İçel Mut

İçel Mut


Mut denilince; Karaman-Mut kara yolunun her iki kenarında, Mut’a yaklaştığınızda, uzun süre sizinle birlikte ilerleyen kayısı bahçeleri aklıma geliyor.

ULAŞIM

Mut: Silifke-Karaman kara yolu arasında kalıyor. Karaman-Mut arası: 74 km. uzaklıkta. Arada: 1630 metre yükseklikte olan Sertavul Geçidi var. Mut-Silifke arası uzaklık ise: 75 km. Mut-Mersin arası uzaklık: 191 km. Yol güzergahı: Mut-Silifke-Erdemli-Mersin. Tahmin ettiğiniz gibi: Torosların üzerinde uzanan bu yollar, çok konforlu değil.

İçel Mut

GENEL

Karaman-Mersin kara yolu üzerinde, Mersin’e bağlı, Toros dağlarının güney yamaçlarında kurulu bir İlçe. Toros dağlarının muhteşem doğasını tadabilir ve doğa güzelliklerini gezip görebilirsiniz. Göksu ırmağı besleyen çok sayıda irili-ufaklı akarsu, tam bu yörede Göksu’ya karıştığından, bunların oluşturduğu vadiler ve kanyonlar ile doğal güzelliklerini sergilemektedir. Denizden yüksekliği: 250-350 metredir. Hava her ne kadar sıcak olsa da, (özellikle yaz aylarında), nem bulunmaması büyük bir keyif yaratıyor.

KARACAOĞLAN

17’nci yüzyılda yaşamış, ünlü Halk Ozanı Karacaoğlan’ın mezarı burada. İlçeye bağlı: Çukur (Karacaoğlan) köyünde. Ozanın mezarının olduğu yere, Kültür Bakanlığı tarafından bir anıt yaptırılmış.

İçel Mut

 

TARIM ÜRÜNLERİ

En önemli tarım ürünleri: Kayısı ve zeytin. Dünyada, ilk turfanda kayısının üretildiği ve piyasaya çıktığı yer olarak ünlenmiş. İlçedeki kayısı ağaçlarının çoğu, şekerpare türündedir. Tokaloğlu, Karacabey, Septik ve Zerdali türü dikimi de yapılmaktadır. Mut şekerparesi, orta irilikte, dolgun, gergin, parlak, tok ve suludur.

Bu özelliğiyle, Mut adını, yurdun her yerinde hatırlatan bir meyve olmuştur. Ülkemizden yurt dışına ihraç edilen kayısının, yüzde 70’i, buradan gönderiliyor. Her yıl Haziran ayının ilk haftasında, çeşitli sanatçıların katıldığı “Kayısı Festivali” düzenleniyor.


Evet, Mut’un diğer bir tarım ürünü: zeytin. Ülkemizde bulunan 150 milyon zeytin ağacının, yaklaşık 8 milyonu, Mut’ta bulunuyor. Tabii, bunun sonucunda, zeytinyağı üretimi üst düzeylerde.

NE SATIN ALINIR

İlginizi çekerse, buranın kilim dokumacılığı da öne çıkmıştır. Kıldan dokunan kilimler, geometrik, bitki motifli olup, iplerin rengi kök boyası ile verilir. Özellikle: Hacıahmetli köyünde dokunan kıl heybe, kilim ve çullar, renk, desen ve dokunuş bakımından, yörenin tüm özelliklerini taşıyor. Satın alabilirsiniz.

İçel Mut

TARİHİ

Mut, MÖ. 2000 yıllarında ilk yerleşimlerin başladığı tahmin edilen bir yer. Dağlık ve ovalık Kilikya olarak iki bölüme ayrılan Kilikya’nın Dağlık bölümünde: tarihten çok önemli olaylara sahne olmuş Sertavul geçidinin, hemen güney ağzında kurulmuştur. Bir süre Venedikli ve Kilikyalı korsanlar tarafından elden ele geçtiği, sonrasında Roma hükümeti burada uzun süreli bir hakimiyet sağlandığı söylenir.

Mut ve çevresindeki Toros dağlarının MS. 700-800 yıllarından itibaren Orta Asya’dan kopup gelen Yörükboyları’na da, ev sahipliği yaptığı biliniyor. Ancak bu yıllardan sonra bölgede kurulan ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki çoğu İli de kapsayacak şekilde hakimiyetini sürdüren Kilikya Ermeni Prensliğinin de 1375 yılına kadar varlığını devam ettirdiği bilinmektedir. Hatta, Toros Dağlarının adının bu prensliğin başında bulunan Thoros isimli prenslerden geldiği de ileri sürülüyor.

Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat zamanında Karamanoğulları beyliğinin kurucusu olan Nur-e Sofi hazretleri, bölgeden Ermenileri 1228 yılında kovarak Ermenek, Mut, Gülnar ve daha sonra da Silifke’yi hakimiyeti altına almıştır. Bölgenin Karamanoğlu beyliğinin eline geçmesinden sonra, Karamanoğulları Mut ve çevresini mamur etmişlerdir. Karamanoğlu Mesut Bey zamanında, Mut, 5 yıl Beyliğe başkentlik yapmıştır. La’al Paşa Camii, Kızıl minare ve bazı başka yapıların Karamanoğulları zamanında yapıldığı bilinmektedir.

