Bursa Karacabey

Bursa Karacabey; Birçok kez bu yöreden geçtim. Karacabey yöresinden geçmemek mümkün mü. Birçok yolun üzerinde bulunuyor. Karayolu kıyısında, özellikle mevsimi geldiğinde birçok kuru soğan satıcısı görebilirsiniz. Bir de, Karacabey harası ve karayolu kıyısındaki bu harada gezinen atları görebilirsiniz.

Bursa Karacabey

ULAŞIM

Karacabey: Bursa-Balıkesir-Çanakkale-İzmir karayollarının kavşak noktasında bulunması nedeniyle, ulaşımda büyük önem kazanmaktadır. Yani: ülkemizde bu yörelerde yaşayan insanlarımız, mutlaka bir şekilde, buradan yani Karacabey’den geçmiştir.

Evet, Karacabey-Bursa arasındaki uzaklık: 66 km. Karacabey-Mustafakemalpaşa arasındaki uzaklık: 20 km. Karacabey-Mudanya arasındaki uzaklık: 70 km. Karacabey-Bandırma arasındaki uzaklık: 41 km. Karacabey-Çanakkale arasındaki uzaklık: 208 km. Karacabey-Balıkesir arasındaki uzaklık: 88 km. Karacabey-İstanbul arasındaki uzaklık: 309 km. Karacabey-Ankara arasındaki uzaklık: 440 km.

TARİHİ

Buradaki yerleşimin, MÖ.7’nci yüzyılda kurulduğu ve Misiler denen topluluğun, Miletepolis adında bir şehir kurdukları bilinmektedir.

Ancak, bu döneme ait ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Bilgiler, daha çok Bizans dönemine aittir. Bizans döneminde, yöre: Mihaliç olarak bilinmektedir.

Temmuz 1920 tarihinde, yöre, Yunanlılar tarafından işgal edilir. 6-7 Eylül 1922  tarihinde, Yunanlılar yöreden geri çekilirler. Ama, elbette arkalarında, büyük bir vahşet ve tamamen yakılıp-yıkılmış bir yer bırakarak çekilirler.

Bursa Karacabey

GENEL

Karacabey yöresinin, denizden yüksekliği, ortalama 24 metredir. Bölgenin her iki yanındaki çukurlara göller yerleşmiştir. Bu göller, doğuda Uluabat ve batıda Manyas gölüdür. Marmara kıyıları hariç, bölge çıplak ve hava akımlarına açıktır.

İklim: Akdeniz ve Karadeniz iklimi arasında bir geçiş iklimi hakimdir. Buna bağlı olarak, Akdeniz’deki gibi, yazlar kurak ve sıcak olmaz. Kışlar ise, ılık ve yağışlıdır. Çevreye göre, yağışlar daha azdır.

Bursa Karacabey

KARACABEY SOĞANI

Karacabey, ülkemizde büyük çaptaki soğan üretimi nedeniyle, soğan ambarı olarak değerlendirilmektedir. Burada yetiştirilen soğan: acılığı, yemek pişirilmesi sırasında kaybolması nedeniyle, özellikle tercih edilmektedir. Özel iklim koşulları isteyen soğan üretimi, buranın uygun olması nedeniyle, yoğun olarak yapılmaktadır.

MİHALIÇ PEYNİRİ

Bu peynir  türü, ilk olarak Karacabey yöresinde üretildiği için, bu ilçenin eski ismi olan “Mihalıç” adını almıştır. Yaklaşık 200 yıllık bir geçmişi söz konusudur. İlk olarak, Osmanlı döneminde, Karacabey harasının bulunduğu yörede, hayvancılıkla uğraşan, göçmenler tarafından üretildiği bilinmektedir.

İlk yapıldığında, yalnızca koyun sütünden yapılmasına rağmen, günümüzde: inek-koyun-keçi sütü karıştırılarak yapılmaktadır. Kendisine has kokusu ve lezzeti bulunmaktadır. Sert ve dayanıklıdır.

Besleyici özelliği de vardır. Delikli bir yapı göstermektedir. Zaten almayı düşünürseniz: iri gözenekli ve daha şişkin yani kabarmış olanları tercih etmelisiniz. Aynı zamanda, açıkta satılanları kesinlikle tercih etmemelisiniz.

NE SATIN ALINIR

Yöreden, yukarıda sözünü ettiğim gibi, Mihalıçcık veya kelle peyniri satın alabilirsiniz. Ayrıca: mevsiminde gittiğinizde, zaten bütün kara yolu boyunca da görebileceğiniz üzere, kuru soğan satın alabilirsiniz. Çünkü, burada satılan kuru soğan, gerçekten o geleneksel acı tadı taşımıyor. Yani, tatlı kuru soğan.

