Amerika Niagara Şelalesi; Buffalo şehri yakınındadır.
Yolculuk-Ulaşım
Bulunduğunuz yerden, Buffalo şehrine, araç kiralayarak veya uçak ile rahatlıkla gidebilirsiniz. Ben araç kiralayarak gittim.
Yolculuk zor değil, sadece Amerika’nın bu bölgesinde iklim şartları sürekli değişebiliyor.
Haziran-Temmuz aylarında bile, yolda giderken birden fırtına, tipi, muhteşem bir yağmur yağışı ve sis ile karşılaşabiliyorsunuz.
Bu durumda, inanın, bir metre önünüzü göremiyorsunuz ve yapmanız gereken tek şey, otoyollarda çok miktarda bulunan ilk otoparka kendinizi atmaktır.
Bu da mümkün değilse, dörtlü sinyallerinizi yakıp, yolun en kıyısına arabanızı çekip beklemek, çünkü ilerlemeniz mümkün olmayacaktır.
Bunun tek çaresi, otoyollarda, otoparklara girdiğinizde, orada bulunan alışveriş ve diğer kahve, kahvaltı, tuvalet ihtiyaçlarının karşılanması için yapılan tesislerde bulunan televizyonlardan, bulunduğunuz ve gitmeyi planladığınız bölgelerin hava şartlarını takip etmektir.
Bu televizyonlardan herhangi bir anormal hava şartı olması durumunda, mutlaka bilgi veriyorlar. Bunları takip ederseniz, gitmeyi planladığınız bölgede bir fırtına uyarısı alırsanız, sakın gitmeyin, uyarılar bitinceye kadar bekleyin veya yolunuzu değiştirin.
Biraz önce de söylediğim gibi, böyle bir fırtına esnasında ilerleme şansınız kesinlikle yok.
Buffalo kenti
Rahat bir yolculuktan sonra Buffalo kentine geldim. Bu kent, Amerika ile Kanada arasında sınır olan, Niagara nehri kıyısındadır.
Dikkatimi çeken şu oldu, kentten birkaç kez geçmeme rağmen, asla yoğun bir insan sıklığı göremedim.
Halbuki, bu kent; New York eyaletinin ikinci büyük kentidir.
Kent, 19 ve 20’nci yüzyılların başlarından kalma, mimari değeri yüksek binalarla dolu ama dedim ya, insan yok.
Sokaklar ıssız. Hoş Amerika’da çoğu yerde, ıssız sokaklarla veya ıssız şehirlerle karşılaşma şansınız yüksektir.
Amerikalı bizde ki gibi sokaklarda dolaşmıyor. Hafta içi günlerde iş ve ev arasında ve sadece hafta sonlarında ev dışında bulunuyor.
Yani, belli başlı kentler hariç, yoğun kalabalıklar göremezsiniz.
Neyse, bu ıssız kentte bir otoparkta arabayı durdurup biraz dolaşmak istedim, o kadar ıssız ki, sonra vazgeçtim, boş sokaklar ve caddelerde dolaşmak pek keyifli olmayacaktı.
Niagara Şelalesi Yolu
Kent ile Niagara Şelalesi arasındaki yolda, bol miktarda otel var. Daha önce internetten rezervasyon yaptırdığın oteli bir süre aradım.
Yolda bir kaç Amerikalıya oteli sordum. İlginç ve güzel olan şu ki; Amerika da Amerikalılar, yabancılara yardımcı olmayı çok seviyorlar.
Bir yer sordunuz mu, üşenmeden uzun uzun gideceğiniz yeri anlayıncaya kadar size anlatıyorlar, bu yüzden çekinmeden sorun.
Güzel bir otelde, iki büyük yataklı oda fiyatı, geceliği 150 dolardır.
Buranın otellerinde, odalarda genellikle iki tane büyük boy yatak var.
Yani iki kişinin rahatlıkla yatabileceği büyüklükte yataklar var. Oteller çok temizdir. En ilgimi çeken yönü, normal bir otelde en alt katta, kapalı yüzme havuzu bulunmasıydı. Bulunduğum otelde kalabalık vardı, sebebini sordum “Otelde büyük bir briç turnuvası” yapılıyormuş.
Evet, otelin büyük bir salonunu, masa ve sandalyeleri oldukça güzel bir şekilde dizayn etmişler, kapılarda birçok yazılar, çizelgeler ve güzel bir organizasyon.
Evet otelde kahvaltı açık büfe, ancak ücrete dahil değil, isterseniz kahvaltı salonuna inebilirsiniz, ücreti kişi başı 7 dolardır.
Kahvaltıdan sonra arabaya binip Niagara Şelalesine doğru hareket ettim.
Şelaleler, Buffalo kentine, yaklaşık 20 dakika mesafede. Yol üstünde, Niagara nehri üzerinden geçilen köprü ilginç, şelalelerin gözlemlendiği yer aslında bir ada. Bu yüzden köprülerden geçilerek gidiliyor.
Köprülerden geçerken çok küçük miktarda geçiş parası ödeyeceksiniz. Sonra, yol boyunca uzaktan, büyük bir buhar-sis benzeri bir duman görüyorsunuz. Ufka doğru yükselen bir duman, elbette yaklaştıkça anlıyorsunuz ki, gökyüzüne doğru yükselen bu duman, su bulutu, şelaleden yükselen su bulutu.
Nigara Kasabası
Arabanızı otoparka bırakıyorsunuz, Otopark, her zaman olduğu gibi, paralı, en kötüsü 10 dolar.
Otoparkın hemen yanında, büyük bir bina, giriş zemin ve birinci katı elbette hediyelik eşya satışı için dizayn edilmiş, girmemek olmaz, giriyorsunuz.
Amerika Niagara Şelalesi ile ilgili akla hayale gelmeyecek türden hediyelik eşyalar satılıyor. Birkaç Niagara resmi olan kupa veya tişört alabilirsiniz, fiyatlar makul. Bu binanın karşısında Hard Rock Cafe bile var.
Amerika Niagara Şelalesi
Eyalet Parkı
Sonra, Eyalet Parkına giriyorsunuz ve uzaktan su bulutunun görüldüğü istikamette yürüdüğünüzde, kısa bir süre sonra, birçok insanın kıyısında bulunan parmaklıklardan izlediği muhteşem bir şelale ile karşılaşıyorsunuz.
Gerek akıntısı ve gerekse aktığı yerde oluşan büyük su bulutu, muhteşem bir görüntü. Hemen karşıda, Kanada ülkesi şehri, büyük ve modern yapılı binaları ile, Kanada şehri de muhteşem görünüyor.
İlerde ise, Kanada ile Amerika’yı birbirine bağlayan bir köprü. Rainbow isimli köprü. Bu köprü üzerinden kanada ya geçme şansınız var, pasaportunuzu gösterip Kanada’ya geçiyor ve oradaki gümrüksüz mağazalardan alışveriş yapma şansınız oluyor. Ben geçmeyi denemedim, ama sorduğuma göre günübirlik karşıdan karşıya geçmek mümkünmüş.
Amerika Niagara Şelalesi
Biz yine şelaleye dönelim.
Amerika Niagara Şelalesi ile ilgili bir kısım genel bilgi vermek gerekirse, Şelale, bir zamanlar bulunduğu yerden, 12 km. daha ileride imiş. Zamanla aktığı yerdeki taşları aşındıra aşındıra bugünkü yerine gelmiş.
1950 yılında, Amerikalılar, gerek turistlerin daha rahat bir ortamda şelaleyi izlemeleri ve gerekse şelalenin aşındırma özelliği nedeniyle daha geriye gitmesini engellemek için, şelalenin akıntı bölümünü kaya blokları ile desteklemişler ve aşındırma özelliğini bitirmişler.
Ayrıca, gece ışıklandırması düzeni kurarak, şelalenin gece muhteşem bir görüntüye kavuşmasını sağlamışlar. Evet, şelale, Erie gölünden çıkarak, Ontario gölüne dökülüyormuş, 56 km. uzunluğundaki Niagara nehri, bu iki göl arasındaki 99 metrelik yükselti farkı nedeniyle, Niagara şelalesini oluşturuyormuş. Niagara’nın yerli dilindeki ismi “Gök gürültüsü” imiş.
Horseshoe Falls 54 metre yükseklikten, Amerikan Falls ise 53 metre yükseklikten akıyormuş. Şelaleden dakikada akan su debisi ise, dakikada 336 bin metre küp imiş. Aynı zamanda, bölgenin en büyük hidroelektrik santralı da, bu nehir üzerinde imiş.
Dilek tutma
Evet, yüksek bölümden şelaleyi izleyin, resimler çekin. Cebinizdeki bozukluklardan bir kısmını, dilek tutarak, şelaleye atın, bakarsınız tutar, ama adet yerini bulsun.
Amerika Niagara Şelalesi
Şelalenin alt bölümleri
Aşağıya baktığınızda, şelalenin hemen döküldüğü yerde pek yakın olmasa da, bir kısım bot, gemi karışımı teknelerin, turistleri gezdirdiğini göreceksiniz. Ayrıca, bir kısım insanın da, üzerlerinde yağmurluklar ile, şelalenin göle düştüğü yerin gerisinde, aşağıya kadar indiklerini göreceksiniz.
Maid Of The Mıst yani Sislerin kızı denilen ve teknelerin kalktığı bir iskele var. Buradan, yarım saatlik tekne turları, yağmurluk ve asansör bedeli olarak 10 dolar ödediğiniz takdirde, unutamayacağınız bir tekne turu yapabilirsiniz ki mutlaka yapın.
Buraya, gözlem kulesinden asansörle iniliyor. Gözlem kulesi denilince, bu kulenin en üst katından seyir terasına çıkıp, bölgeyi seyretmekte mümkün, çıkın. Ayrıca, aşağıya yani 55 metre aşağıya inip, iskeleden teknelere binmekte mümkün.
Herhangi bir tehlikesi yok. Sürücüleri yani kaptanları yeterince bilgili ve emniyetle tekneler sürülüyor, mutlaka binin. Ayrıca, tekne gezintisi sırasında, kaptanlar bölge ile bilgi veriyorlar.
Bu bilgiler yanında bölgede daha önceki yıllarda şelaleden düşenler, bunlardan ölenler ve yaşayanlar ile ilgili de hikayeler anlatıyorlar.
Gezi otobüsleri
Evet, tekneden sonra, tekrar yukarı çıktınız. Gezi otobüsleri göreceksiniz, park içinde turistleri gezdiren bu otobüslere küçük bir meblağ ile biniliyor ve yaklaşık 30-40 dakikalık bir tur yapıp, yine bindiğiniz yere geri getiriyorlar.
Mutlaka binin, Niagara nehrinin üst bölümlerine kadar gidiliyor, her yer yemyeşil bir güzellik. Park içinde, çeşitli hediyelik eşyaların satıldığı veya yemek yenebilecek yerler de var, bu gezi esnasında görebilirsiniz, isterseniz otobüsten inin, gezin, bir sonraki otobüse ücretsiz tekrar binip gezinize devam edebilirsiniz. Özellikle, nehrin kıyısına kadar yürüyerek inme şansınız var,
Burada yaşayacağınız en büyük duygu, suyun gücünü-kudretini hissedeceksiniz. Gerçekten korkunç bir güç, hediyelik eşya reyonlarında, bu suyun gücünü İsa’nın ilahi gücü ile birleştiren-çağrıştıran çeşitli hediyelik eşyalar ve yazılar gördüm.
Suyun gücü insanın gözünü korkutacak seviyede. Ayrıca, bu kadar bol suyun bulunmasına da özenmemek elde değil.
Evet, Niagara Şelalesi sadece şelale olarak değil bir Milli Park içinde yaratılmış bir gezi ve yaşam ortamı, buralara yakın olduğunuzda mutlaka gidin, görün.
Amerika hakkında genel bilgilerle ilgili yazım için Genel
Şehri anlatmaya başlamadan önce, 2013 yılı için “Avrupa Kültür Başkenti” olarak seçildiğini belirtmek istiyorum. Ayrıca: 2012 yılında, şehir: 1996 yılından bu yana “Dünya Su Başkenti” seçilmiş ve 2012 Dünya Su Forumu burada toplanmıştır. Bir zamanlar “Massalia” olarak isimlendirilmiştir.
