Mısır, Arap dünyasının edebiyattan sinemaya kadar uzanan bir yelpazedeki kültür merkezidir. Ayrıca: her türlü eğlence açısından da zengindir. Gezinizle çakışacak festivaller ve etkinlikler olabilir. Bunların detaylarını, turizm bürolarından öğrenebilirsiniz.
SES VE IŞIK GÖSTERİSİ
Mısır’da ilgi çeken her antik alanda: Mısır kültürüne ilişkin ses ve ışık gösterileri yapılıyor. Işıklandırılan anıtlar arasında: senfonik müzikle vurgulanan bir yorum, müzik sesi de yankılanır. Gize’de ki piramitlerde: geceleri İngilizce gösteriler düzenleniyor. Luksor’daki gösteri: Karnak Tapınaklarında yapılıyor.
Öykü anlatılırken: seyirciler, dikilitaşlar ve sütunlar arasında gezebiliyorlar. Daha sonra, gösterilerin devamında, kutsal gölün kıyısında oturabiliyorlar.
Asuan’daki ses ve ışık gösterisi: kentten 20 dakika uzaklıktaki: Philai Tapınağında yapılıyor. Bütün ses ve ışık gösterileri için: turizm bürolarından bilgi alabilirsiniz. Akşamları: soğuk olabileceği için, kış aylarında kalın giysilerinizi yanınıza almayı sakın unutmayın.
Ayrıca, bu ses ve ışık gösterileri, tapınaklara giriş ücretinden ayrı ilave bir ücret alınarak yapılıyor.
Mısır Eğlence Gece Hayatı
GECE HAYATI
Mısır ülkesinde tam bir otorite, güvenlik ve emniyet var diyemem, bu yüzden gece hayatına takılmak sanırım pek uygun olmaz diye düşünüyorum. Zaten gezeceğiniz yerler tarihi ve turistik yerler dışında, gece hayatını görebileceğiniz tek yer, Kahire şehri. Kahire şehri o kadar büyük ki, şehrin büyük bölümü fakir veya orta standartta insanların yaşadığı yerlerken, küçük te olsa bir bölümü oldukça zengin, cafeler, restoranlar ve kuluplerin bulunduğu bir bölüm var. (Örneğin: Zamalek bölgesi) Sanırım buralarda gece hayatı yaşanıyor olabilir, ben görmedim, gitmedim.
ORYANTAL DANS
Mısır eğlence yalnızca, turistik bir gösteri olarak kabul edilmemelidir. Mısırlılar arasında yaygındır. Başkent civarındaki kulüplerde, ciddi veya belki biraz daha hafif gösteriler izleyebilirsiniz. Hatta otel ve Cruise gemilerinde düzenlenen eğlence gecelerinde de dansözler vardır.
1990’lı yıllardaki terörist saldırılar sonucu, Mısırlı yetkililer, turistlerin güvenliğini sağlamak amacıyla, bazı önlemler almak zorunda kalmışlar. Özellikle: Dendera, İsna, İdfu ve Kam Umbu Tapınakları ile Assuan’da buna dikkat ediliyor. Yabancı turistlere, bir askeri eskortun eşlik etmesi zorunluluğu var. Bu nedenle, belli zamanlarda hareket eden bir konvoy sistemi oluşturulmuş. Bağımsız gezmek isteyen turistler, turizm danışma bürosuna başvurmak zorundalar.
LUKSOR KUZEYİ
Mısır Nil Doğu Kıyıları Dendera Tapınağı
DENDERA (HATHOR) TAPINAĞI
Luksor’un 60 km. kadar kuzeyinde bulunan “Dendera”: inek tanrıça Hathor’a adanmış tapınağı ile ünlü. Buradaki tapınağın diğer ismi: Hathor tapınağı. Kral Keops döneminde yapıldığı sanılıyor. Daha sonra: III. Tutmosis döneminde yeniden yapılmıştır. Ancak Roma İmparatorları zamanında tamamlanabilmiş. Romalı lejyonerler, Mısırın tanrılar kültürünü İmparatorluğun en uzak köşelerine kadar taşıdılar.
Burası:
Prolemaios döneminde, MÖ.125 yılından itibaren Yukarı Mısır’ın tanrıça tapımı için önemli bir merkez haline gelmiş. Cleopatra: tanrıçalara tapınmak için buraya gelmiş ve dönüşünde de vatandaşları tarafından yaşayan tanrıça olarak, ona tapınılmaya başlanmış. Tapınağın arka cephesindeki kraliçenin eşsiz yarım kabartması görülmeye değer. Bu Cleopatranın yaşadığı zamanda yapıldığı bilinen tek örnekmiş.
Tapınak:
MS.60 yılında, Romalılar tarafından tamamlanmış. Bu; Roma İmparatorlarının duvarlardaki kartuşlarını da açıklıyor. Dandera’nın tavanında: tanrıça Nut’un, gökyüzüne yolculuğu resmedilmiş. Tapınak, burada yaşayan Kopt Hıristiyanların ve Arapların yaktığı ateşler yüzünden, kararmış olmasına karşın, görülmeye değer.
Koptlar
Ayrıca, tanrı figürlerinin yüzlerine de zarar vermişler. Dar yerlere girme sıkıntınız (klostmofobi) yoksa; gravürlerin korunduğu, aşağıdaki Kriptaya mutlaka inin. Bütün bölgenin, çölün ve Nil vadisinin harika manzarasını gören çatıya da çıkabilirsiniz.
Evet: Dandera’nın kuzeyinde, Luksor’dan 150 km. uzaklıkta: Abydos var.
Mısır Nil Doğu Kıyıları Abidos Tapınağı
ABİDOS (ABYDOS)
Yukarı Mısır’da, Nil kıyısında, El-Beliane’nin 11 km. güneybatısında ve Kahire’nin ise, 560 km. güneyindedir.
Burası: yeraltı dünyası ve yeniden diriliş tanrısı “Osiris”e adanmıştır. Abydos: MÖ.3100 ile 2755 yılları arasında, önemli bir defin alanıymış. Çok eskiden kalma pek çok mastaba (üstü taş kapaklı mezar) ile çevrilmiş olması nedeni de bu yüzden. Mısır tarihinin başlangıcından itibaren, Nekropolisin kuzeyinde, birbiri ardınca bir dizi tapınak yapılır.
Mısır Nil Doğu Kıyıları Abidos Tapınağı
Yukarı Mısır’da siyasi merkezden çok dinsel bir merkezdir. Kral Aha ve 1’nci hanedanın kralları, kendileri ve saray mensupları için: burada, büyük mezar kompleksleri yaptırırlar.
Kral Dan, buradaki mezarını diyorit taşlarla donatır. Zemini kırmızı granitle kaplatır. O zaman kadar yalnızca kap yapımında kullanılan bu soylu ve sert malzemeyi, binalarda da kullanmaya başlayan Mısırlılar, Piramitler dönemindeki mimarların çok işine yarayacak deneyimler kazanırlar.
Kral I. Seti’nin coşkun inşaat faaliyetlerinden payını alır.
11’nci hanedandan itibaren, kayıtlarda yazıldığına göre: bu şehirde, her yıl Osiris’in büyük “mysteria” ları kutlanır. Dramatik kült oyunu biçimindeki bu mysteria’larda: tanrının; ölüm ve diriliş mitosu canlandırılır. Bu yerin kutsallığından payını almak isteyen Mısırlı, tören yolunda bir anı anıt taşı dikerek, sonsuza kadar orada olmayı sağlamaya çalışmış. Orta Krallık süresince; Abidos’a bu türden binlerce anıttaş dikilmiş. Anıt diktiren Mısırlı, Osiris ile birlikte, yeniden dirilmek istiyordu.
Sonsuz yaşama kavuşmanın en güvenilir yolu bu idi. Dünyanın çeşitli müzelerinde korunan Orta İmparatorluk dönemine ait dikilitaşların çoğu, Abidos’da keşfedilen, 16 ve 17’nci sülalelerin dikilitaşlarıdır. Mısırlının Abidos gezisi: aynı zamanda, hem simgesel bir tema (ruhların kayık içinde, kutsal kente yolculuğu) ve hem de kimi inananlar için gerçek bir yolculuktu.
Yani: şehir, o dönemin adeta Mekke’si idi. Çöl kenarında açılmış basit bir delikten, Yeni İmparatorluk dönemiyle ilgili, olağanüstü büyüklükteki tapınağa varıncaya değin, çeşitli mezarlar bulunuyordu. Bunlar: kralların ve özel kişilerin (başka yerde gömülü olsalar bile) Abidos’ta sahip olmayı zorunlu saydıkları, boş anıtkabirlerin yanında uzanıp gidiyordu. Yani: başka yerde gömülü olsa da, bazı Mısırlılar için, Abidos’da ilave bir mezar yeri bulunması, bir ayrıcalıktı. Bunlardan: yalnızca imparatorluk dönemine ait olanlar; varlığını iyi koruyarak günümüze kadar gelmiştir.
Evet, buranın en önemli tapınağı: I. Seti’nin Tapınağıdır
Mısır Nil Doğu Kıyıları I. Seti Tapınağı
I. SETİ TAPINAĞI
Ünlü coğrafyacı Strabon:
Buna Memnonium demektedir. Tapınak: yedili bölümleriyle dikkate değer bir yapı. Giriş kapısı sayısı:7, sütunlu 2 salon var. Firavunun yaptığı ayinleri tasvir eden kabartmalarla süslü, 7 sunağa uzanan 7 geçit bulunuyor. Evet: 7 rakamı çok kullanılmış, sanırım bir özelliği olsa gerek.
Tamamı kireçtaşından inşa edilen tapınak, günümüzde bile etkileyici bir yer olma özelliğini sürdürüyor. Tapınağın “I” şeklindeki yapı planının bir benzeri daha yok. Tapınak, öte dünyaya göçen yöneticilere, nesiller boyu hizmet vermiş. Seti’nin emriyle MÖ.1291 ve 1279 yılları arasında yapılan tapınağın sıra sütunlu avluları ve rampaları: daha sonra yönetimi kendisinden gasp eden ve tapınak duvarlarından adını silmeye girişen oğlu, II. Ramses tarafından eklenmiş.
İkinci terasın, sıra sütunlarının üzerindeki gravürler:
Ramses’in, tanrılar ve özellikle de Osiris, İsis ve Horus tarafından kabullenildiğini gösteriyor. İki hipostil salonda, çok iyi korunmuş papirüs sütunlar ve güneybatı kanadındaki Krallar Galerisinde, yüzyıllar boyu gelmiş geçmiş firavunlara ait 76 kartuş bulunmuş. Bu kral isimlerinin yazılı olduğu belde: Abidos levhaları olarak biliniyor.
1’nci Seti’nin, 1903 yılında bulunan mezarı boş imiş. Anıtkabir, yani Osireion, yan duvarları cenaze töreni metinleriyle süslü bir Osiris mezarı imiş. Çevresi, bir kanalla çevrili bir ada biçiminde yapılmış olan mezar, dünyanın yaratılışı sırasında sulardan çıkan ilk tepeyi simgeleştirmiş. Tavanlarından iz kalmamış olan, II. Ramses tapınağı, genellikle bu firavun döneminde yapılmış başka kabartmalara oranla daha büyük bir incelik taşır.
Birçok dikilitaşın da gösterdiği gibi, Sais döneminde, din alanındaki etkileri yaygınlaştıktan sonra, bu kutsal yer, değerini yitirmeye başlamış.
LUKSOR GÜNEYİ
Mısır Nil Doğu Kıyıları İsna Kenti
Luksor’un güneyinde: Nil vadisinde, üç ayrı tapınak kompleksi var. Nil teknelerinin duraklama noktası olan bu üç tapınak: Luksor’dan veya Asuan’dan güneye doğru giden her tur gurubunun uğrak yeri.
İSNA KENTİ
Luksor’dan, karayolu ile 54 km. uzaklıktadır. Modern Mısır kentidir. Burada: Müslüman ve Hıristiyanlar birlikte yaşamaktadırlar ama zaman zaman aralarında çatışmalar olmaktadır. Yapımına: Roma İmparatoru Tiberius zamanında başlanan galeri, Roma imparatorunu firavun kıyafeti içinde Khnum’a tapınırken gösteren, yarım kabartmalarla süslenmiş.
Koç başlı yaratıcılık tanrısı ve Nil’in kaynağının koruyucusuna adanan “Khnum Tapınağı”nın burada öne çıkıyor. Ama, Nil taşkınları, zamanla tapınak kompleksini alüvyon ve çamur katmanları ile kaplamış. Bugünkü şehir, bunun üzerine kurulmuş. 1860 yılında başlayan kazı çalışmaları sonucunda, tapınağın bir kısmı ve giriş salonu ortaya çıkarılmış.
Bu iyi korunmuş salon, günümüzde kasaba merkezinin tam ortasında, evlerin seviyesinin 9 metre altında kazılmış ve açılmış alan içinde duruyor. Büyük 24 sütundan oluşan salonun çatısındaki kabartmalarda, burç sistemlerinin anlatımları göze çarpıyor. Bu figürler: renklerini koruyabilmiş. Ayrıca: koç başlı tanrı Khnum’a adanmış bir çok hiyeroglif anlatım, duvarlara kazınmış. Tanrı Khnum; Nil’in çamurundan ve suyundan, insana yeniden güç veren yaratıcı tanrı olarak biliniyor.
Tapınak sonrası, ara sokaklara dalarak, şehri dolaşmak isterseniz: ilginç sokak manzaraları, kiliseler, camiler, satıcılar ve bir de ufak çarşı görebilirsiniz.
50 metre kadar güneyde: Mısır’ın ikinci büyük tapınağı ve ayakta kalanlar arasında en iyi durumdakilerden biri olan “İdfu Tapınağı” var.
Edfu Tapınağı
EDFU
Edfu, güney Mısır’da, Nil kıyısında bir kenttir. Nil’in batı kıyısında, Esna ve Asuan kentleri arasında bulunur.
Nil’den yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüş mesafesinde olduğundan, faytonla gidilebiliyor. Eğer turla gidiyorsanız, fayton ücretini tur ödüyor, sakın faytoncuya ilave para kaptırmayın. Eğer kendiniz faytona binmek isterseniz, rıhtımdan tapınağa gidiş, orada 2 saat bekleme, sonra geri dönüş, toplam 4 dolar ücret ödeyin yeter. Bu yolu sakın yürümeye kalkmayın, Edfu şehri Mısır’ın fakir şehirlerinden birisidir.
Evet, tapınağa giriş ücreti 550 Mısır Lirası. Daha önce de hatırlattım, sadece kredi kartı kabul ediyorlar, bilet almak için asla nakit para kabul etmiyorlar.
Evet tapınak hakkında hemen başta size bazı bilgiler vermek istiyorum. Öncelikle içerinin özellikle kapalı mekanların aşırı kalabalık olacağını unutmayın, öyle kalabalık ki bazen geçmek için uzun kuyrukları veya insan kalabalığını yarmanız gerekecek.
Tapınağın önemi:
Mısır’da Karnak Tapınağından sonra en büyük ikinci tapınaktır. Uzmanlar, bu tapınağın Nil vadisinin ve belki de tüm dünyanın en iyi korunmuş anıtı olduğuna inanıyorlar. Çünkü tapınak binlerce yıl boyunca, yerleşim kalıntılarının altında gömülü kalmış ve mimari ve dekoratif unsurları bu kadar iyi korunmuştur.
Hangi tanrılara adanmıştır:
Edfu’nun efendisi Tanrı Horus’a adanmıştır. Denderalı Horus ve Hathor’a adanmış en büyük tapınaktır. Tanrı Horus’a güneş diski ve şahin biçiminde saygı gösterilmiştir.
Edfulu Horus, Ra nın koruyucusu ve aynı zamanda Osiris’in oğludur.
Bir savaşçı tanrı olarak, güneşi düşmanlarından korumuştur. 3000 yıl boyunca, Mısır Krallarının örnek alacağı hükümdar prototipiydi. Dahası Teb şehrine yakın olması, Ptolemaios döneminde oldukça isyankar olan güçlü Amon rahiplerinin etkisini dengelemiştir.
Her yıl Hathor, Dendera’daki tapınağından güneye, Edfu’daki Horus’u ziyaret etmek için seyahat ederdi ve kutsal evliliklerini işaret eden bu olay, büyük bir festival ve hac yolculuğu vesilesiydi.
Edfu şehri
Ne zaman yapılmıştır:
İnşaat III Ptolemaios Eugergetes döneminde, MÖ 237 yılında başlamış ve MÖ 142 de VIII Ptolemaios Eugergetes döneminde, yani toplam 95 yılda tamamlanmıştır.
Başlangıçta sütunlu bir salon, iki enine salon ve şapellerle çevrili bir tekne tapınağından oluşuyordu. Ayrıca çevre duvarları ve mammisi (doğum evi) çalışmaların da başlanmıştı.
XIII Ptolemy Neos Dionysos, çevre duvarı, ana avlu ve pilon üzerindeki çalışmaları tamamlamıştır. Ardından MÖ 70 yılında, tapınak ikinci ve son kez açılmıştır.
Evet tapınağın inşasına MÖ 237 yılında başlanmasına rağmen, III Ptolemy’nin ölümüne kadar tamamlanamamıştır. Bununla birlikte, tapınağın inşası devam etti ve nihayet MÖ 57 de, XII Ptolemy Auletes’in hükümdarlığı döneminde tamamlandı. Tapınağın inşasının bu kadar uzun sürmesinin nedeni, o dönemde Yukarı Mısır’da meydana gelen ve inşaat sürecini aksatan birçok milliyetçi ayaklanmalardır.
Ptolemiler sadece iç sorunlarla değil, dış sorunlarla da karşı karşıya kaldılar. XIII Ptolemy dönemine gelindiğinde, Ptolemaik krallığının kaderi değişmişti ve artık eskisi gibi güçlü ve müreffeh bir devlet değildi. Aslında, Ptolemiler krallıklarını kaybetmenin eşiğindeydiler. Çünkü son Prolemaik hükümdarı VIII Kleopatra Philopator, Octavia (gelecekteki Roma İmparatoru) tarafından tahttan indirildikten ve intihar ederek öldükten sonra, Mısır MÖ 30 yılında Roma tarafından ilhak edildi.
Ardın Roma tarafından Hıristiyanlığın kabulü sonucu bütün tapınaklar kapatıldı.
Tapınağın kumdan kurtarılması:
Tapınak yüzyıllar boyunca, sürüklenen çöl kumları ve Nil nehrinin taşıdığı nehir çamuru tabakaları altında, 12 m derinliğe gömülü olarak kaldı. Yerel halk, eski tapınak üzerine, evler inşa ettiler. 1798 yılında bir Fransız keşif gurubu tarafından tapınak tespit edildi, bu sırada tapınağın sadece pilonlarının üst kısmı görülüyordu.
1860 yılında Fransız Mısırbilimci Auguste Mariette, Edfu tapınağını kumlardan kurtarma çalışmalarına başladı.
Edfu Metinleri:
Fransız Mısırbilimci Emile Cahsinat (1868-1948) Edfu metinleri üzerinde yapılacak gelecekteki araştırmalar için ilk güvenilir temelleri, tapınak duvarlarındaki tüm yazıtları ve sahneleri kopyalayıp yayınlayarak atmıştır. Bu çalışma 40 yılını almıştır. Eseri 14 ciltten oluşmaktadır. Bunların arasında 3000 sayfalık hiyeroflif metinden oluşan 8 cilt, 2 cilt çizim ve kısmen mükemmel fotoğraflardan oluşan 4 cilt bulunmaktadır.
Edfu Mammisi Tapınağı
Mammisi (Doğum Evi)
Roma dönemine ait doğum evi, ana tapınağın güneyinde, giriş bitişiğinde yer almaktadır. Burası VIII Ptolemy Eugergetes II ve IX Ptolemy Soter II dönemlerinde, yeni plana göre inşa edilmiş ve dekore edilmiştir.
Horus ve Hathor un oğlu Harbomptus u onurlandırmaktadır.
Burada Horus’un ve o dönemde hüküm süren hükümdarların doğumu kutlanırdı.
Edfu Tapınağı Mammisi Tapınağı
Yapı, bir temel üzerine oturmaktadır. Tavanda, gece göksel kubbesi olan tanrıça Nut un, güneşi yutup şafakta tekrar doğurma eylemi tasvir edilmiştir. Bir giriş köşkü, sütunlu bir koridor ve Bes figürleriyle süslenmiş yüksek abaküsler bulunur.
Ana odası: Horus’u emziren Hathor, doğum yapan Hathor ve müzik aletleri çalan çeşitli Hathor’lar da dahil olmak üzere Denderalı Hathor’un çeşitli kabartmalarıyla süslüdür.
Daha küçük yapının önündeki avlu, her yıl düzenlenen şarkı ve dans festivalinin yeriydi.
Günümüzde büyük ölçüde hasar görmüştür.
Edfu Tapınağı Pilonlar
Pilonlar:
Pilon güneye bakar ve tapınağın en etkileyici özelliklerinden biridir.
