Karabük Eskipazar

Karabük Eskipazar

Eskipazar, genç neslin, askerlik sonrasında terk ettiği ve İstanbul-Ankara gibi yerlere göçtükleri ve ancak son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar sonucu, Anadolu’nun en büyük antik kentlerinden birinin bulunduğu bir yöremizdir.

Buraya gidenler veya yakınlardan geçenler, tarih meraklıları, mutlaka ve mutlaka, “Hadrianapolis” antik kentini gezin, görün.

Karabük Eskipazar

ULAŞIM

Eskipazar, il merkezi olan Karabük’e 38 km. uzaklıktadır. Eskipazar-Ankara arasındaki uzaklık: 103 km. Eskipazar-Çankırı arasındaki uzaklık: 42 km. Eskipazar-Düzce arasındaki uzaklık: 166 km. Eskipazar-İstanbul arasındaki uzaklık: 347 km.

Karabük Eskipazar

TARİH

Karabük yöresindeki en eski yerleşim: Eskipazar ilçesindeki Yazıboz köyündedir. Burada bulunan bir höyüğün: muhtemelen MÖ.2500 yıllarında ilk kez yerleşime ev sahipliği yaptığı öğrenilmiştir. Daha sonra Hititler, Frigya ve Kimmerler ve daha sonra Persler yörede hakimiyet kurmuşlardır.

Büyük İskender Anadolu’ya girince, 333 yılında Pers egemenliği biter. Helenistik dönem başlar. Büyük İskender ölünce bölgede kurulan Btinya krallığı ise, Romalılar tarafından tarih sahnesinden silinir.

Roma döneminde: Romalılar, Karadeniz yöresindeki ormanları ve madenleri ele geçirmek için, bu yörede önemli kentler kurmuşlardır. Bunlar: Hadrianopolis ve Kimistene.

Hadrianopolis kalıntıları, günümüze kadar ulaşmıştır. Bunun dışında, bir kısım Roma dönemi kaya mezarları da görülmektedir.

1071 Malazgirt zaferinden sonra: Türkler Anadolu’ya girmeye başlamışlardır. Hadrianopolis kentini de içine alan Paflagonya bölgesi: Emir Karatekin liderliğindeki Oğuz Türkleri gurubu tarafından sağlanmıştır. Viranşehir olarak isimlendirilen yöre, 1398 yılında, Osmanlılar tarafından ele geçirilir.

1845 yılına gelindiğinde ise, kasabanın ismi Viranşehir değil, Mecidiye olarak değiştirilmiştir. Cumhuriyetin ilan edildiği tarihlerde: burada, 2 han, birkaç  dükkan ve üç ev bulunduğu ve Perşembe günleri Pazar kurulduğu biliniyor.

Cumhuriyet devrinde bucak olan yöre, kurulan pazarın eskiliği nedeniyle, Eskipazar adını almıştır.

Karabük Eskipazar

GENEL

İlçe, Batı Karadeniz bölgesindedir. İlçenin Karabük DDY uzantısı üzerinde bulunan Eskipazar ırmağının suladığı saha, iklim bakımından en elverişli yeridir. Sulak bölgede, sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılmaktadır.

İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 710 metredir. İlçenin gerek iklim ve gerekse bitki örtüsü durumunu değerlendirmek için, bölgenin üç bölüme ayrılması gerekiyor.

İlçe, zengin taş ocaklarına sahiptir. Öyle ki, bu taş ocaklarından çıkarılan taşlar: Anıtkabir ve TBMM’nin inşaatında kullanılmıştır. Yöreden çıkarılan traverten taşları, ülkenin her yerine gönderilmektedir.

Bunun dışında, yörenin ekonomik etkinliğinin temelinde, orman gelmektedir. Demir-Çelik sanayisi ve porselen yapımında kullanılan manyezit maddesi de, ilçe topraklarından çıkmaktadır. Yani, Eskipazar, yer altı zenginlikleri bakımından, güçlü bir yer.

Karabük Eskipazar

GEZİLECEK YERLER

Karabük Eskipazar Hadrianaupolis

HADRİANAUPOLİS

Eskipazar ilçe merkezinin 3 km batısındadır. Viranşehir olarak adlandırılan mevki ve çevresindeki arazi üzerinde, dağınık bir şekilde konumlanan: Beytarla, Budaklar, Çaylı ve Büyükyaylalar köylerini kapsar.

Tanıtım yazımın hemen başında, bence buraya yakın olanlar ve buralara yolu düşenlerin mutlaka burayı ziyaret etmesini öneririm.

Bu antik kent, Karadeniz bölgesinin Zeugması gibi görülüyor. Kentin kurulduğu alan değerlendirildiğinde ise, o dönemde, yörede bulunan 6 büyük merkezden biri olduğu kanısına varılıyor.

Antik kentte  bulunan mozaiklerin kazı alanında sergilenebilmesi için çatı yapılmıştır.

