Çerkezköy, İstanbul’a yakın olması nedeniyle İstanbul ilinin bir sanayi ve gelişim bölgesi olarak gündeme gelmiş ve hızla ilerlemektedir. Özellikle, burada bulunan organize sanayi bölgesi, yörenin en büyük sanayi etkinliklerini içinde barındırmaktadır.
İlçe meydanındaki saat kulesi, İzmir il merkezindeki saat kulesini andırır.
Tekirdağ Çerkezköy
ULAŞIM
Çerkezköy ilçesinin, il merkezi olan Tekirdağ’a uzaklığı: 61 km. dir. Çerkezköy-İstanbul arasındaki uzaklık: 110 km. dir. Çerkezköy-Çorlu arasındaki uzaklık: 25 km. Çerkezköy-Silivri arasındaki uzaklık: 40 km.
Tekirdağ Çerkezköy
TARİH
Yöre: 1876-1877 Osmanlı-Rus harbi sonucunda “Türbedere” ismiyle kurulmuştur. Çünkü: günümüzde, Atatürk İlköğretim okulu bahçesinde bir türbe bulunmaktadır. Bu nedenle, dere yatağının bulunduğu bölge: 1888-1907 yılları arasında “Türbedere” olarak adlandırılmıştır.
Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi vermek gerekirse: Yıldırım Beyazıt, Ankara savaşı sonunda Timur’a yenilip esir düşünce, şehzadeler arasında taht kavgası başlar. Edirne ilinde bulunan şehzade Süleyman Emir; kardeşi Musa Çelebiye yenilince, mahiyetinde 15 kişi ile birlikte, Edirne’den İstanbul’da doğru kaçarken, kardeşi Musa Çelebinin adamları tarafından, Çerkezköy bölgesinde yakalanırlar ve katledilirler.
Daha sonra ise, günümüzdeki Atatürk ilköğretim okulunun bahçesine gömülürler ve takip eden dönemde, buraya bir türbe yaptırılır.
Daha sonra ise: buraya yerleştirilenlerin çoğunluğunun Çerkez olması nedeniyle, bölgeye “Çerkezköy” ismi verilmiştir. Ancak, Çerkezler, uzun süre burada yaşamamışlardır.
Özellikle: 1800’lü yıllarda, yurt dışından ülkeye gelen birçok devlet adamı ve kral: Çerkezköy yöresinde kurulan tren istasyonunda karşılanmışlardır.
Bölge, 1912-1913 yılları arasında, Bulgar ve Yunan işgallerine uğramıştır. 1923 yıllarında, Tekirdağ iline bağlanan yöre: 1958 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur.
Tekirdağ Çerkezköy
GENEL
Bölgenin yüz ölçümü: 297 km. karedir. Topraklar: Ergene havzasındaki, küçük engebeli düzlüklerden oluşur. Doğu kesimlerde ise, Istıranca dağlarının uzantıları nedeniyle, arazi engebelidir. Yerleşim yerleri, genellikle 150-200 metre yükseklikteki yerlere kurulmuş olup, daha yüksek kesimlerde ormanlık ve tarım alanları görülür.
Yörenin en önemli akarsuyu: Çorlu deresidir.
Bölgenin iklim özellikleri dikkate alınırsa: yazları sıcak, kışları ise ılık geçtiği görülür. Ancak, zaman zaman kuzey rüzgarları, bölgenin ısı düzeyini düşürür.
Çerkezköy yöresinin ekonomik etkinliklerinin başında, biraz önce yukarıda söz ettiğim gibi: sanayi tesisleri gelmektedir.
Günümüzde, ülkemizin en büyük sanayi merkezlerinden birisidir. Çünkü: İstanbul metropolitan planı dahilinde, sanayi burada hızla gelişmiş ve gelişimini sürdürmektedir. Bu yüzden, ülkemizin birçok yöresinden insanı, burada görmek mümkündür.
Son bir not: Çerkezköy yöresinde, birçok askeri birlik bulunduğunu da hatırlatmak isterim.
NE YENİR/NE İÇİLİR
Buraya yolunuz düşerse: ilçe merkezinde, PTT karşısında bulunan bir kebapçıyı ve buranın kuşbaşılı pidesini önerebilirim.
GEZİLECEK YERLER
Çerkezköy: tarihi ve turistik özellikleri olan bir yer olarak öne çıkmaz. Burası: bulundurduğu yüzlerce fabrika ve bu fabrikalarda çalışan binlerce işçi ile tanınır. Yani: burada gezilecek bir yer bulmak söz konusu değildir.
