Yunanistan Atina Alışveriş

Yunanistan Atina Alışveriş
2017.07.28.c.Atina.Şehir içi.10
Yunanistan Atina Alışveriş
2017.07.28.c.Atina.Şehir içi.9
Yunanistan Atina Alışveriş
2017.07.28.c.Atina.Şehir içi.14
Yunanistan Atina Alışveriş

Atina şehrinde alışveriş konusuna başlamadan önce sizin de gezerken dikkatinizi çekeceği gibi, sanırım en son ekonomik krizleri nedeniyle birçok dükkan ve mağazanın kapalı bulunduğunu göreceksiniz. Özellikle, ara sokaklarda kapalı mekanlar yoğunluktadır.

Evet, şimdi şehirdeki alış-veriş konusuna başlayalım.

Atina şehri: alışveriş imkanlarından önce, tarihi özellikleri ve güzellikleriyle öne çıkıyor. Yani, bu şehirde ucuz alışveriş yapmanız mümkün değil. Ayrıca: alışverişte, öne çıkan, buraya özgü mutlaka almanızı önereceğim ürünler de yok.

Sadece: geziniz esnasında, ileride hatırlamak amacı ile, hediyelik ufak-tefek objeler ve özellikle magnetler (birçok yerde tanesi 3 Euro ve 4 tanesi 10 Euro’dan satılıyor, daha ucuz bulmak mümkün değil) satın alabilirsiniz. Bunların başında ise: burada görülen antik değerlerin, küçük birer kopyası, heykelcikler, üzerine firizlerdeki resimlerin işlendiği tabaklar, kupalar vs. olabilir.

Bu alışverişlerinizde, yine çok hassas bir konu olarak, şunu hemen hatırlatmam gerek.

Bu şehirde yapacağınız harcamalarda, sakın kredi kartınıza güvenmeyin. Çünkü: birçok yerde, kredi kartı geçmiyor, nakit “Euro” tercih ediyorlar. Hatta: KFC, Mc Donalds gibi uluslar arası ün kazanmış fast-food restoranlarında bile kredi kartının geçmediğini görmek, tam bir sürpriz oldu. Bunun yanında, marketlerin çoğunda da, pos cihazları yok, yani kredi kartı geçmiyor, yanınızda nakit bulundurun.

Kredi kartı kullanmamak, kredi kartı yolsuzluklarına karşı da sizi koruyacaktır, bence nakit bulundurun. Nakit derken, hemen arada bir konudan söz etmek istiyorum. Benim bulunduğum turdan bir kişi: taksiye bindiğinde, taksi şoförünün kendisine verdiği para üstünde bulunan 5 Euro’nun sonradan sahte olduğunu anladığını anlattı, baktık, gerçekten 5 Euro, renkli fotokopi çekilmiş, bu yüzden, özellikle taksilerde veya alışveriş yaptığınız yerde verilen para üstünü iyi kontrol edin ve sahte para almamaya dikkat edin.

Alışveriş yerlerinin çoğu, genellikle Pazar günleri haricinde, saat: 09.00-20.30 arasında açık kalıyorlar. Ancak, şehir merkezi dışında bulunan süpermarketler, saat: 18.00’de kapanıyorlar. Bu arada siestadan söz etmemek olmaz.

Pazartesi ve Çarşamba günleri siesta günleridir ve bu günlerde dükkan ve mağazaların çoğu, saat 14.00 de kapanır ve bir daha açılmazlar. Aslında bu siesta her gün uygulanıyormuş ama ekonomik krizden sonra haftada iki gün uygulamaya başlamışlar. Yani: saat 14.00 den sonra şehirde çok az yerin ve özellikle hediyelik eşya satan yerlerin ve restoranların açık olduğunu göreceksiniz.

Şehir merkezinde, cadde ve sokaklarda, bolca büfeler var. Bu büfelerde satılan, bir kısım gıda maddesi ve içeceklerin fiyatları, ülkemizdeki fiyatların iki misli. Ama, yine de, birçok Avrupa başkentine göre, bu fiyatlar, biraz daha uygun denilebilir. (örnek: bir küçük şişe su 0.5 Euro)

Yunanistan’da alışveriş denilince, ilk akla gelenlerden veya buraları bilenlerin söylediklerine göre: en uygun alışveriş mekanı “Jambo” denen büyük alışveriş yerleri, yani bir tür AVM’lerdir. Özellikle ülkemizde Trakya bölgesinde ve İstanbul’da yaşayanların birçoğu, hafta sonlarında günübirlik Yunanistan’a geçerek hemen Dedeağaç bölgesinde bulunan veya daha içlerdeki Jambo mağazalarında alışveriş yapıyorlarmış.

