Kahire Giza Piramitleri

Giza Piramitleri

Mısırlılar için piramit, Firavunun ve dolayısıyla krallıkların ölümsüzlüğünü garanti altına almanın bir yoluydu. Bunu başarmak için, piramidin firavunun ölümünden önce tamamlanması gerekiyordu.

Piramitlerin girişlerinin tamamı, kuzey tarafında yapılmıştır. Çünkü eski Mısırlılar ölülerin ruhunun kuzey yıldızında yaşadığına inanırlardı.

Giza piramidi olarak da bilinen Keops piramidi: Orion kuşağını oluşturan yıldızları takip ederek Khafra ve Menkaure piramitleriyle aynı hizadadır.

Piramitten aşağı inmek için kullanılan geçit, Alfa Draconis olarak bilinen kutup yıldızına işaret eder.

Piramitlerin pürüzsüz açılı kenarları, güneş ışınlarını sembolize ediyordu ve kralın ruhunun cennete yükselip tanrılara, özellikle de güneş tanrısı Ra’ya katılmasına yardımcı olmak için tasarlanmıştı.

Yani, piramidin şekli Güneş Tanrısı Ra nın tapınımı ile ilgiliydi.

Güneş ışınlarının, yeryüzüne düşerken değdikleri en yüksek noktayı temsil ederler. Bu doğal olay: uygun hava koşullarında hala görülebilmektedir.

Piramitler: yaradılış efsanelerindeki “Benu” kuşunun üzerine konduğu, uzun bir dikilitaş olarak bilinirler.

 

Piramitlerin inşa yöntemleri:

İnşa şekli her zaman gizemli olsa da, en kolay yöntemin ahşap veya bronz kaldıraçlar kullanılarak yapılmış olabileceği bilinmektedir.

İlk basamaklar oluşturulduktan sonra, kütüklerden yapılmış bir makine kullanılarak taşlar ikinci basamağa kaldırılır ve bu şekilde devam ederdi.

Heredot: günümüzde 6 milyon tondan fazla taştan oluştuğunu tahmin edilen Büyük Piramidin inşasında, köle emeği kullanılarak yapıldığını iddia etmiştir. Mısır anıtlarının köleler tarafından inşa edildiği fikri (örneğin İncil deki Çıkış Kitabında anlatılan İbrani kölelerin durumu) antik dünyada yaygın görünmektedir.

Oysa günümüzde bu yapının aslında ücretli Mısırlı işçiler tarafından yapıldığı bilinmektedir.

Mısır bilimciler, bu projeyi birçok yetenekli işçinin yönettiğini kabul ettiler. Keops’un yeğeni inşaatı planladı ve firavun işçileri kaliteli ürünlerle giydirmek ve beslemek için çok para harcadı. Bu kadar büyük inşaat projeleri, mutlaka bir tür arkeolojik iz bırakırdı ve bu nedenle 1999 yılında arkeologlar, Khafre ve Menkaure’nin daha sonraki iki piramidini inşa eden işçilerin köy evlerini ortaya çıkarmaya başladıklarında, büyük bir heyecan yaşadılar. Bu, 1990 yılında ölenlerin rütbelerine göre üst ve alt bölümlere ayrılan işçi mezarlığının keşfini takip etti.

Hem köy hem de mezarlık, arkeologlara Giza’daki iki küçük piramidin inşa edildiği koşullar hakkında değerli veriler sunuyor. Bu veriler de, Khufu piramidinin inşasına dair bir hipotez oluşturulmasına olanak tanıyor. İşçilerin kemikleri üzerinde yapılan bir çalışma, işin çok ağır, hatta bazen kelimenin tam anlamıyla bel kırıcı olduğunu gösteriyor. Yine de bu işçiler, köle olmaktan çok uzak, ayrıcalıklı memurlardı ve bir dizi imrenilecek ayrıcalıklara sahiptiler. Protein açısından zengin bir beslenme düzenine sahip oldukları görülüyor. Kırık uzuvları ve çatlakların doğru bir şekilde tedavi edildiğine dair kanıtlar, yeterli tıbbi bakımın sağlandığını güçlü şekilde düşündürüyor.

Mezarlıktaki iskeletlerden birinin bacağı o kadar hassas bir şekilde kesilmiş ki, uzmanlar hastanın ameliyattan sonra yaklaşık 20 yıl daha yaşadığını tahmin ediyorlar.

İşçi köyünün keşfi, arkeologların Heredot’un hayal ürünü olan bir diğer iddiasını da çürütmesini sağladı. Khufu piramidinde 100 bir kişinin çalıştığı iddiası. Aslında köyün en fazla 20 bin kişi kapasiteye sahip olduğu ve bunların belki de yarısının aynı anda inşaat işleriyle uğraştığı görülüyor. Mısır takvimindeki tüm mevsimlere ait tarihler içeren bloklar, piramitlerin sadece Nil’in taştığı zamanlarda değil, yıl boyunca inşa edildiğini göstermektedir.

 

Evet şimdi de günümüz, Piramitlere giriş ve hareket:

Burada hassas bir konu var. Kesinlikle bilet gişesinde ne tür para olursa olsun nakit para geçerli değildir, yani mutlaka kredi kartı istiyorlar. Yani: biletlerinizi diğer Mısır tapınak ve müzelerinde olduğu gibi, sadece kredi kartı ile satın alabilirsiniz.

Mısır Piramitler giriş kapısı kurallar levhası

Giriş kapısı-Giriş ücretleri ve kurallar levhasında yazılı olanlar:

Piramitler bölgesine giriş: 700 Mısır Lirasıdır. (Aralık 2025 tarihinde 1 TL = 1 Mısır Lirasıdır, Dolar olarak düşünürsek: giriş ücreti 16 Dolardır.)

İlaveten: Mikerinos piramidinin içine giriş: 280 Mısır Lirası ve Kefren piramidinin içine giriş: 1500 Mısır Lirasıdır.

Bu fiyatlar, Mısır vatandaşı olmayan ziyaretçiler için geçerlidir. Öğrenci bileti almak için, uluslararası öğrenci kartına sahip olmak gerekir. Cep telefonuyla fotoğraf çekmek ücretsizdir. Piramitlerin ve mezarların içinde fotoğraf çekmek yasaktır. Açılış saatleri, her gün saat 07.00’den akşam 17.00’ye kadardır. Kefren piramidi, öğlen saat 12.00-13.00 arasında kapalıdır. Bilet gişesi saat 16.00’da kapanır.

Evet bilet gişesinden biletinizi aldınız, sonra bileti göstererek kapıdan içeri giriyorsunuz.

