Mardin Ömerli

Mardin Ömerli
 

Ömerli-Mardin arası uzaklık: 27 km. Ömerli-Batman arası uzaklık: 125 km. Ömerli-Diyarbakır arası uzaklık: 116 km. Ömerli-Ş.Urfa arası uzaklık: 212 Km.

TARİH

Ömerli’nin eski ismi olan “Mazharte” kelimesi Süryanice bir kelimedir ve içinde üzüm sıkılan 1.5 metre uzunluğunda ve 1 metre genişliğinde olan yüzeysel bir havuza verilen isimdir.

Bu tür havuzlar, bağlar içinde kayalardan oyularak yapılırdı. Buna benzer havuzları, bölgenin her tarafında görmek mümkündür.

İlçeye Mazharte isminin verilmesinin sebebinin üzüm bağlarının çokluğundan kaynaklandığı düşünülmektedir.  

Yapılan arkeolojik araştırmalara göre, ilçe merkezi ile Beşikkaya (Fafit) köyünün taş kemer ve kubbe mimarisi yönünden benzerlik vardır.

Bu mimari tarz, ilk olarak Sümerler ve Asurlular tarafından uygulanmıştır. Zaten tarihi süreçte, Ömerli’nin de içinde bulunduğu bu bölgede Asur devleti kurulmuştur.

İlçe, Cumhuriyetin ilk yıllarında Savur’a bağlı bir bucak iken, 1953 yılında ilçe olmuştur.

GENEL

Kuzey güney doğrultusunda bölünmüş derelerin çevresinde, rakımı 1100 ile 800 metre arasındaki tepeler bulunur.

Arazi, boyları 0.5 metre ile 3.5 metre arasında değişen meşe bitki örtüsüyle kaplıdır.

İlçede karasal iklim hakimdir.

Kışları sert soğuk ve kar yağışlı geçer.

Şehir, ana cadde konumunda bulunan Hürriyet Caddesi çevresinde gelişmiştir. Yaklaşık 479 adet çeşitli alanlarda iş yapan esnaf, ana cadde durumundaki Hürriyet caddesi boyunca yerleşmiştir.  Hemen her alanda tüketim malları bulunmaktadır. 

Ömerli Karfoki Üzümü

KARFOKİ ÜZÜMÜ:

Ömerli, Türkiye’de üzüm üretiminde ilk 5 il arasında yer almaktadır. Ömerli’de 23 yerli üzüm çeşidi yetiştiriliyor. Bu üzümler arasında en çok dikkat çekeni ise 2017 yılında Coğrafi İşaret Tescil Belgesi alan Karfoki üzümüdür. 

Bu üzüm türü susuz yetişir. 

Bu üzümler yaş haldeyken yeşil-sarı renkte, kurutulduğunda ise kahverengiye yakın kehribar rengindedir. Kuru üzümün çekirdekleri dışarıdan rahatlıkla görülebilir. Çabuk bozulan bir üzüm değil, tazeliğini 12-13 gün muhafaza etmektedir. 

Bağ bozumu şenlikleri yapılmaktadır. 

Ömerli Meslek Yüksek Okulu

ÖMERLİ MESLEK YÜKSEK OKULU

Okul, Mardin Artuklu Üniversitesine bağlı olarak, 2014 yılında kurulmuştur. Kayaüstü yolu Yeni Mahallededir. 

Kamu ve özel sektörde çalışabilecek şekilde yetişen, hızla değişen iş dünyasının ihtiyaçlarını karşılayabilecek bilgi ve becerilerle donatılmış eleman yetiştirmek üzere, Büro hizmetleri ve yönetici asistanlığı bölümü bulunmaktadır. 2025 yılında okulda 40 öğrenci eğitim görmektedir. 

 

GEZİLECEK YERLER

Ömerli Mor Cercis Kilisesi
 

 

MOR CERCİS (GEVERGİS) KİLİSESİ

Yeri ve konumu:

 

 

Kilisenin kuruluşu belli değildir.

Büyükçe bir bahçe içinde bulunan kiliseye, sivri kemer içindeki basık kemer açıklıklı bir kapıdan giriş var.

Bu giriş kapısı güneydedir.

Kapının dilimli kemeri içinde, mermer panoya işlenmiş, 7 satırlık Süryanice bir kitabe vardır.

Kitabenin sol alt köşesinde 1885 tarihi yazılıdır.

Kilise, üç nefli ve üç apsislidir. Boyuna dikdörtgen planlıdır.

Ortada dört sütuna, batıda ve doğuda kare ayaklara oturan, çapraz tonoz örtülüdür.

Neflerin batı bölümü, bir duvarla iki kat haline getirilmiştir.

Üstte mahfil bölümü var.

Kilisenin doğu cephesinde bitkisel motiflerle süslü, taş işlemeli mihrabı ilgi çeker.

Kilise, günümüzde Ömerli’de yaşayan tek Süryani aile tarafından korunmaktadır. 2002 yılında restore edilmiştir.

Ömerli Beşikkaya

GÖLLÜ-BEŞİKKAYA (FAFİT) HARABELERİ

İl merkezine 40 km ve ilçe merkezine 17 km uzaklıktaki Beşikkaya (eski adıyla Fafit) köyündedir.

Bu bölge Tarabidin olarak bilinmektedir. 

Roma’nın Sasanilerle olan doğal sınırı olduğu için burada birçok savunma amaçlı kale bulunmaktadır. 