Şehrin: 2500 yıl kadar eskilere giden tarihi bir geçmişi söz konusudur. Günümüze yakın dönemde ise, yine bu şehir: bataklık ve uyuşturucu ticaretiyle anılır olmuştur. Çünkü: şehir, “kenevir” üretimi ve ticaretinde, dünya üzerinde ilk sıralardır. Kenevir denilince esrar yanında: askı ve halat üretimi de yaygındır.
Ancak, son dönemlerde, şehirde ve limanda yapılan yenilikler ve tasfiyeler sonucu, şehir, özellikle büyük limanı nedeniyle, deniz yolculuğu yapanların akınına uğramaya başlamıştır. Liman: Avrupa genelinde dördüncü, Fransa ve Akdeniz genelinde ise, birinci büyüklüktedir.
Fransa MarsilyaFransa MarsilyaFransa MarsilyaFransa MarsilyaFransa Marsilya
Şehrin tarihi geçmişindeki en anlamlı olay: 1792 yılında, Fransa devrimi ve devrimci hükümeti savunmak için, buradan, Paris şehrine 500 gönüllü gönderilmesidir. Marsilya ve Paris arasındaki bu yürüyüşlerde söylenen “devrim için toplanma çağrısı” sonraki dönemlerde “Le Marseillaise” olarak bilinen “Fransa ulusal marşı” haline gelmiştir.
Evet: şehir
Fransa’nın güneydoğusunda, Provence-Alpes-Cote d’Azur bölgesinin başkentidir. Fransa’nın nüfus yoğunluğu açısından, ikinci büyük şehridir. Şehir nüfusu: 860.365 kişidir. Avrupa’nın ise, en büyük kara alanına sahip şehridir. Deniz kıyısı: Calanques bölgesinde 20 km . olmak üzere, toplam 57 km. dir.
İklim değerlendirmek gerekirse, burası sıcak bir yer, yıllık güneşli gün sayısı 300 civarındadır. Ortalama sıcaklıklar, yaz döneminde 25 derece, kış döneminde ise, 12 derecedir. Buna göre şehri ziyaret dönemini planlayabilirsiniz.
Fransa Marsilya
Şehirde
Ülkenin en büyük kuruvaziyer limanı bulunmaktadır ki, bu limanın yıllık yolcu kapasitesi: 705.000 kişidir.
Marsilya: bir film şehridir. Marsilya filmleri ve sineması: ülkede Paris’ten sonra üst düzeydedir. 1 Temmuz 2009 tarihinde kurulan “Belle de Mai” multi-medya merkezi: film endüstrisinin büyümesi yönünde önemli bir atakta bulunmuştur.
Fransa MarsilyaFransa MarsilyaFransa Marsilya
Şehirde: 450.000 öğrenci, 70’den fazla konsolosluk ve Fransa ülkesinin ikinci büyük araştırma merkezi bulunmaktadır. Şehir: neredeyse “Cezayir” kökenli, kuzey Afrikalı insanların bulunması nedeniyle, zenci-Arap karışımı bir insan toplumunu barındırmaktadır. Yani, şehirde bolca esmer insan göreceksiniz.
Giriş kısmı için, son ve önemli bir not;
Stadyum: üzeri tamamen örtülmüş ve 67.000 seyirci kapasiteli hale getirilmiştir. Yenileme projeleri kapsamında: mağazalar, oteller, evler, ofisler ve spor klinikleri de yapılmıştır.
GÜVENLİK
Evet, ulaşım bölümünden önce, güvenlikten söz etmek istiyorum. Bu şehir: İtalya’da Napoli şehrini görenler varsa, ona benzer bir yer olarak dikkat çekiyor, yani hiç uzatmadan, bu şehrin güvensiz olduğunu söylemem gerekir.
Napoli şehrinde, şehirliler, arabalarının kapılarını kilitlemezler diye duymuştum, çünkü: hırsızlar arabayı soymaya kalkarsa, arabanın camını kırıp, kapısını bozmasınlar diye. İşte: bunun bir benzeri, Fransa ülkesinde “Marsilya” Yukarıda da söz etmiştim, bir zamanlar büyük uyuşturucu şebekeleri ve Mafya faaliyetlerinin yürütüldüğü bu şehir, her türlü önlem alınmasına rağmen, hale pek tekin denilemez.
Öte yandan, 2013 yılı Avrupa Kültür Başkenti ve 2016 Yılı Avrupa Futbol Şampiyonası, binlerce, milyonlarca kişi, buraya, bu şehre gelecekler. Ama, bir yandan da, şehirde, motosikletli kapkaççılar kol geziyor.
Araba kiralayıp, ışıklarda durduğunuzda, bu kapkaççılar, hiç sıkılmadan, arabanızın kapılarını zorlayabileceklerdir.
Evet, bu şehirde, mutlaka dikkatli olmanız, özellikle zencilere karşı aşırı dikkatli olmanızı öneririm. Sizden sigara filan istediklerinde, sakın çantanızı açıp vermeye kalkmayın, açık çantadan mutlaka bir şeyler çalmayı düşünecekler ve davranacaklardır.
Hatta: bir bankta otururken, çantanızı bile çalmaya kalkabilirler. Üzerinde kötü elbiseler, başında takke bulunan yaşlılardan bile çekinmeniz gerek.
Özellikle, bayanların, geceleri yürürken yanlarında mutlaka bir erkek olması gerekir. Çünkü: sokakta yaşayanlar çoğunluktadır. Dışarıdan her şeyi normal görülen bir otel, fuhuş oteli çıkabiliyor.
Gündüz vakti metroya bindiğinizde: bir elinde darbukası, diğer elinde esrarlı sigarası ile, sarışın bir Arap vagonunuza binip, bir sonraki istasyonda bütün vagonun boşalmasına sebep olabilmektedir.
Evet, son bir not: dediğim gibi, sokaklarda Araplarla çok karşılaşacaksınız ki, inanın burayı sanki Araplar istila etmiş diyeceksiniz.
Fransa Marsilya
ULAŞIM
“Marseille Provence Airport” isimli havaalanı, şehir merkezinden 30 km. uzaklıktadır ve Marsilya havaalanından hareket eden otobüsler, yolcularını, şehir merkezindeki Saint Charles Tren Garına getirirler. Buradan da, taksi yada metro ile, istediğiniz yere ulaşabilirsiniz. Otobüsler: 05.10-00.10 arasında, her 20 dakikada bir hareket ediyor. Yolculuk süresi, 25 dakika sürüyor ve ücreti, 8.50 Euro.
Havaalanı ile şehir merkezi arasında taksi tercih ederseniz, muhtemel ödeyeceğiniz ücret, gündüz için 40 Euro, gece için ise 50 Euro’dur.
Evet, Fransa ülkesinin dördüncü büyük havaalanı ile, 27 ülkeden, 89 şehre bağlantı yapılıyor. Paris-Marsilya arası uçuşları, 1. saat 20 dakika sürüyor. Marsilya-Paris arasında hızlı tren tercih ederseniz, yolculuk 3 saat sürüyor.
Yine, Marsilya ile diğer bazı şehirler arasındaki, hızlı tren ile ulaşım süreleri şunlardır: Marsilya-Lyon arası, 1 saat 50 dakika, Marsilya-Lille arası: 5 saat, 20 dakika, Marsilya-Bruxelles arası: 5 saat 20 dakika, Marsilya-Toulouse arası: 3 saat 20 dakika, Marsilya-Geneve arası: 4 saat 45 dakika.
St.Charles Garı
Birçok Fransız filmine mekan olan bu yapı: şehrin yüksek tepelerinden birinin üzerine kurulmuştur. Garı, şehir merkezine bağlayan “Boulevard d’Athenes” caddesi üzerinde, alçalarak ilerleyen merdiven basamakları üzerinden, şehrin muhteşem manzarası izlenebilmektedir.
ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI
2 tane yer altı metro hattı var. Bu hatlarda: M1-Mavi çizgi: genellikle doğu-batı yönünde hareket eder. M2-Kırmızı çizgi ise, güneyden kuzeye çalışır. Her iki hat: Castellane bölgesinin güneyinde kesişirler. Onlar üzerinde: 30 otobüs hattı ve iki tramvay hattı bulunmaktadır. Metro vagonları klimalıdır ve duyurular “İngilizce” ve “Fransızca” olarak yapılır.
80 civarında otobüs ve tramvay hattı ve çok sayıda bisiklet kiralama otomatı bulunuyor. Metro, her gün: saat: 05.00-22.30 saatleri arasında faaliyettedir. Cumartesi-Pazar günleri, metro hattını: saat: 00.30 ile 05.00 arasında “fluobus” denilen sistem devralıyor.
Tramvaylar, her gün saat: 05.00-00.30 arasında faaliyet sürdürmektedir. Bilet sistemi şöyledir: yolculuk başına tek bilet, 10 yolculuk için kart, 3 günlük sınırsız kart. Bu karta “Special visite” ismi veriliyor.
Fransa Marsilya
GENEL TATİL GÜNLERİ
Aşağıda belirteceğim günlerde: bankalar, mağazalar ve diğer mekanların birçoğu kapalıdır. Ziyaretinizi buna göre düzenlemenizde yarar var.
1 Ocak Yeni yıl günü
Nisan Paskalya günü
1 Mayıs İşçi bayramı
8 Mayıs 1945 zafer günü
14 Temmuz Milli bayram
15 Ağustos
1 Kasım
11 Kasım Ateşkes günü
25 Aralık Noel günü
Fransa MarsilyaFransa MarsilyaFransa MarsilyaFransa Marsilya
ALIŞVERİŞ
Şehirdeki mağaza ve dükkanlar, genellikle: saat: 10.00-19.00 arasında, kapanmadan gün boyu açıktırlar. Peki ne satın alınır? Marsilya zeytinyağlı sabunları çok ünlüdür.
Büyük oranda zeytinyağı içeren bu sabunlar, her ne kadar Marsilya sabunu olarak bilinip ünlense de, bir zamanlar bu sabunların, gemilerle “Halep” ten geldiği söylenmektedir.
Siz yine de “lavanta ve Marseille sabunu” alın.
Şehir Merkezi
Burada: herkes için, küçük el sanatları satılan butikler, mağazalar ve hediyelik eşya satan dükkanlar bulunur. Ayrıca: büyük markalar ve mağazalar geniş bir yelpaze sunmaktadırlar.
Genellikle “Moda sokağı” olarak anılan “Rue Saint-Ferroel, Rue de la Tour” ve “Cours d’Estienne” denilen yerlerde, gerek alışveriş ve gerekse yemek ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Bölgeyi çevreleyen sokaklarda: mutfak ve yemek gereçleri, ev mobilyaları, şekerciler ve geleneksel dükkanlar, kuyumcular, kitapçılar, moda mağazaları ve aksesuarcılar bulunur.
Rue Paradis ve Rue Grignen
Burası: lüks eşya mağazaları ve tüm önemli markaların satıldığı bağımsız butiklerle dolu bir bölgedir.
Centre Bourse
Burada: 200’den fala mağaza var ve alışveriş severler için, genellikle şık ve daha rahat tarz giyim ürünleri satılıyor.
Bölgedeki hediyelik eşya (sabun, zeytin yağı vb. gibi) ve hediyelik eşya dükkanları: Eski Liman ve Le Panier arasındaki bölgede bulunmaktadır. Bu bölgedeki mağazalarda (Galeries Lafayette vb. gibi) geleneksel ürünler ve yine bu bölgede “Marsilya temalı” ürünler bulup satın alabileceğiniz yerler var.
Old Town Bölgesi
Son birkaç yıl içinde: “Le Penier” denilen bölge: sanatçıların stüdyoları ile dolu bir yer haline gelmiştir. Buradaki sanatçılar el sanatları (resim, heykel, seramik, ahşap gibi) yapıyor ve galerilerde satıyorlar. Ayrıca: gastronomi ürünleri (çikolata, zeytin yağı gibi) bulup satın alabilirsiniz.
De la Republique Rue
Şehir merkezi yenileme çalışmaları sırasında, bu bölge, Hausssman isimli mimar tarafından tasarlanmıştır. Burada: büyük ulusal ve uluslar arası zincir mağazalar, geniş ve ağaçlıklı kaldırımlar vardır ve kruvaziyer limanından, şehir merkezine doğru ilerlemektedir. Burada, 2014 yılında bitirilmesi planlanan, büyük bir eğlence merkezi yapılmaktadır.
