Tirebolu-Torul kara yolu üzerinde bulunması ve tarihi süreç içinde, gerek Türkmen ve gerekse Çepni Türklerinin, Malazgirt savaşından önce buraya yerleşmiş ve buradan Anadolu içlerine dağılmış olmaları ile önem kazanan bir yöredir.
ULAŞIM
İlçenin, Gümüşhane, Giresun ve Trabzon illeriyle bağlantıları vardır. Ulaşımda güçlük çekilmemektedir. Kürtün-Gümüşhane arası uzaklık: 59 km. Kürtün-Torul arası uzaklık: 35 km. Kürtün-Tirebolu arasındaki uzaklık: 56 km. Kürtün-Trabzon arası uzaklık: 102 km.
TARİHİ
Yörenin önceki ismi: Kürtün-i Bala. Anadolu Türkmen tarihinde önemli bir yere sahiptir. Çünkü: Türkmen ve Çepniler; buraya gelerek yerleşmişlerdir. Çatalağaç köyündeki yerleşimleri, zamanla Harşit havzasına ve oradan da günümüzde Espiye olarak isimlendirilen yere doğru değişmiştir.
Ancak, dediğim gibi, birçok Türk boyu (Çepniler, Hazarlar, Peçenekler) Malazgirt savaşından önce, bu yöreye gelerek yerleşmişlerdir. Yani: Türkmen ve Çepniler, bu yol üzerinden Karadeniz’e açılmışlardır. Anadolu Çepni Türklerinin manevi lideri Güvenç Abdul’un türbesi, Kürtün ilçesine bağlı Güvendi yaylasındadır.
Gümüşhane Kürtün
GENEL
Kürtün ilçesi, uzun süre Torul ilçesine bağlı iken, 1990 yılında, İlçe statüsü kazanmıştır. Kürtün isminin kaynağı: kışın buraya çok kar yağar, dağın yamacı tamamen karla kaplanır, aşağıda vadide ise çok şiddetli rüzgar eser. Rüzgar, karın üzerinde yukarıdan aşağıya doğru yarıklar açar ve bu yarıklara “kürtün” denir.
İlçe: Harşit (harşit kelime anlamı: güneşin en çok ısıttığı yer demektir) ırmağı kıyısında Tirebolu-Torul kara yolu üzerindedir. Kayalık bir arazi yapısı hakimdir. Yani, ilçe çevresi kayalıklarla çevrilidir. Bu yüzden, buralarda pek bitki yetişmez. Özellikle, orman bitkileri görülmez.
Denizden yüksekliği: 600 metredir. Arazi ve ekonomik şartların olumsuzluğu nedeniyle, yöre insanı başka yerlere göç etmektedirler. Bu elverişsiz şartları bir nebze giderebilmek için, Gümüşhane yöresinde, sadece buraya fındık üretim izni verilmiştir.
Yörede: deniz ve karasal iklim arasında bir geçiş iklimi hakimdir. Yazları kuru ve yağışsız, kışları ise yoğun kar yağışı görülmektedir.
İlçede yaşayanların ekonomik faaliyetleri: tarım, hayvancılık ve turizm olarak şekillenmektedir. Turizm dedim de, turizm etkinlikleri, tarihi etkinliklere dayanmıyor. Turizm, burada: yayla ve baraj üzerine yoğunlaşmıştır.
Barajda, yaklaşık 10 yıllık bir geçmişi olan ve günümüzde de sürdürülen: Baraj etkinlikleri yürütülmektedir. Yayla turizmi ise, yine yörenin etkinliklerinin başında gelmekte ve çevre yörelerden birçok insanı buraya çekmektedir.
Buranın bir diğer özelliği: silah sanayisidir. Karadenizli bodrumda, su borusundan tüfek yaparsa, fabrikada-atölyede neler yapılmaz, burada özel işlemeli, gümüş saplı silahlar yapılıyor. Kürtün: özel yapım, el yapımı silahlarıyla ünlüdür.
Gümüşhane KürtünGümüşhane Kürtün
Yörenin en önemli olan akarsuyu Harşit Çayı: bölgede, 3 baraj yapımına neden olmuştur.
NE SATIN ALINIR
Kürtün yöresine yolunuz düşerse, almanızı önerebileceğim başlıca ürün bir el sanatı. Her ne kadar, sonradan bu yöreye gelmiş olsa da, ipek halı dokumacılığı burada pek yaygın. İki kişi tarafından dokunan ipek halılar, yaklaşık iki aylık bir zahmetin ürünü. Özellikle, ilçe merkezindeki birçok evde ipek halı dokumacılığı yapılıyor. Muhteşem güzel bu halılar, mutlaka ilginizi çekecektir.
Gümüşhane KürtünGümüşhane Kürtün
GEZİLECEK YERLER
ÖRÜMCEK ORMANLARI
İlçe merkezinden, Yeşilköy istikametinde , yaklaşık 12 km.lik stabilize bir yol ile gidiliyor.
Burası, bir tabiat varlıkları koruma alanı olarak ayrılmış-belirlenmiş bir yer. Burada: Ladin ve Göknar ağaçları var. Ama, bu ağaçlar, Avrupa ve Kafkaslardaki en uzun boylu ve çaplı ağaçlar olarak öne çıkıyor.
