Edirne Uzunköprü

Edirne Uzunköprü

Osmanlının Rumeli’de kurduğu ilk yerleşim yeri ve dünyanın en uzun taş köprüsünün bulunduğu ve bu özellikleriyle öne çıkan bir ilçedir. 2020 yılı Mart ayı başında birkaç günlüğüne buraya gideceğim, daha ayrıntılı gezi yorumları dönüşte, yine burada.

Edirne Uzunköprü

ULAŞIM

Uzunköprü, İstanbul arası: 250 km. Uzunköprü, Tekirdağ arası: 91 km. Uzunköprü, Edirne arası: 65 km. Uzunköprü, Kırklareli arası: 83 km. Uzunköprü, Lüleburgaz arası: 73 km. Uzunköprü, Çorlu arası: 125 km. Uzunköprü, Silivri arası: 173 km. Uzunköprü, Gelibolu arası: 115 km.

TARİHİ

İlçenin güneyinde, Kırkkavak köyü yolu üzerinde bulunan “Maslıdere” höyükte yapılan araştırmalarda, MÖ 8000-5500 yılları arasına tarihlenen çizgi ve baskı süslemeli çanak-çömlek parçaları bulunmuştur. Ancak resmi arkeolojik kazılar yapılmadığından ayrıntılı bilgi yoktur.

MÖ 1400’lü yıllarda ise Trak kabileleri bölgeye yerleşmeye başlamış ve uzun süre kalmışlardır. MÖ 431 yılında, Makedonya birliğini kuran Kral II. Flip, bölgedeki Trak devletini de bu birliğin hakimiyeti altına sokar. Ancak Roma imparatorluğu, Makedonları yenerek bu bölgedeki hakimiyetlerini bitirir. İmparator Kladius (44-46) tüm Trakya topraklarını ele geçirerek “Trakya Eyaleti” adı altında bir Roma Eyaleti kurar.

Bölgenin bu dönemdeki en önemli yerleşim merkezi ise, Plotinopolis kentidir. Kent, İmparator Trajan (98-117) döneminde ve kendisi tarafından karısı Plotina adına kurulmuştur. Kent kalıntıları: Uzunköprü ve Dimetoka arasında, Meriç nehrinin iki kenarında kurulmuştur. Hatta bazı kaynaklar, Plotinopolis kentini, eski Uzunköprü olarak tanımlar, kentin, Eskiköy, Hamitli ve Çakmak köyleri arasında bulunduğunu öne sürerler.

En son Bizans idaresinde olan bölge, 1363 yılında Edirne’nin Osmanlı Sultanı I. Murat tarafından, Sazlıdere savaşı sonunda ele geçirilmesinin ardından, tümüyle Türklerin egemenliğine girmiştir. Osmanlı Türkleri tarafından burası ele geçirildiğinde, şehirde Rum kültürü ile yaşamış, Hıristiyan dinini benimsemiş Traklar bulunuyordu.

Bu halk fethin şartları gereğince Osmanlı tebaasında olacaklar, Türkler onları koruyacaklar, dillerine ve dinlerine karışmayacaklardı. Ancak bu bilginin, Uzunköprü için geçerli olmadığını savunanlar da vardır. Çünkü birçok Osmanlı tarihçisine göre, Trakya akınları başladığında Uzunköprü diye bir yerleşim yeri yoktur.

Batı kaynaklarında Plotinopolis Uzunköprü olarak tanımlanmak istense de eski ve yeni kent arasında 20 km lik bir mesafe vardır. Yani Uzunköprü, Plotinopols kentinin üzerine değil farklı bir alana, Trakya akınları sırasında belirtildiği üzere bomboş, ormanlık, bataklık ve eşkıya barındıran bir bölgeydi ki bu tarif Uzunköprü’nün inşasını da gerekli gösteren bir tanımlamadır.

Sonradan Uzunköprü kendinin kurulacağı bu bataklık bölge, başkent Edirne’yi Gelibolu üzerinden Anadolu’ya bağlayan güzergah üzerinde bir menzillik mesafededir. Ergene nehri taştığı zaman yolculara ve ordulara yol vermez. Bu yüzden, Sultan II. Murat, 1427 yılında bu arazi üzerine uzun bir köprü inşa edilmesini ve yanına da Ergene adıyla bir şehir kurulmasını buyurur.

