Savaştepe, Balıkesir arası uzaklık: 24 km. Savaştepe, Soma arası uzaklık: 29 km. Savaştepe, Bergama arası uzaklık: 63 km.
TARİHİ
Bölge MÖ 5 ve 4’ncü yüzyıllarda, kuzey ve güney arasındaki bir yol güzergahında olması nedeniyle oldukça önemlidir. Ticaret kervanlarının uğrak yeri olmuştur.
Bugünkü ilçe merkezinin 2 km doğusunda bulunan “Halkapınar” denilen yerde “Kerasai/Kerasa” isimli kent kurulmuştur. Bölge takip eden tarihi süreçte: Persler, Bergama krallığı ve Roma egemenliği altında kalmıştır.
1330 yılında Türkler bölgeyi ele geçirirler. 1354 yılında ise Osmanlı egemenliği görülür. 19’ncu yüzyılda Osmanlı devleti, Yörük aşiretlerini iskana zorlamasıyla Savaştepe bölgesinde bugünkü köyler oluşmuştur.
1949 yılında Lalelik Tepesinde, Savaştepe Anadolu Öğretmen lisesi öğrencileri tarafından “Şehitler Anıtı” yapıldı.
Çomaklı yani Savaştepe cephesindeki kanlı çatışmalar ve Kuvay-ı Milliyeci şehitler adına: belde halkını onurlandırmak için Atatürk’ün teklifi ve TBMM tarafından 10 Ekim 1934 tarihinde eski adı “Giresun” olan beldeye “Savaştepe” ismi verilmiştir. (Kurtuluş savaşı yıllarında ilçe halkının gösterdiği direnç ve mücadele nedeniyle)
4 Mart 1954 tarihinde çıkarılan bir yasa ile 1 Haziran 1954 tarihinde Savaştepe, ilçe merkezi olur.
Balıkesir Savaştepe
GENEL
İlçe, Balıkesir sanayi bölgesine yakınlığı, Ege denizi ve sahillerine yakın olması sebebiyle, turistik geçit halini alan bir yerdir. Ege Soma Linyit İşletmeleri kömürlerinin taşıma hattı olan demir yolu ve karayolu buradan geçer.
İlçe arazisi çok engebelidir. Rakım 253 metredir. İlçenin en dağlık bölümü doğu ve kuzeyidir. Bu dağlık bölgelerde: yabani at ve büyük, küçük baş hayvanlar yaşamaktadır.
İlçenin en verimli toprakları güney batısındadır. Bu topraklar Sarıbeyler barajı tarafından sulanmaktadır. İlçe arazisinde 6 dere vardır.
İklim olarak bölgede Marmara ve Ege bölgesi iklim özellikleri görülür. Yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. İlçe halkının ekonomik durumu tarım ve hayvancılığa dayanır. Tavuk yetiştiriciliği de yoğun yapılır.
Balıkesir Savaştepe Mihalıçcık Kelle Peyniri
MİHALIÇÇIK KELLE PEMNİRİ-AĞLAYAN PEYNİR VE PEYNİR FESTİVALİ
İlçeye has Mihaliç kelle peynirinin tanıtımı için yapılan festival, her yıl düzenlenir. Kelle peyniri hakkında bir bilgi vermek istiyorum. Şöyle ki bu peynire ağlayan peynir diyorlar. Çünkü peynir 120 gün havuzlarda fermente edildikten sonra kesildiğinde gözeneklerinden yağ akar, bundan dolayı peynire ağlayan peynir deniyormuş.
Kurtuluş törenleriyle birlikte düzenlenen bu festival, her yıl 4-6 Eylül tarihinde yapılır. Bu festivalde: yağlı güreşler, halk konserleri, toplu sünnetler yapılmaktadır.
YÖRÜK KÜLTÜRÜ
Savaştepe’nin kimliğini asıl belirleyen öğe, burada yaşayan Yörük Kültürüdür. Yaklaşık 15 köyde yaşayan Karakeçili Yörükleri, bu bölgenin tarihsel zenginliğine renk katıyorlar. Yörükler, geleneksel göçebe yaşam tarzlarını ve el sanatlarını hala yaşatıyorlar.
NE YENİR
İlçede üretilen peynirler “Mihalıç kelle peyniri” adı altında ülke çapında meşhurdur. Bu sert peynir türüdür, kesit yüzü homojen olmayan delikli bir yapıya sahiptir. Dışta sert bir kabuğu vardır. Bunun alt kısmında, peynire karakteristik bir görümüm veren sarımtırak renkteki orta kısım ve kenarlara doğru gittikçe azalan delik oluşumu gözlenir.
Balıkesir Savaştepe
GEZİLECEK YERLER
Balıkesir Savaştepe Pamukçu Kaplıcaları
PAMUKÇU KAPLICALARI
Balıkesir-İzmir karayolu üzerinde bulunan tesis, Pamukçu köyünde yer almaktadır.
Burada, Roma döneminden kalma bir kaplıca bulunur.
Sıcak bir suya sahip olan tesis, günübirlik ziyaretlere ve konaklamaya uygundur. Başta solunum rahatsızlıkları olmak üzere cilt hastalıkları, romatizma ve daha pek çok hastalığa iyi gelen suyu sayesinde her yıl binlerce turist çekmektedir.
Savaştepe Çaltılı Ilıcası
ÇALTILI HAMAMI
Halk arasında Yılanlı Ilıca ya da Dağ Ilıcası olarak da bilinir. İlçe merkezine bağlı Pelitçik-Çaltılı kırsal mahallesi ile Balıkesir Kirazköy arasındadır.
Roma döneminden kaldığı tahmin edilen tarihi bir şifa kaynağıdır. Özellikle romatizmal hastalıklara iyi gelir. Herhangi bir karılım yapılmaksızın kaplıca zemininden ve kaynağından gelen su girilebilir sıcaklıktadır.
Taş hamam dikdörtgen planlı, bir katlı taş malzeme ile inşa edilmiş, orta bölümde havalandırma bacası yer almaktadır. Hamamın iç bölümünde, basamaklarla havuz bölümüne inildiği ve burada karşılıklı her iki duvar kenarında oturma bölümünün olduğu ve Roma dönemi mimarisinin özelliklerini taşıdığı tespit edilmiştir.
2013 yılında yapılan yüzeysel araştırmalarda tespit edilen bulgulara göre: Dağ ılıcası hamamının üstü, dikdörtgen kapak taşlarıyla örülmüş ve yan duvarlarının da bu tip blok taşları ile yapılmış olmasının, uzun bir yeraltı geçidinin var olduğunun teşhis edilmesi, özellikle Bergama Akropolünde karşımıza çıkan geçidi hatırlatması ve diğer bina izleri, söz konusu yerin eski çağlarda bir Asklepion veya şifacı olabileceğinin göstergesidir.
