Yunanistan gezi Planı

Yunanistan gezi Planı

Yunanistan gezi Planı; Otobüsle, Yunanistan gezisi hakkında gezdiklerin, gördüklerim ve yaşadıklarım aşağıdadır. Umarım: otobüs veya kendi aracı ile Yunanistan’a gezi yapmak isteyenler için yardımcı olur.

Yunanistan ülkesine otobüs turu ile gitmek isteyenler: turu satın alırken mutlaka: otobüsün kaç model olduğunu, otobüste mini televizyon ve priz bulunup bulunmadığını, tuvalet bulunup bulunmadığını sormalarını öneririm.

Çünkü: yapacağımız uzun yolculuklar süresince, rahatsız bir otobüs inanın canınızdan bezdirecek ve tatilinizi rezil edebilecektir. Her ne kadar otobüste çift şoför bulunması zorunlu olmasına ve çift şoför bulunmasına rağmen, otobüste ikram var diye yazılıyorsa, bu da sorunlu oluyor. Çünkü: otobüsler iki şoför dışında muavin almıyorlar ve bu yüzden, genellikle bavulların bagajdan indirilip çıkarılması ve çay-kahve gibi ikramlarda sorun çıkıyor.

Ayrıca: otobüsten yer satın alırken aslında “müracaat sırasına göre, koltuk tercihi yapılmasının” uygun olduğunu düşünüyorum. Aksi halde: otobüste, her seferinde tam bir yer kapmaca rezilliği oynanıyor.

Son bir not: tur satın alırken: özellikle Meteora ve Atina Akropol’de: yerel rehberler tutulup tutulmadığını öğrenin, yerel rehber (150 Euro) tutulmaz ise, kendi rehberiniz Meteora veya Akropol’de size rehberlik yapamıyor çünkü yasak ve siz: kalıntılar arasında sadece baka baka dolaşmak zorunda kalıyorsunuz.

Sınır geçişi

1-Yunanistan’a araçla (kendi aracı veya tur otobüsleriyle) çıkacak olanlar için, en önemli husus sınır geçişidir. Çünkü: sınır geçişleri bir hayli yoğun oluyor ve dolayısı ile uzunca bir süre beklemek gerekiyor.

Türkiye sınırından geçerken, önce pasaportlar ve güvenlik taraması ve ardından, gümrük kontrol yetkililerinin kontrolleri yapılıyor. Otobüs ile geçerken: otobüsten inerek pasaportlara çıkış damgası vurduruluyor. Daha sonra, gümrük elemanları, otobüslerin bagajlarında tesadüfi olarak birkaç bavul seçiyorlar ve bu bavulların sahipleri araçtan iniyor, bavullar açılıyor ve kontrol ediliyor.

Türkiye gümrük tarafından geçtikten sonra, hemen solda Türk Free Shop mağazası bulunuyor. Tek bir mağaza, ama aranan birçok şeyi bulmak mümkündür ve yolcular genellikle sigara almayı tercih ediyorlar.

Ardından: nehir üzerindeki ilginç köprü geçiliyor. Bu köprünün yarısı yani bizim tarafın korkuluk demirleri kırmızı-beyaz ve Yunan tarafı ise mavi-beyaz boyanmıştır. Tam orta noktada, Türk ve Yunan bayrakları ve askerleri görülüyor.

Yunanistan tarafında ise: girişte pek sorun yok. Sadece ve özellikle, sigara konusunda çok hassas oldukları gerek yazılı ve gerekse rehberler tarafından sözlü olarak uyarılar yapılıyor.

Yunanistan’a yanınızda sadece 2 paket sigara geçirme hakkınız var. Burada hassas olan, 2 paket yani 2 karton değil, eğer herhangi bir arama yapılır ve yanınızda 2 paketten fazla sigara bulunursa: para cezası ödemek zorunda kalıyorsunuz.

Ben geçerken arama yapılmadı ama elbette, arama yapılmaması, siz geçerken de arama yapılmayacağı anlamına gelmiyor, sonuçta arama konusu, görevli memurların tercihlerine göre değişebiliyor.

Bu konuda önlem almak isteyenler, aldıkları karton sigaraları, ikişer paket olarak, sigara almayanların çantalarına dağıtıyorlar. Bunun dışında, Yunanistan tarafında, polis giriş damgasını pasaportların rehber veya şoför tarafından toplanmasıyla, topluca basıyor ve ardından Yunan gümrük kontrolü ve ülkeye girişi sağlanıyor.

2-Yunanistan dönüşüne gelince: Yunan polisi, yine pasaportlara topluca çıkış damgası basıyor ve ardından gümrük ve ardından 2 tane Yunan Free Shop mağazası bulunuyor.

Dikkat çıkışta, Türk Free Shop mağazasına girilmiyor. Free Shop mağazasında alışverişin ardından, Türk gümrük görevlilerine geliniyor. Gümrük görevlisi: otobüse binerek kontrol yapıyor.

Çünkü: mevzuat gereği, 1 adet yüksek alkollü ve 1 adet düşük alkollü içecek alınması uygun kabul ediliyor. Gümrük görevlileri, özellikle otobüs içinde, görünür yerlerdeki Free Shop mağazası poşetlerini inceliyorlar. Aslında, bu inceleme, gümrük görevlisinin tercihine kalmış, yani ne inceleniyor ne de incelenmiyor demek mümkündür.

Ardından: Türk emniyet birimleri, pasaportları yine topluca alıyor ve topluca giriş damgası basılıyor ve ülkemize “Hoş geldiniz” levhası karşımızda, ülkemize giriyoruz.

3-Sınır geçişi hakkında dikkat edilmesi gereken husus: yukarıda sözünü ettiğim işlemler, sınır kapıları kalabalık olmadığında, yaklaşık 2 saat kadar sürüyor. Eğer sınır kapıları kalabalık yani yoğun ise, bu süre 3-4 saate kadar uzanıyor. Bu yüzden: önerim, eğer kendi aracınız ile gidecekseniz: sınır kapılarında geç saatlerde bulunmanızdır.

Özellikle: Yunanistan tarafına geçerken Cuma akşam saatleri ve Cumartesi ve Pazar günü erken saatleri tercih etmeyin. Türkiye tarafına geçerken ise: Pazar öğleden sonra ve akşam saatlerini tercih etmeyin, çünkü büyük bir yoğunlukla karşılaşır ve sınır kapısında uzun saatler beklemek zorunda kalabilirsiniz.

Kendi aracı ile Yunanistan’a gitmek isteyenler

Araç kendi üstünüze kayıtlı değil ise: araç sahibinin vekaleti yanınızda bulunmalıdır. Ayrıca: araç için “Yeşil Sigorta” yaptırmanız ve poliçeyi girişte ibraz etmeniz gerekiyor. Bunun dışında, herhangi bir formalite bulunmuyor. Yunanistan ülkesinde benzinin litresi 1 Euro civarındadır.

Yollar

1-Yunanistan ülkesinde şehirlerarası yollar gerçekten muhteşemdir. Olimpiyatlar öncesinde büyük paralar harcanarak ülkenin bütün yolları yenilenmiş ve muhteşem güzel otoyollar yapılmıştır.

Otoyollar genellikle (taksiler için 2 Euro civarında) pahalı değildir ve önemli husus: tüm otoyollarda bizimki gibi HGS-OGS gibi durumlar yok, görevli memurlar var ve ücret ödeyerek otoyolları kullanabiliyorsunuz ve bu durum özellikle yabancılar için çok iyi, çünkü paranızı verip geçiyorsunuz.

2-Otoyollar gerçekten çok güzel, dikkat çeken husus: otoyollar üzerinde hiç görüntü kirliliği olmamasıdır. Gerek yolların kenarında herhangi bir reklam tabelası bulunmaması ve gerekse yolların kenarındaki yerleşim yerleri, hiç görüntü kirliliği yaratmıyor.

3-Kendi aracı ile gidecekler için: yol tabelaları gayet uygun ve anlaşılırdır. Tabelalarda: gerek Yunanca ve gerekse İngilizce şehir isimleri yazılıdır. Ancak dikkatimi çeken: sürekli yakın yerlerin isimleri ve uzaklıkları yazılı, uzak yerler pek yazılmıyor, yani gideceğiniz istikametteki en yakın iki yerin ismi ve uzaklığı yazılıyor.

4-Yol üzerinde uygun konaklama yerleri bulunuyor. Ancak bu konaklama yerlerinde yemek yemeği düşünürseniz, yemeklerin üstünde birçok yerde fiyatları yazılı değildir, dolayısı ile kasaya gittiğinizde ne ödeyeceğinizi bilmiyorsunuz ve yüksek bir bedelle karşılaşma olasılığı fazladır, yani bence sıraya girdiğinizde her yemeğin önüne gelince almadan önce fiyatın sorun.

Hırsızlık

Yunanistan gezisine turla katılırsanız, rehber büyük olasılıkla hırsızlık konusunda kırmızı alarm şeklinde bir uyarıda bulunacaktır. Ben Yunanistan’da kaldığım sürede herhangi bir hırsızlık olayı  duymadım. Ama elbette hırsızlık, bütün turistik ülke ve şehirlerde olduğu gibi burada da olabilecek bir konudur.

Yani: Yunanistan ülkesinde de, özellikle turistik yerlerde, insanlar çevrenin fotoğrafını deliler gibi fazlaca çekebilmek uğruna, çanta ve cüzdanlarını pek umursamıyorlar ve doğal sonuç olarak hırsızlık la karşılaşma olasılığı fazla oluyor. Yani, hırsızlık sadece Yunanistan’a has bir özellik değil, hırsızlık bütün gidilen yerlerde olabilir.

Çünkü turistler genellikle çevrenin güzellik ve özelliklerine dalıp çanta ve cüzdanlarını unutuyorlar. Sizler de: “kırmızı alarm” sözüne gerek kalmadan, bence her gittiğiniz yerde, çanta ve cüzdanlarınıza sahip olun ve özellikle: akşam saatlerinde tenha ve güvenli olmayan yerlere, sokaklara girmeyin.

Uyuşturucu

Yunanistan’da özellikle halka açık parklarda, alenen uyuşturucu satışı yapıldığını görebilirsiniz. Gerçekten bu işin çok aleni yapılması ilgimi çekti. Bizim açımızdan, yani gezginler açısından bunun önemi: parklarda, üstü başı perişan, değişik insan tiplerinden uzak durmakta yarar var.

Biraz önce söylediğim gibi: güvenli olduğuna inanmadığınız, garip tiplerin bulunduğu yerlere, sokaklara girmeyin.

Dil

Yunanlıların birçoğu İngilizce biliyor ve anlıyor. Hatta, bir kısım satıcılar Türkçe de biliyor ve anlaşmak sorun olmuyor.

Yunanlılar

Ülkeye giderken, doğal olarak yılların verdiği tarihi bilinç nedeniyle, bir çekingenlik olmaması mümkün değildir. Ancak, Yunanlılar kendi halinde insanlar, ben kaldığım süre içinde Türk düşmanı Yunanlı görmedim, duymadım.

Taksiler

Selanik şehrindeki taksiler “lacivert” ve Atina şehrindeki taksiler ise “Sarı” renklidir. Taksilerin üzerinde, ışıklı dolu-boş yazıları bulunuyor. Taksilerde taksimetre var ve taksiye bindiğinizde taksimetreyi hemen açıyorlar. Taksi sürücüleri genellikle sorun çıkarmıyor.

Sadece: aynı turda bulunan bir kişiye, taksi sürücüsünün sahte 5 Euro (bayağı gerçekçi bir fotokopi) verdiğini öğrendim.

Hatta, bu konu yani sahte para verme bayağı yoğun yaşanıyormuş diye de duydum ve siz okurlarımı bu konuda uyarma gereğini hissettim, lütfen özellikle taksi sürücülerinden aldığınız para üstünün sahte olup olmadığını kontrol edin, aksi halde: sahte para almakla kalmaz, o sahte parayı bilmeden bir yere verdiğinizde daha sıkıntılı durumlarla karşılaşabilirsiniz.

Yemekler

Yunanistan ülkesinde yemeklerin porsiyonları çok büyük geliyor, bilginiz olsun, çoğu zaman bu porsiyonlar bir kişi için fazla oluyor, yani iki kişi bir restorana gittiğinizde, açlık durumunuza göre 1 porsiyon yemek ısmarlamayı düşünebilirsiniz.

