Paris 1.Nolu Bölge

Paris 1.Nolu Bölge Louvre Müzesi

Paris 1.Nolu Bölge: Tam şehir merkezinde ve Sen nehri kıyısındadır. Geziler için mükemmel bir başlangıç noktasıdır.

Paris 1.Nolu Bölge Louvre Müzesi

MUSEE DU LOUVRE (LOUVRE MÜZESİ)

ÖNEMİ

Müze, aslında bir saray ama günümüzde her gün binlerce insan tarafından ziyaret ediliyor. Kapıda uzun süre sıra beklemek istemiyorsanız, sabah erken saatlerde gitmelisiniz. Özellikle: girişin ücretsiz olduğu günlerde, çok erken saatlerde müzeye gitmenizi öneririm.

Paris 1.Nolu Bölge Louvre Müzesi

Dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinin başında geliyor. Müzede bulunan: tablolar, heykeller ve antikalar muhteşem. Müzenin ismini: son yıllarda, tüm dünyada beğeniyle izlenen “Da Vinci Şifresi” filminde de duydunuz.

Özellikle: Mona Lisa, Venus de Milo, Wınged Vıctory gibi eserler mutlaka değer. Bunların yanında: müzede, antik Mısır’dan girip, antik Yunan’a devam eden yolculuğunuz, Napolyon evinde tamamlanıyor. Tarihe ilgi ve merakınız varsa, burada, kendinizi bir rüyada hissedeceksiniz.

 

YERİ

Şehir merkezinde, Seine Nehrinin sağ yakasıyla, şehrin ünlü yerlerinden biri olan “Rivoli caddesi” arasındadır.

Metroyla gitmek isterseniz: Palais Royal-Musee du Louvre istasyonuna giderek ulaşabilirsiniz. Metro durağı, hemen müzenin altında.

Paris 1.Nolu Bölge Louvre Müzesi

GİRİŞ

Müze girişinde, her türlü kolaylık sağlanmış. O kadar kalabalık var ama müze içinde hem de girişinde, bu kalabalık göze batmıyor. Müze o kadar geniş ve büyük. Kapıda, otomatik bilet makinaları var. Kimse tıkış tıkış sıra beklemiyor. Kredi kartınızda, biletinizi alıyorsunuz. Girişte: müze haritanızı da alıyorsunuz ve hiç kaybolmadan müzenin birçok yanını görebiliyorsunuz.

Giriş ücreti, yetişkinler 9 Euro. 18 yaş altı çocuklar ücretsiz.

Paris 1.Nolu Bölge Louvre Müzesi

BİNA YAPIMI-ÖZELLİKLERİ

Müzenin bulunduğu yerde: ilk yapılaşma, 1190 yılında, Philip Augustus tarafından, burada “Louvre” adını taşıyan bir kalenin kurulması ile başlanır. Bu kale: Paris şehrini, batı yakasından gelebilecek saldırılardan korunmak amacıyla yapılır. Daha sonra, kale yıkılır ve ardından: şimdiki yapılaşmaya ait ilk bina, Rönesans etkileriyle, mimar Pierre Lescot tarafından, 1535 yılında yapılır.

1589-1610 yılları arasında hüküm süren, Kral 4.Henry; bu yapı blokuna: o dönemde, dünyanın en büyük ve uzun binası unvanını alan “Grande Galeri” yi ilave ettirir. Aslında kral 4.Henry; sanata karşı büyük ilgi duymaktadır ve o  dönemde, bu binanın katlarında yaşamaları ve eserlerini yaratmaları için, birçok sanatçı ve ustayı buraya davet eder.

Bu arada: Kraliçe Catherine Medici tarafından yapımına 1560 yılında başlanan “Denon Kanalı”, kral 13.Loise zamanında (1610-1643) tamamlanır. En son şeklini ise, kral 14.Louise zamanında alır.

Tüm bu dönemlerde kraliyete hizmet eden yapı bloğu: 1793 yılından sonra ise, müze olarak kullanılmaya başlanır.

YAPI ÖZELLİKLERİ

Bina: dev bir at nalı planı şeklindedir.

MÜZE ÖZELLİKLERİ

Müzede: MÖ.5000 yıllarında, Mısır sanatına ait eserler sergileniyor. Bu eserler: toplam 7 bölümde yerleştirilmiş. Bunlar:

  1. Doğu ve İslam eski eserleri,
  2. Mısır eski eserleri,
  3. Yunan eski eserleri.
  4. Roma eski eserleri,
  5. Etrüsk eski eserleri,
  6. Resim, heykel ve Dekoratif Sanatlar
  7. Grafik sanatlar

MÜZENİN İÇİ

Evet, müzenin içine, cam piramidin bulunduğu bölümden giriliyor. Müzede gezerken, özellikle, yerlerdeki renk kodlarını takip ederseniz, karıştırmadan, birçok eseri görmeniz mümkün.