KONAKLAMA

Öğretmenevi               Tabaklar Mah. Park Cad. Terminal karşısı.                224-6764903

GEZİLECEK YERLER

Bursa Karacabey İmaret Camii

İMARET CAMİ

İlçe merkezindeki cami, Karacabey Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapılış tarihi ise: 1456-1457 yıllarıdır. Yapıda: 9 kubbe, iki kapı ve bir minare var. 1853 yılındaki deprem, işgal yıllarındaki Yunan tahribatı sonucu kullanılmaz hale gelen cami: 1971-1972 yılları arasında restore edilerek: 1980 yılında yeniden kullanılır hale getirilmiştir.

Minare altındaki kubbe altında, Karacabey’in mezarı var. Karacabey türbesi ise, caminin bahçesindedir.

Bursa Karacabey Uluabatlı Hasan Anıtı

ULUABATLI HASAN ANITI

İlçe merkezine bağlı, Apolyont gölünün kuzeybatı kıyısındaki Uluabat köyünde: yani Uluabatlı Hasan’ın doğduğu köyde, İstanbul’un fethinin 500. yıl dönümü sırasında yaptırılmıştır.

Uluabatlı Hasan: İstanbul’un fethinde, surların üzerine çıkan ilk Türk askeri olarak önem kazanmıştır. Köydeki heykel: heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından yapılmıştır. 13 metre yüksekliktedir.

Bursa Karacabey Issız Han

ISSIZ HAN

Bursa-Karacabey yolu üzerinde, ilçe merkezine 5 km. uzaklıkta, Uluabat gölü kıyısında, Seyran köyündedir.

Yapı: Yıldırım Beyazıt döneminde; yaptırılmıştır. Yapı: dikdörtgen planlıdır ve dış yüzü, iki sıra yontma beyaz taş ile yapılmıştır.

Üst bölüm ise, kiremit örtülüdür. Cephesi, göle bakar. Kapısının güzelliği ve kitabesi, özellikle görülmeye değerdir. Kapıdan girildiğinde: sağ ve solda, birer oda ve birer salon bulunmaktadır.

Issız han: Osmanlı döneminin ilk mimari kervansaray modeli olarak önem kazanmaktadır.

Bursa Karacabey Baba Kuruş At Mezarı

BABA KURUŞ AT MEZARI

Karacabey harasındadır.

Baba Kuruş: yöreye, Suriye’den getirilmiş ve “Arap Atı” yetiştirmesinde kullanılmış bir aygırdır. Karacabey harasında yaşadığı 11 yıl boyunca, 141 tay alınmıştır. Babakuruş isimli bu atın, Türk at sektörüne katkıları nedeniyle, kendisi adına, bu at mezarı yaptırılmıştır.

60 yıllık bu mezarın taşında, atın anası ve babasının isimleri de yazılı. Doğum ve ölüm tarihleri ise: 1928-1950. Aslında burada iki ata ait mezarlar var. Baba Sad ve Baba Kuruş: Türk at sektöründe unutulmaz yeri olan atlardır. Bunlar: 1932 yılında, Büyük önder Atatürk’ün emriyle, 24 bin Fransız Frangı verilerek satın alınmışlardır.

Türk yarış tarihinin en büyük ve efsanevi atları olarak tanınıyorlar. Çünkü, onların soyundan gelen atlar, yarış pistlerinde fırtına gibi, uzun yıllar estiler.

Bursa Karacabey Mikhael Archestrategos Kilisesi

MİKHAEL ARCHESTRATEGOS KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı, Eski Karaağaç köyündedir.

Kilise yapısı: 1843 yılında yaptırılmıştır. Ancak, 16’ncı yüzyılda, burayı ziyaret eden gezginler, yörede: St. Mikhael adına adanmış kilise bulunduğundan söz ederler. Hatta: 18 ve 19. yüzyıllarda, yine St. Mikhael adına, bölgede panayırlar düzenlendiği bile yazılmıştır. Yapının duvarları: moloz taş, devşirme antik taş parçaları ve tuğladan yapılmıştır. Kilisenin: kuzey, güney ve doğu duvarlarında küpler bulunmuştur.

Bursa Karacabey Kurşunlu-Manastır

KURŞUNLU-MANASTIR 

Kurşunlu köyünün, ilçe merkezine uzaklığı: 40 km.  dir. Bursa il merkezine uzaklığı ise, 105 km. dir.

Burada, Osmanlı döneminde, bir Rum köyü varmış. O zamanlar, burada “kurşun” madeni işletiliyormuş ve bu yüzden bu isim verilmiş.

Bizans ve Osmanlı dönemlerinde: buradaki manastırda rahibe yetiştirildiği, halkın: bağ-bahçe ve özellikle zeytincilik işleriyle uğraştığı bilinmektedir. Yani, burada yaklaşık 600 yıl boyunca, Osmanlı himayesinde Rumlar yaşamıştır. Ancak: Osmanlı devletinin zayıflamaya başladığı dönemlerde, bu Rumlar, yurdun diğer yörelerinde olduğu gibi, ayaklanmışlar ve yöredeki Müslüman halk üzerinde baskı kurmaya başlamışlardır.