Sultan II. Murat tarafından kurulan ve Ergene ismi verilen bu yerleşim yeri, Osmanlı döneminde Rumeli yakasında kurulan ilk Türk kenti olarak önem kazanır.

Sultan II. Murat: Varna seferi dönüşünde, taşkın nedeniyle Ergene nehrini geçememiş, ahşaptan yapılan köprülerin dayanıksız olması nedeniyle, buraya bir köprü yapılmasını istemiştir. 1424 yılında yapılına başlanan ve 3 yılda bitirilen, 360 gözlü köprüyü, Sultan II. Murat yeterli bulmamış ve tümüyle yıktırmıştır.

Bunun üzerine, Uzunköprü olarak isimlendirilen ikinci (günümüzdeki) köprü yapılmıştır. (ayrıntılı bilgi aşağıdadır)

Köprünün yapımının uzun sürmesi nedeniyle: çalışanların ve bölgeyi korumakla görevli askerlerin ihtiyaçlarının karşılanması için: cami, imarethane, kervansaray, medrese, hamam ve iki adet yel değirmeni yaptırılmıştır.

Bu yerlerin bakımı ve imarı için, önce Edirne’nin köylerinden daha sonra da Rumeli’ye geçiş yapan Türkmen aşiretlerinden aileler buraya yerleştirilerek ilçenin temelleri atılmıştır.

Köprü: “Cisr-i Ergene” ismiyle bugünkü ilçenin kurulmasına başlangıç teşkil etmiş ve adını vermiştir.

Sonraki yıllarda iki kez büyük onarım gören ilçe, 19’ncu yüzyılda iki kez Rus işgaline uğradı.

İlçe topraklarını: Birinci Balkan Savaşından sonra Bulgarlar ve Birinci Dünya Savaşı sonrasında ise Yunanlılar işgal etti. (25 Temmuz 1920-18 Kasım 1922 tarihleri arasında)

Kurtuluş Savaşının ardından, 18 Kasım 1922 tarihinde ilçe düşman işgalinden kurtarıldı.

Yerleşimin ismi “Cisr-i Ergene” olmasına rağmen, 1873 yılında yeni yapılan istasyon binasına “Uzunköprü” tabelası asıldı ve tren tarifelerinde burası Uzunköprü olarak geçti.

1917 yılında ise, İlçenin ismi resmi makamlar tarafından “Uzunköprü” olarak değiştirildi.

Edirne Uzunköprü
Edirne Uzunköprü
Edirne Uzunköprü

GENEL

Uzunköprü, Türkiye’nin en batı sınırındaki ilçedir. Edirne ilinin orta kısmındadır. Kapladığı yer bakımından, Edirne ilinin en büyük ilçesidir. İlçe merkezinde, köprünün bulunduğu yerin rakımı: 18 metredir. İlçe topraklarının yüzde 75’i düzlüklerle kaplıdır. İlçe topraklarının ortasını kaplayan Ergene ovası: Ergene ırmağı taştığı zaman, ovaya bolca mil bırakır.

Bu nedenle ova toprakları çok verimlidir. Her çeşit ürün yetiştirilir. Son yıllarda DSİ tarafından yapılan çalışmalarla Ergene nehrinin su taşkınları büyük ölçüde önlenmiştir. İlçede: deniz ve kara iklimleri arasında bulunan sert bir iklim hakimdir. İlçenin ekonomik etkinliği: buğday, pirinç, ayçiçeği, şeker pancarı yetiştiriciliğidir. Ayrıca mandıra peynirciliği yapılır.

Başlıca sanayi kuruluşları: peynir ve çeltik fabrikalarıdır. Ancak çeltik tarlaları nedeniyle, ilçede sinek boldur. Bu arada: Uzunköprü denilince, Ergene nehrinden söz etmemek olmaz. Istranca dağlarının batı eteklerinden akan bir takım dereleri alan Ergene nehri: ilçenin kenarından geçerek, İpsala ilçesinin Sarıcaali köyünden Meriç nehrine bağlanır.

Ancak özellikle, son yıllarda, Trakya bölgesinde kontrolsüz gelişen sanayi ve bunun sonucu çevre problemleri, Ergene nehrini kullanılmaz hale getirmiş. Öyle ki: Ergene nehri, sanayi atıklarından dolayı, her gün farklı renkte akar olmuş. Nehrin kokusu ise, tam bir felaket.

