Konya Altınekin

Konya Altınekin

İlçe Konya-Ankara kara yolundan 8 km içeridedir. Altınekin, Konya arası uzaklık: 65 km.

TARİHİ

Yörenin eski ismi “Zıvarak” tır, kelime anlamı “Suyu bol” demektir. Roma döneminde burada “Pegella” isimli büyük bir Roma kenti varmış. Varmış ama bu büyük Roma kentine ait hiçbir kayıt yok, nerededir, kalıntıları varmı dır inanın yaptığım bütün araştırmalara rağmen en ufak bir bilgi, kayıt bulamadım, çok yazık. Selçuklu döneminde ise, belde tam bir ticaret merkezi konumundadır.

Ancak bölge topraklarının kıraç olması nedeniyle, zaman içinde göçler nedeniyle yavaş yavaş önemini kaybetmiştir. 1963 yılında ilçenin ismi değiştirilmiş olup Altınekin ismini almasının sebebi ise, güneşte altın gibi parlayan başaklarıdır. 1987 tarihinde belde, ilçe olmuştur.

Konya Altınekin

GENEL

İlçe kuzeye doğru Konya ovasının devamı niteliğindedir. İlçenin bulunduğu bölge, ova-yayla özelliğindedir. Arazi genellikle düzdür. Yer yer tepeler vardır. İlçenin en büyük özelliği, büyük ekili alanlara sahip olmasıdır.

Ekilebilir alanların yüzde 70’lik bölümü sulanabilir. En çok yetiştirilen tarım ürünleri, buğday ve pancardır. Bölgede karasal iklim hakimdir. Buna bağlı olarak yaz ayları çok sıcak, kış ayları ise sert ve soğuk geçer.

Kış aylarında genellikle don olayı görülür. Deniz seviyesinden ortalama yükseklik 950 metredir. Doğal bitki örtüsü bozkırdır. Bölgede doğal akarsu yoktur.

Konya Altınekin

GEZİLECEK YERLER

Konya Altınekin Ali Paşa Camisi

ALİ PAŞA CAMİSİ

İlçe merkezindedir.

1854-1855 tarihleri arasında, Selçuklu döneminde yapılmıştır. Düz toprak damlı, ahşap desteklidir.

Giriş kapısı: kuzeyde ve ana eksen üzerindedir. Giriş kapısının tam üstündeki Arapça kitabede: üstte fetih suretinden alınmış bir ayet, onun altında bir dua ve onun da altında caminin inşa tarihini gösteren 1855 tarihi yazılıdır. Son cemaat yeri, sekiz ahşap direğin taşıdığı sundurma şeklindedir. Tavan örtüsü cami hariminde olduğu gibi alttan kaplamalı çıtalı tavandır.

Cami hariminin duvar yüzeyi, dört yönden çepeçevre dolaşan süsleme bordürleri ve yazı panolarıyla doldurulmuştur. Bu süslemeler kalem işi ve baskı teknikleriyle uygulanmış olup cami harimi oldukça zengin bir süsleme ile renklendirilmiştir.

Pencere aralarında kalan boşluklar yazı ve panolarla doldurulmuştur. Üst örtünün kırma çatıya dönüştürülmesi sırasında son cemaat yeri ve minare kütlesi tek çatı altına alınarak 1949 yılında çinko ile kaplanmıştır.

Güdük minare 1876 yılında Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır. Güdük minare ile cami kütlesi arasındaki uyumsuzluk, cami ile minarenin farklı tarihlerde yapıldığını kanıtlar. Minaresi: caminin giriş cephesindeki ahşap direkli revaklı bölümün, batı ucundadır ve kesme taştan yapılmıştır.

Camide iki parçalı yapraktan oluşan bir sancak bulunmaktadır. Sancak parçalarının çevresi simli püsküllerle süslenmiştir. Sancağın bir kısmı tahrip olmuştur.

Konya Altınekin Zıvarık Hanı

ZIVARIK HANI

Aksaray-Zalmanda-Zıvarak-Sarayönü kervan yolu üzerindedir.

Kitabesi yoktur. Bu yüzden net olarak yapılış tarihi ve yaptıran bilinmez. Ancak muhtemelen 14-15’nci yüzyıl yapısıdır. Cephelerin alt kısımları, büyük yontu taş, üst kısımları ise moloz taşlarla inşa edilmiştir. Han girişi güneydoğu cephesindedir.
Taç kapının üst kısmı dışında kalan bölümleri, tamamen devşirme malzemeden yapılmıştır. Hanın içinde, yolcular kuzeydoğu tarafta kalmışlar, hayvanlar ise güneybatı tarafa bağlanmışlardır.

