
Mardin Dargeçit; Mardin il merkezine 110 km uzaklıktadır. Dargeçit-Midyat arası 40 km.dir. Dargeçit-Siirt arası uzaklık: 82 km. Dargeçit-Şırnak arası uzaklık: 98 km. Dargeçit-Batman arası uzaklık: 95 km.

TARİH
Bölgenin tarihi süreç içindeki isimleri “Kher-Boran, Kfar-Boran, Kerburan, Kerboran” dır. MS 4’ncü yüzyılda Samanilerin iktidarı döneminde, Dargeçit ve yöresi, Hıristiyanlıkla tanışır ve ilk Hıristiyanlaşan kesim Süryanilerdir.
Bölge: çok dinli bir yer olarak Müslüman, Hıristiyan ve Yezidileri barındırmıştır.
Hatta, şehri Süryani bir ailenin kurduğu tahmin ediliyor.
Zamanla aldığı göçlerle büyüyen Dargeçit, 1900’lü yılların başlarında birçok ailenin yaşadığı bir yer haline gelmiştir.
1’nci Dünya Savaşından sonra ekonomik sıkıntılar yaşayan Süryaniler, daha rahat bir yaşam sürmek için Avrupa ülkelerine göç ettiler ve Dargeçit nüfusu hızla azaldı.
Dargeçit 1987 yılında Midyat ilçesinden ayrılarak ilçe oldu.

GENEL
Mardin bölgesi özelliklerini doğal yapısında en iyi taşıyan ilçelerden birisidir.
Cami minareleri ile kiliselerin çan kulelerinin bir arada yükseldiği bir hoşgörü şehridir.
Uzun süre: Süryani Ortodoks, Süryani Katolik ve Protestanların yaşadığı önemli bir merkez olarak kalmıştır.
Dargeçit’te, 1970 yılına kadar 2000 kişilik nüfusun, üçte ikisi Hıristiyan’dır ve 1979 yılında son Hıristiyanlar da Dargeçit ilçesini terk etmişlerdir.
İlçe 1987 yılında kurulmuştur. Ortalama rakım 900 metre civarındadır.
İlçe, Güney Doğu Anadolu’nun en dik ve engebeli topraklarına sahiptir.
Arazi genellikle engebeli olmakla birlikte, çok yüksek dağı yoktur.
Ormanlık saha, yok denecek kadar azdır. İlçe merkezinde akarsu yoktur. İlçenin 12 km uzağından Dicle nehri geçer.

GEZİLECEK YERLER
İlçe merkezi ve civarında, turistik alan yoktur. Sadece ilçe merkezinde turistik özellik gösteren iki kilise ve mezarlık bulunmaktadır.

ILISU BARAJI
Ilısu barajı Dargeçit ilçesi sınırları içinde kurulmuştur. İlçe merkezinin 15 km doğusundadır.
Dünyanın en büyük su projelerinden birisi olan GAP’ın temel unsurlarından birisidir.
Suriye sınırına yaklaşık 45 metre uzaklıkta, Dicle nehri üzerindedir. Baraj yüksekliği 135 metredir.
Tamamlandığında, Türkiye’nin 4’ncü en büyük barajı olacaktır. Barajın 6 türbininden ilki 19 Mayıs 2020 tarihinde açılmış, enerji üretimine başlamıştır.
Evet, bu baraj elbette yöredeki sulama ve enerji üretimi için yararlıdır.
Ancak, Hasankeyf ve su altında kalacak bölge, ortaçağdan günümüze kadar gelebilen yüzlerce farklı uygarlığın yarattığı bir mirası temsil etmektedir. Ilısu barajının su toplama havzasında: ortaçağ uygarlıklarının kalıntılarına ait saraylar, camiler, evler, insan yapımı mağaralar ve mezarlar yer almaktadır. Yerel halk için büyük dinsel bir öneme haiz olan bu kalıntılar ile halkın kırsal yerleşim alanlarının büyük bir bölümü, barajın suları altında kalacaktır.
Buna istinaden, DSİ tarafından, Ilısu köyü ve Hasankeyf ilçesi, yeniden inşa edilmiştir. Kamu ve sosyal yapılar, on kat arttırılmıştır.

DSİ tarafından bildirildiğine göre, baraj sularından etkilenmeyecek olan Yukarı Şehir, yeniden düzenlenerek bir açık hava müzesi haline getirilmiştir. Bununla birlikte baraj göl alanından etkilenen Aşağı Şehirde yer alan tarihi ve kültürel varlıklar ise, bütüncül bir yaklaşım çerçevesinde son derece titiz metotla ya yerinde korunmaktadır ya da taşınarak yeni yerlerine yerleştirilmiştir.
Bu çerçevede, ülkemizde bir ilk olan 540 yaşında olması itibarıyla dünya ölçeğinde bütüncül olarak taşınan en eski tarihi yapı sayılan Zeynel Bey Türbesi’nin yeni yerine taşınma işlemi 2017 yılında yapılmıştır. Yaklaşık 1100 tonluk tarihi yapı, taşıma işlemi boyunca hassas cihazlarla yapılan gözlemler neticesinde herhangi bir hasar almadan başarıyla yeni yerine taşınmıştır. Türbenin ardından, yaklaşık 1500 ton olan Artuklu Hamamı da yeni yerine taşınmıştır. Ayrıca 800 ton ağırlığındaki İmam Abdullah Türbesi ve 400 ton ağırlığında minaresi yeni yerlerine taşınmıştır.
Ilısu baraj gölü altında kalacak Orta Kapının, sudan olumsuz etkilenmemesi ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla Hasankeyf Yeni Yerleşkesinde yer alan Arkeopark alanına üç parça halinde taşınmış ve yeni yerinde bütüncül olarak sergilenmektedir.
Evet, Hasankeyf ilçesi ve tarihi kalıntıları hakkında, baraj yapılmadan önce yaşanan sorunların giderildiği düşünülüyor.