NE YENİR

Trakya’daki en iyi köfte “Uzunköprü köftesi” burada yapılır. (Benim favorim “Köfteci Niyazi” dir.) Köfte dışında, burada yiyebileceğiniz yöresel tatlar: ciğer kapama, Edirne ciğeri, beyaz yahni, kaşarlı köfte, pırasa pidesi, domates dolması ve yer elması çorbasıdır. Tatlı olarak ise: nektarinli fincan tatlısı, gül ve zerdali tatlısı, cevizli şekerpare denemelisiniz.

NE SATIN ALINIR

Uzunköprü’den: baldo pirinç, ayçiçeği yağı alabilirsiniz.

Edirne Uzunköprü Meslek Yüksek Okulu

MESLEK YÜKSEK OKULU

Trakya Üniversitesine bağlı olarak, 1994 yılında öğrenime başlamıştır. İlk programı: Muhasebe ve Pazarlamadır ve Uzunköprü Öğretmen evinde öğretime başlamıştır. 2003-2004 yılından itibaren ise, yeni hizmet binasında eğitim-öğretimi sürdürmektedir.

Edirne Uzunköprü

GEZİLECEK YERLER

Edirne Uzunköprü Ergene Köprüsü
Edirne Uzunköprü Ergene Köprüsü
Edirne Uzunköprü Ergene Köprüsü

ERGENE KÖPRÜSÜ

Köprü 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası geçici aday listesine alınmıştır. Ergene nehri üzerine, Osmanlı döneminde, Sultan II. Murat zamanında, Mimar Muslihiddin tarafından 1427-1443 yılları arasında 16 yılda inşa edilmiştir. 1444 yılında, Sultan II. Murat’ın katıldığı büyük bir törenle açılmıştır.

Dünyanın günümüze ulaşan en uzun taş köprüsüdür. Köprünün yapıldığı yer: Osmanlı devletinin başkenti Edirne ve Gelibolu ve Batı Rumeliyi birbirine bağlayan askeri ve ticari yolların kesişiminde yani oldukça önemli bir stratejik alandadır.

Bu ihtişamlı köprü: Orta Asya’dan, Balkanlara kadar, geniş bir coğrafyada farklı kültürleri bünyesinde barındıran Osmanlının, sanat ve estetik anlayışından motifler taşımaktadır.

Bu anıtsal köprü: kullanılan malzemenin seçimi, ayakların yerleştirilmesi, kemer açıklıklarının belirlenmesi, yükseklik eğimlerinin hesaplanmasındaki mühendislik bilgisi sayesinde: zorlu doğa şartları altında 600 yıla yakın bir süre ayakta kalmıştır.

Edirne Uzunköprü Ergene Köprüsü

Köprünün uzunluğu: 1270.41 metredir. Köprünün genişliği 5.24 metredir. Köprünün uzun yapılmasının sebebi: o dönemde bölgede geniş bataklıklar olmasıdır. Köprüde 174 tane kemer vardır. Bu kadar çok kemer yapılmasının sebebi, Ergene nehrinin yağışlı havalarda taşkınlara sebep olmasıdır, köprü yıkılmasın diye gözlere, tahliye delikleri eklenmiştir.

Bu kemerlerden 3 tanesi, bugünkü Uzunköprü ilçe merkezine bağlanan yolun altında kalmıştır. Köprünün kemerleri, çoğunlukla çift merkezli, sivri kemer formundadır. Ancak dairesel ve basık dairesel formlarda kemerler de vardır. Köprünün kanat ve kemerleri: aslan, fil, lale, kartal ve çeşitli geometrik kabartma motiflerle süslenmiştir.

Köprünün yapımında: kireç taşı ve traverten cinsi kesme taş blokları kullanılmıştır. Bu taş bloklar: ilçeye bağlı Eskiköy ve Yağmurca köyleriyle Yunanistan içinde kalan Hasırcıarnavut köyündeki taş ocaklarından getirilmiştir. Bunlar köprü yapılırken horasan harcı ile birleştirilmiştir.

Köprünün alüvyon zemin üzerine oturan temelleri, enerji sönümleyici ahşap ızgara sistemi üzerine inşa edilmiştir.

Yapılmasının ardından, birçok sel ve deprem felaketi geçiren köprü: Fatih Sultan Mehmet, Sultan II. Osman, Sultan II. Mahmut ve Sultan II. Abdülhamit zamanlarında onarımdan geçmiştir. Cumhuriyet döneminde ise, üzerinden motorlu araçların geçişini kolaylaştırmak için, 1964-1971 yılları arasında yapılan restorasyonla, köprü genişletilerek eni 5.24 metreden 6.80 metreye çıkarılmıştır.

