Günümüzdeki Kahire şehrinin güneybatısında, Nil’e bağlı geniş, verimli bir çöküntü girişi yakınlarında, Kral II Senwoster’in (saltanatı MÖ yaklaşık 1880-72) yakınlarındaki piramidini inşa edenleri, ölen kralın anıtı ve kültüyle ilgilenecek rahipler, askerler, memurlar ve diğer çalışanları barındırmak amacıyla inşa edilmişti.
Kahun “piramit kasabaları” nın açık ara en büyüğüdür.
Boyutları sadece piramit ile cenaze kültlerine adanmış bir merkez olmayıp, tarım, inşaat işleri projeleri gibi etkinliklere ve sorumluluklara sahip normal bir kasaba olarak işlendiğini düşündürür.
Çiftliklerden ve modern yerleşimlerden uzakta, çölün kenarında bulunan kasabaya arkeologlar tarafından erişilebiliyordu.
Kasabanın yaklaşık yarısı 19’ncu yüzyıl sonlarında İngiliz William Flindes Petrie tarafından kazılmıştı.
Kerpiç duvarlar toza dönüşmüş olmasına rağmen, ev temelleri iyi durumdaydı ve kasabanın planının anlaşılmasına izin veriyordu.
Bu özel amaç için kurulmuş “piramit kasabası” nın planı düzenlidir.
Neredeyse kare biçimli bir alanın (384 x 335 m) içinde, düz sokakları, dik açıyla ızgara oluşturarak kesişir.
Ana kuzey/kuzeydoğu kesimde, yaklaşık 60 x 42 metrelik, sakağa sade birer duvar ve kapısı olan, diğer duvarları komşularıyla paylaşan, yaklaşık 20 geniş ev belirlenmiştir.
Evlerin içlerinde kabul ve yerleşim odaları, gölgelikli revaklı bir bahçe ve gıda saklamak için büyük tahıl ambarları vardır.
Görünüş ve dekorasyon ayrıntıları Orta Krallık mezarlarında bulunan ve modellerinden öğrenilmiştir.
Kahun’un geniş kesiminden bir duvarla ayrılan, daha küçük kesimi yine düz sokaklar üzerine dizilmiş yaklaşık 220 küçük ev içeriyordu.
Bu evlerin planları büyük değişiklikler gösterebiliyordu.
Ama büyük evlerden farklı olarak nadiren tahıl ambarları vardı.
Ev kalıntılarının yanı sıra papirüs belgelerden de anlaşıldığı kadarıyla kasabanın toplumsal ve ekonomik yapısı: büyük evlerde oturan, müşteri ve hizmetkarlardan (küçük evlerde yaşayan) oluşan maiyetler barındıran ve geniş tahıl ambarlarından gıda dağıtımının denetimini ellerinde bulunduran üst düzey bürokratlara bağlıydı.
Kahun harabeleri iyi düzenlinmiş bir toplum izlenimi veriyor ki, gerçekten de tüm kanıtlar, Orta Krallık Mısır’ının ana özelliğinin bu olduğunu gösteriyor.
Buhen Kalesi
BUHEN KALESİ:
Nübye’deki (Asvan’dan Hartum’a kadar Nil boyunca uzanan bölge) Buhen kalesi, Orta Krallık döneminde mısırlıların güney sınırlarında kurduğu müstahkem mevkilere iyi bir örnektir.
Asvan’daki barajın inşaatı sırasında kurtarma seferberliği yapılmış ve daha sonra baraj gölünün suları altında kalmıştır.
Mısırlıların nöbet tuttukları iki sınır bölgeleri vardı.
Kuzey, batıda Libya’ya ve doğuda Güneydoğu Asya’ya doğru
Güneyde: İlk Çağlayan’ın ötesinde, Nil boyunca Orta Afrika’ya doğru.
Mısır tarihinin çeşitli noktalarında dışarıdan gelen halklar bu koridordan Mısır’a girmeye çalışırdı.
Bazılarında başarılı oldular.
Mısırlıların güney sınırı bölgesinde devriye gezmesinin bir nedeni daha vardı.
Orta Afrika; değerli metal ve egzotik hammadde kaynağıydı ve Mısırlılar bu ticaretin sekteye uğramasını istemiyordu.
Buhen kalesi
Buhen’deki kale MÖ 20’nci yüzyılın başlarında, Nil boyunca İkinci Çağlayan’ın kuzeyindeki birkaç kaleden biri olarak inşa edilmişti.
Plan bir iç kaleden, bir açık avludan ve kerpiçten, 5 m kalınlığında, orijinal yüksekliği 8-9m olan bü yük bir tahkimat duvarından oluşuyordu.
İç kalenin (150 x 138 m) kendisi de duvarlı olup, ayrıntıları taş ve ahşaptan yapılan kerpiç, tuğladan binalar içeriyordu.
Bu yapılar bir ızgara plan dahilinde, neredeyse 2.000 yıl sonraki Roma askeri kamplarını çağrıştıran bir düzende duruyordu.
İşlevler arasında garnizon kabul odaları, barınaklar, ambarlar ve bir muhtemel tapınak vardı.
Irmağa açılan iki kapıdan kuzeydeki, kuşatma anlarında ırmak su alınmasını sağlayan, taş döşeli bir kanalı koruyordu.
Dış tahkimatlar da, sadece batı çölüne doğru açılan, paralel duvarlarla ve kulelerle çevrili bir giriş vardı.
Duvarın kendisi, dıştan içe bir kesit halinde, bir hendek, ok delikleri olan bir dış parapet duvarı, bir rampa veya iskele ve üzerinde mazgallı siperler olan ana duvardan meydana geliyordu.
En büyük tanrı Amon’un saltanatı altında, Teb’in yüzyıllar boyu süren bütünlüğü içinde şaşırtıcı derecede orijinal bir hükümdar, bu statükoyu kısa süreliğine bozdu.