Müze yapısında: üç kanat bulunuyor. Her kanat ise: 4 katlıdır. Bunlar:

1. Denon Wıng

2. Richelieu Wıng.

3. Louvre Insıde.

Zemin ve 1.kat: Rez-de-Chaussee. İlaveten: asma kat ve 3.kat bulunuyor.

Paris 1.Nolu Bölge Louvre Müzesi

Zemin kat: bu bölümde, mutlaka görmeniz gereken eserlerin başında: antik Yunan dönemine ait “Venus de Milo” heykeli bulunuyor. Bu Yunan tanrıçasının heykelinin: MÖ.100 yılında oluşturulduğu sanılıyor.

1.kat ve asma katta: antik Yunan ve Mısır dönemlerine ait eserler sergileniyor.

3. kat: Fransız tabloları bulunuyor.

Biraz önce söylediğim gibi, renk kodlarını takip ederseniz, numaralandırılmış her oda da bulunan eserleri, rahatça gezebilirsiniz. Şimdi sizlere, müzenin kanatlarında/bölümlerindeki gezinize ait bilgiler vermek istiyorum.

Paris 1.Nolu Bölge Louvre Müzesi Denon Wıng

1.DENON WING

Burada: ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin “Mona Lisa”, Michelangelo’nun “Asi Slave” ve “Dying Slave” gibi eserleri yanında, yine antik dönemlere ait bir heykel “Semadirek, Kanatlı Zafer heykeli” var.

Buranın ikinci katında: biraz önce söylediğin “Mona Lisa” bulunuyor. Dünyanın en sevilen; Leonardo da Vinci tarafından 1507 yılında yapılmış portresini, mutlaka görün. Bu katta: Ege denizinde, Semadirek adasında bulunmuş “Zafer kanatlı heykeli” de bulunuyor. Bu heykel: MÖ.190-220 yılları arasında yapılmış ve 1863 yılında Semadirek adasında bulunarak buraya getirilmiş.

Paris 1.Nolu Bölge Louvre Müzesi Rıchelıeu Wıng

2. RICHELIEU WING

Bu bölümün, üçüncü katında: Alman, Fransız ve Hollandalı sanatçılara ait tablolar sergileniyor. Bu eserlerin çoğu: Rönesans döneminde yapılmış. Bu bölümde ayrıca özellik arz eden: Napolyon evi denilen “Napoleon Apartments” bölümü var. Napolyon için sağlanan lüks ortamın görülmesi açısından, burayı pas geçmeyin, mutlaka görün.

3. LOUVRE INSIDE

Dünyanın en büyük sanat koleksiyonları burada sergileniyor. MS.400-900 yılları arasında, Avrupa’da yapılan önemli tabloların birçoğunu burada görmeniz mümkün.

Grand Galeri: binanın güney tarafı boyunca uzanıyor. Bu bölümde: büyük pencereler ve duvarlar arasında: İtalyan Rönesans dönemi ressamlarının en güzel eserleri sergileniyor. Ayrıca: İspanyol ressamların tabloları ve 19.yüzyıl, Fransız ressamlarının tabloları var. Bu ressamlar arasında: Michelangelo, Bellini, Donatello, Maillo sayılabilir.

Paris 1.Nolu Bölge Louvre Müzesi Carrousel de louvre

4. CARROUSEL DU LOUVRE

Burası, müzenin ana girişi, yani cam piramidin altında uzanan “Arc du Carrousel” bölgesi. Bu bölüm: cam piramitten yansıyan gün ışığı ile aydınlanıyor. Burada: mağazalar, restoranlar, sergi alanları var. Bunun dışında: bu bölümde sergilenenler: taş devri araçları, demir çağı kalıntıları (mercimek, bezelye, meyve ve tahıllar), MÖ.300 yılından kalma bir ev, 14. yüzyıldan kalma bir malikanenin duvar resimleri sergileniyor.

 

5.BARBERİNİ FİLDİŞİ

İmparator İustinianus’un yönetiminin ilk zamanlarından kalma, iki kanatlı tablonun (diptik) sağlam kalan paneli.

Evet bu eser büyük bir kamu anıt değil, Geç Antikçağ’da consüllük makamına yükselenleri kutlamak için sipariş edilen, enfes fildişi diptikleri andıran, son derece değerli bir minyatürdür. Merkezi panel, zaferle tamamlanmış bir fethi kutlamak amacıyla şaha kalkmış atının üzerinde, mızrağını yere saplamış, buyurgan imparator figürünü göstermektedir.

