Kütahya Simav

 

Kütahya Simav: Evet, buyurun yeşil Simav. En önemli özellik mi, kaplıcalar.

ULAŞIM

İlçenin il merkezine uzaklığı: 145 km. dir. Simav-İstanbul arası uzaklık: 428  km. Simav-Bursa arası uzaklık: 185 km. Simav-Balıkesir arası uzaklık: 135 km. Simav-İzmir arası uzaklık: 293 km. Simav-Eskişehir arası uzaklık: 225 km.

TARİH

Hititlerin, kesintili de olsa uzun süre Simav’a hakim olduğu yörede, ilk önemli devlet kuranlar: Friglerdir. Bu nedenle, en eski yöre adları Frigce ve onlardan önce burada yaşayan yerli halkların dillerine aittir. Daha sonra Helence ve Romalılar zamanında, Latince kullanılmıştır.

Simav adının, o  tarihte kullanılan dilde “göl” ve “tırmanılan yer” anlamına gelen “Anauwa” dan geldiği, daha sonra, MÖ.7.yüzyıldan sonra Helen döneminde değişime uğrayarak, “Synaos” adını aldığı düşünülüyor.

Ortaçağ başlarında, Simav, bir piskoposluk merkezi olmuş. Şehir merkezindeki kazılarda, ortaya çıkan yapı duvarlarından ilk ve orta çağa ait olduğu görülmüştür.

Simav: Anadolu Selçuklu hükümdarlarından Kutalmışoğlu Süleyman Şah zamanında alınmıştır. Tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 6 Mayıs 1073 yılına tarihlenmektedir.

Germiyanoğlu, kızı Devlet Hatun’u, Yıldırım Beyazıt ile evlendirirken: Tavşanlı, Emet ve Simav bölgelerini de çeyiz olarak Osmanlı devletine vermiştir.

Simav’da, belediye teşkilatı 1867 yılında kurulmuştur. Türkiye’nin en eski ilçelerinden biridir. Bu yüzden, eski el sanatlarının bölgedeki merkezi haline gelmiştir. Şimdi, bir kısmı unutulmaya yüz tutmuş bu sanatlardan bazıları: halıcılık, debbağlı (Tabaklık), ağdacılık, hasırcılık, semercilik olarak sayılabilir.

Kütahya Simav

GENEL

Simav: konumu itibarı ile, dağ eteğinde yani yamaçta kuruludur. Simav Dağı: doğu-batı istikametinde, kilometrelerce uzanır. Kent, bu dağın kuzey yamaçlarına sokulmuştur. İlçenin bölgeleri İç Anadolu karakteri göstermesine rağmen, Simav dağı ve ovalar, yerleşim bakımından tam bir Ege bölgesi görünümündedir. Bir yerde, İç Batı Anadolu eşiği, Simav’da başlıyor.

Evet, Simav, aynı zamanda göl kıyısındadır. Şimdi, bu göl kurutulup, tarıma açılmıştır.

İlçe, çevresi mis kokulu çam, kayın, gürgen, meşe, kestane ormanları ile çevrilidir. Doğanın tüm renklerini içine alan bitki örtüsü ile kaplıdır.

İlçede ve köylerde yaşayan halkın, en önemli geçim kaynaklarının başında: tarım ve hayvancılık gelmektedir. Bölgenin en önemli özelliklerinin başında: Eynal bölgesinde, 130 dekar alanda, Jeotermal su ile ısıtılan seralar faaliyet göstermektedir. Bu seralarda: domates, salatalık, biber, fasulye ve çiçek yetiştirilmektedir.

NE YENİR

Başdeğirmenler isimli mekanda: alabalık yemelisiniz. Üzerinde kaşar bulunmalı. Söylemeyi unutmayın. Bir de, buraya özgü tatlı var: şakmer. Mutlaka denemelisiniz.

Bunun dışında: sadece etten oluşan güzel bir güveç yemeği yapılıyor. Ulu caminin hemen arkasındaki sokaktalar.

