Kanada Victoria; Kanada ülkesinin, Pasifik Okyanusu kıyısında, İngiliz Kolumbiyası eyaletinin başkentidir. Burası tipik bir İngiliz kentidir. Tek farkı: Kanada sınırları içinde yer almasıdır. Ayrıca: kentin kurulu bulunduğu bölgenin, oldukça ılıman iklimi ve sunduğu rahat yaşam tarzı, birçok emekliyi kente çekmiş ve kentin oldukça önemli bir turizm merkezi olmasını sağlamıştır.
Şehir, başka bir zamana ve başka bir dünyaya ait gibi durur. Belki de, bütün Kuzey Amerika kentleri içinde, en soylu olanıdır.
Şehri daha iyi anlamanız için: şehir hakkında yapılan yorumlardan söz etmek istiyorum. Bir bar komedyeni: yaşlıların, buraya rağbet etmesinin sebebi olarak “Victoria, Tanrı’nın bekleme odasıdır. Dünyada, sokak lambaları olan tek mezarlık burasıdır” der. Kanadalı bir ekonomist ve mizahçı olan Stephen Leacock: “Victoria’da, insanlar, sabahları, gazetelerdeki günlük ölüm ilanlarını okumak için uyanırlar. Listede, kendi isimlerini bulamayanlar, tekrar sırt üstü düşer ve uykuya dalarlar.”
Kanada Victoria
Vancouver adasının, güneydoğu ucundaki korunaklı bölgede: her yanı çiçekler sarmış gibidir. Alışveriş merkezlerinin bulunduğu caddelerin, sokak lambalarının asılı olduğu sepetlerde: sardunyalar, evlerin bahçelerinde ortancalar ve güller, parklarda fundalıklar ve seralarda egzotik çiçekler. Evet, her yan çiçek ve yeşillik.
Şubat ayında
Kanada’nın geri kalan bölgelerindeki insanlar, hala odun ateşine ve kalorifer radyatörlerine yaklaşarak ısınmaya çalışırken, Victoria’daki insanlar: park ve bahçelerdeki çiçekleriyle meşgul oluyorlar. Ancak: ilginç bir özellikleri daha varmış. Victorialılar, her gün çiçeklerini sayıyorlarmış.
Şehirdeki çiçekleri tek tek sayıyorlar ve sayı her defasında 5 milyonu aşıyormuş. Victoria’nın yumuşak iklimi: çiçekleri sulamak için yeterli yağmuru sağlıyormuş. Güneş ise: yılda, ortalama 2183 saat, bu şehirde parlak ışıklarını saçıyormuş. Bunun sonucunda: bu şehirde, her şeyin parladığı söylenir.
Kentte: zengin bir emekli topluluğu var. Liman ise: çalışma hayatından ziyade, eğlence hayatına hizmet ediyor. Liman: yolcu gemileri, feribotlar ve deniz uçaklarıyla dolup taşıyor.
Parlamento Binası: şehrin saygın geçmişini ve İngiliz Kolumbiyasının yasama başkenti olduğunu hatırlatıyor. Ancak: bu saygın duruş, yine de, beş çayı törenlerinin yapılmasını engellememiş. İngiltere’nin mitlerine bir saygı duruşu olarak kabul edilen bu alışkanlık, hala sürüyormuş.
Kanada Victoria Gezi Planı
GEZİ PLANI
Evet, Victoria şehri, yürüyerek gezilebilecek kadar küçük bir yer. Ama arzu ederseniz: faytona veya Londra’da olduğu gibi: iki katlı, kırmızı otobüslere de binebilirsiniz. Victoria şehrinin: insanda uyandırdığı oyuncak kent izlenimi: en çok Parlamento Binasında, dikkatinizi çekecek.
Kanada Victoria Parlamento binası
PARLEMENTO BİNASI
1897 yılında inşa edilmiş. Gerçekten de, İngiltere anılarını canlı tutmak isteyen, oyuncu bir düşüncenin ürünü. Tepesindeki büyük merkez kubbede : kaptan George Vancouver’in yaldızlı heykeli bulunuyor. Kemerli giriş, küçük kubbeli kuleler: yine İngiltere’deki birçok benzeri yapıyı andırıyor. Geceleri ise, ışıklandırılıyor ve tam bir peri masalı yapısını andırıyor.
İçine girebilirsiniz. Muazzam bir salonu var. Burası da: İngiltere’deki Avam Kamarasına benziyor. Büyük kubbenin altındaki: rotonda’da: ressam George Southwell tarafından yapılmış ve İngiliz Kolumbiya’sının 4 erdemliliğini belirten duvar resimleri asılı. Bu erdemler: cesaret, girişimcilik ruhu, emek ve adalettir.
Parlementoda, Kraliçe Victorianın da bronz bir heykeli bulunuyor. Buraya: İngiliz Kolumbiyası’nın adını vermiş. Meydanda, her yıl Eylül ortalarında, Britanya Savaşının anısına düzenlenen törenin odak noktası olan bir: “anıt mezar” var.
Parlamentonun doğusunda: Provincial Museum var.
Kanada Victoria Provincial Museum
PROVİNCİAL MUSEUM
İngiliz Kolumbiya’sının fauna ve florası ile yerli sanatına ayrılmış. Yaklaşık 55.000 adet fosil örneği bulunuyor. Koleksiyonda: kaplumbağalar ve dinozor kemikleri, ayak izleri, 50 milyon yıllık bitki ve böcek fosilleri, kuş kemikleri, bizon kemikleri var. Ayrıca: bir kısım madenlerin temsilcileri olan kaya ve mineral türleri de bulunuyor. Kaya ve mineral koleksiyonları, çoğunlukla eğitim programları için kullanılıyor.
Müzenin önünde, 62 çanı ile, Netherlands Carillon Tower bulunuyor. Ülkenin, en uzun çan kulesi. Hollanda kökenli Kanadalılar hediye etmişler. İsmi de oradan geliyor zaten.
En doğuda, bir park var.
Kanada Victoria Thunder Bird Park
THUNDER BİRD PARK
Şehir merkezindeki bu parkta: büyük evler ve totemler: 60 yıldır turistler tarafından ziyaret ediliyor. Şehrin, en önemli yerli oyma koleksiyonu burada. Buradaki figürlerin çoğunda görülen, gök gürültüsü kuşu (Thunder bird): gözlerinin ışığı şimşeğe, kanat çırpışları gök gürültüsüne dönüşen, mitolojik bir yaratıktır.
Buradaki heykel atölyelerinde: pek çok yerliyi, bu eski sanatı modern aletler kullanarak sürdürürken izleyebileceksiniz. Parktaki tahta oymaların çoğu: 19.yüzyılın ilk yarısından kalmadır. Fakat, havanın kötü etkilerinden korunmaları amacıyla, yeri değiştirilmiş ve restore edilmişlerdir. Ücretsiz bu parkı gezin, totem direkleri ilginizi çekecektir.
Dallas Road ve Douglas Street’in köşesi: Kanada otoyolunun başlangıç noktasıdır. 7800 km. lik bu yol, Newfoundland’da biter.
Kanada Victoria Beacon Hill Park
BEACON HİLL PARK
1882 yılından günümüze kadar uzanmaktadır. Çiçeklerle sarılı sedir ve meşe korularının, tepeden aşağı inerek, Pasifik’e kavuştuğu bir yer. Victoria’nın en güzel yeşilliklerini, burada görebilirsiniz.
Dünyada var olduğu düşünülen totemlerin en uzunu buradadır. Uzunluk: 38 metredir. Şef Mungo Martin tarafından oyulmuş bu totem direğini mutlaka görmelisiniz.
Beacon Hill’in kuzey ucunda: Crystal Garden Serası var.
Kanada Victoria Crystal Garden
CRYSTAL GARDEN
1925 yılında kurulmuş. Burada tuzlu su havuzu ve çay salonu var. Tavan: cam. Buradaki üst terasta: tropikal bitkiler, egzotik kuşlar ve sürüngenler var. Bu hayvanlar: palmiyeli salonda verilen danslı çay partilerinde, insanlardan uzakta tutuluyorlarmış.
Daha kuzeyde: bir otel var.
