Hırvatistan Split

Hırvatistan Split

İsmi: İtalyanca “Spalato” dur. Dünyanın en güzel şehri ve Akdeniz’in çiçeği olarak da bilinir. Hatta: birçok ünlü Hırvat sporcunun Split doğumlu olması nedeniyle, şehre “Dünyanın en sportif şehri” de denilir.

Bu kentin başlıca sembolü: Dalmaçyalı cinsi köpek ve eşektir.

Hırvatistan Split

ULAŞIM

Split havaalanı, Zagreb havaalanından sonra, Hırvat ülkesinin en ünlü ikinci havaalanıdır. Havaalanı, şehir merkezine 25 km. uzaklıktadır. Havaalanı ile şehir merkezi arasında çalışan otobüslerin ücreti: 30 kn.dur. Pleso Taşımacılık tarafından bu servis hizmeti verilmektedir.

TARİHİ

Şehirdeki ilk yerleşimcilerin, 3 ve 4’ncü yüzyıllar arasında, Romalılar olduğu biliniyor.

Günümüzde, Split şehrinden 5 km. uzakta, Solin denilen yerde: 295 yılında, Roma İmparatoru Dicletianus; emekliliğini geçirmek üzere, burada büyük bir saray yaptırır.

Bu muhteşem büyük sarayın yapımı: on yıllar alır ve 313 yılında ölünceye kadar, kendisi bu sarayda yaşar. Ölümünden sonra ise: birçok Romalı aristokrat, sarayda yaşamaya devam eder. Hatta: saray, 6’ncı yüzyıla gelindiğinde, bir sığınak olarak kullanılmaya devam eder.
7’nci yüzyıla gelindiğinde ise, saray terk edilir.

11’nci yüzyıla gelindiğinde ise: saray çevresindeki alanlar önemli ölçüde büyür. 1420 yılında, şehir, Venedikliler tarafından ele geçirilir. 1797 yılında ise, bu kez Avusturyalılar egemenliği ele geçirirler.

1941 yılında bu kez, İtalyan işgali görülür. Dünya Savaşından sonra Yugoslavya’nın bir parçası olan şehir; 1991 yılındaki iç savaştan fazla zarar görmez. Çünkü: bölünmüş Yugoslav Deniz Kuvvetleri güçleri şehirde konuşlanmıştır.

Hırvatistan Split

GENEL

Hırvatistan ülkesinin ikinci büyük şehridir. Nüfus, burada yaklaşık 200 bin kişinin üzerindedir. Adriyatik denizi kıyısında, ülkenin en büyük şehridir. Dalmaçya bölgesinin idari merkezidir.

Hırvatların en büyük özelliklerinin başında, tarihi yerleri korumaya almamaları ve kullanıma açmaları geliyor. Özellikle, bu şehirde, hiçbir tarihi bina, kullanım dışı tutulmuyor. Hatta, yörenin insanı, bunları önemli bir gelir kapısı olarak görüyor.

Hırvatistan Split

Split Üniversitesi: 1974 yılında kurulmuş olup, günümüzde şehirde 12 fakültede, 26 bin öğrenci eğitim görmektedir.

Şehirdeki: Brodosplit tersanesi ise, Hırvatistan ülkesinin en büyüğüdür. Tersanede, yaklaşık 4000 kişi çalışmaktadır. Burada yapılan birçok tanker, konteyner gemisi, yük gemileri, denizaltılar, devriye botları, yolcu gemilerinin büyük bölümü ülke dışına ihraç edilmektedir.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM

Şehir içi toplu taşıma hizmeti: Promet AŞ isimli bir firma tarafından verilmektedir. Şehirdeki otobüslerin çoğu yeni olmasına rağmen, birçoğu eski ve harap durumdadır. Biletler: büfelerden veya otobüs şoförlerinden satın alınıyor. Ancak, otobüsten sadece tek seferlik otobüs bileti satın alabilirsiniz.

Tek seferlik otobüs bileti: 10 kn. Bunu büfeden satın alırsanız: 8 kn. İki yolculuk için otobüs bileti: 16 kn. Bir aylık kullanılabilen, sınırsız otobüs bileti ise: 260 kn. dur. Otobüse bindiğinizde, sarı makineye biletinizi okutmalı ve doğrulama için sürücüye vermelisiniz.

Split Soparnik

NE YENİR

Şehirde, yerel lezzetlerden tatmak isterseniz: “Soparnik” tatmalısınız. Bu: sebze ile doldurulmuş ve ateşte pişirilmiş bir tür hamur yemeğidir. Üstüne: zeytinyağı ve sarımsak ilave ediliyor.

Split Red Room

GECE HAYATI

Şehirdeki gece hayatı nispeten renklidir. Özellikle: Diocletian sarayı yakınlarındaki “Red Room” denilen mekanı önerebilirim. Dosud caddesindeki “Academia Ghetto Club” da önerilebilecek güzel bir yer.

Bunların dışında ise: şehirde, gece hayatının en ünlü noktaları, şunlardır:
O’Hara: Burası, iki katlı, rock ve pop müzik ağırlıklı bir gece kulübüdür.

Vanilla Club: Yüzme havuzu da bulunan, yabancı pop müziklerinin çalındığı bir yer olarak önem kazanıyor.
Hemingway Bar: Son derece süslü bir kulüp olarak öne çıkmaktadır.

NEREDE KALINIR

Şehirde, kalınabilecek başlıca oteller şunlardır:
Adria Hostel: Split ile Omis arasındaki sahil yolundadır. Şehir merkezine 12 km. uzaklıktadır. Buradaki yatak fiyatları: 15-25 Euro arasındadır.
Al Place Hostel: Burası: Petra Kruzica bölgesindedir. Büyük bir hosteldir.
Old Town Hostel: Dominisova bölgesindedir.

Bunların dışında, özellikle otobüs ile şehre ulaştığınızda, otobüs terminalinde, evinin bir bölümünü şehre gelen turistlere kiraya verenlerle karşılaşacaksınız, bunları değerlendirebilirsiniz.

NE SATIN ALINIR

Şehirde: güzel çiçekler ve ev yapımı Hırvat rakısı satılan kent pazarı var. Hemen duvarların dışındadır. Bunun dışında: şehirde, bolca ayakkabı ve gözlük satılan mağaza-dükkan var. Özellikle: ayakkabı mağazaları aşırı miktarda bulunuyor.

Ayrıca: buradan el yapımı İtalyan deri çantalar, takılar ve kravat bulup satın alabilirsiniz. El yapımı, yalnızca giyecek ve süs eşyaları ile sınırlı değil. Ayrıca: kaliteli şaraplar, preslenmiş zeytinyağları ve daha birçok el yapımı hediyelik eşya bulup satın alabilirsiniz.

Hırvatistan Split

GEZİLECEK YERLER

1979 yılında, Split tarihi merkezi, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Split şehrinin, Hırvat kültür merkezi olduğu söylenir.

Split şehrindeki gezimize: eski şehri gezerek başlıyoruz. Eski şehre: Doğu kapısından giriyoruz. Çünkü: şehrin çevresi surlarla çevrili ve her yönde, 4 kapısı bulunuyor.

Bu kapılardan başlıcası : antik dönemdeki komşusu Salona şehrine bakan: Altın kapıdır (Porte Aurea) . Diğer kapılar ise: Gümüş kapı (Porte Argentea), Demir kapı (Porte Ferrea), Bronz/Tunç kapı (Porte Aenea).

Biz: gezimize başlarken, Gümüş kapıdan eski şehre giriyoruz. Hemen karşımıza: İmparator Diocletian’ın mozolesi yani mezarı olarak yapılan, St.Domnius Katedrali çıkıyor.

Hırvatistan Split Cathedral of St Domnius

CATHEDRAL OF ST DOMNİUS-WORCESTER SVETİ DUJE

Şehrin doğu bölümündedir.

Burası, başlangıçta, Roma sarayı ile aynı zamanda, İmparator Diocletion için bir mezar olarak, 305 yılında yapılmıştır.

Bir Roma tapınağı ve Katolik kilisesi karışımı gibi inşa edilmiştir.

Ancak: 7’nci yüzyıla gelindiğinde, Hıristiyan halk Salona’dan kaçıp Split şehrine yerleştiğinde, Diocletian’ın mozolesi bu topluluk tarafından Hıristiyan katedraline dönüştürülmüştür. Aziz Domnius ve diğer azizlerin kalıntıları Salona’dan buraya getirilmiştir.

Aynı tarihte, İmparator St. Domnius’un ölüsü, bu mozoleden çıkarılıyor ve burası kiliseye çevriliyor.