IV Amenofis (saltanatı yaklaşık MÖ 1353-1337)
Kendini tek bir tanrıya, yaşam gücünün ışınlar yayan bir güneş kursu olarak tasvir edildiği Aton’a tutkuyla adadı.
Adını “Güneş kursuna yararlı olan” veya “Güneş kursunun şanlı ruhu” anlamına gelen Ahenaton’a değiştirdi ve kendisi ile ailesinin yontu ve resimlerindeki tasviri için abartılı kıvrımların kullanıldığı ve baş ile bedenin uzatıldığı farklı bir tarz yerleştirdi.
Saltanatının 5’nci yılında başkentini Teb’den, Teb ile Memphis’in ortasında yeni kurulmuş Ahetanon (Güneş kursunun ufku) kentine nakletti.
Ahetaton daha yaygın olarak yerel köyler Et-Till ve El-Amran’dan gelen adlarla Tel el-Amarna veya sadece Amarna olarak bilinir.
Amarna şehri kalıntıları
Amarna harabeleri, bir antik Mısır kentini incelemek için en iyi ve en eksiksiz imkandır.
Birincisi: antik Amarna’nın büyük kısmı ırmağın taşkın bölgesinin ilerisinde kalır, dolayısıyla metrelerce Nil silt katmanlarının altında gömülü olmadığı için, arkeologlar tarafından erişilebilir durumdadır.
İkincisi: kentin ömrü çok kısaydı. Daha önceden yerleşim olmayan bir yere inşa edilen yeni başkentte yerleşim sadece Ahemanot’un saltanatının 10, 11 yılı ve ondan sonraki birkaç yıl için sürmüştü.
Akhenaton
Daha sonra bu alan terk edilmişti, ufak bir Roma kalesi dışında hiçbir inşaat faaliyeti kalıntılara zarar vermemişti.
Üçüncüsü: 19’ncu yüzyıl sonlarından 1936’ya kadar aralıklı olarak devam eden, daha sonra da 1977’den itibaren İngiliz arkeolog Barry Kemp yönetiminde, Mısır Keşif Topluluğunca gerçekleştirilen kapsamlı kazılar sayesinde kent hakkında çok şey bilinmektedir.
Bu kadar kısa bir ömre sahip olan Amarna, tipik olarak kabul edilmemelidir.
Memphis gibi yerleşmiş kentler kalabalık, yüzyıllar boyunca gelişigüzel kent planlarına göre oluşmuş binalar dolu olmalı.
Yine de Amarna’dan elde edilen sonuçlar, MÖ 14. Yüzyılda Mısırlıların planlı bir kentin ve bir kraliyet başkentinin neye benzemesi gerektiğine dair düşüncelerini anlamak açısından önemlidir.
Asıl kent, Nil’in doğu kıyısında olmasına rağmen, 18 kilometre kare genişliğinde, 14 sınır steliyle çevrili, daha geniş bir alan ırmağın öte yakasına, Batı Çölünün kenarına dek uzanıyordu.
Kentin surları yoktu.
Akhenaton
Irmağa paralel kuzey-güney yönünde bir “Kraliyet Yolu” ile birbirine gevşek şekilde bağlı, farklı sektörlere bölünmüştü.
Tapınaklar, ambarlar, polis kışlası, idari binalar (Batı Asya’daki yabancı devletlerle yazışmaların kil kopyaları olan paha biçilmez “Amarna Mektupları” nı içeren “Arşiv Ofisi’de dahil” ) ve dev bir saray ızgara plan içinde dik açıyla kesişen sokaklar halinde düzenlenmiş merkez bölgedeydi.
İkincil yerleşim ve ticaret alanları, kuzey ve güneye doğru ırmağa paralel olarak 8 km uzanan bir hat halinde yayılmıştı.
Kentte yerleşimin sonlarına doğru kuzey varoşların kenarında gecekondular birikmiş ve daha ferah düzendeki yerleşimleri sıkıştırmıştı.
Doğuya doğru yay biçimindeki çöl yarları, kayaya oyulmuş mezarları barındırıyordu.
Aydınlatıcı pek çok sektörden burada incelenecek olanlar, Merkez Kentte olan saray, Büyük tapınak ve antik Mısırlıların gündelik yaşantısı hakkında iyi bir kaynak olan evlerdir.
SARAY:
Saray, Büyük Tapınak’ın hemen güneyinde, Kraliyet Yolunun her iki tarafına yayılır.
Kompleksin büyük kısmı tarım bölgesinin altında kaldığından, kazılamamıştır ve muhtemelen hiçbir zaman da kazılamayacaktır.
Herhangi bir özel evden çok daha geniş olan saray, firavun ile toplumun geri kalanı arasındaki büyük uçurumu gösterir.
Amarna saray kalıntıları
Planı, bazıları Ahenaton’un dev heykelleriyle donatılmış art arda düz çatılı yapılar, avlular, bahçeler ve daha kalın sütunlu kabul hollerinden oluşuyordu.
Kralın şahsi dairesi, doğuda, kabul ve idare alanları batıdaydı.
Kraliyet Yolunun üzerinden geçen kapalı bir köprü, iki kısmı birleştiriyordu.
Köprüdeki geniş bir Gözükme Penceresi sayesinde firavun ve ailesi, tebaalarınca selamlanabiliyordu.
Saray da bu kentteki tüm yapılar gibi kısa sürede, kerpiçten, sütunlar ve kapı eşikleri gibi ayrıntılar için ahşap veya taş kullanılarak inşa edilmişti.
Duvar süslemeleri için kireçtaşı kaplamalar kullanılmıştı.
Kimilerinde rölyefler vardı, kimileri ise sıvanmış ve daha sonra boyanmıştı.
BÜYÜK TAPINAK:
Büyük tapınak 760 x 290 metre boyutlarında, duvarlarla çevrili, geniş bir alan kaplıyordu.
Bu tapınağın orijinal görünüşü ve burada gerçekleştirilen ritüeller hakkındaki bilgiler, Amarna’daki mezarların duvarlarına oyulmuş tören resimlerinden geliyor.
