
Luksor şehrinde , Korniş üzerinde kuzeye doğru yürüyorsunuz ve Karnak Bölgesine geliyorsunuz. Burada: Şanil Karnak kapısından girdiğinizde: içeride birçok tapınak ve kutsal göl göreceksiniz.

KARNAK AMON TAPINAĞI
Önce giriş ücreti: Tapınağa giriş 600 Mısır Lirasıdır. Daha önce de belirttiğim gibi asla nakit para kabul etmezler, yanınızda mutlaka yurt dışına açılmış kredi kartı olmalı, bileti sadece kredi kartı ile satıyorlar.
Karnak Tapınağı, Nil nehrinin 500 m doğusundadır.

İsmi:
Karnak adı: Luksor şehrinin 2.5 km kuzeyinde bulunan ve kısmen çevrelenmiş modern “El-Karnak” köyünden gelmektedir.
Hangi Tanrılara Adanmıştır:
Karnak evresindeki bu alan: eski Mısır’da “İpet-İsu” yani “En seçkin yer” olarak bilinirdi. 18 Hanedanlık Teb üçlüsünün (Amun, Mut ve Khonsu) ana ibadet yeriydi. Tanrı Amun, bu üçlünün başıdır.
Amun:
Amun, eski Mısır’ın hava ve gökyüzü tanrısıydı. Yeni Krallık döneminde, güneş tanrısı Ra ile birleşerek, en yüce güneş tanrısı Amun-Ra oluşturuldu. Başlıca kült merkezi Karnak’dı ve bu şehir Mısır genelinde ibadetin kalbi haline geldi.
Mut:
Mut, Amun’un ilahi eşi ve antik Mısır’ın ana tanrıçasıydı. Adı kelimenin tam anlamıyla “anne” anlamına gelir. Doğurganlığı, korumayı ve kraliyet anneliğini sembolize eder. Karnak içinde, özellikle onun ibadetine ayrılmış ayrı bir bölge bulunmaktadır.
Khonsu:
Khonsu, Ay tanrısı ve Amun ile Mut’un ilahi oğluydu. Rolü: şifa, zaman ve ay döngüsüyle ilişkilendirildi. Tapınağı, Karnak kompleksinin içinde yer alır ve en güzel geç dönem yapılarından biri olarak kalmıştır.
Önemi:
Tapınakların tapınağı olarak bilinir.
Şimdiye kadar inşa edilen, en büyük ibadethanedir.
Mısır’ın en büyük tapınak kompleksidir. Alanı 100 hektardan fazladır.

İnşası:
Kompleksin yapımına, Orta Krallık döneminde MÖ 2000-1700 yılları arasında I Senustert’in (MÖ 1971-1926) hükümdarlığı döneminde başlanmıştır.
Ptolemaik Krallık dönemine (MÖ 305-30) kadar devam etmiştir.
Ancak bugün mevcut binaların çoğu, Yeni Krallık dönemine aittir. Yaklaşık 30 firavun, bu yapılara katkıda bulunarak, başka hiçbir yerde görülmeyen bir büyüklükte, karmaşıklığa ve çeşitliliğe ulaşmasını sağlamıştır.
Kalıntılarda Hasar Durumu:
Son yüzyıllarda, bölgedeki sulamanın yoğunlaşması Karnak çevresindeki yeraltı su seviyesinin yükselmesine ve antik çağlardan beri yerinde duran taşlara, temellere ve sütunlara verilen zararın hızlanmasına neden oldu.
Kabartma oymalar ve hiyeroglif yazıtlar aşındıkça, onlarla birlikte tarihi kayıtların yeri doldurulamaz bir parçasını da kaybetme durumu ortaya çıktı.
Terk edilmesi, Tapınağın Kapatılması:
MS 323 yılında Roma İmparatoru Büyük Konstantin, Hıristiyan dinini tanıdır. Ardından, MS 356 yılında İmparator II Konstantin, Mısır’ın da MÖ 30’da ilhak edildiği Roma İmparatorluğu genelinde, pagan tapınaklarının kapatılmasını emretti. Karnak bu zamana kadar büyük ölçüde terk edilmişti ve kalıntılar arasında 4 Hıristiyan kilisesi kuruldu. Bunun en önemli örneği: Azizlerin resimlerinin ve Kıpti yazıtlarının hala görülebildiği III Thutmose’nin Festival Salonunun merkez salonunun yeniden kullanılmasıdır.

