Sarıgerme: Dalaman havaalanına, yalnızca 11 km. ve Dalaman merkeze 12 km uzaklıktadır. Dalaman ve Ortaca arasında kalan bir yerdir.
Fethiye’ye: 58 km., Muğla’ya: 81 km., İzmir’e: 307 km., Ankara’ya: 737 km., Antalya’ya: 260 km., İstanbul’a: 870 km. uzaklıktadır.
Ortaca’dan, düzenli minübüs seferleri bulunmaktadır. Öncelikle: Osmaniye Köyüne ulaşmayı denemelisiniz. Buradan: Sarıgerme Plajına; çekçek ler ile ulaşmak mümkün. Zaten: sezonda, plaj bölümü, araç trafiğine kapatılıyor.
Sarıgerme
GENEL:
Eşsiz güzellikte doğası, kumsalı ve geçmişten günümüze gelen tarihi önemi nedeniyle, turizm açısından önem kazanıyor. Türkiye’nin en meşhur turizm merkezlerine yakın olması büyük avantaj.
Neden Sarıgerme ismi verilmiş?
Dalaman çayının üzerinde taşınan tomruklar, denize kaçmasın diye, çayın deniz bağlantısı kapatılırmış. Bu işleme “Germe” deniliyormuş.
Dalaman çayının kollarından “Sarısu’da, bölgenin deresi. İşte “Sarı” ile “Germe” birleştirilerek, Sarıgerme oluşturulmuş. Esas yerleşim: Osmaniye köyü olarak biliniyor. Köy; sahilden 850 metre içeride.
Deniz sığ. Ege ve Akdeniz’in bu buluşma noktasında: farklı tuz yoğunluğu dikkati çekiyor. Kıyı bandında: bir-iki karış derinlikli suda, kilometrelerce yürüyebilirsiniz.
Bilek ve dizinizi geçmeyen su, tabandaki kumlar, ayaklarınıza doğal masaj yaparken, bacak kaslarınızı kuvvetlendirip, vücuttaki tüm elektrik ve stresi alıp götürüyor.
Sığ deniz; yüzme bilmeyenler ve çocuklar için ideal güzellikte. Aynı zamanda “Mavi Bayrak” sahibi olan denizden çıktıktan sonra; onlarca yıllık çam ağaçlarının gölgesinde dinlenebilirsiniz.
Kumsalı: çok geniştir.
Plajın uzunluğu 7 kilometredir, genişlik ise 100 metre civarındadır.
Sarıgerme’nin en önemli özelliği: çok ince, altın sarısı kumsalında, herhangi bir beton yapı bulunmamasıdır.
Orman bir anda sizi kucaklıyor. Temiz havası, ciğerlerinize dolarken, kendinizi yeniden doğmuş gibi hissedeceksiniz.
Sarıgerme Baba adası
Denizde, biraz açıklarda: Baba adası var. Bu ada: Marmaris-Göcek arasında dolaşan teknelerin ve yatların uğrak yerlerinden biri. Adanın Sarıgerme’ye bakan yüzü, korunaklı ve tekneler bu yüzden bağlanıyorlar.
Adanın arka yüzü ise kayalık ve dalma meraklıları için uygun bir alan. Baba adası: sahilden 1 mil açıkta. Bir tür dalgakıran görevi yapıyor.
Kıyı şeridindeki suyun sirkülasyonunu da sağlıyor. Sahile yan yana gelen dalgalar, yüzenlere yalnızca bir kez temas edip, geçip gidiyor.
Baba adasının bir özelliği de, burada tüplü su altı dalışı yapılabilmesidir.
Tüm bu güzellikleri anlattım. Yalnız bir sorun var. Bu güzel; plajın büyük bölümü: özel oteller tarafından kullanılıyor, yani yalnızca kendi müşterilerinin girebildiği özel alanlar haline getirilmiş.
Sonuçta ise: 1995 yılında, Sarıgermede yaşayan çeşitli insanlar bir araya gelerek SAR-ÇED denilen bir eğitim derneği kurmuşlar. Bu dernek, daha önce çöplük olarak kullanılan alanda; Turizm Bakanlığının pilot proje olarak gösterdiği çalışmalar yaparak; sahili düzenlemişler ve bu sahaya: büfe, duş, tuvalet, şezlong, şemsiye ve kabinler yanında Osmaniye Köyü’ne çekçek bağlantısı gibi hizmetler vermeye başlamışlar.
Bu sayede: lüks otellerin, yerli ve yabancı turistlere verdiği hizmetlerin aynısı, günübirlik kullanılan bu sahilde de verilmeye başlanmış. Bu arada: buraya giriş ücretli. Evet; bu hizmetler ücretli veriliyor. Ama: sonuçta, inanın verdiğiniz ücrete değecek.
Ayrıca: sezon başlayınca, Sar-Çed plajı yakınlarında, otopark yasağı başlıyor. Eğer aracınız ile buraya gidecekseniz; köyün hemen girişindeki otoparka aracınızı park edin. Yoksa geri dönmek zorunda kalırsınız.
Otopark’dan Sarıgerme plajına, çekçek (Traktör römorklarının özel olarak dizayn edilmesiyle hizmet veren, toplu taşıma aracı) ler ile ücretsiz olarak gitmeniz mümkün.
Sarıgerme Sahili
NE YENİR:
Burada; bir tür deniz yosunu olan: “Geren Otu” ve “Silcan Otu” nu mutlaka deneyin. Sarısu’ da avlanan Mavi Yengeçler diğer yiyecek alternatifleri. Ayrıca: yılan balığı ve çiçek balı nı da tatmalısınız.
Sarıgerme Sahili
NELER YAPILABİLİR:
Sarıgerme’nin dünyaca ünlü altın sarısı plajlarında, güzel bir yürüyüş sizi rahatlatacaktır. Sarıgerme Sahilindeki kumlar o kadar ince dir ki, avucunuzda sıktığınızda, su gibi akıp giderler, tutamazsınız. Su çok fazla derin değildir.
Bazı yerlerde: 45-50 metre ilerisinde bile, su yalnızca dizinize gelir. Özellikle: çocuklu aileler için bulunmaz bir güzelliktir bu.
Çocuklarınız: Sar-Çed park alanında: tavşan, tavus kuşu, ördek vb. gibi sevimli hayvanları severken, isterlerse oyun alanında bulunan parkta: salıncak, kaydırak ve bunun gibi birçok etkinlikten yararlanarak zaman geçirebilirler.
Sarıgerme Pisilis antik kenti
PİSİLİS ANTİK KENTİ:
Sarıgermedeki antik yerleşimin adı: “Pisilis”. Yerleşimin bugünkü adı da ilginç. Germa sözcüğü: Farsçada ılıca yani sıcak su anlamına geliyor. Bunu hatırlayınca, ilk çağ kenti Pisilis kalıntılar alanına, yöre halkının, niçin Sarıgerme dediğini anlamak mümkün.
Antik kentte bugün görülebilenler şunlar: duvarlarla çevrili şehir merkezi ve bunun dışında kalan, birkaç büyük yapı ve mezarlık kısmı.
Kayalık bir tepenin üzerinde bulunan şehir merkezinde, dar caddeler ve sokaklar, birbirine yakın, dar ve genellikle iki katlı evler görülüyor. Zemin katlarında ahırlar, üst katlarda oturma odaları bulunuyor.
Bir kısmının dışarıdan merdivenleri bulunuyor. 50-70 cm. kalınlığındaki dış duvarlar: taş, tuğla kırıkları ve horasanlar, damlar tahta kalaslar (kalaslar, hala sıkça görülebilmekte) ve kerestelerden yapılmış.
İçme suyu: dağlardan bir su kemeri ile aktarılmış veya yağmur suları yer altı sarnıçlarında biriktirilmiş. Şehir duvarlarının yüksekliği: yaklaşık 10 metre ve kalınlıkları ise, 3 metre kadar. Şehrin, yaklaşık yarısına yakın bölümü, güneydoğudan gelen göçmen kumullarla örtülmüş.
Şehir duvarlarının dışında; otel bungalovlarının bulunduğu bölümde, bir anıt mezarın heybetli taş kütle temeli (zengin bir Romalının aile mezarlığı olduğu sanılıyor) bulunuyor.
Dikkatinizi çekecek bir özellikten söz edeceğim. Pisilis antik kentinin kalıntılarının bulunduğu alan üzerinde, bugün bir turistik tesis bulunuyor. Bu nedenle, bugüne kadar burada herhangi bir kazı ve arkeolojik inceleme yapılamamış.
Bu yüzden bilgiler sınırlı. Ama: buradaki turistik tesisin açılışında, devrin Cumhurbaşkanı bir söz ediyor ki, bu söz şöyle:” Gavurlardan kalan bu taşları mı koruyacağız, yoksa beş yıldızlı oteller mi yapacağız?”
O devirlerde, kaçak büyük tesisler yapmak moda idi. Ama bunların sonradan devrin Başbakan ya da Cumhurbaşkanlarına açtırılması da, bu modanı bir parçası idi.
Evet, Sarıgerme bu. Gerçekten: burada, sizi muhteşem geniş ve incecik, vücudunuza yapışmayacak ölçüde ince kumlardan oluşan, sarı bir plaj karşılayacak. Ayrıca: sığ ve güzel, tertemiz bir deniz.
Bunun dışında; hayır, başka bir şey yok, sessizlik, huzur, yemyeşil çam ağaçlarının gölgesi var. Denize girebilir, sıcaktan bunalırsanız, çam ağaçlarının gölgesinde, gayet güzel zaman geçirebilirsiniz. İyi tatiller.
Kaptan Cousteau, Gökova ve Mandayla körfezlerindeki kıyıları gördükten sonra, “Dünyada cennet arayan, Gökova’da bulur” demiş. Ama, yalnızca cennet değil, Milas yöresi tam bir tarih hazinesi. Ben buraya gittiğimde, özellikle: Uzunyuva ve Gümüşkesen mezar anıtı ve Müzeden etkilenmiştim. Tarihi atmosferi sevenler için, mutlaka zaman ayrılması ve gezilmesi gereken bir yer.
ULAŞIM
Uluslar arası Milas hava alanı, bu bölgeye ulaşımın en kolay yolu. Hava alanı, ilçe merkezine, 10 km. uzaklıktadır. Kara yolu ile gelmeyi düşünenler için ise: gerek Aydın ve gerekse Söke üzerinden, buraya ulaşmak mümkün.
Muğla Milas
TARİHİ
Kentin kuruluşunun, MÖ.1000 yılına kadar uzandığı düşünülüyor. Bölgede, önceleri Karia ve daha sonraki dönemlerde ise, Menteşe Beyliğine başkentlik yapmıştır.
İlçenin, antik dönemdeki ismi: Mylasos ya da Mylasa. Karia bölgesinin ulusal tanrısı Zeus Karios Mabedi; bu bölgede bulunuyor ki, o dönemde Karialıların bir haç yeri gibi imiş.
