Yunanistan Samos adası-Sisam adası

samos.genel.1
Yunanistan Samos adası-Sisam adası

Yunanistan Samos adası-Sisam adası; Kuşadası-Samos adası arasında feribot seferleri düzenleniyor.

Bu seferler ile, yaklaşık 1.5 saatlik bir yolculuktan sonra Samos adasına ulaşıyorsunuz.

samos.genel.2
Yunanistan Samos adası- Sisam adası Genel Özellikleri

GENEL ÖZELLİKLERİ

Türkiye’ye en yakın olan Samos adası, Yunanistan’ın on iki adaları içinde; en büyük, en güzel ve en turistik adalarından biridir. Hoş, sessiz, harika koyları ve plajları ile doğal güzellikleri şaşırtıcıdır. Ada’da; Samos Üniversitesi ve katedral büyüklüğünde bir kilise bulunuyor.

Asma, zeytin bahçeleri ve çam ormanlarıyla, Anadolu kıyılarından yalnızca 3 km. uzaklıkta bulunan bir ada. İnanılır gibi değil, ama Kuşadası’nın hemen karşısında. Davutlar Dilek Yarımadası Milli Parkın çok yakınında. Adanın bizde bilinen adı: Sisam adası.

Ada: MÖ.5’nci yüzyıldaki altın çağından bu yana: Ege tarihin de arka planda kalmıştır. Günümüzde ise, ziyarete gelen turistler sayesinde: popülerliği artmakta ve tatil olanakları genişlemektedir.

samos.genel.3
Yunanistan Samos adası-Sisam adası Ne Satın alınır

NE SATIN ALINIR

Adını matematikteki Pisagor Üçgeninden bildiğimiz, antik çağın önemli filozof, matematikçi ve müzisyeni: Pisagor, Samoslu idi. Adada, bütün hediyelik eşya satıcılarında satılan Pisagor Bardağına, içindeki çizgiyi aşacak miktarda sıvı koyduğunuz anda, özel bir sistem sayesinde, tüm sıvı bardaktan boşalıyor.

Söylenene göre: bardak, Pisagor tarafından her kesin eşit miktarda şarap içmesi için icat edilmiş. Buna ek olarak, Ada’da yetişen muskat üzümlerinden yapılmış şarapların bizim misket şaraplarımızla yarışabilecek kadar lezzetli olduğunu eklemeliyim. Tadı, aroması ve rengiyle ünlü: tatlı Samos şarabı alabilirsiniz.

samos.genel.4.restoran
Yunanistan Samos adası-Sisam adası Ne Yenir

NE YENİR

Samos restoranlarındaki yemekler, size ev hasreti çektirmeyecek kadar tanıdık gelecekler. Mezedes, dolmades, keftedes, homous, tzatziki, spanakopita, tarama, moussakka, loukoumades. Bu arada: frappe yani soğuk ve buzlu köpüklü kahve deneyebilirsiniz. Yalnız: adada, dikkat yemek saatleri biraz farklı. Öğlen yemeğini, saat: 17.00 civarında ve akşam yemeğini 23.00 civarında yiyorlar.

GECE HAYATI


Somos: nispeten daha sakindir. Burada: Yunan müziği dinleyerek, ouzo ve Samos şarabı tüketilen taverna-restoran tarzı mekanlar ve birçok eğlenceli barlarda, akşamlarınızı geçirebilirsiniz.

samos.genel.en başa.
Yunanistan Samos adası-Sisam adası Gezi

GEZİ

Asıl kasaba olan: Vahti, yani Samos Kasabası, adanın kuzeybatı kıyısında, korunaklı bir limanda bulunuyor. Şehir, bu limanın bulunduğu koyun çevresinde, amfi tiyatro şeklinde inşa edilmiş. Kuşadası’ndan gelen feribotlar, buraya yanaşıyorlar.

Ege bölgesine has renkleriyle yapılmış evleri: kıyı şeridinde son derece güzel kumsalları, ziyaretçilere, hoş izlenimler bırakıyor. Koyun gerisinde: yumuşak tepelerde, dar pencereleri ve ahşap balkonlarıyla karakteristik eski evler, geçmiş dönemi canlandırıyor.