Çerkezköy, gezmek-görmek değil, yalnızca buradaki fabrikalarda çalışmak ve askeri birliklerde askerlik hizmetini yapmak amacıyla buraya giden insanların uğrak yeridir.
Bu kalabalık fabrika topluluğu yanında, Çerkezköy, kışın muhteşem soğukları ile bilinir ve tanınır.
Mudurnu, Bolu’ya 52 km. uzaklıktadır. Abant-Mudurnu arası ise: 18 km.dir. Ankara-Bolu-Mudurnu: 244 km. ve Ankara-Nallıhan-Mudurnu: 208 km. dir. İstanbul-Mudurnu: 296 km. dir.
Bu sözünü ettiğim yollar: özellikle: Ankara-Bolu üzerinden gelinen yol, düzgün. Yalnız: bu yörede, kış aylarının sert geçtiği unutulmamalı. Yani: kış aylarında buraya gitmeyi düşünenler, gerekli tedbirleri almalı.
Bir de, Bolu’dan Mudurnu’ya giderken, şehir çıkışında solunuzda o kadar olmasa da, Pamukkale’deki beyaz kayaları andıran bir görüntü göreceksiniz. Burası: bu yöredeki doğal kaynak suyunun çıkış yeri. Bir süre, insanlar, yanlarında getirdikleri kaplarla, buradan doğal kaynak suyu alabiliyorlardı.
Zamanla: burada, geçmiş yıllarda özel bir şirket tarafından tesis kuruldu ve bu muhteşem kaynak suyu: şişelenerek tüm ülkeye satılmaya başlandı. Uzaktan burayı gördüğünüzde, zaman bulursanız, kaynak suyunun çıktığı yere kadar gitme şansınız var, zamanınız varsa gidebilirsiniz.
Bolu Mudurnu
GENEL
İlçe, tarihi ve kültürel değerlerle çevrilidir. Yeşilin ayrı bir yeri vardır. Camileri, türbeleri ve eski evleri ile, bir açık hava müzesini andırır. İnsanlarının sıcakkanlılığı, oyalarının inceliği ve zarafeti, tavuğu, helvası ile tanınmaktadır. Tarihte, Evliya Çelebi tarafından, ceviz cenneti olarak anılır. Çünkü: İlçe de, ceviz ağaçları dikkati çeker. Ormanlar, göller, kaplıcalar ve tabii güzellikler, İlçeye ayrı bir önem katmaktadır.
Osmanlı kokuludur Mudurnu. Osmanlılardan, bugüne ulaşmış bir fısıltı gibi duran kasabaya Şeyh-ül Ümran tepesinden baktığınızda: aşağıda, eski beyaz boyalı evlerin, bahçelerin, camilerin kucaklaştığını göreceksiniz.
Cumartesi günleri, sabahtan akşama kadar, kasabada insan sesleri yükselir. Mudurnu pazarı kurulur. Mevsimine göre, kanlıca mantarı, iri taneli Bombay fasulyeye, ekşimik peynirinden, Saray helvasına kadar, yerel birçok yiyeceği buradan alabilirsiniz. Pazarın en önemli özelliği: yerel kadınların ürettikleri peynir, yoğurt, reçel, Korova şurubu gibi ürünleri, kendi elleriyle satmalarıdır.
Bir süre önce
Mudurnu’nun uzun yıllar en büyük anlamı: hemen ilçenin girişindeki “Mudurnu Tavukçuluk” tesisleri idi. İlçenin girişinde: büyük bir tavuk heykeli ve maalesef, tavuk kesim tesislerinin hepsinde görülen; ağır bir koku. Evet: bunlar, İlçeye gelenlerin ilk karşılaşacakları idi.
Özellikle: Mudurnu Tavukçuluk firmasının; İlçe için yaptırdığı, gerek kesimhaneler ve gerekse diğer sosyal tesisler (örneğin: Futbol Sahası ve gölet) ilk göze çarpanlardı. Bunun yanında: Mudurnu Tavukçuluk firması; gerek İl ve gerekse İlçe köylerinde; yerel üreticiler ile, çok miktarda, tavuk üretimi gerçekleştiriyordu.
Ancak: zamanla, sanırım bir kısım sıkıntılar oluştu ve eski Mudurnu Tavukçuluğa ait entegre tavukçuluk tesislerini, 2008 yılı içinde, İlçe Taşımacılık Gurubundan; Kılıç Holding satın almış. Uzun zamandır işletilmeyen tesisler, yeniden işletilmeye başlanılmış ve İlçeye canlılık gelmiş.