GİRİŞ

Sfenksler Caddesi:
Burası: Karnak ve Luksor tapınaklarını birbirine bağlar.
Tanrının yolu olarak bilinir.
Caddenin uzunluğu yaklaşık 2.7 km dir.
Yol boyunca: tören ve alay alanları, küçük tapınak ve heykel platformları bulunur.

Sfenksler:
Bunlar genellikle aslan vücudu üzerine, firavun veya insan başlı olarak yapılmıştır.
Koç: Karnak Büyük Tapınağında tapılan baş tanrı Amun’un simgesiydi.
Çoğunlukla kireçtaşı veya granitten yapılmıştır.
Bazı sfenkslerin başında firavun yüzü veya tanrı simgesi bulunur.

Bu hem firavunun gücünü hem de tanrısal korumayı işaret eder.
Sfenksler, genellikle taş bloklardan tek tek oyulmuştur.
Yol boyunca aynı aralıkla yerleştirilmiştir.
Burada görülen sfenksler: 2 – 2.5 metre yüksekliğindedir.
Her sfenksin ön ayakları arasında, kralın (II Ramses’in (MÖ 1279-1213) ayakta duran bir heykelini korur.

Mısırlılar: Sfenkslerin firavunlara koruma sağladıklarına inanırlardı.
Bu yüzden, ay takviminin ikinci ayında kutlanan, eski bir Mısır kutlaması olan Opet Festivali kapsamında, sfenkslerle dolu bir yol inşa ettiler.
Bu yol: tanrıların heykellerini, batı yakasına veya Luksor Tapınağına kadar götürülmek üzere nehre taşınması gibi büyük törenlerde kullanılmıştır.

Opet Festivali:
Karnak Tapınağı denilince ilk akla gelen “Opet Festivali” dir. Bu yüzden, tapınağı tanımak ve gezmek için, öncelikle Opet Festivalini bilmeniz gerekir.
Mısırlılar, yıllık tarımsal döngünün sonuna doğru, tanrıların ve yeryüzünün tükendiğine ve kozmosun kaotik enerjisinin, yeni bir enerji girdisine ihtiyaç duyduğuna inanıyorlardı. Bu büyülü yenilemeyi gerçekleştirmek için, Karnak ve Luksor’da her yıl “Opet Festivali” düzenlenirdi.
Festival sırasında alay, Karnak’tan başlar ve güneye, 2.4 km uzaklıktaki Luksor tapınağında sona ererdi. Önce: Tanrı Amun’un heykeli, kutsal su ile yıkanır, ince keten kumaşlar giydirilir ve altın ve gümüş takılarla süslenirdi.
Ardından, rahipler tanrıyı bir sunağa ve taşıma direkleriyle desteklenen törensel kayığa yerleştirirlerdi. Firavun tapınaktan çıkar, rahipler kayığı omuzlarında taşıyarak, birlikte kalabalık sokaklara doğru ilerlerdi. Bu sırada, tanrının halk tarafından görülmesini engellemek için, çevresinde hasır bir örtü olurdu.
Muhafız olarak görev yapan bir gurup Nubyalı asker, davullar çalar, müzisyenler rahiplere şarkılarla eşlik ederler ve havayı tütsü kokusu doldururdu. Luksor Tapınağında Firavun ve rahipler tapınağa girerler.
Amun’u yeniden canlandırmak, evreni yeniden yaratmak ve Amun’un gücünü Firavuna aktarmak için törenler düzenlenirdi. Nihayet, tapınak kutsal alanından çıktığında büyük kalabalıklar onu alkışlar ve toprağın verimliliğinin garanti altına alınmasını ve bol hasat beklentisini kutlardı.
Festival sırasında, halka 11 binden fazla ekmek ve 385 den fazla bira şişesi dağıtılır ve bazılarına tanrıya soru sormak için tapınağa girme izni verilirdi. Rahipler cevapları duvardaki yüksek bir gizli pencereden veya içi boş heykellerin içinden iletirdi.

GİRİŞ PİLONU-İLK PİLON:
Karnak’ta inşa edilen son pilondur ve bugün tapınağın ana girişidir.
Hiçbir zaman tamamlanamamış ve süslenmemiştir.