Karialılar
Savaşçı milletti. Kalkan ve sorgucu bulmuşlardı. Denizlerde de çok üstündüler. Korsan olan bu ırk; MÖ.7.yüzyılda, Mısır kıyılarına kadar inerler. Aynı yıllarda: Lidyalıların yanında, Pers savaşlarına katılırlar.
Lidya kralı Giges: kutsal emanet olarak saklanan, Herakles’in “Altın Savaş Baltası”nı; Karialılara hediye eder. Onlar da baltayı; Karya, Lidya ve Mysia’nın ortak haç yeri olan, Milas yakınlarındaki; biraz önce sözünü ettiğim, Zeus Karios Mabedine gömerler.
Zaten, Labranda’daki bu kutsal alana giden kutsal yolun başlangıç bölümü: Milas şehrinde, günümüzde “Baltalı Kapı” olarak tanınan ve alınlığında çift yüzlü Karya Baltası (Labros) bulunan kemerli anıtsal kapıdır.
Evet, tarihi süreç incelendiğinde: Mylasa isimli kentin, Karya bölgesinin batısındaki en büyük ve önemli kentlerden biri olduğu görülüyor. İsmindeki “Asa” eki: çok eski bir yerleşim yeri olduğunun ifadesidir. Şehir: MÖ. 450-440 yılları arasında: Attikadelos deniz birliği üyesidir. MÖ. 1’nci yüzyılda, şehrin liderliğini yapmış olan Euthydemos ve Heybreas adında iki önemli kişi yetişmiştir.
Tarihçi Strabon’a göre: Mylasa, iç Karia’nın 3 önemli kentinden biridir. Diğerleri ise: Alabanda ve Stratonikeia. Mylasa: MÖ.5.yüzyılda: İonia ayaklanmasına ve Pers ordularına karşı, bölge şehirlerinin direnişine katılır.
MÖ. 446 yılında, Berymdon Savaşından sonra: Pers hakimiyetinden kurtulurlar ve Attika Delos Deniz Birliğine katılırlar.
Mylasa
Diğer Karia kentleri gibi, MÖ.334 yılında, Büyük İskender tarafından, Karia kraliçesi Ada’ya teslim edilir. (Bu prensesin lahdi: belki dikkatinizi çekmiştir, Bodrum Kalesinde bulunmaktadır.)
Şehir: MÖ.129 yılında, Roma’ya bağlanır. Takip eden Bizans döneminde ise, piskoposluk merkezi haline gelir. MS.4.yüzyıldan sonra: şehir, yavaş yavaş önemini kaybeder. 5.yüzyılda, şehirde, küçük bir Hristiyan topluluğu olduğu görülüyor. 5.yüzyılın ikinci yarısında: Roma’dan gelerek, şehirde, Hristiyanlık için çalışan ve kızlar için manastır açan Kseni isimli, ünlü bir rahibenin yaşar.
Tarihi süreç incelendiğinde: 13.yüzyılda, Milas yöresi, Menteşe Oğulları Beyliği döneminde, Beylik merkezi olarak kullanılır. 17.yüzyılın ikinci yarısında, Milas bölgesine gelen Evliya Çelebi: ünlü Seyahatnamesinde, Milas için şunları yazar: Milas, Sodra dağı eteklerinde, 1000 kagir evin, tütünü ve narenciyesi bol, Şeyh es Şüşteri adlı evliyanın yaşadığı yer”
Şeyh Şüşterinin mezarı: günümüzde, Atatürk bulvarının tam ortasındadır. Mezar kaybolmasın diye, bir mermer üzerine adı yazılarak dikilmiştir.
İlçenin her yanı: mermerlerle kaplı. Doğal olarak, mabetler kenti adını almış. Milas sınırları içinde, 27 antik kentin kalıntılarını görmek mümkün. Özellikle: İasos, Labrabda, Euromos ve Heraklia öne çıkıyor ve bu şehirlerin kalıntıları ziyaret edilebilecek potansiyelde.
Takip eden dönemde, bölgede: Karialılardan sonra, Bizans, Selçuklu, Menteşe Beyliği ve Osmanlılar egemen olmuşlardır.
Milas isminin kaynağı: rüzgarlar tanrısı Ailos’un soyundan gelen “Mylasos”dan gelmektedir.
Muğla Milas
GENEL
Milas: her ne kadar 27 antik kenti barındırarak, tarihi çekiciliğini öne çıkarsa da, doğal zenginliklerde barındırmaktadır. Milas yöresinde, iki göl var. Biri Bafa ve diğeri Tuzla gölleri. İkisi de denizden kopmuş, ikisi de tuzlu ama kuş zenginliği açısından büyük önem taşıyorlar.
Bafa gölü; Milli park olarak ilan edilerek koruma altına alınmış. Binlerce kuş barınıyor. Güllük deltasında ise, Tuzla sulak alanı bulunuyor. İlçe merkezine, 23 km. uzaklıkta, Sırtlandağı mevkiinde bulunan “Halep çamı” ormanı, tabiat koruma alanı olarak koruma altına alınmış. Çünkü: bu tür orman çok az yerde bulunuyor. Bu alanda: 40-50 yaş gurubu, Halem çamlarından oluşan bir orman var.
Muğla Milas Halıları
MİLAS HALILARI
Milas: Türkmen boylarının en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Bunun doğal sonucu olarak, burada, kendine özgü karakteristik özellikler taşıyan halılar dokunmaktadır.
Halı geleneğinin, bölgede, 16.yüzyılda seccade halıları dokunmasıyla başlar. 18.ve 19.yüzyıllarda ise, renk ve özellik olarak, Barok stili özellikler taşıyan halılar dokunmaya başlanır. Dokumada, tamamen yün kullanılmıştır. Bu yünler: kök ve doğal boyalarla renklendirilmiştir.
Klasik el dokumaları: mihraplı, Milas seccadeleridir. “Ada Milas” isimli halılar, eski örneklerin başında gelir. Kenar süslerinin, yan yana sıralanmasından oluşur. Her suyun içindeki motifler, genelde birbirlerinin tekrarıdır.
Milas bölgesinde, başka bir gurubu oluşturan halılar da “Madalyonlu” örneklerdir. Bu halılar: kare, dikdörtgen, altıgen olarak, çeşitli tiplerde dokunur.
Günümüzde, Milas halıları, ilçenin şu köylerinde dokunmaktadır: Karacahisar, Ören Dört Tepe, Gereme, Bozalan, İkizköy, Pınarköy, Mezgit, Gürceğiz, Akçakaya.
Muğla Milas Evleri
MİLAS EVLERİ
Milas evleri: 19. ve 20.yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır. Büyük bölümü restore edilerek kullanılmaya devam edilmektedir. Bu evler: 2 katlıdır, giriş avludan yapılır. Evlerin: ahşap destekli çıkmaları, sokağa taşar. Zemin katlar: genellikle depo ve kiler olarak kullanılır. Mutfak, tuvalet ve ahır: avlunun bir köşesindedir. Avludan üst kata, ahşap yada mermer bir merdivenle çıkılır. İlginizi çekerse, evleri gezebilirsiniz.
NE YENİR.NE İÇİLİR
Milas bölgesinde, zeytinyağlı yemekler yaygındır. Mumbar dolması, kabak çiçeği dolması, keşkek, çiçek kızartma, börülce, çaykama böreği düşünülebilir. Tatlılardan ise, zerde, mutlaka tatmanız gereken bir lezzet. Tabii bunların dışında, denize yakın bu bölgede: deniz ürünlerini de tatmanızı öneririm. Bunların dışında: Milas’ın köftesi de meşhurdur.
Labranda antik kent kalıntılarına giderseniz: buraya çıkarken Kargıcak köyündeki kır lokantasına mutlaka uğrayın. Burada: saçta yapılan oğlak kavurması ve tercihinize göre, mis gibi domateslerle hazırlanan menemen yemenizi öneriyorum.
NE SATIN ALINIR
Milas yöresinden: bu yöreye özgü, el dokuması halılar satın alabilirsiniz. Bunun dışında: İlçe merkezinde, Salı günleri Pazar kuruluyor. Bu Pazar, hem ucuz ve hem de renkli. Buraya, yerli ve yabancı turistler akın ediyorlar ve taze sebze ve meyveden, çam kokulu ballara, zeytinin her çeşidine, incecik işlenmiş yerel dokumalara kadar pek çok ürüne rastlamak ve satın almak mümkün.
GEZİLECEK YERLER
İLÇE MERKEZİNDE, GEZİ PLANI
İlçe merkezinde: Hisarbaşı mahallesinde bulunan, Zeus Karios Tapınağı var.
Muğla Milas Zeus Karios Tapınağı
ZEUS KARİOS TAPINAĞI
Tapınağın Korint başlıklı tek sütunu: günümüzde ayakta olup görülebilir. Bu sütunun diğer ismi “Uzunyuva” Hisarbaşı mahallesinin doğusundadır. Tek bir sütundur. 3.5 metre yüksekliğindeki bir podyum üzerinde yükselir.
Tarihi yayınlarda: biraz önce sözünü ettiğim gibi: Zeus Kairos olarak bilinir. Ancak: üzerinde leylekler yuva yaptığı için, halk arasında, uzun yuva olarak adlandırılıyor. Sütunun uzunluğu: yaklaşık 10 metredir. Söylenenlere göre: bu sütun, Zeus adına yapılan bir tapınaktan geriye kalan tek sütundur.
Evet, maalesef, 2000 yıllık kaide mermerleri, birileri tarafından sprey boya sıkılarak boyanmış göreceksiniz. Ancak, özel bir teknikle eski haline getirilmesi için, bu mermer kaidenin temizlenmesi işi, İtalyanlara ihale edilmiş. Çünkü, mermer gözeneklere boya işlemiş.
Bu sütunun hemen başlangıç noktasındaki bir taş-yıkık barakada yapılan baskında: yerin 22 metre derinliklerine kadar inen bir tünel ve bu tünelin ucunda, Karya bölgesinin efsanevi ilk kralı Hekaios’un anıt mezarı bulunmuştur. Bu anıt mezar hakkında ayrıntılı bilgiyi, merak edenleriniz, yine bu siteden bulabilirler.
Kentin eski surlarından: günümüze gelen tek kalıntı: “Baltalı Kapı” olarak bilinen Kapı kemeridir.
Muğla Milas Baltalı Kapı
BALTALI KAPI
MÖ.1. yüzyılda yapılmıştır. Kapı kemerini: başlıkları bir sıra palmet ve yivle süslü iki paye taşımaktadır. Dış tarafındaki kilit üzerinde: çift yüzlü, balta kabartması bulunmaktadır. Zaten, kapı bu yüzden ismini almıştır. Kapının bulunduğu yer: Labranda’daki Zeus Tapınağına giden, kutsal yolun başlangıç yeridir.
