Yunanistan Atina Akropolis

2017.07.28.Atina.Akropol.0
Yunanistan Atina Akropolis

Atina şehrindeki Akropolis, Yunan dünyasındaki doğal olarak savunulabilir mekanlar arasında çok önemli değildir ama en ünlüsüydü.

Akropolis: bulunduğu düzlükten, yaklaşık 90 metre daha yüksekte, sarp bir kayalık üzerinde kurulmuştur. Çünkü bir saldırı anında buraya çekilmeyi düşünmüşlerdir.

Uzakta, kentin yer aldığı ova, coğrafyanın kutsal öğeleri olan dağlarla (çift boynuzlu zirvesiyle Hymerres Dağı), Pantelikos Dağı, Parnes Dağı ve Aigaleos sırtları ve Ege deniziyle çevriliydi.

Evet, Akropolis kelimesinin anlamı: Yunancada “En yüksek nokta” demektir.

 

AKROPOLİS’İ ANLATMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE BİR YEMİNDEN SÖZ ETMEK İSTİYORUM:

Platia savaşından önce, Yunan şehir-devletleri Perslerin MÖ 480’de yok ettiği tapınakları hiç bir zaman tekrar inşa etmemek üzere bir yemin etmişlerdi.

“Barbarların yaktığı ve yıktığı tapınaklardan hiçbirini tekrar yapmayacağım, onları gelecektekilere barbarların kafirliğini gösteren anıtlar olarak kalmasına izin vereceğim.”

Bu harabeler arasında en öne çıkan, Atina’nın kült merkezi olan Atina Akropolis’indeki kutsal yapılardı. Plataia Yeminindeki düşünce anlamsız geliyordu..

Pers tehlikesi azalmış ve daha da önemlisi Atina önemli bir güç haline gelmişti. Yaklaşık MÖ 461-429 arası, başı çeken devlet adamı Perikles’in önderliğinde Atinalılar kentlerinin büyüklüğünü Akropolis’deki Athena temenos’unda büyük ölçekli bir tekrar  inşa hareketliliğine girişerek ifade ettiler.

 

2017.07.28.Atina.Akropol.10.Parthenon.2z
Yunanistan Atina Akropolis

ÖNEMİ

Buranın en büyük anlamı: binlerce yıldan bu yana gelen dini önemidir. Bu önem nedeniyle, bölge, Mart 2007 tarihinde, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek, koruma altına alınmıştır.

Ayrıca, tepenin bilinen en eski kullanımı tunç çağındadır.

Tahkimatların parçası olan Kiklops duvarlar da dahil olmak üzere, Mykenai dönemi kalesinin bazı kalıntıları hala görülebilmektedir.

Buranın başlıca işlevinin, kaleden Athena’ya ibadetin baskın olduğu bir dini alana dönüşmesi, arkaik dönemde gerçekleşti. Ancak modern Yunanistan’ın kurulmasıyla Akropolis, Ortaçağ ve Osmanlı dönemlerindeki eklentilerinden arındırıldı.

Günümüzde Akropolis’te egemen olan 4 bina vardır. Bunlar:

1-Parthenon

2-Propylaia

3-Athena Nike Tapınağı

4-Erekhteion’un tümü.

Bunların hepsi, MÖ 5’nci yüzyılın ikinci yarısında Perikles önderliğindeki yapım programının ürünleridir.

 

Yunanistan Atina Akropolis

NE VAR

Buradaki tapınak kalıntıları, günümüz klasik Yunan mimarisinin özünü göstermektedir.

Yunanistan Atina Akropolis

GEZİ İÇİN ÖNEMLİ HUSUSLAR

Akropolis bölgesini gezmek için, öncelikle bazı önerilerde bulunmak istiyorum.

1-Burası günün her saatinde çok kalabalık oluyor. Tur gurupları yoğun olarak geldiklerinde, insanlar sanki omuz omuza yürümek zorunda kalıyorlar. Siz, sabahın ilk saatlerinde buraya gitmeyi tercih ederseniz, hem kalabalıktan hem de günün sıcaklığından korunmuş olursunuz.

2-Burası çok sıcak, özellikle yaz aylarında kavurucu güneş, bölgenin yüksek olması ve hiçbir gölge bulunmaması nedeniyle tam tepede, muhteşem bir sıcaklık veriyor. Öte yandan, yukarı tırmanmak da gerektiğinden, yorgunluk ve sıcak hava birleşince gezi yorucu olabiliyor. Yani yaşı ileri gezginlerin bunları dikkate almasını öneririm.

3-Ayağınızda rahat bir ayakkabı özellikle lastik tabanlı ayakkabı olmasını öneririm. Ayrıca: yanımızda su ve hatta güneş kremi bulundurun. Şapka şart, şemsiye diyeceğim ama kalabalıktan şemsiye açılmıyor, en iyisi şapka bulundurun.

4-Akropolis’te yürürken dikkatli olmanızı öneririm. Çünkü yüzyıllardır yürünerek aşınmış yerdeki kaya parçaları zaten pırıl pırıl parlıyor ve üstüne basıldığında, dikkat edilmezse kayarak kişinin düşmesine sebep oluyor. Özellikle gezginler buraya geldiklerinde heyecanla çevrenin resim ve videolarını çekmek isterken, bastıkları yere bakmıyorlar ve sonuçta yere düşmek çok görülen bir  durum, ayrıca yine aynı heyecanla çevrenin resimlerini, kendilerinin selfilerini çekmek için koşuşturan ziyaretçiler, çantalarına da dikkat etmiyorlar ve yoğun hırsızlık, yankesicilik olabiliyor, dikkatinizi çekerim.

5-Akropolis bölgesinde tuvalet sadece giriş bölümünde var ve ücretsiz. Yani, tırmanmaya başladığınızda düzlük platoya varmadan önce sağ tarafta tuvaletler bulunuyor. Ancak yukarıda yani Akropolis bölümünde tuvalet yoktur.

6-Gelelim en önemli hususa: Akropolis’e eğer tur kafilesiyle giderseniz, rehberiniz “benim burada rehberlik yapma yetkim yok” diyerek geri çekiliyor ve siz ve kafilenin diğer üyeleri eğer önceden araştırma yapmadı iseniz, kalıntılar arasında boş gözlerle dolaşıyor ve daha çok Atina şehrinin muhteşem manzarasını izlemekle zaman geçiriyorsunuz.

Ancak geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan buradaki kalıntıların elbette anlatılması, bilinmesi ve bilinerek gezilmesi daha uygun olacaktır. Rehber böyle bir yorum yapmasına rağmen, birçok tur kafilesinin: burada görevli ve Türkçe bilen yerel rehberlere ücret (150 Euro olduğunu duydum, kafiledeki kişi sayısına bölünce küçük meblağlar verilmesi gerekiyor) ödenerek, gezinizin bilinçli ve daha güzel geçmesi sağlanabilir. Tabii siz önceden bunu rehberinize sormalısınız.

Akropolis içinde yerel rehber tutulup tutulmayacağını sormalısınız, eğer tutulmuyorsa inanın Akropolis’i gezmek çok anlamsız olacaktır veya bu yazıdan bir çıktı alarak ve okuyarak gezinizi sürdürebilirsiniz. Yoksa benim yetkim yok diyerek geri çekilmek, ne kadar etik?

7-Tur gurubu içinde olup ta eğer Akropolis’e çıkmak istemezseniz veya toplanma yeri olarak otobüslerin park ettiği alandaki kafeleri kullanırsanız, bu kafelerdeki ücretlerin çok yüksek olduğunu unutmayın. Ancak tuvaletlerini kullanmak için başka çare de bulunmuyor. Menüyü kontrol ederek sipariş vermenizi öneririm.

2017.07.28.Atina.Akropol.10.Parthenon.3a
Yunanistan Atina Akropolis
2017.07.28.Atina.Akropol.90.Tabelalar.12
Yunanistan Atina Akropolis

GEZİ PLANI

Akropolis bölgesini gezmek için, bulunduğunuz yani konakladığınız yerden, herhangi bir araç ile, buraya gelmeniz gerek. Metro kullanırsanız Acropolis Station metro istasyonu buraya en yakın yerdir.

2017.07.28.Atina.Akropol.2.Giriş.4
Yunanistan Atina Akropolis

Akropolis bölgesine giriş ücretlidir. Ücreti (20 Euro ) ödeyip biletinizi satın aldıktan sonra bir patikadan yukarı tırmanmaya başlıyorsunuz. Buraya giriş bileti 20 Euro ama siz şehir içindeki 7 müzeye daha girmek isterseniz, paket program bileti veriyorlar ki, bunun fiyatı 30 Euro’dur. Bu 7 müzenin isimleri bilet aldığınız yerde yazılıdır, bakarak karar verebilirsiniz.

Bu patikanın bir özelliği var. Antik dönemlerde, her dört yılda bir, tanrıça Athena adına, Panathenaia festivali düzenlenirdi.

PANATHENAİA FESTİVALİ

Bu festivaldeki kutlamalar: atletizm ve binicilik yarışmaları ve müzik dinletilerinden oluşurdu. Yarışmalarda birincilik kazananlara: Atina şehrinin kutsal zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağı bulunan küçük şişeler hediye edilirdi.

Ancak, kutlamaların en önemli bölümü: şehir merkezinde, Kerameikos bölgesinden, Agora ve Akropolis bölgesinde bulunan Athena Tapınağına doğru uzanan yolda, oluşturulan bir yürüyüş alayının yaptığı yürüyüş idi.

Alayın önünde: rahipler ve rahibeler tarafından, itilerek yürütülen, tekerlekli bir gemi ve bunun üzerinde Athena Heykelini süsleyecek, nakışla işlenmiş bir elbise bulunurdu. Bu elbise: Athane Tapınağının kadın görevlileri tarafından örülür ve tapınağa gelindiğinde: önce hayvanlar kurban edilir ve daha sonra, heykel soyulmadan, getirilen yeni elbise, üzerine geçirilirdi.

İşte, siz, şu an, geçmişi binlerce yıla dayanan, bu yürüyüş alayının geçtiği, yol üzerinde yürümektesiniz.

AKROPOLİS 

Patika yürüyüşü biterek, düz platonun üzerine ulaşıyorsunuz. Burası: yaklaşık 320 x 130 metre ölçülerinde bir düzlük alan. Özellikle: Miken uygarlığı  döneminde, stratejik önemi olan bu kayalıkta, savunmak kolaymış ve su kaynağının bulunması, çevredeki alana hakim olması, buranın insanlar tarafından, binlerce yıl boyunca yerleşilmesine sebep olmuş. Ama bu yerleşmeler, genellikle, dini yapılar şeklinde olmuş. Şehir, Akropolis yükseltisinin çevresinde, yani platonun eteklerinde gelişmiş.

2017.07.28.Atina.Akropol.7-3
Yunanistan Atina Akropolis
2017.07.28.Atina.Akropol.9-1
Yunanistan Atina Akropolis

Platonun hemen yanında, sağ bölümde bir tiyatro bulunuyor. Tiyatronun hemen arkasında ise muhteşem bir Atina şehir manzarası görülüyor.

Plato üzerindeki ilk dini yapılar ise, MÖ.6.yüzyılda yapılmaya başlanmış. Ancak, bu ilk dini yapılar, MÖ. 480 yılındaki Pers istilasında, yıkılarak yok edilmiş.

Yunanistan Atina Akropolis Perikles

Atinalılar, yaklaşık 30 yıl boyunca, bu yıkık-dökük tapınak kalıntılarına dokunmamışlar. Ancak, MÖ. 450 yılına gelindiğinde, Atina şehri başkanı, devlet adamı Perikles’in: Atinalıları, buradaki tapınakların yeniden inşa edilmesi konusundaki ısrarları olumlu sonuç verir.

Pentelikon dağında bulunan mermer yataklarından yararlanılarak, Akropolis bölgesinde, yüzyıllara dayanan, yeni yapılanmalar başlar.

Romalılar, şehri ele geçirdiklerinde, Akropolis bölgesine dokunmazlar ve küçük eklemeler ile bölgeyi süslerler. Osmanlılar ise, stratejik önemi olan bu bölgeyi, bir kale gibi kullanmayı tercih ederler ve bu amaçla, yeni inşa edilen yerlerde, tapınak kalıntılarının taşlarını kullanırlar.

19’ncu yüzyıla gelindiğinde ise, yapılan restorasyon çalışmaları ile, Akropolis bölgesindeki antik tapınak kalıntıları yeniden ayağa kaldırılır ve arkeolojik çalışmalar başlatılır. Çalışmalar, günümüzde de sürdürülmektedir.

Evet, gezimize devam ediyoruz. İlk karşımıza çıkan, bölgenin giriş kapısı olarak da değerlendirilen bir yapı var. Burası: Propylaion yapısı ve hemen önünde, Beule kapısı var. Bu kapı, yani kentin tek giriş kapısı: Fransız bir arkeolog tarafından bulunur.

2017.07.28.Atina.Akropol.3.Giriş.4
Yunanistan Atina Akropolis Propylaion

PROPYLAİON

Beule kapısı: MS 3’ncü yüzyılda yapılmış bir Roma dönemi yapısı.

Kapı: o dönemde yapılan Roma surlarının bir parçası imiş. Yani, surların tek açık yeri, bu kapıdır.

Buraya geçiş yolunda: 6 tane Dor sitili sütun bulunan bir yol var. Sütunları takiben, yürüyüş yolunun her iki tarafında, ikişer tane olarak yerleştirilen, dört simetrik oda var.

Kuzey taraftaki ikinci oda; antik dönemde burayı ziyaret eden hacıların bekleme odası olarak kullanılmış ve aynı zamanda resim galerisi olarak da işlev görmüş.

Yürüyüş yolunun devamında: bu kez, İon sitili sütunlar görülüyor. Yani: gerek Dor ve gerekse İon sitili sütunların bulunması, aynı yapıda, bir arada kullanılmış olması ilginç. Bu özellikler, başkaca bir yapıda görülmüyor ve bu nedenle, bu yürüyüş yolu, benzersiz.