Edirne Uzunköprü Kent Müzesi
Edirne Uzunköprü Kent Müzesi
Edirne Uzunköprü Kent Müzesi

KENT MÜZESİ

Müze Pazartesi hariç her gün açık, giriş ücretsizdir.

İlçe merkezinde eski Tekel binasının restore edilerek müzeye dönüştürülmesiyle 2013 yılında ziyarete açılmıştır. Müzenin bulunduğu bina, 1900’lü yılların başında Uzunköprülü Postacı ailesinin oğlu Mustafa Çakmaklı tarafından özel konak olarak yapılmıştır. Eşi Sıdaka ve evlatları Enver, Mahmut ve Maide ile 1930 yılına kadar burada yaşamış, taşınmış 27 Nisan 1939 tarihinde Maliye hazinesine satılmıştır.

Maliye tarafından binanın kullanım halkı Tekel idaresine bırakılmıştır. 1939 yılından sonra ise, Tekel depo ve lojmanı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Uzun yıllar Tekel İdaresinde görev yapan ve 1992 yılında Müdürlük görevinden emekli olan Mümin Soydaner ve ailesi burada yaşamıştır.

1990’larda ise burada Tekel işletmesi kaldırılınca, bina boş kalmış ve yıkılma noktasında iken, 2013 yılında restore edilerek müzeye dönüştürmüştür. 16 Aralık 2013 tarihinde ise Kent Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

Müze 2 katlı ve 6 odalıdır. Her katın koridorları da teşhir amaçlı kullanılmaktadır. Müzenin birinci katında, 3 odada: tarihi paralar, tüfek ve kılıçlar, daktilo ve hesap makineleri, pikap ve radyolar, fotoğraf makineleri ve bakır kaplar sergileniyor.

Müzenin ikinci katında: koridorda Çanakkale savaşlarında Uzunköprü’nün önemini vurgulayan silikon asker heykeli, koridorun diğer ucunda kahve köşesi bulunuyor. Odalarda ise: Gelin odası, Yaşam odası, dikiş makinesi, ayna, bebek patiği, ibrik, bavul, kömür ütüsü gibi tarihi eşyalar sergileniyor. Burada ilginç bir yer daha var “Cazgır dondurmacısı”. Cazgır dondurmacısının kurucusu Maksut Dondurmacının da silikon heykeli üst katta sergileniyor.

Alt ve üst katın duvarlarında ise, Uzunköprü tarihine ait bilgi panoları ve fotoğraflar görülüyor. Güzel bir müze, güzel düzenlenmiş, bence mutlaka gidin ziyaret edin.

Edirne Uzunköprü Özgürlük ve Demokrasi Anıtı-Hürriyet Anıtı-Hürriyet Çeşmesi
Edirne Uzunköprü Özgürlük ve Demokrasi Anıtı-Hürriyet Anıtı-Hürriyet Çeşmesi
Edirne Uzunköprü Özgürlük ve Demokrasi Anıtı-Hürriyet Anıtı-Hürriyet Çeşmesi

ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ ANITI-HÜRRİYET ANITI-HÜRRİYET ÇEŞMESİ

Ülkemizde bu konuda yapılan ilk anıttır. 20’nci yüzyıl başlarında Osmanlı devleti için zor yıllardı. 1889 yılında birkaç Tıbbiyeli, okulda kendi aralarında bir gizli ihtilal örgütü kurdular. Sonraki yıllarda bu örgüt “İttihat ve Terakki Cemiyeti” ismini aldı ve asker-sivil aydınlar arasında hızla yayıldı ve özellikle Rumeli’deki subaylar, bu ihtilalci örgütün lokomotifliğini yapmaya başladılar.

Çünkü Rumeli’deki askerler, diğerlerine nazaran daha yoğun ateş hattının ortasındaydılar. Fazla uzatmak istemiyorum, 17 Aralık 1908 tarihinde Kanun-i Esasi kabul edildi ve memleketin her yerinde hürriyet rüzgarları esmeye başladı. Bu arada: 1906 yılında Uzunköprü Kaymakamı olan Mazhar Müfit bey, Meşrutiyet heyecanı ile Uzunköprü’de bir anıt yapmaya karar verdi.