Ana giriş batı yanında, Kraliyet yolu üzerindeki küçük bir tuğla pilondandı.
Kutsal alanda birkaç küçük tapınak vardı.
Per Hai “Şenlik Evi” adlı bir hipostil holden oluşan uzun, dar bir yapıdan her biri bir öncekinden daha küçük, peş peşe altı açık hava avlusundan oluşan Gem Aton’a (“Aton bulundu”) geçiliyordu.
Bu yapı kuzey ve güney yanlarında güneş yılındaki günlerle bağlantılı 365 sunu masasıyla çevriliydi.
Tapınak yakınlarında bir mezbahanın bulunmasından da anlaşıldığı kadarıyla, sunuların içeriği sadece vejetaryen değildi.
Bahçenin büyük kısmının üstü açık olduğundan ve Mısır’da özellikle yazları çok sıcak olduğundan, dışarıda törenler düzenlenmesi çok zahmetli bir iş olmalı, sayısız masadaki gıda sunuları da kısa sürede bozulup kokuyordu.
Ana tapınak, bahçenin doğu sektöründeydi.
Alışıldık Mısır uygulamasından farklı olarak, ana tapınağın çatısı yoktu, üstü açıktı, çünkü Aton diğer Mısır tanrılarından farklı olarak karanlık bir odada bir heykelde barınmayıp kendisini doğrudan güneşin ışınlarıyla gösteriyordu.
Amarna
EVLER:
Amarna’da Merkez Kentin kuzeyinde ve güneyindeki bölgelerde hali vakti yerinde olanların özel, ayrı duran evlerinin güzel örneklerine de rastlanır.
Özellikleri fazla değişiklik göstermez.
Tipik evin, genellikle alçak bir platform üzerine yükseltilmiş olan ufak bir giriş odası ile bunun ardında çatısı ahşap sütunlarla desteklenmiş daha geniş iki katlı bir locası bulunurdu.
Evin ortasında, etrafını çevreleyen yandaki odalardan daha yüksek olması (loca hariç), çatı hizasının hemen altında yüksek pencereler açılmasına imkan tanırdı.
Bu odada ev sahibi ile eşinin oturması için tuğladan alçak bir platform, su küpleri için sıvalı taştan bir yıkama yeri ve Aton için kraliyet ailesine adanmış bir mihrap bulmak mümkündü.
Dekorasyon basitti, bazen geometrik desenler çizilmiş sıvalı duvarlardan ibaretti.
Bu odadan daha küçük odalara, yatak odalarına, tuvalet ve banyolara, ambarlara ve yukarı düz çatıya çıkan merdivenlere geçilirdi.
Varlıklı kişilerin evleri, duvarlı bir bahçe içindeydi.
Bu bahçelerde bir su kuyusu, ağaç, yenilebilir bitkiler ve çiçekler, tahıl ve diğer besinler için ambar, hizmetçi barınakları, mutfak (ekmek pişirmek için dairesel kil fırınlar, diğer yemekler için açık ateşler); hayvan barınağı ve çoğunlukla Aton için bir tapınak bulunurdu.
Sıhhi tesisat ilkeldi.
Amarna’da bir kamusal kanalizasyon sistemi yoktu.
Taş döşeli banyolar bulunmakla beraber, artık sıvılar basit şekilde en yakın toprağa akardı.
Akhenaton
AMARNA’NIN SONU:
Ahenaton’un ölümü üzerine hanedanın devamı bir kargaşa dönemine girdi.
Geleneksel çıkarlar tekrar egemen olunca, Amarna terk edilerek Teb’e gidildi ve Aton da yerini Amon’a bıraktı.
Sonunda devlet general Horemheb ve daha sonra I. Ramses adını alacak ve 19. Hanedan olarak ülkeyi yönetecek ailenin kurucusu olan vezirince toparlandı.
Ama Ahenaton ile Horemheb arasında, mezarı mucizevi şekilde 20’nci yüzyıla neredeyse el değmemiş halde ulaşmamış olsa, normalde uzun Mısır firavunları listesinde bir dipnot olmaktan öteye geçemeyerek genç bir kral kısa süre hüküm dürdü. Tutankamon.
Luksor şehrinde , Korniş üzerinde kuzeye doğru yürüyorsunuz ve Karnak Bölgesine geliyorsunuz. Burada: Şanil Karnak kapısından girdiğinizde: içeride birçok tapınak ve kutsal göl göreceksiniz.
Tanrı Amun
KARNAK AMON TAPINAĞI
Önce giriş ücreti: Tapınağa giriş 600 Mısır Lirasıdır. Daha önce de belirttiğim gibi asla nakit para kabul etmezler, yanınızda mutlaka yurt dışına açılmış kredi kartı olmalı, bileti sadece kredi kartı ile satıyorlar.
Karnak Tapınağı, Nil nehrinin 500 m doğusundadır.
Karnak Tapınağı eski hali
İsmi:
Karnak adı: Luksor şehrinin 2.5 km kuzeyinde bulunan ve kısmen çevrelenmiş modern “El-Karnak” köyünden gelmektedir.
Hangi Tanrılara Adanmıştır:
Karnak evresindeki bu alan: eski Mısır’da “İpet-İsu” yani “En seçkin yer” olarak bilinirdi. 18 Hanedanlık Teb üçlüsünün (Amun, Mut ve Khonsu) ana ibadet yeriydi. Tanrı Amun, bu üçlünün başıdır.
Amun:
Amun, eski Mısır’ın hava ve gökyüzü tanrısıydı. Yeni Krallık döneminde, güneş tanrısı Ra ile birleşerek, en yüce güneş tanrısı Amun-Ra oluşturuldu. Başlıca kült merkezi Karnak’dı ve bu şehir Mısır genelinde ibadetin kalbi haline geldi.
Mut:
Mut, Amun’un ilahi eşi ve antik Mısır’ın ana tanrıçasıydı. Adı kelimenin tam anlamıyla “anne” anlamına gelir. Doğurganlığı, korumayı ve kraliyet anneliğini sembolize eder. Karnak içinde, özellikle onun ibadetine ayrılmış ayrı bir bölge bulunmaktadır.
