Öncelikle şunu belirtmekte yarar var. Ben Nil nehri gezimde, MS AL NABİLATAN NİLE CRUİSE LUXOR-ASWAN isimli gemiye bindim, ancak Nil nehrinde bu turu yapan yüze yakın gemi var.
Yazdıklarım, bindiğiniz gemiye göre değişiklik gösterebilir.
Gemi: 2 Ekim 1999 tarihinde hizmete girmiştir. Yani 27 yaşında. Tabii bu 27 yaşında kelimesini görünce eski bir gemiye binmek ilk anda korku yaratabilir ama 4 günlük seyahatimde sorun yaşamadık.
Toplum uzunluk: 71 metre
Genişlik ise: 14.40 metre.
Gemiler, sürekli yan yana iskelelerde park ediyorlar. Yani, bir yere park edildiğinde, mutlaka birkaç geminin içinden geçerek kendi geminize ulaşıyorsunuz. Bu yüzden, gemiden inerken mutlaka kıyıda hangi gemi olduğuna, geminin ismine bakın, yoksa birçok gemi yan yana park ediyor, kendi geminiz aralarda kalabiliyor, mutlaka indiğiniz son geminin ismini not edin.
Peki gemide emniyet önlemleri var mı? Teras katında, cankurtaran simitleri var, ama sandal görmedim. Yani: Nil nehrinde gemide herhangi bir kaza veya sıkıntı olsa, nasıl bir önlem aldıklarını bilmiyorum, sadece dediğim gibi birkaç cankurtaran simidi.
Güzergah:
Nil nehrindeki gemilerin güzergah: Luksor’dan hareket, Nil nehri kıyısındaki birçok tarihi ve turistik yerlerde iskelelere yanaşarak ilerliyor ve Aswan şehrine ulaşıyor.
3 gece veya 4 gece süren turlar var.
KABİNLER:
Benim bindiğim gemide: 65 kabin var.
Bu kabinler, 3 kata dağılmış durumda, yani zemin katta da kabin var, zemin katta: Nil Nehri pencerenizden sadece 1 metre aşağıda kalıyor, bu yüzden gemi durduğunda sadece pencere açma şansınız var.
Ortalama kabin boyutu: 20 metre karedir. Yani ne çok dar, ne çok geniş ama bence yeterli büyüklüktedir.
Kabinlerde balkon var mı? Sorusuna geminin tanıtım yazısında “evet var “şeklinde cevap verilmiş, hayır yok. Sadece kabin pencereleri açılabiliyor, sürgülü. Balkon yok.
Kabin anahtarları:
Kabinlerin elektronik kart anahtarları çok değerli, kaybederseniz resepsiyona 100 Dolar ödemek zorunda kalırsınız, dikkat.
Kabin Pencereleri:
Kabinde geniş bir pencere var, sürgü şeklinde yani yana doğru açılabiliyor. Ayrıca bir balkon yok.
Ayrıca: yine koyu perdeler var, çünkü gemiler sürekli yan yana yanaşıyorlar ve bu yüzden perde önemli, gemi iskelede durduğunda perdeleri kapattık.
Yataklar:
Yataklar oldukça rahat. Hiçbir sıkıntı yoktu, hatta şehir otellerinde olduğu gibi, yatak takımları kirli de değil, temizdi. Her yatakta 2 yastık ve yorgan var.
Televizyon:
Her kabinde televizyon var, ama Türk kanalları çekmiyor.
Buzdolabı-Minibar:
Evet her kabinde mini boy buzdolabı var.
Ancak buzdolabı boş ve 4 gün boyunca buzdolabına herhangi bir şey (su vs. gibi) koymadılar.
Çünkü su, gemide ücretli, hem de yüksek ücretli, bu yüzden herhangi bir limanda durduğunda, suyunuzu, dışarıdaki bir marketten satın almanızı öneririm.
Ama burada da şunu söylemek gerek. Mısırlılar işi öyle azıtmış ki, su fiyatları her yerde farklı, asla üzerinde veya bulunduğu rafta etiket göremezsiniz. Sizin turist olduğunuzu hissedince, fiyatın 5-6 katını rahatlıkla isteyebiliyorlar. Bu yüzden, su temini biraz sıkıntılı ama sonuçta, dışarıda su fiyatı gemidekinden daha ucuz. Bir de şöyle alışkanlık var. Mısır’a giden turistlere, rehberler, pazarlık yapın ne fiyat sunarsa, beşte birini verin derler ya, Mısırlılar bunu bildiklerinden normal fiyatın 5-6 katı fiyat veriyorlar, sonrası pazarlıkla inen fiyat, yine de onların kazançlarını 5-6 misli arttırıyor.
Klima:
Her kabinde klima var, ama sadece soğuk üflemek üzere düzenlenmiş. Yani, serin bir kış gününde buraya giderseniz (örneğin, benim gibi Aralık ayında) gece odada üşümekten uyuyamazsınız, klima sadece soğuk üflüyor, neyse ki kumandalı, klimayı hemen kapatın. Ayrıca: ısıtıcı filanda yok, siz kalın pijamalar alın.
Banyo-Tuvalet:
Tuvalet klozetli, lavabo iyi. Banyo duş kabinli, kabin diyemeyeceğim, sadece bir karışlık bir cam koymuşlar, duş yapınca her yer su altında kalıyor. Lavabo altında, giderde bir aparat var, su gitmeyip birikiyor. Bunu önlemek için, giderde bulunan aparatı döndürerek çıkarın, yoksa su gölleniyor.
Bandoda: sıvı sabun, şampuan var. Ayrıca: her kabinde 2 büyük boy havlu, 2 küçük boy havlu var.
Oda Servisi:
Rehber odanızı istemez isenizde her gün temizlerler, bavullarınızı kapalı tutun dedi. İstemedik, istemediğime dair kapıya yazı koydum, odaya girmediler.
Ama girdikleri odalarda, o kadar güzel havlulardan şekiller yapmışlar ki, inanılmaz güzeldi, her sabah oda temizleyicisi, havludan şekiller yaparak odalara bırakmış. Yine de güvenip odayı temizlemeleri için girmelerini istemedim.
Tercih sizin, bence odaya sokmayın.
Sonuç:
Odalarda: gemi sarsıntısı veya motor sesi rahatsız edici boyutlarda değil. Odalarla ilgili tek sıkıntı, klimanın tamamen soğuk ayarlanması, serin-soğuk bir kış günü, klima ısıtmaya ayarlanmadığından, odada gece üşünüyor, yanınıza gideceğiniz tarihi göre mutlaka kalın pijamalar almanızı öneririm. Elbette sıcak yaz günlerinde, bu soğuk klimaların çok işe yarayacağı da kesin.
GENEL HUSUSLAR:
Motor gürültüsü ve Sarsıntı:
Gemi: sürekli durmuyor, bazen gece boyu süren yolculuklar yapılıyor ve bir sonraki limana ulaşılıyor.
Geminin motoru en arka bölümde, yolcu kamaraları ise ön bölümlerde. Arka bölümlere çalışanların kamaralarını koymuşlar. Bu yüzden motor sesi gelmiyor. Sadece derinden bir inilti.
Sarsıntıya gelince, Nil nehrinde dalga olmadığından, 4 günlük seyahat boyunca sarsıntı hissetmedim.
Yemekler:
Yemekler tam pansiyondur ki, bunu size turu satan yerli şirket bile bilmez, yarım pansiyon diye satarlar.
Evet, tabii siz yarım pansiyon diye (çünkü tur satın aldığınız şirket size öyle söylemiştir.) yanınıza bir sürü ıvır zıvır yiyecek götürürsünüz. Ama buna gerek yok, üç öğün yemek olunca haddinden fazla doymak mümkün.
Yanınızda getirdiklerinizi, son gün gemi personeline dağıtırsınız, çok fakirler, tercih sizin.
Evet, yemekler açık büfe.
Önce kahvaltı:
Kahvaltıda açık büfe ve çeşit oldukça bol. Bir yerde ekmek türleri var ve her türlü ekmek var, gayet güzel.
Sonra: peynir türleri var, genelde 3 çeşit kaşar ve 1 çeşit beyaz peynir türü var. Hepsi de oldukça lezzetli.
Sonra: her gün değişen çeşitli aperatif yiyecekler var. (Örneğin: mutlaka her gün rafadan yumurta veya omlet var. )
Sonra: meyve çeşitleri ki oldukça bol.
Sonuç: Kahvaltı zengin, damak tadımıza uygun.
Öğle ve Akşam Yemeği:
Önce yine bir ekmek bölümü var, oldukça çeşitli ve güzel ekmekler bulunuyor.
Sonra 2 çeşit çorba olan bölüm var. Çorbaların biri mutlaka tanıdık, örneğin: mercimek çorbası.
Sonra: 6-7 bölümde çeşitli yemekler var. Genelde her gün: kırmızı et, beyaz et (tavuk, ördek, hindi vs.) ve balık çıkıyor.
Son bölümde: tatlılar var, çeşitleri yeterli
Sonrasında: meyve bölümü var. Her öğünde muz mutlaka var, çilek var ve diğer meyveler.
Sonuç:
Hani Mısır a gitmeden önce genel bir söylem var, hijyen yok, yemekler yenmez, berbat ve çok baharatlı gibisinden.
Hayır, gerek kahvaltı ve gerekse yemekler oldukça güzel. Hijyen güzel, baharat ve tuz yok denecek kadar az.
İnanın her öğünde çıkan 6-7 parça yemekten, en az 3-4 parçası mutlaka damak tadımıza uygun.
Kimse ne garson, ne de diğer görevliler, tabağınızda ne aldınız, çok mu aldınız gibisinden asla bakmaz ve karışmazlar.
Tek kuralları: yemek yerine dışarıdan yiyecek-içecek sokmak yasak, elbette içeriden dışarıya yemek-içecek sokmak ta yasak, buna uymalısınız.
Yemek saatlerini not edin. Sabah çok erken, akşam çok geç. Tabii tur gurupları limanlarda gezilere gittiğinden akşam yemeği bayağı geç saate (Örnek: 20.00) alınmış.
Evet yemekle ilgili tek sorun: yemekte bütün içeceklerin ilave ücrete tabi olması. Yani, son gün anket doldurttular, yemekte hiç olmassa her masaya birer şişe su ücretsiz verilmesini yazdık, umarım uygularlar.