Tuvalet

Genellikle umumi yani genel tuvaletler ücretsizdir ve pek kirli olmadığını gördüm. Ücretsiz olmaları da ilginç, çünkü bizim ülkeye girdiğiniz andan itibaren, tüm durak yerlerindeki tuvaletlerin önlerinde hemen para isteyen birini görüyorsunuz.

Umumi tuvalet bulamadığınızda ise, çekinmeden restoran ve kafelerin tuvaletlerini kullanmayı düşünün, genelde sorun çıkmıyor. Zincir hamburger mağazalarının tuvaletleri ise şifrelidir, şifreyi bilmiyorsanız, kapıda bekleyin çıkan olursa kapı kapanmadan, girmeyi deneyin.

Siesta

Yunanistan ülkesinde insanların siesta yani öğleden sonra uykusu alışkanlıkları bulunuyor. Özellikle Atina şehrinde birçok dükkanın zaten ekonomik kriz nedeniyle kapalı olduğunu göreceksiniz. Bunun dışında: özellikle öğleden sonra 14.00’de kapanan dükkanlar (Sadece Salı-Çarşamba günleri), Pazar günleri hiç açılmayan dükkanlar görebilirsiniz.

Alışveriş

Alışveriş için büyük marketler bulunuyor. Unutmayın, bu marketlerin gıda bölümleri genellikle alt katlarında açılmıştır. Buradan: her türlü gıdayı, meyveyi bulmak mümkündür. Hatta kızarmış tavuk ve balık da bulabilirsiniz, meyvenin her türlüsü, uygun fiyatla bulunuyor.

Küçük bir su: genellikle 0.5 Euro’ya satılıyor.

Alışverişte pek pazarlık kabul etmiyorlar. Ürünlerin birçoğunun üstünde fiyat etiketi bulunuyor. Vergi iadesi almak isteyenler için, sıkılmadan belge dolduruyorlar. Ben kredi kartı kullanmadım, genellikle peşin ödemeler yaptım ama kredi kartında da sorun çıktığını duymadım, yani ödemelerinizi peşin veya kredi kartı ile yapabilirsiniz.

Alışveriş için tercih edebileceğiniz yerlerin başında “Jumbo” marketler geliyor. Çok büyükler ve fiyatlar nispeten ucuzdur. Ayrıca: “Attica Mall” iyi bir alışveriş yeri tercihi olabilir.

İçki ve parfüm alışverişi yapmak isteyenlerin: Free Shop mağazasını düşünmektense, şehir içindeki marketleri tercih etmelerini düşünün.

Taverna

Turlarda genellikle Selanik ve Atina şehirlerinde, geceleri taverna ekstraları düzenleniyor. Tavernalar düşündüğünüz gibi: tabak kırmak, peçete atma gibi olayları çoktan kapatmışlar, birkaç çeşit meze, Yunan müzikleri ve sonuçta 45 Euro gibi inanılmaz fiyatları kabul edenler, gidebilirler. Ama unutmayın ki, bu fiyatlar fahiştir.

Yunanistan gezi Planı
Yunanistan gezi Planı

Selanik

İstanbul’dan yola çıktığınızda: ilk durak Selanik ise uzunca bir yolculuk sizi bekliyor.

Selanik şehrinde: bence ilk durak, sabahın erken saatlerinde nispeten boş yani ferah olan kaleye çıkmaktır. Çünkü, kalabalık olduğunda sıkıntı oluyor.

Kalenin hemen önünde, araç park edilir ve özellikle hemen park yerinin önündeki teras alanından, şehrin ve denizin muhteşem manzarası izlenebilir. Burada: ücretsiz tuvalet ve birkaç hediyelik eşya satış yeri ve kafe bulunuyor. Buradan, şehri ve denizi mutlaka izlemelisiniz.

Ardından: saat 10.00’da açılan, Türkiye Büyükelçiliğinin hemen avlusundaki “Atatürk’ün doğduğu ev” görülmelidir. Büyük önder, ülkemizin kurtarıcısı ve Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu evi görünce, ilk aklıma gelen: Büyükelçiliğin duvarlarının çok yüksek olması ve büyük koruma önlemlerinin alınması, ön ve arkada dolaşan Yunanlı polis ve askerlerdi.

Tabii ki akla gelen şu: bu kadar büyük koruma önlemleri alındığına göre, demek ki tehlike büyük, saldırılar olmuş ki, bu kadar büyük önlemler alınmış, sokaktaki Yunanlıları gördükçe, tanıdıkça, onların bu kadar büyük kin, nefret ve ardından saldırı yapabileceklerini pek aklım almıyor, ama sonuçta, gerçekten bayağı yoğun önlemler alındığını göreceksiniz.

Daha sonra: şehir merkezine geçilir, şehrin en ünlü kilisesi görülür ve ardından yine şehrin simgesi olan “Beyaz kule” gezilir.

Eğer şehirde zamanınız varsa: Beyaz kulenin hemen arkasından, tekne turlarına katılabilirsiniz. Yarım saatlik tekne turuna binerken ücret almıyorlar, tekne içinde bir şey içtiğinizde onun ücreti alınıyor. (alkollü veya alkolsüz içecekler genellikle en ucuz 5 Euro civarındadır) Bu tekne gezisini mutlaka yapmanızı öneririm, hatta ayrıntıya girelim, teknenin sol yanına oturmalısınız.

Kordon boyunda, denizin hemen yanında yürüyüş yapabilir (bir not: bu kordon boyunda, yaya yürüyüş yolunun yarısı bisiklet yolu olarak ayrılmış ve özellikle akşam üstü ve akşam saatlerinde yayalar, kendilerine ayrılan yürüyüş yoluna sığmıyorlar, bisiklet yolu biraz plansız gibi diye düşünüyorum) veya yine yürüyüş yolunun kıyısındaki kafelerde oturup bir şeyler içip zaman geçirebilirsiniz.

Dikkatimi çeken husus: deniz kıyısında hiç balık tutan olmamasıydı, bir de deniz kıyısındaki deniz kirliliği fazlaydı, mutlaka dikkatinizi çekecektir.

Şehirde gezilecek bir diğer yer: şehir merkezinde, Venizelos heykelinin bulunduğu alanın hemen önündeki caddeyi aşağıya yani denize doğru gezmektir. Bu caddenin sağ yanında, büyükçe bir Pazar var, buraya antika pazarı da diyorlar ama ne ararsanız bulunuyor, özellikle düşük fiyatlı tekstil ürünleri ve yine bir bölümde gıda maddeleri satılıyor.

Etlerin açıkta satılmasına şaşırdım. Tekstil ürünleri çok ucuz, ne ararsanız var. Buranın dış yanındaki caddede güzel bir restoran keşfettim, özellikle kebapları çok lezzetli, uğramanızı öneririm. Yine caddenin, deniz doğru giderken, denizdeki kordon boyu caddesine paralel bölümünde ise, tanınmış markaların satıldığı yani lüks mağazaların bulunduğu cadde var, fiyatlar aşırı yüksek değil ama aradığınız her şeyi, her markayı bulabiliyorsunuz.

Zaten, Selanik şehrindeki zamanınızın büyük bölümü, Venizelos heykelinin hemen önündeki alanda, denizle arada kalan cadde ve sokaklarda geçiyor.

İşte, Selanik gezi rotası bu şekilde olabilir. Selanik şehri ve gezilecek yerlerle ilgili ayrıntılı bilgiyi: yine bu sitede “Selanik” başlığı altında ayrıntılı olarak bulabilirsiniz.

Yunanistan gezi Planı

Meteora

Önce, şunu bilmek gerekir, tur gurupları burayı görmek için katılımcılardan 35 euro ücret istemektedirler ve hatta 250 Euro verilerek katılınan tur programlarında Meteora gezisinin zorunlu olduğu yazılıdır. Ancak, unutmayın Meteora’ya giriş sadece 3 Euro’dur.

Yani 35 Euro ücret alıp, ana yoldan sapılarak gidilen yani pek te uzak olmayan Meteora denen yere gitmek için 35 Euro almak ne mantıktır ben anlamadım. Alınan 35 Euro’luk ücretin 3 Euro’su giriş ücreti ve kalan 32 Euro’su eğer yolculuk için ise, bunun mantıklı izahı mümkün değil.

Yani: tura ilk katıldığınızda, elbette bu durumu süslemek için, özellikle rehberiniz tarafından, Meteora’nın çok muhteşem olduğu, yeryüzünde tek olduğu gibi cümleler sıkça edilecektir. Tamam kabul, gerçekten Meteora ilginç bir yer, ülkemizdeki Sümela Manastırı gibi ilginç bir yer, dünyada benzerinin nadir bulunabileceği bir tabiat harikası, ancak bu fiyat gerçekten aşırı, bunu sorgulamak gerekir.

Meteora denen yere ana yoldan sapılıp, birçok viraj geçilerek ulaşılıyor, yani yol tam bir felaket, inişli-yokuşlu ve virajlı bir yoldur. Oraya vardığınızda: otobüsler yoğunluk yani kalabalık nedeniyle belli bir yerde park ediyor ve başlıyorsunuz yürümeye, asfalt yolda uzunca bir süre yürüyorsunuz, bir de güneş ve sıcak varsa, hani derler ya “vay halinize”

Sonrasında, bir süre merdivenlerle aşağıya iniş ve ardından, uzunca bir süre merdivenlerle yukarı çıkış, merdivenlerin birçok bölümünde iki kişi yan yana zor geçiyor. Ama parayı ödemişsiniz, uzaktan gerçekten ilginç görünen bu yapının, manastırın içine girmeyi istiyorsunuz. Ben yine de: yaşlılar ve yürüme problemi olanlar için kesinlikle burayı önermiyorum.

Neyse devam edelim.

Uzunca bir uğraştan sonra kapıya varıyorsunuz. 3 Euro giriş ücreti ödeniyor ve yaklaşık 10-12 metrelik bir karanlık ve dar tünelden geçip manastır bölgesine ulaşıyorsunuz. Elbette, çevrede muhteşem bir manzara görülüyor.

Ayrıntılı yazıyı, yine bu sitede “Meteora” başlığı altında görebilirsiniz. Özetle: ücretinin fazla olması, yorucu ve zahmetli olması mutlaka dikkate alınmalıdır. Yoksa, elbette doğa olarak güzel ve değişik bir yer, ortam enteresan.

Özellikle, biz Türkler olarak, içeri girdiğiniz de, müzenin hemen önünde, duvardaki resimlere iyi bakın: hani bizim ülkemizde “Türk-Yunan düşmanlığı bitsin” gibisinden uygulamalar yapılıyor ve gerçekten Yunan düşmanlığı bitti gibi görünüyorsa da, Meteora’da bulunan ve “Meteora” yazısında belirttiğim bazı resimler, gerçekten Yunanlı dostlarımıza yakışmıyor, bu Türk düşmanlığı resimleri umarım bir gün kaldırılır.

Unutmadan: dönüş yolunda da yine dik ve uzun merdivenler, hatta yolun bir hayli aşağısında park etmiş otobüs için almanız gereken uzun yol ve sonucunda yorgunluğu unutmamak gerekir.

Yunanistan gezi Planı
Yunanistan gezi Planı

Atina

Atina’da şehir içi ulaşımı: burada troleybüs denen ve elektrikle işleyen toplu taşım otobüslerini görünce şaşıracaksınız. Çocukluğumda, yıllar önce, Ankara’da çalışan ve uzun süre önce kullanımdan kalkan bu tür araçlar gerçekten şehirde tam bir nostalji yaratıyor, tabii öte yandan bunların elektrik kabloları, caddelerin üstünde yoğun bir kirlilik oluşturuyor.

Atina’da gezi olarak: Yunanistan’da ilk akla gelen “Akropol” olacaktır. Ancak, Akropol’e kesinlikle sabah saatlerinde, sabahın erken saatlerinde gitmek şarttır, çünkü yukarı doğru tırmanıldığından ve açık alan olduğundan ve yerler mermer olduğundan ve güneşi yansıttığından, muhteşem bir sıcaklıkla karşılaşmak ve öte yandan aşırı kalabalık turist guruplarıyla karşılaşmak söz konusu oluyor. Bu yüzden, sabahın erken saatlerinde gitmelisiniz.

Ayrıntılı bilgiyi yine bu sitede “Yunanistan-Atina-Akropol” başlığı altında anlatıyorum. Burada, size kısa bilgiler vereceğim. Akropol: hemen önünde büyükçe bir otopark bulunuyor.