MS 589 yılında, bu mıntıkada toplu olarak Süryani, Nasturi ve az sayıda Kildani ve Mahalmi yaşamıştır.

MS 1609 tarihinde, Patrik Sotfo zamanında Müslümanlığı kabul etmişlerdir.

Kalıntılar, Bizans döneminden kalmadır. Turabdin mevkiinde bulunan bu alanda, kale, tapınak, kaya mezarı ve ev kalıntıları var.

Bizans ve Sasaniler arasındaki hakimiyet yarışında bu bölgeye birçok gözetleme kulesi ve kale yapılmıştır.

Beşikkaya harabeleri, Bizans ve Sasaniler arasındaki sınırdır.

Kazılar esnasında, burada mozaik tabanlı evler, kuyumculuk sanayiinde kullanılan beyaz toz, Asur, Pers, Bizans, Arap ve Osmanlı dönemine ait çeşitli paralar, heykel ve heykelcikler, kilden testi ve küpler, süs eşyaları bulunmuştur.

Sümer ve Asurlular heykeltıraşlığa ve kral heykellerine önem verdikleri için, kazılarda fazlaca heykellere rastlanması, şehrin kuruluşunda Sümer ve Asur etkilerini göstermektedir.

Rivayete göre:

Kureyş kabilesinden bir kervan, Keferde denilen bu mıntıkadan geçerken, buradakilerle savaşırlar ve bir bayan ile bir erkek şehit olur.

O günden bu güne gelen bir gelenek olarak: Nisan ayı boyunca her Çarşamba komşu il ve ilçelerden gelen insanlarla köy dolup taşar.

 

 

Mardin şehri tanıtım ve gezi yazısı için. Mardin

 

Mardin Mazıdağı

Mardin Mazıdağı
 

 

Mardin Mazıdağı; Mazıdağı-Mardin arası uzaklık: 25 km. Mazıdağı-Diyarbakır arası uzaklık: 68 km. Mazıdağı-Şanlıurfa arası uzaklık: 179 km.

TARİH

Yörenin tarihi geçmişi Bizanslılara kadar gider. İlçenin eski ismi “Şamrah” dır. Kelime anlamı, Şam’a giden yol demektir.

Çünkü şehir, Diyarbakır’dan Şam’a giden kervan yolu üzerindeydi.

Yerleşim yeri ise, Çam yolu üzerindedir. İlçenin 3 km güneybatısında, sarp bir tepenin üzerinde kalıntıları bulunan Safran kalesi ve kalenin çevresindeki harabelerden anlaşıldığına göre, Bizans döneminde Diyarbakır şehrini Şam şehrine bağlayan yol üzerinde kurulu olan yörenin halkı Süryanilerdi.

Şamrah, 7’nci yüzyılda Arapların eline geçti ve Hıristiyan halkın büyük çoğunluğu Müslümanlığı seçti.

Süryani olarak kalanlar ise, 1392 yılında Timur istilasından sonra Mardin’e göç ettiler.

1514 yılında bölge Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katıldı.

İlçenin Mazıdağı ismini almasının sebebi: etrafının dağlarla çevrili olması ve bu dağların mazı ağaçlarıyla kaplı olmasıdır.

Mardin Mazıdağı
 

GENEL

İlçe merkezi, 1030-1090 metre yükseklikteki dağlar serisinin ortasında bulunan düzlükte kurulmuştur. İlçe merkezinin 17 km kuzeydoğusunda bulunan fosfat yatakları, 1976 yılında açıldığında yörede önemli bir istihdam sağlanmış, ancak 1993 yılında kapatılmış ve halen atıl durumdadır. 1937 yılında ilçe statüsü almıştır.

Mardin Mazıdağı
 

GEZİLECEK YERLER

Mazıdağı Dermetina Kalesi
 DERA METİNAN KALESİ

İlçe merkezine bağlı ve 32.8 km uzaklıktaki Gümüşkaya Mahallesindedir.

Kale, günümüzde harabe durumda olup kalenin büyük bir kısmı modern Gümüşyuva Mahallesinin altında kalmıştır.

Bu doğrultuda modern köyün de üzerinde yer aldığı tepelik alan, göz önüne alındığında, kalenin yaklaşık olarak doğu-batı yönünde 350 m, kuzey-güney yönünde ise 410 m ölçülerinde bir alanı kapladığı düşünülmektedir. 

Evet, bu kale, 150 metrelik bir tepede kurulmuş savunma üssüdür.

Deniz seviyesinden 1125 metre yüksektedir.

Mazıdağı Dermetina Kalesi

Çevresindeki doğal vadi yollarını kontrol altında tutan, çok önemli stratejik bir noktada tahkim edilmiştir. 

Kalede, 8 burçlu gözetleme kulesi vardır.

Kuzeye açılan tek kapısı bulunur. Bu kapıdan girildiğinde geniş kale meydanına varılır.

Kalenin içinde su sarnıçları, erzak ambarları ve ev kalıntıları bulunur.

Bugün harap şekilde olan kalenin gözetleme kulesi 20 metre, burçlar 15 metre ve surlar 10 metre yüksekliktedir.

Kalenin kuzeyinde, doğu-batı yönünde 27 m uzunluğunda, 2.5 m genişliğinde ve 8 m yüksekliğinde, batısında ise kuzey-güney yönünde 17.35 m uzunluğunda, 2 m genişliğinde ve 7.80 m yüksekliğinde sur duvarı yer almaktadır. 