Asansör:
Evet asansör var, zemin ile 2 kat arasında çalışıyor ama gemiye bindik ilk gün asansör bozuldu, 4 gün boyunca 2 kere asansör bozuktu. Neyse ki, asansöre pek gerek kalmıyor, merdivenler sıkıntılı değil.
Mısır Nil Nehri Cruise Gezi Tekneleri güneşlenme terası
Güneşlenme Terası ve Yüzme Havuzu;
Geminin en güzel yer, hareket halinde iken, Nil nehri boyunca ve kıyılar boyunca izlemek, seyretmek olağanüstü bir güzelliktir.
En üst katta. Güneşin kızgın yakıcı ışıkları nedeniyle, gölgelikli yerde oturmak zorunda kaldık, ama yine de güneşlenmek isteyenler için şezlong vardı.
Yeterli gölgelikli masa ve şezlong var.
Yüzme havuzu küçük, birkaç çocuk giriyordu.
Ayrıca: jakuzi var.
Hijyen koşulları uygun olmadığı için girmedim, girmek istemedim. Çünkü havuz ve jakuzi ye girerken, önce bir duş aldırma durumu yoktu.
Bu teras bölümünde: özellikle akşam üstü ve akşam saatlerinde oturmak için mutlaka üstünüze kalın bir şeyler olması şarttır.
Teras bölümünde, her gün saat 17.00 de çay saati düzenleniyor, ücretsiz çay ve kek ikramı yapılıyor.
Bunun dışında bir şeyler içmek isterseniz, terasta ayrıca bir bölüm var.
Wireless;
Evet gemide wireless varmış ama bozukmuş, arızalıymış. Neden yaptırılmamış, bu sorunun cevabı yok. Halbuki 4 günlük seyahat boyunca gemide wireless olması çok uygun olurdu.
Lobi:
Geminin hemen girişinde, eğer en üst katta terasta oturmak istemezseniz (güneş veya soğuk nedeniyle) lobideki koltuklarda oturabilirsiniz.
Buraya da çay-kahve servisi yapıyorlar ama burada gemi dururken sigara içmek yasak. Sigara içenler terasa çıkmak zorunda.
Çay-kahve servisi:
Lobide çay-kahve servisi var. Size siparişinizi getirdiklerinde, oda numaranız yazılı bir fiş imzalatıyorlar, çıkarken ödeme yapmanız için. Ama fiyatlar uçuk, örnek bir çay 180 Mısır Lirası (yani 180 TL)
Bar:
Terasın bir kat altında bar bölümü var. 4 gün boyunca bu bölümde oturan kişi görmedim ama açık, muhtemelen burada içki de servis ediyorlar.
Masaj-spor bölümü-Satış bölümü:
Bar ile aynı katta: masaj bölümü var, bir eleman gemide masaj yaptırmak isteyenleri arıyor. Tercih etmedim.
Spor bölümüne 2 tane yürüyüş-koşu parkuru koymuşlar.
Satış bölümü: çeşitli ürünlerin satıldığı (giysi vs.) bölüm var. Bir şey satın almadım, fiyatlar dışarıya göre pahalı.
Bu bölümde birde film çeken eleman var. Teras ve diğer bölümlerde, elinde büyük film kamerası ile dolaşıyor ve yolcuların filmlerini çekiyor. Sonradan öğrendim ki, bu filmleri flash-diske kaydedip 25 Dolardan satıyormuş, yanınıza geliyor, istemediğinizi söyleyince, tabii ki asık bir surat görüyorsunuz. Halbuki, çektiği film için kimseden izin almıyor, kendi kafasına göre çekiyor.
Personel-Çalışanlar;
Rehberler, önceden sizlerden servis ücreti adı altında para toplarlar ve bu paraları gemi çalışanlarına dağıttıklarını söylerler.
Aksi halde, Mısırlıların genel karakteri, her durumda bahşiş istemeyi alışkanlık haline getirmeleridir.
Gemide şehirlerin sokaklarında olduğu gibi, bahşiş-bahşiş-bahşiş diye sözle taciz eden olmadı, sanırım bu yüzden.
Yani, gemide bahşiş vermenize gerek yok, yine de tercih sizin. İnanın vereceğiniz 1 Dolar onlar için o kadar büyük para ki inanamazsınız. Çünkü gemi çalışanları gerçekten iyi insanlar, güler yüzlüler, işlerini iyi yapıyorlar ama aynı zamanda fakirler.
Çalışan herkes azda olsa İngilizce biliyor, dediğim gibi çok yardımseverler.
Son öneriler:
1-Gemi herhangi bir limana yanaştığında, gemiden inerken, mutlaka gemi personelinden “çıkış kartı” alın, bunu dönüşte resepsiyona verin ki, gemiye gelip gelmediğiniz bilinsin.
2-Diğer bir konu: yukarıda da söz ettiğim gibi, genellikle 5-6 gemi yan yana yanaşıyor, sizin geminiz, ortalarda veya en dışta olabilir, diğer gemilerin hepsinin orta bölümü aynı, bu gemilerin orta bölümünden geçerek, iskeleye ulaşıyorsunuz, bu yüzden en dışta yani iskeleye yanaşmış geminin ismini NOT EDİN, çünkü bu durumda olan birçok gemi var, kendi geminizi bulamazsınız.
3- Mevsim şartlarına göre, (kış döneminde gittiyseniz) yanınıza mutlaka kalın pijama ve terasta oturmak için kalın bir üst alın.
4-Gemide su sorunu var, aşırı para verip gemide satın almak istemezseniz, suyunuzu dışarıdan temin ederek gemiye binin.
Nil üzerinde, çeşitli adalar Bu adalar da; farklı çekiciliklere sahip olması açısından ilginç. Kuzeyde; Kitchener Adası var.
KİTCHENER ADASI
19’ncu yüzyılın sonlarında: Sudan’daki zaferlerinden sonra, İngiliz ordu mensubu Albay Kitchener’e hediye edilmiş. Ada da: dünyanın dört bir yanından topladığı bitki ve tohumlardan, egzotik “Botanik Bahçeleri” oluşturmuş. Bütün ağaçları, vaha kuşlarıyla kaplı. Bu sukunet, kesinlikle sizi çok etkileyecek. Evet: her gün ziyarete açık.
Adanın güneyinde: Elephantos Adası var.
Mısır Nil Nehri Üzerindeki Adalar
ELEPHANTOS (ELEPHANTİNE) ADASI
Bu adaya: fil adası deniliyor. Adı: Nil’in yumuşak dokunuşlar ile okşadığı sahildeki kayalardan geliyor.
Bu adada bulunan “Khnum Tapınağı” görülmeye değer. Mısırlılar, koç başlı tanrının onuruna, üzeri altın yapraklarıyla kaplanarak mumyalanmış koçlardan bir nekropolis yapmışlar.
Bunlar: bugün müzede koruma altına alınmış. Ama: taş lahitler, halen tapınakta bulunuyor. Yakınlarda: bir kayanın içine oyulmuş olan “Nilölçer” sayesinde, Nil Nehrinin su seviyesi izlenebiliyormuş ve buna göre, yıllık taşkın uyarıları yapılabiliyormuş. Tarım işçileri, bu sayede, tapınak inşa etmek gibi toplumsal görevlerini yerine getirebilmişler.
Ülkenin birleşmesini amaçlayan savaşta:
Teb ordusunun en büyük gücünü oluşturan gözde Nübyeli krallarık askerlerinin, Teb ordusunda bulunmalarının sebebi: Teblilerin, güney ile başından beri yakın bir ilişki içinde olmalarından kaynaklanmaktadır.
Ağa Han’ın mezarı bu adada. Mezarın hemen altında: yeşil mango ağaçlarının içinde bir villa var.Bu da Ağa Han’ın villası. Kepenkleri, sanki hiç açılmamış ve ebediyen açılmayacakmış gibi kapatılmış.
Ada: her gün ziyaret edilebiliyor.
SEHEL ADASI
Bu adada, kıtlık anıttaşı var. Diğer anıtlarla birlikte, Kral Zoser döneminde yapılmışlar. Ayrıca, bu anıttaşı; Mısır’ın Birinci ve İkinci Çağlayan arasındaki Aşağı Nübye bölgesine, ilk kez onun döneminde egemen olunduğunun bir kanıtıdır. Burada: 1889 yılında Sehel anıtı bulunuyor.Bu anıtta yapılan araştırmalarda: anıttaki oturan insan ve üzerinde göz ifadesinin: “ari” kelimesiyle karşılanıyor. Ari; şekle sokmak anlamına geliyor.
Hiyeroglif incelemelerinde, şekillerden birinde “ari” ya ekleme olarak, oturan bir insan figürünün yanına, yarım daire ve üzerinde göğe uzanmış iki el motifin bulunduğu görülüyor. Yeni şekle: ari-kat denilmiş. Bu ifadenin: “insan yapımı mineralli veya sentetik madde” anlamına geldiği ve piramitlerin bu tür bir madde ile yapıldığına inanılıyor.
Yani: piramitlerin inşasında çalışan işçiler, bazı kireç taşlarını ezip suyla karıştırıyorlar ve hazırlanan bu karışımı: kireç, kaolin kili, sodyum karbonat ve çamur ile birleştiriyorlardı. Bu karışım: piramit inşa edilirken, istenilen her yerde ve şekilde hazırlanan kalıba dökülüyordu. Kuruma tamamlandığında, ortaya, doğal kireç taşlarından ayırt edilemeyecek ölçüde, tonlarca ağırlıkta blok taşlar ortaya çıkıyordu. Bu bir teori. Bu arada: mısır piramitlerinin yani o devasa yapıların nasıl yapıldığı hakkında küçük bir anekdot oldu.
Evet; Sehel adasında
Çok yakın tarihlerde deşifre edilebilen ve tanrılara bir kuple saygı ve sevgilerini sunduktan sonra, koca koca kayaların üzerine yazdıkları hiyerogliflerde böyle bir sır var. Bu sırrın diğer adı: evet, beton tarifi. Adamlar beton döküp, kendi taşlarını yaratmışlar. Tam 29 çeşit element ve ek olarak da Nil çamuru, piramidin yapılacağı yere, kalıplara karışını döküp, taş blok yapmışlar. Uluslar arası büyük beton şirketleri de, bu tarife göre bazı hazırlıklar yapmışlar.
URONARTİ ADASI
Nil’in Semna yakınlarındaki adasıdır. III. Senusret zamanında: buraya bir kale daha yapılır. Yeni kaledeki bir yazıtta: saltanatın dokuzuncu yılda, kuş diyarına düzenlenen bir seferin, suyun düşük seviyesi nedeniyle yarıda kesildiği yazılıdır.