Kanada Victoria Empress Hotel
EMPRESS HOTEL
1908 yılında hizmete açılmış. Kanada-Pasifik Demiryolları tarafından inşa edilmiş. Büyüleyici bir konumu var. Her gün, öğleden sonra, üç ayrı oturumda, çay partileri düzenleniyor. Bu partiler ile ünlü bir yer.
Otel: Kanada-Pasifik Demiryolunun, son durağına gelen yolcuların, feribotla karşıya geçtiklerinde konaklayabilmeleri için, 1905 yılında inşa edilmiş. Eski gar otellerinin tipik bir örneği.
Kanada Victoria Royal London Wax Museum
ROYAL LONDON WAX MUSEUM
İç limanın yanında: Kanada-Pasifik Demiryollarının buharlı gemi terminalinde bulunuyor. Burada: Kraliçe Victoria’nın, balmumu bir heykeli bulunuyor. Kuzey Amerika’nın ilk balmumu müzesi sergisi. 1969 yılında kurulmuş.
Ayrıca: tarih öncesi eserler ve yerli sergilerine de ev sahipliği yapıyor.
Kanada Victoria İç Liman
İÇ LİMAN
Yatların ve deniz uçaklarının arasında dolaşıp, vakit geçirebilirsiniz. Hoş bir yer. Limandaki: Pasific Undersea Gardens: deniz seviyesinin altından izleyebileceğiniz, doğal bir akvaryum. Burada: enfes tropik örneklerin yanı sıra, devasa bir ahtapot da var.
Kanada Victoria Maritime Museum
MARİTİME MUSEUM
1954 yılında kurulmuştur. Burada: balina avcılarının kullandıkları gemiler, buharlı gemiler ve eskiden Hudson Körfezinde kullanılan, kürekli tekneler gibi, denizcilik malzemeleri sergileniyor.
Evet, burası: Bastion Square’deki eski mahkeme binasında bulunuyor. Sergilenen objelerin ilgi odağı: orijinal “Tilikum” dur. İçi oyulmuş kütükten yapılan, 3 yelkenli, 13. m. lik bu tekne, 1901 yılında, Kaptan J.C.Voss’un: 3 yıl süren, çılgın dünya turuna çıktığı teknedir.
Victoria şehrinden başlayan yolculuk: Avustralya, Yeni Zelanda, Brezilya, Ümit Burnu ve Azor Adaları yolu ile, İngiltere’de, bir sahil kasabası olan Margate’de son bulmuş.
Şehrin kuzeyine doğru, araba ile 22 km. gittiğinizde: bir masal dünyasına varırsınız.
Kanada Victoria Butchart Gardens
BUTCHART GARDENS
Burası, tam bir çiçekli masal dünyasıdır. Robert Pim Butchart: Portland çimentosu üretiminden büyük bir servet elde ettiğinde, tamamen boş büyük bir alan halindeki, bir kireçtaşı ocağı ile karşılaşır. Karısı, bu alanı, bir bahçeye dönüştürmesini ister.
Sonuçta ise: büyüleyici çeşmeleri, gülleri, ağaçları ve çiçekleriyle, hayranlık uyandıran bu bahçeler ortaya çıkmış.
Simetrik hayat ağaçları, jentiyanlar, taşkıran çiçekleri ve iberyalarıyla Sunken Garden var. Bol çiçekli güllere sahip olan ve en güzel zamanı Temmuz ayı olan: Rose Garden var.
Kanada Vancouver ; Evet, Vancouver şehri denilince: sıcak kanlı insanlar hemen akla geliyor. Hiç tanımadığınız kişiler, size s elam verip, halinizi hatırınızı sorarlar. Trafik yoğun da olsa, her araba durur ve yayanın geçmesini bekler. Dünyanın en yaşanabilir şehirlerinden biri. Yaşam standartları anketinde, dünya üçüncüsü. (2005 yılı için) 2004 yılında ise, Amerika kıtasının en iyi şehri seçilmiş.
Gelelim, şehrin genel konumuna ve şehir hakkında genel bilgilere. Evet, şehir, ülkenin en batısında, Pasifik Okyanusu kıyısında, İngiliz Kolumbiyası eyaletinin bir kentidir. Buraya ne amaçla gidersiniz bilmiyorum, ama gezmek için giderseniz, buyurun size burayı rahatça gezebilmeniz için, bir tur programı.
Ülkemize çok uzak olması nedeniyle, buraya pek gezmek için giden olmayabilir, ancak, burada güzel üniversiteler var. Sanırım: bu üniversitelerde eğitim görmek için gidenler olacaktır.
Şehrin kurulduğu koyu çevreleyen yüksek ve yemyeşil dağlar gerçekten muhteşem. Kanada’nın diğer önemli şehirlerinden: daha yavaş ve ancak daha sağlam şekilde büyüyor. Buradaki insanların: huzurlu bir hayatları var.
Şehir: Burrard Yarımadasının üzerinde kurulu.
Hem düz, hem de engebeli bir alana sahip.
Kanada Vancouver
Kanada Vancouver; Kent: 1860 yıllarında: buraya gelen öncü oduncuların eğlence ihtiyaçlarını karşılayan: “Gassy Jack” isimli salona atfen; “Gastown” olarak da biliniyor. Ancak daha sonraki süreçte: 1886 yılında, Kanada-Pasifik Demiryolunun, batı kıyısındaki son istasyon olan buraya, ilk Avrupalı denizci olan “George Vancouver” gelmiş ve şehir, bu isimle anılmaya başlanmış.
19’nci yüzyılda bir yangın, şehrin büyük bölümünü yok etmiş. Yine de: Simon Fraser ve İngiliz Kolumbiyası Üniversitelerinin arka planlarındaki dağlar; Okyanusla iç içe geçmiş manzaranın muhteşemliğini ortaya koymaya yetiyor.
Kanada Vancouver
Evet, Vancouver şehri: konum olarak, diğer kentler benzemiyor. Burrand Koyu’na açılan, geniş “English Bay” çevresinde kurulmuş.
Büyük Liman
dağlık bir burundaki, Stanley Park ile şehir merkezini birbirinden ayırıyor. Bu manzaranın bütününü görmek için, tek bir noktadan bakmak yeterli gelmiyor. Liman: dünya ölçülerinde, önemli büyüklükte.
Ayrıca: şehir, Kuzey Amerika’daki, üçüncü büyük film üretim merkezi.
Teleferik ile: Grouse Dağına çıkmalısınız. Kent bu dağın eteklerine kurulmuş.
Kentin ve limanın güzelliğini güneyden görebilmek için: Lions Gate Köprüsü üzerinden “First Narrows”u geçtikte sonra, Capilano Road’ı kullanacaksınız. Günbatımında burada olursanız, şehrin bir kez de ışıklarının yanmaya başladığındaki manzarasını görebilirsiniz.
Bu dağ: aynı zamanda: kayakçıların favorisidir. Dönüş yolunda, vahşi doğanın esintilerini hissetmek isterseniz: Capilano Canyon’un sularının 80 metre üzerine kurulmuş olan asma köprüden yürüyebilirsiniz.
Evet, bu arada
Şehir merkezindeki: 40 katlı, Harbour Centre çıkabilirsiniz. Buranın en üst katındaki gözlem terasına veya dilerseniz restorana gidebilirsiniz. Havanın açık olduğu bir günde: uzun menzilli dürbünlerle, Amerikan sınırının ötesindeki, Baker Dağı’nı görebilmek mümkün.
Kanada Vancouver
Bu arada: 2010 yılında, Kış Olimpiyat Oyunları, bu şehirde düzenlenmiştir.
Kanada Vancouver
Kanada ülke sınırları içinde, bu bölgenin en büyük özelliği: iklimi. Vancouver iklimi: Kanada standartlarına göre, genellikle ılıman iklim olarak sınıflandırılıyor. Yaz ayları, genellikle kurak, Temmuz ve Ağustos ise kuru geçer. Buna karşılık, yılın geri kalanında ve özellikle Ekim ve Mart ayları arasında yağışlıdır.