Hatta yapımında kullanılan kerpiç rampaların kalıntıları bile büyük avlunun içinde hala görülmektedir.

Pilonun kuleleri:
Kuzey kulesi:
Yaklaşık 21.70 m yüksekliktedir.
Güney kulesi:
Yaklaşık 31.65 m yüksekliktedir.

Yapı tamamlanmış olsaydı, yüksekliği muhtemelen 38 ile 40 m arasında olacaktı.
Bu yapı: Karnak Tapınağını çevreleyen devasa sur duvarlarını da inşa eden Nectanebo (MÖ 360-362) tarafından inşa ettirilmiş olup, bazı bilim insanları daha eski bir pilonun da aynı noktada bulunmuş olabileceğine inanırlar.
Sfenkslerden oluşan bir yol: Pilona kadar uzanır.
BÜYÜK AVLU:

Tahraqua Köşkü:
Bugün, bu yapıdan günümüze sadece bir sütun kalmıştır, hemen önde göreceksiniz. Tahraqua: 25 Hanedanlığın 4 Kralı ve aynı zamanda memleketi Kuzey Sudan’daki Kuş’un kralıydı.
Tarhaqua: (MÖ 690-664) tarafından inşa edilen bu devasa köşkün kalıntıları, başlangıçta alçak bir perde duvarıyla birbirine bağlanmış 10 tane 21 m yüksekliğinde papirüs başlıklı sütunlardan oluşuyordu.
Bazı Mısırbilimciler, bunun bir tekne şapeli veya istasyon olduğuna inanırken, diğerleri güneşle bağlantı kurmak için ritüel amaçlı olduğunu öne sürerler.

II RAMSES HEYKELİ:
Heykel, önce VI Ramses (MÖ 1143-1136) ve daha sonra Başrahip Pinedjem (MÖ 1070-1032) tarafından gasp edilmiştir.
Kral, Yukarı ve Aşağı Mısır’ın çift tacıyla birlikte, nemes başlığı takıyordu ve kolları çaprazlanmış halde, krallığın sembolleri olan asa ve kılıç tutuyordu.
Ayaklarının dibinde, Prenses Bent’anta bir çiçek tutuyor ve şaha kalkmış kobralardan oluşan bir Uraeus tacı takıyor. Bent’anta adı Suriyeli olup, Kenan Tanrıçası Anath’a atıfta bulunularak “Anath’ın Kızı” anlamına gelir. Annesi, Ramesses’in en önemli eşlerinden biri olan İsetnofret’tir.

Dikilitaş:
1831 yılında, Mehmet Ali Paşa tarafından Fransa’ya hediye edilen ve bugün Paris “Place de la Concorde” meydanında bulunan granit dikilitaşın eşi var.

Dikilitaşlar:
Karnak Tapınağında 17 dikilitaş varmış.
Kral I Tutmosis (Hapşetsut’un babası) 2, Kraliçe Hapşetsut 4 ve üvey oğlu III Tutmosus tarafından 6 dikilitaş diktirilmiştir.
Bunlar: devasa bir granit parçasından yapılmıştır.
Bugün, Karnak Kompleksinde 3, Mısır da ise sadece 8 dikilitaş kalmıştır.

1’nci Dikilitaş-Kraliçe Hatshepsut Dikilitaşı:
Kraliçe Hatshepsut tarafından dikilmiştir.
Dikilitaş inşa edildiğinde, dünyanın en yüksekleriydi.
Yükseklik yaklaşık 29.5 m dir. Tek bir parça pembe granit bloktan yapılmıştır.
Ayakta kalan, dünyadaki en yüksek ikinci antik dikilitaştır.
Firavun III Tutmosis: üvey annesi Kraliçe Hatshepsut’un tüm izlerini silmek için uğraşmış, dikilitaşı yıktıramayınca etrafına duvar ördürmüştür.
2’nci Dikilitaş-Kraliçe Hatshepsut dikilitaşı:
Kraliçe Hatshepsut tarafından diktirilmiştir.
Hatshepsut, daha sonra Firavunluğunun 16’ncı yılını kutlamak için, 2 dikilitaş daha hazırlatmıştır.
Bunlardan biri, inşaat sırasında kırılmıştır.
Yerine 3’ncüsü inşa ettirilmiştir.