1990’lı yıllardaki terörist saldırılar sonucu, Mısırlı yetkililer, turistlerin güvenliğini sağlamak amacıyla, bazı önlemler almak zorunda kalmışlar. Özellikle: Dendera, İsna, İdfu ve Kam Umbu Tapınakları ile Assuan’da buna dikkat ediliyor. Yabancı turistlere, bir askeri eskortun eşlik etmesi zorunluluğu var. Bu nedenle, belli zamanlarda hareket eden bir konvoy sistemi oluşturulmuş. Bağımsız gezmek isteyen turistler, turizm danışma bürosuna başvurmak zorundalar.
LUKSOR KUZEYİ
Mısır Nil Doğu Kıyıları Dendera Tapınağı
DENDERA (HATHOR) TAPINAĞI
Luksor’un 60 km. kadar kuzeyinde bulunan “Dendera”: inek tanrıça Hathor’a adanmış tapınağı ile ünlü. Buradaki tapınağın diğer ismi: Hathor tapınağı. Kral Keops döneminde yapıldığı sanılıyor. Daha sonra: III. Tutmosis döneminde yeniden yapılmıştır. Ancak Roma İmparatorları zamanında tamamlanabilmiş. Romalı lejyonerler, Mısırın tanrılar kültürünü İmparatorluğun en uzak köşelerine kadar taşıdılar.
Burası:
Prolemaios döneminde, MÖ.125 yılından itibaren Yukarı Mısır’ın tanrıça tapımı için önemli bir merkez haline gelmiş. Cleopatra: tanrıçalara tapınmak için buraya gelmiş ve dönüşünde de vatandaşları tarafından yaşayan tanrıça olarak, ona tapınılmaya başlanmış. Tapınağın arka cephesindeki kraliçenin eşsiz yarım kabartması görülmeye değer. Bu Cleopatranın yaşadığı zamanda yapıldığı bilinen tek örnekmiş.
Tapınak:
MS.60 yılında, Romalılar tarafından tamamlanmış. Bu; Roma İmparatorlarının duvarlardaki kartuşlarını da açıklıyor. Dandera’nın tavanında: tanrıça Nut’un, gökyüzüne yolculuğu resmedilmiş. Tapınak, burada yaşayan Kopt Hıristiyanların ve Arapların yaktığı ateşler yüzünden, kararmış olmasına karşın, görülmeye değer.
Koptlar
Ayrıca, tanrı figürlerinin yüzlerine de zarar vermişler. Dar yerlere girme sıkıntınız (klostmofobi) yoksa; gravürlerin korunduğu, aşağıdaki Kriptaya mutlaka inin. Bütün bölgenin, çölün ve Nil vadisinin harika manzarasını gören çatıya da çıkabilirsiniz.
Evet: Dandera’nın kuzeyinde, Luksor’dan 150 km. uzaklıkta: Abydos var.
Mısır Nil Doğu Kıyıları Abidos Tapınağı
ABİDOS (ABYDOS)
Yukarı Mısır’da, Nil kıyısında, El-Beliane’nin 11 km. güneybatısında ve Kahire’nin ise, 560 km. güneyindedir.
Burası: yeraltı dünyası ve yeniden diriliş tanrısı “Osiris”e adanmıştır. Abydos: MÖ.3100 ile 2755 yılları arasında, önemli bir defin alanıymış. Çok eskiden kalma pek çok mastaba (üstü taş kapaklı mezar) ile çevrilmiş olması nedeni de bu yüzden. Mısır tarihinin başlangıcından itibaren, Nekropolisin kuzeyinde, birbiri ardınca bir dizi tapınak yapılır.
Mısır Nil Doğu Kıyıları Abidos Tapınağı
Yukarı Mısır’da siyasi merkezden çok dinsel bir merkezdir. Kral Aha ve 1’nci hanedanın kralları, kendileri ve saray mensupları için: burada, büyük mezar kompleksleri yaptırırlar.
Kral Dan, buradaki mezarını diyorit taşlarla donatır. Zemini kırmızı granitle kaplatır. O zaman kadar yalnızca kap yapımında kullanılan bu soylu ve sert malzemeyi, binalarda da kullanmaya başlayan Mısırlılar, Piramitler dönemindeki mimarların çok işine yarayacak deneyimler kazanırlar.
Kral I. Seti’nin coşkun inşaat faaliyetlerinden payını alır.
11’nci hanedandan itibaren, kayıtlarda yazıldığına göre: bu şehirde, her yıl Osiris’in büyük “mysteria” ları kutlanır. Dramatik kült oyunu biçimindeki bu mysteria’larda: tanrının; ölüm ve diriliş mitosu canlandırılır. Bu yerin kutsallığından payını almak isteyen Mısırlı, tören yolunda bir anı anıt taşı dikerek, sonsuza kadar orada olmayı sağlamaya çalışmış. Orta Krallık süresince; Abidos’a bu türden binlerce anıttaş dikilmiş. Anıt diktiren Mısırlı, Osiris ile birlikte, yeniden dirilmek istiyordu.
Sonsuz yaşama kavuşmanın en güvenilir yolu bu idi. Dünyanın çeşitli müzelerinde korunan Orta İmparatorluk dönemine ait dikilitaşların çoğu, Abidos’da keşfedilen, 16 ve 17’nci sülalelerin dikilitaşlarıdır. Mısırlının Abidos gezisi: aynı zamanda, hem simgesel bir tema (ruhların kayık içinde, kutsal kente yolculuğu) ve hem de kimi inananlar için gerçek bir yolculuktu.
Yani: şehir, o dönemin adeta Mekke’si idi. Çöl kenarında açılmış basit bir delikten, Yeni İmparatorluk dönemiyle ilgili, olağanüstü büyüklükteki tapınağa varıncaya değin, çeşitli mezarlar bulunuyordu. Bunlar: kralların ve özel kişilerin (başka yerde gömülü olsalar bile) Abidos’ta sahip olmayı zorunlu saydıkları, boş anıtkabirlerin yanında uzanıp gidiyordu. Yani: başka yerde gömülü olsa da, bazı Mısırlılar için, Abidos’da ilave bir mezar yeri bulunması, bir ayrıcalıktı. Bunlardan: yalnızca imparatorluk dönemine ait olanlar; varlığını iyi koruyarak günümüze kadar gelmiştir.
Evet, buranın en önemli tapınağı: I. Seti’nin Tapınağıdır
Mısır Nil Doğu Kıyıları I. Seti Tapınağı
I. SETİ TAPINAĞI
Ünlü coğrafyacı Strabon:
Buna Memnonium demektedir. Tapınak: yedili bölümleriyle dikkate değer bir yapı. Giriş kapısı sayısı:7, sütunlu 2 salon var. Firavunun yaptığı ayinleri tasvir eden kabartmalarla süslü, 7 sunağa uzanan 7 geçit bulunuyor. Evet: 7 rakamı çok kullanılmış, sanırım bir özelliği olsa gerek.
Tamamı kireçtaşından inşa edilen tapınak, günümüzde bile etkileyici bir yer olma özelliğini sürdürüyor. Tapınağın “I” şeklindeki yapı planının bir benzeri daha yok. Tapınak, öte dünyaya göçen yöneticilere, nesiller boyu hizmet vermiş. Seti’nin emriyle MÖ.1291 ve 1279 yılları arasında yapılan tapınağın sıra sütunlu avluları ve rampaları: daha sonra yönetimi kendisinden gasp eden ve tapınak duvarlarından adını silmeye girişen oğlu, II. Ramses tarafından eklenmiş.
İkinci terasın, sıra sütunlarının üzerindeki gravürler:
Ramses’in, tanrılar ve özellikle de Osiris, İsis ve Horus tarafından kabullenildiğini gösteriyor. İki hipostil salonda, çok iyi korunmuş papirüs sütunlar ve güneybatı kanadındaki Krallar Galerisinde, yüzyıllar boyu gelmiş geçmiş firavunlara ait 76 kartuş bulunmuş. Bu kral isimlerinin yazılı olduğu belde: Abidos levhaları olarak biliniyor.
1’nci Seti’nin, 1903 yılında bulunan mezarı boş imiş. Anıtkabir, yani Osireion, yan duvarları cenaze töreni metinleriyle süslü bir Osiris mezarı imiş. Çevresi, bir kanalla çevrili bir ada biçiminde yapılmış olan mezar, dünyanın yaratılışı sırasında sulardan çıkan ilk tepeyi simgeleştirmiş. Tavanlarından iz kalmamış olan, II. Ramses tapınağı, genellikle bu firavun döneminde yapılmış başka kabartmalara oranla daha büyük bir incelik taşır.
Birçok dikilitaşın da gösterdiği gibi, Sais döneminde, din alanındaki etkileri yaygınlaştıktan sonra, bu kutsal yer, değerini yitirmeye başlamış.
LUKSOR GÜNEYİ
Mısır Nil Doğu Kıyıları İsna Kenti
Luksor’un güneyinde: Nil vadisinde, üç ayrı tapınak kompleksi var. Nil teknelerinin duraklama noktası olan bu üç tapınak: Luksor’dan veya Asuan’dan güneye doğru giden her tur gurubunun uğrak yeri.
İSNA KENTİ
Luksor’dan, karayolu ile 54 km. uzaklıktadır. Modern Mısır kentidir. Burada: Müslüman ve Hıristiyanlar birlikte yaşamaktadırlar ama zaman zaman aralarında çatışmalar olmaktadır. Yapımına: Roma İmparatoru Tiberius zamanında başlanan galeri, Roma imparatorunu firavun kıyafeti içinde Khnum’a tapınırken gösteren, yarım kabartmalarla süslenmiş.
Koç başlı yaratıcılık tanrısı ve Nil’in kaynağının koruyucusuna adanan “Khnum Tapınağı”nın burada öne çıkıyor. Ama, Nil taşkınları, zamanla tapınak kompleksini alüvyon ve çamur katmanları ile kaplamış. Bugünkü şehir, bunun üzerine kurulmuş. 1860 yılında başlayan kazı çalışmaları sonucunda, tapınağın bir kısmı ve giriş salonu ortaya çıkarılmış.
Bu iyi korunmuş salon, günümüzde kasaba merkezinin tam ortasında, evlerin seviyesinin 9 metre altında kazılmış ve açılmış alan içinde duruyor. Büyük 24 sütundan oluşan salonun çatısındaki kabartmalarda, burç sistemlerinin anlatımları göze çarpıyor. Bu figürler: renklerini koruyabilmiş. Ayrıca: koç başlı tanrı Khnum’a adanmış bir çok hiyeroglif anlatım, duvarlara kazınmış. Tanrı Khnum; Nil’in çamurundan ve suyundan, insana yeniden güç veren yaratıcı tanrı olarak biliniyor.