Kent
Diğer Kuzey Amerika kentlerine göre, nüfus yoğunluğu fazla bir yerdir. Şehirde: İngiliz, İskoç ve İrlandalı etnik guruplar yerleşik durumdadırlar. Ayrıca; büyük miktarda, Alman’da yaşıyor. 1914 yılındaki Birinci Dünya Savaşı sırasında ise, çok miktarda Çinli kente yerleşmiş.
Kanada Vancouver
ŞEHİR MERKEZİ GEZİ PLANI
Bu büyük şehirde, gezebilmek için, mutlaka bir arabaya ihtiyaç duyacaksınız. Ancak: yine de, şehir merkezinde trafik sorunu var. Arabanızı bir yere park edin ve yürüyün.
Batı yakası yarımadasından: Stanley Park’a gidebilmek için: 2 ana cadde var. Bunlar: Georgia ve Robson. Georgia Street: parktan geçerek, Lions Gate Köprüsüne kadar devam ediyor.
Şehir merkezindeki gezinizin başlangıç noktası: Robson Square
Kanada Vancouver
ROBSON SQUARE
Kanada Vancouver; Burada: Courthouse (Adliye Sarayı) var. Burası: modern Kuzey Amerika’nın en güzel mimari eserlerinden biri olarak ön plana çıkıyor. Arthur Erickson’un eseri. Vancouver mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyor.
7 katlı bina, yatay olarak planlanmış. Ancak, çevresindeki gökdelenlerin ortasında bile, hemen göze çarpıyor. Yapı da: katlar: pırıl pırıl cam koridorlarla birbirine bağlanmış.
Ofisleri, mahkeme salonları ve hatta dükkanları, restoranları, küçük bir sineması ve buz pateni sahası var. Son derece modern bir kompleks. Bahçelerindeki fıskiyeli havuzlar, çiçekli küçük çalılar, güller, Japon Akçaağaçları, portakal ağaçları ve minyatür çam ormanı var.
Salonların yüksekliği: 42 metre. Cam tavanın yüksekliği ise: 35 metre. Bir çelik, uzay kafesine benzeyen yapı, yaklaşık 50 dönüm araziyi kapsıyor. Doğal klima sağlamak amacıyla, üç basamaklı şelale yapılmış.
Kanada Vancouver
Burada: ayrıca: “Vancouver Art Gallery” bulunuyor. Burası: Ericson tarafından restore edilen, tam bir Neo-Klasik tapınak olan, eski mahkeme binası. Bu galerinin en güzel sanat eserleri: Kanadalı ressam Emily Carr ait olan koleksiyon. Bu ressam: 1871-1945 yılları arasında yaşamış. Yörede: Çatlak Millie adıyla anılıyor.
Victoria şehrinde: evcil maymununu, bebek arabası ile gezdiren bir bayan. Yıllarca; yerliler arasında resim yapması ve Fransız Post-Empresyonistlerle çalışması sonucu: güçlü peyzajlar ortaya çıkarmış. Koyu renklerle, totem temaları yapmış. Kuzgun (1928) ve ağaçların totem direkleri göründüğü Orman, İngiliz Kolumbiyası (1932) resimleri, özellikle görülmeye değer.
Burada: bir de gökdelen var. British Columbia. 208 metre yüksekliği ile, şehrin en yüksek binası. Ayrıca: University of British Colombia’nın şehir merkezindeki uydu kampüsü; burada bulunuyor.
Kanada Vancouver
ROBSON STREET
Robson Street’in: Burrard ve Bute caddeleri arasında kalan bölümünde: birçok lokanta bulunuyor. Bu lokantalar, günümüzde: Alman tarzını yitirmiş, Vietnam, Japon, İskandinav, İtalyan ve Fransız mutfağından yemekler sunuyorlar. Ama burası özellikle moda mağazaları ile ünlü. En pahalı ve lüks mağazalar burada bulunuyor.
Bu cadde, tam bir seyir caddesi gibi. Çok egzotik, nadir arabalar ve motosikletleri burada görebilirsiniz.
Kanada Vancouver
Caddenin yakınında: BC Place Stadium var.
Kanada Vancouver
GRANVİLLE MALL
Kanada Vancouver; Square’nin doğusunda bulunuyor. Bir alışveriş bölgesi. Yaya alışveriş bölgesi. Yani: trafiğe kapalı. Burası: aynı zamanda, popüler bir eğlence merkezi. Dans kulüpleri, restoranlar, oteller ve neon ışıkları ile mağazalar, gecenin geç saatlerine kadar açık.
Burası, sizi, sahildeki Harbour Center’e yönlendirecek. Granville Street’in aşağısındaki, Burrand Koyu ile Kuzey Vancouver arasını 12 dakikada giden, halkın işlerine gidip gelirken sürekli kullandıkları “Seabus” a binebilirsiniz. Şehrin ve limanın “su seviyesinden manzarası” ve ilaveten “Canada Place”i yakından görebilirsiniz.
CANADA PLACE
Kanada Vancouver: Limana doğru çıkıntı yapan biçimi, bir transatlantiğe benzeyen bu bina, beyaz yelkenleriyle 19.yüzyıl başlarındaki limanları anımsatıyor. Bir çatı ile, beş büyük yelken ve bir cruise gemi gibi görünüyor.
Yapı: Expo 86 fuarına da ev sahipliği yapmış ve bu nedenle yapım yılı: 1986. Günümüzde içinde: kongre merkezleri, restoranlar, dünya standartlarında bir otel var. IMAX filmlerini, bu binada izleyebilirsiniz.
Kanada Vancouver
Evet, eğer Hasting Street üzerindeki bezgin hayattan memnun kalmadıysanız, doğuya dönün ve Pender Street boyunca, parlak renkleriyle uzanan Chitatown’u ziyaret edin.
Kanada Vancouver
CHİNA TOWN
Kuzey Amerika’nın ikinci en büyük Chinatown’u. Kanada-Pasifik Demiryollarında çalışmak üzere gelen Çinli göçmenlerin torunları burada yaşıyor. Popüler turistik alan.
Kanada Vancouver
Tezgah ve dükkanlarda: Hong Hong, Tayvan ve Çin’den getirilen: saten ve ipek giysi, bambu ve seramik eşyaları yanı sıra meyve, sebze ve balık satılıyor. Ayrıca: çeşitli baharatlar yanında ren geyiği boynuzu gibi geleneksel ilaçlar da satılıyor.
Bu bölge: vitrinlerini ızgarada pişmiş domuz ve kümes hayvanları etlerinin süslediği birçok lokanta ve ilgi çekici cadde dekorasyonu ile sizi cezp edecektir. Buraya mutlaka gidin, ilginizi çekecektir.
Evet: bu bölgede gezinizi tamamladıktan sonra: liman ve demiryolu bölgesine, kırmızı tuğla döşeli kaldırım taşlarıyla, yeniden canlandırılmış, Gastown bölgesine doğru gezinize devam edebilirsiniz.
Kanada Vancouver
GASTOWN
Kanada Vancouver: Burası: Vancouver şehrinin başlangıç yıllarından kalma bir yer. Burada: hediyelik eşya dükkanları, barlar ve restoranlar, butikler var. Sokaklarında göz alıcı bir sevimlilik hakim. Son derece ticari olmasına rağmen, şirinlik unutulmamış.
Kanada Vancouver
Water Street’in batı ucunda: dünyanın ilk ve tek buharlı saati bulunuyor. Bu anıtsal saat: saat başlarını, düdük sesi ile haber veriyor. Yani: çan sesi yok. Bu saati mutlaka görün, ilginç.
Maple Street üzerinde: Gassy Jack’in bir heykeli var. Bu şahıs: bir gemi kaptanı ve asıl adı: John Deighton. Bir viski fıçısının üzerinde tasvir edilmiş. Bunun nedeni: 1867 yılında, kasabayı işgal etmeleri için, odunculara içki sunmuş olmasıdır.
Kalabalıktan kaçmak için, deniz kıyısına doğru yürürseniz: karşınıza, Campbell Avenue Dokları çıkacaktır.
CAMPBELL AVENUE DOKLARI
Kanada Vancouver; Burada, okyanustan dönem balıkçıların teknelerini boşaltmalarını izleyin.