NE SATIN ALINIR

Simav denilince, akla hemen halı gelir. Buranın halıları uzun yıllara dayalı haklı bir üne sahip. İlginizi çekerse, buradan halı satın alabilirsiniz. Halı düşünmeseniz, mutlaka kuru fasulye alın. Gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için, çarşıdan kuru fasulye satın alabilirsiniz. Ama, gerçeğini bulmanız şart.

GEZİLECEK YERLER

ULU CAMİ

İlçenin en eski yapılarındandır. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 14. ya da 15.yüzyılda inşa edildiği düşünülmektedir. Evliya Çelebi, kayıtlarında, caminin 1587 yılında onarım gördüğünden söz eder. Ayrıca, caminin Germiyan Veziri Babık Bey tarafından yaptırıldığını belirtir. Cami: taş işçiliğinin güzel bir örneğini sergiliyor. İlginizi çekebilir.

KALE

İlçenin ortasında, bir tepe üzerinde: “Hisar-Asar” diye bilinen, kale kalıntısı var. Hakim bir tepe üzerinde, Bizanslılardan kalma bir kale kalıntısı da bulunuyor. Hisar’da: gazino, çay bahçesi ve bir de havuz bulunuyor. Bu kale, şimdi, halk tarafından mesire ve dinlenme yeri olarak kullanılıyor.

Kütahya Simav

EYNAL KAPLICALARI

Ortadoğu ve Balkanlar bölgesinin en büyük hamam tesisidir. Kaplıcaların bir başka adı da: Engel. Halk arasında, hala Eynal için “Engel”e gittim diyorlar. Buranın ilk bulunuşu hakkında şöyle bir hikaye var.

Burası: kaplıca olarak kullanılmadan önce, çobanlar tarafından mera olarak kullanılırmış. Bir gün, iki çoban, koyun otlatırken: bunlardan birisi, bir çöküntü çukuru bulur. Hemen çukurun içine girer ve buradan çıkan sıcak buharda ısınır.

Hava soğuk olduğu için, bu sıcak mekan, çobanın hoşuna gider. Diğer çoban, arkadaşını arar ve bulamaz. Bu sırada: çukura gizlenmiş olan çoban, diğer arkadaşına “En gel, en gel” diye bağırır. İşte, bu söz üzerine, kaplıcaların bulunduğu yere: Engel ismi verilir. Daha sonra da: Eynal denilir.

Kaplıcalar: şehir merkezine, 4 km. uzaklıktadır. Gölcük dağının eteklerinde bulunmaktadır. Mülkiyeti: Simav Belediyesine aittir.

Kaplıcanın tarihinin çok eskilere gittiği düşünülmektedir. Evliya Çelebi: “Dünyada ve Anadolu’da, pek çok kaplıcayı gezdim ve gördüm, ama Eynal Kaplıcası gibisini görmedir. Böylesi, yeryüzünde yoktur” diye belirtmiştir.

Kaplıca tesisinde: 800 yatak bulunmaktadır. Elbette birçok tesis var, ama en göze batan tesis: Aquapark. Bu park: tamamen doğal kaynak suyu ile çalışıyor. Bu özel bir durum.

Kapalı mekanlar: jeotermal ısıtma sistemi ile ısıtılıyor.

Haziran-Kasım ayları arasındaki dönemde: kaplıca tesisleri, tamamen dolu olabiliyor. Kalma dışında, günlük 500 kişilik bir yoğunluk termal havuzlar ve banyolardan yararlanıyorlar.

Kaplıca suyunun özellikleri: kalsiyum, sodyum, bikarbonat, sülfat, klorür, bromür. Toplam minerilazasyonu: litrede 2 gr. Tedavi edilen hastalıklar ise: romatizma, siyatik, kırık, çıkık, cinsel rahatsızlıklar, nevralji, cilt ve deri hastalıkları, nefrit, mide ülseri, böbrek taşlarının dökülmesi, egzama ve ruhen, bedenen görülen rahatsızlıklar.