Yunan işgalinde ise, Yunan birliklerine her türlü destek ve yardımı yapmışlardır. Ancak: Yunan işgalinin bitirilmesinden sonra, elbette, korkarak yöreyi terk etmişlerdir. 1923-1933 yılları arasında boş kalan köy: 1933 yılındaki mübadele sonucu Anadolu’ya gelen göçmenler tarafından yeniden canlandırılmıştır.

Bursa Karacabey

Evet, köyün tarihinden bir nebze söz ettikten sonra, günümüze gelelim. Bugün, burada tarihi bir kalıntı var. Manastır. Manastır: her ne kadar bilinçsizce tahrip edilmiş olsa da, sütun başları ve bazı kalıntıları görülebiliyor.

Bunun dışında: köy sahillerinde, deniz ve ormanın iç içe olması, buraya ayrı bir güzellik katıyor.

Siz: yöreyi ziyaret ederseniz, buraya günübirlik bir gezi yapabilirsiniz.

BOĞAZ-YENİKÖY

İlçe merkezine 30 km. uzaklıkta, Marmara denizi kıyısındadır. Buradaki kumsalda: deniz ve ormanın yeşilliği birleşiyor. Tam bir tabiat harikası yer. Günübirlik geziler için uygun.

MALKARA

Boğaz-Yeniköy bölgesinin biraz ilerisinde, bir sayfiye yeridir. Burada da: orman, deniz, kumsal ve güneş bir arada. Yine, tam bir tabiat harikasıdır. Ancak, burada birçok yazlık konut yerleşimi bulunuyor. Aynı zamanda, yörenin eğlence ve dinlenme merkezidir. Özellikle, yaz aylarında cazibe merkezi haline geliyor.

Bursa Karacabey Uluabat Kuş Cenneti

ULUABAT KUŞ CENNETİ

Bursa-İzmir kara yolu üzerinde, ilçe merkezine 14 km. uzaklıktadır. Bursa il merkezine ise 55 km. uzaklıktadır. Apolyont yani Uluabat gölünün kuzeybatısındaki bir körfez alanında: sazlıklardan oluşan bir bölgedir.

Kuş cenneti: 1974 yılında kurulmuştur. Günümüzde, burada halen: 200’den fazla bitki türü ve 50’den fazla kuş türü bulunmaktadır. Ziyarete açıktır. Burayı ziyaret ederseniz: burada yetiştirilen tavus kuşları, sülünleri görebilirsiniz. Kuş cıvıltıları içinde ve güzel manzarayı izleyerek, zaman geçirebilirsiniz.

Bursa Karacabey Tigem-Karacabey Harası

TİGEM-KARACABEY HARASI

Bursa-İzmir kara yolunun 78’nci  km. dedir. Kara yolu üzerinde ilerlerken, kenardaki yemyeşil alanlarda, serbestçe dolaşan atları görebilirsiniz.

Ülkemizin en köklü ve büyük tarım işletmesidir. Kuruluşu: Osmanlı dönemine kadar inmektedir. 1926 yılında, TBMM tarafından kabul edilen bir kanun ile, Karacabey Harasına dönüştürülmüştür.

Bursa Karacabey Tigem-Karacabey Harası

Önceleri: at ve sarayın hayvansal ürün ihtiyacını karşılamak amacı güdülürken, 1926 yılından sonra: safkan Arap atı üretimine yoğunlaşılmış ve başarılı çalışmalar yapılmıştır. 1983 yılından sonra ise, damızlık hayvan yetiştiriciliği yanı sıra, bölge şartlarına uygun hububat, ayçiçeği, mısır ve yem bitkilerinin tohumlarının yetiştirilmeye de başlanmıştır.

Bunların yanında: burada, Türkiye Jokey Kulübü atları için, Pansiyon Hara görevi yürütülüyor. Ülkemizin, en büyük safkan İngiliz cinsi yarış atları, burada yetiştiriliyor.

Harada, toplam 790 adet at barındırmak mümkündür. Atlar: padok ismi verilen ve çevresi borularla sınırlandırılmış otlak alanlara çıkarılıyorlar. Bu padokların yüzölçümü de, bir hayli büyük olmasıyla dikkat çekiyor. Zaten, yukarıda da sözünü ettiğim gibi, kara yolu kenarında, git git bu yeşillik padok alanları devam ediyor.

Bursa Uludağ

Bursa Uludağ


Bursa Uludağ: Özellikle: kış aylarına girdiğimiz şu günlerde, Uludağ gerek kayak meraklıları ve gerekse bu güzel doğal ortamı görmek isteyen insanlarla dolup taşıyor.

Her ne kadar günümüzde, ülkemizde birçok kayak merkezi açılmışsa da, Uludağ bu konuda ilk olması nedeniyle, öne çıkıyor.