Daha sonra: Gümüşkesen Anıtı görülmelidir.
Muğla Milas Gümüşkesen Mezar Anıtı
GÜMÜŞKESEN MEZAR ANITI
Sodra dağı eteğinde, Gümüşlük Semtindedir.
Mezar yapım tekniği ve mermer süslemelerin karakteristik özellikleri nedeniyle, MS.2.yüzyılın ortalarına tarihlenmektedir.
Antik kent nekropolü (mezarlığı) içindeki bu ihtişamlı anıt, Milas şehrinin yöneticisi, komutanı veya diğer bir üst düzey kişi veya aile için yaptırılmış olmalıdır. Çünkü: nekropol alanında, bu şekil bir yapı yapılması için, dönemin kent senatosunun izninin gerektiği biliniyor.
Mezar yapısı
Sodra Dağı ocaklarından çıkarılan, gri damarlı mermerden yapılmış. Arazi yapısı meyilli olduğu için, düz bir platform üzerinde yükseliyor. Yapı: 3 bölümden oluşuyor. Bunlar: gömülerin bulunduğu mezar odası, dinsel törenlerin yapıldığı ve sütunlarla çevrili orta kat ve bu sütunlar tarafından desteklenen çatı katı.
Giriş kapısı: batı cephesindedir. Mezar odasının zemininde: mevcut izlerden, ölülerin lahitlerin içine defnedildikleri anlaşılmaktadır.
İkinci katta
Çatıyı taşıyan sütunlar var. Bu sütunların arasında, zamanında ahşap korkuluklar bulunduğu anlaşılıyor.
Orta katın, zemin döşemesinde; kuzey tarafta bulunan ve huni gibi aşağıya doğru daralan delik: buradaki dinsel törenler sırasında, mezar odasına kutsal bir sıvı ya da kurban kanı akıtıldığını gösteriyor.
Çatının tavanı: mezarda yatan kişinin önemini vurgularcasına, geometrik ve bitkisel motiflerle, nakış gibi işlenmiştir.
Gezimize devam ettiğimizde, Firuz Ağa Camisi karşımıza çıkıyor.
Muğla Milas Firuzağa Camisi
FİRUZAĞA CAMİSİ
İlçede, Menteşe Oğulları döneminden kalma en önemli eserdir. Daha sonra: Osmanlı dönemine ait bir yapı görülebilir.
Muğla Milas Çöllüoğlu Hanı
ÇÖLLÜOĞLU HANI
İlçe merkezinde, Belen camisinin yakınındadır. 1737-1738 yılları arasında, Abdülaziz Ağa tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde özel mülkiyettedir ve yıkık durumdadır. Yapının: kuzey ve güneyde, iki girişi vardır. Güneydeki giriş, tam eksende, güneydeki ise sağ köşededir.
Girişten sonra: taş döşeli bir avlu ve avlunun çevresinde, çift katlı odalar bulunmaktadır. Alt kat binek hayvanlarına, üst kat ise insanların konaklamasına ayrılmıştır. Soğuk ve güvenlik nedeniyle, alt kat pencereleri küçük yapılmış, kapılar ise bunun tersine hayvanların girebilmesi için büyük yapılmıştır.
Elbette: Milas Müzesine mutlaka zaman ayırmalısınız.
Muğla Milas Müzesi
MİLAS MÜZESİ
İlçe merkezinde, Hayıtlı Mahallesindedir. İlçe ve çevresindeki ören yerlerindeki kazılarda elde edilen eserlerin bir kısmı, burada sergileniyor. Müze: 1987 yılında hizmete açılmış.
Müze Müdürlüğü: Milas Kültür Merkezi binası içinde bulunmaktadır. Kültür Merkezi: toplam 1.5 dönümlük bir bahçe içinde, bodrum katı da bulunan, 2 katlı bir yapıdır. Binanın ana giriş katında: Müze sergi salonu ve idari birimler var.
Muğla Milas Müzesi
Teşhir salonunda 11 vitrin bulunmaktadır. Bu vitrinlerde: Stratonikeia kazılarında ortaya çıkarılan: altın eserler, İassos kazılarında bulunan pişmiş toprak kandiller ve ayrıca: heykeller, heykel başları sergileniyor. Yani, sergilenen eserler: MÖ.6-5 bin yıllardan başlayarak, Roma dönemine kadar uzanan geniş bir dönem içerisinde tarihleniyor.
Sergilenen eserler arasında: seramikler, taş baltalar ve altın eserler ile mermer heykel başları ve torsolar bulunuyor. Müzede sergilenmekte olan, özellikle geometrik dönem (MÖ.10-8.yüzyıl) ve klasik dönem (MÖ.5-4 yüzyıl) seramik eserleri, dönemlerinin özelliklerini son derece iyi ortaya koyan örnekler olması açısından ilgi çekiyor.
Bunların yanında: Iasos antik kenti kazılarında ele geçirilen, MÖ.6.yüzyıla ait bir av sahnesinin betimlendiği duvar kabartması ile yine İassos bölgesindeki Çanacıktepe de bulunan, Helenistik döneme ait, iki yanında koçları ile betimlenmiş, Artemis heykel gurubu, müzenin önemli eserleri arasında öne çıkıyorlar.
Bir diğer önemli obje ise
Karya’nın iki önemli kenti olan Latmos ve Pidasa arasında yapılan “Dostluk ve Kardeşlik Anlaşmasının” yazılı bulunduğu yazıt. 1998 yılında, Arkeologlar tarafından, Kapıkırı köyüne ait yayla evlerinden birinde bulunmuş. MÖ.2-3.yüzyıllarda gerçekleştirildiği tahmin edilen yazıtta: Latmos ve Pidasa kentlerinin dini törenlerden, kız alıp vermeye ve mülk edinmeye ve savaşlarda ortak hareket edeceklerine dair konuların ayrıntıları yer almaktadır. “Aralarında evlenme yoluyla akrabalık tesis etmeleri için, hiçbir Latmoslu bir başka Latmosluya kızını vermemeli veya kız almamalı ve 6 yıl süreyle, Latmoslu Pidasalıya ve Pidasalı Latmosluya kız verip almalı……..” Mutlaka görmelisiniz.
Bahçe ise, açık sergi alanı olarak kullanılıyor.
Evet, ören yerlerinde gerçekleştirilen kazı çalışmaları ile bulunan eserlerin tamamı, yer sıkıntısı nedeniyle açık teşhir edilemiyormuş. Bu nedenle: Türkiye Kömür İşletmeleri Milas Lojmanları önündeki, yaklaşık 14 dönümlük arsa, yeni müze yapımı için, tahsis edilmiş. 2009 yılı eser sayısı: yaklaşık 55 bine ulaşan müzedeki eserlerin, günümüzde yalnızca 569 tanesi kapalı teşhir ve vitrin, 430 tanesi Balıkpazarı ve Açıkhava müzesinde sergileniyor.
MİLAS’IN ÇEVRESİNDE GEZİLECEK YERLER
Muğla Milas Beçin KalesiMuğla Milas Beçin Kalesi
BEÇİN KALESİ
Milas-Ören karayolu üzerindedir. İlçe merkezine, 5 km. uzaklıktadır. Bizans yapısıdır. Menteşe Oğulları döneminde onarılmıştır. Milas şehrini merkez yapan Menteşe Oğulları, hükümet merkezini ise, savunması kolay olduğu için “Beçin” kalesine taşımıştır.
Kalenin güney bölümü: surlarla çevrilidir 1974 yılında restore edilmiştir. Kalede: hamam ve sarnıç kalıntıları görülebiliyor. Esas yerleşimin bulunduğu: 200 metre yukarıdaki iç kale bölümünde ise: Bizans şapeli, Menteşe oğulları döneminden kalma: Kara Paşa Medresesi, Türbe, Ahmet Gazi Medresesi, Orhan Bey Camisi, Hamam, Bey Hamamı, Kızılhan, Yelli Camisi ve Medresesi günümüze kadar ulaşmıştır ve görülebilir.
Muğla Milas Labranda
LABRANDA
Labranda ismi: Zeus’un sembolü, Amazonların savaş aracı olan, “çift yönlü” bir balta olan “Labrys”den gelmektedir. Aslında Zeus’un simgesi, elinde şimşek tutmasıdır.
Herakles (Herkül) Amazon Kraliçesi Hippolyte’yi öldürdüğü için çifte ağızlı baltayı; 3 yıl kölesi olarak yaşayacağı Lydia Kraliçesi Omphale’ye hediye eder. Bu balta uzun yıllar Lidya hazinesinde kalır. Aradan yıllar geçer. Lidya’da iktidarı elinde tutan Mermnad hanedanlığı, gücünü Milaslı muhafız Arselis’ten alır.
Ancak Gyges’in ayaklanması sırasında, Lidya hazinesi de yağmalanır. Hazineden çift ağızlı baltayı alan ve Milas’a getirip Zeus kült heykelinin eline veren kişi Arselis’tir. Yani: Arselis, Zeus’un Labraundos olarak anılmasını sağlayan kişidir. Böylece Zeus’un çift ağızlı balta ile anılmasını sağlar. Çift ağızlı balta taşıyan Zeus simgesi, Karya sikkeleri ve Roma dönemine kadar uzanan dönemde sıkça görülür.
Antik kent: İlçenin kuzeyinde, Koca Yayla bölümünde bulunmaktadır. İlçe merkezine, 14 km. uzaklıktadır. Denizden 650 metre yüksekliktedir. Antik Latmos dağ sırasının güneybatı bölümündedir. Bir antik kent olmaktan çok, bağımsız bir kutsal alan, bir kült merkezi olarak tasarlanmıştır.
Yolu iyi durumdadır
Ülkemizin, en iyi korunmuş antik kentlerinden biridir. Kayralıların, ikinci kralı, Mozolus burada doğmuş ve kral olduğunda, burayı başkent yapmıştır. Daha sonra ise, başkentini, harika mozolesini yaptırdığı, Halikarnassos’a taşımıştır.
Labranda: Zeus Labrandosun kutsal alanıdır. Antik dünyada tapınaklar tanrının evi olarak kabul edilmekteydi ve bu bağlamda Labraunda, sahip olduğu anıtsal tapınaklar ve bağlantılı yapıları ile Zeus Labraundos’un (Labraunda’lı Tanrı Zeus) evidir.
Burası muhtemelen kendi rahipleri tarafından yönetilmekte ve çevre yerleşimlerinin tamamına ait bir hac yeri olarak kabul görmekteydi. Buraya ulaşmak ve dini ritüellerini yerine getirmek isteyen Karyalılar, Milas’tan başlayarak 14 km boyunca devam eden, 8 metre genişliğindeki taş kaplamalı “Kutsal Yol” u büyük kortejler halinde ve coşku ile geçiyorlardı. Kutsal alan her yıl, büyük dinsel bayramlar için gelen ziyaretçileri 5 gün boyunca ağırlıyordu.