Yapının orijinal formu sekizgendir. Sekizgen çevresinde peripteros tarzında, toplam 24 sütun vardır. Bu sütunlar mozole/pervetire kısmını çevreliyor. İç kısımda, 8 büyük kırmızı granit Korint sütun ve bunların üstünde daha küçük sütunlar bulunuyor. Kubbenin alt kısmı tuğlalarla yelpaze deseninde, üst kısmı yuvarlak düzenlemelidir. Mozole döneminde kubbe mozaiklerle süslenmişti.

Girişteki kapılar ceviz ağacından yapılmış, Andrija Buvina adlı sanatçı tarafından 1214 yılında oyulmuştur. Kapılar 28 sahneye sahiptir. İsa’nın yaşamından sahneler görülür. İçeride pulpit yani ses kürsüsü, 13’ncü yüzyıldan, altı sütun üzerine yerleştirilmiş, bilind arcede tarzında, renkli mermer sütunlarla süslenmiştir.

Split St Duje Çan Kulesi

 

Kilise hala aktif olarak kullanılmakta, kutsal ayinler düzenlenmektedir. Ancak 20’nci yüzyılın başında restorasyon çalışmaları yapılmış, bazı orijinal süslemeler kaldırılmıştır.

 

Hırvatistan Split St Duje çan kulesi

ST. DUJE ÇAN KULESİ

Şehrin simgesidir. Kilisenin hemen yanındadır.

Çan kulesinin yapımına 13’ncü yüzyılda başlanmıştır. İnşası yaklaşık 16’ncı yüzyıla kadar sürmüştür. Bu süre içinde kule Romanesk ve Gotik üsluplardan etkilenmiştir. 1890-1908 yılları arasında büyük bir restorasyon yapılmıştır. Bu restorasyon sırasında birçok orijinal süsleme ve kabartmalar kaldırılmış, kule tarzı bazı açılardan sadeleştirilmiş ve bazı bölümleri yeniden düzenlenmiştir.

Evet kulenin yüksekliği 57 metredir. Kat sayısı, altı seviyelidir. Üst katları Gotik ve Rönesans etkileri taşır, alt katları daha Romanesk bir görünüm sergiler. Yüksek katlara çıkıldıkça yapının inceleşen ve daha açık pencereli, daha hafif görünümlü bir mimariye sahip olduğu görülür.

Yapının taş detayları, mazgal pencereler, kemerler ve sütun başlıkları hem işlevsel hem dekoratif öğelerdir.

Evet kuleye çıkmak isterseniz, ayrı bir bilet almak gerekiyor. Bilet aldığınızda ise, dar merdivenlerden çıkarak şehrin muhteşem bir manzarasını görebiliyorsunuz.

Split Jupiter Tapınağı Vaftizhane

JUPİTER TAPINAĞI-VAFTİZHANE

Daha sonra: Diocletian Sarayında, 5’nci yüzyılda, Jupiter tapınağı olarak hizmet etmiş ve daha sonra St. Jhon Vaftizhanesine dönüştürülmüş bir yeri görüyoruz.

Vaftizhane, orijinalinde Jüpiter Tapınağı olarak inşa edilmiş bir yapıdır. İnşa tarihi, Diocletian Sarayının yapımıyla paraleldir. Yaklaşık MS 295-305 yılları arasında tapınak olarak yapılmıştır. Daha sonra Geç Antik Çağ veya Erken Orta Çağda, tapınak St John the Baptist’a ithafen bir vaftizhane olarak kullanılmak üzere dönüştürülmüştür.

Yapının planı dikdörtkendir. Tapınak alta alınmış bir podyum üzerinde yer alır. Ön cephesi, sütunlarla desteklenmiştir. İçeride, vaftiz havuzu vardır. Bu font, 13’ncü yüzyılda oluşturulmuş ancak 11’nci yüzyıla ait parçaları spolia yani yeniden kullanım taşı olarak kullanılarak yapılmıştır.

Vaftiz havuzunun kenarında bulunan mermer levhalar süsleme ve rölyeflerle bezelidir. Doğu tarafındaki bazı levhalar, figüratif sahneler içerir, kral betimlemeleri ve motifler gibi detaylar bulunur.

İçeride, ayrıca Split şehrinin bazı piskoposlarının defin edildiği iki sarcophagus bulunmaktadır. Özellikle 10’ncu yüzyıla ait Ivan II ve 1099 yılında ölen Lovro’nun mezarları bulunur.

Çatı kısmı tonoz biçimli, oyma süslemeleri ve kasetli silindirik tonoz tarzında detaylara sahiptir.

Yapının dış cephesinde öncede bitişik yapılar bulunurken, 20’nci yüzyıl başlarında bu çevre yapıları kaldırılarak, tapınak yapısı daha özgür durumda bırakılmıştır.

Sfenks heykeli (başsız) tapınağın dış cephesinde durur. Diocletian sarayı için Mısır’dan getirilen sfenkslerden biridir. Firavun Tutmosis III zamanına ait (MÖ 1479-1425) granit bir heykeldir. Kaynaklara göre, Diocletian sarayını süslemek için toplam 12 sfenks getirtmiştir, ancak bunlardan sadece birkaçı günümüze ulaşmıştır.

Split St John Heykeli

Burada: St. John heykeli var.

Heykel, vaftizhane iç mekanında yer alıyor. Arka planda mimari öğeler ve duvar süslemeleri bulunur.

Büyük bronz St John Baptist heykeli, ünlü Hırvat heykeltıraş Ivan Mestrovıc tarafından  yapılmıştır. 1953 model, daha sonra bronz dökümü yapılmıştır. 1960 yılında sergilenmek üzere buraya konulmuştur.

Heykelin detaylarında yüz ifadesi, saç, giysi kıvrımları ve duruş görülebilir. Yaklaşık 257 cm yükseklik ve 72 x 100 cm taban alanına sahiptir. Figür: Vaftizci Yahya (John the Baptist) olarak estetik bir görünüme sahiptir. Kıyafet ya da giysi çok gösterişli değildir, sade formda bir duruş sergiliyor. Elinde bir vaftiz havuzu ritüelinde kullanılan bir kap ya da leğen obje taşıdığı görülüyor. Yüzü çizgili, gözleri gölgeli, bu detaylar çile ve içsel yaşlılık/ruhsal yorgunluk vurgusu yapan bir üsluba işaret eder.

Vaftizhane şu anda ziyarete açıktır. Genelde Split’teki katedral kompleksi kapsamında bir biletle ziyaret edilebilmektedir.

Split Altın Kapı

Altın Kapı

Altın Kapı (Porte Aurea) Diocletianus Sarayı’nın kuzey girişidir. Roma İmparatorluğunun ihtişamını yansıtan önemli bir yapıdır. İnşa tarihi, MS 4’ncü yüzyıl başlarıdır. Özellikle MS 305 yılında İmparator Diocletianus’un saraya giriş yaptığı tarihte önemli bir rol oynamıştır.

Kapı dikdörtgen planlıdır. Savunma amaçlı olarak tasarlanmıştır. Dış cephesinde, Roma İmparatorları Diocletianus, Maximianus, Galerius ve Constantius Chlorus’un heykellerinin bulunduğu nişler vardır. Bu figürler, Roma’nın Tetrarşi yönetimini simgeliyordu.

16’ncı yüzyılda Venedik etkisiyle Porta Aurea olarak adlandırılmıştır. Bu isim kapının gerçek altında kaplanmasından değil, yapının görkemli ve önemli olmasından kaynaklanmaktadır.

Kapıdan içeri girildiğinde sarayın ana caddesi olan Cardo Maximus’a ulaşılır. Ortaçağ döneminde kapı kapınmış ve heykelleri kaybolmuştur. Ancak modern restorasyonlarla günümüze kazandırılmıştır.

Evet, Altın kapıdan geçerek, dar yollardan ilerliyoruz ve altın kapının hemen dışındaki, Aziz Yorgo heykeline ulaşıyoruz.

Split St Gregory Heykeli

ST GREGORY HEYKELİ-GRGUR NİNSKİ

Heykel, Split şehrinde Diocletianus Sarayının kuzey duvarının dışında, Peristil meydanına yakın bir konumda yer almaktadır.

Şehrin en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir.

Aziz Gregory of Nin: 10’ncu yüzyılda, Hırvat dini lider olarak öne çıkıyor. Halkın kendi dillerinde dua etmelerini savunmuş ve Hırvat dilinin kilisede kullanılmasını teşvik etmiştir.

10’ncu yüzyılda, İncil’i, Hırvatçaya çevirmiştir.

Gelelim heykelin özelliklerine: Hırvat Heykeltıraş Ivan Mestrovıc tarafından 1929 yılında bronzdan yapılmıştır. Yükseklik yaklaşık 4.5 metredir.

Heykel, elini yukarıya kaldırarak bir işaret parmağını gösteren bir figür olarak tasarlanmıştır. Bu duruş, Gregory’nin halkı Hıristiyanlık inancına davet etme çabalarını simgeler.