İmparator figürünün yanı sıra beraberinde, bir barbarı, zaferi ve toprak anayı temsil eden diğer figürler bulunur. Bunun solunda yer alan panel (ve şüphesiz onun sağ tarafındaki kaybolan emsali) imparatora bir zafer heykeli takdim eden başı açık bir devlet görevlisini gösteriyordu.

Kaide boyunca bulunan  dar frizde, bir sepet tahıl, bir çelenk, bir fildişi gibi sunular takdim eden başka barbar tebaaların yanı sıra, bir aslan ve panter figürleri de gösterilmektedir.

Bütün kompozisyon, çok uygun biçimde Afrika’nın fethinin sembolik bir temsili olarak yorumlanabilir.

Bu panellerin ikonografisi, klasik muzaffer hükümdar temaları geliştiriyordu. Fakat üst friz, İmparator İustinianus’un imparatorluk gücünün bütün tasvirlerine kattığı dini ideolojiyi açıkça göstermektedir. İki meleğin yukarı kaldırdığı bir tablonun (tondo) önünde, sağ elini bir kutsama jesti olarak imparatora doğru tutan İsa’nın bir büstü tasvir edilmektedir. Tanrı’nın gücünün ve rehberlik eden otoritesinin bariz bir şekilde kabulü, Iustinianus döneminin neredeyse bütün resmi iletişim biçimlerinin karakteristiğidir, ancak bunun, o döneme ait bir yenilik olduğunun farkına varmak da önemlidir.

 

 

Paris 1.Nolu Bölge Louvre Müzesi Grande Pryramide

GRANDE PRYRAMİDE (CAM PİRAMİT)

1980’lerde: Fransa Başkanı Mitterand: “Le Grand Louvre (Büyük Projeler)” kapsamındaki çalışmalar sırasında, müzeye: 21 metre yüksekliğinde, bir cam piramit yaptırır.

Evet, cam piramit: müze avlusunun merkezinde bulunuyor. 1989 yılında yapılmıştır. Müze yapısının üstünde, buz dağı gibi görünmektedir. Müzenin ana girişi buradadır.

Paris 1.Nolu Bölge

Piramidin dizaynı: ünlü Amerikalı mimar Ieoh Ming Pei tarafından yapılmıştır. Müzenin üç kanadını birbirine bağlayan bir köprü görevini görmektedir. Yüzeyinde: 666 pencere bulunmaktadır. Cam yüzeyin altında, zemin aydınlatılarak, güzel bir ışık filtresi oluşturulmuştur. Gün ışığı: yeraltındaki katlara kadar iniyor. Bu bölümde, yani piramidin altında: “Hall Napolyon” ana girişinde: alışveriş galerisi ve birkaç restoran bulunuyor.

Başlangıçta bu ekleme; Fransız halkı tarafından bir hata olarak değerlendirir. Ancak: her ne kadar, klasik tasarımı ile tezat teşkil etse de, müzenin ihtiyacını karşılayan, geniş bir merkezi giriş olarak, zeki bir çözüm olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca: takip eden dönemlerde, eklemenin mimari güzelliği, buraya birçok ödül kazandırır.

Paris 1.Nolu Bölge Les Jardin Des Tuileries

LES JARDİN DES TUİLERİES

Park: Louvre’dan Concorde Meydanına kadar uzanıyor.

Şehrin en eski parkı olma özelliğini taşıyor. 500 yıla varan bir geçmişi var. Bu süre boyunca, Fransa kraliyet ailesinin bir uğrak yeri olmuş. Burası, ilk olarak, 1564 yılında, Fransa kralı II. Henri’nin eşi Catherine Medici tarafından oluşturulmuş. Önceleri, burası özel davetlilerin girebildiği bir yer iken, daha sonra, Paris’in halka açılan ilk parkı olmuş.

Ancak: 1789 tarihindeki Fransız İhtilali sırasında, burası bir kraliyet hapishanesine dönüştürülmüş ve zamanın kral ve kraliçesi, Versailles sarayından çıkarılarak, üç yıl boyunca burada tutsak tutulmuşlar. Daha sonra ise, 1871 yılında, buradaki saray yakılarak yerle bir edilmiş ve geriye yalnızca, o  dönemden günümüze bahçeler kalmış. Bunun dışında, bahçeler, yine birçok tarihi olaya tanıklık etmişler. Bu olaylar arasında: 1793 yılında, dünyanın ilk pilotlu balon kalkışı ve 1898 yılında ilk otomobil şovu burada yapılmış.

