Yunanistan Thesaloniki-Selanik

Yunanistan Thesaloniki-Selanik

 

Selanik: gündüz ve gece görünümleri birbirinden ayrı ve güzel, İzmir benzeri bir şehir olmasına rağmen, asla gecekondusu bulunmayan ve Yunanistan tarafından önem verilen bir şehirdir.

Selanik ziyaretinizde: güzel deniz manzarası, ağaçlıklı sokaklar, çok sayıda müze, özellikle bizim kültürümüzden etkilenmiş mutfak, gelişen modern kültür ve eski Bizans kiliseleri görebilirsiniz.

Ama, Selanik denilince, elbette ilk akla gelen: bu şehirde bulunan, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün evidir.

ULAŞIM

Selanik şehrine havayolu ile ulaşmak isterseniz: Atina, Yanya, Hanya, Heraklion, Limni, Midilli, Rodos ve Skiathos havaalanlarını bağlantı olarak kullanabilirsiniz. Havaalanı, şehir merkezinin16 km. dışındadır.

Şehre, demiryolu hattı ile de ulaşabilmek mümkündür. İstanbul-Selanik arasındaki ulaşımı, demiryolu ile sağlayabilirsiniz.

Selanik şehrine, karayolu ile ulaşım da mümkün. Atina-Selanik arasındaki yolculuk: 6 saat sürüyor ve 320 km. dir.  Bilet fiyatları: 35 Euro. Gidiş-dönüş bileti almak isterseniz: 55 Euro.

Selanik-İstanbul arasındaki karayolu yolculuğu ise, yaklaşık 8-10 saat sürüyor. Fiyatları ise, normal 45 Euro, öğrenci 35 Euro. Gidiş dönüş alırsanız, normal 80 Euro, öğrenci 64 Euro’dur.

Bunların yanında: Selanik-Üsküp arası: 3 saat, Selanik-Belgrad arası: 7 saat, Selanik-Tiran: 6 saat, Selanik-Sofya arası: 4 saat, Selanik-Köstence arası: 8 saat sürüyor. Selanik-Kavala arasındaki yolculuk yaklaşık 1.5 saat sürüyor.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik

TARİH

Şehir: tarih sahnesinde, ilk olarak: MÖ.310 yıllarında, Makedonya kralı Cassander tarafından kurulmuştur. Kendisi Makedonya imparatorluğunda tahtı ele geçirebilmek için Büyük İskender’in kız kardeşiyle evlenmiştir ve şehri kurduktan sonra şehre İskender’in kız kardeşi ve karısının ismini vermiştir.

Şehrin Yunanca ismi olan “Thesaloniki” ismi yani şehrin ismi antik döneme kadar gider. Bu isim “Teselya” ve “niki” olarak iki kelimeden oluşur.

Niki: zafer demektir ve ismin anlamı Teselya zaferidir. Şehir takip eden  dönemlerde birçok kere el değiştirmesine rağmen bu isim çok değişmemiştir. Evet, tarihi sürece devam edelim.

İlk kuruluş yeri ise: günümüzde “Thermi” olarak bilinen yerdedir. MÖ. 168 yılında, yörede, Romalıların hakimiyeti görülür. Bu dönemde: Asya-Avrupa arasında, önemli bir ticaret yolu üzerinde bulunması, şehrin ticarette önemli bir merkez haline gelmesine sebep olur.

Bu ekonomik öne çıkış; 12’nci yüzyıla kadar devam eder. Dini yönden de önemli geçmişi bulunmaktadır. Havari Pavlus: 1’nci yüzyılda, burada vaaz vermiş ve Bizans döneminde, birçok kilise inşa edilmiştir.

Roma döneminde imparatorluk bir dönem, 4 merkezden yönetilirdi ve bu merkezlerden birisi de Selanik olmuştur ve bu durum, şehre verilen önemin işaretidir. Bu sebeple, şehirde büyük bir imparatorluk sarayı yaptırılmıştır. Günümüzde saray yoktur sadece kalıntıları görülmektedir.

Roma döneminde Selanik şehrini tamamen surlar içine alan kale yapılır ve bu kale 7 kulelidir. Bu yüzden kalenin ismi “Eptapirmos” olarak geçer. Epta: 7 ve pirmos: kule demektir. Roma döneminde yani 4 ve 5 yüzyıllarda, İstanbul surlarıyla birlikte aynı dönemde yapılan Selanik kalesi surlarının büyük kısmı yıkılmış ve günümüzde yoktur.

1204 yılına gelindiğinde

Selanik ve çevresinde, haçlılar tarafından, Latin İmparatorluğu kurulur. 1430 yılına gelindiğinde ise: bu kez, yörede Osmanlı hakimiyeti etkin olur. Sultan II. Murat, tarafından yöre, Osmanlı topraklarına katılır. 15’nci yüzyıl boyunca, Anadolu’nun çeşitli yerlerinden getirilen Türkler, bölgeye yerleştirilirler.

Ayrıca: 1492 yılında, İspanya’dan kovulan Yahudiler de, bölgeye yerleştirilirler. Sonuçta: Osmanlı egemenliğinin sürdüğü 500 yıllık süreç boyunca: Müslüman, Yahudi ve Hıristiyan toplumları,  burada, birlikte ve huzur içinde yaşarlar. Bölge: önemli bir kültür ve ekonomi merkezi haline gelir.

1881 yılına gelindiğinde, Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, bu şehirde dünyaya gelir. Jön Türk hareketi, yine Selanik şehrinde gelişir ve Sultan II. Abdülhamit, tahttan indirildikten sonra, 1909 yılında, yine bu şehre, yani Selanik’e sürgün gelir.

Ancak: bundan 3 yıl sonra, Balkan Savaşları başlayınca, Selanik Yunanlılar tarafından işgal edilir ve işgalden hemen önce, II. Abdülhamit, yine İstanbul’a geri gönderilir.

Osmanlı imparatorluğu döneminde: en büyük şehir olarak bilinen İstanbul’dan sonra, ikinci büyük şehir olarak Selanik görülüyor. 1890’larda Osmanlının son dönemlerinde tercih edilen Neo klasik mimari tarz yani daha Avrupai tarz, buradaki birçok Osmanlı yapısında da görülmektedir.

Burada aynı dönemde yapılan Neo klasik bir bina: günümüzde Makedonya Genel Sekreterlik binası olarak kullanılıyor. Evet, Selanik, Osmanlı döneminde çok önemli bir merkez, ticaret yeri, her zaman önem verilmiş ve bazen İstanbul’dan bile çok daha önem verilmiş bir yerdir.

İlk elektrikli tramvay İstanbul’dan önce buraya gelmiştir. Ancak: yine tarihi geçmişimizdeki acı bir olay: Selanik, 9 Kasım 1912 tarihinde, tek bir kurşun atılmadan yani hiçbir direniş gösterilmeden, Yunan ordusuna teslim edilir.

Şehirde bulunan yaklaşık 25 bin kişilik Osmanlı ordusu, hiçbir direniş göstermeden, şehri Yunan ordusuna teslim eder ve geri çekilerek, İstanbul’a  döner. Rivayetlere göre, ordunun başındaki Tahsin Paşa’nın Yunanlılardan rüşvet aldığı söylenmektedir.

1917 yılına gelindiğinde

Şehrin Türk bölgesi, büyük bir yangın sonucu, tamamen yok olur. Bu yangından sonra: Fransız mimar Thomas Mawson tarafından, şehir merkezi için yeniden tasarımlar yapılır. Yeni bir şehir planı hazırlanır ve buna göre şehir tanzim edilir.

1924 yılındaki nüfus mübadelesinde ise; geriye kalan Türkler, Türkiye’ye göç etmek zorunda kalırlar. Böylece: Selanik şehrinde, Osmanlı-Türk kültürü biter. Kısa süre içinde, camilerin minareleri yıkılır. Bazı cami ve Sinegoglar, kiliseye çevrilir. Eski Osmanlı evleri, bakımsızlıktan yok olur. Kentin geçmişiyle tüm bağlantısı kesilir.

II. Dünya Savaşı yıllarında da: Yahudi cemaati, Alman Naziler tarafından şehirden toplanarak, Nazi toplama kamplarına gönderilip öldürülürler. Böylece: Osmanlıdan sonra, Yahudi cemaati de şehirden temizlenir.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik
Yunanistan Thesaloniki-Selanik

GENEL

Yunanistan ülkesinin, Atina’dan sonraki ikinci büyük şehridir. Yunanistan’ın kültür başkenti olarak kabul edilir. Selanik Film Festivali ve pek çok kültürel etkinlikler düzenlenmektedir. Yunanistan’ın kuzeyindeki en iyi oteller, en iyi restoranlar ve plajlar, buradadır.

Balkanlar bölgesinin ise, beşinci büyük şehridir. 2300 yıllık geçmişiyle, Avrupa’nın en eski şehirlerindendir.

Nüfusu: 365 bin kişidir.

Şehirde: Akdeniz iklimi egemendir. Ancak: kuzey bölümlerde nispeten karasal iklim görülür. Kışlar daha soğuk ve kar yağışlı geçer. Yunanistan ülkesinin birçok yerinde olduğu gibi burada da balkon kültürü yaygındır. Balkonlar, büyük çiçekli ve yeşilliklidir.

1997 yılında, Selanik, Avrupa Kültür Başkenti seçilir. 2014 yılında ise, Avrupa Gençlik Başkenti olarak seçilmiştir. Çünkü: Selanik, Güneydoğu Avrupa’nın en büyük öğrenci merkezlerinden biridir. Yunanistan ülkesinin ise, en büyük öğrenci topluluğu, şehirde barınmaktadır.

Selanik şehrinde doğan ünlü Türkler ise: Mustafa Kemal Atatürk, Salih Omurtak, Nazım Hikmet, Refet Bele, Afet İnan, Ahmet Emin Yalman’dır.

Şehirde gezerken bolca inşaat göreceksiniz. Yaklaşık 15 yıldır burada metro kazı çalışmaları sürdürülüyormuş. Metro kazı çalışmalarının bitmemesinin sebebi, her kazılan yerden tarihi eser çıkması ve kazının yarım kalmasıymış, o yüzden burada hiç bitmeyen inşaat çalışmaları görülüyor.

İzmir-Selanik şehirleri arasındaki benzerlik

Selanik şehri: İzmir’e benzerliğiyle meşhurdur. Çünkü İzmir ve Selanik şehirlerinin şehir planlayıcısı aynı kişidir. İzmir’de yukarıda Kadife kale vardır. Burada da Selanik kalesi bulunur. Kordon da İzmir kordon boyuna çok benzer.

Burada sadece İzmir’den farklı olarak Karşıyaka benzeri bir yer yoktur. Hatta: Yunanistan’da bizim İstanbul-İzmir arasındaki güzellik çekişmesi gibi, Atina-Selanik arasında da güzellik çekişmesi vardır. Atinalılar Selanik’e bayılır, ama Selanikliler sadece Selanik’e bayılırlar.

Güvenlik

Selanik, Atina şehrine nazaran bir tık daha güvenlidir. Ama yine de tam güvenli sayılmaz yani bu şehirde gezerken çanta ve cüzdanlarınıza ve özellikle pasaportlarınıza dikkat etmeniz önemle önerilir. Pasaport yanınızda taşımanız gerekmez, ancak bir fotokopisini bulundurunuz.

Çünkü: Yunanistan’ın birçok şehrinde olduğu gibi, burada da günümüzde karışık bir nüfus yani yoğun göçmenler yaşamaktadır. Şehrin merkezinde, Venizelos meydanında, kenarlarda, kıyı-köşelerde yerlerde oturan, çimlere yatmış, kötü giysili insanlar gördüğünüzde bilmelisiniz ki, bunlar uyuşturucusu satıcısı ve kullanıcısıdır.

Yunanistan’da uyuşturucunun bayağı yaygın olduğu söyleniyor, polis çok yakın olmasına rağmen, bu uyuşturucu satıcılarını Venizelos meydanı gibi merkezi bir yerde gördüğümüzde mutlaka şaşıracaksınız.

Gecelere gelince, geceleri tenha olmayan yerler ayrı, cadde ve sokaklarda rahatlıkla gezebilirsiniz, zaten ana cadde ve sokaklar, meydanlar gecenin geç saatlerine kadar kalabalıktır, yani tenha, merkezden uzak cadde ve sokaklar  dışında, geceleri rahatlıkla gezebilirsiniz.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik

Yunanlılar

Evet, nesillerimiz uzun süre Türk-Yunan düşmanlığı ile yetiştirilmiş olmasına rağmen, Yunanistan’da kaldığım süre içinde, birçok yerde Türk olduğum anlaşılmasına rağmen, asla bir düşmanlık emaresi görmedim.

Kendileri aşırı dindardır. Ancak, zaten Ortodoks olan bu ülkede her şey dine dayalıdır, yani burası laik bir ülke değildir.