Bu bölgede: MÖ.600 yıllarından itibaren yerleşim bulunduğu öğrenilmiştir. Bu kutsal alanda yapılan araştırmalarda: MÖ.497 yılında, Karyalılar ile Persler arasında bir savaş yapıldığı ve Kayralıların yenildiği görülüyor.
MÖ.355 yılında, Labrandada yapılan kurban şöleninde: Karya kralı Mousolos, kendisine yapılan bir suikastten son anda kurtulur.
Bunun üzerine
Burada bir dizi yeni yapılanmaya gidilir. İlk önce: Hekatomnid yapı projesini hayata geçirmek için büyük mermer bloklarının taşınması gerekir ve Milas ile Labraunda arasına taş döşeli bir yol inşa ettirir. Suni teraslar, küçük bir Dor bina, anıtsal merdiven, iki geniş ziyafet salonu, sundurmalı yapı, stao ve çevresi sütunlu Zeus Tapınağı gibi yerler yapılır.
Mousolos öldüğünde kardeşi ve karısı olan Artemisia, Kraliçe olur. Ancak kendisi, Karya hükümdarı olarak sadece 2 yıl kalır. Ünlü antik dönem yazarı Strabon: kocasının acısına dayanamayan Artemisia’nın MÖ 351 yılında öldüğünden söz eder. (Kocası için yaptırdığı; dönemin sanat harikası mezar anıtı halen Londra British Museum’da sergileniyor.)
Artemisia&dan sonra Karya Kralı ve Satrapı olarak Anadolu’nun en zengin adamı olarak yazılan İdrieus başa geçer ve MÖ 344 yılına kadar ülkeye hükmeder. İdrieus, imar faaliyetlerini sürdürür, ilk olarak tapınağı genişletir. Ancak, MÖ.344 yılında, İdreus’un ölümü sonrasında, bu imar faaliyetleri biter.
Helenistik dönem sonrasında, şehir eski canlılığını kaybeder. Ancak, MS 1’nci yüzyılda Lbraunda yeniden önem kazanır. İmar çalışmalarında en göze batanı: ziyaretçilere hem ruhani hem de fiziki arınma imkanı sağlamak için tapınak girişleri arasına yapılan hamamdır. MS 2’nci yüzyılda, alana ticari ve dini yapılar eklenmeye devam edilir. MS. 4.yüzyılda: bölgede büyük bir yangın olur ve kutsal alanın, kült yeri olarak kullanılması sona erer.
Gelelim günümüze
Antik dönemde: Mylasa ve Labranda arasında, 8 metre genişliğinde ve 12 km. uzunluğunda kutsal bir yol vardı. Burası, zamanında, Mylasa’nın (bugünkü Milas) dinsel merkezi olarak kullanılan Labranda ile arasındaki bağlantı yolu idi. Günümüzde: bu kutsal yolun döşeme izlerini görmek mümkün.
Alana giriş, güney ve güneydoğuda bulunan iki giriş kapısından sağlanıyor. Bunlardan biri: “Dor binası” olarak isimlendirilen, dikdörtgene yakın ve düzensiz oluşumuyla dikkati çekiyor. Kuzeye dönük, 4 sütunlu, mermer cepheli. Roma döneminde, bu yapı, hamam kompleksinin içine dahil edilmiş.
Propylon bölgesi
Kuzeyde, uzun odalara açılan bir duvarla sınırlanıyor. Bu uzun odalar: depo veya hazine odaları olarak kullanılmış. 12 metre genişliğindeki merdivenlerle, orta terasa ulaşılıyor. Burası: Hekatommos sülalesinin başlattığı ilk yapıdır. Mabet benzeri bir binadır. Burada, büyük olasılıkla: Mausolosun karısı ve kız kardeşi olan Artemisia’nın ve belki de Zeus’un heykellerinin saklandığı düşünülüyor.
En üst terasta
Zeus Mabedi bulunuyor. Mabet: doğu yönüne dönük. Cephede 6 ve yanlarda 8 olmak üzere, bir sıra sütun dizisi bulunuyor. Bu sütunlu mabet: İdrieus tarafından takdis edilmiş. Mimar Pytheos tarafından yapıldığı düşünülüyor. Evet, burası yerleşimin en iyi korunagelen yapısıdır. Güney duvarı, döşeme seviyesinden 8 metre yüksekliğindedir.
Kutsal alanın kuzeyinde, dik bir yokuş var. Bunun güney yamacında, mabedin üzerinde 15 metre uzunluğunda, bir mezar var. Mezar odası ve girişi: çıkıntılı tonozdur. Çatı: Dor düzeninde, granitten yapılmıştır.
Kutsal alanın, batısında, 200 metre uzaklıkta: stadyum bulunuyor. Bu bölüm, kentin Roma döneminde yapılmış. Stadyumun arkası, istinat duvarı ile sağlamlaştırılmış. Her iki başta da, yarışların başlama ve bitiş taşları bulunuyor. Bunları günümüzde de görebilirsiniz. Kutsal alanda yapılan, 5 günlük şölenlerde, burada yarışların düzenlendiği düşünülüyor.
Kehanet ve su
Şehirde su işlevselliğiyle ön plana çıkmıştır. Hatta: burada “hydrophoroi” yani “su testisi taşıyan kadın” heykelcikleri bulunmuştur. Buna bakarak: şehrin Zeus tapınımından önce, Ana Tanrıça Kybele için bir kült yeri olduğu düşünülmektedir.
Ancak: burada suyun kehanetle ilişkisi de yoğun olarak izlenmektedir. Çünkü: şehir, bir kült alanı olmasının yanında aynı zamanda bir kehanet merkeziydi. Çünkü, MS 1’nci yüzyılda, antik dünyada birçok yerde, birçok kehanet merkezi vardı.
Arkeolojik verilere göre: Labraunda’da içinde süslü ve kutsal balıkların bulunduğu bir havuz varmış. Bu balıklara bir soru sorulur, ardından suya atılan yemleri yeyip yemediklerine bakılırmış. Yemleri yediklerinde “evet” ve yemediklerinde ise “hayır” olarak sorunun cevabı verilirmiş. Bu havuzdan evet yanıtı alındığında, havuza: altın takılar, bilezik ve küpeler atılırmış. Ünlü filozof ve devlet adamı Plinus: Labraunda’da yılan balıklı bir gölcük olduğundan söz etmiştir.
Evet, Labranda bölgesi kazıları
1948 yılında, İsveç Üniversitesi elemanları tarafından başlatılmış ve günümüze kadar devam etmiştir. İsveçli arkeolog Prof Axel Persson, tunç çağı buluntularını tespit etmek için geldiği Milas’tan, Labraunda’yı keşfederek ayrılmıştır.
Gerek Zeus Tapınağının dayanıklı temelleri ve gerekse kutsal balıkların havuzu olan mermer bir yapı, toprak altından henüz çıkarılamamıştır. Tapınak alanının üzerindeki yamaçta çıkarılanlar arasında: 2 metre kalınlığındaki duvarı olan ve “Andron” ismi verilen erkekler kulübü ve içinde, 3 adet, lahde benzeyen yapı ile birlikte bulunan bir abide benzeri mezar var.
Muğla Milas EuromosMuğla Milas Euromos
EUROMOS
Milas-Söke karayolunun 12’nci km. dedir. Ana yol tam ortasından geçmektedir. Özellikle: antik kentin tapınağının sütunları, yoldan geçerken rahatlıkla görülebiliyor. Bu sütunlar yüzünden, yöre halkı, buraya: “Ayaklı” ismini vermiş.
Karia’nın önemli kentlerinden bir tanesidir. Antik dönemde önemli yolların kavşağında bulunması, kıyı Karya’yı iç Karya’ya bağlaması nedeniyle önemlidir.
Evet, şehrin ismine: tarihte ilk kez, MÖ.5.yüzyılda rastlanıyor.
Bu tarihte, Perslere karşı kurulan Attika-Delos Deniz Birliğine vergi veren şehirler listesindedir.
Euromos şehri: Mylasa ile vatandaşlık anlaşması yapar. Zaman zaman ise, Herakleia şehrinin saldırılarına maruz kalırlar ve Mylasa şehrinin yardımını isterler.
Likya egemenliği, arkasından Perslerin bölgeyi işgaliyle birlikte karmaşık bir süreç, daha sonra yapılan barış antlaşmasıyla Pers egemenliğinin kabullenilmesi, Büyük İskender ve sonrasında generalleri tarafından bölge değişik güçler tarafından el değiştirir. Sonra Romalılar bölgeye gelir ki, bugün kalıntıların büyük kısmı Roma dönemine aittir. Özellikle tapınak öne çıkar. Sonra Bizans dönemi, sonra Türk Beylikleri dönemi (14’ncü yüzyıldan sonra Menteşe Beyliği yöreye hakim olur) olur.
Şehrin Bizans döneminden sonra yerleşime sahne olmadığı görülür. Bu bir şans, çünkü her yeni gelen topluluk, kendinden önceki kalıntıları değiştirerek ve tahribata uğratarak kullanır. Bizans’tan sonra yerleşim olmaması kalıntıların iyi durumda kalmasını sağlamıştır. Ancak kalıntıların ve özellikle mermerlerin büyük bölümü, kireç ocaklarına götürülmüş ve yok edilmiştir.
Yazılı kaynaklarda, Heredot buradan söz eder. Nis denen bir kişi öne çıkar. Bu kişi, kehanet merkezleri arasında bilgi alışverişi yapan veya kehanetlerin çözümlenmesine yardım eden kişidir. Heredot, bu kişiye Europos ismini verir. Çünkü Trakya’da Karca bir yazıtı okuması, Karca bilmesi ve ilaveten Europoslu olması, bu şahsın Euromoslu olduğu kanaatini uyandırır.
Neden Europos değil de Euromos? Çünkü Atika-Delos listelerinde ve bazı yazıtlarda kentin ismi Europos olarak geçer. Dolayısı ile Europe, kentin ismi, Euromos ise yakın bölgeye verilen isim olarak kabul görür.
Euromos, MS 4’ncü yüzyıldan itibaren karşımıza çıkar. Bu büyük ölçüde Pers Saprapı Mousolos’un bölgeyi Helenleştirme politikasının neticesi olarak verilmiş bir isim olmasıdır.
Kalıntılar ve surların içindeki yerleşime bakılınca, Euromos’un antik dönemde önemli bir yerleşim olduğu kesindir.
Euromos şehrinde, Zeus Lepsynos tapınağının UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesine dahil olması için çalışmalar sürdürülmektedir. Eğer asıl listeye girerse, özellikle Avrupa’dan önemli destekler alınır ve destinasyon olarak bütün dünyaca bilinir.