Heykelin sol ayak başparmağı: yıllardır, ziyaretçiler tarafından iyi şans getireceğine inanılarak ovuşturulmaktadır. Zaten bu yüzden burası parlaktır.

Büyük olasılıkla, siz de bunu ovuşturacaksınız. Zaten, her gelen tarafından dokunulmaktan, renk değiştirmiştir.

Heykeli gördükten sonra, eski şehir bölümüne geri dönüyoruz ve St. Dominius katedralini solumuza alarak, Jupiter Tapınağı altındaki merdivenlerden inerek, Diocletian Sarayını ziyaret ediyoruz.

JUPİTER TAPINAĞI

(Tapınak hakkındaki bilgiler yukarıdadır)

Split Diocletian Sarayı

DİOCLETİAN SARAYI

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Şehir merkezinde, antik duvarlar içindedir. Geç antik mimari dönemin en önemli ve orijinal yapısıdır. Dünyada, en iyi korunmuş Roma saraylarının başında gelmektedir. Saray geçmiş ile geleceğin farklı bir sentezini sunar.

Roma İmparatoru Diocletian tarafından inşa edilmiştir.

Saray kalıntılarını gezerseniz, özellikle: sarayın ana Diocletian: bugünkü şehrin hemen yakınında, Salona kentinde, 284 yılında Roma imparatoru olur. Ancak, imparatorluk sınırlarındaki iç çekişmeler nedeniyle, 4 imparator tarafından yönetilmektedir.

Ancak, bundan 20 yıl sonra, Diocletian, burada yaptırdığı sarayına çekilir ve imparatorluktan ayrılır.

Bu eski şehir, yani Salona şehri: 600’lü yılların başlangıcında, kuzeyden gelenler tarafından saldırıya uğrayınca, buradan kaçan yerli halk: Diocletian sarayının çevresindeki bölümlerde ev yaparak yerleşmeye başlamıştır.

Bu arada: İmparator Diocletian’ın oğlunun, İstanbul’a isim veren, Konstantin olduğunu da söylemem gerek.

Neredeyse tam bir kare biçiminde, 175 metre ve 181 x 216 metre boyutlarında olup, kare ve sekizgen kuleleri olan tahkimatlı duvarlara sahiptir. Yani çevresi; 25 metre yükseklikteki duvarlarla çevrilidir. Duvarların kalınlıkları: 1.5 metredir.

Duvarlar, Adriyatik denizi kıyısında ise, 22 metre yüksekliktedir. Kuzey cephesindeki duvarların yükseklikleri ise, 18 metredir. Kuzey-güney doğrultusunda, duvarların uzunlukları: 220 metredir.

İçeride adeta bir cardo ve decumanus gibi, iki ana sokak kesişir.

Kesinlikle bir müstahkem askeri kamp hissi verir ki, o dönemlerdeki belirsizlikler yüzünden görevleri arasında askeri önderlik de bulunan Dicoletianus, yüzyıllar önce geliştirilmiş bir Roma planlama ilkesine bağlı kalmış olabilir.

Ancak içeriye girildiğinde, bazı öğelerin daha önceye değil, 3’ncü yüzyıl sonralı ve 4’ncü yüzyıl başlarına ait olduğu görülür.

Birincisi: revaklar merkezi konumdaki prestilli bir avluda, arka tarafta, geç Roma mimarisinin en çok tercih edilen tasarımlarından birine uygun olarak, bir Roma kemeriyle birleştirilmiş, Yunan tarzı bir alınlığa bağlanır.

Ve ikincisi: imparatorun mozolesinin tepinde martyrium olarak bilinen, müstakil yuvarlak veya buradaki gibi sekizgen bir bina türündendir.

Bu, önemli kişiler veya azizlerin mezarlarını belirten veya Hıristiyanlık dönemlerinde önemli dini olayların gerçekleştiği mekanlarda yapılan (İsa’nın doğumu gibi) standart bir yapı biçimi olacaktı.

Ayrıca bu saray kompleksi bünyesinde, kuzeyde bir Altın Kapı (Porta Aurea) da vardı. Mozolenin simetrik olarak karşısında, peristil avlunun diğer yanında beşik tonozlu bir Jüpiter Tapınağı bulunurdu.

Güneyde ise, dikdörtgen biçimli büyük bir hol ile batıya doğru iki hol daha, binanın bu yanı boyunca uzanan deniz kenarındaki galeriye açılan kabul odalarıdır. (burada: yaşam alanı olarak belirtilmiştir.)

Daha sonraki inşa çalışmalarından dolayı, sarayın geri kalanı çok iyi bilinmemektedir.

Split Diocletian Sarayı
Evet sarayın mimari özelliklerine devam edelim.

Dört giriş kapısı ve 16 kulesi bulunmaktadır. İmparatorluk daireleri: güneydeki bölümde bulunuyor. Buradaki galerinin uzunluğu: 160 metre ve genişliği 7 metredir. Bu galeri, imparatorluk dairelerinin enine, paralel olarak uzanıyor.

Dalmaçya kıyılarındaki, deniz manzaralı büyük galerinin, gezinti alanı olduğu düşünülüyor.

Kuzeydeki bölümler ise: konuklar ve hizmetçiler için ayrılmıştır. İmparator: 305 yılında, tahttan çekilir ve saraya yerleşerek, ölene kadar, yani 316 yılına kadar, burada yaşar. Öldükten sonra: kuzeyden gelen Avarların akınları, yöreyi olduğu gibi, sarayı da etkiler.

639 yılına gelip te Avar akınları kesildiğinde ise, bu kez, şehirleri tahrip olan Salone insanları: buraya gelerek, sarayın yıkıntıları içine sığınırlar. Salonalılar, eski duvar ve sütun ve süslemelerden yararlanarak, evlerini buraya inşa ederler.

Burayı gezmeyi düşünürseniz: açık alan ve doğu-batı tarafı ve merkezdeki çelenk süslemeli kemer ve altı sütunlu revamla çevrili peristil bölümünü gezmeyi sakın unutmayın.

Günümüzde burası tam bir harabe ama harabe filan, hala ayakta ve şehrin insanları, hayatlarını bu eksen çevresinde geçiriyorlar. Buraya giriş ücretlidir. Ücret: 80 kn.

Split Diocletian Sarayı
Günümüzde

Sarayın tek el değmemiş bölümü: bu merdivenlerden indiğimiz bölümdedir. Yani: bir anlamda, sarayın lağım bölümüdür.

Dolayısı ile, Diocletian’ın mezarı ve sarayın birçok bölümü, zamanla değişirken, burası ismine ve durumuna atfen, hiç değişmeden günümüze ulaşmıştır. Çünkü: buraya kimse girmemiştir. Ama, burada aynı zamanda sarayın temellerinin aynen kaldığını görebiliyorsunuz.

Evet: eski şehirdeki gezimiz burada bitiyor.

Kalan zamanınızda: Peristil Meydanı bölgesindeki sokak kafelerinde veya dar sokaklarda gezerek geçirebilirsiniz. Peristil Meydanı, sarayın çevresinde, Roma dönemine ait yapılarla çevrili meydandır.

Hırvatistan Split Halk Meydanı

HALK MEYDANI-NARODNİ TRG

Sarayın batı tarafında, 15’nci yüzyılda inşa edilmiş eski belediye binasının bulunduğu alandadır. Sarayın Iron Gate (Demir Kapı) çıkışından geçilince ulaşılır. Meydan ilk kez, 13’ncü yüzyılda yerleşime açılmış, Split şehrinin merkezi Saray dışına genişledikçe halkın buluşma noktası haline gelmiştir.

Çevresi Gotik, Rönesans, Venedik ve Habsburg dönemlerinin izlerini taşıyan binalarla çevrilidir.

Split Eski Belediye Binası

 

1443 yılında inşa edilmiş eski Belediye Binası, meydanın kuzey cephesini uzun süre kaplamıştır. Tarzı ilk olarak Gotik mimari tarzda inşa edilmiştir, ancak 1890 yılında Neo-Gotik üslupla bazı dekorasyon ve yeniden düzenleme geçirmiştir. Ana cephede üçlü arkad görülür. Bu kemerler, Gotik dönemin karakteristik öğeleridir ve restorasyon sırasında korunmuştur. Bina 3 katlıdır. Ortaçağ’da en üst katlar yönetsel işler için kullanılıyordu. 1910-2005 yılları arasında Etnografya Müzesi olarak hizmet vermiştir.

Bugün sergiler gibi kültürel etkinliklere ev sahipliği yapar.

Split Saat Kulesi

Meydanın doğu tarafında Iron Gate’e bakan bir bina duvarında,24 saatlik saat (Roman rakamlarıyla) bulunmaktadır. Klasik saat uygulamasından farklı olarak 24 rakamlıdır. Bu sistem daha eski astronomik saat tasarımlarına dayanmaktadır ve Hırvatistan’da oldukça nadirdir. Saat mekanizması zamanla yenilenmiş olsa da orijinal 24 saatlik gösterim korunmuştur.