MÖ. 64-40 yılları arasında;  Romalı İmparator Adrionus tarafından kurulduğu, imparatorun adına izafeten Adrianopolis olarak isimlendirildiği ve MS.10.yüzyıla kadar aktif yerleşim amacıyla kullanıldığı tahmin edilen şehirdeki kazılarda, Anadolu’da örnekleri daha önce hiç görülmeyen bazı zemin mozaikleri bulundu.

Dağınık şekilde çoklu bloklardan oluşan bu antik kentin özellikle MS 6 ve 7’nci yüzyıllarda en parlak dönemini yaşadığı ve bölgesel bir dini merkez statüsüne eriştiği düşünülüyor.

Kent: daha sonra Bizans hakimiyetine girmiş ve 1085 yılına kadar bu durum devam etmiştir.

Kent, Selçuklular tarafından ele geçirildiği dönemde çok fazla hasar almış olmasından dolayı “Viranşehir” adıyla anılmıştır.

TİCARET:

Şehrin MS 5 ile 7’nci yüzyıllar arasında, yayılım ve etki alanının 15-20 km olduğu ve bu geniş alanda en az 50.000 nüfus barındırdığı tahmin edilmektedir.

Batı Karadeniz’in Orta Anadolu’dan gelen yolları üzerinde kurulu olan şehir, bu büyüklüğü ile çağdaşı Ephesos’un yaklaşık dörtte biri kadar olduğu varsayılmaktadır.

Yüzey araştırmalarında ele geçen bir yazıtta: Paflagonya bölgesi açısından öneme sahip olan ticaret yolları üzerinde yer alan Hadrianopolis Antik Kenti’nin, Roma döneminde bölge ticareti bağlamında önemli bir Pazar yeri olduğundan bahsedilmesi, Hadrianopolis’in t arih boyunca neden sürekli iskan edildiğini açıklar nitelikte bir belgedir.

Diğer şehirlerden, şehrin manastırlarını ziyaret eden nüfus, şehrin ticari olarak kalkınmasını sağlamıştır.

 

İNANÇ:

Kent, Geç Roma ve Bizans dönemlerinde bir hac merkezi olmuştur. Kalıntılar, kentin Bizans döneminde dinsel bir hac yeri konumuna yükseldiğini, hattı I Justinianus döneminde bir piskoposluk merkezi olarak dahi tanındığını gösterir.

MS 7’nci yüzyılda yaşamış çileci aziz olan Aziz Stylianos Alypius’un antik kentte yaşamış olması, şehrin dini önemini arttırmıştır.

 

ALPİUS:

Münzevi Alpius; Aziz Büyük Simeon’un 421 yılında bir sütunun üzerine çıkıp oturarak başlattığı münzevi hareketinin 3 önemli takipçilerinden biridir.

7’nci yüzyılda dünya nimetlerinden kendisini çekmiş bir çilekeştir.

Alpius aynı zamanda çocuğu olmayan kadınların şifacısı ve çocukların koruyucu azizi olarak da bilinmektedir.

 

ASKLEPİOS:

Ayrıca şehirdeki kazılarda Asklepios kültüne ilişkin çok önemli bulgular ele geçirilmiştir.

Asklepios, Yunan mitolojisinde kehanet yapan bilici tanrı Apollon’un oğlu olan sağlık ve hekimlik tanrısıdır.

Bu tanrı için yapılan mabetler genelde şifahane görevi görmektedir ve şu ana kadar adına inşa edilmiş en büyük şifahahe günümüzde Bergama sınırları içindedir.

Hadrianopolis bölgesinde bu kültün olduğu, uzmanlar tarafından önceden de tahmin edilmektedir ancak külte ilişkin ilk kez böyle güçlü bir bulgu ele geçirilmiştir.

Yapılan kazılarda kültün şehirdeki varlığını kanıtlayan bir bloktaş bulunmuş ve taşın üzerinde “Kurtarıcı Asklepios’a Ailios Deitaros sundu” yazdığı görülmüştür.

Ayrıca Askleopios kültünün olduğu yerlerde şifahanelere rastlanması Hadrianopolis’te de şifahane olduğu savını güçlendirmektedir.

Bununlar birlikte kentin sınırları içinde Akkaya termal su kaynağının bulunması ve antik dönemde şifahanelerin genelde sıcak su kaynaklarının çevresinde inşa edilmesi, şehirde antik bir şifahane bulunduğu görüşünü desteklemektedir.

ARKEOLOJİK BULGULAR;

Şu ana kadar şehirde tespit edilen 24 yapıdan 10 tanesi mozaik tabanlıdır.

Gün yüzüne çıkarılan mozaik zeminli yapıların en önemlileri: A ve B hamamları, A ve B kiliseleri, Geç Roma dönemine tarihlenen bir villa ve yine Hamam B yapısının yakınında keşfedilen apsidal bir yapıdır.

