde, Gerger gençleri, Aşe Heci bölgesinde, göl sularına girip yüzerek serinlemeye çalışmaktadırlar.

Ancak, bu yüzdükleri yer elbette, düzenli bir sahil şeridi değil ve her an boğulma tehlikesi var.

Adıyaman Gerger Gözetleme Kulesi

 

GÖZETLEME KULESİ

İlçe merkezi yakınlarında, Fırat nehrine hakim bir tepedeki bu askeri gözetleme kulesi, Roma dönemine aittir.

10 metre yükseklikteki kule, 2 katlıdır. İç kısmı 5 x

5 metre ebatlarındadır. Üst örtüsü yıkılmıştır.

Kule yaklaşık 500 kilo ile 2 ton ağırlığındaki taşların, harç kullanılmadan üst üste konulmasıyla yapılmıştır.

Kulenin kapısı üzerinde, kılıca benzetilen bir kabartma vardır ve bunun Yunan Mitolojisinde Herakles ve Roma Mitolojisinde Herkül olarak tanınan yarı tanrısın sopası olduğu düşünülmektedir.

Adıyaman Gerger Kalesi

 

GERGER KALESİ-FIRAT KALESİ-ALDÜŞ KALESİ

İlçe merkezine 85 ve il merkezine 117 km uzaklıktadır.

İlçe merkezine bağlı Oymaklı (Nefis Gerger) köyündedir. Beybostan köyü ile Oymaklı köyünün tam ortasındadır.

Bölgenin adeta su deposu ihtiyacını karşılar ve bölgede bulunan akarsu ve çeşmelerin kaynağı, bu kalenin üzerine kurulduğu dağdır.

Buraya çıkmayı düşünürseniz, oldukça yorucu bir tırmanışa hazır olmanız gerekiyor, dik yokuşu ve yamaçları, sarp kayaları ve yumuşak kaygan toprağı ile çıkılması oldukça zor bir kaledir ama inanın değer, çıktığınızda katlandığınız zahmete değdiğini hissedeceksiniz.

Adıyaman Gerger Kalesi

 

MÖ 2’nci yüzyılda, Kahta çayı kıyısındaki Arsameia’dan ayırmak için; Fırat Arsameia (Euphrat) olarak adlandırılır.

Yeni kale ve Gerger kalesinin karşılıklı olarak birbirlerini korumak için inşa edildiği ve her iki kale arasında, yer altından gizli geçitlerle birbirine bağlantı bulunduğu söylenir.

Tarihi Geç Hitit dönemine kadar dayanır.

Ancak Eski Gerger kentinin MÖ 3’ncü yüzyılda Arsames adında Seleukos kralı zamanında kurulmuştur.

Daha sonra, Kommagene krallığı döneminde (MÖ 69-MS.72) “Aşağı Arsames” ismiyle, kışlık kent olarak önem kazanmıştır.

MÖ II yüzyılda ise, burası Fırat (Euphrat) Arsameiası olarak adlandırılmaktaydı.

Kale, sarp bir kayalık üzerinde bulunmakta ve sağlam duvarlarla çevrilmiştir.

Kalenin bulunduğu yerin yüksekliği yani rakımı 2226 metredir.

Kommagenelerin ilk idare merkezi ve aynı zamanda kutsal bir tapınak görevi üstlenmiştir.

Gerger kalesi, Kommagene krallığının doğu sınırını oluşturmakta olup, Fırat nehri üzerindeki geçişlerin kontrol noktası durumundadır.

Aşağı kale ve yukarı kale olmak üzere iki bölünde inşa edilmiştir.

Adıyaman Gerger Kalesi

Aşağı Kale

Bu bölüm, pek kısa süre öncesine ait bir yerleşimden kalma ve eski kültür tabakalarını örten meskenlerin, metrelerce yükseklikteki enkazlarıyla doludur.

Burada Ortaçağ dönemine ait İslam yapıları temelleri bulunur.

Ancak kalıntılar iyi durumda değildir.

Kayalara oyulmuş merdiven ve koridorlar, su sarnıçlarına ait kalıntılar görülür.

Kalenin ön yüzündeki giriş bölümüne giden köprü yıkılmış ve bu yüzden kaleye girmek zorlaşmıştır.

Giriş bölümünde kaleyi ele geçiren Müslümanlar tarafından yapılan bir cami bulunur.

Bu cami ve çevresinde eski yazı ve yazı tabletleri vardır.

Yine kalenin ön yüzünde bir zindan var.

Zindanın dış yüzünde çivi yazılı ile yazılmış yazıtlar bulunuyor.

Bunlar Kommagene ve Romalılar tarafından yazılmıştır.

Zindanın iç kısmında, ilkel yapılı oturaklar vardır.

Zindanın bir bölümünde bir tünel girişi bulunuyor.

Bu tünel ilerledikçe daralır ve oksijen tamamen tükenir.

Bu yüzden, araştırmacılar henüz tünelin sonuna ulaşamadılar ve bu tünelin sırrı çözülemedi.

Hatta, kalenin hazinesinin bu tünelin sonunda olduğu iddia ediliyor.

Adıyaman Gerger Kalesi

 

Yukarı Kale

Bu alt platodan, yani Aşağı kalenin bulunduğu platodan bir kaya basamakla ayrılır.