Khonsu:
Khonsu, Ay tanrısı ve Amun ile Mut’un ilahi oğluydu. Rolü: şifa, zaman ve ay döngüsüyle ilişkilendirildi. Tapınağı, Karnak kompleksinin içinde yer alır ve en güzel geç dönem yapılarından biri olarak kalmıştır.
Önemi:
Tapınakların tapınağı olarak bilinir.
Şimdiye kadar inşa edilen, en büyük ibadethanedir.
Mısır’ın en büyük tapınak kompleksidir. Alanı 100 hektardan fazladır.
Karnak Tapınağı
İnşası:
Kompleksin yapımına, Orta Krallık döneminde MÖ 2000-1700 yılları arasında I Senustert’in (MÖ 1971-1926) hükümdarlığı döneminde başlanmıştır.
Ptolemaik Krallık dönemine (MÖ 305-30) kadar devam etmiştir.
Ancak bugün mevcut binaların çoğu, Yeni Krallık dönemine aittir. Yaklaşık 30 firavun, bu yapılara katkıda bulunarak, başka hiçbir yerde görülmeyen bir büyüklükte, karmaşıklığa ve çeşitliliğe ulaşmasını sağlamıştır.
Kalıntılarda Hasar Durumu:
Son yüzyıllarda, bölgedeki sulamanın yoğunlaşması Karnak çevresindeki yeraltı su seviyesinin yükselmesine ve antik çağlardan beri yerinde duran taşlara, temellere ve sütunlara verilen zararın hızlanmasına neden oldu.
Kabartma oymalar ve hiyeroglif yazıtlar aşındıkça, onlarla birlikte tarihi kayıtların yeri doldurulamaz bir parçasını da kaybetme durumu ortaya çıktı.
Terk edilmesi, Tapınağın Kapatılması:
MS 323 yılında Roma İmparatoru Büyük Konstantin, Hıristiyan dinini tanıdır. Ardından, MS 356 yılında İmparator II Konstantin, Mısır’ın da MÖ 30’da ilhak edildiği Roma İmparatorluğu genelinde, pagan tapınaklarının kapatılmasını emretti. Karnak bu zamana kadar büyük ölçüde terk edilmişti ve kalıntılar arasında 4 Hıristiyan kilisesi kuruldu. Bunun en önemli örneği: Azizlerin resimlerinin ve Kıpti yazıtlarının hala görülebildiği III Thutmose’nin Festival Salonunun merkez salonunun yeniden kullanılmasıdır.
Karnak Tapınak Planı
GİRİŞ
Karnak Tapınağı Sfenksler Caddesi
Sfenksler Caddesi:
Burası: Karnak ve Luksor tapınaklarını birbirine bağlar.
Tanrının yolu olarak bilinir.
Caddenin uzunluğu yaklaşık 2.7 km dir.
Yol boyunca: tören ve alay alanları, küçük tapınak ve heykel platformları bulunur.
Karnak Tapınağı Sfenksler Caddesi
Sfenksler:
Bunlar genellikle aslan vücudu üzerine, firavun veya insan başlı olarak yapılmıştır.
Koç: Karnak Büyük Tapınağında tapılan baş tanrı Amun’un simgesiydi.
Çoğunlukla kireçtaşı veya granitten yapılmıştır.
Bazı sfenkslerin başında firavun yüzü veya tanrı simgesi bulunur.
Karnak Tapınağı Sfenksler Caddesi
Bu hem firavunun gücünü hem de tanrısal korumayı işaret eder.
Sfenksler, genellikle taş bloklardan tek tek oyulmuştur.
Yol boyunca aynı aralıkla yerleştirilmiştir.
Burada görülen sfenksler: 2 – 2.5 metre yüksekliğindedir.
Her sfenksin ön ayakları arasında, kralın (II Ramses’in (MÖ 1279-1213) ayakta duran bir heykelini korur.
Karnak Tapınağı Sfenksler Caddesi
Mısırlılar: Sfenkslerin firavunlara koruma sağladıklarına inanırlardı.
Bu yüzden, ay takviminin ikinci ayında kutlanan, eski bir Mısır kutlaması olan Opet Festivali kapsamında, sfenkslerle dolu bir yol inşa ettiler.
Bu yol: tanrıların heykellerini, batı yakasına veya Luksor Tapınağına kadar götürülmek üzere nehre taşınması gibi büyük törenlerde kullanılmıştır.
Karnak Opet Alayı
Opet Festivali:
Karnak Tapınağı denilince ilk akla gelen “Opet Festivali” dir. Bu yüzden, tapınağı tanımak ve gezmek için, öncelikle Opet Festivalini bilmeniz gerekir.
Mısırlılar, yıllık tarımsal döngünün sonuna doğru, tanrıların ve yeryüzünün tükendiğine ve kozmosun kaotik enerjisinin, yeni bir enerji girdisine ihtiyaç duyduğuna inanıyorlardı. Bu büyülü yenilemeyi gerçekleştirmek için, Karnak ve Luksor’da her yıl “Opet Festivali” düzenlenirdi.
Festival sırasında alay, Karnak’tan başlar ve güneye, 2.4 km uzaklıktaki Luksor tapınağında sona ererdi. Önce: Tanrı Amun’un heykeli, kutsal su ile yıkanır, ince keten kumaşlar giydirilir ve altın ve gümüş takılarla süslenirdi.
Ardından, rahipler tanrıyı bir sunağa ve taşıma direkleriyle desteklenen törensel kayığa yerleştirirlerdi. Firavun tapınaktan çıkar, rahipler kayığı omuzlarında taşıyarak, birlikte kalabalık sokaklara doğru ilerlerdi. Bu sırada, tanrının halk tarafından görülmesini engellemek için, çevresinde hasır bir örtü olurdu.