ULAŞIM

Bursa’nın 36 km. güneyinde bulunuyor. Havaalanına: 60 dakika uzaklıktadır. Uludağ yolu: şehir merkezinden, Milli Parkın girişine kadar, 22 km. Milli Park ile Oteller Bölgesi arası ise: 12 km. dir. Kış aylarında, günün her saatinde, Bursa kent merkezinden (Tophane Eski Garajlar) minibüs bulmak mümkündür.

Bu minibüsler ile, kayak merkezine, 1.5 saatte ulaşmanız mümkün. Özel aracınız ile gidecekseniz: Bursa’dan en uygun yol: Çekirge üzerinden gidilen yoldur. Kış aylarında, arabada zincir, takoz ve çekme halatı bulundurmanız şart. Yol üzerinde, zincir alınacak ya da kiralanacak yerler de bulunuyor.

Uludağ ya da Olimpos Dağı, Bursa ili sınırları içinde, 2543 metre yüksekliği ile, Türkiye’nin en büyük kış ve doğa sporları merkezi olan dağ. Eski bir yanardağ olan Uludağ, Marmara Bölgesinin en yüksek dağıdır. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan Uludağ’ın uzunluğu: 40 km. dir.

Genişliği ise: 15-20 km. dir. Bursa’ya bakan yamaçları: kademeli, güneye Orhaneli’ne bakan tarafları ise, düz ve daha diktir. En yüksek noktası: Uludağtepe’dir.(2543 metre) Dağın kuzey tarafında: Sarıalan, Kirazlı, Kadı, Sobra yaylaları bulunuyor.

TARİHİ

Uludağ’da, 3’ncü yüzyıldan sonra, keşişlerin yaşadığı ilk manastırlar kurulmaya başlanır. Manastırlar, 8’nci yüzyılda sayıca en üst seviyeye çıkmıştır.

Uludağ’da Nilüfer Çayı ile Delikçay arasındaki vadi ve tepelerde, 28 manastır kurulmuştur. Orhan Gazi, Bursa’yı uzun bir kuşatmadan sonra teslim almış ve dağdaki keşişlerin yaşadığı manastırların bir kısmı terk edilirken, bazılarının yerlerine Doğulu Baba, Geyikli Baba, Abdal Murat gibi Müslüman dervişlerin inziva yerleri olmuştur.

Bursa’nın fethinden sonra, Türkler, dağa “Keşiş Dağı” ismini vermişlerdir.

16’ncı yüzyılda, Bursa’ya gelen Alman seyyah Reinhold Lubenau Uludağ’ın Türklerin eline geçtikten sonra, keşişlerin yalnızca gündüzleri ibadet için dağa çıktıkları ve manastırların harç kullanılmadan taş duvarlarla yapıldığını belirtir.

“Olimpos Mysios” veya “Keşiş Dağı”, 1925 yılında, Bursa Vilayeti Coğrafya Cemiyetinin girişimleri ve Osman Şevki Bey’in önerisi ile, “Uludağ” adını almıştır.

Bursa Uludağ

 

KAYAK-KAR TURİZMİ

Uludağ’da kayak dışında: snowboard, big foot, buz pateni, kar motosikleti aktivitelerine de imkan tanımaktadır. 8 telesiyej ve 7 telesiki hizmet vermektedir.

Dağdaki pistlerin toplam uzunluğu: 25 km. yi bulur. 13 farklı pist var. Kayak alanı: 1750-2543 metre yükseklikler arasındadır. Alp ve Kuzey Disiplini ile, Tur Kayağı ve Helikopterli Kayak uygulamalarına elverişlidir.

Kayak mevsimi: Aralık-Nisan arasındadır. Suni karlama yapılarak bu süre uzatılabilmektedir. Normal kış koşullarında, kar yüksekliği 3 metreyi geçebilmektedir. Mevsim başında tozlu kar, sonunda ise ıslak kar özelliği gösterir.

Uludağ Kayak Merkezi: I ve II. Gelişim Bölgeleri olmak üzere, iki bölgeye ayrılmıştır. 2005 yılı itibarı ile, I. Gelişim Bölgesi yatırımlarını tamamlamış durumdadır. Şu anda faaliyette olan 17 tesis vardır.

12 tesis kamu kuruluşlarına, 15 tesis özel sektöre ait, toplam 27 konaklama tesisinde, 3000 üzerinde yatak kapasitesi bulunmaktadır. Kamu tesislerinden bir tanesi de: Türk Silahlı Kuvvetlerine ait olan tesistir.

Oteller bölgesinde, sol yanda kalan tesis: gerek mimarisi ve gerekse arka bölümünde bulunan kayak pisti, telesiyeji ile, kayak meraklıları için her türlü olanakların yaratıldığı bir tesis görünümündedir.