Kütahya Simav

GÖLCÜK YAYLASI

İlçenin, en geniş ve en kapsamlı mesire yerlerinden biridir. 1470 metre yüksekliktedir. Gölcük: Simav-Emet kara yolu üzerinde bulunmaktadır. Küçük bir krater gölünden adını alan Gölcük: ender güzellikte bir yer.

Son yıllarda büyük bir dinlenme kompleksi haline getirilmeye çalışılıyor. İlçe merkezine uzaklık: 17 km. dir. Gölün çevresinde, çok geniş ve yeşillik çayırlık bulunmaktadır.

Çayırlığın çevresi ise, çam ağaçlarıyla çevrilmiştir. Çam ağaçlarının altında, piknik masaları ve çeşmeler var. Geniş bir kamp yerinde, gerekli olan her türlü tesis burada kurulu durumdadır.

Kütahya tanıtımı.

 

Kütahya Emet

Kütahya Emet: Emet denilince, akla ilk gelenler: termal kaplıcalar ve “bor” madeni. Dünya bor madeni yataklarının, üçte ikisi, burada bulunuyor ve bor madeninin gelecek nesillerde, çok önemli işlevleri olacağından söz ediliyor.

Ama günümüze gelirsek, Emet tam bir termal turizm cenneti. Son yıllarda ise, Kazıklı Voyvoda yani diğer adı ile Durakula’nın Romanya’da yaptığı birçok vahşetten sonra, Fatih Sultan Mehmet tarafından ele geçirilerek, buraya hapsedildiği ve her yanı uçurumlarla çevrili, buradan, iki yıl sonunda kaçtığı, bu kaçırın yalnızca Drakula diye anılan bu şahıs tarafından yapılabileceği söyleniyor.

Yani: Eğrigöz kalesi, Emet yöresinde mutlaka görülmesi gereken bir yer olarak ilgi çekiyor.

Kütahya Emet

ULAŞIM

Emet, il merkezi olan, Kütahya iline: 94 km. uzaklıktadır. Emet-Ankara arasındaki uzaklık: 400 km. Emet-İstanbul arasındaki uzaklık: 350 km. Emet-İzmir arasındaki uzaklık: 340 km. Emet-Bursa arasındaki uzaklık: 151 km. Emet-Eskişehir arasındaki uzaklık: 162 km.

TARİHİ

Yöredeki ilk yerleşimcilerin, MÖ.5000 yıllarında bölgeye geldikleri bilinmektedir. Antik dönemde, yörenin ismi: Tiberiopolis olarak geçmektedir. Bu isim: yazılı kaynaklarda ve sikkelerde görülmektedir.

Yani: MÖ.133 yılında, bölgenin Roma hakimiyetine girdiği  düşünülmektedir. Bu dönemde, hemen Emet yakınlarındaki Çavdarhisar da kurulan Aizanoi antik kenti de, yörenin en büyük kenti olarak, bölgenin hareketlenmesini sağlamıştır.

Takip eden tarihi süreçte, Anadolu Selçuklu devletinin ilk hükümdarı olan Süleyman Şah kardeşi Melik Mansur, 1074 yılında, Kütahya ile birlikte Emet yöresini de ele geçirir. 1096 yılına gelindiğinde, I. Haçlı seferi ile, bölge yeniden Bizanslıların eline geçer. Ancak, takip eden dönemde, Selçuklular yine Emet bölgesinde hakimiyeti ele geçirirler.

1380 yılına gelindiğinde, yörede egemen olan Germiyanoğlu Süleyman Bey, kızı Devlet Hatunu: Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıt ile evlendirir ve evlilik hediyesi olarak, Emet de Osmanlı topraklarına katılır.

1921 yılına gelindiğinde, ilçe, Yunan işgaline uğrar. 27 Nisan 1922 tarihinde ise, bu vahşet ve zulüm dolu günler biter. Ancak, çeşitli kereler el değiştiren Emet, 3 Eylül 1922 tarihinde, sonsuza dek, kurtuluşa sahip olur.