Muhafız olarak görev yapan bir gurup Nubyalı asker, davullar çalar, müzisyenler rahiplere şarkılarla eşlik ederler ve havayı tütsü kokusu doldururdu. Luksor Tapınağında Firavun ve rahipler tapınağa girerler.
Amun’u yeniden canlandırmak, evreni yeniden yaratmak ve Amun’un gücünü Firavuna aktarmak için törenler düzenlenirdi. Nihayet, tapınak kutsal alanından çıktığında büyük kalabalıklar onu alkışlar ve toprağın verimliliğinin garanti altına alınmasını ve bol hasat beklentisini kutlardı.
Festival sırasında, halka 11 binden fazla ekmek ve 385 den fazla bira şişesi dağıtılır ve bazılarına tanrıya soru sormak için tapınağa girme izni verilirdi. Rahipler cevapları duvardaki yüksek bir gizli pencereden veya içi boş heykellerin içinden iletirdi.
Karnak Tapınağı 1 Pilon içi kerpiç rampalar
GİRİŞ PİLONU-İLK PİLON:
Karnak’ta inşa edilen son pilondur ve bugün tapınağın ana girişidir.
Hiçbir zaman tamamlanamamış ve süslenmemiştir.
Karnak Tapınağı İlk Pilon Ana Giriş
Hatta yapımında kullanılan kerpiç rampaların kalıntıları bile büyük avlunun içinde hala görülmektedir.
Karnak Tapınağı Giriş
Pilonun kuleleri:
Kuzey kulesi:
Yaklaşık 21.70 m yüksekliktedir.
Güney kulesi:
Yaklaşık 31.65 m yüksekliktedir.
Karnak Tapınağı Giriş
Yapı tamamlanmış olsaydı, yüksekliği muhtemelen 38 ile 40 m arasında olacaktı.
Bu yapı: Karnak Tapınağını çevreleyen devasa sur duvarlarını da inşa eden Nectanebo (MÖ 360-362) tarafından inşa ettirilmiş olup, bazı bilim insanları daha eski bir pilonun da aynı noktada bulunmuş olabileceğine inanırlar.
Sfenkslerden oluşan bir yol: Pilona kadar uzanır.
BÜYÜK AVLU:
Karnak Tapınağı girişinde Tahraqua köşkünden kalan sütun
Tahraqua Köşkü:
Bugün, bu yapıdan günümüze sadece bir sütun kalmıştır, hemen önde göreceksiniz. Tahraqua: 25 Hanedanlığın 4 Kralı ve aynı zamanda memleketi Kuzey Sudan’daki Kuş’un kralıydı.
Tarhaqua: (MÖ 690-664) tarafından inşa edilen bu devasa köşkün kalıntıları, başlangıçta alçak bir perde duvarıyla birbirine bağlanmış 10 tane 21 m yüksekliğinde papirüs başlıklı sütunlardan oluşuyordu.
Bazı Mısırbilimciler, bunun bir tekne şapeli veya istasyon olduğuna inanırken, diğerleri güneşle bağlantı kurmak için ritüel amaçlı olduğunu öne sürerler.
Karnak II Ramses Heykeli
II RAMSES HEYKELİ:
Heykel, önce VI Ramses (MÖ 1143-1136) ve daha sonra Başrahip Pinedjem (MÖ 1070-1032) tarafından gasp edilmiştir.
Kral, Yukarı ve Aşağı Mısır’ın çift tacıyla birlikte, nemes başlığı takıyordu ve kolları çaprazlanmış halde, krallığın sembolleri olan asa ve kılıç tutuyordu.
Ayaklarının dibinde, Prenses Bent’anta bir çiçek tutuyor ve şaha kalkmış kobralardan oluşan bir Uraeus tacı takıyor. Bent’anta adı Suriyeli olup, Kenan Tanrıçası Anath’a atıfta bulunularak “Anath’ın Kızı” anlamına gelir. Annesi, Ramesses’in en önemli eşlerinden biri olan İsetnofret’tir.
Karnak Tapınağı Dikili Taşlar
Dikilitaş:
1831 yılında, Mehmet Ali Paşa tarafından Fransa’ya hediye edilen ve bugün Paris “Place de la Concorde” meydanında bulunan granit dikilitaşın eşi var.
Karnak Tapınağı Kraliçe Hatshepşut Dikilitaşı
Dikilitaşlar:
Karnak Tapınağında 17 dikilitaş varmış.
Kral I Tutmosis (Hapşetsut’un babası) 2, Kraliçe Hapşetsut 4 ve üvey oğlu III Tutmosus tarafından 6 dikilitaş diktirilmiştir.
Bunlar: devasa bir granit parçasından yapılmıştır.
Bugün, Karnak Kompleksinde 3, Mısır da ise sadece 8 dikilitaş kalmıştır.
Karnak Tapınağı Kraliçe Hatshepsut Dikilitaşı
1’nci Dikilitaş-Kraliçe Hatshepsut Dikilitaşı:
Kraliçe Hatshepsut tarafından dikilmiştir.
Dikilitaş inşa edildiğinde, dünyanın en yüksekleriydi.
Yükseklik yaklaşık 29.5 m dir. Tek bir parça pembe granit bloktan yapılmıştır.
Ayakta kalan, dünyadaki en yüksek ikinci antik dikilitaştır.
Firavun III Tutmosis: üvey annesi Kraliçe Hatshepsut’un tüm izlerini silmek için uğraşmış, dikilitaşı yıktıramayınca etrafına duvar ördürmüştür.
2’nci Dikilitaş-Kraliçe Hatshepsut dikilitaşı:
Kraliçe Hatshepsut tarafından diktirilmiştir.
Hatshepsut, daha sonra Firavunluğunun 16’ncı yılını kutlamak için, 2 dikilitaş daha hazırlatmıştır.
Kırık dikilitaş, bugün hala bulunduğu Aswan’daki taş ocağında görülebilmektedir.
Tamamlanmamış dikilitaş olarak bilinen bu dikilitaş, dikilitaşların nasıl taş ocağından çıkarıldığına dair kanıtlar sunar.