Otoparkın hemen yanında ise, kafeler vardır. Yani, Akropol’e çıkmak istemeyenler, bu kafelerde oturabiliyorlar. (ancak dikkat kafelerde fiyatlar yüksek ve oturduğumuzda bir şey içmeden durmak mümkün olmuyor, garson tepenizde dikiliyor)

Akropol’e çıkmak istediğinizde: önce bir bilet alma kuyruğuna giriyorsunuz (Bilet 20 Euro) ve ardından biletinizde birlikte başka bir kuyruk ve bileti gösterip içeriye giriyorsunuz. Başlıyorsunuz merdivenlerden yukarı doğru tırmanmaya, ancak fazla basamak yok, tahminim ce 60-70 basamak kadar merdiven tırmanılıyor, yani çok çok yorucu değil.

Ama, yukarıda belirttiğim gibi, güneş, sıcaklık ve kalabalık olmadan, sabahın erken saatleri olmak şartı ile. Ardından, yani merdivenler bittiğinde, tepeye ulaşıyorsunuz, çevrenizde muhteşem bir Atina şehir manzarası, uzaklarda deniz manzarası ve karşınızda, yıkıntılar.

Bizim gibi, ülkesinde birçok antik eser bulunanlar için (özellikle Efes, hatta Kütahya Aizonai şehrindeki Apollo Tapınağı gibi) burası pek ilginç gelmiyor.

Çünkü: Akropol’deki yapılar sitedeki ayrıntılı yazımda anlattığım üzere, bir zamanlar yıkılmış ve bu yapıları tek tek yeniden toparlamaya çalışıyorlar ki, duyduğuma göre bu toparlama 20-30 yıl sürecekmiş, yani görüntüde öyle çok muhteşem tarihi yapılar görmeyi hayal etmeyin.

Yunanlılar, burayı iyi satıyorlar, gerçekten muhteşem bir kalabalık, ama bence çok da muhteşem tarihi kalıntılar görmek mümkün olmuyor. Ama, işte Yunanistan, Atina denilince akla gelen ilk yer Akropol.

Akropol’ün bir diğer özelliği de: yanınızdaki rehberler, burada guruba bilgi veremiyor. Yani, burada, girişte 150 Euro ödeyerek yerel rehber kiralamanız gerekiyor. Bu yerel rehber kiralanmadığında, sizin rehberiniz de burayı anlatmadığında, içeride sadece taşları izlemek, şehrin ve denizin büyüleyici manzarasını görmekle kalıyorsunuz.

Turla gidiyorsanız, mutlaka gerek Meteora ve gerekse Akropol’de yerel rehber kiralanmasını isteyiniz. Aksi halde, yerel rehber kiralamış, Türk guruplarının arasına karışıp, rehberin anlattıklarını uzaktan da olsa duymaya çalışınız.

Akropol’den sonra: Atina şehir merkezi gezilmelidir. Plaka denen mahalle (Akropol tepesinin hemen yamaçlarında kurulu, dar sokakları ve tavernaları olan mahalle) gezilir. Devamında: Monastiraki semti, en ünlü cadde Ermou ve ardından Parlamento meydanı ve ardından Kolonaki semti gezilmelidir.

Parlamento meydanında, saat başlarında, askerlerin nöbet değişim töreni izlenmelidir. Meydanın önündeki park dinlenmek için uygundur. Ermou caddesinde, her türlü markanın satıldığı mağazalar görülebilir. Monastiraki semtinde ise, ara sokaklara dalın, alışveriş mekanları ve yemek yerleri göreceksiniz.

Eğer “Pire” ye gitmek isterseniz: Monastiraki denen yerden, tramvaya binebilirsiniz. Gayet rahat bir yolculuktan sonra Pire’ye ulaşır, Pire’de denize girebilir ve yemek yiyebilirsiniz.

Yunanistan gezi Planı
Yunanistan gezi Planı

Kavala

Kavala denince ilk akla gelen “Kavala kurabiyesi” olacaktır. Aman dikkat, Kavala kurabiyesi almak için sizi götürecekleri, şehir dışındaki yerleri kullanmayın, fiyatlar yüksek, kalite düşük, bunlar anlaşmalı yerler. Şehir içinde, çok güzel Kavala kurabiyesi satılan yerler (örnek: Marmela) vardır ve fiyatları daha uygundur, bence Kavala kurabiyesi almak için şehir içindeki yerleri deneyin.

İkinci konu: Kavala şehrinde yemek isterseniz, hemen meydandaki restoranları tercih edebilirsiniz, ama bence rehberin önerdiği yerleri değil, halkın veya turistlerin en yoğun olarak oturduğu ve yemek yediği yerleri tercih edin.

Son bir not: hesabı öderken, fişi iyi inceleyin diyeceğim ama Yunanca yazıyor, bir şey anlayamazsınız, menüyü görüp siparişi verirken, ödeyeceğiniz hesabı da belirleyin, çünkü hesapta yemedikleriniz de siz farkına varmadan ekleniyor.

Yoksa, yemek ücretleri aşırı yüksek değil, sadece yemediklerinizi ödemeyin. Ne yenir: bence kalamar ızgara, midyeli pilav, kabak kızartması, salata düşünebilirsiniz.

Gelelim, şehirle ilgili bilgi vermeye: Kesinlikle, Selanik ve Atina şehirlerinden sonra, buranın bir güzelliği, esprisi yok diye düşünürken, karşınıza muhteşem güzel ve denizle iç içe gezmiş bir şehir çıkıyor. Kavala, deniz kıyısında, denizle iç içe yerleşmiş, gerçekten güzel bir şehirdir.

Mutlaka uğramanızı öneririm. Ancak, şehrin en belirgin yerinde bulunan bir tabelada Kıbrıs haritası var, üst kısmı yani KKTC olduğu yer kırmızı-kan rengi boyanmış ve “Dont Remember” yani “Unutma” yazısı yine dostluğa hiç sığmıyor, umarım Yunanlılar, bir süre sonra bu tabelayı da dostluk adına kaldırırlar. Çünkü sokaktaki insan, böyle şeylerin peşinde değil, umurunda değil, onların her hangi bir düşmanlığını görmek mümkün değil.

Burada: önce şehrin en tepe noktası olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa evi ve anıtının bulunduğu yere çıkmalısınız. Burada, Kavala kalesi de bulunuyor ve 2 Euro ücret ödeyerek giriliyor ama bence kale gereksiz, zamanınız varsa çıkın derim.

Mehmet Ali Paşa heykelinin bulunduğu yeri gezin, arkadan denizi seyredin, kiliseyi gezin ve aşağıya yürüyerek inin, inişte günümüzde Otel olarak kullanılan Osmanlı yapısı İmaret binasını dıştan görebilirsiniz.

Hediyelik eşya satıcıları bulunuyor. Aşağıya indiniz, kıyı boyunda yürüyün, alışveriş yapmak isteseniz, kıyıya paralel caddeye girin, ama elbette bir Pazar günü buraya giderseniz her yerin kapalı olduğunu göreceksiniz.

Yani, burası pek alışveriş imkanları olan yer değil, genel olarak deniz kıyısında yürüyüp, kafelerde bir şeyler içebilirsiniz. Özellikle akşam saatleri de hareketli, ancak otelde yatarken, saat 03 ve hatta 04’e kadar, açık alanda yapılan ve çevreye yayılan müzik sesi uyumayı engelliyor, bunu göze almak gerekiyor.

Evet, Kavala hakkındaki ayrıntılı gezi yazılı, “Kavala” başlığı altında, yine bu sitede bulup okuyabilirsiniz.

Sonuç

Yunanistan gezi Planı; Temmuz 2023 tarihinde bulunduğum Yunanistan, mutlaka gezilip görülmesi gereken bir yer. Unutmamak gerekir ki, benim yaşadıklarım ve yazdıklarım; mutlaka herkes için yaşanacak standartlar değildir.

Sizler, Yunanistan’da gezip gördüğünüz yerler hakkında, benim yazdıklarımdan farklı şeyler gördüğümüzde, yorum olarak bunları mutlaka yazınız, bu satırları okuyan ve bizden sonra oralara gidecek olanlar yorumlardan yararlansınlar.

Ayrıntılı bilgiyi: yine bu sitede ilgili yazılar başlığı altında bulabilirsiniz. Burada: sizlere önemli ipuçları, açıklayıcı kısa hususlardan söz etmek istedim. Hepinize iyi geziler, iyi tatiller diliyorum.

Yunanistan Larissa

Yunanistan Larissa

Yunanistan Larissa ; Yunanistan’ın Teselya bölgesinin en büyük şehridir. Larissa-Atina arasındaki uzaklık 355 km ve Larissa-Selanik arasındaki uzaklık 150 km. dir. Şehrin isminin anlamı, Yunancada “kale” demektir. Burada genellikle Kıbrıs’tan göç eden Rumlar yaşar ve “Kıbrıs’ın Türkler tarafından işgal edildiği” hakkında bir dernek kurarak propaganda yapmaktadırlar.

Şehir nüfusu 130.000 kişidir. Yunanistan’ın dördüncü büyük şehridir. Deniz kıyısına uzaklık 60 km. dir. Şehir tam bir kahve şehri olarak tanınmaktadır. Çünkü 1674 tane kafe bulunduğu söyleniyor.

Tarihi süreç incelendiğinde, Larissa yöresinin atlarının meşhur olduğu görülür. MÖ.5’nci yüzyılda darp edilen sikkelerde, gururlu ve güçlü Larissa atı resmedilmiştir. Atlar, şehre büyük ekonomik faydalar getirmiştir ve Larissa şehrinin sembolü olmuştur.

 

NE YENİR-NE İÇİLİR

Teselya mutfağının en lezzetli yemekleri burada tadılabilir. Et yemekleri çok çeşitlidir. En iyi Yunan peynirleri ve şarap koleksiyonu burada bulunabilir. Özellikle bir tür kırmızı şarap olan “Rapsani” şarabı, Yunanistan’ın birçok yerinde bulunmasına rağmen, esas üretildiği yer Güney Olimpos dağı eteklerindeki bir dağ köyüdür. Bunu tatmanız öneririm.

 

ALIŞVERİŞ MERKEZİ

Pantheon Plaza: Büyük bir alışveriş merkezidir.

Gaea Yaşam Merkezi: Bir alışveriş merkezidir.

Süpermarketler: Lidl ve Galaxias’dan her türlü alışveriş yapılabilir.

 

TURİZM

Turistik yönü zengin olmayan küçük ve sıkıcı bir şehirdir. Yani buraya özel olarak gitmeyin, yolunuz düşerse birkaç saatliğine uğrayabilirsiniz. Şehri tanımanın en iyi yolu yürüyüştür. Zaten şehir merkezinin % 70’i yayalara ayrılmıştır.

Yunanistan Larissa Gezi Planı

Gezi planı

Larissa Antik tiyatrosunu ziyaret edin.

Meteora görülmelidir.

Eski şehir (kale) ve Aziz Achilleas Kilisesi,

Postane meydanında bir fincan kahve keyfini çıkarın.

Frourio (kale) tepesinde meyhanelerde lezzetli tatları deneyin.

Bir yürüyüşe çıkın ve Alcazar Park ve Estetik Grove bölgelerinde rahatlayın.

Arkeoloji Müzesi görülmelidir,

Neopolis meydanında, kafelerde eğlenin.

Alışveriş yapmak için Kouma Street’e gidin.

Yunanistan Larissa Gezilecek Yerler

GEZİLECEK YERLER

Neapoli Meydanı

Larissa şehri, özellikle şehir merkezindeki meydanları ile ünlüdür. Neapoli meydanı, aynı zamanda Larissalılar için de çok tercih edilen bir yerdir. Burada birçok kafeterya, gıda mağazaları ve barlar bulunmaktadır.

Yunanistan Larissa Akropol
Yunanistan Larissa Akropol

     

Akropol

Burası neolitik dönemden beri bir yerleşim yeridir. Klasik dönemde, Bizans imparatorluğunun ilk yıllarında, Larissa kalesi burada kurulmuştur.

Yunanistan Larissa Antik Yunan Tiyatrosu
Yunanistan Larissa Antik Yunan Tiyatrosu

     

Antik Yunan Tiyatrosu

Akropol tepesinin güney kanadında: antik tiyatro kalıntıları görülür. MÖ.3’ncü yüzyılda, Makedonya kralı Philiph tarafından yaptırılmıştır. Tiyatronun içine girmek mümkün değil, sadece dışarıdan görülebiliyor.

