
Yunanistan’ın Euboea adasında, güney kıyısında modern Eretria köyü yakınlarında bulunan bir kıyı köyüdür. Yani, ana koyun güney ucundan kısa bir yürüyüş mesafesindedir.
Arkeolojik buluntular, yerel olarak Xeropolis olarak da bilinin burunda, bir yerleşim varlığını doğrularken, yakınlarda birkaç ilişkili mezarlık tespit edilmiştir.

TOUMBA CENAZE BİNASI VE HEROON:
1980’lerin başlarında, Lefkandi’dek Toumba mezarlığında yapılan ilginç bir keşifte, MÖ 10’ncu yüzyıl ortalarından kalma, büyük bir yapının zeminine oyulmuş bir kuyunun içindeki iki bölgede özenle gömülmüş bir erkek, bir kadın ve dört atın gömüleri bulunmuştur.
Erkek: 30-45 yaşlarında ve kadın 25-30 yaşlarında içi kerpiç tuğlalarla döşeli ve kille sıvanmış bir bölmede gömülüydü.
Erkek yakılmış, külleri o çağda bile eski olan MÖ 13’ncü yüzyıl sonları ile 11’nci yüzyıl arasına ait, ağzı hayvanlar ve avcılarıyla bezeli Kıbrıs tarzı geniş ağızlı tunç bir çömleğe konulmuştu.
İçeride bu dönem için şaşırtıcı derecede iyi korunmuş olarak katlanmış ve yanda dikilmiş tek bir keten çarşaftan oluşan paketlenmiş bir kefen vardı.
Geniş ağızlı çömleğin yanında bir demir kılıç, bir mızrak başı ve bir biley taşı duruyordu.
Kadın yakılmamıştı. Ayaklarıyla elleri karnı üzerinde kavuşturulmuş ve altın mücevherlerle kaplıydı. (Bu mücevherler: elektrondan yapılmış bir yüzük, bronz bir mangal ve Babil’den geldiğine inanılan ve gömüldüğünde bin yaşında olan bir gerdanlık)
Kadının omuzuna yakın fildişi saplı demir bir bıçak bulundu. Ancak bu kadının adamın kalıntılarıyla birlikte aynı anda mı yoksa sonraki bir tarihte mi gömüldüğü bilinmiyor.
Ancak bilim adamları, kadının muhtemelen kocası olan adamla birlikte gömülmek üzere, katledildiğini öne sürerler. (omuzuna yakın bulunan demir bıçak nedeniyle)
Yandaki bölmede ise dört atın iskeletleri bulunmuştu. (atlardan ikisinin ağzında hala demir parçaları bulunmuştur.)

Yapının kendisi yaklaşık 9 x 50 metre boyutları ve sıra dışı mimari özellikleriyle olağanüstü etkileyiciydi.
Doğu-batı ekseninde yerleştirilmiş yapı çeşitli kesimlere bölünmüştü.
Giriş için doğuda bir sundurma, doğuda bir oda, altında gömülerin bulunduğu geniş bir merkez oda, kuzey ve güneyinde birer oda bulunan batıda bir koridor ve batıda apsisli bir oda.
Çatıyı merkezde ve kuzey ve güney duvarların iç yüzlerinde bulunan birbirine paralel 3 sıra direk taşıyordu.
Yapının d ışında kuzey ve güney yanlarda, 2 metre kadar açıkta duran en az 28 direk ise, çatının dışarı doğru uzanarak bir tür veranda, daha sonraki Yunan tapınaklarının üstü kapalı kolonadlarının bir öncüsünü meydana getirdiğini gösterir.
Gömüler ve etkileyici bina, ölülerin öze statüsünü yetirince vurgulamıyormuş gibi, arkeologlar binanın kısmen parçalarına ayrılarak hem içinin doldurulduğunu, hem de üzerinin toprak, çakıl taşları ve taşlardan oluşan bir tümülüs ile kaplandığını buldu.
Bu saygın yapı ve mezar alanının, doğu ucundaki yay biçimli kısmında, yaklaşık MÖ 825’e kadar ek gömüler yapılmaya devam etti.
Arkeologlar bu anıtsal mezarı bir heroon yani bir kahramanı, destansı bir insanı anmak için yapılan bir mezar veya tapınak olarak niteledi.
Yazılı kayıtlar olmadığından kahramanın kim olduğu bilinmiyor.
Ama demir çağının başlarındaki erken tarihi, erken dönemlerde denizaşırı ticarette önemli bir rol oynayan bu adadaki Toumba mezarlığında bulunan mezar eşyalarının ortaya koyduğu Yakındoğu, Mısır ve Kıbrıs bağlantıları ve uzun yapının çarpıcı mimarisi göz önünde bulundurulduğunda, Lefkandi’deki keşifler büyük öneme sahiptir.

Lefkandi’de bulunan bronz eserler:
Lefkandi’de bulunan bronz eserler, sadece maddi anlamda değil aynı zamanda oraya yaşayan insanlar hakkında da bilgi vermektedir. Bronzun nadir ve pahalı olmasının yanı sıra, Yunanistan’a ithal edilmesi, elle üretilmesi ve ölülerle birlikte gömülmesi, onu karşılayabilenlerin ne kadar zengin olduklarını gösterir.
Mezarlarda bulunan bronz kaplar, ölen kişinin zenginliğini gösterir, işçilikleri, el işçiliği ve yapımında kullanılan malzemelerle gösterdikleri özenin bir göstergesidir. Büyük bronz kaplar, tek tek parçalar halinde dökülmüş ve daha sonra tek parça haline getirilmiştir.

Lefkandi Sentoru:
Toumba mezarlığında, iki parça halinde bulundu. Başı T1 mezarındaki sunular arasında, gövdesi ise 3 metre uzaklıktaki başka bir mezarda (T3) sunular arasındaydı. Tamamlanmış heykelciğin üst gövdesi bir adama, alt gövdesi ise bir at olan bir sentora benziyordu.
Heykelciğin sol dizinde “yara” olarak algılanabilecek bir iz var, bu da heykelin Herakles tarafından yaralanan ünlü Sentor Chiron’un bir tasviri olabileceği yönünde spekülasyonlara yol açtı.
Restore edilen Lefkandi Sentoru, 36 cm boyunda ve 26 cm uzunluğundadır. Kuyruğunun ucu ve sol kolunun büyük kısmı hala eksiktir. Sol kolu, bir zamanlar, belki de daha sonraki tasvirlerde sentorların tuttuğu türden bir dal tutuyordu. Omuzunun üzerinde, belirgin bir kırık daha vardır. Başının tepesinden eksik kuyruğuna kadar vücudu, at gövdesinin alt kısmı hariç, süslemelerle kaplıdır. İnsan vücudu ve dört bacağı katı kilden yapılmıştır. Atın gövdesi, ön ve arkadaki deliklerden anlaşılacağı üzere içi boş bir silindirdir. Bir çarkta yuvarlanan bu gövde, Atina’daki Kerameikos mezarlığında bulunan çağdaş bir Attika Geyiği Heykelciğine benzemektedir.
Heykel Yunanistan Euboea’daki Eretria Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
Sonuç:
Evet Lefkandi’den gelen büyüleyici buluntular Eretria Müzesinde bulunmaktadır.