Köknarların boyu: yaklaşık 62 metre ve Ladinlerin boyu ise, yaklaşık: 58 metre ve civarındadır. Ayrıca, yaşları da çok ileri ki, yaklaşık 400-450 yıllık ağaçlar. Yani, buraya gittiğinizde göreceğiniz bu doğal güzellikleri, anıt ağaçları başka yerde görme şansınız yok.
Gümüşhane Kürtün Baraj gölü
KÜRTÜN BARAJ GÖLÜ
Doğu Karadeniz bölgesinde, Doğankent projesi kapsamında yapılması düşünülen 18 barajdan biridir. 2003 yılında hizmete açılmıştır. Ön yüzü beton kaplı baraj olarak, ülkemizde ilktir. Gövde yüksekliği: 133 metredir. Bunun yanında, baraj gölünde, DSİ tarafından balıklandırma çalışmaları yapılmıştır. Göl gerek piknik ve gerekse olta balıkçılığına düşkün ziyaretçiler tarafından tercih ediliyor.
Gümüşhane Kürtün Güvende Yaylası
GÜVENDE YAYLASI
Kürtün ilçesinin en önemli yaylasıdır. İlçe merkezine, 23 km. uzaklıktadır. Yolu stabilizedir. Ancak, yaz döneminde, ilçe merkezinden buraya toplu taşıma yani dolmuş bulmak mümkün. Hatta, Güvende yaylasına giderken, Örümcek ormanlarından geçiliyor, anıt ağaçları da görebilirsiniz.
Hacı Bektaş-ı Veli’nin öğrencisi, Türkmen manevi lideri; Alevi-Bektaşi manevi önderi Güvenç Abdalın ismine atfen, bu yaylanın ismi verilmiştir. Bu konu hakkında bir söylenti var. Kısaca anlatmak istiyorum, çünkü söylenti, günümüze kadar uzanan bir etkinliğin temelini oluşturuyor. Güvenç Abdal: Güvende yaylasına doğru yola çıkınca, takipçileri gitmesini istemezler.
Bunun üzerine, Güvenç Abdal, onlara döner ve “Ben nereye gidersem gideyim, peşimden gelecek misiniz” der. Takipçileri, “Evet, geleceğiz” derler. Bunun üzerine, geri döner ve tam bu sırada sis bastırır ve sis kaybolduğunda, Güvenç Abdalın aralarında bulunmadığını görürler. Bir süre, döner umudu ile beklerler, ama gelen-giden olmaz. Bunun üzerine, takipçileri, burada bir türbesini yaptırırlar.
Türbe: her yıl, belirli zamanlarda, inananları tarafından ziyaret edilir, kurbanlar kesilir. Ancak, 1955 yılında, bu ziyaretler yasaklanır. Daha sonraki ziyaretler yani anma törenleri, yayla şenliği şekline dönüşür. Her yıl, Temmuz ayı sonlarında burada yapılan şenliklere “Güvende Yayla Şenlikleri” ismi veriliyor ve gerek yöreden ve gerekse başka mahallerden birçok ziyaretçi, yöreye geliyor.
Ayrıca: burada bulunan tarihi mezarlık incelendiğinde, yörenin yaklaşık 400-500 yıllık bir geçmişinin olduğu ortaya çıkıyor. Yaylanın denizden yüksekliği: 2250 metredir. Yazın, yaylada, Cuma günleri Pazar kuruluyor. Pazarın kurulduğu yerde, bazı tesisler var. Bunlar: yaklaşık 30 civarında iş yeridir. Bu iş yerleri arasında: otel, lokanta, dükkan ve kahvehane gibi yerler var. Pazar yerinin çevresi ise, yerleşim yerleri olarak kullanılan obalar la çevrilidir. Evet, bu yaylada rahatlıkla piknik yapmak mümkün.
KAZIKBELİ YAYLASI
İlçe merkezine bağlı, Söğüteli köyü sınırları içindedir. İlçe merkezine, 100 km. uzaklıktadır. Ancak, bu yolun, yaylaya yaklaşıldığındaki son 50 metresi stabilizedir.
Yaylada bulunan tesisler: bakkal, manav, kır kahvesi, lokanta, otel, pansiyon. Ayrıca; elektrik ve su bulmak mümkündür. Yayla sahası içinde: doğal çim alanları mevcut olup, kamp ve karavan turizmi için elverişli imkanlar bulunmaktadır.
Ayrıca, bu çim alanlarda, yazın çim kayağı ve kışın kayak pisti oluşturulabilmektedir. Yayla şenlikleri, Kürtün ilçesinin diğer tüm yaylalarında olduğu gibi burada da yapılıyor. Yaz ayları boyunca, Temmuz ayının ilk çarşambasından başlanarak yapılan şenlikler, yaz süresince sürüyor.
KADIRGA YAYLASI
İlçe merkezine bağlı, Süme köyündedir. İlçe merkezine uzaklığı ise, 90 km. dir. Ancak, bu yolun son kısımları yani yaklaşık yarısı, stabilizedir. Kadırga yaylasında: otel, lokanta, kır kahvesi, bakkal, manav, elektrik ve telefon var.