Yürüyüş yolunun devamında: antik dönemde, buraya gelen ziyaretçilerin heyecanını arttıran, ahşaptan yapılmış 5 ağır kapı var.

Bu kapılardan geçerek, Propylaion yapısına ulaşılıyor. Buranın önemi, anıtsal yol üzerinde bulunması ve iç tapınak bölgesine geçişin hemen öncesinde bulunması nedeniyle öne çıkar. Yani, buranın ana yapılış amacı: Akropolis’in girişini kontrol altına almaktır. Yani insanların kutsal yerlere girişleri, bir şekilde kontrol altına alınmaya ve engellenmeye çalışılmıştır. Zaten, Perikles, burayı yaptırdıktan sonra, çevredeki tüm şehir-devletlerin hazineleri için, buranın çok emniyetli olduğu konusunda, o şehir-devlet yöneticilerini ikna eder ve Akropolis dini yapılar yanında, birçok şehir-devletin hazinelerinin muhafaza edildiği bir yer haline gelir.

Evet şimdi bu bölümde Propylaia hakkında söz etmek istiyorum.

Parthenon’un yapımı sona yaklaşırken, dikkatler Akropolis’in girişine yöneldi. Burada, kayanın batı ucunda, Propylaia adı verilen, yeni anıtsal bir giriş yapıldı. Yapıda: beyaz pantelis mermeri, gri eleusiniam mermeri ve kireç taşı kullanılmıştır.

Mimar Mnesikles, bina üzerinde MÖ 437-432 arasında, Peloponnesos Savaşının hemen öncesinde çalıştı ve son rütuşlar yapılmadan çalışmalar durdu.

Propylaia’nın kat planı, içinden Akropolis’e geçilen batı-doğu ekseninde bir ana hol ve kuzeybatı ve güneybatı yanlarda odalardan meydana geliyordu.

Doğu kesimin batıdan biraz daha yüksektir. Bu durum, orijinal iki parçalı çatıdan görülebilir.

Enine bir duvar, doğu parçasının başladığı yeri belirtir. Bunun içinden geçen beş geçitten ortadaki rampa, en geniştir.

Propylaia’nın batı ve doğu dış cephelerinde, Dor düzenine uyulmuş ve ortadaki rampa için daha geniş bir ara bırakılmıştır. Ama orta geçidin batı kısmı boyunca üç çift uzun ve ince İon sütunu vardır.

Çapraz kirişlerin üzerine tavan süslemeleri olarak yerleştirilmiş, iç içe kareler oyulmuş mermer bloklardan oluşan tavan teknelerinin bazıları hala görülebilmektedir.

Propylaia’nın kuzey ve güneyindeki yan odalar, birbirinden farklı olup asimetrik bir plan yaratır. İçindeki taş sıralar ve duvar resimleri bulunan kuzeybatıdaki oda, hacılar için dinlenme mekanıydı.

Propylaia’nın içinden geçilip Akropolis’e çıkıldığında görünen güney duvarında tutma çıkıntılarının hala yerinde olması, yapının hiçbir zaman bitirilemediğinin en büyük göstergesidir. Bu noktalar, blokları kaldırmakta kullanılan vinçlerin iplerinin bağlandığı yerlerdi. Bir yapı bitirilirken bunlar kesilir ve yüzey parlatılırdı.

MÖ 5’nci yüzyılda bir hacının Propylaia’nın doğu yanındak baktığında gördüğü Akropolis manzarası, günümüzde turistlerin gördüğünden çok farklıydı. Çünkü tüm bu alan temizlenmiştir. Bir zamanlar doğrudan görüşü engelleyen alçak duvarlar, tali yapılar ve çok sayıdaki adanmış sunular artık yoktur. Hacıların hemen karşısında Akropolisi dolduran sayısız adaklardan biri olan Phidias’ın eseri tunçtan dev Athena Promakhos, yani savaşçı tanrıça olarak Athena heykeli yer alırdı. Bu etkileyici heykel, Akropolis’in merkezi olan duvarlarla çevrili bir başka sektörün önünde dururdu. Hacı buradan ya sola Erekththeion’a ya da sağa Parthenon’un ana girişine giden dar koridorda ilerleyebilirdi.

 

Yunanistan Atina Akropolis Athena Nike Tapınağı

ATHENA NİKE TAPINAĞI

Propylaia’nın hemen güneyinde, kutsal alana çıkan merdivenlerin üstündeki Athena Nike (kanatlı zafer) tapınağı vardır. Akropolis’in çıkıntı yapan güneybatı burcunda yer alır.

Parthenon ve Propylaia’dan sonra MÖ 420’lerde Peloponnesos savaşı sırasında yapılmıştır. Aslında tapınağın yapıldığı yer, daha önceki Miken sur kalıntılarının üzerindedir. Mimar: Kallikrates’tir. Yapımı yani inşası, 14 yıl sürmüştür.

Mimari özelliklerine gelince: tapınak küçük tek odalıdır. İon tarzındadır. Ama burçtaki yer kısıtlamaları yüzünden sadece iki yanında sutünlar vardır. Köşe sütunlarının başlıkları çarpıcıdır. Köşe volütler, çapraz olarak sütunların üzerine oturur ve böylece iki boyutlu İon tarzı volütlü başlıkların köşelere nasıl sorunsuz, yandan veya önden bakıldığında aynı görünecek şekilde yerleştirileceği sorusuna bir yanıt oluşturur.

Gelelim tapınağın heykel süslemelerine: Tapınağın heykel koleksiyonu alınlıklarda ve savaş sahneleri tasvir edilen bir frizden oluşmaktadır. Ancak günümüzde bunlar kötü derecede hasarlıdır. En iyi bilinen heykel, yaklaşık 1 metre boyundaki, küçük kompleksi kuzey, batı ve güneyden kuşatan bariyer üzerindedir. Yaklaşık 42 metre uzunluğundaki bu frizde, Nikai yani Zaferlerin, oturan bir Athena’nın (her iki yanda ayrı ayrı gösterilmiştir) huzurunda anıtlar dikmeleri veya kurban edilecek hayvanları getirmeleri gösterilir.

Hatta biri sandaletini düzeltmek için durmuştur. Heykeltıraşların Nikai’nin khitonları uçuşarak ve şekilden şekle girerek, rüzgarda dolaşmaları hissini vermeleriyle, giysilerin canlılık verici etkisine vurgu yapılmıştır.

Gelelim yakın geçmişte olanlara:

Osmanlı döneminde: Venedik saldırıları nedeniyle, bölgeye bir savunma bataryası yapılmak istenir ve bu tapınak yıkılarak, taşları, batarya yapımında kullanılır.

1830 yılına gelindiğinde ise, Osmanlılar bölgeyi terk ettiğinde, burada yapılan çalışmalar sonucu, savunma bataryası ve altındaki tapınak taşları toplanır ve Athena Nike Tapınağı, büyük bir özenle, 1936 yılında yeniden inşa edilir.

Bu İon sitildeki tapınakta: Olympos tanrıları ve Yunan savaşçılarının cesur savaşlarının betimlendiği, dekoratif firizler var. Bunların bulunduğu alınlığı ise, 6 tane sütun destekliyor.

Bu tapınağı da gördükten sonra, yeniden, kutsal yola geçiyoruz.

Kutsal yol: Akropolis platosuna doğru uzanıyor. Antik dönemde, bu kutsal yolun bitiminde, girişin hemen arkasında, Propylaion arkasındaki açıklıkta: 9 metre büyüklüğünde, “Athena Promakhos” heykeli varmış. Pers savaşlarındaki askerlerin kahramanlıklarına adanmış heykel; Atinalı heykeltıraş ve mimar Phidias tarafından, fildişi ve altın kullanılarak, MÖ. 5’nci yüzyılda yapılmıştır.

Ancak, bu heykel günümüzde yok.

Çünkü: takip eden dönemde, Bizans imparatoru Justinianos tarafından İstanbul’a götürülmüş ve 1204 yılında, İstanbul’un haçlılar tarafından yağmalanması sırasında kaybolmuştur.

Evet, açıklık alana çıktıktan sonra: platonun merkezine doğru yürürken, hemen sağda, yine bir yapı var.

2017.07.28.Atina.Akropol.5.Genel.3
Yunanistan Atina Akropolis Artemis Braurohia Tapınağı

ARTEMİS BRAUROHİA TAPINAĞI

Bu tapınak: MÖ.4’ncü yüzyılda yapılmıştır.

Boşluk alanda, doğruca ilerlediğinizde, karşılıklı iki yapı var. Sağ bölümde: Parthenon ve sol bölümde ise, Erekhtheion görülüyor.

2017.07.28.Atina.Akropol.10.Parthenon.2a
Yunanistan Atina Akropolis Parthenon
2017.07.28.Atina.Akropol.10.Parthenon.2z
Yunanistan Atina Akropolis Parthenon

PARTHENON

İşte, Atina şehrinin birçok yerinden görülen ve özellikle gece ışıklandırıldığında, muhteşem görüntülerin ortaya çıktığı, dünyanın en önemli tarihi yapılarından  biri.

Yunanistan ülkesinin tüm turizm belgelerinde, bu yapının görüntüsü, ilk sırada yer alıyor.

Parthenon: tanrıça Athena’ya ithaf edilmiştir. Kelime anlamı: “Atina’nın savaşçı Bakirenin Tapınağı”.

Atina şehrinin ve yakın çevredeki diğer şehir devletlerinin hazineleri: burada muhafaza edilirmiş. Böylece: aynı mekanda, ruhani ve dünyevi güçler, bir arada tutulurmuş.

Tapınak planı ve çizimleri, Perikles tarafından yapılmıştır.

 

Mimarlar:

Yapının mimarları İktinos ve Kallikrates’ti. Ama gelişmiş heykelli dekorasyonun tümü, Akropolis inşaat programını yöneten Phidias’ın eseriydi.

İnşaat çalışmaları:

MÖ 447-438 arasında inşa edilen Parthenon, buradaki üçüncü tapınaktı. MÖ 6’ncı yüzyıl ortalarına ait daha küçük bir tapınağın ve Persler MÖ 480’de Akropolis’i yağmaladığında inşaat halinde olan daha geniş ikinci bir binanın yerine yapılmıştır. Çünkü MÖ 480 yılında bölge işgal edildiğinde Persler tarafından mevcut tapınak yıkılmıştır.

Pagan dininin ortadan kalkışından uzun zaman sonra Parthenon’un ayakta kalması, tapınağın ilk önce bir Hıristiyan kilisesine, daha sonra da Müslüman Camiine dönüştürülmesi sayesinde olmuştur. MS 6’ncı yüzyılda, Romalılar döneminde yapıya bir çan kulesi eklenmiş, ismi değiştirilerek (Agia Sophia-İlahi Bilgelik) kiliseye çevrilir.

1460 yılında, Osmanlı döneminde ise bu kez çan kulesi minareye çevrilir ve yapı, cami olarak kullanılmaya başlanır. Daha sonraki dönemde ise barut deposuna dönüştürülür.

Ancak 26 Eylül 1687’de Atina’ya saldıran ve şehri kuşatan Venediklilerin top mermilerinden biri Osmanlıların  burada depoladıkları barutlara geldiğinde oluşan patlama, binanın ortasını havaya uçurmuştur.

Geri kalan heykelli süslemelerin çoğu ise, 19’ncu yüzyıl başlarında İngiliz Elçisi Lord Elgin tarafından İngiltere’ye götürülmüştür. Hükümet tarafından satın alınan bu heykeller, Brisith Museum koleksiyonuna dahil edilmiştir.

British Museum:

Günümüzde, bunlar, aynı müzede “Elgin Mermerleri” adı altında sergilenmektedirler.

Aslına bakarsanız, bu İngiliz, bu eserleri, dönemin Osmanlı sultanı III. Selim’den izin alarak toplamış ve Londra’ya götürmüş.

Bizimkiler, kendi topraklarımız üzerindeki eserlere sahip çıkmamışlar ki, buradakilere hiç sahip çıkmadıkları kesin. Ancak, bunların bulundukları yerden sökülüp götürülmeleri çok eleştiriliyor.

Burada son olarak aldığım yeni duyumlardan söz etmek istiyorum. Yunanlı yerel rehberin söylediklerine göre: Lord Elgin, Osmanlı Sultanından heykellerin sadece çizimlerini yapmak için izin almış ve ardından, yani çizimler bittiğinde, Atina’nın Osmanlı valisine rüşvet vererek heykelleri Londra’ya kaçırmıştır.

Ben Londra British Müzesinde de gezdiğimde, bu heykeller için müzede büyük bir bölüm ayırdıklarını gördüm. Bu bölümün giriş kapısının hemen yanında, bu heykelleri para karşılığı satın aldıklarını belirten mektubu sergiliyorlardı. Heykeller gerçekten muhteşem, inanılmaz güzeller.

Yunanlılar heykelleri İngilizlerden istediklerinde, İngilizler bunları size versek koyacak yeriniz yok diye vermeyi kabul etmemişler. Yunanlılar daha sonra Akropol Müzesini yapınca, heykelleri verin işte müze yaptık demişler, İngilizler yine vermeyi kabul etmemişler çünkü eğer heykelleri verirlerse, British Museum’da bulunan ve dünyanın birçok yerinden getirdikleri heykelleri de geri vermek zorunda kalacaklar.

Dolayısıyla o güzel heykeller günümüzde burada yerinde yoklar, yerlerine sadece bir at başı kopyası konulmuş, inanın bu at başının gerçeğini görseniz, güzelliğine inanamazsınız. (Bu heykellerin orijinallerini görmek isteyenler, yine bu sitede Londra gezi yazısının British Museum bölümünü inceleyebilirler)

Bir not daha var: Yunanlılar Parthenon denen yeri onarmaya çalıştıklarında bazı durumlarla karşılaşırlar. Yerlerinden çıkan taşları incelediklerinde, tamamen bir yap-boz gibi buranın inşa edildiğini görürler. Yeni taşları monte etmek için teknolojik bağlantılar kullanırlar, bu bağlantılar iyi olunca eskileri de yenileyelim diye söktüklerinde, taşların birbirine bağlantılarının inanılmaz sağlam ve güzel yapıldığını görürler.