Karnak Tapınağı Tutmosis Dikilitaşı
3’ncü Dikilitaş:
3’ncü Pilon’un ötesinde, Karnak Tapınağının Merkez Avlusundadır.
Kraliçe Hatshepsut tarafından babası için dikilmiştir.
I Tutmosis (MÖ 1493-1479) dikilitaşı, Karnak’taki 3 dikilitaşın en yüksek ikincisidir.
3500 yıldan daha uzun süre önce inşa edilmiştir.
Yüksekliği 21.7 metredir.
1.8 m karelik bir kaide üzerine oturtulmuş ve yaklaşık 143 ton ağırlığındadır.
Dikilitaşın her iki yüzünde, üç dikey yazıt bulunur.
Ortadaki yazıt, I Tutmosis’in ithafıdır.
Bu dikilitaş, Asvan’da çıkarılan kırmızı granitten yapılmış tek bir taştır.
Karnak dikilitaşın bir parçası
Diğer 3 dikilitaş:
Karnak Tapınağında bulunan diğer 3 dikilitaşlar devrilmiştir.
Karnak Tapınağı Ramses III Tapınağı
III RAMSES TEKNE ŞAPELİ:
İlk pilondan girdikten sonra sağda, III Ramses’in Tekne Şapeli var.
III Ramses döneminde, tapınak arazisi, kuzeyde Nil deltasına, güneyde Nubia’ya kadar uzanıyordu. III Ramses (MÖ 1184-1153) 2’nci Pilonun güneyine, bir kayık şeklinde tapınak inşa ettirdi.
Tek bir firavunun, yaşamı boyunca tasarlayıp inşa edilen bu küçük tapınak, tipik bir Yeni Krallık tapınağıdır.
İki kuleli ve heykellerle çevrili bir giriş pilonu, açık bir avluya açılan merkezi bir kapı ve arkada kapalı bir terastan oluşmaktadır. Terastan, çatılı Hipostil Salonuna açılan bir kapı vardır. Merkezi ve yan sütunlar arasındaki yükseklik farkı, karanlık olan salonu ışık girmesini sağlayan kare sütunlarla kapatılmıştır. Bunun ötesinde, tanrının kutsal heykelinin saklandığı, kutsal mekan veya kutsallar kutsalı bulunur.
Açık Pilon Girişi:
Tapınağın girişinin hemen önünde, küçük bir pilon vardır. İki kuleli ve heykellerle çevrilidir. III Ramses, zaferlerini giriş pilonuna kaydettirdi.
Sol Kulede:
Çift taç takmış halde tasvir edilmiştir. Bir eliyle bir gurup esiri saçlarından tutarken, diğer eliyle de onlara vurmak için bir sopa kaldırmaktadır. Amon, onun önünde durmakta, ona Zafer Kılıcını vermekte ve fethedilen 3 sıra şehri teslim etmektedir. Bunlar, şehrin adını taşıyan sembolik bir kaleden yükselen insan figürleri olarak temsil edilmiştir.
Sağ Kulede:
Tema tekrarlanmaktadır. Ancak Ramses, Aşağı Mısır’ın kırmızı tacını takmaktadır. Kapının iki yanında, Ramses’in Amon’dan yaşam sembolü aldığı kabartma bir heykel bulunmaktadır.
Heykel:
Kapının iki yanında, kırmızı kumtaşından oyulmuş, 6 metrelik iki heykel yer alıyor.
Karnak Tapınağı III Ramses Şapeli Osiride Heykelleri
İçeride ilk avlu-Osiride Heykelleri:
Üç tarafın her biri, 8 kare sütunla desteklenen ve her birinin önünde Osirid biçiminde III Ramses’in heykelleri bulunan, kapalı geçitle çevrilidir. Batı taraftaki heykeller, güneyin kırmızı tacını takmıştır. Doğu tarafındaki heykeller ise kuzeyin beyaz tacını takmıştır. Arka terasta, 4 kare sütun ve tomurcuk başlıklı 4 sütun vardır.
Pilonun sol arka duvarındaki kabartmalar: Ramses’in tahtta oturan Amon’dan jübile hiyeroglifini alması gösterilmektedir. Pilonun sağ arka duvarında ise, Sancaktarların alayı ve Theban üçlüsünün kutsal teknelerini taşıyan rahiplere önderlik eden Ramses tasvir edilmektedir.
Hipostil Salonu:
Papirüs tomurcuklu başlıkları olan, 8 sütunlu Hipostil Salonu, 3 kutsal alana açılmaktadır. Kabartmalar, Ramses’in her tanrının kutsal teknesinin önünde, adaklar sunduğunu göstermektedir. Ortadaki odada Amon, solda Mut ve sağda Khonsu.
Evet yürümeye devam edelim.
Büyük avluya geri dönerek, doğuya doğru ilerliyor ve 19 Hanedanlığın başlarına tarihlenen 2 nci Pilona yaklaşıyoruz.
2. PİLON
Sonraki Şoşenk Sarayının önünde, 2’nci Pilon vardır.
Bu pilon, Horemheb (MÖ 1323-1295) tarafından inşa ettirilmiş ve pilonun içini, sapkın kral Akhenaten tarafından yaptırılan yıkılmış anıtlardan alınan binlerce taş blokla doldurmuştur.
Ancak tamamlanamamış ve ölümünden sonra sadece kısmen dekore edilmiştir.
I Ramses, daha sonra dekorasyonu tamamlamış ve Horemheb’in tüm kartuşlarını kendi kartuşlarıyla değiştirmiş ve bu da tekrar torunu II Ramses tarafından gasp edilmiştir.
Karnak Tapınağı II Ramses Pilonu
Bugün 2’nci Pilonun dış duvarı, ciddi şekilde hasar görmüş olup, orijinal yüksekliği bilinmemektedir.
İkinci Pilon girişinde, devasa bir Ramses II Heykeli var.
15 m uzunluğunda ve tek parça taştan yapılmıştır.