Yani, konaklama yapabilirsiniz. Güvende yaylasında olduğu gibi, Kadırga yaylasında da, yazın yayla şenlikleri düzenleniyor. Her yıl, Temmuz ayının üçüncü Cuma günü başlayan şenlikler, her Cuma günü tekrarlanıyor.
Sanırım tamamen idari nedenlerle ilçe olmuş, küçük bir yerleşim yeridir. Dağ ve ormanlarla çevrilidir. Genelde, emekli mekanıdır. Özellikle, Adana şehrinin sıcağından, gürültüsünden ve kalabalığından kaçıp gelen insanlarla doludur. Yaz ve kış aylarında, nüfusunda önemli değişimler görülür.
İçel Çamlıyayla
ULAŞIM
Çamlıyayla-Mersin arasındaki uzaklık, 85 km. dir. Çamlıyayla-Tarsus arasındaki uzaklık: 59 km. Çamlıyayla-Adana arasındaki uzaklık: 90 km. dir.
İçel Çamlıyayla
TARİH
İlçenin ilk yerleşimcileri hakkında, ayrıntılı bilgi mevcut değildir. Ancak, bölgede, 1081 yılına kadar Bizanslıların egemen olduğu görülür. Daha sonra ise, Selçuklular ve 1845 yılından sonra ise, Osmanlılar görülür. 19’ncu yüzyılın ikinci yarısından sonra, nahiye merkezi haline gelen bölge: Tarsus iline bağlı bir nahiye iken, 1990 yılında Tarsus ilçesinden ayrılarak, Çamlıyayla adıyla, ilçe statüsüne kavuşmuştur.
İçel Çamlıyayla
GENEL
Çukurova bölgesinin, Adana-Mersin-Tarsus üçgenindeki en meşhur yayla bölgesidir. İsmiyle orantılı olarak, bölgenin her yerinden çam ağacı fışkırır. Yüksek ve dağlık olması nedeniyle, sert bir iklimi vardır ve özellikle kış ayları sert geçer. İlçenin yüz ölçümü, 811 km. karedir. Rakımı ise, 1100 metredir. Hatta, yer yer 1400 metreyi bulmaktadır. Yöre halkının başlıca geçim kaynaklarının başında, meyve ve sebze üretimine dayalı tarım, hayvancılık ve orman ürünleri üretimi gelmektedir. Bunun haricinde, iğne oyacılığı ve pekmez yapımı yaygındır.
NE YENİR/NE İÇİLİR
Buraya yolunuz düşerse: mutlaka “karsambaç” (bol reçelli) yemelisiniz. Bunun dışında, fındık lahmacun ve fırın ağzı isimli et yemeği yemelisiniz.
NE SATIN ALINIR
Bu yöreye yolunuz düşerse, kesinlikle, kırmızı benekli alabalık tatmalısınız.
İçel Çamlıyayla
GEZİLECEK YERLER
İçel Çamlıyayla Ana Ardıç Ağacı
ANA ARDIÇ AĞACI
İlçe merkezine 30 km. uzaklıkta, Koz Pınarı mevkiindedir. Anıt ağaç: 1100 yaşında, 22 metre boyunda ve 3.5 metre kalınlığında bir tarihi ve anıtsal ağaçtır. Eski dönemlerde, burada ağacın dalında 50 arı kovanı bulunduğu söyleniyor. Ağacın çevresini, on kişi rahatlıkla çevirebilmektedir. İlginizi çekebilir.
İçel Çamlıyayla Papazın Bahçesi
PAPAZIN BAHÇESİ
İlçe merkezinde, en çok ziyaret edilen yerlerin başında gelmektedir. Çakırlı boğazından, Fakılar köyüne ayrılan yolu takip ederek, stabilize bir yoldan buraya ulaşmak mümkündür. İlçe çarşı merkezine 13 km. uzaklıktadır. Berdan çayının bir kolunun gözü, buradaki çınar ağaçlarının altından çıkıyor. Bu çayda, özellikle, buraya özgü, kırmızı benekli alabalık bulunuyor. Vadi içinde, muhteşem ağaçlar, şelaleler ve alabalık yetiştirme havuzları, mesire yerleri ve hizmet binaları görülüyor.
İçel Çamlıyayla Lampron-Namrun Kalesi
LAMPRON-NAMRUN KALESİ
İlçe merkezindedir ve orta çağ döneminde yapıldığı düşünülmektedir. Kale yapısı: Hitit ve Asur dönemlerinde “İlibru” olarak bilinmektedir. Yüksek bir tepe üzerindedir. Savunma amacıyla yapılmış kaleye, günümüzde yıkık halde bulunan bir merdivenle çıkılıyormuş. Kuzey bölümde, kesme taşlardan yapılmış iki burç, sağlam olarak günümüze ulaşmıştır, ancak bunun dışında, kalenin tüm geri kalanı yok olmuştur.
İçel Çamlıyayla Sinap Kalesi
SİNAP KALESİ
Namrun kalesinden sonra, yörenin en büyük ikinci tarihi yapısıdır. İlçenin kuzeyindedir. Namrun kalesinin arka kısmında kalmaktadır. İlçe merkezindeki çarşıya, yaklaşık 5 km. uzaklıktadır. Kale içindeki kemerler ve kale burçları, kısmen yıkılmış ve kemerlerde, sandal ağaçları ve çalılar yetişmiştir. Kalenin ön cephesindeki kapıdan girerseniz, burçlara kadar çıkabiliyorsunuz. Kalenin güneyindeki sinap çeşmesinde, sürekli içilebilecek kalitede su bulunuyor. Kale ve çevresi, özellikle günübirlik piknik için çok uygundur.