Günümüzde, burada: keyifli patikalar, çeşmeler ve gösterişli bahçe düzenlemeleri var.

Paris 1.Nolu Bölge Comedie Française

COMEDİE-FRANÇAİSE (THEATRE FRANCAİS) 

Burası bir tiyatro. Fransız milli  tiyatrosu. Ünlü yazarlar: Costeau ve Moliere’nin drama eserleri burada sergileniyor. İsminden de anlaşılacağı üzere, özellikle komedi türü oyunlar sergileniyor.

Mimari yapısı ilginizi çekebilir. 1680 yılı yapımı bir bina. Fransa kralı 16.Louise tarafından, Paris şehrindeki oyunculuk guruplarının birleştirilmesi amacıyla yaptırılmıştır. Ancak: 3 Eylül 1793 tarihinde, Fransa Devriminden sonra, burası kapatılmış. Aktörler hapsedilmiş. Takip eden dönemde: 31 Mayıs 1799 tarihinde, bina yeniden hizmete açılarak, kumpanya oyuncularının kullanımına izin verildi.

Tiyatro: günümüzde, 3 eser ve 3000 olan bir repertuarı ile, gerçek bir üne sahip. 1913 yılından bu yana sürekli olarak kullanılıyor. Niye, 1913 yılından sonra, çünkü: burası 1800’lü yıllarda genişletilme çalışmalarına sahne olmuş ve 1900 yılında ise, şiddetli bir yangın geçirmiş ve sonrasında yeniden inşa edilmiştir.

Program her yıl kaliteli. Yetenekli sanatçılar yıl boyunca başarılı oyunlar sergiliyorlar. Koltuk fiyatları: 15-35 Euro arasında değişiyor. İlginizi çekerse.

Paris 1.Nolu Bölge Arc De Triomphe

ARC DE TRİOMPHE (NAPOLYON ZAFER TAKI)

YERİ

Şehrin tarihi merkezinde, Champs Elysee bölgesindedir. Charles de Gaulle Meydanının ortasındadır. Bu anıta daha yakından bakmak için: Champs-Elysee veya Avenue de La Grande Armee üzerindeki, plaza merkezine ulaşmanız gerekiyor. Anıtı ziyaret etmek için metro kullananlar, en yakın istasyon olan Charles de Gaulle-Etoile istasyonunda inmek zorundadırlar.

ÖNEMİ

Paris şehrinin en önemli anıtlarının başında gelir. Dünyanın ise, ikinci en yüksek zafer anıtıdır. Dünyanın en yüksek zafer anıtı: Kuzey Kore’dedir.

Paris 1.Nolu Bölge Arc de Triomphe

YAPIMI

Anıt: 1806 yılında, İmparator Napolyon tarafından, “Aboukir” savaşında kazanılan zaferin anısına yaptırılmaya başlanmıştır. Dizaynı: aynı yıl, Jean Chalgrin tarafından yapılmış. İtalya-Roma şehrinde bulunan “Titus anıtı”ndan esinlenilmiş. Yaklaşık 30 yıl sonra, Fransa’nın son kralı Louise Philippe zamanında bitirilmiştir.

ÖZELLİKLERİ

Anıt: klasik bir kemer gibi inşa edilmiştir. Yüksekliği: 51 metre, genişliği ise 45 metredir.

Üzerinde: Napolyon dönemini resmeden: yüksek ve alçak kabartmalar bulunmaktadır.

Ön bölümdeki kabartmalarda: ilk imparatorluk sürecindeki devrimci dönemler tasvir edilmiştir. Sağ yanda: Marseillaise Rude, sol yanda ise: Napolyon dönemlerinin 1814 ve 1815 barış dönemleri tasvir edilmiş.

İç duvarlarının üzerinde: 558 Fransız generalinin ismi yazılı. Bunlardan, savaşta ölenlerin altları çizilmiş.

Dört ana sütunun kısa taraflarında: Napolyon döneminde yaşanan en büyük savaşların isimleri yazılı. Fakat, bunlar arasında: nedendir ben anlayamadım, Elbe ve Waterloo yok.

İZLEME PLATFORMU

Yapının üstünden, Paris şehrinin görüntüsü mükemmel. Ancak, buraya çıkabilmek için 284 basamaklı bir merdiveni tırmanmanız gerekiyor. Kemer üzerindeki izleme platformuna, ancak bu şekilde ulaşabilirsiniz. Ancak: platforma ulaşmak için, tek bir asansör de bulunuyor. Ancak, asansör kullanıldıktan sonra da, 46 basamak daha çıkmanız gerekiyor. Asansöre binme bedeli: 8 Euro.