Bu basamak muhtemelen iç kale duvarı için kısmen temel teşkil ediyordu.

Yukarı kalenin arazisi, güneyden kuzeye doğru gidildikçe yükselir.

Mevcut binaların çok az odası sağlam olarak günümüze ulaşmıştır.

Bunların duvarları yatay olarak ve harç yardımıyla dizilmiş, kırık taştan yani mıcırdan örülmüştür.

Sadece birkaç yerde mevcut sütunlar için işlenmiş taş kullanılmıştır.

3 girişi vardır.

Birinci kapısı yanında, kayalara oyulmuş merdivenler, koridorlar ve mezarlar vardır.

Üçüncü kapısı çevresinde: Kral Samos ve torunu Kral I. Antiochos tarafından yazdırılan, 6 kitabe vardır.

Kalenin üst kısımlarında: yapı temelleri, burçlar, alt kısımlarında ise su sarnıçları ve ev kalıntıları bulunur.

Adıyaman Gerger Kalesi Rölyef-Kabartma
Adıyaman Gerger Kalesi Rölyef-Kabartma

 

Rölyef-Kabartma

Batı surlarına, dışarıdan bakıldığında: kayalara oyulmuş Kral Samos’a ait bir rölyef yani kabartma görülür.

Kral Samos, üzerinde tören giysileri, silahlar kuşanmış ve sağ elini ileri doğru uzatmış ve ayakta tasvir edilmiştir.

Uzaktan bile görünmesi amaçlanan bu kabartma: yaklaşık 4 metre yükseklikte, 2.70 metre genişlikte ve 30 cm derinlikte, bir nişten oyularak yapılmıştır.

Bu bölümde henüz sırrı çözülememiş üç pencere bulunuyor.

Üç pencere, kalenin arka bölümünde dümdüz, sarp ve sert bir kayanın üzerine inşa edilmiştir ve çok yüksektedir.

Bu yüzden de ulaşılması güçtür.

Bu üç pencere, birbiriyle aynı hizada ve düzgün dikdörtgen şeklindedir.

Bu pencerelerin bir odaya açıldığı düşünülmektedir.

Üç pencerenin Müslüman akınlarında kimsenin ulaşamamasını sağlamak ve içindeki odaya girilmesini önlemek için, bu ulaşılması zor noktaya yapıldığı düşünülmektedir.

Hatta, biraz önce yukarıda sözünü ettiğim, zindanda bulunan tünelin buraya bağlandığı ve kalenin hazinesinin yine burada bulunduğu iddia edilmektedir.

Samos’un kabartmasının altında bir yazıt bulunur, bu yazıtta: Kral I. Antiochos’un emriyle hazırlanmıştır ve onun baba tarafından büyükbabası olan, Kommagene kralı Ptolemaios’un oğlu Hükümdar Samos’u tasvir etmekteydi.

Hükümdar kaleye bakmamakta, bakışları, ayakları altında uzanan dağlık ülkeyi aşmaktadır.

O noktadan uzaktaki sırtın ve onu taçlandıran Nemrut dağının zirvesinin çok iyi görünmesi, bir tesadüf eseri değil Kral Antiochos’un ve emrinde çalışan sanatçıların planlamasının sonucudur.

Kral Samos’a ait kabartma ve yazıtlar, 1991 yılında tescillenerek kayıt altına alınmıştır.

Evet daha sonraki dönemlerde Memluklerin Gerger kalesinde uzun bir süre hüküm sürdüklerini imar çalışmalarında bulundukları bilinmektedir.

Osmanlı egemenliğine girmeden önce, kalenin önemini yitirmeye başladığı görülür.

Çünkü Osmanlının ilk yıllarında yapılan tahrirde (1519) kale görevlileri hakkında bir bilgi yoktur, bu dönemde Behisni ve Kahta kaleleri kadar önemli olmadığı izlenimi verilmiştir.

1530 yılında ise, kalede sadece 15 görevlinin bulunduğu kayıtlıdır.

Daha sonraki dönemde ise, bu kale, yöredeki diğer kaleler gibi bazı asi gurupları tarafından korunmak ve saklanmak amacıyla kullanılmıştır.

1860’lı yıllarda, Gerger nahiye müdürlüğü idaresine bağlı bulunan Gerger kalesi ve çevre yerleşim birimlerine, hükümet memurlarından ve zaptiyelerden hiç kimse can korkusuyla gitmeye cesaret edememiştir.

Geç dönemde de kullanılan kalenin içerisinde cami, dükkan, su sarnıçları ve benzeri sosyal yapıların kalıntılarını görmek mümkündür.

Kale bugün Atatürk Barajı göl alanı manzarası ile görülmesi gereken yer olmuştur.

Son bir not: kalenin bulunduğu yerin, kaya düşmesine elverişli olması, heyelanların olması, yetersiz su imkanı ve topların icat edilmesi nedeniyle, kaleye olan ihtiyacın eskiye oranla azalması gibi sebeplerle: kaledeki şehir, kuzeyde 20 km uzaklıktaki şimdiki Gerger ilçesinin bulunduğu yere taşınmıştır.