Daha sonra, gezinize: Hasting Street’ten, Burnaby Dağı’na ve Simon Fraser Üniversitesinin çarpıcı kampüsüne doğru devam edebilirsiniz.
Kanada Vancouver
SİMON FRASER ÜNİVERCİTY
Kanada’nın en kapsamlı üç üniversitesinden biridir. 8 fakültesinde, 100 lisans ve 45 lisansüstü eğitim programı uygulanmaktadır. Akademinin avlusunda, öğrencilerin sunduğu, çeşitli etkinlikleri görebilirsiniz.
Binanın: kırılmaz camdan yapılmış çatısından: merdivenlere ve teraslara yansıyan ışık-gölge oyunları dikkatinizi çekecektir.
Kampus alanındaki konutlar: öğrencilerin birinci ve ikinci yıl ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılmıştır. Kuleler: 727 tekli konuta sahiptir. Bu tekli konutlar: kendi buzdolabı, yüksek hızlı internet bağlantısı, mobilyalı ve yemek odası bulunan mekanlardır.
Kanada Vancouver
Evet: şehir merkezine dönüş yolunuzda: B. C. Lions oyuncularının maçlarını yaptığı, oval kubbeli, büyük futbol stadyumu: B.C. Place’i göreceksiniz.
Kanada Vancouver
STANLEY PARK
Kuzey Amerika’nın, en güzel şehir parklarından birisi. English Bay bölgesine hakim bir yarımada üzerinde bulunuyor. Muhteşem bir ormanı var. Bu ormanda: Duglas göknarı, sedir ve ladin ağaçları kaplı. Park: bir zamanlar; devlet tarafından: Kraliyet Donanmasının: gemi direği ve seren kerestesi temin etmek için kullanılmış.
Kanada Vancouver
Parkın: güney girişinin yakınında: Lord Stanley’in; bronz bir heykeli bulunuyor. Bu şahıs: yüzyılın başında, buranın park olarak kullanılmaya başlandığındaki, Kanada Genel Valisi.
Georgia Street’in doğusuna doğru dönüp, 9 km. ilerleyince: yürüyüş yapabileceğiniz ya da bisiklete binebileceğiniz: Sea Wall Promenade ulaşacaksınız. Bu arada: bisiklete binmek isterseniz, park girişinde bisiklet kiralayabilirsiniz.
Kanada Vancouver
Brockton Oval’ın
oyun sahasında: bir kriket maçı görebilirsiniz. Yakınlarda bulunan: Haida ve Kwakiult totem direkleri, bölgedeki kültürün etkileşimin izleri. Brockton Point’e geri dönerken; akşam, saat 21.00 gibi top atışı sesleri duyacaksınız. Bunların anlamı: balıkçılar için, balık yasağının başlamasıdır.
Evet, buradan batıya dönüp denize doğru ilerleyin. Mayolu kız adını taşıyan bronz bir heykel göreceksiniz.
Prospect Point’de mola verdiğinizde, Japon, Çin veya Rus bandıralı, petrol tankerlerinin ve tahıl taşıyan kargo gemilerinin geçişlerini izleyebilirsiniz. Buraya: Kaptan Vancouver ile Squamish kabilesi üyelerinin karşılaştığı yeri belirten bir totem direği dikili.
Kanada Vancouver
Aquarium ayrı bir güzellik.
Burada: gösteri yunusları ve beyaz balinalar var. Ayrıca: yılan balıkları ve kutup ayıları. Akvaryumun altındaki hayvanat bahçesinde ise: ayılar ve maymunlar var.
Evet, devam ederek Beaver Gölüne ulaşıyoruz. Burada: su sistemini perişan eden kunduzlar gönderildikten sonra, su kenarında yürüyüş ve piknik yapılabilecek yerler oluşturulmuş.
Yarımadanın batı kıyısı boyunda: parkın kumlu plajları var.
ENGLİSH BAY
Şehir merkezinden uzaklaşmayı düşünürseniz, Point Grey bölgesinin güzel plajlarında, hoş vakit geçirebilirsiniz.
Kanada Vancouver
Buranın plajı: en popüler güneşlenme, yüzme ve gün batımı izleme yeri. Yaz sezonu boyunca, oldukça kalabalık.
Wreck plajı: çıplaklar için ayrılmış.
Kanada Vancouver
UNİVERCİTY OF BRİTİSH COLUMBİA
2008 yılı Akademik sıralamasında, dünyanın en iyi 35. üniversitesi, Kanada’nın ise en iyi 2. üniversitesi seçilmiş. Kütüphanesi: Kanada’nın en büyük ikinci araştırma kütüphanesi.
Burası: Kuzey Amerika’nın en güzel kampüslerinden biridir. Arkasında: harika bir deniz ve dağ manzarası, önünde ise: Sedgwick Kütüphanesi ve Faculty Club’un gül bahçesi bulunuyor. İki tane kampüsü var. Bunlar: Vancoure ve Kelowna kampüsleri.
Kanada Vancouver
MUSEUM OF ANTHROPOLOGY
Üniversitenin gururu: Museum of Anthropology: Point Grey’de, Marine Drive üzerinde bulunuyor. Bu yapı: çatısı cam ve Arthur Ericson tarafından, 1972 yılında, yerlilerin kazık ve kirişlerle inşa ettikleri uzun evlere bir saygı duruşu olarak: cam ve beton kirişlerle tasarlanmış.
Çimenler üzerinde: Haida yerlilerine ait “totem direkleri” ve “sedir ağacından yapılmış iki Haida evi” var. Bunlar: asırlar öncesinin yapı tekniğine ve biçimlerine bağlı kalınarak, 1930’lu yıllarda inşa edilmişler.
Müzede: diğer Pasifik uygarlıklarına ait kalıntıların yanı sıra, Kwakiutl, Salish, Tlingit ve Tsimshian gibi, deniz kıyısı kabilelerinin kültür hazineleri sergileniyor. Pasifik sularına tek uygun ağaç olan “sedir ağacından yapılma kanolar”, doğunun ormanlık alanlarında yaşayan yerlilerin Ontario ve Quebec nehirlerinde kullanılmak üzere, daha hafif olan kayın ve huş ağacından yaptıkları kanolardan farklı.
Burada sergilenen heykeller:
Evlerde, direk ve çapraz kiriş olarak kullanılıyormuş. Ev sahibinin gücünü ve saygınlığını gösteren heykel, çatı kirişi olarak kullanılıyormuş. Haidalı sanatkarlar tarafından, siyah-yumuşak argilit taşlardan üretilmiş küçük figürler: özellikle, 19.yüzyılda Avrupa’dan gelen turistlerin “karikatürize edilmiş” tasvirleri.
Burada: banyo küveti büyüklüğünde, ağaçtan oyulmuş şölen kapları göreceksiniz. Bu kaplar: konukların ağırlandığı, büyük potlaç törenlerinde, kabilelerin misafirperverlikte ne kadar cömert olduklarını gösteriyor. Koleksiyonun büyük bölümü: altın, gümüş ve bakır mücevherlerden, ahşap masklardan ve tören çıngıraklarından oluşuyor.
Bunların pek çoğu: 6. ve 7. galerilerde sergileniyor. Burada, garip bir sergileme yöntemi uygulanıyor. Sanki: burayı müzenin deposu gibi algılayabilirsiniz. Ancak, hayır, bu değişik bir sergileme yöntemi. Müzedeki binlerce objeyi, sürekli olarak sergileyebilmek amacıyla geliştirilen bir yenilik. İzleyici, dünyadaki çeşitli kültürlere ait, değişik eserleri karşılaştırıp, ilkel yaratıcılığın zenginliği arasında farklılıkları görebiliyor.
Müzenin hemen güneyinde: Japon klasik bahçe düzenleme sanatının en güzel örneği olan “Nitobe Memorial Gardens” var. Fenerle aydınlatılmış taş yoldan: kemerli köprüye ulaşılıyor. Köprüden geçince: kendinizi, akağaçların ve açelyaların çevrelediği, geleneksel bir çay evinde bulacaksınız.
Hemen yakınındaki Asian Centre’de: Çin, Japonya, Hindistan, Kore ve Endonezya’ya ait, sanat eserleri, fotoğraflar ve kostümler sergileniyor.
