Ağrı Eleşkirt

Ağrı Eleşkirt

Kavak ağaçlarının gayet bol olduğu bir yöremiz.

ULAŞIM

Ağrı il merkezine uzaklık: 34 km. dir. Trabzon-Ağrı transit karayolu üzerinde bulunması ile, öne çıkıyor.

Ağrı Eleşkirt

GENEL

Denizden yüksekliği: 1650 metredir. İlçe topraklarının üçte birini oluşturan Eleşkirt ovası, başlıca tarım alanıdır.

İlçede: kara iklimi hakimdir. Kışları: soğuk ve kar yağışlı, yazları: sıcak ve kısmen yağışlı geçer.

Bitki örtüsü: bozkırdır. Ağrı ilinde, ormanlık alan: yalnızca burada vardır. İlçe merkezi: ağaçlandırılmıştır.

Güzel bir ilçe.

Gittiğimde: gayet modern evleri, sokaklarını gördüm.

Ağrı Eleşkirt

TARİHİ

Bölgenin tarihi: Urartulara kadar gider.

Çünkü: Pirabat ve Toprakkale: Urartular döneminden kalmıştır.

Urartular zayıflayınca: bölge, Med’ler tarafından ele geçirilerek, İran topraklarına katılmıştır.

Evet: Eleşkirt’in konumu çok özel. Murat vadisinin, Erzurum tarafına geçit veren, batı ucunda, İran-Kafkaslar ve Anadolu arasında bir köprü.

Bu yüzden: tarih boyunca, birçok güç, burada egemenlik kurma yarışına girmiş.

Toprakkale ve verimli Eleşkirt ovası: Romalılar, Sasaniler, Araplar, Bizanslılar, Selçuklular Moğollar, Karakoyunlular ve Akkoyunluların hakimiyetinde; değişik süreler kalmış.

Takip eden tarihi süreçte ise: bölgede, Osmanlı egemenliği görülür.

Osmanlı döneminde: İlçe, bir süre Van’a ve bir süre de Erzurum Eyaletlerine bağlı olarak yönetilir.

1828-1856-1877-78 yıllarında ise: Rus işgali görülür. Ancak: 1914 yılında Berlin Kongresi kararları gereği: 1918 yılında, Ruslar buradan çekilirler ve Osmanlılara teslim edilir.

Evet: Toprakkale: 1687 yılında ilçe olur. 1925 yılında ise, ilçe merkezi: Zedikan’a taşınır ve ismi “Eleşkirt” olur. 1927 yılında: Ağrı il merkezine bağlanır.

İlçenin: günümüze ulaşabilen tek yapısı: Mirza bin Abdi tarafından, 1687 yılında yatırılan: Toprakkale Camisidir.

Cami: koruma altına alınmış ve 1967 yılında restorasyon görmüştür.

Toprakkale köyünde: bir de kale vardır.

Toprakkale ismiyle anılan kalede: Urartulardan günümüze kadar, birçok uygarlığın izleri görülür.

eleşkirt.toprakkale.1 (2)
Ağrı Eleşkirt Toprakkale

TOPRAKKALE KÖYÜ

İlçe merkezine, 14 km. uzaklıktadır.

Yavuz Sultan Selim’in 1514 Çaldıran seferi sırasında, Osmanlı hakimiyetine giren Toprakkale, Beyazıt Sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak 1925 yılına kadar varlığını sürdürmüştür. 

Evet, Toprakkale köyü adını, kuzeyinde yer alan ve halk arasında “Keli/Kale” olarak bilinen doğal bir tepe üzerinde kurulmuş kaleden alır. 

1926 yılında Eleşkirt’in ilçe merkezi burası iken Trabzon-İran transit yolunun Eleşkirt üzerinden geçmesiyle birlikte, ilçe merkezi bugünkü yerine taşınmıştır. 

Eski ilçe merkezi: bir köy konumuna düşmüş ve eski önemini yitirmiştir. 

Kalesi, camisi ve mezarlıkları ile küçük bir Osmanlı kazası olan Toprakkale, Osmanlı mezar geleneğine sık sıkıya bağlı kalmıştır. 

 

TOPRAKKALE HÖYÜĞÜ/KALESİ:

Toprakkale Köyünün kuzeybatısında oldukça sarp bir konumda olan höyüğe, giriş batı yönden sağlanmaktadır. 