Söz konusu Ilıca bölgesi, tüm tahribatlara rağmen, hala birçok özelliğini koruyan ve şifa kültürüyle iç içe geçmiş bir alan olarak dikkat çekmektedir. Dağ Ilıcasının arkasında yer alan bir akarsu yatağının başında sıcak ve soğuk doğal şifalı suların ılıcadaki su ile ilişkili olduğu gözlenmektedir.
Yılanlı Ilıca denmesinin sebebi ise, halk arasında anlatılan bir rivayete dayanır. Bölgede yaşayan bir kralın güzeller güzeli kızı vardır. Babasının bir tanesi olduğundan dilediği gibi gezip tozmasına kral babası karışmaz. Kız ise önüne kattığı birkaç kuzu ile kırlarda gezmeyi çok sevmektedir. Bir gün yine kırlarda gezerken kuzular onu bir dere kenarına getirir. Kız yorgunluktan oracıkta bir taşın dibinde uyuyakalır. O uyurken dereden gelen aynı boyda üç küçük sarı yılan, kızın açık kalan ağzından içeri girer. Kız bunu fark etmez ve saatler sonra uyanıp saraya döner. Günler, haftalar sonra kralın kızının karnı şişmeye başlar. Dedikodular alıp başını gider. Ve kralın kulağına kadar gelir. Kral iki oğlunu yanına çağırır ve kızının ölüm fermanını verir. Buna göre ağabeyleri kızı gözden uzak bir yerde canını çok yakmadan öldüreceklerdir ve oraya gömeceklerdir. Ertesi sabah yine kuzularıyla kıra çıkan kızı gizlice takip eden ağabeyleri, onun bir dere kenarında taşın dibinde uyuyakaldığını görünce vaktin geldiğini anlarlar. Sadece ikisi de kız kardeşlerine kıyamadıkları için işi birbirlerinin üzerine atarken, büyük ağabey kız kardeşlerinin ağzından yılanlar çıkmakta olduğunu görür. İkisi de kardeşlerinin yanına koşarlar. Kızın ağzından çıkan üç sarı yılan taşın üzerinden yerde düştükleri anda kaybolurlar ve düştükleri yerde buharlar içinde kaynayan suların arasında küçük yılanların dolaştığını görür ama hemen yılanlar kaybolur. O günden sonra halk o suyun şifalı olduğuna inanır ve kral da bir hamam yaptırarak halkın kullanımına açar. Halk oraya “Masumiyet Ilıcası” ve “Yılanlı Ilıca” adını koyar.
Günümüzde de hala kaplıcada sıcak suyun içinde küçük yılanlar zaman zaman görülmektedir. Hatta çadır kurup gece konaklaması yapıldığı dönemlerde kaplıca içinde yılan öldürülürse diğer yılanların kardeşlerini aramak için çadırlara dağılacağına inanılır, yılanlara dokunulmazdı. Evet son yıllarda sadece kaplıca günübirlik kullanıma açıktır, çadır kurulmuyor.
Balıkesir Savaştepe Peri Bacaları
PERİ BACALARI
İlçe merkezine 4 km uzaklıktaki Su Çıktı Mevkiinde, Karaçam ormanı içindedir. Peri bacalarının geçmişi hakkında ise herhangi bir bilgi yoktur. Burada her biri birer abideyi andıran irili ufaklı 15 tane taş, çevredeki vatandaşların ilgisini çekince buraya “Peri Bacaları” ismini vermişlerdir. Yöredeki insanlar, buraya piknik yapmaya gidiyorlar.
Balıkesir Savaştepe Yazören Mağarası
YAZÖREN MAĞARASI
İlçe merkezine bağlı Konakpınar Mevkiinde bulunan Yazören köyündedir. (uzaklık 15 km. dir)
Girişi oldukça büyüktür. Uzunluğu 3.5 km dir ve ilk 600-700 metresi açık ve geniş çıkışı vardır. Türkiye’nin en uzun 9’ncu mağarasıdır. Mağaranın giriş tavan yüksekliği 25 metredir. Geniş bir bölgenin yüzey suları bu mağaradan boşalır ve bu yüzden yarı aktif bir mağaradır. Kış ve bahar aylarında etkili su akışı olur.
Balıkesir Savaştepe Yazören Mağarası
Suyun binlerce yıldır süren bu macerasını mağara duvarındaki izlerden görmek mümkündür. Mağaranın orta kısımlarında sarkıt ve dikitler bulunuyor. Bu olağanüstü oluşumlar, yüzeyden süzülerek mağaraya ulaşan kireçli sular tarafından yaratılmıştır. Son bir not, mağarada oldukça yoğun bir yarasa kolonisi yuvalanmış durumdadır.
Balıkesir Savaştepe Sazlıdere Höyüğü
SAZLIDERE HÖYÜĞÜ:
İlçenin tarih öncesi dönemlerine ışık tutan arkeolojik kalıntı alanıdır.
Antik çağa ait kalıntıların bulunduğu höyük, MÖ 4-5’nci yüzyıllarda önemli bir noktadadır. Ticaret kervanlarının geçtiği güzergah “Kerasa/Kerasai” ismiyle bilinmektedir.
Balıkesir Savaştepe Sazlıdere Höyüğü
Zamanında kuzey ile güney arasında bir bağlantı yolu olduğu için önemlidir. Halkapınar su tesislerinin bulunduğu konumda hala Antik Çağ’a ait kalıntılar bulunmaktadır.
Balıkesir Savaştepe Soğucak Köyü
SOĞUCAK KÖYÜ:
İlçe merkezine bağlı bir köydür. Balıkesir il merkezine 31 km uzaklıkta, Savaştepe ilçe merkezine 17 km uzaklıktadır. Köyün eski adı “Soğuk Ocak” ifadesinden gelir. Bölgede havaların serin olması nedeniyle bu isim verilmiştir. Köyün iklimi Marmara Bölgesinin ılıman iklim etkisi altındadır.
Osmanlı Rus savaşı (1877-78) sonrası Balkanlardan göç eden muhacirlerin Soğucak’a yerleştiği bilgisi geçer. Köyde geleneksel olarak keşkek adı sıkça geçer. Bazı kaynaklarda köyün geçmişte 8 hane göçmeni kabul ederek yerleşime başladığı anlatılır.
Evet günümüzde tipik köy yaşamını ve doğayı görmek isteyenler için örnek olabilir.
Gömeç girişinde bir yazı var, benim ilgimi çekti “Gömeç’e hoş geldiniz. İlk gün misafirimiz, yarınki gün Gömeçlisiniz”
Buyurun değerlendirme size kalmış, aslına bakarsanız, bu cennette sürekli yaşamayı kim istemez, keşke şartlar elverişli olsa.
Balıkesir Gömeç
ULAŞIM
İlçe, İzmir-Çanakkale karayolu üzerindedir. Gömeç-Burhaniye arasındaki uzaklık: 18 km. Gömeç-Ayvalık arasındaki uzaklık: 19 km. Gömeç-Balıkesir arasındaki uzaklık: 111 km. Gömeç-Susurluk arasındaki uzaklık: 156 km. Gömeç-Bandırma arasındaki uzaklık: 201 km.