Din ve devlet işleri birlikte yürür, Yunanlılar çalıştıkları ortamda genellikle aziz resimleri, ikonları bulundururlar, hatta bir kilisenin önünden geçerken mutlaka istavroz işareti yaparlar. Çok inançlı ve dindar bir halk, yaşam tarzında bu durum hissedilmese bile, içten içe aşırı dindardırlar.

Yunanlılar, bağımsızlıklarından sonra antik Yunan’a özlemleriyle tanınırlar. Bu yüzden, birçok yerin ismi Yunan filozoflarının isimlerinden gelir, bu tarz isimleri sıkça görebilirsiniz. Hıristiyanlık ön plana alınmakla birlikte, pagan kültüründe, büyük 12 tanrının mitolojinin de arkasındadırlar, kültürlerine çok sahip çıkmaktadırlar.

Yunanlıların, sanırım tek kötü huyları siesta alışkanlıkları. Yunanistan gezginlerine önemle hatırlatırım ki: Yunanlılar Pazartesi ve Çarşamba günleri saat 14.00’de dükkanlarını kapatır, siestaya giderler ve bir daha açmazlar. Diğer günler dükkanlar saat 21.00’e kadar açıktır.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik

NE YENİR-NE İÇİLİR

Yunanistan ülkesinde en iyi yemekler bu bölgededir, yani kuzeydedir. Yunan yemek kültürü içinde, Selanik yemekleri biraz daha baharatlı olma özelliğine sahip. Ama özellikle, Selanik şehrinde bulunursanız: meşhur içecekleri “Ouzo” yu tadın. Ayrıca: Sirtaki ve Bouzuki keyfini yaşayın.

Yöreye has yemeklerden tatmak isterseniz, size önerebileceğim  restoranlar: Zythos ve Faul Tou Meze olabilir.

Bunun dışında önerebileceğim restoranlar:

Seven Seas

Kalapothaki caddesindedir. Menüsü balık üzerine yoğunlaşmıştır. Lezzetli yemekler, şaraplar ve tatlılar bulunabilen bu restoran, daha çok şehrin üst sınıfına hitap ediyor. Yani: şehrin en iyilerinden biridir.

Miami

Hemen denizin önünde, Thetidos caddesindedir. Balık ve deniz ürünü ağırlıklı menüsü bulunmaktadır. Burası: şehri ziyaret eden turistler tarafından sık ziyaret edilmektedir.

Palati

Morihovou caddesindedir. Et yemekleri ağırlıklıdır. Lezzetli yemekler, saat 21.00’den sonra canlı Yunan müziği eşliğinde sunuluyor.

Krikelas

Salaminos caddesinde, merkezi liman bölgesindedir. Menüsü: et ve balık yemekleri üzerine yoğunlaşmaktadır. En iyi kalite ve mükemmel yemekleri burada bulabilirsiniz.

Otellerde kahvaltı denildiğinde: kahvaltıda

Ekspresso, capuçino veya kahve türleri bulabilirsiniz. Bunların yanında ise: ekmek, kek, meyve suyu, her türlü yumurta, beyaz peynir, zeytin, domates, biber, soğan ile karıştırılmış yumurta yiyebilirsiniz. Yani, kahvaltı kültürleri nispeten bize benziyor.

Restoranların yüzde doksanında iyi yemek yersiniz, kazıklanırım, yemek kötü çıkar gibi düşünmeyin, menü de  ne yazıyorsa o dur.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Şehir içindeki otobüs işletmesinin ismi: OASTH. Bu otobüsler, toplam 80 farklı hatta hizmet vermektedirler. Otobüslerdeki bir yolculuk biletler; 0.80 Euro’dur. 90 dakika boyunca geçerli, iki yolculuk otobüs bileti: 0.90 Euro’dur. 24 saat geçerli ve sınırsız otobüs bileti ise: 4 Euro’dur. Biletler: OASTH bilgi noktalarında satılmaktadır.

Bunların dışında, şehir içinde, turistik yerleri gezen 50 otobüs bulunuyor Bunlar: birbirinden farklı, 8 rota izliyorlar ve İngilizce konuşan rehberleri var. Tüm yolculuk, yaklaşık 50 dakika sürüyor ve her saat Beyaz kule bölgesinden hareket ediliyor. Bilet ücreti: 2 Euro’dur.

Ancak genellikle bizim gibi turistler, bu otobüslerden çok kısa mesafelerde yürüme veya taksiye binmeyi tercih ediyorlar. Yunan taksilerinin hepsinde (Selanik şehrinde lacivert, Atina şehrinde ise sarı renkliler) taksimetre var ve şoförler hemen taksimetreyi açıyorlar ve gitmek istediğiniz yere en kısa yani genel yoldan götürüyorlar yani kazıklama yok, güvenerek taksilere binebilirsiniz.

Sadece şunu hatırlatmak istiyorum, katıldığım turdan bir kişi, taksiye bindiğinde para üstü olarak kendisine taksicinin verdiği 5 Euro’nun sahte olduğunu söyledi, gösterdi, gerçekten renkli fotokopi, sahte 5 Euro, yani özellikle taksiden aldığınız para üstü kağıt paralara özel dikkat gösteriniz.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik

GECE HAYATI-EĞLENCE

Şehir ve banliyölerinde, güzel restoranlar dışında, çok sayıda: taverna bulunuyor. Buralarda: ızgara et ve tavuk yemekleri bulabilirsiniz.

Palati Vyzantino II isimli gece kulübünde, canlı Yunan müziği bulabilirsiniz. Lido isimli gece kulübünde ise: uluslararası müzik ve danslar eşliğinde eğlenebilirsiniz.

Buzuki müziği dinlemek isterseniz: Havaalanı yakınlarındaki alanda bulunan özel tavernaları tercih etmelisiniz.

Şehirdeki: gece kulüpleri, diskotekler ve müzik salonları, gece geç saatlere kadar açıktır.
Özellikle: Beyaz kuleye yakın bar ve kulüpleri de önerebilirim.

Şehirdeki en iyi barlar:

Paparouna

Vilara bölgesindedir. 2004 yılında kurulmuştur. Mekanın içinde, birbirine galerilerle bağlı, 4 farklı destinasyon var. Buralarda: caz müziği dinleyebilir, yiyecek ve içecek keyfini çıkarabilirsiniz. Menü ise çok zengin. Özellikle, şarap mahzeni, çok büyük çeşitlilik gösteriyor.

Gambrinus

Syggrou bölgesindedir. 2006 yılında kurulmuştur. Şehrin en iyi bira evlerinden biridir. Genellikle: bira sunulmaktadır. Fiyatları, yakınlardaki diğer barlara göre daha ucuz olduğundan, sürekli bir yoğunluk yaşanmaktadır. Müzik olarak, klasik rock müziği yayını var. Atmosfer çok sıcak ve rahat.

Şehirdeki tavernalar

Kreonidis: Yunan müziğini, et yemeklerinin tadına bakarak  dinleyebilirsiniz. Old Town denilen bölgededir.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik

NE SATIN ALINIR

Selanik: her bütçeye ve zevke uygun, dükkanlar, marketler, barlar ve kahve evleriyle dolu bir şehirdir. Bir anlamda, alışveriş cenneti de denilebilir. Ama, Selanik bölgesinden, özellikle “zeytinyağı” satın alabilirsiniz. Çünkü: gerek lezzet ve gerekse fiyat olarak, çok üstündür.

Selanik şehrinde uygun fiyatla alışveriş yapmak isterseniz: Venizelos meydanının hemen karşısında sağ tarafta kalan ara sokaklara girin, burada İzmir Kemeraltı benzeri, açık tezgahlarda özellikle giysilerin satıldığı yerler var ve fiyatlar gayet uygundur. Ayrıca, yine burada antika eşyaların satıldığı yerler var. Buraya girer ve sağ tarafa doğru ilerlerseniz, ana yola ulaştığınızda, yol üzerinde, çok güzel bir restoran önerebilirim.

Özellikle, kebap türü ama gerçekten muhteşem lezzetli kebap türü ürünlerin satıldığı bu restoranda aynı zamanda fiyatlar da çok uygun, ama özellikle bir kişilik porsiyonların çok büyük olduğunu hatırlatmak istiyorum, yani porsiyonlar o kadar büyük ki, bitirmek gerçekten çok zor oluyor.

Bir de restoranda, hemen su ikramı yapıyorlar, tuvalet imkanı var, içerisi klimalı ve gayet güzel bir ortam, servis güzel, yemekler lezzetli ve fiyatlar uygun. Eğer, Selanik şehrinde daha kaliteli ürünlerin ve markaların satıldığı yerleri görmek isterseniz, o zaman Venizelos meydanından aşağıya yani denize doğru yönelin ve deniz kıyısındaki caddenin bir iç tarafındaki caddeye gidin, burası uzunca cadde, boydan boya önemli markaların satıldığı mağazalarla doludur.

Alışveriş severlere duyurulur. Selanik şehrinde bir de peynir pazarı varmış, ama ben gitmedim, giden okurlarımız peynir pazarı ile ilgili yorum yazarlarsa sevinirim. Son bir not: magnet meraklıları için, şehirdeki magnetler genellikle tanesi 3 Euro ve 4 tanesi 10 Euro’dan satılıyor. İçki almayı düşünenler için: Uzo denen Yunan içkisi malum ismi bayağı duyulmuştur ama Uzo’nun rakı olmadığını düşünürler.

Gerçek Yunan rakısı, Rodos’ta üretilip içiliyormuş, ancak içinde anason olmadığından su ile karıştırılmadan sek olarak içiliyormuş. Uzo ise, içinde anason olması nedeniyle damak tadına daha uygun olduğu söyleniyor. Bunun dışında, burada en ünlü içki olarak “Sakız likörü” düşünülebilir. Ayrıca: Mastika da bir seçenektir.

ARİSTOTALES ÜNİVERSİTESİ

Yunanistan ülkesinin en büyük ve en eski üniversitesidir. Toplamda: 43 fakültesi bulunmaktadır. Bu fakültelerde: 95 bin öğrenci ve 2500 öğretim görevlisi bulunmaktadır. Bu üniversite; 100-150 civarında Erasmus öğrencisi bulunuyor. Selanik: tam bir öğrenci ve de Erasmus kentidir.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik

VENİZELOS

Yunan ülkesini gezerken Venizelos hakkında da kısa bilgi gerekir. Selanik şehrinin merkezinde, Venizelos heykeli bulunan büyük bir meydan bulunur.

Venizelos, Atatürk’ten yaklaşık 20 yaş daha büyüktür. Girit’i Yunanistan’a bağlayan lider olarak tanınır. İlk ortaya çıkışı, bir Türk düşmanıdır ve Türklere karşı bayağı mücadele veren birisi olarak tanınır.

Ama bir süre sonra anlar ki: İngilizler ve Fransızlar, onu ve Yunanlıları kullanmaktadır. Bu durumu fark edince: Atatürk ile sıkı bir dostluk bağı kurar ve hatta Atatürk’ü Nobel Barış Ödülüne aday gösterir.

Meydanda, Venizelos’un beyaz bir heykeli bulunur. Lenin’e benzemektedir. Atatürk döneminde yaşamış bu lider, Yunanlıların Atatürk’üdür denilebilir.

GEZİLECEK YERLER

GEZİ PLANI

Şehirde, en büyük ilginizi çekecek husus: bütün evlerin, büyük balkonlarıdır. Bu balkonların çoğu: çeşitli çiçekler ve özellikle sardunyalar ile süslenmiştir. Hatta: birçok ziyaretçi, Selanik şehrini gördüğünde, İzmir şehrine benzetirler. Özellikle: kordon boyunun kesinlikle benzediğini düşünmemek elde değil.

Şehirde: Atatürk’ün evi ve tarihi kilise ve manastırlar bölgesine gidilebilir.

Burada: ilk sırada, Yunanistan ülkesinin en büyük dini yapısı olan: Agios Dimitros Katedrali (Aya Dimitros) görülüyor.

Daha sonra: Atatürk’ün doğduğu ev ziyaret edilebilir.

Sonra: şehirdeki Türk mahallesi, Ano Polis ve Yedi Kule ve ardından Zincirli kuleye gidiyoruz. Buradan: Selanik şehrinin muhteşem manzarasını izlemek mümkün. Buradan, çeşitli hediyelik eşyalar da satın alabilirsiniz.

Bu bölgedeki gezi bittikten sonra: deniz kıyısına doğru iniliyor. Egnatia yolu üzerinde: Galeriyos’un “Zafer Takı (Kamara)” , Rotanta (Hortan Efendi ya da Eski Metropol Camisi), Pazar Hamamı, Hamza Bey Camisi, Kazancılar Camisi, Bedesten görülebilir.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik
Yunanistan Thesaloniki-Selanik

Deniz kıyısında: Beyaz kuleyi görüyoruz. Zaten: tur otobüslerinin çoğunluğu bunun yanında park ediyorlar.

Beyaz kulenin hemen arka tarafında: Büyük İskender’in heykeli var. Bir mermer kaidenin üzerinde, şaha kalkmış atı ve elinde kılıcı ile, İskender görülüyor.