Bursa Uludağ

 

ULUDAĞ MİLLİ PARKI

Uludağ milli parkı, 1961 yılında Milli Park olarak ilan edildi. Milli Parka ulaşım: karayolu, teleferik ve telesiyejle yapılabiliyor.

Dağın kuzey ve güney yamaçlarında, çok sayıda patika ile vadiler ve tepeler arasında ulaşım mümkündür. 1963 yılından 1972 yılına kadar, Uludağ Milli Parkı Orman Bölge Şefliği olarak, 1500 metre yükseklikteki Kirazlıyayla’dan idare edildi.

Bu dönemde tamamlanan projeler arasında: Kirazlıyayla yönetim merkezinin geliştirilmesi, Sarıalan yolunun açılması, Birinci Oteller Bölgesinin geliştirilmesi, Karabelen Milli Park giriş alanının düzenlenmesi, onlarca çeşme inşaatı, Sarıalan kamp alanının inşası ve Çobankaya kamp alanlarının düzenlenmesidir.

O dönemde Etibank’ın işlettiği Wolfram madenine elektrik getirilmesi, maden yolunun park standartlarına uygun olarak açılması, kayak alanlarının düzenlenip geliştirilmesi ve Yeşiltarla’daki geyik üretme alanının geliştirilmesi ve kamp alanlarında yol işaretleri ve tabelalarının belli bir milli park standardına göre üretilmesi de dikkate değer çalışmalardır.

1972 yılında bölge şefliği, Milli Park Orman İşletme Müdürlüğü haline getirilmiştir. Bakanlar Kurulu, 13 Şubat 2006 tarihinde almış olduğu bir kararla, toplam 1600 hektar sahayı, Milli Park alanı dışına çıkarmıştır.

Bu karar ile, Kültür ve Turizm Bakanlığı Uludağ Milli Parkın büyük bir doğa harikası olan kısmını savunmasız bırakmıştır.

Bursa Uludağ

 

TURİZM

1933 yılında, Uludağ’a bir otel, bir de muntazam şose yol yapılmıştır. Böylece: bu tarihten sonra, Uludağ kış kayak sporları için bir merkez haline gelmiştir.

Düzenli otobüs seferlerinin başlaması da, buraya ilgiyi olan ilgiyi daha da arttırmıştır. Sonradan asfaltla kaplanan bu yol, Uludağ’ın Kadıyayla hariç bütün yerleşim birimlerini doğrudan Bursa’ya bağlar.

Uludağ modern dağ tesisleri, 1963 yılında açılan Türkiye’nin ilk teleferiği, dördüncü büyük kent olan Bursa’nın hemen yanında olması ile dağ ve kış turizminin merkezi olmuştur. Uludağ, Türkiye’nin en büyük kayak merkezidir.

Yol durumunun uygunluğu, uzun kış mevsiminde (Ekim-Nisan ayları arasında) kar bulunması, eşsiz manzarası buraya turist çekmektedir. Dağın doruk noktasından açık havada: İstanbul, Marmara denizi ve civar yakın yerlerin görünmesi, buraya ayrı bir özellik vermektedir.

Ayrıca teleferiğin son istasyonu olan Sarıalan’da ve Sarıalan’dan telesiyeje ulaşılan Çobankaya’da Kızılay Derneğinin her yaz düzenlediği yaz kampları bulunmaktadır. Kirazlıyayla’da kurulu bulunan Sanatoryum, hastalara terapi ve tedavi olanağı sağlamaktadır. Uludağ’da, 15 adet özel ve kamuya ait 12 resmi konaklama tesisi vardır. Bunlara ait pek çok telesiyej ve telesiki hattı bulunmaktadır.

Evet, Uludağ’ın iklimi, yüksek dağ özelliğindedir. Yükseklere çıkıldıkça kar yağışı ve miktarı fazlalaşır. Yüksekliğe bağlı olarak da ısı azalır. Dağın doruk noktasındaki karlar, yaz-kış erimez. Bazı yerlerde kar kalınlığı 2 metrenin üzerine çıkar. Uludağ’dan kaynaklanan derin vadiler içindeki pek çok dere, Nilüfer Çayı ile Göksu’ya ulaşır.

Bursa Uludağ

 

İNKAYA

Doğa harikası, herkesin görmesini öneriyorum. Resmen yaşayan efsane. İnsan yanına gidince: onca tarihin tanığı ile karşılaşmanın heyecanını yaşıyor. İnkaya çınarı: Türkiye’nin en yaşlı çınarı olarak bilinen doğa harikası bir ağaçtır. Bursa’nın anıt ağaçları arasında en çok tanınmışıdır.

Uludağ yolunda, Osmanlı Devletinin ilk köylerinden olan İnkaya Köyünde bulunuyor. 35 metre boyunda, 9.2 metre çevresi bulunmaktadır. Her bir dalı: 3-4 metre kalınlığında bir ağaç büyüklüğündedir. Dakikalarca yürüseniz, yine onun gölgesinde kalıyorsunuz.