Arkeolojik resmi kazı çalışmasının yapılmadığı höyükte günümüzde define avcıları cirit atmakta ve yapılan kaçak kazılarla höyük talan edilmektedir. 

Höyük üzerinde, Ortaçağ’da inşa edilen kale ile birlikte Urartu dönemine ait izlerin çoğu silinmiştir. 

Höyük tamamen korumasız durumda olup doğa ve insan tahribatına açıktır. 

Evet kalenin yapım tarihi bilinmiyor. Ancak Urartular döneminde inşa edildiği tahmin ediliyor. Urartuların, Ağrı bölgesindeki önemli yerleşimleri: Patnos ve Toprakkale bölgesi olmuştur. 

1879 yılında İngiliz arkeologlar, kalede kazılar yapmışlar ve buldukları buluntuları, evet çok iyi tahmin ettiğiniz gibi, çalarak, ülkelerine kaçırmışlardır. 

 

eleşkirt.toprakkale camisi.1
Ağrı Eleşkirt Toprakkale Camisi

TOPRAKKALE CAMİSİ

Toprakkale köyünde, 1684 yılında, Mirza Bin Abdi Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Cami: 12.5 x 12.5 metre ölçülerinde, kare planlıdır. Tek kubbeli ve minaresizdir. Kubbesi: 8.20 metre çapındadır. Taç kapı ve pencere kenarları kesme taştan, diğer kısımlar ise, moloz taşlardan örülmüştür. Selçuklu mimari tarzına uygun olan cami, 1864 yılındaki depremde zarar görmüştür.

1963 yılında, SİT alanı olarak ilan edilmiştir. Cami: 1968 yılında: restore edilmiştir. Dış duvarlardaki derz, bu onarım sırasında yapılmıştır.

Evet bu cami, günümüzde ibadete açıktır. 

 

TOPRAKKALE KÖYÜ MEZARLIKLARI:

Köyün kuzeybatısında, Urartu dönemine ait höyüğün eteklerinde yer alan Osmanlı dönemine ait 1684 tarihli caminin güney ve batı taraflarını kaplayan geniş bir haziresi bulunmaktadır. 

Çevresi basit moloz taşlarla örülen bir sur duvarı içinde yer alan hazirenin girişi, caminin güneydoğu köşesindedir.

Yarım daire formunda gri tüf taşı üzerine yazılan dört satırlık kitabe, cami yapım kitabesinin aynısıdır. 

Bu kitabenin muhtemelen, daha geç dönemlerde, caminin kitabesi taklit edilerek yazılmış olduğu anlaşılmıştır. 

Sonraki dönemlerde yanları genişletilerek köy mezarlığına dönüştürülen hazirede, Osmanlı dönemine ait birçok mezar bulunmaktadır. 

Oldukça kaliteli ve düzgün bir işçiliğe sahip olan bu mezarlara ait taşları; kırılarak sağa sola atılmıştır. 

Hazire içinde en çok dikkat çeken kırık halde dağıtılmış durumda olan bezemeli şahide parçalarıdır. Çoğu mermer olan bu şahide parçalarında oldukça kaliteli işçilik görülmektedir. 

 

eleşkirt.güney kaya.1
Ağrı Eleşkirt Güneykaya Kayak Tesisleri

GÜNEYKAYA KAYAK TESİSLERİ

Ağrı’ya 36 km. ve Eleşkirt ilçesine ise, 6 km. uzaklıktadır.

E-23 Karayolunun 500 metre yakınındadır.

1998 yılında Ağrı Valisi tarafından, İl Özel İdaresi işbirliğiyle üç yılda tamamlanan Güneykaya Projesi hayata geçirilmiştir. 

Ancak Vali tayin olunca, üvey evlat haline gelen kayak tesisi, önce bakımsızlıktan atıl kalmıştır. Hikaye daha uzun ama anlatmanın yersiz olduğunu düşündüğüm için kesiyorum. 

Bölgenin kayak açısından özellikleri:

Kayak için en uygun kar yapısına sahiptir.

Bu kayak pistini: çığ ve sis gibi olumsuz tabiat olayları etkilememektedir.

Kayak merkezindeki pistler: orta ve zor pistlerdir. Zemin alpin çayırı.

Kasım ayı ortalarından, Mart ayı sonuna kadar kayak yapılabilmektedir.

Slalom ve mukavemet için ayrı pistler bulunmaktadır.