Hemen bir meydan var. Bu meydandan, piramitlere ve sfenks’e ring araçları/otobüsleri gidip geliyor. Bu araçlar, piramitlerin yakınına kadar gidiyor, bu yüzden eğer yürümek istemiyorsanız, bu araçları kullanabilirsiniz. Ama indiğiniz durağa dikkat eden, tam piramitlerin yakınına kadar gitmek mümkün. Aksi halde: soyguncu sahtekar faytonculara esir olabilirsiniz. Biniş ücreti 30 dolardır. Veya develer (10 dolar) veya atlar olabilir.

İlk durak: Piramitleri hemen karşıdan görebileceğiniz “Seyir Platformu” dur. Burada piramitler cepheli fotoğraflar çekebilir, çektirebilirsiniz.

Piramitlerin isimlerini nasıl anlayabilirsiniz?

Sağ yanda görülen piramit: Mikerinos piramididir, dıştan en belirgin özelliği: cephesinde büyük bir yarık olmasıdır. Hemen yanında 3 tane küçük piramit vardır.

Onun solunda önde görülen piramit: Kefren Piramididir. Dıştan en büyük özelliği, tepesinde şapka olmasıdır. Diğer yani ikisinin ortasında görülen ise, Dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilen Keops Piramididir.

Evet: Seyir Terasından sonra, otobüse binmeyip zoru tercih ederseniz, yürüyebilirsiniz, ama çöl kumları üzerinde, taşlı-topraklı arazide yürümek bir hayli zor, ama ortamı yaşamak için idealdir.

Menkaure Piramidi

MİKERİNOS (MENKAURE) PİRAMİDİ:

Evet bu piramidin içine girilebiliyor.

Piramidin hemen giriş kapısında, bir talimat levhası var. Buna göre:

Piramidin içine girmek yetişkin için 280 Mısır Lirasıdır. Kodu tarayarak bileti çevrimiçi satın alabilirsiniz. Piramidin içinde kamera kullanmak yasaktır. Telefonla fotoğraf çekebilirsiniz. Flash ve video çekmek yasaktır. Kralın salonunu ziyaret etmek için 10 dakika yeterlidir. Böylece diğer ziyaretçiler de ziyaretin tadını çıkarabilirler.

Menkaure Piramidi

Genel özellikleri:

Giza piramit kompleksinde bulunan, 3 ana piramidin en küçüğüdür.

 

Neden en küçük piramittir:

Bu boyut küçülmesinin nedeni, Giza platosunda kalan sınırlı alan da dahil olmak üzere çeşitli diğer faktörlerdir. Dış kaplaması için kullanılan malzeme de bir diğer etkendir. Selefleri bu amaçla, dış kaplama için kireçtaşı kullanırken, Menkaure, 800 km den fazla uzaklıktaki Aswan’dan çıkarılan graniti kullanmıştır. Granit blokların taşınmasıyla ilgili lojistik zorluklara ek olarak, malzemenin kendisi kireç taşından çok daha serttir. Bununla birlikte kaplama taşlarının sadece alt çeyreği, granitten yapılmış olup geri kalanı kireç taşıdır.

Bazı tarihçiler, piramidin daha küçük boyutunun, Menkaure’nin hükümdarlığının seleflerine göre, daha kısa olmasından veya belki de hükümdarlığı sırasında kaynaklardaki bir değişimden kaynaklandığına inanıyorlar.

Başka bir teori ise, piramidin başlangıçta çok daha büyük olmasının planlandığını, ancak kraliyet önceliklerindeki muhtemel bir değişim veya yeterli kaynak eksikliği de dahil olmak üzere çeşitli zorluklar nedeniyle diğer piramitlerden daha küçük ölçekte tamamlandığıdır.

Kim için yapılmıştır:

4’ncü Hanedan Kralı Menkaure’nin mezarı olarak inşa edilmiştir. Ancak duvarı, mezarlığı ve vadi tapınakları, firavunun ölümünden sonra tamamlanmıştır.

Kral Menkaure: yaklaşık MÖ 2532-2503 yılları arasında hüküm sürmüştür. Muhtemelen: Khefren’in oğlu ve Khufu’nun torunudur.

Yukarıda da söz ettiğim gibi kral Menkaure, piramit kompleksi tamamlanmadan önce öldü ve piramidin granit kaplama bloklarının çoğu düzeltilmemişti.

 

Mimari özellikleri:

Piramidin yüksekliği 65.5 metredir. Ancak kumun içine batması ve yüzyıllarca süren erozyon nedeniyle, yüksekliği sürekli azalmış ve piramidin yüksekliği günümüzde 61 metreye düşmüştür.

Pürüzsüz kenarları nedeniyle, genellikle gerçek piramit olarak anılan Menkaure piramidinin taban ölçüsü: 103.4 metredir.

Eğim açısı, yaklaşık 51 derecedir. Yani piramit nispeten dik bir eğim içermektedir.

Bu piramidin inşasında, milyonlarca kireç taşı ve granit blok kullanılarak, 15 binden fazla işçi çalışmıştır.

Piramidin alt kısmı, pembe granit kaplıdır. Üst kısmı ise Giza ve diğer yerlerdeki piramitler gibi Tura kireçtaşından yapılmıştır.

Yardımcı Kraliçe Piramidi:

Menkaure’nin piramidinin yanında, kraliçelerin gömülmesi için kullanılan üç küçük piramit daha görülür.

 

Menkaure Piramidi içinde Nişli oda

Piramidin içi ve Mezar odası:

Piramidin iç düzeni nispeten basittir ve içinde boş bir lahit bulunan bir mezar odası ve bir nişli oda vardır.

Menkaure piramidi nişli oda

Mezar odası: devasa granit bloklarla kaplıdır. Zaten bu piramidi, platoda bulunan diğer piramitlerden farklı kılan, iç odalarda kullanılan granitin kalitesidir.

Mezar odasında, 2.4 m uzunluğunda, siyah taş lahit bulunmuştur. Ayrıca: ahşap bir tabutun kalıntıları vardır. (ayrıntı aşağıda)

 

Kazılar-Arkeolojik Araştırmalar:

1837 yılında, İngiliz arkeolog Howard, Menkaure’nin mezar odasını ortaya çıkararak, bir zamanlar firavunun kalıntılarını içerdiği düşünülen boş bir lahit bulmuştur. Ancak o dönemin birçok kraliyet mezarında olduğu gibi, mezar yüzyıllar önce yağmalanmıştı.

Lahdin yanı sıra, heykel parçaları bulundu ancak mezarın en önemli hazineleri çoktan alınmıştı.

Menkaure’ye ait olduğu iddia edilen lahit, 1838 yılında İngiltere’ye götürülürken, denizde kaybolmuş, ahşaptan yapılmış diğer lahit ise Londra British Museum’da sergilenmektedir.

Menkaure’nin piramidindeki boş lahdi, firavunların son dinlenme yerlerinin savunmasızlığını vurgulamaktadır.

 

 

Kral Menkaure ve kraliçenin bu çarpıcı heykeli, tam bir sanat eseridir. (Günümüzde: Boston Güzel Sanatlar Müzesindedir.)