600 yaşındadır. Altında: çay bahçesi, et lokantası, market, hediyelik eşya dükkanları var. Çınar: köyde yaşayan ve çınarı ziyarete gelenlere hizmet sunarak kazanç elde eden, 85 ailenin geçim kapısı olmuştur.

TELEFERİK

Heykelden kalkan araçlarla, teleferiğe ulaşmak mümkündür. Tesislerin yapımına, 1955 yılında başlanmıştır. 1963 yılında ise tamamlanmış ve işletmeye açılmıştır. Türkiye’deki ilk teleferik. Bursa şehrinin sembollerinden biri olmuş. Teleferik, Bursa’nın teleferik semtinden.

20 dakikada bir kalkar. 30 kişilik kabinler ile önce, 1235 metre yükseklikteki “Kadıyayla” ya gelinir, oradan kabin değiştirilir ve 1621 metre yükseklikteki “Sarıalan” a giden kabinlere binilir. Yolculuk: her iki kademe arasında, yaklaşık 8’er dakika sürer.

Teleferiğin ilk durağı olan Kadıyayla’da: yalnızca durak binası ve hediyelik eşya dükkanı var. Sarıalan’da kır gazinosu, hediyelik eşya satış dükkanları, piknik alanları, et-mangal lokantaları, bungalovlar, çadır alanları gibi tesisler bulunuyor.

Daha ileri gitmek isteyenler: Sarıalan’dan minübüse binerek 7 km. uzaklıktaki Oteller Bölgesine gidebilirler. Yazın 1750 metre yükseklikteki Çobankaya’ya gitmek için telesiyeje binmek de mümkündür.

Teleferik hattının uzunluğu: 4817 metredir. Yalnızca: piknik ve doğa yürüyüşü gibi amaçlarla Uludağ’a gidenler teleferiği kullanabilirler. Kayak için gidenlerin karayolu ile ulaşımı tercih etmesi gerekir. Çünkü: teleferik içine kayak takımları alınmamaktadır.

Hattın Oteller Bölgesine kadar uzatılması için, 2006 yılında başlanan çalışmalar sürdürülmektedir. Oteller Bölgesine 22 dakikada ulaşım mümkün olacak, hattın uzunluğu 8.5 km. çıkacak ve Bursa, dünyanın en uzun teleferik hattına sahip olacaktır.

Teleferik ilginç bir ulaşım aracı. Yükseklik fobisi olanların binmemesi gerek. Gerçekten güzel bir manzara izlemek mümkün, ama söylediğim gibi, yükseklikten etkilenebilirsiniz.

Bursa şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazıma ulaşmak için.

 

Bursa Mudanya

Bursa Mudanya

Mudanya denilince, Mudanya Mütarekesi hemen akla geliyor, ama Mudanya Marmara denizi kıyısında, güzel bir yöremiz.

ULAŞIM

Mudanya-Bursa arası uzaklık: 32 km. Bu mesafe: yaklaşık olarak 20-25 dakikada alınmaktadır. Mudanya’ya İstanbul’dan özel aracınız ile gelmek isterseniz: arabalı vapurdan yararlanabilirsiniz. Bayramoğlu-Darıca sapağında, otobandan ayrılın. Eskihisar’dan araba vapuruna binin ve Topçular iskelesine geçin.

Yalova üzerinden, Bursa yoluna çıkın. Bursa’nın girişinde, çevre yoluna girerek, çevre yolundan Mudanya ayrımına gelince çıkın. Geçit Köyünün içinden geçtikten sonra, tabelaları izleyerek Mudanya’ya ulaşabilirsiniz.

Bursa Mudanya

İstanbul’dan deniz yolu ile Mudanya’ya ulaşmak isterseniz: İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından işletilen, hızlı feribot ile, 1 saat 30 dakikada, Mudanya’ya 5 km. uzaklıktaki Güzelyalı’ya ve oradan da kolaylıkla Mudanya’ya ulaşabilirsiniz.

Bursa Mudanya

GENEL

KONUM

Gemlik körfezinin güney yüzünü kaplayan ve Bursa Ovasını denizden ayıran Mudanya Dağları, doğu-batı yönünde uzanıyor. Batıdan: Susurluk Çayı’nın denize döküldüğü yere kadar uzanan, en yüksek tepe 600 metre yüksekliğindeki Kartepeye kadar erişir. Belli başlı akarsuyu: Nilüfer çayıdır.

İKLİM

Mudanya’da yazlar sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı, Akdeniz iklimi hüküm sürüyor. Yükseltinin azlığı ve denizin etkisiyle, kışın ılıklığı ve yaz mevsiminin fazla sıcak olmayışı belirgin.

EKONOMİK DURUM

Zeytincilik, Mudanyalıların gelir kaynaklarının başında. Zeytincilik yapmayanlar da: üzüm, incir, ayçiçeği ve soğan yetiştiriyorlar.