Genelde, pistteki kar kalındığı: 1.50 metre ve bazen yer yer 2 ile 2.5 metre arasında değişmektedir.

Ayrıca: kayakçılar ve turistler için, zirvede bir de restoran bulunmaktadır.

Tüm bunların yanında: konaklamak için bir otel var.

Karayoluna 500 metre uzaklıkta; 4 suit oda, 24 oda, 33 yatak, 300 kişilik restoran, kondisyon salonu, sauna vs.

Günübirlikçiler için tesisler ve son teknolojilerle donatılmış, 1227 metre uzunluğunda bir telesiyej bulunmaktadır.

Telesiyejin 50 koltuğu mevcut olup (bu telesiyej alttan ısıtmalı) , bunlardan 10 tanesi kapalıdır.

Telesiyej: saatte 1200 kişiyi, zirveye taşıma kapasitesine sahip.

 

Kayak Tesislerinin son durumu:

Evet, son aldığım habere göre: bu kayak tesisleri, atıl durumda imiş.

Birileri: ellerine kazma-kürek alıp, bu güzelin tesisi, teleferik bölümünün kumanda odasını, bu odadaki makara takımlarını, elektronik panoyu zevk için olsa gerek; kırıp parçalamışlar.

Saatte: 600 kayakçıya konforlu bir şekilde hizmet verebilecek tesisin; işletmeye sokulabilmesi için, bugün için 2 milyon dolar gerektiği söyleniyor.

Sözüm ona bakım parası.

Keşke: akıllıca hareket edilip, tesisin başına bir-iki bekçi tutulsaydı, inanın bu kadar zarar-ziyan söz konusu olmazdı.

Özellikle: Ağrı gibi bir yerde, yörenin kayağa tutkun gençlerine hizmet vermesi amacıyla yapılan böyle bir tesisin; nasıl olur da korunmadan, elden çıkmasını anlamak mümkün değil.

2025 yılı itibarıyla tesisin yeniden düzenlenmesi gündemde, resmi duyurulara göre, uzun süredir atıl durumda olan Güneykaya Kayak Merkezi için yeniden yapılacağı, cazibe merkezi haline getirileceği hakkında söylentiler varmış.  

Sonuç: İnanın internette yaptığım araştırmalarda, resmi kurumlar hariç buranın sanki hizmete açıkmış gibi birçok tanıtımı yapılmış, ancak resmi kurumlar buranın büyük bir tadilata gireceğini açıklamışlar, yani burası halen faal değil gibi. 

 

ELEŞKİRT KAPLICALARI;

İlçe merkezine yaklaşık 25 km uzaklıkta Yayladüzü (Tahir) Kaplıcaları: romatizmal ve cilt hastalıklarına iyi geldiği söylenen şifalı sularıyla bilinir. 

Yaz aylarında bölge halkı tarafından sıkça ziyaret edilmektedir. 

 

 

 

Ağrı şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Doğubayazıt tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

 

 

Ağrı Diyadin

diyadin.genel.1
Ağrı Diyadin

Diyadin’in Ağrı il merkezine uzaklığı: 60 km. dir. Ancak: şehir merkezi: Doğubayazıt’a doğru ilerleyen İran transit kara yolu üzerinde değildir.

Bu yüzden: yörenin gelişmesi nispeten hızlı olmamıştır.

Ancak: özellikle yazın, gerek kaplıcalar ve gerekse turizm nedeniyle, Diyadin’e olan ulaşım artmakta ve Ağrı il merkezinden; otobüs, minibüs ve Belediye Otobüsleri düzenli seferler yapmaktadırlar.

 

GENEL

Ağrı’nın en eski ilçesidir. 400 yıllık bir tarihi geçmişe sahiptir. Tarihi süreç içinde: 1860-1867-1914 tarihlerinde, üç kez düşman işgaline uğramıştır.

14 Nisan 1918 tarihinde ise, düşman işgalinden kurtarılmış ve 14 Nisan günü kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.

İlçe, kaplıcaları ile tanınır. Ağrı-Doğubayazıt yolunun 7 km. güneyinde, Murat nehrinin kenarında kurulmuştur. Denizden yüksekliği: 1825 metredir.

Ağrı il merkezine uzaklık: 62 km. dir. Bu transit karayolunun: 7 km. Murat Nehri kıyısından ilerlemektedir.