Mudurnu için; tavuk gerçekten çok önemli. Özellikle: İlçe merkezinde; yine eski bir tarihi yapı, restoran haline getirilmiş. Burada: ikram edilen tüm yiyecekler, tavuk ürünleri. Örneğin: tavuk çorbası ile başlayan yemeğiniz, tavuk ile ilgili bir ana yemek ve sonunda, tavuk baklavası ile tamamlanıyor. Değişik ama hoş bir lezzet. Denemek gerek, sonuçta beyaz et, sağlıklı.
TARİHİ
Mudurnu’nun tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Çeşitli medeniyetlerin, ilk yerleşim yeridir. Anadolu’nun Türkleştirilmesinde büyük rol oynamıştır..
Bölge: antik devirde, Bitinya adıyla bilinen bölgenin içinde yer alır. Bölgede: sırasıyla, Hititler, Frigyalı’lar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar egemenlik kurarlar.
Bizans imparatorluğu döneminde: tekfurla yönetilen bölge: Mudurnu adını, Bursa Rum Tekfurunun; kızı Matarni için yaptırdığı kaleden alır. Kale; şu anki yerleşim yerinin doğusunda bulunan, Hisar Tepesindedir. Matarni ismi, zamanla değişime uğrayarak, Camapolis, Madrenes, Moderna, Mudurnu gibi isimler alarak, bu günkü ismi olan Mudurnu’ya dönüşmüştür.
Mudurnu’da: 1078 yıllarında, Süleyman Şah zamanında, ilk Türkmen yerleşimi başlar. 1176 yılında, II. Kılıçaslan, Bizanslılarla yaptığı Miryakefalon Savaşında, Bizans ordusunu yener ve Bolu bölgesine kadar ilerler. Bu zaferden sonra, bölgeye, Türk boyları yerleşmeye başlar. Bu yerleşimler: Ertuğrul Gazi ve Osman Bey zamanında da devam eder.
Bolu Mudurnu Ne Yenir
NE YENİR
Mudurnu ile özdeşleşmiş: Kabaklı gözleme, Un helvası, Kızılcık çorbası, Kaşıksapı, Höşmerim, Ev Baklavası ve Köy ekmeği; ağzınızda, farklı tatlar bırakacaktır. Özellikle: gerek kendiniz için ve gerekse hediyelik olarak: buradan mutlaka ve mutlaka, “saray helvası” alın.
Bildiğiniz pişmaniye, dışı çikolata kaplanıyor ve özel bir şekilde kesilerek paketleniyor. Tadı muhteşem, mutlaka tadın. Ayrıca: köpük helvası ve hediyelik bebekler de; bu yöreden satın alabileceğiniz hediyelikler arasındadır.
GEZİLECEK YERLER
Bolu Mudurnu Saat Kulesi
SAAT KULESİ
Mudurnu’nun doğusunda, bir yamaç üzerindedir. 1890-1891 yılları arasına tarihlenen kule, ahşap olarak yapılmıştır. Ancak: 1900 yılındaki bir yangında yanar. Kule: 1905 yılında ise, Mudurnu kalesinden sökülen taşlar ile, Mudurnu hapishanesindeki mahkumlara tekrar yaptırılır.
Tepesine ise: bir Türk demirci ustasının yaptığı saat takılır. Kule, yaklaşık olarak: 3×3 metre boyutlarında, kare prizma gövdeli ve 12 metre yüksekliğindedir. Kapısı: doğuya bakar. Bu kapıdan: 30 basamaklı ahşap merdivenler ile, üç yöndeki saat kadranlarının bulunduğu yere çıkılır. Kule; 1963-1964 yılları arasında yeniden yanar ve tekrar onarılır.
YILDIRIM BEYAZIT CAMİ
Cami, Yıldırım Beyazıt tarafından, 1374 yılında yaptırılmıştır. Planı: geometrik olarak, kareye yakındır. Yan taraflara, birer kemer ilavesi ile, bir metre kadar genişlik sağlanmıştır. Duvarların kalındığı, ortalama: 1.60 metredir. Kubbe açıklığı: 19.65 metreyi bulur.
Çapı, oldukça büyük olan, böyle bir kubbeyi, dört duvar üstüne oturtmaktan doğacak zorluklar, denenmediği için, son derece ihtiyatlı hareket edilmiş. Bu kubbe: başka mimari tarzlardaki denemelerin tekrarı olmayıp, başlı başına bir tecrübe ve örnek teşkil etmektedir.
Bolu Mudurnu Keyvanlar Konağı
KEYVANLAR KONAĞI
160 yıllık konak: 9 odalı ve orta sofalıdır. Yöresel yemekleri tadabileceğiniz ve konaklayabileceğiniz bir mekandır.