Kulenin orijinal yapımı Orta Çağa (13’ncü yüzyıla) kadar uzanır. Kulenin kendisi, Diocletianus Sarayının antik Roma duvarlarıyla iç içedir, bu da yapıyı mimari olarak benzersiz kılar. Cephe taş işçiliği ile dekore edilmiştir. Özellikle pencereleri çevreleyen taş süslemelerde Gotik ve Venedik tarzı izler görülür. Kulenin saati, iç mekanlardan görünmez, sadece dış cephede görünür bir şekilde yer alır.

Meydan kahveler, restoranlar, barlar ve dükkanlarla doludur. Hem gündüz hem de akşam sosyal hayatın merkezidir.

Meydanda, ayrıca: 1910 yılında kurulmuş bir Etnoğrafya Müzesi görülüyor.

Split şehri Sfenksler

İKİ ORJİNAL MISIR SFENKSİ

Bunlardan biri Peristil meydanında ve diğeri ise, Jupiter Tapınağı içindedir.

Roma imparatoru Diocletian’ın Mısır’daki askeri seferleri sonrasında MÖ yaklaşık 3500 yıl öncesine (Tutmosus III dönemine) ait granitten yapılmış sfenksler bulunmaktadır.

Toplamda 11-12 sfenksin saraya getirildiği düşünülüyor. Ancak çoğu zamanla zarar görmüş, bir kısmı parçalanmış ya da kaybolmuştur.

Sfenkslerden biri: Sarayın Peristyle meydanında, Saint Domnius Katedralı yakınındadır. Siyah granitten, uzunluğu yaklaşık 2.46 metre, yüksekliği 1 metre, genişliği 0.65 metre civarındadır. Ön kolları, pençe değil, insan kolları şeklindedir. Bu kollar arasında bir sunak vazosu taşıdığı görülür.

Diğer başsız sfenks: Temple of Jüpiter önünde, başı olmayan bir sfenks olarak durmaktadır. Bu sfensin başı kırıktır. Diğer vücut kısımları nispeten korunmuştur. Granit malzeme, hava şartları ve zamanla yaşanılan yıpranmalar sonucu bazı yüzey detayları kaybolmuştur.

Evet, Sfenksler, Diocletian’ın kendisini bir çeşit hükümdar tanrı olarak görmesi ve Mısır’daki Antik Mısır Kültürünü sembolik olarak sarayında yansıtma isteğinin bir parçası olarak getirtmiştir. Sfenksler, pagan dönemi sembolleri oldukları için Hiristiyanlığın yayılmasıyla bazıları zarar görmüş, tahrip edilmiş ya da başka yerlere taşınmıştır. Bugün kalan Sfenksler, Split şehrinin antik dönemle olan bağlantısını somut şekilde gösteren nadir eserlerden biridir.

Split Mestrovıc Gallery

MESTROVİC GALLERY

Burası, ünlü Hırvat heykeltıraş Ivan Mestrovic’in yazlık ev olarak kullandığı ve 1939 yılında tamamlanan bir villadır.

Sanatçı Ivan Mestroviç, 20’nci yüzyılın en ünlü Hırvat heykeltıraşlarındandır, aynı zamanda mimar ve ressamdır.

Bizzat kendisi tarafından yaptırılmıştır. Villa benzeri yapı ile açık teras, veranda, bahçe gibi öğeleri içerir.

Daha sonra ise, burayı İtalyan istilasına kadar, iki yıl süreyle, hem atölye hem de sergi salonu olarak kullanmıştır.

Burada, 1952 yılından bu yana: ünlü sanatçının, yaklaşık 200 üzerinde eseri sergilenmektedir. Bunlar sanatçının kendi çizimlerine dayanır. Bazı büyük açık hava heykelleri bahçede bulunmaktadır. Ayrıca binanın konumu deniz manzarası, çevre peyzajıyla birleşerek estetik ve huzur veren bir ortam sağlar.

Eserlerin bir kısmı vatansever içerikli, diğer bir kısmı ise erotik tarzdadır.

MÜZELER

Hırvatistan Split

ARHEOLOSKİ MUZEJ-ARKEOLOJİK ANITLAR MÜZESİ

1820 yılında kurulmuştur ve Hırvatistan’ın en eski müzesidir.

Eski şehrin girişindedir.

Mevcut bina, Vienneli mimarlar A. Kirstein ve F. Ohmann taraından tasarlanmış olup 1912-1914 yılları arasında inşa edilmiştir.

Split Arkeoloji Müzesi

Müze binası iki katlıdır. Zemin kat sergi salonları içindir, üst kat kütüphane ve araştırma/çalışma odalarına ayrılmıştır. Binanın çevresinde bir taş eserler koleksiyonu için açık ya da örtülü galeriler bulunur.

Müzede: 150 bin civarında eser sergilenmektedir.

Sergilenen eserler: Yunan, Adriyatik, Roma ve erken Hıristiyanlık dönemine aittir. Müzede, antik ve ortaçağ dönemine ait sikke koleksiyonu bulunmaktadır. Ayrıca: içinde 30 bin kitap bulunan büyük bir kütüphane bulunuyor. Müzenin binası: 1912-1914 yılları arasında, Viyanalı Mimarlar A.Kirstein ve F. Ohman tarafından yapılmıştır.
Giriş ücreti: 20 kn.dur.

Split Hırvatistan Arkeolojik Anıtlar Müzesi

HIRVATİSTAN ARKEOLJİK ANITLAR MÜZESİ

Müze, 24 Ağustos 1893 tarihinde Knin’de kurulmuştur. Daha sonra Sinj ve Klis üzerinden Split şehrine taşınmıştır.

Müzede: 7 ve 15’nci yüzyıllar arasında, Hırvat kültürüne ait eserler sergileniyor.

1893 yılında kurulan müze, 1976 yılında bugünkü yerine taşınmıştır.

Müzede sergilenen eserler arasında: silahlar, mücevherler, günlük kullanım objeleri bulunuyor. Bunlar: Avrupa’da, kendi kültürünün en büyük koleksiyonudur.

Split Deniz Müzesi

SPLİT DENİZ MÜZESİ-CROATİAN MARİTİME MUSEUM

Müze 1925 yılında kurulmuş, ayrıca Military-Maritime Museum gibi başka koleksiyonlarla birleştirilerek bugünkü haline gelmiştir.

Müze yapısı, 17’nci yüzyılda inşa edilmiş Gripe kalesinin surları içindedir. Müzede: hem iç mekan hem de dış mekan sergileme alanı mevcuttur. Dış alandaki avluda büyük boyutlu deniz araçları ve gemi parçaları sergileniyor. İç salonlar: lojman, planlı yapılar gibi birkaç bölüm içeriyor. Ticaret denizciliği, askeri denizcilik, deniz mimarisi, ulaştırma gibi.

 

Hırvatistan Split Marjan Tepesi

MARJAN TEPESİ

Şehrin merkezinin batısında, Adriyatik denizi kıyısındadır. Yoğun Akdeniz çam ormanlarıyla kaplıdır. Şehir merkezinden yürüyerek veya bisikletle ulaşılabilir.

3’ncü yüzyıldan itibaren halk tarafından piknik yeri olarak kullanılmıştır.

Tepe, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda tarihi ve dini yapılarıyla da dikkat çeker. Yarımadada bulanan St Jerolima Kilisesi ve Karepica kulesi gibi yapılar, bölgenin tarihine ışık tutar. Bu yapılar, özellikle manzaraları ve sakin atmosferleriyle ziyaretçilerin ilgisini çeker.

Evet, burada: uzun yürüyüşler, koşu ve bisiklet gezintileri yapılabilir. Tepenin yüksekliği: 174 metredir. Buradan, şehrin panoramik manzarası görülmektedir.

Günümüzde, Marjan tepesinde ev yapımı yasak, şehrin akciğerleri gibi değerlendiriliyor.

Split Bacvice Plajı

DENİZE GİRİLECEK YERLER

Şehirde, merkeze yakın ve denize girilebilecek bir yer ararsanız: Halk kumsalı denilen bir yeri tercih edebilirsiniz. Burada, açık olması nedeniyle tertemiz bir deniz görebilirsiniz. Kumsal da yok. Ama, sıcak bir havada, pek kumsalda oyalanmadan kendinizi denize atmanız için birebir bir yer.

BACVİCE PLAJI

Split şehir merkezine yürüme mesafesinde, limanın hemen yanındadır. Burası Split şehrinin en ünlü plajıdır ve 1919 yılında resmi “Banyo alanı” olarak açılmıştır. Sahildeki kumlu alan, özellikle yaz aylarında kalabalık olabilir. Yerel halkın favori sporu olan “picigin” burada sıkça oynanır. Ayrıca, futbol ve ragbi gibi diğer plaj sporları da yapılmaktadır.