Cours Julien ve Notre Dam edu Mont
Eski Limanın hemen yakınındadır. Bu bölge: gölgeli teraslar bulunan mahalleleri, yaya sokakları, çeşme ve havuzları ve restoranları ile, ziyaretçilere birçok imkanlar sunmaktadır. Ayrıca: yine burada tasarımcı ve moda butikleri, kitap mağazaları, saç tasarım stüdyoları, sanat galerileri, tiyatrolar bulunmaktadır.
Belsunce ve Noailles
La Canebiere’nin iki yanında bulunan bu bölgede: toptancılar, baharat satıcıları, çay salonları bulunmaktadır. Daha çok, oryantal bir çarşı atmosferi yaratılmış.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
NE YENİR- NE İÇİLİR
Marsilya denilince, yemek kültürünün temelinde: zeytinyağı ve sarımsak bulunur. Marsilya: yabancı mutfakları benimsememesi ile bilinir. Buraya has bir şeyler tatmak isterseniz: baharatlı yemekler, balık, kabuklu deniz ürünleri yemelisiniz. Bunların yanında bazı spesiyaller bulunur. Bunların başında bulunanlar şunlardır: boullabaisse, soupe au pistou, pieds et paques, Marsilya pizzası.
Restoranlar
Marsilya şehrinde: her ne kadar etkilenmedi denilse de güçlü bir İtalyan etkisi görülür ve buna bağlı olarak oryantal yemekler ve Akdeniz yemekleri ve elbette deniz ürünleri spesiyalleri, şehrin birçok restoranında sunulmaktadır. Bu restoranlar iyi dekore edilmiştir.
Fransa MarsilyaFransa MarsilyaFransa Marsilya
TURİZM
Marsilya şehri: sanat ve kültür dolu bir şehirdir. Zaten, en başta belirttiğim gibi, 2013 yılı için Avrupa Kültür Başkenti olarak seçilmiştir.
Şehir: yüzyıllardır her bir kültürün kurduğu yerleşimin üstüne yenisi kurularak günümüze kadar gelmiştir. Yunan ve Roma kökeninden başlayan yolculuk, Ortaçağ dönemine ait dini vakıflar, 16’ncı yüzyıla ait tahkimat, 17 ve 18’nci yüzyıllara ait zengin yapılar ve 19’ncu yüzyılda yapılan prestijli binalar, şehir ziyaretçilerini, geçmişin çok uzun bir sürecinden günümüzün modern zamanlarına doğru muhteşem bir yolculuk yaptırmaktadır.
Şehir: anıtlar ve müzeler açısından zengindir. Şehirde, 21 tane müze bulunmaktadır. Şehirde: deniz ve tepeler arasındaki boşlukta ve Calanques bölgesinde ise, olağanüstü bir doğal ortam bulunmaktadır. Yani: şehir alanının yarısı, kamu parkları ve bahçelerin bulunduğu, 400 hektarlık bir yeşilliktir.
Fransa Marsilya
LE GRAND TOUR
Bu açık bir üst güvertesi bulunan 80 yolcu kapasiteli otobüs: şehrin fantastik ve benzersiz görünümünü sunan bir gezi turu yapmaktadır. Tur yaklaşık 1 ile 1.5 saat arasında sürmektedir. Tur esnasında, 13 durak üzerinde, herhangi birinde inebilirsiniz. Rehber, tur sırasında birçok dilden anlatımda bulunuyor.
Tur ücretleri: yetişkinler için, 18 Euro, çocuklar için 9 Euro’dur.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
PETİT TRAİN-LİTTLE TRAİN-TURİST TRENLERİ
Marsilya şehrini ziyaret ettiğinizde, küçük ve renkli trenler göreceksiniz. Bunlar: beyaz/mavi şeklinde, Marsilya üniforması renklerine boyanmışlardır.
Bu trenler ile: Eski Liman-Notre Dame de la Garde arasında seyahat edebilirsiniz. Veya: Panier bölgesinin eski ve dar sokaklarını dolaşabilirsiniz.
Tren ücretleri: yetişkinler 7 Euro, çocuklar 4 Euro’dur.
Notre-Dame de la Garde Bazilikası önünden hareket eden tren: Nisan-Aralık ayları arasında: her gün saat 10.00-16.20 arasında çalışır, eski Liman kale, Corniche Pharo, Notre-Dame de la Garde hattını izler, tur yaklaşık 45 dakika sürer.
Eski Marsilya Little Train: eski liman bölgesinden hareket eder, katedral ve Vielle Charite boyunca ilerler, Panier semtinden geçer, tur yaklaşık 1 saat 5 dakika sürer.
Friol Archipelago Little Train: Liman Frioul ile St.Esteve arasında hareket eder, yalnızca Temmuz/Ağustos aylarında çalışır, yetişkinler için 4 Euro, çocuklar için 2 Euro ücret alınır.
Fransa Marsilya
PAVİLİON M
Villeneuve Bargemon yakınındaki City Hall’in hemen yanındaki burası: Marsilya-Provence 2013 fuar merkezi olarak düzenlenmiştir ve 2013 yılı boyunca halka açıktır. Burada: şehrin ve 2013 yılı kültürel etkinlik programlarının tanıtımı yapılır.
Burada: bölgedeki tüm etkinlikler için rezervasyon veya bilet satın alabilirsiniz. Programlar hakkında bilgi edinebilirsiniz. Konaklama, yeme-içme, ulaşım hakkında pratik bilgiler edinebilirsiniz. Şehirdeki geçici sergileri burada izleyebilirsiniz.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
PLAJLAR
Marsilya sahil şeridi, kuzey ve güney yönünde bir hilal şeklinde uzanır ve plajlar: kaya, kum ve çakıllıdır.
Prado Sahil Parkı
1975 yılından önceki dönemde, Marsilya şehrinin deniz sahili: 42 km. uzanmaktadır. Ancak, deniz sahilinde, herhangi bir tesis bulunmamaktadır. Prado sahil parkının oluşturulması ile: yaklaşık 2 km. uzunluğundaki kum ve plajlar: 26 hektarlık yeşil alan içinde, 10 hektar olarak uyumlu bir şekilde uzanmaktadır.
Denizden kazanılan 40 hektarlık bir alan üzerine yapılan böyle bir tesisin tamamlanması ile: denizdeki fırtınalar, rüzgarlar, mistral ve kirlilik önlenmiştir. Her yıl, 3-3.5 milyon insan: çimler üzerindeki bu park alanında, gerek oyun alanlarından, gerekse dinlenme alanlarından yararlanmaktadırlar.
Ayrıca: burada, uluslar arası üne sahip, muhteşem bir “kay-kay” pisti var. Kaykay parkının hemen yanında: Bonneveine Cove ve Vieille Chapelle plajları bulunuyor. Bu plaj bölümünde: yaz aylarında ilk yardım ve cankurtaran hizmeti var. Ayrıca: tuvaletler, duş alanları, oyun alanları, dinlenme stantları var.
Kuzey bölümü
Bu bölümde: L’Estaque’den sonra Corbiere plajları bulunuyor. Burası: Belediyeye ait su sporları merkezidir. Burası, da denizden kazanılan alan üzerine düzenlenmiş bahçeler arasındadır. Kısmen gölgeli ve ince kum olan bu plaj bölgesinde: tuvaletler, duşlar ve giyim mağazası bulunmaktadır. Deniz çok derin değildir. Plaj voleybolu oynanmaktadır. Aynı zamanda, Marsilya şehrinin çok güzel manzarası izlenmektedir.
Bain des Dames-Bonne Brise
Bu koylara ulaşmak için 19 numaralı otobüs hattını kullanmanız gerekir. Şehre yakındırlar. Bunların küçük kum plajları vardır, ancak buralarda sabit hiçbir tesis bulunmamaktadır. Buralardan, Marsilya Limanının muhteşem manzarası görülebilir.
Pointe Rouge
Burası, aynı adı taşıyan limana bitişiktir. Plaj kumludur. Burada: duşlar, giyim mağazaları, restoranlar, tuvaletler ve oyun alanları vardır. Yaz aylarında ilk yardım hizmeti bulunmaktadır. Buraya ulaşmak için 19 numaralı otobüs hattı kullanılır.
Diğer plajlar: Port Pin, En-Vau, Sugiton, Morgiou, Sormiou, Phoceens Cove, Sablettes Cove, Samena, Mont Gul Cove.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
GEZİ PLANI
Şehirdeki gezi planımızı, şehir merkezi ve çevresi olarak, iki bölümde hazırladım. Siz, şehirdeki kalacağınız zamana ve tercihlerinize göre, bunların arasından seçim yapıp, edineceğiniz bir şehir haritası üzerinde, kendinize bir gezi rotası oluşturabilirsiniz.
Fransa Marsilya
ŞEHİR MERKEZİ
La Canebiere Caddesi
Şehrin eski bölgesinin tarihi bir sokağıdır ve 1 km uzunluğundadır ve ilk olarak 1666 yılında yapılmıştır. 1928 yılında ise: Eski Limana kadar uzatılmıştır. 1852-1870 yılları arasındaki dönemde: bu cadde, yoğun entelektüel ve iş faaliyetleri, kafeler ve yüksek sınıf otel ve mağazalarla dolmuştur.
Özellikle: 1871-1940 yılları arasında caddenin güzelliği en üst düzeye ulaşmış ve dünya çapında tanınmış, Marsilya ve limanın bir sembolü haline gelmiştir. Zaten, cadde üzerindeki bazı binalar da “Ulusal Miras” olarak kabul edilerek koruma altına alınmıştır. Fransız sömürgeleri: bağımsızlıklarını kazandıktan sonra, cadde üzerinde bulunan: büyük oteller ve kafeler kapatılır.
Bu sokak tarihi süreç içinde önemli bir yere sahiptir. 1934 yılında, Yugoslavya Kralı Alexander: burada öldürülmüş ve aynı saldırıda, Fransa Dışişleri Bakanı yaralanmıştır. 1938 yılında ise, yine burada bulunan “Galeries” mağazasında çıkan yangında 75 kişi ölmüştür.
Bu ilginç sokağın, Latincede isim karşılığı “kenevir/esrar” dır. “Canebiere” denilince, aynı zamanda bir “bira” markası da akla geliyor. Çünkü: buradan hareket eden denizciler, bunu birçok yere taşıdılar.
Evet gelelim cadde üzerindeki yapılardan bir kısmını tanıtmaya:
Alla Turca Kafe
Cadde üzerindeki ilk kafelerden biri: 1850 yılında; Prince de Beauvau sokağında oryantal gezginler için açılmıştır. Burası; şehirde, Türk, Çin ve Arap kültürleriyle olan bir bağlantı noktasıydı. Görkemli dekoru ve atmosferi, ziyaretçileri etkiliyordu.
Grand Theatre-Opera Binası
Marsilyalılar: tiyatro ve operaya karşı hep bağlı olmuşlardır. Bu yüzden, şehrin çeşitli yerlerine, çeşitli tiyatrolar inşa edilmiştir. Ama: şehrin en büyük tiyatrosunun inşaatı; 1781 yılında başlar ve 1787 yılında açılır.
Mimar: Benard’dır. Neo-klasik tarzda yapılan yapıyı: bir müzik ve dans tapınağı olarak tasarlamıştır. Devrimin ardından: birçok büyük opera sunumu olmuştur. Ayrıca: önemli opera eserleri Fransız prömiyeri, burada verilir.
Ancak: 1919 yılındaki elektrik tesisatından çıkan bir yangında, tiyatro ve sahne tamamen yanarak yok olur, sadece temel duvarları ve sütunları kalır.
1921-1924 yılları arasında, Raymond Ebrard tarafından, bu kez, art-deco tarzında, Opera yeniden yapılır. 1800 seyirci kapasitelidir.
Tüm alanlarda, yaratıcı sanatçılar ve teknisyenler tarafından yapılan resim, heykel, mozaik ve ferforjeler kullanılır. Özellikle: sahne tarafında, heykeltıraş Antoine Bourdelle tarafından yapılan büyük bir friz ilgi çekmektedir.
Yapının ön tarafında bir yazı göreceksiniz ki bu yazının anlamı “Afrodit güzellik, Apollo ritim, Pallas denge, Dionysos hareket ve hayat”
Fransa Marsilya
Hotel du Louvre et de la Paix
Günümüzde burada bir mağaza bulunmaktadır. Yapının ön tarafında: 4 kıtayı temsilen anıtsal yapılmış zengin figürlerin bulunduğu bir giriş bulunuyor. Otel yapısında: 250 oda, 20 salon ve 2 restoran bulunmaktadır. Otel: Fransız Deniz Kuvvetleri tarafından 1941 yılında satın alınıncaya kadar otel olarak açık kalmıştır.