Murat nehri, ilçenin en önemli akarsuyudur. Nehrin ilk kaynağı, buradadır. İlçe topraklarının suları:  Murat’ta  toplanır.

Diyadin’e yolunuz düşerse: ne satın alabilirim diye düşünürseniz. Buranın: el örgüleri ünlü. Burası: hayvancılık bölgesi olduğundan: ihtiyaç fazlası yünler, aileler tarafından satılır.

Ev ihtiyacına göre ayrılan yünler ise: iplik haline getirilerek: halı, kilim, keçe ve bunların dışında da, çeşitli renk ve desenlerde: çorap, kazak olarak örülür. Bunlardan satın alabilirsiniz.

Diyadin’e yolunuz düşerse: yöreye özgü, özel bir yemek var mı?

Evet, var. Genelde: buraya has yemeklerin başlıcaları: saç kavurma ve halise. Genellikle: yemeklerde ete ağırlık veriliyor. Ama; belki dikkatinizi çekecektir, kadınlar ve erkekler, asla aynı sofrada yemek yemiyorlar.

Hizmet bile: erkekler için erkekler tarafından, kadınlar için kadınlar tarafından yapılıyor. Bunlar: yöreye özgü adetler, siz: halise yemeği deneyin, beğeneceksiniz.

diyadin.genel.1 (2)
Ağrı Diyadin

TARİHİ

Diyadin; tarihi çok eskilere kadar giden bir yöredir. İlçenin ismi: Akkoyunlu hükümdarı Ziyaeddin’in burada kendi adına kaptırdığı kaleden geliyor. Ziyaeddin ismi, zamanla halk arasında değişerek, günümüze “Diyadin” olarak ulaşmış.

Evet; Selçuklular: 1018 yılında: Horasan ve Azerbaycan üzerinden ilerleyerek, Doğu Anadolu’ya girerler. 1054 yılında: Erciş, Muradiye ve peşinden Ağrı ele geçirilir. Daha sonra ise, yörenin tüm yerleşimleriyle birlikte, Diyadin’de, Selçukluların egemenliğine girer.

1222 yılında: Moğollardan kaçarak, Anadolu’nun doğu sınırlarına dayanan: Harzemşah’lar: bölgeyi ele geçirirler. Ancak: 1230 yılında, İç Anadolu’ya ilerlerken, Erzincan’da Selçuklu ordusuna yenilirler.

Tarihi süreç içinde: takip eden dönemde: bölgede: Şah İsmail’in “Şii”liği yaymak için yaptığı propaganda faaliyetleri görülür. Şii güçleri; sürekli olarak, Osmanlı’nın bu bölge topraklarını karıştırırlar, baskınlar yapıp, Müslüman halkı bölerler. Bunun üzerine: Yavuz Sultan Selim; 1514 yılında, Çaldıran’da, Şah İsmail ordusuyla karşılaşır ve büyük bir zafer elde eder.

Evet: yıl: 1828, bölgede bu kez: Rus istilası görülür. İşgal edilen yerlere: Ruslar: Malakan, Ermeni ve Yezidi gibi Müslüman olmayan azınlıkları yerleştirmeye çalışırlar. Ancak: 1829 yılında yapılan savaşta Osmanlı ordusu tarafından yenilince, bölgeden geri çekilmek zorunda kalırlar.

Ancak: 1877 yılında, yine bölgeye saldırırlar. Bu savaşta: Osmanlı imparatorluğu bir çok toprağını kaybeder. Ardahan, Kars, Oltu, Batum, Artvin ve Beyazıt bölgeleri: Ruslar tarafından ele geçirilir.

Ermeniler; yöre halkına büyük kıyım yaparlar. Kendilerinde; kendi kafalarına göre: bu bölge ve daha birçok Anadolu yerleşimini içine alan bir alanda: Ermenistan devletini kurmaya çalışırlar.

Evet: tarih tekerrürden ibarettin denir ya. Ruslar: yine Atatürk’ün önemli bir sözü ne atfen “geldikleri gibi giderler”. Tabii: Ermeniler de birlikte. Fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Sonuçta: amacım: Diyadin tarihinden öte, gezilecek yerlerini size anlatmak.

 

GEZİLECEK YERLER:

 

KUDRET KÖPRÜSÜ

Diyadin kaplıcaları bitişiğindedir. Murat nehri, buradaki toprak ve kaya yığınını sökememiş ve altını delerek, açtığı tünelden akmıştır.