Özellikle, Yunan işgali yıllarında, Emetlilerin kahramanca çatışmaları ve işgale karşı koymaları; bu konudaki ayrıntıları okunduğunda, bu ülkenin bir insanı olarak, şahsen benim içimdeki vatan sevgisini ve kurtuluş mücadelesine karşı olan duygularını yeniden canlandırdı. İnanıyorum ki, Emetliler de, bu duyguyu, gururla kalplerinde  taşıyorlardır.

Kütahya Emet

GENEL

İlçe merkezinin rakımı, 888  metredir. Bölge: depremlerin sık olduğu bir yerdedir. Tarihi geçmişinde de, büyük zararlara ve ölümlere neden olan depremler görülmüştür. Özellikle: 1970 yılındaki Gediz kaynaklı deprem, Emet bölgesini de yoğun etkilemiştir.

örenin iklimi: tam bir geçiş iklimi özelliklerini gösterir. Buna göre: kışlar sert ve soğuk, yazlar ise sıcak geçer. Baharda yağışlar başlar. Bunun sonucunda, ilçe topraklarının büyük bölümünün ormanlarla kaplı olduğu görülür.

Ekonomik etkinlikler: ülkemizin en geniş ve zengin “bor” madeni yatakları, buradadır. Ayrıca, zengin linyit yatakları da görülmektedir.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Emet yöresine yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz: önerebileceklerim: peynirli pide, fırın kebabı. Ayrıca: tuzsuz keçi peynirinden yapılmış höşmerim deneyebilirsiniz. Ayrıca: bulabilirseniz, kızılcıktan yapılan ve halk arasında “eştana” olarak bilinen çorbadan da tatmanızı öneririm.

NE SATIN ALINIR

Emet yöresinde, keçi peyniri çok meşhur. Kendiniz veya yakınlarınız için satın alabilirsiniz.

KONAKLAMA

Öğretmenevi            Kapaklıca Mahallesi. PTT üstü           274-4612879

GEZİLECEK YERLER

Kütahya Emet Yeşil ve Kaynarca Kaplıcaları

YEŞİL VE KAYNARCA KAPLICALARI

İlçe merkezindedir.

İlçe merkezinde bu kaplıcaların bulunduğu bölge: 1993 yılında, Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir.

Kaplıcaların bulunduğu yerde: Belediye belgeli konaklama tesisleri bulunmaktadır. Ayrıca: kapalı havuz, açık havuz, Osmanlı hamamı, sauna, özel banyolar, botanik parkı, spor tesisleri ve bir de karavan parkı bulunuyor.

Kaplıca sularının şifalı geldiği düşünülen hastalıklar: her türlü romatizmal rahatsızlıklar, mide, bağırsak sistemi, karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarıdır.

Kütahya Emet Dereli Kaplıcaları

DERELİ KAPLICALARI

Günlüce beldesine, 20 km. uzaklıktadır.

Kaplıca merkezinde: 3 havuz, hamam, özel banyolar ve muhtelif konaklama tesisleri bulunmaktadır.

Kütahya Emet Eğrigöz Kalesi

EĞRİGÖZ KALESİ- ROMA DÖNEMİ KALESİ

Eğrigöz bölgesindedir.

Söylenenlere göre, Romanya bölgesi kralı, Kazıklı Voyvoda: bir süre, buradaki zindanda esir tutulmuştur. 15’nci yüzyılda: Drakula olarak da anılan Eflak Prensi: 3. Vlad; 1461 yılında, Osmanlıya karşı isyan başlatır.

Cezalandırmak istediği k işileri, kazığa oturttuğu için, Türkler tarafından “Kazıklı Voyvoda” olarak isimlendirilmiştir. Hatta: kazığa geçirterek öldürdüğü kişilerin kanlarını fıçılarda toplatıp içmesi nedeniyle, vampir olarak da hakkında birçok efsane yaratılmıştır.

Kütahya Emet Eğrigöz Kalesi

Ancak, 1462 yılında, yani bir yıl sonra: esir edilerek, Eğrigöz kalesine hapsedilir. Vlad: bu kaledeki esir hayatında: Türkçe öğrenir, Türk giysileri giyer ve iki yıllık esaret hayatından sonra, buradan kaçmayı başarır.