1483 yılında Kasım Bey, yanında üç oğlu, 30 yiğit beyi ile Kestel (Dağpazarı) Yaylasına gelir. Koyunlar kesilir, kavurmalar, pilavlar, helvalar pişirilir, şerbetler ezilir. Bu ziyaret sırasında, Hocantı oğlu; zehri gizlice şerbete katar. Şerbeti içenler, Kasım Bey’le birlikte, 34 kişi birden ölürler.

Kasım Bey’den sonra, Karamanlıların bazı çırpınışları oldu ise de devlet olabilme özelliği taşımıyor. 1502 yılından sonra Karamanlıların topluca doğuya (İran) göçmeleriyle, Karaman toprakları da tamamen Osmanlıların eline geçer.

GEZİLECEK YERLER

İçel Mut Kalesi

 

MUT KALESİ

Şehrin ortasında olan kalenin, ilk inşaat tarihi bilinmiyor. Küçük bir garnizonu anımsatan kalenin temel taşları, düzgün kesme taşlarla örülmüş. Karamanoğulları ve Bizans dönemlerinde tamir gören kalenin, dört adet burcu var. Kalenin içinde, bir de iç kale diye adlandırılan kule bulunuyor. 1992 yılında Kültür Bakanlığınca yeniden restore edilmiştir.

Evliya Çelebiye göre: Mut kalesini, Rumlardan almak isteyen Karamanoğlu Yakup Bey, tüm askerlerini şehit vermiştir. Bunun intikamını almak için Karamanoğlu İbrahim Bey, büyük bir kuvvetle kaleye hücum etmiş. İçinde bulunan 70.000 Rum askerini, kılıçtan geçirtmiş ve ölülerini de kalenin güneyindeki bir tepeye gömdürmüştür. Bu nedenle, buraya şimdi “Maşatlık Tepesi” denilmektedir. Kalenin içinden çıkan “Kalepınar” adındaki soğuk ve berrak su, kentin su kaynağıdır.

İçel Mut Karacaoğlan Heykeli

KARACAOĞLAN HEYKELİ

Çınar altı Parkında Belediyenin girişimi ile, Mutlu heykeltıraş Hüseyin Gezer tarafından ücretsiz yapılan heykel, Mut şenlikleri sırasında, 1973 günü yapılan törenle açılmıştır. Büyük bir halk şairi olan Karacaoğlan’ın hayatı üzerine yapılan araştırmalarda, kesin bir bilgi yoktur. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ve şiirlerinde yapılan incelemelerde, onun 1606 yılında doğmuş ve 1670 yılında ölmüş olduğu tahmin edilmektedir.

Her ne kadar doğduğu yer bilinmiyorsa da öldüğü ve mezarının bulunduğu yer bellidir. Kendisinin Güney Anadolu da yaşayan Türkmen aşiretlerinden olduğu, daha doğrusu Mersinli olduğu kesindir. Şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla kendisi pek çok yer gezmiş, aşkı ve tabiat sevgisini, yaşadığı hayatı, çağının konuşma dili ile öz Türkçe olarak işlemiş ve anlatmış bir halk şairidir.

Evet, Karacaoğlan ile ilgili bir efsane: “Karacaoğlan, sevdiği Kara kızı babasından istemiş; vermeyince çok üzülmüş, sazı ile gurbet ellere düşmüş. Çok yerler dolaşmış, türküler söylemiş. Kararız da, aşkını içine gömmüş ve evlenmiş. Karacaoğlan, ihtiyarlayınca Karakız’ın obasına döner ve dere köyü yakınlarında bir tepeye yerleşir. Günün birinde, ölen Karacaoğlan’ı, İlçe halkı aynı yere gömerek, burayı türbe yapmışlar.

Karakız, Karacaoğlan’ın ölüm haberini alınca, babasının obasından ayrılarak, Karacaoğlan’ın mezarının başına koşar ve ağlaya ağlaya üzüntüsünden burada ölür. Bu acıklı olan karşısında, duygulanan köylüler, sağ iken beraber olamayan iki sevgilinin, öldükten sonra beraber olacaklarına inandıkları için Karakız’in mezarını, Karacaoğlan’ın yattığı yerin karşısındaki tepeye yaparlar. O gün bu gündür, Çukur tepesindeki mezarından Karakız’in; diğer tepedeki mezardan Karacaoğlan’ın ruhları, her gece el ayak çekildiğinde çıkar, ortadaki ovada buluşurlarmış.

İçel Mut Karaekşili

KARAEKŞİLİ

Karaekşili, İlçeye bağlı 3 km. uzaklıktaki orman içi dinlenme yeri. İçinde, alabalık üretme çiftliği de bulunan Karaekşili, doğal güzellikleriyle dikkati çeken ve Orman Bakanlığınca, Milli Park ilan edilen bir dinlenme yeridir.