Bolu Mudurnu Armutçular Konağı
ARMUTÇULAR KONAĞI
200 yıllık konak: 22 odalı ve 3 büyük salonludur. Alt tarafı taş, diğer kısımları ise tamamen ahşap olan konaktaki tavan süslemeleri ve ahşap işlemeleriyle görülmeye değer bir mekandır.
Bolu Mudurnu Hacı Abdullahlar Konağı
HACI ABDULLAHLAR KONAĞI
150 yıllık konak: 7 odalı ve orta sofalıdır. Yöresel yemekleri tadabileceğiniz ve konaklayabileceğiniz bir mekandır.
NEDEN MUDURNU
Buralardan geçerseniz, bu yeşil kasabayı da mutlaka, şöyle bir gezin. Yaşları: 100 ile 250 arasında değişen evlerin arasında dolaşın. Ağaç işlemeleri satan dükkanlardan, beğendiğiniz eşyaları alın. Ama: güneşin tepeler arasında erkenden kaybolması sonucu; havaların serin olacağını sakın unutmayın ve tedbir olarak sıkı giysilerinizi mutlaka yanınıza alın.
Gecelemek düşünürseniz: Mudurnu konaklarında kalın. Saray helvası alın. Tavuk ürünleri restoranında: tavuk ürünlerinin ve de özellikle tavuklu baklavanın tadına bakın.
“Cenneti görmek için ölmeyi beklemeyin, Seben’e gelin” Evet, Seben Kaymakamlığının internet sayfasında bu yazıyı görünce ilk anda elbette şaşırdım. Çünkü: Bolu ilinde bulunduğum yıllarda, birkaç kez Seben ilçesine gittim ve bu küçük ilçeyi gördüm. Evet, gerçekten şirin insanları olan, şirin bir ilçe.
Bolu Seben
ULAŞIM
Seben bağlı bulunduğu Bolu il merkezine, 54 km. uzaklıktadır. Seben-Nallıhan arasındaki uzaklık: 42 km. Seben-Nallıhan-Ankara arasındaki uzaklık: 200 km. Seben-Bolu-Ankara arasındaki uzaklık: 250 km. Seben-Kıbrıscık arasındaki uzaklık: 60 km. Seben-Mudurnu arasındaki uzaklık: 70 km. Seben-Bolu-İstanbul arasındaki uzaklık: 300 km. dir. Bolu-Seben arasındaki yol asfalttır.
TARİHİ
Bölgenin tarihi geçmişini incelemek gerektiğinde: özellikle Solaklar, Muslar. Çeltikdere ve Yuva köylerinin çevresinde bulunan “kaya evler” de, tarih öncesi dönemlerde yerleşim olduğu anlaşılmaktadır. Bizans dönemine ait uygarlık izleri: günümüzde Kesenözü köyü yakınlarındaki Pavli kaplıcaları ve Çeltikdere köyü çevresinde görülmektedir.
1324 yılına gelindiğinde: yörenin Osmanlı hakimiyetine geçtiği görülür. 1911 yılında ise: günümüzdeki Keskinli mahallesinde, Mudurnu ilçesine bağlı, Çarşamba isimli bir yerleşim yerinin kurulduğu görülür. Bu yerleşim yeri, 1946 yılına gelindiğinde Seben ismini alır.
Seben ismi: bölgenin kuzeyinde bulunan Seben dağlarından gelmiştir. Seben kelime anlamı ise “yüce dağ, ulu dağ” demektir. Bölgenin ismi hakkında son bir söylenti: ormanda yetişen “Semen” çiçeğinin isminden, bölgeye “Seben” denilmektedir.
GENEL
İlçe merkezi, Köroğlu dağlarının eteklerinde kurulmuştur. Batı Karadeniz bölgesinde bulunmasına rağmen, İç Anadolu bölgesine sınır teşkil eder.
Denizden yükseklik 625 metredir. Ancak, mevcut yüz ölçümünün dağlık arazide bulunması nedeniyle, küçük bir bölümü tarıma elverişlidir. Aladağ çayı, bölgede geniş vadiler oluşturur.
İklim değerlendirildiğinde, bölgede İç Anadolu ikliminin egemen olduğu görülür.
Yöre insanının ekonomik etkinliklerinin başında: meyvecilik ve hayvancılık gelir. Ayrıca: ormancılık ta önemlidir. Ayrıca: yörede, Mudurnu-Seben Süt Ürünleri Sanayinin süt ürünleri fabrikası faaliyet sürdürmektedir.
SEBEN ELMA
Seben denilince, akla ilk gelen “elma” dır. Evet, insan vücudunda birçok hastalığa karşı dayanıklılık sağlayan elmanın en güzeli, Seben yöresinde üretiliyor denilebilir.