Sonra: şehrin en gözde meydanlarından olan

Aristoteles Meydanında, kısa bir gezinti yapıyoruz. Oldukça geniş ve ferah bir meydan. Meydanın bir köşesinde, ünlü filozof Aristo, mermer bir kaide üzerinde, oturur vaziyette heykeli ile meydanı gözlüyor.

Şehrin, geniş bulvarlarında gezintinize devam edebilirsiniz. Çünkü: şehirde, gerçekten birçok geniş cadde var ve hepsinde de, ünlü markaların ürünlerinin satıldığı dükkanlar görülüyor.

Ardından: sahilde, kordon boyunda yürüyüş. Sahil boyunca, kafeteryalar ve barlar sıralanıyor. Özellikle: gençler, buraların müdavimleri. Tabi, sonuçta cıvıl cıvıl ve hareketli ortamlar ortaya çıkıyor. Buradaki kafelerden birine oturun: önce masanıza kocaman silindir bir kap geliyor, bu
kap 1 litrelik içme suyunu barındırıyor.

Daha sonra, yanında içi çikolata bulunan kuruvasanlar ikram ediyorlar. Hemen sonra ise, özellikle “Frappe” yani buraya has bir tür kahve içmelisiniz.

Sahilde gezerken: İskender heykelinin hemen yakınından gezinti tekneleri kalkıyor, bence bunlara mutlaka binin ve Selanik şehrini denizden görün.

Teknelere biniş ücretsiz, sadece tekne içinde bir şey içmeniz zorunlu, menüye bakın ve seçin, içecekler genellikle 4-5 Euro civarındadır. (Bira 5 Euro)

Yunanistan Thesaloniki-Selanik

KORDON BOYU

İzmir’deki kordon boyuna benzemektedir. Deniz kıyısında, uzunca bir sahil şeridi, sahil şeridinde genişçe bir yürüyüş yolu (ancak bu yürüyüş yolunda, genişçe bir bisiklet yolu ayırmışlar ve özellikle akşam saatlerinde kalabalık olduğunda yürüyen insanlar, bisiklet yolunun geniş olması nedeniyle kendilerine ayrılan yol yetmiyor) arada bir araba yolu ve hemen kıyısında, deniz manzaralı birçok kafe bulunuyor.

Hatta, burada bir de “Mado” bulunuyor. Bu kafelerde: oturup bir şeyler içebilir, deniz ve yürüyüş yapan insanları izleyebilirsiniz. Gerçekten güzel bir ortam yaratılmış.

Bu yürüyüş yolu, Beyaz kule ve hatta arkasına kadar uzanıyor. Bu arada gezerken denize baktığınızda, kirlilik göreceksiniz, denizin üstünde birçok çöp kalıntısı var, hayret ettim.

ŞEHİRDEKİ OSMANLI YAPILARI

Şehirde, Osmanlı döneminde yapılan Osmanlı yapıları ve özellikle Osmanlı dönemi evleri uzun süre kullanılarak günümüze ulaşmıştır. (Atatürk evi gibi)

Bunlar arasında günümüze ulaşanlar: Bey hamamı, diğer ismiyle Cennet hamamı bir Osmanlı yapısıdır. Osmanlı yapıları maalesef biraz bakımsızdır, çünkü mülkiyet sorunu vardır.

Bunlar Türkiye’ye mi yoksa Yunanistan’a mı aittir, bu konuda belirsizlik vardır ve bu yüzden restorasyonları yapılmamaktadır.

Hamza bey camisi de bunlara örnektir. Hamza Bey: İstanbul’un fethinde, gemileri karadan geçirerek Haliç’e indiren Osmanlı Paşasının ismidir. Hamza bey camisinin minaresi yoktur. Cami 15’nci yüzyılda inşa edilmiştir. Selanik şehrinde günümüzde ibadete açık ve aktif bir cami yoktur.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik Atatürk’ün doğduğu ev
Yunanistan Thesaloniki-Selanik Selanik Atatürk’ün doğduğu ev
Yunanistan Thesaloniki-Selanik Selanik Atatürk’ün doğduğu ev
Yunanistan Thesaloniki-Selanik Selanik Atatürk’ün doğduğu ev

 

Yunanistan Thesaloniki-Selanik Selanik Atatürk’ün doğduğu ev

ATATÜRK’ÜN DOĞDUĞU EV

Atatürk’ün annesi: Selanik-Langa bölgesindendir. Orada, geniş üzüm bağları varmış. Babası ise: Makedonya-Kocacık köyündendir.

Atatürk’ün doğduğu ev: günümüzde, Selanik şehrinin Aya Dimitriya mahallesinde, Apostolu Pavlu caddesindedir. Hemen bitişiğinde, Türk Konsolosluğu bulunmaktadır.

Ev: 1870 yılından önce, Rodoslu Müderris Hacı Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Burası, önce İbrahim Zühdü isimli bir şahıs ve ailesi ve daha sonra yine Selanikli Abdullah Ağa ve eşi Ümmü Gülsüm’e satılmıştır.

O zamanki adresi: Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesidir. Selanik şehrinde Osmanlı mimari dokusunun hakim olduğu o dönemde, bu ev, Türk evlerinin iç içe olduğu bir çevrede, diğer evlerden farkı olmayan bir yapıydı.

Bütün katlarında ahşap karkasın üzerine bağlandığı teknik uygulanarak inşa edilmişti. Dikdörtgen planlı ev 13.50 x 6.80 metre boyutlarındadır. Evin asıl girişi Apostolou Pavlu Caddesinde olup, günümüzde bu giriş kullanılmamaktadır.

2012 yılına kadar giriş, Agiou Dimitriou Caddesinden, Başkonsolosluğun bahçesinden geçilerek sağlanmaktaydı. 2012 yılındaki restorasyon sonrasında, İsaias Sokak üzerinden, arka bahçe kapısından giriş ve çıkış yapılmaya başlanmıştır.

Ev hakkında bu genel bilgileri verdikten sonra, tarihi süreci anlatmaya devam edelim. Ev: Yani: ev, Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi tarafından yaptırılmamış, sahiplerinden kiralanmıştır. Atatürk: 1881 yılında, bu evin, ikinci katındaki, sol tarafa düşen, ocaklı odada doğmuştur.

Ali Rıza Efendi, 1888 yılında ölünce, genç yaşında dul kalan Zübeyde Hanım: küçük oğlu Mustafa (Atatürk) ,kızları Naciye ve Makbule ile birlikte, geçim masraflarını hafifletmek için, bu pembe evden taşınmışlar ve daha küçük bir eve geçmişlerdir.

Ali Rıza bey tarafından bahçeye dikilmiş nar ağacı, günümüzde de görülmektedir.

Ev: bodrumu ile birlikte, üç katlı ve bir avlu içindedir. Güzel bir bahçesi vardır.

Cumhuriyetin 10’ncu yıldönümünde (29 Ekim 1933 tarihinde); Selanik Belediyesi, Türk-Yunan dostluğu ve Balkan Konferansının bir hatırası olarak: Atatürk’ün doğduğu evin çift kanatlı kapısının sağ  köşesine, mermer bir plaka yerleştirmiştir.

Plakanın üzerine, Türkçe, Yunanca ve Fransızca olarak: Atatürk’ün burada doğduğu yazılmıştır. Selanik Belediyesi: daha sonra, evi, Yunanlı sahiplerinden satın almış ve Atatürk’e hediye edilmesini kararlaştırmıştır.

Ev; ancak, 19 Şubat 1937 tarihinde boşaltılmış ve anahtarları Selanik Başkonsolosluğumuza teslim edilmiştir. 1950 yılına gelindiğinde ise, ev büyük onarım görmüş ve Atatürk Müzesi olarak tanzim edilmiştir. Müze: 10 Kasım 1953 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Yakın zaman önce, burası yeniden restore edilmiştir. Uzun süre kapalı kalan mekandan eşyalar taşınmış, bazıları geri gelmiş, bazıları gelmemiştir.

Ancak saçma-sapan restorasyon alışkanlığı burada da sürdürülmüş ve yerlerin yeni karolarına bakınca, sanki Atatürk’ün daha yeni burada doğduğu düşünülecek bir intiba yaratılmıştır, yani aslına uygun olarak restore edilmesi gerekirdi diye düşünüyorum.

Atatürk evi: ziyareti, Pazartesi günleri hariç her gün saat: 10.00-17.00 arasındadır. Yani saat: 10.00’dan önce buraya gitmemenizi öneririm.

Aslında bütün turlar, gece boyunca yolculuk yapıp sabahın erken saatlerinde buraya ulaşıyorlar ve binlerce insan, saat: 10.00 olmasını bekliyor, beklerken çevreye dağılıyor yani tam bir rezillik.

Özellikle Atatürk evinin hemen karşısındaki kafeterya (İzmirli olan değil) kesinlikle çalışanlarıyla tam bir rezillik, o kadar insan oralarda bekliyor, kafeye girip bir şeyler içiyorlar, magnet satıyorlar, ama es kaza bir kişi tuvalete girmek isterse, asla izin vermiyorlar, bir karış surat, bence bu kafeteryayı KULLANMAYINIZ.

Öte yandan, Sayın Konsolosluk yetkililerinden bir ricada bulunmak istiyorum, LÜTFEN SEVGİLİ ATAMIZIN EVİNİ, her gün saat: 08.00 veya en geç 09.00 da açınız, insanlar büyük bir özlem ve sevgiyle geliyorlar ve dakikalarca oralarda rezil-perişan bekliyorlar.

Evet, saat 10.00’da Atatürk’ün evi kapıları açılıyor, tur görevlileri tarafından ZİYARETÇİLERİN İSİM LİSTELERİ alınıyor ve yüzlerce kişi, sıraya girip, tam bir curcuna içeriye giriliyor, bu güzel insanın hatırına kimse bu rezilliği çekmeyi kafaya takmıyor, ama lütfen biraz düzen alınız.

Atatürk evinin bahçesi: Türk Konsolosluğu olarak kullanılıyor. Fanatik Yunanlılar tarafından yapılabilecek saldırılara karşı: eve girerken, görevliler gerektiğinde pasaport soruyorlar. Yani: ev, büyük bir koruma altında muhafaza ediliyor.

Eve girmeden önce evin hemen önündeki yazıdan söz etmek istiyorum.

Bu yazıda: “Türk milletinin büyük müceddidi ve balkan ittihadının müzahiri Gazi Mustafa Kemal burada dünyaya gelmiştir”. Bu yazı 6 dilde (önce Türkçe olmak üzere ama bozuk bir Türkçe, sebebini anlayamadım) yazılıdır.

Evin gezisi: bir konsolosluk görevlisinin eşliğinde, guruplar halinde yapılıyor. Zira: ev ahşap, ve büyük kalabalık guruplar girdiğinde, aşırı yüklenme nedeniyle zarar görebilme riski var. Evin içine girdiğinizde bir hol ve sonra sağ da Zübeyde hanımın balmumu heykelinin bulunduğu bir oda ve solda Atatürk’ün balmumu heykelinin bulunduğu bir oda görülüyor.

Üst katta ise, Atatürk’ün doğduğu odada: kürsüler ve üzerinde burada Atatürk’ün doğduğunu belirten yazılar görülüyor. Diğer odalarda ise Atatürk’ün bir takım kişisel eşyaları sergileniyor. Evet: evi gezin, Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün burada doğduğunu düşünün, her ne kadar ortam gayet yeni olmasına rağmen, bu duyguyu hissederek mutlaka burayı gezmekten mutlu olacaksınız.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik

AGİA SOPHİA KİLİSESİ

Hemen yan tarafında Rotondo ve sol tarafta sokak arasında bir kilise bulunmaktadır. Kilisenin ismi “Aya Sofya” dır. Bu kilise, aslında İstanbul’da bulunan Aya Sofya kilisesiyle aynı dönemde yapılmıştır. İçindeki mozaikler İstanbul’dan getirilen sanatçılara yaptırılmıştır.

Bizans dönemindeki kiliselerde, Aya Dimitri de de görüldüğü gibi, ikonalardan ziyade duvarlarda mozaikler ve freskler olurdu, daha çok mozaikler kullanılırdı, özellikle imparator emriyle yapılmış kiliselerde altın mozaik süslemeler olurdu.

Bunlar: zenginlik işareti, güç işaretidir ve genelde bu tarz kiliseler dışarıdan biraz basıktır, daha doğrusu sadedir, içeri girilince altın mozaikler göz kamaştırır. Şöyle derler “İnsan da böyle olmalıdır, dıştan sade olmalı, içten zengin olmalıdır” Kiliseler bu deyimi anımsatacak şekilde yapılmıştır.

Evet, Aya Sofya kilisesinin tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Ancak: 6’ncı yüzyılda inşa edildiği düşünülmektedir. Aynı yerde, daha önce: erken Hıristiyanlık dönemine ait bir bazilika kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.