Aslında insan gözünün görmediği bu bağlantılar, Yunanlı sanatçıların insan gözü görmese de tanrılar görür diye düşünerek gayet ayrıntılı ve sağlam yapılmıştır. Evet, bu yapının taşları, bir yap-boz yapar gibi tek tek yerine yerleştiriliyor ancak yapının tamamen ortaya çıkarılmasının en az 25-30 yıl alacağı söyleniyor.

2017.07.28.Atina.Akropol.10.Parthenon.3a
Yunanistan Atina Akropolis Parthenon

Yapım aşaması;

Parthenon’u inşa edenler, Perslerin yok ettiği geç arkaik dönem tapınağı için yapılmış hazırlık çalışmalarından yararlanırlar. Özellikle de temel platformunun büyük kısmını tekrar kullandılar. Yeni tapınak, daha öncekinden biraz daha büyük olduğu için, ayarlamalar yapılması gerekmiştir.

Tapınak Akropolis ana kayasının güneye doğru inen, eğimli cephesi üzerindedir. Bu nedenle, özellikle güneyde, tapınağa düz bir zemin sağlamak için, temellerin çok katlı yapılması gerekmiştir.

Parthenon’un Kat Planı:

Yapının kat planı, tipik planlardan birkaç önemli açıdan farklıdır. Alışırdık Dor düzeni, sütun sayısının çok daha büyük bir İon tapınağı havası verecek şekilde genişletilmesiyle, kolonad kısa yanlarda sekizer ve uzun yanlarda ise onyedişer sütundan oluşmuştu.

Yunanlıların tapınaklarının dışarıdan içeriye doğru inşa edilmesi yönündeki standart uygulamaları doğrultusunda, tapınağı oluşturan ilk kısmı “kolonad” olurdu.

Doğudan yaklaşırken kesik bir sundurmadan (son ikisi duvarların bitiş noktalarının önüne gelen altı sütun) Phidias’ın yaptığı altın ve fildişinden kült heykelini barındıran “cella” ya geçilir.

Üst kattaki galeriyi taşıyan iki katlı bir Dor tarzı kolonad, heykeli arkasından ve yanlarından “U” biçiminde kuşatıyordu. Cella’nın doğu duvarında kapının iki yanında pencereler olduğu tespit edilmiştir ve böylece cella ve kült heykeli, önceleri sanıldığından daha iyi aydınlatılmış oluyordu.

Cellanın batısında ikinci bir oda vardı. Batıdaki kesik bir sundurmadan girilen bu oda, Parthenon, yani bakirenin odası olarak adlandırılıyordu. Ama anlaşıldığı kadarıyla, bir kült heykeline ev sahipliği yapmayıp hazine işlevi görüyordu.

Tapınağın cephesi:

Dor düzenindedir. Hiç bir masraftan kaçınılmamış olduğundan, tapınağın dört cephesi heykelli metoplarla ve iki alınlığı da heykellerle donatılmıştı.

Ancak alışılmışın dışında, kolonadın içine yükseğe, cellanın Parthenon’un ve iki kesik sundurmanın dış duvarlarının en tepesine, İon tarzında görülen heykeller ve frizler yerleştirilmişti.

Ayrıca, katı dikey ve yatay çizgilerden ve orantısal düzenlemelerden ayrılan uygulamalar, yani rötüşlar da alışılmışın dışındadır. Uzun yanların merkezleri köşelerden 10 cm daha yüksektir. tüm değişiklikler ölçülebilir ve bazı durumlarda da çıplak gözle doğrulanabilir.

Çoğu daha eski veya yeni tapınaklarda, özellikle de İon dan ziyade Dor tarzı olanlarda görülmüştür. Ama başka hiçbir yerde buradaki gibi bir araya getirilememiştir. Gerekli blokların tam olarak istenen biçimde yontulması, fazladan çok zaman gerektirmiş olmalıydı.

Sonuç olarak, tapınağın cephesinde, bakanlar yani turistler düz çizgiler görmeyi bekler, ama eğriler ve eğimler görürler veya hissederler.

Bina, bakanların üzerinde düşünmeyi bırakamayacakları bir gizem olarak kalır. Doğru cevabı veya cevapları bulmak imkansızdır, ama ne olursa olsun rötüşların bolca kullanımı, bu büyük tapınağın tasarımının ne kadar gelişmiş olduğunun bir göstergesidir.

 

Cephedeki Heykeller:

Parthenon’un heykelli dekorasyonu, sadece güzelliğiyle ünlü değildi. Önemli mesajlar içeriyordu. Antik Yunan tapınaklarında tipik olduğu üzere, figüratif bezemeler dış cephedeydi. İçerisi sadece kült heykeline ayrılmıştı ve ek tasvirlerden yoksundu.

Heykeller: kenti, koruyucu tanrıçası Athena’yı, dini uygulamaları, düzen ve medeniyet güçlerinin zafer uğruna savaşmaları gereği gibi temalar işliyordu. Atina’nın yöneticilerinin veya önemli yurttaşlarının resimleri yoktu.

Bu masraflı ve karmaşık heykel programının tamamlanması, biraz zaman almıştı. Heykelle dekorasyon programının ilk yontulan öğeleri olan yaklaşık MÖ 447-442 arasında işlenen metoplar, frizler, kült heykeli (her ikisi de kendisiyle birlikte MÖ 438’de bitirilmişti) ve son olarak alınlıklar (MÖ 432’de) izlenmişti.

Parthenon’un yapımıyla ilgili bunlar ve başka ayrıntılar: inşaat kayıtlarından, kamunun incelemesi için para kaynaklarının ve tam olarak nereye harcandığının kaydedilmiş olduğu taş üzerindeki yazıtlardan biliniyor.

Friz:

Önce friz kelimesinin anlamı: taban kirişiyle çatı arasında kalan, üzeri boydan boya kabartmalarla süslü bölümdür.

Evet, devam edelim.

Diğer heykellerden çok daha iyi korunmuştur. Uzunluğu 160 metre, yüksekliği yaklaşık 1 metredir.

Frizde tasvir edilen konular: Panathanaia Festivali sırasında kentten Akropolis’e, Athena Polias’ın, yani kentin koruyucu tanrıçası olarak Athena’nın kutsal kült heykeline yeni örülmüş, parlak renkli bir peplos giydirmek amacıyla çıkılan, tören geçidi tasvir edilmiştir.

Atina’nın en önemli dini festivali olan Panathenaia her yıl Ağustos ortasında, Athena’nın doğum gününü kutlamak için düzenlenirdi.

Dört yılda bir, Büyük Panathenaia adı verilen daha görkemli bir versiyon kutlanırdı. Dört yılda bir düzenlenen bu tören geçidinin merkezinde, tekerlekli bir araba üzerinde taşınan bir gemide yelken olarak sergilenen anıtsal bir peplos bulunurdu.

Akropolis’in dibinde peplos gemiden indirilir ve bir dahaki Büyük Panathenaia’ya yenisiyle değiştirilene kadar tapınakta heykelin arkasına asılmak üzere yukarı taşınırdı.

Evet, frizde, geçit töreninden sadece bazı kısımlar görünür, örneğin: gemi yoktur. Tam olarak kimin neyi, ne zaman yaptığı çok tartışma konusu olsa da, sahneler yeterince açıktır.

Atlar ve tümü genç erkeklerden oluşan binicileri, batı uçta toplanır. Daha sonra gittikçe hızlanarak, kuzey ve güneydeki iki uzun kenar boyunca ilerlerler. Uzun kenarların doğu ucunda, geçitteki diğer katılımcılar, bydriae yani su testileri taşıyan erkekler, görevliler, kadınlar ve kurban edilecek koyun ve inekler belirir. Doğu uçta, oturan tanrıların huzurunda peplos katlanmış bir kumaş olarak sergilenir.

Evet, yukarıda bulunan frizi ziyaretçilerin görmesi için heykeltıraşlar özende kusur etmemişlerdir. Bakanlara yardımcı olmak için bazı düzenlemeler yapılmıştır. Frizin tepesi altına göre daha kalındır ve figürler parlak renklerde boyanmıştır. Ayrıca, sanatçılar, Athena’yı memnun etmek için çalışıyorlardı. Beden ve giysilerin ayrıntıları özenle yontulmuştu. Kompozisyon karmaşık ve çeşitlidir. Geçitteki katılımcılar çok çeşitli pozlarda, özellikle de atlar ve sürücüler üst üste binmiştir.

Sonuç; evet siz elbette burayı gezdiğinizde bu frizi göremeyeceksiniz, yukarıda sözünü ettiğim gibi bu friz günümüzde İngiltere’de British Museum’dadır ama friz hakkında bilgi sahibi olmanız için üst bölümü düzenledim.

Alınlık:

Yapının doğu ve batı cephelerinde, başlangıçta alınlık heykeli olarak yer alan pantelik mermerinden yapılmış iki heykel seti ve toplam 50 heykel vardı. Bunlar muhtemelen Agoracritos da dahil olmak üzere çeşitli sanatçılar tarafından yapılmıştır.

Evet, Panthenaia’da bu canlı sahnelerle friz, ibadet edenlere kentin gerçek dini yaşamıyla bir bağlantı sunuyordu.

Alınlıklarda ise heykeltıraşlar en çok tercih edilen konu olan mitolojiye dönmüşlerdi. Burada Atina’nın uzak mitik geçmişinden sahneler vardı. Yöresel efsanelerin tasviri bakımından, o hazin araba yarışının başlamak üzere olduğu sahnesiyle Olmpia’daki Zeus Tapınağının doğu alınlığını andırır.

Alınlıktaki tüm figürlerin ön yüzleri kadar görünmeyen arkalarının da tamamlanmış olması, sanatçıların bu tapınak için yaptıkları işlere karşı saygılı tavırlarının bir diğer göstergesidir.

Lord Elgin, Parthenon’nun heykellerini topladığı alınlık figürlerinin sadece küçük bir  bölümü, iyi korunmuş durumdaydı. Bu parçalar çok az olduğundan, alınlıkların orijinal görüntüsünü bilmek mümkün değildir.

Pausania, bütün karakter veya üçgen alanlardaki konumları yerine sadece işlenen konuları kaydetmişti. Üstüne üstlük, 1687’deki patlama heykellere ciddi hasarlar vermişti.

Tapınağın ana girişinin üzerinde önemli konumda bulunan bazı alınlıkta, Athena’nın kendine özgü doğumu tasvir edilmiştir. Babası Zeus’un Hephaistos tarafından yarılan başından, silah ve zırhını kuşanmış olarak çıkmıştı. Athena ve Zeus, şu an yok olmuş, orta kısımda bulunuyor olabilir.

Atina kenti için önem taşıyan bu mucizevi olaya, Zeus ve Athena’nın iki yanında alınlığın köşelere doğru küçülen alanına sığmak için, ayakta duran, oturan, hatta uzanan tanrılar şahit oluyordu. Bu tanrılar, Athena’yı aralarına kabul eden Atina’daki diğer kültleri temsil ediyordu.

Batı alınlıkta: Athena’nın Poseidon ile kentin koruyucu tanrısı olmak için giriştikleri yarışmadaki zaferi gösteriliyordu. Her iki tanrının birer mucize gerçekleştirmesi gerekiyordu. Poseidon üçlü mızrağı ile yere vurduğunda, deniz tanrısına yaraşır şekilde tuzlu sular fışkırmıştı. Athena ise, bunun üzerine çıplak Akropolis’te bir zeytin ağacı yaratmıştı ki bu en azından insanlar için tuzlu su kaynağı ile karşılaştırıldığında yaşanabilirlik anlamına geliyordu.

Alınlığın ortasında bir ihtimal mucizevi zeytin ağacı ile iki yanında geri çekilen heyecanlı Athena ve Poseidon ve bu olaya şahitlik eden tanrılar, tanrıçalar, atlar ve arabalar ve belki de kentin efsanevi kökenlerinde önemli rol oynayan aileler yer alıyordu. Evet bugün bunları görmeniz mümkün değil, ama en azından bu yazdıklarımı okuyunca, muhteşemliği hayal etmek mümkün.

Kült Heykeli:

Tapınağı donatan heykellerin sonuncusu Phidias’ın eseri olan kült heykelidir. Bu devasa altın ve fildişinden yapılmış Athena heykeli, antikçağların sonlarında kayboldu. Ama Pausania’nın bıraktığı tarifler, kabaca kopyası olan heykelcikler ve sikkelerin üzerindeki resimlerden elde edilen bilgilerle bir rekonstrüksiyon yapılabilir.

Heykel de; tüm tapınak gibi karmaşık zafer imgeleriyle Athena’nın Yunanlıları Perslere karşı zafere götürdüğünü hatırlatmayı amaçlıyordu.

Tanrıça yaklaşık 12 metre yükseklikteydi. Daha sonraki Olympos Zeus’u gibi, bu heykel de ince bir fildişi tabakası ve ince altın levhalardan giysilerin, ahşap bir iskele üzerine giydirilmesiyle yapılmıştı. 44 talent ağırlığındaki altın (yaklaşık 1120 kg) kente aitti, dört yılda bir devlet hazinesi tarafından envanteri yapılır ve koruma amaçlı çıkarılıp saklanabiliyordu.

Heykeli yapan heykeltıraş Phidias bu değerli malzemenin bir kısmını çalmakla suçlanıyordu.

Bu ister doğru ister iftira olsun, Atina’yı terk ederek Zeus heykeli yapacağı Olmypia’ya gitti. Yaşamını nerede tamamladığı bilinmiyor. Karmaşık yaşamının gerçekleri ne olursa olsun, heykelleri yani Akropolis’teki sunu heykelleri, ihtişam, asil ifadesi ve yapılışındaki ustalık açısından Klasik Yunan sanatının mihenk taşı olmuştur.