Point Grey Road’dan: şehre dönerken, Jericho plajında: Old Hastings Mill Store ziyaret edebilirsiniz.
Kanada Vancouver
OLD HASTİNGS MİLL STORE
Burası, 1886 Gastonwn yangınından kurtulan, tek orijinal yapı olmasıyla öne çıkıyor. Kasabanın, bugün ayakta kalan en eski yapısı. Bina: postane ve toptancı hali olarak kullanılmış. 1930’larda, şehir merkezinde, bulunduğu yerden buraya taşınmış ve restore edilmiş. İçinde: yüzyıl başı eşyaları sergileniyor. Bir müzeye dönüştürülmüş.
Burrard Köprüsü çevresindeki: Vanier Park’ta: 2 küçük müze ve MacMillian Rasathanesi var. Centennial Museum: yerel tarih ve antropoloji konularında uzmanlaşmış. Maritime Museum ise: Pasifik Limanının tarihine ait. Saint-Roch gemisi; bu müzenin en önemli parçası.
Bu gemi: Kanada Kraliyet Atlı Polisinin gurur kaynağı. Bölgedeki Alman U Botlarını avlamak için, Panama Kanalı ve Kuzey Buz Denizi üzerinden, Kuzey Amerika kıtası çevresinde dolaştırılmış.
Evet: English Bay’ın False Creek’e doğru daraldığı bölgeler, Vancouverlıların, zevke düşkün insanlar olduğunu gösteriyor. Eskiden: ambarlar, bıçkıhaneler, fabrikalar ve demiryollarının bulunduğu bu çorak alan, günümüzde, şık yerleşim alanlarıyla zenginleştirilmiş.
Granville Köprüsünün altında kalan: Granville Island keyifli bir yer.
Kanada Vancouver
GRANVILLE ISLAND
Burası: denizin doldurulmasıyla elde edilmiş. Üçgen şeklinde bir yarımada. Marketleri, kafeleri, galerileri, butikleri ve tiyatrolarıyla, keyifli bir yer. Burası, aynı zamanda bir oyuncak mağazası cenneti. Aynı zamanda: yangın musluklarının çevresindeki su-oyun alanları ve tonlarca lastik tekerlekle, çocukların oyun için en gözde mekanlarının başında.
Kanada Vancouver
False Creek: bahçeli ve teraslı evlerden oluşan bir mahalle. Koyun doğu ucunda bulunan ve devasa bir kubbe altındaki: Expo Centre; günümüzde sergi ve sinema salonu olarak kullanılıyormuş.
Şehir ismini “Hz. İsa” nın havarilerinden “St. Santiago” (diğer adı Aziz Yakup) dan almıştır. Şili Santiago, Santiago Şili demektir.
Geniş bir düzlükte Andlar’ın görkemli eteklerinde, hükümetin ticari, sanayi ve finans gibi belli başlı organlarının idari merkezi olan Şili’nin başkenti Santiago uzanmaktadır. Ülkenin kültürel ve sanatsal faaliyetlerinin de kalbi konumundadır. Rio Mapocho nehrinin kıyısındaki vadidedir.
Şehir, Orta Vadi olarak bilinen bölgeye yerleşmiş, doğudan batıya Mapacho Nehri tarafından bölünmüştür. Deniz seviyesinden yükseklik: 520 metredir.
Şehir: bol bitki örtüsü ve uygun iklimi nedeniyle; İspanyollar tarafından; 1541 yılında “Nueva Extremadura” ismiyle kurulmuştur. Şehrin en büyük özelliği: tarihi süreç içinde yaşanmış büyük depremlerdir ve bunun sonucunda, şehirde: tarihi yapıların çoğu yok olmuştur.
Şehrin iklimi: biraz serin olan Akdeniz iklimi görülür. Yaz döneminde sıcaklık 35 dereceye kadar yükselse de, nispeten sıcak ve kuru yaz ayları geçirilir. Kışlar soğuktur. Günlük sıcaklık ortalaması 13 derece civarındadır. Kar yağışı çok nadiren görülür.
1947 yılındaki büyük depremde: şehrin büyük bölümü yok olmuş ve binlerce yaralı yanında, 12.000 kişi ölmüştür. Bu nedenle, Şili ülkesinin diğer birçok şehrinde olduğu gibi, burada da, birkaç istisna dışında, özellikle sömürge dönemi yapıları başta olmak üzere, tarihi bir kalıntı görmek mümkün değildir.
Şehirdeki asayiş: atlı askerler tarafından sağlanmaktadır, yani cadde ve sokaklarda atlarla gezen emniyet görevlilerini göreceksiniz. Şehirdeki elektrik sistemi ise, 220 volt ile çalışmaktadır. Yani, herhangi bir adaptöre ihtiyaç duymadan elektronik cihazlarınızı kullanabilirsiniz.
Para birimine gelince: Santiago şehrinde “Şili Pezosu” (CLP) kullanılmaktadır. Pezo: 1,5, 10,50, 100 ve 500 lük bozukluklar ve 500,1000,2000,5000,10.000, 20.000’lik banknotlar şeklindedir. Şehirde döviz bozdurmak için, her yerde ATM bulabilirsiniz.
Kredi kartına gelince, şehirdeki birçok restoran, dükkan, mağaza, otel ve benzeri yerler, kredi kartı kabul etmektedirler. Yani: döviz bozdururken komisyon ödemek yerine, kredi kartı kullanmanızı öneririm.
Şehirde, resmi dil olarak “İspanyolca” kullanılmaktadır. Şili ülkesindeki Büyükelçiliğimiz, Santiago şehrinde bulunmaktadır.
Şili Santiago
ULAŞIM
Ülkemizden, Santiago şehrine ulaşmak isterseniz: direkt uçuş bulamasınız. Ancak: Paris veya Sao Paulo aktarmalı olarak buraya ulaşmanız mümkündür.
Şehre ulaşım için “Comodoro Arturo Merino Benitez” uluslar arası havaalanı kullanılmaktadır. Latin Amerika havaalanları arasında en işlek olan 5’nci alandır. Şehir merkezinin 26 km. batısında olup, buradan şehir merkezine 15 dakikada ulaşılmaktadır. Ulaşım için “Buses Centropuerto” isimli otobüsleri kullanabilirsiniz. Hemen havaalanı çıkışında, otobüsler her 15 dakikada bir hareket ediyorlar. Otobüs biletini, havaalanı içinden veya dışındaki bilet satış gişelerinden bulabilirsiniz.
Şehir içi ulaşımında, çok gelişmiş metro sistemini rahatlıkla kullanabilirsiniz. Şehir içi ulaşımın diğer aktörleri ise: belediye otobüsleri, ve minibüslerdir.
Şehirde alışveriş yapmayı düşünürseniz: Costanera Merkezine gitmenizi önerimim. Burada, birçok alışveriş ve eğlence mekanı bulunuyor. 600.000 metre karelik bu alanda, 300 metre yüksekliğinde, Gran Torre Santiago gökdeleni de bulunuyor.
Evet, depremlerin tüm yıkım etkilerine rağmen, yine de bu şehir bir kısım ulusal ve tarihi anıtları barındırmaktadır.
La Moneda Sarayı, Cumhurbaşkanlığı köşkü, Milli kütüphane, Şili Üniversitesi Rektörlüğü, Güzel Sanatlar Sarayı, Posta İşletmeleri, Casa Colorada ve San Francico kilisesi şehrin mimari zenginliğini oluşturan belli başlı örneklerden birkaçıdır.
Bunlar, doğu tutkunları için hem bir gezinti hem de rekreasyon yeri olan Santa Lucai ve San Cristobal tepeleridir.
Şili Santiago
GEZİLECEK YERLER
AHUMADA STREET
Burası, şehrin kalbinin attığı caddelerdendir. Caddede: birçok kafe bulunmaktadır. Bu kafelerde mutlaka birkaç saat ayırıp bir kahve molası vermelisiniz. Ayrıca: yine cadde üzerinde, çocuk tiyatrocular, gelip-geçenleri eğlendirecek gösteriler sunmaktadırlar.