Bu Jambo mağazaları çok büyük, içeride saatlerce kalmak mümkün, binlerce ürün var ve fiyatları uygun, ancak Pazar günleri kapalı olduğunu unutmayın.

NE SATIN ALINIR

SERAMİK

Atina şehrinde, Keramikos denilen bölgede, daha önce de sözünü ettiğim gibi, dünyanın ilk seramik ustaları yetişmiş. Antik parçaların, elde yapılmış ve boyanmış güzel kopyalarını bulup satın alabilirsiniz. Bunlar arasında: geleneksel biçime sahip vazolar, kaseler, testiler olabilir.

Tüm bunların yanında, modern seramik sanatı eserleri de bulmak mümkündür. Ben gezerken öyle her yerde yoğun satılan seramik eserler görmedim ama seramik eser almak isteyenler varsa, bunların satıldığı yerleri şehirde sorarak bulabilirler.

HEYKELLER

Atina şehrinde, antik Yunan dönemini çağrıştıran, bolca irili-ufaklı heykelcikler bulup satın alabilirsiniz. Özellikle: Zeus, Poseidon, Athena gibi tanrı ve tanrıçaların kopya heykelcikleri çok tutuluyor.

Bunların yanında: firizlerin resmedildiği süslü tabaklar, duvar maskeleri, Miken başlıkları olabilir. Bunun yanında, Atina şehrinde gezdiğiniz veya gezeceğiniz müzelerin hepsinde, müzede bulunan eserlerin birçoğunun kopyaları satılıyor, bunları da tercih edebilirsiniz.

DERİ EŞYALAR

Yörede işlenen derilerden imal edilmiş: ayakkabı, çanta ve giyim eşyaları bulmak mümkün. Ancak, bunların kalitesi, Fransız ve İtalyan üretimi kadar üst düzey değil. Bir de, caddelere yayılan bir çarşaf üzerinde, çanta satan Nijeryalılar göreceksiniz.

Bu Nijeryalılar pek yaygın değil, yani görmedim diyebilirim, ama Nijeryalıların kollara takılan bileklik, süs bilekliklerden sattıklarını gördüm, hemen kolunuza yapışıyorlar, kolunuzu uzattınız mı birkaç tane renkli örme bileklik takıyorlar ve ücreti istiyorlar.

Yunanistan Atina Alışveriş

YİYECEK-İÇECEKLER

Yunan kırsal kesiminde üretilen: bal, zeytin, zeytinyağı, badem ve fındık gibi yiyecekleri satın alabilirsiniz. Bunların elbette, en güzel ve lezzetlileri ülkemizde de var. Satın alırken bunu unutmamak gerek. Ama, ülkemizde bulamayacağınız, örneğin “Yunan rakısı Ouzo” olabilir.

Burada yine bir ayrıntı var, Yunanlılar Uzoya rakı demiyorlar, esas Yunan rakısının Girit adasında üretildiği söyleniyor. Girit adasında üretilen rakının has rakı olduğu ve Uzoya rakı denilmesinin, gerçek rakıya hakaret olduğunu söylüyorlar.

Ayrıca: yine, buraya özgü “Yunan konyağı Metaxa” düşünülebilir. Ama, Ouzo, kişisel olarak benim hoşuma gitmedi, yani tadına bakmadan alırsanız, beğenmeyebilirsiniz. Tercih sizin.

Tüm bunların yanında, Atina sokaklarında, birçok yerde “Lovers” denilen oyun kartları satılıyor. Ancak, bu oyun kartları, cinsel içerikli resimler taşımasıyla öne çıkıyor, yani bu oyun kartları, porno görüntüler taşıyor.

Hatta ve hatta, değişik ilişki türlerine ait resimlerle karşılaşmak ta mümkün, bunu bilerek satın almanızı öneririm. Bunun dışında: içki denilince, Atina şehrinde özellikle sakız likörü almanızı öneririm. Ama, Sakız adası yapımı sakız likörü almalısınız.