Evet, biz şimdi tanrıça heykelinde, tanrıçanın görüntüsünü anlatmaya devam edelim.

Bir peplos ve zırhını giyiyordu. (Peplos: kadınların temel giysisi olarak kabul edilen, vücut boyunda bir giysidir) Göğüs zırhı, üç tepeli bir miğfer, sol elinde bir mızrak ve kalkan vardı. Sol ayağının yanında, kalkanın hemen içinde bir yılan kıvrılmış yatıyordu. Bir sütunla desteklenen, öne doğru uzattığı sağ avucunda kente sunduğu Nike, yani Kanatlı Zafer heykeli taşıyordu.

Dev boyutlu Athena, bir Yunan zaferine uygun alegorik mitlerin sergilendiği bir araçtı. Kalkanın dış yüzünde, Yunanlılar Amazonlarla savaşıyordu. İçinde ise muhtemelen tanrılar ile devler mücadele ediyordu ve sandaletlerinin kalın kenarında Lapithler ile kentauroslar savaşıyordu.

Heykelin kaidesinde ise bunlara göre daha sıra dışı bir sahne vardı. Pandora’nın doğumu ve buna eşlik eden tanrılar. Tanrıların buyruğuna karşı gelen Prometheus’un insanlara vermek için ateşi çalması üzerine, öfke içindeki Zeus, Pandorayı yaratarak onu tüm muhtemel acıları barındıran bir kutu ile dünyaya gönderdi.

Kutu açıldığı zaman kötülükler içinden kaçar ve insan varlığının değişmez parçası haline gelirler. Burada Parthenon’da Pandora’nın görünmesi, Atinalılara zafer anlarında bir uyarı amacı taşıyor gibi görünebilir.

SONUÇ;

Yapıda ilk göze çarpanlar, alınlık ve frizleri destekleyen sütun serileridir. Antik dönemde, burayı ziyaret eden hacılar, muhtemelen görkemli heykellerle dekore edilmiş muhteşem yapıyı görünce, etkileniyorlardı. Ayrıca, güçlü ve mermer bloklar tarafından kapatılmış, çini süslü, bir de çatı vardı. O dönemde, 69.5 metreyi bulan iç bölümdeki süslemeler ise, yukarıda söz ettiğim gibi olağanüstüydü.

Günümüzde geriye kalanlara gelince, yapıda kullanılan çıplak pantelis mermerleri ve onu mimari bir güzellik haline getiren çizgiler ve biçimdir. Sütunlar ve iç tapınak kalıntıları  arasında yürümek mümkün değil, giriş yasaktır. Çünkü antik dönemde tanrı heykellerinin bulunduğu en içteki kutsal mekana, sadece yüksek düzeydeki rahipler girebiliyorlardı ve aynı uygulama günümüzde de sürdürülüyor. Bu yüzden iç mekanlara girmeye izin verilmiyor.

 

Yunanistan Atina Akropolis Parthenon

Ziyaretçiler bugün, 70 x 30 metre boyutlarında, sütunlarla çevrili dış mekanda gezebiliyorlar. Tapınak yapısında yerinde bulunmayan ve günümüze kalabilen kalıntılar ise, hemen aşağıdaki Akropolis Müzesinde sergileniyor. (Lord Elgin tarafından çalınanlar hariç)

Yunanistan Atina Akropolis Erekhtheion
2017.07.28.Atina.Akropol.30.Erechtheion.5a
Yunanistan Atina Akropolis erekhtheion

EREKHTHEİON

Perikles’in yapım programında, dört büyük yapının sonuncusu, en sıra dışı olanıdır.

Erekhtheinon: Akropolis’in kuzey kenarında, MÖ 421-405 arasında inşa edilmiş İon tarzı tapınaktır. Bu isim: Atina’nın efsanevi krallarından Erekhteus’un şerefine verilmiştir.

Bu kral hakkında Homeros’un “İlyada” destanında söz edilmektedir. Bu kral, tanrı Poseidon ile yakın ilişkisi olan, ünlü Atina kralıdır. Yarı insan yarı tanrı olduğuna inanılan bu kralın Erektheion tapınağının altında gömülü bulunduğuna inanılır veya tapınağın kendisi de “Erekhteus’un Evi” olarak bilinen Mykene sarayının üzerinde duruyor olabilir.

Evet yukarıda da söz ettiğim gibi, tapınak Perikles tarafından görevlendirilen, mimar Mnesicles tarafından yapılmıştır.

Yunanistan Atina Akropolis ErekhtheionErekhteus’un eksantrik tasarımı, çok çeşitli kültlere ev sahipliği yapması ve düzensiz bir zemin üzerine inşa edilmiş olmasından kaynaklanır. Bu kültler içinde, öne çıkan Athena Polias, yani Atina kentinin koruyucusu olarak Athena’dır. Burası, tanrıçanın en eski ve saygın kültüydü.

Ama sözünü ettiğim gibi, tapınak aslında üç değişik tanrıya ibadetin yapıldığı ve değişik mimari stillerin uygulandığı bir yer olarak öne çıkıyordu. Bu tapınakta: Athena ve Poseidon’a tek çatı altında tapınılmıştı.

Panathenaia tören geçidinde, Akropolis’e taşınan ve Parthenon’nun frizinde resmedilen peplos, bu Athena’ya sunulurdu.

Parthenon gibi Erekhtheion da şık kireçtaşı temeller üzerine Penttelikos mermerlerinden inşa edilmişti. Ama bazı ayrıntılar Eleusis’ten gelen koyu kireçtaşından işlenişti. Sütun başlıklarıyla kötü durumda günümüze gelmiş bir friz de dahil olmak üzere, diğer mimari süslemeler ustaca yontulmuştu.

Erekhtheion’un kat planı: doğu-batı ekseninde duran bir ana bina ile biri kuzeyde 6 İon sütunla, daha küçük olan diğeri güneyde 6 ünlü karyatid sütunun bulunduğu yerdedir. Ayrıca, buna bitişik iki sundurma vardır.

Doğu cephesi gelenekseldir. Ancak batıda farklı zemin düzeyleri, kuzey sundurmanın stilobatının ana binanın zemininden ve karyatidli sundurmadan çok daha alçakta olduğu görülebilir.

Tapınağın iç düzeni tartışmalıdır. Çünkü yüzyıllar boyunca yeniden yapılan düzenlemeler antik odaların izlerinin çoğunu silmiştir. Her zaman yanan, altında bir yağ kandili bulunan Athena Polios mabedi, bunun üzerinde bir baca ve çatı ile donatılmış, tunçtan bir palmiye ve Pers savaşlarından bazı ganimetler, ana binada duruyordu.

Yunanistan Atina Akropolis Caryatids Varendasi Heykelleri

Caryatids Varendası Heykelleri 

Bu tapınağın en göze batan bölümü: kuzey bölümünde, sundurmanın bulunduğu yerdeki, sütun görevi gören, bol dökümlü, altı kadın figürüdür. Sundurmanın çatısını, bir sütun gibi destekleyen bu heykeller, zarif kadınsı görünüm vermektedirler.

Bunlar: Peleponnesos şehrinden gelen ve tanrıça için dans eden bakirelerdir. Bu heykeller: ilk yapıldığında, 11 adet olarak bilinmektedir.

Ancak, günümüzde, sadece 4 tanesi Akropolis Müzesinde koruma altına alınarak sergilenmektedir. 1 tanesi, Londra-British Museum da bulunan heykellerin, kalan 6 tanesi kayıptır. Burada tapınak üzerinde görülenler ise kopya heykellerdir.

Yunanistan Atina Akropolis British Museum’da bulunan kalıntılar

Bu verandanın yanında, kuzeyde de geniş bir veranda var. Kuzey verandası, yüksek bir temel üzerine oturtulmuştur. Buradaki binaların çoğu, Romalılar döneminde yapılmıştır.

Tapınağın tavanında ve yerde: tanrı Poseidon’un üç çatallı mızrağıyla vurduğu yeri göstermek için bir delik görülüyor. Tapınmaya gelenler, bu yerdeki deliğe, yiyecek bırakıyorlarmış.

Yukarıda, sözünü ettiğim gibi, aynı çatı altında, üç tanrıya tapınılan bu tapınakta, Athena ve Poseidon yanında, Zeus’a tapınılıyormuş. Bu nedenle, yapının bir bölümü de, Zeus altarı olarak oluşturulmuş. Zeus altarının, Athena tarafından şehre verilen zeytin ağacının altında bulunduğuna inanılır. Roma döneminde, Zeus ve Poseidon mabetleri, feci bir yangın sonucu yanarak yok olmuş.

6’ncı yüzyıla gelindiğinde ise, Romalılar tarafından, tapınak kiliseye çevrilir ve Osmanlı döneminde ise, Atina Valisinin haremi olarak kullanılır.

Evet, gezimize devam ettiğimizde, bu kez, karşımıza: Roma ve Augustus Tapınağı ve bunların hemen sağında: Akropolis Tiyatrosu ve Müzesi geliyor.

2017.07.28.Atina.Akropol.70.Şehir görüntüsü.1b
Yunanistan Atina Akropolis Atina şehir manzarası
2017.07.28.Atina.Akropol.70.Şehir görüntüsü.2ba
Yunanistan Atina Akropolis Atina şehir manzarası
Evet, Akropolis tepesindeki gezimizin son durağı hemen uç kısımda ve üstünde Yunan bayrağı bulunan kuledir.

Buranın hikayesi var. Anlatılanlara göre: II. Dünya savaşında Naziler Atina’yı işgal ettiklerinde, buradaki Yunan bayrağının indirip yerine Alman bayrağı dikmek isterler.

Ancak bir Yunanlı, buna tahammül edemez ve burada asılı Yunan bayrağını kendisine sararak aşağıya atlar.

Gezi bittikten sonra: Atina şehrinin muhteşem manzarasını, Pire’ye ve hatta denize kadar uzanan manzarasını, dört yönden seyredebilirsiniz. Burası sadece antik kalıntıları ile değil, Atina şehrinin muhteşem manzarası ile de beğenilen bir yerdir.

Günümüzden binlerce yıl önce, burada yaşayan insanlarla aynı yere basmak, aynı havayı solumak, inanın gerçekten muhteşem bir duygu, ancak şunu da söylemeden geçemeyeceğim, ülkemizdeki başka Efes olmak üzere birçok antik kalıntı, en az buradakiler ve hatta daha fazla güzel ve önemlidir.

Buradaki önem ise: Yunanlıların burayı çok iyi pazarlamasıdır, inanın kalabalıktan adım atılmıyor.

2017.07.28.Atina.Akropol.7-3
Yunanistan Atina Akropolis Tiyatrosu ve Müzesi
2017.07.28.Atina.Akropol.7-6
Yunanistan Atina Akropolis Tiyatrosu ve Müzesi

AKROPOLİS TİYATROSU VE MÜZESİ

Akropolis’in güney yamacında, iki tiyatro hakimdir. Bunlardan bir tanesi, batıda “Herodes Atticus Odeonu’ dur.

En iyi durumda olan bu yapı, MS 161 yılında Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilmiştir. Seyirci kapasitesi 1000 kişidir ve sonradan onarılan bu yapı, günümüzde tiyatro festivallerinde kullanılmaktadır.

Yapının hemen altında “Akropolis Müzesi” var.

Doğudaki tiyatro daha önemlidir ve ismi “Dionysos Tiyatrosu” dur. Yapının kendisi MÖ 4’ncü yüzyıldan kalmadır ve çok defa elden geçirilmiş olmakla birlikte, Atina’nın tiyatro temsilleri geleneği, bu alanda başlamış ve MÖ 5’nci yüzyılda büyük bir gelişme göstermiştir.

Evet bu tiyatro şarap ve eğlence tanrısı Dionysos adına yapılmıştır. Buradaki ilk yapı, MÖ 325 yılında Roma İmparatoru Neron döneminde geliştirilmiş, büyük bir açık hava tiyatrosudur. Eğimli bir arazi üzerinde kurulmuştur ve seyirci kapasitesi 17.000 kişidir.

Evet, tiyatro Atina şehrinin altın çağında, komedi ve dramın doğduğu yerdir. Kentin siyasi ve sosyal kalbi, burada atıyormuş. Yapıdaki en önemli ayrıntı: önemli konuklar için ilk sıralarda bulunan tahtlardır. Bunlardan, aslan pençesi biçiminde ayakları bulunan taht, rahip Dionyios Eleyherios için ayrılmıştır.

Evet: tiyatro, tıpkı atletizm gibi, bir dini kutlama olarak gelişmiştir. Ama kutlamalar her zaman tanrı Dionysos’un şerefine düzenlenirdi.

Sahnelenen: dans, geçit, müzik ve ilahi performansların tümü de orkestra denilen, alçak düz bir zeminde sergilenirdi.

Seyirciler ise theatron adı verilen yüksek alanda otururdu. Orkestranın arkasındaki hafif materyalden arka plana, orijinal olarak çadır veya kulübe anlamına gelen “skene” adı verilirdi.

Tiyatro performanslarına Khoregos denilen varlıklı yurttaşlar destek olurlar ve gösteriler yarışma biçiminde sunulurdu. Kazananlar tripotlar alır ve geleneksel olarak Dionysos Tiyatrosu ve doğuya uzanan Tripotlar Sokağı boyunca ödüllerini sergilemek için anıtlar dikerlerdi.

Lysikrates Anıtı:

Bu “koreg” anıtlarından biridir. MÖ 335-334 yılları arasında yapılmış olup, büyük ölçüde sağlamdır.

Anıt, kare bir kaide üzerinde yükselen silindi bir yapıdır. Yapıda; korent başlıklı sütunlar, sütunları birleştirerek bir kolonad meydana getiren taştan pembe duvarlar, Dionysos’un denize atıldıklarında yunus balıklarına dönüşen korsanlarca kovalandığı bir İon tarzı friz ve tepesinde zafer tripodu için bir kaide ile süslenmiştir.