Ayrıca: alışveriş pasajları, hediyelik eşya, takı, kıyafetler satan yerler bulup satın alabilirsiniz. Caddenin sonunda “Plaza de Armas” meydanı bulunuyor. Gün doğarken ve batarken, caddenin manzarasını izlemenizi özellikle öneririm.
PLAZA DE ARMAS
Şehir merkezindeki bu meydan: kare şeklindedir ve merkezin ızgara düzenindeki yapılan ilk meydan olarak önem kazanmaktadır. Şehir merkezinde insanların buluşma noktasıdır. 1541 yılında, kent tasarımı sırasında, Petro de Gamboa tarafından tasarlanmıştır. Bölge: yayalar için ayrılmıştır, yani trafik yoktur ve bu yüzden çok hareketlidir.
Burada: pansiyonlar, hosteller, restoranlar, müzeler ve doğal güzelliklerin bulunduğu parklar vardır. Özel zamanlarda: orkestra tarafından müzik yapılır. Ressamlar ve seramikçiler, sanatlarını sergilerler.
Evet, özenle düzenlenmiş bu meydanın çevresinde: birçok tarihi yapı bulunmaktadır. Bunlar: Palacio de la Moneda (yani Cumhurbaşkanlığı Sarayı), Santiago Metropolitan Katedrali, Merkez Postane Binası, Palacio de la Real Audiencia de Santiago (burada Şili Ulusal Tarih Müzesi bulunmaktadır), hemen güneydoğuda 1893 yılında inşa edilmiş yeşil ticari Edwards binası, Santiago Müzesine ev sahipliği yapan 1769 yılı yapımlı Casa Colorado kilisesi, Santiago Belediye Tiyatrosu ve Milli Kütüphane bulunmaktadır. Bunlar:
Şili Santiago
Santiago Metropolitan Katedrali
Depreme rağmen, ayakta kalmayı başarabilen tek ve en eski yapıdır. Şehrin başpiskoposu burada oturmaktadır. Katedralin yapımına, 1748 yılında başlanır ve 1800 yılında tamamlanır. Yani, inşaatı 240 yıl civarında sürmüştür. Yapı: 1791 yılında: mimar Manuel Tolsa tarafından restore edilmiştir. Güneş Tapınağı olarak da bilinir.
Katedralin iki kulesinde, 16 çan bulunmaktadır. Bu çanların en büyüğü 12 ton ağırlığındadır. Katedralin içinde ise: birçok heykel, sunak, antika ve resim bulunmaktadır.
Katedralin tam önünde ise, sokak tiyatrocuları, çeşitli komedi oyunları sergilerler. Ama, bu katedralde, en çok ilgiyi çeken: “elinde çanı ile gezen papaz” dır
Şili Santiago
Merkez Postane Binası
Meydanın kuzey kenarındadır. Mevcut binanın yapımına, 1881 yılında başlanmış ve Ricardo Brown tarafından dizayn edilmiştir. Şimdiki görümüm ise, 1908 tarihine aittir. Yapı: 1976 yılında, Şili Ulusal Anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Palacio de la Real Audiencia de Santiago- Şili Ulusal Tarih Müzesi
Meydanın kuzeyindedir. 1982 yılından bu yana “Şili Ulusal Tarih Müzesi” burada bulunan, 1808 yılından kalma evlerde bulunmaktadır. 1804-1807 yılları arasında inşa edilen bina, ilk olarak “Şili Kraliyet Mahkemeleri” ne ev sahipliği yapmıştır.
1818 yılında ise, bina, yeni kongre için ilk buluşma yeri olarak kullanılmıştır.
Şili: Ulusal Tarih Müzesi konseyi, 1911 yılında kurulmuştur. Müzenin koleksiyonlarında: kadın giyim, dikiş makineleri, mobilya ve diğer dekoratif ve fonksiyonel parçalar bulunan objeler, daha doğrusu Şili hayatının günlük kullanılan objeleri sergilenmektedir.
Şili Santiago
Palacio de la Moneda-Cumhurbaşkanlığı Sarayı
Orijinal bina: 1784-1805 yılları arasında inşa edilmiş olup, mimar Jaaquin Toesca’dır. Cumhurbaşkanı, Genel Sekreterlik ve Devlet Genel Sekreterliği bu binadadır. Yapı, İtalyan mimar Joaquin Toesca tarafından 1784-1805 yılları arasında yapılmıştır.
1930 yılında, Anayasa Meydanı, sarayın önüne inşa edilmiştir. 11 Eylül 1973 tarihinde askeri darbeler sırasında, saray Şili Hava kuvvetleri uçakları tarafından bombalanmıştır. Sarayın son restorasyonu 11 Mart 1981 tarihinde tamamlanmıştır.
Evet: burayı ziyaret ederseniz, 1973 yılında Pinochet’in yaptığı darbenin izlerini görebilirsiniz. Her sabah, saat: 10.00’da, koyu yeşil üniformalar giyen kadın ve erkek askerler tarafından yapılan, nöbet değişim töreni ilgi çekmektedir.
Santiago Belediye Tiyatrosu
Fransız mimar Edward Baines tarafından, 1857 yılında inşa edilmiştir. 1906 yılındaki depremde büyük hasar görmüştür. Tiyatro binası, ilk olarak: biraz önce de sözünü ettiğim gibi, 1857 yılında “Giuseppe Verdi” nin “Ernani” operası ile sahnelerini açmıştır.
1800 seyirci kapasitelidir. 1927 yılına gelindiğinde, yapı, yine büyük bir yangın sonucu tahrip olmuştur. Bunun sonucunda yapılan çalışmalarda, seyirci kapasitesi 1500 kişiye düşürülmüş, ancak yapının içi daha da zenginleştirilmiştir. 1952 ve 1959 yıllarında yapılan modernizasyonlar sonucu, çok sayıda kültürel etkinlik düzenlenmiştir.
1955 yılında kurulan Santiago Filarmoni Orkestrası, konserlerini burada vermektedir.
Şili Santiago
Biblioteca Nacional de Chile-Milli Kütüphane
Güney Amerika’nın en büyük kütüphanelerinden birisidir. Bugünkü binasına, 1925 yılında taşınmıştır. Kütüphane: geniş ve değerli el yazmaları ve kitap koleksiyonları barındırmaktadır. Bunlardan ulusal tarih hazinesini oluşturan bir kısmı, sahipleri tarafından buraya bağışlanmıştır.
Dış İşleri Bakanlığı
Bu yapı, hemen alt caddedir. Ancak: çok ihtişamlıdır ve görmenizi öneririm. Bu yapı: ilk yapıldığında “Şili Parlamentosu” olarak kullanılmış, ancak daha sonra Parlamentonun “Valpario” ya taşınması ile Bakanlık olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Şili Santiago
ŞİLİ ÜNİVERSİTESİ
Latin Amerika’nın ve Şili ülkesinin en eski ve en büyük yüksek öğrenim kurumlarından birisidir. 1738 yılına ait, San Felipe kraliyet üniversitesinin yenilenmesi ve devamı olarak yapılmıştır. İlk Cumhurbaşkanı Andres Bello onuruna, buraya “Casa de Bello” yani “Bellonun evi “ denilmektedir. Buranın mezunları: 2 Nobel Ödülü kazanmışlar ve diğer mezunlar arasında 22 devlet başkanı bulunmaktadır.
MUSEO NATİONAL DE HİSTORİA NATURAL
Burası: Ulusal doğa tarihi müzesidir. Burada: doldurulmuş hayvanlar görebilirsiniz. Bunlar aslında gerçek gibi görünmektedirler ve etkileyicidirler. Burada, ayrıca fosil halindeki hayvanların, canlı iken nasıl göründüklerine şahit olabilirsiniz.
Şili Santiago
MUSEO NACİONAL DE BELLAS ARTES-MNBA-GÜZEL SANATLAR SARAYI
Bu müze: Güney Amerika sanatı için en önemli merkezlerden birisidir. Buraya Pazar günleri giriş ücretsizdir.
1880 yılında kurulan “Sanat Birliği” isimli bir örgüt tarafından yönetilmektedir. Müze, şehrin bayraklı müzesidir. Bunun sebebi: bu müzede: ülkenin en son çağdaş sanat eserleri görebilecek olmanızdır.