 

 Konya Akören hakkındaki gezi yazım için Akören

Ankara Bahçelievler

Ankara Bahçelievler
 

Bu semtteki ilk konutların yapımını gerçekleştiren yapı kooperatifinin ismi semtin de adı olmuştur.

Ankara’nın en ateşli yapı faaliyeti, 1926 yılında başlar. Bu yıl: 240 ev, 367 bina yapılır. Şehir büyüyünce, Hükümet, Alman şehircilerinden M. Jansen’i getirterek, yeni Ankara’nın planını yaptırır.

Bir de İmar Müdürlüğü kurulur. Yollar açıldığı için, Ankara’ya vilayetlerden bir akın başlar. 1923 yılında, şehrin nüfusu 40 bin iken, 1956 yılında 500 bine yaklaşır.

Şehir civarında ev yaptırmak üzere iki kooperatif kurulur. Birinci kooperatif: ilk Bahçelievler’i kurar. Ondan sonra küçük evler kooperatifi de, Cami durağı semtinde kurulur. Bu zarif evler bahçeler içinde yapıldı.

Bürokrat ve memur kesiminin Bahçelievler’de, ev sahibi olma tutkusu Bahçelievler yapı Kooperatifinin kurulması ve bu isimle anılacak bir semt yaratılmasına yol açmıştır.

1933 yılında başlayan süreç, ancak 1938 yılında inşaat safhasına geçebilmiştir. Planı Jansen’e ücretsiz çizdirilen kooperatifin evleri, müstakil ve villa tipi olacaktı. Bahçe duvarları yüksek ve sokakları otomobillerin hızını azaltmak için dar tutulan Bahçelievler yerleşimi, Batı tarzı banliyö yaşantısına duyulan arzuyu da simgelemekteydi.

Bahçelievler kooperatifi gibi, birçok memur/bürokrat konutunun bütünleyici unsuru olan havuz ve bahçe, Batı Burjuva sınıfının hazcı ve şatafatlı yaşam tarzının taklididir.

Şehrin gürültüsünden ve kalabalığından tecrit edilmiş bu yerleşimde Bahçelievler Kooperatifinin, Ankara İmar Müdürlüğünün de arsalarının bulunduğu memur ve siyasetçilerden oluşan üyeleri, arsa spekülasyonu suçlamasıyla da karşılaştılar. İmar sınırları ve iskan sahası dışında, ucuza arsa elde etmek ve o bölgenin imar hududu içine dahil olmasını beklemek ya da siyasi baskı mekanizmalarını kullanarak imar planını değiştirmek gibi girişimlere yöneltilen bu suçlama, Vali Tandoğan’ın kardeşinin de üye olduğu Bahçelievler Kooperatifinde sık sık dillendirildi.

Evet, günümüzde, Bahçelievler, her ne kadar müstakil bahçeli evler ve villalar kalmasa, yerlerine apartmanlar dikilse de: şehir merkezinde cazibesini koruyan bir yer olarak önem kazanıyor. Özellikle “7’nci Cadde”: üzerinde bulunan sağlı sollu mekanları, kafeleri, restoranları ve alışveriş mağaza ve dükkanlarıyla, birçok Ankaralının yürüyüş yaptığı, bazen kalabalıktan yürümenin bile imkansız olduğu bir yer olarak öne çıkıyor.

Hatta: bazı kutlamalar bile, takımların şampiyonluk kutlamaları, yeni yıl kutlamaları da burada yani 7’nci caddede yapılıyor.

Bir dönem, buradaki cadde trafiğe kapatıldı ve cadde yayalara açıldı, Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelerde birçok örneği olan bu uygulamanın, sürekli hale getirilmesini diliyorum.

Ankara Bahçelievler Bel-Pa
 

 

BEL-PA

Ülkemizde eğlence amaçlı buz pateni ilk kez 1940’lı yıllarda Gençlik Parkı havuzunun kışın donmasıyla yapılıyordu. Daha sonraları, Fehmi Tekelioğlu ve amatör diğer patenciler bir araya gelerek ilk resmi Buz Pateni Kulübünü kurma çalışmaları başlattılar. 1968 yılında, Ankara Buz Pateni, Hokeyi ve Figür Pateni İhtisas Kulubü adıyla önce dernek olarak kurulur.