İçel Çamlıyayla Çini Göl
ÇİNİ GÖL
İlçenin ve yörenin en güzel ve tanınmış gölüdür. Boklar dağlarında bulunan buzul göllerinin en öne çıkandır. Çamlıyayla sınırları içindeki göl: 2500 metre yükseklikte bir krater gölüdür. 25 bin km. karelik bir alanı kapsar. Ölçülebilen derinliği 100 metreyi geçmektedir. Dipten kaynaklandığı sanılmakta olup, siyaha çalan, lacivert bir görüntü rengi vermektedir. Derinliği nedeniyle, göl: yerli halk arasında dipsiz göl diye anılmaktadır. Suyu: içilebilen göl, doğal güzellik yanında, kıyısında kamp alanları bulunması nedeniyle de, yoğun olarak ziyaret edilmektedir. Bu bölgede, bu büyük göl dışında, irili-ufaklı 9 krater gölü daha bulunmaktadır.
MEHRİBAKAN MAĞARASI
İlçe merkezine bağlı, Sebil beldesinde, Yukarı Suçatı mevkiindedir. Tarihi özellikleri öne çıkan bir doğal mağaradır. Sebil kasabasına, 50 km. uzaklıktadır ve bu yolun büyük bölümü, orman yoludur. Yani, ulaşım sorunludur. Mağara: dağlık ve sarp kayalıklı bir bölgededir. Uzunluğu: 50-60 metre olup, genişliği: 35-40 metredir.
KARAİN MAĞARASI
İlçe merkezine bağlı, Sebil beldesinde, Zevzekdibi mevkiindedir. Mağaraya ulaşım kolaydır. Buraya ulaşmak için: Çamlıyayla-Sebil kasabası yolunu takip etmeniz gerekiyor. Tabii ve doğal olan mağaranın: uzunluğu: 250 metre kadar, genişliği: 10-15 metre kadardır.
Kendi aracı veya otobüsle tur satın alarak Karadeniz turuna çıkmayı düşünenler için, kendi katıldığım gezide gördüklerimi aşağıda yazıyorum.
Otobüsle tur
Öncelikle turu satın alırken: otobüsün kaç model olduğu, otobüste mini televizyon ve priz bulunup bulunmadığını, tuvalet olup olmadığını sorunuz. Çünkü, uzun saatler boyunca yolculuk yapacağınızdan bu hususlar büyük önem taşıyor.
Otobüste: genellikle ve zorunlu olarak 2 şoför bulunması yanında, muavin bulunup bulunmadığını sorun. Çünkü her ne kadar çay-kahve ikramı var denilse de: muavin olmadığında gerek bagajdan bavulların indirilip çıkarılması ve ikram da sorunlar çıkıyor, şoförler bu işlemleri yapmaktan imtina ediyorlar.
Son bir not: turu satın alırken mutlaka koltuk tercihi yapın, yani koltuğunuz belli olsun. Aksi halde, tur boyunca, her otobüsten indiğinizde, otobüse binerken, önlerden yer kapmak için bir koşuşturmaca yaşamak zorunda kalırsınız. Unutmayın ki, turu satın alırken, koltuk numarasını da belirleyen turlar var ve bence bu uygulama son derece olumludur.
KARADENİZ TURU ROTASI
Karadeniz gezi turu rotasını belirlemeden önce: bilmenizi isterim ki: gezilen yerleri burada sadece isim olarak vereceğim, yani amaç gezi rotası belirlemek. Gezilen yerlerle ilgili ayrıntılı bilgi istediğinizde, yine bu sitede, bilgi istediğiniz yerin ismini yazarak bulabilirsiniz.
Yollar
Karadeniz sahil şeridinde, birçok yerde kıyı doldurularak yapılmış (keşke kıyı doldurularak değil de viyadükler yapılarak yapılsa idi) muhteşem güzel bir yol bulunuyor. Yani: ana yollar çok güzel, birçok tünel yapılmış ve ulaşımda sıkıntı yaşanmıyor.
Yol sıkıntısı sadece: yaylalara çıkarken yaşanıyor ki, özellikle Uzungöl yaylalarına çıkarken ve Zil kaleye giderken mutlaka yerel minibüsleri kullanın. Çünkü yayla yollarında kendi aracınızı kullanmak kesinlikle çok sıkıntılı olacaktır, gerek yolların darlığı, toprak olması, virajlar, iniş-çıkışlar sıkıntı yaratacaktır.
Yemekler
Karadeniz yöresinde; hani deniz kıyısı diye deniz ürünlerini beklemeyin, daha çok et ve sebze yemekleri bulunuyor.
Kara lahana ki, Karadeniz’de çok meşhurdur sadece 1-2 yerde sarma şeklinde karşıma çıktı. Sarı mısır ekmeği boldu. Kahvaltılar genellikle klasik kahvaltılıklardan oluşuyor.