TARİH
İlçenin antik dönemlerdeki yerleşiminin adı “Kisthene”dir. Yerleşim merkezinin kuzeyinde, deniz kıyısında, Kızçiftliği Höyüğü bulunmaktadır ki, burada eski tunç çağından sonra, kesintisiz yerleşim görülmektedir. Buradan elde edilen seramikler, MÖ.1200’lerden sonra, buradaki yerleşim yerinin, Ege Adaları ve Batı Ege kıyılarındaki diğer şehirler ile, sıkı ticari ilişkiler içinde olduğunu göstermektedir.
Evet, günümüzdeki Gömeç yöresinin: 1660-1700 yılları arasında kurulduğu biliniyor. Ancak, yaklaşık 150 yıl kadar önce, Balıkesir-Ayvalık kara yolunun buradan geçirilmesiyle, İlçenin ekonomik gücü yükselmiştir.
Evet, tarihi süreç içinde, diğer yerleşimlerde olduğu gibi, burası da Yunan işgaline uğrar ve 1922 tarihinde işgal sona erer. 1956 yılına kadar, muhtarlıkla yönetilen bölge, 1956 yılında Belediye teşkilatına kavuşur. 1990 yılında ise, İlçe statüsünü kazanır.
Balıkesir Gömeç
GENEL
İlçe, ismini bal peteğinden alır. Çünkü merkezde arıcılık yapılıyor.
Gömeç çayı: taşıdığı kum-çakıl benzeri alüvyonlarıyla denize akmış, kıyıda birikme olmuş, 2 km. sahil boyunca, sahilden 100 metre açıklara kadar: balçık, sığ ve bulanık bir bölge oluşmuştur. Özellikle: yağışlı dönemlerde bu durum daha da belirginleşiyor. Çay ağzı önlerinde, kıyının morfolojik yapısı tamamen değişiyor ve küçük adacıklar oluşuyor.
İnce malzeme: hakim rüzgar yönüne göre, kıyıya yayılıyor ve bu civarda, akıntının azalmasıyla birlikte, bu alana yığılıyor. Yığılan bu malzeme, denizden esen rüzgarlarla, kara içine hareket etmeye başlamış ve bu alandaki kumbarı oluşmuştur. Ancak, kumulun üzerine yerleşen bitkiler, kumulun ilerlemesini kısmen önlemiştir.
Merkezin rakımı: 10 metredir. Yıllık ortalama sıcaklık: 15-16 derecedir.
İlçenin kıyı şeridinin uzunluğu; 17.5 km. dir. Ancak kıyı şeridi, kara yolundan yaklaşık 2 km. içeridedir.
İlçe halkı, geçimini tarımla sürdürürler. Ana ürün: zeytindir. Ancak, zamanla bu önceliğin turizm olarak değişeceği değerlendiriliyor.
Turizm yönünden ilçe ele alındığında: Keremköy civarındaki yazlık sitelerin ünü öne çıkar.
NE YENİR.NE İÇİLİR
Burada, koyun sütünden, jöle kıvamında harika bir yoğurt yapılıyor, giderseniz, mutlaka bu yoğurdun tadına bakın.
GEZİLECEK YERLER
ATATÜRK KAYALIKLARI
İlçede, Gömeç-Ayvalık kara yolunda ilerlerken, arka kısımlarda bulunan dağlara dikkatli bakarsanız: bir Atatürk profili görebilirsiniz.
Evet Madra dağının zirvelerinden birinde, Atatürk ün profil silüetini andıran bu doğal oluşum, Gömeç Belediseninin de amblemindedir. Bu özelliğiyle, ülkemizde, bayrağında Atatürk olan tek belediye, Gömeç Belediyesidir.
Şaşılacak derecede benzerlik taşıyan bu kayalıklara: Atatürk kayalıkları ismi verilmiş.
Balıkesir Gömeç Kız Çiftliği Höyüğü
KIZ ÇİFTLİĞİ HÖYÜĞÜ-KİSTHENE
İlçenin kuzeyinde, 3 km. uzaklıkta, dik bir sırtla yükselen höyük, adını, en yüksek noktasında bulunan eski bir çiftlik evinden almaktadır.
Antik kaynaklarda, ünlü coğrafya bilgini Strabon, Sokrates ve Plinius tarafından, bu bölgede: Kisthene adından bir şehrin bulunduğundan söz edilmektedir.
Kaynaklara göre, antik kent, Edremit körfezinin güneyinde, Pyrrha (Armutova) ve Adramyttion (Ören) arasındaki stratejik bir liman kentiydi.
Tarihi:
Kentin geçmişi MÖ 5 yüzyıla kadar uzanır. Antik çağda Mysia/Aeolis bölgesinde yer alan bir kıyı yerleşimidir. Atina vergi listelerinde adı geçen, yani o dönemde ekonomik gücü olan bir yerleşimdir. Sparta kralı Agisialaas: MÖ.397 yılında bu şehri ele geçirir, MÖ.4.yüzyılda prens Orantes adına para basılmıştır.
Kistane şehri, yakınında bulunan ve adına para basmış Adramyttion şehri dışında, Edremit körfezinin güneyinde önemli bir şehirdir.
Özellikleri:
Kisthene, sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda bölgesel bir ticaret noktasıydı. Liman ticareti ve zeytincilik (antik çağda bölge zeytinyağı ile ünlüdür) vardı.
Günümüz:
Günümüzde yüzeyde çok fazla görkemli yapı kalmamıştır. Bunun sebebi, antik kentin taşlarının zamanla çevre yerleşimlerinin (özellikle liman inşaatlarının) yapımında kullanılmış olmasıdır.
Ancak bugün bölge Sit alanı olarak tescillidir, yüzey araştırmalarında seramik parçaları ve temel kalıntılarına rastlanmaktadır.
Evet bugün buraya giderseniz, toprak altında kalmış bir tarihle karşılaşırsınız. Ancak bölgenin coğrafi yapısı, antik limanın neden orada kurulduğunu anlamanıza yardımcı olur. Sahil şeridinde yürürken, rastlayabileceğiniz antik molozlar ve seramik kırıkları, binlerce yıl önceki liman hayatının sessiz tanıklarıdır.
Ancak, resmi arkeolojik kazılar henüz yapılmamış.
KAYA SUNAKLARI
Adramytteion un etki alanındaki kırsal kutsal alanlardan birisidir. Devasa kayalara oyulmuş bu yapılar mistik bir hava sunar.
Madra dağı eteklerinde bulunan Kaya Sunakları, antik dünyada insanın doğayla ve tanrılarla bağ kurduğu en gizemli noktalardan biridir.
Bu sunaklar, bölgenin en eski inanç sistemlerine, özellikle de Ana Tanrıça kültüne ışık tutar.
Tarihçe ve inanç sistemi:
Bu sunakların geçmişi Cilalı Taş Devrine kadar uzanmakla birlikte, yoğun olarak Erken Demir Çağında kullanıldıkları bilinmektedir.