Bacaklarının arasında eşi Kraliçe Nefertari duruyor.
Yakınlarda II Ramses in bir başka heykel kalıntıları da var. Ancak sadece bir çift ayak sağlam kalmıştır.
Karnak Tapınağı Büyük Hipostil Salonu
BÜYÜK HİPOSTİL SALONU:
2 nci ve 3 ncü Pilonlar arasındaki alanı kaplar.
Büyük Hipostil Salonu: Kral Seti I (MÖ 1290-1279) döneminde başlanmış ve oğlu Ramses II (MÖ 1279-1213) döneminde tamamlanmıştır.
Hipostil Salonundaki devasa sütunlar, insanları cüceleştirmiş, başlıklarının alt kısımlarında ise hala bir miktar boya kalmıştır.
Salon: 5 bin metre karelik alanı kaplar.
Karnak Tapınağı Büyük Hipostil Salonu
Salon, kuzey kanadına yazılar yazan I Seti tarafından inşa edilmiştir.
Dış duvarlarda Seti nin savaşları tasvir edilmiştir.
Güney kanadı: II Ramses tarafından tamamlanmıştır.
Ancak ana tören yürüyüş yollarındaki babasının süslemelerini gasp etmiştir.
Karnak Tapınağı Büyük Hipostil Salonu dış yüzü
Hipostil Salonun dış duvarı yüzü:
Güney dış duvarında, II Ramses’in saltanatının 21’nci yılında Hititler ile yapılan Kadeş savaşının kayıtları var.
Karnak Tapınağı Kadeş Anlaşması
Güney duvarında: Hititlerle yapılan anlaşmanın gerçek metnini içeren Ramses’in Kadeş Savaşının bir kaydı yer almaktadır.
Kuzey duvarında: I Seti’nin savaş arabasıyla düşman savaş arabacılarına, süvarilere ve piyadelere ok atarken görülür.
Karnak Tapınağı Sety I Kabartması
Düşman savaş arabacıları, süvarileri ve piyadeler kaçışırken tasvir edilmiştir.
Fethedilen bölgenin bazı sakinleri, suyla çevrili bir kaleye sığınmaktadır.
Sağda ise, Seti üç sahnede görülmektedir.
Esirleri bağlamakta, dört esiri arabasının arkasında sürükleyerek yürümekte ve esir Suriyelileri: Amon, Mut ve Khonsu’ya götürmektedir.
Duvar boyunca daha ileride: Güney Filistin’deki Bedevi kabilelerine karşı yapılan savaş var.
Hayatta kalanların bir kısmı dağlara kaçar.
Muzaffer Seti, esirlerle birlikte Suriye’den döner.
Asya ve Mısır arasındaki sınır bir kanalla belirlenmiştir.
Mısır tarafında rahipler ve görevliler Seti yi karşılar ve Seti esirleri ve ganimetleri Amun-Ra ya teslim eder.
Girişin sağında, üç sıra savaş kabartması bulunur.
Üst sırada: Kadeş’in taarruzu, orta sırada Libyalılara karşı savaş (at kuyruğu ve tüylerle) ve alt sırada Kuzey Suriye’de Hititlere karşı savaş.
Girişin her iki tarafında, haraç ve iplerle elinde tuttuğu birkaç sıra el geçirilmiş toprak karşılığında Seti ye Zafer Kılıcını sunan Amon-Ra nın devasa kabartmaları bulunur.
Karnak Tapınağı Büyük Hipostil Salonu
Sütunlar:
Salonda: 16 sıra halinde dizilmiş toplam 134 devasa sütun var.
Karnak Tapınağı Büyük Hipostil Salonu
Bu alanda yürürken, sürekli olarak yukarıdaki devasa ve büyüleyici sütunlara bakmadan edemezsiniz.
Karnak Tapınağı Büyük Hipostil Salonu
Orta koridor:
Doğu-batı eksenindeki: 12 tane sütun, 24 m yükseklikte ve 10 m çapındadır ve orta koridoru kaplar.
Karnak Tapınağı Büyük Hipostil Salonu
Yan nefler:
Burada bulunan 122 sütun, 13 m yükseklikte ve 8.4 m çapındadır.
Kapalı papirüs tomurcuğu başlıklarına sahiptir.
Orta ve yan nef sütunları arasındaki yükseklik farkı:
Dikey taş çıtalara sahip yüksek pencereler aracılığıyla, doğal ışık sağlamak için kullanılmıştır.
Bu salonun tamamı taş levhalarla kaplıdır ve iç kısmı oldukça karanlıktır.
Karnak Tapınağı Büyük Hipostil Salonu
Özellikleri:
Devasa kumtaşı sütunlar, gömme kabartma olarak oyulmuş ve orijinal olarak boyanmıştır.
Üst pencerenin ızgarası, sütunların üzerinde hala görülebilmektedir.
Sütunlar üzerindeki arşitravlar, yani sütun başlığının üzerinde duran lento veya kiriş: 70 ton ağırlığındadır.
Karnak Tapınağı Tutmosis III Festival Salonu
III TUTMOSİS’İN BÜYÜK FESTİVAL TAPINAĞI;
Kutsal alanın doğusundaki kalıntıların ötesindedir.
Firavun III Tutmose, burayı “Anıtların en görkemli” olarak adlandırdı.
Jübile ve diğer kraliyet törenlerinde kullanılmak için inşa edilmiştir.
Girişinde, başlangıçta festival kostümü giymiş kralın 2 heykeli vardı.
Karnak Tapınağı Tutmosis III Festival Salonu
Çatı dışarıdan 21 kare sütunla, içeride ise Tutmose’nin seferde kullanacağı askeri çadırı simgeleyen, çadır direği tarzı sütunlarla destekleniyor.
Kuzeydoğu ucunda “Clepsydras Odası” adı verilen bir adaya çıkan bir merdiven var.
Karnak Tapınağı Tutmosis III Festival Salonu
Clepsydras, dibinde suyun sabit bir hızla damlamasını sağlayan, küçük bir delik bulunan taş bir kaptan yapılmış, su saatleriydi.