Tapınak sonrası, ara sokaklara dalarak, şehri dolaşmak isterseniz: ilginç sokak manzaraları, kiliseler, camiler, satıcılar ve bir de ufak çarşı görebilirsiniz.
50 metre kadar güneyde: Mısır’ın ikinci büyük tapınağı ve ayakta kalanlar arasında en iyi durumdakilerden biri olan “İdfu Tapınağı” var.
Edfu Tapınağı
EDFU
Edfu, güney Mısır’da, Nil kıyısında bir kenttir. Nil’in batı kıyısında, Esna ve Asuan kentleri arasında bulunur.
Nil’den yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüş mesafesinde olduğundan, faytonla gidilebiliyor. Eğer turla gidiyorsanız, fayton ücretini tur ödüyor, sakın faytoncuya ilave para kaptırmayın. Eğer kendiniz faytona binmek isterseniz, rıhtımdan tapınağa gidiş, orada 2 saat bekleme, sonra geri dönüş, toplam 4 dolar ücret ödeyin yeter. Bu yolu sakın yürümeye kalkmayın, Edfu şehri Mısır’ın fakir şehirlerinden birisidir.
Evet, tapınağa giriş ücreti 550 Mısır Lirası. Daha önce de hatırlattım, sadece kredi kartı kabul ediyorlar, bilet almak için asla nakit para kabul etmiyorlar.
Evet tapınak hakkında hemen başta size bazı bilgiler vermek istiyorum. Öncelikle içerinin özellikle kapalı mekanların aşırı kalabalık olacağını unutmayın, öyle kalabalık ki bazen geçmek için uzun kuyrukları veya insan kalabalığını yarmanız gerekecek.
Tapınağın önemi:
Mısır’da Karnak Tapınağından sonra en büyük ikinci tapınaktır. Uzmanlar, bu tapınağın Nil vadisinin ve belki de tüm dünyanın en iyi korunmuş anıtı olduğuna inanıyorlar. Çünkü tapınak binlerce yıl boyunca, yerleşim kalıntılarının altında gömülü kalmış ve mimari ve dekoratif unsurları bu kadar iyi korunmuştur.
Hangi tanrılara adanmıştır:
Edfu’nun efendisi Tanrı Horus’a adanmıştır. Denderalı Horus ve Hathor’a adanmış en büyük tapınaktır. Tanrı Horus’a güneş diski ve şahin biçiminde saygı gösterilmiştir.
Edfulu Horus, Ra nın koruyucusu ve aynı zamanda Osiris’in oğludur.
Bir savaşçı tanrı olarak, güneşi düşmanlarından korumuştur. 3000 yıl boyunca, Mısır Krallarının örnek alacağı hükümdar prototipiydi. Dahası Teb şehrine yakın olması, Ptolemaios döneminde oldukça isyankar olan güçlü Amon rahiplerinin etkisini dengelemiştir.
Her yıl Hathor, Dendera’daki tapınağından güneye, Edfu’daki Horus’u ziyaret etmek için seyahat ederdi ve kutsal evliliklerini işaret eden bu olay, büyük bir festival ve hac yolculuğu vesilesiydi.
Edfu şehri
Ne zaman yapılmıştır:
İnşaat III Ptolemaios Eugergetes döneminde, MÖ 237 yılında başlamış ve MÖ 142 de VIII Ptolemaios Eugergetes döneminde, yani toplam 95 yılda tamamlanmıştır.
Başlangıçta sütunlu bir salon, iki enine salon ve şapellerle çevrili bir tekne tapınağından oluşuyordu. Ayrıca çevre duvarları ve mammisi (doğum evi) çalışmaların da başlanmıştı.
XIII Ptolemy Neos Dionysos, çevre duvarı, ana avlu ve pilon üzerindeki çalışmaları tamamlamıştır. Ardından MÖ 70 yılında, tapınak ikinci ve son kez açılmıştır.
Evet tapınağın inşasına MÖ 237 yılında başlanmasına rağmen, III Ptolemy’nin ölümüne kadar tamamlanamamıştır. Bununla birlikte, tapınağın inşası devam etti ve nihayet MÖ 57 de, XII Ptolemy Auletes’in hükümdarlığı döneminde tamamlandı. Tapınağın inşasının bu kadar uzun sürmesinin nedeni, o dönemde Yukarı Mısır’da meydana gelen ve inşaat sürecini aksatan birçok milliyetçi ayaklanmalardır.
Ptolemiler sadece iç sorunlarla değil, dış sorunlarla da karşı karşıya kaldılar. XIII Ptolemy dönemine gelindiğinde, Ptolemaik krallığının kaderi değişmişti ve artık eskisi gibi güçlü ve müreffeh bir devlet değildi. Aslında, Ptolemiler krallıklarını kaybetmenin eşiğindeydiler. Çünkü son Prolemaik hükümdarı VIII Kleopatra Philopator, Octavia (gelecekteki Roma İmparatoru) tarafından tahttan indirildikten ve intihar ederek öldükten sonra, Mısır MÖ 30 yılında Roma tarafından ilhak edildi.
Ardın Roma tarafından Hıristiyanlığın kabulü sonucu bütün tapınaklar kapatıldı.
Tapınağın kumdan kurtarılması:
Tapınak yüzyıllar boyunca, sürüklenen çöl kumları ve Nil nehrinin taşıdığı nehir çamuru tabakaları altında, 12 m derinliğe gömülü olarak kaldı. Yerel halk, eski tapınak üzerine, evler inşa ettiler. 1798 yılında bir Fransız keşif gurubu tarafından tapınak tespit edildi, bu sırada tapınağın sadece pilonlarının üst kısmı görülüyordu.
1860 yılında Fransız Mısırbilimci Auguste Mariette, Edfu tapınağını kumlardan kurtarma çalışmalarına başladı.
Edfu Metinleri:
Fransız Mısırbilimci Emile Cahsinat (1868-1948) Edfu metinleri üzerinde yapılacak gelecekteki araştırmalar için ilk güvenilir temelleri, tapınak duvarlarındaki tüm yazıtları ve sahneleri kopyalayıp yayınlayarak atmıştır. Bu çalışma 40 yılını almıştır. Eseri 14 ciltten oluşmaktadır. Bunların arasında 3000 sayfalık hiyeroflif metinden oluşan 8 cilt, 2 cilt çizim ve kısmen mükemmel fotoğraflardan oluşan 4 cilt bulunmaktadır.
Edfu Mammisi Tapınağı
Mammisi (Doğum Evi)
Roma dönemine ait doğum evi, ana tapınağın güneyinde, giriş bitişiğinde yer almaktadır. Burası VIII Ptolemy Eugergetes II ve IX Ptolemy Soter II dönemlerinde, yeni plana göre inşa edilmiş ve dekore edilmiştir.
Horus ve Hathor un oğlu Harbomptus u onurlandırmaktadır.
Burada Horus’un ve o dönemde hüküm süren hükümdarların doğumu kutlanırdı.
Edfu Tapınağı Mammisi Tapınağı
Yapı, bir temel üzerine oturmaktadır. Tavanda, gece göksel kubbesi olan tanrıça Nut un, güneşi yutup şafakta tekrar doğurma eylemi tasvir edilmiştir. Bir giriş köşkü, sütunlu bir koridor ve Bes figürleriyle süslenmiş yüksek abaküsler bulunur.
Ana odası: Horus’u emziren Hathor, doğum yapan Hathor ve müzik aletleri çalan çeşitli Hathor’lar da dahil olmak üzere Denderalı Hathor’un çeşitli kabartmalarıyla süslüdür.
Daha küçük yapının önündeki avlu, her yıl düzenlenen şarkı ve dans festivalinin yeriydi.
Günümüzde büyük ölçüde hasar görmüştür.
Edfu Tapınağı Pilonlar
Pilonlar:
Pilon güneye bakar ve tapınağın en etkileyici özelliklerinden biridir.
Pilon giriş kapısının inşasına IX Ptolemy Soter in hükümdarlığı döneminde başlamıştır. Pilonun daha sonra tamamlandığına inanılmaktadır. Çünkü üzerindeki olağanüstü devasa kabartmalar, XII Ptolemy yi tasvir etmektedir.
Firavun, düşmanlarını saçlarından tutmuş ve onlara vurmak üzereyken gösterilmiştir. Bu firavunu Mısır düşmanlarının muzaffer fatihi olarak tasvir etmenin klasik yoludur.
Horus tapınağının girişinde: yaklaşık 36 m yüksekliğinde, 2 büyük kuleye sahip, anıtsal bir kapı vardır.
Edfu Tapınağı Pilonlar
Kapılar:
Lübnan sedirlerinden yapılmış anıtsal kapı, ancak MÖ 56 yılında yerine yerleştirilmiştir. (XII Ptolemy Neos Dionysos tarafından)
Edfu Tapınağı Pilonlar
Bayrak direkleri:
Pilonun her iki yanında, 4 oluk bulunmaktadır. Bunların geçmişte bayrakları sabitlemek için kullanıldığına inanılmaktadır. Ahşap bayrak direklerinin 40 m olduğu sanılıyor.
Pilon kulelerinin içinde, tapınağın çatısına da çıkan ve merdivenlerle erişilen, 4 katlı odalar ve depolar vardır.
Edfu Tapınağı Şahin Heykeli
Pilonların önünde Şahin Heykelleri:
Tapınağın iki yanında, şahin formunda Horus un granit heykelleri bulunmaktadır. Bu heykeller, Ptolemaios dönemine aittir. Şahin kafasında taç yok. Horus un önünde, pençelerinin arasında küçük bir heykel görülür. Bu heykel: Kleopatra 7 nin oğlu Caesarion olarak da bilinen 15 Ptolemy nin tasviridir.
Yaşayan Şahin Festivali:
Canlı Şahin Festivali, kutsal kuşun taç giymesi ve firavunun krallığının ve gücünün yeniden tesis edilmesinin yıllık bir kutlamasıydı.
Ritüel, Horus tapınağının kutsal alanından, muhtemelen mammisi nin doğusunda bulunan ancak artık olmayan Kutsal Şahin Tapınağına, Behdetli Horus un ana heykelinin taşınmasıyla başlıyordu.