Kırık dikilitaş, bugün hala bulunduğu Aswan’daki taş ocağında görülebilmektedir.
Tamamlanmamış dikilitaş olarak bilinen bu dikilitaş, dikilitaşların nasıl taş ocağından çıkarıldığına dair kanıtlar sunar.

3’ncü Dikilitaş:
3’ncü Pilon’un ötesinde, Karnak Tapınağının Merkez Avlusundadır.
Kraliçe Hatshepsut tarafından babası için dikilmiştir.
I Tutmosis (MÖ 1493-1479) dikilitaşı, Karnak’taki 3 dikilitaşın en yüksek ikincisidir.
3500 yıldan daha uzun süre önce inşa edilmiştir.
Yüksekliği 21.7 metredir.
1.8 m karelik bir kaide üzerine oturtulmuş ve yaklaşık 143 ton ağırlığındadır.
Dikilitaşın her iki yüzünde, üç dikey yazıt bulunur.
Ortadaki yazıt, I Tutmosis’in ithafıdır.
Bu dikilitaş, Asvan’da çıkarılan kırmızı granitten yapılmış tek bir taştır.

Diğer 3 dikilitaş:
Karnak Tapınağında bulunan diğer 3 dikilitaşlar devrilmiştir.

III RAMSES TEKNE ŞAPELİ:
İlk pilondan girdikten sonra sağda, III Ramses’in Tekne Şapeli var.
III Ramses döneminde, tapınak arazisi, kuzeyde Nil deltasına, güneyde Nubia’ya kadar uzanıyordu. III Ramses (MÖ 1184-1153) 2’nci Pilonun güneyine, bir kayık şeklinde tapınak inşa ettirdi.
Tek bir firavunun, yaşamı boyunca tasarlayıp inşa edilen bu küçük tapınak, tipik bir Yeni Krallık tapınağıdır.
İki kuleli ve heykellerle çevrili bir giriş pilonu, açık bir avluya açılan merkezi bir kapı ve arkada kapalı bir terastan oluşmaktadır. Terastan, çatılı Hipostil Salonuna açılan bir kapı vardır. Merkezi ve yan sütunlar arasındaki yükseklik farkı, karanlık olan salonu ışık girmesini sağlayan kare sütunlarla kapatılmıştır. Bunun ötesinde, tanrının kutsal heykelinin saklandığı, kutsal mekan veya kutsallar kutsalı bulunur.
Açık Pilon Girişi:
Tapınağın girişinin hemen önünde, küçük bir pilon vardır. İki kuleli ve heykellerle çevrilidir. III Ramses, zaferlerini giriş pilonuna kaydettirdi.
Sol Kulede:
Çift taç takmış halde tasvir edilmiştir. Bir eliyle bir gurup esiri saçlarından tutarken, diğer eliyle de onlara vurmak için bir sopa kaldırmaktadır. Amon, onun önünde durmakta, ona Zafer Kılıcını vermekte ve fethedilen 3 sıra şehri teslim etmektedir. Bunlar, şehrin adını taşıyan sembolik bir kaleden yükselen insan figürleri olarak temsil edilmiştir.
Sağ Kulede:
Tema tekrarlanmaktadır. Ancak Ramses, Aşağı Mısır’ın kırmızı tacını takmaktadır. Kapının iki yanında, Ramses’in Amon’dan yaşam sembolü aldığı kabartma bir heykel bulunmaktadır.
Heykel:
Kapının iki yanında, kırmızı kumtaşından oyulmuş, 6 metrelik iki heykel yer alıyor.

