İstanbul Vaniköy

vanikoy-genel-1
İstanbul Vaniköy

Boğaziçi’nin Anadolu yakasında, Çengelköy semtindeki Kuleli Askeri Lisesinden biraz ileridedir.

Bizans döneminde burası “Napzimakion” olarak bilinirdi. 6 yüzyılda: Bizans döneminin en büyük imparatorlarından olan İustinianus’un karısı imparatoriçe Teodora: bu bölgede İstanbul şehrinin fahişelerini yola getirmek için “Matonoia” isimli bu kadınlar manastırı yaptırmıştır. Çünkü öncesinde bir fahişedir ve fahişelerin sorunlarını iyi bilmektedir. Bu kadınların daha temiz bir yaşama davet edildikleri bu manastır hakkında sadece anlatılanlara dayanan çeşitli öyküler günümüze ulaşmıştır. Zaten: Boğaziçi’nin bu kıyılarında ve köylerinde, Bizans dönemine ait aslında hiçbir şey kalarak günümüze ulaşmamıştır.

Osmanlı döneminde; 17 yüzyılda burada: Sultan IV. Mehmet’in Şeyhülislamı ve çocuklarına hocalık yapmış olan Vani Efendi’nin geniş bahçeleri ve köşkünün bulunduğu bir köy vardır. Hatta: Vani Mehmet Efendinin kıyı boyunca 17 yalı yaptırdığı söylenir.

Çünkü burada bulunan Papaz Bahçesi, Sultan IV Mehmet tarafından, hünkar şeyhi Vani Efendiye verilir. Vani Efendinin ismi nedeniyle de yöreye “Vaniköy” ismi verilmiştir. Bu kişi, yani Vani Efendi: tasavvufçular tarafından pek sevilmez. Yobaz ve cani olarak nitelendirilir ve büyük bir kızgınlık duyulur, hatta kendilerine göre Vaniköy’ü lanetli olarak nitelendirirler.

Çünkü döneminde; devlet adamları ile sıkı ilişkilerine dayanarak, özellikle Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarını yok etmeye çalışmış, Mevlevi ayinlerini yasaklatmış, Kadızadeli tarikatını tek güç haline getirmiştir. Çünkü adamlarını ve halkı galeyana getirip: Melami, halveti ve Mevlevi tekkelerine saldırtmış, geleneksel toplumun mülk sahiplerine hücum ettirmiştir.

vanikoy-genel-2
İstanbul Vaniköy

 

Bir zamanların önce Hıristiyan sahte peygamberi ve sonrasında Müslüman olan ve Mehmet Aziz ismini alan ve “dönme” olarak nitelendirilen kişiyi, söylenenlere göre Vani Efendi Müslüman yapmıştır. Gelelim sonuna: Vani Mehmet Efendi: Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ile birlikte “Ordu Şeyhi” olarak Viyana seferine katıldı. Kuşatma başarısız olunca, Merzifonlu idam edildi ve Vani Mehmet Efendi ise, Bursa’ya sürgüne gönderildi ve orada öldü.

Kanuni: Sultan olmadan önce, şehzade iken, taht entrikaları yüzünden, babası Yavuz Sultan Selim’in adamlarından kaçarak: bu köşke saklanmış ve burada 3 yıl yaşamıştır.

Vaniköy’ün Osmanlı dönemine ait bir özelliği de: buranın yeniçerilerin Sakson adı verilen av köpeklerini yetiştirdikleri bir bölge olmasıdır.

vanikoy-camii-1
İstanbul Vaniköy Mescidi-Camii

Vaniköy Mescidi-Camii

Vaniköy’deki ilk iskan faaliyetleri 1665-1666 yılları arasında, burada Vaniköy Mescidi yapılmasıyla başlar. Yapı: Sultan IV Mehmet’in hünkar şeyhi olan Vani Mehmet Efendi tarafından yaptırılmıştır. Yapılışından 180 yıl sonra, Sultan I. Mahmut, buraya bir hünkar mahfili ekletir ve av sonrasında burada dinlenir ve Cuma namazını kılarmış.