Son bir not: Atina şehrinde güzel peynirler satıldığını duydum, peynir pazarı varmış ama gidip görmedim, siz Atina şehrini ziyaret ettiğinizde, mutlaka peynir pazarını sorun ve görün.

Yunanistan Atina Alışveriş Mekanları

ALIŞVERİŞ MEKANLARI

PATİSSİON STREET

Bu cadde üzerinde, Afrikalı göçmenlerin ve özellikle Nijeryalıların: yerlere attıkları bir çarşaf üzerinde sattıkları: çanta, gözlük, saat gibi objeleri bulabilirsiniz. Bunlar, elbette orijinal değil ve orijinal benzeri. Pazarlık yapmadan sakın satın almayın, hatta, söyledikleri fiyatın yarısını teklif edin.

ERMOU-EOLOU-STADİOU CADDELERİ

Bu mekanlarda: giyim eşyaları ve ayakkabı gibi ürünlerin satıldığı yerler var. Ama, genellikle büyük markalar ve Avrupalı markaların ürünlerinin satıldığı, yüksek fiyatlı mağazalar var.

PLAKA BÖLGESİ

Bu mahallede gezin ama sakın alışveriş yapmayın. Çünkü, fiyatlar muhteşem pahalı. Mahallenin dar sokaklarında, turistik eşya satılan minik dükkanlar var. Bu dükkanlarda, hediyelik eşyalar satılıyor. Ayrıca: tişört ve el yapımı sanat eserlerinin satıldığı dükkanlar, sanat galerileri var. Bizim tabirimizle, sokaklarda satış yapan işportacılar da yoğun.

SYNTAGMA MEYDANI

Bu meydanda: mont, eldiven, kürk, kaban, deri ceket, bronz ve seramik eşyalar ve objelerin satıldığı, birçok dükkan var.

Ermou

Bu mağazada: giyim eşyaları, hediyelik objeler satılıyor.

KOLONAKİ BÖLGESİ

Burada: butikler ve Avrupa’nın çeşitli markalarının ve tasarım ürünlerinin satışlarının yapıldığı yerler var. Atinalıların gözde alışveriş merkezleri burada bulunuyor. Ancak, fiyatlar çok yüksek. Eğer para harcamak istemezseniz, sokak ve cadde aralarında dolaşabilir, kafelerde oturup, alışveriş için koşuşturanları seyredebilirsiniz.

Tsakalof Street

Bu cadde, dünyanın en pahalı alışveriş caddelerinden biri olarak önem kazanıyor. Aynı zamanda, şehrin en ünlü alışveriş mekanıdır. Buyurun, gezin.

Kolonaki

Burada, ünlü markaların (Bulgari, Gucci gibi) tasarım ürünlerini bulabilirsiniz.

MONASTİRAKİ BÖLGESİ 

Şehrin, en eski Pazar alanıdır. Pazar günleri kurulan bit pazarında: hatıra eşyaları, çini objeler gibi şeyler bulabilirsiniz. Metro istasyonunun hemen yanında: bit pazarı var. Bu pazarda: antika eşyalar ve özellikle ucuz hediyelikler bulabilirsiniz. Şehirde, bir Pazar gününüzün bir kısmını buraya ayırabilirsiniz.

Yunanistan Xanthi-İskeçe

İskeçe.0
Yunanistan Xanthi İskeçe

Buraya: “bin bir rengin şehri” de deniliyor. Düzlük bir alanda kurulan şehir, eski ve yeni şehir olarak, iki kısımdan oluşuyor. Eski İskeçe: dağın yamacında kurulmuş, dar sokaklardaki Türk evlerinden oluşuyor. Her mahallede, bir cami var. Şehir merkezinde ise, 5-6 civarında cami bulunduğu söyleniyor.

Kavala-İskeçe arasındaki karayolu uzaklığı: 55 km. dir. Yol boyunca, kendinizi Anadolu’nun bir bölgesinde ilerliyormuş gibi hissedebilirsiniz. İskeçe şehrinin arka kısmındaki dağ üzerinde ilerleyen küçük yoldan gidildiğinde, birçok spor yapan insan ve kiliseler görebiliyorsunuz.