İçel Mut Alahan Manastırı (Apadnos)

ALAHAN MANASTIRI (APADNOS) 

Evliye Çelebi’nin, “Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor” diye anlattığı Alahan Manastırı; Karaman kara yolu üzerinde, Mut’un 20 km. kuzeyinde, orman ürünleri deposunun yanından, sağa sapılan ve 4-5 km. içeride “Geçimli (Malya) köyü” civarındadır. 1000-1200 metre yükseklikte ve Göksu Vadisine bakan dik bin yamaca oturtulmuştur.

Hıristiyanlığın Kapadokya ve Likonya (Konya)’da yayılması sırasında, bu yeni dini kabul edenlerin takibe uğraması, inanmayanlar tarafından öldürülme korkusu, Hz. İsa’ya inananları dağlık bölgelerdeki mağara kaya oyuklarında ibadete zorlamıştır. İsa’nın havarilerinden St. Paul ve yine Tarsus’ta yaşamış Hıristiyan öncülerinden Barnabas, 441 yılında Hıristiyanlığı yaymak için Konya-Kapadokya ve Antalya-Antakya’ya kadar maceralı yolculuklar yapmıştır.

İşte, bu iki Hıristiyan Aziz’in gezileri sırasında konakladıkları her yerde anılarına mabetler yapılmıştır. Alahan Manastırı bunlardan biridir.

440-442 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilen Alahan Manastır Külliyesi: Batı Kilisesi, Manastır, Doğu Kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odaları ve çevredeki mezarlardan oluşmaktadır. Kilise binaları: Ayasofya Müzesi ile ortak mimari özellikleri taşımaktadır.

Süslemesinde usta bir taş oymacılığı görülür. İlk kilise korint başlıkla iki dizi sütunla üç nefe ayrılmıştır. Narteksten ana mekana geçilen kapının atkı ve yan dikmeleri kabartmalarla süslüdür. St. Paul, St. Pierre figürlerinden başka bir çelengi taşıyan altışar kanatlı Cebrail, Mikail’in simgesi yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri, İncil yazılarının tasvirleri, üzüm salkımları, asma yaprakları ve balık motifleri zengin bir şekilde tasvir edilmiştir.

Kiliselerin doğusundaki geniş avlunun güneyinde dinsel törenlerin yapıldığı dehliz, 11 m. uzunluğunda, kemerli ve sütunlu bir galeri şeklindedir. Galerinin ortasında kalabalık kabartma süsleme ile her yanı işli büyük bir niş bulunmaktadır. Galeride apsisli vaftizhane ve karşısında Alahan Manastırının en görkemli yapısı olan mezarlar bulunmaktadır. Bu mezarların kuzey duvarı kayaya yontulmuş, üst örtüsü yoktur.

Ana nefin ortası ilginçtir. Burası paye ve sütunlara oturan, dört kemere örtülü kare planlı bir kule biçimindedir. Kuli yukarıda sekizgene dönüştürülmüştür. Kapı çerçevesi süslüdür.

Alahan Manastırının mezarlarından birinin kitabesinde şöyle yazılmıştır. “Burada çok mümtaz, Flavius Severinus ve Flavius Cadalaippus’un Konsüllüğünden sonra İndictio’nun 15’nci Senesinin 13 Şubatında Mukaddes oruçlarının ilk haftasının Salı günü ölmüş olan hatırası mukaddes kurucu T………… yatıyor.”

Ayrıca, Maya köyü yakınlarında vade içinde ve yeraltında kırmızı ve yeşil boyalı “Renkli Kilise” vardır. Bu kilise yeni gibi görünmektedir.

İçel Mut Yer Köprü

YER KÖPRÜ

İlçe merkezine 35 km. uzaklıktadır. Bu doğa harikası, Göksu nehrini besleyen Ermenek çayının, uzun yıllar boyunca süren topraktaki aşındırma etkisi sonucu, derin bir vadi meydana gelmiş. Doğal su tünelinin uzunluğu: 250 metre kadar. Yer köprüde, göreceğiniz doğal tünel ve şelale, size gerçekten unutulmaz bir gün geçirtecek, zamanınız olursa gitmeli ve görmelisiniz.

İçel Mut Dağpazarı Kilisesi (Corapissus)

DAĞPAZARI KİLİSESİ (CORAPİSSUS)

Mut’un 35 km. kuzeyindeki bu köyde antik bir şehre ait kalıntılar vardır Bizans kilisesi ile 15x 5.50 m. ölçüsündeki taban mozaik ilgi çekicidir. Bu taban mozaiğinde: hayat ağacının kollarına asılmış, çok sayıda, hayvan ve geometrik desenler görülüyor. Ancak; bu mozaiğin, hangi yapıya ait olduğu bilinmiyor. Mozaiğin yanında: 3 adet oldukça yıpranmış hereon tipi mezar görebilirsiniz.

Bizans dönemine ait kilise, köyün ortasına ve en yüksek yerine kurulmuştur. Uzaklardan heybetli görünür. Kilisenin: apsisi ve bazı duvarları hala ayakta. Köyün güneyindeki vadide: kaya mezarlarının bulunduğu nekropol sahası bulunuyor. Antik bir şehir kalıntıları üzerine kurulmuş olan yayla köyünde: kır kahveleri, sağlık ocağı, jandarma hizmet veriyor.