Adıyaman Gerger Üzeyir Peygamber Türbesi
Adıyaman Gerger Üzeyir Peygamber Türbesi

 

ÜZEYİR PEYGAMBER TÜRBESİ

İl merkezine 60 km uzaklıkta, Nemrut dağı-Gerger yol ayırımından, yaklaşık 1 saat sonra Gerger yolu üzerinde, Alidam köyündedir.

Üzeyir Peygamberin ismi, Kuran-ı Kerim’de geçer. İsrail oğulları tarafından tanınır.

İbranicede “Üzeyr” kelimesinin karşılığı “Azra” dır.

Günümüzde hala “arpa” şeklinde görülen taşların hiç tükenmediği ve bu durumun Üzeyir Peygamberin bir kerameti olduğuna inanılıyor.

Türbenin 19’ncu yüzyılda yapıldığı biliniyor.

1984 yılında restorasyon ile betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir.

Türbesinin yanında bir de cami bulunur.

1984 yılında türbe restorasyonla betonarme yapı ile tekrar yapılandırılmıştır.

Adıyaman Gerger Murfan Mağaraları-Murfa Manastırı
Adıyaman Gerger Murfan Mağaraları-Murfa Manastırı

 

MURFAN MAĞARALARI-MURFA MANASTIRI

Murfa manastırı, Oymaklı köyünün güneyinde Domut derenin Fırat nehri ile birleştiği yerin Fırat nehri tarafındadır. Sarp kayalığa yapılmış olan Murfa bir manastır görünümündedir.

Murfa’nın iki yerinde taşa oyulmuş yazılar vardır.

Yapının hemen hemen tamamı kesme taşlardan yapılmıştır.

İçeri girildiğinde çeşitli büyüklükte odalar göze çarpar. Sağlam ve dayanıklı bir mimari uygulanmıştır.

Yöre sınırları içinde yine Murfa olarak adlandırılan diğer bir yapı ise, Eskikent Murfa’sıdır.

İlçe merkezinin 5 km uzağında, Eskikent (Temsiyas) köyü kuzeyindedir.

Sarp yamaçlardan oluşan dağlık alanda yer alan manastıra, aynı köye bağlı Kula mahallesinden gidilir.

Ancak araçla gitmek mümkün değildir, patika bir yoldan yürüyerek ulaşım imkanı vardır.

Eskikent Murfasında, manastırın konumlandığı saha adeta düz bir duvar gibidir ve burada bulunan küçük mağaralar da belirli bir amaç için organize edilmiştir.

Günümüzde büyük ölçüde tahrip olmuş olan Murfa Manastırında yan yana bulunan iki bölme vardır.

Küçük odalar şeklinde düzenlenen bu bölmelere, büyük ölçüde bozulmuş olan ve çok eğimli basamaklardan oluşan merdiven yoluyla erişilir.

Belirtilen iki bölge arasındaki geçiş (muhtemelen yaşanan depremin etkisiyle) neredeyse tamamen ortadan kalkmış görünür.

Merdivenler yolu ile ulaşılan ve nispeten daha büyük olan odadan, oldukça dar ve kayadan oyulmuş bir yol vasıtasıyla erişilebilir.

Murfa manastırında bölgelerin içi de amaca uygun olarak yeniden düzenlenmiş, yer yer sekiler yapılmak suretiyle kullanılmıştır.

Yine büyük ölçüde tahrip edilmiş olmakla birlikte, duvarlarda belirgin bazı figürlerin de işlenmiş olduğu görülebilir.

Gerger Nissibi Köprüsü

 

GERGER NİSSİBİ KÖPRÜSÜ

Adıyaman Gerger ve Kahta ilçeleriyle Şanlıurfa’nın Siverek ilçesini birbirine bağlayan Devlet Yolunun Gerger ilçe sınırlarında bulunan Atatürk Baraj gölünün kestiği bölümdedir. 

Barajın su tutmaya başlamasıyla kara ulaşımının kesintiye uğradığı noktada inşa edilmiştir. 

Orta açıklık 400 metre kenar açıklıkları 105 metre olmak üzere, toplam 610 metre uzunluğundaki köprü, 21 Mayıs 2015 tarihinde hizmete girmiştir. 

Sahip olduğu teknik özellikleriyle Türkiye inşaat sektöründe bir dizi ilk ve yeni uygulama getiren Nissibi köprüsü, gergin eğik kablo askılı olarak yapılmıştır. 

Köprünün yapılmasıyla Adıyaman-Siverek ve Diyarbakır illeri üzerinden Doğa Anadolu bölgesi ile Güneydoğu Anadolu bölgesi kesintisiz bağlanarak, feribotla ulaşım süresine göre seyahat süresinde yaklaşık 1.5 saatlik kısalma olmuştur. Diyarbakır’ın batı, Adıyaman’ın doğu illerine olan uzaklığı 40 km kısalmıştır. 

 

 

Adıyaman ili tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Kahramanmaraş Ekinözü

Kahramanmaraş Ekinözü

Ekinözü, il merkezi olan Kahramanmaraş’a 173 km uzaklıktadır. Ekinözü, Elbistan arası uzaklık: 17 km.

TARİHİ

İlçede 17’nci yüzyıldan bu yana yerleşim bulunduğu biliniyor ve ilçenin eski ismi “Cela” dır.