Sur bedenin doğusunda, sur duvarı boyunca yükselen yuvarlak formlu burç bulunmaktadır.

Burç yaklaşık 25 m yüksekliğe sahip olup, üst örtüsü tahrip olmuştur. 

Anadolu’yu istila eden Timur, Mezopotamya’yı ve Karadağ’a hakim olmak, Mardin ile Diyarbakır’ın yolunu kesmek amacı ile bu kaleyi ele geçirmek istemiş, ancak zorlanmıştır. 

Çünkü savunması iyi yapılan bir kaleydi. Timur’un orduları, kaleyi ancak 20 günde ele geçirebilmiştir.

Mazıdağı Dermetinan Kalesi
 

Eskiden kalenin bulunduğu bölgede: altın ve gümüş çıkarıldığı söylenmektedir.

Hatta bu kalenin, bu gümüş madenini korumak amacıyla yapıldığı da söylenir.

Kalede ayrıca mezarlık bulunmakta olup mezarlığa ait kaya kabartmaları ile kalenin bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Kalenin en dikkat çeken özelliği: Bizans döneminden kalma, kapısında iki mühür bulunan mermer bir mezarlıktır.

 

Günümüze kalan kalıntılar.

Kalenin günümüze ulaşan kalıntıları arasında, sur duvarları, burç, kilise ve mağara yer almaktadır. 

 

Bu nedenle yoğun tahribata maruz kalan kalede, ayakta kalan bazı mimari yapıların iç kısımlarına girmek mümkün değildir. 

Nitekim modern yapılaşmalarda da kaleye ait taşların devşirme olarak kullanıldıkları görülmüştür. 

 

DERA METİNAN KİLİSESİ:

İlçe merkezinin 32 km batısında bulunan Gümüşyuva (Der Metina) Mahallesindedir.

Kalenin doğusunda, Dermetina Kilisesi yer almaktadır. Günümüzde yöre halkı tarafından kalenin kısmen ayakta kalan bazı bölümlerine modern malzemeler ile eklemelerde bulunularak samanlık ya da hayvan barınağına dönüştürüldüğü saptanmıştır. 

Dikdörtgen bir alanda oturan kilisenin yapımında bazalt ve kireçtaşı kesme ve moloz taş kullanılmıştır.

 

Mazıdağı Sultan Şeyhmus Türbesi
 

SULTAN ŞEYHMUS TÜRBESİ

İlçeye bağlı 20 km uzaklıktaki Yüce köyünde, Mardin yolu üzerindedir.

Asıl ismi “Şeyh Musa Ez-Zuli’ dir. 1077-1164 yılları arasında Mardin de yaşamış ve orada vefat etmiştir.

Abdulkadir Geylani’nin öğrencisidir. Hocası onun yetişip büyük bir veli olacağını önceden müjdelemiş ve “Ey Bağdat halkı, yakında öyle biri gelecek, öyle bir güneş doğacak ki, öyle birisi daha size gelmedi” buyurdu.

O zat kimdir? denilince, Musa bin Mahin olduğunu işaret etti. Hocaların huzura geleceği zaman, Abdülkadir-i Geylani’nin gönderdikleri kimseler tarafından, çok uzaklarda karşılandı.

Geylani’nin huzuruna girince, kalkıp kucakladı. O duası kabul edilen büyük bir veli idi. Fakire dua etse zengin olur, bir kimseye bereket için dua etse, berekete kavuşurdu.

Hastaya dua etse, sıhhate kavuşurdu. İnsanlar onun himmet ve duaları ile büyük musibetlerden kurtuldular. 

Külliyede: Sultan Şeyhmus’un mezarı yanında, eğitim odaları, cami ve ruhsal hastalığı bulunan insanların iyileştirildiği odalar da bulunuyor.

Türbe, 2008 yılında restore edilmiştir.

Özellikle hafta sonlarında aşırı kalabalık olur. Günde ortalama 150-400 arası kurban kesilir.

Bu türbeye gidildiğinde birçok kadın görülür. İlçe merkezinde bulunan bu türbe, genellikle çocukları olmayan kadınların gidip dua ettikleri bir yer olarak bilinmektedir. İnanışa göre türbeye gelenlerin mutlaka çocuğu olur. Hatta çocuğu olduktan sonra çocuk erkek ise “Şeyhmus” ve kız ise “Sultan” ismi konur.

Türbeye gelenler arasında akıl hastalığı olanlar da yer alıyor. Türbe binası içinde ayarlanan özel odalarda kalan hastaların belli bir süre sonra sağlıklarına kavuştuğu söyleniyor. 

Son bir not olarak, Sultan Şeyhmus’un yöre tarafından en çok bilinen kerametini de anlatalım. Şeyhi Abdülkadir Geylani, Mardin’e geldiğinde ezan okunur.

Abdest zamanı geldiğinde Sultan Şeyhmus’un talebeleri etrafta su olmadığını şeyhlerine söylerler.

Sultan Şeyhmus bunun üzerine eline asasını alarak yere vurur ve tam kırk çeşme yerden birden bire bitiverir. Bu çeşmeler hala Mardin’de Şeyhan bölgesinde mevcuttur. 

Mazıdağı Pir Hattap Türbesi
 

PİR HATTAP TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı 6  km uzaklıktaki Ömürlü (Piran) köyündedir. Köyün merkezinde bulunan türbe çok güzel bir şekilde dizayn edilmiş bir parkın içinde bulunuyor.