Heykeller:

Vadi tapınaklarında yapılan kazılarda, Kral Menkaure’nin bir dizi heykeli bulunmuştur. Kral ve kraliçenin çarpıcı iki heykeli, (günümüzde Boston Güzel Sanatlar Müzesindedir) ve kralın çeşitli tanrılar tarafından kucaklandığını gösteren, bir dizi üçlü heykel bulunmuştur.

 

Yıkım dönemi:

Piramidin kuzey cephesinde, 12’nci  yüzyılın bir bölümünde Mısır’ı yöneten Selahattin Eyyübinin oğlu Sultan Osman tarafından oluşturulan, büyük bir boşluk bulunmaktadır. Bin Yusuf, piramitlerin sökülmesini ve taşlarının diğer inşa projelerinde kullanılmasını emretmiştir. Yıkım, Menkaure piramidinden başlamış, ancak bu yıkımın yapılamayacağı anlaşılmıştır. 8 aylık çalışmanın ardından, ancak bu boşluğu, bugün de görülebilen boşluğu oluşturabilmişlerdir.

 

Khafre Piramidi

KEFRE (KHAFRE) PİRAMİDİ:

Giza’daki 3 antik Mısır piramidinin ortasındadır. Gurubun en yüksek ve en büyük ikinci piramididir. Üç piramitten: tepesinde hala kaplama bulunan tek piramittir.

Piramit: tepesindeki kaplama kalıntıları, merkezi konumu ve hepsinin en yüksek olanı gibi görünmesi sayesinde, turistlerin hemen dikkatini çekmektedir.

Kefre Khafre Piramidi

İşçi Köyü:

Bu piramidin, 500 m uzağında, işçilerin şehri olarak adlandırılan yerleşim yerinin kalıntıları bulunmuştur. Bu şehir, nüfustan ayrıydı ve yaşamları ve ihtiyaçları için gerekli tüm hizmetlere sahipti. Fırınlar, zanaatkarlar, doktorlar gibi.

Bu köy yakın zamanda keşfedilmiş olup, inşaat işçilerinin bakımlı ve iyi beslenmiş işçiler olduğunu doğrulamıştır.

Firavun Khafre’nin Diyorit heykeli. (1858 yılında Vadi Tapınağında bulunmuştur. Günümüzde Kahire’deki Mısır Müzesinde sergilenmektedir)

Khafre Kimdir:

Khafre, (Yaklaşık MÖ 2576-2551) Eski Krallık 4’ncü Hanedanın 4’ncü Kralıdır.

Khafre: Keops’un oğlu ve Menkaure’nin babasıdır. Yani, her bir sonraki hükümdar, kendisi için daha küçük bir türbe inşa ettirmiştir.

Saltanatı hakkında çok az yazılı kayıt bulunmaktadır.

Mısır’ı 24 yıl ve hatta muhtemelen daha uzun süre yönetti. Khafra, geride zalim bir hükümdar olarak anıldı. Babası gibi davrandı, tapınakları kapattı ve Mısırlıları piramit ve diğer anıtları inşa etmeye zorladı.

 

Piramidi yaptıran:

Bu piramit, Firavun Khafre emriyle inşa edilmiştir.

Firavun bu piramidin yanı sıra, işçilerine şunların da inşasını emretmiştir. “Sfenks, vadi tapınağı, piramitten cenaze tapınağına giden yol ve bir güneş teknesi.

Piramidin yapılış tarihi: yaklaşık MÖ 2570 yılıdır.

Kefre Kharfe Piramidi

Mimari Özellikleri:

Piramidin, pusulanın ana yönlerine doğru hassas bir şekilde hizalanması, antik Mısırlıların astronomi konusunda gelişmiş bir anlayışa sahip olduklarını göstermektedir.

Bazı bilim insanları: piramidin tasarımının belirli yıldızların doğuşu ve batışı gibi, göksel olaylarla ilgili olabileceğini öne sürerek, Khafre piramidinin hem manevi hem de astronomik amaçlarla tasarlandığı fikrini desteklemektedirler.

Evet, piramit başlangıçta güzel Tura kireçtaşıyla kaplanmıştı. Bu kireçtaşının büyük bir kısmı, görünüşe göre piramidin altından başlayıp yukarı doğru ilerleyerek, kaplama taşlarını alan yerel inşaatçılar tarafından sonradan gasp edilmiştir. Neyse ki, yağmalama tamamlanmadan önce durduruldular ve piramitlerin ilk inşa edildikleri zamanki görünümleri hakkında günümüze çok iyi bir fikir verecek kadar kaplama taşı, tepeye yakın  yerlerde kaldı.

Yani, orijinal kireçtaşı kaplama tüm piramidi kaplıyormuş, ama günümüze sadece üst kısmı gelebilmiştir.

Piramidin yapımında, her biri 2 tondan fazla ağırlıktaki kireçtaşı bloklar kullanılmıştır.

Khufu piramidinden, 10 m daha yüksek bir ana kaya üzerinde oturmaktadır, bu da daha yüksek görünmesine neden olur. Yani, çekirdekte bir kaya çıkıntısı kullanılmıştır.

Platonun eğimi nedeniyle, kuzeybatı köşesi, kaya alt toprağından 10 m oyularak oluşturulmuştur ve güneydoğu köşesi daha yüksektir.

Alt kısımda kullanılan taşlar çok büyüktür, ancak piramit yükseldikçe taşlar küçülür ve tepede sadece 50 cm kalınlığa ulaşır.

Yüksekliğin ilk yarısında sıralar kaba ve düzensizdir. Ancak piramidin orta bölümünde, düzenli bir duvarcılık şeridi açıkça görülmektedir.

Kefren Khafre Piramidi

Ölçüleri:

Piramidin tabanı kare şeklindedir. Kenarları şu anda: 10.5 m dir. Piramidin boyu 143.9 m idi. Ancak 4500 yılı aşkın tarihi boyunca sadece 7 m alçalarak bugün 136.5 m yüksekliğe sahiptir. 1932 yılında Amerikalı dağcı Rand Herron, piramidin dış yüzeyine tırmanırken düşmüş ve ölmüştür.

Aynı dönemde, Keops piramidi ise 10 m alçalmıştır.

Eğimi: 53.2 derecedir. Yani, piramidin açısı biraz daha keskindir ve dört köşesi, tepe noktasıyla tam olarak buluşacak şekilde hizalanmamıştır. Bu nedenle tepesinde, hafif bir eğrilik gösterir.

 

Arkeolojik Araştırmalar:

Arap Tarihçi Abdül-Selam, piramidin 1372 yılında açıldığını yazmıştır. Mezar odasında herhangi bir şey bulamamışlardır. Mezar odasının duvarında, muhtemelen aynı döneme ait “Arapça” bir yazı vardır.

Piramit, modern zamanlarda ilk olarak 2 Mart 1818 tarihinde Giovanni Belzoni tarafından keşfedilmiştir.