Mazhar Müfit: 1919 yılında Bitlis valisi iken istifa etmiş, Milli Mücadeleye katılmış ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Ulusal Kurtuluş Savaşında, sürekli yanında bulunmuştur. Kendisi: 17 Ağustos 1904 yılından, 6 Ağustos 1910 yılına kadar, Osmanlı idaresine bağlı Cisr-i Ergene (günümüzdeki Uzunköprü) ilçesinde kaymakamlık yapmıştır.

Kendisi burada göreve gelir gelmez: aydın ve ilerici bir kadro ile ilçeye yeni eserler ve hizmetler vermeye başlamıştır. O dönemde, Mafhar Müfit bey, Uzunköprü Belediye Başkanı Hafız İsmail efendinin yardım ve destekleriyle ilçe girişinde, köprünün ilçeye bakan sol baş tarafına “Demokrasi Anıtı” yaptırdı.

Anıt 6 metre yüksekliktedir. 2 metre karelik zemin üzerine inşa edilmiştir. İlk yapıldığında, ön tarafına insanların, sol tarafına ise hayvanların kullanması için iki tane çeşme konulmuştur. Ancak 1938 yılında bu çeşmeler kaldırılmış ve üzeri kapatılmıştır. Anıtın dört cephesinde: Fransız Devriminden ilham alan, İttihat ve Terakkinin sloganlaştırdığı: Hürriyet, Adalet, Eşitlik ve Kardeşlik” ilkelerinin yazılı olduğu mermer kaideler vardır.

Evet, bu ilginç anıtla ilgili bir not: 1965 yılında Uzunköprü ilçesinin genişletme çalışmaları sırasında bu anıt sökülerek 1 metre uzağa taşınmış, bu yer değiştirme sırasında depoya kaldırılan mermer kitabeleri kaybolmuştur. Bunun üzerine, bir hat ustasına 4 ilke mermer üzerine yazdırılmış ve anıttaki yerlerine konulmuştur. Anıt son olarak tümüyle yenilenerek restore edilmiş ve 11 Aralık 2012 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Edirne Uzunköprü II Murat Külliyesi
Edirne Uzunköprü II Murat Külliyesi
Edirne Uzunköprü II Murat Külliyesi

     

II.MURAT KÜLLİYESİ

İlçe merkezinde Muradiye mahallesindedir.

Caminin kitabesi: batıda bulunan ana giriş kapısı üzerindedir. Kitabe ünlü Osmanlı tarihçisi Abdurrahman Hibri tarafından yazılmıştır. Kitabede: caminin 1443 yılında Sultan II. Murat tarafından yaptırıldığı ve 1621 yılında ise Sultan II. Osman tarafından tamir ettirildiği yazılıdır.

Evet, cami, 1443 yılında köprü ile birlikte Sultan II. Murat tarafından yaptırılmıştır. İlk yaptırıldığında bir külliye şeklinde tasarlanmıştır. İçerisinde: imaret ve medresesi vardır.

Sultan II. Murat, Ergene kentinde oluşturduğu vakıf külliyesinin açılışında, büyük bir alçak gönüllülükle caminin mumlarını kendi elleriyle yakmış, Edirne’den davet ettiği ve Ergene kentine gelen konuklarına yemeklerini kendisi üleştirmiştir.

Ancak: günümüzde sadece cami ayakta kalmıştır. Cami: moloz taştan yapılmıştır. Uzunluğu 22 metre ve eni 19 metredir. Yüksekliği: 5.70 metredir. Dikdörtgen planlıdır.

İlk yapıldığında kubbelidir. Ancak 1621 yılında Sultan II. Osman döneminde yapılan onarım sırasında kubbesi yıkılmıştır. Bunun üzerine üzeri, çatı ile örtülmüş ve kurşun kaplanmıştır.

Edirne Uzunköprü II Murat Külliyesi Cami

Caminin hemen önünde: 3,80 metre eninde ve 22,20 metre uzunluğunda bir son cemaat yeri yapılmıştır. Başlangıçta 12 ahşap direğin taşıdığı bu sundurma, sonradan yapılan onarım sırasında direkleri kaldırılarak, bir duvar örülmüştür.

Caminin minaresi kesme taştan yapılmıştır. Minare gövdesi yuvarlak ve tek şerefelidir.