Köy ortasında bulunan kilise kalıntısı ve bir evin bahçesindeki mozaikler, görülmeye değer tarihi yapılar. Çevresi ardıç ve maki türü bitkilerle çevrili köyün, iç kısmı ise meyve ve sebze bahçeleri ile kaplı. Antik döneme ait su sarnıçları ise, köylüler tarafından soğuk hava deposu olarak kullanılıyor. Bura da bence derhal önlem alınmalı ve bölge SİT alanı olarak ilan edilerek, koruma altına alınmalı.

BALABOL ÖRENLERİ

Mut’un batısında 40 km. uzaklıktaki Yalnızcabağ Köyü yakınındaki Değirmenlik yaylasındadır. Büyük bir antik yerleşim alanı olduğu görülmektedir. Çok sayıda lahit ve duvar kalıntıları vardır.

İçel Mut Sartavul Yaylası

SARTAVUL YAYLASI

Mut-Karaman-Konya kara yolunun 36.km.de yer alan yayla, Akdeniz’i İç Anadolu ya bağlayan Sartavul geçidinde kurulmuştur. Burada bulunan tarihi hanlar, halen köylüler tarafından kullanılıyor. Çok sayıda lahit ve duvar kalıntısı bulunuyor.
Çam ve ardıç ağaçlarının çevrelediği yaylanın iç kısımları, meyve bahçeleri, kır çiçekleri ve dağ çayırları ile kaplıdır.

Mut, Silifke, Karaman halkının rağbet ettiği yörede, Yörükler de çadır kurarak hayvanlarını otlatmaktadırlar. Mut-Saravul yolunun 21. km. den sağa dönülerek 1.5 km. stabilize yolla ulaşılan Alahan Manastırı, görülebilecek yerlerdendir. Yaylanın alt yapısı tamamlanmış. Alabalık ve et yemekleri sunan birkaç kır lokantası hizmet veriyor.
Yayla yakınında bulunan Kestel Dağında, Yaban Keçisi Koruma Alanı ve Avlağında bulunan hayvanlar gözlenebilirler. Yayla yakınında bulunan Kestel Kanyonu, doğa yürüyüşü için çok ilginç rotalardandır.

Silifke tanıtımı.

Erdemli tanıtımı.

Karaman tanıtımı.

Mersin tanıtımı.

İçel Gülnar

İçel Gülnar


Torosların kucağında, 1000 yıllık geçmişi olan bir yer. Türkmen-Yörük diyarı. Farsça “nar çiçeği” demektir. Denize 25 km. uzaklıktadır.

İçel Gülnar

ULAŞIM

Gülnar, bağlı bulunduğu Mersin il merkezine, 150 km. uzaklıktadır. Yollarının bayağı virajlı olduğunu söylemem gerek. Ankara-Anamur kara yolu buradan geçmektedir. Gülnar-Aydıncık arasındaki uzaklık: 35 km. Gülnar-Anamur arasındaki uzaklık: 87 km. Gülnar-Mut arasındaki uzaklık: 43 km.

İçel Gülnar

TARİH

Yöredeki ilk yerleşimcilerin, Meydan Kalesinde olduğu ortaya çıkmıştır. Deniz kıyısına 15 km. uzaklıkta bulunan bu yerleşim yeri: antik dönemde, birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Hitit döneminde, MÖ.7’nci yüzyılda, burası, bir Hitit garnizonu olarak kullanılmış ve hatta, Boğazköy’e benzetilmiştir. Takip eden dönemde de yerleşim yeri olarak kullanılan bölge: MÖ.3 ve 2’nci yüzyıllarda, Mısırdaki Ptelamusluların garnizonu olarak kullanıldıktan sonra terk edilmiştir.

Daha sonra ise, Roma ve Bizans dönemlerinde, yerleşimler görülür. Bu dönemde, Gülnar ilçesinin de bulunduğu yöre: Taşlık Klikya olarak bilinir.

MS. 7’nci yüzyılda ise, bu kez, bölgede İslam orduları görülür. 12’nci yüzyıl sonları, 13’ncü yüzyıl başlarında ise, bu kez, bölgede Selçuklular görülür. Bu dönemde, Asya’da Balkas gölü kıyılarında Gülnar kentinden gelen Gülnarlılar, buraya yerleştirilirler.

12’nci yüzyıl başlarında: Anadolu’ya göç etmeye başlayan Gülnarlılar, Yahsi beyin kızı Gülnar hatun öncülüğünde, Torosları aşarak Göksu ırmağının batı yakasına dağılırlar. 1235 yılında, Gülnar hatunun ana tarafı Büyükeceli yöresine, baba tarafı ise Isaklar yöresine yerleşirler.

1461 yılında, yöre, Fatih Sultan Mehmet tarafından, Osmanlılara kazandırılır. Sultan II. Beyazıt, bölgeye birçok göçer yerleştirir. Bu aşiretler, yerleşik hayata geçerler.
9 Mart 1912 tarihinde, bir Yunan savaş gemisi: Gilindire’yi topa tutar. Çünkü, uzun yıllar, ilçe merkezi: kışın Gilindire, yazın ise Gülnar olarak bilinirmiş. Bu topa tutulma olayı sonrasında, ilçenin bir tehlike içinde olduğu anlaşılınca, 1914 yılında, ilçe belgeleri, Şeyhömer köyüne taşınır.