Belzoni: aslen icat ettiği su kaldırma cihazını satmak için Mısır’a gelen dev gibi bir adamdı. Ancak Mısırlılar yaşam tarzlarını değiştirmekle ilgilenmedikleri için, Kahire İngiliz konsolosunun önerisiyle arkeolojiye yöneldi ve  topladığı eserleri satmaya başladı.

Mezar odasına ilk girildiğinde, Khafre piramidinin boş olduğunu ve hazinelerinin ve mumyasının bulunduğu lahdin çoktan dışarıya çıkarıldığını keşfetti. Daha doğrusu dıştaki granit lahit yerinde duruyordu, ancak içteki lahitler kayıptı.

 

 

Khafre Mezar odasının içi, Belzoni adını yazmıştır.

Mezar Odası:

Evet, bu piramidin de içine gezmek için girilebiliyor.

Devam edelim. Mezar odasının iki girişi vardır. Bu durum, soyguncuların piramidi girme olasılığını arttırmıştır. Aşağı doğru inen geçit, tamamen kayaya oyulmuştur.

Khafre Piramidi içi

Aşağı doğru iner, yatay olarak ilerler ve ardından mezar odasına giden yatay geçide katılmak üzere yukarı doğru çıkar.

Khafre Piramidi içi

Piramidin içinde, Kral odası ile aynı uzunlukta, bir yan oda vardır. Bu odanın amacı bilinmiyor. Muhtemelen: adakların saklanması, defin ekipmanlarının depolanması olarak kullanılmış olmalıdır.

Khafre Piramidi içi mezar odası

 

Mezar odası, ana kayadaki bir çukurdan oyulmuştur. Çatı, üçgen kireçtaşı kirişlerden yapılmıştır. Oda, dikdörtgen olup, 14 x 5 m boyutlarındadır. Burada oldukça büyük bir lahit ve hükümdarın iç organlarının saklandığı kaplar bulunur.

Khefre Piramidi Mezar odası

Mezar odasına ilk ulaşıldığında: Khafre’nin lahdinin katı bir granit bloktan oyulup kısmen zemine gömüldüğü ve içinde muhtemelen bir boğaya ait hayvan kemiklerinin bulunduğu belirtilmiştir.

Bugün mezar odasında, neredeyse zemin seviyesinde, ancak uzun süredir boş olan kırmızı granit bir lahit bulunmaktadır. Ancak içi boştur.

Khafre piramidi mezar odasının içine maceracı Belzoni adını yazmıştır.

Yağmalama:

Piramidin, Yeni Krallık yani erken bir dönemde yağmalandığı muhtemeldir.

 

Piramidin Hasar görmesi:

Piramidin aldığı en büyük hasar, 14’ncü yüzyılda meydana gelen ve dünyanın 7 harikasından biri olan İskenderiye Fenerini tamamen yerle bir eden depremdir.

Keops Piramidi

KEOPS (KHUFU) PİRAMİDİ:

Giza platosunda inşa edilmiş ve antik dünyanın 7 Harikasından biri olarak kabul edilen piramittir ve dünyanın 7 harikasından günümüze kadar ayakta kalabilen tek yapıdır. Ayrıca binlerce yıl boyunca, daha doğrusu Paris Eyfel Kulesinin inşa edildiği 1889 yılına kadar dünyanın en yüksek binasıydı.

Evet Khufu, babasının Giza’nın güneyinde, Dahşur da bulunan kavisli piramit ve kırmızı piramidin inşasında getirdiği yenilikleri burada geliştirdi. Babasının mezarıyla ilgili mimari ve lojistik sorunları çok iyi biliyordu.

Giza piramitlerinin karakteristik özelliği olan, düz kenarları sergileyen ilk piramittir. Ancak  piramidin şekli ve yapısal olarak sağlam bir piramidi tamamlamak için gereken ideal yanal açı, Khufu döneminde belirlendi.

Piramidin iç kısımlarında, sıcaklık sabit 20 derecede kalmaktadır.

Firavun Khufu’nun fildişi heykeli

Khufu kimdir:

Khufu, MÖ 2589-2560 yılları arasında hüküm sürmüştür ve ona adanan piramit 3 piramit arasında en eski ve en büyüğüdür.

Oğulları Kefren ve Menkaure, Giza’nın diğer iki piramidini inşa ettirdiler. Ancak bu ikisinden hiç biri Khufu piramidinin görkemli boyutlarına sahip değildi.

Giza piramitlerinin en büyüğü kendisine ait olmasına rağmen, bulunan en küçük heykel “Keops” a aittir. Sadece: 7.5 cm ölçülerindedir ve fildişinden yapılmıştır. Bu küçük heykel: 1903 yılında Petrie-Abydos-Osiris Tapınağının temellerinde bulunmuştur. Bu heykelde: firavun sağ elinde kırbaç, başında “Aşağı Mısır” ın kızıl tacı ile görülür. Oturduğu tahtın önüne iliştirilmiş saray biçimindeki Mısır krallık sembolünün içine, kralın adı kazınmıştır. Boyutunun küçüklüğüne ve malzemeye karşın, karakteristik bir portredir.

 

Piramidi kim yaptırmıştır? Mimar Hemiunu

Khufu piramidini kimin tasarladığı bilinmiyor, ancak karmaşık inşaatını denetlemekle görevli kişi, firavunun veziri olarak görev yapan kıdemli bir devlet memuru olan Khufu’nun yeğeni Hemiunu idi.

Hemiunu’nun oturan heykeli, geçtiğimiz yüzyılda Giza’daki bir mezarda bulunmuş ve halen Almanya-Hildersheim-Pelizaeus Müzesindedir.

Evet bu heykel yapılı bir adamı tasvir ediyor. Zaten, Mısır kültüründe yüksek mevkideki itibarlı kişiler, iri yapılı olarak betimlenirdi.

Çünkü çoğu heykel, kişileri idealize etmeye yönelikti. Kişiler hayatlarının en güzel dönemlerinde gösterilmişlerdir. Ancak Hemiuna’nın heykelinde, canlı gibi görünen kakma gözler, mezar soyguncuları tarafından sökülmüş ve heykele nispeten zarar verilmiştir. Gözlerdeki canlı etki, göz bebekleri olarak obsidyen ve kristal, irisler için ise beyaz kireç taşı kullanılıyor ve bunlar tunç bir çerçeve içine oturtuluyordu.

MÖ 2560 yılında yapılan piramidin inşaatı 20 yıl sürdü ve 20 binden fazla işçi çalıştı.

Keops Piramidi

Mimari özellikleri:

Hazırlık Aşamaları:

Yapım işlerine başlamadan önce arazinin hazırlanması gerekiyordu. Arazi düzeltilmeli, tasarlanan piramidin kenarlarının konumu, pusulanın dört ana yönüne göre, dikkatle belirlenmeliydi.