1958 yılında Cela’da Belediye teşkilatı kurulmuş, 1983 yılında ise ismi “Ekinözü” olarak değiştirilmiştir. İlçenin isminin kökeni açısından da şu söylenebilir; “Yeraltı su kaynaklarının yoğunluğu nedeniyle Ekinözü adı verilmiştir, sulak ve verimli araziye işaret ettiği düşünülüyor. 

1991 yılında ise ilçe olmuştur.

Kahramanmaraş Ekinözü

GENEL

İlçe, sırtını Berit dağına yaslamıştır.

Özellikle içmeleriyle tanınıyor ve burayı ziyaret ederseniz, içmelerde büyük kalabalıklar göreceksiniz. 

Yani, içmeler Ekinözü ekonomisinde büyük rol oynuyor. İçmeler, ülkemizdeki 10 içme kaynağından biridir. Halkın diğer geçim kaynağı ise tarımdır.

Tarım da ise, Alişar üzümü ünlüdür. İlçenin rakımı 1200 metredir. İlçe nüfusu yaz aylarında 10 kat artarak, 150 bin kişi oluyor.

 

TURİZM HAFTASI

Ekinözü Belediyesi tarafından her yıl 15-22 Nisan tarihleri arasında Turizm Haftası etkinlikleri düzenleniyor.

Amaç: toplumda turizm bilinci geliştirmek, iç turizmi canlandırmak ve halkın turizm hareketlerine katılımını sağlamaktır.

Ekinözü Acısu

ACI SU

Bölgedeki içmelerde bulunan acı su, adı acı ama tadı bilinen acılardan değildir. İçinde barındırdığı metaller ve mineraller nedeniyle ağızda madeni bir tat bırakıyor. Renksiz, kokusuz ve berraktır.

İçinde bulunan demir ve diğer mineraller, suya değil ama bir gün içerisinde çöktükleri zaman bulundukları kaba ve çeşmenin döküldüğü yere kırmızı bir renk bırakıyor.

Kaynağın sıcaklığı 13 derecedir. Yüksek mineralizasyon oranına sahiptir.

Yılın her döneminde, kaynaklar üzerine yapılan çeşmelerden, su aynı debi ile akar.

Evet, tadı acı, peki bu su nasıl içilmelidir. Yani tadını garipsemek mümkündür.

Çeşmelerin hemen yanı başında bulunan tatlıcılara (kıvrım tatlısı çok meşhurdur) oturulup, birbiri ardına halka tatlıları ve masanıza gelen içme suyunun acısını bastırmak mümkündür. Bunun yanında bir de “içme tavası” vardır. Eğer hazırlayan fırına acı olmasın demediyseniz, acı su içmeye koşturarak gidersiniz. 

 

Kahramanmaraş Ekinözü

GEZİLECEK YERLER

Ekinözü sınırları içinde tarihi kalıntı yok ama ülkemizde birçok kişi tarafından bilinen içmeler var.

Kahramanmaraş Ekinözü Kaplıca

EKİNÖZÜ İÇMELER

İlçede: 3 ana içme kaynağı/termal su bölgesi bulunuyor. Bunlar: Aşağı içmeler, Orta içmeler ve Yukarı içmelerdir. 

Sağlığı veren, turisti buraya çeken “acı su” dur. (Yukarıda Acı su hakkında ayrıntılı bilgi verdim) 

 

Ekinözü İçmeler

Genel özellikleri:

Ekinözü ilçe merkezine geldiğinizde, bütün tabelalar sizi içmelere yönlendirir. 

Dilerseniz Yukarı İçmelerden başlayıp, Orta ve Aşağı içmelere doğru sırasıyla tanımak mümkündür. 

Birbirine yakın, kısa mesafede olan içmeler arasında seçim yapabilirsiniz. 

Çünkü biraz sonra söz edeceğim yapılan araştırmalara göre: her üç kaynaktaki sular da aynı fiziksel ve kimyasal özellikleri taşıyor.

İçmelerin birbirine uzaklıkları, sadece 500 metredir. Ayrıca yine buralarda; çınar ve kavak ağaçları; gölgeler yapar, ortamı yeşillendirir.

Ekinözü İçmeler

Yol üstünde çeşmeler ve Sodalı su:

Bu merkezlerin bulunduğu bölgede, yol üstündeki çeşmelerde sodalı sular akıyor. 

Bunlar şişelenip sadece yakın yerlere götürülüp satılıyor çünkü bir günlük sürenin sonunda suyun içindeki mineraller şişenin dibine çöküyor. Sular, soğuk denebilecek 13 derece civarında sıcaklığa sahiptir. Yılın her döneminde kaynakların üzerine yapılan çeşmelerden aynı debi ile sular akar.

En önemli husus: acı su ücretsizdir. Dileyen çeşme başında avuç avuç içebilir, dileyense sürahisine-bidonuna doldurup yanında götürebilir. 

Yukarı İçmeler:

İlçe merkezine en yakın kaynak 2 km uzaklıktaki Yukarı İçmedir.

 

Orta İçmeler:

Evet Orta ve Aşağı içmeler, aşağı doğru aynı yol üstünde uzanıyor. Orta içmeler, ilçe merkezine 2.5 km uzaklıktadır. 