Ana Tanrıça Kültü:
Sunaklar, doğanın ve bereketin simgesi olan Ana Tanrıçaya (Kybele veya benzeri yerel formlar) adaklar sunmak için yapılmıştır.
İnanca göre, kaya “Eril Doğa Gücü”nü, içindeki oyuklar veya yakındaki mağaralar ise “Dişil Doğa Gücü” nü temsil eder.
İkili Taht:
Bazı kayalarda görülen ikili koltuk benzeri yapılar, Tanrıça nın eşiyle birlikte oturup evreni yönettiği “İkili Taht” olarak adlandırılır.
ÖNE ÇIKAN KAYA SUNAKLARI
Deliklitaş Kaya Sunağı-Dutluca:
Gömeç e en yakın ve en bilinen noktadır.
Burhaniye nin Dutluca Mahallesinde yer alan bu devasa kaya kültesi, üzerinde insan eliyle açılmış oyuklar, merdivenler ve arınma havuzları barındırır.
Adını üzerindeki doğal veya yapay deliklerden alır.
Hisarköy Kaya Sunağı;
Daha çok savunma ve gözetleme amacıyla da kullanıldığı düşünülen, stratejik bir noktada yer alan bir diğer önemli sunaktır.
Bahadınlı Köyü Sunağı:
Yine Madra dağı eteklerinde, antik yollar üzerinde bulunan bir ritüel alanıdır.
MİMARİ VE GÖRSEL ÖZELLİKLER
Sunu çukurları:
Kurban edilen hayvanların kanını veya sunulan sıvıların (şarap, yağ vb) toplandığı küçük havuzcuklardır.
Basamaklar:
Ritüel sırasında dini görevlilerin en üst noktaya çıkmasını sağlayan, doğrudan kayaya oyulmuş merdivenlerdir.
Nişler:
Adak eşyalarının veya küçük heykelciklerin yerleştirildiği duvar oyuklarıdır.
ZİYARETÇİ REHBERİ
Çoğu sunak, Gömeç merkezinden iç kısımlara, Madra dağına doğru giden yollar (Dutluca istikametinde) üzerindedir.
Bu alanlar sadece tarihi değil, aynı zamanda muhteşem bir körfez manzarası sunar.
Kendi aracınız ile gitmeniz önerilir, çünkü toplu taşıma köylere kadar gitse de sunakların tam yanına ulaşmak için kısa yürüyüşler yapmanız gerekir.
Deniz kıyısında olmayan ama deniz kıyısında: tam bir tarih hazinesi olan Ören beldesi bulunan, sessiz, sakin bir tatil yöresi.
Balıkesir Burhaniye
ULAŞIM
Burhaniye: Çanakkale-İzmir E-24 Karayolu üzerinde bulunuyor. Burhaniye-İstanbul arası Bursa üzerinden karayolu uzaklığı: 486 km. Burhaniye-İstanbul arası uzaklık, Çanakkale üzerinden ise: 450 km. Ankara-Burhaniye arası uzaklık: 623 km., Bursa-Burhaniye arası uzaklık: 243 km., İzmir-Burhaniye arası uzaklık: 190 km., Çanakkale-Burhaniye arası uzaklık: 142 km. , Asos (Behramkale)-Burhaniye arası uzaklık: 105 km.
Burhaniye-Altınoluk: 41 km., Burhaniye-Bergama: 82 km. Burhaniye-Selçuk(Efes): 245 km., Burhaniye-Ayvalık: 34 km., Burhaniye-Edremit: 13 km. Burhaniye-Akçay: 23 km. Burhaniye-Truva: 123 km.
Balıkesir Burhaniye
Havayolu ile buraya gelmek isteyenler için: Burhaniye’ye yaklaşık 10 km. uzaklıktaki Çanakkale-Balıkesir ana karayolu üzerindeki Körfez Hava alanından haftanın belirli günlerinde, karşılıklı olarak uçak seferleri düzenleniyor.
GENEL
Burhaniye denilince, evet, burası, İlçe merkezi itibarı ile, deniz kıyısında kurulu olmayan bir yer. Kent merkezi: denizden 4 km. içeridedir. Deniz seviyesinden yüksekliği: 19 metredir. Denizde: 12 km. sahil bandı bulunur.
İster arkeoloji, ister tarih, isterse doğa tutkunu olun, Burhaniye-Ören’e geldiğinizde, beklentilerinizin de ötesinde bir mutluluk yaşayacaksınız.
Çevrede: çok geniş arazilerde tarım yapılıyor. İstediğiniz her türlü sebze ve meyveye ulaşmak kolay. Yaylalardan getirilen: ceviz, kestane, badem muhteşem tatlar.
DOĞA YAPISI
Burhaniye’de, altı tür zeytin ağacı var. Bunun yanında: en yaygın ağaç türü: çam ve meşe. Sahil bölümü: fıstık çamı yoğunluklu. Ören’de: Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun tescil edip korumaya aldığı: 1620 adet palamut meşesi ağacı var.
RÜZGAR
Balıkesir Burhaniye
Antik çağlarda, 1001 rüzgarlar vadisi diye anılan bu yörede: kuzeyde Kaz dağları ve güneyde Marda dağlarının oluşturduğu jeolojik konum nedeniyle: meltem, imbat ve poyraz rüzgarları hakim. Bu durumun yarattığı sürekli hava sirkülasyonu, havasının çok temiz ve sağlıklı olmasını sağlamış. İsviçre’deki Alp Dağları ile birlikte, dünyanın oksijen oranı en yüksek, ender yerlerinden biridir. Biliyorsunuz, bu derece yoğun oksijen olan bir yerimiz daha var. Altınoluk.
BURHANİYE EVLERİ
Balıkesir Burhaniye İskele Mahallesi
Burası: yapılaşmanın insanı hiçte rahatsız etmediği, tek katlı evleriyle, Mayıs ayında gül, yazın fesleğen kokularıyla sarılı tam bir Ege sahil kenti.
İSKELE MAHALLESİ
Burada büyük bir liman var. Öyle ki, körfez bölgesinin en büyük yat limanı burada. Büyük balıkçı teknelerini ve yatları konuk eden limanı burada. Burada; kendinizi bir balıkçı kentinde hissedebilirsiniz. Kıyıda: balık lokantaları ve çay bahçeleri, ayrı bir güzellik oluşturuyor.
Balıkesir Burhaniye Düdüklü Suyu
DÜDÜKLÜ SUYU
Düdüklü suyundan çok içince, bu suyu içen bu bölgeden gidemez, buralı olur diye bir rivayet söz konusu. Evet, nazire olsun diye, bu sudan içmeye kalkarsanız, bir bakmışsınız, buralı oluvermişsiniz. İçinizden, “keşke” diyenleri duyar gibiyim, yine de, olmaz diye düşünmemek gerek.