Korent başlıkları, küçülmüş volütler çevresine dizilmiş akantus yaprakları biçiminde yontulurdu. Biçimleri yuvarlak olduğundan, İon başlıklarına göre her yandan aynı görünmek gibi bir üstünlükleri vardı.

 

AKROPOLİS MÜZESİ:

Müzedeki en etkileyici eserler: Erechteum bakireleri heykelidir. Sütun yerine kullanılan bu heykellerden sadece, dört tanesi, Müzede sergileniyor.

Bunların dışında: tapınakları süsleyen dekoratif alınlık parçaları ve iç tapınakta bulunarak buraya getirilen, Athena adakları görülüyor. Bunların dışında, müzede görebilecekleriniz:

1.Nolu Oda: Bu odada: MÖ.6.yüzyıldan kalma, “bir boğayı parçalayan aslan” görülen, muhteşem bir alınlık var.

2.Nolu Oda: Burada: üç başlı iblis alınlığı ve “buzağı taşıyıcısı adındaki bir erkek heykeli”(bu heykelde; tapınaktaki ayine, kurban edilmek üzere bir buzağı taşıyan genç bir adam betimlenmiş) görülüyor.

6.Nolu Oda: MÖ.480 yılında yapılmış, Kritikos Çocuğu ve Sarışın Çocuk Heykelleri görülüyor.

8.Nolu Oda: Parthenon yapısını süsleyen İon frizlerinden alınma paneller var.

9.Nolu Oda: Karyatidlerin asılları burada sergileniyor.

Geziniz bittikten sonra: müzenin kafeteryasında, mutlaka oturup bir şeyler yemelisiniz. Çünkü, Atina şehrinin en ucuz yemek yenebilecek yerlerinden biridir. Yemekler, oldukça lezzetli.

Evet, Akropolis merkezindeki gezimiz burada bitiyor. Şimdi: Akropolis çevresinde gezimize başlıyoruz.

2017.07.28.Atina.Akropol.80.Yamaçlar.1da
Yunanistan Atina Akropolis Akropolis Çevresi

AKROPOLİS ÇEVRESİNDE GÖRÜLECEK YERLER

Akropolis platosunun bulundu tepenin eteklerinde ve çevre tepelerde, bir takım arkeolojik kalıntılar bulunuyor.

Dönüş yolunda: kutsal yolun bulunduğu, Propylaion yapısını geçip, aşağı doğru yürüyoruz ve hemen sağ bölümde, bir anıt  temelleri görüyoruz.

AGRİPPA ANITI

Anıt: ilk olarak, MÖ.178 yılında, Panathenaia Oyunlarındaki galibiyetin anısına dikilmiştir. İki tekerlekli bir savaş arabası şeklindedir. MÖ.39 yılından, MÖ.31 yılına kadar geçen dönemde ise, burada.  Marcus Antonius ve Cleopatra heykelleri bulunuyormuş. MÖ.27 yılında ise, Atinalılar, kendilerine cömert davranan Roma ordusu komutanı Marcus Agrippa’nın heykelini buraya dikmişler.

Burada, bu yüksek anıtın temelleri görülüyor.

Daha sonra karşımıza, büyük bir anfi tiyatro çıkıyor.

Yunanistan Atina Akropolis Herodes Atticus Tiyatrosu

HERODES ATTİCUS TİYATROSU

Burası, antik dönem Atina şehrinin son büyük projelerindendir. Roma stilinde yapılmıştır. Seyirci kapasitesi, 5000 kişidir. MS.161 yılında, tamamlanmıştır. Yapının yaptıranı ise: Herodes Atticus isimli, zengin bir Romalıdır.

Ancak: MS.3’ncü yüzyıl  sonlarında, yıkılarak yok edilmiştir.

1950 yılına gelindiğinde ise, pantelik mermerleri kullanılarak restore edilmiş ve günümüzde, Atina Festivalinde, gösterilerin yapıldığı bir merkez olarak kullanılmaktadır

Yapının, 3 katlı, taş bir cephe duvarı var. Çatı ise, ahşaptır.

EUMENES STOA

Herodes Atticus Odeion ve Dionysos Tiyatrosu arasında kalan bölümdedir. Roma döneminde: uzun sütunlu bir yürüyüş yolu, Herodes Atticus ve Dionysos tiyatrolarını birbirine bağlarmış. Burası: 1060 yılında yapılmış, ancak günümüzde kalıntılarının çok azı görülebilmektedir.

Dionysos Tiyatrosuna gelmeden önce, burada yine bir yapı var.

ASCLEPEİON

Burası, antik döneme ait bir şifa kaynağıdır.

Dini bölgeyi ziyarete gelen hacılar: Akclepeion’a akın ederlermiş. Burada  bir gece uyuduklarında, ertesi gün rahip tarafından, hastalıkları için çareler bildirilirmiş. Bu çareler: banyoları ve spor salonlarını sık ziyaretler şeklinde geliştirilirmiş.

Aschepeion literatüründe, “yılan” kutsal olarak kabul edilir ve bu yüzden, bir çok şifa literatüründe, yılan kullanılırmış. Zehirsiz yılanlar, yaralı ve hasta yurtlarında, serbest bırakılır ve serbestçe dolaşırlarmış.

Yunanistan Atina Akropolis Perikles Odeonu

PERİKLES ODEONU

Atina Odeonu olarak da bilinir. Dionysos  tiyatrosunun solundadır.

Bu yapı: ilk olarak, MÖ.435 yılında Perikles tarafından yaptırılmıştır.

Yapılış amacı: Panathenaea festivalinin, müzik yarışmalarının kötü hava koşullarında, burada yapılabilmesinin sağlanmasıdır.

BÖLGEDE GEZİLECEK DİĞER YERLER

FİLOPAPPOS ANITI

Akropolis platosunun güneybatısındadır. Burası: son Kommagene yöneticisinin mezarı olarak, 115 yılında yapılmıştır. Kommagene ismi, tarihe meraklı olanlar tarafından hemen hatırlanmış olmalı, bu krallık, günümüzde “Nemrut dağı” bölgesinde, antik  dönemde kurulmuş ve MÖ.62 yılından, MS.72 yılına kadar geçen 134 yıllık sürede bağımsız olarak yaşamıştır.

Filopappos: Atina şehrinde yaşadığı sıralarda, Kommagene hakimiyeti kalmamıştı ama, kendisi bu şehri çok benimsemiş ve cömert davranmış, bunun sonucunda Atinalılar, onun için bu etkileyici mezarı yapmışlardır. Anıtın dış yüzünde: Filopappos’u: iki tekerlekli savaş arabasını sürerken ve Senatodaki görevlerini yürütürken gösteren bir friz görülmektedir.

PNYKS TEPESİ

Akropolis bölgesinin kuzeydoğusundadır. Burası: Atina Meclisinin toplanma yeridir. Pnyks kelimesinin anlamı: “kalabalık veya sıkıca doldurulmuş yer” demektir. Çünkü, antik dönemde, buranın nüfusunun oldukça kalabalık olduğu söyleniyor.

Pnyks toplanma yeri: tepenin zirvesindedir. MÖ.6’ncı yüzyılın sonlarında: şehirde demokrasi kurulduğunda, tartışma odası, Agora’dan, buraya taşınmıştır. Yani, Yunan devlet adamlarının konuşmalarını yaptıkları kürsü, burada bulunmaktadır. Karar oylamaları için ise, 5000 vatandaşın katılacağı düzenlemeler yapılırdı.

AREOPAGOS

Akropolis bölgesinin kuzeyindedir. Areopagos tepesi:; Akropolis giriş gişesinin kuzey çaprazına düşer. Areopagas Konseyi: bu tepede toplanırdı. 51 yılında, Aziz Paulus, burada, konsey üyelerine “Tanrı” üzerine vaazlar içeren konuşmasını yapmıştır. Bu vaazın Yunancasının yazılı olduğu bronz bir plaka, zirveye çıkan basamakların hemen yanındadır. Zirveden, şehrin manzarası muhteşem.

Yunanistan Atina Şehirde mutlaka gezilmesi önerilen yerler

Yunanistan Atina Şehirde mutlaka gezilmesi önerilen yerler

AKROPOLİS VE AKROPOLİS MÜZESİ

Burası, antik Yunan dünyasının dini merkezidir. Burası hakkındaki ayrıntılı tanıtım ve gezi yazısını yine bu sitede bulabilirsiniz.

Yunanistan Atina Şehirde mutlaka gezilmesi önerilen yerler

DİONYSİOS TAPINAĞI

Thrassilou sokağındadır. Burası, antik Yunan dünyasının tiyatro merkezi ve tiyatro kültürünün ilk sergilendiği yer olarak önem kazanıyor. Giriş ücretli.

 

ZEUS OLYMPİAS TAPINAĞI

V.Olgas caddesindedir. Burası: antik Yunan tanrılarının kralı, babası için yapılmış, en büyük tapınak yapısıdır.

 

ROMA AGORASI

Pelepida Sokağındadır.  Roma imparatoru Augustus’un şehre bağışladığı anıtlar arasında Parthenon’un doğusuna yerleştirilen küçük dairesel bir tapınak olan ve İon düzeni kısa süre önce tadilat geçirmiş, Erekhtheion’dan kopya edilmiş Roma Tıpanğı ile eski yerleşik agoranın doğusuna inşa edilen revaklı, dikdörtgen biçimli Pazar Meydanı, Roma Agorasıydı. 

Burası, şehirde Roma egemenliğinin hüküm sürdüğü yıllarda, günlük hayatın merkezi olarak öne çıkmaktadır.

 

YUNAN AGORASI

MÖ 5’nci yüzyıl boyunca, kent merkezi Agora’daki yapım faaliyetleri, Akropolis’tekiler ile dönüşümlü olarak ilerledi. MÖ 479’dan yüzyıl ortalarına kadar Akropolis’in “Platai Yemini” yüzünden el değmeden durduğu bir dönemde, Agora’daki inşaat faaliyetleri yoğundu. Persler, Akropolis’in yanı sıra Agora’yı da tahrip etmişti, ama binaların çoğu seküler amaçlara hizmet ettiğinden, Yenini çiğnemeden tekrar inşa edilebilirlerdi. 

Evet daha geniş anlamıyla Agora, bir kentin merkezi Pazar yerini belirtir. Resmi olarak belirlenmiş kutsal, siyasal ve dini bölgelerin dışında, Atinalılar istedikleri her türlü hizmeti orada buluyorlardı. Bunlara ait kanıtlar, kazıların yanı sıra edebiyattan da gelir. 

Günümüzde Agora; Adrinou sokağındadır.

Şimdi bu bölümde, Agora’daki bazı antik dönem yapılarından söz edeceğim. 

Erken klasik dönem yapıları arasında, 1984’de Agora’nın kuzey ucunda keşfedilen “Boyalı Stoa” veya “Stoa Poikile” de vardır. Bu yapı, antik yazarlar tarafından övgüyle bahsedilen ahşap paneller üzerine, ünlü tablolar barındırıyordu. En ünlü sahnede, Atina’nın “Marathon” daki zaferi tasvir ediliyordu, ancak bunlardan hiçbiri günümüze ulaşmamıştır. 

Yine erken klasik dönemden kalma, yuvarlak bir yapı olan Thohos, 500’ler konseyi Boule’nin içinden, kentin gündelik işlerini 35 veya 46 günlüğüne yürütmek için seçilen 50 kişilik Prytany’nin karargahı, yemekhanesi ve yatakhanesi olarak hizmet veriyordu. 

Aynı dönemde, Persler karşısında MÖ 476’DA Eion’daki zaferin anısına, Kimon, üç büyük herma adadı. Bir herma, tepesinde tanrı Hermes’in sakallı portre halinde başı ve ortasında erkek cinsel organı bulunan, dikdörtgen biçimli sade bir sütundu. Kimon’un bu hareketinin getirdiği itibar ile hermanın popülerliği arttı ve o zamandan sonra iyi şans, başarı ve koruma getirmesi için ev ve tapınakların girişleriyle, kamuya açık kavşaklarda yaygın olarak dikilmeye başlandı. Agora’nın kuzeybatı girişi yakınlarında çok sayıda olduklarından, semte adını verdiler. “Hermalar”

Perikles dönemi başlarında, çevredeki pek çok zanaatkarın yücelttiği demirci ocağının tanrısı Hephaistos ve burada sanat ve zanaatkarların tanrıçası suretinde olan Athena’ya adanmış etkileyici bir tapınak üzerinde çalışmalar başladı.

Büyük ölçüde, Hıristiyan kilisesi olarak tekrar kullanılmış olması nedeniyle mükemmel durumda olan Hephaisteion, batıdaki Kolonos Agoraios tepesindeki konumundan bölgeye hala hakimdir.

Gerçekten de bu tapınak önden, Agora’dan görülmek üzere yerleştirilmişti.

Ön cephe üzerine bir odaklanma, Yunan tapınakları iççinde sıra dışıydı, ama Roma tapınaklarının tipik özelliklerinden olacaktı.

Yaklaşık MÖ 450’de başlanan ama yaklaşık MÖ 420’ye kadar tamanlanamayan Hephaisteion, daha önceki bir tapınağın yerine yapılmayıp yeni tasarlanmıştı.

Bu tapınağın cephesi ve planı, geleneksel şekilde Dor tarzıdır.

Çağdaşı Parthenon için de geçerli olduğu gibi, bu tapınağın heykelli süslemeleri de bol ve masraflıydı.

Agora’ya bakan doğu cephede, daha ağırlıklı olan doğu ve batı alınlıklarda, kötü durumdaki heykelleri doğu tarafta ve buna hemen bitişik kuzey ve güney yanlardaki dört noktada yer alan Herakles ve büyük Atinalı kahraman Theseus’un yaptıklarını anlatan 18 metop, savaş sahnelerinin bulunduğu iki friz, biri promaosun üzerinde ve kolonadın kapladığı bölge boyunca, tapınağın en köşelerine kadar kuzey ve güneye uzanır.