Düzeltme için, belirlenen alan: dört alçak kerpiç duvarla sınırlandırılıyor ve içi su dolduruluyordu. Su doldurulan yüzey, düz olmalıydı. Söz konusu alan yeterince oyulduğunda, bu su akıp giderdi.

Hendekler arasındaki kayalar kesilerek, düz bir yüzey oluşturulurdu. Ancak; bu piramidin yapımı sırasında, inşaat alanının ortasında büyük bir kaya bloğu çıkmış ve bu kaya çıkıntısı öylece bırakılmıştı. Bu kaya bloğunun parçaları, geçit düzeneği içinde görülebilmektedir.

Piramidin taban kenarının doğru yöne oturtulması için, yıldız gözlemleri kullanılırdı. Çünkü o zamanlar pusula bilinmiyordu. Bu piramidin dört kenardaki hiza hatasının, bir dereceden az olması düşünülürse, eski Mısırlıların ne ölçüde doğru hesaplamalar yaptıkları anlaşılır.

Kare kaidenin, dört kenarının en uzunu ile en kısa olanı arasındaki uzunluk farkı, sadece 20 cm dir.

Aslında; yapı alanının tam ortasında bırakılan büyük kaya bloğu nedeniyle, köşegenlerin,  karşıdan karşıya doğru olarak ölçülmesi imkansızdı. Ölçü, sadece kenarlardan alınabiliyordu. Öte yandan tüm bu ölçüler, metrik sistem bilinmediğinden, keten liflerden yapılmış lifler veya esnek hurma lifleri kullanılarak yapılabiliyordu. Yani, ölçümlerin hassasiyetinin hangi şartlar altında gerçekleştirildiğini bilmek gerek.

 

Piramidin yapım aşaması:

Her türlü bilimsel ve teknolojik araştırmaya rağmen, piramitlerin tam olarak nasıl yapıldığı hala net olarak bilinmiyor. Eski Mısırlıların bu piramitler yapıldıktan 2500 yıl sonra, Roma döneminde makara ve palanga bilgisine sahip oldukları biliniyor. Ellerindeki tek mekanik destek, silindir kazıklar ve kaldıraçlardı. Eski Mısır’da tüm yapılar, heykeller ve dikilitaşlar, bu iki ilkel aracın yardımıyla dikilmiş ya da taşınmışlardı.

 

Piramidin nasıl yapıldığı hakkındaki en güçlü teori:

Yapının çevresini dolaşan rampa  teorisidir. Yapım ilerledikçe, piramidin dört yüzünün her biri çevresindeki kerpiç rampalar çıkarılmıştır. Silindir kızaklar üzerindeki dev bloklar, bu yolla yukarıya getirilmiştir. Taş blok: gerideki silindirin üstünden geçtiğinde, kızak serbest kalacak ve önde yeniden doldurulacak, blok işçi ekiplerince ileri doğru çekilecektir. Bu sistem: tümüyle çok iyi uygulanabilirlik göstermektedir. Ama, sistem olarak uygulanabilir denilse de, uygulamaya gelince sıkıntılar doğmaktadır.

Tüm yüzlerden çıkan ve taşların ağırlığından dolayı fazla dik olmayan bir yokuş, sorunlar yaratır.

 

Piramidin Yapımı Aşamaları:

Piramit, her bir basamağı, oldukça enli ve ortalama yükseklik 1 metreden fazla olmayacak düzeyler halinde yapılıyordu.

İngiliz Hodger prensibine göre: bazı işçi gurupları, blokları dört piramit yüzü üzerinde birden aynı zamanda, bazılarının da her bir yüz boyunca kaldırılmasına imkan veriyordu.

Piramit sivrilip, yüzey daraldıkça, işçi sayısı azalıyordu. Gereken düzeye ulaşan her blok, kızaklar üzerinde, yüzeyden geçirilip kendine ayrılan yere taşınıyordu.

 

Piramidin dış cephesinin kaplanması:

Temel yapı bittikten sonra, piramit parlak beyaz Tura kireçtaşı ile kaplanıyordu. Kaplama işi, tepeden aşağıya doğru yapılacaktı. Basamaklar, kireçtaşı bloklarıyla dolduruluyor, sonra da uygun açıyı vermek ve parlak bir görünüm sağlamak için yontulup düzeltiliyordu.

Kireçtaşı ile kaplı olması, ışığı dev bir ayna gibi yansıtmasını sağlamaktadır.

Günümüzde piramitte dış kaplama kalmamıştır. Çünkü Ortaçağ Mısır mimarisinde kullanılmak üzere sökülmüştür.

Sonuç:

Piramit yapısı, son derece gelişmiş geometrik bilgi ve tekniklere dayanarak inşa edilmiştir. Mimari gelişim, bu piramitte zirveye çıkmıştır.

 

Sayısal Değerler:

Orijinal yüksekliği 145.75 m yi aşmaktaydı, ancak bugün sadece 138 m ye düşmüştür. Yani piramidin tepesi kesiktir. Ancak yine de belli bir uzaklıktan kaplamasının veya tepesinin eksikliği hissedilmez.

Projede: 2.5 ile 15 ton ağırlığında, 2.3 milyondan fazla taş blok kullanıldı ve mezar odasındaki blokların ağırlığı 51 tona kadar çıkıyor. Tabanda yerleştirilen bazı taşların ağırlıklarının 15 ton civarında olduğu tahmin ediliyor. Ortadaki kaya bloğunun büyüklüğü bilinmediğinden, kullanılan taş miktarını net olarak hesaplamak mümkün değildir.

Eğim açısı: 54 derece 54  dakikadır. Diğer tüm piramitlerde de bu oran sabittir.

Kare kaidenin her bir kenarı 229 m ve en uzun ile en kısa kenar arasındaki uzunluk farkı, sadece 20 cm dir. Yapı: 5.37 hektarlık bir alanı kaplar.

 

Keops Piramidi giriş kapısı

Giriş Kapısı:

Keops piramidinin iki girişi vardır.

Çünkü geçmişte piramidin üzerinde, orijinal girişin nerede olduğunun görülmediği orijinal bir kaplama vardır.

Piramidin orijinal giriş kapısı kuzey yüz üzerindedir. Çünkü kuzey yıldızlarına dönük olarak konumlandırılmıştır. Kuzey yüzünde, yaklaşık 17 m yükseklikte, merkez noktasının 7.5 m doğusunda, alçak bir giriş bulunmaktadır. Bu girişin üzerinde, yukarıdaki blokların baskısını azaltmak için, ikişer çift halinde, piramit biçiminde yerleştirilmiş, 4 büyük taş blok vardır.

Piramidin günümüzdeki girişi ise: bu özgün girişin hemen altında, biraz sağındadır. Bu giriş: Halife Me-mun tarafından, 9’ncu yüzyılda açılmıştır. Çünkü piramidin üzerinde orijinal kaplama vardı ve orijinal kapısı bulunamıyordu. Me-mun girişi olarak adlandırılan bu giriş, hazine aramak için Me-mun tarafından açılmıştır.