Hatta: efsanelerde sözü edilen, Drakula’nın şeytanla anlaşmasının, burada yapıldığından  söz edilir. Dört bir tarafı uçurumlarla kaplı olduğu için kaçmanın imkansız olduğu düşünülen bu kaleden; sadece Drakula’nın kaçabildiği belirtiliyor.

Kütahya Emet Tahtalı Mesire Alanı

TAHTALI MESİRE ALANI

İlçe merkezine, 13 km. uzaklıktadır. Burada bir gölet var. Göletin çevresinde: günübirlik piknik yapmak için uygun ortamlar yaratılmış. Özellikle: Mayıs-Eylül dönemleri arasında, yerel halk, burayı yoğun olarak tercih etmektedir.

Kütahya Emet Tetik Yaylası

TETİK YAYLASI

İlçe merkezine 21 km. uzaklıktadır.

Yaylada: çam ağaçları ile kaplı, yemyeşil bir ortam var. Ayrıca: Orman İşletme Müdürlüğü tarafından kurulmuş dinlenme tesisleri var. Haziran-Eylül dönemi arasında, yöre insanı tarafından yoğun olarak kullanılıyor. Günübirlik piknik yapmak mümkün.

ZEYTİNO HANI

İlçe merkezindedir. Kurtuluş savaşında, Eskişehirli Zeytunoğullarından aldıkları borca karşılık: Emetliler  tarafından bu han: Eskişehirli Zeytinoğullarına verilmiştir. Taht kavgası için şehzade Korkut, burada öldürülmüştür.

Kütahya tanıtımı.

 

Kütahya Domaniç

Kütahya Domaniç; Yöre: Osmanlı imparatorluğunun kurulduğu topraklar olarak önem kazanmaktadır ve uzun süre “Hisarlık” olarak isimlendirilmiştir. Osmanlının yani ecdadımızın yerleşip yıllarca yaşadığı bu topraklar, gerçekten yemyeşil ve sizi burada muhteşem bir doğal güzellik bekliyor.

Kütahya Domaniç

ULAŞIM

Domaniç bağlı bulunduğu Kütahya il merkezine, 90 km. uzaklıktadır. Domaniç-Bozöyük arasındaki uzaklık: 55 km. Domaniç-İstanbul arasındaki uzaklık: 310 km. Domaniç-Bursa arasındaki uzaklık: 80 km. Domaniç-Kütahya arasındaki uzaklık: 80 km. Domaniç-Bilecik arasındaki uzaklık: 100 km. Domaniç-İzmir arasındaki uzaklık: 348 km. Domaniç-Ankara arasındaki uzaklık: 330 km. Domaniç-Eskişehir arasındaki uzaklık: 98 km.
Domaniç-Bursa/Yenişehir hava alanı arasındaki uzaklık: 64 km.

TARİHÇE

Yöredeki ilk yerleşimcilerin: MÖ.3000-2500 yıllarında buraya yerleştikleri anlaşılmış olup, bu durum, yüzey araştırmalarında bulunan seramik çanak-çömlek kalıntılarından teyit edilmiştir. Ayrıca: Roma ve ardından Bizans döneminde de, yerleşim etkinlikleri görülür. Özellikle: ilçe merkezinde, toprak altında, MS.2’nci yüzyıla tarihlenen bir Roma mezar yapısının bulunması, bölgedeki Roma yerleşiminin varlığını ortaya koymaktadır.

Takip eden Bizans sonrasında, Germiyanoğulları Beyliği, 13’ncü yüzyılda, bölgede egemen olur. Yörede, Türklerin ilk varlığı: 1230 yıllarında, I. Alaaddin Keykubat döneminde, Oğuzların Kayı boyundan bir kısım insanın yerleştirilmesiyle görülür. Hayme Ana ve oğlu Ertuğrul Gazi önderliğindeki Kayı boyu; uzun yıllar, burada yerleşik olarak yaşamışlardır. Hatta, Osmanlı devletinin kuruluşu, bu topraklar üzerinde gerçekleşmiştir.