Turistler için, dostça bir atmosfere ve 4.5 metre boyunda dev bir antik Yunan “kouros” heykelinin sergilendiği güzel bir “Arkeoloji Müzesi” var. Vathy ile Pythagorio kasabası arasındaki bölgede yer alan Mytlini köyünde ise, Paleontoloji Müzesi ver ve içindeki 10 milyon yıl öncesinden kalan hayvan fosilleri görülmeye değer.

Adanın güneydoğu kısmında : daha küçük bir kasaba olan “Pithagorio” var. Antik başkent: yani antik Samos, burada kurulu imiş. Vahthy’den 14 km. uzaklıkta. Kasabanın ismi: burada doğan, antik çağın ünlü matematikçisi Pisagor’dan geliyor.

Samos’luların: Ege’de önemli bir deniz gücü oldukları dönemde yani MÖ.7’nci yüzyılda, ada önemli bir güç merkezi durumundaydı. MÖ.538 yılında ise, acımasız bir lider olan Polykrates başa geçti. Ticaret ve korsanlık yaparak, büyük bir servet biriktiren Polykrates: kapsamlı bir yenilenme programı ile hikayeci Aisopos ve matematikçi Pythagoras gibi alimleri, kendisine çeken bir saray yaptırdı.

samos.genel.6.deniz.başa
Yunanistan Samos adası-Sisam adası

Samos adası

Bu kent, Heraion’un 6.5 km doğusunda, modern, modern Pithagorion’un (Tiganion) yerindeydi. 

Tiran Polykrates’in saltanatında (MÖ 538-522) güçlü ekonomisi ve etkili filosuyla bölgesel bir güçtü.

Refahını önemli bir hac mekanı olan Heraion’un yanı sıra, bereketli toprakları ve ünlü şarabına da borçluydu. 

Kentin kendisi de yoğun bir yenilenme döneminden geçti.

Çoğu artık kaybolmuş olmakla birlikte, ziyaretçiler hala genel düzeni görebilirler.

Kentin odak noktası limanıydı, ancak ticari ve askeri işlevlere sahip rıhtımları kaybolmuştur. 

Polykrates’in Akropolis üzerinde kente hakim bir noktada bulunan sarayı da kayıptır. 

Ne var ki, 6.7 km uzunluğundaki tahkimat duvarları, kapıları ve kuleleriyle hala ayaktadır. 

Polykratos’un inşaat projesinin en ünlüsü olan Eupalinos Tünelinin çoğu boyunca yürümek bile mümkündür. 

Kente adanın içlerindeki bir kaynaktan su getiren bir su kemerinin parçası olan 1 km uzunluğundaki tünel, kasabanın arkasındaki dağın içinden delinmişti. 

Tünel çalışmaları aynı anda iki uçtan birden başlamış ve iki parça sonunda ufak bir hata payıyla birbirine kavuşmuştu.

O dönem için benzersiz olan bu mühendislik harikası, Megaralı Eupalinos yönetiminde gerçekleştirilmişti.

Tahkimatlar, güvenceye alınmış su kaynağı ve filo, Polykrates’in Sisam’ı Perslerden koruma çabalarıydı.

Ama bu önlemler sonunda yetersiz kalacaktı, MÖ 519’da Polykrates’in ölümünden sonra Persler kenti ele geçirdi. 

Günümüzde, Polykrates şehrinin güzel rıhtımı ve kale kalıntıları görülmeye değer. Buranın tertemiz sularında yüzüp güneşlenmek, geleneksel iş ve ürünlerle uğraşan konuksever insanlarla tanışmak ve gece hayatını sonsuz yaşamak isteyenler için eşsiz bir yer.

Polykrates döneminden kalan tek kanıt: antik yapılar arasında, hala ayakta duran, günümüzde güçlendirilmiş olan dev mendirek. Çevredeki kırsal bölgede, iki büyük planın izleri daha görülüyor.

Batıda; havaalanının ilerisinde “Hera Tapınağı”nın, yani Heraion’un kalıntıları var.
SİSAM HERAİON:

Mimarlar Rhoikos ile Theodoros, MÖ 7’nci yüzyıl tapınağının üstüne üçüncü büyük Hera Tapınağını inşa ettiler. 

Yunanistan’ın ilk dönemlerinde ünlü örneklerden biri, Sisam Heraion’u adı verilen, Sisam adasında tanrıça Hera’ya adanmış tapınaktır. 

Anadolu’nun ana karasına çok yakın olan Sisam adası, İonya’nın önemli bir parçasıydı.