Dünyada benzeri olmayan köprü, 30 metre yükseklikte, 30 metre genişliktedir.

Aradaki 150 metrelik boşluktan sonra, ikinci doğal bir köprü var.

diyadin.tendürek dağı.1
Ağrı Diyadin Tendürek Dağı

TENDÜREK DAĞI

Sönmüş, volkanik bir dağdır. 3542 metre yükseklikte. Diyadin ve kaplıcaların güney doğusundadır.

Dağın üzerinde, tandıra benzer, sıcak çukurlar olduğundan, böyle adlandırılmıştır.

Doğal güzelliği ve kaynak sularının yanında, üzerinde buram buram tüten duman (buhar) tüten sıcak su gözeleri vardır.

Sıcak ve soğuk kaynak suyu boldur. Murat nehrinin ilk çıkış yeri buradadır. Tendürek dağının sıcak suları minerallidir.

Dağın tepesinde, (içinde su aygırları olduğu söylenen) krater bir göl var.

Yazın yayla olarak kullanılır. Havası ve yeşilliği, insana ferahlık verir.

Av hayvanlarının da olduğu, Tendürek te ilkbahar da çok mantar yetişir.

Diyadin Murat Kanyonu

DİYADİN  KANYONU-MURAT KANYONU

Kanyonun çevresi yüksek dağlarla çevrilidir ve ortasından Murat nehri geçmektedir.  

Kanyonun eni 30 metre, yüksekliği ise 50 metre arasında değişmektedir. Uzunluğu ise 30 km dir. 

Kışın karla kaplı görüntüsüyle ilkbaharda da yeşilin farklı t onlarıyla ayrı bir güzelliğe sahiptir. 

İçinde ve çevresinde yer alan küçük şelaleler, doğal havuzlar ve yemyeşil bitki örtüsü ile doğa severlerin ilgisini çeker. 

Kanyon çevresinde kamp alanları bulunur. 

Dinlenmek için nehir kenarında bulunan Millet Bahçesine gelen vatandaşlar, buradaki kamelyalarda oturup piknik yaparlar.  

Diyadin kanyonu, Türkiye’nin en önemli termal kaplıca bölgelerinden birine sahiptir. 

Kanyonun yakın çevresinde yer alan Diyadin Kaplıcaları, şifalı sularıyla ünlüdür. 

 

diyadin.kaplıcalar.1
Ağrı Diyadin Kaplıcaları

DİYADİN KAPLICALARI

İlçenin, 5 km. güneyindedir. Köprü, yılanlı ve Davut çermikleri olarak, üç sıcak su kaynağından oluşur. Ama, bunlar birbirine uzaktır.

Davut ve köprü çermiklerinin suları birbirine benzer. İçlerinde: bikarbonat, kalsiyum, kükürt, hidrojen, sülfür ve karbondioksit var.

Yılanlı ve Davut çermiklerinin sularında: az oranda magnezyum da var.

Her üç kaplıcada: deri hastalıkları ile enfeksiyonlara bağlı romatizmal hastalıkların tedavisinde yararlanılıyor.

Kaplıca alanında: konaklamak için: bir otel var ve bu otel, ilçe merkezine: 5 km. uzaklıktadır. Tesis: Diyadin Belediyesine ait olup, özel kişiler tarafından işletiliyor.

 

 

MEYA (GÜNBULDU) MAĞARALARI

İlçenin 13 km. güney batısındaki, Günbuldu köyündedir. Mağaralar ve tarihi kalıntılar: köyün 400 metre uzağındadır.

Dik ve yüksek kayalara oyulmuş mağarada: kilise, ibadet yerleri, kaya mezar odaları var.

Burası, aynı zamanda eski bir yerleşim yeri, antik kenttir.

Değişik inanç ve kültürlerin izleri bulunmaktadır.

Bazı odaların: kapı ve penceresinin önünde, balkonu var. Kayalara oyulmuş bu barınak ve ibadethanelerde: değişik inançların izleri görülüyor.

Mağara odaları: savunma ve tehlikelerden korunmak amacıyla: ele geçirilmesi güç kayalara yapılmış.

Aşağıdaki durak yerinde: önceleri, çeşitli hayvan heykelleri, mitolojik izler ve çeşitli binalar olmasına rağmen, tahribat nedeniyle, onlardan günümüze çok azı kalmış.