Paris 1.Nolu Bölge Meçhul Asker

MEÇHUL ASKER

Anıtın hemen yan tarafında: meçhul asker mezarı var. Triomphe’nin altında.

11 Kasım 1920 tarihinde, buraya, meçhul askeri temsil eden bir levha yerleştirilmiş. Ayrıca: bir ateş yakılmış. 1940-1945 yılları arasındaki Alman işgalinde bile, bu ateş söndürülmemiş.

Levhanın bakım ve sorumluluğu ile, ateş: 802 üyeli gazi derneği tarafından yürütülüyormuş. Ateş: her akşam, saat: 18.30’da canlandırılıyor.

Günümüzdeki askeri törenler burada düzenleniyor.

Paris 1.Nolu Bölge Forum Les Halles

FORUM LES HALLES

Burası, bölgenin hemen güneyinde bulunan bir merkezdir. Paris şehrinin geleneksel çarşısıymış. 1183 yılında Kral Phillippe II Auguste tarafından tüccarların mallarını satmaları için oluşturulmuş. 1850 yılında, burada büyük cam ve demir binalar inşa edilerek Les Halles yaratılmış. Burası: şehrin tam merkezi olarak biliniyor.

1971 yılında yıkılmış ve yeraltına alınmış. Burada: birçok heykel, çeşmeler ve müze var. Müze: Balmumu Müzesi. (Musee Grevin) Bunun dışında: mağazalar, restoranlar, sinemalar ve çocuklar için eğlence yerleri bulunuyor.

Paris 1.Nolu Bölge Grand Palais

GRAND PALAİS

Burası bir kültür merkezi. Champ-Elysees bölgesindedir. 1900 yılında, şehirde kurulan fuar için inşa edilmiş. Geniş cam yapının salonu, sergiler için kullanılıyor.

Yunanistan Meis Adası

Meis adası, Yunanistan’a bağlı Oniki adadan biridir. Türkiye kıyılarına (Kaş-Antalya) sadece 1300 m uzaklıktadır.  Kaş ilçesinden hareket eden vapurlarla buraya her gün ulaşmak mümkündür.

 

TARİHİ

Meis adası, Lykia yerleşimleri arasında, karadakilerle bir arada ele alınır. Megiste “En büyük” anlamındadır.

Yunanca’da “Kastellorizo” denir. Rodos şövalyeleri tarafından “Kızıl Kale” olarak adlandırılan kale yapıldıktan sonra, bu isme bağlı olarak Kastellorizo” adını almıştır.

Rodos’un teritoryumunda yer almaktaydı.

Sultan Süleyman’ın fethiyle, 1530-1580 yılları arasında Osmanlı egemenliğine girdi.

Orta çağda St John Şövalyeleri tarafından, daha sonra da Mısır Sultanı tarafından kısa bir süre işgal edildi.

Sonrasında 1915 yılına kadar Türk egemenliğinde kaldı. Osmanlı dönemindeki adı “Megisti” dir.

Araplar “Mayas” derler.

Daha sonra da İtalyanlar tarafından Fransızlara verilmiştir.

 

GÜNÜMÜZ

Günümüz geleneksel Rum mimarisindeki sevimli evler, korunaklı koy etrafına dizilmiştir.

Adadaki tek yerleşim yeri olan Kastellorizo (Megisti) Aziz Yuhanna Şövalyelerinin buradaki kızıl kayalardan ötürü adaya verdikleri Chateau-Roux (Kızıl Şato) adının bozulmuş biçimidir.

Eski zamanlarda İtalyanların adada inşa ettikleri kale, kırmızı renkli taşlardan yapıldığı için kırmızı kale anlamında Castelrosso denmiştir. Bu isim de daha sonra Kastellorizo olarak gelmiştir.

Kıyıları son derece sarp olan dayaya, sadece doğu kıyısından girilebilir. Tek yerleşim de bu kıyıdaki Kastellorizo (Megisti) köyüdür.

Doğu tarafında limanın başladığı yerde, Rodos’taki İtalyan döneminin en önemli binalarının da mimarı olan İtalyan mimar Flarestano Di Fausto tarafından 1926 yılında yapılmış Belediye binası (Delegasyon binası) bulunmaktadır.

Daha sonra da artık kullanımda olmayan ve yeni restore edilmiş bir cami vardır.

Cami üzerine yerleştirilmiş ilginç bir müze var. Müzede: dalgıç elbiseleri, seramik parçaları, freskler, takılar, kap-kacak ve madeni paralar sergileniyor.