Bu spor, 1971 yılında Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünce onaylanır ve 1972 yılında Ankara Belediyesi tarafından ilk yapay buz pistinin temeli atılır. Ancak bu pist, 1974 yılında tamamlanmasına rağmen, yan tesislerinin yetersizliği nedeniyle açılamaz.

Ancak, buz pateni sevenlerin ısrarlı çalışmaları sürer ve bunun sonucu olarak 1981 yılında ilk yapay buz pisti Kurtuluş Parkında “Atatürk Buz Pateni ve Spor Tesisleri” adı ile özel girişim tarafından açılır.

Sonrasında ise, ülkemizde olimpik ilk ve tek buz pisti, 1989 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından “Bel-pa Kapalı Buz Pisti” adıyla açılır ve halen de işlevini sürdürmektedir.

Bir Anonim Şirket olan Bel-pa: Belediye ve Pazarlama sözcüklerinin ilk hecelerinden oluşur.

Ankara günlük gezi planı hakkındaki yazım için.

 

 

Ankara TBMM Binası

Ankara TBMM Binası

Kızılay Atatürk Bulvarından doğru devam ettiğinizde, Eskişehir yolu olarak isimlendirilen yol ile kesişen köşede, Parlamento binamızı görebilirsiniz. 1938 yılında açılan proje yarışmasında kazanan, Avusturyalı mimar Prof. Clemens Holzmeıster tarafından yapılmıştır. Proje yarışmasına katılan 14 eser arasından; 28 Ocak 1938 tarihinde, bu proje seçilir.

Binanın inşaatına; 26 Ekim 1939 tarihinde başlanır ve 6 Ocak 1961 tarihinde bitirilir. Belki dikkatinizi çekti, 22 senelik bir inşaat süreci, çok uzun değil mi? Evet, belki, ama bu dönemde, ülkemizin ekonomik sıkıntıları ve II. Dünya Savaşı şartları, projenin gecikmeli olarak bitmesine neden olmuş.

Evet, bugün kullanılan parlamento binamız, gerçekten uzaktan bakıldığında, güzel bir görünüm sunuyor. Karşısına geçin ve bu güzelliği bir süre izleyin. Özellikle; baharda ve yazın, çiçeklerde dikilince, gerçekten muhteşem bir güzellik, gurur duymamak elde değil.

Bu parlamento, yani egemenliğin, bizi temsil eden vekiller eliyle yürütüldüğü bu yerin, büyük önder Atatürk ve değerli silah arkadaşlarının yıllarca önce yaptıkları kurtuluş mücadelesinin sonucu, şehit canlarının, gazi kanlarının bedeli olarak orada duruşunu izleyin.

Evet, Parlamento binamızı tanımaya devam edelim. Dış duvarları: 8 cm. ile 24 cm. arasında değişen kalınlıkta ve üçte biri kuyruklu, kısmen katarakla kesilmiş, kısmen elle işlenmiş, beyaz travertenler ile kaplı.

Meclis ana binasının yerleşim alanı; 19 bin metrekare. Bina: 5 katlı. Ön cephe uzunluğu: 248 metre. Tüm mekanlarda, anıtsal, dengeli ve üç boyutlu bir düzenleme yapılmış. Yapının tam ortasında ve arazisinin en yüksek noktasında; büyük toplantı salonunun bulunduğu ana kütle var. Meclis kampüsü girişleri; sağ ve sol yanlardaki iki kapıdan yapılmakta.

Ana bina içindeki toplantı salonunda: üyeler için 640 ve dinleyiciler için 980 olmak üzere, toplam 1620 oturma yeri var. Genel kurul salonu dışında, siyasi parti gurupları için ayrılmış: 176, 415 ve 700 kişilik, üç büyük toplantı salonu ve ayrıca 352 çalışma odası bulunmakta.

Sonuç

Tabii ben bunları yazdım ama TBMM binası, güvenlik önlemleri nedeniyle girilip gezilemiyor. Sadece görevliler ve davetliler, birçok güvenlikten geçtikten sonra yapıya girebiliyorlar, elbette ülkemizin en önemli yeri, tüm güvenlik önlemlerinin alınması gayet normal, gezmek mümkün değil, ama inanın ön cephenin uzaktan görüntüsü bile oldukça güzel, mutlaka görün.