Bu tapınakta, canlı kutsal şahinler yetiştiriliyordu ve Horus ile hüküm süren kralın temsili olarak kabul ediliyordu.
Bugünde, Horus heykeli tarafından bir kahin aracılığıyla, meşru varisi olarak seçilen şahinlerden biri seçiliyordu.
Kalabalığın önüne çıkmak için şahin ve Behdetli Horus heykeli, 2 pilon arasındaki köprü üzerinden anıtsal geçidin tepesine getiriliyordu.
Görünümünden sonra şahin, taç giyme töreni için ana tapınağa geri götürülüyordu.
Törenin tamamlanmasının ardından, şahin ve Behdet in Horus heykeli, ait oldukları tapınaklara geri götürülürdü ve Edfu halkı için şenlikler başlardı.
Edfu Tapınağı Peristil Avlusu
PERİSTİL AVLU-ÖN AVLU-ADAK AVLUSU:
Pilonlar geçildikten sonra, geniş bir avlu var. Avlunun üç tarafı sütunlarla çevrilidir. 32 Sütun vardır. Zemin taş döşelidir.
Sütunlar: çiçek motifli başlıklarla süslenmiştir.
Edfu Tapınağı Güzel Buluşma Bayramı
Avlunun en dikkat çekici özelliklerinden biri, pilonun iç duvarında bulunan ve duvarın alt kısmında devam eden bir festival kabartmasıdır.
Kabartmadaki sahnelerden biri, Edfu’lu Horus ile karısı Denderalı Hathor’un yeniden bir araya gelmesini kutlayan, yıllık bir bereket festivali olan “Güzel Buluşma Bayramı” tasvir edilmektedir.
Edfu Tapınağı Ön avlu
Neşeli Birleşme Bayramı:
Bu festival, Edfu lu Horus ile Dendera lı Hathor arasındaki kutsal evliliği kutlamıştır.
Ayinlerin çoğu, tapınak dışında yapılmış ve böylece geniş halk kitlelerinin şahitliği sağlanmıştır.
Festival, Hemet ayının Yeni Ay gününden başlayarak, Dolunaydan önceki güne kadar, toplam 14 gün boyunca kutlanır.
Ancak hazırlıklar, aslında 14 gün önce Dendera da Hathor un büyük nehir alay teknesine binip, rahipler ve inananları taşıyan büyük bir tekne filosunun ortasında, Edfu ya doğru nehir yukarı çekilmesiyle başlar.
Alay Edfu nun kuzeyindeki iskeleye ulaşır ve orada Horus tarafından karşılanır.
Behdet ve takipçileri, Hathor karaya çıktı ve Horus ile birlikte bitişikteki bir tapınağa gitti.
Orada çeşitli törenler gerçekleştirildi.
Bunların en önemlileri, ağzın açılması, tarlanın ilk ürünlerinin sunulması, tarlanın takdimi, buzağıların sürülmesi, Maat ın sunulması ve sayısız yiyecek sunumuydu.
Tanrılar daha sonra gemilere bindiler ve Edfu Tapınağına doğru yelken açtılar.
Yolda, alay Geb Tepesi adı verilen bir yerde durdu ve burada ağzın açılması, çeşitli ritüeller, zengin adaklar ve yakılan adaklar da dahil olmak üzere daha fazla tören yapıldı ve ardından yoluna devam etti.
Sonunda tekneler Edfu Tapınağına vardı ve Horus ile gelini Hathor tapınağa girdiler.
Böylece günün törenleri sona erdi, bu asıl evlilikti ve Horus ile Hathor evlilik gecelerini iç kutsal alanda geçirdiler.
Kutlamalar arasında ziyafet ve içki içme, çöl boyunca ataların mezar höyüklerine ziyaretler ve tapınakların sınırları içinde gerçekleştirilen çeşitli ayinler yer alır.
14 ncü günde, Hathor, büyük bir ihtişamla Edfu tapınağından ayrılır ve Dendera daki kendi tapınağına geri götürülür.
Edfu Tapınağı Siyah Granit Horus Heykeli
Avlunun sonunda, Hipostil Salonun girişinde: Granit Siyah Şahin Heykeli:
Aslen bir çiftin parçası olan ve günümüze kadar ulaşan, Asvan dan getirilen tek bir granit bloktan oyulmuş, 2 büyük Horus heykeli durur.
Siyah granit Horus heykeli, Mısır’ın çift tacını takmakta ve tapınağın daha uzak bölümlerine açılan kapıyı korumaktadır.
Heykeller, ilk sütunlu salonun girişinin önünde durur.
Edfu Tapınağı Hipostil Salonları
HİPOSTİL SALONLARI:
Avluyu geçtikten sonra, iki tane Hipostil Salonu var.
Edfu Tapınağı Hipostil Salonu
1 NCİ HİPOSTİL SALONU-DIŞ HİPOSTİL SALONU:
VII Ptolemy Neos Philopator döneminde inşa edilmiştir. Kralın ibadetle meşgul olduğu tapınağın kuruluşunu tasvir eder.
Edfu Tapınağı Hipostil Salonu
Sütunlar
Neredeyse her santimetrekaresi tanrıların, firavunların ve ritüellerin sahneleriyle oyulmuştur. Sütunların her biri tanrıların mitlerini ve efsanelerini anlatan metinler ve sahnelerle özenle oyulmuştur. 12 devasa sütun var. Her biri 15 m den uzundur. Çiçek ve palmiye motifleriyle süslenmiş bu sütunlar, eski Mısır da yaşamı ve doğurganlığı simgeliyordu.
Tavan süslemeleri:
Üstte: astronomik temsillerden oluşan bir bant ve 2 şahin tarafından korunan firavunun isimlerinden oluşan süslemeli bir friz vardır. Ayrıca: salonun tavanı astronomik imgelerle süslenmiştir. Yıldızlarla boyanmıştır.
Duvar süslemeleri:
Duvarlarda firavun Eugergetes’in tanrılara adak sunmasını veya riteül eylemler gerçekleştirmesini gösteren, 4 sıra oyma kabartma vardır.
Örneğin: sol duvarda, en alt sırada, tapınağın temel taşını koyması gösterilir.
Aşağıda zeminin hemen üstünde: Euergeters, karısı Kleopatra ve Edfu’nun 3 ana tanrısına adak sunan uzun bir yerel tanrı sırası tasvir edilmiştir.
Yan odalar:
Salon: rahiplerin görevlerini yerine getirmeden önce kullandıkları 2 odayla çevrilidir.
Solda-Ayin Odası:
Tapınağın daha ilerisine geçmeden önce, gerekli olan ritüel arınma yeri olan Sabah Evi var. Burada yeni yıkanmış cübbeler ve ritüel vazolarının saklandığı kutsama salonu, yani bir ayin odasıydı.
Sağda-Tapınak Kütüphanesi:
Kütüphane görevi gören Kitaplar Evi var. Bu evde dini ve bilimsel metinlerin yanı sıra, günlük ritüelleri ve festivalleri gerçekleştirmek için gerekli tüm papirüsler bulunuyordu. Bu odada saklanan papirüslerin listesi, duvarlara oyulmuştur.
Sütunlu salonun kapıları: tapınağın merkezi kısmına erişimi kısıtlar. Bazı festivaller dışında genellikle halka kapalıydı.
Edfu Tapınağı Hipostil Salonu
2 NCİ HİPOSTİL SALONU-İÇ HİPOSTİL SALONU:
Tapınağın en eski bölümüdür. Aynı zamanda Festival Salonu olarak da bilinir. Bu salonun inşasına, III Ptolemy döneminde başlanmış olsa da, ancak oğlu IV Ptolemy Philopator döneminde tamamlanmıştır.
Dış hipostil salonu gibi, bu çatılı avlu da, biraz farklı bir yönelimle olsa da 12 sütun bulunmaktadır. Evet, iki sütunlu salondan, daha küçük olanıdır.
Bu salon, tapınağın en kutsal alanı olan naos un başlangıcını işaret eder. Bu noktadan itibaren, zemin seviyesi hafifçe yükselirken, tavan alçalır ve naos un odak noktası olan kutsal alana doğru ilerler. Daha küçük sütunla salonun, sağ ve solda 3 yan küçük odası vardır.
Solda-Doğu tarafında:
Burada sıvı adaklar saklanırmış.
Tapınak Laboratuvarı:
Burası belki de tapınağın en ilginç odasıdır. Burada gerekli tüm parfüm ve tütsü tarifleri özenle demlenip saklanırdı ve içerikleri duvarlarda listelenmişti.
Sağda-
Tanrı heykellerini süslemek için kullanılan değerli metallerden ve taşlardan yapılmış nesneler ve muskalar içeren Hazine vardı.
Süslemeler:
Horus un Hathor tanrıçası eşliğinde kutsal bir gemide yaptığı yolculuğun sahneleri var.
Sunu Mahkemesi:
Bu dar oda, tanrıya sunulan yiyecek ve yağların yakılması için kullanılıyordu.
Tanrı bu yiyeceklerin kokusu ve dumanıyla besleniyordu.
Duvarlardaki sunu ve arınma sahneleri, tanrının ebedi beslenmesine katkıda bulunuyordu.
ADAK ODASI-ÖN ODA:
İçteki sütunlu salondan, büyük orta kapıdan çıkarak, meyve, çiçek, şarap, süt ve diğer yiyeceklerin günlük olarak bırakıldığı bir sunağın bulunduğu ADAK ODASINA veya İLK ODAYA girilir.
Batı tarafında, çatıya çıkan 242 basamak bulunur ve buradan Nil nehrinin ve çevredeki tarlaların muhteşem manzarası izlenebilir. (Çatı ziyaretçilere kapalıdır.)
Edfu Tapınağı Kutsal Mekana giden salon
ENİNE SALON-GİRİŞ HOLÜ-SUNU SALONU:
İki sütunlu Hipostil Salonunun ötesinde: Sunu Salonu bulunur. Bu salonda: günlük olarak meyve, çiçek, şarap, süt ve diğer yiyeceklerin sunulduğu bir sunak vardır.
Mısır Yeni Yılı Festivali sırasında, Horus un heykeli, salona bağlı yükselen bir merdivenle tapınağın çatısına taşınırdı. Eski Mısırlılar, tanrının Güneş in ısısı ve ışığıyla yeniden enerji kazandığına inanıyorlardı. Bundan sonra, heykel ayrı bir inen merdivenle Kutsal Alana geri getirilirdi. Bu ritüelin tasviri, iki merdiven boyunca duvarları süslemektedir.