Pilon giriş kapısının inşasına IX Ptolemy Soter in hükümdarlığı döneminde başlamıştır. Pilonun daha sonra tamamlandığına inanılmaktadır. Çünkü üzerindeki olağanüstü devasa kabartmalar, XII Ptolemy yi tasvir etmektedir.
Firavun, düşmanlarını saçlarından tutmuş ve onlara vurmak üzereyken gösterilmiştir. Bu firavunu Mısır düşmanlarının muzaffer fatihi olarak tasvir etmenin klasik yoludur.
Horus tapınağının girişinde: yaklaşık 36 m yüksekliğinde, 2 büyük kuleye sahip, anıtsal bir kapı vardır.
Edfu Tapınağı Pilonlar
Kapılar:
Lübnan sedirlerinden yapılmış anıtsal kapı, ancak MÖ 56 yılında yerine yerleştirilmiştir. (XII Ptolemy Neos Dionysos tarafından)
Edfu Tapınağı Pilonlar
Bayrak direkleri:
Pilonun her iki yanında, 4 oluk bulunmaktadır. Bunların geçmişte bayrakları sabitlemek için kullanıldığına inanılmaktadır. Ahşap bayrak direklerinin 40 m olduğu sanılıyor.
Pilon kulelerinin içinde, tapınağın çatısına da çıkan ve merdivenlerle erişilen, 4 katlı odalar ve depolar vardır.
Edfu Tapınağı Şahin Heykeli
Pilonların önünde Şahin Heykelleri:
Tapınağın iki yanında, şahin formunda Horus un granit heykelleri bulunmaktadır. Bu heykeller, Ptolemaios dönemine aittir. Şahin kafasında taç yok. Horus un önünde, pençelerinin arasında küçük bir heykel görülür. Bu heykel: Kleopatra 7 nin oğlu Caesarion olarak da bilinen 15 Ptolemy nin tasviridir.
Yaşayan Şahin Festivali:
Canlı Şahin Festivali, kutsal kuşun taç giymesi ve firavunun krallığının ve gücünün yeniden tesis edilmesinin yıllık bir kutlamasıydı.
Ritüel, Horus tapınağının kutsal alanından, muhtemelen mammisi nin doğusunda bulunan ancak artık olmayan Kutsal Şahin Tapınağına, Behdetli Horus un ana heykelinin taşınmasıyla başlıyordu.
Bu tapınakta, canlı kutsal şahinler yetiştiriliyordu ve Horus ile hüküm süren kralın temsili olarak kabul ediliyordu.
Bugünde, Horus heykeli tarafından bir kahin aracılığıyla, meşru varisi olarak seçilen şahinlerden biri seçiliyordu.
Kalabalığın önüne çıkmak için şahin ve Behdetli Horus heykeli, 2 pilon arasındaki köprü üzerinden anıtsal geçidin tepesine getiriliyordu.
Görünümünden sonra şahin, taç giyme töreni için ana tapınağa geri götürülüyordu.
Törenin tamamlanmasının ardından, şahin ve Behdet in Horus heykeli, ait oldukları tapınaklara geri götürülürdü ve Edfu halkı için şenlikler başlardı.
Edfu Tapınağı Peristil Avlusu
PERİSTİL AVLU-ÖN AVLU-ADAK AVLUSU:
Pilonlar geçildikten sonra, geniş bir avlu var. Avlunun üç tarafı sütunlarla çevrilidir. 32 Sütun vardır. Zemin taş döşelidir.
Sütunlar: çiçek motifli başlıklarla süslenmiştir.
Edfu Tapınağı Güzel Buluşma Bayramı
Avlunun en dikkat çekici özelliklerinden biri, pilonun iç duvarında bulunan ve duvarın alt kısmında devam eden bir festival kabartmasıdır.
Kabartmadaki sahnelerden biri, Edfu’lu Horus ile karısı Denderalı Hathor’un yeniden bir araya gelmesini kutlayan, yıllık bir bereket festivali olan “Güzel Buluşma Bayramı” tasvir edilmektedir.
Edfu Tapınağı Ön avlu
Neşeli Birleşme Bayramı:
Bu festival, Edfu lu Horus ile Dendera lı Hathor arasındaki kutsal evliliği kutlamıştır.
Ayinlerin çoğu, tapınak dışında yapılmış ve böylece geniş halk kitlelerinin şahitliği sağlanmıştır.
Festival, Hemet ayının Yeni Ay gününden başlayarak, Dolunaydan önceki güne kadar, toplam 14 gün boyunca kutlanır.
Ancak hazırlıklar, aslında 14 gün önce Dendera da Hathor un büyük nehir alay teknesine binip, rahipler ve inananları taşıyan büyük bir tekne filosunun ortasında, Edfu ya doğru nehir yukarı çekilmesiyle başlar.
Alay Edfu nun kuzeyindeki iskeleye ulaşır ve orada Horus tarafından karşılanır.
Behdet ve takipçileri, Hathor karaya çıktı ve Horus ile birlikte bitişikteki bir tapınağa gitti.
Orada çeşitli törenler gerçekleştirildi.
Bunların en önemlileri, ağzın açılması, tarlanın ilk ürünlerinin sunulması, tarlanın takdimi, buzağıların sürülmesi, Maat ın sunulması ve sayısız yiyecek sunumuydu.
Tanrılar daha sonra gemilere bindiler ve Edfu Tapınağına doğru yelken açtılar.
Yolda, alay Geb Tepesi adı verilen bir yerde durdu ve burada ağzın açılması, çeşitli ritüeller, zengin adaklar ve yakılan adaklar da dahil olmak üzere daha fazla tören yapıldı ve ardından yoluna devam etti.
Sonunda tekneler Edfu Tapınağına vardı ve Horus ile gelini Hathor tapınağa girdiler.
Böylece günün törenleri sona erdi, bu asıl evlilikti ve Horus ile Hathor evlilik gecelerini iç kutsal alanda geçirdiler.
Kutlamalar arasında ziyafet ve içki içme, çöl boyunca ataların mezar höyüklerine ziyaretler ve tapınakların sınırları içinde gerçekleştirilen çeşitli ayinler yer alır.
14 ncü günde, Hathor, büyük bir ihtişamla Edfu tapınağından ayrılır ve Dendera daki kendi tapınağına geri götürülür.
Edfu Tapınağı Siyah Granit Horus Heykeli
Avlunun sonunda, Hipostil Salonun girişinde: Granit Siyah Şahin Heykeli:
Aslen bir çiftin parçası olan ve günümüze kadar ulaşan, Asvan dan getirilen tek bir granit bloktan oyulmuş, 2 büyük Horus heykeli durur.
Siyah granit Horus heykeli, Mısır’ın çift tacını takmakta ve tapınağın daha uzak bölümlerine açılan kapıyı korumaktadır.
Heykeller, ilk sütunlu salonun girişinin önünde durur.
Edfu Tapınağı Hipostil Salonları
HİPOSTİL SALONLARI:
Avluyu geçtikten sonra, iki tane Hipostil Salonu var.
Edfu Tapınağı Hipostil Salonu
1 NCİ HİPOSTİL SALONU-DIŞ HİPOSTİL SALONU:
VII Ptolemy Neos Philopator döneminde inşa edilmiştir. Kralın ibadetle meşgul olduğu tapınağın kuruluşunu tasvir eder.
Edfu Tapınağı Hipostil Salonu
Sütunlar
Neredeyse her santimetrekaresi tanrıların, firavunların ve ritüellerin sahneleriyle oyulmuştur. Sütunların her biri tanrıların mitlerini ve efsanelerini anlatan metinler ve sahnelerle özenle oyulmuştur. 12 devasa sütun var. Her biri 15 m den uzundur. Çiçek ve palmiye motifleriyle süslenmiş bu sütunlar, eski Mısır da yaşamı ve doğurganlığı simgeliyordu.
Tavan süslemeleri:
Üstte: astronomik temsillerden oluşan bir bant ve 2 şahin tarafından korunan firavunun isimlerinden oluşan süslemeli bir friz vardır. Ayrıca: salonun tavanı astronomik imgelerle süslenmiştir. Yıldızlarla boyanmıştır.
Duvar süslemeleri:
Duvarlarda firavun Eugergetes’in tanrılara adak sunmasını veya riteül eylemler gerçekleştirmesini gösteren, 4 sıra oyma kabartma vardır.
Örneğin: sol duvarda, en alt sırada, tapınağın temel taşını koyması gösterilir.
Aşağıda zeminin hemen üstünde: Euergeters, karısı Kleopatra ve Edfu’nun 3 ana tanrısına adak sunan uzun bir yerel tanrı sırası tasvir edilmiştir.
Yan odalar:
Salon: rahiplerin görevlerini yerine getirmeden önce kullandıkları 2 odayla çevrilidir.
Solda-Ayin Odası:
Tapınağın daha ilerisine geçmeden önce, gerekli olan ritüel arınma yeri olan Sabah Evi var. Burada yeni yıkanmış cübbeler ve ritüel vazolarının saklandığı kutsama salonu, yani bir ayin odasıydı.
Sağda-Tapınak Kütüphanesi:
Kütüphane görevi gören Kitaplar Evi var. Bu evde dini ve bilimsel metinlerin yanı sıra, günlük ritüelleri ve festivalleri gerçekleştirmek için gerekli tüm papirüsler bulunuyordu. Bu odada saklanan papirüslerin listesi, duvarlara oyulmuştur.
Sütunlu salonun kapıları: tapınağın merkezi kısmına erişimi kısıtlar. Bazı festivaller dışında genellikle halka kapalıydı.
Edfu Tapınağı Hipostil Salonu
2 NCİ HİPOSTİL SALONU-İÇ HİPOSTİL SALONU:
Tapınağın en eski bölümüdür. Aynı zamanda Festival Salonu olarak da bilinir. Bu salonun inşasına, III Ptolemy döneminde başlanmış olsa da, ancak oğlu IV Ptolemy Philopator döneminde tamamlanmıştır.
Dış hipostil salonu gibi, bu çatılı avlu da, biraz farklı bir yönelimle olsa da 12 sütun bulunmaktadır. Evet, iki sütunlu salondan, daha küçük olanıdır.
Bu salon, tapınağın en kutsal alanı olan naos un başlangıcını işaret eder. Bu noktadan itibaren, zemin seviyesi hafifçe yükselirken, tavan alçalır ve naos un odak noktası olan kutsal alana doğru ilerler. Daha küçük sütunla salonun, sağ ve solda 3 yan küçük odası vardır.
Solda-Doğu tarafında:
Burada sıvı adaklar saklanırmış.
Tapınak Laboratuvarı:
Burası belki de tapınağın en ilginç odasıdır. Burada gerekli tüm parfüm ve tütsü tarifleri özenle demlenip saklanırdı ve içerikleri duvarlarda listelenmişti.
Sağda-
Tanrı heykellerini süslemek için kullanılan değerli metallerden ve taşlardan yapılmış nesneler ve muskalar içeren Hazine vardı.
Süslemeler:
Horus un Hathor tanrıçası eşliğinde kutsal bir gemide yaptığı yolculuğun sahneleri var.
Sunu Mahkemesi:
Bu dar oda, tanrıya sunulan yiyecek ve yağların yakılması için kullanılıyordu.
Tanrı bu yiyeceklerin kokusu ve dumanıyla besleniyordu.
Duvarlardaki sunu ve arınma sahneleri, tanrının ebedi beslenmesine katkıda bulunuyordu.
ADAK ODASI-ÖN ODA:
İçteki sütunlu salondan, büyük orta kapıdan çıkarak, meyve, çiçek, şarap, süt ve diğer yiyeceklerin günlük olarak bırakıldığı bir sunağın bulunduğu ADAK ODASINA veya İLK ODAYA girilir.
Batı tarafında, çatıya çıkan 242 basamak bulunur ve buradan Nil nehrinin ve çevredeki tarlaların muhteşem manzarası izlenebilir. (Çatı ziyaretçilere kapalıdır.)
Edfu Tapınağı Kutsal Mekana giden salon
ENİNE SALON-GİRİŞ HOLÜ-SUNU SALONU:
İki sütunlu Hipostil Salonunun ötesinde: Sunu Salonu bulunur. Bu salonda: günlük olarak meyve, çiçek, şarap, süt ve diğer yiyeceklerin sunulduğu bir sunak vardır.
Mısır Yeni Yılı Festivali sırasında, Horus un heykeli, salona bağlı yükselen bir merdivenle tapınağın çatısına taşınırdı. Eski Mısırlılar, tanrının Güneş in ısısı ve ışığıyla yeniden enerji kazandığına inanıyorlardı. Bundan sonra, heykel ayrı bir inen merdivenle Kutsal Alana geri getirilirdi. Bu ritüelin tasviri, iki merdiven boyunca duvarları süslemektedir.
Giriş holü:
Aynı zamanda enine salon olarak da adlandırılır ve her iki yanında, çatıya erişim sağlayan 2 merdiven var. Çatı, biraz önce belirttiğim gibi, geçmişte çeşitli törenler için kullanılırmış. Sunu Salonu, kutsal alana açılır.
TAPINAĞIN KUTSAL ALANI:
Kutsal alan, aynı zamanda Edfu tapınağındaki en eski nesneyi de içerir. 30 Hanedanlığın son hükümdarı II Nektanebo’nun granit Naos türbesi. Nektanebo, MÖ 4 yüzyılda yaşamıştır ve Naos Türbesinin, daha önce bu alanda bulunan tapınaktan kurtarıldığına inanılmaktadır.
Türbe, eski ve yeni arasında sürekliliği sağlamak için, Ptolemaik tapınağa dahil edilmiştir. Bu türbenin içinde Horus un altın bir heykeli bulunmuş olmalıdır.
Kutsal alanda ayrıca bir adak masası ve Horus’un kutsal yelkenli gemisi de bulunmaktadır.
Yeni Yıl Festivali sırasında Horus heykeli gemiye yerleştirilir ve tapınağın çatısına getirilirdi. Gemi, Güzel Buluşma Festivali sırasında, tanrının heykelini taşımak için de kullanılırdı.
Bugün, ziyaretçilere geminin nasıl göründüğüne dair iyi bir fikir veren modern bir kopyası Kutsal Alan da bulunmaktadır.
Kutsal alandaki kabartmalar: IV Ptolemy’nin Horus ve Hathor’a tapınmasını tasvir etmektedir. Kutsal alan, Osiris, Ra ve Hathor da dahil olmak üzere diğer tanrılara adanmış bir dizi şapel ve oda ile çevrilidir.
Evet, çatıdaki 3 açıklıkla aydınlatılan bu iç kutsal alan, Edfu tapınağının en kutsal yeriydi.
Burada, törenlerde kullanılan Horus ve Hathor un kutsal tekneleri ile muhtemelen ahşap bir şahin heykeli olan tanrının kutsal imgesinin daimi türbesi vardı.
Büyük dini alaylar sırasında havada taşınan bu tören teknesine, muhtemelen Horus’un kendisinin görkemli, yaldızlı ahşap bir heykeli de eşlik ediyordu.
Edfu Tapınağı Kutsal Alan Tekne şeklindeki Sunak
Tekne şeklindeki sunak:
Antik Horus un kutsal teknesine (veya kayığına) benzeyecek şekilde tasarlanmış modern bir reprodüksiyondur. Orijinali: Paris Louvre Müzesindedir.
Edfu Tapınağı Duvarlarda betimlenen Kutsal Tekne
Bir zamanlar tüm tapınak kompleksindeki en saygı duyulan nesneydi. Orijinali günümüze ulaşmamıştır. Ancak tapınak duvarlarındaki kabartmalarda, bolca tasviri bulunmaktadır. Bu da bilim insanlarının ve zanaatkarların muhtemel şeklini ve anlamını yeniden oluşturmasına imkan tanır.
Edfu Tapınağı Kutsal Alan Tekne şeklindeki Sunak
Bark:
Tanrı Horus’u kült heykeli biçiminde dini ritüeller ve festival alayları sırasında taşımak için yapılmış, yaldızlı bir tören teknesidir.
Özellikle de Horus’un Nil den aşağı doğru yelken açarak Dendera daki Hathor u ziyaret ettiği Güzel Birlik Festivalinde kullanılmıştır.
Tanrıların diledikleri gibi yolculuk ettiklerine ve kutsal kayığın onların göksel aracı olduğuna inanılıyordu. Tıpkı gökyüzündeki Ra nın güneş kayığı Duat gibi. Ancak Ra nın kozmik gemileri gökyüzünü ve yeraltı dünyasını dolaşırken, Edfu daki kayık ritüel bir nesneydi.
Karanlık iç kutsal alanda saklanıyor ve bayram günlerinde tanrıyı halk arasında gezdirmek veya tapınakta hareket ettirmek için kullanılıyordu.
Edfu daki replika kayık, bugün Nectanebo II tarafından inşa edilen siyah granit nefin içindeki bir kaide üzerinde durmaktadır.
Genellikle tapınak sahnelerinde saygıyla diz çöken rahiplerle birlikte tasvir edilir ve koruyucu kanatlı tanrılar tarafından çevrelenmiştir.
Kalbinde, minyatür tapınakta, pelerinli, kutsanmış ve her zaman gizem içinde saklı olan Behdetli Horus un küçük altın figürü yer alırdı.
Horus un kutsal kayığı, törensel bir tekneye yerleştirilmiş minyatür bir naos içinde tanrının kendi heykelini barındırıyordu.
Rahipler tarafından direkler üzerinde taşınıyor, tapınağın iç kutsal alanında (naos) bulunuyor ve büyük festivaller ve geçit törenlerinde sergileniyordu.
Evet granit Naosa yerleştirilen altın Horus heykeli burada bulunuyordu.
SİYAH GRANİT TÜRBE
Kutsal alanın arka tarafındadır ve daha eski bir Horus tapınağının birkaç kalıntısından biridir. Koyu siyah granitten oyulmuş mabedi, tapınak kompleksinin geri kalanından neredeyse, bir 100 yıl öncesine dayanmaktadır.
Türbe: mevcut Horus tapınağının inşasının başlamasından yaklaşık 100 yıl önce, Nectanebo II (MÖ 360-343) tarafından yaptırılmıştır.
Kutsal alanın kapı çerçevesine, Horus u ve şapellerinin uyuyan diğer tanrıları uyandırma için bronz kapılar açılmadan önce, sabahları söylenen ilahiler yazılmıştır.
Kutsal alanın etrafındaki bir koridor, 10 ritüel salonuna erişim sağlar.
Edfu Tapınağı Çevre Duvarı Kabartmaları
TAPINAĞIN DIŞ DUVARLARI
Ayrılmadan önce, tapınağın dış duvarlarında birkaç dakika dolaşmayı unutmayın. Duvarlar, antik festivallerin, adakların ve günlük yaşamın inanılmaz sahneleriyle kaplıdır. Çoğu insan bu kısmı tamamen atlıyor.
Edfu Tapınağı Dış çevre duvarları
Çevre duvarı:
10 ile 12 m yüksekliğindedir. Kabartmalar ve hiyerogliflerle oyulmuş bu çevre duvarı, 200 yılı aşkın bir tarihi anlatan devasa bir çizgi roman şeridi oluşturmaktadır.
Şapeller:
Tapınağın çevresinde, Horus ile birlikte tapınağı paylaşan diğer tanrıların heykellerini barındıran 9 şapel ve ek yan odalar vardır.
Bu şapellerin her birinin kapı pervazları ve lentoları, hangi tanrı ve tanrıçaların burada yaşadığına dair ayrıntılar vermektedir.
Nilometre:
Tapınağın doğusunda, sur duvarının dışında, dairesel bir kuyu var.
Bu kuyuya, sur duvarının içinden başlayıp, duvarın altından geçerek tapınağın dışına ulaşan bir merdivenle çıkılır.
Bu merdiven, tapınak personelinin kuyuya erişimini sağlıyordu.
Kuyu, tapınağın günlük arınma için gerekli olan su kaynağıydı.
Bununla birlikte, aynı zamanda Yıllık Nil taşkınlarının yüksekliğini ölçmek için kullanılan bir Nilometre görevi de görüyordu.
Su seviyesinin yükselişini ölçmek için eğimli merdivenin duvarına ölçekler oyulmuştur.
Mısır Nil Doğu Kıyıları Kavm Umbu Tapınağı
KOM OMBO TAPINAĞI
Giriş ücreti: 450 Mısır Lirası.
Yeri:
Assuan’a en yakın tapınaktır.
İdfu’dan 60 km daha güneydedir.
Nil kenarında bir tepeciğin üzerinde kurulmuştur.
Tapınak, gemilerin kıyıya yanaştığı yere çok yakın olduğu için, genellikle yürüyerek gidilebiliyor. Ama yol, her şeyi satan herkesle dolu olduğu için epey uzun sürebiliyor.
Mısır Kom Ombo Tapınağı
İsminin kelime anlamı:
Bu alan, adını birçok arkeolojik alanın adında bulunan Arapça “kum” (tepecik) kelimesinden ve nihayetinde eski Mısır dilindeki “Nubt” kelimesinden türeyen ve “Altın Şehir” anlamına gelen “Ombo” kelimesinden almaktadır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı
Önemi:
Tapınak eşsiz bir tasarıma sahiptir.
Burayı diğer tapınaklardan ayıran bir diğer özellik: ibadet ve cenaze işleri dışında, sağlık merkezi olarak da kullanılmış bir tapınak olmasıdır.