Burada, deniz sığ. Denizin pek iyi olmadığı söyleniyor. Diğer plajlarda olduğu gibi, burada da duş yok.

 

ZNJAN PLAJI:

Split şehrinin güneydoğusunda, şehir merkezine yaklaşık 5 km uzaklıktadır. Marjan Tepesinin eteklerinde, doğa ile iç içe bir konumdadır.

Split’in en büyük plajıdır ve 2025 yılında kapsamlı bir yenileme sürecinden geçmiştir. Beyaz çakıl taşlarıyla kaplı bu plaj, geniş alanı ve çeşitli olanaklarıyla dikkat çeker. Restoranlar, barlar, çocuk oyun alanları, duşlar ve tuvaletler gibi birçok hizmet sunulmaktadır. Ayrıca, plajda elektrikli skuterler ve zıpzıp gibi eğlenceli aktiviteler bulunur.

 

BENE PLAJI:

Marjan Park ormanı içindedir. Bene plajı, doğal gölgesi ve sakin atmosferiyle tercih edilir. Plajde tenis kortları, açık hava spor alanları ve bir bar bulunmaktadır. Ayrıca çocuklar için oyun alanları da mevcuttur.

Split Korluca Adası

KORLUCA ADASI

Buraya ulaşmak için: bir vapurla yaklaşık 2-3 saatlik bir yolculuk yapmanız gerekiyor.

Bu ada: Adriyatik denizinde ve Dalmaçya kıyılarına yakın, Hırvatistan’a ait en büyük adadır.

Tamamen: kayın, çam ve meşe ağaçlarıyla doludur. Özellikle: şarapçılık üst düzeydedir. Adanın en geniş noktası 8 km ve uzunluk 47 km dir.

Ada: zeytin, üzüm ve beyaz mermer üretimiyle tanınır. Ayrıca: vahşi çakal avı gibi geleneksel etkinlikleriyle de bilinir. Adanın iç kesimleri üzüm bağlarıyla kaplıdır. Burası yerel şaraplarıyla da ünlüdür.

Adanın Vela Luca limanında vapurdan iniliyor. Adanın içindeki otellerde konaklamak mümkün. Bir bütün olarak, ada tam bir cennet. Manzara harika, denize girme imkanları var. Tarih, kültür, deniz ve orman iç içe.

 

Korluca Kasabası;

Özellikle: adanın ismini taşıyan Korluca kasabasına mutlaka uğramalısınız.

Özellikle; Marco Polo, bir süre bu kasabada yaşamış ve Cenevizliler tarafından, bu adada esir alınmıştır. Efsaneye göre: ünlü kaşif Marco Polo burada doğmuştur. Bu nedenle, kasabada Marco Polo’ya adanmış bir müze ve doğduğuna inanılan ev bulunmaktadır.

Kasaba: 13’ncü yüzyılda Venedikliler tarafından, surlar içine alınmıştır.

Surların bir bölümünde, giriş kapısı ve burada bir kule var.

Bu kapıdan girildiğinde: kasabanın dar sokaklarında kaybolabilir ve muhteşem güzel yürüyüşler yapabilirsiniz. Ayrıca: Korcula, yaz aylarında düzenlenen geleneksel danslar ve festivalleriyle ünlüdür. Bunlar arasında Moreska (kılıç dansı) ve Kumpanija (yerel halk dansı) öne çıkar.

Kısa bir yürüyüşten sonra: St.Mark Kilisesine ulaşıyoruz.

 

ST. MARK KİLİSESİ

Korluca eski şehir Aziz Mark meydanındadır. Gotik-Rönesans stilindedir. Yerel Korluca taşları (özellikle Vrnik ve Planjak adalarından çıkarılan taşlar) kullanılarak yapılmıştır. Tintoretto’nun “Üç Aziz” isimli eseri, Jacopo Bassano’nun “Meryemin Haberciliği” adlı tablosu, Ivan Mestrovic’in “Aziz Blaz” heykeli ilgi çekmektedir.

Ayrıca, 17’nci yüzyıldan kalma Piskoposluk Hazinesi de bulunur.

Evet, kilisenin: bal renkli taşları hemen dikkatinizi çekecektir. Çünkü: bu ada, bu tür renk özelliği gösteren taşları ile ünlüdür. Yapının 15’nci yüzyılda yapıldığı söylenen kapısı: çok güzel. Kapının bulunduğu meydanda : aslan figürleri ve Aziz Mark heykeli görülüyor. Ayrıca: spiral kolonlar var.

Split Hvar adası

HVAR ADASI

Hırvatistan Dalmaçya kıyılarında, Adriyatik denizinde, Brac, Vis ve Korcula adalarının arasındadır.

Tarihi geçmişine bakıldığında: antik çağlardan beri yerleşim yeridir. Yunan kolonileri, Roma, Venedik hakimiyetleri gibi birçok kültürel katman mevcuttur. Örneğin: Stari Grad, MÖ 384 yılında Yunan kolonisi olarak kurulmuştur.

Yani, burası, 500 yıldır Hırvat kültürünü etkilemiş olmasına rağmen, son 20 yıllık süreçte, turizm tarafından tanınmaktadır.

İbiza adasının güzelliğini bilenler, “Eğer yeryüzünde ikinci bir İbiza seçmek gerekirse, bu Hvar adası olurdu” demek suretiyle, buranın güzelliğini ortaya koymaktadırlar.

Adanın yüzölçümü yaklaşık 300 km karedir. Uzunluğu 68 km, kıyı şeridi yaklaşık 270 km dir.

Adada: balık restoranları, lavanta kokuları, ince belli şişelerde sunulan zeytinyağı, tatlı şaraplar, kekik kokuları hissedebilirsiniz. Ada, tam anlamıyla bir Akdeniz adasıdır.

Ada: Split şehir merkezinden 1 saat uzaklıktadır ama özellikle yaz aylarında dev feribottan bilet bulmak, özellikle son anda bilet bulmak mümkün değil, bu yüzden biletinizi önceden almanızı öneririm.

Hvar adasına vardığınızda: kocaman bir meydanla karşılaşıyorsunuz ve meydanın hemen yanında, bir kilise göze çarpıyor.

St.Stjepan Katedrali: yapımına 16’ncı yüzyılda başlanan ve ancak 18’nci yüzyılda bitirilebilen bir yapı.

Aynı meydanda: katedral yanında, birçok restoran, kafeterya görülüyor. Bunlarda: kısa bir mola verebilirsiniz.

Split Hvar adası Stari Grad Plain

Stari Grad Plain:

Antik Yunan zamanlarına uzanan, tarımsal alanlar ve üzüm bağları, zeytinlikler içeren ve halen kullanılan bir ovadır. UNESCO tarafından Dünya Kültü Mirası listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Evet, adanın diğer bir özelliği: Hırvatistan ülkesinin en güzel şaraplarının üretildiği üzümlerin kaynağının burası olmasıdır.

Bunun yanında: parfüm yapımında kullanılan lavanta da, buranın zenginliklerindendir. Özellikle: dar sokaklarda lavanta kokusunu hissederek ilerleyebilirsiniz.

Adada bir de kale bulunuyor. Yürüyerek kaleye çıkabilirsiniz. Kaleden, aşağının manzarası mükemmel.

Split Brac Adası

BRAC ADASI

Adriyatik denizinde, Hırvatistan’ın Dalmaçya bölgesinde yer alıyor. Split kentinin güneydoğusundadır. Split şehrinden kalkan vapurlarla gidiliyor ve çevrenin en hareketli adası olarak biliniyor. Vapur yolculuğu yaklaşık 50 dakika sürüyor.

Ada, özellikle yaz aylarında yoğun ziyaretçi akımına uğruyor ve sürekli kalabalıktır.

Adanın yüzölçümü yaklaşık 396 km karedir. Ada üzerinde iki yerleşim yeri var. Bunlar: Bol ve Supetar. İdari merkez Supetar adlı kasabadır.

Adanın en öne çıkan yanı: yüzyıllardır, özellikle ünlü heykeltıraşlar tarafından kullanılan taşlarıdır. Adada bulunan taş ocakları, eski Roma döneminden beri önemlidir. Bu taşlar: yumuşak ve parlak olması ve özel bir yapısının bulunmasıyla önem kazanıyor.

Split şehir merkezinde, İmparator Diocletianus, sarayını inşa ettirirken, bu taşları kullanmış ve saray yapısı, aradan geçen yüzlerce yıla rağmen halen ayakta durmaya devam ediyor.