Savaştan sonra, Deniz Kuvvetleri: kendi ofislerine döndü ve 1977 yılında, bu odalar, resmi etkinlikler için kullanılmaya başlandı. 1980 yılında, bina satıldı. Bundan sonra: yapının sadece birkaç yeri sabit tutuldu ve 1984 yılında, burada, günümüzde görülen mağaza açıldı.
Buraya yolunuz düşerse: yapının içinde, soldaki merdivenlerin ve mağazanın arka tarafındaki kapıların, Hotel du Louvre et de la Paix döneminden kaldığını görebilirsiniz.
Fransa Marsilya
L’hotel de Noailles
Bu yapı: 1865 yılında, mimar Berengier tarafından tasarlanmıştır. Çok lüks bir otel olarak kullanılmış ve 1979 yılına kadar, birçok ünlü ve siyasetçiyi konuk etmiştir. Günümüzde, bina: ofis binası olarak tahsis edilmiş, ama yine de prestij adresi olmaya devam etmektedir.
Anıt aux Mobilises
Bu anıt: 1870 savaşında ölen Marsilyalı askerleri anmak için 1894 yılında yapılmıştır. Anıt: eski Limana doğru, caddeden aşağıya yönelen gösterilerin ilk hareket noktasıdır. Göstericiler burada toplanırlar ve buradan Town Hall ve diğer idari binaların bulunduğu bölüme kadar yürürler. Her yıl 14 Temmuz günü de, burada kutlamalar için büyük kalabalıklar toplanır.
Fransa Marsilya
St.Paul-St.Vincent Kilisesi-Reformes
Bu site: 14’ncü yüzyılda kurulmuştur. 16’ncı yüzyılda ise, burada bir manastır inşa edilmiştir. Ancak, Fransız Devrimi sırasında, manastır rahipleri dağılırlar. 1803 yılına gelindiğinde, yeniden faaliyete geçilir. 1625 yılında, Saint Vincent de Paul isimli bir rahip tarafından kurulan cemaat kilisede toplanmaya başlar.
Evet: neo-gotik tarzdaki yeni kilisenin inşaatının mimarı Reybaud’dur ve yeni kilise, 1888 yılında kutsanır. 1998 yılında, 69 metre yükseklikteki çan kuleleri eklenir.
Fransa MarsilyaFransa MarsilyaFransa Marsilya
Vieux-Port. Eski Liman
“La Canebiere” caddesinin sonundadır. Burası: antik dönemlerden bu yana yani MÖ.600 yıllarından bu yana; şehrin doğal limanı olarak kullanılmıştır. Özellikle: şehir büyüdükçe, limanda önem kazanmış ve deniz halatının yapımında kullanılan “kenevir” üretimi artmıştır. 1800’lerin sonlarına gelindiğinde: Marsilya limanından, yıllık 1000 geminin geçtiği söyleniyor.
Ancak: zamanla buhar; yelkenin yerini devralır. Bunun üzerine, bu liman çok sığ olduğundan (limanda denizin derinliği 6-20 metre arasındadır), buharlı gemilerin yanaşabilmesi için “La Joliette” bölgesindeki yeni rıhtım inşaatına başlanır.
Yani, sonuç olarak, günümüzde, bu liman, yalnızca gezi tekneleri, yatlar için kullanılır olmuştur. 3500 yat kapasiteli ve 14 marina bulunan burada, ayrıca geleneksel balıkçı tekneleri ve diğer bir kısım küçük tekne barınmaktadır.
Eğer: Frioul adaları veya Chateau bölgesine gidiyorsanız, liman bölgesinde, limanın sonunda “Quai des Belges” bölgesinde, balıkçıları, tuttukları balıkları satarken izleyebilirsiniz. Liman: iki büyük kale (Fort St Nicolas ve Fort Saint Jean) tarafından korunmaktadır.
Günümüzde: 2013 Avrupa Kültür Başkenti uygulaması öncesi hazırlıkları kapsamında: liman bölgesi, yapılan restorasyon çalışmaları sonucunda: tamamen yayalar için ayrılmıştır. Burada: eğlence organizasyonları yapılmaktadır.
Animasyonlu barlar, restoranlar, teraslar ve rıhtım üzerinde diğer birçok dükkan bulunsa da, bölgenin ana mimarisi korunmuş, bölge tarih ve kültür merkezi haline getirilmiştir. Eski liman bölgesinde bir yürüyüş yaparsanız: içki, yemek, balık, güneş gözlüğü satan seyyar satıcılar görebilirsiniz.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
Fort Saint Jean ve Fort Saint Nicolas
Eski Liman girişinde, Louis 14. tarafından, 1660 yılında inşa edilmiş: birbirinin karşısında bulunan kalelerdir. Kalelerin yapımında: imparator tarafından: kalelerin Marsilyalı isyancılara karşı değil, şehrin dışarıdan gelecek tehlikelere karşı savunulması için inşa edildiğini belirtmek üzere, toplar, içeriye değil, dışarıya doğru yerleştirilmiştir. Fransız Devrimi sırasında ise, kaleler: bir hapishane olarak kullanılmıştır.
Fransa Marsilya
Fish Market-Marche aux Poissons
Buradan, günlük taze balık satın almak mümkündür. Bunlar: beklerken sizin için temizleniyorlar. Ama, saat 13.30 da kapanıyor.
Fransa Marsilya
Craft Market-Les Artisanales du Vieux-Port
Burada: özellikle Marsilya sabunu, provençal bal ve zeytin ve zeytin ürünleri bulup satın alabilirsiniz.
Santos Market-Foire aux Santons
Burası Noel pazarıdır ve eski bir geçmişe sahiptir. Burada, ilk Noel pazarı, 1803 yılında açılmıştır. Burada: kil figürler satılıyor, ilginizi çekebilir.
Fransa Marsilya
Flea Market-Le Marche aux Puces
Burası, şehrin bit pazarıdır. Burada: ağırlıklı olarak Arap meyve, sebzeleri ve el üretimi objeler satılmaktadır. Öte yandan buranın bir başka özelliği daha var. Ucuz pizza, kuskus, kahve, Kuzey Afrika pasta ürünleri ve kebap tatmak isterseniz, buradaki küçük yemek yerlerini denemeniz gerekir.
Fransa Marsilya
Hotel de Ville-Belediye Binası
Burası: 17’nci yüzyıldan kalma, Barok mimari özellikler taşıyan bir binadır. Eski limanın tam merkezindedir. 1943 yılındaki Alman işgali sırasında, nadiren zarar görmeden günümüze ulaşmıştır.
Yapılış amacı: denize bakan, ihtişamlı bir cephe oluşturmak ve üzerinde bulunan kraliyet makamını temsil eden gemi maketleriyle, kıyıda bir ihtişamlı yapı oluşturmaktır. Bina: Fransız Devrimi sırasında da yıkımdan kurtulmuştur. Yapı: 1948 yılında, Ulusal anıt ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
Palais du Pharo-Pharo Sarayı
Açık denizden ayrılan koyun adı “Pharo” olarak geçmektedir. Koy üzerinde bulunan höyük, ilk olarak 14’ncü yüzyılda dikkat çekmiştir. Daha sonraki tarihi süreçte: Cumhurbaşkanı Louis-Napolyon, Eylül 1852 tarihinde, burayı ziyaret ettiğinde, “su kenarında bir ev olması” arzusunu dile getirir. Yılın sonunda, kendisinin ikameti için bir yer yapmak üzere, mimar Vaucher görevlendirilir. La Reserve ve Pharo: kendi adına, seçilen kendisine ait siteyi bağışlamaya karar verir ve bağış kabul edilir ve saray yapılır.
Ancak: saray İmparator tarafından hiç kullanılmamıştır. Napolyon’un ölümü üzerine, İmparatoriçe Eugenie: sarayın tek sahibi olur ve sarayı şehre bağışlar. 1904 yılına gelindiğinde ise, yapı: Tıp Fakültesi haline dönüştürülür.
Bu yapı: olağanüstü konumu sayesinde, limana güzel bir görünüm kazandırmıştır. Ayrıca: yıllık 60.000 kişi kapasiteli bir konferans merkezi bulunmaktadır. 900 kişilik bir oditoryum, 1200 m. karelik sergi salonu, 500 m. karelik restoran bulunmaktadır.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
Saint-Victor Abbey
Roma döneminden kalma eski bir manastırdır. Yerel ve aziz bir asker şehit olan “Victor” adına yapılmıştır. 1040 ve 1200 yılında yeniden inşa edilen yapıdan, günümüze kalan parçaları, 1934 yılında Papa tarafından küçük bir bazilika haline getirilmiştir. Ana sunak: 1040 yılında takdis edilir. Tamamen Romanesk mimari tarzda inşa edilmiştir.
11 ile 18’nci yüzyıllar arasında: Katalonya denilen ve İtalya ile Akdeniz bölgesindeki birçok Hıristiyan üzerinde: Saint Victor’un etkisi görülür. Ancak: geçen zamanla, yavaş yavaş manastıra ilgi azalır ve 1739 yılında Papa’nın emriyle laikleştirme uygulanır.
Fransız Devrimi sırasında ise, manastır: önce yem deposu, daha sonra hapishane ve kışla olarak kullanılır. Böylece yıkımı önlenir. Daha sonra ise, yeniden kilise olarak kullanılmaya başlanır ve 19’ncu yüzyılda restore edilir.
Burada, her yıl 2 Şubat günü, dini bir tören-kutlama yapılır.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
Phare de Sainte Marie
Passe de la Joliette’nin kuzeyindeki burası bir deniz feneridir. Deniz feneri inşa edilen liman “Phare St Mary Limanı” olarak bilinir.
1855 yılında, yerel kireçtaşından yapılmıştır ve 21.3 metre yüksekliktedir. Silindirik yapı, bir taban kaidesi üzerinde durmaktadır. Fenerin gövde boşlukları vardır. Silindirik yapı içinde: bir galeri ve yeşil metalik fener bulunmaktadır.
Dış yüzeyi: boyanmamış beyaz taşlıdır.
1922 yılında elektrikli aydınlatma düzenine geçilen fener, günümüzde devre dışıdır.
Evet, şehrin popüler bir turizm çekim merkezi olan feneri görmenizi öneririm.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
La Vieille Charite Panier
Bu önemli bina: Puget kardeşler tarafından tasarlanmıştır. Mimari açıdan önem kazanmaktadır. Başlangıçta imarethane olarak inşa edilen yapı, daha sonra ve günümüzde: Asya ve Afrika sanatı eserlerinin sergilendiği bir arkeoloji müzesi, kafeterya ve kitapçı olarak kullanılan bir galeriye ev sahipliği yapmaktadır.
Evet: bölgenin merkezindeki bina etkileyicidir. Merkezde bir şapel, çevresinde, üç katlı bir bina vardır. Merkezdeki bu şapel: 1679-1707 yılları arasında Pierre Puget tarafından inşa edilmiştir.
Şapelin oval kubbesi: barok İtalyan mimari tarzının mükemmel bir örneği olarak görülmektedir. Cephesinde ise: yavrularını besleyen iki pelikan, çevresinde muhtaç çocuklar teması işlenmiştir.
Üç katlı binada, 17’nci yüzyılda dilenciler barınıyormuş.
Çünkü: Marsilya Kent Konseyi: yoksulların barınması için bir yer ayırmaya karar vermiş ve yapı: 1749 yılında bitirilmiştir.
Burada: dilenci ve yoksulların barındırılması, yaklaşık bir yüzyıl boyunca sürmüştür.
19’ncu yüzyılda, Devrimden sonra burası, yazının başında da belirttiğim gibi, çocuklar ve yaşlılar için bir bakımevi haline gelmiştir.
1905 yılında, bina ordu tarafından işgal edilir ve daha sonraki süreçte ise, yine yoksullar için bir barınak olarak kullanılır. Son bir not: yaz aylarında, Marsilya Açık Hava Festivali, burada yapılmaktadır.
E Vieille Charit-Akdeniz Arkeoloji Müzesi-MAAOA
Burada: Afrika sanatları, Pasifik Adaları, Kızıldereli kültürlerine ait objeler bulunur. Ayrıca: geçici sergi salonları bulunur. Müzede bulunan eski Mısır eserleri koleksiyonu, Fransa’da, Louvre Müzesinde bulunan koleksiyonun ardından en muhteşem ikinci koleksiyondur.
Marsilya Uluslar arası Şiir Merkezi-CIPM
Bu merkezin tesisleri, buradadır.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
Palais de la Bourse
Burası: 19’ncu yüzyıldan kalma tarihi bir binadır ve 1599 yılında oluşturulan ve şehrin ticaret çıkarlarını savunmakla görevli ticaret odası olarak kurulmuştur. Yapı: 1860 yılında, Napoleon III’ün şehri ziyareti sırasında açılmıştır.
Günümüzde, burada: bir müze bulunuyor.
Musee de la Marine et de L’Economie de Marseille-Maritime Museum
Bu müze: Marsilya tarihinin denizcilik geçmişini, derinlemesine yansıtır. Müzenin büyük merkezi: Bourse salonu ve Ticaret Odası kenarı b oyunca, iki uzun koridorda yer almaktadır.
Bu koridorlar boyunca: ülkemizde de tanınan “Jacques Cousteaiu” ile ilgili fotoğraflar ve objeler, 1930 yılına ait yelkenli ve buharlı gemiler, deniz haritaları, gravürler ve dalış ekipmanları görülür.
Fransa Marsilya
Mediterranee Moda Müzesi
Kompleks içinde, 1991 yılında mimar Jean Michel Wilmotte tarafından yenilenen bir binada bulunmaktadır. Müze: birçok bağış ile zenginleştirilmiştir. 400 kostümlük bir koleksiyona sahiptir. 1945 yılından günümüze kadar olan sürece ait moda panoraması sunan koleksiyonlar, iki eksen çevresinde düzenlenmiştir. Sergiler 600 m. karelik alanda sunulur. Ayrıca, müze duvarları dışında da geçici sergiler düzenlenir. Evet, burada moda ve tasarımın tarihçesi sergileniyor.
Fransa Marsilya
St.Marie-Majeure Katedrali-La Majör
Aslında birçok kişi: Notre Dame de la Garge manastırının, Marsilya şehir katedrali olduğunu düşünürler. Ancak, bu yanlıştır. Aslında Sainte Marie Majeure; eski ticaret limanının hemen yanında konumlandırılmıştır ve Marsilya şehir Katedralidir.
2’nci yüzyılda: Fransa’da inşa edilecek ilk katedral: Sainte Marie Majeure adıyla bilinir. Çünkü: kendini halka sevdirmeyi amaçlayan Prens Louis Napolyon Bonapart: Marsilya şehrinde böyle bir yapının yapılmasına karar verir.
1852 yılında katedralin yapımına başlandığında, aynı dönemde birçok yapı da, şehirde hızla yükselmeye başlar. Ancak: yapı için yeterli para bulunamaz ve yapı bitmeden mimar ölür. Bu kez işin başına, şehirdeki diğer birçok binada imzası bulunan mimar Henri Esperandieu geçer ve yapı 1893 yılında tamamlanarak, 1896 yılında kutsanır.
Bizans ve Gotik mimari stillerin karışımı olan yapı: bu görkemli dönemin refahını yansıtır. Kubbe: dünyanın en büyük altıncı kubbesidir ve yüksekliği 70 metredir. Uzunluk ise, 142 metredir. 3000 kişi kapasitelidir.
Evet, günümüzde, her yıl 15 Ağustos tarihinde, burada dini bir kutlama yapılmaktadır. Bu kutlamada “Meryem” in altın heykeli, tören alayı tarafından taşınır.
Musee des de I’Europe et de la Mediterranee-MuCEM
Burası: Fort Saint Jean yanında; 17’nci yüzyıldan kalma bir site içinde: 2013 yılında açılması planlanan: Avrupa ve Akdeniz Uygarlıkları Müzesidir. Müze: Avrupa ve Akdeniz medeniyetlerine adanacaktır. Müze binası ise: mimar Rudy Ricciotti tarafından tasarlanmış olup “taş, rüzgar ve su” temaları işlenmiştir. Müze içinde: 500 koltuklu bir oditoryum, kitapçı ve restoran bulunmaktadır.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
MÜZELER
Musee d’Art Contemporain de Marseille-MAC
Haifa 69 Avenue bölgesindedir.
Burası, bir çağdaş sanat müzesidir ve 1995 yılında açılmıştır. Müzedeki eserler: Avrupa ve Amerika olarak iki bölüme ayrılarak ziyaretçilere sunulmuştur. 1960 yılından, günümüze kadar olan süreçteki sanat eserleri bulunmaktadır.
Fransa Marsilya
Musee de la Faience de Marseille
Adres: Kale Pastre, 157 Avenue Montredon.
Burası: şehrin güneyinde; Chateau Pastre Avenue bölgesindeki: bir seramik müzesidir. 1995 yılında ziyarete açılmıştır. Müze binası: Eugene Pastre ve eşi Celine de Beaulincourt Marles tarafından konut olarak kullanılmak üzere, 1860 yılında Parisli mimar Jean Charles Danjoy’a yaptırılmıştır. Pembe tuğlaları ve beyaz taşları ile güzel bir görünüm sunmaktadır.
Porselen ve fayans: Marsilya şehrinde, 16’ncı yüzyıldan bu yana yapılmaktadır. 1526 yılında, şehirde ilk seramik atölyesi kurulmuştur. Sonraki dönemde toplanan objeler: 1995 yılında, büyük kolleksiyoner Pierre ve Lison Jourdan tarafından, koleksiyonlarının şehre bağışlanması ile burada sergilenen eserler oluşturulmuştur. Evet, müze, Avrupa’da fayans koleksiyonu olarak tektir. Müzede, ayrıca, çağdaş cam ve 1950 yılından günümüze kadar olan döneme ait seramik koleksiyonu da bulunmaktadır.
Son bir not, bu müze halen kapalı ve Haziran 2013 tarihinde ziyarete açılacaktır.
Musee d’Historie de Marseille
Centre Bourse bölgesindedir. Burada: Yunan ve Roma kalıntıları yanında, dünya üzerinde benzeri olmayan, 2’ncı yüzyıldan günümüze en iyi korunarak gelmiş bir tekne gövdesi bulunmaktadır. Zaten: 1967 yılında, buradaki kazılar sırasında arkeolojik buluntular tespit edilince, 1983 yılında burada, Fransa’nın ilk şehir tarihi müzesi açılmıştır.
Günümüzde, müzede bulunanlar: 18’nci yüzyıl Marsilya şehri görüntülerine ait kalıcı bir sergi, biraz önce de sözünü ettiğim 2’nci yüzyıldan kalma ve en iyi korunmuş bir gemi gövdesi kalıntısı, Antik Yunan ve Roma Massilia limanı dönemine ait kalıntılar, Ortaçağ çömlekçilik atölyesi ve ilk Fransız Fabrikasının 13’ncü yüzyıldan kalma ürettiği fayanslar, 1720 yılındaki büyük veba salgınına ait objeler ve fotoğraflar.
Fransa Marsilya
Musee Cantini
Şehir merkezinde, Palais de Justice yakınlarındaki bu müzede, modern sanat ürünleri sergilenmektedir.
Bunlar arasında önem kazananlar ise, ünlü ressam Picasso’nun eserleridir. Eserler: 1888 yılında Jules Cantini tarafından satın alınan ve 1916 yılında şehir yönetimine devredilen “Hotel Particulier” isimli binada sergilenmektedirler.
Evet, bu küçük müzede: 20’nci yüzyıl sanatının, küçük ama hoş bir koleksiyonu bulunmaktadır.
Musee de la Moto-Motorcycle Museum
Cantini Müzesiyle aynı blokta bulunan bu müzenin koleksiyonunda: 150’den fazla motosiklet, yarış makineleri, hız sanatının 19’ncu yüzyıldan günümüze kadar olan pırotatif modelleri görülebilmektedir.
Preau Des Accoules-Çocuk Müzesi
Monte des Accoules’de bulunan eski kubbeli müze binasında: özellikle çocuklar için tasarlanmış objeler bulunmaktadır.
Fransa Marsilya
ŞEHİR MERKEZİ DIŞINDA GEZİLECEK YERLER
Fransa MarsilyaFransa MarsilyaFransa Marsilya
Notre Dame de la Garde
Kiliseye ulaşmak için: Vieux Limanından hareket eden turist trenine binebilirsiniz. Ayrıca otobüsler var. Öte yandan: buraya ulaşmak için uzun bir merdiven bulunan “Nouvelle” bölümünü de kullanmak mümkündür. Söylenenlere göre: güçlü hacılar, elleri ve dizleri üzerinde, bu merdivenlerden yukarı tırmanıyorlarmış.
Şehre bakan büyük bir kilisedir. Öte yandan şehrin simgesidir ve özellikle geceleri, ışıklandırıldığında, koy üzerinde muhteşem bir görüntü verir.
Bu kilisede, eski balıkçılar teknelerini kutsuyorlarmış. Ayrıca: balıkçı eşleri, eşlerinin balığa çıktıklarında sağ-salim geri dönmeleri için buraya tırmanıp dua ediyorlarmış.
Günümüzde de, kilisenin çevresinde asılı, birçok küçük tekne modeli görebilirsiniz.
Yapı: eski limanın güneyinde: 150 metre yükseklikte, kalker bir kayalık üzerinde bulunan yapı: ilk olarak 1214 yılında yapılmıştır. Ancak: 1524 yılında, Kral V. Charles: şehri korumak için, burada bir kale yapılmasını emreder ve bir çalışma başlatılır. Bu çalışma sırasında, kale surları arasında, 1853 yılında bir bazilika da bulunur ve bazilika, 1864 yılında kutsanır.
Özellikle terasından, şehrin muhteşem panoramik manzarasını izlemeyi sakın unutmayın. Ancak: 14-15 Ağustos tarihinde buraya gitmenizi önermem, çünkü bu tarihlerde özel bir dini etkinlik düzenleniyor ve çok kalabalıktır.
Stade Velodrome
Şehrin futbol takımının stadyumu olarak kullanılmaktadır ve ilk olarak, 1937 tarihinde açılmıştır.
1998 FIFA Dünya Kupası finalleri burada yapılmıştır. UEFA Europe 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası burada yapılacak olup; stadyum tadilata alınmış ve seyirci kapasitesi 67.000 kişilik olmuştur.
Musee Boutique de L’om-Om Müzesi ve Mağazası
Efsanevi, yerel futbol takımının geçmişine ait izler bu müzede sergilenmektedir. Müze: stadyumun avlusu içinde, mal satan büyük mağazanın köşesindeki cam dolaplarda sergilenen objelerden oluşmaktadır.
Burada, bazı kararmış kupalar, ünlü yıldızların formaları, kalecilerin eldivenleri ve ayak izleri görülebilir. Ayrıca, burayı ziyaret ederseniz, muhteşem çeşitliliği bulunan hediyelik eşyalardan mutlaka bir şeyler bulup satın alabilirsiniz.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
Gare Saint-Charles
Burası, şehrin ana tren istasyonudur. 1848 yılında hizmete açılmıştır.
Çatı bir kubbe çevresinde “U” şeklindedir. Küçük bir tepe üzerinde bulunan istasyon, anıtsal merdivenlerle şehir merkezine bağlanmıştır.
Merdivenlerin iki yanında, heykeller bulunmaktadır. Bu heykellerde: Doğu ve Marsilya’nın Yunanca kökenlerini simgeleyen kadın figürleri bulunur. Merdivenler, ilk olarak 1925 yılında açıldı, ancak heykeller 1927 yılında tamamlandı.
Günümüzde, bir çok çevredeki Fransız kasabasına buradan ulaşılmaktadır. Ayrıca, yüksek hızlı trenin güney ucu da buraya kadar uzatılmıştır. Hemen bitişiğindeki otobüs istasyonundan ise, yine çevredeki birçok yere ulaşım sağlanır.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
Palais Longchamp
İsmine rağmen, burası bir saray değildir. Bu anıtsal bina 3 bölümden oluşmaktadır ve iki bölümünde, iki müze bulunmaktadır. Hemen arkada ise, yapıldığı dönemde yani 1864 yılında, dünyanın en büyüğü olma özelliği taşıyan planetaryum ve küçük bir gözlem evi bulunmaktadır.
Bölgeyi çevreleyen bahçe (Parc Longchamp) Fransa Kültür Bakanlığı tarafından, Fransa’nın en önemli bahçelerinden birisi olarak seçilmiş ve koruma altına alınmıştır.
Park alanında bulunan havuz: figürleriyle ilgi çekmektedir. Su: havuzlar ve gölet arasında, bir şelale gibi akar. Üzerinde ise: dört büyük boğa ve üç kadın heykeli bulunur. Anıtın kurulması nedenine gelince: bir dönem, şehirde büyük bir kuraklık yaşanır. Ardından, 1834 yılında kolera salgını başlar. Bunun üzerine, Durance nehrinden kanallarla şehre su getirilmesi çalışmaları başlar.
Bu sırada: 1830 yıllarında, yeni ticaret yollarının açılması, Cezayir’in işgali ve diğer sömürge faaliyetleri başlamıştır. Sonuçta 15 yıllık bir süreçte, 18 su kemeri ve 80 km. lik su kanalları inşa edilir ve 1849 yılında açılır. Bunlar: 1970 yılına kadar, şehrin ekonomik büyüme ve refahının önünü açarlar. Bunun üzerine: bu durumu kutlamak için görkemli bir anıt yapılmasına karar verilir ve bu anıt tasarlanır.
Günümüzde: bir zamanlar burada açılan ve sonra kapatılan hayvanat bahçesine ait, hayvanların barındıkları pavyonları ve kafesleri de görebilirsiniz. Örneğin: oryantal zürafa evi, günümüzde çocuk tiyatrosu haline getirilmiştir. Her yıl “Temmuz” ayında, burada geleneksel “Beş kıtada Caz Festivali” etkinlikleri düzenlenir.
Musee des Beaux-Arts de Marseille
Palais Longchamp binasında bulunan müze: güzel sanatların sergilenmesi için kullanılmaktadır. Şehrin ana müzelerinden birisidir. 16 ile 19’ncu yüzyıllar arasındaki: resim, heykel ve çizimlere ait koleksiyonlar görülebilir.
Müzede bulunan eserlerden öne çıkanlar: Pierre Paul Puget ve Auguste Rodin tarafından yapılan heykellerdir.
Fransa Marsilya
Museum d’histoire Naturelle de Marseille-Doğa Tarihi Müzesi
Burası da: Palais Longchamp binası içindedir. Müzede: 85.000 civarında hayvansal örnek, 200.000 civarında botanik örnek ve 80.000 civarında fosil ve yine binlerce mineral ve 300 doldurulmuş hayvan örneği sergilenmektedir.
Bunlar: müze içinde bulunan 4 alanda sergileniyorlar. Müzede, ayrıca konferanslar ve geçici sergiler düzenleniyor.
Musee Grobet-Labadie
Palais Longchamp karşısındadır. Burada: Avrupa kıtasındaki istisnai müzik aletleri koleksiyonu bulunmaktadır. 1919 yılında: Marsilyalı işadamı Alexandre Labadie’nin kızı Marie Grobet: aile sanat koleksiyonunu, şehre bağışlamış ve bunun üzerine, müzeye ismi verilmiştir. Müzenin daimi koleksiyonunda: ahşap oymalar, halılar, çini ve resimler de bulunmaktadır.
Les Docks de Marseille
Docks: eskiden teknelerin yükleri için depo olarak kullanılmış, beş büyük binadır. Bunlar: rıhtım üzerindedirler. Gustave Desplaces tarafından, 1858-1863 yılları arasında yapılmışlardır. Şehirdeki ilk hidrolik asansörler, burada kullanılmıştır. Londra ve Liverpool şehirlerinden etkilenilmiştir.
Günümüzde, şehrin iş bölgesi olan “La Joliette” merkezinde bulunan bu depolar restore edilmiştir. Kapalı yüzme havuzları, zeminler, yürüyüş yolları, tepe aydınlatıcıları ve üst ofisler oluşturulmuştur.
Günümüzde, bu binalarda: yaklaşık 4000 kişiyi istihdam eden, 250 firma tarafından kullanılmaktadır. Çeşitli şirketler, restoranlar, bölgesel şubeler bulunur.
Fransa Marsilya
Musee des Docks Romains-Roma Docks Müzesi
Marsilya şehrindeki arkeolojik kazılarda bulunan Roma dönemi objeleri sergilenmektedir. Özellikle: su altı arkeolojik çalışmaları sonucu çıkarılan amphoralar, donanım elemanları ve gündelik hayata ait nesneler ilgi çekmektedir.
Fransa Marsilya
Parc Borely
Prado bölgesindedir.
Şehirdeki en çok ziyaret edilen, bir kamu parkıdır. 1775 yılında, mühendis ve mimar Embry tarafından inşa edilmiş ve Fransız Kültür Bakanlığı tarafından, koruma altına alınmıştır.
17 hektar büyüklüğündedir. 3 farklı bahçeden oluşmaktadır.
Bir göl çevresindeki parkın, batı yönünde: bir İngiliz peyzaj bahçesi, heykeller, havuzlar, bir çağlayan ve oyun alanları görülür. Burada, aynı zamanda, Notre Dame de la Garde’nin bir minyatürü, bazilika bulunmaktadır.
Parkın sokaklarında gül bahçeleri arasında dolaşmanın keyfini sürebilirsiniz. Sitenin diğer özellikleri: su, iskele, kafeterya ve restoranıdır. Ayrıca: çocuklar için iki oyun alanı bulunur.
Fransa Marsilya
Jardin de la Colline-Garden Hill Puget
Rue Abbe’D’Assy blgesindedir.
1801 yılında, Marsilya şehrinde oluşturulan ilk kamu bahçesidir. Şehir surlarının güneyindeki sitede oluşturulmuştur. Park alanı içinde: 1878 yılında dikilmiş “Pierre Puget” büstü bulunmaktadır.
Fransa Marsilya
Saint Benezet Köprüsü
Avignon köprüsü, Saint Benezet girişimiyle inşa edilmiş ve onun adını almıştır. 1226 yılında, Fransa kralı 8 Louis; Avignon şehrini kuşatır ve ele geçirdikten sonra, köprü kısmen tahrip edilir. Takip eden süreçte ise, yeniden onarılır.
Romanesk köprü: 22 kemerli ve 947 metre uzunluğunda ve 4 metre genişliğindedir.
Rhone nehri üzerindedir. Evet, bu köprü Avignon için bir simgedir ve turistler tarafından ziyaret edilmektedir.
Fransa Marsilya
Les Baux de Provence
Provence bölgesinde, en çok ziyaret edilen köylerden biridir. Hatta, Fransa ülkesinde, en çok ziyaret edilen ikinci köy olduğu söylenir. (birinci köy: Mont-Saint-Michel)
Evet, bu köy, yılda yaklaşık 1.5 milyon kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Çünkü: köyün peyzaj manzarası muhteşem güzeldir. Deniz seviyesinden 245 metre yükseklikte, bir kayalık plato üzerinde kurulmuştur. Tarihsel ve kültürel açıdan, zengin bir merkezi konumu bulunmaktadır.
Günümüzde ıssız olan köy: 19’ncu yüzyıl boyunca: şairler ve ressamlar tarafından kullanılmıştır. Köyde, araba bulunmaz, araba girmesine izin verilmez. 22 bina, Ulusal Miras olarak koruma altındadır. Özellikle büyük kale ve kale kalıntıları: ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Çünkü, kale, bir kartal yuvası gibidir ve 10’ncu yüzyılda inşa edilmiştir.
Fransa MarsilyaFransa Marsilya
FRİOUL ADALARI
Sahile yakın bu adalar: 1971 yılından bu yana Marsilya şehrine aittir ve 4 tanedir ve isimleri: Pomegues, Ratonneau, Tiboulen, Calanques. 1974 yılında: sahilde, küçük bir köy olan “Liman Frioul” kurulmuştur. Burada: birçok restoran bulunmaktadır ve çok sayıda ziyaretçi ağırlanmaktadır.
Adalar: plajları, kumlu dereleri ve etkileyici kayalıkları, güneş kalitesi, suyun berraklığı ile ilgi çekerler. Ayrıca: yine adalardaki nadir 350 civarında bitki türleri, adaların mikro klima özelliklerinin ürünüdür. Bunların yanında: adalardaki, bölgeye has “Mistral” rüzgarı güzel etkiler yaratır.
Adalar: tarih boyunca, Akdenizli denizciler, savaşçılar ve maceraperestler için durak olmuştur. Ratonneau adasındaki Caroline Hastanesi, sarı humma hastalarının tedavisi için yapılmıştır.
Adalarda ne yapılabilir?
Adalarda, birçok dere vardır ve bunların yakınlarında uzun yürüyüşler yapılıp güzel plajlara ulaşılabilir. Bu plajların önem kazananları: Maison des Pilotes (kumluktur), le Havre de Morgiter (taşlık ve kayalıktır), Saint Esteve (kumluktur).
Gelelim, bu adaların en büyük özelliğine
16’ncı yüzyıla kadar, ıssız bir ada ve balıkçılar için cennet olan bu bölgede: 1516 yılında, bölgeyi ziyaret eden kral François 1 tarafından, stratejik önemine atfen, bir kale inşa edilmesi gündeme gelir ve kale yapılır.
Çok kısa bir süre içinde, kale amacını değiştirir ve bir hapishane olarak kullanılmaya başlanır. Hapishanede: isyancılar, haydutlar ve daha birçok insan, uzun tutukluluk süresi yaşarlar. 1689 yılına gelindiğinde ise, birçok “Protestan” bu ada kalede bulunan sağlıksız zindanlara topluca atılırlar.
Ancak, ada kaledeki hapishanede, seçkin tutuklular için, özel şartlar ve yerler yaratılmıştır ve buranın en ünlü mahkumu “Alexander Dumas” dır ve ünlü eseri “Monte Cristo Kontu” nu: burada yazarak ölümsüzleştirir.
1848 yılına gelindiğinde ise, adadaki kale, hapishane özelliğini kaybeder ve 1890 yılında, halkın ziyaretine açılır. Evet, günümüzde bu ada kaleyi ziyaret etmek mümkündür, yolunuz düşer de giderseniz burada: bir zamanların ünlü konuklarına (Edmond Dantes, Monte Cristo gibi) ait kaldıkları ve yaşadıkları yerleri görebilirsiniz, hatta: bir hücre duvarı içinde açılmış delik, hala görülebilmektedir.
Chateau’dan buraya düzenli tekne servisleri var ve her yıl, ada kale yaklaşık 90.000 kişi tarafından ziyaret edilmektedir.
Ortaçağ döneminde: burada küçük bir balıkçı köyü bulunmaktadır.
1030’lu yıllara gelindiğinde, burada bir şato yapılır. Aynı dönemde, hemen karşıdaki adalarda ise rahipler yaşamaktadırlar.
Ancak, adanın güvensizliğinden sıkıntı çeken rahipler, ana karaya çıkarlar ve “Suquet” bölgesine yerleşirler ve zamanla, şehirde güçlü konuma gelirler.
Bu sırada: Cannes: 1500’lü yıllarda, deniz ticareti yoluyla hızla kalkınmaya başlar.
1838 yılına gelindiğinde, bu kez, denizden zarar gören kara parçası için, dalgakıran yaptırılır.
Dalgakıran yapımı ile, şehir hızla gelişmeye başlar, yeni evler ve dükkanlar yapılır.
Yine aynı dönemde: İngiliz Lord Brougham buraya gelir ve hasta kızının tedavisi için büyük bir şato yaptırır.
İklim ve manzaranın güzelliğinden etkilenen Lord, durumu İngiltere’de anlattığında, birçok İngiliz asilzadesi, buraya akın ederler ve kışları geçirmek üzere, malikane ve şatolar inşa edilmeye başlanır.
Hatta: Rus İmparatoriçesi de, buranın ikliminin kendisine iyi geleceğini düşünür ve “Villa des Dunes” isimli malikaneyi yaptırır.
Böylece: 19’ncu yüzyıla gelindiğinde, şehrin ünü, Avrupa’nın birçok yerinde yayılır.
II. Dünya savaşının ardından, İngiliz ve Almanlar yanında, bu kez Amerikalılar, buraya ilgi duymaya başlarlar ve 20 Eylül 1946 tarihinde, I. Uluslar arası Cannes Film Festivalinin açılışı ile, bu ilgi tüm dünya çapına yapılır ve şehir tanınır.
Fransa Cannes
Evet, gelelim günümüze
Şehir nüfusu, yalnızca 70 bin kişidir. Elbette, yaz döneminde, şehirde bu rakamın çok çok üstünde insan bulunuyor.
Küçük bir yer. En büyük özelliği: gerek Nice ve gerekse Monaco şehirlerine yakın olması. Yani: insanlar, bölgeye gittiklerinde “hadi bir de Cannes şehrini göreyim” gibisinden buraya geliyorlar. Ama dediğim gibi küçük bir yer, buraya ayıracağınız 1 gün yeterlidir.
Bölgenin en büyük özelliği: Film Festivali döneminde hareketli olmasıdır, ancak bu dönemde, fiyatların da çok uçuk olduğunu bilmek gerekir. Diğer özellik, deniz ve kumsal. Denize girmek için bizim gibi bir ülke insanının buralara kadar gitmesine gerek yok bence.
Yine de, dedim ya, yolunuz düşerse, bu küçük şehri ziyaret edebilirsiniz.
İKLİM
Şehirde tipik Akdeniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak: hava ılık geçer. Yazın, yaz sıcaklıkları 30 derece civarındadır. Ortalama sıcaklık ise, 25 derecedir. Sıcaklık: Haziran-Eylül ayları arasındaki dönemde yüksektir.
Ancak: bizim Ege kıyılarındaki gibi, yaz akşamlarında esen meltem, serinlik sağlar ve nemden korur. Yani, geceleri uyumak kolaydır. Aralık-Şubat ayları arasındaki dönemde ise, sıcaklık 10 derecenin altına düşebilmektedir. Sonuç olarak, burayı ziyaret için en uygun zaman: İlkbahar ve Sonbahar mevsimleridir.
Fransa Cannes
ULAŞIM
Buraya: Nice şehrinde, tren veya otobüs ile rahatlıkla ulaşılmaktadır. Tren tercih ederseniz, 30 dakikalık bir yolculuk yapmanız gerekiyor. Ancak, tren biletinizi önceden almakta yarar var, yani hadi gideyim deyip tren garına gittiğinizde büyük ihtimalle bilet bulunmadığını öğrenebilirsiniz. Bilet ücreti, 2.50 Euro’dur. Tren istasyonuna vardığınızda, hemen ücretsiz bir şehir haritası edinin.
Burada havaalanı yok. Nice Cote d’Azur havaalanına inebilir ve 24 kilometrelik bir yolculuktan sonra buraya ulaşabilirsiniz. Ancak: buraya ulaşım için 1 Euroluk otobüs yolculuğu önerilmiyor, çünkü yolculuk hem uzun (1.5 saat) sürüyor hem de sıkıntılı oluyormuş.
Fransa Cannes
TURİZM
Şehir, öncelikle “Film Festivali” ile tanınıyor. Bunun yanında, Akdeniz ikliminin güzelliği, akşamları esen meltem nedeniyle nem olmaması, Avrupa aristokrasinin ve zenginlerinin buraya akın etmesine neden olmuştur. Burada sokaklarda gezerken, lüks arabalar ve hatta belki bir ünlü sinema veya müzik yıldızı görebilirsiniz.
Öte yandan deniz ve kum da, buranın özelliklerinin başındadır. Film festivalinin yapıldığı gösteri merkezinin hemen yanında halk plajı bulunmaktadır. Bunun dışındaki birçok özel plajda ise, giriş ücreti olarak 20 Euro alınmaktadır.
Bu yüzden, ülkemizdeki halk plajlarından çok çok farklı olan halk plajını denize girmek için tercih edebilirsiniz. Bu halk plajı özellikle sabah saatlerinde, yani 08. gibi çok sakin oluyor.
CANNES FİLM FESTİVALİ
Her yıl “Mayıs” ayı ortalarında yapılır. Festival etkinliklerine yalnızca davetliler katılıyor, ancak festivalin yapıldığı mekanın kapısında beklenildiğinde, birçok ünlü yıldızı görme şansı oluyor.
“La Festival International du Film de Cannes” olarak isimlendirilen festival: 1946 yılından bu yana düzenlenmektedir.
Bu ilk yapılan festivale: 16 ülkeden filimler katılır. 1948-1950 yılları arasında bütçe nedeniyle düzenlenemedi. 1951 yılında ise, Venedik Film Festivaliyle rekabet havasında yeniden düzenlenmeye başladı.
Evet, sonuç olarak festival: Avrupa filmleri için bir vitrin olarak görülür. Her yıl yaklaşık 20 filmin yarıştığı festival 12 gün sürer ve başarı kazanan filmlere ve oyunculara “Altın Palmiye” ödülü verilir.
Festival: Palais des Festivales et des Congres de Cannes denilen festivaller sarayında yapılıyor, bu saray hakkında ayrıntılı bilgiyi aşağıda vereceğim. Ancak: bu araya sıkıştırmam ve bilmeniz gereken bir husus daha var.
Film festivali öncesi burada olursanız, filmleri izlemek için kesinlikle bilet aramayın, çünkü filmler sadece davetliler tarafından izlenebiliyorlar ve bir de filmlerin izlendiği salonun hemen yanındaki parkta, kaldırım üzerine, ünlü yıldızların “el izleri” çıkarılmıştır ve bunları görebilirsiniz.
Ama öte yandan, bu yıldızların birçoğunu tanıyamayıp hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.
MARCHE INTERNATİONAL DU DİSQUE ET DE I’SURUMUMUSİCALE-MİDEM
Her yıl “Ocak” ayı içinde düzenlenen bu fuar etkinliği: Fransa müzik endüstrisi için önemlidir ve 1967 yılından bu yana düzenlenmektedir.
Bu fuarda: çeşitli yapımcılar, müzisyenler, yöneticiler ve dünyanın dört bir yanından gelen basın mensupları bulunur. Bunların katılımı ile, bir “forum” yapılır. Festival bünyesinde, bir de ödül verilmektedir ki “NRJ MÜZİK ÖDÜLLERİ” olarak isimlendirilir.
LE MARCHE INTERNATİONAL DES PROFESSİONNELS DE I’IMMOBİLİER-MIPIM
Her yıl “Mart” ayında, şehirde, 4 gün süre ile yapılan bir tür sergidir. Serginin ana teması: gayrimenkul sektörüdür. Yani, bu fuarda yapı araçları, yapı gereçleri sergileniyor ve gayrimenkul sektöründeki geniş bir insan kitlesini, buraya çekiyor.
Fransa Cannes
ALIŞVERİŞ YERLERİ
Alışveriş meraklıları: şehir ziyaretinde, mutlaka “Antibes” ve “Hoche” sokaklarına uğramalıdırlar. Bu sokaklarda, hemen her markanın bulunduğu “Galerie Lafayette” ve “Monoprix” gibi mağazalar bulunuyor.
Promenade de la Croisette caddesi boyunca yürürseniz, bu kez: Patricia Pepe, Miu miu, Louis Vuitton, Gucci, D&G ve benzeri ünlü mağazaların şubelerini görebilirsiniz. Ancak fiyatların çok pahalı olduğunu sakın unutmayın.
Flea Market
A Marche Brocante: her cumartesi günü, ağaçların altında, eski liman karşısında açılır.
Forville
Rue Felix Faure üzerinde, Hotel Ville’nin iki blok kuzeyindedir. Burası: bir kapalı çarşıdır. Batı ucunda, bir çiçek pazarı bulunur. Pazartesi günleri ise, burada “Forville Marche Brocante” isimli “bit pazarı” açılır.
Place Gambetta
Bir meydanın merkezindeki kapalı alanda kurulan küçük bir Pazar yeridir. Her gün kurulur.
GEZİLECEK YERLER
Her zaman olduğu gibi: ben Cannes şehrinde görülebilecek yerler hakkında aşağıda ayrıntılı bilgiler veriyorum.
Siz: buraya ulaştığınızda, kaldığınız otel resepsiyonundan veya turizm ofislerinden bir şehir haritası ediniyorsunuz ve şehirde kalacağınız süreyi ve ilginizi çeken yerleri düşünerek, harita üzerinde bir gezi rotası yapıyorsunuz.
Evet: şehir yürüyerek gezilebilecek durumda, hoş biraz yorulabilirsiniz. Özellikle: belirtmek istediğim: şehrin pahalı olduğudur. Burada: muhteşem bir lüks yaşamın örneklerini, özellikle arabalar konusunda izleyebilirsiniz.
Restoranlar, barlar ve kafeteryalar, plajlar aşırı pahalıdır ve bunları kullanmadan önce, mutlaka fiyatları kontrol etmelisiniz. Film festivali döneminde bu fiyatların kat kat yükseldiğini ve şehrin aşırı kalabalık olduğunu unutmayın, öte yandan bu şehir film festivali ile hareketleniyor ve canlanıyor, yani festival zamanı bu şehri görmek lazım.
Sonuç olarak: Cannes, normal şartlarda günübirlik gezebileceğiniz veya en fazla iki gün ayırarak tadına varabileceğiniz bir yer, iyi geziler.
Fransa Cannes
Palais des Festivales et des Congres de Cannes
Bina: şehir merkezinde, sahildedir. Binanın sağ bölümünde: yat limanı var. Hani: bütün dünya tarafından tanınan ve bilinen “Cannes Film Festivali” nin muhteşem bir binada yapıldığını düşünüyor ve böyle bir bina bekliyorsanız, yanılıyorsunuz, karşınıza gayet sade bir yapı çıkıyor.
Ünlü “Cannes Film Festivali” burada yapılıyor. Ayrıca: yine burada birçok farklı organizasyon da düzenleniyor.
Evet: orijinal yapı: 1949 yılında yapılmış ve günümüzde “JW Marriot Cannes” otel sitesinde bulunmaktadır. Ancak: 1979 yılında yeni bir bina inşa edilmesine karar verilir ve mimar Bennet ile Druet tarafından tasarlanan yapı; 1982 yılında hizmete girer. Bu mevcut yapı da, 1999 yılında genişletilir.
Günümüzde, burada, biraz önce de sözünü ettiğim gibi: çok sayıdaki odalarda sergiler düzenleniyor. 1959 ve 1961 yıllarındaki “Eurovision Şarkı Yarışmaları” da burada yapılmıştır.
Evet, kırmızı halı, yapının önündeki merdivenlerde sürekli duruyor, siz de bu halı üzerinde mutlaka fotoğraf çektirmelisiniz.
Fransa Cannes
Boulevard de la Croissette
Şehir merkezinin doğu bölümünde uzanmaktadır. İnce ve beyaz kumlu plajlara bakan, palmiyelerin sıralandığı bu gezinti yolu, büyük otellerin önünden geçerek, eski liman ve Festival Sarayına kadar, kıyı boyunca 2 km. uzanır. Bulvar boyunca: birçok yan sokakta sanat galerileri, takı mağazaları ve seçkin giyim mağazaları bulunur. Şehirdeki orta sınıf otellerin de büyük çoğunluğu bu bölgededir.
Caddenin batı ucunda: Palais des Festival binası ile plaj arasında: gölgeli ve yeşillikli bir park alanı bulunur. Caddenin doğu ucunda ise, yeni limandan hemen önce bir başka park ve oyun alanı vardır. Doğu uçtaki bu bahçenin yanında: “Jardin Alexandre III” isimli, güzel ve büyük bir çiçek bahçesi bulunur.
Fransa Cannes
La Casino Croisette
Şehrin en iyi kumarhanesidir. Muhteşem bir atmosfer ve birçok kumar makinası, ama girişte kıyafetinizin biraz derli toplu olmasına dikkat ediyorlar.
Fransa CannesFransa Cannes
Palm Beach
Bu sırada: birçok ünlü oteller, restoranlar ve kafeler, plajlar bulunuyor. Kumsal: Nice şehrinde olduğu gibi taşlık değil, kumluktur. Burada: bir de casino var. “Palm Beach Casino Cannes”
Palm Beach Casino Cannes
Casino: 6000 m. karelik bir alan üzerinde, her gün saat: 12.00-03.00 arasında müşterilerini ağırlamaktadır. Casino bölgesinde: deniz manzaralı terasta bir oyun salonu; yüzme havuzu, slot makineleri, kasa oyunları, disko, 2 resepsiyon salonu, adalar manzarasına sahip odalar ve yıl boyunca aktiviteler vardır.
Bölgede bulunan özel plajlar
Bunlarda: şezlong, şemsiye ve diğer hizmetler için yüksek ücret ödemeniz gerekir. Bu ücretler, kişi başına günlük 14-44 Euro arasında değişmektedir. Yarım gün için ise, 9 Euro ödemek gerekir. Havlular için de ilaveten 5 Euro gerekir.
Bölgedeki halka açık plajlarda bulunur. Bunlar ücretsizdir. Bazı halk plajları üzerinde, şemsiye ve şezlong kiralama mümkündür ki, bunların ücretleri 1.5 ile 2 euro arasında değişir. Ama halk plajlarının özellikle yüksek sezonda: tıka basa dolu olduğunu unutmamak gerekir.
Buradaki halka açık en iyi plajların bazıları şunlardır
Plages du Midi
Altın kumlu olarak bilinen bu halka açık plaj, 700 metre uzunluğunda kumsala sahiptir.
Plages de la Boca
Şehirde, ilk halka açık plaj bölgesidir. Les Sables d’Or özel plajına bitişiktir. Bütün yıl açıktır. 3 km. uzunluğundadır.
Fransa Cannes
Chapelle Bellini
Parc Fiorentina bölgesindedir.
1894 yılında, Kont Vitali tarafından inşa ettirilmiştir. İtalyan Barok tarzı mimari stil, saat kulesi, cephesindeki heykeller, ahşap merdiven ilgi çekmektedir. Şehri ziyaret eden turistler, burayı mutlaka görürler.
Yapıda, eski Sırbistan Prensi Georgeviç, bir süre ikamet etmiştir. Daha sonra ise bir kilise haline getirilmiştir. Şapelin ortasında: bir çeşme var. Çeşmenin çevresinde ise harika bir bahçe bulunuyor.
Yapının en etkileyici bölümü ise: kulesidir. Kule: harika dekore edilmiştir. Özellikle güzel oyma kapısı ve pencereleri ilgi çeker.
Şapelin içi: güzel fresk resimleri ve ikon resimleri ile süslenmiştir. Freskler: Rönesans dönemi sanatçılarının eserleridir. Resimlerin çoğunda ise, çeşitli Hıristiyan öyküleri ve öğretileri ve azizler tasvir edilmiştir.
Turistler, şapelin farklı bölümlerinde: rahipler, azizler ve diğer dini kişilerin resimlerini, gravürlerini ve heykellerini görebiliyorlar. Festival sırasında burada dekorasyon zenginleştirilir, kutsal koro gösterileri yapılır.
Şapel: 1953 yılından bu yana: ünlü ressam Emmanuel Bellini (1904-1989) ye: tesis ve atölye olarak kullanması için tahsis edilmiş, ölümünden sonra ise müze olarak düzenlenmiştir.
Grey Street
Hilton otelinin hemen yanındaki bu bölgede, en gözde markaların satıldığı butikler bulunuyor. La Croisette ve Rue d’Antibes arasındaki geçiş yerinde bulunan caddede, tek bir çatı altında birçok ünlü etiket sıkıştırılmıştır.
Ancak, fiyatlar muhteşem pahalı, yine de gezmek ve görmek için burayı ziyaret edebilirsiniz. Her yıl Ocak ayı ortası ile Şubat ayında, indirimli satışlar var ve bu dönemde fiyatlar, yaklaşık % 60-70 arasında düşüyor.
Fransa Cannes
Rue d’Antibes
Şehir ziyaretinizde, kapsamlı bir alışveriş yapmak isterseniz, birkaç kilometre boyunca uzanan bu bölgeyi ziyaret etmenizi öneririm. Bu uzun sokak: şehrin doğu kenarında, Rue Felix Faure limanından uzanır. Sokakta, her türlü hediyelik eşya ve giyim butikleri bulunur. Ayrıca, yine burada, ünlü “Cannes sineması” bulunur.
Fransa Cannes
Fransa Cannes
Le Suquet
Şehir merkezine 2 km. ve Palais de Festival binasına, 10 dakika yürüme mesafesindedir.
Burası, limana bakan bir tepe üzerindeki eski bir balıkçı köyüdür. “Suquet” kelimesi “zirve” anlamına gelir.
Buradan, sahilin muazzam manzarası görülür. Aslında, burası Cannes şehrinin doğduğu yer olarak görülür. Yazının başında da söylediğim gibi, karşıdaki adalarda yaşayan keşişler, güvenlik sıkıntısı nedeniyle, 11’nci yüzyılda topluca buraya gelmişler ve 1088 yılında onlar tarafından inşa edilen kale, günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
Yürüyerek: çeşitli yamaçları, dik sokakları gezebilirsiniz. Bu geziniz sırasında: yerel kafeler, restoranlar ve dükkanları görebilirsiniz.
Bu gezinizde, ayrıca: Musee de la Castre, kare saat kulesi, kilise ve surları ziyaret edebilirsiniz.
Suquet bölümünün hemen aşağısında, eski liman var. 1838 yılından kalma bu eski limanda: uzun gemiler ve yatlar barınırlar. Her yıl “Eylül” ayında, kraliyet yelken yarışları buradan başlar.
Eglise Notre-Dame d’Esperance
Bu kilise: 17’nci yüzyıldan kalmadır. Kilise içindeki “şükran plakaları” ilgi çekmektedir.
Fransa CannesFransa Cannes
Musee de la Castle
Şehrin tepesindeki kalededir. Giriş ücretlidir, yetişkinler 6 Euro, çocuklar 3 Euro’dur.
Müzede: Etnografik objeler sergilenmektedir. Bunlar arasında: özellikle müzik aletleri dikkat çekmektedir. Afrika davul, Asya ud, Endonezya yağmur davulu ve diğer birçok ülkeden gelen 480 alet müzenin koleksiyondadır.
Bu ve diğer objeler: 1877 yılında, Baron Lycklama tarafından bağışlanmıştır. Bahçelerle çevrili küçük odalarda: Amerika, Okyanusya, Himalayalar, Akdeniz bölgesinden gelen eserler, Kolomb öncesi seramiklerine ait zengin bir koleksiyon görmek mümkündür. Müzik aletleri: St Anne şapelinde sergileniyor.
Müze gezisi: ortaçağdan bu yana, lordların ikameti olan antik kaleden başlıyor. Kule zindanı ve Güney Alplerin tepelerinin panoramik manzarasını seyrederek devam ediyor. Bu arada: eski balıkçı limanı da görülüyor.
Fransa Cannes
Quai des He
Çok güzel bir limandır. Bu limandan, yakınlardaki “İles de Lerin” adalarına gidebilirsiniz. En yakın ada: “İle Ste-Marguerite” dir. Limanda “Gare Maritime” denilen yerde, teknelere binebilirsiniz.
Fransa Cannes
İles de Lerin
Bu adada: Okaliptus ve çam korulukları arasında, güzel çiçek bahçeleri yanında güzel yürüyüşler yapabileceğiniz yerler var.
Fransa Cannes
İle Sainte-Marguerite
Adaların en büyüğüdür. Ada, 3 km. uzunluğunda ve 900 metre genişliğindedir.
Ada: kıyıya 15 dakikalık bir tekne yolculuğu uzaklıktadır. Adada, yaklaşık 20 bina bulunuyor ve bunların çoğu: balıkçılar tarafından ev olarak kullanılıyor. Bunun dışında, adada konaklama tesisi yani otel yoktur.
Biraz önce sözünü ettiğim, demir maskeli adamın tutuklu bulunduğu “Fort Royal” ise: günümüzde bir gençlik Hosteli ve deniz müzesine ev sahipliği yapmaktadır.
Fort Royal-Deniz Müzesi
Müzeye giriş ücretlidir, yetişkinler 6 Euro, çocuklar 3 Euro’dur.
Müze: deniz ve çam ormanlarının kenarında, Royal Fort Sainte-Marguerite’nin eski kısmındadır.
Zemin katta: gizemli mahkumların cezalarını çektikleri hücreler görülür. Demir maskeli adam da: 17’nci yüzyılda burada cezasını çekmiştir.
Demir maskeli adam hakkında kısa bir bilgi: 1669-1670 yılları arasında tutuklanan, ismi Eustache Dauger olarak geçen bu şahıs: Bastil ve buradaki kale de bir süre hapis kalmıştır.
Ancak: 34 yıllık süreçte, sürekli olarak yüzünü siyah kadife bir kumaş maske ile gizlemiş, gardiyanlar dahil hiç kimse yüzünü görmemiş ve kimliği uzun süre tartışılmıştır.
Müzenin birinci katında ise: Roma dönemi batıklarından ele geçirilen amforalar, cam ve seramik eşyalar sergileniyor. Ayrıca, bir odada Roma dönemi sarnıcı görülüyor.
Fransa Cannes
ÇEVREDE GEZİLECEK YERLER
Guy de Maupassant
Kasaba ismini: Fransız yazar ve gazeteci Henry Rene Albert Guy de Maupassant’tan almıştır. 19’ncu yüzyılın önemli Fransız yazarlarından biri olarak kabul edilir.
Cannes şehrine gelenler, zaman yaratıp burayı da görmelidirler. Bu yöre: 1834 yılında, Nice şehrinde olduğu gibi İngiliz Aristokratisi tarafından yaratılmış oteller le doludur ve lüks tatil yöresi, Avrupalı soylular tarafından yıllardır tatil için tercih edilir.
Evet, bu lüks sahil kasabasında: muhteşem güzel plajlar, şık butikler, mücevher mağazaları ve büyük oteller bulunuyor.
Fransa Cannes
Vallauris
Şehrin doğusundadır.
Ünlü ressam Picasso: II. Dünya Savaşından sonra, burada çalışmaya başlamıştır. Bu yüzden: burada seramikçilik ve çömlekçilik popüler hale gelmiştir.
Romanesk şapeli
Ünlü ressam Picasso: burada yaptığı “duvar resmi” yani “La Guerre et la Paix” (savaş ve barış) ile ünlenmiştir. Place Paul-İsnard’a da bir bronz heykel hediye etmiştir. 13’ncü yüzyılda inşa edilen şapel: günümüzde 1952 yılından bu yana Belediye Müzesi olarak kullanılmaktadır.
Fransa Cannes
Biot
Şehrin doğusundadır. 2500 yaşında olan güzel ve çok popüler bir ortaçağ kasabasıdır.
Kasaba: bir tepe üzerinde Antibes ve Nice arasında, Akdeniz plajlarına yalnızca 4 km uzaklıktadır. Yaz aylarında, burada büyük turist kalabalıkları olsa da, onun doğal cazibesi ve antik duygusu çok iyi korunur.
Biot: antik dönemlerden bu yana: çanak-çömlek kaynağı olmuştur. Bölgede: ince kil, kum, fırınlar yapmak için manganez ve volkanik tüf kaynakları zengindir. Burada yapılan amforalar: 18’nci yüzyıla kadar, Marsilya limanı üzerinden, tüm dünyaya ihraç edilmiştir.
Günümüzde ise, burada: cam eserler ünlüdür. Genellikle küçük kabarcıklar ve şeffaf ve renkli şeffaf camlar üretilir.
Kasabanın çevresindeki tepenin eteklerinde, bu cam üfleme atölyelerini görmek mümkündür. Burayı ziyaret ederseniz, zaten bu güzellikleri gördüğünüzde: mutlaka birkaç örnek satın alacaksınız.
Fransa CannesFransa Cannes
Grasse
Cannes şehrine giderseniz, bu kasabayı da unutmamanızı öneririm. Çünkü: otobüs ile 1 Euro vererek yaklaşık yarım saatte ulaşabileceğiniz (15 km.) bu kasabada: birçok parfüm üretim yeri ve parfüm müzeleri görebilirsiniz.
Bu yüzden, kasabanın her bölgesi harika kokuyor. Grasse çiçekler ve temiz hava kokusu ile, birkaç yüzyıldır popüler bir turistik merkez olmuştur.
Fransız parfüm endüstrisinin 16’ncı yüzyılda burada başlaması da büyük önem taşır. Bunda: çevrenin lavanta, yasemin, gül, mimoza, portakal çiçeği ve menekşe alanları ile çevrili olmasının büyük önemi vardır.
Buraya yolunuz düşerse “fragonard” tabelalarını izleyerek satış yerine gidin ve çok uygun fiyatlarla: parfümler, kremler ve kaliteli sabunlar satın alın.
Grasse küçük bir yer, her yere yürüyerek ulaşabilirsiniz. Küçük bir çarşının bitiminde, kasabadaki üç büyük parfüm fabrikasından biri olan “Fragonard” ın satış mağazası ve müzesine ulaşılıyor. Burada: parfümlerin yapılışını görebilirsiniz.