Ayrıca tapınaktaki her şey, ana eksen boyunca, simetrik olarak düzenlenmiştir.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Ortada görülen Tanrı Sobek
Tapınak hangi tanrılara adanmıştır:
Şehrin tapınağı iki tanrıya adanmıştır.
Yeni, buradaki tapınak aslında yan yana yapılmış 2 tapınaktan oluşuyor.
Tapınağın yarısı: iyilik tanrısı (Şahin Tanrısı) Horus’a, diğeri de kötülük tanrısı (Timsah Tanrısı) timsah kafalı Sobek (Seth) e adanmıştır.
Bu özellik nedeniyle, diğer tapınaklardan ayrılır.
Tapınak ne zaman inşa edilmiştir:
Yeni Krallık döneminde (yaklaşık MÖ 1550-1069) burada daha önce bir tapınak bulunmasına rağmen, mevcut yapı Greko-Romen Döneminde (MÖ 332-MS 395) inşa edilmiştir ve burada belgelenen en eski kraliyet adı Ptolemy VI Philometor’a (MÖ 180-145) aittir.
Dekorasyonun büyük kısmı Ptolemy XII Neos Dionysos (MÖ 80-51) tarafından tamamlanmıştır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı
Tapınağın Hikayesi:
MÖ 108 ile 47 yılları arasında inşa edilen Kom Ombo Tapınağı, eski çağ insanlarının hastalıkları iyileştirme, vahşi Nil timsahlarını yatıştırma ve Ptolemaios krallarının yönetimini kutsama girişimiydi.
Tapınak bir zamanlar burada yetiştirilen, daha sonra mumyalanan ve Sobek’e kurban olarak sunulan gerçek timsahlara ev sahipliği yapıyordu.
Bugün bu mumyaların birçoğu bitişikteki Timsah Müzesinde bulunmaktadır.
Antik Mısırlılar, hem hayvanları hem de insanları yiyen bu devasa Nil canavarlarından doğal olarak korkuyorlardı.
Ancak Sobek’e tapınırlarsa timsahların kendilerine saldırmayacağına inaniyorlardı.
Ptolemaios kralları ise, kendilerini timsah tanrısı Sobek’in bereketi ve gücüyle ilişkilendirmek istiyorlardı.
Sıradan Mısırlıların sadakatini kazanmak için Kom Ombo’da kendilerini Antik Mısır tanrılarıyla birlikte tasvir ettiler.
Uzak İskenderiye’den hüküm sürdükleri için, Ptolemiler Mısır’ın tamamında egemenliklerini kurmak amacıyla güneyde tapınaklar inşa etmeye hevesliydiler.
Mısır Kom Ombo Tapınağı
Mimari yapısı:
Tapınak: her şeyin ana eksen boyunca, mükemmel bir şekilde simetrik olması nedeniyle özeldir.
Tapınağın güney yarısı:
Hathor ve Khonsu ile birlikte dünyanın yaratıcısı ve bereket tanrısı olan Timsah tanrısı Sobek’e adanmıştır.
Tapınağın kuzey yarısı:
Tasenetnofret (iyi kız kardeş, Hathor veya Tefnut’un özel formu ve Panebtawy-iki diyarın efendisi) ile birlikte, Şahin Tanrısı Haroeris’e adanmıştır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Tanrı Sobek
Tanrı Sobek:
Su, sel ve bitki örtüsüyle ilişkilendirilen bereket tanrısıydı ve burada eşi, aşk ve annelik tanrıçası Hathor ile oğulları ay tanrısı Khonsu ile birlikte tapınırdı.
Timsah kafalı bir tanrıdır.
Assuan Barajının inşasından önce, Nil nehrinde binlerce timsah yaşarmış.
Bu yüzden, Kavm Umbu, timsah tanrısı Sobek’e ve Set’le son kavgası, burada geçen Horus’a adanmıştır.
Timsah: Nil kıyılarında, en korkulan hayvan olduğu için onları kızdırmamak uğruna, her yıl bir tane timsah seçilip, krallar gibi hizmet görürmüş.
Bu timsahın tutulduğu sunak alanı ve bir timsah mumyası, tapınak gezisinde görülmektedir.
Son bir not: Piramit Metinlerinde, Sobek “istediği zaman, arzularına göre kadınları kocalarından alan” ve “öfkeli olan” olarak bilinir.
Bazı mezhepler, dünyayı yaratanın Sobek olduğuna, karanlık kadim sudan yükselerek evreni şekillendirdiğine inanıyordu. Terinden akan Nil nehri ve onun yaşam verici gücüyle ilişkilendirildiği için, Sobek aynı zamanda bereket tanrısıydı.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Tanrı Horus
Tanrı Horus:
Krallık tanrısı Horus, Osiris ve İsis’in oğludur.
Harwer olarak , babasının katılı Seth’e karşı zafer kazanmış yetişkin bir varlık olarak tasvir edilir.
Burada eski “Ta senet nefret” Mükemmel Eş ve oğulları “Pa neb tawy” İki Diyarın Efendisi ile birlikte tapınılırdı.
Mısır Kom Ombo Tapınağı-Simetrik yapı
Tapınağın genel özellikleri:
Güzel sütun başlıklarının yanı sıra duvarlarını süsleyen büyüleyici sahnelere de ev sahipliği yapıyor.
Takvimlerde festivaller ve diğer kült etkinlikleri, tarihleri ve eşlik eden ritüelleriyle birlikte listeleniyor.
Roma döneminde MS 2’nci yüzyılda cerrahi aletler olduğuna inanılan nesnelerin yer aldığı bir sahne oyulmuş olup, bu da eski Mısır tıbbının ne kadar gelişmiş olduğunu göstermektedir.
Tapınağın en arka kısmının ortasında, Sobek ve Harwer, tapınağın kendi taraflarında, derin bir sembolik sahne içinde görülebiliyorlar ve bu kutsal mekanı ziyaret eden eski dindar insanlarda hayranlık uyandırıyor.
Dekorasyon-Süslemeler:
Tapınaktaki mevcut kabartma ve metinler, o döneme ait olanlara benzer kült ayinlerine atıfta bulunmaktadır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Arınma Sahnesi
Arınma Sahnesi:
Bu muhteşem sahne, tapınağın girişindeki kapıya işlenmiştir.
Kabartmada: ünlü Kleopatra’nın babası XII Ptolemy’nin, Thoth ve Horus Tanrıları tarafından, Haroeris’in huzurunda arındırılması tasvir edilmiştir.
Haroeris’in görüntüsünün sadece belden yukarısı kalmıştır.
Tapınağın sağ tarafında, aynı sahne tekrarlanır.
Ptolemy aynı iki tanrı tarafından arındırılır.
Ancak bu sefer Sobek’in huzurunda gerçekleşir. Çünkü burası tapınağın Sobek’e ait olan kısmıdır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Taçlandırma Kabartması
Taçlandırma Kabartması:
Cephenin arka tarafında, Ptolemy XII’nin Sobek-Ra ve Hathor’un huzurunda Wadjet ve Nekhbet Tanrıçaları tarafından, taç giymesi tasvirini gösteren muhteşem bir kabartmadır.
Tanrılar kralın etrafında koruyucu bir bölge oluşturarak, yönetimi kutsar ve gücünü meşrulaştırır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Bayram Takvimi
Bayram Takvimi:
Dış sur duvarının iç kısmına yerleştirilmiş bu kabartma:
Dikkat çekici bir kabartmadır.
Rahiplerin yıllık hasat mevsimlerini ve bunlara karşılık gelen tapınak ritüellerini işaretlemek için kullandıkları 360 günlük takvimi tasvir etmektedir.
Kom Ombo’daki bayram takvimi: yılı Nil’in yükselişi ve alçalmasıyla ilişkili, 3 farklı mevsime ayırır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Bayram Takvimi
Taşkın mevsimi (Akhet), büyüme mevsimi (Peret) ve hasat mevsimi (Shemu)
Her mevsim 4 ay sürer ve her ay 3 haftadan (her biri 10 gün) oluşur.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Bayram Takvimi
Kabartma, tapınağın adanmış rahipleri tarafından gerçekleştirilen tapınak ritüellerinin karmaşık bir programını göstermektedir.
Tanrıları memnun etmek için bu ritüellerin zamanında gerçekleştirilmesi hayati önem taşıyordu.
Bir panelde: tarih, ay ve mevsim, diğer panelde ise tapınak hizmetleri ve dini görevler listelenmiştir.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Korunan Alanlar
Koruma Alanları:
Kom Ombo’daki ikiz tapınaklar: tapınağın en kutsal bölümüdür ve bir zamanlar rahiplerin günde 3 kez saygı gösterdiği tanrı heykellerine ev sahipliği yapıyordu.
Tapınaklardan geriye kalan tek şey, bir zamanlar tanrıların kutsal teknelerini ve içlerinde saklı kutsal heykeli taşıyan, 2 siyah granit kaidedir.
Sağdaki granit kaide: bir zamanlar Sobek’in kutsal heykelini taşıyordu, soldaki granit blok ise, Yaşlı Horus’a (veya Ptolemilerin ona verdiği adla Haroeris’e) ev sahipliği yapıyordu.
Tapınakların altındaki gizli odalarda, eskiden tapınak rahiplerinin ayinlerde kullandığı ekipmanlar bulunuyordu.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Nilometre
Nilometre:
Tapınağın sol tarafında bulunan eski bir Nilometre, Nil sularının yüksekliğini ölçmek ve sel veya kıtlık tahmin etmek için kullanılıyordu.
Nilometre: aşağı doğru inen bir merdivene ve iyi bir hasat için gereken idea su seviyesini gösteren bir göstergeye sahiptir.
Aşağıya bakmak baş döndürücüdür.
Ancak antik Mısır’da, Nil’in su seviyesindeki dalgalanmaları değerlendirmek için hayati bir araçtı.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Nilometre
Su seviyesi çok düşük olduğunda kıtlık yaklaşıyordu.
Seviye çok yüksek olduğunda ise, yıkıcı sellere yol açabiliyordu.
Bu bilgi, önceden planlama yapmak ve gerekli sulama kanallarını kazmak için çok önemliydi.
Nilometre: hasat sonuçlarına göre yıllık vergi oranlarını hesaplamak için de kullanılıyordu.
16 m derinliğindeki dairesel kuyu, Roma dönemine (MÖ 30-MS 395) tarihlenmektedir.
Bu kuyu, tapınak personelinin günlük ihtiyaçlarını karşılayan daha küçük bir kuyuya bağlıydı.
Daha küçük kuyu da tapınak rahiplerinin abdest aldıkları bir havuza bağlıydı.
Son bir not: Bir zamanlar çöl olan bölgede on yıllarca süren sulama, Kom Ombo’nun temelini aşındırmıştır. ABD tarafından finanse edilen bir ekip, yeraltı suyunu Nil’e geri yönlendirmek için bölgenin etrafına 9 metre derinliğinde bir hendek kazmak üzere çalışıyorlarmış.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Timsah Kuyusu
Timsah Kuyusu:
Nilometre yakınlarındaki küçük timsah kuyusu görülmeye değerdir.
Burasının bir zamanlar yeni doğmuş timsah yavrularına ev sahipliği yapan, yapay bir gölet olduğuna inanılıyor.
Bu yavrular daha sonra mumyalanarak Sobek’e kurban ediliyordu.
Mısır Kom Ombo Tapınağı İşitme Kulağı Şapeli
İşitme Kulağı Şapeli:
Bu güzel kabartma, tapınağa girmelerine izin verilmeyen sıradan insanlar için Kom Ombo’nun dış duvarına oyulmuştur.
Taşın içindeki derin bir oyuk, buraya gelip dertlerini doğrudan bu deliğe dile getiren hasta hacıların çeşitli şikayetlerini duyacak gözler ve kulaklar gibidir.
Tapınağın orta arka duvarına oyulmuş bu girinti, tapınağın dışında kalırken kutsal alana mümkün olan en yakın noktadır.
Sobek ve Haroeris, tapınağın kendilerine ait bölümlerinde karşılıklı olarak tasvir edilmiş olup, altlarında onların övgüsünü dile getiren ilahiler yer almaktadır.
Mısır Kom Ombo Tapınağı İşitme Kulağı Şapeli
Nişin üzerinde, kanatlarını açmış bir şekilde diz çökmüş Heh-Shu heykeli bulunmaktadır.
Bu tanrı, ebediyet tanrısı Heh ile barış, hava ve rüzgar tanrısı Shu’nun birleşmiş halidir.
Etrafı dört rüzgarı temsil eden dört fantastik yaratıkla çevrilidir.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Aslan Kabartması
Aslan Kabartması:
Dış duvardaki bu ilgi çekici kabartma, bir aslanın talihsiz bir mahkumun elini parçaladığı vahşi bir sahneyi canlandırıyor.
Ayaklarının dibinde, yüzleri oyulmuş düşman sıraları duruyor.
Ptolemaios döneminde düşmanların bu şekilde cezalandırıldığına dair bir kanıt olmamasına rağmen, sahne Mısır’ın gücünü göstermek amacıyla çizilmiştir.
Günümüz:
Giriş: Sobek ile Horus’un yarım kabartmalarıyla süslüdür.
İçeride, bölgedeki tapınılan üç timsahın mumyası var.
Ama, mumyalar çok iyi durumda değildir.
Kavm Umbu’nun en ilgi çekici yeri: Hipostil Salonudur.
Burada: sütunların üzerindeki renkler çok canlıdır.
İki tanrı: ortalarındaki mabedi paylaşır ve fresklerde birbirlerine saygılarını sunarlar.
Ayrıca: çocuk sahibi olmak isteyen kadınların adak adadıkları, Amamissi görülebilir.
Tapınak içindeki kabartmalardan bir bölümü, burayı daha sonra kilise olarak kullanan Kıptiler tarafından silinmiştir.
TAPINAĞI GEZMEK:
Ana avluya girerken, avlunun her iki tarafında 8 olmak üzere toplam 16 boyalı sütun var.
Ana avlunun ortasında, muhtemelen kutsal teknenin yerleştirildiği yer olan granit bir sunak bulunuyor. Hatta her iki tanrı için de çift bir sunak var.
Ana avlunun arka duvarında, bir paravan duvarla birlikte, 5 lotus şeklinde sütun var.
Burada her bir tanrı için birer tane olmak üzere iki giriş açılır.
Her iki girişten de ilk Hipostil Salonuna ulaşılır.
Burada ortadaki iki sütun, salonun iki yarısını ayıran, 10 lotus şeklinde sütun vardır.
Evet, bunun ötesinde, her biri 10 sütunluk ortak iç ve dış hipostil salonları var.
Bu salonlar: MÖ 51-47 yılları arasında hüküm süren XIII Ptolemy Theos philopator’a atfedilir.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Hipostil Salonu
Dış Hipostil Salonu:
İçinde, solda Ptolemy XII Neos Dionysos’un İsis ve aslan başlı tanrıça Raettawy tarafından Haroeris’e takdim edilmesini ve Thoth’un izlemesini gösteren, ince işlenmiş bir kabartma var.
Sağdaki duvarlarda ise, Ptolemy XII’nin Mekhbet (Yukarı Mısır’daki Al Kab kasabasında tapılan akbaba tanrıçası) ve Wadjet (Aşağı Mısır’daki Buto’da bulunan yılan tanrıçası) tarafından Yukarı ve Aşağı Mısır’in ikili tacıyla taçlandırılması gösterilir, bu da Mısır’ın birleşmesini simgeler.
Ayrı girişler, ziyaretçileri Sunu Salonu olarak bilinen, İkinci Hipostil Salonuna yönlendirir.
İç Hipostil Salonu:
Kom Ombo Tapınağında, 2 sütunlu salonda, Yukarı Mısır’ın lotus çiçeği ve Delta bölgesinin Papirüs motifleriyle oyulmuş, birbirinden güzel sütun sıraları vardır.
Bir sütunlu salon: Sütun veya direk sıralarıyla desteklenen, bir çatıya sahip iç mekandır.
Kom Ombo’daki çatının büyük bir kısmı günümüzde yok, ancak eski zamanlarda bu sütunlu salonlar tamamen çatılıydı ve tavana yakın boşluklardan gelen ışık hüzmeleriyle loş bir şekilde aydınlatılıyordu.
Sütun başlıkları (sütunların uçları), Ptolemaik mimarisinin sembolü olan ve Philae Tapınağındaki sütunlara benzer, karmaşık çiçek desenleri, yaprak şekilleri ve kıvrımlar içerir.
Sütunlarda, yaşamı simgeleyen ankh sembolleri de dahil olmak üzere, hiyerogliflerden oluşan oyma şeritler ve firavunların tanrılara adaklar sunmasını tasvir eden sahneler bulunmaktadır.
Ptolemy XII’nin bir dizi koruyucu tanrı eşliğinde, tasvir edildiği muhteşem tabloyu mutlaka görünüz.
Kabartmalar, Haroeris’in Ptolemy VIII Euergetes’e zafer kılıcını temsil eden kavisli bir silah sunmasını göstermektedir.
Ptolemy’nin arkasında kız kardeşi, eşi ve ortak hükümdarı II Kleopatra bulunmaktadır.
İlk dikkati çeken şey, sütunların tepesindeki kendine özgü çiçek motifleridir.
Bu sunu salonunun ötesinde, şimdi neredeyse tamamen yıkılmış olan 3 ön oda bulunur.
İlginç bir şekilde, ön odaların ötesinde bulunan ikiz kutsal alanlar, gizli bir oda ile ayrılmıştır.
Tapınağın tüm çevresini saran çift bir geçit vardır ve iç geçit boyunca 7 ek oda daha bulunur.
Çatıya çıkan bir merdiven vardır.
Ön odalar:
Buradan: her biri çift girişli 3 ön oda, Sobek ve Haroeris tapınaklarına açılıyor.
Her iki taraftaki artık harabe halindeki odalar, rahiplerin giysilerini ve ayin papirüslerini saklamak için kullanılmış olmalıydı.
Tapınakların duvarları artık bir veya iki sıra yüksekliğinde olup, rahiplerin hacıların dileklerine cevap vermek için tanrılara “ses” vermelerini sağlayan gizli geçidi görmenizi sağlıyor.
Dış Geçit:
Tapınak duvarlarının etrafını saran dış geçit alışılmadık bir yapıya sahiptir.
Burada, tapınağın arka duvarının sol (kuzey) köşesinde, genellikle cerrahi aletler koleksiyonu olarak tanımlanan gizemli bir sahne yer almaktadır.
Bunların, tapınağın günlük ritüellerinde kullanılan bazı aletler olması da olası görünmektedir, ancak tapınak kesinlikle bir şifa yeri, antik bir hastaneye en yakın yerdi.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Cerrahi Aletler
Cerrahi Aletler sahnesi:
Tapınaktaki en ünlü kabartmadır.
Antik Mısırlılar tarafından yapılmış, en eski tıbbi alet tasvirleri olduğuna inanılan bir dizi cerrahi aleti göstermektedir.
Kabartmada: kancalar, bıçaklar, sondalar ve forsepsler de dahil olmak üzere, bir dizi cerrahi alet gösterilmektedir.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Cerrahi Aletler Kabartmasının açıklaması
Solda ise: İsis ve Neftis, doğum sırasında doğum sandalyelerine otururken tasvir edilmiştir.
Bu aletler, tanrı Set (düşmanı) tarafından oyulmuş olan Horus’un gözünü onarmak için yapılan bir tapınak ritüeli sırasında kullanılmış olmalıdır.
Onarılan göz, belki de Antik Mısır Mitolojisindeki en ünlü semboldür.
Horus’un gözü veya Wedjat, şifayı ve düzenin yeniden sağlanmasını simgeler.
Ancak cerrahi aletlerin, tapınak içerisinde antik bir hastane gibi işlev gören bir dizi klinikte hastaları tedavi etmek için kullanılmış olması daha muhtemeldir.
Antik Mısır’da tıp oldukça gelişmişti ve Homeros’un Odysseia’sında büyük övgülerle anlatılmıştır.
Kom Ombo, bazen “hekimlerin başı” olarak da adlandırılan ilahi şifacı Haroeris’ten teselli arayan hacılar için popüler bir yerdi.
Hacılar, hem tıbbi çözümlere hem de tapınağın manevi gücüne güvenerek Haroeris’ten hastalıklarını iyileştirmesini isterlerdi.
Kom Ombo’daki tedaviler arasında göz tahrişini hafifletmek için soğan suyu kullanımı da vardı.
Mısır Kom Ombo Tapınağı Cerrahi Aletler Kabartması damlayan penisler
Ayrıca, damlayan bir çift penisi tasvir eden bir hiyeroglife göre, burada cinsel yolla bulaşan hastalıklar da tedavi ediliyordu.
Kompleksin güneydoğu köşesindeki Ptolemaik geçidin yakınında Hathor’a adanmış küçük bir türbe bulunurken, güneybatı köşesinde küçük bir mammisi (doğum evi) yer almaktadır.
Bunun ötesinde, kuzeyde, tapınağa su sağlayan derin kuyu bulunur ve yakınında, Sobek’in kutsal hayvanı olan timsahların yetiştirildiği küçük bir havuz vardır.