Balıkesir Burhaniye
ZEYTİN
Balıkesir Burhaniye
Burhaniye, bir zeytin kenti. Tüm kutsal kitaplarda sözü edilen zeytin ağacı, sanki kutsanmış bir ağaçtır. 39 bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu söylenir. Bin yıl yaşayabilir, ölse bile köklerinden yenisi çıkar. Bu nedenle: ölümsüzlerle yarışır. İlçede: 18 adet zeytinyağı fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrikalar, son yıllarda sulu baskılı sistemden, kontinü sisteme dönüştürülmüştür. Fabrikalarda, zeytin, el değmeden ambalajlanır.
Yunan mitolojisine göre: zeytin, Tanrıça Athena’nın, insanlığa armağanıdır. Hatta bir öykü bulunmaktadır. Zeytin öyküsü. Zeytinin ortaya çıkış öyküsü. Zeytin nasıl ortaya çıkmıştır. Şöyle: Olimpos Tanrısı Zeus: bir yarışma düzenler. İnsanlığa yararlı bir hediye bağışlayana, Atina’nın yönetimi verilecektir.
Tanrı Poseidon, Atina akropolünün üstünde: bir deniz oluşturur. Zeka tanrısı Athena; bir zeytin ağacı oluşturur. Bu bitkinin, her derde deva olacağını söyler. Leziz ve yararlı bir besin maddesi, karanlıkları aydınlatacak bir ışık, yaralara iyi gelecek bir merhem. Athena, anlattıklarıyla Zeus’un aklını çeler ve yarışmayı kazanır.
Athena’nın söyledikleri gerçekleşir. Kaç asırdır, zeytin ağacının meyvesinden çıkarılan yağ: geceleri aydınlatır, mabetleri kutsar, vücutları rahatlatır, cildi güzelleştirir, saçlara hayat verir ve vazgeçilmez bir yiyecek olur.
Balıkesir Burhaniye Deve Güreşleri
Sabahları bir çanak zeytinyağı, üzerine kekik ve kırmızı biber ekin ve kızartılmış ekmeği buna banarak yemelisiniz. Muhteşem bir tat, mutlaka deneyin.
DEVE GÜREŞLERİ
Balıkesir Burhaniye Ören Plajı
Burhaniye’de, her yıl düzenlenen deve güreşleri: 2004 yılında ilk olarak “Uluslar arası Zeytin ve Zeytinyağı Festivali” kapsamı içine alınır ve büyük ilgi toplar. Kendi kuralları dahilinde, develere yaptırılan bu güreş, gerçekten ilginizi çekebilecek özellikte. Burhaniye’de bulunduğunuz sürede, rastlarsanız, mutlaka gidip görün.
ÖREN PLAJI
Ören, asırlık palamut ağaçlarının, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından tek tek numaralandırılarak koruma altına alınması ile, Yeşil Ören kimliği de güvence altına alınmış. Tertemiz suyu ve ince kuru ile ünlü.
2000 yılında, bu ününü Avrupa Çevre Eğitim Vakfı (FEE) tarafından verilen ve artık tüm dünyada “Denize Girilebilirlik Ölçüsü” olan “Mavi Bayrak” ile tescil edilmiş. 1.5 km. boyunca yay gibi kıvrılan, altın kumlu plaj, genişliğiyle Türkiye’nin dikkat çeken plajlarından biri. Doğallığı bozulmamış ender kıyı şeritlerinden biri.
Balıkesir Burhaniye Ören Askeri Kampı
ÖREN ASKERİ KAMPI
Burada, çok güzel bir de askeri kamp bulunuyor. Ören’de: antik kentin limanı olması muhtemel bölge üzerinde kurulu askeri kamp, sahilde ince bir şerit halinde uzanıyor. İnce kumu, sakin ve dalgasız denizi var, ama bu bölgenin genel özelliği olduğu gibi, deniz suyu soğuk.
Denizin altı yine kum. Sezonun kısa olması dezavantaj. Sıcak bir tatil geçirmek isteyenler: Temmuz ayını tercih etmeli. Evet: Ören gerçekten, yazının diğer bölümlerinde söz ettiğim gibi, cennetten bir köşe. Sakin, sessiz bir doğa yapısı içinde tatil geçirmek isteyenler için, burası ideal.
NE SATIN ALINIR
Burhaniye, zeytin cennetidir. Buradan ayrılırken: Türkiye’nin en güzel, zeytinyağını bulabileceğiniz alışveriş yerlerinden, natürel sızma zeytinyağı ve doğal zeytinli sabun almayı sakın ihmal etmeyin.
TARİHİ
Burhaniye’nin antik dönemlerdeki tarihi: günümüzde Ören’de antik çağlarda kurulu olduğu düşünülen, ünlü kent Adramyttion ile bağlantılıdır.
19’ncu yüzyılda: Osmanlı padişahı Abdülhamit’in oğlu, Şehzade Burhanettin’den dolayı, bu adı almıştır. 15’nci yüzyıldan, 19’ncu yüzyıla kadar ise, bu günkü Kızıklı Köyü yolundaki Roma dönemi su kemerleri nedeniyle, “Kemer” adı ile anılmıştır. Bu ad, günümüzde bazı yerlerde kullanılmaktadır.
Kurtuluş Savaşı öncesinde, Yunan işgali altında kalan Burhaniye, 8 Eylül 1922 tarihinde kurtarılmıştır. Kurtuluş günü ile ilgili bir öykü var. Belki ilginizi çeker: Borazan Çavuş öyküsü. Şöyle: “ Büyük taarruz sonrası, bozulan ve hızla Anadolu’yu terk etmeye başlayan Yunan güçleri, Burhaniye’deki birliği de, İlçeyi yakıp-yıkarak çekilmeye hazırlanır.
Bu durumu öğrenen Burhaniye halkı: Burhaniyeli Kuvvayi Milliyeciler; zekice bir plan hazırlarlar. 8 Eylül 1922 sabaha karşı; Hanay Camiinin minaresinden, Borazan Çavuş, Türk ordusu İlçeye girmek üzereymiş gibi hücum borusu çalarak, düşmanın paniğe kapılmasını sağlar.
Böylece, Yunan işgalcileri, hiçbir kıyım ve yıkım yapamadan, arkalarına bakmadan kaçarak İlçeyi terk ederler. Çünkü: onların güçleri, masum ve savunmasız halka yetmektedir. Türk askerini karşılarında görünce, hızla kaçarlar. Evet, Burhaniye halkı, her yıl 8 Eylül tarihinde kurtuluş gününü coşkulu törenlerle kutlarlar.
TARİHİ YERLER
Balıkesir Burhaniye Adramytteion
ADRAMYTTEİON
Burhaniye’nin, turistik mahallesi Ören’in antik çağdaki adıdır. Burhaniye ilçe merkezine 3.5 km uzaklıktadır. Dört sırta sahip bir yükselti üzerinde ve yamaçlarında, deniz kıyısında alüvyal düzlük tarafından kuşatılmış vaziyette konumlanan Ören Mahallesinin altındadır.
Antik Mysia bölgesini önemli bir limanı olan şehir, Edremit Körfezinin girişinde yer alması nedeniyle, hem askeri hem de ticari bir merkez olmuştur. Hatta, Roma döneminde bölgenin yargı merkezi statüsündeydi.