1585 yılında, Türkler bölgeyi ele geçirince, cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1890 yılında ise, büyük bir yangın felaketi geçirir. 1907-1910 yılları arasında ise yeniden inşa edilir. 1912 yılında, ibadete açılır. 1978 yılındaki depremde, yine hasar görür.

Yapısal özellikleri: dış bölümü, özellikle çekici değildir. Batı cephesi: düz ve kare şeklindedir. İç kubbesi:10 metre çapındadır. Kilisenin kuzeybatısındaki meydan: şehrin en önemli meydanıdır. Meydan: 2 Kasım 1944 tarihinde, Almanlardan kurtuluş anısına yapılmıştır.

Buradaki pastane ve kafeteryalar, kilise ziyaretinden sonraki mola için iyi bir yerdir. Kiliseyi ziyaret etmek isterseniz: kolsuz gömlek veya şort giymemeniz gerekir.

ROMA İMPARATORLUK SARAYI KALINTILARI

Daha önce belirttiğim gibi Selanik şehri, Roma döneminde İmparatorluğun yönetildiği 4 merkezden birisi olarak seçilmiş ve buraya bir imparatorluk sarayı yapılmıştır. Bu saray günümüzde görülmemekte, sadece kalıntıları görülmektedir. Şehir merkezindeki zafer takı aslında imparatorluk sarayının girişi olarak kullanılmıştır.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik

GALERİUS’UN ZAFER TAKI-KAMARA

Şehrin merkezi meydanındadır. Fakat: yıkık bir halde görülüyor. Yalnızca, küçük bir kısmı günümüze kadar sağlam gelebilmiştir. Anıtın, Roma döneminde, 303 yılında, Pers zaferi anısına yapıldığı bilinmektedir. Üzerinde: savaş sahneleri görülmektedir.

ROTUNDA – AGİOS YORGOS

Bu yuvarlık yapı: bir anıt olarak gündeme gelmiştir. Yapıldığında Roma imparator sarayının içinde bulunduğu tahmin ediliyor. Yine söylenenlere göre, tarihi süreç içinde: Roma anıt mezarı, bir Hıristiyanlık kilisesi, cami olarak kullanılmıştır. İçi: erken Hıristiyanlık dönemine ait mozaiklerle dekore edilmiştir.

Şehirdeki, tek minaresi olan yapıdır. Yapı: ilk olarak, bir saray kompleksinin parçası olarak,

Roma İmparatoru Galerius zamanında inşa edilmiştir. Bu dönem: 305-11 yılları arasını kapsamaktadır. Muhtemelen, İmparatorun mezarı olarak yapıldığı düşünülüyor.

Rotunda: 4’ncü yüzyıl sonu ve 5’nci yüzyıl başlarında, bir Hıristiyan kilisesine dönüştürülmüştür. Çünkü: içindeki mozaikler, İmparator I. Theodosius dönemini ifade etmektedir. Osmanlılar, 1430 yılında, Selanik şehrini ele geçirince; 1591 yılında, Agios Georgios, camiye dönüştürülür ve mozaiklerin üzeri boyanır.

Evet: Rotunda: üç dine görev yaptıktan sonra, günümüzde müze olarak kullanılıyor. 1978 yılındaki depremde zarar görür ve restorasyon geçirir, 1999 yılında yeniden ziyarete açılır. Ancak: kubbenin çevresindeki mozaiklerin restorasyonu için yapılan çalışmalar, 2009 yılına kadar sürdürülmüştür.

Yapının özellikleri: yapının 20 metre kalınlığında duvarları bulunmaktadır. İç bölüm: yalnızca birkaç parçası hayatta kalan Bizans mozaikleriyle süslüdür. Ancak, bu mozaikler, yüzyıllar boyunca depremler sonucu olumsuz etkilenmişlerdir. Müzeye giriş ücretsizdir.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik

ANO POLİ – ESKİ ŞEHİR 

Burası: eski şehir olarak da isimlendirilir. Atatürk evinden, birkaç sokak yukarıdadır. Şehir merkezinin kuzeyindedir. Selanik şehrinin en yüksek noktasında ve kentin Akropol’u durumundadır.

1917 yılında, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilerek, koruma altına alınmıştır. Küçük taş döşeli sokaklarda, eski meydanlar ve Yunan ve Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan eski evlerin arasında yürüyüş yapabilirsiniz.

EGNETİA CADDESİ

Burası çok önemli bir caddedir. Çünkü: Edirne’den tutun, Arnavutluk’a kadar uzanmaktadır. Roma döneminde kullanılmış ana caddedir ve bu çok uzun cadde, o dönemde bile Egnetia ismiyle bilinmektedir, bugünde aynı isim kullanılmaktadır.

AGİOS DİMİTRİOS – AYA DİMİTROS-AYA DİMİTRİ KİLİSESİ 

Burası bir kilisedir. Daha doğrusu, Yunanistan’ın en büyük kilisesidir. UNESCO tarafından, 1988 yılında Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Aziz Demetrios (veya Hagios Demetrios) kilisesi, şehrin koruyucu azizi olan: Aziz Demetrios adına adanmıştır. Buradaki ilk yapı: 4’ncü yüzyılda yapılmıştır. 629-634 yılları arasında ise, beş nefli bir bazilika olarak, yeniden inşa edilmiştir. 1493-1913 yılları arasında, Osmanlı döneminde yapı cami olarak kullanılmış ve aynı dönemde mozaikler zarar görmüştür.

Hatta: 1917 yılındaki büyük yangında: kilisenin çatı ve üst duvarları tamamen tahrip olmuştur. Aynı döneme ait siyah-beyaz fotoğraflar, yangın sırasında kaybedilen erken Bizans dönemi işçilikleri hakkında bilgi vermektedir. 1930-1940 yılları arasında, kilise bölgesinde, arkeolojik araştırma kazıları yapılmıştır.

Kazılarda ortaya çıkarılan kilisenin altında bulunan Roma hamamında: Aziz Demetrius’un esir tutulduğu ve idam edildiği söylenir. Yani “Dimitri” denilen aziz bir din şehididir. Roma döneminde Hıristiyanlık devlet dini olarak kabul edilmeden önce yani pagan döneminde, Hıristiyanlığı kabul eden kişiler işkence yapılarak öldürülüyordu.

Dimitri de, kilisenin bulunduğu yerdeki Roma hamamında şehit edilen bir ilk Hıristiyan’dır. O yüzden, Hıristiyanlık Roma tarafından kabul edildikten sonra onun öldürüldüğü bu noktaya, bir kilise inşa edilmiştir.

Yangınlar sonucu tahrip olan kilise, 1948 yılında, tamamen aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. Zaten: kilisenin giriş bölümü değil, arka bölümündeki bir duvar, Roma döneminden kalma kilisenin duvarıdır. Yani, tam bir Bizans duvarı görülür, ama ön tarafta daha yeni bir yapı görülür.

Kiliseyi gezmek isterseniz: başınızı örtmek gerekmiyor. Sadece manastırlara girerken baş örtülüyor, omuz açık ya da şort giyen ve pantolon giyen bayanların, uzunca bir şal bağlamasını istiyorlar, yanınızda yoksa manastır girişinde şal veriyorlar. İçeride sessiz olmak gerekiyor, daha doğrusu sessiz olmanız isteniyor.

Önemli bir husus daha: kilisenin önünde iki bayrak görülüyor. Bunlardan birisi Yunan bayrağıdır. Yunan bayrağında zaten dini temsilen haç görülür. Hıristiyan olduğu zaten bayrağın üzerindeki haçtan anlaşılır. Yunan bayrağındaki mavi renk denizi, beyaz renk ise dalgaları veya bulutları temsil eder.

Üzerindeki çizgi sayısı ise, şu sloganın hece sayısıdır “ya bağımsızlık ya ölüm” Kilisenin önünde Yunan bayrağı ile birlikte, ülkenin laik olmadığının en büyük ifadesi olarak bir bayrak daha görülür, bu bayrak “patrikhane” bayrağıdır. Sarı-siyah renklerdedir. İstanbul’da bir futbol takımı, sarı-siyah renkleri kullanır. Aslında bu renkler, Fener Rum Patrikhanesinin renkleridir.

Adalar ve Trakya bölgesi, Yunanistan’daki kiliselerin hepsi, idari yönden aslında İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesine bağlıdır. O yüzden, Patrikhanenin simgesi bayrak bulunur.

Bayrak üzerinde, sarı-siyah renklerle çift başlı bir kartal resmi vardır. Bu da Roma imparatorluğunun ve günümüzde Fener Rum Patrikhanesinin resmidir.

Çift başlı kartal, iki başkentli imparatorluğu temsil eder, kartal başının biri Roma diğeri İstanbul’a bakar resmedilmiştir. Evet, kilisenin içine girildiğinde yine değişik bir durumla karşılaşılır.

Bu kiliseler yani Ortodoks kiliseleri, Katolik kiliseleri gibi şaşalı, heykellerle dolu değildir. Buranın kiliselerinde ikonalar vardır, ikonalar gümüşle kaplanır, bu bir Rus geleneğidir, burada bolca ikona göreceksiniz.

Kilisenin içinde, ilk yapılan kiliseden ve çevredeki diğer antik yapılardan kalma sütunlar göreceksiniz. Bunlar devşirme malzemelerdir, yani daha önceki antik yapılardan toplanıp burada kullanılan malzemelerdir. Ama uyumsuzluk hemen göze çarpar.

2017.07.26.Selanik.5.Beyaz kule.5b
Yunanistan Thesaloniki-Selanik Beyaz Kule
2017.07.26.Selanik.5.Beyaz kule.7c
Yunanistan Thesaloniki-Selanik Beyaz Kule
2017.07.26.Selanik.9.İskender heykeli.1
Yunanistan Thesaloniki-Selanik İskender Heykeli

LEFKOS PİRGOS – BEYAZ KULE

Şehrin simgesidir. Döneminde, padişahlığa muhalif tüm hareketler, başta İttihat ve Terakki olmak üzere, Beyaz Kulenin çevresinde şekillenmiştir. Kuleye giriş ücretlidir ve ücret: 3 Euro’dur.

Bizans surlarının üzerinde, deniz kıyısında kalan tek kuledir. Aslen Roma dönemi yapısı olmasına rağmen, Kanuni Sultan Süleyman döneminde büyük bir restorasyondan geçirilmiştir. Bazı kaynaklarda, 1430 yılında yapıldığı yazılıdır.

Hatta: mimarının, Mimar Sinan olduğu da söylenir. Osmanlılar döneminde: burası, kale, garnizon binası ve hapishane olarak kullanılmıştır. Bu yüzden: Yunanlılar tarafından, işkence yeri olarak görülmektedir.

Hatta: tüm duvarlarının bir zamanlar kan kırmızısı olduğu ve bu nedenle isminin “Kızıl kule” olarak kullanıldığı söylenir. 1878 yılında, yine söylentilere göre: bir mahkum, kendi özgürlüğünü kazanmak için, kuleyi boyamıştır.

Yunan işgali başladığında: kule, sembolik bir vaftiz işleminden geçirilerek arınma-temizlenme adına beyaza boyanır. O günden beri, Beyaz kule olarak anılan bu yapının beyaz boyaları, zamanla dökülmüş olup, günümüzde yine eski rengine kavuşmuştur.

Burada bir de müze var. Müzede: Bizans dönemine ait eserler sergileniyor. Kulenin üst kısmında ise küçük bir kafe bulunuyor.

Beyaz kulenin çevresindeki Osmanlı surları, 1911 yılında yıkılmıştır. Beyaz kuleyi: Pazartesi günleri dışında, saat: 08.30-15.00 arasında gezebilirsiniz.

Özellikle: merdivenlerle dolaşılarak çıkılan en tepesinden, çevreyi seyretmek mümkündür. Ağustos 2017 tarihinde burayı ziyaretimde kulenin içine giriş kapalıydı. Kuleyi dışarıdan görebilirsiniz.

Kulenin bulunduğu alanda: özellikle akşamüstü saatlerinde birçok insan yürüyüşe çıkıyor, mısır satıcıları var (burada kaynamış mısır yok, mısır ateşte pişirilerek satılıyor, 2 Euro) ayrıca yine bu yani kulenin bulunduğu açıklık alanın hemen arkasında, Büyük İskender’in at üzerindeki bir heykeli bulunuyor, tüm bu alanlar park yapılmış, banklar var, insanlar oturuyor, yürüyorlar, deniz kıyısında güzel bir ortam yaratılmıştır.

ALAATTİN KÖŞKÜ

Eski bir Osmanlı sarayıdır. Ordu köşkü olarak da bilinir. Buranın önemi: 31 Mart Vakasından sonra, tahttan indirilen II. Abdülhamit’in, 1909-1912 yılları arasında, burada sürgün hayatı yaşamış olmasıdır. 27 Nisan 1909 tarihinde, Sultan tahttan indirilince, aynı gün gecesi, bir adi suçlu muamelesi görerek, apar topar Selanik’e yollandı.