Yörede, 1955 yıllarında başlayan elma üretimi hızla büyüyerek, günümüzde yılda: 30-40 bin tona ulaşmıştır. Üretimi yapılan elma çeşitleri ise: Starking, Golden, Beşyıldız, Amasya, Ferik. Üretilen elmaların depolanması için, ilçede, 1500 ton kapasiteli soğuk hava tesisi bulunmaktadır.
SEBEN PANAYIRI VE ELMA FESTİVALİ
Her yıl, Ekim ayında, panayır ve festival düzenlenmektedir.
NE YENİR/NE İÇİLİR
Seben yöresine yolunuz düşer ve yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz: oğmaç çorbası, çöleçöş ve kabaklı gözleme yemenizi önerebilirim.
GEZİLECEK YERLER
Seben yöresindeki en büyük turizm etkinliği: yaylalar üzerine kurulmuştur. Seben yaylalarının en öne çıkanları: Gerenözü ve Kızık yaylalarıdır.
Bolu Seben Seben GölüBolu Seben Seben Gölü
SEBEN GÖLÜ
Karadeniz bölgesinin en büyük göllerinden birisidir. Abant gölünün, 4 katı büyüklüktedir. 833 hektar alana sahi, 8.5 km. çevre uzunluğu olan göl, 8 metre derinliktedir.
Göl; Seben ovasının sulanması için yapılmıştır. Evet, ileri aşamada gölün turizme açılmasının hedeflendiğini öğrendim. Çünkü: ormanlar içinde ve çevresinde yaylalar olan bir göl, turizm açısından etkili olabilir.
Bolu Seben Pavlu-Bağlum KaplıcalarıBolu Seben Pavlu-Bağlum Kaplıcaları
PAVLU-BAĞLUM KAPLICALARI
İlçe merkezine bağlı 14 km uzaklıktaki Kesenözü köyündedir.
1894 yılında, Bolu yöresinde arkeolojik araştırmalar yapan Vitalciuret isimli bir şahıs: burada, bir şehir bulunduğunu belirtmiştir.
Çünkü, bunu kanıtlayan birçok kalıntı bulunmaktadır. En önemli kalıntı ise, eski kaplıca binasıdır ki bu bina halen kullanılmaktadır. Ancak, şehir yapılaşmasının, bölgedeki bir deprem sonucunda tamamen ortadan kalktığı düşünülmektedir.
Bölgeye ait eski tapu kayıtlarında, buradan “Pavli” olarak söz edilmektedir.
Evet, kaplıca suyunu sıcaklığı 78 derece civarındadır. Kaplıca sularının iyi geldiği söylenen hastalıklar şunlardır: sinir, yara, cilt hastalıkları, kadın hastalıkları, romatizmal ve mafsal rahatsızlıkları.
Kaplıca bölgesinde 4 havuz bulunmaktadır. Suyu kokusuz ve gazlıdır. Konaklamak için: özel banyolu yerler bulunmaktadır. 210 yatak kapasiteli otel bölümünde, banyolu ve banyosuz odalar bulunmaktadır. Ancak, yemek servisi yoktur.
Bolu Seben Solaklar Kaya Evler
SOLAKLAR KAYA EVLER
Seben kaya evleri: Çeltik deresi, Hocaş, Kaşbıyıklar, Yuva, Solaklar, Alpağut köylerinin derin vadilerinde yükselen kayalar içinde, kayalara oyulmuş, 3-4 katıl kaya evleri bulunmaktadır.
Solaklar köyü yakınlarındaki mağaraların ilçe merkezine uzaklığı 3 km. civarındadır ve dağ yamacında bulunan mağaralara tırmanmak için, biraz güç harcamanız gerekir.
Solaklar kaya evlerinin bulunduğu yörede, ayrıca bir “Alabalık Tesisi” bulunuyor. Burada, kaya evlerin manzarasını izlerken, hemen akarsuyun kıyısında alabalık yiyebilirsiniz.
Bolu Seben Çeltikdere Kilisesi-Kaya EvleriBolu Seben Çeltikdere Kilisesi-Kaya Evleri
ÇELTİKDERE KİLİSESİ-KAYA EVLERİ
Bu yörede: Frikya uygarlığına ait taş oyma mezarlar ve sonraki döneme ait eski bir kilise kalıntısı bulunmaktadır. 1972 yılında yörede yapılan kazılarda bulunan kalıntılar, günümüzde Bolu Müzesinde sergilenmektedir. Bölgede, özellikle “Peri bacaları” ilgi çekmektedir.