
Küçük ve hatta küçücük bir şehir. Özellikle: Amasra ve Karadeniz kıyısındaki sahil beldeleriyle biliniyor ve öne çıkıyor. Bir başından diğer başına yarım saatte gidilebilen bu küçük şehir merkezi; özellikle emeklilik dönemi yaşayanlar için ideal ortam sunuyor.
ULAŞIM
Öncelikle belirtmem gereken şu ki, şehirlerarası otobüs terminali şehrin bayağı dışında, yaklaşık 5 km. uzaklıktadır. Şimdi gelelim, Bartın şehrinin çevredeki merkezlere olan uzaklığına. Bartın-Zonguldak arası uzaklık: 89 km. Bartın-Karabük arası uzaklık: 84 km. Bartın-Ankara arası uzaklık: 238 km. Bartın-İstanbul arası uzaklık: 420 km. Bartın-İzmir arası uzaklık: 753 km.
TARİHİ
Bartın ili adını: antik çağda Parthenios ismi verilen ve Paflagonya bölgesinin en önemli nehri olan Bartın Çayından almıştır. Kaynağını Olgassys (Ilgaz) dağından alan Bartın çayı, antik çağda Bitinya ile Paflagonya arasındaki sınırı belirlemesiyle bilinir.
Araştırmalara göre: Bartın ilinin antik dönemdeki ismi Partheria Kome ve Parthenios olduğu sonucuna varılmıştır.
Yine yapılan çalışmalar da bu şehrin, Amastis antik kentinebağlı demos olarak tabir edilen küçük boyutlu bir yerleşim olduğunu göstermektedir. Tüm bunların yanı sıra, kent, batıda Kemerköprü ve Kırtepe Mahallelerini, güneyde ise Hendekyanı Caddesi ile Demirciler Mahallesini içine alan bir bölgeye yayılmıştır.
Tarihçi Strabon’a göre: şehrin isminin anlamı, nehir, çiçekli bölgelerden geçtiği için bu ismi almıştır. Parthenia, Grekçede “bakire” anlamına gelmektedir ve bu ifade mitolojide Tanrıça Artemis ile Hera’nın sıfatlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Amastris sikkelerinde bir nehir tanrısı olarak betimlenen Parthenios, antik kaynaklara göre Truva savaşında adı geçen bir komutan olan Agamestor’un oğlu Kleistros ile parlak saçlı bir nympe’den doğmuştur. Özellikle nehirlerin ve kaynakların varlıkları olarak bilinen Naiad nymphelerin, Artemis’e eşlik eden ve onu koruyan ikinci derece tanrılardan oldukları bilinmektedir. Böylece, nehrin ve kentin isminin kaynağının, bu nymphe yardımıyla Artemis ile ilişkisi olduğu kabul edilmiştir.
Kaynaklar, Parthenios’tan MÖ 8’nci yüzyıldan itibaren söz etmeye başlarlar. Parthenios isminin geçtiği en erken antik kaynak, Homeros’un İlyasa destanıdır. Homeros: ünlü savaş için Truvalılara destek veren halklardan bahsederken, Parthenios’a da şu ifadelerle değinmiştir: “Kromna’dan, Parthenios ırmağının suladığı topraklardan, Sesamos ve Kydoros’tan gelen vahşi katırları pek meşhur olan Enetlerin ve Paflagonyalıların başında korkusuz yürekli Pylaimenes’in …………. ”