TARİHİ SÜRYANİ ÇARŞISI
İlçe merkezindeki bu çarşının yapımı 17’nci yüzyıla dayanmaktadır. Yani yaklaşık 400 yıllıktır.
Dar sokakları, taş işçiliği, geleneksel yapı dokusu ile ilgi çeken bir yerdir.
Ancak günümüzde bakımsızlık ve ilgisizlikten kaynaklı harabeye dönmüştür.

Zamanında demircilik, taş işletmeciliği ve birçok ticari sektöre ev sahipliği yapan çarşıda, günümüzde 50’den az işletme kalmıştır.
Son yıllara kadar ilçenin en işlek ve canlı çarşısı, günümüzde can çekişmektedir.

Ancak 2024 yılında tarihi Süryani Çarşısında restorasyon başladığını duydum. Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından, Sefa Caddesinde 65 dükkanın yer aldığı tarihi Süryani Çarşısının restorasyonu için hazırlanan “Tarihi Çarşıyı Canlandırma Projesinde” sona gelindiği açıklanmıştır. Bu süreç boyunca yaklaşık 600 metre uzunluğunda, 4 caddenin sokak düzenleme çalışmaları yapılmıştır. Aydınlatma işlemleri düzenlenmiştir. Yaklaşık 1.5 sene gibi kısa bir sürede, çarşı aslına uygun olarak inşa edilmiştir.
Yani Dargeçit ilçesine yolunuz düşerse, tarihi Süryani çarşısını artık gezip yeni halini görebilirsiniz.
DARGEÇİT KÖPRÜSÜ
İlçe merkezinde Saray mahallesindedir. Değirmen deresi üzerindedir. Köprü yöre halkı tarafından “Koprıya Süka Kevin” (Eski çarşı köprüsü) olarak da adlandırılmaktadır.
İnşa kitabesi yoktur, bu yüzden ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. Ancak 18-19’ncu yüzyıllarda Osmanlı döneminde inşa edildiği tahmin edilmektedir.
Tarihi köprü, tek gözlü ve yuvarlak kemerli olarak planlanmış taştan yapılmıştır. Kesme ve moloz taş kullanılarak yapılmıştır. Geçiş yolu düz olan köprüler sınıfına girer. Uzunluğu 8.70 metre ve genişliği ise 3.70 metredir. Üzerinde herhangi bir süsleme unsuru yoktur.
Bugüne dek çeşitli onarımlarla günümüze kadar gelebilmiştir ve hala kullanılmaktadır.
KİLİSELER
İlçede birkaç tane kilise vardır. Bunların birçoğu kapalıdır, sadece bir tane kilise ibadete açıktır.
Diğerlerinden bazıları kapalı, bazıları ise yıkıktır.

Mor Kuryakos kilisesi
Saray Mahallesindedir. 2021 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesindedir.
Süryani kilisesidir. 1979 yılında Hıristiyan cemaatin Dargeçit’i terk etmesi nedeniyle harap olmuş ve son dönemde Belediye tarafından restore edilmiştir.
Halen ibadete açıktır.

BONCUKLU TARLA ARKEOLOJİK ALAN
Ilısu mahallesi sınırları içindedir. Yaklaşık 12 bin yıl öncesinden, Erken Neolitik dönemden kalan bir yerleşim olduğu düşünülüyor. Bu yerleşim, tarih boyunca 25 medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yaklaşık 2.5 hektar büyüklüğündeki höyükte, bugüne kadar sadece yüzde 15’lik bölümde kazı ve araştırmalar tamamlanmıştır.
Ev tabanlarının altında, dizleri karınlarına çekik ana rahmindeki biçimde yeniden doğuş inancı ile erkek, kadın ve çocuk bireylerin gömüldüğü 69 mezarda 118 bireye ait iskelete ulaşılmıştır. Kazılarda, 4 siteli bulunan ve Neolitik döneme ait 11.300 yıllık olduğu tahmin edilen tapınak da gün yüzüne çıkarılmıştır.

İskeletlerin yer aldığı mezarda, Neolitik dönemde yaşayan toplulukların geleneklerini betimleyen serpantin, kireçtaşı, klorit, kumtaşı, kemik, obsidyen, fosfat, bakır ve değişik çay taşları kullanılarak yapılan boğa, geyik, leopar, yılan, akrep ve yaban keçisi gibi çeşitli şekillerde, yaklaşık 20 bin boncuk ile kemer ve tokaları, kemik kakmalı süs eşyası, düğme, küpe ve değişik süs eşyaları bulunmuştur.
Evet buluntular Mardin Müzesine teslim ediliyormuş.