Daha sonra ise, Osmanlılar görülür. Osmanlı döneminde, bölge toprakları, Ertuğrul Gazi’ye verilmiştir. Biraz önce söz ettiğim gibi, Ertuğrul Gazi önderliğindeki Kayı boyu, kendilerine yurtluk olarak verilen buraya geldikten sonra: dağların üzerine çöken dumana bakarak “Yeni yurdumuz duman içi, hayırlı olur inşallah” diyerek, yerleşim yerine “Dumaniçi” ismi verilmiş ve isim daha sonra değişerek, günümüze “Domaniç” olarak gelmiştir. Domaniç kelime anlamı ise: Ertuğrul Gazinin yanındakilerle birlikte ilk olarak konup yerleştikleri yer olarak bilinen dağın adı denilmektedir.

Osmanlı: kış aylarını Söğüt yöresinde geçirirken, yaz dönemini Domaniç yöresinde geçirirmiş. Hatta, önceleri buraya “Hisarköy” denilirken, sonradan Domaniç ismi verilmiştir.
1926 yılına gelindiğinde, büyük bir yangın ve Domaniç tamamen yanar. 1932 yılında Tavşanlı’ya bağlı yöre, 1960 yılında müstakil ilçe haline gelmiştir.

Kütahya Domaniç

GENEL

Yörenin denizden yüksekliği: 870 metredir.
Bölgenin coğrafi durumu, dağlar ve ormanlar şeklinde gelişmiştir. Bitki örtüsü, genellikle çam ve kayın ormanlarından oluşmaktadır. Hatta: yörenin hemen hemen tamamının, vasıfla çam, gürgen ve meşe ağaçları bulunan ormanlarla kaplı olduğu söylenebilir.

İlçe merkezine bağlı, Sefa köyü üzerindeki Dikili kayaya çıktığınızda: doğu yönüne bakın ve Domaniç yöresinin dağların arasında kaldığı görülür. Bu durum, yani dağların arasında kalan bu yerleşim görüntüsü: Orta Asya’daki Ergenekon bölgesinin görüntüsünü andırır.

Yörenin iklimi, karasal iklim özelliklerini göstermektedir.

İlçe halkının ekonomik etkinlikleri: Tunçbilek linyit kömür işletmelerinde çalışanlar ve Bursa-İnegöl ilçesindeki fabrikalarda mobilya işçisi olarak çalışanlardan oluşmaktadır. Bunun dışında, büyük çoğunluk, emekli olarak yaşamını burada sürdürmektedir. Çünkü, yukarıda belirttiğim gibi, arazi tarıma elverişli değildir. Bunların dışında, az sayıda: hayvancılık ve alabalık üretimi yapılmaktadır.

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ DOMANİÇ MESLEK YÜKSEK OKULU

1994 yılında açılmıştır. Okulda: 400 civarında öğrenci eğitim görmektedir.

HAYME ANA’YI ANMA TÖRENLERİ

Ertuğrul Gazinin annesidir. Her yıl, Eylül ayının ilk Pazar günü yapılan bu anma törenlerinde: çeşitli yarışmalar düzenlenmektedir. Bunun dışında, her yıl, Haziran ayının ilk Pazar günü ise, güreşler yapılmaktadır. Güreşler, Kırkpınar güreşlerinden sonra, ülkemizde düzenlenen ikinci büyük güreş organizasyonudur.

Hayme Anayı Anma ve Domaniç Şenlikleri: Çarşamba köyü yakınlarındaki tören alanında yapılır. Burada: Yörük çadırları kurulur ve cirit oyunu ile mehter gösterileri yapılır. İlaveten: konu ile ilgili konuşmalar ve paneller yapılarak, katılanların, Hayme ana ve kuruluş aşamasındaki Osmanlılar hakkında bilgi sahibi olmaları sağlanıyor. Son olarak ise, katılanlara etli pilav ve ayran ikram ediliyor.