Bursa Mudanya

TURİZM

Mudanya, el değmemiş bakir koylara sahip. Ama, bu koylara, yalnızca denizden ulaşılabiliyor.

Bunun dışında, Mudanya merkezde, ara sokaklarda, eski evlerin arasında yürüyüş yapın, kafeler var, buralarda oturup dinlenin. Mütareke evinin bulunduğu meydan da, restoranlar var. Özellikle asker kişiler için, burada oldukça güzel bir tesis var. Tesis Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığına ait, denizin hemen kıyısında. 

Ayrıca, yine Mudanya’da deniz kıyısında, Mütareke evinin bulunduğu meydanda, oldukça güzel yerler var, burada yürüyüş yapabilirsiniz, deniz kıyısında yürüyüş yolları düzenlenmiş.

 

DENİZE GİRİLECEK YERLER

Mudanya’da doğal güzelliklere sahip ve denize girilebilecek yerler, eski Rum yerleşimleri olan: Siye (Kumyaka) ve Trilya (Zeytinbağ) dır.

BALIKÇILIK

Mudanya’nın geçim kaynaklarından biri de balıkçılık. Balıkçı tekneleri dışında, amatör balıkçılar da, sandallarıyla veya iskeleden, balık avlıyorlar. Merakınız varsa, iskeleden mutlaka balık tutmayı deneyin, oltanızı atın ve bekleyin.

Özellikle: orada bulunduğum dönemde, aldığım bir ipucu şöyle idi. İskeleden, vapur hareket ettiğinde, deniz dibindeki kumları karıştırıyor ve bu durumda, özellikle büyük balıklar, yemlenmek için iskele yakınlarına geliyorlar. Akşam saatlerinde, buradan çok büyük balık tutmak mümkün.

NE YENİR

Mudanya’da: çarşaf böreği, cevizli lokum ve balık yemelisiniz.

TARİHİ

Mudanya, MÖ.700 yıllarında, İyonlu kolonistlerden Kolofonlular tarafından kurulmuştur. İlk adı: Myrlea’dır. Sonraki dönemlerde: sürekli olarak, işgale uğradığı; arkeolojik çalışmalar sonucu ortaya çıkmıştır.

Makedon hükümdarı 5’nci Filip (Phliposs) tarafından, istila edilen, Myrlea yıkılmış ve yerine, Apameıa adı ile, yeni bir şehir inşa edilmiştir. Apemia; deniz yolu ile gelecek tehlikelerin bertaraf edilmesi için yaptırılan bir hisarla çevriliydi.

Zeytinbağı (Trilye) ve Kumkaya (Siği)’da, halen bu hisarın kalıntılarını görmek mümkün. Apemia’nın işgalinin ardından, kent tekrar imar edilerek, Montanıa adını alır. Şimdiki adı olan Mudanya’nın, buradan geldiği düşünülüyor.

Mudanya: 1321 yılında, Orhan Bey tarafından fethedilerek, Osmanlı topraklarına katılır.

Evet, yakın geçmiş tarihi ele alırsak, şunlar ortaya çıkıyor. Mudanya Kasabası, Mondros Mütarekesinden sonra, önce İngiliz istilasına uğrar. Fakat, bu işgal bir gün bile sürmez. Vatan toprağına aşık, Jandarma Onbaşısı Şükrü Çavuş, kimseden emir almadan, yalnız başına mavzerini kaparak, İngiliz Deniz Piyade askerlerinin çıkartma yaptığı iskeleye gider ve silahını ateşler.

25 Haziran 1920 günü akşamı, İngiliz ordusundan 1 binbaşı ile, 1 eri öldürdükten sonra İngilizler tarafından şehit edilir. Fakat, 11 gün sonra, 6 Temmuz 1920 tarihinde, İngilizler yerlerini Yunanlılara bırakırlar. Kent, düşman işgali altında, iki yıldan uzun bir süre kalır.

11 Eylül 1922 tarihinde, Bursa’nın kurtuluşundan sonra, Mudanya’da top seslerini duyan Türk ordusu birlikleri, Mudanya istikametine yönelir. Bunun üzerine, 11 Eylül akşamı, Fransız süvarileri, bizim birliklere, “Mudanya’nın tarafsız bölge” olduğunu bildirirler.

Bunun üzerine: Türk ordusunun bir bölümü, Mudanya’ya gönderilir. Mudanya’da, düşman kuvvetleriyle bir çatışma olur. 12 Eylül 1922 günü, saat: 16.00 sıralarında, düşmanın teslim olması ile çatışmalar sona erer. Düşmanın büyük bölüm personeli, silahları ile birlikte teslim alınır. Bir kısmı ise, savaş gemisiyle kaçmayı başarır. Günümüzde: her yıl 12 Eylül günü, Mudanya’nın bu kurtuluş günü, büyük coşku ile kutlanmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

Bursa Mudanya Mütareke Evi

MUDANYA MÜTAREKE EVİ

Kordonboyunun sonunda bulunuyor. Yalının: 19’ncu yüzyıl başlarında yapıldığı düşünülüyor. İlk sahibi: Rus asıllı tüccar Aleksandr Ganyanov’dur. Art Noueo üsluplu bir yalı olarak yaptırılmıştır. 

