Çanakkale Biga

Çanakkale Biga: Biga’ya, bir kez gittim. Önce ilçe merkezinde gezdim, kalabalık ve modern görünümlü bir yöremiz. Daha sonra Karabiga bölümüne gittim ve özellikle Karabiga’nın güzelliğine hayran oldum. Mutlaka burayı görmelisiniz. Özellikle: Karabiga’da, deniz kıyısındaki restoranlarda muhteşem deniz manzarasına karşı mutlaka zaman ayırın.

Çanakkale Biga

ULAŞIM

Edremit körfezine ulaşmak isteyenlerin kullandıkları: Bursa-Balıkesir yolu üzerinde bulunmasa da, Bandırma üzerinden bu bölgeye ulaşmak isteyenler ve de özellikle İstanbul üzerinden, Bandırmaya (İstanbul Yenikapı-Bandırma arası, deniz otobüsü bulunmaktadır) gelip de, Edremit körfezine ulaşmak isteyenler, Biga’dan geçmek durumunda kalıyorlar. Biga her ne kadar iç bölgelerde kalsa da, Biga’nın Karabiga nahiyesi, deniz kıyısında ve Marmara Denizinin kıyısında muhteşem bir güzellik sunuyor ziyaretçilerine.

Evet, Biga: İl merkezi Çanakkale’ye, Lapseki üzerinden: 84 km. uzaklıktadır. Bursa ve İstanbul’a toplamda: 3 saat uzaklıktadır. İzmir’e ise 6 saat uzaklıktadır. Ankara’ya, 8 saatlik otobüs yolculuğu ile ulaşılır.

Biga

TARİHİ

Biga’nın, tarih sahnesinde ilk kez: Truva kralı An Comenen tarafından, MÖ.2000 yıllarında kurulduğu düşünülmektedir. Kuruluş yeri olarak ise: günümüzde, Biga-Çiçekli mezarlığının, güneybatısında kalan “Öğlen kavakları” yöresi olduğu düşünülüyor. Burada, bolca eski kalıntılara rastlanmaktadır.

Su kaynaklarının da bulunması, eskiden burada bir yerleşim bulunduğunun en büyük kanıtıdır. Dolayısı ile, antik “Pega” kentinin, burada kurulmuş olması ihtimali yüksektir. Ancak, burada günümüze değin, herhangi bir arkeolojik kazı yapılmamıştır.

Takip eden tarihi süreçte, bölgede egemen olan topluluklar şunlardır: Frigler ve Misyalılar. Daha sonra ise, İonlar görülür. MÖ.560 yıllarında ise, Lidyalılar. Daha sonra Persler ve MÖ.334 yılında, Büyük İskender. Yalnız burada, tarih açısından özellik arz eden bir durum var.

Büyük İskender ve Persler arasında, Anadolu’nun ele geçirilmesiyle sonuçlanan “Granikos Savaşı” Kocabaş Çayı kıyısında, Çınar köprü köyünün yakınlarında gerçekleşir. Büyük İskender, Perslerle, bu çayın kıyısında, MÖ.334 yılında karşılaşır ve bu savaşta, İskender, sayıca kendi ordusundan çok üstün olan Pers ordusunu, büyük bir bozguna uğratır.

Pers ordusunun bozguna uğramasında, paralı Yunanlı askerlerin büyük etkisi olur ve İskender, özellikle bu paralı Yunan askerlerini öldürtür. İskender’in tarih sahnesinde yerini alması açısından, bu savaşın büyük önemi var.

MÖ.73 yılında Romalılar bölgede egemenliği ele geçirirler. İmparatorluk ikiye bölününce, bölgede Bizanslılar egemen olurlar. Anadolu Türk Beylikleri sırasında, Karesi Beyliği, Biga ve çevresinde egemen olur.

Bölgenin tarihinde, bu dönemlerde yaşanan en büyük olay: 1302 yılındaki büyük depremdir. 1350 li yıllarda, bu bölgede yine büyük bir deprem olur.

Biga, ilk olarak Selçuklu Sultanı Alaaddin’in Beylerinden “Bayboğa” tarafından ele geçirilir ve ismine izafeten, yöreye “Boğa” ismi verilir. Bu isim: bu yörenin boğalarıyla ün kazanmış olmasıyla da ilgili olabilir. 1353 yılında, Şehzade Süleyman, Anadolu’dan Rumeli’ye geçiş yolunda, Biga’nın Kemer köyündeki iskeleyi kullanır. Devam eden süreçte, Osmanlılar, yörede egemen olurlar.

1921 tarihinde, Biga ilçe olarak konumunu alır. Bu tarihte, Biga Yunan işgaline uğrar. Ancak, 12 Eylül 1922 tarihinde, Yunanlılar, Biga’yı İngilizlere terk ederler. 18 Eylül 1922 tarihinde ise, Türk Ordusu tarafından, Biga, Anavatan topraklarına katılır.

Biga’nın sözcük anlamı: Yunancada “kaynak” ve “pınar” anlamına gelmektedir. Kelime kökeni ise: Pegasus olduğu düşünülüyor. Pegasus, hatırlayanlarınız olabilir “efsanevi kanatlı at”.