Hani dikkat çeken ve mutlaka yiyin denebilecek bir yiyecek türü pek yoktu. Akçaabat köftesi denenmelidir. Alabalık genellikle pek lezzetli değil ve bol yağlıdır. Mıhlama yine sadece 1 yerde karşımıza çıktı, değişik bir lezzet. Ama dediğim gibi, aklımda kalan ve önerebileceğim bir lezzet olmadı.
Kıyafet
Unutmayın ki, insanların birçoğu buraya yani Karadeniz turuna, sıcaklardan kurtulmak için geliyorlar. Burası ve özellikle yaylalar serin oluyor. Yanınızda mutlaka yağmurluk, şemsiye ve su geçirmeyen ve altı lastik ayakkabılar bulundurun.
Hatta kış aylarında gidiyorsanız çok daha fazla giysi almanız gerekiyor, yaz aylarında ise, özellikle geceler soğuk oluyor. Yağmur zaten her an ve her yerde yağabiliyor. Hava sürekli nemli, hani giysilerimi yıkar giyerim derseniz o da mümkün değil, çünkü hava nemli, kurumaz, yani bolca giysi götürmelisiniz.
Bu arada: Karadeniz yöresinde özellikle Fırtına deresi çevresinde bolca sivrisinek var, yanınızda sivrisinek savar götürmenizi öneririm.
Fırtına deresi ve rafting
Yörede bilindiği gibi, birçok derenin üstünde “Elektrik tirbünleri” yapılmış ve derelerin suları bu tirbünlere çekilmiş, yolculuk boyunca bu tirbünleri bolca göreceksiniz.
Hani bu dere sularını tirbünlere çektik ama dereceler can suyu verdik diyorlar ya, görünce bunun inanılacak bir söz olmadığını göreceksiniz Çünkü birçok derenin suyu çok cılız, sadece Fırtına deresi bu durumdan kurtulmuş ve yazın ortasında bile çok gürültülü ve yoğun akan suyu vardır.
Fırtına deresinde rafting yapılıyor. Dere kıyısında bolca rafting yaptıran yerler var. Ama dere gerçekten çok coşkulu, yani rafting yaparken dereye düşerseniz sıkıntı olacağı kesindir. Bu yüzden, özellikle amatörler yani daha önce rafting tecrübesi yaşamamış olanlara önermiyorum. Zaten tura çıktığınızda, dereye düşerseniz en baştaki sıkıntı ıslanan giysiler olacaktır.
Fırtına deresinde “Ziplane” denen bir etkinlik daha yapılıyor. Derenin her iki kıyısına çekilen çelik bir halat, halatın altında bir oturma yeri olan düzenek, buna biniyorsunuz.
Bir kıyıdan öbürüne git ve öbür kıyıda bir eleman sizi karşılıyor, başka bir halata geçip geldiğiniz kıyıya geri gidiyorsunuz. Derenin üzerinde, hızla süzülerek yapılan yolculuk heyecan verici oluyor.
Fırtına deresinin kıyısında birçok otel, konaklama tesisi ve restoran bulunuyor. Özellikle coşkun akan derenin kıyısındaki restoranlarda mola vermenizi öneririm.
Güvenlik
Karadeniz turu yaptığım süre içinde, birçok yerde, gerek akşam saatlerinde ve gerekse ara sokak ve caddelerde gezindim. Hiçbir güvenlik sorunu yaşamadım. Ancak bu söylediklerim güvenlik sorunu yaşanmayacak anlamına gelmez, tedbirli olmakta yarar olduğunu unutmayınız.
Çay ve Çay Fabrikaları
Karadeniz yöresinin en önemli tarım etkinliği çay, geziniz boyunca birçok yerde çay bitkisini ve çay kesen yöre insanını göreceksiniz.
Karadeniz gezisinde, bu bölgede bolca bulunan çay fabrikalarını ziyaret etmek isterseniz, fabrikalar genellikle bu ziyaretlere açık olmuyor. Tirebolu tarafında, sadece bir fabrika ziyaret için açıktır.
Burada, size ikram edilen çay eşliğinde, fabrikanın çalışma sistemi anlatılıyor ve ardından, çay ürünlerinin satışının yapıldığı yere geçiliyor. Burada dikkatimi çeken ve ilk kez duyduğum “Beyaz Çay” konusu var. Beyaz çay: elle toplanan ve çayın en değerli ürünüymüş ve kilosunun 900 TL. olduğunu duyunca şaşırdım.
Bence Çay Fabrikası pek ilginç değil, ama buraya kadar gelmişken çay ürünlerinden satın almak gerekiyor. Özellikle: yılda 3 kez hasadı yapılan çay ürününün ilk hasadı yani Mayıs ayı hasadı ürününü satın almanız öneriliyor.
Rize Bezi
Rize yöresinde bir bez dokunuyor ve bu bezden çeşitli giysi ürünleri yapılıyor. Ürünlerin satıldığı yerde bir dokuma tezgahında, Rize bezinin dokunmasını da görebiliyorsunuz. Gömlekler ve her türlü tekstil ürünleri satılıyor ama bana biraz sert kumaş gibi geldi, tercih sizin.
Tulum ve Horon
Karadeniz’de birçok yörede, birçok kere tulum denen çalgı ile karşılaşacaksınız. Tulum çalan kişi ve ona uyarak bir tür halay şeklinde oynanan oyuna katılan birçok kişi, bence eğlenceli, ama bir anlamda bilmek gerek.