Ortaya çıkarılmış tüm yapıların ortak özellikleri, mozaik tabanlarıdır.

Bu mozaikleri birleştiren nokta ise, başka hiçbir yerleşimde benzerine rastlanmamış yorumlanma tarzına sahip olmalarıdır.

Hadrianapolis mozaikleri, teması ne olursa olsun Bizans sanat anlayışının yerel üslupla icra edilmiş özgün ürünleri olarak karşımıza çıkar.

Araştırmacılar, burada bir mozaik okulunun varlığının kuvvetle muhtemel olduğunu ifade ederler.

Renk kullanımında, beyaz, siyah, kırmızı, sarı, mavi, yeşil ve vişne rengi gibi doğal taş ve taşlama malzemeleri göze çarpar.

Geometrik desenler, Süleyman düğümleri, yıldız motifleri, dalga motifli bordürler, bitkisel bezemeler, portreler, çeşitli hayvan figürleri ya da fantastik figürler.

Bu listeyi son derece estetik öğelerle bezenmiş başka örneklere de uzatmak mümkündür.

Aslında bunların büyük kısmı, Hıristiyanlık dönemi kutsal anlatılarını içeren tasarımlardır.

Üstelik bazı mozaikler yine Hıristiyan inancının yansımaları olan yazıtlar da barındırmaktadır.

Ayrıca ele geçirilen çok sayıda sikkelere bakılarak, şehrin içinde bir de darphane bulunduğu değerlendirilmektedir.

 

Karabük Eskipazar Hadrianaupolis
Kilise A yapısı:

Mozaiklerin üzeri, hava koşullarından zarar görmemeleri için kapatılmış ve koruma altın alınmıştır. Evet, 3 nefli bir bazilikadır. Ölçüleri: 15 x 23.5 metredir.

Kilisenin tüm tabanı mozaiklerle süslenmiştir.

Bu mozaiklerde: “Nuh’un Gemisi” sahnesine ait hayvan tasvirleriyle fil, tavus kuşu, geyik, grifon, kaplan, benekli tavuk, kuş ve karaca gibi çeşitli hayvan figürleri bulunmaktadır.

Ayrıca üzüm temaları görülmeye değerdir.

Kilise B Yapısı-Dört Nehir Kilisesi:

Kazıl çalışmalarında kilisedeki mozaikler koruma altına alınmış, üzeri çelik konstüksiyonla kapatılmıştır.

Evet, 3 nefli bir bazilikadır.

Ölçüleri: 15 x 23.5 metredir.

Figüratif Tasvirler:

Mozaiklerde boğa, aslan, tavuş kuşu gibi hayvan figürleri var.

Bu figürlerin Hıristiyan ikonografisi bağlamında, İncil yazarlarını temsil ettiğine dair yorumlar yapılmıştır. (Boğa: Lucas’ı, Aslan: Marcos’u gibi)

 

Dört Nehir Teması:

Buradaki mozaikler: Tevrat’ta adları geçen nehirler Geon, Phison, Tigris (Dicle) ve Euphrates( Fırat) tasvir etmektedir. Bu nehirler, İbranice ve Hıristiyan kaynaklarına göre, cennette var olduğu düşünülen 4 nehirdir. Be nehirlerin personifikasyonu yani insan şeklinde betimlenmeleri mozaiklerde yer alıyor.

Anadolu’daki örnekleri oldukça nadirdir.

Tavus Kuşları:

Kilisenin zemininde yer alan bir diğer mozaik ise, iki tavus kuşunun bir kaptan su içerken betimlendiği eserdir.

Görkemli bir bahçe içerisinde, bir kaptan su içerken resmedilen tavus kuşları, ölümsüzlüğü anlatmaktadır.

Çünkü tavus kuşlarının, cennetteki kutsal sudan içtikten sonra etlerinin çürümediğine ve ölümsüzlük kazandıklarına inanılmıştır.

 

Yazıt ve Adak Bilgisi:

Yine aynı kilisenin zemininde bulunan mozaikli alan içinde “Sadık saray muhafızı Himerios ile pek onurlu ve değerli Valettina’nın adağıdır” ibaresi yer alan bir adak yazıtı bulunmaktadır.

Yapılan incelemeler neticesinde “Himerios” isminin bir imparatorluk muhafızı adı olduğu bilgilerine ulaşılmıştır.

Kilisede yapılan diğer ayrıntılı incelemelerde: yazıldıktan sonra kazınarak çıkartılmaya çalışıldığı anlaşılan, 10 satırlık Yunanca bir yazıt bulunmuştur.

Antik dönemde “damnatio memoriae” adı verilen bir kazıma işlemiyle halkın ya da devletin onurunu zedeleyen kişilerin hatıraları, yazıtları ve tarihte bıraktıkları izler silinir ve oldukları yerlerden çıkartılmaya çalışılırdı.