GENEL
İl sınırlarının: yarıya yakın bölümü ormanlıktır. Bu ormanlarda: yayvan ve iğne yapraklı ağaçlar yoğunluk göstermektedir.
İl sınırları, kuzeyde Karadeniz kıyısında, 59 km. lik sahil şeridi ile devam ediyor. İl merkezinin rakımı: 25 metredir.
İl sınırları: pek de fazla yüksekliği olmayan dağlarla çevrili. Bunlar: söylediğim gibi pek fazla yüksek olmasa da, dik bir şekilde bir duvar gibi yükseliyorlar ve sahillere doğru sarp ve kayalık bir yapı gösteriyorlar.
İklim değerlendirildiğinde: bölgede yazları sıcak ve kışları serin geçen, ılıman Karadeniz ikliminin egemen olduğu görülür. Kıyı şeridi bölgelerinde, nem fazladır. Bölgeyi ziyaret etmek için en uygun zaman ise: Haziran-temmuz ve Ağustos aylarıdır.
İlin ekonomik faaliyetleri ise: madencilik, tarım ve ticaretten oluşmaktadır. Ayrıca: el işlemeleri, tel kırma, dokumacılık, ağaç oymacılığı, gemi yapımcılığı, taş saç yapımı el sanatları arasında sayılabilmektedir.
BARTIN IRMAĞI
Kente ismini veren Bartın Irmağının, antik dönemlerdeki ismi, yani MÖ.2000’li yıllardaki ismi: Parthenios olarak biliniyor. Şehrin hemen girişinde: Kocaçay ve Kocanaz çayı birleşiyor ve Bartın ırmağını oluşturuyorlar. Bartın ırmağı: daha sonra yani bu birleşimden sonra 15 km. daha akarak, Karadeniz’e dökülüyor.
Akış hızı: saatte 720 m. dir. Irmağın en büyük özelliği: 500 tonluk gemilerle, Karadeniz kıyısından şehir merkezine kadar ulaşım yapılabilen düzenli bir ırmak olması. Ama bu özelliğinin yanında, sık sık taşarak çevresini sel basan bir ırmak olarak da öne çıkıyor. En son olarak, 1998 yılında taşarak çevresinde büyük bir sel felaketi yaratmıştır.
Yakın geçmişe kadar Bartın çayı iç kesimlerdeki yerleşimlerin ticaret mallarının deniz yoluyla gönderilebilmesi için kullanılan bir su yolu olmuştur. Büyük gemiler, 1960-1965 yılları arasında liman inşa edilene kadar Bartın Boğazına girerek demirlemiş ve bu noktadan mallarını ya da yolcularını küçük gemilerle iskeleye yanaştırmışlardır.
ÇİLEK FESTİVALİ
Şehirdeki etkinlik, ilk olarak 1982 düzenlenmeye başlamıştır. Çilek toplama zamanında, yani 25 Mayıs-15 Haziran tarihleri arasında, bir hafta olarak düzenleniyor. Festival esnasında: halk oyunları gösterileri, konserler, sergiler, konferanslar, tiyatrolar, çeşitli yarışmalar ve söyleşi ve paneller düzenleniyor.
Yöreye ziyaretinizi bu döneme denk getirirseniz, bu festival mutlaka ilginizi çekecektir.

BARTIN ÜNİVERSİTESİ
2008 yılında kurulmuştur. Bünyesinde: 3 fakülte (Orman, İktisadi-İdari Bilimler, Mühendislik) , 3 meslek yüksek okulu, 2 enstitü bulunmaktadır. Kampus alanı: şehir merkezine 5.5 km. uzaklıktadır. Üniversite bünyesindeki okullarda yaklaşık 2100 öğrenci eğitim görmektedir. Bunlarla ilgili olarak ise 80 akademik personel görev yapmaktadır.
NE YENİR
Bartın’da, yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz: mısır unu, pastırma ve sucuk ile yapılan: Pum pum çorbası deneyebilirsiniz. Mısır unu, et suyu ve sütle yapılan bu çorba, üzerine tereyağında kavrulmuş pastırma veya kavurma eklenerek servis edilir. Üzerine genellikle pul biber ve kuru nane ile süslenir.
Ayrıca: yumurtalı ısput yemeğini de tercih edebilirsiniz.
NE SATIN ALINIR
Bartın yöresinden, gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için alabileceğiniz hediyelik eşyaların başında: özellikle tel kırma yazmalar ve ahşap baskı yazmalar ünlüdür. Bunları tercih edebilirsiniz.
Bunun dışında, Bartın şehrinde Pazar yerini ziyaret etmek isterseniz: Salı günleri kurulan pazara gitmeniz gerek. Burada: yani Galla pazarı ( bu pazara kadınlar pazarı da deniliyor) denilen yerde:; taze süt, manda yoğurdu ve bahçe ürünleri bulabilirsiniz.