Kompleksten çıkan yol, yeni Timsah Müzesine götürüyor.
Mısır Kom Ombo Timsah Müzesi
Timsah Müzesi:
Kom Ombo Tapınağının hemen yanındadır.
Mısır Kom Ombo Timsah Müzesi
Müzede, Aswan’da bulunan 40 timsahtan çeşitli boyutlarda 22’si mumyalanmış olarak sergileniyor.
Timsahlar, büyük cam vitrinin içindeki kum tepesinde sıralanmış durumda ve ziyaretçilerin timsahların antik Mısır da günlerini nasıl geçirdiklerini görmelerini sağlıyor.
Mısır Kom Ombo Timsah Müzesi
Sergide ayrıca: timsah tabutları ve ahşap lahitler, timsah ceninleri ve yumurtalarının yanı sıra, insan vücudu ve timsah başı taşıyan timsah tanrısı Sobek’i tasvir eden dik taşlar ve heykeller de bulunuyor.
Mısır Kom Ombo Timsah Müzesi Adak
Sobek’in orijinal mezarının ve nişlerinin replikaları da sergileniyor.
Evet, şu anda sergilenen en önemli eserlerin: mumyalama işleminden sonra ölü timsahlara yerleştirilen altın ve fildişi dişler ve gözlerdir.
Evet bölgede sadece timsahlara adanmış ilk müzedir.
Luksor ve Karnak bölgelerini gezdikten sonra; aynı bölgeden, Nil’in batı kıyılarına, yani ölüler şehrine, yeni yapılmış güzel bir köprüden geçerek gidiyorsunuz.
Batıya doğru giden bu yolda, karşınıza dört tane önemli eser çıkıyor.
Bunlar
1. Yol üzerindeki Memnon Anıtları, 2. Sol taraftaki Kraliçeler Vadisi, 3. Ortada, Hatshepsut Tapınağı, 4. Sağ tarafta, dağların arkasında kalan, Krallar vadisi.
Memnon Heykelleri
MEMNON HEYKELLERİ
Buraya giriş ücreti yok, ziyaret ücretsizdir.
Luksor’un batı yakasında, tarım alanlarından çöle giden yolun hemen kenarındadır.
Memnon Heykelleri
GENEL ÖZELLİKLERİ:
Heykeller, günümüz Kahire yakınlarındaki El-Gabal el-Ahmar’dan çıkarılan ve 675 km karayolu ile Teb şehrine taşıman kuvarsit kumtaşı bloklardan yapılmıştır. Taşların Nil nehrinden yukarıya taşımayacak kadar ağır olduğuna inanılır, yani muhtemelen buraya karayolu ile getirilmiştir. Evet, bu durum antik Mısır’ın en şaşırtıcı mucizelerinden biridir.
Daha sonraki tarihlerde, Romalı mühendisler, Kuzeydeki devasa heykeli yeniden inşa etmek için uğraştıklarında, blokların Edfu şehrinden gelmiş olabileceklerini düşünürler.
Evet, her bir heykel, tek bir taş bloktan oyulmuştur.
Firavun III Amonhetep Cenaze Tapınağı:
Heykeller, refah, barış ve sanatsal başarıların altın çağında hüküm süren Firavun III Amenhotep’i tasvir etmektedir.
Çünkü Teb Nekropolünde en büyük tapınak olan III Amenhotep’in yıkık cenaze tapınağının önünde duruyorlardı. MÖ 1350 yılına tarihlenirler.
Memnon Heykelleri
Heykeller neyi tasvir etmektedir:
III Amonhotep, (MÖ 14’ncü yüzyıl) oturur pozisyonda, elleri dizlerinin üzerinde ve bakışları doğuya yani Nil nehrine dönük olarak tasvir edilmiştir.
Çift taçla taçlandırılmış Nemens başlığı ve pileli kraliyet eteği giymiş haldedir.
Törensel sakalları da bulunmaktadır.
Ön tahtın yanlarında, bacaklarının yanına 3 kısa figür oyulmuştur. Bunlar: karısı Tiye ve annesi Mutemwiya’dır. Firavunun ayak bilekleri arasındaki ortadaki figür, kimliği belirsiz bir kızı temsil ediyor, ancak zaman içinde yok olmuştur.
Taş tahtlar, Yukarı ve Aşağı Mısır’ın birleşmesini tasvir eden sahnelerle süslenmiştir. Yan panellerde Nil Tanrısı Hapi tasvir edilmektedir.
Ölçüleri:
Üzerinde durdukları taş platformlar da dahil olmak üzere, kendileri yaklaşık 18 m yüksekliğe ulaşır. Heykellerin kendileri 4 metredir.
Baş ve başlığın bazı bölümlerinin eksik olduğu düşünülürse, gerçek yükseklik muhtemelen 21 metre olarak tahmin edilmektedir. Her birinin tahmini ağırlığı 700 tondur. İki figür arasındaki uzaklık 15 m dir.
Memnon Heykelleri
Heykellerdeki yazıtlar:
Heykeller, MS 20 ile 250 yılları arasına tarihlenen, Yunanca ve Latince 107 Roma dönemi yazıtı içermektedir. En kuzeydeki heykel üzerindeki yazıtların çoğu, o zamanlar heykellerin yanlışlıkla temsil ettiği düşünülen, Yunan Mitolojisi kralı Memnon’a atıfta bulunmaktadır.
Memnon Heykelleri
Firavun III Amonhotep ve Heykellerin görevleri:
Firavun III Amonhotep, MÖ 1390 yılında, yaklaşık 12 yaşındayken iktidara geldi ve Mısır’ın en refah dolu Yeni Krallık döneminde, yaklaşık MÖ 1353 yılına kadar hüküm sürdü. Büyük Kraliyet Eşi unvanını alan Tiye ile evlendi. Bu unvan, III Amenhotep’in annesine bile verilmemişti. Bu da Firavun III Amenhotep ve eşi Tiya’nın evli bir çift olarak büyüklüklerini kanıtlamaktadır.
Muhteşem hükümdarlık döneminde, inşa ettiği 250’den fazla bina, tapınak dikilitaş ve heykel bilinmektedir.
Büyüleyici saraylarından biri de Nil nehrinin batı kıyısında, Teb yakınlarında bulunan Malkata Sarayıdır. Bu şaşırtıcı yer, birçok oda, festival salonu, bahçeler, çok sayıda kütüphane, mutfak ve Amon Tapınağı içermektedir.
Evet, bugün burada görülen heykeller, III Amonhotep’in Cenaze Tapınağının koruyucusu olarak dikilmişlerdir.
III Amonhotep’de, kendisini, heykellerle ölümsüzleştirme süreci yaygındı.
Unvanlarında; defalarca iyi tanrı olarak anıldı.
Ayrıca, antik Mısır’ın en üretken mimarlarından biri olarak kabul edilir.
O dönemde, Firavunun tapınak kompleksi antik Mısır’ın en büyük ve en görkemlisiydi. Hatta, tapınak, zamanındaki haliyle Karnak Tapınağından bile daha büyüktü.
III Amonhotep’İn cenaze tapınağının temsili resmi
III Amonhotep Cenaze Tapınağı;
Bu dev heykeller hariç, tapınaktan günümüze çok az şey kalmıştır. Tapınağın temelleri her yıl tekrarlanan seller tarafından aşındırılmıştır.
1840 yılındaki bir çizimde, dev heykellerin suyla çevrili olduğu görülür.
Memnon heykellerinin suyla çevrili olduğu bir çizim
Seller:
III Amonhotep; heykellerinin önündeki gölü doldurmak amacıyla, cenaze tapınağını Nil nehrinin taşkın kaynağının önüne yerleştirdi.
Dahası bu göl, bir su tutma rezervuarı görevi görüyordu.
Yüksek taşkınlar sırasında, tapınağın tamamen sular altında kalması engelleniyordu.
Depremler:
Tapınağın; inşa edildikten kısa bir süre sonra, MÖ 1200 civarında yani Firavunun ölümünden yaklaşık 150 yıl sonra, bir depremle yıkıldığı tahmin edilmektedir. Geriye sadece girişte bugün görülen iki devasa heykel kalmıştır. Bunlar da MÖ 27 yılında bir depremle daha da yıkılmış ve ardından Romalılar tarafından kısmen yeniden inşa edilmiştir.
Diğer Heykeller:
MÖ 1200 depreminde yerde çok sayıda yarık açılmış ve bu da birçok heykelin bazıları bozulmamış halde, gömülmesine neden olmuştur.
Alman arkeolog Hourig tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda, şimdiye kadar heykellerden 4 tanesi yeniden dikilmiştir. 8 tanesi ise yeniden dikilmeyi bekliyor.
Yaklaşık 200 heykel veya heykel parçası ise Luksor Müzesinde bulunuyor.
HEYKELLERİN İSMİ NEDEN MEMNON HEYKELLERİDİR.
Memnon, Truva savaşı kahramanı ve Etiopya Kralıdır. Ordularını Afrika’dan Küçük Asya’ya kuşatma altındaki Truva şehrini savunmaya götürür. Ancak sonunda Aşil tarafından öldürülür.
Memnon adı: kararlıve azimli anlamına gelir. Şafak Tanrıçası Eos’un oğlu olarak kabul edilir. Birkaç yüzyıl önce inşa edilen bu dev heykellerle ilişkilendirilir. Çünkü kuzeydeki heykelin, şafakta çıkardığı bilinen çığlık nedeniyle, Memnon heykeli olarak bilinir. Sonunda tüm Tep Nekropolü, genel olarak Memnonium olarak anılmaya başlandı.
Memnon Heykelleri
SESLER;
Efsaneye göre, Şafak Tanrıçası Aurora veya Eos, Yunan tanrılarının en büyüğü olan Zeus’tan oğlunu insanlığın geri kalanından özel bir şeyle ayırt etmesini ister. Zeus şafakta bu ses şeklinde ona görünmüş ve annesi onun için ağlamış, gözyaşları çiğ damlaları gibi olmuştur.
Firavun mezarlarını yağmalayan hırsızlar, heykellerin yanından geçerken bu sesi duyar ve onlardan korkarlarmış.
MÖ 27 yılında büyük bir depremin, kuzeydeki devasa heykeli parçaladığı, belden yukarısının çöktüğü ve alt yarısının çatladığı rivayet edilir. Bu kırılmanın ardından, heykelin kalan alt yarısının çeşitli zamanlarda (her zaman gün doğumunda bir veya iki saat içinde, genellikle şafak vakti) şarkı söylediği rivayet edilir. Sesin en sık Şubat veya Mart aylarında duyulduğu bilinmektedir.
En eski rapor, MÖ 20 yılında yaptığı ziyaret sırasında sesi duyduğunu iddia eden Sinoplu Coğrafyacı Strabon’a aittir. Strabon, bir darbe gibi ses çıkardığını söylerken, bir başka antik dönem gezgini Pausanias bunu lir telimin kopmasına benzetmiştir. Ancak aynı zamanda pirinç vurma veya ıslık çalma olarak da tanımlanır. Sesin son güvenilir kaydı MS 196 yılına aittir.
ROMA DÖNEMİ:
Heykeller, MS 20-250 yılları arasına tarihlenen Yunanca ve Latince yazılmış 107 Roma dönemi yazıtı içermektedir. Yazıtların çoğunda Memnon adı geçmektedir. Ayrıca yine yazıtların çoğunda heykellerin yaydığı seslere atıfta bulunulur.
En ünlüsü ise Roma İmparatoru Hadrian ve eşi Vibia Sabrina’nın da bulunduğu bir heyetle, MS 130 Kasım ayında yapılan çok sayıda ziyaretçiyi kaydeden, Julia Balbilla’nın şiiridir.
Memnon Heykelleri
GÜNÜMÜZ:
III Amonhotep’in mumyası şu anda Mısır Medeniyetler Müzesinde sergilenmektedir.
Cenaze tapınağının büyük bir kısmı, yaklaşık üçte ikisi, şu anda tarım arazileri, bazı yerleşim yerlerinin evleri ve tapınağı çevreleyen özel mülklerin altında bulunuyor.
Her iki heykelde, oldukça hasar görmüş, belden yukarı kısımları neredeyse tanınmaz haldedir.
Güneydeki heykel, tek bir parça taştan oluşurken kuzeydeki heykel figürü alt yarısında geniş bir çatlak bulunmakta ve belden yukarısı 5 kat taştan oluşmaktadır. (muhtemelen Roma döneminde yapılan onarım nedeniyle)
Mısır Nil Batı Kıyıları Kraliçeler Vadisi
KRALİÇELER VADİSİ
I. Ramses zamanında inşasına başlanmış. Daha sonra tamamlanmasına rağmen, bazı kraliçeler,hala eşleriyle birlikte gömülmüş. Burada: 80’e yakın mezar bulunuyor.
Hatshepsut Tapınağının sol tarafında bulunan vadide, firavunların eşlerinin ve küçük çocuklarının mezarları var. Bunlardan en ilginci olan Nefertiti’nin mezarına giriş ücretlidir.
Kraliçe Nefertiti
II. Ramses’in büyük kraliyet hanımıdır. En yaygın bilinen Antik Mısır kraliçelerinden biridir. İsminin anlamı: güzel eş demektir. Mezarı: oldukça zengin bir şekilde süslenmiştir. Kraliçeler vadisinin en göz alıcı mezarlarından birisi olarak görülür. Mezarın yanı sıra, Ramses, Ebu-Simbel’deki kendi anıtının yanında, Nefertiti için de bir tapınak inşa ettirmiştir.
Nefertiti: Ramses’in hükümdarlığının 25 nci yılı dolaylarında, II. Ramses’in kendisi için yaptırdığı Ebu-Simbel Tapınağının açılış törenlerinde rahatsızlanmış ve ölmüştür. Ramses tarafından, kendisine yaptırılan mezar, bugüne kadar Kraliçeler Vadisinde, kalıntısı bulunmuş en güzel ve en büyük mezar anıtıdır.
Mısır Nil Batı Kıyıları Kraliçeler Vadisi
Bunun dışında ise II. Ramses’in eşlerinin bulunduğu mezarda, bir fetüs mumyası var. Aldığınız biletle, dilediğiniz iki mezarı gezebiliyorsunuz, ama fazla bir seçme şansınız yok.
Mısır Hatshepsut Tapınağı
HATSHEPSUT TAPINAĞI:
Giriş 440 Mısır Lirası.
Hatshepsut
KRALİÇE HATSHEPSUT SALTANATI (MÖ 1507-1458)
Hatshepsut, Firavun I Thutmose’nin (MÖ 1420-1492), büyük karısı Ahmose’den olan kızıydı. Bir de kız kardeşi oldu. (Nefrubity)
I Thutmose, oğlu olmayınca, kız kardeşiyle (Mutnofret) ile birlikte oldu ve bir oğlu oldu. (II Thutmose)
Evet babasının birlikte olduğu kız kardeşi, aynı zamanda Hatshepsut’un halasıydı ve aynı zamanda üvey annesi oldu.
Mısır Kraliyet geleneklerine uygun olarak, üvey kardeşi, tahtın varisi II Thutmose, Hatshepsut 12 yaşında evlendiler.
Hatshepsut ve II Thutmose’nin bir kızı oldu. (Neferu-Ra)
Bunun üzerine, yine oğlan çocuğu arama başladı ve kocası II Thutmose, Sarayda daha düşük statüdeki saray cariyesi İsis ile birlikte oldu ve bir oğulları oldu.
Bu oğul, yani III Thutmose babasının halefi, tahtın varisi olarak ilan edildi. (MÖ 1458-1425)
Firavun baba, II Thutmose yani Hatshepsut’un eşi, diğer karısından olan oğlu III Thutmose henüz çocuk yaşta iken öldü.
Bu oğul, yani tahtın varisi III Thutmose, Hatshepsut’un II Thutmose ile olan evliliğinden olma kızı Neferu-Ra ile evlendi.
Bunun üzerine Hatshepsut, oğul yani tahtın varisi III Thutmose reşit olana kadar, devlet işlerini yönetecek naip oldu.
Bu arada: II Thutmose, Hatshepsut’un hükümdarlığı boyunca, sarayda boş durmamış, Mısır ordularının başarılı fetih seferlerini yönetmiştir. Hatshepsut, onu ordunun başkomutanlığına getirmiş ve III Thutmose, onu hayal kırıklığına uğratmamıştır.
Ancak naipliğin, 7’nci yılında, geleneği bozarak, kendini Mısır Firavunu ilan etti.
Ardından, Mısır’ı MÖ 1470 den 1458’e kadar 22 yıl yönetti.
Hatsnepsut
FİRAVUNLUK DÖNEMİ:
Onun hükümdarlığı, Mısır tarihinin en müreffeh ve barışçıl dönemlerinden biriydi. Erken dönemde askeri seferler düzenlediğine dair kanıtlar var ve orduyu kesinlikle en yüksek verimlilikte tuttu. Ancak genel olarak firavunluk dönemi başarılı ticaret, gelişen ekonomi ve ülke genelinde işçileri, birçok kamu işleri projelerine kanalize etti. Anıtları inşa etmek için, koca bir ulusu istihdam edebileceğini ortaya koydu.
Kendisini tasvir etmesi:
Hatshepsut, kendisini erkek olarak tasvir ettiren ilk kadın firavundur.
Punt Seferi:
Punt ülkesi Afrika’nın kuzeydoğu kıyısındadır. Buraya deniz yolculuğu düzenledi. Punt’a yaptığı sefer efsanevi olmuş ve şüphesiz en çok gurur duyduğu başarısıydı.
Ölümü:
Hatshepsut’un nasıl ve ne zaman öldüğü yakın zamana kadar bilinmiyordu. 2007 yılında arkeologlar, Hatshepsut’un mumyasını buradaki cenaze tapınağında değil, Krallar vadisindeki 60 numaralı mezarda buldular.
Hatshepsut’un adının yazılı olduğu bir kutuda bulunan tek bir gevşek dişin, bilgisayarlı tomoğrafi taraması, mumyanın çenesindeki diş yuvasına yerleştirildi. Mumyanın incelenmesi, bu dişin çekilmesinden sonra oluşan bir apse nedeniyle ellili yaşlarda öldüğünü gösterir.
Evet Kraliçe Hasthepsut, öldüğünde yaklaşık 50 yaşındaydı. Diyabet hastasıydı ve siyah ve kırmızı oje sürüyordu.
Firavun III Thutmose
III THUTMOSE İKTİDARI:
Ölümünden sonra, tahta üvey oğlu III Thutmose geçti.
III Thutmose, antik Mısır tarihinin en büyük askeri liderlerinden biri ve Yeni Krallık döneminin en istikrarlı ve başarılı hükümdarlarından biri olarak kabul edilir.
MÖ 1457 civarında, III Thutmose, ordularını Megiddo muharebesinde zafere taşıdı. Bu muharebeden sonra, III Thutmose, Hatshepsut’un hükümdarlığına dair tüm kanıtları, kamuya açık anıtlardan yok ettirdi. Ancak onun ilahi doğuşu ve Punt’a yaptığı seferlere dair hikayeyi, cenaze tapınağının içinde nispeten dokunmadan bıraktı.
Saltanatın başlangıcını, babasının ölümüne tarihlendirdi ve Hasthepsut’un firavun olarak başarılarını kendine atfetti.
Bu sırada: Senenmut (Hatshepsut’un veziri) ve kızı Neferu-Ra ölmüştü ve Hasthepsut’a şahsen sadık olan başka hiç kimsenin, III Thutmose’nin üvey annesinin anısına ilişkin politikasına meydan okuyacak gücü veya isteği yoktu.
HATSHEPSUT TAPINAĞI;
Hatshepsut Tapınağı
Giriş ücreti: 440 Mısır Lirasıdır. Açık olduğu saatler: saat: 06.00 ile 17.00 arasındadır. Giriş bileti aldıktan sonra, elektrikli golf arabaları ile tapınağın yakınlarına gidiliyor. Bu yol yaklaşık 3 dakika sürüyor, bazı turistler bu yolu yürüyerek gidiyorlar. Yolda giderken, çevrede birçok tepe görülür, bu tepelere tapınak inşasında çalışan birçok kişinin/işçinin gömüldüğü düşünülüyor.
Yeri:
Tapınak: Mısır’ın büyük başkenti olan Teb şehrinin batısında, Luksor’un yaklaşık 27 km kuzeybatısında, nehrin batı kıyısında bulunan ve adını Kıpti döneminde inşa edilmiş eski bir manastırdan alan “Der El-Bahari” kayalıklarının altında bulunmaktadır.
Tapınağın Deir el-Bahari’nin yükselen kayalıklarının altına yerleştirmesi tesadüf değildir.
Bu doğal manzarayı, insan yapımı mimariyle harmanlamak ve Hatshepsut’un hem tanrılarla hem de doğal dünyayla olan bağlantısını simgelemek için seçilmiş bir yerdi.
Hemen yanında:
Tapınağın hemen yanında, II Mentuhodep’in cenaze tapınağı var. (Bugün bu tapınak tamamen harabe halindedir ve görülebilir.)
Hatshepsut, tapınağını Büyük Teb Prensi II Mentuhotep’in (MÖ 2061-2010) cenaze tapınağından esinlenerek inşa ettirmiştir.