Bugün turistler tarafından bu giriş kullanılmaktadır.

 

Keops piramidi büyük galeri

Piramidin iç yapısı:

Piramidin iç geçitleri ve odaları, diğerler piramitlere nazaran daha çoktur.

Birinci Planda: girişten itibaren, merkezde ve toprak düzeyinin altındaki mezar odasına inen bir geçit vardır. Ancak bu geçit bitirilememiş ve ikinci planda: piramit gövdesinden yukarıya, zirvenin altında daha merkezi bir konuma yerleştirilmiş başka bir odaya çıkan geçit yapılmıştır.

Ancak bu odada bitirilememiştir. Üçüncü planda: çok daha gösterişli bir düzenleme yapılmıştır. Piramidin derinliklerine tırmanan yeni bir galeri yapılmıştır.

Büyük Galeri:

Büyük Galeri olarak bilinen bu galeri, 47 m uzunluğunda ve 8.5 m yüksekliğindedir. Kireç taşı duvarlar 2 m dik yükselir ve daha sonra üstteki 7  tabaka azar azar içeri doğru ilerleyerek, bindirme tonoz şeklini alır. Üstte ise, eni 1 m den fazla olan tek bir taş dilimiyle kapatılmıştır.

Galerinin başında: çatısına üç yarık açılmış olan kısa, alçak bir geçit vardır. Bu yarıklar, bir zamanlar geçidi ve ötesindeki mezar odasının girişini kapatmak üzere indirilen granit blokları tutuyordu.

Galeri aynı zamanda, çıkış geçidini kapatmak üzere kullanılan granit tıkaçların depolandığı yerdir. Bu tıkama taşları, alan içinde başka hiçbir yere konulamayacak kadar büyüktür. Bu büyük granit levhalar, cenaze geçeceği zaman, tahta kirişlerle desteklenerek galerinin tavanına, altlarına ve cenazenin geçişini engellemeyecek yerlere konuluyordu.

Rahipler çekildikten sonra, arkada kalan işçiler taşları sallayarak düşürürdü. Müthiş bir hızla inen bu bloklar, yerde kayarak geçidi tıkarlardı.

Böylece, mezar odası tarafı, doğal olarak tıkama taşlarının arkasında kalmış oluyordu. İşçiler, sallayarak düşürdüklerin taşların ardında kalarak ölüme terk edilmiyorlardı. Büyük Galerinin başındaki üst geçitten, bir taşın altındaki dar bir bacadan kaçıyorlardı. Daha sonra ise, kaçtıkları geçit girişini de kapatıyorlardı. Alçak geçit, mezar odasının kuzeydoğu köşesine, yani kral odasına giderdi.

Kral/Mezar Odası:

Büyük piramidin yüksekliğinin üçte birinde, tabandan yaklaşık 45 m yukarıda, Halife Ma’amun tarafından, MS 820 civarında keşfedilen Kral odası bulunmaktadır. Açıldığında hükümdarın büyüklüğüyle orantılı bir hazine bulunacağı düşünülmüştü. Ancak büyük bir şaşkınlıkla, Firavun odası boş ve çıplak bulundu. Duvarlarda başlangıçta bulunması gereken süslemeler veya yazıtlar bile yoktu. Bulunan tek şey, o da boş olan granit lahitti. Bu granit lahit, piramidin dar tünellerinden geçemeyecek kadar büyük olduğundan, inşaat sırasında oraya yerleştirilmiş olmalıdır.

Evet, Kral odası; perdahlanmış dev granit bloklardan yapılmıştır. Diğer odalara göre daha yukarıdadır ve piramidin merkezinde bulunan sonuncu odadır. Burası, Mısır geometrisinin bir şaheseridir.

Şekli: 2:1’lik Altın Oran yani 10.58 x 5.29 metredir.

Odanın yüksekliği, toplam 400 ton civarında çeken 9 dev bloktan oluşan düz çatıya kadar, 5.87 m dir.

Kral odasının üzerinde, çatısı eğimli olan, en yükseği dışında hepsi düz çatılı olan beş “Rahatlama odası” vardır. İlk 4 odacık: kral odası gibi düz tavana sahiptir. Sonuncusunda ise, sivrileşen bir tavan görülür. Burayı kaplayan bloklar: taş ocağından geldikleri gibi pürüzlüdür ve birkaçının üzerinde, hala aşı boyalı taş ocağı işaretleriyle Keops adı bulunmaktadır. Piramidin içinde, firavunun adına sadece burada rastlanır.

Mezar odasının batı ucunda-Lahit:

Tabana yapışık ve duvardan biraz açıkta duran, siyah, büyük bir granit lahit bulunur.

Lahit, günümüze kapaksız ve güneydoğu köşesinin üstünün büyük bölümü eksik olarak gelmiştir.

Tek parça granit bloktan yontularak içi oyulmuştur ve üzerindeki testere izleri, günümüzde de görülebilmektedir. Elle bile vurulsa; hala çan sesini andıran bir sesle çınlar.

Lahdin eni: çıkış geçidinin eninden 2.5 cm daha fazladır. Yani, bu lahit piramidin yapım aşamasında, Kral odasının üstü kapanmadan önce yerine konmuş olmalıdır. Yoksa bu ölçüleri sonradan buraya sokulmasına izin vermez. Ancak oda duvarlarında ince, usta işçiliğe karşın, lahit sanki sonradan başkalarınca yapılmış gibi, son derece kaba bir işçilik göstermektedir.

Bu durum, lahde taşınmak üzere getirilirken, Nil nehri üzerinde kaybedilen bir lahdin ardından, böyle acele bir lahit konulması olarak tanımlanır.

Lahdin üzerinde, sonradan ince süsler yapılmamış olması da ilginçtir.

Keops Piramidi Kral/Mezar odası

Mezar odasında lahit dışında bulunanlar

Kuzey ve güney duvarlarında görülen iki küçük hava bacasıdır. Bunlar, tabanın 1 m üstünde başlar ve piramidin içinden geçerek, dış yüzeye çıkarlar. Bu bacaların gerçek amacı ve o günkü işlevleri bilinmiyor. Yani bu bacaların havalandırmaya katkı sağlamadıkları görülmektedir.

 

Kralın odasının ziyaret edilmesi

Kralın odası ziyaret edilebilmektedir. Büyük piramidin dış cephesine yerleştirilmiş, birkaç metrelik bir merdiven sayesinde erişilmektedir.

İçeriye girmeden önce, dik yamaçlarla ve sınırlı alanlarla başa çıkmanız gerektiğini bilmelisiniz. Klostrofobi veya kalp sorunları olanların içeriye girmesi tavsiye edilmez. Ancak her yer temiz ve iyi aydınlatılmış olup, iniş ve çıkışlarda  korkuluklar ve ahşap rampalar yardımcı olmaktadır.