İki tanrının Alkamenes’in eseri olan tunç kült heykeli, günümüze ulaşmamıştır.

Kazılar, Hephaisteion’un peyzaj amaçlı bitkilendirme ile çevrili olduğunu göstermiştir.

Geniş terakota saksıların bulunduğu dikim çukurlarının keşfi, tapınağın uzun kuzey ve güney yanlarında iki sıra, batıda ise üç sıra çalılığın uzandığını gösterir.

Metinler, ağaç, bitki ve suyun kutsal mekanların önemli bir öğesi olduğunu açıkça belirtir.

 

DEVLET HAPİSHANESİ:

Agora’daki MÖ 5’nci yüzyıl yapıları arasında, güneybatı köşesinin ilerisinde duran değişik devlet hapishanesi binası da bulunur.

Sıra dışı planıyla, iki yanında ufak odalar bulunan merkezi bir koridor arkadaki bir avluya çıkar.

MÖ 339’da baldıran zehiri içerek kendini öldürmeye zorlanan filozof Sokrates, son günlerini bu hapishanede geçirmiştir.

 

GÜNEY STOA:

Agoranın güney yanındaki Güney Stoa I, idari ofisler ve memurların Yunan adetlerine uygun olarak uzanıp yemek yedikleri odalar barındırırdı.

Bu binada keşfedilen çok sayıda sikke, kentin ticari yaşamındaki rolünü gösterir.

Yakınlarda iyi bir tunç sikke kaynağı olan Darphane yer alırdı.

MÖ 4’ncü yüzyıldan itibaren, popüler olan tunç sikkeler, Agora kazılarında bulunan sikkelerden çoğunluğunu meydana getirir.

Bunlar altın ve gümüş sikkelerin aksine, sıradan alışverişlerde kullanılırdı.

KERAMEİKOS

Ermou sokağındadır. Burası, antik  dönemde şehir duvarlarının bulunduğu bir yer. Ayrıca, şehir duvarlarındaki kutsal kapı da burada bulunuyor. Daha sonraki dönemde ise, kentin ana mezarlığı burada yapılmış. Günümüzdeki seramik kelimesinin çıkış kaynağı, burası.

 

PİLAKA MAHALLESİ

Burası: Akropolis tepesinin hemen altında bir yer. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde, Atina şehri, yalnız buradaki yerleşimden ibaretmiş. Bu güzel mahalle, araç trafiğine kapalı. Küçük, dar ve sevimli sokaklarında, beyaz badanalı evlerin arasında keyifle gezebilirsiniz.

Yunanistan Atina Şehirde mutlaka gezilmesi önerilen yerler

MÜZELER

ULUSAL ARKEOLOJİ MÜZESİ

Patission sokağındadır. İşte, gerçek bir müze. Dünyanın en tanınmış, antik Yunan heykel sanatı eserlerine ait koleksiyonlar burada sergileniyor.

 

BİZANS MÜZESİ

Sofias caddesindedir. Burada: erken Hıristiyanlık ve Bizans dönemlerine ait, dinsel temalar ve eserlerden oluşan koleksiyonlar sergileniyor.

 

BENAKİ MÜZESİ

Koubaki sokağındadır. Bu müzede sergilenen eserler: Yunanistan ülkesinde, tarih öncesi  devirlerden, Osmanlı dönemine kadar olan tarihi kapsamaktadır.

 

KYKLAD SANATLAR MÜZESİ

Neoptou Douka sokağındadır. Bu müzede: Ege denizindeki araştırmalar sonucu bulunmuş olan ve MÖ.3000’li yıllardan kalan eserler sergileniyor. Bunların başında: mezar eşyalar var.

 

YUNAN HALK SANATLAR MÜZESİ

Kydathineon sokağındadır. Bu müzede sergilenenler: Yunan işlemeleri, seramik eserler ve ağaç işleri koleksiyonlarıdır.

Atina şehri genel özellikleri

Atina şehrinde gezilecek yerler.

Atina şehrinde gezilecek diğer yerler.

 

 

Yunanistan Atina

2017.07.28.c.Atina.Şehir içi.14
Yunanistan Atina

2017.07.28.c.Atina.1.Genel.6a
Yunanistan Atina

Bu yazıda: Atina şehir merkezinde, en güzel ve en yoğun gezilmesi gereken yerleri tanıtacağım. Yanınızda bir Atina şehir haritası bulunsun, yazdıklarımı harita üzerinden işaretleyin ve Atina şehrini gezmeye başlayın.

Şimdi gezeceğiniz bölge, Atina şehrinde, eski ve yeni şehir bölgelerini birbirinden ayıran, Ermou caddesinin hemen kuzeyi, yani antik Yunan Agorasının hemen kuzeyindeki bölgedir.

Burası: şehrin en canlı ve hareketli bölgesi olarak öne çıkıyor.

Bölgenin cadde ve sokaklarında: barlar, tavernalar, marketler ve hediyelik eşya satılan dükkanlar bulunuyor. Dükkan ve mağazalar, sattıkları giysileri, askılara takarak dükkan önünde sergiliyorlar, esnaf lokantaları, börekçiler, masalarını sokaklara yerleştiriyorlar.

Yani, bu bölgenin kalabalık olmasının en önemli nedeni bu mekanların bol olması. İnsanlar omuz omuza yürümek zorunda kalıyorlar. Zaten, bölgenin kafeleri de çok meşhur. Tüm bu özellikleri nedeniyle, bölgeyi, İzmir-Kemeraltı’na benzetmek te mümkün. Bölge, Atina şehrinin yükselen yeni bir yıldızı konumunda.

Pazar günleri ise, sokaklar dev bir bit pazarına dönüşüyor. Yani, ikinci el ürünlerin satıldığı, bizim tabirimiz ile, işportacılar yoğunlaşıyor. Bu satıcılardan, birçok ikinci el ürünü ve ıvır-zıvırı satın alabilirsiniz, ama benden size öneri, iyi ve sıkı pazarlık yapmayı sakın ihmal etmeyin.

Bölgenin bir başka özelliği de, burada insanların gece rahatlıkla sokağa çıkabiliyor olması. Atinalılar, Plaka bölgesini turistlere kaptırınca, özellikle hafta sonlarında ve tatil günlerinde, kendileri, bu semti tercih ediyorlar. Hatta diyorlar ki: “şehirdeki mekanları kepenkleri kapanırken, gece Monastiraki’de yeni başlar”.

Monastiraki bölgesi

Gezimize, Monastiraki Meydanından başlıyoruz. Bulunduğunuz yerden, herhangi bir şekilde, Monastiraki meydanına gelmelisiniz.

2017.07.28.c.Atina.Şehir içi.12
Yunanistan Atina Monastiraki Platia Meydanı

2017.07.27.c.Atina.1.Genel.3c
Yunanistan Atina Monastiraki Platia Meydanı

2017.07.27.c.Atina.1.Genel.3f
Yunanistan Atina Monastiraki Platia Meydanı

MONASTİRAKİ PLATİA MEYDANI

Akropolis yamaçlarının hemen dışındadır. Yani Akropolis gezisi yapanlar, ardından hemen buraya gelirler ve bu bölgeyi gezerler. Çok büyük bir meydan değil ama meydan çevresinde: dondurmacılar, dönerciler, restoranlar, seyyar satıcılar o kadar yoğun ki, muhteşem bir hareketlilik var.

Hemen yan tarafta, mavi hattın metro istasyonu bulunuyor. Bu metro istasyonu özellikle Pire’ye gitmek isteyenler tarafından kullanılıyor, buradan Pire’ye tramvay kalkıyor. Meydanın hemen arkasında “Temple of heaheastus” yani “Rüzgar saati” bulunuyor. Antik döneme ait bu yapı güzel, mutlaka yanına gidin görün. (Meydana 250-300 metre uzaklıktadır.)

Meydanın merkezinde ise: Pandanassa kilisesi görülüyor. Bu kilise: 17’nci yüzyılda kurulmuş. Yine, meydanın güneyinde, 1759 yılında yapılan bir cami var. Daha önce sözünü etmiştim, Atina şehrinde, sadece iki cami var. Diğer cami, Atina Agorasının bölgesinde, Fethiye camisi.

Ama, yine hatırlarsınız, her iki caminin de, ibadete kapalı bulunduğunu söylemiştim. Bu meydandaki cami, Osmanlı döneminde, şehrin valisi tarafından yaptırılmış ve günümüzde “Yunan Seramik Sanatları Müzesi” olarak kullanılıyor. Yani, cami işlevi yok, ama ben müze işlevini de göremedim, yani cami kapıları kapalıydı.

Evet, meydandaki gezimizden sonra, doğu yönü istikametinde, Ermou caddesi üzerinde yürümelisiniz. Burası şehrin en ünlü caddesidir. Zaten bütün Atinalıları burada görmek mümkündür.

Burada, bir kilise görülüyor.

2017.07.28.c.Atina.Şehir içi.16
Yunanistan Atina Kapnikarea Kilisesi

2017.07.28.c.Atina.Şehir içi.20a
Yunanistan Atina Kapnikarea Kilisesi

KAPNİKAREA KİLİSESİ

Bu kilise, 11’nci yüzyılda yapılmış bir Bizans kilisesidir. 1830 yılında, kilisenin yıkılmasına karar verilmiş, ancak Yunanistan’ın ilk kralının babası Bavyera Prensi Ludwig’in kişisel çabalarıyla yıkılmaktan kurtarılmıştır. 1950 yılında kilise restorasyona tabi tutulmuş.

Gezimize devam ediyoruz, Ermou caddesi üzerinde, geri dönüp, batı istikametinde yürüyoruz.

2017.07.28.c.Atina.Şehir içi.9
Yunanistan Atina Ermou Caddesi

2017.07.28.c.Atina.Şehir içi.10
Yunanistan Atina Ermou Caddesi

ERMOU CADDESİ

Bu cadde: Syntagma Meydanından sonra, yaklaşık 1 km. uzanıyor ve şehrin öne çıkan alışveriş merkezlerinin bulunduğu bir yer. Cadde üzerinde: Avrupa markalarının satıldığı, çok sayıda dükkan ve mağaza görebilirsiniz. Yani tam bir alışveriş cenneti denebilir. Mağazaların birçoğunda satıcılar Türkçe konuşmayı biliyorlar.

Cadde üzerinde, bir süre ilerledikten sonra, Kerameikos Arkeoloji Bölgesine ulaşıyorsunuz.

Yunanistan Atina Keramikos Arkeoloji Bölgesi

KERAMEİKOS ARKEOLOJİ BÖLGESİ

Burada, MÖ.478 yılında yapılmış, şehir surlarının bir kısmını görebilirsiniz. Bu surlar üzerinde, aynı zamanda, şehrin giriş kapısı da var. Bu kapı: “Kutsal Kapı” olarak biliniyor ve bu kapıdan, Akropolis bölgesine uzanan yol: “Kutsal Yol” olarak tanınıyor. Akropolis bölgesini anlatırken, hemen giriş bölümünde, dört yılda bir düzenlenen Panathenaia şenliklerinden ve bu şenliklerdeki şenlik alayından, alayın yürüyüşünden söz etmiştim.

İşte o şenlik alayı, yürüyüşüne, buradan başlıyor ve Akropolis’e kadar yürüyorlarmış. Bu nedenle, bu şenlik alayının malzemelerinin saklandığı ve şenlik alayına katılanların hazırlandıkları bir yapı: burada bulunuyor. Bu yapı: Pompeio binası.

Yunanistan Atina  Kerameikos

Buranın asıl öne çıkan özelliği ise: antik dönem ve takip eden tarihi süreçte, burada çalışan çömlekçiler. Şehir surlarının iç kısmında kalan bölgede, kil yatakları varmış ve bu yüzden, şehrin ün kazanan çömlekçileri, burada yerleşmişler ve muhteşem seramik sanatı ürünleri üretmişler.

Zaten, seramik kelimesi de, buranın isminden türemiştir. Antik dönemde, burada üretilen çömlekler, dünyanın birçok yerine dağılmış ve bu muhteşem sanat eserleri, günümüzde de, birçok müzenin en nadide eserleri olarak ziyaretçilere sunulmaktadır.

 

Kerameikos Mezarlığı ve Geometrik Tarz Çömlekler:

Yunanistan’ın ilk dönemlerinden kalan iki ünlü mezarlığın, ikincisi Atina’ya aittir ve uzun zamandır kazılmaktadır. Kentin kuzeybatı dış mahallelerindeki Dipylon Kapısının hemen dışındaki Kerameikos Mezarlığı;

Antik Yunanlılar ölülerin ritüel açısından kirli olduklarına inandıkları için, mezarlıklar her zaman buradaki gibi kent surlarının dışında bulunurdu. Atina şehrinin bu ana mezarlığı da, Geç Heladik dönemden başlayarak, Roma İmparatorluğu boyunca gömüler bulunmuştur.

Dipylon sektöründeki MÖ 8’nci yüzyılın sonlarına ait kremasyon mezarlar 1.75 metreye kadar ulaşan yükseklikteki dev, tüm döneme adını veren o kendine özgü geometrik desenlerle bezeli vazolarla diğerlerinden ayrılırdı. Ya amfora (dar ağızlı ve iki dikey saplı bir biçim) ya da geniş ağızlı çömlek formundaki bu kapların sıvı sunuların ve yağmurun altındaki toprağa sızmasını sağlayan delikli tabanları olurdu. Özenli, karmaşık süslemeler cenaze sahnelerinin tasvir edildiği daha geniş şeritleri kuşatan menderesler, baklavalar ve diğer motiflerle dolu sayısız yatay sıradan meydana gelir ve bütün bunlar Attika’nın doğal turuncu-kırmızımsı kili üzerine siyah sırla çizilirdi.