Ailesinin ve kendisinin bile, şahsi eşyalarını almalarına fırsat verilmeden Yıldız Sarayından çıkarıldılar. Üzerine kışlık giysilerini almadan yola çıkan hanımı, soğuk algınlığı nedeniyle hasta olarak kısa süre sonra vefat etti. Sultan: Selanik’te, yıllardır tamir görmemiş, kullanılmamış ve içi harabe gibi olan Alaaddin Köşkünde göz hapsine alındı.

ROMA FORUMU KAZILARI

Sahil şeridindeki gezinizde, bu kazıları görebilirsiniz.

ARKEOLOJİ MÜZESİ

Beyaz kule civarındadır. Müzede: arkaik, klasik ve Roma dönemine ait heykeller görülebiliyor. Doğu Avrupa’nın ve Balkanların en büyük arkeoloji müzesidir. Müzeye giriş: 6 Euro.

Müze: Avrupa Birliğinden sağlanan fonlar ile, muhteşem bir girişe ve son derece teknolojik bir altyapıya kavuşmuştur. Sualtı araştırmaları, Ege denizinin tarihi geçmişi, Selanik ve Yunanistan’ın antik dönemlere kadar giden tarihi kalıntıları, burada sergileniyor.

Müzede: mitolojik kahramanlar, tanrılar ve bilimsel hayata yön verenlerin heykelleri görülüyor. Ayrıca: Büyük İskender zamanında, sağlık merkezi olarak bilinen Nicomedia ( yani İznik) birçok harita üzerinde işaretlenmiş olarak görülüyor.

Çünkü: Selanik şehrinde yetişen hekimlerin birçoğu, antik dönemde Nicomedia’da eğitim alırlarmış. Ayrıca: yine müzenin bölümlerinden birinde, Anadolu tarihinin, Yunan tarihi olarak yansıtıldığını görebiliyoruz. Müzenin en değerli eserleri ise, altın objeler. Bunlar: genellikle kral mezarlarından çıkarılan, altın işlemeli eşyalar olarak öne çıkıyor.

Özellikle: o dönemde, günlük yaşamdan kesitler vermesi nedeniyle, bu tür eşyalar önemseniyor. Ayrıca: müze içinde, birçok yerde “Makedonya” yazılarının bulunması, kendinizi, Yunanistan değil de, Makedonya ülkesinde olduğunuzu sanıyorsunuz.

Ancak, bu durum elbette özel, çünkü Yunanlılar ile Makedonyalılar arasında büyük çekişme ve sorunlar bulunuyor. Bu arada, siz müzeyi gezerken, sakın Makedonya farklı bir ülke gibi bir söz söylemeyin. Çünkü: Yunanlılar, utanmasalar, Büyük İskender’in Yunanlı olduğunu söyleyecek kadar, işi abartıyorlar.

PALEOCHRİSTİAN ANITLARI 

1988 yılında, bu bölgede bulunan 15 anıt, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek, koruma altına alınmıştır. Bunların bazıları: Saint Gegorge-Rotunda, Acheiropoietos kilisesi, Basilica of Hagios Demetrios, Ayasofya kilisesi, Panagia Chalkeon Kilisesi, Havariler kilisesi, Saint Nicholas Orphanos kilisesi, Saint Panteleimon kilisesi, Latomos Manastırı, Aya Aikaterini kilisesi.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik
Yunanistan Thesaloniki-Selanik

MUSEUM OF BYZANTINE CULTURE-BİZANS KÜLTÜR MÜZESİ

2005 yılında, Avrupa Konseyi Müze Ödülüne layık görülmüştür. Şehir merkezinde, 2 Stratou Avenue bölgesindedir. Giriş ücretli olup, 4 Euro’dur. Dünya üzerinde, Bizans sanat ve medeniyetine ayrılmış, dünyanın en iyi müzelerindendir.

Müze binası: mimar Kyriakos Krokos tarafından tasarlanmış ve 1989-1993 yılları arasında inşa edilmiştir. 1994 yılında ise, ziyarete açılmıştır.

Müze içinde: bir alışveriş merkezi ve kafe bulunmaktadır. Müzede, özellikle ikonalar sergileniyor. Bunlar, gayet iyi aydınlatılmış 11 odada sunuluyor.

Yaklaşık 2900 eser, Bizans kültürünün tüm özelliklerini ortaya koymaktadır. Bunlar arasında: mermer parçaları, freskler, mozaikler, simgeler, takı ve günlük yaşam araçları vardır.

Bunlar arasında öne çıkan eserler: 4’ncü yüzyıla ait, gümüş, kutsal emanetlerin saklandığı bir sandık, 5’nci yüzyıla ait Hıristiyan mezar freski, 6’ncı yüzyıla ait kilise zemin mozaiği, Bizans sikkeleri, Agia Sophia kilisesinden getirilen İsa’nın simgesi. Giriş: 4 Euro’dur.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik
Yunanistan Thesaloniki-Selanik

YAHUDİ TARİH MÜZESİ

Bu müzede, Selanik yöresinde yaşamış olan Yahudi cemaatinin yaşamlarını tasvir eden fotoğraflar ve eserler sergilenmektedir. 1900 yıllarında, Selanik şehrinde, 80 bin Yahudi yaşamakta iken, 1917 yılındaki büyük yangın sonucunda bu miktar: 60 bin kişiye inmiştir.

Bu 60 bin Yahudi, II. Dünya Savaşı çıkana kadar, Selanik şehrinde yaşamaya devam etmişlerdir.

1941-1943 yılları arasında ise, 49 bin Yahudi, Alman Naziler tarafından, Polonya toplama kamplarına gönderilmişler ve yok edilmişlerdir. Günümüzde, şehirde yalnızca 1000 Yahudi yaşamaktadır.

Müze: 1917 yılındaki yangında ayakta kalan Yahudi Mahallesindeki birkaç yapıdan birinin içinde yer almaktadır. Bu binada, bir zamanlar: Yahudi Gazetesi çıkarılıyormuş. Birinci katta: MÖ.3’ncü yüzyıldan, Dünya savaşına kadar olan süreçte: Yahudi varlığının geçmişi canlandırılıyor. Giriş ücretsizdir.

PANAGİA CHALKEON KİLİSESİ

Kilise: bir bahçe içindedir. Selanik şehrinde, 11’nci yüzyıldan kalma, freskleri ile ilgi çekmektedir.

Yapı: ilk olarak, 1028 yılında kurulmuştur. 1430-1912 yılları arasında ise, Osmanlı döneminde, cami olarak kullanılmıştır. 1934 yılında ise büyük bir restorasyon geçirmiştir.

Yapı: klasik bir Bizans çapraz kare planı ortaya koymaktadır. Derin kırmızı renkli tuğlalarla inşa edilmiştir ve bu renk nedeniyle “Kızıl kilise” olarak da bilinir. Ana cephesi: üç yüksek kemerleri ve üç kubbe ile simetri oluşturmaktadır. Merkezi kubbe: sekizgen kasnaklı ve çapraz kolları olan üçgen alınlıklarla desteklenmektedir.

Kiliseye giriş ücretsizdir. Ancak: kısa kollu gömlek ve şort giymemeniz gerekiyor.

Yunanistan Thesaloniki-Selanik

EPANOMİ BÖLGESİ 

Şehir, Selanik şehrinin hemen yakınında: turizm ve tarım ekonomisiyle önem kazanan bir yerdir. Kıyıları ve organize güzel plajları: Mavi bayraklıdır. Epanomi ile Selanik arasındaki uzaklık: 25 km. dir. Selanik ile arasında, sürekli toplu ulaşım araçları çalışmaktadır.

Yaz aylarında çok kalabalık olur. Çünkü: plajları, yoğun ziyaretçi çeker. Özellikle: güneydeki Halkidiki bölgesindeki plajlar muhteşem güzeldir. Ayrıca: burada birçok konaklama tesisi, tavernalar ve kafeteryalar bulunuyor.

Aynı zamanda: üzümleriyle ünlü ve ülkenin en önemli şarap üreticileri burada bulunmaktadır.

ŞARAP MÜZESİ

Burada; üreticilerin tesislerindeki, bu müzeyi gezebilirsiniz, üretim ve üzüm çeşitleri hakkında bilgi edinebilirsiniz. Tabii, alışveriş şansı da var.

Yunanistan gezi planı.

Yunanistan genel özellikleri.

 

Yunanistan Limnos adası

genel.mirina iskelesi.1
Yunanistan Limnos adası

Bu adaya, Ayvalık-Midilli üzerinden gidebilirsiniz. Ayvalık’tan Midilli adasına ulaşım mümkün. Midilli adası ile, Limnos arasında yine feribotlar ile ulaşım sağlanıyor.

genel.mirina plajı ve barlar sokağı.1
Yunanistan Limnos adası

GENEL

Limnos: Çanakkale boğazına en yakın ve bu nedenle de boğazdaki aktivitelere karşı tetikte olan Yunan ordusunun hakim olduğu bir adadır. Dönemlerinin hakim ulusları için, uzun zaman askeri bir karakol olmuş ve I. Dünya Savaşı’nın Gelibolu seferinde, İngiliz birliklerinin önemli menzil noktası rolü oynamıştır. Bu işgalci askerlerin 900’nun mezarı, kaderleri için yola çıktıkları yerde, limanın yanındaki “Moudros”ta bulunmaktadır. Buraya: Mondros limanı denilmektedir.

Mitolojiye göre: Limnos: ateş ve volkan tanrısı Hephaistos’un barınağı ve laboratuvarıdır. Zeus ile karısı Hera, bir gün kavga edince, Zeus karısı Hera’yı cezalandırmak için oğlu Hephaistos’u, Limnos’a sürgüne gönderir. Hephaistos sürgüne yollandıktan sonra, laboratuvarını Lemnos’a inşa ederek, adada yaşayanlara sanatını öğretir.

Homeros: Lemnosluların, Truva savaşı sırasında Anadolu’yu temsil eden Truvalılara karşı Akhalar ile birlikte hareket ettiklerini ifade eder. Savaşta vurulan Akha komutanı Philoctetes; Limnoslular tarafından tedavi edilip konuk edilmiş ve Philoctetes adaya yerleşip 12 yıl boyunca kalmıştır. İlginçtir ki, yüzyıllar sonra 1915 Çanakkale deniz savaşlarında, Limnos yine Anadolu’ya karşı müttefiklerle birlikte hareket etmiştir. Moundro (Mondros) limanı: İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin üssü olmuş ve Çanakkale Boğazını geçmeye çalışıp batırılan tüm gemiler ikmallerini Limnos adasından yaparak hareket etmişlerdir.

GÜNÜMÜZDE LİMNOS ADASI

Bugün, adanın nüfusunun çoğunluğu: 1922-1923 yıllarında yapılan mübadele ile Anadolu’dan gelen ve özellikle Çeşme, Alaçatı, Reisdere, İzmir, Foça gibi yerlerden göç etmiş Rumlar oluşturuyor.

Kuvvetli rüzgarları, adayı bir su sporları severleri cennetine dönüştürüyor. Ürünleri ise, özelikle: Limnos’un moschato şarabı, balı ve kalathaki denen lezzetli peyniri.

genel.3
Yunanistan Limnos adası

Baş şehir: Mirina, güzel bir koyun arkasında uzanıyor.

Karakteristik mavi ahşap balkonlu kırmızı tuğladan yapılmış kaptan evleri, parke taşlardan döşenmiş yolları, Venedik kalesi ve önemli bir arkeolojik müzeye sahip Mirina, 6000 kişilik nüfusu ile, adanın en önemli şehridir. Küçük taş evler, kasaba merkezinde toplanmış, güzel Osmanlı evleri ise kasabanın kuzey ucunda sıralanmıştır.

genel.mirina müzesi.1
Yunanistan Limnos adası

Küçük arkeoloji müzesi var. Burada: tarihi 2500 yıl öncesine dayanan: Myrina, Hyphestia, Kaviriove Poliochni gibi önemli arkeolojik yerleşim yerlerinde yapılan kazılarda çıkan buluntular, iyi bir düzenleme ile sergilenmiş. Burada ayrıca: 2006 yılında kurulmuş, Denizcilik Geleneği ve Sünger Avcılığı Müzesi de bulunuyor.

Marmara denizinde bulunan küçük Ekinlik adasından göç edenlerin anıları ve denizcilik geleneklerini korumak üzere kurulmuş bir müze. Koutali (ekinlik) göçmenleri, 1926 yılında Limnos’ta Nea Koutali’yi kurup, sünger avcılığı ve balıkçılıkla uğraşmaya başlamışlar. 1980’lerde sünger avcılığı sektörünün gerilemesiyle, bu asırlarca sürmüş gelenek sonunda terk edilmiş.