GEZİLECEK YERLER

KEMAL SAMANCIOĞLU ETNOĞRAFYA MÜZESİ
Şehir merkezindedir. Burada; yaklaşık 700 civarında etnoğrafik eser sergileniyor. Müzenin bulunduğu mekan, eski Belediye Başkanlarından Kemal Samancıoğlunun evi. Bu ev, Bartın Belediyesi tarafından restore edilmiş ve müze olarak hazırlanmış. Müzede sergilenen eserlerin tamamı: Bartın halkı tarafından bağışlanmış.
Müze bahçesinde, bir dönem Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde, Kemal Samancıoğlu tarafından kullanılan tarihi jeep de sergileniyor. Bina 3 katlı. Her katında, sergilenen eserler var. İlginizi çekerse, gidip ziyaret edebilirsiniz.

HALİLBEY CAMİİ (YUKARI CAMİ)
Şehir merkezinde bulunan cami: 1872 yılında Halil Bey tarafından yaptırılmıştır. Yapı: kubbesiz, kagirdir ve iki pencere ile aydınlatılmaktadır. Salon boyutları: 12×13 metre ebatlarındadır.
İBRAHİMPAŞA CAMİSİ (ORTA CAMİ)
Şehir merkezinde, çarşıdadır. Yapının: kitabesi bulunmadığından ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Ancak, yaklaşık 150 yıllık bir geçmişi olduğu düşünülmektedir. Yaptıran ise: İbrahim Paşa’dır. Cami: 1864 ve 1897 yıllarında iki kez yanmış, 1898 yılında yeniden yapılmıştır. 1968 yılında depremden hasar görünce, yeniden restorasyona alınmıştır.
Yapı: kare planlı, tek kubbeli ve tek minarelidir. Toplam 32 pencere ile aydınlatılmaktadır. Cami yapısının altında, dükkanlar var.

TAŞHAN
Şehir merkezinde, Hükümet caddesindedir.
Hacı Ali ağa tarafından, 1982-1835 yılları arasında yaptırılmıştır. İki katlı, dikdörtgen planlı ve açık avluludur. Yapıda, toplam: 18 oda ve 16 bölme bulunmaktadır. Han: günümüzde, şahıs mülkiyetindedir.

AYA NİKOLAS KİLİSESİ
Şehir merkezindedir. Bartın’da yaşayan Rumlar tarafından, 1319 yılında yaptırılan cami: mübadeleden sonra Rumların bölgeyi terk etmeleri üzerine, kaderine terk edilmiştir. 1936 yılında ise, bir süre elektrik santralı olarak kullanılmış ve 1955 yılında ise restore edilerek, kültür evi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