Hırvatistan Zadar

Hırvatistan Zadar

Zadar şehri, Hırvatistan kıyılarının tam ortasındadır ve ülkenin her yerinden buraya ulaşım gayet kolaydır. Kuzey ve güney hatları boyunca, sık otobüs bulmak mümkündür. Şehir havaalanı “Zracna Luka Zadar” olarak isimlendiriliyor ve şehir merkezine 8 km. uzaklıktadır. Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım için: tren ve otobüsler kullanılmaktadır.

Hırvatistan Zadar

TARİH

MÖ.7’nci yüzyılda, bölgenin büyük ve önemli bir ticaret merkezi olduğu görülür. Fenikeliler, Etrüskler ve Yunanlılar, burada, diğer Akdeniz halklarıyla ticareti geliştirmişlerdir. Aynı dönemde, şehrin nüfusunun 2000 kişi civarında olduğu söyleniyor.

Hırvatistan Zadar

GENEL

Macar kralı Ladislaus: 1409 yılında, Zadar şehrinin bulunduğu bölgeyi, 100 bin Duka altın karşılığında, Venediklilere satmıştır. Böylece, bölgede İtalyan yaşam tarzı ve kültürü egemen olmuştur. Ancak, eski kentin bulunduğu bölüm: günümüzde, derin bir hendek ile anakaradan ayrılmıştır ve günümüzde yarımada halini almıştır.

Şehir: Dalmaçya bölgesinin eski başkentidir. Şehirde: güvenli ve ferah liman bulunmaktadır. 2011 yılı nüfus sayımlarına göre, şehrin nüfusu: 75 bin kişidir. Bunların: % 93 lük bölümü, Hırvattır.

Bölgede: Akdeniz iklimi egemendir ve buna göre, kışlar hafif yağışlı ve nemli, yazlar ise çok sıcak ve kurak geçer.

Eski Zadar şehri

Bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Şehrin iki giriş kapısı bulunmaktadır.

Hırvatistan Zadar

Deniz kapısı

1573 yılında, Michele Sanmicheli tarafından yapılmıştır. Kapıyı geçtiğinizde, karşınıza çıkan evin yan duvarının, iç savaş yıllarının izlerini taşıdığını görüyorsunuz. Bu kapıdan girip, dar sokaklardan ilerlediğinizde: karşınıza Roma Forumu geliyor.

NE SATIN ALINIR-NE İÇİLİR

Zadar şehrinde, mutlaka “Kiraz Likörü” denemelisiniz. Hatta: kendiniz ve yakınlarınız için hediyelik olarak satın alabilirsiniz.
Bunun dışında: geleneksel el yapımı dantel, dokuma ve tekstil ürünleri ve yine geleneksel Hırvat koyun derisi terlikler, el yapımı cam ve seramik ürünler satın alabilirsiniz.
Son olarak: bu yöreden, zeytinyağı satın alabilirsiniz. Bunlar: genellikle cam şişelerde satılıyor, çünkü cam, yağ için en mükemmel korumayı sağlar. Bu şişeler içindeki yağın ömrü: 2 yıldır. Yeşilimsi bir renk tonu ve güçlü aroması ile önem kazanıyor. 1 litre zeytinyağı, genellikle 10 Euro civarında satılıyor.

DALMAÇYALI KÖPEK

Hırvatistan ülkesinin Dalmaçya bölümünde, güneşli kıyılarda yetişmektedir. Disney tarafından filmleri çekilerek (101 Dalmaçyalı) ölümsüzleştirilmiştir.
Köpek cinsi: 1994 yılında, Dünya Köpek Federasyonu tarafından, Hırvatistan yerli cinsi olarak tanınmıştır. Köpek derisi üzerindeki siyah ve kahverengi ve hatta beyaz noktalar: düşmanlarından gizlenmesine yardımcı olmaktadır. Geçmişte ise: av ve savaş ile bağlantılı olarak eğitilmiştir. Onlar: büyük bir bağlılıkla, saatlerce pusularda sahiplerini korumakta ve taşıma köpeği olarak da kullanılmaktadırlar. Onların gücü ve hızı: mükemmel bir silah olarak kullanılmaktadır. Bu özellikleri nedeniyle, av köpeği olarak kullanılmaktadırlar.

Hırvatistan Zadar

GEZİLECEK YERLER

Roma döneminde: İmparatorlar Jul Sezar ve Augustus zamanında: şehir surları, kuleleri ve kapıları inşa ettirilir. Batı bölümünde: forum, bazilika ve tapınak surların içinde kalırken, amfi tiyatro ve mezarlık surların dışında kalır. Şehrin su ihtiyacı ise, su kemerleri ile karşılanır. Bunun dışında: bir dizi kilise ve manastır inşa edilir.
1873 yılındaki İtalyan işgali döneminde, surların çevresindeki hendek toprakla kapatılır. II Dünya Savaşında ise, tüm şehir bombalanır ve yalnızca birkaç yer tahrip olmaktan kurtulur.

ZADAR KALESİ

1409 yılında yapılmıştır. Kara kapısının güneybatısındaki bölümü, günümüze kadar sağlam olarak gelebilmiştir.

Hırvatistan Zadar

KARA KAPISI

Kapı: 1543 yılında, deniz kapısını da yapan, Veronalı mimar Michele Sanmicheli tarafından yapılmıştır. Kapının üstünde: St. Mark Venedik Aslanı ve şehrin koruyucu azizi olan St. Chrysogonus’un rölyefi var. Kendisi, bu rölyefte, at üstünde görülüyor.

BEŞ SU KUYUSU

Bunlar: 16’ncı yüzyılda, Venedikliler tarafından yapılmış ve şehrin su ihtiyacını karşılayan kuyulardır. Türk kuşatmalarına dayanmak için yaptırılmıştır. Türk tehtiti sona erdiğinde ise, bu bölgede bir park yapılarak, kuyular koruma altına alınmıştır. Şehir halkının, günümüzde buluşma yeri olarak önem kazanmaktadır.

SURLAR

Şehrin üç tarafı, surlarla çevrilidir. Bu surlar: 16’ncı yüzyılda; Venedikliler tarafından, Türklere karşı bir savunma hattı olarak yapılmıştır. Surların eski bölümü; bir yaya köprüsüyle, yeni parçalara bağlanmıştır. Bu köprünün karşısında, ortaçağ döneminden kalma, 4 kapı var. Özellikle: 16’ncı yüzyıldan kalma Liman kapısı ilgi çekmektedir. Kapı üzerinde: Venedik sembolü olan “Venedik aslanı” görülüyor.

Hırvatistan Zadar

ST.DONAT KİLİSESİ

Bu kilise: tüm Dalmaçya bölgesinde, günümüze kadar ayakta kalarak ulaşmış en önemli ve sağlam Bizans kilisesi olarak önem kazanıyor. İçi boş, ama akustiği mükemmel bir yapıdır.
Kilisenin yanında yükselen çan kulesi, sonradan eklenmiştir. Kilise ana yapısı ise, 9’ncu yüzyılda yapılmıştır. Kilisenin: 1797 yılından bu yana açık olduğunu belirtmek isterim. Günümüzde de, muhteşem güzel akustiği nedeniyle, zaman zaman buradaki kilisede konserler düzenleniyormuş. Avrupa’da, benzersiz olarak tanımlanan bu yapıyı mutlaka görmelisiniz.

Hırvatistan Zadar

ROMAN FORUM

St.Donat kilisesinin sağ ön bölümündedir.
İlk Roma imparatoru Augustus tarafından, 1’ncü yüzyılda yaptırılmıştır. Buranın kalıntılarının bir kısmı: sur duvarlarının yapımında kullanılmıştır. Ancak: günümüzde, iki mermer sütun görülüyor. Bunlardan, “Utanç sütunu” olarak isimlendirileni mutlaka görmelisiniz. Burada: ortaçağ döneminde: zalimler zincirlenerek aşağılanmıştır.

KİLİSE SANAT MÜZESİ

St.Donat kilisesinin hemen karşısındaki, Benedictine Manastırı içindedir. Müzede: resim, heykel ve nakış ile yapılan dini sanat eserleri sergileniyor. Koleksiyon gerçekten etkileyici, ilginizi çekebilir.

Hırvatistan Zadar

ST.ANASTASİA KATEDRALİ

12-13’ncü yüzyıllar arasında, Romanesk tarzda yapılmış bir yapıdır. Erken bir Hıristiyanlık kilise sitesidir. Dalmaçya bölgesinin en büyük katedralidir. Yapının cephesi: üç koridor ve kemer sırası ile süslüdür. Sol apsiste: sunak üzerinde, mermer bir lahit görülüyor.