Müzenin arkasındaki basamaklar Likya mezarına gider. Burası Yunanistan’daki tek Likya mezarıdır.  Mezar, dağa kireç taşından kazınmış, Dorik tarzda bir cepheye sahiptir. Anadolu’daki örneklere benzer ama daha sadedir.

Evet, müzenin biraz ilerisinde Aya Ellias kilisesi bulunur.

Rıhtımın arka kısmındaki patika Rodos şövalyelerinin kalesine çıkar.

Kaleden kalanlar, köşeli bir kulenin parçası olan düz bir duvar, doğu köşesinde yuvarlak bur kulenin kalıntıları ve denize doğru olan yerde en eski kaleye ait başka bir yuvarlak kuledir.

Taşa kazınmış Dorik bir yazıt, Klasik çağdaki bir kalenin varlığına tanıklık eder.

Kulenin içinde ise yere kazılarak yapılmış bir sarnıç var.

Kasabanın doğu tarafında basamakları çıktığınızda Horafia Mahallesi vardır. Burada Bizans tarzı yüksek kubbeli Aya Yorgo kilisesi ve Aziz Konstantin ve Helena Katedrali ile çevrili bir meydan bulunur. Katedralin içi, Anadolu’dan Patara antik kentindeki Apollo Lykia tapınağından getirilmiş, tek parça granit sütunlar tarafından bölünmüştür. Sütunların üzerinde sivri uçlu gotik kemerler vardır.

GROTTA AZZURRA-MAVİ MAĞARA:

Yerli halk tarafından Plokiali denir. 40-50 m uzunluğunda, 25-30 m genişliğinde ve 20-25 m yüksekliğinde olup İtalya Capri adasındaki ünlü Grotto Azzurra (Mavi mağara) dan daha geniştir. Deniz suyunun ilk katmanlardan geçerek ayrışan Güneş ışığı mağara içinde o ünlü mavi ışıkları ve sudaki bedenlerin gümüş renkli görünümlerini yansıtır.

Evet mağara sadece botla gezilebiliyor. Mağara girişi, sadece deniz sakin olduğunda deniz seviyesinden hemen hemen 1 m yüksek olduğunda açıktır. Burayı ziyaret etmek için en uygun saatler, sabahın erken saatleridir.

 

ANTİK DÖNEME AİT KALINTILAR:

Kalede görülen Kyklopik duvarlar, erken tarihten belki de Pelasglar’dan izler verir.

Önce Minos sonra da Mykenler’in adaya geldiğini, bugün Atina Arkeoloji Müzesindeki buluntular gösterir.

Lyka geleneği ise, 4’ncü yüzyılda kaya mezarlarında yansır.

1938 yılında yapılan Aya Konstantin ve Eleni Kiliselerinin bazı granit bloklarının karşı kıyıdaki yani Anadolu’daki Apollon Tapınağından getirildiği düşünülür.

Kalıntılardan en görünen olanı Tiyatrodur.

Yamaca kurulu yapı, 26 oturma sırasına sahiptir.

Ada müzesinde (Konaki) bulunan Lykia asker kabartması ve Helenistik dönem gümüş sikkeleri dikkate değerdir.

Müzede ayrıca Helenistik’ten Bizans’a kadar eserler bulunur.

Osmanlılardan ise bir hamam ve su değirmeni kalmıştır.

Bugün Atina Ulusal Müzesindeki Meis’te bulunmuş bir lahit parçası üzerinde Lykia mitolojisinin en çarpıcı konularından biri işlenmiştir. “Bellerophon ve kanatlı atı Pegassos”

Roma Gezi planı

Roma Gezi planı

Şehri ziyaret etmek için: öncelikle şehrin iklimini incelemek gerekiyor. Roma şehrinin iklimi: ülkemizde, İzmir iklimine benziyor.

Yani, tüm yıl, sıcaklık ortalaması kesinlikle eksi derecelere inmiyor ve ılıman bir hava hakim. Ama, yağmur yağdığında bazen günlerce sürebiliyor ve şehirdeki birçok yer maalesef yeterli kanalizasyon sistemi olmaması nedeniyle gölleniyor ve yürümek, yürüyerek gezmek sıkıntı haline geliyor çünkü üstünüz-başınız ve özellikle ayakkabılarınız ıslanıyor.

Üst-baş kolay, yanınızda mutlaka yedek kıyafet bulunur ama ayakkabı ıslandı mı, eğer su geçirebilecek bir ayakkabı ile geldiyseniz ve yedek ayakkabınız yoksa, perişan olmamak için, Roma şehrinden hatıra bir ayakkabı satın almak zorunda kalabiliyorsunuz.