Horon tam bir teknik oyun türü, turistlere bir şey diyen yok ama gerçek Karadenizliler arasında horon oynanırken, ritmi tutturamayanlar, halkadan atılıyor. Ama dediğim gibi bilmeseniz de, mutlaka birileri yol gösteriyor, katılın, deneyin. Unutmadan: kefenin cebi yok ama tulumun cebi var, tulumcuya mutlaka bahşiş vermeyi unutmayın.
Sürmene ve Bıçakcılar
Karadeniz gezisinde, Sürmene ve bıçakçıları ziyaret etmeden olmaz. Bıçakçılardan, meşhur Sürmene bıçaklarından satın alabilirsiniz, fiyatları uygun.
Akçaabat köftesi
Türkiye’de en iyi köfteler yarışması düzenlendiğinde, birinci Sultanahmet, ikinci İnegöl ve üçüncü Akçaabat köftesi seçilmiş olduğu söyleniyor. Güzel bir lezzet, buralara kadar gelip tatmamak olmaz, Akçaabat yöresinde, mutlaka yemenizi öneririm.
GEZİ PROGRAMI
Karadeniz turu
1.GÜN
Karadeniz turuna: Ordu şehrinden başlıyoruz. Ancak: Ordu şehrinde sadece Boztepe’yi görüyoruz ve teleferik yolculuğundan sonra şehir merkezine girmeyip (dönüşte girilecek) yola devam ediyoruz. Boztepe’de büyükçe bir restoran var, manzarası gayet güzel, burada kahvaltı yapabilirsiniz ki, muhteşem güzel bir manzara eşliğinde kahvaltı güzel gidiyor.
Ardından: sahil yolundan yola devam ediyoruz ve Giresun kalesi ve Giresun adasını gördükten sonra kıyı yolundan ayrılıyor. Harşit vadisine giriyoruz. Bu arada: denizin doldurulmasıyla yapılmış Ordu-Giresun havaalanını göreceksiniz.
Torul üzerinden Karaca Mağarasına varıyoruz. Burası tam bir doğa harikası ve mutlaka görmenizi öneriyorum. Gerek mağaranın içi ve gerekse hemen önünden çevrenin manzarası muhteşem güzeldir.
Ardından: yeşillikler içinden geçerek, Zigana dağlarının eteğindeki Hamsiköy’e gidiyoruz. Burada: yine tam bir doğa harikası bu diyarda, Hamsiköy Sütlacı yemenizi öneririm. Hatta, köyün içinde yemyeşil ortamda yürüyüş yapın.
Bu yolculuğun ardından: Maçka yöresinde konaklayabilirsiniz.
Karadeniz turu
Karadeniz turu
Karadeniz turu
Karadeniz turu
2.GÜN
Maçka Altındere Milli Parkına gidiyoruz. Burada: her ne kadar kapalı da olsa, uzaktan Sümela Manastırını görüyoruz. Bu muhteşem yapıyı, uzaktan da olsa mutlaka görmenizi öneririm. Altındere Milli Parkı içinde, otobüs ve araçların park ettikleri alandan biraz ileriye yürüyünce, seyir terası var, oradan manastırı görebilirsiniz.
Ardından: Uzungöl’e hareket ediyoruz. Derken, merakla beklediğiniz ve çok meşhur Uzungöl’e varıyorsunuz. Ama bir bakıyorsunuz ki, göl filan kalmamış. Daha doğrusu küçücük bir göl ve çevresinde yüzlerce tesis, hani gölün kıyısındaki caminin göl yüzeyine yansıyan fotoğrafı çok meşhurdur ya, öyle çok yapı var ki, göle yansıması filan mümkün değil.
Zaten bu kadar çok yapı olunca göl de kirlenmiş, göl mavi değil (eskiden mavi olduğu söyleniyor), tamamen yemyeşil olmuş, ben gittiğimde gölde dip temizliğinin yapıldığı söyleniyordu.
Neyse: yoğun tesisler derken hani bunları öyle büyük tesis sanmayın, birçoğu derme çatma otel, motel ve restoran şeklinde yapılmıştır. Kalabalık, özellikle kara çarşaflı ve hatta peçeli Arapları bolca görebilirsiniz. Bisiklet türü araçlarla insanlar gölün çevresinde dolaşıyorlar. Yürüyenler de var. Ama özellikle Araplar, havası nedeniyle burayı tercih ediyorlar.
Uzungöl’e gidip te yaylalara çıkmamak olmaz. Burada birçok minibüs var ve bunlara binerek yaylalara çıkabilirsiniz. Ama cesaretiniz olması gerek, çünkü bu minibüs sürücüleri daracık, toprak ve virajlı yollarda çıkıp inerek araç kullanırken, bir yanınızın sürekli yükselen bir uçurum olduğunu sakın unutmayın. Asla kendi aracınız ile çıkmaya kalkmayın diye öneririm.