İlgili kilise yazısında da benzer bir kazıma davranışının uygulandığı görülse de yazılar hala tanımlanabilecek durumdadır.

Ayrıca kilisenin giriş kapısında, tabana gömülmüş bir şekilde duran lahit kitabesinde “Burada anısı azizler arasında yer alan Iordannes yatıyor” ibaresi bulunmaktadır.

Üzüm temaları görülmeye değerdir.

KİLİSE C-KUZEYBATI NEKROPOL KİLİSESİ:

Nekropol bölgesinin kuzeybatısındadır.

Bu yüzden Kuzeybatı Nekropol Kilisesi olarak adlandırılmıştır. İnşa tarihi, MS 4-5’nci yüzyıllara dayanır.

Kilise C bitişiğinde bulunan ve henüz fonksiyonu tespit edilemeyen bir yapı içinde: binlerce aynı renk (mavimsi ve yeşilimsi tonlarda) ve dokuda cam kap parçası, hatalı üretim parçaları, cam külçeleri ve yapının atölye olarak kullanıldığının en somut kanıtı olan ocak kalıntıları tespit edilmiştir.

Mevcut duvarlarda kurum/iskelet izleri tespit edilmiş, zemin kömür kalıntıları içeriyor.

Cam külçeleri ve erimiş cam kalıntılarının varlığı, camın eritilerek şekillendirildiği ya da yeniden işlenmiş parçaların (örneğin: vitray, cam mozaik ya da süs eşyası) üretildiği bir atölye fonksiyonunu işaret ediyor.

Evet, mevcut veriler, atölyenin 6’ncı yüzyılın sonlarından 7’nci yüzyılın ortalarına kadar faaliyette kaldığı düşündürmektedir.

GEÇ ROMA VİLLASI:

B kilisesine yaklaşık 150 metre uzaklıkta, düz bir arazide kurulmuştur.

MS 5’nci yüzyıl sonlarına tarihlenir.

Geniş bir avlu içine konuşlanmış en az 10 mekandan oluşan villanın, 2 Numaralı mekanının tabanında evin sahibinin ve karısının portreleri bulunmaktadır.

Bazı odaların duvarlarında freskolar bulunuyor.

Muhtemelen zengin bir aile villasıdır.

 

ERKEN BİZANS KİLİSESİ-CHORA KİLİSESİ:

Hadrianopolis şehrinde ortaya çıkarılan Erken Bizans kilisesinin tabanında bulunan bağcılık faaliyetlerinin resmedildiği bu tasvirler, kentte bağcılığın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Hadrianapolis antik kentinde şarap üretiminde kullanılan sıkma taşları ise bölgede bağcılığın antik dönemden beri var olduğunu kanıtlamaktadır.

 

ROMA HAMAMLARI

Kentte Roma dönemine ait iki hamam yapısı bulunmaktadır.

1.Nolu Hamam Yapısı:

2005 yılında bulunmuştur. Kent merkezindedir. Yapı, büyük olasılıkla, 5’nci yüzyılda yapılmış ve 7’nci yüzyıl sonuna kadar kullanılmıştır. Bu bölgede ele geçirilen sikkelerden, hamamın, 8’nci yüzyıl başlarında terk edildiği görülmektedir. Bu yapının temelinde de, 5’nci yüzyılda yapılan bir mozaik bulunmuş ve görülmektedir.

Özellikle tepidarium (ılıklık) bölümü üzerine yapılan cam teras, ziyaretçilere tarihi yapıyı yukarıdan görme imkanı sunuyor. Bu uygulama, Türkiye’de bir ilk olarak kabul edilmektedir.

2.Nolu Hamam Yapısı:

Eskipazar-Hacıahmetler yolunun hemen güneyindedir. 2007 yılında, yapının 9 bölümü ortaya çıkarılmıştır. Yapının tabanı, geometrik motifli mozaiklerle süslenmiştir.

ÇETİÖREN MESİRE YERİ

İlçe merkezine 10 km. uzaklıktadır.

Burada, su kaynakları, yaban hayatı ve zengin bitki örtüsü vardır. Ayrıca: masalar, banklar, ocaklar, çeşmeler, tuvaletler, otopark ve yaklaşık 2500 kişilik bir anfitiyatro var. Bu anfitiyatroda, yağlı güreş etkinlikleri düzenleniyor.

 

EĞRİOVA MESİRE YERİ

 

İlçe merkezine 25 km. uzaklıktadır.

Burası da, bir ormanlık alandır. Ama, alanın ortasında yaklaşık 5 metre derinliğinde, suni bir gölet bulunuyor. Sanırım, orman yangınları için tedbir amaçlı oluşturulmuş bir gölet. Burada: masalar, ocaklar, çeşmeler bulunuyor. Gölette: balık avlayabilirsiniz. Çadırlı kamp ve doğa yürüyüşü yapabilirsiniz.