Sonuç olarak

Roma soğuk olmaz, ama Roma’nın yağmuru insanı gerçekten ıslatır, eğer: yaz dönemi dışında, Roma şehrini ziyaret edecekseniz, yanınıza mutlaka yağmurluk, şemsiye, su geçirmeyen bir ayakkabı almanız şarttır. Şemsiye dedim de: şu ilgimi çekti, Roma şehrinde yağmur başladı mı; cadde ve sokaklar, 5 metrede bir konumlanan, esmer  tenli (Afrika göçmeni) şemsiye satıcıları ile  dolup  taşıyor, 5-6 Euro’dan açtıkları fiyat, unutmayın ki, 3 Euro’ya kadar inebiliyor, satın almak isterseniz, vermeniz gereken rakam 3 Euro’dur.

Roma şehrine

Bir Acenta ile gittiyseniz, zaten geziniz panoramik şehir turu ile başlıyor ve bu turda: genelde Vatikan, Venedik Meydanı, Kolezyum, Aşk çeşmesi, İspanyol Merdivenleri gezdiriliyor ve buralar hakkında bilgiler veriliyor, ancak elbette bu bilgi verme faslında, bazı rehberler: kısa, basit ve hikaye türü bilgiler verirken, bazıları gerçek, anlamlı bilgiler verebiliyor.

Sizler yine de, bu yazıların birer çıktısını yanınıza alırsanız, gidip göreceğiniz yerler hakkında, en ayrıntılı bilgileri öğrenip, bilinçli gezebiliyorsunuz.

Ayrıca: öncelikle, kaldığınız otel lobisi veya şehirdeki Turizm ofislerinden, Roma şehir haritası edinmeniz ve gezinizi buna göre şekillendirmenizi öneririm.

Ayrıca: yalnızca iki hattan oluşan bir metro haritası  da edinin ve gideceğiniz yerlere, metro ile de gitmeyi düşünebilirsiniz.

Şehirde

Roma Gezi planı; Eski şehir yani antik şehrin bulunduğu alanı, yürüyerek gezmek mümkündür. Yani: yürüyerek, kolezyum-zafer takı-Roma forum-Venedik meydanı alanlarına rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Vatikan için, bulunduğunuz yere bağlı olarak metro ile gidip, yürüyerek merkeze dönmenizi öneririm.

Evet, öncelikle: ” VIA” nın cadde, “PIAZZA”nın meydan olduğunu bilmek şart. Şehirde yalnızca iki tane metro hattı var. Biri kırmızı hat, diğeri mavi hat. Bunların biletleri, metro istasyonları girişlerinde, otomatik para atılıp bilet alınabilen makinalardan alınıyor.

Bozuk para atmanızda yarar var çünkü kağıt parayı tanımlamakta biraz problemli makinalar. İngilizce dil seçeneğini seçin ve biletinizi alın, günlük veya tek seferlik. Tek seferlik bilet, 1 Euro. Farklı hatta, 75 dakika içinde, aynı bileti iki kez kullanabiliyorsunuz. Bu da bir avantaj.

Metrodan asla çekinmeyin, gayet temiz, düzenli, insanlar nezih. Hani metro denince akla gelen, güvensizlik, rezillik ortamları yok. Kesinlikle metroyu kullanın, sadece elinde akerdeon çalan ve sonra para toplayan insanlar var ki, bunlar bile üstü başı perişan insanlar değil ve asla para verin diye ısrarcı değiller.

Bulunduğunuz yerden

Kırmızı renkli metro hattına binerek, Ottavıano istasyonuna gitmeyi planlayın. Metro, her istasyonda gidilecek istasyonu sesli ve yazılı olarak gösteren bir düzen var. Yani, yanlış inmeniz pek mümkün değil.

Ottaviano istasyonunda inince, VIA OTTAVIANO caddesini takip ederek, ilerleyin. Güzel bir cadde, dükkanlara bakabilirsiniz, ancak fiyatlar pek uygun değil, pahalı. Sağınızda, MUSEI VATICANI yani Vatikan müzesi olacak.

Bazı günler 10 Euro ve bazı günler 14 Euro. Girmenizi tavsiye ediyorum, girin, girişte dedektörler ile arama yapılıyor, ancak içeri kamera, fotoğraf makinası sokmak yasak değil.

Ama dedektörler biraz girişi sıkıntı haline getiriyor, çünkü her şeye ötme gibi alışkanlıkları var galiba. Kemerimi dahi çıkardım, öyle girdim, yine öttü, görevli aradı, sonra içeri girebildim.
İçerisi hakkında, müze bölümünde anlattıklarıma lütfen bakın.