Büyük kaya parçasına oyulmuş: mihrap, haçlı taşlar, İslam ve Yezidi mezarları, Hz. Ali’nin atının ayak izleri olduğu sanılan taşlar, günümüze kalmıştır.

İki koç heykeli: önce Diyadin Hükümet Konağı önüne, sonra da Vilayet Merkezine götürülmüştür.

diyadin.kale.1
Ağrı Diyadin Kalesi

DİYADİN KALESİ

İlçe merkezindedir. Murat kıyısındaki kayalıklar üzerine kurulmuştur.

Yapının ismi ve yapılış tarihi bilinmiyor.

Yapılış tarzı, kullanılan malzeme ve işçilik yönünden: Urartu yapılarına benzetilmektedir.

Zamanla: Akkoyunlular, Karakoyunlular ve Osmanlılar tarafından tamir ettirilmiştir.

Kale: 19.yüzyılda, özellikle I. Dünya Savaşı sırasında: Osmanlı-Rus savaşlarında: Ermeni çeteleri tarafından tahrip edilmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, koruma altına alınmadığı için, yerli halk: surları ve binaların duvarların söküp: ev yapımında kullanmıştır.

Evliye Çelebi’ye göre: Diyadin Kalesi: “ Azerbaycan hükümdarı Ziyaeddin tarafından yaptırılmıştır.

Aslında, kale; yapılış tarzı, kullanılan malzeme ve işçiliği yönünden, Urartu eserlerine çok benzer.

İçinde: 600 toprak örtülü ev, bir han, bir hamam, 40-50  dükkan varmış.

Fakat: günümüzde, bunlardan hiçbir eser kalmamış.

Yalnızca: kalenin az bir kalıntısı ve Murat nehrine inen bir su yolu var.

 

 

Ağrı şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Doğubayazıt tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Ağrı Taşlıçay

taşlıçay.genel.1
Ağrı Taşlıçay

Konum olarak: kolay ulaşılabilecek bir yerde. Ağrı’ya çok yakın ve İran transit karayolu üzerinde bir ilçe.

Ağrı Taşlıçay

GENEL

Ağrı il merkezine uzaklık; 32 km. dir. İlçeden geçen: Türkiye-İran transit yolu, ulaşımı kolaylaştırmaktadır.

Denizden yükseklik; 1660 metredir. Ağrının orta kesiminde bulunan ilçenin, büyük bölümü: 2000 metreden yüksek dağlarla kaplıdır. Türkiye’nin en yüksek göllerinden olan Balık Gölünün yarısı, Taşlıçay ilçesi sınırları içindedir.

Taşlıçay ve çevresinde: önemli antik kent yoktur.

 

GEZİLECEK YERLER;

Taşlıçay Üç Kilise

ÜÇ KİLİSE

İlçenin 18 km. doğusunda, Taşteker köyündedir.

Taşkeser köyü, Osmanlı döneminde “Üç Kilise köyü” olarak bilinmekteydi. 

1805 yılında Diyadin bölgesinden geçen Fransız seyyah Pierre Amedee Jaubert uzaktan bakıldığında, kaleyi andıran bir manastıra denk geldiğini kaydetmiştir. Üç kilise köyündeki bu manastırda bulunan rahipler, seyyahın ifadelerine göre her ne kadar münzevi halde iseler de eşkiyanın sebep olduğu tehlikelerden şikayetçi idiler. Keşişler, ziyaretçilerini duvar üzerinden bir ip atarak içeriye kabul ediyorlardı ve aldıkları tek sadaka olan ekmekten ve sütten ikram ediyorlardı. 

1838 yılında bölgede bulunan Erzurum İngiltere Konsolosu James Brant: kayıtlarında köydeki üç adet kiliseye yer vermiş, ancak kiliselerden ikisinin yıkık bir halde bulunduğunu eklemiştir. Brant’a göre: köydeki manastır 306 yılında inşa edilmişti. 

1850 yılında kiliselerden biri ayaktaydı. Burası Beyazıd Sancağında bulunan Ermenilerin ruhani merkeziydi. Aynı zamanda Üçkilise, düzen bozucu veya kanun dışı hareketleri olan rahipler için bir sürgün yeriydi. 