Günümüzde, antik şehirde görülebilecek kalıntılar şunlar: İmparator Hadrianus zamanına tarihlenen, Zeus Tapınağı. Bu tapınakta yapılan kazılarda, MÖ.6.yüzyıla ait kalıntılar bulunmuştur.
Tapınağın cephesindeki 8 sütun, günümüzde hala ayaktadır. Sütunların diğerlerinin de ayağa kaldırılması için çalışmalar sürdürülmektedir. Sütunlar üzerindeki kitabede: tapınağın yapımında para yardımında bulunanların isimleri yazılıdır.
Bunun dışında: surlar, tiyatro, agoradaki lahit mezarlar görülebiliyor. Tiyatronun, beş sırası görülebiliyor. Tapınağın karşısındaki yamaçlarda dolaşırsanız, sur kalıntılarını görebilirsiniz.
Muğla Milas IassosMuğla Milas IassosMuğla Milas Iassos
IASSOS
Kıyıkışlacık köyündedir. Maalesef, burada da, köy, antik şehir kalıntılarının hemen üzerine kurulmuştur. İlçe merkezine: 18 km. uzaklıktadır. Eskiden buraya yalnızca deniz yolu ile ulaşılıyorken, günümüzde karayolu bağlantısı da bulunmaktadır. Antik şehir: kıyıya çok yakın, kayalık küçük bir ada ile bu adanın karşısındaki alanda kurulmuştur. Adanın çevresi 2.5 km. ve yüksekliği 70 metredir. Zamanla, ada karayla birleşerek, yarım ada halini almıştır.
Ören yerinin girişinde: tabelalar ile, aydınlatıcı bilgiler verilmiş. Ancak, dediğim gibi, antik kent kalıntıları; gerek köylüler ve gerekse hayvanları tarafından, işgal edilmiş durumda. Biz yine de, İassos kentini anlatmaya devam edelim.
Kent: MÖ.9.yüzyılda, Argoslu kolonistler tarafından kurulmuştur. Daha sonra Milet şehrinden gelen göçmenler, kente yerleşmişlerdir. Bu yörede bulunan sikkelerde: sakallı bir kişinin başı üzerinde “kurucu İassos” diye yazdığı görülmektedir. Bu nedenle, şehrin adının buradan geldiği düşünülmektedir.
Bunların yanında: bölgede yapılan arkeolojik araştırmalarda: Miken çömleği, Miken evleri bulunmuş ve yerleşimin çok daha eskilere kadar gittiği değerlendirilmiştir.
Muğla Milas Iassos
Şehrin en önemli tanrıları
Apollo ve Artemis’tir. Şehirdeki kabartmalardan birinde: Artemis, Astias’ı gösterir. Bu yerel tanrıça: Astias isimli bu yerel tanrıça: Artemis’e benzemektedir. Şehirde, bu iki tanrı dışında tapınılan Diyonizos adına ise, festivaller düzenlenir. Bu festivallerde: müzik ve tiyatro gösterileri sunulur.
Şehir: tarihi süreç içinde: Perslerin, Ispartalıların eline geçmiş ve MÖ.403 yıllarında yağmalanmıştır. MÖ.386 yılında yapılan kral barışı ile, şehir, yine Pers egemenliği altına girer. Daha sonra ise, İskender, saldırarak burayı ele geçirir. MÖ.201 yılında, Makedonya kralı V. Philiph, MÖ.219 yılında Roma imparatorluğunun egemenliği görülür.
Romalılar döneminde, imparatorluğun bölgedeki en güçlü üçüncü şehri olur. Ancak, her ne kadar özel bir koruma alanına sahip olsa da, kent, uzun süre herhangi bir ulusun egemenliği altında kalmamıştır. Şehrin en dikkati çeken yerlerinden biri olan surları ise, 19.yüzyıla kadar sağlam olarak gelmiş olsa da, günümüzde bu surlardan eser kalmamıştır.
Bunun dışında, İassos şehri, döneminde, bulunduğu konumun çok imtiyazlı olması, ünlü mermeri ve balıkçılık ile öne çıkmıştır. Antik çağlarda, bir ada üzerinde bulunan İassos şehri, bölümün başında söz ettiğim gibi, günümüzde bu adanın ana kara ile birleşmesi sonucu, anakaradan ulaşım mümkün hale gelmiştir.
Burada görebileceğiniz kalıntılar şunlar:
Zeus Megistos Tapınağı: kentin doğu bölümündedir. Burada: bir adak yapısı yani kutsal bir yer var.
Tiyatro: Zeus Tapınağının üstündedir. Kentin ortasında bulunan yükseltinin kuzey-doğu yamacındadır. Helenistik geleneklere göre kurulan yapı: Zopatros tarafından, Roma döneminde onarılmıştır. Tiyatro duvarındaki yazılarda: oyuncular, müzisyenler ve bu etkinliklere destek veren kişilerin isimleri yazılıdır.
Seyirciler kısmı, yuvarlatılmış kesme bloklardan yapılmıştır. Sıralar ise, beyaz mermerdir. Günümüzde yıkık durumda olan sahne binası ise, daha sonraki dönemlerde yapılmıştır.
Kale: kentin en üst noktasındadır.
Hıristiyanlık döneminden kalmadır. Limana hakim durumdaki kalenin içinde, tipik bir ortaçağ kulesi ve büyük bir sarnıç bulunmaktadır. Kale duvarları, dıştan yuvarlak ve kare kalelerle desteklenmiştir.
Agora: Kent meclisi olarak kullanılan yapı: daire biçimli orkestra ve onun arkasındaki dört merdivenli, üç bölüme ayrılmıştır. Oturma sıralarının altları, tonozlarla desteklenmiştir. Agoranın çevresini saran stoalarda bulunan yazıtlara göre, yapım tarihinin, MS.130 yılları olduğu düşünülüyor. Agoranın, güneybatı köşesindeki geniş düzlükte, Artemis Astias Tapınağı bulunuyormuş.
Anıtsal Mezar: şehirdeki ilginç yapıların başında gelmektedir. Mezar odasının üzerinde, küçük bir korint tapınağı var.
Balık Pazarı: Roma dönemine ait, en ünlü mezar, halk arasında balık pazarı olarak bilinmektedir. Balık pazarı anıt mezarı: 1995 tarihinde “Balık Pazarı Açıkhava Müzesi “ olarak ziyarete açılmıştır. İassosta yaşayanların balık düşkünlüğünü, ünlü coğrafyacı yazar Strabon şöyle yazmaktadır.”
Bir gitar konserini dinleyen İassoslular, balık satışının başladığını bildiren kampana sesini duyunca, konseri bırakıp, balık pazarına inerler. Yalnız, kulağı ağır işiten biri kalır. Sanatçı, yerinden kalkar ve bu tek dinleyiciye doğru ilerler.
“Bana gösterdiğiniz hürmet ve müzik sevginiz karşısında minnettarım. Çünkü, kampana vurur vurmaz, sizden başka herkes kalkıp gitti” der. Adam “ Ne diyorsun, kampanamı çaldı? Öyle ise, bana da müsaade” diyerek, pazara doğru koşmaya başlar.
Şehirde yapılan kazılarda bulunan pek çok para üzerindeki “Yunus balığını” gösteren resimler: ünlü İassos efsanesini anımsatır. Bu efsaneye göre: “ Yunus balığı ile çok iyi bir dostluk kuran İassos’lu bir çocuk, hem Plinius ve hem de Aelian tarafından zikredilir.
Plinyus: Büyük İskender’in, bu hikayeden çok etkilendiğini ve İassos’lu bu genci yanına aldığını ve hatta onu deniz tanrısı Poseydon’un rahiplerinin başına getirdiğini anlatır.
Son olarak: İassos bölgesini ziyaret ederseniz, müzede satılan küçük taş ve seramik heykelciklerden satın almayı unutmayın, güzel bir anı ve hediyelik olarak kullanabilirsiniz.
Muğla Milas BargyliaMuğla Milas BargyliaMuğla Milas Bargylia
BARGYLİA
İlçe merkezine, 25 km. uzaklıkta, Boğaziçi köyündedir. Eski bir Karia kentidir. Kentin adı: halk dilinde “Varvil”dir. Karya dilinde ise, kentin adı “Andanos” tur. Kentin isminin: MÖ.2000 yıllarında, Luwi veya MÖ.1000 yıllarında Karia dilinden geldiği ve “yüksek yer” anlamında kullanıldığı tespit edilmiştir.
Yine de, antik dönemlerde, şehir isimlerinin efsanelerle bağlantılı olduğu bilinmektedir. Bu şehre ait efsane ise şöyledir: “Bellerophon’un yakın arkadaşı Berglos, kendisinin kanatlı atı Pegasus’un attığı bir çifte ile ölür. Buna çok üzülen Bellarophon, arkadaşının anısına, bu kenti kurar ve kente, onun ismini verir. Bu yüzden, Barglia şehrinin sikkeleri üzerinde, Pegasus tasvirleri bulunur.
Tarihi süreç içinde, kentin ismine ilk kez: MÖ.5.yüzyılda kurulan Attika-Delos Deniz Birliğine ödenen vergi listesinde rastlanır. Büyük İskender’in, Karia bölgesini ele geçirmesinden sonra, kent, üs olarak kullanılır. MÖ.3.yüzyıldan sonraki dönemde gelişme gösteren kent, bu dönemde özellikle: Artemis Kindyas Tapınağına sahip olması ile ün kazanır. Helenistik dönemde de, kentin önemi vurgulanır ve Bergama krallığının donanmasının, kent limanından yararlandığından söz edilir. Hıristiyanlık döneminde ise, kent bir piskoposluk merkezi olarak öne çıkıyor.
Bir zamanlar deniz kıyısında bulunan kent önünde, zamanla bataklık oluşur. Bu bataklık, Osmanlı döneminde tuzla olarak kullanılır. 17.yüzyılda, burayı ziyaret eden Evliya Çelebi: Tuzla’da üretilen tuzun lezzetinden söz eder ve bu tuzun Batı Anadolu’da tüketildiği gibi, Fransa’ya ihraç edildiğini de yazar.
Kent ören yerinde
Bizans döneminde, savunma duvarları yapılmıştır. Bu duvarlar, kalıntılar boyunca uzanan tepelik üzerinde dağılmıştır. Kuzeye bakan bölümde ise: Helenistik bir tiyatro ve tapınak alanları görülmektedir.
Özellikle: Arthemis Kindyas’ın çok saygı gördüğü bu kentte, alçak bir tepeciğin kuzeyindeki kalıntılarda, Roma izleri açıkça görülmektedir. Kabartmalı sunak üzerinde, uzun elbiseli, elinde oku ile Arthemis Kindysos, Lir çalan Apollon ve uzun pelerinle bir erkek tasvir edilmiştir.