II Mentuhotep, çağdaşları tarafından Mısır’ın 1. Hanedanlığının efsanevi kralı Menes’e atıfta bulunarak, İkinci Menes olarak kabul etmiş ve Mısır tarihinin geri kalanında da büyük saygı görmüştür.
II Mentuhotep’in tapınağına hayran kalan Hatshepsut, kendi tapınağının; onunkine benzer ancak çok daha görkemli bir ölçekte tasarlattı ve herhangi birinin bu karşılaştırmayı kaçırmaması için, eski tapınağın hemen yanına inşa edilmesini emretti.
Tapınağı İnşa Ettirmesi:
Kraliçe (MÖ 1473-1458) batıda Deir el-Bahari cenaze kompleksinin yanında “Milyonlar Tapınağı” (Millons of Yearts) olarak bilinen “Ay” şeklindeki tapınağını inşa ettirdi.
Tapınağın önemi:
Tapınak antik mimarinin bir başyapıtı olarak kabul edilmektedir.
Ne zaman inşa ettirmiştir:
Teraslı Tapınak, Hatshepsut’un 7 ile 20’nci hükümdarlık yılları arasında inşa edilmiştir. İnşa emrini MÖ 1479 yılında vermiştir. Yani III Thutmose ile birlikte hüküm sürdüğü dönemde, 14 ile 16 yıl içinde inşası sürmüştür. Bu aynı dönemde, birçok başka tapınak ve anıtın (Örneğin: Karnak dikilitaşları gibi) da inşa edildiği göz önüne alındığında, kraliyet atölyeleri için inanılmaz bir başarıdır.
Hatshepsut Tapınağı Senemut diz çökmüş figürü
Tapınağın tasarımı, kim tasarladı:
Tasarım, 600 yıl önce inşa edilmiş, bitişikteki 11 Hanedan dönemine ait II Mentupotep Tapınağından büyük ölçüde etkilenmiştir. Ancak odaların ve kutsal alanların düzenlenmesinde, tapınak tamamen benzersizdir.
Tapınak, Hatshepsut’un baş kahyası ve sırdaşı, aynı zamanda kızı Neferi-Ra’nın öğretmeni ve muhtemelen sevgilisi olan Senenmut tarafından tasarlandı. (Mimar bilinmiyor)
Senenmut’un cenazesi: bugün 2’nci avlunun altında gizli bir mezardadır. Mezar ana rampaya stratejik olarak yakın konumdadır. Tapınak simetrisini korumak; düşünülmüştür. Gösterişli mezar odasının tasarımı, Kraliyet ailesinden olmayan bir mimar için eşi benzeri görülmemiş bir onurdur.
Hatshepsut Tapınağı Amun Tanrısının tasviri
Kime adanmıştır:
Sadece ona adanmış olmaktan çok uzak olan tapınak, saygı duyulan babası I Thutmose, tanrıça Hathor ve cenaze tanrısı Anubis’in kültleri için de bölümler içermektedir.
Gökyüzüne ve güneşe açık bir sunak, güneş tanrısı Ra-Horakhty’nin kültüne adanmıştır.
Amun’a ise en önemli yer verilmiştir.
NEDEN YAPTIRDI:
Hayatının öyküsünü anlatmak için yaptırmıştır. Hatshepsut, kurucusu ve ailesi için bir cenaze tapınağı yaptırmayı tasarladı. Aslında ilk başta, mezarlarının, Krallar Vadisinde, bu büyük tapınağın altında olmasını planlamıştı. Ancak mezarları kayalıkların arasında kazmaya başladıklarında, kayanın çok kötü olduğunu fark ettiler ve bu fikirden vazgeçtiler.
Tapınağın tasarımı ve mimari özellikleri:
Bu tapınak Hatshepsut’un onu üç büyük teras şeklinde inşa etmesi ve her birinin diğerinin üzerinde yer alması nedeniyle, tasarım açısından diğer “Ay Tapınakları” dan farklıdır.
Tapınak arkasındaki dağ yamacıyla bütünleşen sütunlarla karakterize edilmiştir.
3 devasa teras, çöl zemininden yükselerek, Deir el-Bahari kayalıklarına uzanır.
En uç kısımda, birer sütun dizisi bulunan, 3 kattan oluşmaktadır yani 3 Teras vardır.
Her yükseltilmiş terasa, revakları ikiye ayıran bir rampa ile erişiliyor.
Tapınakta toplam 5 kült alanı vardır. Kutsal Mekanlar: Kraliyet Kült Şapeli, Güneş Kült Şapeli ve Amun Tapınağıdır. Ayrıca: Hathor Şapeli ve Anubis Şapeli var.
Tapınağın neredeyse tamamı kireç taşından, bir kısmı kırmızı granit ve kum taşından yapılmıştır.
Ayrıca tapınak, kısmen kayaya oyulmuştur.
Günümüze ulaşmamış olan tören yolu: Kraliçe Hatshepsut’u temsil eden başlara sahip sfenks heykelleriyle çevriliydi.
Bu yol, alt terasta biten İlk Pilona çıkar.
Bu teras: iki revak içerir ve ardından yükselen bir eğimle 2’nci Terasa ulaşılır.
Bu teras, 2 sütunlu revak içerir.
Burada, Tanrıça Hathor’a adanmış bir kutsal alan ve Tanrı Anubis’e adanmış başka bir alan vardır.
Ayrıca, revakın ortasında, büyük sütunlar yer almaktadır.
Bu revak aracılığıyla, Kutsal mekana, Tanrı Amun-Ra’ya adanmış tapınağın önemli bir odasına ulaşılır.
Hatshepsut Tapınağı, Kraliçenin önemli yönlerini tasvir eden çeşitli kabartmalarla kapsamlı bir şekilde süslenmiştir.
Terasların kemerleri ve tapınağın iç odaları, özellikle Karnak Tapınağına dikilmek üzere getirilen, iki pembe granit dikilitaşın taşınması ve Kraliçe Hatshepsut’un Punt ülkesindeki zamanını anlatan sahneleri tasvir eden kabartmalarla süslenmiştir. Bu sahnelerde, çeşitli ağaç türleri, hayvanlar ve mineraller gibi çeşitli dini malları taşıyan büyük gemilerin tasvirleri yer almaktadır.
Ayrıca: Opet Festivali ve Vadinin Güzeli Festivali kutlamaları da burada yapılıyordu.
Hatshepsut Tapınağı Bir festival sırasında askerlerin geçit töreni
Vadinin Güzelliği Festivali:
Festival sırasında, Amun’un kayığı Karnak’tan Hapshepsut’un tapınağına taşınır ve burada hem tanrıya hem de kraliçeye adaklar sunulurdu.
Bu festival, onun Amun ile olan ilahi bağını güçlendirirdi ve onun yeryüzündeki temsilcisi olarak statüsünü vurgulayarak, halkının gözünde konumunu meşrulaştırdı.
Hatshepsut Tapınağı
Kraliçe öldüğünde:
Evet sonuç olarak Kraliçe öldüğünde, tapınağın sadece ana ve temel kısımları tamamlanmış ve dekore edilmişti. Tapınak kültü, muhtemelen sadece 20 yıl boyunca işlev görmüştü.
Tapınağın Yıkımı:
Tapınağın durumu zamanla kötüleşti.
III Thutmose Dönemi Yıkımı:
Hatshepsut’un ölümünden 20 yıl sonra, Kral III Thutmose’nin emriyle, onun yönetimine dair referanslar silinip, gasp edildi veya yok edildi.
III Thutmose’nin bu eylemi için 20 yıl beklemesi düşünüldüğünde, kişisel bir kin mümkün değil gibi görünüyor. Çünkü: kişisel bir kin olsa, bu kadar uzun süre beklemezdi.
Belki de kadın kral kavramı, eski Mısır toplumunda kabul edilemezdi veya Ahmosid ve Thutmose hanedanları arasındaki anlaşmazlığın çözülmesi gerekiyordu.
Yasaklamanın sebebi, hakkında bilgi yok, gizemli.
Bu dönemde, tapınakta en ilgi çekici hasar, Osiride heykellerinin yok edilmesi olmuştur. Öte yandan, III Thutmose, Hatshepsut’un cenaze tapınağının içini büyük ölçüde dokunmadan bırakmış, ilahi doğum öyküsünü ve Punt Seferi kabartmalarını korumuştur.
Bu seçici konumun muhtemel sebepleri şunlardır.
1-Dini saygı. Kutsal ilahi anlatıları kirletmeye yanaşmaması.
2-Kişisel şeref. Hatshepsut’a karşı kişisel düşmanlığına dair hiçbir kanıt yoktur.
3-Stratejik odak. Sadece kamuoyuna açıklama yapılması yeterliydi.
4-İlahi uyarı. İlahi doğum öyküsünün yok edilmesinin korkulan sonuçları.
Evet bu kampanya yoğun ama kısa sürdü. İki yıl sonra, II Amenhotep, tahta çıktığında bu yıkım kampanyası bastırıldı ve bitti.
Amarna Dönemi:
Bir diğer yıkım dönemi “Amarna” dönemidir. (MÖ 1340)
Amarna döneminde, Akhenaten, Mısır Tanrılarının, özellikle de Amun’un resimlerinin silinmesini emrettiğinde, tapınak tekrar tahrip edildi. Ancak tapınağın III Thutmose’e ait olduğunu (çünkü önceki dönemde III Thutmose, tapınaktaki tüm Hatshepsut işaretlerini sildirmişti) anlayınca, Akhenaton yapının ayakta kalmasına izin verdi.
Sadece Tanrı Amun görüntüleri hedefleniyordu. Binanın kendisi sağlam kalmıştı. Hatshepsut’un adını silinmesi, tapınağı korudu.
TAPINAĞIN ONARIMI:
Bu hasarlar sonrasında, tapınak: Tutankhamon, Horamheb ve II Ramses dönemlerinde, yüzeysel olarak anırıldı.
Deprem:
3’ncü ara dönemde meydana gelen bir depremde, tapınak daha fazla hasar gördü. Ptolemaios döneminde, Amun tapınağını yeniden yapılandırdı ve girişine yeni bir revak yaptırdı.
MS 6 ve 8’nci yüzyıllarda, Aziz Phoibammon’un Kıpti Manastırı inşa edildi ve orijinal kabartmaların üstüne, İsa’nın resimleri çizildi.
Sonraki yüzyıllar boyunca, kaya düşmeleri, taş hırsızlığı gibi nedenlerle anıtın şekli bozulmuş ve bir harabeye dönmüştü.
ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALAR:
Teb’de Napolyon’a eşlik eden Fransız seferinin üyeleri, etkileyici tapınağı izlediler.
Tapınak daha sonra uzun yıllar boyunca yağmalandı.
1855 ve 1856 yılları arasında yasak kazılar ve arkeolojik araştırmalar başladı. Nihayet, 1950’lerde Polonya Akdeniz Arkeoloji Merkezi ile işbirliği anlaşması imzalanarak, yoğun kazı ve yeniden inşa çalışmaları başladı. Sonuç olarak, tapınak 20’nci yüzyıl boyunca yoğun bir restorasyon çalışmasından geçti.
Günümüzde mevcut olan sütunların çoğu orijinal değil ve duvardaki kabartma resimlerin birçoğu yeterince restore edilemedi. Bu nedenle, tapınak özellikle turistik bir yer olarak popülerliği açısından oldukça hayal kırıklığı yaratabilir.
MİMARİ ÖZELLİKLERİ:
1-ALT TERAS-ZEMİN KAT:
Alt teras 120 m derinliğe ve 74 m genişliğe sahiptir. Bu teras, bir duvarla çevrilidir. Doğu tarafı ortasında, 2 m genişliğinde, tek bir giriş kapısı vardır.
Hatshepsut Tapınağı Alt Teras aslan heykelleri
Ulaşım Yolu:
Tapınağa, başlangıçta vadiden başlayıp, günümüzde yıkılmış olan girişe kadar uzanan, görkemli bir Sfenks Bulvarıyla ulaşılıyordu.
Girişin Önü:
Girişin önünde, başlangıçta iki Persea ağacı vardı. Bunlar Mısır mitolojisindeki Anubis ve Bata öykülerinde olduğu gibi kutsal ağaçlardı. Ayrıca: 2 T şeklinde havza ve ana rampa korkuluğunda, 2 uzanmış aslan heykeli vardı.
Girişi geçince, eskiden hurma ağaçları, papirüs bitkileri ve muhtemelen Punt ülkesinden getirilen mazı ürünlerin ve egzotik ağaçların bulunduğu açık avluya ulaşılır.
Ancak bu bahçe günümüze ulaşmamıştır.
Hatshepsut tapınağı alt teras-Zemin kat sütunları
Açık avlu-Revak:
Arkadaki avluda, sütunlar ve dekoratif kabartmalarla süslenmiş kolonadlar var.
25 m genişliğindeki revaklarda, iki sıra halinde düzenlenmiş 22 sütun var ve ayrıca duvarlarda kabartma sahneler bulunur.
Açık avlunun-Batı sonu:
Açık avlunun batı sonunda, 2 sıra sütunla desteklenmiş, 2 kolonlu avlu var.
Ön sıralar: kare sütun şeklindeydi ve bu 2 kolonlu avlu, Mastaba şeklindeki bir taş blokla, zemin seviyesinden daha yüksekteydi.
Açık avlunun-Kuzey bölümü:
En kuzey köşesinde, av sahnelerine ait kalıntılar var.
Bunun dışında, son derece kötü bir koruma durumunda, günümüze gelmiştir.
Duvar Kabartmaları:
Hatshepsut’u düşmanlarını ezen bir Sfenks olarak, balık tutma ve avlanma imgeleriyle ve tanrılara sunulan adaklarla birlikte tasvir eder.
Açık avlunun-Güney bölümü:
Sütunlu avlu, biraz daha iyi korunmuş durumdadır.
Duvarlarda-Dikilitaşların taşınması sahnesi:
Burada, 2 dikilitaşın Elephantine’den Teb’deki Karnak Tapınağına taşınmasını ve Hatshepsut’un dikilitaşları ve tapınağı Tanrı Amun-Re’ye sunması tasvir ediliyor.
Dikilitaşlar, tekneler tarafından çekilerek büyük bir mavnanın güvertesinde, taban tabana dizilmiştir.
Duvardaki sahneler:
Sıranın ortasında, III Thutmose, Amon Min’in önünde dans etmektedir.
Ayrıca: Aşağı Mısır bataklıklarını tasvir eden bazı sahneler var.
Ayrıca: Nubia Lordu Dedwen’in “Kurtuluş Ritüeli” ni tasvir eder.
ÜST KATA GEÇİŞ:
Üst katta, merkezi sütunlu avluya, alttaki sütunlu avluların ikisi arasında bulunan bir rampa ile ulaşılır.
Avlunun Arkası:
Kolonad-Kolon dizisi:
Avlunun arkasında, ziyaretçileri tapınağın muazzam ölçüleriyle tanıştırmak için tasarlanmış, kare sütundan oluşan bir sıra kolonat (bir kolon dizisi) bulunur. Bu sütunlar, kare, kutu benzeri sütunlardır.
Kabartmalar:
Aşağı terasta bulunan dekoratif kabartmalar, doğadan sahneleri tasvir eden ve Nil bölgesinin flora ve faunasına dair ipuçları verir.
2-ORTA TERAS-2 Kat:
Üç katın, belki de en ünlü ve en zengin şekilde dekore edilmiş olanıdır.
Batı ve kuzey taraftaki revaklarla çevrilidir. Derinliği 75 m ve genişliği 90 m dir.
Çıkış rampası:
Geniş bir merkezi rampa, bu terasa çıkar.
cadde ve teras:
Burada, bir zamanlar 2 yansıtıcı havuz ve sıralar halinde dizilmiş Sfenksler, tapınağın ihtişamına katkıda bulunuyordu.
Bu cadde, rampadan yukarı doğru yönlendirir.
Bunlar üst tapınağa yaklaşırken, ilahi bir ihtişam ve kraliyet gücü duygusu yaratıyordu.
Yansıtma havuzları: Arınma amaçlı kutsal su kaynaklarıydı.
Sfenks Bulvarı: Geçit töreni güzergahı boyunca sıralanmış koruyucu heykellerdi.
Korkulukları, kıvrılmış kobraların üzerinde dinlenen şahinlerle süslenmişti.
Bu terasta bulunan diğer yerler, Yan tapınaklar (Kuzeyde Anubis tapınağı ve Güneyde Hathor Tapınağı) ayrıca Senenmut türbesidir. (Avlunun altında gizlidir.)
MERKEZİ RAMPANIN İKİ YANI:
Sütunlu geçitte, daha detaylı sütunlar var. Bunların birçoğu, Hatshepsut’un ilahi doğumunu ve Punt’a yaptığı ünlü seferi tasvir eden kabartmalarla süslüdür.
Hatshepsut Tapınağı Doğum Sütunlu Galerisi
Kuzeybatı Revakları-Doğum Sütunlu Galerisi:
Burada, Hatshepsut’un ilahi doğumunun öyküsü anlatılır.
İlahi Karşılaşma:
“O (Amun) kocası Yukarı ve Aşağı Mısır Kralı (I Thutmose) nin suretinde, onu sarayın güzelliği içinde uyurken buldu. İlahi kokuyla uyandı ve Majestelerine döndü. Hemen yanına gitti. Ondan etkilendi ve arzusunu ona yöneltti. Ona tanrı suretiyle kendisini görmesine izin verdi ve o önüne geldikten sonra onun güzelliğini görünce sevindi. Aşkı bedenine geçti. Saray ilahi kokuyla doldu.”
Evet devam edelim.
Buradaki sahneler, Hatshepsut’un, I Thutmose’nin karısı Kraliçe Ahmos’tan Tanrı Amon’un ilahi çocuğu olduğu kurgusal öyküsünü temsil eder.
Tanrı Amun, annesini döllemek için geldiğinde insan formunda tasvir edilir. Ancak, bu sahneler günümüze kadar çok zarar görmüştür.
Bu sütunlu avludaki sahneler:
Üst avluya çıkan rampanın, hemen altındaki güney ucundan başlar.
Sahne: Tanrı Amun’un huzurunda tanrıların meclisini gösterir. Thoth, Amon’u Kraliçe Ahmos’un odasına götürür. (Her iki tanrı figürü de neredeyse silinmiştir.) Hatshepsut’un annesi Kraliçe Ahmose, Tanrı Amon ile yüz yüze oturmuş, burnuna uzatılan yaşam anahtarı (Ankh) ile hamile bırakılmakta ve ilahi yaşam nefesini içine çekmektedir.
Tanrı ve kraliçenin oturduğu koltuklar, tıpkı III Amonhotep’in Luksor Tapınağındaki aslan başlı bir sedir üzerinde oturan, iki tanrıçayı temsil eden sahne gibi, cennete taşınıyor.
Ardından, Tanrı Khnum’un, Tanrı Amon’dan (kısmen silinmiştir) Hatshepsut’u çömlekçi çarkında şekillendirmesi için talimat aldığı gösterilir.
Kurbağa başlı Tanrıça Haqt ise, yeni doğan bebeğin burun deliklerine hayat nefesi üfler.
Daha sonra Thoth, doğumun yakında gerçekleşeceğini duyurur.
Ardından Thoth ve Haqt, Kraliçeyi doğum odasına götürürler.
Sahne: Kraliçenin hizmetkarları eşliğinde bir sandalyeye oturmasıyla sona erer.
Ardından, Hathor’un Hatshepsut’u, Tanrı Amon’a takdim ettiği görülür.
Daha sonra, Thoth ve Amon’un çocuğu tuttuğu, sütunlu geçidin son sahnesinde ise, Kraliçeyi farklı tanrılarla temsil ettiği gösteriliyor.
Evet sonuç olarak:
Hatshepsut, un Tanrı Amun’un kızı olarak ilahi doğumu anlatılır. Yani gerçek babasının Tanrı Amun olduğunu belirtir. Aynı dönemde Hatshepsut, Mısır’da Kraliçelikten sonra bir kadının ulaşabileceği en yüksek onur olan ve giderek daha politik ve önemli hale gelecek olan “Tanrı Amun’un Tanrısal Karısı” konumuna yükseldi.
GÜNEY SÜTUNLU GEÇİDİ-PUNT SÜTUNLU GALERİSİ-KAYIK SÜTUNLA GALERİSİ:
Punt sütun dizisi olarak adlandırılan sütun dizisinin güney ucunun hareket ettirilmesiyle, şüphesiz Mısır’daki en ilginç kabartma serisi olanak nitelendirilen bu yapı, Punt ülkesine yapılan yolculuğu ve bu garip yabancı ülkenin ayrıntılarını tasvir eder.
Bu tasvir, başka hiçbir Mısır belgesinde yoktur. Bu belgeler, Punt ülkesi hakkında bilgi edinmenin tek kaynağıdır.
Punt ülkesinin: Kızıldeniz’in güney ucunda, Somoli kıyısında (modern Eritre) yer aldığı ve tanrıların ülkesi veya kutsal topraklar olarak adlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Punt, Mısırlılar tarafından Erken Hanedanlık döneminden (MÖ 3150-2613) beri biliniyordu, ancak ya rota unutulmuştu ya da Hatshepsut’un daha yakın dönemdeki selefleri, buraya bir seferi zaman ayırmaya değer görmemişlerdi.