Yanı başında bir mescit var. Ayrıca nefes alınabilecek bol yeşilli bir park ve ziyaretçiler için küçük bir otel bulunuyor. 

Pir Hattap, dini hizmetleri anlatmak için köye gelmiş ve burada vefat etmiş, buraya defnedilmiştir. Hakkında yazılı bir belge ve bilgi yoktur. Sadece bir din bilgini olduğu düşünülmektedir.

Pir ismini kullanan ilk din alimlerinden biridir. Bölge sakinleri tarafından el üstünde tutulan Pir Hattap, burada dersler vermeye devam etmiş, onlarca öğrenci yetiştirmiştir.

Pir Hattap türbesi, Ömürlü camiine bitişik vaziyettedir.

İnşa kitabesi olmayan türbenin ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Yapımında düzgün kesme taş kullanılan türbe, dıştan kuzey-güney yönünde 6.5 metre, doğu-batı yönünde 10 m ölçülerindedir ve dikdörtgen planlıdır.

Girişin alınlığında Arapça yazıt bulunmaktadır. Türbede Pir Hattap ve ailesine ait üç mezar bulunmaktadır. 

Türbenin içinde, üç mezar var. Büyük olan Pir Hattap’ın mezarı, ikisi Pir Hattap’ın çocuklarına biri de eşine aittir. Mezarların hemen yanında mermer bir sütun var.

Rahatsızlıkları olan ve gece türbeye bırakılan insanların eskiden kaçmamaları ve şifa bulmaları için bu sütuna bağlandıkları söylenir. Türbede belirli bir süre gece ve gündüz ayrılmadan kalabilenlerin şifa bulduğuna inanılıyor. 

Evet, bu türbenin, özellikle Perşembe, Cumartesi ve Pazar günleri ziyaretçileri gelir.

 

AVRİHAN HARABELERİ KAYA KİLİSESİ

İlçe merkezine 11.6 km uzaklıktaki Yağmur (Ewrihan) Mahallesinin yaklaşık 300 metre kuzeybatısındaki Avrihan Harabelerinde yer almaktadır. 

Ana kayanın oyulması ile şekillendirilen kaya kiliseye, atriumun kuzeyinde bulunan yuvarlak kemerli giriş açıklığından geçiş sağlanır.

Tek neften oluşan kilisenin naosu, doğu-batı yönünde 6 m, kuzey-güney yönünde 6 m ölçülerindedir ve kare şeklindedir.

Düz tavanlı olan kilisenin zemini ile tavan arasındaki yükseklik 2.25 metredir. Apsisin güney duvarında kazıma tekniğiyle yapılmış haç işareti bulunmaktadır. 

 

NEVALA NOKA MEVKİİ KAYA ŞAPELİ (ŞIKEFTA KİZE)

İlçe merkezinin 7 km uzağında buluan Arıköy Mahallesinde, yaklaşık 1 km batısında, yöre halkı tarafından Nvala Noka olarak adlandırılan mevkide bulunmaktadır. 

Kayalık alanda, ana kayanın oyulmasıyla inşa edilen şapele, tahrip olmuş basamaklarla ulaşılmaktadır. Üst örtüsü tamamen yıkılan şapelde hatıl yuvaları söz konusudur. Hatıl yuvalarından hareketle şapelin üst örtüsünün, ahşap hatıllı düz dam şeklinde yapıldığı düşünülmektedir. 

Kaya şapelin giriş kısmında kaçak kazı izleri mevcuttur. 

 

HACI ABDULKERİM KASRI

İlçe merkezine 21 km uzaklıkta bulunan Arısu Mahallesindedir. 

İki katlı olarak inşa edilen kasrın yapımında bazalt kesme taş, moloz taş ve sarımsı kalker taşı kullanılmıştır. Harabe durumda olan kasrın zemin katı kısmen ayakta iken, üst katı tamamen yıkılmış ve duvarların bir kısmı ayakta kalmıştır. Zemin kata, güneyde bulunan ve büyük oranda yıkılmış olan giriş açıklığından girilir. Zemin kat dikdörtgen planlı iki mekandan oluşur. Üst kata geçiş sağlayan merdiven kalıntıları korunmamıştır. 

 

TELLİ AĞA KASRI;

İlçe merkezine 61 km uzaklıkta bulunan Kayalar Mahallesindedir. 

Dikdörtgen bir alana oturtulan iki katlı yapı, kısmen yıkık ve metruk durumdadır. Yapıya giriş, günümüzde yıkık olan ve güneyde yer alan avludan sağlanmaktadır. Yapının güneydoğu ve güneybatı cephesinde, iki adet yuvarlak ve sivri kemerli eyvan bulunur. 1’nci katı ahır olarak kullanılan yapıya giriş, dikdörtgen formlu açıklıktan sağlanmaktadır. 2’nci katı yaşam alanı olarak kullanılan yapıda çeşitli formlarda niş ve pencere açıklıkları yer almaktadır. Yapının bazı bölümleri restore edilmiştir. 

 

ZENBUR HANI;

İlçe merkezine 7 km uzaklıkta bulunan Arıköy Mahallesindedir. İnşa kitabesi olmayan yapının ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Müze tescil fişinde kaya evi olarak geçen yapı, gerçekleştirilen bu envanter çalışmasında kaya han olduğu tespit edilmiştir. 