İskeçe ismi: “Eskice” sözcüğünden gelmektedir. Osmanlılar döneminde, burada iki tane yerleşim yeri varmış. Bunlar: Eskice ve Yenice olarak isimlendiriliyormuş. Yine aynı dönemde, Yenice denilen merkez, büyük bir yangın sonucu yok olunca, buradaki insanlar bugünkü İskeçe merkeze
taşınmışlardır. Bu yangın felaketine uğrayan Yenice, günümüzde bir köy olarak bulunmaktadır. Evlerinde ise, mutlaka balkon bulunmaktadır. Şehirde, balkonsuz ev bulunmuyor. Özellikle: bahar ve yaz aylarında, balkonlarından çiçekler sarkmaktadır.

Yunanistan ülkesinde: Gümülcine ve Dedeağaç ile birlikte, Türklerin en çok barındığı şehirlerden biridir. Ancak: Lozan Barış Anlaşması ardından, buradaki Türk nüfusun büyük bölümü, mübadeleye tabi tutulmuştur.

Günümüzde: İskeçe şehrinde: her yıl Şubat ve Mart aylarında: Karnaval düzenleniyor. Karnaval muhteşem güzel, buraya karnaval zamanı gitmenizi öneririm. Ayrıca: Eylül ayında, “Kasaba Festivali”  düzenleniyor. Ayrıca, her cumartesi günü düzenlenen kent pazarı da, çevreden gelenlerin ilgisini çekiyor.

TARİHİ

Şehrin tarihi geçmişi: MÖ.880 yıllarına kadar uzanıyor. Ancak, konumu itibarıyla, şehir, Batı Trakya’nın tüm savaşlarını ve yıkımlarını yaşamıştır.

1363-1912 yılları arasında ise, yüzyıllar süren Osmanlı egemenliği görülür. Osmanlılar: 1363 yılında Çirmen Zaferi sonucu burayı ele geçirmişlerdir.

1715 yılında, İskeçe, tütün üretimiyle önem kazanmıştır.

1829 tarihinde, iki büyük deprem, şehri olumsuz olarak etkiler. Bunun sonucunda, şehir yeniden yapılandırılsa da, birçok tarihi yapı eski özelliklerinden uzaklaşmıştır. Ancak, yine de, Yunanlılar, Avrupa Birliğinden sağladıkları fonlar ile, şehrin bu tarihi yapılarını ve diğer birçok yapıyı: özellikle cepheleri gayet güzel şekilde restorasyona tabi tutmuşlardır. Yani: muhteşem fotoğraf kareleri yakalayabilirsiniz.

1920 yılında ise, referandumla, Yunanistan’a bağlanmıştır.

EĞLENCE

Şehirde, çok sayıda: restoran, taverna ve bar bulunuyor. Barlar sokağına gidebilirsiniz ve hatta meraklısı için, şehirde bir de  “Casino” var. Ama, tavernalarda genellikle garsonlar pek hareketli değildir.

NE YENİR

İskeçe bölgesinde, geleneksel lezzetlerden tatmak isterseniz: size önerebileceğim restoran “Peramsa” dır. İskeçe: tatlıları ve kuruyemişleriyle öne çıkan bir yer. Özellikle: şehir meydanında, tatlıcı dükkanları var. Burada, Yunan peynirleri de çok ünlü.

NE SATIN ALINIR

Buradan, mutlaka kurabiye satın almalısınız. Yukarıda sözünü ettiğim gibi, şehir meydanındaki tatlıcılara mutlaka uğramalısınız. Kurabiye ise, bademli un kurabiyesi denilebilecek türdendir.

Ama, unutmayın ki, bir pazar günü buraya gittiyseniz, her yerin kapalı olduğunu göreceksiniz. Hafta içi günlerinde ise: dükkanlar saat: 09.00 ile, öğleden sonra 2 arasında açık kalıyor. Yani: saat 14.00’den sonra siesta yapmaya gidiyorlar ve dükkanların hepsi kapanıyor.

iskeçe.1
Yunanistan Xanthi İskeçe
iskeçe.3
Yunanistan Xanthi İskeçe
İskeçe.1
Yunanistan Xanthi İskeçe

GEZİLECEK YERLER

Yunanistan Xanthi İskeçe İskeçe Meydanı

İSKEÇE MEYDANI

Dar sokaklardan geçerek, İskeçe meydanına ulaşın ve burayı gezin. Burası, şehrin tam ortasında, genişçe bir meydandır. Bu meydanı süsleyen görkemli bir saat kulesi var. Meydanda, çok miktarda kafeterya ve restoran bulunuyor. Meydandaki mekanlardan birinde oturup, Türk kahvesi içmelisiniz ki, Yunanlılar buna Yunan kahvesi diyorlar.