Evet şimdi de Evliya Çelebi’nin yazdıklarına bakalım. Bunların üç yüksek dağ üzerinde üç muazzam kilise/manastır olduğunu, her birinde 100-150 Ermeni din adamı bulunduğunu, kiliselerden ilkinin Enüşirvan zamanında inşa edildiğini, bu mabette zamanında 50-100 düzgün sevimli Mecusi hizmetkar oğlanların, gelen gidenlere cansiperane hizmet ettiklerini, ikinci kilisenin ise Bizans Kayseri tarafından inşa edildiğini ve üçüncü kiliseyi de Ermeni Zenan’ın bina ettiğini kaydeder. 

Kilise ile ilgili gördüklerini anlatmaya devam eden Çelebi, 500 den fazla bakire Ermeni kızın bulunduğunu, genelde alığsız bakla yediklerini, buraya yakından ve uzaktan gelen herkese ve bineklerine hizmet ve ikramda bulunulduğunu, İsa Mesih’e inanan Ermenilerin, kafiristandan buraya ziyarete geldiğini, gayet güçlü vakıfları bulunduğunu, bu vakıfların her birinde beşer-onar mihmandar ve kırkar-ellişer işbazların hizmet ettiğini, Herisesinin/Keşkeğinin de dünyaca meşhur olduğunu belirttikten sonra, başpapazın talimatıyla 200 ruhbanın, Evliya’nın içerisinde bulunduğu elçiler ve diğer zevatı ziyafete davet ederek yemekten sonra hediyeler verdiğini anlatır. 

Evliya Çelebi, Üçkilise ile ilgili bir rivayetten söz eder. “Kilisenin en büyük binası Enüşirvandır. Oraya yılda Ermenilerden kırk-ellibin kişi gelerek toplanır. Dağın tepesinde çimenlik ve düzgün bir alanda ellerindeki eski antika halıyı yere sererek, o dağlardaki ne kadar bitki ve şifa olacak ağaç varsa hepsini büyük bir kazan içine doldururlar. Halının üzerine bir saçayağı koyarak büyük bir ateş yakarlar. Ateş halıyı asla yakmaz. Sonra pişen yiyeceği aralarında pay ederek bir kısmını yerler, pek çoğu da sevap ve şifa olsun diye geldikleri memleketlere götürür. 

Çelebi bu işin sırrını papazlara sorduğunda: Vallahi bu halı üzerinde Hz İsa anasından doğmuştur. İsrail oğullarından korkusundan bir mağaraya kapanan Hz İsa oniki havarisiyle ot toplayarak bu halı üzerinde yemek pişirerek havarilerin karnını doyurmuştur. Yahudilerin Hz İsa’dan bir mucize istemeleri üzerine de ölmüş bir adamı, yine bu halı üzerinde diriltmiştir. Çelebiye göre, halı sanki ipekten yapılmış gibidir. Fakat ne pamuktur ne de yün. Bir çeşit sincap renginde büyük bir seccadedir ve çok ağırdır. Halı Kıbrıs’ta çıkan bir taştan örülmüştür. Çünkü söz konusu taşı tokmakla dövdüklerinde keten gibi olduğundan, iplik gibi eğrilerek, abdest mendilleri, donlar ve gömlekler yapıldığını ifade etmiştir. 

 

Evet bu girişten sonra, Üçkilise ye devam edelim.

Ağrı-Doğubayazıt karayolunun ve Murat nehrinin güneyinde bulunan köy, eski tarihlerde kutsallığı ile ön plana çıkmaktadır.

Birçok: tarih, gezi ve din kitaplarında: bu üç kilisenin ismi geçer.

Ermeniler ve Batılılar, üç kiliseyi: “Surp Ohannes” (Dera Fılla)  adı ile bilirler.

Nuh Peygamberin mezarının da, buralarda bulunduğu söylentileri yaygındır.

Ayrıca: mitolojik söylentilerde: burada; Urartuların “Güneş Tapınağı” (Derka Fılla) bulunduğu ve kalıntılarının halen var olduğu belirtilir.

 

Güneş Tapınağı;

Şöyleki: Miladi yılların başlangıcında: Arsaklı Türkleri, burada: “Bagavan” adlı, büyük ve ünlü bir “Güneş Tapınağı” yaparlar. (Bir başka söylentiye göre ise, köyün tepesindeki Güneş Tapınağı, Urartular tarafından yapılmıştır.)

Bagavan, kelime anlamı olarak “Tanrıların şehri” demektir. 