Heraion’un eski ve kalıcı ünü bunu sağlamıştı.

Tapınak, Sisam’ın güney kıyısında, klasik antik çağda adanan başkenti olan Sisam kentinden (modern Pythagorio) 6.5 km uzaklıktaki bir ovanın batı ucunda yer alır. 

Aslında kasabayla tapınak, kutsal yol adı verilen özel bir yolla bağlıydılar.

Bu mekanın kullanımı tunç çağına dayanır, ama demir çağından önce kutsal olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor. 

Efsane:

Hera, burada bir tür söğüt olan bir lygos ağacının (hayat ağacı) altında doğmuştur. 

Ayrıca tanrıçayı simgeleyen en eski kutsal nesne olan tuhaf biçimli bir tahta yakınlarda bir kumsalda bulunmuştur.

Dolayısıyla kutsal nesnenin korunması ve Hera kültünün yerleşmesi için bu bölge seçilmiştir.

Dini yılın en önemli olayı Yunan tanrılarını yöneten Zeus ve Hera çiftinin kutsal evliliğinin kutsanmasıydı.

Bir başka festivalde ise, külte ait imge, deniz yanında, İmbrassos deresinin beslediği bir havuzda yıkanır, üzerine Sisamlı kadınlarca dikilmiş yeni bir cüppe giydirilir ve nikah gününe kadar bekaretini tekrar kazanması için iplerle ( ya da dallarla) Lygos ağacına bağlanırdı.

 

Dev boyutlu adak heykeli:

Heraion’da MÖ 580 tarihli, Hera’ya adanan ilk anıtsal tapınağın tamamlanışından kısa süre önce yapılmış ve özellikle iyi korunarak günümüze ulaşmıştır. 

Kalçasındaki yazıttan bu heykelin Rheisalı İsches (Rhesialı adadaki bir kabile veya bölge olabilir) tarafından adandığı öğrenilmiştir. Sisam’ın yerel siyah damarlı mermerinden yapıla ve 4.73 metre boyutundaki bu dev heykel, kendisini adayanın ve ailesinin itibarının bir simgesi olarak Kutsal Yol üzerinde duruyordu. 

 

Tapınağın mimarisi-özellikleri:

Yunan tapınaklarında her zaman olduğu üzere, ibadetin odağını dışarıdaki sunak oluşturuyordu. 

Alman arkeologlar, MÖ 10 ve 7’nci yüzyıllar arasında, yedi eski versiyon buldular.

Hera’nın kült imgesi halinde bulunduğu ilk tapınağı, ilk sunaktan uzun yıllar sonra, bir ihtimal MÖ 8’nci yüzyıl başlarında yapılmıştı.

Zamanında, dünyanın en büyük tapınağı olması planlanan bu yer, hiçbir zaman tamamlanamamıştı.

Eğer Selçuk ilçemizdeki Artemis Tapınağı yapılmamış olsaydı, ana tanrıça Hera için yapılmış olan bu tapınak, dev boyutuyla, dünyanın yedi harikasından biri olacakmış. Ancak Efesliler, kendi tapınaklarının ölçüsünü biraz daha zorlayarak, boyut olarak da gösteriş olarak da komşuları Samosluların bu görkemli tapınaklarını geçmişler.

Ne var ki, bugün her iki tapınağın durumu da birbirinden farklı değildir. Yani, ziyaretçiler, ayağa kaldırılmış tek sütun, çevresindeki tanrıça heykelleri ve zemin kalıntılarından, tapınağın bir zamanlar nasıl etkileyici olduğunu hayal etmeleri gerekiyor. Çevrede, bir Roma hamamı, başka tapınaklar ve antik yerleşimden kalan diğer kalıntıları görmek mümkün.

Evet, şimdi Samos Hera Tapınağı hakkındaki ayrıntılı bilgiler:

Tapınağın halihazırda mevcut güneydoğuya bakan sunağa dönük olmayıp, Yunan tapınakları için standart hale gelecek şekilde, girişi doğudan olmak üzere bir doğu-batı ekseninde durması da ilgi çekicidir. 

Olağanüstü derecede uzun ve dar, yaklaşık 33 x 6.5 metre boyutlu yapı, taş temeller üzerine kerpiçten yapılmıştır. 

Girişi, üç in antis (bir çift duvarın ucu arasında dizili) sütun vardır. 