Meydanın hemen batı yönünde, bir kilise var.

Yunanistan Xanthi İskeçe Saat Kulesi
İskeçe.saat kulesi.2
Yunanistan Xanthi İskeçe Saat Kulesi
iskeçe.saat kulesi.1
Yunanistan Xanthi İskeçe Saat Kulesi

SAAT KULESİ

Şehirde, Osmanlı döneminden kalma yapıdır. Aslında, şehirde Osmanlı döneminden kalma, iki tane saat kulesi bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi: Pazar Yeri Camisinin yanındaki saat kulesidir ki, bu kule, 1943 yılında Bulgarlar tarafından yıkılmıştır. Günümüzde, bu kulenin yalnızca resimleri görülmektedir. Diğer saat kulesi ise, şehir meydanındadır ve günümüzde
ayaktadır. Bu saat kulesi: 1870 yılında, İskeçe’nin önde gelen ailelerinden, Hacı Emin Ağa tarafından yaptırılmıştır.

İskeçe Belediyesi: 1972 yılında, Şehir Meydanındaki bu saat kulesini: Türk-Osmanlı kültür mirası olması nedeniyle,  yıkmaya kalkmış, ancak halkın tepkileri sonucu, yıkılma engellenmiştir. Ancak, kule yıkılamamış olmasına rağmen, kitabeleri yok edilmiştir.

Yunanistan Komotini-Gümülcine

Yunanistan Komotini Gümülcine

 

E-90 karayolu üzerindedir. Ayrıca, şehrin güneyinden Egnatia otoyolu geçmektedir.

Batı Trakya bölgesinin en merkezi şehridir. Deniz kıyısında değil, içeride kalıyor. Şehrin Gümülcine isminin: bölgeye ilk yerleşen insanlardan olan “kömürcü nine” den geldiği söylenmektedir.

Diğer bir söylentiye göre: Yunan hekimlerinden Bilkos: cüzam hastalığına yakalanan kızı Rumçine’yi, bu şehre gönderir. Gümülcine şehrinin havası ve suyu, kızın hastalığını iyileştirir ve Rumçine’de, bu şehri imar ettirir. Yunanlılar, bu şehre, Rumçine adını vermişlerdir. Osmanlı-Türk yönetiminde ise, bu isim, Gümülcine olarak değiştirilmiştir.

Geçmişte, şehrin merkezinden bir nehir geçmekte iken, bu nehrin yarattığı seller nedeniyle, daha sonra şehrin ana caddeleri değiştirilmiştir.

Nüfus, yaklaşık 40 bin kişidir. Ancak, nüfusun büyük kısmı Yunanlı olmasına rağmen, yine de bir Türk şehri olma kimliğini halen korumaktadır. Nüfusun % 40’ı Türklerden oluşmaktadır. Zaten: camilerin minarelerin silüetleri gökyüzüne yükseliyor ve ayrıca yollarda dolaşırken, rahatlıkla, geleneksel kıyafetleri içindeki Türkleri ve Türkçe konuşan insanları görebiliyorsunuz.

Şehir: Trakya Demokritos Üniversitesine ev sahipliği yapmaktadır. Üniversite, 1973 yılından beri, burada konuşlanmıştır.

Yunanistan Komotini Gümülcine

TARİHİ SÜREÇ

Gümülcine şehrinde, MS.4’ncü yüzyılda, İmparator I. Theodosius tarafından inşa edilen Bizans kalesinde, ilk yerleşimciler yerleşmiştir.

Şehir: 1361 yılında, Osmanlılar tarafından ele geçirilir ve 1913 yılına kadar olan yüzlerce yıl boyunca idare edilir. Aynı yıl: Bükreş Anlaşması gereği Bulgarlara bırakılır ve 1920 yılında imzalanan San Remo anlaşması gereğince ise; Yunanistan’a bırakılır.

Yunanistan Komotini Gümülcine Gezilecek Yerler

GEZİLECEK YERLER

Şehri, yürüyerek gezmek mümkündür.