Giriş holü:
Aynı zamanda enine salon olarak da adlandırılır ve her iki yanında, çatıya erişim sağlayan 2 merdiven var. Çatı, biraz önce belirttiğim gibi, geçmişte çeşitli törenler için kullanılırmış. Sunu Salonu, kutsal alana açılır.
TAPINAĞIN KUTSAL ALANI:
Kutsal alan, aynı zamanda Edfu tapınağındaki en eski nesneyi de içerir. 30 Hanedanlığın son hükümdarı II Nektanebo’nun granit Naos türbesi. Nektanebo, MÖ 4 yüzyılda yaşamıştır ve Naos Türbesinin, daha önce bu alanda bulunan tapınaktan kurtarıldığına inanılmaktadır.
Türbe, eski ve yeni arasında sürekliliği sağlamak için, Ptolemaik tapınağa dahil edilmiştir. Bu türbenin içinde Horus un altın bir heykeli bulunmuş olmalıdır.
Kutsal alanda ayrıca bir adak masası ve Horus’un kutsal yelkenli gemisi de bulunmaktadır.
Yeni Yıl Festivali sırasında Horus heykeli gemiye yerleştirilir ve tapınağın çatısına getirilirdi. Gemi, Güzel Buluşma Festivali sırasında, tanrının heykelini taşımak için de kullanılırdı.
Bugün, ziyaretçilere geminin nasıl göründüğüne dair iyi bir fikir veren modern bir kopyası Kutsal Alan da bulunmaktadır.
Kutsal alandaki kabartmalar: IV Ptolemy’nin Horus ve Hathor’a tapınmasını tasvir etmektedir. Kutsal alan, Osiris, Ra ve Hathor da dahil olmak üzere diğer tanrılara adanmış bir dizi şapel ve oda ile çevrilidir.
Evet, çatıdaki 3 açıklıkla aydınlatılan bu iç kutsal alan, Edfu tapınağının en kutsal yeriydi.
Burada, törenlerde kullanılan Horus ve Hathor un kutsal tekneleri ile muhtemelen ahşap bir şahin heykeli olan tanrının kutsal imgesinin daimi türbesi vardı.
Büyük dini alaylar sırasında havada taşınan bu tören teknesine, muhtemelen Horus’un kendisinin görkemli, yaldızlı ahşap bir heykeli de eşlik ediyordu.
Edfu Tapınağı Kutsal Alan Tekne şeklindeki Sunak
Tekne şeklindeki sunak:
Antik Horus un kutsal teknesine (veya kayığına) benzeyecek şekilde tasarlanmış modern bir reprodüksiyondur. Orijinali: Paris Louvre Müzesindedir.
Edfu Tapınağı Duvarlarda betimlenen Kutsal Tekne
Bir zamanlar tüm tapınak kompleksindeki en saygı duyulan nesneydi. Orijinali günümüze ulaşmamıştır. Ancak tapınak duvarlarındaki kabartmalarda, bolca tasviri bulunmaktadır. Bu da bilim insanlarının ve zanaatkarların muhtemel şeklini ve anlamını yeniden oluşturmasına imkan tanır.
Edfu Tapınağı Kutsal Alan Tekne şeklindeki Sunak
Bark:
Tanrı Horus’u kült heykeli biçiminde dini ritüeller ve festival alayları sırasında taşımak için yapılmış, yaldızlı bir tören teknesidir.
Özellikle de Horus’un Nil den aşağı doğru yelken açarak Dendera daki Hathor u ziyaret ettiği Güzel Birlik Festivalinde kullanılmıştır.
Tanrıların diledikleri gibi yolculuk ettiklerine ve kutsal kayığın onların göksel aracı olduğuna inanılıyordu. Tıpkı gökyüzündeki Ra nın güneş kayığı Duat gibi. Ancak Ra nın kozmik gemileri gökyüzünü ve yeraltı dünyasını dolaşırken, Edfu daki kayık ritüel bir nesneydi.
Karanlık iç kutsal alanda saklanıyor ve bayram günlerinde tanrıyı halk arasında gezdirmek veya tapınakta hareket ettirmek için kullanılıyordu.
Edfu daki replika kayık, bugün Nectanebo II tarafından inşa edilen siyah granit nefin içindeki bir kaide üzerinde durmaktadır.
Genellikle tapınak sahnelerinde saygıyla diz çöken rahiplerle birlikte tasvir edilir ve koruyucu kanatlı tanrılar tarafından çevrelenmiştir.
Kalbinde, minyatür tapınakta, pelerinli, kutsanmış ve her zaman gizem içinde saklı olan Behdetli Horus un küçük altın figürü yer alırdı.
Horus un kutsal kayığı, törensel bir tekneye yerleştirilmiş minyatür bir naos içinde tanrının kendi heykelini barındırıyordu.
Rahipler tarafından direkler üzerinde taşınıyor, tapınağın iç kutsal alanında (naos) bulunuyor ve büyük festivaller ve geçit törenlerinde sergileniyordu.
Evet granit Naosa yerleştirilen altın Horus heykeli burada bulunuyordu.
SİYAH GRANİT TÜRBE
Kutsal alanın arka tarafındadır ve daha eski bir Horus tapınağının birkaç kalıntısından biridir. Koyu siyah granitten oyulmuş mabedi, tapınak kompleksinin geri kalanından neredeyse, bir 100 yıl öncesine dayanmaktadır.
Türbe: mevcut Horus tapınağının inşasının başlamasından yaklaşık 100 yıl önce, Nectanebo II (MÖ 360-343) tarafından yaptırılmıştır.
Kutsal alanın kapı çerçevesine, Horus u ve şapellerinin uyuyan diğer tanrıları uyandırma için bronz kapılar açılmadan önce, sabahları söylenen ilahiler yazılmıştır.
Kutsal alanın etrafındaki bir koridor, 10 ritüel salonuna erişim sağlar.
Edfu Tapınağı Çevre Duvarı Kabartmaları
TAPINAĞIN DIŞ DUVARLARI
Ayrılmadan önce, tapınağın dış duvarlarında birkaç dakika dolaşmayı unutmayın. Duvarlar, antik festivallerin, adakların ve günlük yaşamın inanılmaz sahneleriyle kaplıdır. Çoğu insan bu kısmı tamamen atlıyor.
Edfu Tapınağı Dış çevre duvarları
Çevre duvarı:
10 ile 12 m yüksekliğindedir. Kabartmalar ve hiyerogliflerle oyulmuş bu çevre duvarı, 200 yılı aşkın bir tarihi anlatan devasa bir çizgi roman şeridi oluşturmaktadır.
Şapeller:
Tapınağın çevresinde, Horus ile birlikte tapınağı paylaşan diğer tanrıların heykellerini barındıran 9 şapel ve ek yan odalar vardır.
Bu şapellerin her birinin kapı pervazları ve lentoları, hangi tanrı ve tanrıçaların burada yaşadığına dair ayrıntılar vermektedir.
Nilometre:
Tapınağın doğusunda, sur duvarının dışında, dairesel bir kuyu var.
Bu kuyuya, sur duvarının içinden başlayıp, duvarın altından geçerek tapınağın dışına ulaşan bir merdivenle çıkılır.
Bu merdiven, tapınak personelinin kuyuya erişimini sağlıyordu.
Kuyu, tapınağın günlük arınma için gerekli olan su kaynağıydı.
Bununla birlikte, aynı zamanda Yıllık Nil taşkınlarının yüksekliğini ölçmek için kullanılan bir Nilometre görevi de görüyordu.
Su seviyesinin yükselişini ölçmek için eğimli merdivenin duvarına ölçekler oyulmuştur.
Mısır Nil Doğu Kıyıları Kavm Umbu Tapınağı
KOM OMBO TAPINAĞI
Giriş ücreti: 450 Mısır Lirası.
Yeri:
Assuan’a en yakın tapınaktır.
İdfu’dan 60 km daha güneydedir.
Nil kenarında bir tepeciğin üzerinde kurulmuştur.
Tapınak, gemilerin kıyıya yanaştığı yere çok yakın olduğu için, genellikle yürüyerek gidilebiliyor. Ama yol, her şeyi satan herkesle dolu olduğu için epey uzun sürebiliyor.
Mısır Kom Ombo Tapınağı
İsminin kelime anlamı:
Bu alan, adını birçok arkeolojik alanın adında bulunan Arapça “kum” (tepecik) kelimesinden ve nihayetinde eski Mısır dilindeki “Nubt” kelimesinden türeyen ve “Altın Şehir” anlamına gelen “Ombo” kelimesinden almaktadır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı
Önemi:
Tapınak eşsiz bir tasarıma sahiptir.
Burayı diğer tapınaklardan ayıran bir diğer özellik: ibadet ve cenaze işleri dışında, sağlık merkezi olarak da kullanılmış bir tapınak olmasıdır.
Ayrıca tapınaktaki her şey, ana eksen boyunca, simetrik olarak düzenlenmiştir.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Ortada görülen Tanrı Sobek
Tapınak hangi tanrılara adanmıştır:
Şehrin tapınağı iki tanrıya adanmıştır.
Yeni, buradaki tapınak aslında yan yana yapılmış 2 tapınaktan oluşuyor.
Tapınağın yarısı: iyilik tanrısı (Şahin Tanrısı) Horus’a, diğeri de kötülük tanrısı (Timsah Tanrısı) timsah kafalı Sobek (Seth) e adanmıştır.
Bu özellik nedeniyle, diğer tapınaklardan ayrılır.
Tapınak ne zaman inşa edilmiştir:
Yeni Krallık döneminde (yaklaşık MÖ 1550-1069) burada daha önce bir tapınak bulunmasına rağmen, mevcut yapı Greko-Romen Döneminde (MÖ 332-MS 395) inşa edilmiştir ve burada belgelenen en eski kraliyet adı Ptolemy VI Philometor’a (MÖ 180-145) aittir.
Dekorasyonun büyük kısmı Ptolemy XII Neos Dionysos (MÖ 80-51) tarafından tamamlanmıştır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı
Tapınağın Hikayesi:
MÖ 108 ile 47 yılları arasında inşa edilen Kom Ombo Tapınağı, eski çağ insanlarının hastalıkları iyileştirme, vahşi Nil timsahlarını yatıştırma ve Ptolemaios krallarının yönetimini kutsama girişimiydi.
Tapınak bir zamanlar burada yetiştirilen, daha sonra mumyalanan ve Sobek’e kurban olarak sunulan gerçek timsahlara ev sahipliği yapıyordu.