İçeride ilk avlu-Osiride Heykelleri:
Üç tarafın her biri, 8 kare sütunla desteklenen ve her birinin önünde Osirid biçiminde III Ramses’in heykelleri bulunan, kapalı geçitle çevrilidir. Batı taraftaki heykeller, güneyin kırmızı tacını takmıştır. Doğu tarafındaki heykeller ise kuzeyin beyaz tacını takmıştır. Arka terasta, 4 kare sütun ve tomurcuk başlıklı 4 sütun vardır.
Pilonun sol arka duvarındaki kabartmalar: Ramses’in tahtta oturan Amon’dan jübile hiyeroglifini alması gösterilmektedir. Pilonun sağ arka duvarında ise, Sancaktarların alayı ve Theban üçlüsünün kutsal teknelerini taşıyan rahiplere önderlik eden Ramses tasvir edilmektedir.
Hipostil Salonu:
Papirüs tomurcuklu başlıkları olan, 8 sütunlu Hipostil Salonu, 3 kutsal alana açılmaktadır. Kabartmalar, Ramses’in her tanrının kutsal teknesinin önünde, adaklar sunduğunu göstermektedir. Ortadaki odada Amon, solda Mut ve sağda Khonsu.
Evet yürümeye devam edelim.
Büyük avluya geri dönerek, doğuya doğru ilerliyor ve 19 Hanedanlığın başlarına tarihlenen 2 nci Pilona yaklaşıyoruz.
2. PİLON
Sonraki Şoşenk Sarayının önünde, 2’nci Pilon vardır.
Bu pilon, Horemheb (MÖ 1323-1295) tarafından inşa ettirilmiş ve pilonun içini, sapkın kral Akhenaten tarafından yaptırılan yıkılmış anıtlardan alınan binlerce taş blokla doldurmuştur.
Ancak tamamlanamamış ve ölümünden sonra sadece kısmen dekore edilmiştir.
I Ramses, daha sonra dekorasyonu tamamlamış ve Horemheb’in tüm kartuşlarını kendi kartuşlarıyla değiştirmiş ve bu da tekrar torunu II Ramses tarafından gasp edilmiştir.

Bugün 2’nci Pilonun dış duvarı, ciddi şekilde hasar görmüş olup, orijinal yüksekliği bilinmemektedir.
İkinci Pilon girişinde, devasa bir Ramses II Heykeli var.
15 m uzunluğunda ve tek parça taştan yapılmıştır.
Bacaklarının arasında eşi Kraliçe Nefertari duruyor.
Yakınlarda II Ramses in bir başka heykel kalıntıları da var. Ancak sadece bir çift ayak sağlam kalmıştır.

BÜYÜK HİPOSTİL SALONU:
2 nci ve 3 ncü Pilonlar arasındaki alanı kaplar.
Büyük Hipostil Salonu: Kral Seti I (MÖ 1290-1279) döneminde başlanmış ve oğlu Ramses II (MÖ 1279-1213) döneminde tamamlanmıştır.
Hipostil Salonundaki devasa sütunlar, insanları cüceleştirmiş, başlıklarının alt kısımlarında ise hala bir miktar boya kalmıştır.
Salon: 5 bin metre karelik alanı kaplar.

Salon, kuzey kanadına yazılar yazan I Seti tarafından inşa edilmiştir.
Dış duvarlarda Seti nin savaşları tasvir edilmiştir.
Güney kanadı: II Ramses tarafından tamamlanmıştır.
Ancak ana tören yürüyüş yollarındaki babasının süslemelerini gasp etmiştir.

Hipostil Salonun dış duvarı yüzü:
Güney dış duvarında, II Ramses’in saltanatının 21’nci yılında Hititler ile yapılan Kadeş savaşının kayıtları var.

Güney duvarında: Hititlerle yapılan anlaşmanın gerçek metnini içeren Ramses’in Kadeş Savaşının bir kaydı yer almaktadır.
Kuzey duvarında: I Seti’nin savaş arabasıyla düşman savaş arabacılarına, süvarilere ve piyadelere ok atarken görülür.

Düşman savaş arabacıları, süvarileri ve piyadeler kaçışırken tasvir edilmiştir.
Fethedilen bölgenin bazı sakinleri, suyla çevrili bir kaleye sığınmaktadır.
Sağda ise, Seti üç sahnede görülmektedir.
Esirleri bağlamakta, dört esiri arabasının arkasında sürükleyerek yürümekte ve esir Suriyelileri: Amon, Mut ve Khonsu’ya götürmektedir.
Duvar boyunca daha ileride: Güney Filistin’deki Bedevi kabilelerine karşı yapılan savaş var.
Hayatta kalanların bir kısmı dağlara kaçar.
Muzaffer Seti, esirlerle birlikte Suriye’den döner.
Asya ve Mısır arasındaki sınır bir kanalla belirlenmiştir.
Mısır tarafında rahipler ve görevliler Seti yi karşılar ve Seti esirleri ve ganimetleri Amun-Ra ya teslim eder.
Girişin sağında, üç sıra savaş kabartması bulunur.
Üst sırada: Kadeş’in taarruzu, orta sırada Libyalılara karşı savaş (at kuyruğu ve tüylerle) ve alt sırada Kuzey Suriye’de Hititlere karşı savaş.
Girişin her iki tarafında, haraç ve iplerle elinde tuttuğu birkaç sıra el geçirilmiş toprak karşılığında Seti ye Zafer Kılıcını sunan Amon-Ra nın devasa kabartmaları bulunur.