Hatshepsut’un böyle bir seferi başlatabilme yeteneği, yönetimi altındaki ülkenin zenginliğine ve aynı zamanda geçmişin geleneklerini ve ihtişamını yeniden canlandırma hırsına tanıklık eder.
“Gemiler, Punt ülkesinin harikalarıyla, Tanrı Diyarının tüm güzel kokulu ağaçlarıyla, yığınlarca mür reçinesiyle, taze mür ağaçlarıyla, abanoz ve saf fildişiyle, devekuşunun yeşil altınıyla, tarçın ağacıyla, Khesyt ağacıyla, İhmut tütsüsüyle, Snter tütsüsüyle, göz kozmetiğiyle, maymunlarla, şempanzelerle, köpeklerle ve güney panterinin derileriyle çok ağır bir şekilde yüklenmişti. Başlangıçta beri hiçbir kral bunu benzerini getirilememiştir. “
Kabartmalar-Solda:
Sahneler: düzenli bir sırayla belgelenmektedir. Deniz yoluyla Punt’a yolculuk, gemilerin Punt’a doğru ilerlediği ve oraya varmak üzere olduklarını gösteren bir sahne.
Ordunun eşlik ettiği artçı temsilcinin Punt’a gelişi.
Hatshepsut Tapınağı Punt Sütunlu Galerisi
Punt köyünün reisi Barihu, ellerini kaldırarak onları karşılıyor ve arkasında karısı Aty duruyor.
Aty: kocaman göbeğiyle oldukça dikkat çekicidir.
Ayrıca, Punt reisinin bu kocaman karısını taşımasa gereken, bir eşek sahnesi de var.
Hatshepsut Tapınağı Punt Sütunlu Galerisi
Bu iki sahne: daha önce çalınmış, daha sonra Mısır Müzesine geri getirilmiş ve tapınak duvarlarındaki replikalarla değiştirilmiştir.
İki sıra halindeki sahneler, Mısırlı denizcilerin küçük sepetler içinde taşıdığı ve gemilere yükledikleri tütsü ağaçlarını göstermektedir.
Mısır’a dönüş yolculuğu.
Asan döneminden önce Punt’tan ithal edilen malların tartılması, kayıt altına alınışı ve sunulması.
Sonuç olarak:
Bu toprakların sakinleri, evleri ve çevresi, Mısırlıların yanlarında getirdikleri zenginlikler ve egzotik hayvanlar gibi canlı bir şekilde kaydedilmiştir.
Hatshepsut’un Tanrı Amun’a adaklar sunması
Batı duvarı:
Batı duvarındaki diğer sahneler ise, Hatshepsut’un (silinmiş) seferiyle getirdiği tüm adakları Tanrı Amon’a göstermesi tasvir edilir.
KUZEY REVAKLARI:
Tek sıra halinde 15 sütun vardır. Kuzey revakının ve 4 veya 5’nci şapelin yapımı, tamamlanamadan terk edilmiş ve boş bırakılmıştır.
ŞAPELLER:
Bu terasta Hathor Tanrıçası ve Anubis tanrısına adanmış iki şapel vardır. Her biri tapınağın derin dini önemini yansıtan, kendine özgü sütunlar ve sanat eserleriyle tasarlanmıştır.
Hatshepsut Tapınağı Hathor Şapeli
HATHOR ŞAPELİ-GÜNEYBATI TERAS:
Hathor Kültü:
Tanrıça Hathor, Teb’de özel bir öneme sahiptir. Eski Mısır dininde, çok çeşitli roller üstlenen önemli bir tanrıçaydı.
Bir gök tanrıçası olarak, hem krallıkla bağlantılı olan gök tanrısı Horus’un hem de güneş tanrısı Ra’nın annesi veya eşiydi ve bu nedenle onların yeryüzündeki temsilcileri olan firavunların sembolik annesiydi.
Hathor, dünyalar arasındaki sınırları aşarak, ölen ruhların öbür dünyaya geçişine yardımcı olurdu.
Genellikle annelik ve göksel yönünü simgeleyen bir “inek” olarak tasvir edilirdi.
En yaygın biçimi: inek boynuzlarından ve güneş diskinden oluşan bir başlık takan bir kadındı.
İnekler: yavrularına baktıkları ve insanlara süt sağladıkları için, eski Mısır’da dahil olmak üzere birçok kültürde annelik ve beslenmenin sembolleri olarak saygı görür.
Tanrıça Hathor ve Hatshepsut:
Firavun olarak hüküm süren bir kadın olan Hatshepsut, Hathor ile olan ilişkisini farklı bir şekilde vurguladı. Ona sık sık dua ederdi.
Normalde, erkeklere ait olan bir konumda yönetimini meşrulaştırmak için, Hathor da dahil olmak üzere çeşitli tanrıçalara bağlanan isimler ve unvanları kullandı.
Hathor’a birkaç tapınak inşa ettirdi ve Orta Krallıktan beri Hathor’un kült alanı olan Deir el-Bahari’ye tanrıçaya adanmış bir şapeli, kendi cenaze tapınağına yerleştirdi.
Hatta, kendisini tanrıçanın reenkarnasyonu olarak sundu.
Evet, Hatshepsut döneminin bir diğer yeniliği de şudur. Hemen yanda, tasarımı örnek alınan Mentuhotep Tapınağı yerel bir tanrıça olan Hathor kültü ile yakından bağlantılıydı. Ancak onun kutsal alanı (Eski Krallık Piramit tapınaklarında olduğu gibi) ana binaya dahil edilmemişti.
Buna karşılık, Hatshepsut tapınağı sadece Hathor için değil, aynı zamanda Amun-Ra, Anubis ve Res için de büyük kutsal alanlar içeriyordu.
Evet, Hathor, Deir el-Bahari bölgesinin koruyucusu olduğundan, Hatshepsut’un cenaze tapınağının 2 katı Orta Terasın Güney ucunda ona adanmış bir şapel bulunması uygundu. Şapel, tapınaktan ayrıdır.
Girişi:
Alt terastan bir rampa ile ulaşılır. Ancak üst terasta, alternatif bir girişi vardır.
Rampa:
Rampa, Hathor başlıkları taşıyan 4 sütunla süslenmiş bir revaka açılır.
Girişin duvarlarındaki sahneler:
Hathor’un Hasthepsut tarafından beslendiği sahneler var.
Şapelin içinde:
İçeride sütunlu 2 salon var. Birincisi: 12 sütunlu bir Hipostil Salonudur. Burada bulunan Hathor sütunları hakkında bilgi aşağıdadır. İkinci salon, 16 sütunludur.
Giriş holü:
Sütunlu salonların ötesinde, 2 sütun ve çift kutsal alan içeren bir giriş holü var.
İçerideki duvarlardaki kabartmalar:
Tanrıça Hathor’un Hatshepsut ile Tanrıça Weret-hekhau’nun Firavuna Menat kolyesi sunması ve Senenmut’u tasvir eder.
Ayrıca: Tanrıça Hathor, yakınındaki revaktaki kabartmaların konusu olan Punt ile de ilişkilidir.
Hatshepsut Tapınağı Hathor Sütunları
Hathor Sütunları:
Bu şapelin avlusunu dolduran sütunlar: her biri aşk ve müzik tanrıçasıyla ilişkilendirilen bir vurmalı çalgı olan “Sistrum” a benzeyen “Hathor Sütunları” dır.
Hasthepsut Tapınağı Hathor Sütunları
Başlık: taçla taçlandırılmış inek kulaklı bir kadın başıdır.
Kavisli kenarları spirallerle sonlanır. Belki de inek boynuzlarını çağrıştırır.
Tacın orta bölümü: üzerinde güneş diskleri bulunan, 2 uraei’nin (başları açık, dik duran kobralar) bulunduğu bir türbedir.
Tüm yapının tepesinde, kavisli bir korniş bulunur.
Hatshepsut Tapınağı Anubis Şapeli
ANUBİS ŞAPELİ-KUZEYBATI TERAS:
Mumyalama ve ahiret tanrısı Anubis’e adanmış olan Anubis Şapeli, Terasın kuzey ucundadır.
Ölülerin koruyucusu ve rehberi olan Anubis’e adanmış bir tapınak, herhangi bir cenaze kompleksinin ortak bir özelliğiydi.
İnsanlar, ruhunu mezardan öbür dünyaya götürmekten sorumlu olan tanrıya saygısızlık etmek istemezdi.
Koruma ve ahirete geçişi vurgulayan canlı renkler ve sembollerle süslenmiştir.
Hatshepsut Tapınağı Anubis
Burada gösterildiği gibi, genellikle insan vücudu ve çakal başı ile tasvir edilirdi.
Bu tapınak, Hathor Tapınağına göre daha küçüktür.
3 sıra halinde, 4 sütunla süslenmiş toplam 12 sütunlu bir Hipostil Salonu ve ardından küçük bir nişle sonlanan, 2 odadan oluşan bir dizi içerir.
Duvarlarda sunulan resimler, adakları ve kült faaliyetlerini gösterir.
Hatshepsut Tapınağı Anubis
Batı duvarı-Sol tarafa bakan:
Anubis, küçük bir kaide üzerinde duran, tahtta oturmaktadır. Alttan üste doğru, 8 kat halinde yükselen bir adak yığınına doğru bakar. Renklerin büyük kısmı günümüzde kaybolmuş olsa da orijinal resim canlılığı hayal edilebilir. Mısırlılar mineral pigmentler kullandıkları için renkler, bitkisel pigmentlere göre daha az solmuştur.
Evet bu sahnede, Kraliçe Hatshepsut’un (III Thutmose tarafından Kraliçenin resmi silinmiştir) kendisine sunduğu, büyük bir adak masasının önünde, tahtına oturan tanrı Ra’yı temsil eden bir sahne var.
Evet devamında Anubis Şapelinin giriş kapısı var.
Kuzey duvarı-üst kısmı:
Kuzey duvarının üst kısmında, III Thutmose’nin ölülerin tanrılarından biri olan Sokar’a şarap sunduğu bir sahne var.
Hatshepsut Tapınağı Anubis
Güney duvarı:
Hatshepsut’un Hamachis ve Nekhbet arasında olduğu bir başka sahne ve kraliçenin üzerinde şahin tasviri var.
Anubis şapelinin iç duvarı:
Anubis ve Hathor arasında Silinmiş bir Hatshepsut figürü var. Bu figür, yukarıdan Anubis’in tam figürü ile korunur ve kanatlı güneş diskiyle taçlandırılmıştır.
Tavanı:
Astronomik süslemeli bir tavan vardır.
Hatshepsut Tapınağı Osiride Hatshepsut Heykelleri
Üst Teras-3 ncü Kat:
Her birinin önünde 5.2 m yüksekliğinde bir Osiride Hatshepsut heykeli bulunan, 26 sütuna açılıyor.
Osiride heykelleri: kolları çarprazlanmış ve asa ile kırbaç tutan, çift sıra halinde yükselen Osiride sütunlarıyla süslü bir revak içerir.
Hatshepsut Tapınağı Osiride Hatshepsut Heykelleri
Bu sütunlar, onun ebedi yaşam özlemini ve ilahi krallıkla olan bağlantısını vurgular.
Bunlar: festival avlusuna girilen, granit bir kapı ile ortadan ikiye ayrılıyor.
Kraliçe Hatshepsut’un tüm heykelleri yıkılmış ve yerlerine Kral Tutmosis III’ün heykelleri yerleştirilmiştir.
Hatshepsut Tapınağı Osiride Hatshepsut Heykelleri
Avlunun ortasında Amun Tapınağı var. (ayrıntı aşağıda)
Güneydeki dev heykeller: Yukarı Mısır’ın Hadjet’ini temsil ediyor.
Kuzeydeki dev heykeller: Aşağı Mısır’ın Pcchent’ini taşıyor.
Buradaki revak: Hatshepsut’un Yukarı ve Aşağı Mısır kralı olarak, taç giymesiyle önceki revakların anlatısını tamamlıyor.
Avlu: kuzey, doğu ve güney taraflarında 2 sıra, batı tarafında ise 3 sıra derinliğinde sütunlarla çevrilidir.
Batı duvarında: 8 küçük ve 10 büyük niş oyulmuştur.
Bunların Firavun Hatshepsut’un diz çökmüş ve ayakta duran heykellerini içerdiği düşünülmektedir.
Geri kalan duvarlar, kabartmalarla oyulmuştur.
Kuzeyde: Vadinin Güzel Festivali,
Doğuda: Opet Festivali
Güneyde: Taç giyme ritüelleri.
HATSHEPSUT CENAZE TAPINAĞI:
Avlunun güneyinde, cenaze kültü kompleksi vardır.
Giriş holü, 3 sütunla süslenmiştir.
Doğu-batı ekseninde, iki sunu salonu vardır.
Her iki salonda, kırmızı granit sahte kapılar, hayvan kurban etme sahneleri, adaklar ve adak taşıyıcıları, ritüelleri gerçekleştiren rahipler ve şapelin sahibinin bir masanın önünde oturup bu adakları aldığı sahneler bulunur.
Sunu salonundaki sahneler: Altıncı Hanedanlığın sonundan kalma II Pepi Piramidinde bulunanların doğrudan kopyalarıdır.
Kuzeydeki Salon:
I Thutmose’a adanmıştır.
Sunu salonu, belirgin şekilde daha küçüktü ve derinliği 5.36 m, genişliği 2.65 m dir.
Güneydeki Salon:
Hatshepsut’a adanmıştır.
Hatshepsut Sunu Salonu: Eski ve Orta Krallık piramit komplekslerinin cenaze tapınaklarında bulunanlara benziyordu.
Derinlik 13.25 m ve genişlik 5.25 m dir. Tonozlu tavanın yüksekliği 6.35 m dir.
Sonuç olarak, tüm tapınaktaki en büyük odaydı.
Hatshepsut Tapınağı Osiride Hatshepsut Heykeli
OSİRİDE HEYKELİ:
Bu heykel, Hatshepsut’un cenaze tapınağının 3’ncü katındaki sütunlardan birinin önünde durmaktadır.
Osiris: Mısır’ın bereket, diriliş ve öbür dünya tanrısıydı.
Genellikle mumyalanmış halde, asa ve kırbaç gibi doğa üzerindeki kontrolünün sembolleri olarak tasvir edilirdi.
Asa ile birlikte (sağda) bir was asası (hiyeroglif işareti: egemenlik) bulunur.
Kırbaç ile birlikte (solda) bir ankh (hiyeroglif işareti: yaşam) bulunur.
Bu Osiris heykeli, kadın firavun Hatshepsut’un narin yüz hatlarına sahiptir.
Mısır’ın Çift Tacını ve kıvrık uçlu (ilahiliği gösteren) sahte bir sakal takmaktadır.
Hatsepsut Horus Şahini
CENAZE TAPINAĞI 3 NCÜ KAT:
Cenaze Tapınağının 3’ncü katında: gevşek bloklar arasında, Horus’un şahin olarak kabartma bir şekilde tasvir edildiği bu blok da bulunmaktadır.
Horus: Yukarı ve Aşağı Mısır’ın Çift Tacını takmaktadır. Bu da bize firavunun, göklerin hükümdarı olan tanrının yeryüzündeki tezahürü olduğunu hatırlatır.
AMUN TAPINAĞI:
Tapınağın arka tarafında, merkez ekseninde, tapınağın doruk noktası olan Amun Tapınağı var.
Hatshepsut, tapınağı: “Babam Amun için bir bahçe olarak” ona ithaf etmiştir.
İçeride:
İlk oda:
Amun un teknesini barındıran bir şapel ve Amun heykelinin üzerine ışığın dolmasını sağlayan bir tavan penceresi var.
Kırmızı granit girişin lentosunda, sırtları birbirine dönük, bir taht üzerinde oturan 2 Amun ve önlerinde diz çökmüş boyun eğen krallar tasvir edilmiştir.
Bu kutsal alandaki yüce statünün bir sembolüdür.
Salonun İçi:
Hatshepsut ve I Thutmose’nin Amhose ve Prensesler Neferure ve Nefrubity eşliğinde sunduğu adak sahneleri
Köşelerde: Hatshepsut’un 4 Osiride heykeli.
Salonun nişlerinde: 6 Amun heykeli vardır.
Hatshepsut’un adını içeren kartuşlar tarafından çevrelenmiş ve apotrapaik olarak korunmaktadır.
Bu oda: yıllık Vadi Güzel Festivalinin son noktasıydı.
Hatshepsut Tapınağı Kutsal Oda
İkinci Oda:
Amun’un bir kült görüntüsünü içeriyordu.
Her iyi yanında birer şapel bulunuyordu.
Kuzey Şapel:
Heliopolis Ennead’ının tanrılarını tasvir eden kabartmalarla,
Güney Şapel:
Karşılık gelen Teb Ennead’ını tasvir eden kabartmalarla oyulmuştur.
Tahtta oturan tanrıların her biri: bir asa ve bir ankh taşıyordu.
Delegasyonlara başkanlık eden Atum ve Montu, uç duvarlarda yer alıyordu.
Üçüncü Oda:
Çevresinde Günlük Ritüelin de gerçekleştirildiği bir heykel vardı.
Başlangıçta: orijinal tapınaktan 1000 yıl sonra, Ptolemy VIII Euergetes döneminde, Ptolemaik Kutsal Alanı olarak adlandırılan bir yapı inşa edildiğine inanılıyordu.
Hatshepsut’u tasvir eden kabartmaların keşfi, yapının onun saltanatı sırasında inşa edildiğini kanıtlıyor.
Burada granit bir sahte kapı bulunmuş olabileceği düşünülüyor.
GÜNEŞ KÜLTÜ MAHKEMESİ:
Güneş Kültüne, üst teras avlusunun kuzey tarafındaki üç sütunla dolu bir giriş holünden avludan erişilir.
Girişin kapı pervazı: Hatshepsut, Ra-Horakhty (Horus) ve Amun figürleriyle süslüdür.
Giriş holündeki kabartmalar: I Thutmose ve III Thutmose’nin resimlerini içerir.
Giriş holü: avlunun batısındaki bir merdivenden erişilen ve gökyüzüne açık büyük bir sunağa ev sahipliği yapan ana avluya açılır.
Avluda, güney ve batı duvarlarında, iki niş var.
İlk niş: Ra-Horakhty’nin Hatshepsut’a bir ankh sunmasını gösterir.
İkinci niş: Hatshepsut’un kültünün rahibi olarak bir kabartmasını içerir.
Kraliçenin ölümünden sonra tapınak:
Kraliçenin ölümünden 20 yıl sonra, III Thutmose’nin emriyle, onun yönetimine dair referanslar silindi, gasp edildi veya yok edildi.
III Thutmose’nin böyle bir intikam alması için 20 yıl beklemesinin nedeni bilinmiyor.
2 yıl sonra II Amenhotep tahta çıkınca bu faaliyetler bastırıldı.
Akhenaton, Mısır tanrılarının özellikle de Amun’un resimlerinin silinmesini emrettiğinde, tapınak tekrar tahrip edildi.
Bu hasarlar, daha sonra Tutankhamun, Horemheb ve II Ramses dönemlerinde onarıldı.
3’ncü ara dönemde meydana gelen bir deprem, daha fazla hasara sebep oldu.
Ptolemaios döneminde, Amun tapınağı yeniden yapılandırıldı ve girişine yeni bir revak eklendi.
MS 6 ve 8’nci yüzyıllar arasında, Aziz Phoibammon’un Kıpti Manastırı inşa edildi, orijinal kabartmaların üzerine İsa resimleri çizildi.
Mısır Nil Batı Kıyıları Krallar Vadisi
KRALLAR VADİSİ:
Mısır Krallar Vadisi Ziyaretçi Merkezi
Giriş ücretleri:
Yetişkinler 750 Mısır Lirasıdır. (Aralık 2025 için)
Nakit ödeme kabul etmiyorlar, kredi kartı ile ödeme yapılıyor. Bu yüzden mutlaka yanınızda kredi kartı bulunmalıdır. Bu giriş biletiyle içeride 3 mezara ücretsiz girebilirsiniz, ama bileti atmayın, bilet üzerinde her mezar girişinde ayrı kontrol var ve bileti deliyorlar, bir sonraki mezara ücretsiz girmek için yine biletinizi göstermeniz gerekir. Bazı mezarlar ise (örneğin: Tutankhamun mezarı) ilave ücretli bilet almak gerekiyor.
Evet merak edilen bir konu daha, mezarların içlerinde cep telefonu ile fotoğraf çekmek serbest ama flash yasak.
Krallar vadisi sabah saat 06.00 da açılır, saat 17.00 de kapanır. Çok kalabalık oluyor, sabah erken saatlerde gitmeye gayret etmelisiniz.
Mısır Krallar Vadisi Ziyaretçi Merkezi içi
Peki, Krallar vadisi nerede ve nasıl gidilir? Krallar vadisi, Luksor şehrinin karşısında, Nil nehrinin batı yakasındadır. Luksor şehrinden bir taksi tutarsanız, yaklaşık 45 dakikada Krallar vadisine gidebilirsiniz ve ücret 20 Dolardır.