Bugün bu mumyaların birçoğu bitişikteki Timsah Müzesinde bulunmaktadır.
Antik Mısırlılar, hem hayvanları hem de insanları yiyen bu devasa Nil canavarlarından doğal olarak korkuyorlardı.
Ancak Sobek’e tapınırlarsa timsahların kendilerine saldırmayacağına inaniyorlardı.
Ptolemaios kralları ise, kendilerini timsah tanrısı Sobek’in bereketi ve gücüyle ilişkilendirmek istiyorlardı.
Sıradan Mısırlıların sadakatini kazanmak için Kom Ombo’da kendilerini Antik Mısır tanrılarıyla birlikte tasvir ettiler.
Uzak İskenderiye’den hüküm sürdükleri için, Ptolemiler Mısır’ın tamamında egemenliklerini kurmak amacıyla güneyde tapınaklar inşa etmeye hevesliydiler.
Mısır Kom Ombo Tapınağı
Mimari yapısı:
Tapınak: her şeyin ana eksen boyunca, mükemmel bir şekilde simetrik olması nedeniyle özeldir.
Tapınağın güney yarısı:
Hathor ve Khonsu ile birlikte dünyanın yaratıcısı ve bereket tanrısı olan Timsah tanrısı Sobek’e adanmıştır.
Tapınağın kuzey yarısı:
Tasenetnofret (iyi kız kardeş, Hathor veya Tefnut’un özel formu ve Panebtawy-iki diyarın efendisi) ile birlikte, Şahin Tanrısı Haroeris’e adanmıştır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Tanrı Sobek
Tanrı Sobek:
Su, sel ve bitki örtüsüyle ilişkilendirilen bereket tanrısıydı ve burada eşi, aşk ve annelik tanrıçası Hathor ile oğulları ay tanrısı Khonsu ile birlikte tapınırdı.
Timsah kafalı bir tanrıdır.
Assuan Barajının inşasından önce, Nil nehrinde binlerce timsah yaşarmış.
Bu yüzden, Kavm Umbu, timsah tanrısı Sobek’e ve Set’le son kavgası, burada geçen Horus’a adanmıştır.
Timsah: Nil kıyılarında, en korkulan hayvan olduğu için onları kızdırmamak uğruna, her yıl bir tane timsah seçilip, krallar gibi hizmet görürmüş.
Bu timsahın tutulduğu sunak alanı ve bir timsah mumyası, tapınak gezisinde görülmektedir.
Son bir not: Piramit Metinlerinde, Sobek “istediği zaman, arzularına göre kadınları kocalarından alan” ve “öfkeli olan” olarak bilinir.
Bazı mezhepler, dünyayı yaratanın Sobek olduğuna, karanlık kadim sudan yükselerek evreni şekillendirdiğine inanıyordu. Terinden akan Nil nehri ve onun yaşam verici gücüyle ilişkilendirildiği için, Sobek aynı zamanda bereket tanrısıydı.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Tanrı Horus
Tanrı Horus:
Krallık tanrısı Horus, Osiris ve İsis’in oğludur.
Harwer olarak , babasının katılı Seth’e karşı zafer kazanmış yetişkin bir varlık olarak tasvir edilir.
Burada eski “Ta senet nefret” Mükemmel Eş ve oğulları “Pa neb tawy” İki Diyarın Efendisi ile birlikte tapınılırdı.
Mısır Kom Ombo Tapınağı-Simetrik yapı
Tapınağın genel özellikleri:
Güzel sütun başlıklarının yanı sıra duvarlarını süsleyen büyüleyici sahnelere de ev sahipliği yapıyor.
Takvimlerde festivaller ve diğer kült etkinlikleri, tarihleri ve eşlik eden ritüelleriyle birlikte listeleniyor.
Roma döneminde MS 2’nci yüzyılda cerrahi aletler olduğuna inanılan nesnelerin yer aldığı bir sahne oyulmuş olup, bu da eski Mısır tıbbının ne kadar gelişmiş olduğunu göstermektedir.
Tapınağın en arka kısmının ortasında, Sobek ve Harwer, tapınağın kendi taraflarında, derin bir sembolik sahne içinde görülebiliyorlar ve bu kutsal mekanı ziyaret eden eski dindar insanlarda hayranlık uyandırıyor.
Dekorasyon-Süslemeler:
Tapınaktaki mevcut kabartma ve metinler, o döneme ait olanlara benzer kült ayinlerine atıfta bulunmaktadır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Arınma Sahnesi
Arınma Sahnesi:
Bu muhteşem sahne, tapınağın girişindeki kapıya işlenmiştir.
Kabartmada: ünlü Kleopatra’nın babası XII Ptolemy’nin, Thoth ve Horus Tanrıları tarafından, Haroeris’in huzurunda arındırılması tasvir edilmiştir.
Haroeris’in görüntüsünün sadece belden yukarısı kalmıştır.
Tapınağın sağ tarafında, aynı sahne tekrarlanır.
Ptolemy aynı iki tanrı tarafından arındırılır.
Ancak bu sefer Sobek’in huzurunda gerçekleşir. Çünkü burası tapınağın Sobek’e ait olan kısmıdır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Taçlandırma Kabartması
Taçlandırma Kabartması:
Cephenin arka tarafında, Ptolemy XII’nin Sobek-Ra ve Hathor’un huzurunda Wadjet ve Nekhbet Tanrıçaları tarafından, taç giymesi tasvirini gösteren muhteşem bir kabartmadır.
Tanrılar kralın etrafında koruyucu bir bölge oluşturarak, yönetimi kutsar ve gücünü meşrulaştırır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Bayram Takvimi
Bayram Takvimi:
Dış sur duvarının iç kısmına yerleştirilmiş bu kabartma:
Dikkat çekici bir kabartmadır.
Rahiplerin yıllık hasat mevsimlerini ve bunlara karşılık gelen tapınak ritüellerini işaretlemek için kullandıkları 360 günlük takvimi tasvir etmektedir.
Kom Ombo’daki bayram takvimi: yılı Nil’in yükselişi ve alçalmasıyla ilişkili, 3 farklı mevsime ayırır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Bayram Takvimi
Taşkın mevsimi (Akhet), büyüme mevsimi (Peret) ve hasat mevsimi (Shemu)
Her mevsim 4 ay sürer ve her ay 3 haftadan (her biri 10 gün) oluşur.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Bayram Takvimi
Kabartma, tapınağın adanmış rahipleri tarafından gerçekleştirilen tapınak ritüellerinin karmaşık bir programını göstermektedir.
Tanrıları memnun etmek için bu ritüellerin zamanında gerçekleştirilmesi hayati önem taşıyordu.
Bir panelde: tarih, ay ve mevsim, diğer panelde ise tapınak hizmetleri ve dini görevler listelenmiştir.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Korunan Alanlar
Koruma Alanları:
Kom Ombo’daki ikiz tapınaklar: tapınağın en kutsal bölümüdür ve bir zamanlar rahiplerin günde 3 kez saygı gösterdiği tanrı heykellerine ev sahipliği yapıyordu.
Tapınaklardan geriye kalan tek şey, bir zamanlar tanrıların kutsal teknelerini ve içlerinde saklı kutsal heykeli taşıyan, 2 siyah granit kaidedir.
Sağdaki granit kaide: bir zamanlar Sobek’in kutsal heykelini taşıyordu, soldaki granit blok ise, Yaşlı Horus’a (veya Ptolemilerin ona verdiği adla Haroeris’e) ev sahipliği yapıyordu.
Tapınakların altındaki gizli odalarda, eskiden tapınak rahiplerinin ayinlerde kullandığı ekipmanlar bulunuyordu.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Nilometre
Nilometre:
Tapınağın sol tarafında bulunan eski bir Nilometre, Nil sularının yüksekliğini ölçmek ve sel veya kıtlık tahmin etmek için kullanılıyordu.
Nilometre: aşağı doğru inen bir merdivene ve iyi bir hasat için gereken idea su seviyesini gösteren bir göstergeye sahiptir.
Aşağıya bakmak baş döndürücüdür.
Ancak antik Mısır’da, Nil’in su seviyesindeki dalgalanmaları değerlendirmek için hayati bir araçtı.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Nilometre
Su seviyesi çok düşük olduğunda kıtlık yaklaşıyordu.
Seviye çok yüksek olduğunda ise, yıkıcı sellere yol açabiliyordu.
Bu bilgi, önceden planlama yapmak ve gerekli sulama kanallarını kazmak için çok önemliydi.
Nilometre: hasat sonuçlarına göre yıllık vergi oranlarını hesaplamak için de kullanılıyordu.
16 m derinliğindeki dairesel kuyu, Roma dönemine (MÖ 30-MS 395) tarihlenmektedir.
Bu kuyu, tapınak personelinin günlük ihtiyaçlarını karşılayan daha küçük bir kuyuya bağlıydı.
Daha küçük kuyu da tapınak rahiplerinin abdest aldıkları bir havuza bağlıydı.
Son bir not: Bir zamanlar çöl olan bölgede on yıllarca süren sulama, Kom Ombo’nun temelini aşındırmıştır. ABD tarafından finanse edilen bir ekip, yeraltı suyunu Nil’e geri yönlendirmek için bölgenin etrafına 9 metre derinliğinde bir hendek kazmak üzere çalışıyorlarmış.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Timsah Kuyusu
Timsah Kuyusu:
Nilometre yakınlarındaki küçük timsah kuyusu görülmeye değerdir.
Burasının bir zamanlar yeni doğmuş timsah yavrularına ev sahipliği yapan, yapay bir gölet olduğuna inanılıyor.
Bu yavrular daha sonra mumyalanarak Sobek’e kurban ediliyordu.
Mısır Kom Ombo Tapınağı İşitme Kulağı Şapeli
İşitme Kulağı Şapeli:
Bu güzel kabartma, tapınağa girmelerine izin verilmeyen sıradan insanlar için Kom Ombo’nun dış duvarına oyulmuştur.
Taşın içindeki derin bir oyuk, buraya gelip dertlerini doğrudan bu deliğe dile getiren hasta hacıların çeşitli şikayetlerini duyacak gözler ve kulaklar gibidir.
Tapınağın orta arka duvarına oyulmuş bu girinti, tapınağın dışında kalırken kutsal alana mümkün olan en yakın noktadır.