Sütunlar:
Salonda: 16 sıra halinde dizilmiş toplam 134 devasa sütun var.

Bu alanda yürürken, sürekli olarak yukarıdaki devasa ve büyüleyici sütunlara bakmadan edemezsiniz.

Orta koridor:
Doğu-batı eksenindeki: 12 tane sütun, 24 m yükseklikte ve 10 m çapındadır ve orta koridoru kaplar.

Yan nefler:
Burada bulunan 122 sütun, 13 m yükseklikte ve 8.4 m çapındadır.
Kapalı papirüs tomurcuğu başlıklarına sahiptir.
Orta ve yan nef sütunları arasındaki yükseklik farkı:
Dikey taş çıtalara sahip yüksek pencereler aracılığıyla, doğal ışık sağlamak için kullanılmıştır.
Bu salonun tamamı taş levhalarla kaplıdır ve iç kısmı oldukça karanlıktır.

Özellikleri:
Devasa kumtaşı sütunlar, gömme kabartma olarak oyulmuş ve orijinal olarak boyanmıştır.
Üst pencerenin ızgarası, sütunların üzerinde hala görülebilmektedir.
Sütunlar üzerindeki arşitravlar, yani sütun başlığının üzerinde duran lento veya kiriş: 70 ton ağırlığındadır.

III TUTMOSİS’İN BÜYÜK FESTİVAL TAPINAĞI;
Kutsal alanın doğusundaki kalıntıların ötesindedir.
Firavun III Tutmose, burayı “Anıtların en görkemli” olarak adlandırdı.
Jübile ve diğer kraliyet törenlerinde kullanılmak için inşa edilmiştir.
Girişinde, başlangıçta festival kostümü giymiş kralın 2 heykeli vardı.

Çatı dışarıdan 21 kare sütunla, içeride ise Tutmose’nin seferde kullanacağı askeri çadırı simgeleyen, çadır direği tarzı sütunlarla destekleniyor.
Kuzeydoğu ucunda “Clepsydras Odası” adı verilen bir adaya çıkan bir merdiven var.

Clepsydras, dibinde suyun sabit bir hızla damlamasını sağlayan, küçük bir delik bulunan taş bir kaptan yapılmış, su saatleriydi.
Saatlerin geçişi, farklı seviyelerdeki işaretlerden ölçülebilirdi.
Karnak Tapınağındaki rahipler, dini ayinleri gerçekleştirmek için doğru saati belirlemek amacıyla geceleri bunları kullanırlardı.

KUTSAL GÖL
Tutmosis III (MÖ 1473-1458) tarafından kazılmıştır.
120 metreye 77 metre boyutlarında olan bu yapı, taş duvarlarla çevrilidir ve suya inen merdivenleri vardır.
Göl, rahipler tarafından ritüel yıkanma ve ritüel navigasyon için kullanılıyordu.

Aynı zamanda Amun’un kutsal kazlarına da ev sahipliği yapıyordu. (Kaz, Amun’un bir diğer simgesiydi)
Eski Mısırlıların yaratılış anlayışında yaşamın doğduğu ilkel suların bir simgesiydi.
Etrafı rahiplerin depoları ve konaklama yerleriyle çevriliydi.
Ayrıca su kuşları için bir kuşhane vardı.