Karabük Eskipazar Kimistene Antik Kenti

KİMİSTENE ANTİK KENTİ

İlçe merkezine bağlı, Demirmenbaşı Mahallesinde, Asartepe yükseltisinin üzerindedir.

Buranın daha çok bir dini yerleşim yeri olduğu tahmin ediliyor. Çünkü, Anadolu’da, bu tür dini yerlerin, bu tür yüksek yerlere kurulduğu örnekleri yoğun olarak görülmüştür.

Tepelerden birinin üzerinde: Akropolis bulunmaktadır.

Bu zirveye, Roma döneminde bir tapınak inşa edilmiştir. Bu tapınak, günümüzde temel seviyesinde görülmektedir. Tapınak: bir kutsal yol ile, doğu yamacında bulunan anıtsal bir girişe ve merdivene bağlanmaktadır.

Tapınağın parçaları, maalesef zaman içinde, çevre köylere yayılmıştır. Tapınak ulaşılması güç bir yere inşa edilmiş olması nedeniyle, yapılan arkeolojik araştırmalarda burada pek fazla adak eseri elde edilememiştir.

Buna göre, tapınak pek fazla ziyaret edilen bir yer olmasa gerek diye düşünülmektedir. Evet, bu tapınağın 4’ncü yüzyıla kadar kullanıldığı ve bir deprem sonucu yıkıldığı düşünülüyor.

Daha sonraki dönemde, bu tapınak üzerine herhangi bir yapı yapılmamış olması nedeniyle, dini-mimari kalıntılar günümüze kadar gelebilmiştir.

İkinci yükselti üzerinde, Akropolis var. Burada da: kayaya oyulmuş niş ve mezar alınlığı şeklinde mezarlar ve mezar taşları bulunmuştur.

Karabük Ovacık

Karabük Ovacık

Ovacık ilçesi, il merkezi Karabük’e 48 km uzaklıktadır. Ayrıca Ovacık, Safranbolu arası 58 km dir.

GENEL

İlçe Batı Karadeniz bölgesindedir. 1’nci derece deprem bölgesidir. En büyük deprem 1944 yılında meydana gelmiştir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1100 metredir. İlçenin en yüksek yeri Boduroğlu Yaylası ve Kıraçtepedir ve 1400 metre yüksekliktedir.

İlçe genel olarak ormanlık, dağlık, engebeli ve dağınık bir arazi yapısına sahiptir. Bu dağlık alanların dışında yer yer düzlükler vardır. Yörede karasal ve Karadeniz iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise serin ve yağışlı geçer. Bölgede yaşayanların önemli kısmı, Kardemir ve diğer sanayi şirketlerinden emekli olanlardır.

Ovacım

TARİHİ

Bölge 1350 yılında Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1869 yılında Kastamonu salnamesinde, ilçenin ismi “Ulak” (Şehabettün) olarak geçer.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Ovacık, Çankırı ili Çerkeş ilçesine bağlı bir bucak iken, 1957 yılında ilçe olmuştur. 1995 yılında Karabük il olunca, Ovacık ilçesi Karabük iline bağlanmıştır.

NE YENİR

Buralara yolunuz düşerse mutlaka “çullu böreği” yemelisiniz.

Ovacık Spor Lisesi

OVACIK SPOR LİSESİ

Nevzat Ayaz caddesinde Merkez Mahallededir. 113 öğrenci eğitim görmektedir. Karabük il merkezine uzaklık 48 km dir. MEB lığına bağlı ülke genelindeki 75 Spor Lisesinden biridir. 9 Derslikli okulda, 20 Daireli lojman, 1 spor salonu, Misafirhane, yemekhane ve kütüphane alanları bulunmaktadır. 

 

OVACIK SPOR MESLEK YÜKSEK OKULU:

Klavuzlar Mahallesindedir. Şaban Namal Meslek Yüksek Okulu olarak isimlendirilir. Karabük Üniversitesine bağlı olarak 2019 yılında açılmıştır. 12 dersliklidir. Evet aslında daha fazla bilgi vermek isterdim ancak okulun kendi resmi sitesinde okulla ilgili fotoğraf ve ayrıntılı bilgi yok. 

 

Karabük Ovacık

GEZİLECEK YERLER

 

Karabük Ovacık Adam Kurutma Kayası

ADAM KURUTMA KAYASI

Ovacık Pürçükören Köyünde, Karakoyunlu Mahallesi sınırları içindedir. Kaya hem doğal bir yapı hem de ilgi çekici bir silüet halindedir. 

Kurutma kayasının hangi döneme ait olduğu, kim tarafından yaptırıldığı ya da ne amaçla oluşturulduğu konusunda kesin arkeolojik kanıtlar yoktur. 

Burada ilginç kayalar bulunuyor. Kayanın bir yanı 30 metre, diğer yanı 100 metredir.