İlçe yönetimi, 1915 yılında, Bozağaç köyüne getirilir. 27 Mayıs 1916 yılında ise, ilçe yönetimi, Hanaypazarı-Anaypazarı denilen, bugün Gülnar ilçe merkezinin bulunduğu yere taşınır.
1933 yılında, ilçe günümüzdeki idari statüsüne kavuşur.

İçel Gülnar

GENEL

İlçe merkezinin denizden yüksekliği, 950 metredir. Taşeli platosu üzerindedir. Yörenin en önemli akarsuyu: Sipahili çayı ve Göksu nehrine bağlanan Erikli çayıdır. Yüz ölçümü: 1770 km. karedir.
Yöre topraklarının büyük bölümünü, ormanlar kaplar.
İlçenin kıyı kesimlerinde: kışlar ılık ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak geçer. Yani, tipik Akdeniz iklimi hakimdir. Yüksek kesimlerde, kışlar soğuk ve karlı geçer.

NE YENİR/NE İÇİLİR

Ülkemizin en iyi üzüm ve nohudu burada yetiştirilmektedir. Buraya kışın yolunuz düşerse, bol acılı Arabaşı yiyebilirsiniz.

NE SATIN ALINIR

Buraya, yolunuz düşerse ve günlerden “Cuma” ise, mutlaka pazarına uğramalısınız ki, hormonsuz sebze ve meyve satın alabilirsiniz.

KONAKLAMA

Gülnar Öğretmenevi Hacıpanar Mah. Atatürk Caddesi. 324-7517588

İçel Gülnar

GEZİLECEK YERLER

İçel Gülnar Kırshu-Meydancık Kalesi

KIRSHU-MEYDANCIK KALESİ

İlçe merkezinin, 11 km. güneyinde, Emirhacı köyündedir.
Kale: 750 metre uzunluğunda olup, oldukça büyük bir alan kaplamaktadır. Kalenin içindeki şehrin: MÖ.7 ve 6’ncı yüzyıllarda Karialılar tarafından, Mİ.4;’ncü yüzyılda Persler tarafından ve MS.2’nci yüzyılda ise Mısır krallıkları tarafından kullanıldığı tahmin edilmektedir.

Bu yöre hakkında, yazılı metinlerde, Asur metinlerinde şunlar yazılıdır: “ MÖ.557-555 yılları arasında; Babil kralı Nergillisar; Pirunda kralı Appuaşu üzerine bir sefer düzenler. Bu seferinde: Asur kralının orduları, rakip Appuaşu’nun atalarının başkenti olan Kirşu (günümüzdeki Meydancık kale) ya kadar geldikleri, buradan denize indikleri ve daha sonra Salinus (günümüzdeki Gazipaşa) bölgesine kadar gittikleri” anlatılmaktadır.

Günümüzde, burayı ziyaret ederseniz görebilecekleriniz: anıtsal bir giriş kapısı, Pers kabartmaları (yürüyüş halindeki 5 insan görülmektedir), hazine binası, ne tasvir ettiği anlaşılamayan başka bir kabartma, doğu mezarı görülebilmektedir. Ayrıca, burada yapılan arkeolojik araştırmalarda, Hitit kralı Muwattalli’nin mührünün bulunmuş olması, şehrin önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca, 1980 yılındaki kazılarda, 5210 adet gümüş sikke bulunmuş ve günümüzde, bunlar, Silifke Müzesinde sergilenmektedir.

ZEYNE TÜRBESİ

Gülnar-Mut karayolu üzerinde, 26’ncı km. de, Zeyne (Sütlüce) kasabasındadır. Türbe: Şeyh Ali Semerkandi’ye aittir. Kendisi hakkında anlatılan bir efsaneye göre: “ Ali Semerkandi: çobanlık yapmaktadır. Bir gün öğlen sıcağında, hayvanları susuzluktan yanmış vaziyette iken, yoldan geçen bir Türkmenin sert sözleriyle karşılaşır.

Buna çok üzülen, Semerkandi: dua ederek, elindeki sopasını kayaların ortasına vurur ve buradan su fışkırır. Hayvanlarını sulayarak susuzluktan kurtarır.” Evet, bu kayaların arasından su çıkan yer: halen mevcut olup, mesire yeri olarak kullanılmaktadır.

Gelelim türbeye. İlk yapıldığında bir külliye şeklinde olduğu düşünülen yapı dizisinden, günümüze yalnızca türbe kalmıştır.

Türbe yapısı: geniş bir bahçe içine inşa edilmiştir. Ahşap direkli geçiş kısmına, mezar odaları ilave edilmiştir. Bahçede ise, yine çeşitli mezarlar bulunmaktadır. Günümüzde, inanışlara göre: psikolojik rahatsızlıkları olan hastalar, bu türbeyi ziyaret etmektedirler.

İçel Gülnar Şeyh Ömer Türbesi

ŞEYH ÖMER TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı, Şeyh Ömer köyündedir.
Bu türbede: ünlü bir Kur-an tefsiri yazarı yatmaktadır. Yapı: sekizgen planlı olup, düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Üzerindeki büyük kubbesi, betonla tamir edildiğinden, ilk yapıldığı andaki durumu bilinmemektedir.