İnsanlar ve hayvanlar büyük ölçüde silüet olarak, bedenleri üçgen, silindir, daire ve çizgilerden meydana gelen karikatürize bir tarzda tasvir edilirdi. Figürlerin yerleşiminde öncelik; anlaşılırlıktı. Eğer atlar yan yana duruyorsa, ressam kaç tane olduğunun sayılabilmesini sağlıyordu. Her baş, bacak ve kuyruk ayrı boyanırdı. Ölenin bedeninin gömülüşünü gösteren sahnede tüm öğeler (ceset, sedye ve ayakları, kefen) tek tek ve diğer figürlerle kesişmeyecek şekilde çizilirdi.

Burada ilk akla gelen Mısır sanatıdır. Mısır’daki mezarlarda, çizimlerdeki kesinliğin belli bir amacı vardı. Biçimin bütünlüğünün bozulmaması, o nesnenin öteki dünyada da büyün halde kalmasını garantiliyordu. Ama 200 yıl sonra Yunan çömlek ressamları bu geleneği bozacaklardı.

 

Surların içinde

Kerameikos çömlekçileri var iken, surların  dışında ise, Atina şehrinin mezarlığı görülüyor. Yani, ölülerin sur içine gömülmesi yasak. Ama, yine de burada, yani sur içinde birkaç mezar görülebiliyor.

Bunlar, MÖ.12’nci yüzyıldan kalmadır. Yunan tarihinin öne çıkan karakterleri, bu mezarlıkta gömülmüşler ve bunların gömüt eşyaları, yani gömüldüklerinde yanlarına konulan eşyalar, günümüzde, bu bölgede bulunan küçük bir müzede sergileniyor. Kerameikos isimli bu küçük müze, surların dışında ziyaret edilebiliyor.

 

Evet, bu bölgeyi de gezdikten sonra, şimdi daha kuzeye çıkıyoruz.

Hedefimiz: Omania Meydanı. Pireos caddesini takip ederek veya Monastiraki bölgesi içindeki ara sokaklardan geçerek, Omonia meydanına ulaşmak mümkündür.

Yunanistan Atina Omonia Square

OMONİA SQUARE (MEYDANI)

Burası, hem şehrin en eski meydanıdır ve hem de Atina şehrinin modern bölümünün kalbidir. Kelime anlamı: barış. Meydan, her zaman kalabalık, çünkü, burada kaliteli kafeteryalar, restoranlar ve bir kısım şirketlerin işyerleri bulunuyor. Ayrıca, satış marketleri, gıda marketleri, oteller ve Omonia metro istasyonu bulunuyor. Atina şehrinde, sporda herhangi bir başarı kazanıldığında, insanlar kutlamalar için bu meydanda toplanıyorlar.

Yunanistan Atina Omonia Square

Ancak, gece saatlerinde, bu meydanda aval aval çevrenize bakarak durur veya dolaşırsanız, hemen yanınıza bir kısım tipler gelebilir. Çünkü, bu meydan geceleri, şehrin uyuşturucu ve kadın ticaretinin yaygın olarak yapıldığı bir yer olarak öne çıkıyor.

Yani, uyuşturucu ve uyuşturucu kullananların bol olduğu bir yer. Ama, bu durumu pek umursayan yok, çünkü meydanın hemen ilerisinde polisler duruyor. Polislerin bu duruma karışmadıkları görülüyor. Yani, sonuç olarak, akşam saatleri geldiğinde, Omania meydanında bulunmamanızı öneriyorum.

Omania meydanından, kuzeye doğru çıkarsanız (28 Th Octovrıou (Patıssıon) caddesinden), yaklaşık 15 dakikalık bir yürüyüş sonunda, tarih severler için muhteşem bir müze karşınıza çıkıyor. Müzenin önünde: Polytechnıc School of Athens Okulu bulunuyor.

Yunanistan Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi-National Archeologıcal Museum

ULUSAL ARKEOLOJİ MÜZESİ-NATİONAL ARCHEOLOGICAL MUSEUM

Müze, ilk olarak, 1829 yılında kurulmuş ve 1953-1960 yılları arasında genişletilmiştir. Müzeye giriş ücretli ve resim çekmek yasak.

Müzede, ülkenin birçok farklı bölgelerinden getirilmiş, Yunan eserlerinin bulunduğu zengin koleksiyonlar sergileniyor. Bu eserler: antik Yunan dünyasının yaşam tarzını, günümüze taşımaktadır. Bu bayağı büyük müzeyi gezmek için mutlaka zaman ayırın, hatta, bence 3-4 saatlik bir zaman ayırmanız gerekebilir.

Yunanistan Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi

3,4,5,6 Nolu Odalar

Burası; tarih öncesi dönem eserlerinin sergilendiği bir yer. Bu koleksiyonda: özellikle “Altın Agemennon Maskesi” ni mutlaka görmelisiniz. Maskeyi, tarihle ilgisi olanlar bilirler, ünlü hırsız arkeolog Alman Heinrich Schliemann bulmuş. Ama, çalamamış ve Yunan kültürü olarak bugün bulunduğu ülkede sergileniyor. Halbuki, bizim Truva bölgesinde bulduklarını, rivayet odur ki, karısının şalvarı içine saklayarak çalmış ve Anadolu toprakları dışına çıkarmış. Evet, bu maskeyi bulun yine o.

Yunanistan Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi

Bu odalarda

Ayrıca: Mykenai bölgesinde bulunan “hazine” de muhteşem. Miken Sanat Bölümü olarak isimlendirilen yerde: Miken uygarlığının: altın, bronz, taş ve seramik kapları var. Ayrıca: fildişi, cam ve fayans mühürler ve yüzükler. İki altın kupadaki, boğa yakalama sahnesini mutlaka görmelisiniz. Ama tüm bunlardan daha da önemlisi, biraz önce sözünü ettiğim, Miken Liderlerin yüzlerini kaplayan altın mezar maskeleri var.

Bunların arasında, en ünlüsü, elbette “Agamennon Maskesi” Bu maske: yaklaşık 1200 yıl süresince, kral Agamennon’un cesedi üzerinde yüzünü kapatmış. 1876 yılında bulunan mask, MÖ.1550-1500 yılları arasında yaşadığı bilinen, kral Agamennon’a ait. Maske: altın yapraklar ile kaplı. O dönemde, erkek savaşçılar, kendi silah varlıkları ile gömülüyorlarmış.

Yunanistan Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi

Bir de, MÖ.3. binli yıllardan kalma, bir “Kyklad” figürleri koleksiyonu bulunuyor. Kiklad Sanat Bölümü olarak isimlendirilen yerde: Ege adaları Delos ve Keros’tan getirilen ünlü mermer heykelcikler var. Ayrıca: MÖ.3000’li yıllardan kalma, bronz kaplar var.

Bu odalarda bulunan diğer kalıntılar: Mezar objeleri olarak kullanılan kadın formları ve genellikle pek rastlanmayan bir erkek figürü “Arp çalan erkek” görülüyor.

Yunanistan Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi

7 : 35 Nolu Odalar

Bu odalarda, genellikle heykeller var. Yani, büyük bir antik dönem heykel koleksiyonu bulunuyor. Heykeller: heykel sanatının kronolojik gelişimini gösterecek şekilde sergileniyorlar. Önce: MÖ.7 ve 5’nci yüzyıllara kadar uzanan döneme ait erkek ve kadın figürleri, daha sonra ise klasik dönem, Helenistik dönem ve takip eden Roma ve Mısır dönemi eserleri sergileniyor. Heykellerde, yaygın olarak Yunan tanrıları işlenmiş. Ayrıca, Roma imparatoru Augustus’un bronz heykeli var.

15.Nolu Oda

Buranın başlıca eseri: Poseidon heykeli. Bu heykel: MÖ.460 yılında yapılmış ve günümüze ulaşmış. Bu heykelde: Poseidon: 3 çatallı mızrağı elinde görülüyor. Burada: ayrıca: denizden çıkarılan “Artemision Jokeyi” heykeli var. Heykelde görülen jokey: bir atı sürüyor. At: ön ayaklarını bir engelin üstünden atlarcasına havaya kaldırmış görülüyor.

36:39 Nolu Odalar

Burada, tanrıların babası Zeus’un: efsanevi doğum yeri olan Girit adasındaki İdaean Mağarasında bulunan adak eşyaları ve bronz koleksiyonu sergileniyor.

40:41 Nolu Odalar

Burada, Mısırdan gelme eserler, firavunlar dönemine ait eserler sergileniyor. Mısır Sanat Bölümü olarak isimlendirilen burada: müze envanterinde bulunan yaklaşık 6000 eserden, sadece 1100 tanesi sergileniyor.

Ziyarete açık bölümde: nadir heykeller, araçlar, mücevherler, mumyalar, bronz bir prenses heykeli, bozulmamış kuş yumurtaları, üzerinden bir ısırık alınmış 3000 yıllık bir ekmek, MÖ.670 yılı civarından kalma hiyeroglifler, İskenderiye’nin güneyinde, 1880 yılında bulunan, 70 cm. yüksekliğindeki, cüppe giyen bir heykel.

Müzede, görmenizi önereceğim diğer objeler

Yunanistan Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi Maraton Boy  Heykeli

Maraton Boy Heykeli

Bronz bir heykel. 1925 yılında, bulunmuştur. MÖ.325-300 yılları arasında yapıldığı sanılıyor. Bir kolunun yukarıda olması ve sağlanan merkezi  denge öne çıkıyor. Ayrıca, kas yapısı da çok ayrıntılı.

Knidos Aphrodite

Antik dönem Yunan heykeltıraşı Praksiteles’in en önemli eserlerindendir. Heykel: çıplak kadın formu heykellerinin en güzelidir. Çıplak tasvir edilen bu heykel, Praksiteles in en ünlü eserlerinden biridir. Ancak, bu heykel bir kopya. Aslı kayıp.

Yunanistan Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi Artemesion Heykeli

Artemesion Heykeli

Tunç bir heykel. Artemision deniz tanrısı olarak bilinir. Heykel, 1926 yılında bulunmuştur. Bu yıl kazılan bir batıkta, MÖ.2.yüzyıla ait bir batıkta, bir dalgıç tarafından bulunmuştur. Heykelde: boş göz çukurlarına gümüş ile, kemik gibi kaşlar ve bakır ile,  dudak ve meme ilave edilmiştir.

Müzenin ikinci katı

Bu bölümde: çanak-çömlek ve bronz kaplar, duvar resimleri sergileniyor.

Evet, müze gezimiz bittikten sonra: şimdiki hedefimiz, Sintıgma meydanı. Ononia’dan yani müzeden çıktıktan sonra, Sintigma meydanına gidilen, birbirine paralel, 3 yol bulunuyor. Ama, bu yollardan; özellikle Stadiou caddesini seçmenizi öneririm. Çünkü, bu cadde üzerinde: pek çok büyük mağaza, lüks dükkan ve diğer çeşitli eşyaların satıldığı yerler bulunuyor.

Evet, Omonia meydanından, güneye, Stadiou caddesi üzerinden yürüyerek, ilerliyoruz. Bir süre sonra solunuzda, Klavthmonos Meydanı geliyor.

2017.07.28.c.Atina.Şehir içi.11
Yunanistan Atina Klavthmonos Meydanı

KLAVTHMONOS MEYDANI

Burada, 19’ncu yüzyıldan kalma kral Otto sarayı içine kurulan, Atina Şehir Müzesini (Museum of The City of Athens) görebilirsiniz. Meydanda Panepistimio Station metro istasyonu bulunuyor.

Bu meydanın hemen karşısında: Korai bölgesinden, hemen yandaki paralel caddeye, yani Panepistimou caddesine geçin. Burada: Atina şehrinin kültürel kalbine ulaşabilirsiniz. Buradaki yapılar: Ulusal Kitaplık, Atina Üniversitesi ve Yunan Akademisi. Üç bina da yan yana duruyor.

YUNAN AKADEMİSİ-ACADEMY OF ATHENS

Bu üç bina arasında yapım olarak en etkileyici olanıdır. 1859 yılında yapılmıştır. Mimarı Theophil von Hassen. Akademi binasının hemen girişinde: Platon ve Sokrates’in oturan figürleri görülüyor.

Evet bu üç yapıyı da gördükten sonra: güneye doğru, yani Sintagma meydanına doğru yürüyoruz. Ama, Panepstimou caddesi üzerindeyiz. Yolun ilerisinde, solumuzda bir müze var.

Yunanistan Atina Nümizmatik Müzesi-Nümismatik Museum

NÜMİZMATİK MÜZESİ-NÜMİSMATİK MUSEUM

Burası, Truva’nın ünlü hırsızı, Hendrich Schlieman tarafından kullanılan bir ev. Malüm: Schhieman, Truva hazinelerini çaldıktan sonra, Yunanlı karısının memleketine yani Atina’ya gelir ve bir süre burada kalır. Hatta, Truva hazinelerini önceleri Yunanlılara satmak ister, ancak Yunanlılar, bu hırsızın hırsızlık mallarını satın almaya yanaşmazlar.

Evet, bu ev günümüzde, Antik çağlardan, modern çağlara kadar uzanan döneme ait, yaklaşık 700.000 parçalık bir sikke koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Giriş ücretli, bence gereksiz. Bu müzenin hemen karşısında: Ulusal Tarih Müzesi (National History Museum) bulunuyor.

2017.07.27.c.Atina.1.Genel.3h
Yunanistan Atina Syntagma Meydanı

SYNTAGMA MEYDANI

Başkentin merkezindeki en büyük meydandır.

Kelime anlamı: Anayasa meydanı. Meydanda,  çeşitli binalar var. Pek çok yol, bu meydanda birleştiğinden, sürekli bir hareketlilik ve yoğun bir trafik görülüyor. Ayrıca, Syntagma metro istasyonu, hemen meydanın köşesinde. Ayrıca, şehrin önde gelen otelleri de, bu meydanda bulunuyor.

Hatta şehrin en pahalı ve yabancı devlet başkanlarının Atina şehrine geldiklerinde konakladıkları oteller bu meydandadır. Meydanın tam merkezinde bir park var ve parkın hemen yanında küçük bir havuz bulunuyor.