Orta sütunun arkasında taş kaideler üzerinde yükselen 12 veya 13 adet sütun, tek sıra halinde holün arkasına dek uzanıyordu. Bu sütunlar, çatının enine kirişlerini taşıyordu.

Kült imgesinin durduğu bir taş kaidenin hemen önünde biten bu sütun sırası, kült imgesinin görülmesini engelliyordu. Daha sonraki tapınaklarda bunan aksine tanrı veya tanrıçanın heykeli, en iyi görünecek şekilde, önü açık olarak yerleştirilecekti. 

Buradaki bu erken deneysel tapınakta, yapanların ana kaygısı, sadece tanrıçaya başının üzerinde sağlam bir çatı sağlamak olmalı. Bir ihtimal 8’nci yüzyılın sonlarına doğru tapınakta düzenleme yapılırken, tapınağın dışı boyunca bir prestil yani üstü kapalı kolonad eklenmişti.

Dışarıdaki kolonadlar Yunan tapınak mimarisinin bir alameti fabrikası haline gelecekti. Ama sütunların dizilimi, henüz daha sonraki dönemlerdeki düzenliliğe ulaşmamıştı. Ön yanda, orta sütun içindeki sıranın önünde olmak üzere 7, arka cephede ise 6 ve yanlarda 25 sütun vardı. 

MÖ 7’nci yüzyılın başlarında tapınak tekrar inşa edilmiştir. Bu ikinci tapınak, hala uzun ve dardı, ama önemli değişiklikler söz konusuydu. Merkezi sütun sırası ortadan kalkmış ve cella’nın dibindeki heykelin önü açılmıştı. 

Çatı kirişlerine, iç duvarlar boyunca uzanan basamaklar üzerindeki ahşap direklerle ek destek sağlanmış olabilir. Dışarıdaki kolonaddaki sütunların sayısı, artık önde ve arkada 6, uzun yanlar boyunca ise 18 idi. Altı sütundan oluşan ikinci bir sıra ile ön cepheye vurgu yapılmıştır.

Sunak ve tapınağa ek olarak, MÖ 7’nci yüzyıl tapınağı, bir formel giriş veya propile, kült imgesinin yakınması için, içi taş döşeli bir havza ve denize dökülen Imbrassos deresinin yanında, temenosun güneybatı sınırını meydana getiren uzun bir stoda dan oluşuyordu.

Bir çatı ve arka duvara sahip kolonadlı veya gelişmiş versiyonlarla arkada odalar bulunan bir sundurma olan stoa Yunan mimarisinin ayırıcı biçimlerinden biri haline gelecek ve sıkça tapınaklarda ve agora, yani kent merkezlerinde mekanların sınırlarını çizmekte kullanılacaktı.

Kavurucu yaz güneşi veya kış yağmurlarından korunma sağlayan bu sığınakta ticari işler, mahkemeler ve toplumsal etkileşim gibi çeşitli faaliyetler gerçekleştirildi.

Sisam’daki stoa, bilinen en eski örneklerdendir.

MÖ 6’ncı yüzyılın ikinci çeyreğinde, Hera’ya İon tarzında devasa yeni bir tapınağın yapılmasıyla birlikte, gerçekleşen kapsamlı yeniden düzenlemelere dek tapınak bu haliyle kalacaktı.

Pithagorio’nun yukarılarındaki tepelerde, Polykrates’in zenginlik ve gücünün, belki de en şaşırtıcı örneği var. Bir tünel. Pithagorio’ya 3 km. uzaklıkta. Adadaki en dikkat çekici yer.

Kaynak suyunu: 1 km. ötedeki yerleşime getirebilmek için, antik Yunanlılar tarafından, 2500 yıl önce, dağın 9 metre altı oyularak yapılmış. Eupalinos Tüneli’ni görebilirsiniz, ama burası, kapalı alan korkusu olanlar için pek uygun değil, girmemek gerek.

samos.genel.7.deniz.güzel.
Yunanistan Samos adası-Sisam adası

Bu arada: denize girmeyi düşünürseniz, Mykali Beach’e gidebilirsiniz. Burası: geniş bir plaj. Kum değil, ama rahat yürünebilen çakıl taşlı ve deniz de çakıl taşlı. Ayrıca: Klima Beach önerebilirim. Plaj dışında: merkezde, çok sempatik ve küçük dükkanlar var.