Ayrıca: dünyaca ünlü birçok sanat eserini de görmek mümkündür. Bu yüzden, özellikle gençler arasında yoğun tercih görmektedir.
Müze binası: 1910 yılında, Şili’nin bağımsızlının 100’ncü yılı anısına yapılmıştır. Mimar: Fransız kökenli Şilili Emile Jecquier’dir. Burada, eskiden Şili Üniversitesine bağlı Güzel Sanatlar Fakültesi bulunuyormuş.
Bina, 2010 yılı Şili depreminde büyük hasar görmüştür. Müzenin bahçesinde: ikinci el pazarı kuruluyor. Bu pazarda: yiyecek-içecek, giyim eşyaları ve kitaplar satılıyor. Ayrıca: yine burada çeşitli sanatçılar performanslarını sergiliyorlar.
Şili Santiago
CASA COLORADO KİLİSESİ-MUSEO DE ARTE CHİLENO PRECOMOMBİNO
Dışişleri Bakanlığı binasının hemen yanındaki Adalet Sarayının karşısındadır.
Burası: 1769 yılında inşa edilmiştir. Günümüzde “Museo de Santiago” yani “Santiago Müzesi” ne ev sahipliği yapmaktadır. 2 katlı yapıda: kil kiremit çatı, cumbalı pencereler, derin kırmızı duvarlar görülmektedir. Zaten, bu kırmızı duvarlar nedeniyle, yapıya “Red House” yani “Kırmızı ev” ismi verilmiştir.
Müzeyi ziyaret etmek isterseniz: iki büyük avluda yürüyerek, Kolomb öncesi dönemine ait ilginç objeler görebilirsiniz. Zaten müzenin ismi de Kolomb öncesi Sanat Şili Müzesidir.
Müze koleksiyonu: Şilili mimar ve antika toplayıcısı Sergio Larrain Garcia-Moreno tarafından 50 yıllık bir süreçte edinilmiştir. Koleksiyon, 4 alanda bölünür. 4500 yıllık uygarlıklarının izlerini görebileceğiniz bu müzeyi, mutlaka gezmenizi öneriyorum.
Yani: müze yalnızca klasik antropolojik veya Etnoğrafik bir müze olarak kalmamış, değişik objelerin her türü sanata dönüştürülmüştür. Harika sergiler, taş, bakır ve altın objeler, yeşim taşı objeler görebilirsiniz.
Alan Mezo
Burada bir heykel bulunmaktadır ki, özellikle görmenizi öneririm “Xipe Totec”.Bu heykel: “Maya kültürüne ait” kabartmadır. Bu tanrıya (Xipe Totec) özellikle İspanyolların fethi sırasında Meksika bölgesinde tapınılıyordu.
Genellikle: tanrıya adak olarak ayinlerde kurban edilmiş insanların yüzülmüş derilerini giymiş olarak tasvir edilmektedir.
Tasvirlerde, vücudun bir tarafı sarı, diğer tarafı bronz boyanır. Tanrı: yeniden doğuş ve mevsimlerin yenilenmesini sembolize eder. Tanrı tasviri üzerinde bulunan yüzülmüş derilere dokunulduğu zaman, iyileştirici özellikleri bulunduğuna inanılırdı.
Alan İntermedia
Buradaki vitrinlerde, Valdivia (bunlar Amerika’da yerleşmiş en eski kültürdür) kültürüne ait, kakao yaprağı çiğneme çömlekleri görülmektedir. Ayrıca: Veraguas ve Diquis kültürlerine ait altın nesneler sergilenmektedir.
Alan Andes Centrales
Burada mezarlardan çıkarılan maskeler ve bakır objeler sergilenmektedir. Müzedeki en eski tekstil örneği: bu alandadır ve neredeyse 3000 yaşındaki bir boyalı kumaştır. Chavin kültürüne aittir.
Alan Andes del Sur
Buradaki koleksiyonda, Şili ve Arjantin parçaları bulunmaktadır. Bunlar arasında sayılabilecekler: Aguada kültürüne ait enfiye tepsileri ve San Pedro kültürüne ait çeşitli objeler ve İnka Quipu’tudur.
PROVİDENCİA-LAS CONDES
Burası: Santiago şehrinin modern yüzünün görüntüsüdür. Burada: büyük alışveriş merkezleri, lüks oteller, şık caddeler, restoranlar ve barlar bulunur. Özellikle: buradaki “Suecia” ve “El Bosque” bölgeleri: şehrin gece hayatının en hareketli yerleridir. Suecia bölgesinde birçok bar bulunmaktadır.
Şili Santiago
ATATÜRK RÖLYEFİ
Giriş bölümü için son bir not: burayı ziyarete gideceklerin belki ilgisini çekecektir, 1926 yılında yapılan antlaşma ile, Şili, yeni Türkiye Cumhuriyetini tanıyan ilk ülke olmuştur. Bu özelliği nedeniyle, Cumhuriyet tarihimizde özel bir yeri bulunmaktadır.
Santiago şehrinin ana caddelerindeki bir parkta “Atatürk rölyefi ve Lisesi” bulunmaktadır. Ülkemizden, binlerce kilometre uzaklıktaki, bu ülkenin, Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e bu derece sahip çıkması ve önem vermesi; sanırım günümüz için çok anlamlı.
Evet: Atatürk rölyefinin altında, Atatürk’ten övgüyle söz eden bir yazı var. “Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, vatanının fedakar ve sadık hizmetkarı, benzeri olmayan kahraman, insanlık idealinin canlı emsalidir.
Bütün hayatını Türk Milletine adamış, milletine kendi ruhunu, ateşini vermiştir. Hatırası milletinin ruhunu ateşli tutan sönmez bir meşale olarak yaşamaktadır”
Evet, Atatürk için, giriş kısmında sözünü ettiğim rölyef: şehrin, yeni ve güzel bölgesi olan “Suecia” bölgesinde: Türkiye Cumhuriyeti meydanında bulunuyor.
Anıt: 1917 Girit doğumlu Türk heykeltıraş Şadi Çalık tarafından, 1972 yılında bronzdan yapılmıştır. Anıtın açılışı: 1972 yılında, buraya ziyarete gelen İsmet İnönü tarafından yapılmıştır.
BARRİO BELLAVİSTA
Şehrin, en güzel barları, gece kulüpleri ve restoranlarının bulunduğu bir diğer bölgedir. Burada, bir Türk restoranı da bulunuyor. Şehrin en iyi gece hayatının burada yaşandığını bilmenizi isterim. Ancak, burası yalnız gece değil, gündüzleri de birçok etkinliğin bulunduğu bir alandır.
Şili Santiago
SANTİAGO BORSASI
Borsa, 1893 yılında kurulmuş ve Latin Amerika’nın en büyük üçüncü borsasıdır. (Brezilya ve Meksika’dan sonra) Bolsa de Comercio olarak isimlendirilen yapı; 1917 yılında tamamlanmış ve borsa, 1925 yılında açılmıştır.
Şili Santiago
SANTA DOMİNGO CHURCH
Kilisenin ana gövdesi, kesme taşlardan yapılmıştır. Çan kulesi, sıva ile kaplı kil tuğla ile inşa edilmiştir. Mevcut yapı, burada inşa edilen dördüncü kilise yapısıdır. Daha önceki yapılar, 1898-1647 ve 1730 yıllarındaki depremlerde tahrip olmuştur. Dördüncü ve günümüzdeki kilisenin mimarı Juan de los Santos Vasconcellos’dur. 1747 yılında inşa edilmeye başlanan yapı, 1795 yılında bitirilmiştir.
MERCADO CENTRAL DE SANTİAGO
Burası, şehrin merkez pazarıdır. 1872 yılında açılmıştır ve 1864 yılındaki büyük yangında, tahrip olmuştur. Orijinal yapıdan günümüze kalan: dökme demir çatısıdır. Tasarım: Edward Woods ve Charles Henry tarafından tasarlanmıştır.
Metal yapı: kare bir kaide üzerinde durur ve tonozlu bir tavana sahiptir. Karmaşık çatı tasarımı, iki katmanlı tasarım ve sekiz küçük çatı ile çevrilidir. Kubbeli bir kule ile taçlandırılarak merkezi piramidal çatı oluşturulmuştur. Yapı: yığma bina ile çevrelenmiştir.