 

ESKİ CAMİ

Şehirde, irili-ufaklı yaklaşık 20 cami bulunduğu söyleniyor. Bunlardan 3 tanesi şehir merkezinde ve diğerlerinden daha büyüktür. En gösterişli olanı ise, tek şerefeli mütevazi bir minaresi olan “Eski cami” dir. Gümülcine balık hali yakınında, Eski mahallededir.

Zaten, Eski Mahallede bulunması nedeniyle, Eski cami ismi verilmiştir. Oysa, diğer cami, yani Yeni cami, bu camiden 25 yıl önce yapılmıştır. Caminin güney kısmında, Gazi Evrenos Bey İmareti ve kuzeyinde de, yakın geçmişte yıktırılan bir tarihi hamam bulunmaktadır.

Cami: 1608-1610 yılları arasında yapılmış ve 1678 ile 1855 yıllarında onarım görmüştür. Özellikle: 1855 yılında, Sultan Abdülmecit dönemindeki onarım da, cami genişletilerek bugünkü görünümüne kavuşmuştur.

Caminin tek kubbesi: kiremitle örtülmüştür. Haziresinde ise, Sultan IV. Murat’ın torunu Mehmet Bey gömülüdür. 1912 yılına kadar, caminin tek şerefeli bir minaresi bulunuyormuş. Ancak, Bulgarlar bölgeyi işgal ettiklerinde, bu orijinal minare, kaidesine kadar yıkılmış ve çan kulesi haline sokularak, cami, kiliseye çevrilmiştir.

Ayrıca

Gazi Evrenos Bey İmareti gibi, bu camiyi de soymuşlar ve süslemeleri tahrip etmişlerdir. Sultan IV. Murat’ın torunu Mehmet Beyin mezarının üstünde bulunan, kurşun kaplı, zarif kubbeli türbeyi yıkmışlardır. Hatta: daha da ileri giderek, mezarı kazmışlar, çıkardıkları kemikleri toplayarak, Sofya’ya Bulgar kralı Ferdinand’a
göndermişlerdir.

Evet: cami, 6 yıl boyunca kilise olarak kalır. 1919 yılında, Trakya bölgesi Yunanistan’ın hakimiyetine girince, o dönemdeki azınlıkların müracaatı üzerine, Fransız Komutan General Sharpi tarafından tekrar Türk cemaatine verilir ve eski kaidesi üzerine, bugün görülen iki şerefeli minaresi yapılarak, cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yine, Balkan Savaşında, Bulgarların tahrip ettikleri iç süslemeler ise, 2002 yılında, Kütahya Çinileriyle yeniden yapılmıştır.

Bu caminin hemen yanında, eski Türk mimarisi özelliklerini gösteren, bir yapı daha var.

Yunanistan Komotini Gümülcine Gazi Evrenos Bey İmareti

GAZİ EVRENOS BEY İMARETİ

Şehir merkezinde, Eski caminin hemen arka tarafındadır. Osmanlı-Türk mimarisinin ilk örneklerinden sayılmaktadır. Gümülcine’nin, 1361 yılında, Gazi Evrenos Bey tarafından fethinin ardından: 1365-1385 yılları arasında yapılmıştır.

İmaret: kısaca “aşevi” yani ihtiyaç sahiplerinin ağırlandığı bir kurumdur. Bünyesinde: cami, okul, misafirhane bulunan bir komplekstir. İmaret, Osmanlı döneminden kalma olmasına rağmen, yıllarca: şehrin Elektrik İdaresi tarafından, santral olarak kullanılmış, büyük hasar görmüş ve günümüzde “Hıristiyanlık Müzesi” olarak kullanılıyor.

Bu müze içinde ise: Hıristiyanlık figürleri ve ikonalar sergileniyor. Yapı: kiremit çatılı, kubbeleri ve heybetli yuvarlak kirişleriyle dikkat çekiyor.

Yunanistan Komotini Gümülcine Yeni Cami
Yunanistan Komotini Gümülcine Yeni Cami

    

YENİ CAMİ

Şehir merkezinde, çarşının orta yerindedir. Bu nedenle, sosyal hayatın bir parçası olmuştur. Yapılış tarihi ve yaptıranı bilinmemektedir. Ancak, muhtemelen 16’ncı yüzyılın sonlarında ve Defterdar Ekmekçizade Ahmet Efendi Paşa tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Hatta: orta kapısı üzerinde bulunan kitabede: III. Murat döneminde, Defterdar Ahmet Paşa tarafından, 1585 yılında yaptırıldığı yazılıdır.