7.PİLON-TUTMOSİS III PİLONU
7’nci Pilon: III Tutmosis’in kırmızı tacını taktığı ve düşmanlarını sopayla dövdüğünü gösteriyor.
Ayrıca, ilk seferleri sırasında fethettiği 119 Filistin kasabasının yanı sıra, hükümdarlığının 33 yılında, 8’nci seferi sırasında ele geçirdiği Lübnan ve Fırat Nehri arasında kalan 240 şehrin de bir listesi bulunuyor.
Pilonun önünde, ağır hasar görmüş gibi 2 dev heykel var.
Ancak bu heykeller, sert kırmızı Asvan granitinden oyulmuş ve kalan kısımları hala iyi durumdadır.
7’nci Pilonun arkasındaki ilk avluya: 20’nci yüzyılın başında 20 bin heykel ve stel gömülü olarak keşfedildiği için: “Cachette Avlusu” demir.
Bu Mısır’da şimdiye kadar yapılmış en büyük heykel bulgusudur.
Mısır bilimciler, bu nesnelerin tapınağa dindar kişiler tarafından sunulan adak eşyaları olduğuna inanıyorlar.
Koleksiyon büyüdükçe, rahipler kutsal nesneleri kaldıramadı ve alanı düzenlemek için gömmeye başvurdu.
7’nci en içteki Pilondan önce: Karnak’taki son pilon olan 8, 9 ve 10 pilonlar var.

KHONSU TAPINAĞI
Tapınak kompleksinin güneybatı köşesindedir.
Mısır mitolojisinde önemli bir tanrı olan Ay Tanrısı Khonsu’ya adanmıştır.
İnşasına Kral III Ramses döneminde, eski bir tapınağın kalıntıları üzerinde başlanmıştır.
Tapınak, özellikle Kral II Nektanebo ve Ptolemaios döneminde olmak üzere zamanla genişletilmiştir.
Bu tapınak, antik Mısır dini yapılarının klasik tasarımına örnek teşkil eder.
Yaklaşık 73 metre uzunluğunda ve 29 metre genişliğinde olan yapı, mimari açıdan farklı bölümlerden oluşur.
Ziyaretçiler ilk olarak: Sfenks benzeri heykellerle çevrili bir tören yoluna açılan dış kapı veya pilonla karşılaşırlar.
Zaman bu heykellerin kaidelerine indirgenmesine rağmen, Kral I Nectanebo’nun işçiliğinin bir kanıtı olarak kalırlar.
Pilotun ötesinde, üç tarafı kapalı papirüs tomurcukları şeklinde başlıkları olan yuvarlak sütun sıralarıyla çevrili kare bir salon olan ilk avlu yer alır.
Bu avludan, iki sıra halinde dizilmiş 8 sütundan oluşan Hipostil Salona bir geçitle ulaşılır.
Sütun başlıkları, kapalı ve açık papirüs tomurcukları arasında değişerek, salona görsel bir ilgi katar.
Kral I Seti dönemine tarihlenen bu bölümün, daha önceki tapınağın kalıntılarını içerdiği düşünülmektedir.
Hipostil Salon, bir zamanlar Kutsal Alanı barındıran ve şu anda büyük ölçüde yıkılmış dikdörtgen bir odaya geçiş yapar.

Dikkat çekici bir şekilde, Kral Tutankhamun dönemine ait olduğuna inanılan Khonsu’nun kumtaşından bir heykeli burada keşfedilmiştir.
Bu odanın ötesinde, dört sütunla desteklenen, daha küçük bir oda olan Kutsal Tekne Tapınağı bulunur.
Merkezinde, Kral III Ramses döneminden kalma Amun’un Kutsal teknesinin tabanı yer alır.
Tapınakta daha sonraki hükümdarlar tarafından önemli değişiklikler yapılmıştır.
Kral II Nektanebo, Hipostil Salonunun girişlerini yeniden inşa ederken, Ptolemaios hükümdarları yapıyı kapsamlı bir şekilde yenilemiş ve genişletmiş, eski tapınaktan aldıkları taşları tasarımlarına dahil etmişlerdir.
Amun-Ra ve Mut ile birlikte Teb Üçlüsünün bir parçası olan Khonsu, Mısır inancında saygın bir yere sahiptir.
Khonsu tasvirleri genellikle onu belirgin bir yan örgüsü olan bir çocuk veya hilal üzerinde duran dolunay tarafından taçlandırılmış, elinde asa tutan cübbeli bir figür olarak tasvir eder.
Ay ile olan ilişkisi, ona kötü ruhları kovabilen bir şifacı ve koruyucu olarak ün kazandırmıştır.
Bu da popülerliğini kalıcı hale getiren bir özelliktir.
Mısır hakkında genel bilgiler.
Assuan tanıtım ve gezi yazısı.
Abu Simmel tanıtım ve gezi yazısı.