Camide ilginç bir de şadırvan bulunur. İlk yapıldığında suyu Malkoç yöresinden gelen su şebekesinden sağlanıyormuş, şimdi ise kent su şebekesine bağlanmıştır.

Cami avlusunda ve giriş kapısının karşısındaki şadırvanda, Osmanlılarda ibadetten sonra cemaate ikram edilmek üzere şerbet dağıtma geleneği, ilk olarak buradaki cami şadırvanının musluklarından şerbet akıtılmasıyla başlamıştır.

Caminin arka tarafında, bir mezarlık alanı bulunur.

Edirne Uzunköprü Gazi Turhan Bey Camisi ve Türbesi

GAZİ TURHAN BEY CAMİSİ VE TÜRBESİ

İlçe merkezine 8 km uzaklıktaki Kırkkavak köyündedir.

Gazi Turhan Bey: Sultan II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet dönemlerinin en önemli komutanlarından biridir. Ayrıca Sultan II. Murat’ın damadı ve Fatih Sultan Mehmet’in kayınbiraderidir.

Adına ilk defa 1423 tarihinde Mora’da süvari komutanı olarak rastlanır. Babası Paşa Yiğit Bey’in 1413 yılında ölmesi üzerine, Üsküp Sancakbeyi olur. Mora’yı Osmanlı topraklarına katar. Arnavutluk üzerine yürümüştür.

Turhan Bey, 1443 yılında Hunyadi Janos’a karşı yapılan Derbendi savaşında yenilince, o tarihlerde ünlü olan Tokat yakınlarındaki devlet hapishanesi Bedevi Çardak’a sürgün edilmiştir. Ömrünün yaklaşık 10 yılını burada geçiren Turhan Bey, Varna zaferi ve Rumeli beylerinin isteği üzerine affedilerek tekrar Mora akıncı beyliğine getirilmiştir.

Kendisi: II. Kosova ve Varna savaşlarında büyük yararlıklar göstermiştir. Balkanlarda fetih edilen yerlere Türkmen aşiretlerin yerleştirilmesinde etkili olmuştur. Oğullarıyla birlikte 1455 yılında Edirne’de görülen Turhan Bey, ilerlemiş yaşlarda, büyük olasılıkla 70 yaşında 1456 yılında ölmüş ve Kırkkavak köyünde kendisi için yaptırılan türbeye defnedildiği bilinmektedir.

Çünkü yaptığı hizmetler nedeniyle, Kırkkavak köyü kendisine vakıf olarak verilmiş, o da buraya köyün hemen dışında bir külliye inşa ettirmiştir.

Günümüzde bu külliyeden geriye sadece cami ve türbe kalmıştır.

Cami

Cami, günümüze minaresinin, üst örtüsünün, kapı ve pencerelerinin büyük bölümü yıkılmış ve harap halde gelmiştir. Yapıda: düzgün kesme ve kaba yontu ve moloz taş ve tuğla kullanılmıştır.

Yine, minare gövdesi ve kemerlerde tuğla kullanılmıştır. Kare planlı ve tek kubbeyle örtülü harim ile bunun kuzeybatı köşesinde bulunan minareyle yapı anıtsal bir görünümdedir.

Minare: caminin kuzeybatı köşesine dıştan bitişiktir ve günümüzde kaidesine kadar yıkıktır. Süsleme bakımından oldukça sade olan eserin tek süslemesi, alçı mihrabında ve köşelerdeki birer gül şeklindeki rozettir. İnşa ve onarımlarına ait herhangi bir kitabesi bulunmayan caminin, 1454 yılında düzenlenmiş ve 1455 yılında yazılmış bir vakfiyesi vardır.

Türbe

Gazi Turhan Bey, öldükten sonra kendisi için aynı yere yaptırılan türbeye gömülmüştür. Ancak günümüze ulaşmayan türbenin, 1930’lu yıllardaki sağlam durumunu gösteren fotoğraflarından anlaşıldığına göre, caminin doğusunda, yapıya 1-1.5 metre uzaklıkta ve sağlam olarak görülür.

1960 yılında dört duvarı ayakta, fakat oldukça tahrip olmuş durumda olan türbe, günümüzde yakın zamanlarda yapılmış bir mezar taşından ibarettir. İlk yapıldığı haliyle türbenin fotoğrafları incelendiğinde: sadece dış görünümü değerlendirilmekte, ne tür süslemeler olduğu bilinmemektedir.