Krallar vadisinde ulaşımı sağlayan golf arabaları
Bilet alıp içeriye girdikten sonra, golf arabalarıyla mezarların giriş bölümlerinin olduğu yere gidiliyor. Eskiden otobüsler ve araçlar, mezarların girişlerine kadar gidebiliyormuş. Ancak 1997 yılındaki bir terör saldırısında, bir araba ile mezarların girişine gelen 4 terörist, 58 turist ve 4 Mısır vatandaşını öldürmüş. Bu yüzden, mezarların girişine kadar araçların girişi yasak. Golf arabaları oldukça bol, sıkıntı yaşanmıyor, mezarların girişi yaklaşık 3 dakika, hatta bazı turistler, bu yolu yürüyerek gitmeyi bile tercih ediyorlar.
Rehberlerin mezarların içine girmesine izin verilmiyor, bu yüzden mezarlara girmeden önce bence bu yazdıklarını okuyun ve ilaveten rehberleri dinleyerek mezarların özellikleri hakkında bilgi sahibi olun, ayrıca mezarların içleri aşırı kalabalık oluyor, özellikle Japon, Koreli ve Çinliler, her resim önünde, resim çektirmek için dakikalarca oyalanıyorlar, tam bir sinir harbi,
Krallar Vadisi Ziyaretçi Merkezi
Yukarıda bir ilan resmi var. Bu tür ilanlarla, ziyaretiniz sırasında ziyarete açık olan mezarların listesi yayınlanıyor. Çünkü ziyaretçilerin sıklığı nedeniyle bazı mezarlar zaman zaman kapatılarak veya mezarlar sıra ile dönem dönem açılarak resimlerin güvenliği özellikle neme karşı korunması sağlanıyormuş.
.
Krallar Vadisi
Yeri;
Nil nehrinin batısında Luksor şehrinin karşısında, ıssız kuru bir nehir vadisindedir.
Antik Mısırlılar tarafından Zirve olarak bilinen Kur’an Dağı, daha sonra Mısır piramitlerinin ilham kaynağı oldu.
Çölün ortasında, kurak ve çorak bir bölgede yer alan bu dağ, kısmen tenha doğası sayesinde, antik Mısır’ın kraliyet ailesi, soyluları ve mezar yaptırabilecek diğer tüm sosyal elit aileler için ideal bir mezar alanıydı.
Önemi:
18’nci hanedandan, 20’nci hanedana kadar, yaklaşık 500 yıllık bir süreçte, eski Mısır’ın Yeni Krallığı döneminde firavunlar ve güçlü soyluları: antik Teb şehrinin karşısındaki nehrin öte yakasında bulunan ıssız, kuru bir nehir vadisine gömülmüştür.
Bu nedenle vadiye günümüzde Krallar Vadisi adı verilmiştir.
Ancak bu isim doğru değildir. Çünkü: kralların yanı sıra kraliyet ailesinin bazı üyeleri ve birkaç kraliyet dışı, ancak çok yüksek rütbeli kişi de burada gömülmüştür.
Mezarlar neden Nil nehrinin batısındadır?
Güneş Tanrısı batı ufkundan batıp, doğu ufkundan yeniden doğduğu, gençleştiği için, batı yönü cenaze törenleriyle ilişkilendirilmiştir. Ayrıca vadinin engebeli arazisi, soyguncuların fark edilmeden yaklaşmalarını zorlaştırıyordu. Yakındaki Deir el-Medina köyünde yaşayan işçiler, mezarların yerlerinin gizliliğini korumak için, kontrollü koşullar altında yaşıyorlardı.
Mezarlar ne zaman inşa edilmiştir?
Bu mezarlar, MÖ 1539 ile 1075 yılları arasında inşa edilmiştir.
Kraliyet Mezarları:
Yaklaşık 500 yıllık bir süre boyunca, Firavunlar ve güçlü soylular için burada kaya mezarları kazılmıştır.
Evet, adına rağmen Krallar vadisi soyluların ve firavunların eşlerinin ve çocuklarının yanı sıra gözde soyluların mezarlarını da içermektedir.
Burada değişik büyüklükte 65 mezar keşfedilmiştir. Ancak bu mezarlardan 20 tanesinin krallara yani Firavunların mezarlarıdır.
18’nci Hanedan başlangıcında, vadide sadece krallar büyük mezarlara gömülüyordu. Kraliyet ailesinden olmayan biri gömüldüğünde, efendisinin mezarının yanında küçük bir kaya oyma odasına gömülüyordu.
Mezarların içi:
Kraliyet mezarları, Mısır mitolojisinden gelen geleneksel sahnelerle süslenmiştir ve önemin cenaze uygulamaları ve ahiret inançlarına dair ipuçları verir.
Güneş tanrısının geceyi bölen 12 kapıdan geçtiğini ve mezar sahibinin gece boyunca güvenli bir şekilde geçişini sağladığını gösteren, Kapılar Kitabı ile süslenmiştir.
Mezar odalarının tavanları, Gökyüzü Kitabı ile süslenmiştir. Bu kitap güneşin gecenin 12 saati boyunca yaptığı yolculuğu anlatır.
Mezarların Planları:
Mezar planlarında, bir veya aha fazla salondan geçerek, mezar odasına inen, uzun, eğimli kayadan oyulmuş bir koridordan oluşuyordu. Koridor: Güneş Tanrısı R nın, yeraltı dünyasına iniş yolunu yansıtmıştır.
Gömülme işleminden sonra üst koridorların molozlarla doldurulması ve mezarın girişinin gizlenmesi amaçlanmıştır. Mezarların eksenleri düzleştikçe, eğimler de azalmıştır. 25 nci Hanedan öneminde eğim tamamen bitti.
Çoğu mezarların ortak özelliği ise, sel sularının mezarın alt kısımlarına girmesini engellemek için tasarlanan gerçek bir bariyer olarak ortaya çıkmış olabilecek kuyulardır.
Evet günümüzde birçok mezar yerin yüzlerce metre altına uzanıyor. Bunlardan biri de yaklaşık 213 m uzunluğundaki Kraliçe Hatshepsut mezarıdır.
Kaç tane mezar var:
Krallar vadisinde basit bir çukurdan, sadece II Ramses in oğulları için 120’den fazla odaya sahip olan karmaşık mezara kadar, değişik boyutlarda 65 mezar ve oda bulunmaktadır.
Ayrıca: 20 adet tamamlanmamış, neredeyse çukur halinde olan mezar vardır.
Yer Seçimi:
Mezarlar için yer seçimi özenle yapılmıştır.
Özellikle: Nil nehrinin batı yakasında bulunması da önemlidir.
Güneş Tanrısı, Batı ufkunda batıp Doğu ufkunda yeniden doğduğu, gençleştiği için, batı yönü cenaze törenleriyle ilişkilendirilmiştir.
Bu nedenle: eski Mısır mezarlıkları, genellikle Nil’in batı kıyısında yer alır.
Yeni Krallığın güçlü kralları, vadiyi çevreleyen kayalıklardan yükselen, piramit şeklindeki bir zirvenin gölgesinde ebedi istirahate kavuştular.
Kraliyet mezarlarının kazıldığı vadinin seçimi bile, tesadüfe bırakılmamıştır.
Piramit, yeniden doğuşun ve dolayısıyla sonsuz yaşamın sembolüydü ve doğal bir piramidin varlığı, ilahi bir işaret olarak görülüyordu.
Bu bölgenin tamamı ve zirvenin kendisi de, tanrıça Hathor’un cenaze törenleriyle ilgili bir yönüyle, yatı “Batı’nın Hanımı” na adanmış kutsal bir yerdi.
Bu vadinin izole yapısı, firavunun son dinlenme yeri olarak seçilmesinin bir başka nedeniydi.
Mezar soyguncuları:
Eski ve Orta Krallık piramitlerinin akıbetini gördükten sonra, bunun farkındaydılar.
Bu nedenle ıssız bir çöl vadisinde gizli, yer altı mezarlarını tercih ettiler.
Krallar vadisi, bir süre boyunca Madjay adı verilen seçkin bir muhafız birliği tarafından korunmuştur.
Mezarları gözetleyerek, mezar hırsızlarının ve sıradan insanların, vadideki mezarları kirletmemelerini veya kendi ölülerini buraya gömmeye kalkışmamalarını sağlamışlardır.
Antik çağda mezarların çoğu yağmalanmıştı.
Çünkü elde polis raporları var. Arkeologlar eski papirüsler buldular. Bu papirüsler, mezar soyguncularının yargılanma süreçlerini ayrıntılı olarak anlatıyordu. Ünlü bir belge olan Papirüs Mayer B, bir hırsızın itirafını içeriyor.
Hırsız: VI Ramses’in mezarına girdiğini itiraf ediyor. Dört gün boyunca mezara girmeye çalıştım. İçeri girdik. Bronz bir kalkan ve üç bronz leğen bulduk. Hırsızlar altın ve gümüş gibi değerli metalleri çaldılar. Ayrıca ince keten kumaşlar ve kutsal yağlar gibi çabuk bozulan eşlaları da çaldılar.
Durum o kadar kötüleşti ki, 21 Hanedanlık döneminde rahipler gizli bir operasyona giriştiler. Kendi vadilerini yağmaladılar. Aç gözlülükten değil, korunmak için. Mezardan mezara gittiler. Bulabildikleri tüm kraliyet mumyalarını topladılar. Onları güvende tutmak için iki gizli, saklı depoya yeniden gömdüler.
Bu mumya depoları (biri Deir el-Bahari’de, diğeri bir mezarda) Büyük Ramses de dahil olmak üzere 40’tan fazla kraliyet mumyası barındırıyordu.
Krallar Vadisi
KRALLAR VADİSİNİN BÖLÜMLERİ:
Kutsal Zirve:
Bu vadi, ilahi bir sebeple seçilmişti.
Görkemli, piramit şeklinde bir dağ zirvesi olan Al-Qurn (Boynuz) tarafından gölgelenmektedir.
Firavunların piramit inşa etmelerine gerek yoktu.
Mezarlarını koruyacak doğal, ilahi bir piramitleri vardı.
Zirve de dahil olmak üzere tüm bölge, Batı’nın Hanımı tanrıça Hathor’a kutsaldı.
Sır:
Vadinin ıssız, çöl konumu en büyük güvenlik özelliğiydi.
Firavunlar artık mezarlarının gizli olmasını istiyorlardı.
Burada gömülen ilk firavun I Thutmose’du ve baş mimarı Ineni, kendi mezarlarında bununla ilgili olarak övünerek şunları yazmıştı. “Onun şahsının kaya mezarının kazısını gizlice denetledim, kimse görmedi, kimse duymadı.”
Batı Vadisi-Maymunlar Vadisi:
Daha ıssızdır ve çok az turist ziyaret eder.
Sadece birkaç mezar içerir ve bunlardan sadece biri (Ay Türbesi) halka açıktır ve ayrı, özel bir bilet gerektirir.
Krallar Vadisi Ay Mezarı Lahit Odası
AY MEZARI:
Bu mezara girmek için ayrı bir bilet almak gerekir. Bu bileti ziyaretçi merkezinden satın alabilirsiniz. Bilet fiyatı 200 Mısır Lirasıdır.
Ay mezarına ulaşmak için, Krallar vadisi ziyaretçi merkezinin otoparkından uzun ve tepelik bir yürüyüş yapmanız gerekir.
Buraya ulaşmak için yürüyüş yapmanız gerektiğinden, bu mezar genellikle çok az kalabalık oluyor.
Doğu Vadisi:
İlk tercih sembolikti. Güneş Tanrısı batı ufkundan batar (veya ölür) ve doğu ufkundan yeniden doğardı. Bu nedenle, eski Mısırlılar mezarlarını neredeyse her zaman Nil nehrinin batı yakasına inşa ederlerdi.
Kraliyet mezarlarının çoğunluğu buradadır.
Sizlere kraliyet mezarları hakkında bilgi verirken, mezar isminin önüne (KV-…) şeklinde bir takı ekleyeceğim. Bu takı, Krallar Vadisi mezar numarasını gösterir.
Ayrıca: ben size mezarların çoğu hakkında bilgiler vereceğim, ziyaretinizde açık olan mezarla ilgili bilgileri buradan seçip bilgi sahibi olabilirsiniz.
Krallar Vadisi Ramses II Mezarı girişi
KV 5-II Ramses Mezarı:
Bu mezar 1980’lerin sonlarında yeniden bulunmuş ve 1990’larda kısmen kazılmıştır. Mezarın iki katından en üsttekinde, merkezi sütunlu bir salon ve onlarca odaya açılan çeşitli koridorlar bulunmaktadır.
Evet, Mısır’ın tüm krallarının en büyüğü olarak kabul edilen II Ramses’in amacı: sonsuza dek sürecek bir miras bırakmaktı.
19’ncu Hanedanın en büyük kralı II Ramses, MÖ 1279-1213 yılları arasında hüküm sürmüştür.
Kendisini diğer firavunlardan ayırt etmek amacıyla, Abu Simbel Tapınakları gibi Mısır’ın büyük inşaat projelerinin etrafına firavunun görkemli heykelleri dikildi.
Krallar Vadisi Ramses II Mezarı Lahit
Bu nedenle, II Ramses’in mezarı da son derece görkemliydi. Özellikle: 120’den fazla odayı barındırmasıyla bilinir. Görünüşe göre, birçok oğlunun gömülme odalarını içerecek şekilde inşa edilmiştir.
Krallar Vadisi Ramses II Mezarı
Mezar, canlığını koruyan görkemli renkli sahnelerle muhteşem bir şekilde dekore edilmiştir.
Krallar Vadisi Ramses II Mezarı
Dekorasyonlar, yemek hazırlama gibi günlük yaşam sahnelerinden, kraliyet çardaklarına, tekne tasvirlerine ve Ege adaları gibi yabancı bölgelerden ithal edilen mazı eserleri içeren kraliyet hazinesine kadar çeşitlilik göstermektedir.
Krallar Vadisi Ramses II Mezarı
Mezar ayrıca Ra Litanyası, Amduat Kitabı, Kapılar Kitabı, Dünya Kitabı, Göksel İnek Kitabı, Ağzın açılması ritüeli gibi dini sahneler ve metinlerle, ayrıca kralın Osiris ve Ra Horakhty gibi çeşitli tanrılara saygı duruşunda bulunduğu sahnelerle süslenmiştir.
Krallar Vadisi Ramses III Mezarı
KV 11-III Ramses Mezarı
Mısır’ın son savaşçı Firavunu olan III Ramses (MÖ 1184-1153) Krallar vadisindeki en uzun mezarlardan birini inşa ettirmiştir.
Sethnakht (MÖ 1186-1184) tarafından yapımına başlanan, ancak terk edilmiş olan mezar, 125 m uzunluğundadır ve büyük bir kısmı hala geleneksel ritüel metinlerinin (Ra Litanyası Kapılar Kitabı vb.) ve tanrıların huzurunda Ramses’i tasvir eden renkli boyalı kabartmalarla güzelce süslenmiştir.
Burada alışılmadık bir şekilde, giriş koridorunun küçük yan odalarında, Ege’den ithal edilen son derece detaylı çömlekler, Kraliyet zırhı, tekneler ve bu yan odaların sonuncusunda mezara alternatif isimlerden birini veren “Kör Arpçıları” gösteren dünyevi sahneler bulunmaktadır.
Arpçı şarkıcı duvar resimleri, öbür dünyada neşe ve huzur umudunu temsil eden ve dönemin manevi inançlarını yansıtan, mezar sanatının ikonik parçaları haline gelmiştir.
Ötesindeki odada, eski inşaatçıların komşu mezara rastladıkları, yarım kalmış bir tünel bulunmaktadır.
Krallar vadisi Ramses III Mezarı
Mezarların ekseninin batıya kaydırarak, duvarları Kapılar Kitabından sahnelerle süslenmiş sütunlu bir salona giden, bir koridor inşa etmişlerdir.
Ayrıca, arka sağ sütunda 21 Hanedan döneminde (MÖ 1069-945) Firavunun yeniden gömülmesini anlatan eski yazıtlar da bulunmaktadır.
Mezarın geri kalan kısmı kazılmış ve yapısal olarak zayıftır.
Kralın lahidini ve mumyasını merak ediyor olabilirsiniz.
Krallar Vadisi Ramses III Mezarı
III Ramses in kırmızı granit lahdi, cenaze odasının ortasına yerleştirilmişti ve şu an Paris Louvre Müzesinde sergileniyor.
Lahidin kapağı ise Cambridge’deki Fitzwilliam Müzesinde bulunuyor.
Kralın mumyası ise Deir el-Bahri’deki mezarlıkta bulundu ve şu anda Kahire Müzesinde sergileniyor.
1930’lu yıllarda çekilen “Mumya” filminde Boris Karlof’un canlandırdığı karaktere rol model olmuştur.
I THUTMOSE MEZARI:
Krallar vadisine gömüldüğü doğrulanan İlk Yeni Krallık Hükümdarları, 18’nci Hanedanın 3’ncü Kralı I Thutmose’dir. (MÖ yaklaşık 1504-1492)
Mezarının kazılmasından sorumlu yüksek rütbeli yetkili İneni’ye göre: “Kralın (şahının) uçurum mezarının kazısını gizlilik içinde denetledim. Kimse görmedi, kimse duymadı”
Krallar Vadisi Ramses IV Mezarı
kv 2-IV RAMSES MEZARI
Krallar vadisine girerken, sağdan ikinci mezardır.
Geniş, kolay erişilebilir ve hafif eğimlidir.
MÖ 278 yılına ait duvardaki grafitilerden de anlaşılacağı üzere, mezarın yeri Ptolemaios döneminden beri biliniyordu.
Ramses IV (MÖ 1153-1147) mezar tamamlanmadan önce öldü ve sütunlu salonu aceleyle bir mezar odasına dönüştürülmek zorunda kalındı.
Mezar odasındaki resimler bozulmamış olsa da mavi tavana yayılmış tanrıça Nut un muhteşem bir resmi bulunmaktadır ve vadideki tek mezar, güneşin her gün izlediği yolu anlatan Nut Kitabının metnini içermektedir.
En dikkat çekici özelliği, gökyüzü tanrıçası Nut’un güneşi yutmasını tasvir eden devasa bir resmin yer aldığı, mezar odasındaki çarpıcı tonozlu tavanıdır.
Kırmızı granit lahit, boş olmasına rağmen, vadideki en büyük lahitlerden biridir.
Krallar Vadisi Ramses II Mezarı
Mezarın eski bir planının papirüs üzerinde (günümüzde Kanada Toronto Müzesindedir) bulunması, lahdin başlangıçta Tutankhamun’un mezarındakilere benzer, dört büyük tapınakla çevrili olduğunu göstermektedir.
Krallar Vadisi Ramses II Mezarı
Antik çağlardan beri açık olan mezar, çok sayıda grafiti içermektedir.
Krallar Vadisi Ramses II Mezarı
Antik çağda mezarın yağmalanmasının ardından (çünkü lahit antik çağda kırılmıştır), IV Ramses’in mumyası, II Amenhotep’in mezarına (KV 35) yeniden gömülen mumyalardan biridir ve şu anda Kahire’deki Mısır Müzesinde sergileniyor.
Evet parlak renklerle boyanmış, erişilebilir ve geniş olan bu mezar, muhteşem tavan resimleri ve iyi korunmuş koridoru nedeniyle çok seviliyor.
Krallar Vadisi Ramses VII Mezarı
KV 1-VII RAMSES MEZARI
20 nci Hanedanlığın firavunu VII Ramses’in gömüldüğü yerdir.
Antik çağlardan beri açık olmasına rağmen, ancak 1984 ve 1985 yıllarında Edwin Brock tarafından düzün bir şekilde incelenip temizlenmiştir.
Tek koridorlu mezar, Luksor’un Batı yakasında yer almakta olup, 20’nci hanedanlığın diğer mezarlarına nazaran daha küçüktür.
Mezar erken dönem gezginlerine açık olan en az 11 mezardan biriydi.
Bunun kanıtı olarak, KV1 boyunca Antik Yunan ve Romalı ziyaretçiler tarafından bırakılan 132 ayrı grafiti sayılmıştır. Daha sonra mezar, Kıpti keşişler tarafından konut olarak kullanılmıştır.
Krallar Vadisi Tausert ve Setnakh Mezarı
kv 14-Tausert ve Setnakht
Bu çift mezar, vadideki en büyük mezarlardan biridir.
Krallar Vadisi Tausert ve Setnakh Mezarı
Seti II’nin eşi Tausert için yaptırılmıştır.
19 Hanedanın son hükümdarı olan Tausert, hem kendisi hem de Seti II için bu mezarı yaptırmıştır.
Krallar Vadisi Tausert ve Setnakh Mezarı
Seti II’nin halefi Sethnakth, mezarın bir bölümünü devralarak kendisi için daha büyük hale getirmiştir.
Krallar Vadisi Tausert ve Setnakh Mezarı
Mezarın içinde, Tausert’in mezar odasını ve Sethnakht’in resimlerini görmek mümkündür.
Krallar Vadisi Merenptah Mezarı
KV 8-Merenptah mezarı
Bu türbe sizi kaya tabakasının derinliklerine götürür. Uzunluk 115 m dir.