 

Aşağı İçmeler:

İlçe merkezine aşağı içme ise 4 km uzaklıktadır.

 

Kahramanmaraş Ekinözü Kaplıca

Analiz Raporları:

Genel analiz sonuçlarına göre: her üç içme kaynağı sularında: kalsiyum, magnezyum, demir, sodyum, karbondioksit, bikarbonat gibi maden ve mineraller bulunur. Renksiz, kokusuz ve berraktır. İçinde bulunan demir ve diğer mineraller, suya değil ama bir gün içerisinde çöktükleri zaman bulundukları kaba ve çeşmenin döküldüğü yere kırmızı bir renk bırakırlar. 

Sağlık konusundaki sonuçlar:

Yörede genellikle içme kürleri yapılmaktadır. Ancak az da olsa banyo kürü uygulaması da yapılmaktadır. 

İlçede bulunan kaplıca tesislerinin sularının analiz sonuçları raporlarına göre: doktor kontrolünde ve su ısıtılarak banyo uygulaması şeklinde kullanıldığında: romatizmal hastalıklara, kronik bel ağrısı, yumuşak doku hastalıkları tedavisinde ve beyin-sinir cerrahisi sonrası uzun süreli hareketsiz kalma durumlarında, stres bozukluğunda ve spor yaralanmalarında tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılmasının uygun olduğu sonucuna varılmıştır. 

İçme kürleri şeklinde kullanıldığında, osteoporoz, mide-bağırsak fonksiyonel rahatsızlıkları ve üriner sistem taşlarının giderilmesinde kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir. 

Çevrede su içtikten sonra zıplayan, koşturan görürseniz şaşırmayın, muhtemelen böbrek taşı düşürmeye çalışıyorlardır. 

 

Tesisler:

İçmelere, yılda yaklaşık 150.000 kişinin ziyarete geldiği söyleniyor. Şifa bulmak için buraya gelenler, içme sularına para harcamazlar, sadece konaklama ve yemek gibi giderlere para harcarlar. Burada genellikle 1 hafta ile 1 ay arasında kalınır. 

Alt gelir guruplarına hitap eden, düşük bütçeli çok sayıda otel ve pansiyon bulunmaktadır. Ayrıca: çocuklar için küçük bir lunapark, çay bahçeleri, Yukarı İçmelerde mesire alanları, futbol sahaları, restoran bulunur. İçmelerdeki otel ve pansiyonlar ve diğer tesisler hakkında bilgi almak isteyenlerin, Ekinözü Belediyesine danışmaları önerilir. (Belediye otel: 03444812922)

Yöre halkı ve yakın ilçelerden ise, şifa arayanlar genellikle günübirlik gelirler. Konaklama yapmazlar. 

İçmelerde kendisine ait kaynağı olan otellerde, hamamında banyo hizmeti de verilmektedir. 

Aşağı içmeler bölgesinde, bir otel var, hamamında banyo hizmeti veriliyor, bunun dışında tesis yok.

Orta içme bölümünde: çamur banyosu bölümü var. Burada bulunan çamuru, ziyaretçiler yüzlerine, ellerine, kollarına sürüyorlar. Kükürtlü çamur; egzama, sedef, mantar gibi bir çok hastalığa iyi geliyormuş. 

 

 

Kahramanmaraş Ekinözü Tarihi Küvet

TARİHİ KÜVET

Ekinözü Belediyesi tarafından, acı su kaynağını arttırmak için yapılan kazılar sırasında, Yukarı içmeler bölgesinde bulunan tarihi küvet, Roma dönemine tarihleniyor. 

Küvetin, MS 300 yıllarında Roma imparatoru Maximianus tarafından yaptırıldığı ve birçok kral tarafından kullanıldığı tahmin ediliyor.

Ayrıca tarihte bilinen ilk küvet olma özelliğini de gösteriyor.

Kahramanmaraş Ekinözü Nergele Çayı

NERGELE ÇAYI

İçmelerden 3 km aşağıda, Gözpınar köyündedir.

Çay, yamaçlardan düşen kayaların içinden akar. Ağaçların arasından, Kandil barajına doğru yaklaşık 15 km akar. Çevresinde restoranlar var.

Ayrıca Nergele çayı üzerinde doğal alabalık yakalamak mümkündür.

Son olarak Nergele çayında 4 km lik parkurda rafting yapılmaya başlanmıştır. Debisi ve derinliği ile rafting sporu için uygun olduğu değerlendirilmiştir. 

 

 

 

Kahramanmaraş Ekinözü

Adıyaman Sincik

Adıyaman Sincik


Bulunduğu kara yolu üzerinde, son ulaşım noktasıdır. Yani, herhangi bir yere gelip-giderken uğrayıp görebileceğiniz bir yer değil. Buranın en büyük özelliği “Sincik lalesi” buralara yolunuz düşerse, mutlaka görünüz.

Adıyaman Sincik

ULAŞIM

Sincik, bağlı bulunduğu Adıyaman il merkezine 69 km. uzaklıktadır. Sincik-Malatya arasındaki uzaklık ise 60 km. dir. Görüldüğü gibi ilçe Malatya iline daha yakın olmasına rağmen, yol itibarıyla Adıyaman’a gitmek daha uygundur.