Müzeden sonra: Mirina şehrini yürüyerek gezebilirsiniz. Çok hareketli bir şehir. Turizmden önemli derecede pay aldığı belli. Çarşısındaki alışveriş hareketliliğine baktığınızda, kendinizi bir an için İzmir-Kemeraltı çarşısında sanabilirsiniz. İnsanların; yüzleri, giysileri ve hatta ellerindeki tespihleri, bizlere çok benziyor.

genel.5.balık restoran
Yunanistan Limnos adası

Limnosluların “Limani” dedikleri Mirina iskele ve balıkçı barınağının bulunduğu yer, şehrin tam merkezi.

Tavernalar, balık restoranları burada. Adada, rakı ve şarap çok seviliyor. Yunanlılar, rakıyı öğle saatlerinde de içiyorlar. Mezeleri de, domates, peynir, piyaz, kalamar ya da ahtapot salatası gibi şeyler. To Limanaki, Mirina’nın en güzel balık restoranlarından biri.

Burada: Akdeniz ve Yunan mutfağının balık ve deniz ürünlerine dayalı yemekleri, mezeleri ve Limnos’un aroma kokulu üzümlerinden yapılmış ve içine çam reçinesi atılmış “Retsina Şarabı”nın tadına bakmanızı öneririm.

Bu arada: Mirina da denize girmek isterseniz, buranın güzel bir plajı var. Agias Georgios’ta. Bu arada: bu şehirde, diğer adalarda olduğu gibi, saat: 13.00-17.00 arasında sokaklarda kimsecik göremezsiniz, çünkü “Siesta” dedikleri dinlenme zamanında uyuyorlar.

Burada bir de kale var. Venediklilerden kalma ve şehrin simgesi olmuş Mirina kalesi. Sokak aralarından kaleye doğru çıkabilirsiniz. Sokaklarda yürürken, balkonda oturan insanlarla selamlaşabilirsiniz. Kaleye vardığınızda ise, yükseklik nedeniyle şehrin fotoğraflarını çekebilirsiniz.

Mirina’nın güney ve kuzeyindeki kıyı şeridi, güzel kumsallara sahip. Burada, bir de küçük “Akti Myrina” tatil beldesi var. Ne yazık ki, kötü yollar ve sınırlı toplu taşıma olanakları, adanın diğer bölümlerine ulaşımı engelliyor.

genel.2
Yunanistan Limnos adası

Evet: Mirina’dan gezmek için yola çıktığınızda (araç kiralayabilirsiniz) : ilk olarak eskiden Lera adında bir Türk köyü olan ve mübadeleden sonra İzmir-Reisdere köyünde yaşayan Rumların yerleştirildiği, günümüzdeki adıyla Agias Dimitrios köyü var.
genel.4.mitoloji resim.

Daha sonra: Manolis tarihi yerleşim yeri karşınıza çıkacak. Burada: Yunan Mitolojisinde, adından çift kapılı mağara olarak söz edilen ve dar bir geçitten geçerek girilen bir mağara var.

Yola devam ettiğinizde: adanın en önemli ve en eski arkeolojik yerleşim yeri olan Poliochni antik kentine ulaşıyorsunuz. Atina’dan 1500 yıl önce, ilk şehir meclisi Poliochni’de inşa edilmiş ve burada meclis toplantılarında alınan kararlar ile şehir yönetiliyormuş.

Ve, İkinci önemli şehir: Moundros.

Mirina’nın 25 km. doğusundadır. Ege’nin en güvenli gemi barınma yerlerinden biridir. Moudros’tan kuzeye doğru ilerlediğinizde ise Limnos’un ilk yerleşim yerlerinden olan Hephaistia var.

Moundros

1915 yılında, Osmanlı imparatorluğunun başşehri İstanbul’u fethetmek için Çanakkale Boğazını geçmek isteyen İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin ikmallerini ve sevkiyatlarını yaparak yola çıktıkları bir liman kentiydi.

Kentin girişinde, bir tepede kurulmuş, 1915 Çanakkale Savaşında ölenlerin anısına kurulan bir şehitlik var. İngiliz ve Fransızlar, savaşın çok kısa süreceğini sanıp, ilk ölülerini Limnos’a getirmişler. Ancak, şimdi bilinen o ki, 200.000 den fazla kayıpları, Çanakkale ve Gelibolu topraklarında yatıyor.

Moundros’da: güzel deniz restoranları var. Özellikle: To Kyma isimli restoranı öneririm. Yemekte balıklardan barbun ve şarap alabilirsiniz. Ayrıca her yemekte olduğu gibi: kalamar, karide, ahtapot, cacık ve salata.

Adanın güneybatı ucunda: her yıl 7 Eylül tarihinde büyük bir ayin ve toplantı düzenlenen: Aya Sostis Manastırı ve adanın sahrası olarak adlandırılan, büyük kum tepelerinin bulunduğu yerler var. Ayrıca: burada; Livadohori ve Atsiki gibi güzel manzaralı dağ köyleri, tavernaları ve balık restoranları bulunan Pournia körfezi ve bomboş plajlarıyla Nea Koutali köyü var.

genel.1
Yunanistan Limnos adası

Evet; Limnos adasında: muhteşem kumsallar, beachler, eğlence mekanları, antik kalıntılar yok. Burası; daha çok sakin bir tatil geçirmek için seçilebilecek bir yer.

Yunan adaları hakkında genel bilgiler yazısı.

Yunan adaları gezi planı hakkında yazı.

Finlandiya Helsinki

Finlandiya Helsinki

En başta şunu belirtmekte yarar var: Helsinki Dünyanın en yaşanılır şehirleri sıralamasında 8. seçilmiştir. Yani, rahat bir şehirdir.

Bu şık ve eski şehir “kuzeyin beyaz şehri” olarak anılmaya başlamıştır ve Neo-klasik stilde düzenlenerek, St Petersburg’u andıracak şekilde 1830’lu yıllarda yapılmıştır. Geniş banliyölere, köprüler, geçitler ve vapurlarla bağlanan bir yarımadanın üstüne kurulmuştur.

Neredeyse her köşeden deniz görülebilmektedir ve ağaçlar ile kayalar şehir manzarasının bir kısmını kaplamaktadır.

Helsinki Finlandiya’nın başkentidir ve 100 kilometre uzunluğundaki kıyı şeridi ve yaklaşık 300 ada ile Baltık denizi üzerinde yer almaktadır.

Şehir 2012 yılında “Dünya Tasarım Başkenti” seçilmiştir. Ülkenin refahının üçte birini bünyesinde barındıran zengin bir şehirdir. Ama ekonomik aktivitenin yüksek olmasına rağmen, ziyaretçiler için muhteşem bir nokta olarak keyifle gezilmektedir.

Kompakt, canlı bir şehirdir ve birçok açık hava aktivitesi için büyük olanaklar sunar, son derece kültürel ve inanılmaz rahatlatıcı bir şehirdir.

Şehrin nüfusu 560.500 kişidir. Arazi düşük ama engebelidir. % 70’den fazla ormanlık ve göllerle kaplıdır.

Şehrin başlıca özelliklerinden biri modern mimarisidir. 1900’lerin başlarından kalma Art Nouveau yapılardan, iptal edilen 1940 Olimpiyat Oyunları için inşa edilen spor merkezlerine, sevilen (veya nefret edilen) ünlü Finli mimar Avlar Aalto nun Finlandiya Salonu gibi işlerine örnekler verilebilir.

Kayaların içine inşa edilmiş ve cam kaplı kubbesiyle aydınlanan muhteşem Temppeliaukio Kilisesi mutlaka görülmelidir.

Öte yandan Finlandiya yaklaşık 100 yıl Rus imparatorluğunun bir parçası olarak kaldığı için Helsinki şehrinin birçok yerinde St Petersburg ve Moskova mimarisine benzer yapılar görülebilir.

Zaten, şehir doğu ve batı arasında bir konumda bulundu, çünkü bir süre de İsveç’in bir parçası olarak kaldı.

Finlandiya Helsinki

ŞEHRİN TARİHİ

19. yüzyıl başlarına kadar Helsinki şehri Vantaa nehrinin ağzının yakınlarındaki önemsiz bir Pazar şehriydi. Finlandiya o zamanlar İsveç ten Rusya ya geçmişti ve Çar I. Alexander, Helsinki’yi başkent yapmıştı.

Finlandiya 1918 yılına kadar Rus yönetiminde kaldı ve aynı yıl bağımsızlığını kazandı.
1940 yılında Rusya bir taarruza kalkıştı ama taburlar Mennheim sınırına kadar gidebildi. Yani Finliler dünya savaşı sırasında özgürlüklerini savunmak için Sovyetler Birliği ve Almanya istilalarını başarı ile savuşturdular.

 

ULAŞIM

İstanbul-Helsinki arasındaki uçuş, yaklaşık 3.5 saat sürüyor. Uluslar arası havaalanı Helsinki şehir merkezinin 15 km kuzeyindedir. Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım için en uygun yol: Finair denilen ve her 20 dakikada bir hareket eden otobüstür. 6 euro ücret ödediğinizde otobüs ile yaklaşık 20 dakikada şehir merkezine ulaşılır. Otobüs şehir merkezinde merkezi tren istasyonunda son durak kullanır.

Finlandiya Helsinki

Finlandiya Helsinki

 

TURİZM

Tarihi şehir her şeyden bir miktar sunmaktadır. Canlı atmosferiyle küçük ve cana yakın bir his yaratmaktadır. Muhteşem Lüteriyen Katedralinde görülebileceği merkezdeki “Senato Meydanı” bunlara bir örnektir.
Güney Limanı hareketli günlük pazarı, kafeleri ve gezi tekne turlarıyla görülmeye değer bir diğer yerdir.
Limandan, büyük Esplanaadikatu bulvarına yürünebilir. Burada çok güzel dükkanlar vardır ve tiyatroya, galerilere, müze ve konser salonlarına giriş sağlayan Mannerheimintie ye gidilmelidir.

 

TOPLU TAŞIMA

Şehirde tek bilet ile, tramvay, otobüs ve Soumenlinna metro hattı ve hatta feribota binmek mümkündür. Tek bileti bilet makinelerinden, sürücüden satın alabilirsiniz. “Daytickets” denilen kart ise 1-7 günlük toplu ulaşım araçlarında sınırsız kullanım sağlar.

Bu kartı: turist bilgi ofisi, merkez tren istasyonu veya bilit makinelerinden satın alabilirsiniz. Sürücülerde yalnız bir günlük bilet satılıyor. Tek binişlik bilet 2.70 eurodur. Biletsiz binerseniz yakalandığınızda ödemeniz gereken ceza 80 eurodur.

Toplu taşım araçlarında en yaygın olanı tramvaydır. Tramvay, şehir merkezinde geniş bir alanı kapsamaktadır.

Şehir merkezinin birçok yerinde bisiklet kiralamak mümkündür ki, bisikleti geri getirdiğinizde 2 euro ücret ödemeniz gerekir.

Finlandiya Helsinki

İKLİM

Dünyanın en soğuk başkentlerinden birisidir.
Şehirde ılıman kuzey iklimi hakimdir. Burada hava en kötü olayların başında geliyor. Eylül-Ekim döneminde soğuk yanında muhteşem nem oluyor ve bu da hani derler ya, iliklerinize kadar üşütüyor. Soğuk olması yanında, resimlerde de göreceğiniz gibi gökyüzü sürekli gri renkte ve bu da insanı sıkıyor.

Zaten ülkede insanlar arasındaki intihar eğiliminin yüksek olmasını havanın bu kasvetine bağlıyorlar. Gökyüzünün sürekli gri ve siyah olması, sanırım bu şehirde yaşayanlar için büyük sıkıntı olsa gerek. Evet ülke ve şehir yağmuru bol, bu yüzden yanınızda her daim şemsiye bulundurmakta veya yağmurluk bulundurmakta yarar olacaktır.

Finlandiya Helsinki Sauna

SAUNA

Hani ülkemizdeki ismiyle “Fin hamamı” bu ülkeye gitmişken mutlaka denenmesi gereken bir güzellik olarak düşünülmelidir. Fin hamamı yorgunluk almaktadır ve inanılmaz ucuzdur.

Erkekler ve bayanlar ayrı yerlere girerler ancak özellikle şunu unutmamak gerekir ki, Finliler, Fin hamamına tamamen çıplak girerler, yani Fin hamamına girerseniz, bu durumu göz önünde bulundurmanız gerekiyor.

 

İNSANLAR

Ülke nüfusu 5.400.000 kişidir. Etnik guruplar: Finliler, İsveçliler, Lapps, Sami, Roman ve Tatarlardır. Nüfusu az olduğundan, bütün insanlar kurallara bağlı yaşıyorlar ve kurallara herkes isteyerek uyuyor. İnsanlar genel anlamda medeniler ve saygılılar. Yardım istediğinizde mutlaka size yardımcı olacaklardır.

 

DİN

Ülkede yaşayanlar % 89 Lutheran ve % 1 Ortadokstur.

 

DİLLER

Ülkede resmi dil olarak Fince konuşulur (% 93) ve ayrıca yine resmi dil olarak İsveç’ce konuşulur.(% 6) Ama burada yaşayan bütün insanlar İngilizce biliyor ve konuşuyorlar.