Antik kaynaklara göre (özellikle Strabon ve Aristoteles) şehir, Lidya Kralı Alyattes’in oğlu Kral Kroisos’un kardeşi Prens Adramy tarafından kurulmuştur ve Atina’dan kovulan Delos adası sakinleri yerleşmiştir.
Ancak yapılan kazılar, bölgedeki yerleşim izlerinin Kalkolitik Döneme kadar gittiğini göstermektedir.
Tarih boyunca kente yapılan saldırılar sonucu, kent iç kesimlere taşınmıştır.
Burada: antik dönemlerde; deniz ticareti, gemi ve tekne yapımı yönünde büyük gelişmeler yaşanmıştır. Burada yapılan gemiler; Filistin’e kadar gitmiştir. Bunun kanıtı ise: İsa’nın havarilerinden Aziz Paulus’un, Roma’ya götürülüşü sırasında, Filistin’den bindirildiği ilk geminin Adrmaytteion gemisi olduğu hakkında, İncil’den edinilen bilgilerdir. Ayrıca: zeytinyağı üretimi ve tarım yaygındır.
Şehir: Truva’dan Bergama’ya giden önemli bir sahil yolu üzerinde bulunuyordu. En büyük özelliği ve önemi ise: limanından kaynaklanıyordu.
Bölgenin tek gerçek limanı burada idi. Daha sonra; Bergamalıların hakimiyeti ile, burası zamanla bir donanma istasyonu işlevi de görmeye başladı. Çünkü: İda bölgesinde, bol miktarda odun yakıtı vardı. Liman: Romalılar zamanında: seyahat ve ticaret açısından daha büyük anlam kazandı.
Evet: bölge, Lidyalılar, sonra Persler, Makedonlar ve daha sonrada Romalıların egemenliğine girer. Bu dönemde, imparatorluğun adalet örgütünün merkezi olur. Çünkü: burada bir il mahkemesi açıldığı görülüyor.
Romanın bölünmesinden sonra ise, Bizans sınırları içinde kalan kent, yaklaşık 200 yıl bu egemenlik altında kalır. MS.178 yılında, İstanbul’u kuşatan İslam ordularınca ele geçirilir. 1076 yılında Anadolu Selçuklularının egemenliğine giren kent, daha sonra Haçlı seferleri sırasında, Haçlı orduları tarafından ele geçirilip yağmalanır.
Adramyttion; çok değerli ve eski bir tarihe sahiptir. Assos, Sardes, Pergamon ve Ephesus ile birlikte, o çağların en önemli kentlerindendi.
Kentin kalıntılarının bulunduğu Ören’de, yasal arkeolojik kazılara başlanmıştır.
Ancak, tam olarak, bugünkü Ören’in bulunduğu yerde, bir zamanlar eski Adramytteion bulunmaktaydı. Ancak, buna rağmen, burada şaşırtacak kadar az antik parça bulunmaktadır.
Muhtemelen son yüzyılda, buradaki taşlar, civarda bulunan ev inşaatlarında kullanıldı. Bu tabii ki son derece ciddi kayıplar yaratıyor. Güney tarafındaki girintide, antik liman bulunmaktaydı. Ancak, maalesef bu bölgede: günümüzde bir Askeri Kamp var. Bu nedenle, buraya girmek ve arkeolojik çalışmalar yapmak mümkün değil.
Adramytteion
GÜNÜMÜZDE ANTİK KENTTEN KALAN YAPILAR:
Antik dönemdeki kıyı hattı, bugün içeride kalmıştır. Yani, kıyı çizgisi değişmiştir. Ayrıca, şehir bugün modern yerleşimin altında kaldığı için kazılar zorlaşmaktadır. Ancak yine de kazılar sürdürülmektedir.
ARKEOPARK:
Burada Bizans dönemi kilise kalıntıları, Roma mozaikleri ve liman yapıları görülebilmektedir.
NEKROPOL ALANI:
Ören yeri çevresinde kaya mezarları ve lahitler bulunmuştur. Mezar buluntuları özellikle Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenir. Mezar stelleri, yerel sanat üslubu hakkında bilgi vermektedir.
Nekropolde bulunan iskeletler incelendiğinde, yaş ortalamasının 35-50 yaş arasında olduğu tespit edilmiştir. İskeletler arasında genç ve yaşlı ölümleri az ve eşittir.
AKROPOL ALANI:
Şehrin Akropolü, Roma döneminde kentin önemli yapılarını bünyesinde barındırıyordu ancak günümüzde modern Ören yerleşiminin altında kalmıştır.
ASIRLIK MEŞELER
Kazı alanı çevresini saran devasa tescilli meşe ağaçları, alanı gezerken size harika bir gölge ve atmosfer sunar.
Adramytteion
HÖYÜK ALANI:
Ören Tepe (veya Karataş Mevkii) olarak bilinen ana höyük bölgesi, kazıların en yoğun olduğu ve kentin tabakalarının en iyi görülebileceği yerdir.
Adramytteion Roma Hamamı
ROMA HAMAMI:
Kentte kazılarda açığa çıkarılan ilk Roma yapısıdır. MS 2-3 yüzyıllara tarihlenir. Günümüz Belediye Lojmanlarının arkasında kalan yapı, üst kotlardan itibaren Adramytteion genelinde karşılaşılan Orta-Geç Bizans dönemi çok evreli mimari düzenlemelerine benzer uygulamalar sunmuştur.
Kentin Roma İmparatorluğu dönemindeki görkemini ve günlük yaşamı yansıtan en önemli yapılardan birisidir.
Kazı çalışmalarında elde edilen bilgilere göre, bu hamam kompleksinin öne çıkan özellikleri şunlardır:
Hamam klasik bir Roma hamamında bulunması gereken temel bölümlere sahiptir. Burada yerden ısıtma sistemi olan hypocaust (cehennemlik) kalıntıları net bir şekilde görülebilir. Pişmiş toprak sütuncukları üzerinde yükselen zemin, alttan geçen sıcak hava ile ısıtılmaktaydı.
Adramytteion Roma Hamamı
Hamamı özel kılan unsurlardan biri, tabanında bulunan geometrik motifli mozaiklerdir. Yapının avlusunun üzerinde, ince bir kireç tabakasıyla düzgünce kaplandığı anlaşılan mozaik taban açığa çıkarılmıştır. Söz konusu taban, siyah ve beyaz tesrara kullanımıyla işlenmiştir.
Birbiriyle çelişkili dairesel motifler ve merkezde bitkisel motifli bordür içerisinde geometrik düzenlemelerin benzerlerine MS 2-3 yüzyıllarda rastlanmaktadır.
Yapının alt kotlarında, itinalı drenaj sistemi, taban altı ısıtma sistemi ve sıcak hava dağılımını sağlayan kanallar tespit edilmiştir.
Hamamın çevresinde gelişmiş bir su tahliye ve kanalizasyon sistemi tespit edilmiştir. Antik kentin limanla olan bağlantısı düşünüldüğünde, bu mühendislik harikası yapılar, kentin altyapısının ne kadar ileri düzeyde olduğunu kanıtlamaktadır.