TARİH

Tarihi süreç içinde, bu bölgede de birçok devlet egemenlik kurmuştur. Bunlar arasında: Hititler, Huriler ve Mitaniler sayılabilir. MÖ.69 ile MS. 72 yılları arasında ise, yörede: Kommagene krallığı hakimdir. 

Daha sonraki dönemlerde ise, yörede: Romalılar, Bizanslılar ve ardından: Selçuklu ve Osmanlılar egemenlik kurarlar.
1954 yılına kadar, Kahta ilçesine bağlı bir köy iken, 1990 yılında, ilçe statüsü kazanarak Adıyaman il merkezine bağlanır.

Adıyaman Sincik
Adıyaman Sincik

 

GENEL

İlçenin en yüksek dağı “Türk Dağı” dır ve rakımı 1325 metredir.

Yükselti, güneyden kuzeye doğru gidildikçe artmaktadır. Yörenin coğrafi özelliklerinin temelinde: dağlık ve dağınık bir arazi yapısından söz etmek mümkündür. Yöre arazisi: Güneydoğu Toros dağlarının güney kesimindeki dağ ve tepelerden oluşmaktadır.

Yörede: bozkır iklimi egemendir. Buna bağlı olarak kışlar çok soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise çok sıcak ve kurak geçer. Yazlar sıcak desem de, rakım yüksek olduğu için, yine de serin hava hakimdir.

Nemrut dağı, Sincik ilçesinin doğusundadır ve kuş bakışı olarak Kahta’dan daha çok Sincik ilçesine yakındır.

İlçenin adı, yörede eskiden yaşamış olduğu rivayet edilen “Sincik Aşireti” nden gelmektedir. 

Adıyaman Sincik Kilimi
Adıyaman Sincik Kilimi

 

NE SATIN ALINIR

Sincik yöresine yolunuz düşerse, meşhur “Sincik balı” ve Sincik kilimleri” almanızı öneririm.

Sincik el dokuma halısı, önemli kültürel değer taşır. 200 yıllık bir geçmişe sahip olduğu söyleniyor. 2020 yılında coğrafi işaret tescili almıştır. Kendine özgü rengi, deseni ve ipliğiyle köylülerin dokuma tezgahlarında şekillenen halılar birbirinden güzel modelleriyle dikkat çekiyor. Bir halı yaklaşık 3 ayda dokunuyor ve 5-7.5 bin TL arasında satılıyor. 

Adıyaman Sincik Adıyaman Lalesi-Ters Lale-Ağlayan Gelin

ADIYAMAN LALESİ

Adıyaman iline bağlı Sincik ve Gerger ilçelerinde, görülen yağış ve az da olsa sıcaklık değerlerindeki değişiklik, dağlık alanlar, sulak alanlar ovalar ve kısmen de olsa ormanlık alanlar ilin ekonomisi ve turizmi için önemli endemik bitki türlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. 

Bunlardan en önemlisi gerek süs bitkisi ve gerekse ilaç sanayiinde kullanılan Adıyaman Lalesidir. Adıyaman lalesi, başta ülkemiz olmak üzere Filistin, Ürdün, Suriye, Irak, İran, Afganistan ve Kuzey Hindistan’ın dağlık bölgelerinde yayılış gösterir. Bu bitkinin ülkemizdeki yayılış alanı ise: Sincik ve Gerger ilçeleri ve Hakkari ili Yüksekova ve Şemdinli ilçeleridir. 

Adıyaman Lalesi, 1 metre kadar boya erişebilmekte ve her bitkide 40-45 çiçek bulunmaktadır. Çiçeklenme Mart ayının sonlarına doğru görülür ve 20-25 gün devam eder.

Adıyaman Sincik Adıyaman Lalesi-Ters Lale-Ağlayan Gelin
Adıyaman Sincik Adıyaman Lalesi-Ters Lale-Ağlayan Gelin

 

AĞLAYAN GELİN-TERS LALE

Bölgede bulunan diğer önemli endemik bitki ağlayan gelin (ters lale) olarak bilinen bitki türüdür. Bu endemik soğanlı bitki de Adıyaman lalesine benzer ekolojik isteklere sahiptir. Bu bitkinin boyu 50-55 cm kadar uzanmakta ve Mart ayı ortalarında çiçeklenmeye başlamaktadır.

Asuriler, sabah göbeğinden su yaydığı için bu çiçeğe “Ağlayan Lale” ismini vermişlerdir ve bu yüzden kutsal saydıkları ters lale, günümüzde çok değerlidir.

Adıyaman lalesi ve Ağlayan gelin olarak bilinen laleler, 1989 yılında kurulan “Doğal Çiçek Soğanları Derneği” tarafından üretimlerinin yapılması için tavsiye edilmişlerdir. Ancak, bu bitkilerin doğadan sökülerek ihracatı yasaklanmış, ihracatın yalnızca üretim kanalıyla yapılabileceğine karar verilmiştir.

Lalenin boyu: 75 cm. bulur. Her dalında 6 lalenin ters büyüdüğü doğa harikası çiçek, koruma altına alınmıştır. Genellikle sarı ve turuncu renklidir. İmperial cinslerinin boyu 1 metreyi geçebilir. Soğanlı bitki olduğu için soğanın belli bir olgunluğa ulaşmasıyla birlikte çiçeklenme görülür.