Yörede anlatılan efsaneye göre “Bir zamanlar, bölgede acımasız bir bey yaşamaktadır. Bu bey, aklına estikçe insanları köpeklerine parçalattırır ve diri diri gömdürürmüş.

En büyük eğlencelerinden birisi de yakaladığı kişileri kızgın saç üzerinde namaza durdurup, ayakları yandıkça zıplamalarını seyretmekmiş.

Bir gün bey amansız bir hastalığa yakalanır. Tüm hocalar ve hekimler, beyin derdine çare bulamazlar.

Bey acılar içinde kıvranırken, bir gece rüya görür.

Rüyasında: Hızır “senin derdinin dermanı adam kurutma kayası, kayalara git, üstündekileri çıkar, iki rekat namaz kıl” der.

Ertesi gün, bey hemen kayalara gider, soyunur, kayaların üstüne çıkar, namaza duracaktır ama kaya güneşten çok kızmıştır ve ayakları yanmaya başlar.

Hoplaya-zıplaya güçlükle namaz kılar ve ellerini dua için açtığında, Hızır’ın sesi gelir “Ey acımasızların acımasızı, sen ki zavallı insanlara layık gördüğün cehennem azabını kendinde denedin, artık tövbe et, kötülüklerden arın, halkına yardımcı ol ki şifa bulasın” der.

Bey, bunun üzerine yaptıklarından pişmanlık duyar, tövbe eder ve iyileşir. Bu yüzden, yörede bu kayaların bir kısım hastalıklara iyi geldiğine inanılır.

Sonuç: Kurutma Kayası, doğa yürüyüş parkurları sayesinde ziyaret edilen yerlerden biridir. Bunun dışında, yörede ve kayıtlarda bu yukarıda sözünü ettiğim efsane dışında bir bilgi yok.

 

Karabük Ovacık Pürçükören Köyü

PÜRÇÜKÖREN KÖYÜ

Köy, Karabük il merkezine 35 km ve Ovacık ilçe merkezine 11.5 km uzaklıkta Üçbaş Köyündedir. 

Karakoyunlu mahallesinde Lidya uygarlığına kadar uzanan mağaralar, kurutma kayası, gözetleme kulesi; Abdullahlar köyünde; Anbarözü Köyü Çevre Mahallesinde, Çatak Köyü Şıhlar Mahallesinde, Boyalı Köylerinde Türk İslam dönemlerine ait tarihi camiler vardır. 

Mezarların ilk tespitini yapan L. Leonhard’dır. Mezarların genel görünümü; üçgen alınlıklı, giriş ve üç odadan oluşan, birbirine açılan odalardan meydana gelir. Niş bulunan odalarda tavan süslemesi olarak iç içe dikdörtgenler kullanılmış ve ağaç mimarisi taklit edilmiştir. 

Sütun başlıkları hurma yaprakları ile süslü olup doğu mimarisinin etkileri görülür. 

 

KARAKOYUNLU MAHALLESİ

Kaya mezarları, Ovacık ilçe merkezine 15 km ve Karabük il merkezine ise 37 km uzaklıktadır. 

Evet burada iki tane kaya mezarı bulunuyor. Bunlar:

1-Gerdek Boğazı kaya mezarları

2-Karain kaya mezarları

Ovacık Gerdek Boğazı Kaya Mezarları

Gerdek boğazı kaya mezarları

Soğanlı çayı vadisinde bulunan Pürçükören köyü Karakoyunlu mahallesindedir. Mezarlar ilk olarak B. Leonhard tarafından bulunmuştur.

Mezarların MS 7’nci yüzyıl ve daha eski olduğu tahmin edilmektedir.

Mezarın özellikle “Paflagonya dönemi” etkileri taşıdığı düşünülmektedir. 

Giriş cephesi üçgen alınlık formuyla süslenmiştir. Alınlığın altında “iç içe dikdörtgen” formlar kullanıldığı görülür, yani cephede dikdörtgen çerçeve/ yapı katmanları gibi motifler yer alır. 

Ovacık Gerdek Boğazı Kaya Mezarı

Cephede ağaç mimarisini taklit eden motifler kullanılmıştır. Yani taş oyma işleminde yapı yüzünde kabartma ya da oyma ile ahşap yapı elemanlarını andıran detaylar yer alır. 

Sütun başlıkları: hurma yaprağı motifleriyle süslenmiştir. Bu, doğu mimari etkisini çağrıştıran bir stil unsuru olarak tanımlanır. Bu unsurlar; yerel kaya içine oyma tekniğiyle birleştirilmiş, yani bütün yapı kaya yüzeyine oyularak yapılmış, ek yapı malzemesiyle inşa edilmemiştir. 

Mezar, birbirine açılan odalardan meydana gelir. Odalarda tavan süslemesi olarak, iç içe dikdörtgenler kullanılmış ve ağaç mimarisi taklit edilmiştir.  