Müze bitince, VIA PORTO ANGELICA caddesini takip ederek, SAN PIETRO katedralinin bulunduğu yere geliyorsunuz, yakın. Zaten çok kalabalık bir cadde, buraya girin, Vatikan bölümünde buranın ayrıntısını anlatmıştım, okuyup değerlendirin.

Çıkışta

VIA CONCILIAZIONE caddesini takip ederek, FIUME TEVERE nehri kıyısına kadar gelin. Burada, nehir kıyısında, duvar kenarındaki bölümden, nehri bir süre seyredin. Uzaktan, CASTELS ANGELO kalesini seyredin. PONTE VITTOREO EMANUELLA II köprüsünü izleyin. Buralar hakkında, ayrıntılı bilgiyi, yazılarımda verdim.

Daha sonra, yürüyerek, PONTE VITTORO EMANUELLA II köprüsü üstünden heykelleri ve nehri izleyerek geçin, bu arada, belki gelin görebilirsiniz, yeni evlenen çiftlerin, buraya gelmesi, bu bölgeye gelmesi adettenmiş, gelin damat görünce şaşırmayın.

Köprüyü geçtikten sonra, yürüyerek devam edin, CORSO VITTORIO EMANUELLE II ( Emanuelle II, İtalya’nın ilk kralının ismi) caddesini takip edin, PIAZZA PANTELEO meydanına kadar, oradan yine yürüyerek sola dönün ve ara sokaklardan PIAZZA NOVONA meydanına gidin, küçük, şirin, hareketli, güzel bir yer.

Mutlaka görün. Buraya yemek molası verebilir, açık hava restoranlarında bir pizza yiyebilir veya bir capıcino içebilirsiniz.

Yürümeye devam ederek

Roma Gezi planı; Ara sokaklardan, hediyelik eşya alışverişleri yaparak (arzu ederseniz), PANTHEON u sorun ve oraya gidin. Mutlaka görün, tarih harikası bir yer. Sonra yine yürüyerek, VIA DEL CORSO caddesini bulun ve sola doğru yürümeye devam edin.

Çok kısa bir süre sonra, tabelalardan, VIA FONTANA DI TREVI yani aşk çeşmesini bulun. Burada bir süre dinlendikten sonra, ara sokaklarda yine alışveriş imkanlarını arzunuza göre değerlendirerek, geri dönüp, VIA DEL CORSO caddesi üzerinden yukarı doğru devam ederek, VIA CONDOTTI caddesine ulaşın ve oradan, PIAZZA DI SPAGNA yani İspanyol Merdivenlerine ulaşın.

Yoruldunuz ve tüm gününüz geçti. Dinlenin, merdivenlere oturun, en üst bölüme çıkın, romanın gece manzarasını seyredin ve hemen oradaki metro istasyonunu kullanarak, kaldığınız yere dönebilirsiniz.

İşte, güzel bir gün, yorucu ama güzel.

Diğer bir gününüze ise

Mavi metro hattı üzerindeki COLOSSEO istasyonunda inerek başlayabilirsiniz. Buradan, yürüyerek COLOSSEO’yu gezmeli, ARCO DI CONSTANTINO yani Konstantin takını görmeli, PALATINO ya geçmelisiniz.

Sonra, yürüyerek CIRCO MASSIMO’yu görmeli, sonra geri dönerek, VIA DI SAN GREGIREIO caddesi üzerinden, VIA DEL FOR İMPERIALİ caddesine çıkmalı, sola dönerek ilerlerken, FORO ROMANO ya uğramalı, sonra PIAZZA VENEZIA meydanına çıkmalı ve İtalya’nın ilk kralının sarayı ve diğer tarihi ayrıntıları gezmelisiniz.

Burada, bir mola verebilirsiniz.

Daha sonra, VIA NAZIONALE caddesini takip ederek, SATIZIONE TERMINI yani Termini tren istasyonuna çıkabilirsiniz.

Burası da, alışveriş mağazaları ile hareketli bir yer. Tüm gününüz yine yürüyerek ve yorgun geçti, ama inanın kısa süreli bir roma turu için, bu plan gerçekleşmesi mümkün olan bir plan.

Evet, bu plan sizler için bir öneridir. Şehirde: Roma ile ilgili diğer yazılarımı inledikten sonra ilginizi çeken yerleri, harita üzerinde belirleyip, kaldığınız yerle bağlantılı olarak, kendinize bir gezi planı da yapabilirsiniz.