Daha sonra, Mudanyalı işadamı Hayri İpar, binayı satın alarak tamir ettirir.

Bu tarihi yalı, 3-11 Ekim 1922 tarihlerinde, Kurtuluş Savaşını zaferle bitiren tarihi antlaşmaya katılan tarafların, hararetli görüşmeler yaptıkları yerdir.

11 Ekim 1922 tarihinde TBMM Hükümeti ile İhtilaf devletleri arasında Türk-Yunan savaşına son veren ateşkes anlaşması, bu binada imzalanmıştır. Bir hafta süren ateşkes görüşmelerinde, TBMM Hükümetini İsmet Paşa, İngiltere’yi General Harrington, Fransa’yı General Charpy ile İtalya’yı General Monbelli temsil etmiştir.

Ateşkes anlaşmasının imzalandığı Mudanya Mütarekesi, TBMM Hükümetinin işgalci güçlere karşı siyasi anlamda kazandığı bir zaferdir. Yapı günümüzdeki ismini ve işlevini bu nedenle almıştır. 

Bodrum ve çatı katının dışında, iki katlı olan ahşap evin birinci katında Mütarekenin imzalandığı salon ve İsmet Paşa’nın çalışma odası, üst katta İsmet Paşa ve yaverlerinin yatak odaları yer almaktadır. 

Yalnız Temmuz 2022 tarihinde Mudanya’yı ziyaret ettiğimde, Mütareke evi kapalıydı, restorasyon vardı.  Mütareke evinin hemen karşısında, görüşmeleri yürüten İsmet İnönü heykeli bulunuyor.

Bursa Mudanya Giritli Mahallesi

GİRİTLİ MAHALLESİ

Eski ahşap evler bulunmaktadır. Piçiretu adlı bir İtalyan mühendis tarafından planlanmıştır. Mahallede, evler o kadar iyi yapılmıştır ki, nereden bakarsanız bakın, denizi görmeniz mümkün. Eski Cami’nin doğusunda Türkler, batısında ise Rumlar otururmuş.

Mütarekeden sonra, Rumlar Yunanistan’a gidince, Girit’ten gelen Türkler buraya yerleştirilmişler.

Aslında, Mudanya’nın yerlisi yok denecek kadar az. Mütarekenin imzalandığı 1922 yılına kadar, burada 45 hane Türk varmış. O nedenle, bugün Mudanya’da, Mudanya’nın yerlisinden çok, Girit göçmeni, Bursa ve başka şehirlerden gelip yerleşenler çoğunlukta.

Bursa Mudanya Tahir Paşa Konağı

TAHİR PAŞA KONAĞI

Osmanlı mimarisi eserlerinden olup, Şükrüçavuş Mahallesindedir. Kültür bakanlığı tarafından restore edilmiştir. Halen, alt katında: İlçe Halk Kütüphanesi hizmet vermektedir. Mudanya’da, Osmanlı döneminden kalma pek çok cami ve sivil mimarlık örneklerini görmek mümkün. Tahir Paşa Konağı, burada bulunan 196 tarihli yapılardan biri.

18’nci yüzyıl konaklarının en güzel örneği olan: iki katlı konak, planı çok değişiklik geçirdiği için, orijinal halini kaybetmiş. 1985 yılında, restore edilmiş, vitrayları, bitki ve geometrik tavan süslemeleri, kalem işleri, ender örnekler arasında. İlginizi çekerse, gidip görebilirsiniz.

Bursa Mudanya Eski İstasyon Binası

ESKİ İSTASYON BİNASI

Mudanya’nın hemen girişinde. Ancak, günümüzde otel olarak kullanılıyor. 1948 yılında: Bursa ile kara yolu bağlantısı sağlanınca, demir yolu kapanmış. Bunun üzerine: Fransızların yaptığı, iki katlı, tipik istasyon binası, bir süre Tekel satış deposu ve ardından da Gümrük deposu olarak kullanılmış. Sarı badanalı, eski istasyon binası artık “Montanya Oteli.”

HASANBEY CAMİİ

1652 yılında yapılmıştır. Hasanbey Mahallesindedir. Tavanı, minberi, pencere kenarları ile son cemaat yerindeki ağaç oymaları ile süslemeler, Osmanlı devri süslemeleri hakkında bilgi vermektedir. Cami yanında yaptıranların türbesi bulunuyor.

Bursa şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazıma ulaşmak için.

Trilye/Zeytinbağı tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazıma ulaşmak için.