 

Ermeni Manastırı:

Sonradan: Ermeniler, burada bir manastır yaparlar.

Hıristiyanlık öncesi, Ermenistan’ın en önemli pagan tapınma yeriydi.

Hıristiyanlık öncesi dönemde Ermeni ülkesindeki en ünlü Zerdüşt ateş tapınağı buradaydı. Tarihçi Horenli Movses’e göre: MÖ 3 yüzyılda İran hükümdarının küçük kardeşi olup Ermenistan valisi veya kralı atanan Vağarşak tarafından inşa edilmişti. 

Pagan döneminde, bu kasabada Dikran’ın kardeşi Majan başrahibinin türbesi ile ona bağlı ateşgah ve misafirhane saygı görürdü. Burada sonsuz bir ateş sürekli yanmaktaydı. 

Navasart’ın ilk günü, büyük yortu kutlanırdı. (Navasart: Ermeni takviminin ilk ayının ilk günüdür)

Başlıca ateşgah Vanadur’a adanmıştı.

Ermenistan’ın Hıristiyanlığı kabul etmesinden sonra: Aziz Grigor tarafından yıktırılan tapınağın yerine, Surp Hovhannes Kilisesi yaptırılmıştır. Rivayetlere göre, Ermenilerin Gregoryan Hıristiyanlık mezhebini kabul edip vaftiz oldukları ilk yerdir. 

Evet, bugün, köyün üst tarafındaki dağın tepesinde: tapınak kalıntıları ve bina temelleri görülmektedir.

Evet, Surp Hovhannes Kilisesinden devam edelim.

631-639 yılları arasında yaptırılan kilise 46 metre uzunluğunda ve 27 metre genişliğinde ve 20 metre yüksekliğindeydi. Kilisenin 5 giriş kapısı ve 51 penceresi bulunuyordu. 

Sürekli yağmalara maruz kalan kilise, 1953 yılında yıktırıldı. 

Ermenilerin çok önem verdiği manastır : 1953 yıllarında sökülerek, taşları, Ağrı Merkez Camisinin yapımında kullanılmıştır.

Günümüze, bu kiliseden belirli bir iz ve kalıntı gelmemiştir.

20.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulu olan bu kilisenin, günümüzde, sadece temelleri durmaktadır.

Kilisenin güney batısında: içme suyu ihtiyacı için, o dönemden kalan, 40 metrelik derinlikte, üç kuyu var.

Köyün güneyinde: 2000 metre yükseklikteki dağın tepesinde ise: süt deposu olarak kullanılan bir oda var.

Odanın ölçüleri: 4 x 3 metre boyutlarında ve 3 metre derinlikte.

Burada: kiliseye ait koyunların sütü sağılarak, süt deposuna boşaltılıyormuş ve buradan da, yerin altına döşenmiş 25 cm. çapındaki boralarla, köyün içindeki kiliseye aktarılıyormuş.

Kilisenin 50 metre güneyinde, Ermenilere ait mezar taşları var.

 

 

Taşlıçay Balıkgölü

BALIK GÖLÜ

Doğal güzellikleriyle bilinen göl çevresinde yürüyüş, doğa fotoğrafçılığı ve kamp gibi aktiviteler yapılabilmektedir. Yüksek rakımda yer alması sebebiyle doğa severler için huzurlu bir kaçış noktasıdır. 

Taşlıçay Murat Nehri

MURAT NEHRİ

İlçeden geçen bu önemli akarsu, hem bölge halkı için ekonomik ve besin kaynağı hem de doğal güzellik sunan bir alandır. 

Nehir kenarında yürüyüş yapmak ve piknik yapmak için uygun alanlar vardır. 

Taşlıçay Taşlıçay Höyüğü

TAŞLIÇAY HÖYÜĞÜ

Höyük Taşlıçay ilçesi Hürriyet Mahallesindedir. 

Bölgede antik yerleşim izlerine sahip bir höyük olarak öne çıkar. MÖ 1 nci bin yıllarına dayanan buluntular içerdiği belirtilmiştir. Höyük kayalık zemin üzerine kurulmuş olup, küçük bir bölümünde yerleşim izine rastlanmıştır. Günümüzde çevresi tek katlı, bir kısmı kaçak olan konutlar ile çevrilidir. 1 nci derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. 

 

 

Ağrı şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Doğubayazıt tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.