Kubbeli ve yanında, tek şerefeli bir minaresi görülüyor. Avlusunda ise, Osmanlı dönemi izlerini taşıyan, büyükçe bir mezarlık var. İçinde nadir İznik çinilerini barındırmaktadır. Motiflerle süslenmiş iç kısmı, muhteşem güzeldir. Türkiye sınırları dışında bulunan, en iyi korunmuş Türk çini sanatının örneğidir.

Bu arada: Yeni caminin hemen yanındaki, Osmanlı mimarisiyle yapılmış ;” Müftülük Binası” görülüyor. Ayrıca: yine külliyenin içinde: üstü kurşun örtülü kitaplık, ders odaları, oturma odaları, mezarlık, çeşme ve türbe bulunmaktadır.

 

SAAT KULESİ

Yeni caminin hemen yanında-bahçesindedir. Yapımına: Sultan II. Abdülhamit döneminde: 21 Ekim 1884 tarihinde başlanmış ve 10 Ekim 1885 tarihinde tamamlanmıştır. Yaptıran ise: Gümülcine Sancak Yöneticisi Abdulkadir Kemali Paşa’dır.

Bina: dört katlı bir yapıya sahiptir. Aşağıdan yukarıya doğru, her katta biraz daha daralmaktadır. Üçüncü katın üst kısmına yerleştirilmiş bir saat kadranı, zamanı göstermekte ve bugün hala çalışırlığını sürdürmektedir.

Kulenin orijinal kitabesi, halen üzerinde durmaktadır. En son olarak: 1997-1998 yıllarında onarımdan geçirilmiştir. Kulenin çevresindeki sokaklarda: Osmanlı mimarisiyle yapılmış dükkan ve evler görebilirsiniz.

Yunanistan Komotini Gümülcine Heart of The City

HEART OF THE CİTY

Şehrin orta yerindedir. Burada; yaprak dökmeyen ağaçların bulunduğu büyük bir park var. Parkta: 15 metre yüksekliğinde, kılıç şeklinde, “Kahramanlar Anıtı” görülüyor. Bu anıt, savaşlarda hayatını kaybeden Yunan askerleri anısına, 1967 yılında dikilmiştir.

Kılıç anıtının hemen karşısında, buraya kadar gelmişken, mutlaka uğramanızı önereceğim bir yer var. “Nedim Pastaneleri”. Evet, bunlar, tatlıları ile günümüzde, bütün Batı Trakya ve hatta Yunanistan’da meşhur olmuşlar ve özellikle sucuklu lokumları harika.

Özellikle geceleri, buradaki “Orta kare” yani “Plateia İrinis (Barış Meydanı)” öğrenciler tarafından hareketlendiriliyor. Bölgede: ayrıca mağazalar, dükkanlar, süpermarketler, sinema kompleksi, kafeterya ve restoranlar bulunuyor. Parkın diğer ucunda: küçük Aziz Paraskevi Kilisesi var.

 

BİZANS KALESİ

Gümülcine içinde: eski bir kalenin var olduğu, Gümülcineliler tarafından bilinmektedir. Bu kalenin içinde, II. Dünya Savaşından önce, Yahudiler oturuyormuş. Burada, bir de Sinegog’ları bulunuyormuş.

Edinilen bilgilere göre, bu kale: 380-385 yılları arasında, Bizans imparatoru I. Theodosius tarafından yaptırılmıştır. Yan tarafta, kapısı üstünde, tuğladan örülmüş yazılar görülmektedir. Burada: Epidosio ismi yazılıdır. Kale hakkında başka bir söylentiye göre ki, bu Evliya Çelebi yazıtlarında öne sürülmektedir: “ Gümülcine kalesi, Gümülcin adında Çinli bir Yahudi tarafından yapılmıştır. Yahudi, buraya gelmiş, buranın havasını beğenmiş ve yaptığı kalenin çevresi, yerleşim merkezi olunca da, buraya Gülümcin’den “Gümülcine” ismi verilmiştir.

Kalenin kalıntıları, günümüze kadar ulaşmıştır. Harap bir durumdadır. Yahudi havrası da, harap bir halde, ayakta durmaktadır. Buradan çıkarılan eserler ise, Gümülcine Arkeoloji, Bizans ve Folklor Müzelerinde sergilenmektedir.