GEZİLECEK YERLER

HAYME HATUN TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı, 10 km uzaklıktaki, Çarşamba köyündedir. Bu türbenin varlığı, bölgenin Osmanlının ilk yerleşim yeri olduğunun en büyük kanıtıdır. Türbenin sağ yanındaki bölüm türbeyi ziyaret eden kişiler için misafirhane, sol yandaki bölüm ise, medrese olarak yapılmış ve 1892-1928 yılları arasında medrese, daha sonraki dönemde ise, eğitmen yetiştiren bir okul olarak kullanılmıştır. 1948-1972 yılları arasında ise, bu yapının, ilkokul olarak kullanıldığı görülür.

Türbede çeşitli söylentiler yaşatılmaktadır. Sandukanın alt bölümünde bulunan kapaktan, zemin toprağı alınmakta ve bu toprak derdi olanlara deva olarak sunulmaktadır. Ayrıca, Hayme ananın beslediği söylenen geyiklerin, türbede bulunan boynuzları da, yıllardır, dertliler tarafından çentile çentile iyice küçülmüşlerdir. Evet, her ne kadar ziyaretgah olarak kullanılsa da, dertlerin en iyi çaresinin tıp yöntemlerinde aranması gerektiğini unutmamamız gerekir.

Hayme ana: Ertuğrul Gazinin annesi ve Osman Gazinin ninesidir. Süleyman Şahın eşi olduğu söylenir. Süleyman Şahın; Fırat nehrini geçerken atından düşerek boğulması sonucu, büyük olasılıkla, 12 yaşındaki oğlu Ertuğrul Gazi ile birlikte, aşiretin liderliğini eline almıştır. Bu dönemde, ilk olarak, Ankara’nın batısındaki Karacadağ yöresine yerleşmişler ve yine bu bölgedeki “Haymana” ilçesi, ismini, Hayme ana’dan almıştır. Hayme ana isminin kelime anlamı: çadır büyüğü demektir. Çünkü: Hayme kelimesi Arapçadır ve “çadır” anlamına gelmektedir.

Daha sonra, bu bölgeye gelerek yerleşen aşiret, Hayme Ananın önderliğinde büyüyüp hızla gelişmiş ve bu nedenle, Hayme Ana’ya “Devlet Ana” lakabı verilmiştir. Çünkü, 1250 yıllarında, aşiret lideri, Hayme Ana imiş. Daha sonra liderliği alan Ertuğrul Gazi, annesine hürmette kusur etmemiştir.

ÜÇ TEPELER MEVKİİ

Domaniç-Bilecik-Bozöyük sınırında bulunan bu bölgede: “acısu” olarak bilinen bir kaynak bulunmaktadır. Bu kaynağın suyunun şifalı olduğu söyleniyor ve yöre ve yakın çevre insanı tarafından, yoğun olarak kullanılıyor. Hatta: bu suyun kaynağına gittiğinizde, her zaman, uzun bidon kuyrukları görebilirsiniz. Bu bölgede, aynı zamanda, günübirlik piknik yapmak ta mümkündür.

Buraya yolunuz düşerse, hemen yakınlardaki “Kızın Sarayı” olarak isimlendirilen antik dönem kalıntılarını da görmelisiniz. Bu kalıntıların, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde kullanılan: saray-kervansaray binası kalıntıları olduğu söyleniyor. Ancak, elbette yıkık durumda, yani net olarak görülebilecek bir şeyler yok.

ILICAKSU KÖYÜ

Bu ilçe merkezine bağlı köy, özellikle “alabalık çiftlikleri” ile önem kazanıyor. Burada, modern alabalık üretim çiftlikleri bulunuyor. Bunlar, ülkemiz çapında düşünüldüğünde, üçüncü büyüklüktedir. Üretilen alabalıkların büyük çoğunluğu, ülkemizin birçok restoranında, marketinde satışa veya servise sunuluyor.