Kendi aracınızı otoparka bırakın ve minibüslerle çıkın. Çünkü bunlar yolları ezberlemiş, aksi halde sıkıntı yaşarsınız. Anlatılanlara göre: Arap turistler, kendi ülkelerinde hep düz yollarda araba kullandıklarından, burada araba kiralayarak yaylalara çıkmaya kalktıklarında: o dar, virajlı ve toprak yollarda karşıdan bir araba geldiğinde ve özellikle minibüs geldiğinde şaşırıp kendi kullandıkları arabaları yolun ortasında park ediyorlarmış.
Sonuçta elbette şoförler arasında tam bir curcuna çıkıyor. Gerçekten yol kötü, sakın kendi aracınız ile çıkmayın, 30 TL verin ve minibüsler le çıkın.
Lostra yaylası: bir başka güzeldir. Burada herhangi bir tesis, kafeterya yoktur. Yola devam ediyoruz, sırada: Karestel yaylası vardır.
Aşağıda, yüzlerce metre aşağıda, Uzungöl manzarası ve hemen karşınızda bembeyaz bulutları görebilirsiniz, yani bir anlamda uçakta gibisiniz. En büyük sıkıntı: havanın güzel olması, yani sis olduğunda, hiçbir şey göremiyorsunuz, umarım yukarı çıktığınızda sis olmayan, açık bir hava ile karşılaşırsınız.
Yukarıda, yaylara bir tane kafeterya var, burada oturup bir şeyler içebilirsiniz. Hani, süt-yoğurt, doğal güzellikler diye düşünüp ayran içmeyi düşünürseniz, ümidiniz kırılır. Burada süt o kadar yoğunmuş ki, ayran yapılırken içine daha hafif olsun diye soda ilave ediliyormuş. Bir dikkatimi çeken husus daha: kafeteryada kasanın üstündeki bir ilan oldu, küçük bir ilanda “10 mermi 20 TL” yazıyordu. Sanırım buraya gelip te havaya birkaç el ateş etmekten bahsediyor, yorum sizin.
Evet, yine farklı bir yoldan ama yine zahmetli, sıkıntılı, korkunç bir yoldan Uzungöl kıyısına geri dönüyoruz. Yolun zahmetli olması yanında, yol aynı zamanda kalabalık, dar yollarda iki araba karşılıklı geldiğinde tam bir rezillik yaşanıyor.
Uzungöl’de bir şeyler yemek isterseniz: alabalık değil, özellikle köfte yemenizi öneririm, çünkü alabalık aşırı yağlı yapılıyor.
Uzungöl dönüşünde: dere üzerinde ünlü “Kiremit köprü” görülmelidir. Kısa bir mola verebilirsiniz. Ardından: Rize ilinin Pazar ilçesi ve burada ünlü kız kulesi görülüyor. Artvin Arhavi ve Hopa ilçeleri üzerinden yola devam edilerek Hopa ilçesinde gece konaklanıyor.
3.GÜN
Karadeniz gezisinde, bu günü Gürcistan Batum şehri gezisine ayırabilirsiniz. Bu gezi için tam bir gün gereklidir. Eğer Batum şehrinde konaklamayacaksanız, dönüşte Hopa veya Fırtına deresi kıyısındaki otellerde konaklayabilirsiniz. Batum otellerinde gecelemenin çok pahalı olduğu unutulmamalıdır.
Karadeniz turu
Karadeniz turu
4.GÜN
Bu gün, yolculuk: Hopa-Çamlıhemşin üzerinden Ayder yaylasıdır. Yol üzerinde: Çamlıhemşin ilçesinde minibüslerle Şenyuva köyündeki tarihi Çinçiva köprüsü görülmelidir. Yolun sıkıntılı olması nedeniyle, kendi aracınız ile değil, minibüslerle buraya gitmeyi düşünün.
Ardından yine yol üzerinde bulunan Zil kale görülmelidir. Zil kale: muhteşem manzarası ile tam bir doğa harikasıdır, mutlaka uğrayın ve hemen kapısındaki kafeterya da mutlaka mola verin. (burada Laz böreği yemenizi öneririm) Kaleye çıkma durumunda, sürekli yağan yağmur ve nem nedeniyle merdivenlerin kaygan olduğunu unutmayın. Ayakkabılarınızı uygun ayarlayın, umarım sis olmaz, aşağıda muhteşem bir manzara izleyebilirsiniz.
Ardından “Ayder Yaylasına” hareket ve günümüzde, aynen Uzungöl gibi tamamen tesislerle doldurulmuş Ayder yaylasını mutlaka görmelisiniz. Yine burada da çimlerin üzerine oturmuş, piknik yapan, hatta yağan yağmur altında ıslanan Arap turistleri göreceksiniz.
Kara çarşaflı ve peçeli Arap turistler burada da çok kalabalıklar. Ayder yaylasında önce “Gelintülü” şelalesini görün, bu şelale metrelerce yüksekten aşağı doğru akarken, gelin tülü gibi açılarak genişliyor.
Ayder Yaylası: havası ile dikkat çekiyor, tabii tüm gördüğünüz yerlerim yemyeşil olması da başka bir güzellik sunuyor. Ama biraz önce belirttiğim gibi, burası da tamamen tesisleşmiş. Burada, yürüyüş yapabilirsiniz, tertemiz havası mutlaka ilginizi çekecektir. Tek sıkıntı: yoğun yağmur olmayan ve sis olmayan bir günde burada bulunmanızdır, bu güzelliği yaşamak için bunlar gerekiyor.