Farklı bir mimarisi olan bu ahşap mescit: çeşitli onarımlarla varlığını günümüze kadar sürdürmeyi başarmıştır. Kırmızı, tek şerefeli minaresi, kagir zemine oturtulmuş ve betonarmedir, kırmızı renk nedeniyle çok uzaklardan seçilir. Deniz tarafında bir duvar çeşmesi vardır. Koru tarafı ise yüksek sütunlarla sundurma şeklinde yapılmıştır.

Caminin bir yanı boğaz ve diğer yanı yemyeşil bir tepeye bakmaktadır ve iki yanı, yalılarla çevrilidir. Caminin boğaza bakan tarafındaki çınar ağacına dikkat edin, bu ağaç cami yapılırken buraya dikilmiş, yani yaklaşık 350 yıllıktır.

mahmut-nedim-pasa-yalisi-1
İstanbul Vaniköy Mahmut Nedim Paşa Yalısı

Mahmut Nedim Paşa Yalısı

Yalı: 1850 yılı yapımıdır. Osmanlının Viyana Büyükelçisi Mahmut Nedim Paşa, Viyana ve Prag şehirlerindeki yapılardan etkilenerek, bu yalıyı yaptırırken bir de kule ekletmiştir. Paşa: Rus yanlısı politikaları ile bilinir ve “Nedimof” olarak da adlandırılırdı. Sadrazam olduğu dönemde, Rus Elçisi İgnatiyev ile yakın ilişki kurdu. En büyük özelliği ise, padişahın yetkilerini arttırması ve basına sansür koymasıyla ortaya çıktı ve halk tarafından büyük nefret duyulan bir kişi olarak bilindi.

Bu piramidal külahlı kulenin her katında bir oda vardır ve bu garip külahlı kule ile esas yalı, mimari olarak aslında birbirine yabancı kalmaktadır.

12 odalı yalı, tarihi geçmişinde bir dönem hemşire okulu olarak kullanılmıştır. Çünkü Paşanın çocukları tarafından Kızılay’a bağışlanmış ve II. Dünya Savaşı sırasında hemşirelik okulu olarak kullanılmıştır. Buradan yetişen hemşireler: ülkenin birçok yerine gönderilmiştir. Uzun yıllar hemşire okulu olarak kullanılan yalı, zamanla Kızılay’ın ilgisizliği nedeniyle harap oldu ve bağışlayanların istekleri unutularak ilk olarak 1996 yılında satışa çıkarıldı. Ama yalının geçmişindeki en büyük olaylar: 3 kez yanarak kül olmasıyla yaşanmıştır. Bu yüzden, özgünlüğünü yitirmiştir.

İstanbul Çengelköy tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Boğaziçi Anadolu yakası gezi planı hakkındaki yazım için.

İstanbul Cihannüma

cihannuma-2
İstanbul Cihannüma

Mahalle, Bahçeşehir Üniversitesinden yukarı doğru, Barbaros Bulvarı üzerinden ilerler, Yıldız Sarayını içine almaz. Tarihi çeşmeleri ve camileriyle tanınır.

suleyman-aga-camisi-2
İstanbul Cihannüma Hazinedarbaşı Cami-Serhazin Süleyman Ağa Camii-Amberağa Camii

 

Hazinedarbaşı Cami-Serhazin Süleyman Ağa Cami-Amberağa Cami

Serencebey yokuşundadır. Apartmanlar arasında sıkışıp kalmıştır.

Caminin girişindeki tabelaya göre: 1701-1703 yılları arasında yapılmıştır. Sultan II. Mustafa döneminde sarayın hazinedar başı olan Süleyman Ağa tarafından yaptırılmıştır. Mimarı bilinmemektedir.

Külliye: mescit, hamam, Sıbyan mektebi ve bir çeşmeden oluşuyordu. Süleyman Ağa: mescidin yanındaki hazirede gömülüdür. Çeşme günümüzde yaklaşık bir metre kadar zemin altında kalmıştır. İlk yapım tarihi bilinmemekle birlikte, Kitabesine göre: Sultan II. Mahmut döneminde yani 1808 yılında, Amber Ağa tarafından tamir ettirildiği bilinmektedir.

amber-aga-cesmesi-1
İstanbul Cihannüma

Mescit: 1860 yılında Dursu Saaadet Ağası Amber ağa tarafından yenilenmiştir. Bu yüzden “Amber Ağa Camisi” olarak da bilinir.