Hırvatistan Zadar

 

SAİNT SİMEON KİLİSESİ

Kilise: ilk kez, 1190 yılında yapılmış olmasına rağmen, günümüzde görülen yerlerin birçoğu, 16 ve 17’nci yüzyıldan kalmadır. Yapının cephesi: 1632 yılında bitirilmiştir. Çan kulesi ise; 1707 yılından kalmadır.
Yapı içinde: St.Simeon’a ait, ortaçağ döneminden alma, muhteşem bir işçilik görülen lahit var. Bu mezar: 1377 yılında, yerel bir kuyumcu ve yardımcıları tarafından yapılmıştır. Tabut: saf gümüş ve sedir ağacı ve yaldızlar kullanılarak yapılmıştır. Üzerindeki sahnelerde: aziz efsaneleri ve mucizeler betimlenmiştir.

SEA ORGA

Bu bir tür müzik aletidir. 2005 yılında Nikola Bosic tarafından yapılmıştır. Alet deniz kıyısında; Ancona-Zadar feribot istasyonunun hemen yanında bulunuyor ve karmaşık bir boru sistemi içine giren dalgalara göre, müzikal sesler çıkarıyor. Poliüretan borular: sahil boyunca 70 metre delikli taş merdivenlerin içine inşa edilmiştir. Her 7 adımda bir boru var.
Dalgaların her kıyıya vuruşunda, kulağa güzel melodiler-sesler geldiğini duyuyorsunuz. Gerçekten doğanın müziği bu. Müzik olmasa bile, denize eğimli, beyaz mermerlerden yapılan bölüm: gayet güzel ve zarif görünüyor. Özellikle, gün batımında mutlaka görmelisiniz. Proje: 2006 yılında “Avrupa Kentsel-Kamusal Alan” ödülünü kazanmıştır. Şehirliler, burayı çok severler.

ROMA KULESİ

Roma dönemine ait bir kule, şehrin doğu yönünde görülebiliyor.

Hırvatistan Zadar

ANTİK CAM MÜZESİ

Müze binası olarak: 19’ncu yüzyıl yapımı, Cosmacendi sarayı kullanılmaktadır. Müzede: Dalmaçya bölgesindeki arkeolojik kazılarda elde edilen: kadehler, kavanoz ve şişeler sergileniyor. Ayrıca: Roma dönemine ait cam birimler de görülebiliyor. Bunlar arasında öne çıkanlar: Romalı kadınlar tarafından kullanılan cilt kremleri ve uçucu yağ şişeleri, kutsal su saklanan cam bardak ve şişeler.

ARKEOLOJİ MÜZESİ

1830 yılında kurulmuştur.

Hırvatistan Zadar

ZADAR ÜNİVERSİTESİ

1396 yılında kurulmuş, 1807 yılına kadar aktif olarak bulunmuştur. 2002 yılında yeniden restore edilmiştir.

Hırvatistan Zadar

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

Hırvatistan Zadar

KRKA NATİONAL PARK

Parkın en büyük etkinliği: Krka nehridir. Nehir, saniyede 55 metreküplük su debisi ile önem kazanıyor. Ayrıca: park içinde, 222 kuş türü bulunuyor. Özellikle: burası, ülkenin “şahin” eğitim merkezi olarak öne çıkıyor. Park içinde: şahin ve atmaca eğitmenlerini görebilirsiniz.
Parkı: tekne, araba veya yürüyerek gezebilirsiniz. Bu gezinizde: doğal güzellikler yanında: eski değirmenler ve bir müze de görebilirsiniz.

KORNATİ ADALARI MİLLİ PARKI

Bunlar, yaklaşık 130 ada ve kayalıktan oluşmaktadır. Kapsadıkları alan ise, 64 km.karedir. Adaların en büyüğü: Kornat adasıdır. Diğer büyük adalar: Piskara, Kurba Vela, Zut, Otur, Vrgada ve Levnaka.
Adalar üzerinde: incir ve zeytin ağaçları ve üzüm bağları yoğun. Yalnızca, küçük bir alan ekili, diğer bölümler çim ve kayalıktır.
Adaların en büyük güzellikleri: çok sayıda mağara ve koyların bulunduğu sahil kesimindedir.

Hırvatistan Istria Bölgesi

Hırvatistan Istria Bölgesi

Burası bir bölgedir. Hırvatistan ülkesinin Slovenya kara sınırındadır ve denizden İtalya ile sınırı bulunmaktadır. Bu bölgedeki yarımadada: Umag, Poreç, Rovinj ve Pula gibi şehirler bulunuyor.

Bu bölge yabancı ziyaretçiler için popüler bir yerdir. Özellikle: Umag ve Poreç şehirleri, Hırvatistan yöresinde düzenlenen anketlerde, en iyi tatil yeri olarak seçilmektedir. Çünkü: burayı yoğun olarak tercih eden gerek Almanlar ve gerekse Avusturyalılar ve hatta İtalyanlar, kendi ülkelerindeki aşırı endüstrileşme sonucu yaşadıkları yoğunluğu, buranın sakin ortamında dinlenerek atmaya çalışıyorlar. Bu bölge: tamamen doğal, endüstriyel yatırımlar la, betonlaşmamış ve gerek denizi, gerekse havası ve gerekse doğası kirlenmemiş, bozulmamış yöreler.

Buranın değişik bir özelliği olarak öne çıkan: cadde ve sokak isimleri dahil, bir çok yerde, Hırvatça ile birlikte İtalyancanın resmi dil olarak kullanılmasıdır.

Hırvatistan Istria Bölgesi Umag

UMAG ŞEHRİ

Buraya ulaşmak için; İtalya Trieste havaalanına gidebilir ve oradan otobüs ile, Umag şehrine ulaşabilirsiniz.

TARİHİ

Umag bölgesindeki ilk yerleşimcilerin Romalılar olduğu ve daha sonra, 1248 yılında, Venediklilerin burada yerleştikleri görülür. Venedik Devletinin yıkılmasından sonra ise, yörede, Avusturyalılar egemenlik kurarlar. 1943 yılına gelindiğinde İtalyanlar; 1953 yılında Yugoslavlar ve 1991 yılında bağımsızlığın ilanından sonra Hırvatlar, bölgede egemenliği ele geçirirler.

Hırvatistan Istria Bölgesi Umag

GENEL

20 km. uzunluğunda bir sahil şeridine sahiptir. Şehrin ismi: verimli topraklar anlamına gelen Kelt kelimesinden türetilmiştir. Yani, bu yöre: bolluk ve bereket vermektedir.

Şehirdeki, Eski şehir bölümü: dar ve çekici Arnavut kaldırımlı sokaklara sahiptir. Sahili ise, oldukça küçük koylardan oluşmaktadır.

Buradaki otellerde, yaklaşık 60 bin yatak bulunmaktadır. Ayrıca: birçok kamp ve karavan konaklama alanları bulunmaktadır. Yani, kıyı boyunca uygun ve ucuz tatil yapmak mümkündür.

Şehrin diğer öne çıkan bir özelliği de: her yıl, Temmuz ayında yapılan “Hırvatistan Açık Tenis Turnuvası” na ev sahipliği yapmasıdır.

GEZİLECEK YERLER

OLD TOWN

Ortaçağ mimarisinin hakim olduğu yapılarla dolu bir bölgedir. Şehir ziyaretinizde, burayı mutlaka gezmelisiniz.

ŞEHİR MÜZESİ

Müze: ortaçağ kulesinde bulunmaktadır. Müzede: etkileyici bir koleksiyon sergilenmektedir.

SEGET

Bu villa: 18’nci yüzyılda yapılmış, barok-klasik tarzda bir yapıdır. Villanın hemen yanında, 17’nci yüz yıldan kalma bir şapel ve eski bir kule bulunuyor.

SEPOMİA

Burası antik bir köydür. Köy arazisi üzerinde, mozaiklerle ve antik eşyalarla süslü lüks bir villa ve antik liman görülüyor.

ST.PELEGRİN KİLİSESİ

14’ncü yüzyılda inşa edilmiştir.

ST.MARY KİLİSESİ

15’nci yüzyılda inşa edilmiştir. Güzel freskleriyle önem kazanmaktadır. Şehirde, özellikle burayı görmenizi öneriyorum.

CASTLE SİPAR

Kayıp bir şehre ait olduğu sanılmaktadır. Şehrin kalıntılarının büyük kısmı, günümüzde deniz altındadır.

Hırvatistan Istria Bölgesi Poreç

POREC ŞEHRİ

Bu şehir: birçok kez, Hırvatistan ülkesinin en popüler tatil yeri olarak seçilmiştir. Buradaki otellerde, yaklaşık 100 bin yatak bulunmaktadır.

Bölgenin başlıca turistik alanları: Zelena, Plava Laguna isimli iki şehrin güney koylarıdır.

Şehir nüfusu, yaklaşık 17 bin kişiden oluşmaktadır. Ancak, bunların büyük bölümü, yani 12 bin kişisi, sahil kesiminden daha içeride yaşamaktadırlar.

Bölgenin en güzel yanı, yüksek sıcaklıklı yaz aylarında, düşük nem oranıdır. Çünkü: deniz meltemleri, nem oranını düşürür.