Sobek ve Haroeris, tapınağın kendilerine ait bölümlerinde karşılıklı olarak tasvir edilmiş olup, altlarında onların övgüsünü dile getiren ilahiler yer almaktadır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı İşitme Kulağı Şapeli
Nişin üzerinde, kanatlarını açmış bir şekilde diz çökmüş Heh-Shu heykeli bulunmaktadır.
Bu tanrı, ebediyet tanrısı Heh ile barış, hava ve rüzgar tanrısı Shu’nun birleşmiş halidir.
Etrafı dört rüzgarı temsil eden dört fantastik yaratıkla çevrilidir.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Aslan Kabartması
Aslan Kabartması:
Dış duvardaki bu ilgi çekici kabartma, bir aslanın talihsiz bir mahkumun elini parçaladığı vahşi bir sahneyi canlandırıyor.
Ayaklarının dibinde, yüzleri oyulmuş düşman sıraları duruyor.
Ptolemaios döneminde düşmanların bu şekilde cezalandırıldığına dair bir kanıt olmamasına rağmen, sahne Mısır’ın gücünü göstermek amacıyla çizilmiştir.
Günümüz:
Giriş: Sobek ile Horus’un yarım kabartmalarıyla süslüdür.
İçeride, bölgedeki tapınılan üç timsahın mumyası var.
Ama, mumyalar çok iyi durumda değildir.
Kavm Umbu’nun en ilgi çekici yeri: Hipostil Salonudur.
Burada: sütunların üzerindeki renkler çok canlıdır.
İki tanrı: ortalarındaki mabedi paylaşır ve fresklerde birbirlerine saygılarını sunarlar.
Ayrıca: çocuk sahibi olmak isteyen kadınların adak adadıkları, Amamissi görülebilir.
Tapınak içindeki kabartmalardan bir bölümü, burayı daha sonra kilise olarak kullanan Kıptiler tarafından silinmiştir.
TAPINAĞI GEZMEK:
Ana avluya girerken, avlunun her iki tarafında 8 olmak üzere toplam 16 boyalı sütun var.
Ana avlunun ortasında, muhtemelen kutsal teknenin yerleştirildiği yer olan granit bir sunak bulunuyor. Hatta her iki tanrı için de çift bir sunak var.
Ana avlunun arka duvarında, bir paravan duvarla birlikte, 5 lotus şeklinde sütun var.
Burada her bir tanrı için birer tane olmak üzere iki giriş açılır.
Her iki girişten de ilk Hipostil Salonuna ulaşılır.
Burada ortadaki iki sütun, salonun iki yarısını ayıran, 10 lotus şeklinde sütun vardır.
Evet, bunun ötesinde, her biri 10 sütunluk ortak iç ve dış hipostil salonları var.
Bu salonlar: MÖ 51-47 yılları arasında hüküm süren XIII Ptolemy Theos philopator’a atfedilir.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Hipostil Salonu
Dış Hipostil Salonu:
İçinde, solda Ptolemy XII Neos Dionysos’un İsis ve aslan başlı tanrıça Raettawy tarafından Haroeris’e takdim edilmesini ve Thoth’un izlemesini gösteren, ince işlenmiş bir kabartma var.
Sağdaki duvarlarda ise, Ptolemy XII’nin Mekhbet (Yukarı Mısır’daki Al Kab kasabasında tapılan akbaba tanrıçası) ve Wadjet (Aşağı Mısır’daki Buto’da bulunan yılan tanrıçası) tarafından Yukarı ve Aşağı Mısır’in ikili tacıyla taçlandırılması gösterilir, bu da Mısır’ın birleşmesini simgeler.
Ayrı girişler, ziyaretçileri Sunu Salonu olarak bilinen, İkinci Hipostil Salonuna yönlendirir.
İç Hipostil Salonu:
Kom Ombo Tapınağında, 2 sütunlu salonda, Yukarı Mısır’ın lotus çiçeği ve Delta bölgesinin Papirüs motifleriyle oyulmuş, birbirinden güzel sütun sıraları vardır.
Bir sütunlu salon: Sütun veya direk sıralarıyla desteklenen, bir çatıya sahip iç mekandır.
Kom Ombo’daki çatının büyük bir kısmı günümüzde yok, ancak eski zamanlarda bu sütunlu salonlar tamamen çatılıydı ve tavana yakın boşluklardan gelen ışık hüzmeleriyle loş bir şekilde aydınlatılıyordu.
Sütun başlıkları (sütunların uçları), Ptolemaik mimarisinin sembolü olan ve Philae Tapınağındaki sütunlara benzer, karmaşık çiçek desenleri, yaprak şekilleri ve kıvrımlar içerir.
Sütunlarda, yaşamı simgeleyen ankh sembolleri de dahil olmak üzere, hiyerogliflerden oluşan oyma şeritler ve firavunların tanrılara adaklar sunmasını tasvir eden sahneler bulunmaktadır.
Ptolemy XII’nin bir dizi koruyucu tanrı eşliğinde, tasvir edildiği muhteşem tabloyu mutlaka görünüz.
Kabartmalar, Haroeris’in Ptolemy VIII Euergetes’e zafer kılıcını temsil eden kavisli bir silah sunmasını göstermektedir.
Ptolemy’nin arkasında kız kardeşi, eşi ve ortak hükümdarı II Kleopatra bulunmaktadır.
İlk dikkati çeken şey, sütunların tepesindeki kendine özgü çiçek motifleridir.
Bu sunu salonunun ötesinde, şimdi neredeyse tamamen yıkılmış olan 3 ön oda bulunur.
İlginç bir şekilde, ön odaların ötesinde bulunan ikiz kutsal alanlar, gizli bir oda ile ayrılmıştır.
Tapınağın tüm çevresini saran çift bir geçit vardır ve iç geçit boyunca 7 ek oda daha bulunur.
Çatıya çıkan bir merdiven vardır.
Ön odalar:
Buradan: her biri çift girişli 3 ön oda, Sobek ve Haroeris tapınaklarına açılıyor.
Her iki taraftaki artık harabe halindeki odalar, rahiplerin giysilerini ve ayin papirüslerini saklamak için kullanılmış olmalıydı.
Tapınakların duvarları artık bir veya iki sıra yüksekliğinde olup, rahiplerin hacıların dileklerine cevap vermek için tanrılara “ses” vermelerini sağlayan gizli geçidi görmenizi sağlıyor.
Dış Geçit:
Tapınak duvarlarının etrafını saran dış geçit alışılmadık bir yapıya sahiptir.
Burada, tapınağın arka duvarının sol (kuzey) köşesinde, genellikle cerrahi aletler koleksiyonu olarak tanımlanan gizemli bir sahne yer almaktadır.
Bunların, tapınağın günlük ritüellerinde kullanılan bazı aletler olması da olası görünmektedir, ancak tapınak kesinlikle bir şifa yeri, antik bir hastaneye en yakın yerdi.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Cerrahi Aletler
Cerrahi Aletler sahnesi:
Tapınaktaki en ünlü kabartmadır.
Antik Mısırlılar tarafından yapılmış, en eski tıbbi alet tasvirleri olduğuna inanılan bir dizi cerrahi aleti göstermektedir.
Kabartmada: kancalar, bıçaklar, sondalar ve forsepsler de dahil olmak üzere, bir dizi cerrahi alet gösterilmektedir.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Cerrahi Aletler Kabartmasının açıklaması
Solda ise: İsis ve Neftis, doğum sırasında doğum sandalyelerine otururken tasvir edilmiştir.
Bu aletler, tanrı Set (düşmanı) tarafından oyulmuş olan Horus’un gözünü onarmak için yapılan bir tapınak ritüeli sırasında kullanılmış olmalıdır.
Onarılan göz, belki de Antik Mısır Mitolojisindeki en ünlü semboldür.
Horus’un gözü veya Wedjat, şifayı ve düzenin yeniden sağlanmasını simgeler.
Ancak cerrahi aletlerin, tapınak içerisinde antik bir hastane gibi işlev gören bir dizi klinikte hastaları tedavi etmek için kullanılmış olması daha muhtemeldir.
Antik Mısır’da tıp oldukça gelişmişti ve Homeros’un Odysseia’sında büyük övgülerle anlatılmıştır.
Kom Ombo, bazen “hekimlerin başı” olarak da adlandırılan ilahi şifacı Haroeris’ten teselli arayan hacılar için popüler bir yerdi.
Hacılar, hem tıbbi çözümlere hem de tapınağın manevi gücüne güvenerek Haroeris’ten hastalıklarını iyileştirmesini isterlerdi.
Kom Ombo’daki tedaviler arasında göz tahrişini hafifletmek için soğan suyu kullanımı da vardı.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Cerrahi Aletler Kabartması damlayan penisler
Ayrıca, damlayan bir çift penisi tasvir eden bir hiyeroglife göre, burada cinsel yolla bulaşan hastalıklar da tedavi ediliyordu.
Kompleksin güneydoğu köşesindeki Ptolemaik geçidin yakınında Hathor’a adanmış küçük bir türbe bulunurken, güneybatı köşesinde küçük bir mammisi (doğum evi) yer almaktadır.
Bunun ötesinde, kuzeyde, tapınağa su sağlayan derin kuyu bulunur ve yakınında, Sobek’in kutsal hayvanı olan timsahların yetiştirildiği küçük bir havuz vardır.
Kompleksten çıkan yol, yeni Timsah Müzesine götürüyor.
Mısır Kom Ombo Timsah Müzesi
Timsah Müzesi:
Kom Ombo Tapınağının hemen yanındadır.
Mısır Kom Ombo Timsah Müzesi
Müzede, Aswan’da bulunan 40 timsahtan çeşitli boyutlarda 22’si mumyalanmış olarak sergileniyor.
Timsahlar, büyük cam vitrinin içindeki kum tepesinde sıralanmış durumda ve ziyaretçilerin timsahların antik Mısır da günlerini nasıl geçirdiklerini görmelerini sağlıyor.
Mısır Kom Ombo Timsah Müzesi
Sergide ayrıca: timsah tabutları ve ahşap lahitler, timsah ceninleri ve yumurtalarının yanı sıra, insan vücudu ve timsah başı taşıyan timsah tanrısı Sobek’i tasvir eden dik taşlar ve heykeller de bulunuyor.
Mısır Kom Ombo Timsah Müzesi Adak
Sobek’in orijinal mezarının ve nişlerinin replikaları da sergileniyor.
Evet, şu anda sergilenen en önemli eserlerin: mumyalama işleminden sonra ölü timsahlara yerleştirilen altın ve fildişi dişler ve gözlerdir.
Evet bölgede sadece timsahlara adanmış ilk müzedir.