İNKUMU
Bartın şehir merkezine 15 km. uzaklıktadır. İnkumu-Ankara arasındaki uzaklık ise: 295 km. İnkumu-İstanbul arasındaki uzaklık: 465 km. Yani: günübirlik gidip dönülebilecek yer. Bu arada: Amasra-İnkumu arasındaki uzaklık: 30 km.
Güzel bir plaj bölgesi. 3 km. uzunluğunda kıyı şeridi var. Deniz ise, altı ince mil kum. Taş yok. İlginç ve güzel olan, diğer Karadeniz sahillerindeki denize oranla, birden derinleşmemesi ve öyle büyük dalgalar da yok. Bunların hepsi elbette burayı çekici kılıyor. Deniz kıyısında: çok miktarda küçük yengeç dikkatimi çekti. Ama, elbette denize girmenizi engelleyecek boyutta değil.
Yine de, Karadeniz denize girmek için aşırı tedbir gerektiren bir yer. Yani, dalga yok, derinlik ani değil desem de, Karadeniz’de denize girmek ve yüzmek, mutlaka tedbirli olmayı gerektirir. Çünkü: her ne kadar uyarılsalar da, İnkumu’nda denize giren insanların bir kısmı, her yıl boğularak ölüyormuş.
Evet, buranın öne çıkan diğer bir özelliği: tüm Bartınlıların yazlık evlerinin bulunduğu bir bölge olması. Yaz gelince, tüm Bartınlılar buraya akıyorlar. Dağın hemen dibinde, birçok yazlık ev yapılmış.
Yörenin içinden geçen asfalt yolun sol yanı evler, sağ yanı ise sahil olarak uzanıyor. Ama bir anlamda, tamamen bir betonlaşma egemen olmuş halde. Evlerin arkasındaki yamaçta ise, yemyeşil çam ormanları var. Bölge konaklama tesisi bakımından sorunlu değil.
Gerek otel, motel ve pansiyon ve gerekse çadırlı kamp yapmak mümkün.
Hatta bazı resmi kurumların (Hacettepe Üniversitesi ve Bartın Valiliğini biliyorum) konaklama tesisleri de bulunuyor. Sessiz ve sakin yani, diskotek türü gürültülü eğlence merkezleri olmayan bir tatil beldesi.
Ama, bu tür eğlence merkezleri bulunan Amasra’ya yakın olması büyük avantaj. Yani, burada konaklarken canınız sıkıldığında, Amasra’ya rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz.
Burayı ziyarete giderseniz ki, mutlaka gitmenizi öneririm, özel aracınızı hemen belde içinden geçen asfalttaki araç park yerlerine bırakabilir ve mevsimi uygun değilse, sahildeki banklarda oturarak denizi seyredebilirsiniz.
Uygun mevsimde giderseniz, denize girmek mümkün, isminden de anlaşılacağı üzere, sahilde muhteşem bir kum ve plaj var. Genellikle: Amasya yöresine gezi düşünenler, İnkum bölgesine de mutlaka zaman ayırmalıdırlar.



ÇAKRAZ PLAJI
Bartın şehir merkezinden sonra: Amasra-Kurucaşile yönünde gidiyorsunuz, 3-5 km. sonra gelinen kavşaktan sola döndüğünüzde, Amasra’ya ve oradan da Çakraz’a varabilirsiniz.
Yani; Bartın-Çakraz arası, yaklaşık 30 km. ve 40 dakikalık bir yolculuk ile gidilebiliyor. Eğer Amasra üzerinden gelmeyip, doğruca devam ederseniz, yaklaşık 16 km. sonra Çakraz bölgesine varabiliyorsunuz.
Amasra üzerinden buraya gitmek isterseniz, Amasra’dan çıkışta 10 dakikalık kötü bir yol, sonra 10 dakikalık iyi bir yolla buraya ulaşılıyor. Çakraz çok küçük bir yerdir. Ana yoldan ayrılıp, belde merkezine girdiğinizde, hemen solda otoparklar var, burada uzun süre kalacaksanız bu otoparklara arabanızı koymanızı öneririm, aksi halde gezip çıkmayı düşünürseniz, belde merkezinde yol kenarına araba bırakılıyor.
Burada da deniz kıyısında karşınıza çıkacak ilk tabela “TERS AKINTI VARDIR” tabelasıdır. Karadeniz’in birçok sahil kesiminde, tüm güzelliğe, kum, güneş, deniz güzelliklerine rağmen bu ters akıntı, birçok can alıyor ve almaya devam ediyor.
Çakraz özellikle 34 plakalı araçların yani İstanbulluların çokça olduğu bir yer, küçük sahil kesiminde, yine küçük sıra sıra evler vardır. Ayrıca, yine kıyıda sahil kesiminde çay bahçeleri vardır. Kumsal çok güzel, zaten beldenin meşhur olmasının en büyük sebebi, kumsal ve denizin güzelliğidir.
Konaklama bakımından pek sıkıntı yok.
Otel ve moteller yanında, ev pansiyonları da oldukça fazla. Tam bir kafa dinleme yeri. Sessiz ve sakin bir belde. Ancak, her ne kadar konaklama olanaklarının fazlalığından söz etmiş olsam da, buraya gitmeden önce mutlaka yer ayırtmalısınız.
Burası: doğal güzellikleri, kumsalı ve sakin denizi ile beğenilmektedir. Ama, burayı bilenler bilir, mutlaka balık yemek gerekir. Amasra’ya gelenler, Çakraz bölgesine balık yemek üzere giderler.
Özellikle: bir akşam vakti, tam güneş batımından önce buradaki bir balık restoranını ziyaret ettiğinizde, inanın belki de yemeğinizi yunusların gösterisi eşliğinde yiyebilirsiniz. Balık yemek için: koyun sağ tarafından bulunan kayalıklar üzerindeki “Balıkevleri”ni tercih edin.