 

PARA BİRİMİ

Euro kullanılmaktadır. Paranızı bozdurmak için şehirdeki “forex” denilen yerleri tercih etmelisiniz.

Finlandiya Helsinki

ALIŞVERİŞ

Helsinki’de hayat pahalıdır. Zaten İskandinav ülkelerinin diğerlerinde olduğu gibi, buraya da kısıtlı bütçe ile gidiyorsanız, kesinlikle alışveriş yapmamanız önerilir. Çünkü her şey en az 2 katı oranında pahalıdır. Zaten bu ülkede, bu şehirde buraya has bir hediyelik eşyaya rastlamadım belki hediyelik olarak buzdolabı magneti düşünülebilir, o kadar.

 

YEMEKLER

Fin mutfağı diye bir kavram yok, yani ülkede yemek kültürü pek gelişmemiştir. Özellikle: kızartmalar ve hazır yiyecekleri tercih ediyorlar. Ama fırında “geyik eti” kızartmasını mutlaka denemenizi öneririm.

Burada rutin bir şeyler yemek istediğinizde ortalama 20-25 euro civarında ödemek gerekiyor. Şehirde tanıdık bir yerde bir şeyler yemek isterseniz, Senato Meydanındaki “İl Siciliano” isimli pizzacıyı tercih etmenizi öneririm, garsonlar ve aşçısı Türk.

Yine Türk damak tadını tercih edenler için Kamppi yakınlarındaki “Türk Kebapçısı” bir tercih olabilir. Zaten Finliler bu tür kebaba bayılıyorlar ve gittiğinizde göreceğiniz üzere mekanı tıklım tıklım dolduruyorlar.

Diğer yöresel yemekleri arasında elbette balık başı çekiyor. Özellikle somon balığı tüketiyorlar ve diğer balıklarda yoğun tercih ediliyor. Liman yanındaki Pazar yerinde ayak üstü balık yiyebilirsiniz.

Böğürtlen sanırım burada çok yetiştiğinde en çok tercih edilen meyvedir.
Ayrıca şehrin birçok yerinde fast-food mağazalar zincirinin halkaları, örneğin McDonalts bulmak mümkündür.

Şehirde su içmek için pet şişelerde satılan sulardan satın almalısınız. Ama bizim ülkemizden farklı olarak bu pet şişeleri bitirdikten sonra atmayın, merkezlerin birçoğunda geri dönüşüm birimleri var, bu pet şişeleri geri verdiğinizde paranızın bir kısmını geri alabiliyorsunuz.

Evet, hani ne yenir ne içilir diyoruz ya, Helsinkililerin alkole aşırı düşkün olduklarını söylemem gerek. Alkole çok düşkünler ve her türlü içkinin teneke kutular içindeki benzerleri marketlerde satılıyor.

Finlandiya Helsinki

GECE HAYATI

Helsinki şehrinde yürüme mesafesinde birçok bar ve kulüp bulunmaktadır. Finliler, her ne kadar şehir sokaklarında sessiz ve sakin görünseler de onlar barlarda çığlınca eğlenmektedirler. Şehir sokaklarındaki barlar ve kulüplerde: kesinlikle yaş sınırına dikkat edilmekte ve içeriye girebilmek için 22 ve hatta 24 yaşından büyük olmak aranmaktadır.

Bu yüzden yanınızda kimlik taşımanız önerilir. Barlar için giriş ücretsizdir, ancak kulüplerin çoğu girişte ücret ödemenizi isterler. Bar ve gece kulüpleri özel durumlar hariç, saat: 02.00 ve hatta 04.00’e kadar açık kalıyorlar.

Şehirde özellikle “pub” kültürü çok gelişmiştir. Şehirde herhangi bir pub’a girdiğinizde loş bir ortam, derinden gelen kısık bir müzik sesi, iyi dekore edilmiş, loş ortam.

Şehirdeki gece hayatının bir diğer yönü ise: çeşitli gece kulüplerindeki sizin becerinize kalmıştır. Özellikle “Millioners” ve “Lady Moon” gibi kulüplerde; mutlaka şansınızı denemenizi öneririm.

Öte yandan, profesyonellerle tanışmak isterseniz “Club Soho” ya da “Alcatraz” denilen kulüpleri tercih etmelisiniz. Bunlar aynı zamanda “striptiz” kulübü olarak geçiyor. Her iki kulübe giriş 10 euro.

 

GEZİLECEK YERLER

Finlandiya Helsinki Lutheran Katedrali-Senato Binası

Finlandiya Helsinki Lutheran Katedrali-Senato Binası

Finlandiya Helsinki Lutheran Katedrali-Senato Binası

 

LUTHERAN KATEDRALİ-SENATO BİNASI

Senato Meydanında: yüksek bir konumda katedral ve Senato Binası bulunmaktadır. Meydan özellikle 1 Mayıs İşçi Bayramı etkinliklerinde kullanılmaktadır. Ayrıca özellikle yaz aylarında bu meydan turistler ve şehirlilerle dolup taşar.

Meydan yakınlarındaki sokaklarda çeşitli butikler ve hediyelik eşya satan yerler bulunur, bunlar biraz pahalıdır ama ilgi çekici yerlerdir.

Katedral yüksek bir konumda yapılmıştır ve liman binaları arasından, denizden kilometrelerce uzaktan dahi görülebilmektedir. Yanına gidildiğinde de sanki bir uçurumun yanında duruyormuş gibi dik bir yamaçtadır. Finlilerin büyük bölümü (% 89) Lutheran olduğundan bu yapı dini açıdan önemlidir.

1727 yılında Tuomiokirkko Ernst Lohrman tarafından devir alındığında: bu Lutheran katedralin inşasına başlanılmıştır ve 1830 yılında ölümüne kadar bitirilemeyince, burada küçük bir kilise inşa edilmiştir.

Ancak: bu küçük kilise üzerine, günümüzde görülen büyük yapı yapılmıştır.

Bugün görülen yapı: 1832-1852 yılları arasındaki yirmi yıllık süreçte yapılmıştır. Lohmann’ın tasarımına: çatı, çan kulesi ve 1815 yılında Helsinki’ye taşınan Alman Carl Ludvig Engels tasarımı bir yan şapelin üzerine 12 havari çinko heykelleri (bunların dünyanın en büyük çinko heykelleri olduğu söylenmektedir) eklenmiştir.

Engel: Helsinki üniversitesi, ulusal kütüphane, hükümet sarayı ve Senato Meydanı gibi yerleri tasarlamış ama katedrali yapmadan önce Rusya, Berlin, Tallinn ve St. Petersburg şehirlerinde çalışmıştır.

Zaten katedral, St Petersburg şehrindeki “Saint Isaac” katedraline benzemektedir.
İlk yapıldığında Rus Çarı I. Nicholos onuruna inşa edilmesi nedeniyle “St Nichlos” kilisesi ismi verilmiştir.

Çünkü: katedral, imparatora haraç olarak inşa edilmiş, o, özgün tasarımda birkaç önemli değişiklik yapılması konusunda ısrar etmiş, bu durumda bu son derece zorlu inşaatın yapımı 20 yıl sürmüştür. İmparator, son tasarım trentlerini yansıtmak için neredeyse kesinleşmiş ve hatta bitmiş binada bile, yeni değişiklikler yapılması siparişlerini vermiştir.

Ancak: Finlandiya 1917 yılında bağımsızlığını kazanınca ismi değiştirilmiştir.

Yapının neo klasik stili ilgi çekmektedir. Yunan haçı şeklinde yapılmıştır, dış cephesi beyaz ve parlaktır. Kubbesi yeşildir. Yeşil kubbenin üzerindeki çinko havari heykelleri, Helsinki şehri silüetine hakimdir. Yapıda: 1300 kişi aynı anda ibadet edebilir.

Yapının iç kısmı basitleştirilmiştir. Bir din adamı ve Fince kurucusu olan Mikail Agricola ve Almanya’da Lutheran ve Protestan reformunun önemli lideri Martin Luther gibi önde gelen Protestan reformcuların 3 heykeli bulunmaktadır.

Sunak: ilk başta Robert Ekman tarafından boyanmış, ancak Rus imparatoru tarafından beğenilmeyince Rus Sanatçı TK Von Neffin tarafından boyanmıştır. Bu: oldukça karanlık ve kasvetli bir tablodur ve Mesih’in çarmıhtan aşağıya atılışı gösterilmektedir.

Finlandiya Helsinki Kallio

Finlandiya Helsinki Kallio

 

KALLİO

Kallio sokaklarında “Kallio Blok Partisi” her yıl Ağustos ayında yapılır. Bu etkinlikte: müzik ve çeşitli performanslar gece geç saatlere kadar sürdürülür ve genç-yaşlı herkes eğlenir.
Eskiden işçi sınıfına ait olan bu mahalle, son yıllarda kendine has ve ruhu olan butikler, kafeler, restoranlar ve barlarla hareketlenmiştir.

Semtin en ilgi çeken yeri “Hakaniemi” denilen Pazar meydanıdır. Burada: sebze, balık ve taze pişmiş ekmek, takı ve giyim gibi birçok şey bulup satın alabilirsiniz. Pazar yerinde salon içine göz atın, burada Helsinki’nin en özgün mutfak kültürünü bulabilirsiniz.

Üst katta: ahşap oymalar, yemekler, takılar, yünlü giysiler ve Marimekko giysileri, el sanatları bulabilirsiniz.

Burada ayı heykeliyle işaretlenmiş “Karhupuisto” yani “Ayı Parkı” ilgi çekmektedir. Bu parka gitmek üzere yokuş yukarı yürürken küçük-büyük kafeteryalar, barlar ve vintage mağazalar bulmak mümkündür.

Torkelinmaki; Kallio bölgesinin en prestijli caddesidir. Bu cadde üzerinde güzel bahçeler içinde, renkli taşlarla yapılmış evler görülür. Son bir not: burada “Katiharju Sauna” denilen yerde fin hamamını denemelisiniz. (giriş 12 euro)

Ayrıca: Fleminginkatu, Helsinginkatu ve Vaasankatu ve Torkkelinmaki gibi küçük mahalle ve sokakları da keşfedebilirsiniz.

“Market Square” Helsinki şehir merkezinde genellikle turistlerin ziyaret ettiği bir açık Pazaryeridir. Pazar Hall öte yandan, kendi alışveriş seçeneklerine ek olarak “Soppakeittio” gibi lezzetli yemekler sunan bir restorana sahiptir.

Buraya yolunuz düşerse, alt katta “Lentava” denilen yerde “Lehma” peynirlerini mutlaka denemenizi öneririm.

Finlandiya Helsinki Soumenlinna Kale Kompleksi

Finlandiya Helsinki Soumen Linna Kale Kompleksi

 

SOUMENLİNNA KALE KOMPLEKSİ

Burası Finlandiya’nın en popüler yerlerinden birisidir ve Helsinki’den kısa bir feribot yolculuğu ile ulaşılabilir.

Finlandiya İsveç krallığının bir parçası iken, burası adalar filosu için bir deniz üssü olarak, burası 18. yüzyıl boyunca inşa edilmiştir. Çünkü İsveç, 1700’lü yılların ilk yarısında Rusya ile savaşlarda süper güç statüsünü ve önemli doğu kalelerini kaybetti ve bunun üzerine Finlandiya savunmasını takviye etmeye gerek gördü.

1747 yılında İsveç Parlamentosu Helsinki’de bir deniz üssü ve bir sınır kalesi inşa etmeye karar verdi. İnşaat faaliyetleri, bugünkü Suomenlinna denilen yerde Susiluodot adalarında 1748 yılında başladı. İşin başında aristokrat kökenli bir İsveçli topçu subayı Amiral Augustin Ehrensvard vardı.

İddialı tahkimat planları inşaat başladıktan sonra küçültüldü ve kaynaklar deniz kalesi inşa etmeye yönlendirildi. Deniz kale 1788-1790 Rus-İsveç savaşında bir deniz üssü olarak kullanıldı.

1808 yılında, Viapori kalesi yani burası Rus-İsveç savaşı sırasında Rus kuvvetleri tarafından kuşatıldı. Küçük çatışmalardan sonra kale komutanı teslim olmaya karar verdi ve neden teslim olduğu gizemini korumakla birlikte, teslim olmasının ardından kale Ruslar tarafından ele geçirildi ve yeni bir dönem başladı.

Ertesi yıl Finlandiya Rusya’nın özerk büyük dukalığı oldu ama Viapori Rus idaresi altında bir askeri üs olarak kaldı.

Rus döneminde burada: askerler için bir kışla inşa edildi, Konstantin Ton tarafından tasarlanan bir Ortodoks kilisesi yapıldı. 1800’lerin sonunda kalenin askeri önemi kalmadı. Fon eksikliği nedeniyle surların bakım ve onarımı yapılamadı ve Viapori çürümeye terk edildi.