Her şey gerçek anlamda ucuz fakat kaliteli. Burada: güzel bir deniz ürünleri yemeği yemek için: Agios Nikolaus’u tercih edebilirsiniz. Burası bir balıkçı.

Bu balıkçının özelliği: genelde turistlerin değil de yerli Yunanlıların gittiği bir balıkçı olması. Deniz kıyısında, önünde kayalar olan bir yer. Jumbo karides muhteşem. Pazarlık yapmanız gerek.

Ana şehirden: 10 km. uzaklıkta, iki koy arasında:

Samos adasının en güzel turistik köylerinden biri olan: Kokkari var. Köyün: pitoresk rıhtımı görülmeye değer bir güzelliğe sahip.

Ziyaretçileri adeta bir mıknatıs gibi kendisine çekiyor. Bitki örtüsünün çok sık olduğu bu beldede, sahiller sonsuz, deniz tertemiz, barlar ve kafeler deniz üzerinde. Harika taverna ve kulüpleri ile adanın en canlı ve keyifli yeri. Su kayağı sevenler, burayı oldukça sık ziyaret ediyorlar.

İç kesimlerdeki küçük ve sapa köyler, kendilerine has özelliklerini korumuşlar. Bunların en güzelleri arasında: Kerkis Dağı’nın gölgesine sığınmış olan “Marathokambos” sayılabilir. Burası: eski renklerini koruyan köy ve beldelerle çevrili.

Kaldırım taşlı dar sokaklar, geleneksel kemerler, taş çeşmeler, güzel kiliseler, taştan inşa edilmiş evler ve geleneksel panayırların gerçekleştirildiği büyük meydanlar burada bulunuyor.

Etkileyici Kerkis Dağı

vahşi güzelliği, mağaraları ile yürüyüşler için çok elverişli bir yer.

Samos, özellikle batı bölgesindeki plajlarıyla, Ege’nin rüzgar sörfüne uygun dalgalara sahip. Ayrıca: adanın tek kumlu plajı olan Psili Amos; adanın batısında, bizim Dilek yarımadasının hemen karşısında.

Dilek yarımadası ile Psili Amosu arasındaki uzaklık en fazla, sanırım 1. km. Yani: İstanbul boğazı kadar bir uzaklık var. Hatta dikkatle bakıldığında veya dürbün ile seyredildiğinde, karşı taraf net olarak görülüyor. Burada da; deniz muhteşem güzel, zemini kum ve uzun süre sığ kalıyor.

Evet, adadaki son yer: sempatik Kokkari. Araç ile giderseniz, Kokkari girişinde aracınızı park edip, yürüyerek bu sempatik yeri keşfedin. Çok güzel düzenlenmiş bir yer. Pisagor’un kupalarını burada bulup satın alabilirsiniz.

Sahilde: dükkan ve kafelerin hepsinin ayrı birer tarzı var. Adaya geldiğinizde, konaklamak için burayı tercih etmenizde yarar var. Kokkari’nin en kötü yanı, kumsallarının sürekli rüzgarlı ve dalgalı olması. Güzel bir kumsal isterseniz: Kokkari’ye 5 km. uzaklıktaki lemonakia plajına gidebilirsiniz.

samos.genel.5.deniz.1
Yunanistan Samos adası-Sisam adası Lipsi adası

LİPSİ ADASI

Samosun hemen güneyinde bulunan bir ada. Samos ile bu ada arasında: tekne gezintileri düzenleniyor. Yaklaşık 700 kişinin yaşadığı bu küçük Yunan adasında: ada yerlileri, halen geleneksel bir yaşandı sürdürüyorlar.

Çiftçiler eşeklerle tarlalarda çalışıyorlar. Sakin bir ada. Adanın, tamamına yakını Patmos adasında bulunan St. John Manastırına ait. Bugün: beyaza boyalı mavi kubbeli küçük kiliselerin, adanın tepesinden sahile kadar, nokta nokta sıralandığı Lipsinin sahillerini irili-ufaklı bir çok koy, mağara, küçücük plajlar ve kristal kadar temiz bir denizin oluşturduğu göreceksiniz.

Evet: Lipsi adasına giderken, yanınızda mutlaka şinolker götürün ve denizin derinliklerini keşfedin. Öğlen ise, küçük bir Yunan tavernasında deniz ürünlerinden tadın.

Yunan adaları genel özellikleri hakkındaki yazım.

Yunan adaları gezi planı hakkındaki yazım.