GÜZELCEHİSAR
Şehir merkezine, 17 km. uzaklıktadır. Konaklama açısından bakıldığında, kısmen ve yoğun olarak ev pansiyonculuğu yapılıyor. Yani, burası, yörede bulunan İnkumu, Çakraz ve Amasra’ya nazaran çok daha küçük ve göz önünde bulunmayan bir tatil beldesi. Daha çok günübirlik ziyaret için daha uygun bir yer.
Hemen arkadaki yeşil örtü, deniz kıyısında mavi ile birleşiyor. Sahil bandında muhteşem güzel bir kum var.
GÜZELCEHİSAR LAV KAYALARI
Buradaki lav kayalık bölümlerin, muhtemelen 80 milyon yıllık olduğu söyleniyor. Dünyanın ender gelişen doğal oluşumlarındandır.
Bu lav kayaları: milyonlarca yıl önce bölgede meydana gelen jeolojik faaliyetler sonucu oluşmuştur. Altıgen, beşgen biçimli bir yapıya dönüşen, düzgün geometrik yapılara: Lav Kayaları deniliyor.
Boyları: 30 metreden fazladır. Dünya üzerinde: burası dışında, buna benzer oluşumlar, yani lav kayaları: Kuzey İrlanda, İskoçya ve Amerika-Kalifornia da bulunuyor.
Ancak: dünyanın bu bölgelerindeki lav kayalıkları, gerek dünya kültür mirası olarak kabul edilmeleri ve gerekse her yıl milyonlarca turist tarafından ziyaret edilmektedir.
Umarım bir gün, buraya da gerekli önem gösterilir ve insanlar, milyonlarca yılda oluşan bu doğal güzellikleri izlemek üzere, yöreye akın ederler.
KÜRE DAĞLARI MİLLİ PARKI
Adından da anlaşılacağı üzere, Küre dağlarının üzerinde bulunmaktadır. Bu milli parkta: mağaralar, kanyonlar, şelaleler ve düdenler var. Ayrıca: 1000 yaşından daha büyük olduğu tahmin edilen ağaçlardan oluşan muhteşem bir orman, 130 civarında kuş çeşidi ve 40 civarında memeli hayvan yaşıyor.
Ancak, park bölgesinin büyük bölümünde herhangi bir yerleşim söz konusu değil ve aynı zamanda Milli Parklar Müdürlüğünce verilen bir hizmet te yok. Yani: tamamen doğal bir ortam. Ancak, hiçbir hizmet yok.
Milli park sınırları içinde görebileceğiniz yerler: Ilıca köyündeki Ilıca şelalesi, Valla kanyonu, Aydos kanyonu ve Ilgarini mağarası.
PARTHENİOS ANTİK KENTİNE AİT KALINTILAR:
Parthenios nehrinin denize açıldığı boğaz bölgesinde, gemi trafiğini denetleme ve savunma amaçlı küçük bir kale bulunduğu düşünülmektedir ancak yapıya tam olarak ulaşılamamıştır.
Roma dönemine ait mil taşlarından yola çıkılarak Amasra’ya kadar uzanan antik bir yolun varlığı tespit edilmiştir.
Roma dönemine ait bu güzergahın günümüzde de Bartın iline ulaşan D0100 kara yolu ile örtüşmesi dikkat çekicidir.
Zonguldak’dan gelen söz konusu yol, Bartın çayı üzerindeki Orduyeri köprüsü üzerinden devam ederek Amasra’ya ulaşmaktadır.