Ovacık Karain Kaya Mezarı

Karain kaya mezarları

Pürçükören köyü Karakoyunlu mahallesinin güneybatısındadır. Gerdek boğazı kaya mezarlığı ile birlikte Soğanlı Çayı vadisindedir. 

Karain kaya mezarı, 4 odalı bir yapıdır. Yani kayaya oyulmuş olarak 4 ayrı odayı içerir. Oda sayısı ve odaların yerleşimi, mezarın planını ve işlevini anlamada önemli bir göstergedir. Ancak odaların iç düzeni (nişler, süslemeler gibi) hakkında detaylı bilgi yoktur. 

Ovacık Karain Kaya Mezarı

Mezarların tahmini olarak 7’nci yüzyıl veya daha eski olabileceği düşünülür. Ancak hangi kültür tarafından ve kimler tarafından yapıldıı bilinmiyor. 

Evet mezarların giriş kısmı at nalı şeklindedir. Mezar odasında aslan başları bulunmuştur.

Ovacık Kayadibi Mağarası

Kayadibi mağarası

Pürçükören köyü Karakoyunlu mahallesinin doğu kısmında, kaya içine oyularak yapılmıştır. Kayaya oyularak yapılmış bir mezar odası vardır. Giriş kısmı at nalı şeklindedir. İç kısmında, mezar odasında “aslan başları” figürleri bulunmuştur. 

Kullanıma açık olup doğal gezi alanı olarak kullanılır durumdadır. 

Ovacık Taşoğlu Köyü Tarihi Cami

TAŞOĞLU KÖYÜ TARİHİ CAMİİ

Halk arasında “Şıhlar Camii” ya da “Divan Camii” olarak da bilinmektedir. Yapım tarihi net olarak bilinmiyor. 

Yörede anlatılan bir efsaneye göre: Asar mahallesinde bulunan tarihi caminin ermişler tarafından, geyiklerle ormandan getirilen kereste ile yapıldığı söylenir.

Bir gün, sabaha karşı yine geyiklerle köylünün ekinlerinin içinden kereste taşınırken, bazı köylülerin görmesi üzerine bağırdıkları, kereste taşıyanlara sitem ettikleri, bunun üzerine kereste taşıyan bu ermişler de köylülere hitaben “ekin önünden yatar, arka kısmından kalkar, hepinizin boğazından çıksın” demişlerdir. O günden sonra, bu yöre halkı hep urlu (dış guatrlı) olmuştur.

Günümüzde restorasyon çalışmaları yapılmış cami, ibadete açıktır. 

Ovacık Boduroğlu Yaylası

BODUROĞLU YAYLASI:

Rakımı 1400 metredir. Ilgaz ve Köroğlu Dağlarının uzantısındadır. İl merkezine uzaklık 60 km, ilçe merkezine uzaklık ise 20 km dir. Eskipazar-Ovacık yolu kullanılarak ulaşım sağlanabiliyor. Arazi yolu ve tırmanmalı kesimler bulunmaktadır. 

Ormanlık yapıda, dağlık ve yaylalık alan bulunur. Bitki örtüsü olarak karaçam, sarıçam gibi iğne yapraklı ağaçlar, meşe, kayın ağaçları bulunur. 

Evet burası yayla turizmi açısından rağbet görmektedir. Her yıl burada yayla şenlikleri düzenleniyor. 

Bu festival ve mesire yeri alanı olarak kullanılan yayla, Karabük İl Orman Müdürlüğünün kontrolü altındadır. 

Ovacık Karagöl

KARAGÖL:

Karabük il merkezine 35 km uzaklıkta bulunan Küçüksu köyü Karagöl Mahallesinde bulunan Karagöl: bir krater gölüdür. İlçe merkezinin kuzey kesiminde Şamlar köyü yakınlarındadır. 

Çevreden sızan kaynak sularının killi zeminde oluşan göl tabanını tampon yaparak birikmesiyle oluşmuştur. Karagöl, Karagöl fayı nedeniyle yatay bir konumda düşen killi birim bloklarının göl zeminini oluşturmasıyla meydana gelen tektonik kökenli bir göldür. 

Çevresinde sazlıklar bulunan göl, mesire alanı olarak düzenlenmiştir. 

Aynı zamanda seyir terası ve kafe mevcuttur. Gölün bir kısmında iskele ve yürüyüş yolu bulunur. Ovacık Sporcu Kamp Eğitim Merkezi önünden başlayan ve Karagöl’e kadar uzanan yaklaşık 7 km lik yürüyüş parkuru bulunuyor. 