Büyük oranda tahrip olan hanın içerisi toprak ve taş yığını ile doludur. Hanın ortasında, zeminde iki bölüm bulunur. Birinci bölümün, hana gelen hayvan sahipleri tarafından konaklama amaçlı kullanıldığı, ikinci bölümün ise duvarlarında niş ve hayvan bağlama delikleri bulunmasından hareketle hayvanlara ayrılmış olduğu düşünülür. Zenbur han, sonraki dönemlerde hayvan barınağı olarak kullanılmış, günümüzde ise herhangi bir kullanımı yoktur. 

 

YAĞMUR MAHALLESİ YAZILI KAYA:

İlçe merkezine 11.60 km uzaklıktaki Yağmur Mahallesindedir. Günümüzde bir evin bahçesinde bulunan kaya kütlesi, yöre halkı tarafından Kevire Kıza Keraş (Kral Kızı Taşı) olarak adlandırılmıştır. 

Alanda yapılan araştırmalarda 5 m yüksekliğindeki kaya kütlesinin kabaca düzeltilmiş batı cephesinde çivi yazılı yazıt bulunmaktadır. 

Yazıt:0.75 m x  0.75 metre ölçülerindeki bir alana yazılmıştır. Yazıt: Akadça ve Aramice’dir. 

Ayrıca: kaya üzerinde kabartma tekniğiyle yapılmış bazı semboller ve sanki ayakta duran bir insan betimi var. Ancak günümüzde yazıtın yazılı olduğu kaya kütlesinde, parça kopması, aşınma, kararma gibi doğal etkenlerden dolayı yoğun tahribat görülmektedir.

Bu nedenle yazıtın büyük bir bölümü tahrip olmuş ve çok az kısmı korunmuştur.

Kaya kütlesi üzerinde bulunan yazıt, doğal ve beşeri etkenlere açık olduğundan silinip yok olması mümkündür. 

Yapılan araştırmalarda, ilk gözlemlere göre yazıtın MÖ 2 bin yıllarına tarihlendirilebileceği anlaşılmıştır. Muhtemelen, bu dikili taşın üzerinde belki de koruyucu tanrı veya tanrılar betimlenmiştir. Çıplak gözle görmenin mümkün olmadığı yazılar ve kabartmalar, bir takım fotoğraflama ve çizim teknikleri kullanılarak muhtemelen çözümlenebilir. 

Evet sonuç olarak, taşın neden buraya dikildiği ve üzerinde ne yazdığı gerçekten büyük bir sır. 

 

 

 

 

 

 

Mardin şehri tanıtım ve gezi yazısı için.

 

Mardin Kızıltepe

Mardin Kızıltepe
 

Mardin Kızıltepe; Kızıltepe-Mardin arası uzaklık: 27 km. İlçe E-24 karayolu güzergahındadır. Kızıltepe-Derik arası uzaklık: 48 km. Kızıltepe-Ş.Urfa arası uzaklık: 165 km. Kızıltepe-Mazıdağı arası uzaklık: 71 km. Kızıltepe-Diyarbakır arası uzaklık: 111 km.

TARİH

Yörede yapılan araştırmalara göre, ilçenin yeri tarihi süreçte yapılan birçok savaş nedeniyle birçok kere değişmiştir.

İlk yerleşim yeri, bugünkü merkezin 10 km güneyindeki Haramhattat bölgesidir. İlçenin tarihte bilinen ilk ismi “Dunaysır” ve “Telermen” dir.

Dunaysır, Artuklular döneminde önemli bir ticaret ve konaklama merkezidir. Ancak 13’ncü yüzyıl başlarında Eyyübiler tarafından yağmalanır.

Yavuz Sultan Selim’in İran üzerine düzenlediği Doğu seferi sırasında, Büyük Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu yöreyi ele geçirir.

Ancak, savaşlar ve yağmalar nedeniyle, Osmanlıların eline, buralar, yıkıntı halinde bir köy olarak geçer.

Osmanlı döneminde tekrar eski canlılığını kazanan bölge, İpek yolunun önemini kaybetmesi üzerine yine unutulur ve önemi giderek azalır.

1937 yılında ilçenin “Koçhisar” olan ismi Kızıltepe olarak değiştirilmiştir.

GENEL

İlçe, düz bir alanda kurulmuştur. Akdeniz iklimi hakimdir, yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve yağışlı geçer. İç göçleri kendine çeken ilçe, günümüzde merkez ilçe nüfusunu ikiye katlamıştır.

Bu yüzden, Mardin ilinin bütün ilçeler içerisinde gelişme potansiyeline sahip en büyük ilçedir.

GEZİLECEK YERLER

Kızıltepe Dunaysır Ulu Camii
 

DUNAYSIR ULU CAMİ-KIZILTEPE ULU CAMİ-KOÇHİSAR ULU CAMİ

İlçenin kuzeybatısında Yeni Mahallededir. Artuklu dönemi eserlerinden biri olan kutsal mekan, Koçhisar camisi olarak da bilinir. 

Caminin Hariminde, mihrabın yedi dilimli kuşatma kemerinin üzerinde yer alan kitabesine göre, cami: Yavlak Arslan tarafından başlatılmış ve 1204-1205 yılları arasında kardeşi Artuk Arslan tarafından bitirilmiştir.

Artuk Aslan’ın diğer ismi Nasreddin olup Kutbeddin İlgazi’nin ikinci oğludur.

Hüsameddin Yoluk Aslan’ın ölümü üzerine, Mardin tahtına geçmiştir. 592 yılında namına bakır sikkeler darbetmiştir. 