 

Aziz Achilleios Kilisesi-Larissa Katedrali

Bir tepenin kenarında, Pineios nehrinin kıyısındadır. Agios Achilleios şehrin koruyucu azizidir. Mezarı katedralin içindedir.

Azize ait emanetler, 330 yılında Bulgaristan imparatoru tarafından buradan çalınmış, 1980 yılında ise geri alınmıştır.

Kendisi MS.3’ncü yüzyılda yaşamış ve pagan tapınaklarını yıkarak kiliseler kurarak ünlü olmuştur. Birinci İznik konsülüne kayıtlı 318 kişiden biridir.

 

Türk Pazarı

15’nci yüzyıl yapılarının arasındadır.

Yunanistan Larissa Arkeoloji Müzesi
Yunanistan Larissa Arkeoloji Müzesi

 

Larissa Arkeoloji Müzesi

Mplana meydanında, eski cami de yer alan müzede, Neolitik dönemden Ortaçağ dönemine kadar klasik Yunan ve Roma eserleri sergileniyor.

Cami 19’ncu yüzyılda yapılmıştır ve1923 yılındaki mübadele öncesine kadar kullanılmıştır. Günümüzde ise, şehirdeki bazı camiler kullanılmasına rağmen, bu cami kullanılmayıp müze yapılmıştır.

Camide 1939-1941 yılları arasında küçük bir arkeoloji sergisi varken, Naziler tarafından 1941-1944 yılları arasındaki dönemde talan edilmiştir. 1941-1955-1957 yıllarında ise, bu kere deprem binayı tahrip etmiştir. Günümüzde caminin sadece tek odasında bir sergi bulunuyor ve çoğu zaman içeriye girmek mümkün olmuyor.

Yunanistan Larissa Georgios Schwartz Konağı

Georgios Schwartz Konağı

3 katlı bina, Yunanistan’ın en önemli yapılarından birisidir. 1787 yılında yapılmıştır ve zengin resim dekorasyonuna sahiptir. 1965 yılında Yunan devleti tarafından satın alınan konak, bu tarihe kadar bir kooperatifin merkezi olarak kullanılmıştır.

18’nci yüzyılın geleneksel mimarisinin tipik örneğidir. Konağın içindeki en ilginç süslemeler: ahşap lambri üzerindeki tüm alanları kapsayan freskler, duvar resimleri, geometrik ve bitkisel motifler ve manzaralardır.

 

Hipokrat Mezarı

Tyrnavos yolunda, büyük bilim adamının ve Tıbbın babasının mezarı 1826 yılında keşfedilmiştir.

Yunanistan Larissa Alkazar Parkı

  

Alkazar Parkı

Pinios nehri boyunca uzanır.

Yunanistan ülkesi gezi planı.

Atina şehri tanıtımı.

Yunanistan Patras

Yunanistan Patras

Yunanistan Patras; Yunanistan ülkesinde, Atina ve Selanik şehirlerinin ardından, en büyük 3’ncü şehirdir.

Korint körfezi ile Akdeniz birleşim bölgesindedir.

Şehrin ismi: Osmanlı döneminde “Balyabadra” dır.

Tam bir öğrenci şehridir.

Şehrin iklimi: ılımandır. Yazlar nispeten serin ve nemli olur. Kışlar ise ılımandır. Kışın dağlık bölgelerde kar yağışı görülür.

Bereketli toprakları ve büyük kültürel değeri olan anıtlarla bezenmiştir.

Ayrıca: şehir, Yunanistan’daki üç büyük arkeolojik sit alanına (Antik Olympia, Delphi, Epidaurus) kolay erişim sağlayan bir konuma sahiptir. Bu yüzden her yıl binlerce turist buradan geçerler.

Yunanistan Patras

TARİHİ

Şehrin kuruluş efsanesi şöyledir. “Dorlar tarafından Spartalılar kovulunca, Miken döneminin sonunda Prevgenis ve oğlu Patreas burada bir yerleşim kurmuşlardır.

MÖ 146 yılında bölge Romalıların eline geçti. 1205 yılında Franklar tarafından ve 1460 yılında Türkler tarafından ele geçirildi. 1687-1715 yılları arasında burası bir Venedik Kolonisiydi. 1828 yılında özgürlüğünü kazandı.

Şehir tarihi süreç içinde, limanı nedeniyle sürekli işgal edildi. Romalılar, Galyalılar, Franklar, Venedikliler ve Türkler tarafından işgal edildi. Ancak limandan yapılan ticaret nedeniyle şehir hızla büyüdü. Yolların hepsi denize açılan şehirde, güzel neoklasik yapılar bulunmaktadır.

Yunanistan Patras

ULAŞIM

Patras şehri, Atina şehrine 215 km uzaklıktadır. Atina yolculuğu yaklaşık 3 saat 15 dakika sürmektedir. Sezon boyunca Patras ile Ancona, Venedik, Bari ve Brindisi arasında feribotlar her gün yolcu taşırlar. İyonya adaları: Korfu, Kefalonya ve Igoumenitsa da buraya yakındır.

Yunanistan Patras Liman-New Port of Patras

LİMAN-NEW PORT OF PATRAS

Geçmişte Patras Limanı, bağımsızlığın ilk yıllarından itibaren önemli bir ithalat ve ihracat merkezi olarak modern Yunanistan’ın ekonomik yaşamında önemli rol oynamıştır. Ancak daha sonraki yıllarda, Pire Limanının gelişmesiyle buranın limanının trafiği azalmıştır. 1893 yılında Korint Kanalının açılmasıyla, Ege denizi ve İyonya denizi birbirine bağlanmıştır. Sonuç olarak: Peleponnese Yarımadasının çevresini dolaşmaya gerek kalmadığından, Patras ve Pire arasındaki deniz geçişi azalmıştır.

Yunanistan Patras Liman-New Port of Patras

Evet, günümüzde yine de şehrin limanı: Yunanistan ülkesinin batıya açılan kapısı olarak kabul edilir.

Şehrin limanından, tüm yıl boyunca İyon adalarına ve İtalya’ya feribot seferleri yapılmaktadır. Yaz sezonunda burası ile İtalya arasında 40’dan fazla feribot kullanılmaktadır.

Yunanistan Patras Patrino Karnavali-Patras Karnavalı

PATRİNO KARNAVALİ-PATRAS KARNAVALI

Yunanistan ülkesinin ve Avrupa’nın en büyük karnavalıdır. Her yıl: tek bir kutlamadan çok bir dizi etkinlik olarak kutlanır. 17 Ocak tarihinde başlar, çocuklar için geçit törenleri, oyunlar ve aktiviteler içerir. Kutlamaların zirvesi, tüm şehir ve binlerce ziyaretçinin şamandıralar ve guruplar ile büyük geçit töreni ve karnaval kralının törensel yakma töreni için bir araya geldiği Karnavalın son haftasında gerçekleşir.

Yunanistan Patras Patrino Karnavali-Patras Karnavalı

Evet 150 yıllık bir geleneğe dayalı bu karnaval, tamamen İtalyan kökenlidir ve ülkenin geri kalanının pagan karnaval gelenekleriyle ilgili değildir.

Karnaval, yaklaşık 180 yıl önce yerel burjuvazinin konaklarında maskeli olarak başlamıştır.

1870 yılında ilk geçit töreni yapılmıştır. İtalyan şehirleriyle olan ticari ilişkiler sayesinde hızla gelişmiştir. 20’nci yüzyıl ortalarında, karnaval bugünkü şeklini almıştır. Çünkü yerel halk, karnavalı, savaş sonrası yılların sıkıntılarından kurtulmanın bir kaçış yolu olarak algılamıştır.

Yunanistan Patras Patrino Karnavali-Patras Karnavalı

Uygulamada ise “boules” yani karşı cinse ait giysilerin yardımıyla doğaçlama bir maskeli balo şeklindedir. Ayrıca: mumlu yumurta savaşı, çikolata savaşı ve Patras gece kulüplerinde, sosyal kulüplerde ve Belediye Tiyatrosunda ve tavernalarda danslar düzenlenmektedir.

Evet: günümüzde de devam eden karnaval şenliklerinde: devasa dekore edilmiş arabalar, otobüsler ve renkli kağıt hamuru figürleri şehrin sokaklarını doldurmaktadır.

En önemli figür ise “Karnaval Kralı” dır. Ayrıca: bir “Karnaval Kraliçesi” de seçilmektedir.

Karnaval geçit töreni “Nyhterini podarati” Pazar günü abartılı geçit töreninden önce Cumartesi akşamı yapılmaktadır. Bu geçit töreninde, binlerce karnaval katılımcısı, şehrin loş sokaklarında meşaleler tutan guruplar halinde dans ederler.

Pazar gecesi kapanış töreninde: Karnaval Kralının “Patras Limanındaki” şamandırasının yakılmasından sonra veda eder. Ayine: konserler, danslar ve sayısız havai fişek gösterişi eşlik eder. İnsanlar: Karnaval Kralına ateşe kadar eşlik ederken çevresindeki sokakları doldururlar.

Sonuç olarak: şimdiye kadar gördüğünüz en büyük partiyi hayal ederek karnavalı gözünüzde canlandırabilirsiniz. Yüksek sesli karnaval müziği, DJ’ler ve pullu ve tüylü kostümler giyen boyalı yüzlere sahip yüzlerce karnaval müdavimi göreceksiniz.

Yunanistan Patras Şarap Festivali

ŞARAP FESTİVALİ

Her yıl Temmuz ayının son on günü, Erineos’un Ana Ziria ilçesinde Şarap Festivali düzenlenir. Festival boyunca ücretsiz şarap servis edilir, müzik ve dans gösterileri sunulur.

 

NE YENİR-NE İÇİLİR

Şehirde yemek için birçok yer vardır. En popüler restoran ve tavernalar: liman gezinti yolundadır. Buralarda güzel deniz manzarası eşliğinde lezzetli yemekler yemek mümkündür. Şehir merkezinde genellikle Kral George Meydanında ve Patra’nın ana caddeleri boyunca, birçok kafe ve bar bulunur.

Yöresel lokantalarda. Tavşan yahnisi,  spagetti, tencerede dana eti, kuzu ve keçi gibi yöresel lezzetler veya yağ ve kekik, haşlanmış keçi gibi yöresel etlerin tadına bakabilirsiniz. Deniz kenarındaki tavernalarda her türlü taze balık bulunur.

Peki burada ne içilir denirse, ilk akla gelen elbette yörenin lezzetli şaraplarıdır. Yemeğinize yöresel şarap, uzo veya rakı eşlik edebilir. Riga Fereou caddesi: mağazalar, kafeler ve barlarla doludur.

Yunanistan Patras Üniversitesi-University of Patras

PATRAS ÜNİVERSİTESİ-UNİVERSİTY OF PATRAS

Patras Üniversitesi, 1964 yılında Patras şehrinde kurulmuş ve 1966-1967 Akademik yılında faaliyete başlamıştır. Üniversitenin kurulması, Yunanistan’daki Akademik Eğitime büyük katkı sağlamıştır.

Üniversite kampüsleri: Messolonghi, Agrinio, Aigio, Pyrgos, Amaliada’da bulunur. Şehir merkezindeki kampüs ise, Rion banliyösündedir. Rion banliyösü, şehir merkezinin 7 km kuzeydoğusundadır. Rio banliyösü: birçok okul, ticari mağaza, restoran, eğlence merkezi ve otel ile canlı bir destinasyon haline gelmiştir. Patras Üniversitesinin hemen yanında, Bölge Genel Hastanesi bulunmaktadır.

Müstakil bu kampüs: Panachaico dağının eteğine, Korint Körfezi ve Orta Yunanistan dağlarının su üzerinden güzel manzarasına sahiptir.

Günümüzde 35 bölümlü üniversitede: 30.185 lisans öğrencisi, 3.755 yüksek lisans öğrencisi bulunur. Öğretim üyesi sayısı ise 693’dür.

Şehirde öğrenci potansiyeli böyle güçlü bir üniversite bulunması özellikle şaşırtıcı bir gece hayatı yaşanmasına sebep olmaktadır.

Yunanistan Patras Plajlar

PLAJLAR

Şehirde çeşitli plajlar vardır. Patra plajları: Mora’nın doğu kıyısındadır ve her birinin kendine özgü özellikleri bulunur.