Ovacık Taşoğlu Köyü Akhisar Mahallesi camii

 

TAŞOĞLU KÖYÜ AKHİSAR MAHALLESİ CAMİİ:

Bu cami hakkında yörede anlatılan bir efsane var. Caminin ermişler tarafından geyiklerle ormandan taşınan keresteler ile yapıldığı söylenir. Bir gün sabaha karşı yine geyiklerle köylünün ekinlerinin içinden kereste taşınırken, bazı köylülerin görmesi üzerine bağırdıkları, kereste taşıyanlara sitem ettikleri, bunun üzerine kereste taşıyan bu ermişler de köylülere hitaben “ekin önünden yatar, arka kısmından kalkar, hepinizin boğazından çıksın” demişler. O günden sonra, bu yöre halkı hep urlu (dış guatrlı) olmuştur. Bu yörede yaşayan insanların bu yüzden urlu olduğu söylenmektedir. 

Evet elbette bu camiyi tanıtmak için bu efsane yetmez, cami kimler tarafından hangi tarihte yapılmıştır bilmek gerekir ama maalesef yörenin ilgili makamlarının hiçbirinde bu cami hakkında, yukarıda anlatılan efsane dışında bir bilgi bulamadım.

 

 

Karabük Eflani

Karabük

Birkaç kez dışından geçtim, bir keresinde şehrin içine girdim, uzaktan görüntüsü, özellikle Demir-Çelik Fabrikaları nedeniyle çok kasvetli. Şehrin içi ise, Demir-Çelik çalışanları tarafından yoğun olarak yaşanılan bir yer olmuş. Türkiye’de, Karabük denilince, yine Demir-Çelik, yani Kardemir akla geliyor.

ULAŞIM

Karabük-Bartın arasındaki uzaklık: 80 km. Karabük-Kastamonu arasındaki uzaklık: 120 km. Karabük-Çankırı arasındaki uzaklık: 195 km. Karabük-Bolu arasındaki uzaklık: 130 km. Karabük-Zonguldak arasındaki uzaklık: 170 km. Karabük-Ankara arasındaki uzaklık: 230 km. Karabük-İstanbul arasındaki uzaklık: 400 km.

TARİH

Yöredeki ilk yerleşimciler: Hititler, Frigler, Helenistik krallıklar, Roma ve Bizanslılar. Malazgirt zaferinden sonra, Anadolu’ya yerleşen Türklerin bir kısmı da, bu taraflara yerleşirler.

1937 yılına gelindiğinde: Safranbolu’ya bağlı: Öğbeli köyünün bir mahallesi iken, 1935 yılında, Ankara-Zonguldak demiryolunun açılması ve buradan geçmesi nedeniyle, önem kazanmıştır.

1937 yılına gelindiğinde ise, burada temelleri atılan “Karabük Demir-Çelik Fabrikaları” buranın öne çıkmasını sağlamıştır. 1953 yılına gelindiğinde, Karabük, Zonguldak iline bağlı bir ilçe olmuştur. 1995 yılına gelindiğinde ise, ülkemizin 78’nci ili olmuştur.

Adının çıkış noktası: Kara ve bük sözcükleri: kara çalılık yer anlamındadır. Karabük isminin buradan geldiği söyleniyor.

GENEL

İl merkezinin rakımı, yani denizden  yüksekliği: 278 metredir. Coğrafi yapı ise, engebeli olup büyük düzlükler yok. Yani, tarıma uygun araziler çok az. Bunun sonucu olarak: il topraklarının, % 65’i orman, % 22’si tarım alanıdır. Orman alanları fazla olmasına rağmen, orman ürünlerine dayalı sanayi gelişmemiştir.

Ama yine de ülkemizin en yoğun orman alanı bulunan yöresidir. Sanayi: Demir-Çelik sektörüne paralel olarak gelişmiştir. Şu an da, fabrikada: yaklaşık 4200 personel görev yapmaktadır.

Ama, bu personelin çoğu dışarıdan gelmiş ve hatta birkaç nesil geçmiş olmasına rağmen, yine de Karabüklü olmayı benimsedikleri pek söylenmiyor. Fabrikanın şehre diğer bir armağanı ise, her zaman dumanlı, sisli ve karanlık bir gökyüzü. Her ne kadar bacalara filtre takılmış olsa da, yine de gökyüzü dumanlı, sisli ve puslu.

İl genelinde, genellikle karasal iklim görülür. Çünkü, şehir Karadeniz kıyısından içeride kalmaktadır. Bu nedenle Karadeniz’in nemli havası, burada görülmemektedir.

Yörede kurulan Demir-Çelik Endüstrisi sayesinde, ülkemizin birçok yerinden göç almıştır. Sanayileşme ile birlikte, yöreye gelen işçi aileleri, ilin sosyal hayatının temel unsurları olarak öne çıkmıştır.

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ

Üniversite bünyesindeki fakülteler: Teknik Eğitim, Güzel Sanatlar, Fen, Mühendislik, İktisadi ve İdari bilimler, Teknoloji, Tıp, İşletme, İlahiyat olmak üzere: 9 tanedir. Enstitüler ise: Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Demir-Çelik Enstitüsü olmak üzere 3 tanedir.

 

GEZİLECEK YERLER

Maalesef il merkezinde gezilip görülecek bir yer yok.