Adıyamanlı üreticilere ise, doğadan damızlık olarak soğan sökümü için izin verilmiştir. Evet yüksek rakımlı yerlerde yetişen ve yurt dışına ihraç edilen ağlayan gelin lalesinin yaygın üretimi için çalışmalar sürdürülüyormuş. Kasım ayında dikimi yapılan lale, Mayıs ayında toplanmaktadır.

Ancak en önemli özellik: Sincik yöresinin rakımı ve ikliminin üretim için uygun olmasıdır. Günümüzde ters laleler: tıp alanında ve bahçe dekorasyonlarında kullanılmaktadırlar ve bu yüzden ticari değerleri artmıştır.

GEZİLECEK YERLER:

Sincik Derik Kalesi

 

DERİK KALESİ:

Bu kale “Heroon Kutsal Alanının” bulunduğu yerdedir. Yani: Sincik yolu üzerindeki Datgeli köyünün yakınlarındadır. Yukarı Kaşkün Köyünde (Fatih Mahallesi) Heroon Kutsal Alanı (Derik Kalesi) ve Yel Değirmeni tepesi bulunmaktadır. 

Sincik Derik kalesi

Deniz seviyesinden 1400 metre yüksektedir. Üç parça halinde bulunan kalenin, MS 70’lerde Romalılar tarafından yapıldığı bilinmektedir. Ancak Romalılar tarafından inşa edilen bu kalenin Roma döneminde uzun yıllar kullanıldığı ve hatta farklı medeniyetler tarafından da daha sonraki dönemlerde kullanıldığı düşünülür. 

Günümüzde kalenin kapı kitabesi ve kemer taşları görülebilir. Muhteşem doğa manzarasını ve Kutsal Alanı görmek için kaleye çıkmanızı öneririm. 

Sincik Derik Kutsal Alanı (Heroon)
Sincik Derik Kutsal Alanı-Heroon

ERİK KUTSAL ALANI (HEROON)

Karakuş Tümülüsü ve Cendere köprüsünü geçtikten sonra, Sincik ilçesi kara yolu istikametinde bulunan Çatbahçe köyünü geçtikten yaklaşık 10 km sonra, sola ayrılan 3 kilometrelik stabilize yoldan devam ederek alana ulaşılır.

Derik kalesi de denen kutsal alan 1400 metre yükseklikteki iki tepe arasında bulunan düz alan üzerinde yapılmıştır. Kutsal alan, Nemrut dağını görmektedir. 

 

Evet, burada 1965 yılında Wolfram Höpfner tarafından mimari inceleme yapılmıştır. Sonraki detaylı saha çalışması, 2008 yılında gerçekleştirilir. 

Buranın Roma’ya ait olduğu bilinmekle birlikte, Kommagene Kralı I. Antiochos’un hükümdarlık kültü olarak da kullanıldığı tahmin edilmektedir. Ancak kesin bilgi yoktur. 

Kalenin içinde; büyük bir mabet bulunduğu için burası kutsal alan olarak kabul edilmiş ve çevresinde yaşayan insanlarca ziyaret edilmiştir.

Büyük bir ana tapınak, kutsal temenos duvarı ile simetrik iki tane üzeri tonozlu Heroon bulunmaktadır. 

Ancak yüzyıllarca kullanılan bu tapınak son yüzyıllar içinde depremlerle yıkılınca kullanımından vazgeçilmiştir.

Gelelim günümüze:

Yivli sütunlarla yapılan bu Roma tapınağı bütün parçaları ile dağılmamışken, mutlaka gidin görün. Bu arada, bu sütun yapısı, Karakuş ve diğerlerinin sütun yapılarından farklı olan yivli sütunlardır. Yani, Kommagene sütunlarından farklıdır. Böylece bölge daha büyük bir sır tabakasına bürünüyor. 

Sonuç olarak: 1 metreden kalın çaplı ve yaklaşık 1 tonluk yivli sütun parçaları, hala makara gibi peş peşe devrildiği gibi durmaktadır.

Sayıları onlarca olan yivli sütunların bir zamanlar yaşanan deprem sonucu yıkıldıkları tahmin ediliyor. 

Ana tapınak yakınında; birkaç daha temel kalıntısı ve Medusa kabartma figürleri bulunan arkeolojik parçalar bulunmaktadır.

Öte yandan: alanda, kutsal yapıların yanında sivil yapıların da bulunması, buranın bir kült merkezi olduğunu gösterir.

Sincik Kutsal Alan Heroon (Hemen bitişiğinde sivil yerleşim yeri)

Zaten bugün de, ören yerinin içinde ve civarında birkaç köy evi bulunuyor ve Sit alanı tarımsal olarak kullanılıyor. Kutsal alandaki evler, tarihi yapılarla iç içe bulunuyor. 

Sincik Kutsal Alan Heroon

Tarihi alanda evi bulunan bir vatandaş; 500 yıldan yani 7 kuşaktan beri bu bölgede olduklarını ve tarihi alanı gönüllü olarak koruduklarını dile getirmektedir. Ancak, elbette tarihi alan Sit alanı olarak ilan edilerek koruma altına alınmıştır. 