Yunanistan Patras Rio Plajı

Rio Plajı

Şehir merkezinin 8 km doğusundadır. Rio plajının tertemiz suları ve birçok otel ve plaj barları bulunur. Hem yazın hem de kışın oldukça kalabalıktır. Şehir gürültüsünden kaçmak isteyenler, buradaki otellerde konaklayabilirler. Plajda tüm gece açık kalan ve yüksek sesle müzik çalan çok sayıda plaj barı vardır. Köy çoğunlukla Mora’yı Sterea’ya bağlayan dünyanın en büyük ikinci kablo köprüsü olan Rio-Antirrio köprüsü ile ünlüdür.

Psathopyrgos Plajı

Psathoyrgos, Patra şehir merkezinin yaklaşık 16 km doğusunda bi sahil köyüdür.

Burada birkaç turizm tesisi bulunmaktadır. Kumsal temizdir ve limanda taze balık tavernaları bulunur. Çünkü bu köyde yaşayanların büyük çoğunluğu balıkçılıkla uğraşır. Plaj barları ve diğer su sporları aktiviteleri yoktur. Bu yüzden burası sessizdir. Genellikle aileler tarafından tercih edilir.

Rodini Plajı

Popüler bir turizm beldesidir. Patra şehir merkezinin 17 km doğusundadır. Plaj: Ano Rodini ve Kato Rodini olmak üzere iki köye bölünmüştür. Turizm açısından en gelişmiş kısım: sahile daha yakın olan Kato Rodini köyündedir. Sahil temizdir ve genellikle yazlık evleri olan aileler arasında popülerdir. Bölgede birçok otel ve kiralık oda bulunur. Ayrıca sahil şeridinde bazı plaj barları vardır.

Lambiri Plajı

Patra şehir merkezinin 29 km doğusunda bulunan küçük bir plajdır. Birkaç kişi yazlık evlerini burada yaptırmıştır. Aileler arasında oldukça popülerdir. Bölgede az sayıda turizm tesisi bulunmaktadır. Plaj oldukça temizdir ve kıyıda bulunan balık tavernalarında taze balık bulmak mümkündür. Kıyı çakıllıdır, deniz suyu oldukça soğuktur.

Yunanistan Patras Dalış

DALIŞ

Patra’da birkaç dalış merkezi bulunmaktadır. Batı Mora’daki ve İyonya denizinin Zakynthos ve Kefalonia gibi yakın adalarındaki ilginç resiflere v kayalık adacıklara dalış gezileri düzenleniyor ve kurslar veriliyor.

Ayrıca: ilginç dalış alanları bulunmaktadır. Bunlar: Psathopyrgos köyündeki Nestos batığı, yeni başlayanlar ve gece dalışları için ideal olan maksimum 18 metre derinlikteki Drepano tüpleri ve ayrıca Lampiri plajındaki resiflerdir.

İyon Dalgıçları

Bu dalış merkezi, 2003 yılında kurulmuştur. Merkezde, gerek yeni başlayanlar ve gerekse ileri düzey dalgıçlar için hizmet verilmektedir. Merkezde: sertifikalı dalgıç eğitmenleri ve kiralık ekipmanlar bulunur.

Yunanistan Patras Dalış Merkezi

Patras Dalış Merkezi

Şehir merkezindeki dalış merkezinde teorik dersler verilmektedir. Ayrıca mağazada modern dalış sistemleri ve aksesuarları satılmaktadır.

Yunanistan Patras Gezilecek Yerler

GEZİLECEK YERLER

Yunanistan Patras Şehrin bölümleri

ŞEHRİN BÖLÜMLERİ

Şehir, deniz kıyılarından eski kaleye kadar uzanır ve 2 kısma ayrılır.

Yunanistan Patras

Bu kısımlar:

Yukarı Kale bölgesi

Aşağı bölge.

YUKARI ŞEHİR-ANO POLİ

Akropolis’in batısındadır.

Yunanistan Patras Roma Odeum

ROMAN ODEUM

Eski şehir merkezinin batı tarafındadır. Burası her türlü antik şeyi görebileceğiniz bir arkeolojik parka dönüşmüştür.

Atina Odeumundan önce inşa edilmiştir.

MS 2’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Ancak: birbirini izleyen istilalar, savaşlar ve depremler sonucu ağır şekilde tahrip olmuştur. Yapılarının büyük kısmı toprak altına gömülmüştür. 1889 yılında liman inşası için kazı çalışmaları yapılırken: Odeum tesadüfen bulunmuştur.

Bulunan Odeum: 1956 yılına kadar süren çalışmalar sonucunda Odeum orijinal şeklini almıştır.

MS 170 yılında Patras şehrini ziyaret eden coğrafyacı Pausanias şöyle yazılarında “Atina’nın ki dışında şimdiye kadar gördüğüm en güzel dekorasyona sahip” yer olarak tanımlamıştır.

Odeum’un çevresi: mozaiklerin, lahitlerin ve diğer antik buluntuların olduğu bir arkeolojik alana dönüştürülmüştür.

Günümüzde Roma Odeon’u: kültürel etkinliklerin ana mekanı olarak kullanılmaktadır. 2300 seyirci kapasitelidir. Özellikle: yaz aylarında en iyi Yunan ve yabancı sanatçı guruplarına ev sahipliği yapan Uluslararası Patras Festivaline ev sahipliği yapmaktadır.

Yunanistan Patras Deniz Feneri-Faro

DENİZ FENERİ-FARO

Deniz kenarında, Saint Andrew katedralinin karşısındadır.

Fener: 1878 yılında Saint Nicholas iskelesine yapılmıştır. Yüksekliği 17 metredir. Ancak 1972 yılında yıkılmış ve 1999 yılında günümüzde görülen deniz feneri inşa edilmiştir. Ancak günümüzde deniz feneri olarak işlev yapmaz. Daha çok turistik anlamı vardır. Öte yandan şehrin sembolüdür.

Yunanistan Patras Deniz Feneri-Faro

Buradan limanın nefes kesen panoramik manzarasını görmek mümkündür.

Deniz fenerinin altında büyük bir televizyonu olan bir kafe vardır. Burada özellikle futbol yayınları kalabalıklar tarafından topluca izlenmektedir. Kafenin hemen dışında ise çocuk oyun alanı bulunur.

SPİNNEY-DAYLİO-GROVE

Çam ağacı kaplı tepe, şehrin sözde “Veranda” sıdır.

Çamlarla kaplı bir tepedir. Avusturyalı orman uzmanı Steggel’in gözetiminde Patras ilkokulu öğrencileri tarafından Mart 1913 yılında ağaçlar dikilmiştir. Yani çocuklar tarafından oluşturulmuş küçük bir orman gibidir.

Güzel patikalar ve çevreleyen uzun ağaçların sunduğu gölge ve bu inanılmaz manzaralar nedeniyle yürüyüş ve koşular için popülerdir. Şehirde gezilecek en iyi yerlerden birisidir.

Tepede Roma döneminden kalma bir kale kalıntıları bulunmaktadır.

Burada ayrıca: şehrin limanı ve Patras körfezinin nefis manzarasını görebilirsiniz.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi

PATRAS FORTRES-PATRA KALESİ

Eski kentin yukarısında, PAnachaiko dağının eteklerinde, şehrin en yüksek noktasındadır. Roma Odeonunun hemen yukarısında inşa edilmiştir. Denizden yaklaşık 800 metre yukarıdadır.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi

Buradaki ilk kale: MS 551 yılındaki depremden sonra, Bizans İmparatoru Justinian tarafından, önceki yapıların antik Akropolis’in malzemeleri kullanılarak yaptırılmıştır. Antik dönemde kentin merkezi, bugünkü kalenin yerinde duran Akropolis’di.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi
Patrinella heykeli-Ağlayan Hayalet

Kale surlarında: bu devşirme malzemelerin bazıları halen görülebilmektedir. Özellikle: mermer bir Roma heykelinin başı, şehirde efsanelere konu olmuş, şehri hastalıklardan koruduğuna, Patras şehrinde önde gelen biri öldüğünde ağlayan bir kız çocuğuna dönüştüğüne inanılmış ve “Patrinella” ismi verilmiştir.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi

Patrinella, kalenin güneydoğu kulesindedir.

Bir başka söylentiye göre, Patrinella, Osmanlı işgali sırasında erkeğe dönüşmüş bir kadındı. Yine inanışa göre: Patrinella, gece yarısı zincirleri sürükleyerek şehrin sokaklarına çıkar.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi
Evet kaleye devam edelim.

MS 805 yılında: kale, şehri ve sakinlerini korsan kuşatmasından korumuştur. Bu durum, kasabanın koruyucusu olan Saint Andrew’in bir mucizesi olarak kabul edilir. Haçlılar: Ortaçağ döneminde kaleyi güçlendirir ve genişletirler. Daha sonra ise son Bizans İmparatoru Constantinos Paleologos, kalede bazı düzenlemeler yapar.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi

Tarihi süreç içinde: kale: Franklar, Bizanslılar, Türkler ve diğerleri tarafından ele geçirilmiştir. 1828 yılına kadar kale Türk hakimiyeti altında kalır.

2’nci Dünya savaşına kadar sürekli kullanımda olan kale, şehri: savaş ve kuşatma yıllarında korumuştur.

Yunanistan Patras Fortres-Patra Kalesi

Bugün görülen kale: üç tarafı derin bir hendekle çevrili, kuleleri ve burçları olan, geniş neredeyse üçgen bir dış muhafazadan oluşmaktadır.

Gelelim günümüze: kale günümüzde ziyarete açıktır. Yazın kale içinde bulunan 600 seyirci kapasiteli küçük tiyatroda kültür etkinlikleri yapılır. Ayrıca: şehrin limanı ve karşı kıyılarının muhteşem manzarasını izlemek mümkündür.

 

AŞAĞI ŞEHİR

 

AGİOU NİKOLAOU

Şehrin en ünlü yaya caddesidir. Burada bulanan Eski Şehir bölgesinde çok çekici neoklasik konaklar bulunmaktadır. Buradan 192 basamaklı bir merdivenle: antik Akropol kalıntıları üzerine inşa edilen kaleye çıkılır.

Yunanistan Patras King George I Square

KİNG GEORGE I SQUARE-KRAL GEORGE MEYDANI

Daha önce Kalamogdarti, Otto (Yunanistan’ın ilk kralının ismi) ve 1862 yılından sonra National olarak adlandırılan, şehrin merkez meydanıdır. 1863 yılında kraliyet tahtı George I’ya geçtiğinde meydan onun adını alır. Bağımsızlık savaşından sonra Patras şehrinin harap olmuş merkezini yeniden inşa etme planının bir parçası olarak yapılmıştır.

Yunanistan Patras King George I Square

Eski şehirden farklı olarak yeni şehir birkaç büyük kare meydandan oluşan bir ızgara planına göre inşa edilmiştir. Bu meydan ise şehrin merkezi olacak şekilde tasarlanmıştır.

Yunanistan Patras

Günümüzde George Meydanı, daha önce olduğu gibi, siyasi toplantıların, mitinglerin, kültürel etkinliklerin ve karnaval etkinliklerinin meydanıdır.

Yunanistan Patras King George I Square

Meydanın kuzeyinde Neoklasik Apollo Tiyatrosu bulunur. Ayrıca meydanda, iki havuz bulunmaktadır. Havuzlarda Yunan mitolojisinden esinlenen heykeller bulunmaktadır. Meydanın çevresi birçok kafeterya ve fast food restoranı ile çevrilidir.

Yunanistan Patras Apollo Belediye Tiyatrosu

APOLLO BELEDİYE TİYATROSU

Şehir merkezinde Geogiou meydanının doğu tarafındadır.

Avrupa’nın ilk opera binalarından birisidir. İtalya Milano şehrindeki La Scala Di Milan  Opera binasının bir kopyasıdır.

1830 yılında Alman Mimar Ernesto Tsiller tarafından tasarlanmıştır. Kendisi, 1872 yılında Tüccarlar Derneği binasını da tasarlamıştır. Tiyatro salonunun seyirci kapasitesi 200-300 kişi arasındadır.

1988 yılından bu yana, Patras Belediyesi Bölge Tiyatrosuna ev sahipliği yapmaktadır. Büyük Yunan topluluklarına ev sahipliği yapmış ve yapmaktadır.

 

BOUD MEYDANI

Meydan ismini, 1843 yılında İngiltere’den Patras şehrine gelen ve limanın kuru üzüm ticareti nedeniyle sağlanan ekonomik gelişmenin yaratıcısı Thomas Boud’dan almıştır.