Artuklu dönemi mimari özelliklerini taşıyan caminin mimari süslemeleri oldukça zengindir. 

Kızıltepe Dunaysır Ulu cami

Kesme taş ve tuğladan yapılmış olan caminin doğudaki avlu duvarından camiye girilmektedir. Cami, mihrap duvarına paralel üç nefli ve dikdörtgen planlıdır.

Bu nefler mihrap önünde, iki nefin arasını kaplayan 9.75 metre çapında tromplu bir kubbe ile kesilmiştir. Caminin mimari süslemeleri zengin bir görünüm ortaya koymuştur.

Giriş kapısının iki renkli taştan yapılmış dilimli kemerlerinde Zengi mimarisinin özelliğini yansıtmaktadır.

Giriş kapısının nişi dilimli bir çerçeve içerisine alınmıştır.

Aynı zamanda burada zengin bordürler, iki taraftaki yan portallerde de tekrarlanmıştır.

Bunların arasına zincir motifleri, şamdanlar, çeşitli yıldız şekilleri kabartma olarak işlenmiştir. 

Kızıltepe Dunaysır Ulu Cami

Kuzey cephesinin ortasında ve mihrap ekseni üzerinde bulunan taç kapı, düz, kaval ve oluk silmeden oluşan sivri bir kemerle çevrelenmiştir.

Silmeler, her iki yanda zemine kadar devam etmektedir. Kapının kuşatma kemeri, dokuz dilimli bir kemerden oluşmaktadır. 

Minare: yapının minareleri bugün mevcut değildir. Ancak avlunun bahçe duvarının kuzeydoğu köşesindeki minarenin izleri mevcuttur.

Ancak 2019 yılında halen devam eden tamiratta minare yeniden yapılmıştır. 

Cami: bir dönem, şehrin iskan alanı dışında kaldığı için boş kalmış, ahır olarak kullanılmış, çok tahribe uğramış, taşlarının kaplama kısımları sökülerek çevre inşaatlarda kullanılmıştır.

Hatta: Tel-Ermen köyündeki kilisenin bile bu camiden sökülen taşlarla yapıldığı söylenir.

1999 yılında yapılan restorasyon çalışmalarında avlunun temizlenmesi sonunda, köşelerde çifte minare temelleri bulunmuştur.

Ayrıca: caminin duvarları ve kubbesi onarılmış ve mihrabın çürümeye başlayan taşları değiştirilmiştir.

Caminin zengin taş işçiliği ve mimari süslemeleri olan mihrabı, özellikle görülmeye değerdir.

Cami günümüzde ibadete açıktır. 

Kızıltepe Dunaysır Köprüsü
 

DUNAYSIR KÖPRÜSÜ-TARİHİ TAŞKÖPRÜ

Kızıltepe-Derik yolu üzerinde Koçhisar Mahallesinde Zergan çayı üzerinde inşa edilmiştir.

Kızıltepe Dunaysır Köprüsü

Köprünün kitabesi yoktur. Köprünün yaklaşık 100 metre güneyindeki Kızıltepe Ulu Cami üzerinde 1204 tarihli kitabe vardır.

Hem caminin tarihi hem de Kızıltepe’nin 13’ncü yüzyılda önemli bir merkez olduğu göz önüne alındığında ve yapının konumu, malzemesi, inşa tekniği bakımından Artukoğulları dönemi köprüleriyle benzerliğinden hareketle, köprünün 13’ncü yüzyılın başlarında Artukoğulları tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. 

Kuzey-güney istikametinde uzanmakta olan köprü, 5 gözlü, sivri kemerli, yolu eğimli olan köprüler gurubuna girer.

Döşeme uzunluğu 51 metre, genişliği 5.40 metre ve yüksekliği yaklaşık 5 metredir.

Beş gözlü köprünün ortasındaki gözü daha yüksek ve büyük yapılmış, yanlardaki ikişer göz ise daha küçük tutulmuştur.

Ayaklarda taşıyıcı olarak sivri kemer kullanılmıştır. 

Köprü ayaklarının memba yönünde, üst kısımları yarım piramidal külahla sonlanan, üçgen  tabanlı dört adet sel yaran mevcuttur.

Yapının üzerinde herhangi bir süsleme yoktur. 

Köprü, sarı renkli düzgün kesme taş kullanılarak inşa edilmiştir.

Köprü yolu ile sel yaranların yarım piramidal külahları günümüzde betonla kaplanmıştır. 

Kızıltepe Harzem Taceddin Mesud Medresesi

HARZEM TACEDDİN MESUD MEDRESESİ

İlçe merkezine 8 km uzaklıktaki Zerkan Suyunun yanı başında Ziyaret köyündedir. 

Harzem: günümüzde Kızıltepe ilçe merkezine bağlı bir köy olup, Ziyaret köy adıyla bilinmektedir.

Eski adı Armazon olan ve Roma-Sasani mücadelelerinde ismi bu dönemin kaynaklarında geçen Harzem adı, Armazon’un Süryani ağzına uydurulmuş şeklidir ve İslam kaynaklarında da bu adla geçmektedir.

Ancak asıl gelişimi Artuklular döneminde olmuştur. Artuklu hakimiyeti altında, Roma dönemindeki askeri işlevinin dışında bir yer olarak kullanıldığı anlaşılan Harzem ile ilgili olarak kaynaklar: Artuklu meliklerinin saraylarının bulunduğu ve kışları geçirmek için bu beldeye geldikleri bilgisini vermektedir.