Ayder Yaylasında birçok otel ve konaklama tesisi var.
Burada gecelemenizi öneririm. Ancak yoğun Arap turistler nedeniyle önceden yer ayırtmanızı öneririm. Çünkü size 100-110 TL. civarında verdikleri bir gece konaklamalı ve kahvaltılı odayı, Arap turistlere çok daha fazla fiyata satıyorlar.
Ayrıca: dikkatimi çeken bir husus: yamaçta olan otellere ulaşım için yürüyorsunuz ancak bavullar otellerin kendi yaptırdıkları özel bir teleferik hattı ile taşınıyor.
Bir de, otellerde, kahvaltıda, çeşit az olmasına rağmen, otel görevlilerinin kahvaltılıkların başını bekliyorlar. Açık büfe olmasına rağmen, ikinci bir tabak almamanız için her türlü tedbiri almaları, yani 2-3 zeytinin üstünde bekçilik yapmak pek hoş olmuyor.
Son bir not: Ayder yaylasında kaplıca da bulunuyor, uzaktan düzgün bir tesis gibi görünmesine rağmen ben gitmeyi tercih etmedim, çünkü çıkışta üşütüp hasta olma riski yüksek.
Karadeniz turu
Karadeniz turu
5.GÜN
Bugün Ayder Yaylasından hareket ediyoruz ve istikamet Trabzon şehir merkezidir. Trabzon şehir merkezinde Atatürk Köşkü ve Ayasofya camisini mutlaka görmenizi öneririm. Büyük önderimiz Atatürk’ün köşkü gerçekten ilginizi çekecektir. Ayasofya camisi ise, tarih severlerin mutlaka uğramasını önereceğim önemli bir tarih hazinesidir.
Trabzon şehir merkezinde gezdikten sonra, rotamız Ordu şehir merkezidir.
Yol üzerinde bolca bulunan fındık ürünleri satış yerlerinden birine uğrayıp, yöreye özgü fındık ve mamullerinden satın alabilirsiniz. Bu ürünlerde palmiye yağı olmadığını ve tamamen doğal olduğunu söylüyorlar.
Karadeniz turu
Yine yol üstünde: Yoson Burnu denen yerde mutlaka mola verin, sitedeki yazımda hikayesini ayrıntılı anlattığım Yoson Burnu: gerçekten tam bir doğal güzelliktir.
Burada kısa bir mola verin ve fenere kadar yürüyüş yapın, özellikle güneşin batış saatine denk getirin. Ülkemizde güneşin yılın büyük bölümünde aynı yerden doğup aynı yerden battığı ender yerlerden biridir. Aynı yer deyimi: denizdir.
Ordu şehir merkezinde, daha önce Boztepe’ye çıkmadı iseniz, şimdi çıkmanızı önerimi, çünkü Boztepe gerçekten güzel bir yerdir.
Ardından: gecelemeyi Fatsa’da yapabilirsiniz.
Karadeniz turu
6.GÜN
Ünye-Terme üzerinden Samsun şehir merkezine ulaşım. Samsun şehir merkezinde: Bandırma vapuru ve ilk adım anıtını gezmelisiniz. Bandırma vapurunun içine giriliyor ve bence ilginç, mutlaka girin ve gezin. Samsun gerçekten tam bir büyük şehir olmuş, muhteşem büyük ve güzel bir şehirdir.
Karadeniz turu
Ardından: Amasya şehir merkezine hareket. Yeşilırmak’ın hayat verdiği bu şirin şehrimizde merkezde: Mini Amasya müzesinin gezilmesi, Beyazıt Külliyesinin görülmesi, uzaktan Krallar mezarlarının izlenmesi ilginç gelecektir.
Mutlaka mola verin ve hatta Amasya şehrinde öğlen yemek yiyin, özellikle et tercih edin. Çünkü Amasya şehrinin et yemekleri çok lezzetlidir. Ülkemizde denizi olmamasına rağmen yalıları olan tek şehir Amasya’da Yeşilırmak kıyısındaki yalıları gezip görmenizi öneririm.
SONUÇ
Ben Ankara’dan hareketle Karadeniz turu yaptım. Siz de: bu tur programını incelediğinizde: kendi bulunduğunuz yerden hareket ederek, kendinize ait bir Karadeniz tur programı yapabilirsiniz. Önemli olan: hareket noktanız ve tur için ayıracağınız süredir.
Yukarıdaki programda mutlaka görmeniz ve yapmanız gereken hususları not alırsanız, kendinize ait güzel bir Karadeniz tur programı yapabilirsiniz. Öte yandan: Karadeniz bölgesi elbette bu şehirlerden ve yörelerden ibaret değildir.
Ancak benim Temmuz 2022 tarihindeki yaptığım tur da gezip gördüğüm yerler için yaptığım plan yani tur programında buralar vardı. Yoksa: Sinop, Karadeniz Ereğli, Akçakoca, Kefken, Kerpe, Şile elbette Karadeniz yöremizin güzel yerleri arasındadır.
Unutmamak gerekir ki: dünyanın birçok güzelliklerini gezerken, kendi ülkemizin birçok güzelliklerini görmüyor, göremiyoruz. Mutlaka zaman ayırın ve Karadeniz turu yapın.