Saatlerin geçişi, farklı seviyelerdeki işaretlerden ölçülebilirdi.
Karnak Tapınağındaki rahipler, dini ayinleri gerçekleştirmek için doğru saati belirlemek amacıyla geceleri bunları kullanırlardı.
Karnak Tapınağı Kutsal Göl
KUTSAL GÖL
Tutmosis III (MÖ 1473-1458) tarafından kazılmıştır.
120 metreye 77 metre boyutlarında olan bu yapı, taş duvarlarla çevrilidir ve suya inen merdivenleri vardır.
Göl, rahipler tarafından ritüel yıkanma ve ritüel navigasyon için kullanılıyordu.
Karnak Kutsal Göl
Aynı zamanda Amun’un kutsal kazlarına da ev sahipliği yapıyordu. (Kaz, Amun’un bir diğer simgesiydi)
Eski Mısırlıların yaratılış anlayışında yaşamın doğduğu ilkel suların bir simgesiydi.
Etrafı rahiplerin depoları ve konaklama yerleriyle çevriliydi.
Ayrıca su kuşları için bir kuşhane vardı.
Karnak Tutmose III Festival Salonu
7.PİLON-TUTMOSİS III PİLONU
7’nci Pilon: III Tutmosis’in kırmızı tacını taktığı ve düşmanlarını sopayla dövdüğünü gösteriyor.
Ayrıca, ilk seferleri sırasında fethettiği 119 Filistin kasabasının yanı sıra, hükümdarlığının 33 yılında, 8’nci seferi sırasında ele geçirdiği Lübnan ve Fırat Nehri arasında kalan 240 şehrin de bir listesi bulunuyor.
Pilonun önünde, ağır hasar görmüş gibi 2 dev heykel var.
Ancak bu heykeller, sert kırmızı Asvan granitinden oyulmuş ve kalan kısımları hala iyi durumdadır.
7’nci Pilonun arkasındaki ilk avluya: 20’nci yüzyılın başında 20 bin heykel ve stel gömülü olarak keşfedildiği için: “Cachette Avlusu” demir.
Bu Mısır’da şimdiye kadar yapılmış en büyük heykel bulgusudur.
Mısır bilimciler, bu nesnelerin tapınağa dindar kişiler tarafından sunulan adak eşyaları olduğuna inanıyorlar.
Koleksiyon büyüdükçe, rahipler kutsal nesneleri kaldıramadı ve alanı düzenlemek için gömmeye başvurdu.
7’nci en içteki Pilondan önce: Karnak’taki son pilon olan 8, 9 ve 10 pilonlar var.
Karnak Khonsu Tapınağı
KHONSU TAPINAĞI
Tapınak kompleksinin güneybatı köşesindedir.
Mısır mitolojisinde önemli bir tanrı olan Ay Tanrısı Khonsu’ya adanmıştır.
İnşasına Kral III Ramses döneminde, eski bir tapınağın kalıntıları üzerinde başlanmıştır.
Tapınak, özellikle Kral II Nektanebo ve Ptolemaios döneminde olmak üzere zamanla genişletilmiştir.
Bu tapınak, antik Mısır dini yapılarının klasik tasarımına örnek teşkil eder.
Yaklaşık 73 metre uzunluğunda ve 29 metre genişliğinde olan yapı, mimari açıdan farklı bölümlerden oluşur.
Ziyaretçiler ilk olarak: Sfenks benzeri heykellerle çevrili bir tören yoluna açılan dış kapı veya pilonla karşılaşırlar.
Zaman bu heykellerin kaidelerine indirgenmesine rağmen, Kral I Nectanebo’nun işçiliğinin bir kanıtı olarak kalırlar.
Pilotun ötesinde, üç tarafı kapalı papirüs tomurcukları şeklinde başlıkları olan yuvarlak sütun sıralarıyla çevrili kare bir salon olan ilk avlu yer alır.
Bu avludan, iki sıra halinde dizilmiş 8 sütundan oluşan Hipostil Salona bir geçitle ulaşılır.
Sütun başlıkları, kapalı ve açık papirüs tomurcukları arasında değişerek, salona görsel bir ilgi katar.
Kral I Seti dönemine tarihlenen bu bölümün, daha önceki tapınağın kalıntılarını içerdiği düşünülmektedir.
Hipostil Salon, bir zamanlar Kutsal Alanı barındıran ve şu anda büyük ölçüde yıkılmış dikdörtgen bir odaya geçiş yapar.
Karnak Tapınağı Firavun Tutankhamon
Dikkat çekici bir şekilde, Kral Tutankhamun dönemine ait olduğuna inanılan Khonsu’nun kumtaşından bir heykeli burada keşfedilmiştir.
Bu odanın ötesinde, dört sütunla desteklenen, daha küçük bir oda olan Kutsal Tekne Tapınağı bulunur.
Merkezinde, Kral III Ramses döneminden kalma Amun’un Kutsal teknesinin tabanı yer alır.
Tapınakta daha sonraki hükümdarlar tarafından önemli değişiklikler yapılmıştır.
Kral II Nektanebo, Hipostil Salonunun girişlerini yeniden inşa ederken, Ptolemaios hükümdarları yapıyı kapsamlı bir şekilde yenilemiş ve genişletmiş, eski tapınaktan aldıkları taşları tasarımlarına dahil etmişlerdir.
Amun-Ra ve Mut ile birlikte Teb Üçlüsünün bir parçası olan Khonsu, Mısır inancında saygın bir yere sahiptir.
Khonsu tasvirleri genellikle onu belirgin bir yan örgüsü olan bir çocuk veya hilal üzerinde duran dolunay tarafından taçlandırılmış, elinde asa tutan cübbeli bir figür olarak tasvir eder.
Ay ile olan ilişkisi, ona kötü ruhları kovabilen bir şifacı ve koruyucu olarak ün kazandırmıştır.
Bu da popülerliğini kalıcı hale getiren bir özelliktir.