II Ramses, o kadar uzun yaşadı ki, kendisinden önce 12 oğlu öldü, bu nedenle 60 lı yaşlarında tahta geçen kişi nihayet 13 ncü oğlu Merneptah (MÖ 1213-1203) oldu.
Mezarın yapısı ve tasarımı, babasının mezarının ihtişamını yansıtır ve duvarlarında Merhantap’ın Osiris ve diğer tanrılarla etkileşimi gösteren kabartma sahneler bulunmaktadır. Bu da 19 ncu hanedanlığın cenaze törenlerine ışık tutar ve firavunun ahirete yolculuğunu vurgular.
Vadideki ikinci büyük mezar olan Merneptah’ın mezarı, antik çağlardan beri açıktır ve üzerinde Yunanca Kıpti yazıtlar bulunmaktadır.
Krallar Vadisi Merenptah Mezarı
Seller, uzun tünel benzeri mezarın duvarlarının alt kısmına zarar vermiş olsa da, üst kısımlarında kabartmalar iyi korunmuştur.
İlk uzun koridora girerken, solda Merneptah’ın Tanrı Ra-Horakhyt ile birlikte tasvir edildiği çarpıcı bir kabartma ve ardından Ra Litanyası yer almaktadır.
Daha ileride, koridorlar Ölüler Kitabı, Kapılar Kitabı ve Amduat Kitabı ile süslenmiştir.
Bir şaftın önünde, Kapılar Kitabı ile süslenmiş iki sütunlu sahte bir mezar odası vardır.
Mezar odasındaki süslemelerin çoğu zamanla solmuş olsa da çukur zemini ve ön ve arka duvarlarındaki tuğla nişleriyle etkili bir oda olma özelliğini koruyor.
Firavun başlangıçta 4 taş lahdin içine gömülmüştür.
Bunlardan 3 tanesi granit (ikincisinin kapağı hale yerinde ve üzerinde Merneptap’ın bir heykeli bulunuyor) ve dördüncüsü en içteki lahit ise alçı taşındandır.
Antik Mısır mühendislerinin nadir bir hatası sonucu, dıştaki lahit mezar girişinden geçemedi ve kapıları oyularak açılmak zorunda kalındı.
Evet, mezarın en önemli özelliği, firavunun dış lahtinin devrilmiş, kırmızı Aswan granitinden yapılmış devasa kapağıdır.
Krallar Vadisi Merenptah Mezarı
Bu lahit hala mezar odasında durmaktadır.
Merneptah’ın mumyası antik çağda çıkarıldı ve Amenhotep II’nin mezarında (KV 35) bulundu, şu anda Mısır Müzesinde sergileniyor.
KV 6- RAMSES IX MEZARI
II Ramses’in karşısında vadinin en çok ziyaret edilen mezarı olan IX Ramses (MÖ 1126-1108) mezarı bulunmaktadır.
Geniş bir girişi, uzun ve eğimli koridoru, Ölüler Kitabındaki hayvanlar, yılanlar ve iblislerle süslenmiş büyük bir ön odası, ardından sütunlu bir salonu ve mezar odasından önce kısa bir koridoru vardır.
Burada da mezarın antik çağlardan beri açık olduğunu göstere grafitiler bulunmaktadır.
Mezar odasına çıkan merdivenlerden hemen önceki odada, IX Ramses’in kartuş sembolleri yer almaktadır.
Arka duvardaki kapının her iki yanında, her ikisi de rahip panter derisi cübbeler giymiş ve törensel bir yan tutam saç takmış, iki lunmutef rahibi figürü bulunmaktadır.
Mezar odasının duvarlarında Amduat Kitabı, Mağaralar Kitabı ve Dünya Kitabından sahneler yer almaktadır.
Gökyüzü Kitabı ise tavanda temsil edilmektedir.
Tamamlanmamış olmasına rağmen, vadideki süslemelerin büyük bir kısmı tamamlanmış son mezardır ve resimleri nispeten iyi korunmuştur.
Firavun ve tanrıların ahşap heykellerinden birkaçı 19’ncu yüzyılda kurtarılarak Londra British Museum’a götürülmüştür. Ancak Firavunun mumyası antik çağda çıkarılmış ve Deir al-Bahri hazinesinin bir parçası olarak yeniden gömülmüştür.
Krallar vadisi Ramses VII Mezarı
KV 1-RAMSES VIII MEZARI:
Ana girişin yakınında, küçük bir vadinin yukarısındaki Ramses VII’nin mezarı (MÖ 1126-1129) küçük tamamlanmamış bir mezardır.
Ramses’in ani ölümü nedeniyle, bir kraliyet mezarı için kısa sayılabilecek, 44.3 m uzunluğundaki mezar, bir koridor, bir defin odası ve tamamlanmamış üçüncü bir odadan oluşmaktadır.
Mimarları, mezarın ikinci koridoru olması gereken yeri aceleyle genişleterek, bir defin odası haline getirmiş ve firavun, lahit kapağıyla örtülmüş bir çukura gömülmüştür.
Çukurun kenarlarına, bu mezara özgü bir özellik olan kanopik kavanozlar için nişler oyulmuştur.
Odaya giren koridorun duvarları, Mağaralar Kitabı ve Ağzın Açılması ritüelinden oldukça iyi korunmuş bölümlerle süslenmişken, defin odası ise Toprak Kitabından pasajlarla dekore edilmiştir.
Yakın zamanda halka yeniden açılmış olsa da, Yunaca demotik, Kıpti ve 19’ncu yüzyıla ait duvar yazıları, buranın antik çağlardan beri açık olduğunu gösteriyor hatta bir dönem Kıpti keşişler tarafından mesken tutulmuştur.
KV 34- III THUTMOSE MEZARI
Eşsiz mimari yapısı ve minimalist sanat tarzıyla öne çıkmaktadır.
Bir uçurumun tepesine inşa edilmiş olup, vadideki diğer mezarlardan farklı olarak sadece dik bir inişle ulaşılır.
İçeride, duvarlarda tanrıların çarpıcı çöp adam benzeri tasvirleri ve Amduat Kitabından pasajlarla süslenmiştir.
Bu da Thutmose III’ün ölümden sonraki yolculuğunu firavunun savaşçı kral mirasına uygun, hem sadeliği hem de zerafeti somutlaştıran kendine özgü bir tarzda göstermektedir.
KV 46-TUYA VE TJUYU MEZARI
Kraliyet Mezarı olmasa da Tuya ve Tjuyu mezarı, zengin mezar eşyaları ve Kraliçe Tuya’nin ebeveynlerinin güzelce korunmuş mumyalarıyla ünlüdür
Neredeyse tamamen sağlam bir şekilde keşfedilen bu mezar, etkileyici bir dizi eser, tabut ve dini eşya içermekte olup, güçlü soylularca verilen yüksek statüye dair bir fikir vermektedir.
Mezarın zenginliği, kraliyet sarayının yüksek rütbeli üyelerine verilen sosyal ve dini önemi ortaya koyarak, dönemi inceleyen Mısırbilinciler için papa biçilmez bir bağlam sağlamaktadır.
ÖZEL BİLETLİ MEZARLAR:
Krallar Vadisi Tutankhamun Mezarı
KV 62-TUTANKHAMUN MEZARI
Giriş ücreti: 700 Mısır Lirasıdır.
18’nci Hanedan Kralı Tutankhamun’un (MÖ yaklaşık 1336-1327) mezarı, Krallar Vadisinden nispeten sağlam bir şekilde keşfedilen tek kraliyet mezarı olması nedeniyle, dünyaca ünlüdür.
1922 yılında Howard Carter tarafından keşfedilmesi, dünya çapında manşetlere taşındı ve mezarda bulunan altın eserler ve diğer lüks eşyaların çıkarılmasıyla, bu yankı devam etti.
Krallar Vadisi Tutankhamun Mezarı
Mezar ve hazineleri, Mısır’ın simgesidir ve mezarın keşfi, bugüne kadar ki en önemli arkeolojik keşiflerden biri olarak kabul edilmektedir.
İçinde barındırdığı zenginliklere rağmen, Krallar Vadisindeki 62 Numaralı Tutankhamun mezarı, hem boyut hem de süsleme açısından bu alandaki diğer mezarlara kıyasla oldukça mütevazidir.
Krallar Vadisi Tutankhamun Mezarı
Bunun en büyük nedeni, Tutankhamun’un çok genç yaşta tahta çıkmış olması ve toplamda sadece 9 yıl kadar hüküm sürmüş olmasıdır.
Hatshepsut, III Thutmose, III Amenhotep ve II Ramses gibi Yeni Krallık’ın en güçlü krallarının çok daha büyük mezarlarının bir zamanlar ne kadar zenginlik barındırdığını merak edebiliriz.
Mezar odasının sadece duvarlarında süslemeler bulunmaktadır.
Krallar Vadisi Tutankhamun Mezarı
Ölen kralın öbür dünyaya ulaşmasına yardımcı olan Amduat veya Kapılar Kitabı gibi cenaze metinleriyle zengin bir şekilde süslenmiş önceki ve sonraki birçok kraliyet mezarının aksine, Tutankhamun’un mezarında Amduat’tan sadece tek bir sahne temsil edilmekteydi.
Mezarın geri kalan süslemeleri ya cenaze törenini ya da Tutankhamun’un çeşiti tanrılarla birlikte tasvir etmekteydi.
Krallar Vadisi Tutankhamun Mezarı
Tutankhamun’un (KV62) mezarının bu küçük boyutu, birçok spekülasyonlara yol açmıştır.
Halefi, yüksek rütbeli memur Ay öldüğünde, başlangıçta Tutankhamun için hazırlanmış olabilecek, ancak genç kralın ölüm anımda henüz tamamlanamamış, bir mezara (KV 23) gömülmüştür.
Krallar Vadisi Tutankhamun Mezarı
Aynı argüman, Ay’ın halefi Horemheb’in (KV57) mezarı için de ileri sürülmüştür.
Eğer öğleyse, Tutankhamun’un nihai mezarı olan KV62’nin kimin için oyulduğu belirsizdir.
Krallar Vadisi Tutankhamun Mezarı Kuzey Duvarı
Ancak bunun zaten özel bir mezar veya depolama alanı olarak var olduğu ve daha sonra kralı barındırmak için genişletildiği öne sürülmüştür.
Krallar Vadisi Tutankhamun Mezarı
Sebebi ne olursa olsun, mezarın küçük boyutu, içinde bulunan yaklaşık 5000 eserin çok sıkı bir şekilde istiflenmesine yol açtı.
Krallar Vadisi Tutankhamun Mezarı Cenaze Alayı
Bunlar, Kraliyet sarayının yaşam tarzını yansıtıyor ve Tutankhamun’un günlük yaşamında kullanmış olabileceği giysiler, mücevherler, kozmetik ürünler, tütsüler, mobilyalar, sandalyeler, oyuncaklar, çeşitli malzemelerden yapılmış kaplar, savaş arabaları ve silahlar gibi nesneleri içeriyordu.
Krallar Vadisi Tutankhamun Mezarı 12 saati temsil eden 12 Babun
Tarihin en büyük ironilerinden biri de, sevilmeyen Kral Akhenaten ile akrabalığı nedeniyle tarihten silinen nispeten önemsiz bir kral olan Tutankhamun’un, şöhret bakımından Mısır’ın en büyük hükümdarlarının çoğunu geride bırakmış olmasıdır.
Son bir not: bazı kişiler Krallar Vadisini gece ziyaret edenlerin, çölde alevli atlarla savaş arabası süren hayalet bir firavun varlığını bildirmişlerdir.
Krallar Vadisi Tutankhamun Mezarı Savaş Arabası
Bunun Tutankhamun’un hayaleti olduğu, huzursuz ve sonsuza dek dolaştığı öne sürülüyor.
Krallar Vadisi Amentotep II Mezarı
KV 35-AMENHOTEP II
Başlangıçta Firavun II Amenhotep’i barındırmak ve onurlandırmak için tasarlanan Krallar vadisindeki K35 numaralı mezar, zamanla bir tür ölüm sonrası toplanma yeri haline geldi.
Daha sonra kraliyet mumyaları, yeni mühürlenmiş mezarları arayan mezar hırsızlarından korunmak için Amenhotep in mezarına yerleştirildi.
1898 yılında kaşif Victor Lorent tarafından mezar açıldığında, II Amenhotep, oğlu ve annesinin mumyalarına ek olarak 10 mumya daha bulundu.
Bu mezarlık 91 m uzunluğunda olup, vadideki en derin odalardan biridir.
Girişin yakınında, selden korunmak için tasarlanmış derin bir çukur bulunmaktadır.
Mezarlık oldukça büyüktür ve tavanı yıldız resimleriyle süslenmiş olup duvarlarında Mısır Ölüler Kitabından yazıtlar yer almaktadır.
Amenhotep II, MÖ 1400 civarında ölmeden önce yaklaşık 26 yıl boyunca Mısır ı yönetti.
Ülkenin 18 Hanedanlığının 7 nci Firavunuydu.
Tarihsel yazıtlarda bazen adının Yunanca varyantı olan Amenophis olarak da anılır.
Kendisinden önce gelen babası III Thotmose ile yaklaşık 2 yıl boyunca tahtı paylaşmış olabilir.
Amenhotep, özellikle gençliğinde atletik yetenekleriyle tanınıyordu.
Krallar Vadisi Amentotep II Mezarı
En etkileyici başarılarından birinin, belinde dizginleri sarılı halde bir savaş arabasını sürerken bakır bir levhadan ok atabilmesi olduğu söylenir.
Gençliğinde babasının ahırında at yetiştirdi ve yetenekli bir biniciydi.
Amenhotep’ın ölüm nedeni bilinmiyor. Ancak muhtemelen o sırada 40-50 yaşlarındaydı. Mumyası bulunduğunda, vücudunun küçük yuvarlak lezyonlarla kaplı olduğu fark edildi. Ancak bunların hastalıktan mı yoksa mumyalama işleminden mi kaynaklandığı bilinmiyor.
Krallar Vadisi Seti I Mezarı
kv 17-SETY I MEZARI
Giriş ücreti: 2000 Mısır Lirası dır.
I Sety’nin mezarı, Krallar Vadisindeki en uzun, en derin ve en güzel dekore edilmiş mezarlardan biridir.
I Sety (yaklaşık MÖ 1294-1279), 19’ncu Hanedanın 2’nci Kralı ve II Ramses’in Büyükbabasıdır.
Krallar Vadisi Seti I Mezarı
Krallar Vadisindeki 17 numaralı mezarı, bazen onu keşfeden kişinin adından dolayı “Belzoni’nin Mezarı” olarak da anılır.
Krallar vadisindeki diğer mezarlar gibi, I Sety’nin mezarı da çeşitli cenaze ritüelleriyle süslenmiştir.
Krallar Vadisi Seti I Mezarı
Bunun amacı, onun ahirete başarılı bir şekilde geçişini sağlamaktır.
I Sety’nin mezarı, Krallar Vadisinde tamamen süslenmiş ilk mezardır.
Zarif resimli sahneler ve kabartmalar, I Sety’nin hükümdarlığının meşhur olduğu enfes kalitededir.
Krallar Vadisi Seti I Mezarı
Burada bulunan cenaze metinleri arasında Re Litanyası, Amduat ve Kapılar Kitabının yanı sıra İlahi İnek Kitabı ve mezar odasının tavanını süsleyen, gece gökyüzünü simüle eden muhteşem astronomik sahneler yer almaktadır.
Mimari açıdan, I Sety’nin mezarı, dönemine özgü “eğik eksen” tipi mimariye uymaktadır.
İlk koridorlar ve alçalan geçitler, ilk sütunlu odada son bulur.
Krallar Vadisi Seti I Mezarı
Burada karşı duvarda ancak eksenden sapmış şekilde, odanın zeminine oyulmuş, bir başka alçalan geçit serisi, mezar odasına götürür.
Mezar, bir dizi yeni ve benzersiz özelliğe de sahiptir.
Krallar Vadisi Seti I Mezarı
İlk koridorlar ve alçalan geçitlerin aynı ekseni boyunca, tek bir odaya açılan bir kapı bulunmaktadır.
Bu davetsiz misafirlerin bunun gerçek mezar odası olduğuna inanmalarını sağlamak amacıyla yapılmış olabilir.
Krallar Vadisi Seti I Mezarı
I Sety’nin mezarı aynı zamanda tonozlu tavanlı bir mezar odasına sahip, ilk mezardır.
Belki de en ilginç olanı, geçidin mezar odasının zemininden başlayıp, daha da derine, toprağın içine doğru inmesidir.
Krallar Vadisi Seti I Mezarı
Bunun, I Sety’nin mezarını yeraltı dünyasının kadim ve yenileyici güçleriyle ritüel olarak bağlamak amacıyla yapıldığına inanılmaktadır.
Krallar Vadisi Seti I Mezarı
1821 yılında, I Sety’nin mezarının çeşitli odalarının resmedilmiş canlandırmaları, Londra’daki Piccadilyl’de bulunan Mısır Salonda sergilenmiştir.
Krallar Vadisi Seti I Mezarı
Mezarı keşfeden Giovanni Battista Belzoni tarafından düzenlenen bu sergi, eski bir Mısır mezarını halkın çeşitli kesimlerinin erişimine açtı.
İnsanların hayal gücünü harekete geçiren bu sergi, eski Mısır’a halkın dikkatini çeken ilk anıtlardan biri oldu.
Krallar Vadisi Ramses VI Mezarı
KV 9-VI Ramses Mezarı
Giriş ücreti: 220 Mısır Lirası
Hanedanlık dönemine ait mimari açıdan net bir şekilde yapılandırılmış mezardır. Toplam uzunluk 66 metredir. Eksen üzerinde yönlendirilmiş geniş, çok düz bir koridordur.
Bu mezarın yapımına 20’nci Hanedanın kralı V Ramses (yaklaşık 1147-1143) tarafından başlanmıştır.
Krallar Vadisi Ramses VI Mezarı
Nihayetinde buraya gömülüp gömülmediği kesin olmamakla birlikte, amcası VI Ramses’in (yaklaşık MÖ 1143-1136) mezarı genişlettiği ve kendi mezarı için kullandığı açıktır.
Türbe: esasen yerin derinliklerine doğru düz bir hat üzerinde inen ve mezar odasına ulaşan bir dizi koridordan oluşan, basit bir plana sahiptir.
Krallar Vadisi Ramses VI Mezarı
Son derece güzel boyanmış kabartma duvarlar çok iyi korunmuştur.
Türbenin dekoratif programı: Kralın öbür dünyaya başarılı bir şekilde geçişine yardımcı olmak için çeşitli cenaze metinlerinden oluşmaktadır.
İlk inen geçitler: eski Mısır’ın öbür dünya kitapları olan Kapılar Kitabı, Mağaralar Kitabı ve Gökler Kitabı ile süslenmiştir.
Krallar Vadisi Ramses VI Mezarı Kuzey Duvarı
Daha sonraki geçitlerde: Amduat, Ölüler Kitabı ve Gökler Kitabından sahneler yer alırken, mezar odasını ise Yer Kitabından sahneler süslemektedir.
Tüm tavanlar: astronomik sahneler ve metinlerle dekore edilmiştir.
Krallar Vadisi Ramses VI Mezarı Güney Duvarı
Bu cenaze metinlerinden bazıları, büyük koleksiyonları, diğerleri ise güneş tanrısının gece boyunca yaptığı günlük yolculuğunu anlatan yeraltı dünyasının haritalarıdır.
Bunlar aracılığıyla, tıpkı güneş tanrısı gibi, kral da şafakta doğu ufkunda görkemli bir yeniden doğuş gerçekleştirebilirdi.
Krallar Vadisi Ramses VI Mezarı Tavanı
Evet içeride VI Ramses in lahdini bulabilirsiniz.
Antik çağda parçalanmış olan lahit, kralın mezarında ve Krallar Vadisinin başka yerlerinde bulunan parçalardan 2003 yılında yeniden inşa edilmiştir.
Taş: Luksor’a 100 km uzaklıktaki Doğu Çölündeki Wadi Hammamat’tan çıkarılan sert, yeşil bir konglomeradır.
Krallar Vadisi Ramses VI Mezarı
Başlangıçta mavi, kırmızı, sarı ve siyah renklere boyanmış olan lahit, cenaze töreninde kullanılan merhemlerle lekelenmiştir.
Krallar Vadisi Ramses VI Mezarı
Oyma süslemeler, kralın ölümden sonraki yaşamını, onu güneş tanrısı Ra ve Osiris ile ilişkilendiren sembolizm aracılığıyla anlatır.
Krallar Vadisi Ramses VI Mezarı
Kapağın ön yüzü, 1823 ten beri Londra British Museum da bulunan orijinalinin bir kopyasıdır.
Bu lahit, granit bir kutunun içine yerleştirilmişti ve bu kutunun iki büyük parçası mezar odasında günümüze kadar ulaşmıştır.
Krallar Vadisi Ramses VI Mezarı
Ramses VI nın mumyalanmış cesedi, 1898 de yakındaki Amenhotep II nin mezarında bulundu ve şu anda Kahire Müzesinde sergileniyor.