Adramytteion
ÖREN MEYDANI VE APOLLON TAPINAĞI:
Ören meydanında, bugün Kaymakamlık Konutu yakınlarında yerinde duran devasa bir Roma sütun kaidesi görülmektedir. Ayrıca yer üstünde duvar kalıntıları vardır. Burası, antik kaynaklarda adı geçen görkemli Apollon Tapınağının bulunduğu tepedir. Denizden bakıldığında, antik Adramytteion şehrinin Edremit körfezine en hakim tepesi olduğu anlaşılan bir yerdedir.
BİZANS KİLİSESİ VE DEPO YAPILARI:
Kazı alanında, kentin daha geç dönemlerine ışık tutan Kuzey ve Güney kiliselerinin kalıntılarını, ayrıca antik limanla bağlantılı büyük depo yapılarını görmek mümkündür.
AdramytteionAdramytteion Hemen üstteki sütunun üzerinde yazan yazıların Türkçesi
Ören Kilisesi:
Geç Roma dönemine kadar konut alanı olarak kullanım gören, Geç Antik Çağ içinde mezar alanı olarak dönüşüm geçiren ve devamında kilisenin konumlandığı Ören ana yükseltisinin sırtlarından biri üzerindedir.
Bu bölgede tespit sondajlarıyla belgelenen ve bütünü açığa çıkarılan MS 7 nci yüzyıla tarihlenen kilise (Kuzey Kilise/Mezar Şapeli), MS 11 nci yüzyıl sonunda, kent genelinde görülen bir yıkım neticesinde tahribata uğramıştır.
Tahribinin ardından işlevini, hemen güney yakınındaki MS 12 nci yüzyılda inşa edilen kiliseye (Güney Kilise) bırakmış ve apsisi daraltılarak mezar şapeli olarak kullanım görmüştür.
Yapının tuğla tabanının altına konumlandırılmış mezarlara, kimi yerde beş bireye kadar gömü yapıldığı görülmüştür.
Anlaşılacağı üzere, kentin bu bölgesi Geç Bizans döneminde ruhban sınıfı gömüleri için tercih edilmiştir.
Bu bölge üzerinde sürdürülen antropolojik çalışmalar, yerleşimin bu geç evresindeki beslenme alışkanlıkları ve görülen hastalıkları hakkında bilgi sunmaktadır.
Adramytteion Antik Liman
ANTİK LİMAN:
Antik kaynaklarda, Adramytteion antik kentinin iki limanı ve bir tersanesi olduğundan söz edilmektedir. Ama günümüze sadece bir liman kalıntısı ulaşmıştır.
Bu liman günümüzde Anadolu’da en iyi korunagelmiş antik limanlar arasında bulunmaktadır.
Liman kalıntıları, günümüzde su altındaki sığlık alanda bulunmaktadır.
Mendirek, sahilden batıya doğru yaklaşık 150 m ve buradan da kavisli bir dönüş yaparak 100 m kadar kuzeye doğru devam etmektedir.
Mendireğin gövdesi, birbirine 8 m mesafede izodomik bir yapıda inşa edilmiş, iki paralel ana duvar ve bu duvarları dik kesecek biçimde konumlandırılan destek duvarından oluşmaktadır.
Mendirek duvarının dağılmış blokları arasında, çok sayıda bosajlı ve köşe profili bloklar bulunmaktadır.
Yapılan rölöve çalışmaları, MÖ 4 ncü yüzyıl evresine ait blokların da tespit edildiği, ancak korunagelen haliyle Roma dönemine tarihlenen evresine ait detaylar gözler önüne serilmiştir.
Ören Çoruk Köyü Roma Köprüsü
ROMA KÖPRÜSÜ
Çoruk Mahallesi yakınlarındadır. Çoruk deresi (antik dönemdeki ismi Eueinos) üzerinde yer alır. Eğer köprüyü görmek isterseniz: Çoruk köyü mezarlığı yakınlarındaki dere yatağını takip edebilirsiniz.
Halk tarafından Okuf Köprüsü olarak da bilinir.
Bu köprü sadece bir geçiş noktası değil, aynı zamanda antik çağın mühendislik ve inanç dünyasına dair önemli izler taşıyan bir yapıdır.
Köprü, toplam 5 kemerlidir. Günümüzde bu kemerlerin bir kısmı, alüvyonlar nedeniyle toprak altında kalmış veya bitki örtüsüyle kapanmıştır.
Düzgün kesme taş işçiliği görülür. Harçsız veya çok az harçlı büyük taş bloklarının kullanılması, Klasik Roma dönemi karakterini yansıtmaktadır.
Oldukça sağlam bir gövdeye sahip olmasına rağmen, bakımı ve restorasyonu yapılmamıştır.
Evet en önemli husus: köprü üzerinde herhangi bir taşıt izi olmamasıdır. Bu yüzden buranın sıradan bir kervan yolu değil, Dinsel Geçit Köprüsü olabileceği düşünülmektedir. Antik dönemde Aleksandria Troas kentinden gelenlerin, Apollon kehanetleri için bu güzergahı kullandıkları düşünülür.
Köprü, antik Adramytteion kendinin hinterlandında yer alır. Çevresinde Roma ve Bizans dönemlerine ait bol miktarda seramik kırığı ve antik yol izleri (taş kaldırımlar) bulunmaktadır.
Ören Yılantepe Altarı
YILANTEPE ALTARI
Ören mahallesini kuzeydoğusundadır.
Karınca çayının denize döküldüğü noktaya yakın bir yükseltidedir.
Antik dönemde bu tepe, hem körfezi hem de limanı kontrol eden stratejik bir gözetleme ve ibadet noktası olarak kullanılmıştır.
Bu tür altarlar genellikle tanrılara kurban sunmak veya adak adamak amacıyla yüksek tepelere inşa edilirdi. Tepede kayaya oyulmuş basamaklar, platformlar ve sıvı (şarap veya kan) akıtmak için kullanılan kanallar (libasyon çukurları) tespit edilmiştir. Altarın, antik kentin koruyucu tanrıları olan Apollon veya Zeus onuruna yapıldığı tahmin edilmektedir.
Tepenin doğu yamacında, büyük taş bloklarla sınırlandırılmış ve içindeki buluntularla Helenistik Döneme tarihlenen önemli bir mezar bulunmuştur. Bu kalıntılar, Adramytteion antik kendinin sadece bugünkü Ören Meydanı ile sınırlı olmadığını, çevredeki tepelere kadar yayıldığını kanıtlamaktadır.
Evet bugün Yılantepe de görülebilecek tarihi bir eser yoktur. Sadece tepeden tüm Edremit Körfezi ve ören plajları ve karşıdaki Midilli adası görülebilmektedir. Yörede halen kazı çalışmaları devam etmektedir.
Ören Kuvayi Milliye Müzesi
ÖREN KUVAYİ MİLLİYE KÜLTÜR MÜZESİ.