MIZIK ÇAMI

İlçe merkezine 3 km. uzaklıktaki Domutköy içindedir.
Mızık çamı ise: Osmanlı devletini kuran Osman Gazi’nin; bebekliğinde ninesi Hayme Hatun tarafından, dallarına salıncak kurularak avutulduğu, tarihi bir ağaçtır.

Söylenenlere göre, Hayme hatun: torunları Osman ve onun oğlu Orhan’ı: bu çama kurduğu salıncakta, ninniler söyleyerek avuturmuş ve mızıklamamaları için böyle bir şey yaptığından, bu tarihi çam ağacına “mızık çamı” ismi verilmiştir. Bazı kaynaklarda, beşik çamı olarak da geçer. Evet, günümüzde bu çam ağacı, yöre halkı tarafından kutsal olarak kabul edilmektedir. Ancak: 1980 yılında, canlılığını kaybeden bu tarihi ağaç, 1988 yılında şiddetli bir rüzgar sonucunda, bulunduğu yerde yıkılmıştır.

Evet, 1986 yılında yapılan bilimsel araştırmalarda: 11 metre boyunda, 4.7 metre çevresinde, 1.5 metre çapındaki bu çam ağacının: muhtemel yaşının 1200 civarında olduğu söylenmiştir. Bunun üzerine anıt ağaç, 1988 yılında, tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Günümüzde, yıkık durumdaki bu anıt ağacın çevresinde, park yapma ve ağaçlandırma çalışmaları sürdürülmektedir. Ağacın üzeri türbe şeklinde kapatılmış, yanları ise koruma çemberine alınmıştır.

EBE ÇAMLIĞI

Bir zamanlar, bozkır yani kıraç bölge olan burada, yöre halkının “ebe” diye çağırdığı ihtiyar bir kadın yaşarmış. Ebe kadına, bir gece rüyasında, “buraya ağaç dikmesi “ söylenmiştir. Bunun üzerine, ebe kadın, buraya ağaç dikmiş ve etrafını çevirmiştir. Zamanla, ağaçların bakımını ve sulamasını aksatmadan yapan ebe kadın, yörenin ağaçlarının büyüyüp gelişmesini sağlamıştır. Ancak, burada: ağaç kesen, ağaç koparan ve kozalak toplayanlara ilenirmiş. Evet, ebe kadın ölünce, bu bölge “Ebe çamlığı” olarak isimlendirilmeye başlanmıştır.

Ancak, yöre halkı: ebe kadının sağlığında ilenmesini düşünerek, yıllardır, burada ağaç kesmez, dal koparmaz ve kozalak toplamazmış. Hatta bunun aksine hareket edenlerin: evlerinin yanacağı ve yuvalarının bozulacağı rivayet edilmektedir. İlginç bir durum daha var, Domaniç dışından gelenler için böyle bir durumun olmadığı söylenir. Yani, yabancıların ağaç kesmesi, dal koparması, kozalak toplaması sorun yaratmıyormuş.

Burayı sonlandırmadan önce, bu bölge hakkında diğer bir söylentiden söz etmek istiyorum. Söylenenlere göre: Osmanlının ilk döneminde bu bölge çevresinin kapalı ve çam ağaçları ile kaplı olması nedeniyle, kadınların daha rahat doğum yapabilmeleri açısından “Doğum Hastanesi” olarak kullanıldığı ve bu yüzden “Ebe çamlığı” ismi verildiği de söylenmektedir.

SARIKIZ MESİRE YERİ

İlçe merkezine 5 km uzaklıktaki, Ilıcaksu köyündedir. Köy merkezinde, ilkokulun yanında, yerden çıkan su ile, burada suni bir gölet oluşmuştur. Bu yüzden gerek bu göletin yarattığı mavilik ve gerekse yeşillik nedeniyle yöre, çok tercih edilen bir piknik yeri konumundadır.
Sarıkız çevresinde birçok alabalık çiftliği var ve siz buraya yolunuz düşerse, mutlaka bu alabalık çiftliklerinde, kendinize alabalık ziyafeti çekmelisiniz.

Kütahya tanıtım yazısı.

Bozöyük tanıtım yazısı.

Bilecik tanıtım yazısı.