Bugün, şanlı devrimin savaşçılarına küçük bir hediye olarak 1821 yılında Fighters Squars adını aldı.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

CATHEDRAL OF SAİNT ANDREW-AGİOS ANDREAS KATEDRALİ

Şehrin koruyucu azizi Andrew: İsa’nın ilk öğrencisidir. Daha önce Vaftizci Yahya’yı takip ederken, İsa ile karşılaştıktan sonra kardeşi Petrus ile birlikte onun takipçisi olurlar. Kendisiyle ilgili çok fazla kayıt bulunmadığı söyleniyor. İsa’nın ölümünden sonra vaaz etmek için Yunanistan’a geldiğine inanılıyor. Ancak İmparator Neron tarafından Hıristiyanlara yapılan zulüm sırasında tutuklanır ve daha sonra MS 66 yılında limanın yakınındaki bir alanda çarmıha gerilerek öldürülmüştür.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Saint Andrew şehrin koruyucu azizidir. Ancak aynı zamanda: Ukrayna, Rusya, Romanya, İtalya Amalfi, Malta Luqa ve Portekiz Esqueira gibi birçok yerin de koruyucu azizidir. Ayrıca: ABD Ordusu koruyucularının koruyucu azizi olarak da kabul edilir. Ama özellikle İskoçya’da tanınır. İskoçya ulusal bayrağı: “X” şeklindeki haçı taşır ve bayram günü olan 30 Kasım, İskoçya’da ulusal bayram olarak kutlanır. (İnanışa göre, Havari, X şekilli bir haç üzerinde çarmıha gerilmiştir. Bu yüzden Aziz Andrew haçı: X şeklindedir. Yine söylentilere göre: Havari Andreas, layık olmadığı için İsa ile aynı tür çarmıhta çarmıha gerilmeyi reddettiği için alçakgönüllülüğünün bir örneği olarak bu tür bir çarmıha gerilmiştir.)

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Şehrin merkezinde en dikkat çeken yapıdır. Demeter kutsal alanının bulunduğu yerde, 1836-1843 yılları arasında yapılmıştır. Daha sonra çarmıha gerildiği yere büyük bir kilise inşa edilmiştir.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Dini değerleri:

Kilisenin içinde: azizin kafatası ve şehit olduğu haçın bir kısmı bulunur. Azizin kafatasının üstünün küçük bir parçası ve küçük parmağı; 1964 yılında Papa Paul VI emriyle, İtalya’dan buraya getirilmiştir. Kafatasının kabul törenine binlerce kişi katılmıştır. Kafatası şehrin sokaklarında düzenlenen bir alayla dolaştırılmış ve sonra kilisenin içine yerleştirilmiştir. Halen  mihrabın yanında özel bir gümüş muhafaza içindedir. Haç parçaları ise, Ortaçağ’dan beri Marsilya şehrinde St Victor kilisesinde saklanıyordu. 1980 yılında Patras şehrine iade edildi. 

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Katedralin yapımı

Katedralin yapımına; Kral George I döneminde, 1908 yılında başlamış ve 66 yıllık inşaat süresinin sonunda 1974 yılında ibadete açılmıştır. İlk başladığında kilisenin mimarı Anastasios Metaxas (ölümü: 1937) ve ardından Georgios Nomikos olmuştur. Kilise, 1974 yılında Patras Büyükşehir Piskoposu Nikodimos tarafından açılmıştır.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Mimari özellikleri:

Yapı: çok sayıda kemeri ve çan kulesiyle Bizans mimari stilindedir. Kilisenin uzunluğu 60 metre ve genişliği 52 metredir.

Merkez kubbenin yüksekliği 46 metredir ve bu özelliği nedeniyle Balkanlarda en yüksek kubbeye sahip kilise olarak öne çıkmaktadır.

Merkezi kubbenin çatısında: Hz İsa’yı simgeleyen 5 metrelik bir altın kaplama haç vardır. Ayrıca İsa’nın havarilerini temsil eden 12 küçük haç bulunur.

Yapının içinde ise: harika dini ikonlar ve şaşırtıcı tasarım ve dekorasyon dikkat çeker. Yapının içi: Bizans tarzı duvar resimleri ve mozaiklerle süslüdür. Ayrıca etkileyici bir oyma ahşap avize vardır. Nefin sonunda Aziz Andrew ve Meryem Ana’nın “Yaşam Kaynağı” ikonları bulunur.

Kilisenin kapasitesi 7 bin kişidir.

Evet, kilise bu mimari ölçüleriyle, Yunanistan ülkesinde birinci ve Balkanlar’da ise dördüncü büyük Bizans tarzı kilisedir.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Karşısındaki kilise

Bu kilisenin karşısında yine Saint Andrew’e adanmış, 1835-1843 yılları arasında inşa edilen ve ünlü mimar Lysandros Kaftatzoğlou tarafından tasarlanan eski bir kilise vardır. Havari Andrew’in burada şehit düştüğüne inanılıyor.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Çatıdaki tüm vücut simgeleri, büyük din ressamı Dimitris Hatziaslanis tarafından boyanmıştır. Kilisenin önünde ve sağ tarafından, kutsal alanın yanında, Havari’nin mermer mezarı yer almaktadır. Burada bulanan kutsal emanetler, MS 4’ncü yüzyıl ortalarında İmparator Konstantin tarafından İstanbul şehrindeki “Aziz Havariler Kilisesi” ne nakledildi. Latinler İstanbul’u işgal ettiğinde, kalıntılar İtalya’ya kaçırıldı. Yukarıda belirttiğim gibi, kalıntılar 26 Eylül 1964 tarihinde Papa Paul tarafından Patras şehrine gönderildi.

Kilisenin hemen yanında bir su kaynağı bulunur ve buranın Havari Andrew’in MS 66 yılında son nefesini bıraktığı yer olduğu söylenir. Burası Demetra pınarıydı, çünkü burada daha önce Demeter tapınağı vardı. Bu noktada bulunan pınarın hasta insanlara şifa dağıttığına inanılır. Söylenenlere göre, Havari Andrew, burada vaazlar veriyordu ve bu pınarın yanında çarmıha gerilmiştir.

Evet, gerek Aziz Andreas kilisesi ve gerekse Katedral, dünyanın her yerinden Hıristiyanlar için bir hac yeri oluşturur.

Yunanistan Patras Cathedral of Saint Andrew-Agios Andreas Katedrali

Her yıl 30 Kasım günü, Havari Andreas ve kilisenin bayram günü olarak tüm Patras şehrinde büyük bir kutlama yapılmaktadır. Bu kutlamaya, dünyanın her yerinden Hıristiyanlar gelirler.

Yunanistan Patras The Archaeologıcal Museum of the Future

THE ARCHAEOLOGICAL MUSEUM OF THE FUTURE

Atina-Patras ulusal karayolu üzerindedir. Şehrin kuzey kesiminde bulunmaktadır.

Pazartesi günleri hariç her gün ziyarete açıktır.

Küçük müze daha önce, 1938 yılından beri üç katlı neoklasik bir binada bulunuyordu.

Yeni müze, Temmuz 2009 tarihinde ziyarete açılmıştır. Yapının mimarı Bobotis’tir.

Yunanistan ülkesinin en büyük 2’nci müzesidir. Şehri ve denizle olan güçlü ilişkisini simgeleyen Titanyum kaplı küresel kubbenin suda durduğunu görebilirsiniz. Bu su bölümü, yapay bir havuzdur ve 5400 metre kare büyüklüktedir.

Burada bulunan üç büyük odada: Achaia’nın arkeolojik buluntuları: gayet güzel bir şekilde sergileniyor.

Yunanistan Patras The Archaeologıcal Museum of the Future

Bu sergilemelerde: Patras’ın eski sakinlerinin cenaze törenleri, özel ve kamusal alandaki yaşam gün yüzüne çıkarılıyor.

Bence en büyük özellik: buluntular cam kasalarda değil, ziyaretçilerin eserlere bir nefes alma mesafesinde yaklaşabileceği kadar yakın sergileniyor olmasıdır.

Mükemmel durumdaki mozaikler: Roma villalarından kaldırılarak müzeye getirilmiş ve yerleştirilmiştir.

Yunanistan Patras The Archaeologıcal Museum of the Future

Mezarlar ve bir lahit de, orijinal yerlerinden buraya taşınmıştır.

Müzede: bir Roma konutunun parçaları, Roma döneminin orta sınıf bir evi ve lüks bir özel banyo gibi benzersiz buluntular da görülebilir.

Ayrıca: antik dönemde: insanların yaşamı, dokuma, balık tutma, avcılık, ev dekorasyonu, saç şekillendirme, makyaj, takı, giyim, oyuncak ve aşk hayatına dair bölümler ve objeler bulunmaktadır.

Müzede özellikle: mozaikler, pişmiş toprak ve kaymaktaşı vazolar, klasik, Helenistik ve Roma dönemlerine ait antikalar, Athena’nın Roma döneminden kalma mermer heykeli, büyük Roma döşemeleri ve klasik ve Helenistik dönem seramikleri görülmelidir. Özellikle balık ve ahtapotlarla süslenmiş Miken seramik kapları ilgi çeker.

Yunanistan Patras The Archaeologıcal Museum of the Future Triton Mozaiği

Triton sahneli mozaik zemin

Patras şehrinde bulunan bir Roma villasının mozaik zeminidir. Mozaiğin bir kısmı, Geç Roma dönemine ait, ikiz bir mezar tarafından tahrip edilmiştir.

Yunanistan Patras The Archaeologıcal Museum of the Future Triton Mozaiği

Panonun merkezinde, denizatına binen Triton tasvir edilmiştir. Sahne: sekizgenleri oluşturan üçgenler ve karelerden oluşan bir sistemden oluşur. Siyah çizgisel geometrik bezemelerle çevrilidir.

Yunanistan Patras Folk Art Museum-Halk SAnatları Müzesi

FOLK ART MUSEUM-Halk Sanatları Müzesi-Tarih ve Etnoloji Müzesi

Halk sanatı müzesi 1977 yılında kurulmuştur.

Eski Belediye Hastanesi olarak bilinen, Danimarkalı mimar CH.E Hansen’in yaptığı Neoklasik binadadır.

Burası, savaş zamanı yetimhanesiyle tanınan ünlü Skagiopouleio Mahallesidir.

Müzede bulunan sergiler arasında: tarihi değere sahip belgeler, nadir basımlar, kitap koleksiyonu ve benzerleri bulunur.

Müzede bulunan materyaller, hem öğrenciler hem de araştırmacılar için eğitici olması amacıyla bölümlere ayrılmıştır. Bu bölümler: Ulaşım, ekmek ve şarap üretimi ile tekstil bölümleridir.

Yunanistan Patras Folk Art Museum-Halk SAnatları Müzesi

Müzenin en dikkat çekici sergilerinden birisi, Yunanlıların Üçüncü Ulusal Meclisinin Yunanistan’ın başbakanı Ioannis Kapodistrias (1827) tarafından gönderilen resmi belgedir. Bu belgede, tüm savaşçıların imzaları bulunmaktadır.

Müze büyük bir kütüphane ve fotoğraf arşivine de sahiptir. Arkeoloji ve mimarlık açısından Patra şehrinin tarihi ile ilgili tartışmalar ve konferanslar düzenlenir. Günlük olarak birçok öğrenciyi ve yetişkini müzeye çeken şapka yapımı, ayakkabıcılık veya balmumu yapmak için birçok geleneksel çalışma odası mevcuttur.

Yunanistan Patras Old Municipal Hospital-Eski Belediye Hastanesi

OLD MUNİCİPAL HOSPİTAL-ESKİ BELEDİYE HASTANESİ

Agiou Nikolaou caddesindedir.

Danimarkalı mimar Hansen tarafından yapılmıştır. Etkileyici bir neoklasik mimari stildedir.

Bina: 1872-1973 yılları arasında hastane olarak kullanılmıştır.

Bina 1991 yılında restore edilmiş ve günümüzde Kültür Merkezi olarak kullanılmaktadır.

 

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

Yunanistan Patras Achaia Claus Şaraphanesi

ACHAİA CLAUS ŞARAPHANESİ

Şehir merkezinin 8 km güneydoğusunda yemyeşil bir tepenin üzerindedir.