 

Soygunlar:

Tüm önlemlere karşı, MÖ 23’ncü yüzyılda, piramit, mezar soyguncuları tarafından soyulmuştur. Antik çağ ve geç dönemlere kadar, yazarların yazdıklarına göre, piramidin girişi açıktı, ancak daha sonra kapandı. Hatta, Halife Memon’un bu yüzden MS 9’ncu yüzyılda yeni bir giriş açtığı söylenmektedir.

 

Antik dönem yazarlarının piramit hakkındaki yazıları:

Herodotos:

Tarihin babası olarak bilinen Halikarnasoslu Hedodotos “Tarih” adlı kitabında, 2000 yıllık bir geçmişi olan büyük piramidi ziyaret ettiğini yazmıştır. “Piramidin üzerinde, işçilerin tükettikleri turp, soğan ve sarımsak miktarını belirten, Mısır harfleriyle yazılmış bir yazıt vardır. Bu yazıyı bana okuyan çevirmen: bu iş için 1600 talent gümüş harcandığını söylemiştir. İş süresinin uzunluğu hesaba katılırsa, bu işte kullanılan demir araçlara ve işçilerin beslenmeleri ve giyimlerine harcanan para miktarı çok büyük olmalıydı.”

 

Hedorotus:

Piramide giden yolun yapımının 10 yıl, piramidin yapılının ise 20 yıl sürdüğünü ve 100 bin işçiden oluşan bir iş gücü kullanıldığını söylemiştir. Keops isimli firavun, yaklaşık 23 yıl hüküm sürmüştür. Dolayısı ile Herodotos’un kullandığı 30 yıllık süreç biraz fazladır. Heredotos’un yazdıklarından birkaç satır daha aktarmak istiyorum. “Her ne kadar doğru veya yanlıştır bilinmez. Heredotos, Keops’un yaptırdığı büyük piramidin yapımı için fon elde etmek uğruna, kendi kızına bile fahişelik yaptırmış, onun zamanında bütün tapınaklar ibadete kapatılmış, Mısır: Mısırlılar tarafından nefret edilen, en büyük yoksulluk dönemine girmiştir.

 

Giza Büyük Sfenks

BÜYÜK SFENKS

Sfenks kelimesi, aslen Mısır dilindeki “Sheep-ankh” kelimesinden türetilmiştir. Yaşayan “suret” anlamına gelir. Bu isme göre: Sfenkslerin esas olarak zihinsel ve fiziksel gücün birleşimi olan kralın suretini temsil ettiği söylenebilir. Zihinsel güç insan kafasından, fiziksel güç aslan vücudunda temsil edilmiştir.

Oturma Yeri:

1995 yılında oturma alanı ile Vadi Tapınağı arasındaki alan, ek oturma yerleri sağlamak için daha da temizlenmiştir. Piramitlerdeki ses ve ışık gösterilerini izleyen ziyaretçileri ağırlamak için yapılan geniş bir oturma alanı bulunmaktadır.

 

Sfenks’in önünde tanıtım levhasındaki yazılar:

4’ncü Hanedanlık döneminde (yaklaşık MÖ 2613-2494) doğrudan ana kayadan oyularak yapılan Büyük Sfenks, Mısır’ın devasa heykellerinin en eskisi olup, yaklaşık 72 m uzunluğunda ve 20 m yüksekliğinde, aynı zamanda en büyüğüdür.

Antik Mısır Sfenksleri, kralı aslan gövdesiyle temsil ederek gücünün açık bir göstergesidir.

Kanıtlar: Büyük Sfens’in Khafre’nin (yaklaşık MÖ 2558-2532) hükümdarlığı döneminde oyulduğunu göstermektedir.

Dikkatli arkeolojik araştırmalar ve mimari çalışmalar, Sfenks ile önündeki tapınak olan Sfenks Tapınağının Khafre’nin piramit kompleksiyle açık bir bağlantısı olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, Büyük Sfenks’in yüz özelliklerinin Khafre’nin heykelleriyle benzerlik gösterdiğini ortaya koyan analizlerle de desteklenmektedir.

Büyük Sfenks, antik Mısır döneminden beri binlerce yıldır gezginlerin ve kaşiflerin hayal gücünü cezbetmiştir.

18’nci Hanedanlık döneminde ( yaklaşık MÖ 1550-1295) güneş tanrısının bir tezahürü olarak görülmeye başlanmış ve “Ufukta Horus” anlamına gelen Horemakhet olarak adlandırılmıştır.

Thutmose VI ( MÖ yaklaşık 1400-1390) Sfenks’in ön pençeleri arasında “Rüya Dikilitaşı” adı verilen bir dikilitaş diktirmiştir. Bu dikilitaşta, henüz prens iken Sfenks’in gölgesinde uyuyakaldığını ve rüyasında Sfenks’in kendisine Horemakhet olarak göründüğünü, eğer Sfenks’i onarın ve üzerine doluşan kumları temizlerse kendisine Mısır Krallığını vereceğini söylediğini anlatır.

Sfenks Rüya Dikilitaşı

Rüya Dikilitaşı:

Sfenks’in pençeleri arasında, günümüzde “Rüya Dikilitaşı” olarak adlandırılan ve bir öykünün yazılı olduğu bir dikilitaş bulunmaktadır.

18’nci Hanedan dönemine ait bir öykü, IV Thutmosis’in boynuna kadar kumla kaplı Sfenks’in altında uyuyakaldığı zamanı anlatır. Thutmosis rüyasında Sfenks’in: kendisini kumdan kurtarırsa, Mısır Kralı olacağına dair söz verdiğini görür.

18’nci Hanedan döneminde, IV Thutmosis’in o zamanlar Sfenks’i temizletmiş olması muhtemeldir.

Ancak rüya hakkındaki hikayenin siyasi amaçlarla, kralın meşruiyetini kanıtlamaya yardımcı olacak şekilde eski bir propaganda öyküsü olarak uydurulmuş olması daha olasıdır.

Bu  tür bir hikaye, tanrılar tarafından veya bu durumda Sfenks’in kendisi tarafından belirlenen firavunun gücünü iddia ederek ve güvence altına alarak krallığının geçerliliğini destekleyebilir.

Sfenks Rüya Dikilitaşı

Evet, bu bilgilerden sonra Büyük Sfenks’i tanıtmaya devam edelim.

Sfenks, Nil nehrinin batı kıyısındadır ve doğuya bakar.

Vadideki Khafre Tapınağının yakınında, kendi nişinde Büyük Sfenks vardır.

Heykelin Khafre’nin cenaze yolunun yanında bulunması ve bazı mimari detaylar, Sfenks’in Khafre piramit kompleksinin ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektedir.