Burhaniye merkezinde bulunan bu müze, Milli Mücadele dönemine ait eserlerin yanı sıra bölgeden çıkan arkeolojik objelere de ev sahipliği yapıyor.
Burhaniye ilçe merkezinde (Kocacami karşısında) yer alan bu tarihi bina, bölgenin antik dönemden Cumhuriyete uzanan köprüsüdür.
Müze binası 18 veya 19 yüzyılda inşa edilmiş, Osmanlı döneminde Şehir Oteli ve Camlı Kahve olarak kullanılmış tarihi bir yapıdır.
Daha sonra Halkevi ve Askeri Mahfel (Subay kulübü) gibi farklı amaçlara hizmet ettikten sonra 2008 yılında restore edilerek müze haline dönüştürülmüştür.
Bugün müze 2 ana bölümden oluşur.
ZEMİN KAT-ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ;
Adramytteion Buluntuları:
Bu bölümün en büyük özelliği, Ören deki Adramytteion kazılarından çıkan eserlerin burada sergilenmesidir.
Koleksiyon:
Antik döneme ait sikkeler, seramikler, kandiller, tıbbi aletler (cımbızlar, broşlar) ve cam eserler (göz yaşı şişeleri) vardır.
Gemi Modeli
Antik çağın ünlü savaş gemilerinden olan bir trireme modeli de bu katta sergilenmektedir.
ÜST KAT-ETNOĞRAFYA VE MİLLİ MÜCADELE BÖLÜMÜ:
Milli Mücadele Ruhu:
Kurtuluş savaşında kullanılan silahlar, yerel kahramanlara ait kişisel eşyalar ve o döneme ait fotoğraflar bulunur.
Kültürel Bellek:
Bölgenin sosyal yaşamını yansıtan geleneksel kıyafetler, ev eşyaları ve tarım aletleri sergilenir.
Önemli isimlerin mirası:
Aziz Nesin, Oğuz Tansel ve Murat Bardakçı nın dedesi Cemal Bardakçı gibi tanınmış simalara ait objeler de bu katta sergileniyor.
Balıkesir Burhaniye İçmeler ve Kaplıcalar
İÇMELER VE KAPLICALAR
KARAAĞAÇ KAPLICASI
Burhaniye’ye 10 km., Karaağaç Beldesine 2 km uzaklıktadır. Kaplıca hamamındaki su, başta uyuz olmak üzere, birçok cilt hastalığına iyi gelmektedir. Konaklama olanağı olmadığından günü birlik gidilmesi söz konusudur.
BOSTANCI KÖYÜ KAPLICALARI
Burhaniye’ye 10 km. uzaklıkta: Balıkesir, Çanakkale ve İzmir ana kara yolu kavşağında bulunmaktadır. Suyu, ortalama 51 derecedir. Romatizma, siyatik, lumbago ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. E-87 Ana Kara yolu üzerinde olması nedeniyle otobüs ve minübüslerle ulaşım kolaydır. Ayrıca, konaklama olanakları da vardır.
PELİTKÖY ZEYTİN PINARI İÇMESİ
Burhaniye’ye 12 km., Pelitköy’e ise 2 km. uzaklıktadır. Ortalama 20 derece sıcaklığındaki su, safra yolu hastalıkları ile karaciğer ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Burada: Pelitköy Belediyesine ait, 20 yataklı bir pansiyon bulunuyor. Yaz aylarında, Pelitköy’den otobüs seferleri düzenleniyor.
DUTLUCA KÖYÜ İÇMELERİ VE DAMLARCA SUYU
Burhaniye’ye 12 km. uzaklıkta, Dutluca köyündeki içme suyu, ortalama 16 derece sıcaklıktadır. İdrar yolları ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Bu köyde, ayrıca Damlarca yıkanma suyu da bulunmakta ve cilt hastalıklarına yararlı olmaktadır. Ulaşım, köy minübüsü ile sağlanmakta ve günü birlik gidilip gelinmektedir.
Balıkesir Burhaniye
EĞLENCE VE MESİRE YERLERİ
ARTUR (ARKENT)
Birbirinden güzel koyları, gazino ve eğlence mekanları ile, her türlü sosyal tesise sahip bir tatil beldesi. Burhaniye’ye 23 km. uzaklıkta.
SEKLİL TEPE ÇAMLIĞI
İlçe merkezine 3 km. uzaklıktadır. Temiz havası, çam ve zeytin ağaçları ile kaplı doğası ve bol su kaynakları ile huzurlu bir mesire yeridir.
TAYLIELİ KÖYÜ
İlçe merkezine 7 km. uzaklıktadır. İskele mahallesine ise, 1.5 km. uzaklıktadır. Burhaniye tarihindeki öneminin yanı sıra, körfez bölgesinin büyük bir bölümünü kapsayan panoramik manzarası ile görülmeye değerdir. Çam ve zeytin ağaçları ile kaplı doğası ve bol suyu ile ideal bir mesire yeridir.
MURAT ÇEŞME
İskele mahallesinin 2 km. kadar güneyinde, deniz kıyısında, temiz denizi, suyu ve güzel doğası ile keyifli bir mekandır.
TAYLIELİ KÖYÜ
Taylıel köyü, Burhaniye ilçe merkezine 7 km, Ören sahiline sadece 1.5 km uzaklıktadır.
Burhaniye nin hemen sırtlarında, tüm körfezi ayaklar altına seren bir balkon gibi konumlanan Taylıel köyü, son yıllarda bölgenin en popüler kaçış noktalarından biri haline gelmiştir.
Adramytteion antik kentinin hemen yukarısında yer alan bu köy, tarihi dokusu, eşsiz manzarası ve gurme kahvaltılarıyla bilinir.
Taylıel in en büyük çekim merkezi, Edremit Körfezine hakim panaromik manzarasıdır.
Köyden bakıldığında, bir yanda Kaz dağlarının ihtişamı, diğer yanda Ayvalık adaları ve körfez ışıkları görülebilir.
Özellikle gün batımı saatlerinde körfezin aldığı renkler görülmeye değerdir.
Köy, son yıllarda bir kahvaltı köyü kimliği kazanmıştır.
Bölgedeki mekanlar genellikle kendi üretimi olan zeytinyağlarını, ev yapımı reçelleri ve yerel peynirleri sunarlar.
Antik Kalıntılar:
Köy merkezinde ve çevre yollarda Bizans ve Geç Antik çağa tarihlenen mermer sütunlar, granit parçalar ve işlenmiş kayalar görülebilir.
Bu kalıntılar, kentin Adramytteion ile olan tarihsel bağını doğrular.
Taylı Baba Türbesi:
Köyün tarihi mezarlığında bulunan bu türbe, köyün manevi duraklarından biridir. Çevresinde antik dönemden kalma taş ocaklarının izlerine rastlanır.
Açık Hava Tiyatrosu:
Köyün hemen girişinde bulunan modern amfi tiyatro, yaz aylarında çeşitli festivallere ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapar.