İzmir Foça

İzmir Foça

Yazıya başlamadan önce dikkatinizi çekmek istediğim bir husus var. Şöyle ki, belki de düşündünüz, gerçekte 2 Foça var.

Eski ve Yeni Foça olmak üzere. Eski Foça; İzmir yönünden ilerlediğinizde, yarımadaya girdiğinizde ilk karşılaşacağınız yer. Bunun ilerisinde ise, veya Çanakkale yönünden İzmir yönüne gelirken, yarımadaya ilk girdiğinizde karşılaşacağınız Foça, Yeni Foça.

ULAŞIM

İzmir’den çıktıktan sonra: Karşıyaka-Çiğli-Menemen’den sonra, Buruncuk’u geçince ilk ışıklardan sola döndüğünüzde, İzmir-Çanakkale yoluna çıkıyorsunuz. Bu yolda ilerlerken, 39’ncu km.de sola sapıp, 26 km. sonra Eski Foça’ya ulaşıyorsunuz. Bu yolun 46’ncı km. den Yeni Foça’ya döndükten sonra, 14 km. lik yol izlenerek, Yeni Foça’ya ulaşılıyor.

Eski Foça ile Yeni Foça arası, 22 km. lik bir sahil yolu ile bağlanıyor. İzmir ile Eski Foça ve Yeni Foça arasında, ayrı ayrı olmak üzere, ortalama yarım saatte bir karşılıklı olarak otobüs seferleri düzenleniyor. Bunun dışında, Foça’ya ulaşımı sağlayacak toplu taşım yolları ve alternatifleri de bulunuyor.

İzmir Foça

GENEL

İzmir’in en az yağış alan ilçelerinden biri. Hemen her mevsim, poyraz ve batı rüzgarları esiyor. Temmuz ve Ağustos ayları, en sıcak aylardır. Sıcaklık: 35 dereceyi aşar. Bunlardan söz etmişken, peki burada deniz nasıl. Evet: Foça’nın denizi çok temiz, tertemiz ama buranın denizi biraz soğuk.

Yani: Antalya ve yöresinin sıcak denizine alışkın olanlar için, buranın denizinin sıcaklığı, bir hayli düşük. Yani: denize girdiğinizde, önce irkiliyorsunuz ama elbette bu tür soğuk denizlerden hoşlananlar için de, denizin suyunun bu soğukluğu bir avantaj. Peki, denizin dalgalı olup olmadığı.

Deniz koylarda dalgalı değil, ama bu konuda net bir şeyler söylemek elbette mümkün değil, ama merkezde yani liman bölgesinde dalga yok. Derinlik, genelde sığ bir deniz değil, derinleşen bir yapısı var.

Yol bitip te, Foça’ya geldiğinizde: özel aracınızı, arka sokaklardan birine bırakıp, sahile inebilirsiniz Sahildeki restoran ve kafelerde oturup, hemen deniz kıyısındaki masalarda yorgunluk çıkarabilirsiniz.

Kıyı boyunca yürüyüp, denizi, denizdeki balıkçıları izleyebilir ve kıyının ilerisinde, hemen sağ bölümde bulunan pastanelerden alacağınız dondurmaların tadına bakarak, geri döner, bu güzel yörenin, güzelliklerini tam anlamıyla yaşayabilirsiniz.

Ayrıca: Foça pazarına gidebilirsiniz. Salı günleri kuruluyor. Her türlü yeşilliğin bolca satıldığı, mefruşat, zücaciye, baharat, yufkacı, hurdacı, ayakkabıcı ve ilaveten tüm esnafın tezgah açtığı, oldukça zengin bir Pazar. Hele yaz mevsiminde, öyle kalabalık oluyor ki, iğne atsanız yere düşmez cinsinden. Mutlaka uğrayın, hoşunuza gidecektir.

Burada: yoğun olarak askeri birlik ve tesisler bulunmakta. Bu bölgede, öğrendiğime göre, üç tane askeri kamp tesisi var. Bir tesis denizcilere ve iki tesis ise Kara Kuvvetlerine ait. Tesislerin yeri güzel. Kara Kuvvetlerine ait olan ve denizcilere ait olan askeri kamp tesisine: Foça’nın hemen şehir içinden, gidiliyor.

Diğer bir tesis ise; burada değil, yeni Foça taraflarında imiş. Zaten, yeni Foça tarafındaki bu diğer askeri kamp, yerel bir kamp imiş. Yani: Manisa’daki askeri birlik personeline ait bir kamp imiş. Yalnız: eski Foça’daki askeri kamp; gerek subay ve gerekse astsubayların, sıra sıra dönemler halinde gittikleri bir kampmış. Tertemiz ve kısa sürede derinleşen ve soğuk bir deniz kıyısında, nispeten pek de ince olmasa da yine de kumluk bir kumsal.

Deniz içi ise, özellikle girişte, taşlık ve çakıllı olması nedeniyle biraz sıkıntılı. Bir tepenin yamacına kurulu kalma yerleri. Bu kalma yerlerine çıkış, biraz sorunlu. Aslında: traktör benzeri bir ulaşım aracı var ama, bu araç sürekli işlemiyor, yani bunun hareket saatlerine göre kendinizi ayarlarsanız iyi olur veya aksi halde, bacaklara kuvvet. Ve, evet, en büyük özellik: sürekli bir rüzgar.

Öyle bir rüzgar ki: bazı geceler, pencere camlarının uğultusundan tesiste kalanları uyutmayacak ölçüde sert esen bir rüzgar. Diğer sosyal tesisler gayet güzel. Arzu ettiğinizde, Foça’ya da gitmek mümkün. Yani; İlçe merkezine uzak bir kamp alanı değil.

Evet, bu tesislere gitmek durumunda olanlar: Foça merkezine girip, sorduklarında, bu tesislere gidiş yolunu rahatlıkla öğreneceklerdir. Tesisler: Foça şehir merkezine yakın. Yaklaşık: 5 dakika uzaklıkta.

TARİHİ

12 İyon kentinden biri olan Phokaia, İzmir il merkezine 70 km uzaklıkta, kuzeyde yer alan bir yarımada üzerinde kurulmuştur.

Doğal bir liman kentidir.

Kent, deniz kenarında kurulmuş olan diğer İyon kentleriyle aynı özellikleri taşır ve halkı kentin konumu nedeniyle daha çok denizcilikle uğraşmıştır.

 

Kuruluş ve Adının Kökeni:

Antik yazarlara göre Orta Yunanistan da yaşayan Phokisliler, Atinalı komutanlar Phligones ve Damos yönetiminde bölgeye egemen olan Kyme kentinin verdiği izinle, bugünkü Foça nın bulunduğu yerde Phokaiya’yı kurdular.

Ancak son yıllarda yapılan kazılara göre Phokaia’nın bilinen en eski tarihi İlk Tunç Çağı, yani MÖ 3000 yılına kadar gittiği anlaşılmıştır.

Kentin adı ise etrafındaki adalarda yaşayan foklardan (Yunanca Phoke) gelmektedir.

 

Denizcilik ve kolonicilik:

Tarihin babası olarak bilinen Heredotos, İonlar arasında ilk deniz yolculuğuna çıkanların Phokaialılar olduğundan söz eder.

Bu yüzyıllarda Adriatik, Etruria, İberia ve Tartesos’a kadar gittiler.

Batı Akdeniz’de Güney İtalya’da Elea (Velia), Korsika’da Alalia, Fransa’da Massalia (Marsilya) ve İspanya’da Emporion’u kurdular.

Milet kenti ile güçlerini birleştirerek, Çanakkale boğazında Lampsakos (Lapsesi) ve Karadeniz kıyısında Amisos (Samsun) kentlerini kurdular.

 

Altın çağı-MÖ 6 yüzyıl:

Phokaia, MÖ 6 yüzyılın ilk yarısında altın çağını yaşadı.

Bu altın çağ, Perslerin MÖ 546 yılında Sardes’i ele geçirmeleriyle sona erdi.

Birçok Batı Anadolu kenti gibi Phokaia yı da Persler yakıp tahrip etti.

Kentin çevresi MÖ 590-580 yıllarında uzunluğu 5 km yi aşan Herodotos’un sözünü ettiği ünlü duvarlarla çevrildi ve Phokaia antik dünyanın en büyük kentlerinden biri oldu.

 

Pers istilası ve göç:

Kent kapısının yanındaki kazılarda Perslere ait ok uçları, bir Lesbos tipi amphora ve tarihin bilinen en eski mancınık güllesi ele geçti.

Bu bulgular, MÖ 546 yılındaki Pers saldırısını kanıtlamaktadır.

Phokaialıların büyük çoğunluğu Perslerden kaçarak Akdeniz kolonilerine göç ettiler.

 

Sikke Darbı:

Phokaia, MÖ 5 yüzyılda Delos Birliğinin iki talent vergi veren bir üyesi olarak bilinir.

Phokaia, İyonya’da ilk “elektron sikke” bastıran kentlerden biridir.

Bu paralar deniz ticareti yoluyla Akdeniz ve Mısır’a kadar ulaşmıştır.

MÖ 4 yüzyılın sonuna kadar elektron sikke basan kentler sadece Phokaia ve Mytilene idi.

Phokaia sikkelerinin büyük bölümünün arka yüzünde griffon betimi bulunur. (bu karışık yaratık kentin asıl sembolü olmuştur)

 

Ortaçağ ve Osmanlı dönemi:

Phokaia, Erken Hıristiyanlık döneminde Bizans İmparatorluğunun bir piskoposluk merkeziydi.

Foça 13 yüzyılda Çaka Bey’in, daha sonra Saruhan Beyliğinin yönetimindeydi.

13 yüzyılda Cenevizliler kenti bir kaleyle güçlendirerek ticari üs olarak kullandılar.

15 yüzyılda kesin olarak Osmanlı topraklarına katıldı.

 

İzmir Foça

NE YENİR

Foça, her bakımdan bir deniz ve balık kenti. Burada, mevsimine göre, her türlü balık yemeniz mümkün. Sarımsaklı yoğurt sosu dökülerek yenilen, kupa balığı bunlara bir örnek.

Yoğurtlu kupa, buranın spesiyali, mutlaka deneyin. Bir de, buraya özgü, her türlü mezesi ve salatası yapılan yabanı otlar var. Bunları tadın.

İzmir Foça Akdeniz Foku
İzmir Foça Akdeniz Foku

AKDENİZ FOKU

Akdeniz foku: günümüzde, dünyanın nadir 12 memelisinden biri olarak değerlendiriliyor. Dünyada 400 ve Türkiye’de ise, yalnızca 100 fok yaşadığı sanılıyor.

Akdeniz foku: sakinliği ve sessizliği seven bir canlı. Sanayileşme, yerleşim ve deniz kirliliği olmayan yerlerde yaşamayı seviyor. Foça; bu yerlere örnek olarak, Türkiye’de, Akdeniz foklarının korunması için pilot bölge seçilmiş.

Evet, Akdeniz foklarının yaşamı ve bölgedeki etkinliği hakkında, tarihi süreç içinde günümüzden çok daha eskilere gitmek mümkün. Akdeniz Foklarının; antik devirlerde, yağı ve derisi, değişik amaçlarla kullanıldığı için, ekonomik bir değere sahipti. Bunlar: mitolojide, yeri olan canlılar.

Şöyle ki: Fokların, deniz tanrısı Poseidon ve güneş tanrısı Apollon’un koruması altında olduğuna inanılıyormuş. Phokaia’da yapılan kazılarda, MÖ.500 lere tarihlenen, fok figürlü sikkelere rastlanılmış.

Eski Yunanlılar; Akdeniz Fokunu, tombul hayvan anlamına gelen “Phoka” sözcüğü ile isimlendirmişler. Günümüzde, üzerinde, bugünkü Foça’nın bulunduğu antik Phokaia kentinin adının, foklardan geldiğine inanılıyor.

Bu sevimli canlıların gelecekleri tehlikede. Çünkü: yaşam alanı olarak kabul ettikleri bölgelerdeki; aşırı kirlilik ve yerleşim nedeniyle oluşan hareketlenme ve canlılık, bunların yaşamlarını olumsuz yönde etkiliyor ve sayıları giderek azalıyor.

Tedbir almak şart. Bu tedbirlerin başında da; bizler yani insanlar içinde gerekli olan, temiz bir çevre yaratmak geliyor.

İzmir Foça

KARATAŞ EFSANESİ

Foça denilince: Karataş Efsanesi akla gelir. Hoş, belki de, buradan gelip geçenler için, yerli halk ile dostlukları olmayanlar, bu efsaneden bihaberdirler. Ancak: Foça’da yerli halk arasında bu efsane sıkça anlatılır.

Efsane şöyle

Foça’da, nerede olduğu bilinmeyen bir taş vardır ve Karataş olarak adlandırılır. Bu, herhangi bir kaldırım taşı da olabilir. Yolda, belki de yerin birkaç metre altında bulunan bir taş da olabilir. Zaten: gizemlilik ve çekicilik buradan doğmaktadır. Yani: Karataş Foça’da ama yeri belli değil. Ancak: her kim, Foça’da, nerede olduğu bilinmeyen bir Karataş’a basar ise, basireti bağlanır ve içinde bir yerlerde, Foça’ya yerleşme ve hep burada olma isteğini bulur.

Yolu nereye giderse gitsin, Karataş’a basan kişi, bir gün mutlaka Foça’ya geri dönecektir.” Bana; Bolu ve başka birkaç yerde daha rastladığım söylenceleri hatırlattı. Örneğin: Bolu’da meşhur “Kökez suyu” vardır. Bu sudan içen, Bolu’ya bağlanır ve bir daha buradan ayrılamaz derlerdi.

Neyse; Karataş var. Bunu herkes biliyor da, nerede olduğunu kimse bilmiyor. Gezip dolaşırken, bu taşa basan, mümkünü yok, bir daha Foça’dan kopamıyormuş. Çok zorlanıp bir yerlere gitse de, mutlaka dönüp dolaşıp geri geliyormuş. Bir kez yolunuz Foça’ya düşmeye görsün, Foça’ya gelip te o büyülü havasını yakalayabilen her kez, bu öyküyü duyunca, sokaklarda dolaşıp duruyormuş.

Belki de, Karataş’a basarım ve bu güzel kasabada yaşarım diye. Sizlerde gezerken, dolaşırken aman dikkat, bastığınız yere değil de, Karataş’a basıp basmamaya dikkat. Sonuçta, Karataş’ı görme şansınız yok ama sanırım bu güzellikleri görünce, Karataş’a basmış misali, buraya yerleşmek, Foça’da oturmak, ikamet etmek için, içinizde büyük fırtınalar kopacağı kesin.

Foça

GEZİLECEK YERLER

Foça Kalesi

SURLAR VE BEŞ KAPILAR KALESİ

Surlar, antik çağda, kentin doğusundaki tepeler üzerinden geçiyormuş. Athane Tapınağının bulunduğu yarımadayı kuşatıyorlarmış.

Hem antik hem de onun üzerinde bulunan, bugünkü Foça, bu surların çevrelediği alanın içinde kalıyor.

Foça Kalesi

Şehir çevresini çeviren surların en iyi korunmuş bölümleri: yarımadanın üzerinde ve Bizans, Ceneviz, Osmanlı dönemlerinde onarım geçiren surlar.

Foça Kalesi

Günümüzde, kısmen tahrip olmuş, mazgallı ve kuleli bir sur görülebiliyor.

Foça Beş Kapılar

Resmi kayıtlarda bu bölge genellikle Atatürk Mahallesi sınırları içinde yer alıyor. Adını surlar üzerinde yan yana dizili olan beş adet kapıdan alan bu yapı, Foça’nın savunma sisteminin en önemli parçasıdır.

Temelleri antik dönemlere dayansa da, günümüzdeki hali Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinden kalma eklemelerle şekillenmiştir. 

Kale, 1538-1539  yıllarında Kanuni Sultan Süleyman döneminde büyük bir onarım geçirmiştir. 

Kalenin hemen arkasında, Foça’nın meşhur taş evlerini, begonvillerin ve butik kafelerin bulunduğu o dar, karakteristik sokaklar başlar. 

 

Foça Athena Tapınağı

ATHENA TAPINAĞI

Antik Phokaia kentinin en önemli tapınağı olan Athena Tapınağı, deniz kıyısında, yarımadanın kuzeydoğusundaki kayalık yükselti üzerindedir. Burası aynı zamanda kentin en güzel yeriydi.

Tapınak Phokaia’nın merkezinde ve şehri tamamen gören bir tepenin üzerindedir. Doğu yüzünde tanrıçaya getirilen sunuların bırakıldığı bir sunak vardır.

Foça Athena Tapınağı

Arkaik Dönem-MÖ 6 yüzyıl

Arkaik dönemde yapılan Athena Tapınağının yaklaşık 800 yıl ayakta kalmış olduğu son yıllarda gerçekleştirilen kazılarda ortaya konmuştur.

Tüf taşından İon düzeninde yapılan tapınak, MÖ 6 yüzyılın başlarında büyük bir depremde yıkılmış olmalıdır.

Foça Athena Tapınağı

Roma Dönemi-MS 2 yüzyıl

MS 2 yüzyılın sonlarında Bergama’dan İzmir’e dek alanı etkilemiş olan büyük bir deprem Phokaia Athena Tapınağını da yerle bir etmiş olmalıdır.

Bu tarihte Phokaialılar tapınaklarını mermerden yeniden yaptı.

Bu tapınak Korinth düzenindeydi çünkü kazılar sırasında Korinth başlığı parçalar ele geçirildi.

Ayrıca mermerden büyük mimari bloklar, sima parçaları ve çatıya ait diğer üst yapı elemanları da son yıllarda yapılan kazılarda bulundu.

2007 yılında yapılan stratigrafik kazılar, 1040 yılında oluşan büyük bir depremin Phokaia’yı ve Athena Tapınağını bir kez daha yerle bir ettiğini ortaya koydu.

Foça Athena Tapınağı

Mimari Özellikleri:

Ele geçen buluntularda tapınak çatısının ahşap olduğu ve çatıya kadar olan bölümün ise tüf taşından yapılmış olduğu anlaşıldı.

Tapınağın eski durumunu gösteren çizimlerin doğru olarak yapılma olanağı ortaya çıktı.

Özellikle yaprak bezemeli tüf taşı elemanlar, mimarlık buluntuları arasında oldukça dikkat çekici olarak görülmektedir.

Kuzey-güney ve batı yönlerinde rastlanılan podium duvarının, tüf taşından dikdörtgen biçiminde, düzgün yüzeyli büyük bloklarla yapılmış olduğu görüldü.

Bu duvarların stili, Maltepe Tümülüs’ünün içerisinde bulunan kent duvarlarının stiline çok yakındır.

Foça Athena Tapınağı at ve griffon heykelleri

Griffon ve At Heykelleri-Eşsiz buluntular:

Phokaia’nın baş tanrıçası olan Athena’nın Tapınağı; grifffon ve at protomlarıyla süslenmişti.

1.30 metre ile 1.40 metre boyutundaki at ve griffon büstleri, tüf taşından yapılmış protome olarak adlandırılan, duvar süsü amacıyla kullanılan heykellerdir.

Kartal başla, aslan gövdeli ve kanatlı mitolojik kuş olarak tanımlanan griffonların dönemin inancına göre “tapınağın bekçiliğini yapmaları” için duvarlara yerleştirilmiş olabileceği tahmin edilmektedir.

2005 yılı kazılarından önce griffon ve at heykellerinin Athena Tapınağını süslemiş olduğu bilinmiyordu.

Kazıdaki buluntu durumlarına göre, çok sayıda ele geçen griffon ve at protomları yan yana sıralanıyordu.

Muhtemelen bu heykeller tapınağın sütunlarının gerisinde, sütun aralarına rastlayan bölümde ve tapınağın duvarına bitişik olarak, bir griffon, bir at biçiminde dizilmişlerdi.

Son dönemde antik kent içindeki yapılardan olan Athena Tapınağı alanında bulunan Arkaik dönem malzemesi, işlenmesi nispeten kolay tüf taşından büyük griffon ve at heykelleri, Phokaia’nın antik dünyadaki büyük taş heykeltıraşlığındaki öncü konumunu da ortaya koydu.

Son bir not: Heykeller İzmir Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.

Foça Athena Tapınağı

Tapınağın önemi:

Phokaia’da yapılan kazılarda Maltepe Tümülüsü içerisinde bulunan Arkaik dönem surları, yarımada üzerindeki Athena Tapınağı ile Sevgi Caddesinde ele geçen sunaklar ile Kybele Açık Hava Tapınakları, MÖ 6 yüzyılın ilk yarısında Phokaia’nın büyüklüğünü ve görkemini gözler önüne sermektedir.

İon dünyasının en önemli tapınaklarından biri olan Athena Tapınağına ait kalıntıların yeniden ortaya çıkarılması ve bir bölümünün yeniden ayağa kaldırılması, bugünkü Batı Uygarlığını kuran ve en büyük İon kentlerinden biri olan Phokaia ve üzerinde bulunan modern Foça yerleşimi için büyük bir önem taşımaktadır.

Foça Kybele Kutsal Alanı

KYBELE KUTSAL ALANI

Kybele Kutsal Alanı, 1993 yılında liman kazıları sonucunda ortaya çıkarılmıştır.

Phokaia’ta Athena Tapınağının hemen altında yer alan Kybele Kutsal Alanı, iki ana tanrıçanın yan yana tapıldığı nadir örneklerden biridir.

Antik Phokaia’nın en önemli tapınım yeri olan Athena Tapınağının üzerinde bulunduğu tepenin kuzey eteğindeki nişler, Ana tanrıça Kybele ile ilgili olmalıdır.

Foça Kybele Kutsal Alanı

Tarihi:

MS 580 yılına tarihlenen Kybele Açıkhava Tapınağında, farklı büyüklüklerde 5 niş içerisinde tanrıça Kybele’ye ait heykel ve kabartmalar yer alıyor.

MÖ 6 yüzyılın ilk yarısında Athena Tapınağı ve onun eteğinde yer alan Kybele Açık hava tapınağı yapıldı.

 

Mimari özellikleri:

Kayaya oyulmuş adak havuzu ve denizci fenerlerinin yerleştirildiği küçük nişler, denizden gelenlerin burada tapındığını göstermektedir.

Kutsal alanın yaslandığı kayalık üzerindeki sur duvarlarının, Arkaik, Roma, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerine ait 4 farklı yapı evresini yansıttığı ifade ediliyor.

Bu kutsal alan, antik dönemde bölge halkı için hem dini hem de denizcilikle bağlantılı önemli bir merkezdi.

Kutsal alanın güneybatısında kayalara oyulmuş bir merdivene ulaşılıyor.

Ayrıca bu çevrede 1500 kadar adak nişi bulunduğu biliniyor.

 

Denizcilikle Bağlantısı:

Kayaya oyulmuş adak havuzu ve denizci fenerlerinin konulması için hazırlanmış küçük nişler, denizden gelenlerin burada Kybele’ye tapındığını ortaya koyuyor.

Bu durum, Foça’nın köklü denizcilik geleneğiyle kutsal alanın iç içe geçtiğini açıkça göstermektedir.

 

Birden fazla kutsal alan:

Phokaia’nın doğusunda yel değirmenlerinin bulunduğu tepede ve İncir Adasında da Kybele’ye ait kutsal alanların varlığı, bölgenin ana tanrıça kültü ile derin bağlarını gösteriyor.

Athena Tapınağının kuzey yamacında ve adalarda kayalara oyulmuş Kybele tapınım alanları, Phokaia’da Kybele kültünün önemini vurgulamaktadır.

Foça Antik Tiyatro

ANTİK TİYATRO

Tiyatro, Foça girişinde, sol tarafta ve üzerinde değirmenlerin bulunduğu tepenin yamaçlarındadır. Kent merkezine yakın, denize hakim bir konumda bulunmaktadır.

 

Tarihi ve önemi:

Son yıllarda yapılan kazılarda ortaya çıkan Phokaia tiyatrosunun, Anadolu’nun bilinen en eski tiyatrosu olması şaşırtıcı değildir.

Tiyatro, MÖ 340-330 yılları arasında yapıldığı saptanmıştır.

Tiyatronun yapımı sırasında Foça’nın yerel taşı olan tüf taşının kullanıldığı biliniyor.

Keşfi ve kazı süreci:

Daha önceleri yeri bilinmeyen tiyatro, 1991 yılında yapılan kazılar sırasında tiyatroya ait 4 sıra oturma basamağı ve tiyatroyu çevreleyen duvarların bir kısmı ortaya çıkarıldı. Kazı çalışmaları günümüzde de sürdürülmektedir.

Mimari özellikleri:

MÖ 330-340 yıllarına tarihlenen yapının basamaklarının çoğu başka yerlerde kullanılmıştır.

Bulunan basamakta Yunanca harflerle mahalle isimlerinin yazılı olduğu keşfedilmiştir.

Cavea kazılarında Foça’nın yerel taşı olan tüf taşından yapılmış 4 sıra oturma basamağı ortaya çıkarılmıştır.

MÖ 4 yüzyılda inşa edilen tiyatronun 10 bin kişilik kapasiteyle antik dönemin en büyük tiyatrolarından biri olduğu belirtilmektedir.

Günümüzdeki durumu:

Phokaia antik kentinde, MÖ 3500’lere yani günümüzde 5500 yıl öncesine ait izlere rastlandığını açıklayan yetkililer, Helenistik döneme ait 2400 yıllık tiyatronun gün yüzüne çıkarılmasına devam edildiğini açıkladılar.

Antik tiyatro alanı, tarih ve doğanın buluştuğu bir noktada yer almakta ve Foça’nın güzel manzarasına karşı tarih kokan anlar yaşatmaktadır.

Neden bu kadar önemli

Phokaia Antik Tiyatrosu, 3 açıdan son derece önemlidir.

Birincisi: Anadolu’nun bilinen en eski tiyatrosu olma özelliği taşımasıdır.

İkincisi: Phokaia’nın MÖ 6 yüzyılda yaşadığı kültürel altın çağın somut kanıtı olması.

Üçüncüsü ise: Tüf taşından yapılmış oturma basamaklarındaki Yunanca mahalle isimlerinin antik kentte yaşama dair eşsiz ipuçları sunmasıdır.

 

Foça Heredot Surları

ARKAİK DUVAR (HEREDOT DUVARI)

MÖ 590-580 yıllarında yapıldığı tahmin edilen su duvarı, Foça’nın son dönem kazılarında gün ışığına çıkarılmıştır. Maltepe Tümülüsü tepesinde bulunun bu sur duvarlarının uzunluğu 5 km dir. Tarihte Heredot’un bahsettiği duvarlar olduğu için “Heredot Duvarı” adıyla da anılmaktadır. 

Foça Heredot Surları

1992 yılında gerçekleştirilen kazılarda Arkaik Sur ortaya çıkarılmıştır. Foça’nın Arkaik dönemde 5 km uzunluğunda sur duvarına sahip olduğu son dönemdeki kazılarla kanıtlanmıştır. 

Duvarın yanında bulunan yaklaşık 4 m genişliğindeki yapı kent kapısı olarak değerlendirilmektedir. Kapının her iki yanında yer alan kuleler ise yangın nedeniyle zamanla kömürleşmiştir. 

Pers komutanı Harpagos’un ordusu ile Foçalılar arasında MÖ 546’da geçen savaştan günümüze kadar gelmiş olan Pers ok ve mızrakları, mancınık gülleleri ve kırık amforalar bu surlarda yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda ele geçmiştir. 

Foça Heredot Surları

Yapılan incelemeler sonucunda duvarın inşa şekli ve yapımında kullanılan malzemeler, 4 ayrı dönemde yapının var olduğunu ve kullanıldığını göstermektedir. Arkaik dönemde surlar harçsız, Roma döneminde kireç harcı ve hem Ceneviz hem de Osmanlı dönemlerinde ise kireç harcı, kum ve kiremit tozu kullanılarak yapılmıştır. 

Maltepe Tümülüsü içinde oldukça iyi korunarak yaklaşık 2600 yıllık tarihi kent duvarları, taş işçiliğiyle İon dünyasının eşsiz bir eseri olarak kabul edilmektedir. Büyük bir arkeolojik park alanı olarak düzenlenmesi planlanan bu alan, kentin önemli cazibe merkezi haline getirilmesi hedeflenmektedir.  

Foça Yel Değirmenleri

YEL DEĞİRMENLERİ

Foça’ya gelirken indiğiniz yokuşun solunda yer alan tepede, 3 yel değirmeni göze çarpar.

Foça’nın Top dağı tepesinde bulunan tarihi 3 değirmen, antik tiyatronun da bulunduğu Değirmenli Tepe üzerinde yer almaktadır.

Buradaki yel değirmenleri, 17 yüzyıldan kalmadır.

Bunu da 1678 yılında Hollandalı bir gezginin Foça’ya gelip bu değirmenleri resmetmesinden anlıyoruz.

Anadolu’da yüzyılın başına kadar ayakta kalmış yel değirmenleri, Foça yel değirmenleridir.

Değirmenlerden ikisi, 19 yüzyılda, buğday öğütecek değirmen ise 18 yüzyıla aittir.

Foça’da 20 yüzyılın başında 24 tane değirmen olduğu bilinmektedir.

 

Mimari Özellikleri:

Foça’daki yel değirmenlerinin yerel tüf taşından yapılmış olması önemli bir özelliktir.

Yel değirmenlerinin çatıları dönebilir niteliktedir. Rüzgar nereden eserse çatısı ve pervanesi o yöne döner. Bu muhteşem bir mühendislik örneğidir. Değirmenlerin onarılma çalışmaları sınasında, konik çatılarının kurşun plakalarla kaplı olduğu görülmüştür.

Foça Yel değirmenleri

Öğütme Taşları:

Türkiye’nin neresine giderseniz gidin yel değirmenlerinin öğütme taşları Foça yapımıdır. Çünkü bu taşlar andezit olup çok iyi bir öğütme işlemi yaparlar.

 

Kybele kutsal alanı ile bağlantısı:

3 yel değirmenini bulunduğu tepenin üzerinde, antik çağda Ana Tanrıça Kybele nin kutsal alanı bulunmaktaydı.

Bu alana, tepenin güneybatısındaki kayalara oyulmuş merdivenlerle ulaşılmaktaydı.

Bu durum, değirmenlerin bulunduğu tepenin hem antik hem de Osmanlı döneminde ne denli önemli bir mekan olduğunu gözler önüne serer.

 

Restorasyon

3 yel değirmeninden bir tanesi orijinal yapısında öğütme sisteminin tıpa tıp aynısının kurulacağı açıklanmıştır.

Değirmenlerin pervane ve çark gibi hareketli kısımları da aslına uygun olarak Foça’nın marangoz ustaları tarafından ahşaptan imal edilmiştir.

Restorasyon sırasında ayrıca değirmenlerin iç kısmına döner merdiven yapılarak ziyaretçilerin değirmenin üst bölümüne çıkarak Foça’yı seyretmeleri sağlanacaktır.

Ahşap çatı kısımlarının üzeri bakır levhalarla kaplanacak ve oksitlenmeden dolayı oluşan yeşil renkle daha doğal ve tarihi bir görünüm kazandırılması amaçlanmaktadır.

Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasından sonra, değirmenlerden birinde tıpkı 18 yüzyılda yapılan yöntemle buğday öğütülerek un yapılması da planlanıyor.

Foça Şeytan Hamamı

ŞEYTAN HAMAMI

Foça ilçesinin güneyinde, denize yakın tepelerden birinin yamacında yer alan Şeytan Hamamı, yöne halkının verdiği adıyla anışla da gerçekte bir hamam değildir.

Foça merkezine yaklaşık 2 km mesafede, Çan Tepesinin eteklerinde bulunan bu yapı, antik çağdan günümüze ulaşmış, kayaya oyulmuş bir aile mezarıdır.

Yapı, MÖ 4 yüzyıla tarihlenmektedir.

Uzun bir giriş koridoru, yani dromos ile ulaşılan mezar, iki ayrı mezar odasından oluşur.

Kaya içine ustalıkla oyulan bu odalar, dönemin mimari anlayışını ve ölü gömme geleneklerini açıkça yansıtır.

Mezar odalarının tabanında yer alan nişler, burada birden fazla gömünün yapıldığını düşündürürken, taş işçiliğindeki özen, yapının sıradan bir mezar olmadığını gösterir.

Araştırmalar, bu yapının mimari bakından Lidya mezarlarına benzediğini ortaya koymuştur. Mezar çevresinde bulunan seramik parçaları, MÖ 400’lü yılların sonuna tarihlenmesi, yapının antik dönemde aktif olarak kullanıldığını kanıtlar.

Kime ait olduğu ve kim tarafından yapıldığı gibi bilgiler yoktur.

Peki neden Şeytan Hamamı denilmektedir.

Yapının adı, halk arasında yüzyıllar içinde oluşmuştur. Kayaya oyulmuş karanlık ve gizemli odaları, halk arasında hamam ile ilişkilendirilmiş, “Şeytan” ön eki ise yapının ürkütücü ve gizemli atmosferini yansıtmaktadır.

Gelelim günümüzdeki durumuna: Günümüzde Şeytan Hamamı, askeri bölge sınırları içinde kaldığı için ziyaret edilememektedir.

Foça Pers Mezar Anıtı-Taş Kule

PERS MEZAR ANITI (TAŞ EV-TAŞ KULE)

Foça ilçe merkezine yaklaşık 10 km kala, yol kenarında yükselen kaya anıt mezarı, yarı yontulmuş yapısıyla dikkat çeker.

Taş Kule, Pers Mezarı ya da Taş Ev olarak adlandırılan bu anıt, Foça’nın doğusunda, Foça-İzmir karayolunun 7 km de, eski İzmir yolu ve Geç Osmanlı dönemine ait bir köprünün yanında bulunuyor.

Antik çağda da yolun bu güzergahtan geçtiği biliniyor.

Foça Pers Mezar Anıtı-Taş Kule

Tarihi ve kime ait olduğu:

Perslerin Sardes’i almasından hemen sonra (MÖ 547) General Harpagos komutasındaki Pers ordusunun Phokaia’yı ele geçirme sürecinde veya almalarından az önce, MÖ 546 yılının ilk yarısı içinde yapılmış olmalıdır.

Muhtemelen Sardes savaşı sırasında ölen Susa Kralı Abradatas için Pers Kralı Kyros tarafından yaptırılmıştır.

Kral Yolunun, yani Susa yolunun Susa Kralının anıt mezarının yanından geçmiş olması akla yakındır.

Halk arasında bu anıtın yanından geçen eski yol şimdilerde bile Susa yolu diye anılır.

Antik dönem yazarı Ksenephon’a göre: Pers Kralı Kyros, Sardes Savaşından sonra birlikte savaştığı Susa Kralı Abradatas ve savaşta hayatını kaybeden Abradatas’ın ardından intihar eden eşi Panthea için büyük bir anıt mezar yaptırdı.

Ksenephon, bu mezarda adakların sunulduğu bir sunağın bulunduğunu ve bu sunakta sığır, at ve koyunların adandığını aktarır.

Yine Ksenephon, anıtın kendi döneminde ayakta olduğunu ve mezar sahiplerinin isimlerinin yazılı olduğu bir taşın yapının üst bölümünde yer aldığını belirtir.

Foça Pers Mezar Anıtı-Taş Kule

Mimari özellikleri:

Monoblok, masif bir tüf taşı kütlesinin oyulmasıyla oluşturulan anıt mezar, İonia da Perslere ait tek eser olma özelliği taşıyor.

Tüf taşından büyük bir kayanın işlenmesiyle yapılan ve 2 katlı olan yapının alt katında mezar odası bulunmaktadır.

Yapının çatısına ait üst kütle ile alttaki ana gövde arasında 35-42 cm yüksekliğinde 4 basamak var.

Kübik üst kütlenin üzerinde bulunan daha küçük boyutlu basamaklardan sadece biri günümüze ulaşmış durumdadır.

Yukarı doğru küçülerek yükselen anıtın formu piramitleri anımsatıyor.

Foça Pers Mezar Anıtı-Taş Kule

Sahte Kapı:

Alt bölümün ön yüzünde sahte kapı bulunuyor.

Artı şeklinde işaret kazınmış olan bu bölüm, gerçek dünya ile ölülerin dünyasına geçişi simgelemektedir.

 

Zerdüşt İzleri:

Basamaklar üzerindeki iki farklı boyuttaki çukurlar Zerdüşt inancına göre ateş yakılması için yapılmıştır.

Taş evin etrafına oyulmuş olan nişler kurban törenler için oluşturulmuştur.

 

İran’daki örneklerle bağlantısı:

Mezar anıtındaki sahte kapının üzerindeki süslemeler, İonia ve Lydia sanatında da görülür.

Bu kapı üzerindeki ayrıntılar İran’da Pasargadai’deki Kyros’un mezarında ve Süleyman Zindanı diye anılan ateş tapınağı ile Nakş-i Rüstem’deki ateş tapınağında da karşımıza çıkar, ancak İran’daki bu örnekler Phokaia’daki mezardan daha geçtir.

 

Yüzyıllar içindeki Kullanımı:

Mezar anıtı, inşa edilmesinin ardından yüzyıllar boyunca farklı amaçlarla kullanıldı.

MÖ 4 yüzyılın ikinci yarısında, yol tarafındaki bölüm kısa bir süre taş olacağı olarak işletildi.

Geç Roma döneminde ise anıt ve çevresi yoğun şekilde taş ocağı olarak kullanıldı ve bu süreçte yapı büyük tahribat gördü.

Bizans döneminde ise yapının konut olarak kullanıldığı, kazılarda ele geçen buluntulardan tespit edildi.

 

Restorasyon Süreci:

Zaman içinde ve insan etkili müdahaleler ile tahrip olan anıtın koruma ve onarım çalışmalarına, 2000 yılında başlanmış, çalışmalar 2001 yılında tamamlanmıştır.

Anıt çevre düzenlemesi bir arkeo park oluşumunu amaçladı.

Anıtı ve yakın çevresindeki tarihi dokuları içine alan toplam 2500 metre karelik bir alanda düzenlemeler yapıldı ve bu düzenleme ile yapının d ışında ve içinde anıta kontrollü yaklaşım sağlandı.

 

Foça Siren Kayalıkları

SİREN KAYALIKLARI 

Siren Kayalıkları, fokları andıran adaların en büyüğü olan Orak Adasının kuzeybatısında yer almaktadır. Milyonlarca yıl önce aktif olan yanardağların püskürttüğü kül tabakalarıyla oluşan bu kayalıklar, görsel açıdan büyüleyici manzaralar sunmaktadır.

Foça Siren Kayalıkları

Mitolojik Hikaye-Sirenler Kimdir

Sirenler ve Siren kayalıkları, ilk defa Homeros’un Odysseia destanı ile karşımıza çıkar. Sirenler, geniş kanatlarıyla kuş vücutlu ve çok güzel kadın başlı yaratıklardır. Esrarengiz sesleri ve büyülü müzikleriyle erkeklerin akıllarını başlarından alırlar. 

 

Odysseus ve Sirenler:

Foça’daki siren  kayalıklarına yaklaşan Odysseus, büyücü Kirke’nin uyarısı üzerine kendisini geminin direğine halatlarla sıkıca bağlar ve tayfalarının kulaklarını balmumu ile kaplar. Böylece sirenlerin büyüleyici seslerini sadece kendisi duyar, büyülenmesine rağmen bağlı olduğu için emrini tayfalarına geçiremez ve gemi kayalıklardan süzülerek geçer. Böylece Odysseus, 20 yıl sonra karısı Penelope’ye kavuşur. Homeros’un Odysseia’sında sirenlerin yaşadığını söylediği Foça denizindeki kayalıklar o günden bu yana Siren Kayalıkları ismiyle bilinir. 

Foça Siren Kayalıkları

Yerel Foçalı Efsanesi:

Yerel bir efsaneye göre ise, yıllar önce Foçalılar Marsilya’ya göç ederken, Foçalı kadınlar Foça’dan ayrılmak istememişler ve kendilerini kayalıklardan aşağıya ağlayarak atmışlardır. Bölgede rüzgar estiğinde kayalık bölgeden gelen seslere bu yüzden “Siren kayalıkları” denmiştir. 

 

Doğal özellikleri ve Günümüz:

Siren kayalıkları, volkanik tozların suyla buluşmasından ortaya çıkmıştır. Bugün bu kayalıklarda Akdeniz foklarının yaşadığı mağaralar vardır. Türkiye’nin ilk deniz koruma bölgesi olan bu alanda foklar güvenle yaşamaktadır. Siren kayalıklarını keşfetmek için Eski Foça limanından kalkan teknelerle günlük turlar yapılabilir. Uzaktan görmek isteyenler için ise Foça’nın kıyılarındaki yüksek noktalar olabilir. 

Yeni Foça

 

YENİ FOÇA

Yenifoça, İzmir şehir merkezinin 80 km kuzeyinde, Foça ilçe merkezinden 20 km uzaklıktadır. Eski Foça’nın tarihi antik dönemlere uzanırken Yeni Foça’nın tarihi 14 yüzyıla dayanır. Yani sanılanın aksine Yeni Foça, günümüze yakın bir tarihte kurulan bir yerleşim yeri değil, Eski Foça kadar olmasa da tarihi bir yerdir. 

Yeni Foça

Yenifoça, Cenevizliler tarafından Avrupa’ya ticaret yapmak için kurulmuş bir kenttir. Daha sonra kenti Türk akınlarından  korumak için çevresine bir kale inşa edilmiştir. 

Yeni Foça

Yenifoça, doğal güzellikler listesinde bulunan plaj ve koyları ile öne çıkmaktadır. Foça Karakum Plajı, mavi bayrağa sahip denizi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Fener yarımadası bölgesinde bulunan bu plaj, 500 m sahil şeridi ve 30 m genişliğiyle yöre halkının ve turistlerin tercih ettiği mekanlar arasındadır. 

Tarihi yapılar çok iyi korunamamış ancak yeni restore edilen taş evler gerçekten görülmeye değerdir. Kentin sokaklarında gezip çiçeklerle bezeli 2-3 katlı taş evleri görebilirsiniz. 

Evet Eski Foça’ya göre daha az turistik bir yer olan Yeni Foça, limandaki balıkçı tekneleri, sahil yolu. tertemiz denizi, salaş balıkçıları ve misafirperver esnafıyla kendini mutlaka sevdirir. 

Foça Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkezi

FOÇA JANDARMA KOMANDO OKULU VE EĞİTİM MERKEZİ

Bu önemli askeri birimin Foça ilçesinde yer alması, bölgenin Jandarma teşkilatı açısından stratejik önemini ortaya koymaktadır. 

Evet Foça Jandarma Okulu, Türkiye’nin en seçkin ve zorlu askeri eğitim merkezlerinden biri olup hem iç güvenlik hem de uluslararası iş birliği kapsamında müttefik ülke personeline de eğitim veren stratejik bir kurumdur.

Foça Jandarma Sosyal Tesisleri

FOÇA JANDARMA SOSYAL TESİSLERİ

Deniz kenarında konumlanmış olup ziyaretçilere huzurlu bir ortam sunmaktadır. Tesis, deniz manzarası ve sahil olanaklarıyla dikkat çeker.

Foça Jandarma Sosyal Tesisleri

Tesisin deniz üzerinde bir iskelesi bulunmakta ve iskele üzerinde masalar yer almaktadır. Gazino, restoran ve kafeden oluşmaktadır. 

 

 

İzmir tanıtımı.

Menemen tanıtımı.

Aliağa tanıtımı.

Ayvalık tanıtımı.