Kızıltepe Harzem Taceddin Mesud Medresesi

 

Gelelim HarzemTaceddin Mesud Medresesine:

Medresenin iç kapı kitabesine göre: Harzem Taceddin Mesud Medresesi, 13’ncü yüzyılda Artuklular döneminde Artukoğullarından Melik ül-Mansur Nasireddin Artuk Aslan’ın Azatlı kölesi Taceddin Mesud bin Abdullah tarafından yaptırılmıştır.

Artuk Arslan: 1204 yılında Koçhisar’da Ulucamiyi, 1205 yılında Mardin Hatuniye Medresesini inşa ettirmiştir. 

Harzem köyü, Artuklulardan önce de önemli bir yerleşim alanıydı.

Ancak bu medrese Artuklular döneminde inşa edilmiş ve önemli bir konuma gelmiştir.

Harzem köyü, Artuklular döneminde: tören, kutlama alanların yapıldığı bir köy olarak geçmektedir.

13’ncü yüzyıl eseri olan bu yapı, sonraki dönemlerde yapılan ilavelerle plan düzeninde büyük değişiklikler meydana gelmiştir. 

Medrese köyden uzak olması nedeniyle korunabilmiştir. 1211 yılından bu yana medrese bozulmadan işlevini yitirmeden günümüze kadar sapa sağlam gelmiştir.

Günümüzde sadece mescit olarak kullanılan türbesi ve cami mekanı birbirinden ayırt edilebilmektedir.  Ziyaretçilere de açık durumdadır. 

 

Taceddin Mesud Türbe Odası:

Evet Taceddin Mesud’un mezarının bulunduğu türbe odasında da bir takım kitabe parçaları bulunmuştur.

Bu parçalar yaklaşık 10 metre uzunluğunda ve iki satırdır. Günümüzde ise bu sözü edilen kitabe parçaları daha küçüktür. 

Kızıltepe Tarihi Taş Köprü

HARZEM KÖPRÜSÜ-DUNAYSIR KÖPRÜSÜ:

İlçe merkezinin 9 km kuzeydoğusunda bulunan Ziyaret Mahallesinde, Şeyh Tacettin camiinin hemen batısında yer almaktadır. Ziyaret Mahallesi, 1990 yılına kadar Eroğulu Mahallesine bağlıyken, 1990 yılında bağımsız bir mahalle konumuna gelmiştir. 2020 yılı içerisinde restorasyon çalışması gören köprünün inşasında, kesme taş ve düzgün kesme taş kullanılmıştır. Xurs deresi üzerinde inşa edilen köprü, geçiş yolu düz olan köprüler gurubuna girer. Doğu-batı yönünde uzanan köprü 22 m uzunluğunda ve 2.70 m genişliğindedir. Yuvarlak kemerli, üç gözden oluşan köprü ayaklarının memba yönünde üçgen tabanlı üzeri yarım piramidal külah ile sonlanan iki adet sel yaran bulunmaktadır. 

 

GAR BİNASI:

İlçe merkezinin 14 km güneydoğusunda bulunan Şenyurt Mahallesi, Kolordu Komutanlığı içinde yer almaktadır. 

Dikdörtgen bir alana konumlandırılan yapı, doğu-batı doğrultusunda yönlendirilmiştir. Kesme ve düzgün kesme taştan inşa edilen yapı, tek katlıdır. Eskiden gar binası olarak kullanılan bina, günümüzde askeriyeye ait yol bakım birimi olarak kullanılmaktadır. Yapıya, doğuda yer alan lentolu dikdörtgen formlu açıklıktan girilmektedir. Ayrıca yapının batı cephesinde 5 adet farklı giriş açıklığı yer almaktadır. Binanın güney cephesinde gar olarak kullanıldığı döneme ait çan mevcuttur. 

 

 

Kızıltepe Şahkulubey Kümbeti

ŞAHKULUBEY KÜMBETİ

İlçe merkezinde Yeni Mahallededir. 

12’nci yüzyıla ait Artuklu eseridir. Ancak inşa kitabesi yoktur. 

Yığma tekniğiyle inşa edilen türbenin yapımında, kesme taş ve düzgün kesme taştan yararlanılmıştır. 

Tamamen taştan yapılmış bu eser, çokgen şeklinde tasarlanmış, uzun bir taş kubbe ile süslenmiştir.

Çokgenin her yüzünde sivri nişlerle süslenmiş kemerli pencereler bulunur.

Restorasyon çalışmaları sırasında kümbet içinde üç mezar bulunmuştur ama mezarların hangi döneme ait olduğu bilinmemektedir. 

Kızıltepe Şahkulubey Kümbeti

Evet, bilerce yıldır ayakta kalmayı başarmış olan yapı, günümüzde bakımsız durumdadır. Genel olarak yoğun tahribat görülmektedir. 

 

MOR CIRCIS KİLİSESİ:

İlçe merkezinin 5 km batısında bulunan Işıklar Mahallesindedir. 

İnşa kitabesi bulunmayan kilisenin ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. 2017 yılında başlanılan restorasyon çalışması devam etmektedir. 

Kilisenin inşasında kesme ve düzgün kesme taş kullanılmıştır. Dıştan, doğu batı yönünde 17 m, kuzey-güney yönünde ise 9 m ölçülerinde dikdörtgen planlıdır. 