Yapı: düzgün olmayan bir plandadır. Kiremit örtülü ahşap çatılı ve kagir duvarlıdır. Kadınlar mahfili: tahta bölmelerle ayrılmış olup son cemaat yerinden ahşap bir merdivenle ulaşılır. Kesme taştan yapılmış minare: klasik ögeler taşır.

Avlu duvarının üzerindeki çeşme, Süleyman Ağa tarafından yaptırılmıştır. Ancak, Süleyman Ağa tarafından yaptırılan hamam ve Sıbyan mektebi, zaman içinde yok olmuştur.

Cihannüma Panayia Rum Ortodoks Kilisesi

Çırağan caddesindedir.

Bu kiliseye, Patrikhane Listesinde “Cihannüma” yani “Tüm dünyayı gösteren, manzaralı” sanı verilmiştir, ancak bunun sebebi bilinmemektedir. Kilise 1669 yılı yapımıdır. Hz Meryem’in doğumuna adanmıştır.

18 yüzyıl sonunda, bu yörede bulunan iki Rum kilisesinden biri olarak kayıtlarda görülür. Ancak günümüzdeki kilise, kitabesine göre: 21 Ocak 1830 yılında tersane işçileri tarafından yapılmış ve kullanılmıştır. Yunanistan’dan gelen rahipler, bu kilisede ayin yaparlar.

Çırağan caddesinde, caddeye dik bir merdivenle bağlanan küçük bir avludadır. Avlu duvar ve yapılarla çevrilidir. Kilise, avlunun kuzeyinde, doğu-batı doğrultusunda, kuzeyden güneye daralan yamuk planda inşa edilmiştir. Doğu cephesi caddeye açıktır. Dıştan sıvalı olan binayı: ikiyüzlü kırma çatı örter. Doğu cephede: tek pencereli apsis yarım yuvarlak çıkıntı yapar. Bu çıkıntıyı, yarım konik çatı örter. Yapının yüksekliği 8 metredir. Apsis yarım kubbesi, çok güzel bir “Meryem Ana” tasviriyle süslüdür.

Kiliseye, sonradan eklenmiş, dikdörtgen planlı kapıdan girilir. Bölümün batısında: Paraskevi Ayazması vardır.

İkona Panosu: İkonostasis beyaz boyalı tahtadandır. Panoda göz alıcı, delik işi tekniğinde motifler, silmeler, bezeme kuşakları, bezemeli panolar, değişik renkte aplike motifler görülür. Üstte küçük çerçevede: Kutsal Kitaptan sahneler, alttaki büyük çerçevelerde Hz Meryem’in doğumu, Hz Meryem ve çocuk İsa, Hz. İsa, İoannes Prodromos ikonları vardır.

cihannuma-kosku-1
İstanbul Cihannüma Yıldız Sarayı Cihannüma Köşkü

 

Yıldız Sarayı Cihannüma Köşkü

Yıldız Sarayı müze kompleksi içindedir. Yıldız Sarayının doğuya bakan yönünde, Şale köşkünden başlayıp Cihannüma kasrına kadar uzanan havuzun kenarındadır. Sultan II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır.

Köşk: Marmara, Haliç ve Boğazı gören geniş bir perspektife sahip olduğu için bu ismi yani Cihannüma ismini almıştır. Osmanlı döneminde Yıldız Sarayı yapılırken, seyir ve dinlenme köşkü olarak düzenlenmiştir.

Sultan II. Abdülhamit, bu köşkün üst katını, dürbünle, İstanbul ve Boğazı izlemek için kullanmıştır. Ancak: ahşap yapı ve süsleme elemanları bakımından Yıldız Sarayının en önemli yapılarından birisidir. Kasrın ahşap dış cephesi, 2005 yılında restore edilmiştir.

İstanbul günlük gezi planı hakkındaki yazım için.