Bu erkek, kente adını veren, Bargyolos’tur. Tiyatronun güney duvar parçaları günümüze ulaşmıştır. Cavea’nın parçaları ise, yerlerinden sökülerek başka yerlerde kullanılmıştır. Oturma sıralarından günümüze herhangi bir iz kalmamıştır.
Muğla Milas Heraklia-LatmosMuğla Milas Heraklia-LatmosMuğla Milas Heraklia-Latmos
HERAKLİA-LATMOS
Heraklia antik kentin kalıntılarına, günümüzde: Bafa gölünün, Bodrum yönündeki bitiminden, Çam içi köyünden dönülüp, 9 km. lik asfalt bir yol ile varılıyor. Kentin ilginç bir mitolojik hikayesi var. Şöyle ki: “Ay tanrıçası Selene; bir gece burada uyuyan çoban Endymion’u görür.
Ona aşık olur. Zeus; Selene’nin aşkını kıskanır ve genç çobana, öfkeyle bir ceza verir. Çobanı: hiç uyanmamaya, sonsuz bir gençlik uykusunda uyumaya, mahkum eder. Evet, çoban Endymion, o tarihten bu yana, hiç uyanmadan aynı yerde kalmıştır. O derin uykusunda düşler görürken, ay tanrıçası Selene, her gece gelip yanında yatarmış. Selene, Endymion’a, tam 50 çocuk doğurmuş. “
Burası, antik dönemde liman kenti olarak kullanılmış. Günümüzde ise, ön bölümünde “Bafa gölü” ve arkasında ise, antik dönemdeki ismiyle, Latmos dağları (günümüzdeki ismi: Beş parmak dağları) uzanmaktadır. Bilinen tarihi: MÖ.7.yüzyıla kadar uzanmaktadır. Helenistik ve Roma dönemlerinde parlayan kent, deniz ticaretiyle zenginleşmiştir.
Kent: yarı tanrı Herakles adına istinaden: Herakleia adını almıştır. Surları; 6.5 km. uzunluğunda ve 26 kule ile desteklenmektedir. Bu derece görkemli surlar ve kuleler: şehrin savunmasına verilen önemi ifade ediyor.
Kent: düzenli bir plana sahiptir. Athena Tapınağı: bir kaya üzerindedir. Mermer yazıtından kolaylıkla görülmektedir. Agoranın doğusundaki bir ev avlusunda: Boulevterion bulunmaktadır. Kent: Bizans döneminde, piskoposluk merkezi olarak kullanılmıştır. Buranın kutsal alanı, Hıristiyanlık döneminde de kutsal sayılmıştır.
Antik kentte: günümüzde, çam içi köyünün gençleri tarafından, eşeklere binilerek, yaklaşık 5-6 saat süren turlar düzenleniyor. Arap Avlusu denilen bölgedeki, antik tiyatro kalıntıları görülebiliyor.
Antik kentte, bugün görebileceğiniz kalıntılar şunlar: Athena Tapınağı, Agora, Surlar, Mezarlar, Tiyatro, Bouleterion, Endiymion Tapınağı, Yediler Manastırı, adalarda kilise ve manastır kalıntıları görülebiliyor.
Muğla Milas KeramosMuğla Milas Keramos
KERAMOS
Bodrum-Milas karayolu üzerinde, Beçinkale yoluyla ayrılan yerde, 45 km. lik asfaltla ulaşılır.
Eski adı: Gereme ve yeni adı “Ören Gökova”dır. Antik dönemde: Keramos kenti, Kayralıların Krysaor birliğinin bir üyesidir. Adının anlamı ise: “Çömlek” tir. Helenistik dönemde, kent, Rodos egemenliği altındadır. MÖ.129 yılında, Roma döneminde, kent, Romanın Küçük Asya eyaleti içinde yer alır ve daha sonraki dönemde, giderek önemini kaybeder.
Günümüzde burada görülebilecek kalıntılar şunlar: Meşekayası dağları üstünde, sur duvarları ve kayalık bir terasta bulunan ve yerel halk dilinde “Bakıcak” diye bilinen yerde, kentin iki önemli tapınağı bulunmaktadır. Bu tapınaklar, 25 metreye varan uzunlukları ile dikkati çekmektedir.
Kurşunlu yapı, taşları birleştirmek için kullanılan kurşun zıvanalar nedeniyle, bu ismi almıştır. Teras duvarlarının doğu bölümü yıkılmıştır. Terasın üstündeki düzlemde ise: Korinth ve İyon düzeninde, yapı parçaları bulunmaktadır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler rotamızda ilk yer “Karagözler Mahallesi” dir.
KARAGÖZLER MAHALLESİ
Fethiye Merkez Gezilecek Yerler, ilk Mahalle: Birinci Karagözler ve İkinci Karagözler diye iki kısma ayrılır. Her iki Karagözler bölümleri de, iki ucundaki dik yokuşlarla birbirine bağlanan, denize paralel ikişer sokaktan oluşur. Bu teraslanmış yapısı nedeniyle, evlerin çoğunun önü açıktır ve deniz görür.
Karagözler, yazları serin ve kışları ise oldukça soğuktur. Ancak unutmamak gerekir ki yaz döneminde Fethiye sıcaktan kavrulurken buranın serinliği insanları buraya çekiyor.
Çünkü sırtını dağa vermiştir ve denizin rüzgarı burayı fazla etkilemektedir. Güneyi kapatan tepeler nedeniyle az güneş alır.
Özellikle güneş almayan evlerin, kışın çok soğuk olduğu söyleniyor.
Yörede oldukça fazla İngiliz nüfus bulunuyormuş.
Birinci ve İkinci Karagözler plajlarında, denizde asla dalga olmaz, yüzmek için oldukça idealdir.
Fethiye Merkez Gezilecek Yerler, Karagözler mahallesinde: Kuleli ve Boncuklu gibi koylara ulaşmak oldukça kolaydır. Hatta, Fethiye merkeze, bisiklet ile 3-5 dakikada gidilebilir. Çalış plajı 15 dakika uzaklıktadır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler
Fethiye Kürek Yarışları Kamp Alanı
Plajda, Belediyeye ait “Kayıkhane Tesisi” bulunmaktadır. Burada her türlü su sporu yapılabilmektedir. Hatta her yıl geleneksel olarak 9-10 Şubat tarihlerinde burada “Akdeniz Kupası Kürek Yarışları” yapılır. Burada 1000 metrelik parkur bulunuyor.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Aşıklar Tepesi
AŞIKLAR TEPESİ
Fethiye Merkez Gezilecek yerler, Fethiye ilçe merkezindeki Aşıklar Tepesi, Karagözler Mahallesinden başlar ve Kesikkapı Mahallesinde biter. Burası bir seyir terasıdır.
Dağ üstünde kalan uzun yol kısmı “Aşıklar Tepesi” olarak isimlendirilir.
Burada özellikle akşamları, Fethiye merkezinin muhteşem bir manzarasını görmek mümkündür.
Tepede, piknik masaları bulunmaktadır.
Gençler genellikle otomobil ve motosikletleriyle çıkıp, ilçeyi kuş bakışı izlemektedirler.
CUMHURİYET MAHALLESİ
Fethiye Merkez Gezilecek yerler, Cumhuriyet Mahallesi, şehir merkezinin mahallelerinden biridir.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Balık Pazarı
BALIK PAZARI
Fethiye Merkez Gezilecek Yerler den Cumhuriyet Mahallesinde 96 Sokakta bulunan Balık Pazarının ilk kuruluş yılları, 1957 yılına kadar gidiyor. O yıllarda, burada sadece haftanın Salı günleri kurulan bir Pazar var ve pazarda, çevreden gelen üreticiler ürettikleri ve yetiştirdikleri ürünleri satıyorlardı.
Yine o yıllarda, çarşı içinde “Balık Taşı” denen bir yer vardı ve balıkçılar orada kendi tuttukları günlük balıkları satıyorlardı. Daha sonra burası kasapların yoğunlukta olduğu bir yere dönüşünce “Kasaplar Çarşısı” ismiyle anılmaya başlandı.
1999 yılında ise çarşıda balık satan dükkanlar artmaya; kasaplar ve peynir satan dükkanlar yerini balık pişiren meyhanelere bırakıyor.
Ancak aynı dönemde burada Türkiye’de benzeri olmayan bir uygulama da başlıyor.
Burada “balığını al, pişirmesi bedava” diye bir sistem devreye sokuldu.
Çember şeklindeki restoranların ortasındaki avluda: balık pazarı bulunuyor. Balık pazarından satın aldığınız balık tezgahta temizleniyor ve oturduğunuz restorana getiriliyor, burada cüzi bir pişirme parası verdiğinizde balığınız pişirilip size servis ediliyor. Öncesinde ise, oturduğunuz restoranda yöreye has mezeler servis ediliyor. Tabii isteyenler için alkollü içecek servisi de vardır.
Evet, sonuç olarak günümüzde burada açık havada faaliyet gösteren 10 tane balık restoranı bulunuyor.
Evet sonuçta restoranlar, burada balık dışındaki ilave harcamalarınızdan, meze ve salatalar ile ve özellikle içeceklerinizden para kazanıyorlar. Fiyatlar da pek fazla aşırı değildir ama yine de sipariş vermeden önce fiyatları kontrol etmenizi öneririm, aksi halde yüksek faturalar ödeyebilirsiniz.
Mezeler ve salatalar gayet lezzetlidir. Çalışanlar da ilgilidir. Zaten ilçe merkezinde akşam saatlerinde en kalabalık yer burasıdır. Özellikle sezonda burada yer bulmak mümkün değil.
Ama sonuçta burası deniz kıyısı bir yer, balık yemek ve deniz ürünlerinden tatmak da ziyaretçilerin en büyük tercihlerindendir.
Son bir not, balık sevmeyip de ortamı görmek isteyenler de burayı ziyaret edebilirler, balık sevmeyenler için et, köfte ve tavuk gibi değişik ürünler de servis ediliyor.
Evet burası zaman zaman aşırı kalabalık oluyor, burayı ziyaret etmek isterseniz biraz erken gitmenizi öneririm.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Paspatur
PASPATUR
Cumhuriyet Mahallesinde 45 Sokaktadır.
Fethiye Marina’dan yürüyerek buraya ulaşabilirsiniz.
İsmini: yüzyıllardır ortasından akan “Paspatur suyundan” almıştır. Eskiden evlerde buzdolabı olmayan dönemlerde, halk suyu testilere doldurup soğuması için paspatur suyunun içinde bekletirmiş. Çevredeki esnaf ise, gündüz pazardan aldığı meyvesini, kavun ve karpuzunu soğuması için suya koyar, akşam evine soğuk götürürmüş.
Evet, günümüzde ördekli havuzun bulunduğu yere “Paspatur Suyu” deniliyor. Havuzun yanında bir kahve bulunuyormuş. Şehrin eşrafı, bu kahveyi yoğun olarak kullanıyormuş.