Kuruluşu

Achaia Clauss Şaraphanesi, 19’ncu yüzyılda bir Alman ticaret şirketiyle bölgeye geldiğinde, bölgenin doğal güzelliğine kapılan Bavyeralı Gustav Clauss tarafından kurulmuştur. Bavyeralı Gustav, 1854 yılında kuru üzüm ihracat şirketinde çalışmak üzere Patras bölgesine gelmiştir. Patras çevresindeki üzüm bağları ve ürettikleri harika şaraplar karşısında etkilenir. Kısa süre sonra küçük bir bağ satın alır ve başlangıçta kendi tüketimi için şarap üretmeye başlar. Arkadaşları tarafından bu şarapların çok sevilmesi üzerine, Clauss büyük ölçekli bir şarap imalathanesi kurmaya karar verir. Achaia Clauss Company: 1861 yılında kurulur.

Clauss, başlangıçta Almanlar, Yunanlılar ve Maltalılarla birlikte çalıştı. Bu şu anlama geliyordu: “Bir arada üç ayrı dini topluluk barış içinde bir arada yaşıyordu, bunlar Protestan, Ortodoks ve Katolik Hıristiyanlardı.”

Yunanistan Patras Achaia Claus Şaraphanesi

Çok geçmeden Yunan ve uluslararası pazarlarda, özellikle Avrupa’da büyük başarı elde eder. Ptras Mavrodaphne’si çok beğenilir. Efsaneye göre: Achaia Clauss: 2’nci Dünya Savaşında Naziler arasında o kadar popüler olur ki, Yunanistan’ı işgal eden Naziler, şaraphaneyi öylece bırakır, tahrip etmezler.

1908 yılında Gustav Clauss ölümünün ardından, 1’nci Dünya savaşı da bitmiştir. Yunanistan ülkesindeki bütün Almanlar ülkeden kovulurlar. Şaraphaneye ise, savaş tazminatı olarak Yunan devleti tarafından el konulur. Daha sonra ise şaraphane: üzüm tüccarı Vlasis Antonopoulos tarafından satın alınır.

Ancak Antonopoulos da maddi sorunlar yaşar ve şaraphaneyi günümüzdeki sahibi Nikos Karapanos’a satar. Aradan on yıllar geçmesine ve sahibi değişmesine rağmen, Achaia Clauss Şaraphanesi geleneksel şarap üretimi yöntemini sürdürmektedir. Şu anda, genç şaraplardan butik tarzı şaraplara kadar 32 şarap ve dört içki üretilmektedir.

Evet gelelim günümüze ve ziyarete:

Günümüzde Şaraphane oldukça popüler bir turizm merkezidir. Yılda binlerce yabancı ziyaretçi tarafından ziyaret edilmektedir.

Peloponnese’de ziyaretçileri ağırlayan 30’dan fazla şarap imalathanesi ve üzüm bağı vardır.

Burada: taş binalar, asırlık devasa meşe fıçıları, geleneksel şarap mahzenleri bulunmaktadır.

Burada şarap yollarında yürüyüş yapın ve aromatik şarapların tadına bakın. Şarap uzmanları, ziyaretçilere şarap yapma sanatını öğretirler. İşaretli yollar: ziyaretçileri üzüm bağlarına ve şarap imalathanelerine, arkeolojik alanlara, kiliselere, manastırlara ve müzelere götürür.

Üzüm bağları: 6700 hektardan fazla alanı kaplar. Burada, ülkenin en ünlü şarap markalarından bazıları üretilmektedir.

Burayı ziyaret ederseniz, özellikle “Mavrodaphne” isimli koyu kırmızı ve tatlı şarabı tatmanız önerilir. Mavrodaphne: Mora yarımadasında yetişen kırmızı şaraplık bir üzüm türüdür. En çok tatlı şarap üretiminde kullanılır, ancak bazen sek şarap üretiminde de kullanılır.

Özellikle “İmperial Cellar”, bu şarabın en güzel üretildiği yer olarak ünlüdür. Bu devasa mahzende: her biri bir devlet başkanına veya ziyarete gelen bir ünlüye adanmış eski fıçılar bulunur. Bu gelenek: 1885 yılında Avusturya İmparatoriçesi Elizabeth’in bölgeye gelmesiyle başlamış ve yıllar boyunca sürdürülmektedir.

Burayı ziyaret ederseniz ünlü 1979 Achia Clauss Mavrodaphne Grand Reserve denemeniz önerilir.

Evet tanıtımı bitirmeden önce, yöredeki birkaç şarap imalathanesi hakkında ayrıntılı bilgi vermek istiyorum.

Yunanistan Patras Rio Kalesi

RİO KALESİ

İyon denizinden, Korint körfezine deniz geçişini korumak için Osmanlı döneminde Sultan II Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Burada bulunan deniz geçidi “Küçük Çanakkale Boğazı” olarak da isimlendirilir.

Yunanistan Patras Rio Kalesi

1499 yılında geçidin ilk tahkimatı yaptırılmıştır. 1532 yılında burası İspanyollar tarafından ele geçirilir. Daha sonra Türkler tarafından tekrar geri alınır. 1603 yılında Malta Şövalyeleri kaleye büyük hasar verirler. 1687 yılında kalede onarımlar yapılır ve bugün sahip olduğu görüntü ortaya çıkar. Bu onarımda: yeni kuleler ve burçlar yapılırken surlar da güçlendirilir. Kale, 1715 yılında yine Türkler tarafından ele geçirilir ve 1828 yılındaki kuşatmanın ardından, Türkler kaleden çekilirler.

Yunanistan Patras Rio Kalesi

Kale, uzun bir süre hapishane olarak kullanılır. 2’nci Dünya savaşında ise kaleye Almanlar yerleşir.

Yunanistan Patras Tecihso Dymaion-Kastro Tis Kalogrias

TEİCHOS DYMAİON-KASTRO TİS KALOGRİAS-KALOGRİA KALESİ

Kale: şehir merkezinin 35 km güneydoğusundadır. Mavra Ori isimli Kara dağların kayalık tepelerinin tepesinde, mükemmel stratejik konumdadır. Araxos köyünden birkaç yüz metre uzaktadır.

Tahkimat: Miken döneminde, muhtemelen MÖ 1300 civarında büyük kireç taşı bloklardan yararlanılarak inşa edilmiştir.

Antik Yunan Mitolojisine göre: Dyme topraklarını Eleanların akınlarından korumak için: yarı tanrı Herkül tarafından inşa edilmiştir.

Tepenin üç tarafını koruyordu. Tepenin dördüncü tarafı ise: uçurum ve lagün tarafından doğal olarak korunuyordu.

Yunanistan Patras Tecihso Dymaion-Kastro Tis Kalogrias

Duvarın uzunluğu 250 metredir. Kalınlığı ise 4.5 ile 5.5 metre arasında değişir. Yüksekliğinin ise 8.4 metre olduğu tahmin edilmektedir. Sur duvarları, çevresi boyunca ustaca kıvrımlı şekilli olarak uzanır. Ayrıca: etkileyici duvarlar, anıtsal kapılar, burçlar, evler ve görkemli sunaklar görülür.

Kalenin iç kısmına erişim: duvarın her iki yanında, birer tane olmak üzere 3 kapı ile sağlanmaktadır. Güneydoğu tarafındaki ana kapı: ayrıca bir kapı kulesiyle korunmaktadır.

Akropolün içinde: birbirini izleyen yerleşim evrelerine ait, ev kalıntıları bulunmuştur. Bu kalıntılardan anlaşıldığına göre: site, Miken döneminde (MÖ 1680-1040) yılları arasında kullanılmıştır.

Takip eden tarihsel dönemlerde, burada sürekli insan yaşamı devam etmiştir. MÖ 220-217 yılları arasındaki savaş sırasında, Achaean ve Aitolianlar arasındaki savaş sonunda site, Aitolia Generali Eutichidas tarafından ele geçirilir. Daha sonra ise Makedonya Kralı Philip V tarafından savaşsız olarak alınır.

Roma döneminde Akropol; Dyma İmparatorluk kolonisinin bir parçasıydı. Muhtemelen Romalı yerleşimciler tarafından iskan edilmişti.

Bizans döneminde de, site kullanılmaya devam edildi. Orta Bizans döneminde (MS 10-12’nci yüzyıllar arasında) kalenin orijinal biçiminde önemli değişiklikler oldu. Akropolü ikiye bölen bir haç ve güneydoğu köşesine bir kule inşa edildi. Orta kapı ise kullanılmıyordu ve bir duvarla kapatılmıştı.

Venedikliler, 1408 yılında Akropolü ele geçirdiler. 1687-1715 yılları arasında, Phokis’te dağlık bir kasabadan, 1000 yerleşimci o dönemde ıssız olan bölgeye yerleştiler. 19’ncu yüzyılda, bir kısım gezgin, bölgeye geldiklerinde, Teichos Dymaion’un ıssız olduğunu yazmışlardır.

2’nci Dünya Savaşı sırasında, site, bir dizi silah barınakları, sığınakla, depolar ve yatakhaneler şeklinde kullanıldı. İtalyan işgal birlikleri burada bir askeri kamp kurdular, böylece tarih öncesi kalıntılarda geri dönülemez büyük hasarlar yapıldı.

 ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK YERLER

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi

ANTİK OLYMPİA BÖLGESİ

Mora bölgesindedir. Patras şehir merkezine otobüsle 2-2.5 saat uzaklıktadır.

Şehir, Antik Yunanistan’da Olimpiyat Oyunlarının gerçekleştirildiği, Elis iline bağlı bulunan antik bir kenttir ve antik kentin yakınlarında bulunan modern Olimpiya şehrinde yaklaşık 10 bin kişi yaşamaktadır. Antik kent: 1989 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesine” dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Antik Olympia şehri: Olimpiyat Oyunlarının doğduğu, tanrıların ve insanların babası kutsal Zeus’a adanan şehirdir.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi

Burada biraz Olimpiyatlardan söz etmek gerek:

Olimpiyat oyunları, MÖ 776 yılında, Pelopannese bölgesindeki Alpheios Nehrinin, ormanlık vadide başladığı başlangıç çizgisinde, Zeus şerefine, her dört yılda bir yapılmıştır. Bu etkinliğe, Yunanca konuşan dünyanın tamamı katılmıştır. Bu oyunlar, atletik yarışmalardan daha fazlasıdır. Oyunlar döneminde, normal şartlarda şehir devletleri arasındaki düşmanlıklar askıya alınır ve Olimpik Ateşkes uygulanırdı. Olimpiyat oyunları, bin yılda, sadece iki kere aksamıştır.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Zeus Tapınağı

Zeus Tapınağı ve Palaestra

MÖ 470-457 yılları arasında inşa edilen Zeus Tapınağı: MÖ 5’nci yüzyılda Peloponnese’de, ayrıca güney İtalya’da ve Sicilya’da inşa edilen büyük Dor tapınaklarının bir modelidir.

MÖ 420 dolaylarında heykeltıraşlık yapan Painios; Nike tarafından kalıcı olarak ikonografik zafer alegorilerini etkiledi ve 19’ncu yüzyılın neoklasik sanatını şekillendirdi. Roma dönemine atıfta bulunan Olympian Palaestra, sporcuların antremanları için bir meydan ve açık bir alan ve oyunlar öncesinde zihinsel ve fiziksel hazırlıklar için bir yerdi. Buranın mimarisi bir standart olarak değeri her durumda tartışılmazdır.

Evet, buraya Altis veya kutsal ağaç deniyordu.

Duvarlarla çevrili alan, Zeus Tapınağının yanında birçok anıt ve binayı çevreliyordu.

Pasajlar, daha küçük tapınaklar ve heykel kaideleri görülmektedir. Yapıların bir kısmı mesken iken, diğerleri idari veya törensel işleve sahipti.

Zeus Tapınağı: her şeyin merkezinde duruyordu. Güneş ışığında altın parıldayan fildişinden oyulmuş muazzam heykeliyle karşı karşıya olduğunuzu hayal edebilirsiniz.

Çünkü: Zeus’un en görkemli Tapınağının bir parçası: antik dünyanın harikalarından biri olan: devasa altın ve usta zanaatkar Pheidias tarafından yapılan tanrının fildişi heykeli durmaktaydı.  