Aydıncık tanıtımı.

Anamur tanıtımı.

Mut tanıtımı.

Mersin tanıtımı.

İçel Erdemli

İçel Erdemli


Yeni bir ilçe, ülkemizin limon üretiminin büyük bölümü burada gerçekleştiriliyor. Özellikle: kız kalesi, buranın önemini öne çıkarıyor.

ULAŞIM

Erdemli-Mersin arası uzaklık: 37 km. dir. Erdemli-Silifke arası uzaklık: 47 km. dir.

İçel Erdemli

GENEL

KONUMU

Erdemli, Mersin’in en yeni İlçesidir. İlçe merkezi, Mersin asfaltı üzerinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği: 3-5 metre kadardır.

ERDEMLİ ADININ KAYNAĞI

Kesin olarak bilinmemekle birlikte, 15’nci yüzyılda, İç Anadolu’dan geldiği sanılan “Erdemoğulları” adındaki bir Türkmen Beyi, aşiretinin adından alındığı belirtilmektedir. Erdem: iyilik, doğruluk anlamına geldiği için Türkmen Erdem aşiretinin adına ve devamlı kalmak istedikleri bu yere: Erdemli adını vermişlerdir.

TARIM

Erdemli’de, Türkiye limon üretiminin, % 65’i karşılanmaktadır.

PLAJLAR

Kız kalesinin önündeki halk plajı, mavi bayraklı olması da göz önüne alınarak, denize girmenin en uygun olduğu bir yer olarak öne çıkıyor. Ayrıca: merkeze 12 km. uzaklıktaki Tömük kasabasında, Belediye halk plajlarının her noktasından denize girilebiliyor.

İçel Erdemli

TARİHİ

Erdemli: Hititler, Selefkoslar, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular, Karamanoğulları, Ramazanoğulları ve Osmanlılar dönemlerini yaşamıştır.
Bu bölge (eski Taşlık Kilikya): Fatih Sultan Mehmet Han’ın oğlu 2. Beyazıt zamanında yapılan idari teşkilatta, merkezi Ermenek olmak üzere, Karaman eyaletine bağlıydı. 1571 yılında, Kıbrıs’ın alınmasıyla, bir ara Kıbrıs Beylerbeyiliğine da bağlanmıştır.

1868 yılında, Sultan Abdülaziz döneminde, İçel sancağı aynen bırakılmışsa da bir süre sonra, sancak merkezi Ermenek’ten Silifke’ye nakledilmiştir. Daha sonra, Ermenek, Silifke’den ayrılarak Konya’ya bağlanmıştır.

1918 yılında, Çukurova’nın müstevliler tarafından işgalinden sonra, Silifke müstakil sancak haline getirilerek doğrudan İç İşleri Bakanlığına bağlanmıştır. 1924 yılında, sancak teşkilatı kaldırılınca, merkezi yine Silifke olan İçel İli kurulmuştur. 1933 yılında, ekonomik ve diğer bazı nedenlerden dolayı, İçel ilinin merkezi Mersin olmuştur.

ANTALYA YÖNÜNDE

İçel Erdemli Kız Kalesi (Deniz Kalesi)

 

KIZ KALESİ (DENİZ KALESİ)

Erdemli’nin önemli turizm merkezlerinden biri olan Kız kalesi, Erdemli’ye 23 km. ve Mersin’e 60 km. uzaklıktadır.
Özellikle: yaz aylarında burada büyük bir canlılık yaşanır.
Korykos sahil kalesinin 200 m. açığındaki küçük adacık üzerindeki kaleye “Kız kalesi” denir. Büyük bölümü, ayakta olan Kız kalesinin kuzey ve güney uçları, sekiz kuleyle korunmuştur. Kalenin dış çevre uzunluğu 192 m. dir.

Kız kalesi ile sahildeki kale, denizden bir yolla bağlanmış, denizden gelecek saldırılara karşı önlem alınmıştır. Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından, 1448 yılında onarılan Kız kalesi, bugün İçel turizminin sembolü haline gelmiştir. Turistlerin yoğun ilgisini çeken kaleye, kıyıdan balıkçı motorları ile gidebilirsiniz.

İçel Erdemli Kız Kalesi (Deniz Kalesi)

 

Kız kalesi efsanesi, Korykos ta yaşayan krallardan biri, bir kız çocuğu olsun diye, gece-gündüz Tanrıya yakarmaktadır. Sonunda dileği yerine gelir ve kızı olur. Kız büyüdükçe güzelliği ve yardımseverliği ile herkesin sevgisini kazanır.

Günlerden bir gün, kente bir falcı gelir. Kral, onu saraya çağırtır, kızının geleceğini öğrenmek ister. Falcı, Prensesin eline bakınca irkilir ama bir şey söylemez. Kral zorlayınca,” Kralım, kızınızı bir yılan sokacak. Bu yazgıyı hiçbir şey bozamayacak “ der ve siz dahi engel olamayacaksınız deyip oradan ayrılır.

Kral, kıza bir şey söylemez ama düşüncelere dalar. Sonunda, kıyıya yakın küçük bir adacık üzerinde, ak taşlardan bir kale yaptırmaya karar vererek, kaleyi yaptırır ve kızını buraya kapatır.