Hırvatistan Istria Bölgesi Poreç

GEZİLECEK YERLER

Şehrin turizm potansiyeli, günümüzde 37 km. uzanan kıyı kesimi boyunca etkindir. En eski otel, 1910 yılında yapılmıştır. Özellikle: hafta sonlarında, Hırvatistan, Slovenya, Avusturya ve İtalya’dan çok sayıda turist, burayı ziyaret etmektedirler.

SVETİ NİKOLA ADASI

Yörede bulunan “Sveti Nikola Adası”: güneşlenmek, yüzmek için muhteşem olanaklar sunmaktadır ve ulaşımı, yalnızca tekne ile birkaç dakika sürmektedir.  Ancak, bu ada, yaklaşık 2000 yıldır, liman çevresinde korunan bir ada olarak gelmiştir.

EUPHRASİAN BAZİLİKASI

Avrupa’nın en görkemli erken Bizans dönemi kilisesidir.
Görkemli bir üç nefli bazilikadır.

6’ncı yüzyılda yapılmış bazilikada, muhteşem güzel altın mozaikler bulunuyor. 1997 yılında UNESCO tarafından tüm kompleks (kilise, vaftizhane, atrium ve eski Piskopos Sarayı) Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

BAPİSTRY BAZİLİKASI VE PİSKOPOS SARAYI

Bunlar: 1979 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Decumanus Porec bölgesinde; bir ana cadde var. Bu ana cadde; şehrin merkezinden geçerek, doğu-batı yönünde ilerliyor. Zaten, Roma döneminde de, burası ana yol olarak kullanılıyormuş.

MARAFOR MEYDANI-TRG MARAFOR-NEPTÜN TAPINAĞI

Burası, tarihi kalıntıların bulunduğu bir yer olarak önem kazanıyor. Burada: bir Roma Forumu ve iki adet tapınak kalıntıları var. Bunlar: Neptün ve Mars tapınaklarının kalıntılarıdır. Bunlardan birincisi: 1’nci yüzyılda yapılmış ve Roma tanrısı Neptün adına ithaf edilmiştir. Boyutları: 30
x 11 metredir. Günümüzde, tapınağın parçaları görülebiliyor.

Hırvatistan Istria Bölgesi

KUZEY MARAFOR MEYDANI

Burada, eski Istrian bölgesel Parlamento binası bulunuyor.
Bina, günümüzde müze olarak kullanılıyor.

PENTAGONAL KULESİ

Eski şehrin girişindedir. 15’nci yüzyılda yapılmıştır. Fransız işgaline kadar, şehir kapıları, bu kule aracılığı ile korunmuştur. Kulenin cephesinde, Venedikli bir aslan kabartması görülüyor.

Hırvatistan Istria Bölgesi

BAREDİNE MAĞARASI

Bu mağarada: dikitler, tuhaf şekiller görülmektedir. Kuvars kayalar, bir zamanlar burada bulunduğu düşünülen denizi gözler önüne sermektedir.

Hırvatistan Istria Bölgesi Rovinj

ROVİNJ ŞEHRİ

Burası da: dar ve Arnavut kaldırımlı sokaklarıyla insanları büyüleyen bir şehirdir. Aslında: burası 250 yıl önce bir ada olarak bulunmaktadır. Çünkü: dar bir kanal, şehri anakaradan ayırmaktadır. Ancak: Hırvatistan ülkesinin Adriyatik kıyısındaki en popüler tatil yerindeki kanal, zamanla doldurulmuş ve ada vasfı bitmiştir.

Buradaki balıkçı limanı: özellikle sabah saatlerinde, denizden gelen balıkçıların izlenebildiği bir yer olarak öne çıkıyor.

Efsanelere göre: 16 Eylül 304 yılında: yarımadayı korkunç bir sualtı depremi vurur ve deniz: sokaklar, meydanlar, evler ve sarayları kaplar.

Hırvatistan Istria Bölgesi Rovinj

GEZİLECEK YERLER

Hırvatistan Istria Bölgesi
Hırvatistan Istria Bölgesi

 

ST.EUPHEMİA KATEDRALİ:

Istria bölgesinin en yüksek kilise kulesi buradadır. 1736 yılında tamamlanmıştır. Venedikli mimar Giovanni Dizi tarafından yapılmıştır. Şehrin koruyucu azizi adına ithaf edilmiştir.

Çan kulesinin yüksekliği: 61 metredir. Kulenin tepesinde: rüzgar yönüne göre hareket eden: St. Euphemenia heykeli bulunmaktadır. Yapının cephesinde: Venedik barok stili hakimdir.

Buraya yolunuz düşerse, mutlaka bu yapıyı ziyaret etmelisiniz.

FRANSİSKEN MANASTIRI:

Manastır ve kilise, 18’nci yüzyılda yapılmıştır. Barok tarz hakimdir. Zengin bir kütüphanesi ve büyüleyici bir müzesi bulunmaktadır.

BALBİ ARCH:

Şehrin hemen girişindeki noktada, 1680 yılında yapılmış, Balbi ailesine ait bir kemer üzerinde, Venedik İmparatorluğunun simgesi olan “Aslan-Silah” görülmektedir.

ŞEHİR MÜZESİ:

Tita limanının hemen yakınındadır. Müzede: çeşitli dönemlere ait arkeolojik bulgular, tablolar ve heykeller sergileniyor. Binada, barok yapı tarzı egemedir.

ROVİNJ AKVARYUM:

1891 yılından kalması nedeniyle, Avrupa’nın en eski akvaryumlarından biridir. Sualtı dünyasının bütün zenginliklerini sunmaktadır.

Hırvatistan Istria Bölgesi Pula

PULA ŞEHRİ

Istria bölgesinin en büyük şehridir. Şehir nüfusu: 62 bin civarındadır.

GEZİLECEK YERLER

ROMA AMFİ TİYATROSU

Çok iyi korunmuş durumdadır. Hırvatistan ülkesinde, en ünlü antik dönem kalıntılarındandır. Buraya: Arena da denilir. Yani: burada, bir zamanlar gladyatörler dövüşmüşlerdir.

1’nci yüzyılda, İmparator Flavius döneminde yapılmıştır. Yapı: 3 katlıdır, Roma döneminde 20 bin seyirci kapasitesi bulunduğu bilinmektedir. Zemin planı eliptiktir. Uzun eksen 130 metre ve kısa eksen ise 100 metredir.

Günümüzde, burada, çeşitli konserler ve etkinlikler düzenlenmektedir.

SERGİİ TRİUMPHAL ARCH OCTAVİAN

Burası: MÖ.29 ve 27 yılları arasında: Aktium savaşı anısına, İmparator Augustus tarafından inşa edilmiştir. Savaşta büyük yararlılıkları görülen, Seri ailesi onuruna yapılmıştır.

AUGUSTUS TAPINAĞI-AUGUSTOV HRAM

İmparator Augustus onuruna, MÖ.2 ve MS.14’ncü yüzyıl arasında inşa edilmiştir. Tapınakta, Roma heykelleri görülmektedir. Hemen yanında, Diana Tapınağı bulunmaktadır. Burada: antik taş ve bronz heykel koleksiyonu bulunuyor.

HERKÜL KAPISI-HERKULOVA VRATA

MÖ.1’nci yüzyıldan kalma, bölgedeki Roma eserlerinden biridir. Basitçe oyulmuş bir taş bloktan inşa edilmiştir. Büyük olasılıkla: ortaçağ döneminde, iki yanında, iki kule bulunuyordu. Hasar gören kemerin üst kısmında, belli belirsiz Herkül figürü görülüyor.

İKİZ GATES VE ŞEHİR SURLARI

Antik ve ortaçağ döneminde, tüm şehrin çevresi surlarla çevrilmiş ve bu surlar üzerinde on kapı açılmıştır. 19’ncu yüzyılın başında, duvarlar aşağı çekilir. Twin Gates: iç avluya girişi sağlayan, iki kemerli olarak, 2 ile 3’ncü yüzyıllar arasında inşa edilmiştir.

KÜÇÜK ROMA TİYATROSU

Kale altında, şehir merkezinde, bir tepenin kuzeydoğu yamacındadır. Yapıldığında, diğer iki tiyatro şehir dışında olmasına rağmen, bu küçük tiyatro: şehir surları içinde bulunuyordu. Yarım daire orkestra sahnesi ve seyirci bölümü kalıntıları, restore edilerek yeniden yapılmıştır.

CASTLE

Dört burçlu olarak, 1630 yılında, kent içinde merkezi bir tepenin üzerinde inşa edilmiştir. Roma döneminden kaldığı düşünülüyor. Hatta: Roma döneminde, kalede, küçük bir Roma askeri garnizonunun konuşlandığı biliniyor. Günümüzde, kale, İstria bölgesi, Tarih Müzesine ev sahipliği yapmaktadır.