İnşa ve onarımlarına ait kitabe de bulunmamaktadır. Daha da acı bir bilgi: türbenin taşları, 1930 yılında Uzunköprü Kaymakamı tarafından sökülerek yol yapılında kullanılmıştır.

Sonuç olarak: cami ve bahçesindeki türbenin, özellikle 1877-1878 Rus işgali sırasında tahrip edildiği düşünülmektedir.

Son zamanlara kadar oldukça kötü durumda olan cami ve türbe restore edilmiş ve 2008 yılında yeniden ziyarete açılmıştır.

Edirne Uzunköprü Aziz İoannis-Vaftizci Yahya Kilisesi

AZİZ İOANNİS (VAFTİZCİ YAHYA) KİLİSESİ

İlçe merkezinde Muradiye mahallesindedir. Günümüzde yapı, işlek bir yolun kıyısındadır ve diğer üç cephesi, tarihi özelliği olmayan binalarla çevrilidir.

Kilisenin kitabesi: batı cephesinde, ana giriş kapısı kemeri üzerinde, duvara gömülü, kare şeklindedir. Kitabeye göre: Vaftizci Yahya adına, 1875 yılında inşa edilmiştir. Kitabe oldukça basit ve süslemesi bile olmayan bir levhadır.

Muhtemelen, ana giriş kapısı üzerindeki kemer boşluğu içinde, daha gösterişli bir kitabe olabilir, ama cemaat buradan giderken onu da söküp götürmüş olma ihtimali yüksektir.

Yapılan karşılıklı mübadele sonucu Rumlar burayı terk edene kadar, kilisede 17 binden fazla kişinin vaftiz edildiği belirtilir. Rumlar giderken, kilisenin çanı dahil, kilise içinde bulunan bütün taşınır eşyaları beraberlerinde Yunanistan’a götürmüşlerdir.

Kiliseye ait çan, günümüzde İskeçe kilisesinde kullanılmaktadır. Buradaki kilise de, 2011 yılına kadar terkedilmiş ve atıl halde kalmıştır. Uzunköprü Belediyesi tarafından yapılan restorasyon çalışmaları 2011-2013 yılları arasında tamamlanmış ve kilise 11 Mayıs 2013 tarihinde yeniden açılmıştır. Kilise, günümüzde Kültür ve Sanat Merkezi olarak hizmet vermektedir.

Gelelim, mimari ve yapısal özelliklere: kilise: narteksi, naos ve yan nefleri ve dışa taşkın apsisi ile tipik bir bazilika planı gösterir. Yapının inşasında: büyük oranda taş ve kısıtlı miktarda tuğla kullanılmıştır.

Apsiste bulunan pencerenin altında, 3 sıra tuğla bulunur. Yarım kubbelidir. Orta nefin duvarlarında: sağda 6 ve solda 6 olmak üzere 12 havari tek tek freskler ile resmedilmiştir.

Edirne Uzunköprü İlk Belediye Binası

İLK BELEDİYE BİNASI

Uzunköprü’deki ilk belediye binasının temeli: Kaymakam Mazhar Müfit bey ve Belediye Başkanı İsmail efendi öncülüğünde ve halkın yardımlarıyla 1905 yılında atılmıştır. Bina aynı yıl tamamlanmış ve Padişah II. Abdülhamit’in hükümdarlık tahtına çıktığı günün yıldönümü olan 19 Ağustos’ta hizmete açılmıştır.

İlçenin girişinde bulunan, 2 katlı ahşap bina, zarif demir parmaklıklarla çevrili bahçesi, kurşun kubbeli bir saat kulesi ve bu kulede bir çalar saat varmış. Giriş balkonu üstündeki tabelada “Umur-ı Belediye” yazısı bulunurmuş.

Bu eski Belediye Binası: bugünkü Edirne Belediyesi (Selimiye camisinin hemen yanındaki) binasından daha küçüktür, o binanın bir minyatürüdür.

Evet bu belediye binası,  1953 yılına kadar hizmet vermiş, daha sonra artan personel için yeterli gelmemesi nedeniyle, yeni belediye binası yapılmasına karar verilmiştir. Bu yapılan ilk belediye binasının müze olarak kullanılması önerilmişse de, kabul edilmemiş, Cumhuriyet alanının genişletilmesi için yıktırılmış ve yerine yeni belediye binası yaptırılmıştır.