Olan biteni bilmediğinden kızı üzülmekte, günden güne eriyip gitmektedir. Günün birinde saraydan kaleye gönderilen bir üzüm sepetinin içinden çıkan bir yılan kızı sokar ve öldürür.

İçel Erdemli Korykos (Kara Kalesi)

KORYKOS (KARA KALESİ)

Mersin-Erdemli-Silifke kara yolunun 60.km.sinde, Kız kalesi beldesindedir. Roma ve Bizans dönemlerinde yoğun olmak üzere, İslami devirlerde de iskan görmüştür. Nekropol alanından çıkarılan eserlerden, burada ilk yerleşimin MÖ.4’ncü yüzyıla ait olduğu anlaşılmıştır. MÖ.1’nci yüzyılda, kendi adına sikke darp ettirmiştir.

Heredot, Kilikya bölgesinin bir liman kenti olduğundan çok el değiştirmiştir. MÖ.4’ncü yüzyılın sonunda Seleukhos Nikador, Silifke kentini kurduğunda, Korykosu yönetimi altına almıştır.

Kent, MS.72 yılında, Roma egemenliğine girmiş ve 450 yıl Roma yönetimine bağlı kalmış, bu dönemde tarım alanında büyük bir gelişme göstererek, zeytinyağı ihraç merkezi olmuştur. Bizanslılar zamanında Arap istilalarına karşı, etrafı kuvvetli surlarla çevrilmiştir. 13’ncü yüzyılda Kilikya Ermeni krallıkları döneminde, önemli bir ticaret limanı olmuş, Ceneviz ve Venedik gemilerinin uğrak limanı durumuna gelmiştir.

Korkkos, 1448 yılında, Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından ele geçirilerek, yeniden imar edilmiştir. Ören yerinde, iç ve dış kale kiliseler, sarnıçlar, su kemerleri, kaya mezarları, lahitler ve taş döşemeli Roma yolları, kısmen ayaktadır. Adını, adadaki kaleden almaktadır. Kare planlı kale, iç içe iki sıra surdan oluşmaktadır. Çevresi hendekle çevrilmiştir. Kaleye giriş, bugün mevcut olmayan hareketli bir köprüyle sağlanmakta idi. Bugünkü haliyle kale, tipik ortaçağ mimari özelliklerini yansıtmaktadır.

MERSİN YÖNÜNDE

İçel Erdemli Kanyteleis (Kanlı Divane)

 

KANYTELEİS (KANLI DİVANE)

Mersin yönünde, karayolunun 50’nci km.de, Ayaş Beldesinin 3 km. kuzeyinde yer alan, Kanyteleis ören yeri: ilk defa 19’ncu yüzyılın ortalarında, Langlois tarafından keşfedilmiştir. İlçenin en ilgi çeken ören yeridir. Geniş bir obruğun çevresinde, antik Olba krallığının kutsal bir yerleşim yeri olarak kurulan ve antik adı Kanyteleis olan yerleşim hakkındaki en eski belgeler, MÖ.3’ncü yüzyıla ait bazı yazıtlardır.

Bizans imparatoru II. Theodosius (408-450), Helenistik çağ kentlerinden ve Olba Kraliçesi Aba’ya ait bu eski yerleşimin bulunduğu alanda, yeniden kutsal bir Hıristiyanlık merkezi kurdu. En parlak dönemini, MS.4’ncü yüzyılda yaşamıştır. Bu dönemde: adı Neapolis olarak değiştirilen kentte, geniş bir obruğun çevresinde, kesme taştan imal edilmiş: bazilikalar, sarnıçlar, caddeler, kaya mezarları, anıt mezarlar, kaya kabartmaları ve Semerdam lahit kapakları bulunmaktadır.

Obruğun güneybatı kenarında yükselen Helenistik kulenin, batı duvarındaki kitabede, kulenin rahip krallardan Olbalı Tarkyaris’in oğlu Teukros tarafından Zeus için yaptırıldığı belirtiliyor. Tapınağın doğu ve güney duvarlarının birleştiği köşenin orta yerinde bulunan kitabede, Olba Krallığına ait sikkelerde görülen Triskeles (Üç ayak) kabartması vardır.

Bazilikalar, Bizans dönemine aittir. I. Nolu Bazilika, obruğun güneybatısında. Doğu cephesi, ayakta. Sütun başlıkları korint üslubundadır. II. Nolu Bazilika: I.Nolu bazilikanın kuzeyinde yer alıyor. Günümüzde, oldukça harap durumdadır. Kapının profil söveleri ve lentosu ayaktadır. III. Nolu Bazilika ise, obruğun kuzeydoğu köşesindedir. Güney duvarları yıkılmıştır.

Üç kemerli narteksin önündeki mahzenin kemeri ve ağzı görülmektedir. Batısı, avluya iki sütunlu üç kemerle açılmaktadır. Etrafında atrium var. Narteksin üzerinde ahşap bir kat olduğu, kilisenin batı duvarında sıralanan bir sıra taş konsoldan anlaşılmaktadır. Papylas adındaki bir kişinin bu bazilikayı, bir adak borcunu ödemek için yaptırdığı, üzerindeki kitabede yazılıdır. Diğer iki bazilika, çok harap durumdadır.