Şili Santiago
TORRO ENTEL
Burası, bir tv. Kulesidir ve yüksekliği 127.4 metredir. Tepesinde bir gözlem güvertesi bulunmaktadır ve burası ziyaretçilere açıktır. Yapı, 1970-1974 yılları arasında yapılmıştır. 1976 yılından sonra ilk televizyon yayınları başlamıştır.
Uzun yıllar, Şili ülkesinin en yüksek yapısıydı ve günümüzde ise, Santiago şehrinin bir sembolü olarak önem kazanmaktadır. Kule: beton, çelik ve alüminyum kullanılarak yapılmıştır.
Şili Santiago
SAN FRANCISCO KİLİSESİ
Burası, şehir merkezinde bir kilisedir. Kilise, bitişiğindeki manastır ile birlikte, ülkenin en eski sömürge dönemi binasıdır. Yapı: 1622 yılında kutsanmıştır.
Çan kulesi, bir depremde yıkılmıştır. 1751 yılında çan kulesi yeniden inşa edilmiştir. Mimar Fermin Vivaceta tarafından yapılan kulenin tepesinde, bir saat bulunmaktadır.
Şili Santiago
CERRA SANTA LUCİA
Şehir merkezindeki küçük bir tepedir. Tepe 69 metre yüksekliktedir ve 15 milyon yaşındaki bir volkan kalıntısıdır. Yürüyerek, 15-20 dakikada ulaşmak mümkündür. Burası, Santiago şehrinin ilk kurulduğu yer olarak önem kazanmaktadır. Tarihi kalenin yıkıntıları üzerine kurulmuş yeni binalar, bir park ve hayvanat bahçesi bulunmaktadır.
Yüzeyinde: süslü cepheler, merdivenler ve çeşmeler bulunmaktadır. Tepenin üzerinde, Santiago şehrinin eşsiz bir manzarasını görebilirsiniz. Bu yüzden zaten tepe, şehri ziyaret eden turistler tarafından yoğun olarak ziyaret edilmektedir.
Birkaç yıl öncesinde, tepenin ışıklandırma sistemi yapılmıştır. Ayrıca: geleneksel olarak, her öğlen zamanında, tepede bulunan bir top ateşlenir. Tepede ayrıca, 2 metre yüksekliğinde taş bir anıt var. Bu anıt: İmparator Carlos V. Tarafından, Valdivia köyünün yeni arazilerinin açılması ile ilgilidir. Burada: Darwin’in “San Lucia” hakkındaki gözlem ve düşüncelerini kaleme aldığı yazı sergilenmektedir.
CERRO SAN CRİSTOBAL TEPESİ
Şehrin kuzeyindedir. Buraya ulaşmak için, Bellavista’dan “fenikülere” binebilir veya “teleferik” kullanabilirsiniz.
Tepenin yüksekliği 880 metredir. Şehrin ikinci en yüksek noktasıdır. Tepenin yerli dilindeki ismi “Tupahue” dir. Cristobal ismi ise, İspanyol fatihlerden “St. Christopher” anısına verilmiştir. Tepenin zirvesinde bir kilise vardır.
Ayrıca: bir amfi tiyatro ve 22 metre yüksekliğinde, bir “Meryem” heykeli bulunmaktadır. Heykel: özel katkılar ve döküm olarak yapılmış ve 1908 yılında buradaki yerinde açılmıştır.
1987 yılında, Papa John Paul II. bu heykelin bulunduğu yerde ayin düzenlemiştir.
Evet, buradan şehrin muhteşem manzarası izlenebilmektedir. Özellikle yaz aylarında, yani hava açıkken ve yağmur yokken, mutlaka buraya çıkın ve şehrin muhteşem görüntüsünü izleyin.
Dağın eteklerinde, şehrin “hayvanat bahçesi” ve “Japon Bahçesi” var.
LA CHASCONA
Burası, ünlü Şilili şair Pablo Neruda’nın, 3 evinden birisidir. Şairin üçüncü eşi Matilda’nın saçlarının dağınık ve gür olması nedeniyle, bu eve “La Chascona” ismi yani “dağınık saç” ismi verilmiştir.
Evi ziyaret ederseniz, evin birçok yerinde “P” ve “M” harfleri görebilirsiniz. Ev: dünyanın her köşesinden toplanmış, aklınıza gelebilecek ne varsa, bir sürü obje ile süslenmiştir.
Bunlar arasında: deniz kabukları, Neruda’nın özel eşyaları, yakın arkadaşı olan Salvador Dali ve Picasso’nu resimleri, kendisine gelen hediyeler ve ödüller ve elbette en büyük onur “Nobel Edebiyat Ödülü” görülebilmektedir.
Denizleri çok seven ancak denizlere açılmaktan korkan şair: evindeki bazı odaları ki, özellikle yemek odasını: bu odada oturanları sanki gemideymiş gibi hissettirecek şekilde dekore etmiştir. Şehrin güzel manzarasını, evin pencerelerinden görebilirsiniz.
Şili Santiago
TİTANYUM LA PORTADA
Şehir merkezinde, finans bölgesindeki bir ofis binasıdır. Ülkenin en yüksek gökdelenidir. Latin Amerika bölgesinin ise, en yüksek 13’ncü binasıdır. 9 şiddetinde depreme dayanacak şekilde inşa edilmiştir. 2007-2010 yılları arasında tamamlanmıştır. Yapının yüksekliği: 194 metredir. Yer üstünde 52 ve yeraltında 7 kat bulunmaktadır. Bu 7 kat, otopark olarak kullanılır.
GRAN TORRE SANTİAGO
İspanyolca kelime anlamı “Büyük Santiago Kulesi” demektir. 2006 yılında inşaatına başlanan binanın açılışının 2013 yılında yapılması planlanıyor ve açıldığında: Latin Amerika’nın en yüksek yapısı olacaktır. Binanın yüksekliği 300 metredir ve 63 katlıdır.
ARMASA MEYDANI
Burası, muhteşem renkli çiçekleriyle şehrin ortasında bir park-bahçedir. Bahçede: eski tip fotoğraf makinaları var ve isterseniz, bunlarla fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Ayrıca: bu parkın en büyük özelliklerinden birisi de, birçok satranç masası bulunmasıdır ki, bu masaların birçoğu özellikle öğleden sonraları tamamen doludur.
PARQUE DE ESCULTURAS
Şehir merkezinde, Macopocho ırmağının çevresinde bulunan “heykeller parkı” dır ve bu parkta 30 heykel bulunmaktadır. Bu heykeller, Şilili sanatçılar tarafından yapılmıştır. Özellikle yaz aylarında: yani Ocak-Şubat aylarında, burada verilen konserleri izleyebilirsiniz.
PARQUE ARAUCO
Şehirde, eğer yerel kıyafetlerden satın almak isterseniz: devasa alışveriş merkezlerine uğramalısınız. Bu alışveriş merkezlerinin açık ve kapalı alanlarında, şaşırtıcı sürprizler ile karşılaşabilirsiniz.
Örneğin: Nike mağazasında, buz pateni alanı bulunmaktadır. Apple mağazasında: zaman zaman canlı müzik yapılır. En muhteşem mağazaların başında ise “Portal La Dehesa” gelmektedir.
VİLLA GRİMALDİ
Burası: 1973-1978 yılları arasında, Diktatör Augusto Pinochet tarafından, işkence merkezi olarak kullanılan tarihi bir yapıdır. Buraya giderseniz, Şili’de bir zamanlar yapılan ve dünyanın pek haberi olmadığı işkencelerin nasıl yapıldığını görebilirsiniz.
Şili Santiago
SANHATTAN EL GOLF
Şehrin ekonomik merkezlerinden birisidir. Burada: mimari yapılar ve heykeller ilgi çekmektedir. Şehrin yüksek binaları, lüks ev ve işyerleri, restoranları buradadır.
Ayrıca, bu bölgede, boyanmış at heykelleri görebilirsiniz. Bu heykeller, değişik sanatçılar tarafından yapılmış ve kendi tarzlarını yansıtacak şekilde boyanmışlardır.