Firavun başlı olan bir aslanın bu devasa heykeli; sağlam kireçtaşından oyulmuş olup, Khafre’yi güneş tanrısı Horus’a adaklar sunan tanrı olarak temsil etmektedir.

18’nci hanedandan  beri Sfenks, Krallığın sembolü ve bir hac yeri olmuştur.

Pençeleri arasında, küçük bir şapel inşa edilmiştir.

 

Sfenks Heykelleri:

12’nci Hanedanın 2’nci yarısından itibaren, kraliçeler ve prenseslerin çoğu, kendilerine özel olarak adanmış bir sfenks istediler. Bu nedenle, kadın heykelleri de temsil edilmeye başlanmıştır. Bugüne kadar bulunan kadın heykellerinin en ünlüsü, Karnak kompleksinin doğu kesiminde, Aton tanrısına adanmış tapınağın yakınında bulunan Kraliçe Nefertiti heykelidir.

Ayrıca ilk Mısır sfenksinin 4’ncü Hanedandan Kraliçe II Hetepheres’i tasvir eden sfenks olduğu da varsayılmaktadır.

En büyük ve en ünlü Sfenks, 4’ncü Hanedanın hükümdarlarından biri olan Khafra tarafından yaptırılan, insan yüzlü ve aslan gövdeli heykeldir.

İnşa tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Büyük Sfenks’in başının ona ait olduğu düşünülmektedir.

 

 

Sayısal özellikleri:

Kireç taşından yapılan Sfenks, 72 m uzunluğunda, 6 m genişliğinde ve 20 m yüksekliktedir. Başın uzunluğu 10 m ve genişliği ise 4 m dir.

Bu ölçüler, onu tek bir taş bloktan oyulmuş, en büyük heykel yapmaktadır.

Kuzey tarafından bakıldığında, gövdenin başa oranı açıkça görülmektedir. Başın gövdeye oranla küçük olduğu izlenimi vermektedir.

Pençelerinin uzunluğu 15 m dir.

 

Sfenks’in görevi/yapılış amacı nedir

Giza Büyük Sfenks’i, piramitleri korumak için inşa edilmiştir ve ağzında şu yazıt bulunur. “Mezarınızı çevreleyen şapeli koruyorum. Ölüm odanızı koruyorum. İzinsiz girenleri uzak tutuyorum. Düşmanları yere seriyorum ve silahlarını da onlarla birlikte yok ediyorum. Kötüleri türbenin şapelinden kovuyorum. Düşmanlarınızı saklandıkları yerlerde de yok ediyorum. Onları öyle bir şekilde engelliyorum ki, artık dışarı çıkartmıyorum.”

Bu koruma görevi kolayca anlaşılabilir. Çünkü Mısırlılar için aslan, kutsal yerlerin ve yeraltı dünyasının koruyucusudur ve imgesi Aton tanrısıyla ilişkilendirilir.

 

Sfenksin Burnu ve sakalı:

Çoğu teoride bunun sorumlusu olarak Napolyon gösterilmektedir. Ancak Napolyon’un doğumundan önce bir kaşif tarafından yapılan çizimlerin bulunmasıyla, bu hipotez çürütülmüştür.

Sfenks’in sakalı da kırıktır. Sakalın bazı parçaları, günümüzde Londra British Museum da sergilenmektedir.

1988 yılında, Sfenks’e hayranlıkla bakan bazı  turistler, Sfenks’in sağ omuzundan aniden  iki büyük taş bloğunun kopup önlerinde toz bulutu içinde yere düşmesiyle şaşkına dönmüşlerdir.

 

Genel Özellikleri:

Antik dönemde başlangıçta Mısır Sfenksi, parlak renklerde boyanmıştı.

Ancak erozyon, antik yapıların en büyük doğal düşmanlarından biri olduğu için renkler artık renkler algılanmıyor.

Heykelin korunmasına yardımcı olan en büyük etken ise, yıllarca kumun altında gömülü kalmasıdır. Başka bir teori daha var. Erozyonun kumdan değil, sudan kaynaklanmış olmasıdır. Bazıları, yüzyıllar önce Mısır’daki iklimin tamamen farklı olduğunu doğrulamaktadır.

Evet çöl arazisinin sürekli değişmesi nedeniyle, Sfenks’in gövdesi son birkaç bin yıldır birkaç kez kuma gömülmüştür. En son 1905 yılında kumlar temizlenerek Sfenks’in tamamının büyüklüğü ve güzelliği ortaya çıkarılmıştır.

Giza güneş teknesi

 

GÜNEŞ TEKNESİ;

Keops piramidinin güneyindedir. Çünkü ilk keşfedildiği yer burasıdır.

Muhtemelen MÖ 2500 civarında, kimliği belirsiz marangozlar tarafından Firavun Keops’un şerefine inşa edilmiştir.

Güneş teknelerinin tarihi ve işlevi, tam olarak bilinmemekle birlikte, bu teknelerin güneşin gökyüzündeki hareketiyle yaşam ve ölüm döngüsünü sembolize eden ritüel araçlar olduğu bilinmektedir. Ancak bu tekne, sadece sembolik bir anlam taşımakla kalmıyor. Su üzerinde kullanıldığına dair işaretler içeriyor ve cenaze teknesinin, krallığın başkenti Memphis şehrinde,  ölen firavununun mumyalanmış cesedini Nil nehri üzerinden Giza nekrapolüne taşımış olması veya Keops’un kutsal yerleri ziyaret etmek için bir haç teknesi olarak kullanılmış olması ve bu nedenle, ölümünden sonraki yaşamında da kullanabilmesi için mezarının yanına gömülmüş olması da mümkündür.

Giza güneş teknesi

Çeşitli uzmanlara göre, bu güneş enerjili tekne, denizin dalgalarını aşmasını sağlayan, yükseltilmiş bir burun yapısına sahip, açık deniz araçlarının özelliklerini taşıyor.

Güneş teknesi, 1954 yılında Kamal El-Mallah tarafından Keops piramidinin güney tarafında yapılan kazılarda bulundu. Sedir ağacından yapılmış olan  tekne, 1224 parçaya ayrıldı ve bu sayede yeniden bir araya getirilmesi mümkün oldu.

Yeniden yapım çalışmaları, teknenin bulunduğu aynı yerde 10 yıldan fazla sürdü. 1982 yılında, tekne özellikle onu barındırmak için inşa edilmiş ve boyutlarına göre uyarlanmış bir müzede sergilenmeye başladı.

Teknenin uzunluğu 43.4 m, genişliği 5.6 m ve derinliği 1.5 m dir.

Müze, teknenin restore edildiği yerle aynı konumda bulunmaktadır. Müze, içindeki hazineyi korumak için sıkı bir nem kontrolü uygulamaktadır.

Bu güneş teknesi, Keops piramidinin etrafına gömülmüş, 5 tekneden sadece biridir ve şimdiye kadar Kefren piramidinin yakınlarında 5 tane daha keşfedilmiştir.