Ördekli havuzun yanından kaynayan su, üstü açık kanallarla evlerin önünden geçerek denize bağlanıyordu. Evlerde kullanılan su ise bu kanallara dökülerek denize ulaşıyordu.
Yörede yaygın söylentiye göre: Paspatur suyunu için herkes tekrar Fethiye’ye gelirmiş ve hatta buraya yerleşirmiş.
Ancak, yukarıda belirttiğim gibi evlerdeki kullanılan sular, evlerin önünden geçen kanallara dökülüyormuş yani bu suyun içilmesi, muhtemelen ördekli havuzun yanındaki kaynaktan içildiği tahmin ediliyor, yani hijyen nedeniyle suyun içilmesinin pek mümkün olmadığı söyleniyor.
Gelelim Paspatur kelimesinin anlamına:
Paspatur kelime anlamı “Eski Kent” demektir.
Ancak buranın ismiyle ilgili bir başka bağlantı da söyleniyor. Şöyle ki, 1800’lü yıllarda burada bulunan krom madeni Fransızlar tarafından işletilmektedir, “Paspatur” kelimesi de Fransızca “geçmek, adımlamak, turlamak” anlamındadır.
Fethiye yöresinin en eski yerleşim yeridir.
Burası denize yakın olması nedeniyle, Fethiyeli tüccarların ticarethaneleri buradaymış.
Cumhuriyetten sonra mübadele nedeniyle, Rumlar buradan ayrılınca evlerini boşaltmışlar, bu evlerin bir kısmı bölgede üretilen mahsuller (palamut, tütün, susam gibi) için depo olarak bir kısmı ise marangoz, demirci ve tamirci olarak kullanılmıştır. Tüccarlar tarafından burada depolanan ürünler, bir süre sonra gelen gemilerle başka yerlere gönderilirmiş.
Daha sonra ise bu ahşap cumbalı evler restore edilmiş ve günümüzdeki otantik çarşı oluşturulmuştur.
Çarşının ortasından su kemeri geçmektedir.
Günümüzde burada: hediyelik eşya dükkanları, halıcı ve kilimciler, kuyumcular ve butikler bulunmaktadır. Şemsiyeli sokak oldukça fazla ilgi çekmektedir. Önceki yıllarda yöreye gelen turistler bütün alışverişlerini buradan yaparlarmış. Ancak sonraları Belceğiz, Çalış ve Hisarönü yörelerinde kendi çarşıları açılınca, burası eskisi gibi yoğun tercih edilmez olmuştur.
Ayrıca barlar, restoranlar ve kafeler vardır ve akşam saatlerinde burada yoğun kalabalıklar görülür.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Hamamı
Fethiye Hamamı
Burada bir de “Fethiye Hamamı” bulunuyor. Hamam Sokak 4 numaradadır. Hamam Osmanlı dönemi yapısıdır. 1891 yılında yapılmıştır. Günümüzde de hamam olarak hizmet vermektedir.
Eski Camii
Caminin 1791 yılında inşa edildiği söyleniyor, yani Fethiye merkezinde günümüze ulaşan en eski yapılarından birisidir. Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılmıştır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Kalesi
FETHİYE KALESİ
Çarşı caddesinde ilçe merkezine 2-3 km uzaklıkta, kaya mezarlarının yanında, şehre hakim bir tepe üzerindedir. Kaleye ulaşmak için son bölümde 40-50 basamak çıkmak gerekir. Ancak kalenin çevresinde oldukça fazla kayalık alan bulunmaktadır ve bunlar tehlikeli olabilmektedir.
Çoğu burcu ve duvarı yıkık durumdadır.
Kayıtlarda, Roma döneminden kaldığı yazılıdır. Daha sonra ise, MS 15’nci yüzyılda Rodos Şövalyeleri tarafından onarılıp kullanıldığı tahmin edilmektedir.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Kalesi
Kalenin üzerinde oldukça büyük bir Türk bayrağı, şanlı bayrağımız dalgalanmaktadır.
Buraya çıkarsanız, sadece muhteşem güzel bir Fethiye manzarası izleyebilirsiniz. Bunun haricinde kale de sadece, duvarlara oyulmuş birkaç yazı ve tarihi belirsiz birkaç sarnıç bulunmaktadır. Harabeye dönmüş haldeki kalenin ayakta kalabilen kuzey kısmındaki surların temel hizasındaki taşlarından bazılarının Helenistik, bazılarının ise Roma dönemine ait olduğu görülür.
Kalenin yanında “Amintas Kaya Mezarları” bulunmaktadır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Amintas Kaya Mezarları
AMİNTAS KAYA MEZARLARI (KRAL MEZARLARI)
Kesikkapı Mahallesindedir. Giriş ücretlidir, giriş ücreti 10 TL. dir
Kaya Mezarları: Telmessos antik kentinin hemen yanında Fethiye güneyindeki dik kayalık yamaçtadır. Buraya ulaşmak için, yaklaşık 100 basamak çıkmak gerekir. Özellikle en görkemli mezar olan Amintas mezarına ulaşmak için oldukça düzgün merdivenler bulunur.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Amintas Kaya Mezarları
Bu kayalara oyulmuş mezarlar, Likya döneminden yani MÖ 4’ncü yüzyıldan kalmadır. Yani Helenistik dönem yapısıdır. Kaya mezarlarından 3 tanesi tapınak tipinde, diğerleri ise sivil mimari örnekleridir. Tapınak tipinde olan 3 mezardan en görkemli olanı: “Harpapos oğlu Amintas” a aittir.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Amintas Kaya Mezarları
Amintas Mezarı
Diğerlerine nazaran daha iyi durumda günümüze ulaşan bu mezar, halk arasında “Kral Mezarı” olarak bilinir. Kral mezarının sütunları yıpranmış olmasına rağmen yıkılmamıştır.
Soldaki sütunun orta bölümünde MÖ 4’ncü yüzyıl ve ayrıca: Herpamiasoğlu Amintas” yazılıdır. Ancak, burada ismi yazılı Amintas denen kişinin kim olduğu bilinmemektedir.
Mezar odasına açılan bölümde, dört ana panele ayrılmış bir kapı tasviri görülür. Odanın iç kısmında ise, düz ve kaba işlenmiş bir tavan ve 3 tane kline, yani üzerine ölü yatırılan sedir vardır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Amintas Mezarı
Diğer iki mezarın ise: sütunları ve mezar konturları hasarlıdır.
Kaya mezarlar, daha önceki dönemlerde soyulmuş ve Hıristiyanlık döneminde ise insanlar tarafından büyük fiziki zarar görmüşlerdir.
Telmessos antik kenti ve kaya mezarları, tarihi süreç içinde birçok kişi tarafından ziyaret edilmiştir. 1850’li yıllarda ise, Fransız Charles Texier, burayı ziyaret etmiş, anıtların çizimlerini yapmış ve anıtın sol üst köşesine “İsmini” kazımıştır.
PATLANGIÇ MAHALLESİ
CEZAYİRLİ CAMİİ
Fethiye Merkez Patlangıç Mahallesinde Cezayirli Hasan Paşa Caddesindedir.
Cami, 1791 yılında Cezayirli Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Hasan Paşa, ayrıca Kemer Köprüsü, yayla yolundaki Paşa Hanı, Yaka köyündeki su kemerleri gibi birçok yer yaptırmıştır.
Hasan Paşa: aslen Fethiye Yaka Kalelidir. Yani Cezayirli değildir. Orada Cezayir Dayısı ünvanı aldığından kendisine Cezayirli Hasan Paşa denilmiştir. Cezayirli olmadığı, Fethiye’nin Kale Köyünde doğmuş ve Türk olduğu bilinmektedir.
TAŞYAKA MAHALLESİ
Fethiye ilçe merkezinde, deniz kıyısında olmayan iç kısımlardaki bir mahalledir. Mahalle Ölüdeniz yoluna doğru olan son toplu yerleşim alanıdır. Tepelik ve merkeze uzaktır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Şehit Fethi Bey Parkı
ŞEHİT FETHİ BEY PARKI
Bölgenin en büyük parkı, daha önce bataklık olan alana yapılmıştır. Park alanı içinde: 800 metre koşu bandı, 650 metre sahil yolu, 800 metre bisiklet yolu, 5 bin metre karelik çocuk oyun alanları, seyir terası, su ve yel değirmenleri, çeşitli aktivitelerin yapılacağı büyük bir meydan bulunmaktadır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Şehit Fethi Bey Anıtı
Şehit Fethi Bey Anıtı
Yüzbaşı Fethi Bey (1887-1914) ilk Türk pilotlarından birisidir. Ayrıca ilk hava şehidimizdir. Fethi Bey ve Sadık Bey: İstanbul-Kahire uçuşunu yaparken, 27 Şubat 1914 tarihinde Şam’ın Taberiye ilçesi yakınlarında uçağı düşerek şehit olur. Mezarı Şam yakınlarında Selahattin Eyyübi Türbesindedir.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Şehit Fethi Bey Anıtı
Muğla’nın Meğri kasabasının ismi de, onun anısına “Fethiye” olarak değiştirilir. Anıt, daha önce başka yerde iken, (antik tiyatronun hemen karşısında bulunan parkın içinde) bu park alanında düzenlenen rekreasyon alanına taşınmıştır. Anıt, Helkeltıraş Onur Uslu tarafından yapılmıştır. Yüksekliği 4 metredir. Ağırlığı 2 tondur.
FOÇA MAHALLESİ
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Çalış Plajı
ÇALIŞ PLAJI
Fethiye merkeze 3 km uzaklıktadır. 10 dakikalık bir araç yolculuğu ile buraya ulaşmak mümkündür. Kumsalın toplam uzunluğu 4 km dir. Yani oldukça uzundur, neredeyse şehir çıkışına yakındır. Bu yüzden bölgede çok fazla sayıda otel ve yazlık ev bulunmaktadır. Çalış Plajı: Çalış Koruma Derneği tarafından işletilmektedir.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Çalış Plajı
Çalış isminin kaynağı: Ahmet Gazi isimli bir Osmanlı Komutanının, Çalış sahiline yakın bir yerde katıldığı bir savaş sırasında, düşman saldırıları karşısında direnen bir askere “Dayan baba, biraz daha çalış, düşmanı yenmemize az kaldı” şeklindeki sözlerinden kaynaklandığı söylenir.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Çalış Plajı
Deniz
Deniz aniden derinleşiyor, çocuklu aileler ve yüzme bilmeyenler için uygun değildir.
Deniz kum ve ince çakıllıdır, normal derinliktedir. Denizin içindeki taşlar rahatsız edici olabiliyor, bu yüzden deniz ayakkabısı ile girilmesi öneriliyor, çünkü taşlar ile birlikte denizde nadir de olsa olta, kanca vs bulunduğu da söyleniyor.