Kanyteleis’teki obruğun içine merdivenle inilmektedir. Bugün, bu merdivenlerin bir kısmı yıkılmıştır. Roma çağlarında, kentin içindeki bu büyük ve derin obrukta suçlular, vahşi hayvanlara parçalatılmaktaydı. Bu nedenle, kentin adı: halk arasında, Kanlıdivane olarak da anılmaktadır.

İçel Erdemli Elaiussa-Sebaste

ELAİUSSA-SEBASTE

Silifke-Mersin kara yolu üzerinde, Mersin’e 52 km. uzaklıkta olup, Kumkuyu Belediyesi, Ayaş’da bulunmaktadır. Şehir, MÖ.2’nci yüzyıl sonlarında kurulmuştur. Strabona göre, bu şehrin bir bölümü, kara parçasında bir bölümü de karşı taraftaki adanın üzerinde yer almakta olup, bu antik kent Elaiussa ve Sebatsa kentlerinin birleşmesi ile meydana gelmiştir.

Elaiussa daha eskidir. MÖ.41 yılında Antious tarafından Kapadokya kralı olarak atana ve MÖ.20 yılında Elaiussa nın çevresinde bulunan dağlık Klikyayı Augustus’tan almış olan kara parçası haline gelince kent eski önemini yitirmiştir.

Eski adının tepesi ile batı yamacı ve adanın birleştiği kara parçası kumla kaplıdır. Kumların altında kral Archelaos tan önceki zamanlara ait çeşitli tarihi eserler bulunmaktadır. Bunlar iyi korunmuş, 5 nefli Bazilika, tiyatronun caveası, su kemerleri, kilise kalıntıları, zeytinyağı ve su sarnıçları, iki mermer sütunlu saray, saray kapısı, bu kapının 50 m. Kuzeyinde çeşitli hayvan resimleri içeren döşeme mozaikli Jupiter Tapınağıdır.

Şehrin mezarlığı, doğu ve kuzeydedir. Burada, antik bir yolun iki yanında taş lahit ve mezarlar vardır. Bir lahdin üzerindeki yazıt şöyledir.” Hijinos un oğlu Plütinos, sağlığında Sebaste mezarlığında kızı için bir lahit yaptırdı. Öldükten sonra oraya yalnız kızı gömülecektir. Eğer başka biri gömülürse, bu kişinin ailesi Maliyeye 600, Belediyeye 300 dinar ödeyecektir.”

İki katlı bir anıt mezarın cephesindeki kabartmada ortada kanatlarını açmış bir kartal, ayaklarının altında bir yılan, kartalın sağ ve solunda zincirle bağlanmış birer çocuk ve çocukların birer kolları zincirlidir. Aynı zincir üzerinde birbirine bakan iki aslan vardır. Bu yapıtların hepsi Roma devrine aittir. 2003 kazı sezonunda ortaya çıkarılan buluntular arasında, MÖ.1, MS.1’nci yüzyıl arasına tarihlenen mermer Afrodithe Heykelciği, pişmiş toprak kadın büstü ve Attis Heykelciği, çok sayıda cam Unguentariumlar, gözyaşı şişeleri, koku kapları, altın küpe ve bilezik parçaları, cam kase ve tabaklar, sikkeler, süs eşyaları ortaya çıkarılmış olup Mersin Müzesinde teşhire sunulmuştur.

ÖKÜZLÜ ÖREN YERİ

Ayaş kasabasına 12 km. uzaklıktadır. Kanlıdivane-Çanakçı köyü yol ayrımından stabilize bir yolla gidilir. Ören yeri, Geç Helenistik, roma, Erken Bizans dönemlerinde yerleşim görmüştür. Antik kentin taş döşeli alt yapısı yer yer sağlam durumdadır. Bazilikası, sarnıçları halen ayaktadır. Lahitler, kente girişi sağlayan stabilize yolun kenarında bulunmaktadır.

İçel Erdemli Sorgun Köyü ve Yaylası

SORGUN KÖYÜ VE YAYLASI

Yüzyıllardır Yörüklerin göçlerine sahne olmuş, sulak bir yurttur. Köyün girişinde, dünyanın zengin sedir ormanları bulunmaktadır. Yaşlarının en az 300 olduğu ifade edilmektedir. Rakım 1500 metredir.

Erdemli ilçesinin 49.km. kuzeyinde bulunan Sorgun Köyü yolunun 41. km. sinden sola dönülerek, 8 km. stabilize yolla ulaşılır. Yaz aylarında, günün belirli saatlerinde, Erdemli ilçesinden minibüsler bulunmaktadır.
Alt yapısı tamamlanmış bulunan yaylada, yörenin yayla mimarisine uygun evleri, meyve ve sebze bahçeleri ile çevrilidir. Yaylada, kır kahvesi, et yemekleri sunan lokantalar, bakkallar bulunmaktadır. Yaylanın 2 km. doğusunda bulunan ve yerden kaynayan birçok su kaynağının bulunduğu mevkide, kamp yapılabilmektedir.

Silifke tanıtımı.

Mersin tanıtımı.