Park, ağaçların gölgesinde banklara oturup dinlenebileceğiniz bir yerdir. Ayrıca yine bu meydanda, şehrin sanki bir buluşma noktası gibi kullanılan “Mc Donalt Restoranı” bulunuyor. Buranın masalarına oturup, gelip geçen kalabalığı izleyebilirsiniz.

Meydanın arkasında yani Mc Donalts restoranın sağ yanından içeri girdiğinizde ise, bu mağazalar ve dükkanlarla dolu ve kalabalık cadde yani Ermou caddesi sizi geziye ilk başladığımız Monastıraki meydanına götürür.

Ermou caddesinin bu bölümünü de gezin, çok hareketlidir. Son bir not, bu meydanın en büyük özelliklerinden birisi de Parlamento binasının burada olması nedeniyle, halkın protesto gösterilerinin burada yapılıyor olmasıdır.

Meydanda en göze çarpan yapı: Yunan Parlamento Binası (Eski Kraliyet Sarayı) .

2017.07.28.c.Atina.Meçhul asker anıtı.0j
Yunanistan Atina Parlamento Binası-Eski Kraliyet Sarayı

PARLAMENTO BİNASI (ESKİ KRALİYET SARAYI)

Bu bina: 1842 yılında, bağımsızlığın ardından, kraliyet sarayı olarak yaptırılmıştır. Özellikle: ön cephesinin görkemli görünüşü gayet güzel. Yapının girişi: meydana bakan bölümde, pentelik mermerlerinden yapılmış, sütunlu bir giriş bölümü var.

Binanın önündeki istinat duvarında ise, savaşlarda hayatını kaybeden tüm Yunanlılar adına yapılmış olan “Meçhul Asker Anıtı” görülüyor. Anıt: modern bir kabartma ile dekore edilmiş, mermer üzerine yapılmış.

2017.07.28.c.Atina.Meçhul asker anıtı.0b
Yunanistan Atina Meçhul Asker Anıtı

2017.07.28.c.Atina.Meçhul asker anıtı.0c
Yunanistan Atina Meçhul Asker Anıtı

2017.07.28.c.Atina.Meçhul asker anıtı.0e
Yunanistan Atina Meçhul Asker Anıtı

MEÇHUL ASKER ANITI

Meçhul asker anıtının önünde; ponponlu çorapları ve fırfırlı etekleri olan Yunan askerlerinin nöbet tuttuğunu görebilirsiniz. Değişik bir tür kıyafet içindeki bu askerlere “Evzoneler” deniliyor.

Ellerinde tüfekler ile, simetrik bir şekilde yürüyerek, sanki gösteri yapıyorlar. Turistler yanlarından geçerken, onları güldürmeye çalışsalar da, vakur bakışlarını koruyorlar. Bunların nöbet değişim törenleri de ilgi çekici.

Bu askerlerin hepsi birbirine benzesin diye, aynı bölgeden, aynı boyda ve esmer olanlar seçiliyormuş. Çünkü askerlerin hepsi, birbirine çok benziyor. (Nöbet değişim törenini izlemek isterseniz, saat başını takip etmeniz gerekiyor.) Bu nöbetçi askerler hiç kıpırdamadan durdukları için, bir başka asker ara sıra elindeki mendille bunların terlerini siliyor.

Yunanistan Atina National Garden-Ulusal Bahçe

ULUSAL BAHÇE-NATIONAL GARDEN

Parlamento binasının hemen arkasında ise, kral Ottonun eşi, Kraliçe Amalia tarafından tasarlanan “Ulusal Bahçe” görülüyor. Atinalılar, bunaldıklarında, şehrin ortasındaki bu milli parkı ziyaret ediyorlar. Çocuklu aileler, parktaki ördekli havuzda ve çiftlik hayvanlarının bulunduğu minik hayvanat bahçesinde geziniyorlar.

Bahçenin güneyinde ise, 1878 yılında Ulusal Sergi Salonu olarak tasarlanmış, “Zappion Sergi Salonu” bulunuyor. Burası, günümüzde, konferans salonu olarak kullanılıyor.

Gezimize devam ediyoruz. Şimdi: Sintigma Meydanından güneye doğru ilerleyen Amalias caddesinde yürüyorsunuz ve yaklaşık 5-6 dakika sonra, Vasilissis Olgas caddesiyle kesişen yerde, bir antik kalıntı karşınıza çıkıyor.

Yunanistan Atina Hadrian’s Arch

HADRİAN’S ARCH

Hadrianus, Atina’yı 133’de ziyaret etmiş ve ziyaretinin şerefine anıtsal bir kapı inşa edilmiştir. Hadrianus, tarih sayfalarına, gezgin imparator olarak geçmiştir. Anadolu’nun birçok yerinde, bu imparator adına yapılmış eserler görmek mümkündür.

Bu kapı Romalı ve Yunan biçimlerini bünyesinde birleştirir.

Alt kısmı bir Roma kemeri, ama üst katı Yunan sütun ve kiriş tarzındadır.

Yerleşik eski Yunan kentiyle, Romalılar tarafından kent surlarına ek yapılmış bir bölgede geliştirilen, yeni kesim arasındaki sınırı çizer.

Bu işlev, alt frizlerine kazınmış yazıtlarda da belirtilmiştir. “Burası Atina, Theseus’un antik kenti” (batıda-Akropolis bölgesine bakan yüzünde) ve “Bu Theesus’un değil Hadrianus’un kenti.” (doğuda)

 

Kapının hemen doğusunda ise, yine bir tapınak var.

Yunanistan Atina Zeus Olympias Tapınağı-Temle of Olympıan Zeus

ZEUS OLYMPİAS TAPINAĞI-TEMPLE OF OLYMPIAN ZEUS

Roma imparatoru Hadrianus’un şehirdeki diğer imar projeleri arasında, daha önce yapılmış Roma Agorasının yanına inşa edilen kütüphane ve MÖ 6’ncı yüzyıl sonlarında başlanan ve MÖ 175-164’te çok yol kat etmesine rağmen bitirilememiş, dev Zeus Tapınağı Olympieion’un bitirilmesi de vardır. Yani, bu tapınağın yapımı, yaklaşık 700 yıl sürmüş.

En azından Olympieion, Hadrianus’un kemerinin hemen doğusunda, yani Hadrianus’un kenti içinde kalıyordu.

Evet, burası, Yunan toprakları üzerindeki en büyük tapınaktır. Tapınak, Yunan tanrılarının babası Zeus adına adanmıştır. Zeus’un isminin büyüklüğüne izafeten, tapınak gayet büyük boyutlarda yapılmıştır.

Tapınak yapısının uzunluğunun 250 metre ve genişliğinin 130 metre ve yüksekliği 17 metredir.

Altın ve fildişinden yapılmış bir Zeus heykeli bulunan iç tapınak çevresinde, 108 tane sütun bulunduğu söyleniyor. Bu sütunların başları, muhteşem güzel.

Tapınak ilk yapıldığında, yani antik dönemde İlissos ırmağının kıyısında iken bu ırmak günümüzde, kent sokaklarının arasında kalarak kaybolmuştur.

Günümüzde, burada sadece, dev sütunlar görülüyor. Sütunlardan bir tanesi devrilmiş. Başkaca bir kalıntı yok. Ancak, tapınak bölümünde, arkada görülen Akropol manzarası ile birleşen görüntü, bu şehrin, bir zamanlar ne kadar görkemli olduğunu kanıtlıyor. Tapınak çevresinde, eskiden hamamlar varmış, ama daha gün ışığına çıkarılamamış.

Bölgede, dikkati çeken bir diğer yapı, bir stadyumdur. Hemen tapınağın arka tarafında, 4-5 dakikalık yürüyüş mesafesindedir.

2017.07.27.c.Atina.2.Stadyum.1a
Yunanistan Atina Panathenaiko Olimpik Stadyumu-Kallımarmaro

2017.07.27.c.Atina.2.Stadyum.1d
Yunanistan Atina Panathenaiko Olimpik Stadyumu-Kallımarmaro

PANATHENAİKO OLİMPİK STADYUMU-KALLIMARMARO

Vasılıssıs Olgas caddesini takiben yürüdüğünüzde, Vasileos Konstantınou caddesiyle kesişim yerindedir. Stadyum ilk olarak: MÖ.330 yılında, Panathenaia oyunları için yapılmıştır. Daha sonra ise, Herodes Atticus tarafından, MS.140 yılında yeniden inşa ettirilmiştir. Herodes Atticus, karısı Regilla’nın anısına, Akropolis’in güneybatı yamacına inşa edilen büyük odeion’u bağışlamıştı.

1896 yılına gelindiğinde ise, bu kez George Averoff tarafından, burada düzenlenen ilk modern olimpiyatların anısına, stadyum yıkılarak yeniden yapılmıştır. Stadyum: 2004 yılındaki Atina Olimpiyat Oyunlarında, yine, Olimpiyatlara ev sahipliği yapmıştır. Ancak, asıl olimpiyat oyunları, kentin daha kuzeyindeki bir bölgede bulunan spor kompleksinde düzenlenmiştir.

Evet, bu bölgedeki gezimiz bitiyor.

Bu bölgeden sonra: önereceğim şu olabilir. Doğruca Sintigma meydanına (Parlamento binasının bulunduğu meydan) geri dönün. Bu meydanda, doğuya doğru ilerleyen “Vasılıssıs Sofias Ave” caddesinde yürüyerek ilerlemeye başlayın. Bu cadde, şehrin önemli müzelerinin topluca bulunduğu bir yer.

Cadde üzerinde yürürken 5-6 dakika sonra, solunuzda bir müze var.

BENAKİ MÜZESİ

Andonis Benaki tarafından sahip olunan bir koleksiyon, 1954 yılında devlete bağışlanmış olup, bu müzede sergilenmektedir.

Benaki: Mısır’da yaşayan, Yunan kökenli biri. Bu nedenle, bu müzede sergilenen eserlerin çoğu da Mısır kökenli.

MÖ.7000’li yıllara kadar uzanan bir eser koleksiyonu sergileniyor. Helenistik ve Roma dönemine ait anforalar, takılar, gündelik eşya koleksiyonları göz kamaştırıcı. Ayrıca: Hıristiyanlık dönemine ait ve Anadolu’dan getirilen ikonalar, haritalar ve geleneksel eşyalar da sergileniyor.

Modern Yunanistan bölümünde ise: El Greco isimli sanatçının tabloları var. Ayrıca: Yunanlıların, Anadolu macerasına ışık tutan belgeler ve son olarak “İsmet İnönü” tarafından, Venizelos’a hediye edilen “tavla” görülüyor.

Müze binasında, hediyelik eşya reyonu ve bir de kafeterya var. Güzel bir müze, görmenizi öneririm.

Hemen yanında bir müze daha var.

GOULANDRİS MÜZESİ-MUSEUM OF CYCLADICART

Burası, Ege denizinde, Kyklad adalarında bulunmuş eserler sergilenen bir müze. Ama bu eserler, MÖ.2000-3000 yılları arasından kalma. Çoğu kadınlara ait mermer figürler, daha çok o dönem insanının toprak ana dinine taptığının en büyük işareti olarak öne çıkıyor. Ayrıca, müzede, güzel bir bronz kap koleksiyonu var. Bu koleksiyon ile birlikte Helenistik ve Roma dönemlerine ait, yaklaşık 400 parçalık, obje de bulunuyor.

Caddenin karşısında yine bir müze görülüyor.

Yunanistan Atina Savaş Müzesi-War Museum

SAVAŞ MÜZESİ-WAR MUSEUM

Müze bahçesinde, II. Dünya Savaşı, tankları ve uçakları bulunuyor. Bina içindeki galerilerde ise, tarihi üniformalar, zırhlar ve silahlar sergileniyor. Müzenin üst katında ise, bazı savaşlara ait taktikler ve savaş planları sergileniyor.

Caddenin aynı hizasında, 3-4 dakika yürüyüşle bir müze daha görülüyor.

Yunanistan Atina Ulusal Sanat Müzesi-National Gallery

ULUSAL SANAT MÜZESİ-NATİONAL GALLERY

Evangelismos metro istasyonunun hemen arkasındadır. Müzede sergilenen kalıcı koleksiyonun büyük kısmı, 19 ve 20 nci yüzyıl: Yunan ve Bizans eserlerine aittir. Fakat: El Greco, Picasso ve Delecroix gibi sanatçılara ait birkaç eserde sergileniyor.

Bu müzeyi de gezdikten sonra, caddenin hemen karşısında Evangelismos Hospital yani bir hastane görülüyor. Bu hastanenin yanından, Alopekıs sokağını takip ederek sol tarafa doğru yürüdüğünüzde, yine Atina şehrinin önemli meydanlarından biri olan Kolonaki meydanına ulaşıyoruz.

Bugünkü gezimizin son durağı: Kolonaki Meydanı.

Yunanistan Atina Kolonaki Meydanı

KOLONAKİ MEYDANI

Burası, Likavittos dağının güney eteklerindedir. Atina şehir merkezinin en revaçta olan bölgesidir. Buraya yürürken biraz yani hafifçe yukarı doğru yürümek gerekiyor.

Burada: şık butikler, apartmanlar, lüks evler, güzel restoranlar ve tasarımcı mağazaları var. Atina şehrinin, dışarıda yemek yenebilecek en güzel restoranları, bu meydan ve çevresindeki ara sokaklarda bulunuyor. Güzel giyimli Atinalıları, burada sıkça görmek mümkündür.

Ayrıca, geleneksel Yunan tavernalarının en güzel örnekleri de, yine bu civarda. Özellikle, geceleri ışıklandırılan şık restoranlar, butikler, barlar ve geniş sanat galerileri ve müzeler, buranın güzellikleri olarak öne çıkıyor.

Evet, bu günkü uzun ve yorucu gezimiz, burada bitiyor, meydandaki bir restoranda veya tavernada zaman geçirebilir ve sonra kaldığınız yere dönebilirsiniz. Burada metro istasyonu olmadığından kısa bir yürüyüşle Syntagma meydanına inip, Parlamento binasının önündeki metro istasyonunu kullanabilirsiniz.