Burada deniz, Ölüdeniz’e göre daha dalgalı olduğu için deniz suyu biraz bulanıktır. Ancak bu bulanıklık kirlilik değildir.
Körfezin yapısı gereği, deniz sabah saatlerinde durgun, öğleden sonra ise biraz hareketlidir. Saat: 18.00’den sonra da durgundur.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Çalış Plajı
Buna bağlı olarak, özellikle yörenin yerlileri, burada sabah saat 10.00’dan sonra denize girmezler.
Çünkü yosunlar ve dalgalar nedeniyle denizin keyfi kaçıyor. Deniz dalgalı olduğu için dipteki kum ve taş kalkıyor ve oturmadan başka yeni bir dalga geliyor.
Bu durumda elbette çevrede birçok alternatifler bulabilirsiniz.
Burada su sporları yapabilirsiniz.
Ayrıca: burada; Nisan ayından itibaren Caretta Carettaların doğumu ve denize yürümeleri görülebilir. Plaj, Caretta Carettaların yumurtalarının korunması için Üniversiteli öğrenciler tarafından iki ay gözlemleniyor. Bu süreçteki barınma ve yiyecek ihtiyaçları ise, yöre halkı tarafından sağlanıyor. Bu dönemde, yavruların denize ulaşabilmeleri için, plaj, akşam saat 19.30 civarında kapatılıyor.
Sahil
Plaj bölümü: geniş ve güzeldir.
Ancak kum değil taşlıktır bu yüzden özellikle çocuklar sahili sevmiyorlar. Çocuklu aileler buna dikkat etmelidir.
Evet: Çalış plajı: Fethiye yöresinde, oldukça bilinen bir yer olmasının yanında, birçok sosyalleşme alanına da sahip olmasıyla öne çıkmaktadır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Çalış Plajı gün batımı
Burası, özellikle “Günbatımı” izlenmesi için oldukça uygundur. Banklara oturarak güneşin batışını mutlaka izlemenizi öneririm.
Sahil boyunca: barlar, otel ve restoranlar bulunmaktadır. Sahil boyundaki yürüyüş yolu yani “Kordon” 3 km uzunluktadır.
Akşamları burada yürüyüş yapılmaktadır.
Çünkü burada çok fazla sayıda kafe, restoran, eğlence mekanı ve hediyelik eşya dükkanları bulunmaktadır.
Çalış sahilinde 10 tane beş yıldızlı otel de vardır.
Safari ve tekne turları buradan düzenleniyor.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Çalış Kuş Cenneti
Çalış Kuş Cenneti
Çalış Kuş Cenneti, Fethiye girişindedir. Fethiye Belediyesi tarafından “Doğa Park Alanı” ilan edilmiştir.
Her yıl göçmen kuşlar ve flamingolar burada belli bir süre kalmaktadırlar.
Burada şimdiye kadar 222 ile 242 arasında kuş türü sayılmıştır. (Ancak şimdilerde bu kadar kuş türü görülmüyor.) Çünkü: alanın büyük bölümü sazlıktır. Bu bölge, canlılara zarar verilmemesi için koruma altına alınmıştır. Çalışın en ucunda “Sat” diye bir beach club var. Kuş cenneti tarafındaki bu plajın suyu çok daha durgun olduğu için daha temiz duruyor.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Şövalye Adası
Şövalye Adası
Çalış plajının karşısındadır. Eski ismi “Meğri Adası” dır. “Meğri” kelime anlamı: “uzak diyar”dır.
Ada ismini, 15’nci yüzyılda burada bulunan Rodos Şövalyelerinden almıştır. Adada: Rodos şövalyelerinin yaptırdığı kale kalıntıları ve sarnıçlar görülmektedir. İki küçük tepeden oluşan adada, antik dönemlerdeki yerleşim, Zeytinli tepenin kuzey ve güney yamaçları ve iki tepe arasındaki düzlükte olmuştur. Zeytinli tepenin kuzey yamacındaki sur duvarları, yaklaşık 1 metre kalınlığındadır. Sur duvarlarının günümüze ulaşan toplam uzunluğu ise sadece 3 metredir. Sonuç olarak, adada günümüze ulaşmış kalıntıların çoğu Bizans döneminden kalmadır ve Bizans döneminde, günümüzde olduğu gibi ada konut alanı olarak kullanılmıştır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Şövalye Adası
Fethiye körfezini ince uzun ve bir lades kemiği şeklinde kapatır. Fethiye limanını korunaklı hale getirir. Adanın doğusunda Çalış plajı, batısında Kızılada, güneyinde Fethiye ve kuzeyinde açık deniz vardır.
Sessiz ve sakinliğiyle ilgi çeker. Dinlenmek ve kalabalıktan uzaklaşmak için güzel bir yerdir.
Adada birçok canlı türü yaşamaktadır. Buraya geçmek için Çalış sahilinin başında bulunan Şat iskelesi kullanılır. Şat iskelesinden motorlarla buraya ulaşmak mümkündür. Ancak adada inerken merkeze döneceğiniz saati kaptanınızda teyit edin ve bence kaptanınızın cep tel numarasını mutlaka alınız.
Bölgeyi çevreleyen birçok adalar zincirinde yerleşim yeri olan yer adadır. Daha da ötesi ülkemizde yerleşime açılmış nadir adalardan birisi olarak kabul edilir.
Adada günümüzde 4 konaklama tesisi ve 70 bina bulunmaktadır. Çünkü Şövalye adası 1970’li yıllarda imara açılmıştır. Çalış plajı tarafından, deniz altından adaya su ve elektrik gelmektedir.
Bu yüzden özellikle yabancıların ilgisini çekmektedir. Şövalye adası, İngiliz basınında her dönem kendisine yer bulmuştur.
Yabancı turistler, adada bulunan tarihi kalıntıları da gezmektedirler.
Özel plaj alanı ve restoranı vardır. Ancak plaj taşlık ve yanınızda deniz ayakkabısı götürmeniz şiddetle önerilir. Restoran derseniz, fiyatları pahalı, bunu düşünerek restoranı değerlendiriniz.
Ada, 1994 yılında “Doğal Sit Alanı” ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Ördek Adası
Ördek Adası
Ördek adası, Çalış plajına 2 km ve Fethiye ilçe merkezine 5 km uzaklıktadır. Kuş cennetiyle aynı bölgede olup kuş koruma alanı olarak düzenlenmiştir. Sahil bandının düzenlenmesi sırasında Fethiye Belediyesi tarafından oluşturulan Ördek Adası, ziyarete açılınca, büyük ilgi çekmiştir. Ziyaretçiler, burada bulunan ördekleri beslemektedirler.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Yörük Çadırı Kerimoğlu Müzesi
Yörük Çadırı, Kerimoğlu Müzesi
Çalış mevkiinde bulunan müze kıl çadır içindedir. Burada, eskiden yörede kullanılan tüm malzemeler sergilenmektedir.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Yörük Çadırı Kerimoğlu Müzesi
Özellikle Yörükler tarafından kullanılan malzemeler bulunuyor. Ayrıca, burada “Yörük Çadırı Restoranı ve Kıl Çadırı Türkü Bar” bölümü bulunmaktadır. Burada diskotek kültüründen ayrı olarak her yöreden halk türküleri söyleniyor.
KESİKKAPI MAHALLESİ
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Müzesi
FETHİYE MÜZESİ
Fethiye Merkez Gezilecek Yerler, Kesikkapı Mahallesi 505 Sokaktadır. Müzeye giriş ücretsizdir.
Müzenin çekirdek eserleri, 1960 yılından itibaren toplanmaya başlamıştır. Toplanan eserler, bir depoda korunmuştur. 1987 yılında ise yeni bir müze binası yapılmış ve eserler, ziyarete açılmıştır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Müzesi
Müze: 2 salondan oluşmaktadır.
1-Arkeoloji Salonu.
2-Etnoğrafya Salonu.
Arkeoloji Salonu:
Burada sergilenen eserlerin çoğunluğu, seramik gurubu eserlerdir. Eserler: MÖ 3 binli yıllardan, Bizans dönemi sonuna kadar uzanan döneme aittir.
Heykeller
Müzede özellikle 2010 yılında Tlos antik kenti tiyatro kazısında bulunan Roma imparatorları Hadrianus ve Antoninus Pius’un heykelleri görülmelidir.
Kaunos Antik Kenti Figürü-Kaunos Kybelesi
Kaunos antik kentinden çıkarılan bu figür, yarım metre uzunluğundadır. Üstünde: Nike, iki geyik, sekiz aslan ve akrep kabartması bulunmaktadır.
Tringual Stel
Bu bölümdeki en önemli eser, Lykia dilinin çözülmesini sağlayan “Stel” dir. Stel: bir Makedon savaşı sonrasında 2 Atinalının, Kaunoslular tarafından şereflendirilmesine aittir. Bu stel üzerinde, 3 değişik dilde (Likçe, Grekçe, Aramice) yazılmış bir metin bulunmaktadır. Bu stel, klasik çağdaki yöre halkının dili olan Likçe’nin çözümlenerek okunmasında önemli rol oynamıştır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Müzesi Kumrulu genç kadın
Kumrulu Genç Kız Heykeli
Müzedeki bir başka önemli obje: “Kumrulu Genç Kız Heykeli” dir. Yanında iki kadın heykeli bulunmaktadır. Bu heykel: Artemis kültürü ile ilgilidir. Ancak en önemli yanı, yörede antik dönemde bir Artemis Tapınağının bulunmasının kanıtlanmasıdır. Ayrıca: Tanrı-Kahraman Kakasbos’a adanan adaklar bulunmaktadır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Müzesi mozaik buluntular bölümü
Mozaik Buluntular bölümü
Letoon antik kentinde bulunan Apollon Tapınağının taban süslemesi bulunduktan sonra buraya getirilmiştir. Mozaik panonun ortasında bulunan “güneş” motifi ilgi çekmektedir. Motif: Işık ülkesi Lykia’yı, soldaki ok ve yay Tanrıça Artemis’i ve sağdaki betimleme Tanrı Apollon’u tasvir etmektedir.
Azize Katherina Heykeli
Bu heykel, gemilerin önüne takılırdı ve koruyucu özelliği olduğuna inanılır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Müzesi Etnografya Salonu
ETNOĞRAFYA SALONU
Burada, yöreye has çeşitli el işlemeleri, el dokumaları, üç etekler, kaftanlar, gümüş takılar gibi objeler sergilenmektedir.
Bu bölümde, ahşaptan bir “Dastar Tezgahı” sergileniyor. Bu eser, Üzümlü çevresinde dastar dokumacılığında kullanılan bir tezgahtır ve halen çalışır durumdadır.
Fethiye Merkez Gezilecek yerler Fethiye Müzesi açık mekanlar
Açık Mekanlar
Müzenin açık mekanlarında: lahit mezarlar, büyük taş objeler ve Izraza anıtı sergileniyor.