Kilisenin kuzey cephesinde iki adet destek payandası bulunmaktadır. Kilisenin güney batısında üzeri beton ile kapatılan bir adet mezar bulunur. Mezarın üzerinde herhangi bir kitabe ve süsleme öğesi yoktur. Kilisenin iç bölümlerindeki derzleri kireç esaslı harç ile doldurulmuş, boyanan tonoz yüzeyinde renk bozulmaları görülmektedir. 

 

KEVORK KİLİSESİ:

İlçe merkezinde Kilise Caddesi Mahallesindedir. 

Kilisenin yapımında düzgün kesme taş kullanılmıştır. Yapı içten beşik tonozlu, dıştan düz dam şeklinde yapılmıştır. Kilisenin batısında dikdörtgen planlı atrium yer almaktadır. Atriumun batı ve güneyinde papaz evi, misafirhane ve depo bulunmaktadır. 

Günümüzde depo olarak kullanılan kiliseye, betonarme ara kat ve betonarme kiriş eklenmiştir. 

 

Kızıltepe Uluköy Mağara Yerleşimi

ULUKÖY MAĞARA YERLEŞİMİ:

Kızıltepe ilçe merkezine bağlı Uluköy Gurs vadisindedir. Yüzey araştırmaları yapılmış olmasına rağmen, Güneydoğu Anadolu’da ilk defa yapılan mağara kazısı Uluköy’dedir. 

Kızıltepe Uluköy Mağara Yerleşimi

23 metre uzunluğunda ve 16 metre derinliğindeki mağarada, yapılan arkeolojik araştırmalarda: yaklaşık 4 metre kalınlığında bir arkeolojik tabakaya rastlanmış ve Paleolitik çağa ait çakmak taşından yapılmış birçok kesici ve delici alet ile yonga bulunmuştur.

Kızıltepe Uluköy Mağara Yerleşimi Buluntuları

Kazılar sırasında elde edilen yontma taşlar, silahlar, kazıyıcılar ve avlanan hayvanlara ait kemik kalıntılarının çoğunun otçul hayvanlara ait olduğu tespit edilmiştir. 

Sonuç olarak, mağarada muhtemelen yerleşik bir hayat bulunduğu düşünülüyor. 

Evet şimdilik sadece 5 metre karelik bir alanda kurtarma kazısı yürütülmektedir. 

Kızıltepe Beşdeğirmen Emrut Şelaleleri

BEŞDEĞİRMEN EMRUT ŞELALESİ;

Kızıltepe ilçesinde Beşdeğirmen Mahallesinde; dört dağın arasında bulunan Beşdeğirmen şelalesi, dağların arasına gizlenmiş yeşil doğası ve dokusuyla turistlerin ilgisini çekiyor.

Dik bir kayalığın altından doğan suyun, dağın yamacından aşağı doğru oluşturduğu şelaleler oldukça güzel bir ortam yaratıyor. 

Pamukkale travertenlerini andıran şelale ve çevresindeki tarihi yapılar bölgede yoğun ilgi görüyor.

Kızıltepe Beşdeğirmen Emrut Şelaleleri

İlk bahar ve son bahar aylarında, yeşil ile sarı tonların ahengi görülüyor. Baharda akmaya başlayan şelale, Mayıs ayı sonuna kadar çağlarken, yazın aşırı sıcaklar nedeniyle şelale kurumaya başlıyor yani şelaleyi görmek için sadece 3 ay vardır. 

Son bir not: Şelalelerin hemen sağ tarafında arka arkaya inşa edilmiş birçok su değirmeni kalıntısı ve değirmenlerin teras bahçeleri mevcuttur. 

Sonuç olarak: bence uygun zamanda yani ilkbaharda mutlaka burayı ziyaret edin.

Kızıltepe Yüceli-Gurs vadisi

YÜCELİ-GURS VADİSİ:

Kızıltepe’nin kuzeyinde yer alan ve Kızıltepe Telermen höyüğüne can veren Zergan çayının doğduğu vadidir. Mardin-Kızıltepe kara yolunun 7’nci kilometresindedir. 

Yücelli köyünde yer alan doğa harikası yer, İlçe merkezine 18 km uzaklıktadır. 

Yeşilliğini vadinin ortasından geçen akarsudan almaktadır. Kızıltepe ilçe merkeziyle burası arasındaki hava sıcaklığı yaklaşık 7-8 derece fark ediyor. Yani insanlar burayı serinlemek için tercih ediyorlar.

Kızıltepe Yüceli/Gurs vadisi

Cennetbahçesi olarak adlandırılan burası, alabalık tesisleriyle de dikkat çekiyor. Bu özel tesiste, suyun içinde kurulu tahta masalara yemek servisi yapılıyor. İsteyenler yine özel bir işletmeye ait olan havuzda yüzerek serinleyebiliyorlar. Sadece tek bir tesis yok, bölgede toplam 12 tesis var, aynı günde toplam 600 kişiyi ağırlama kapasitesine sahipler. Her bir tesiste 80-90 oturma tahtası bulunuyor. 

Kızıltepe Yüceli/Gurs vadisi

Sonuç olarak: Gurs vadisi şelalesiyle, piknik ve dinlenme alanlarıyla ziyaretçilerin gözdesi olmuştur. 

Ancak, şelalenin yazın aşırı sıcaklar nedeniyle suyu azalıyor, yani burayı ziyaret etmeyi düşünürseniz baharda gitmelisiniz.

 

 

Mardin şehri tanıtımı ve gezi yazısı için.