Heykelin uzunluğu 13.5 metredir. Günümüzde heykel yerinde yoktur. Ancak burayı ziyaret ederseniz, heykelin ölçeğini tahmin edebilirsiniz. Ayrıca: Praxiteles’in Hermes heykeli gibi diğer ünlü eserlerini görebilirsiniz.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Antik Stadyum

Antik Stadyum

Burası en önemli yarışmaların yapıldığı yerdi. Kemerli girişin altından geçin ve sayısız Vip konuğun, sıradan halk ile (ancak kadınlar buraya giremiyorlardı) bir arada bulunduğu yere ulaşırsınız. Günümüzde görülen stadyum: MÖ 5’nci yüzyılda Zeus Tapınağı ile aynı dönemde inşa edilmiştir.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Antik Stadyum

Stadyum 7 bin metre karelik bir alana sahiptir. 40 binden fazla seyirci kapasitelidir. Burada: taş hakem stantları, koşu şeritleri ve sahaya hakimlerin ve sporcuların girdiği bir kemer bulunmaktadır. Kemerin yüksekliği, antik efsanelerin ünlü kahramanı Harekles’in boyuna eşittir.

Stadyum: 20’nci yüzyılın ortalarında bulunmuştur. Yani, 2’nci Dünya Savaşı sırasında Hitler’in düzenlediği kazılarda bulunmuştur.

 

Hipodrom

Stadyumun güneyindedir. Savaş arabası yarışları için kullanılıyordu.

Günümüzde ayaktadır. Ancak burada daha sonraki dönemde inşa edilen bazı kalıntılar bulunmaktadır. Roma İmparatoru Neron’un özel konut olarak inşa ettirdiği villalar ve hamamlar bulunur. Hıristiyanlık, Roma İmparatorluğunun resmi dini haline geldikten sonra, Olimpiyat Oyunlarını ir pagan festivali olarak kabul ettikleri için, yavaş yavaş prestiji kaybedildi. İmparator I Theodosius’un bu oyunları hukuka aykırı ilan etmesiyle, MS 393 yılında, Olimpiyat Oyunları tamamen sona erdi.

Ancak: 18 Ağustos 2004 tarihinde Atina Modern Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği yaptığında, bu harika yıllar geri geldi. Olympia’daki Stadyum eski bir spor olan “Gülle atmanın” yeniden canlandırılmasına tanıklık etti. Son oyunların orada gerçekleşmesinden yaklaşık 1611 yıl sonra, hem erkekler hem de kadınlar yarıştılar. Elbette Olympia, hala her Olimpiyat için olimpiyat meşalesinin yakıldığı yerdir.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Arkeoloji Müzesi

Arkeoloji Müzesi

Müzede: tüm zamanların en büyük mermer heykellerinden biri olan Praxiteles’in Hermes ile karşı karşıya geleceksiniz. Heykel: güzellik, denge ve zanaatkarlık ürünüdür. Tanrı Hermes’i bir ağaç gövdesine yaslanmış, bebek Dionysos’u sol kolunda kucaklarken tasvir eder.

Müzenin özel salonu Zeus Tapınağına adanmıştır.

Müzede ayrıca: tarih öncesi çağlardan erken Hıristiyanlık dönemine kadar uzanan, siteden düzinelerce başka buluntu da vardır. Pelops ile Oinomaos arasındaki araba yarışını ve Lapithler ile Centaurlar arasındaki mücadeleyi tasvir eden Paionios Nike ve Zeus Tapınağındaki anıtsal frizler görülmeye değerdir.

Dünyanın en zengin koleksiyonlarından biri olan Antik Yunan zamanından kalma bir bronz ürün koleksiyonu, müzede sergilenmektedir.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Hermes Heykeli
Hermes Heykeli

Praxiteles Hermes Heykeli, 1877 yılında Olympia’daki Hera tapınağının kalıntılarının kazısı sırasında ortaya çıkarılmıştır. Praxiteles’in eseri olduğuna inanılıyor. Figür: Parian mermerinin en iyi kalitesinden yontulmuştur. 2.10 metre boyunda ve kanat ayaklı haberci tanrı Hermes’i tasvir ediyor. Yakışıklı yüz ve kaslı gövde, parıldayan bir yüzeye sahip, alışılmadık derecede cilalıdır. Sanat tarihçesi John Boardman: bunu yarı şaka yollu bir şekilde, heykeli okşayan kadın tapınak işçilerine bağlar. Öte yandan: heykelin arkası çok kaba, yüzeyde açıkça görülebilen törpü ve keski izleri ile uzmanlar heykelin eksik olduğunu düşünüyorlar. Yunan Mitolojisinin reenkarnasyonunu tasvir ediyor. Hermes’e Zeus tarafından bebek Dionysos’u; Nymphelere götürmesi emredildi, böylece bebeği emzirsinler diye. Yükseltilmiş sağ kolunda, muhtemelen şarapların gelecekteki tanrısı Dionysos ile ilgili bir sembol olan bir gurup ağzı tutuyordu. 

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Nike Heykeli
Nike Heykeli

Paionios’un Nike’ı: MÖ 425-420 yılları arasına tarihlenir. Bu mermer heykel, Yunan Zafer Tanrıçası Nike’ı temsil ediyor. Bu parça: 1875 yılında Olympia’da kazı yapan arkeologlar tarafından bulunmuştur. Arkeologlar ayrıca orijinal kaidenin bir yazıtla süslenmiş kısımlarını ortaya çıkardılar. Yazıtta: “Messanians ve Naupaktians, bu heykeli savaş ganimetlerinden Zeus Olympios’a adadılar. Mendeli Paionios bunu yaptı ve tapınağın akroteri yapımı yarışmasını da kazandı.”

Yazıttan hareketle, parça muhtemelen Peloponnesos Savaşı sırasında bir Atina zaferini temsil ediyordu. Şüphesiz, Messenia’daki Pylos Savaşı (MÖ 425) dır.

Nike’ın klasik özelliği olan orijinal kanatları kaybolmuş olsa da modern izleyici, cildine yapışan ve böylece rüzgar etkisi yaratan “ıslak perdesi” giysisiyle uçuşta olduğunu hissedebiliyor.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Hera Tapınağı

Hera Tapınağı

Olympia’daki en eski ve en iyi korunmuş tapınaktır.

Burası Olimpiyat meşalesinin Yunanistan’ın Olympia kentinde güneş ışınlarının Olimpiyat ateşinin yakılmasıyla başladığı ve ardından Yunanistan çevresinde taşındığı yerdir. Olimpiyat meşalesi, daha sonra oyunların açılış törenine kadar çeşitli ülkelerde tur yapar ve ardından ev sahibi ülkeye taşınır.

Diğer Kalıntılar

Bouleuterion, Prytaneion, Gymnasion, Palaistra, Paionios’un Nike kaidesi. Her birinin kendi hikayesi vardır.

Yunanistan Patras Antik Olympia Bölgesi Olimpiyat Oyunları Tarihi Müzesi

Olimpiyat Oyunları Tarihi Müzesi

Müzede: Olympia’daki Zeus Tapınağı ve Yunanistan çevresindeki diğer müzelerden 463 eser bulunmaktadır.

Yunanistan Patras Pitoresk Nafpaktos-Naupaktos

PİTORESK NAFPAKTOS-NAUPAKTOS

Patras şehir merkezine 24 km uzaklıktadır. Günümüzde burası sadece muhteşem bir sahil kasabası değil aynı zamanda her köşesinde görülebilen tarihle dolu bir yerdir.

Korint körfezine erişimi kontrol eden stratejik olarak çok önemli bir konumdadır.

Bölgenin tarihi akışını değiştiren iki savaş yaşanmıştır.

Naupactus Savaşı: Atina ve Mora orduları arasında, antik Yunanistan’da yapılan bir deniz savaşıdır.

Lepanto Deniz Savaşı: 1571 yılında yapılmıştır. İspanyol deniz güçlerinin, Osmanlı İmparatorluğu deniz güçlerine karşı kazandığı bir zaferdir. Büyük İspanyol yazar Miguel de Cervantes, sol elini bu savaşta kaybetmiştir. Her yıl Ekim ayının ilk veya ikinci hafta sonunda: Nafpaktos kasabasında, savaşın anısına düzenlenen renkli bir festival görülebilir.

Yunanistan Patras Pitoresk Nafpaktos-Naupaktos Venedik Kalesi

Venedik Kalesi

Nafpaktos kasaba merkezini çevrelemektedir. Kale: Nafpaktos Limanında deniz kenarında biter. Tarihsel olarak burası şehri savunan donanma gemilerinin limanıydı. Bugün yerlerini özel yatlar işgal etmektedir. Bir yanda eski bir deniz feneri, diğer yanda iki heykelin bulunduğu büyük bir sur görülür. Bu heykeller: Yunan ulusal kahramanı Anemogiannis ve İsyanyol yazar Cervantes’e aittir.

Yunanistan Patras Pitoresk Nafpaktos-Naupaktos Cami

Cami

Cami: limana dik, küçük bir caddede, beyaz bir cephe arkasında bulunmaktadır. Denizin önünde dev bir kubbe görülür. Nafpaktos, 300 yıldan daha fazla Osmanlı hakimiyeti altında kalmıştır. Bu dönemde, kasabayı süsleyen birkaç camiden günümüze sadece bir tanesi sağlam gelmiştir. Fethiye Camii: Osmanlı dönemi süresince şehrin ana camisi olmuş ve 1499 yılında kenti ele geçirdikten sonra Sultan Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Ancak: Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra cami kapatılmış ve bir sergi alanına dönüştürülmüştür. Günümüzde sadece özel günlerde açılmaktadır.

Yunanistan Patras Pitoresk Nafpaktos-Naupaktos Botsaris Evi

Botsaris Evi

İki farklı kuleden oluşmaktadır. Kulelerden birisi 15’nci yüzyılda Venedikliler ve diğeri 16’ncı yüzyılda Osmanlılar tarafından inşa edilmiştir. Caddenin üzerindeki bir köprü bu iki kuleyi birbirine bağlar. Yüzyıllar boyunca şehir valileri bu kulelerde yaşamıştır. Bağımsızlıktan sonra General Notis Botsaris bu evi satın almıştır. Günümüzde, burada bir şehir müzesi vardır. Müzede: Leponto Savaşı ile ilgili resimler ve haritalar sergileniyor. Evi, muhteşem bir bahçe çevreliyor.

Yunanistan Patras Pitoresk Nafpaktos-Naupaktos

Saat kulesi

Aşağı ve Yukarı şehirlerarasındaki ana bağlantı olan Sideroporta’da surlar boyunca yürümeye devam ederseniz: 1914 yılında yapılan Kasaba Saat Kulesini görebilirsiniz. Kulenin kuzeyindeki bölgeye cami bölgesi denir. 1829 yılında Nafpaktos kurtuluşuna katılanlar bu bölgeye yerleşirler. O dönemden günümüze kalan birkaç ev arasında en güzel olanı Tzavela Konağıdır. Yakınındaki dev bir ağacın bulunduğu kordon: iki Osmanlı dönemi harabesine (cami ve hamam) ev sahipliği yapmaktadır.

Yunanistan Patras Pitoresk Nafpaktos-Naupaktos

Venedik Kalesi

Tepenin üzerindedir. Orijinal kale, MÖ 5’nci yüzyıla kadar uzanır. Ancak günümüzde görülen kale, çoğunlukla Nafpaktos’da Venedik Cumhuriyetinin bir parçası olarak Orta çağ döneminden kalmadır. Kaleye yürüyerek veya araba ile çıkmak mümkündür. Ancak yürüyerek çıkmanız önerilir çünkü farklı açılardan muhteşem bir manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

Yunanistan Patras Riion-Antirrion Köprüsü

RİON-ANTİRRİON KÖPRÜSÜ

Bu otoyol köprüsü: Korint körfezi üzerindedir.

Köprü: 1880 yılında Yunanistan Başbakanı Harilaos Trikupis zamanında ilk olarak yapılması gündeme gelmiştir ve bu yüzden, aynı zamanda, bu isimle de anılmaktadır.

Rio ve Antirio arasında inşa edilmiştir. Peloponnese’yi Yunanistan ana karasına bağlar. Korint körfezinin 3 kilometrelik boğazını geçer. Çok açıklıklı ve kablo desteklidir.

Yunanistan Patras Rion-Antirrion Köprüsü

Köprü; 1998-2004 yılları arasında yapılmıştır. Mimar Berdj Mikaelian’dır. Ayak sayısı 2 tanedir. Toplum uzunluğu: 2.252 metredir. Genişlik 27 metre, ana açıklık 560 metredir. Direk yüksekliği 113 metredir. Boğazda suyun derinliği 65 metredir.

Olimpiyatlardan hemen önce açılan köprüden ilk geçenler, Olimpiyat meşalesini taşıyan sporcular olmuştur.

Yunanistan genel özellikleri

Atina tanıtımı ve gezilecek yerler