1853-1856 yılları arasındaki Kırım Savaşında Anglo-Fransız filosu, Ağustos 1855 tarihinde iki gün süreyle Viapori kalesini bombardıman altına aldı ve kalede hasar oluştu. 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında Viapori tahkimatı tamir edildi, ancak Viapori’nin önemi azalmaya devam etti ve sonuçta sadece bir Rus kalesi olarak kaldı.

1906 yılının yaz döneminde, Rusya’da devrimci huzursuzluk başlayınca Viapori’de isyan patlak verdi, isyancılar dört günlük isyanın ardından yenildiler. I. Dünya savaşı sırasında Viapori, Rusya’nın başkenti St Petersburg’u korumak için tasarlanan hattın bir parçası oldu.

Rus devrimi ve Finlandiya’nın bağımsızlığının ardından, Viapori, 1918 yılında yeni kurulan Fin hükümeti tarafından devralındı ve Suomenlinna (Finlandiya Kalesi) olarak ismi değiştirildi.
1991 yılında burası UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi”ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Çünkü: askeri mimari tarihinde, genel tahkimat ilkeleri ve kendine özgü özellikleri olan seçkin bir örnektir. 18. yüzyılda İsveç’in en büyük projesi olarak tasarlanmıştır.

Şehrin gürültüsünden kaçmak ve muhteşem bir okyanus manzarası izlemek için burayı ziyaret etmelisiniz. Soumenlinna üzerinde birçok kafe ve restoran bulunmaktadır. Örneğin “Cafe Piper” 1928 yılından bu yana yaz aylarında açıktır.

Burası aslında tamamen turistik bir yer olarak kabul edilse de, yine burada 800’den fazla kalıcı sakin yaşamaktadır. Ada üzerindeki çevresiyle uyumlu evlerin çoğu devlete aittir. Burayı yürüyerek gezebilirsiniz.

 

Soumenlinna Müzesi

Müze 18. yüzyıl Soumenlinna deniz kalesinin tarihini açıklayan objelerle doludur. Sergide: deniz üssü kale ve eski yaşam binaları gösterilmektedir. Ayrıca, burada özel sergiler de düzenlenmektedir.

Finlandiya Helsinki Ehrensvard Müzesi

Ehrensvard Müzesi

Müze, Suomenlinna’nın en eski yapılarından birisidir. Burası 1850’li yıllarda ada komutanının eviydi. Bugün burada Elias Martin tarafından yapılan gemi resimler, portreler ve modellerin olduğu bir sergi vardır.

 

Askeri Müze

Finlandiya’nın savunma güçleri ve Fin askerlerinin yanı sıra 17. yüzyılda Finlandiya’nın katıldığı savaşlara ait objeler sunulmaktadır. Müzenin bulunduğu yapı 1881 yılında inşa edilmiş ve aslında Suomenlinna kalesinin topçularının deposu olarak kullanılmıştır.

Finlandiya Helsinki Denizaltı Vesikko

Denizaltı Vesikko

Askeri müzeye ait bu denizaltı 1933 yılında inşa edilmiş ve 1939-1944 yılları arasındaki savaşlarda Fin donanmasının bir parçası olarak hizmet vermiştir. 1973 yılındaki restorasyon çalışmalarının ardından günümüzde bir müze olarak ziyarete açıktır.

Finlandiya Helsinki Oyuncak Müzesi

Oyuncak Müzesi

Müze 1960 yılında açılmış olup, 19. yüzyılın başından itibaren çeşitli oyuncaklar sergilerde sunulmaktadır. Koleksiyonda bulunan oyuncaklar: Finlandiya ve Fin oyunları ve sosyal tarihini yansıtır. Müzede aynı zamanda bir kafe ve müze dükkanı bulunur.

Finlandiya Helsinki Linnanmaki Eğlence Parkı

Finlandiya Helsinki Linnanmaki Eğlence Parkı

 

LİNNANMAKİ EĞLENCE PARKI

Linnanmaki eğlence parkı: 1950 yılında açılmıştır. 1950 yılından bu yana park alanını 46 milyon kişinin ziyaret ettiği söyleniyor.

Helsinki şehrinde Tivolikuja denilen yerdedir. Parka giriş ücretsizdir. Ancak tüm gün parkta kalıp oyuncaklardan yararlanmak isterseniz, bir bileklik satın almanız gerekiyor. Bileklik bir gün boyunca aktiftir. Her bileklik bir yolculuk için kullanılır. Park her gün saat: 09.00-15.45 arasında açıktır.

Finlandiya Helsinki Vioristorata

Finlandiya Helsinki Vioristorata

Vuoristorata

1951 yılında yapılmıştır. Trenin hat uzunluğu 960 metredir ve bu süre yaklaşık 2 dakika 15 saniye sürer. En üst hız limiti 60 km/h dır. Kapasite saatte 1500 kişidir. İnişin uzunluğu 49 metredir ve bu uzunluk yaklaşık 3 saniye sürer.

Finlandiya Helsinki Rinkeli

Finlandiya Helsinki Rinkeli

 

Rinkeli-Finnair Sky Whell

2006 yılında yapılmıştır. 34 metre yüksekliğe çıkar. 144 koltuk kapasitelidir, her gondol 6 kişiliktir. Saatte 1700 kişi kapasitelidir. Dönüş hızı dakikada 1 turdur. Toplam yolculuk 12 dakika sürer ve biniş ücreti çocuklar için 8 euro, yetişkinler için 12 eurodur.

Kabinlerin penceresinden Kallio ilçesinin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz. Ancak havanın yağışlı ve sisli olmaması gerekir.

Finlandiya Helsinki Panaroma

Panaroma

Kule 53 metre yüksekliktedir ve parkın açılış saatlerinde ücretsiz olarak müşterilere açıktır. Yalnız dikkat edin küçük çocukların çıkmasına izin verilmiyor daha doğrusu 100 cm boy şartı var.

Kule 1987 yılında yapılmıştır. Saatte 400 kişi kapasitelidir ve 3 dakika 20 saniyelik sürede, 32 koltukluk gurup, yaklaşık 53 metre yüksekliğe çıkmaktadır.

Finlandiya Helsinki Kieppi

Kieppi

2003 yılında yapılmıştır. 17.5 metre çapında, 32 koltuk kapasiteli ve saatte 450 kişi binebilmektedir. Burada da boy şartı var, buna binmek isteyenlerin boylarının 140-195 cm arasında olması isteniyor.

Sea Life

Burada İskandinavya ve Helsinki bölgesinin deniz yaratıklarının bulunduğu bir akvaryum bulunmaktadır.

Finlandiya Helsinki Otel Torni

 

OTEL TORNİ-ATELJEE BAR

Torni otelin en üst katındaki Ateljee Bar’dan mutlaka gün batımı manzarasını izlemelisiniz. 70 metre yüksekliktedir. Açık teras hem doğuya hem de batıya bakmaktadır. Helsinki şehrinin muhteşem manzarası yanında, burada dinlenmek mümkündür. Öte yandan, burada bulunan tuvaletten muhteşem Helsinki şehir manzarasını izlemek gibi bir lüks yapmışlar.

Finlandiya Helsinki Olimpiyat Stadı ve Kulesi

Finlandiya Helsinki Olimpiyat Stadı ve Kulesi

Finlandiya Helsinki Olimpiyat Stadı ve Kulesi

 

OLİMPİYAT STADI VE KULESİ-OLYMPİASTADİON HELSİNKİ

Bu stadyum 1952 yaz olimpiyatları için inşa edilmiş ve 12 Haziran 1938 tarihinde inşa edilmiştir. Tamamlandığında dünyanın en güzel Olimpiyat Stadı olarak lanse edilmiştir. Stadyum binası 243 metre uzunluğunda ve 159 metre genişliğindedir. Yapıldığında 70 bin kişiyi ağırlamış, günümüzde ise 39.000 koltukludur.

Stadyumun içinde: Finlandiya’nın spor geçmişini tanımak için veya farklı sergiler görmek için ziyaret edebileceğiniz Finlandiya Spor Müzesi bulunmaktadır.
Stadyumun kulesi 72 metre yüksekliktedir ve şehrin en yüksek noktalarından birisidir.

Finlandiya Helsinki Kaivopuisto

Finlandiya Helsinki Kaivopuistu

 

KAİVOPUİSTO OBSERVATORİUM

Buradaki tepe 30 metre yüksekliktedir ve burada bulunan Kaivopuisto park: 1834 yılında inşa edilmiştir. Helsinki şehrinin en sevdiği yeşil yerlerden birisidir. Bu parkta gözlemevi bulunur ve liman ile denizin muhteşem manzarası izlenir.

Ziyaretçilerin kullanımı için 3 teleskop bulunmaktadır. Üye olmayanlar: yıldızlı gökyüzüne bakmak için sonbahar ve ilkbahar akşamlarında gözlemevini ziyaret edebilirler. Ücret 4 eurodur.
Buradan muhteşem deniz manzarasını izlemek mümkündür.

Finlandiya Helsinki Jean Sibelius Anıtı

Finlandiya Helsinki Jean Sibelius Antı

 

JEAN SİBELİUS ANITI

Sibelius parkta: dünyaca ünlü Finli besteci Jean Sibelius anıtı bulunmakta olup bu anıt Eila Hiltunen tarafından yapılmış ve 1967 yılında açılmıştır. Anıt: kaynaklı çelikten yapılan organ boruları ile ve bir tarafta bestecinin büstünden oluşmaktadır.

Anıt Helsinki şehrinin en popüler heykellerinden biri olup aynı zamanda en çok ziyaret edilen anıttır. Anıt yüksekliği 8.5 metredir genişliği ise 10.5 metredir. Derinlik 6.5 metredir. 600 üzerinde boru kullanılarak yapılan anıtın ağırlığı 24 tondur.

Anıttaki iniş-çıkışlar onun hayatının iniş-çıkışlarını temsil ediyormuş. Anıtta yıpranmış olan metaller ise, yine ünlü bestecinin hayatının zorluklarını temsil ediyormuş.

Sibelius anıtının daha küçük bir versiyonu, Paris şehrinde UNESCO genel merkezinde bulunmaktadır.

 

HELSİNKİ HAYVANAT BAHÇESİ

Anakaradan bir köprüyle ulaşılabilen kayalıklı bir adada kurulmuştur. Dünyanın en eski hayvanat bahçelerinden birisidir ve 1889 yılında kurulmuştur.
Burada 150 hayvana 1000 bitkiden oluşan doğal bir ortam yaratılmıştır. Bu biyoçeşitliliği korumak için hayvanat bahçesi nesli tükenmekte olan türleri koruma altına almıştır.

Finlandiya Helsinki Ulusal Müze

Finlandiya Helsinki Ulusal Müze

 

ULUSAL MÜZE

Müze günümüze kadar olan tarih öncesi çağlara ait Fince yaşamı sunmaktadır. Benzersiz sergilerde 10.000 yıllık bir süreç boyunca bölgedeki yaşam aktarılır. Müze daimi sergileri 4 katta 6 bölümde sergilenmektedir. Bu daimi koleksiyon içinde bulunanlar: paralar, madalyalar, dekorasyon, gümüş ve silah koleksiyonu bulunmaktadır.

 

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

 

SUMMERTOWN PORVOO

Burası Finlandiya ülkesinin en eski ikinci şehridir ve yaklaşık 800 yıllık geçmişe sahiptir. Helsinki şehrinin 50 km kuzeydoğusundadır. Yaz aylarında buraya vapurla ulaşılır. Burası tam bir kıyı kenti olmasa bile, Porvoo nehri üzerinden Finlandiya körfezine bağlanır.

Şehrin uzun tarihinin kanıtları, günümüzde de görülebilmektedir. Bunu özellikle büyüleyici sokaklarında gezinirken hissedebilirsiniz. Yüzyıllar boyunca şehir birçok Finli sanatçıya ilham kaynağı olmuş ve hizmet vermiştir.

Özellikle: kırmızı kıyı evleri, Porvoo nehrinin en tanınmış yerlerinden geçerek, şehrin içinden akar. Başlangıçta bu kıyı evleri İsveç kralı Gustav III onuruna kırmızı boyanmıştır. Bu sahil evleri: uzak diyarlardan gelen egzotik lezzetler gibi malların saklanması için kullanılmıştır.

18. yüzyılda inşa edilen eski Porvoo yerleşim alanı: Porvoonjoki tarafından bir tepenin üzerine kurulmuştur. Evler, mimarlık tarihi açısından ortaçağ imar ve mimari stillerine uygun inşa edilmiştir ve bunlar son derece önemlidir. Eski Porvoo: çok güzel restoranlar, kafeler, mağazalar ve müzelere ev sahipliği yapmaktadır.

Eski Porvoo şehrinin merkezinde özellikle “Porvoo Katedrali”ni görmenizi öneririm. Burası şehrin en tanınmış yapısıdır. 14. yüzyılın başında inşa edilen katedral, olağanüstü güzel yapılmasına rağmen beş kez yakılmaya çalışılmış, en son 2006 yılında kundaklanmış ve yapılan yenileme çalışmaları sonucunda 2008 yılında yeniden açılmıştır.