 

LOCATENE (KAŞKÜN) 

Bazı araştırmalara göre, MÖ 69-MS 72 yıllarında bu bölgede, özellikle bugün Fatih Mahallesi sınırlarında Derik kalesinin bulunduğu yerde, Locatene adlı bir yerleşim bulunduğu düşünülmektedir. Derik kalesinin bu dönemde yapıldığı düşünülür. 

Bazı kaynaklara göre, Locetene şehri Kommagene Krallığı döneminde önem kazanmış, daha sonrasında Roma ve Bizans hakimiyetlerine geçen bir yerleşimdir. 

Locatene şehri, Kommagene İmparatoru I. Antiokhos (MÖ 69-36) zamanını gösteren bir haritada geçmektedir. 

Sonuç: Sincik merkezi bölgesinde fazla arkeolojik kalıntılara rastlanmamaktadır. Çünkü merkezi yerleşimin eski tarihlere uzandığı düşünülüyor. Öte yandan: Lcatene şehri hakkında herhangi bir akademik araştırma bulunmamaktadır. Yani, ayrıntılı bilgi elde etmek mümkün olmaz.

 

BİRİMŞE ÇAYI-YARPUZLU ÇAYI

İlçe merkezine bağlı Yarpuzlu köyü sınırları içindedir.

Bölgedeki doğal güzelliklerin bir parçası olan bu çay, çevresindeki köyler ve yerleşimler için önemli bir su kaynağıdır.

Birimşe çayı üzerinde Sırımtaş HES adlı hidroelektrik santralı inşa edilmiştir. Santral 2013 yılında tamamlanmıştır.

Yerel halk tarafından, hidroelektrik santrallerinin su kullanımındaki düzensizlik nedeniyle çayda binlerce balığın öldüğü iddia edilmiştir.

Ayrıca tarım arazilerinin sulanmasında da sıkıntılar yaşandığı belirtilmiştir.

Tüm bunların yanında, çay bölgedeki doğal güzelliklerin ve doğa turizminin bir parçası olarak da tanınmaktadır.

 

SİNCİK PARKI:

İlçe merkezine bağlı Karaman Mahallesinde bulunan bir yeşil alan ve dinlenme mekanıdır.

Park doğal güzellikleri ve ferah atmosferiyle hem yerel halk hem de ziyaretçiler için ideal bir dinlenme yeri sunmaktadır.

Sincik parkı, çeşitli ağaçlar, çiçekler ve yürüyüş alanlarıyla donatılmıştır.

Ailelerin piknik yapabilecekleri alanlar, çocuklar için oyun parkları ve dinlenme alanları vardır.

 

SİNCİK TÜRK DAĞI;

Sincik ilçe merkezinin kuzeyindedir.

Güneydoğu Torosların güney kesimlerinin bir parçasıdır.

Yükseklik 1608 metredir. Türk Dağı çevresinde 15 yayla hala kullanılıyor. 4 yayla ise terk edilmiştir.

Yaylalar yaz aylarında sıcak ve kurak bölgelerden kaçanlar için cazibe merkezi, serin hava, temiz hava ve manzara sunuyor.

Özellikle Teşikan Yaylası ve Dağın etekleri arıcılık için kullanılıyor.

 

Sincik Cendere Köprüsü

CENDERE KÖPRÜSÜ:

Adıyaman’dan Kahta ilçesinde Nemrut dağına gidilirken, Karakuş tümülüsünden yaklaşık 20 km sonra, Sincik-Kocahisar yol ayrımında Kahta çayı üzerindedir.

Sincik ilçesiyle Kahta ilçelerini birbirine bağlayan bir konumdadır.

Roma döneminin izlerinin taşıdığı için Roma Köprüsü ve Septimus Severus Köprüsü olarak da bilinir.

Roma İmparatoru Septimus Severus’un (MS 193-211) emriyle, o tarihte Samsat’ta (Somasata) karargah kuran XVI Lejyon tarafından Cabinas (Cendere) çayı üzerine yaptırılmıştır.

Muhteşem bir kanyondan akan çayın iki tarafını birleştirdiği için; köprüye, cendere ismi verilmiştir.  

Cendere köprüsü, Antik Roma mimarisinin muhteşem bir anıtsal örneğidir.

Biri ana kemer ve biri tahliye kemeri olmak üzere, iki kemerden oluşan köprü, her biri tonlarca ağırlıkta olan düzgün kesme taşlardan yapılmıştır.

7 metre genişliğinde, 30 metre yüksekliğinde ve 120 metre uzunluğunda olan köprünün en ilginç mimari özelliği, harç kullanılmadan yapılmış olmasıdır.

Köprü, her iki tarafından rampa biçiminde yükselerek orta kısımda birleşmektedir.

Bu özellik hem statik olarak dayanıklılığını arttırmakta hem de köprüye anıtsal bir görünüm kazandırmaktadır.

Cendere Köprüsünün, yapımından sonra Roma döneminde değişik zamanlarda onarım gördüğü, köprünün korkuluk kısmında bulunan yazıtlardan anlaşılır.

Evet, Roma köprüsü, 2000 yıllık geçmişiyle dünyanın en eski ve en iyi korunmuş Roma köprülerinden biridir.

 

 

Adıyaman şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.