Antik çağda ise, Biga isminin anlamı: iki tekerlekli savaş arabasıdır. Başka bir söylentiye göre: şehrin surları dışında, herhangi bir saldırı anında, düşmanı korkutmak için serbestçe ve iri bir kara boğa gezdirilir. Kent, adını bu boğadan da almış olabilir.

 

BİGA EFSANELERİ

Pegasus

PEGASUS EFSANESİ

Bellorophon, Pegasus isimli kanatlı ata sahip olunca, onun sayesinde birçok zaferler kazanır. Ama, bu durum onun gurura kapılmasını ve Pegasus’a bindiğinde, atı doğruca gökyüzüne sürmesine neden olur. Ancak, Pegasus’u tam bu sırada bir at sineği ısırır ve üzerindeki Bellorophon’u atar. Kendisi, gök yüzüne gider.

BALIKKAYA EFSANESİ

Söylenenlere göre: zamanında bir kadın, Allah’ın gökyüzünde olduğunu ve ona ulaşmak için: 40 veya 1000 deveyi üst üste koymanın yeterli olacağını söyler ve ardından: “Allah’a ulaşamazsam taş olayım” der. Derken, bir gün: 40 veya 1000 deveyi üst üste dizer, kendisi de en üste çıkar, ancak “Allah’a” ulaşamaz ve orada taş kesilir.

Biraz önce söylediğim gibi, her iki efsane arasında benzerlik var. Her ikisinde de, gökyüzüne ulaşmak asıl hedef. Ama ulaşılamıyor.

 

Biga

GENEL

Biga: antik dönemlerden buyana gelen Kocabaş Çayının sol kıyısında, eğimli bir yüzey üzerinde kurulmuştur. Ancak, yakın zamanlarda, çayın sağ bölümü de yerleşime açılmıştır.

İlçe merkezi denizden 15 km. iç kesimde kalmasına rağmen, deniz kıyısında “Karabiga” bölümü bulunmaktadır. Marmara denizi kıyısında, Biga’nın 72 km. sahili bulunmaktadır.

Ekonomi: burada tarım ve hayvancılık öne çıkıyor.

İklim: yazları sıcak ve kurak Akdeniz iklimi, kışları ise kar yağışlı ve soğuk karasal iklim görülmektedir. Nem fazlalığı, Karadeniz iklimini anımsatır.

Nüfus özelliklerine bakıldığında ise, ilçe dışına büyük bir göç hareketinin bulunduğu izlenmektedir. Okuma-yazma oranı ise: % 99 seviyesindedir. Çanakkale-18 Mart Üniversitesine bağlı: Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Biga Meslek Yüksek Okulları da, ilçenin hayatında öne çıkmaktadır.

Bu okulların öğrencilerinin yaşam tarzı ile Bigalı yerli halkın yaşam tarzı arasında elbette farklılıklar sık sık gündeme geliyor ve genellikle büyük metropollerden gelen öğrenciler, burada yaşamanın sıkıntılarını hissediyorlar.

Konaklama: Biga ilçesinde: özel sektör tarafından işletilen, 44 odalı bir termal kaplıca tesisi bulunmaktadır. Başkaca bir tesis yok.

Ülkemizdeki en modern ilçelerden biridir. Türkiye’nin en çok köyü olan ilçesi olması nedeniyle, yerli halk, Çarşamba günleri bütün köylülerin merkeze inmesiyle zenginleşir.

Son olarak: mübadele sırasında, Rumların, bölgeyi terk ederken toprak altına gömdükleri altınlar, söylenenlere göre, daha sonra buraya yerleşenler tarafından bulunmuş ve pek çok kişi zengin olmuş. Günümüzde bile, insanlar bahçelerini kazıp define arıyorlarmış.

 

NE YENİR

Biga denilince akla hemen gelenler şunlar: cevizli lokum, peynir helvası ve köfte.

Özellikle, burada üretilen “peynir tatlısı” mutlaka tatmanız gereken bir lezzet. Hatta, satın alıp, yakınlarınız için hediyelik olarak bile düşünebilirsiniz. Köftesi bir kez tadıldığında,  diğer köfteler, insana kıyma yumağı gibi gelir. Mutlaka denemelisiniz.

NE SATIN ALINIR

Biga’dan peynir tatlısı ve helva satın alabilirsiniz. Gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için, kesinlikle iyi bir alışveriş, iyi bir hediyelik olacaktır. Daha iyi bir şey almak isterseniz, “Yağcıbedir halısı” satın alabilirsiniz. Bu yörede, Yağcıbedir halıları meşhur.

 

Biga

GEZİLECEK YERLER

Biga Ulucami

ULU CAMİ

İlçe merkezinde, Turan Mahallesi Ulucami sokaktadır.  

Fatih Sultan Mehmet tarafından, Manisa Sancakbeyi olarak görev yaptığı dönemde yaptırılmıştır. Çünkü: Sultan Mehmet, Edirne’ye geçerken, bir gece burada konaklamış ve bu sırada, bu bölgede cami ve hamam bulunmadığını görmüştür. Bunun üzerine: cami ve hamam yapılmasını emreder ve yapılır. Başka bir kaynağa göre ise, 1854 yılında Sultan Abülmecid döneminde halk tarafından yaptırılmıştır. 

Cami ve hamamdan oluşan külliye: Evliya Çelebinin gezi anılarında da yazılıdır.

Evet, bu cami, Biga’nın en eski camisidir. Osmanlı dönemi mimari özelliği taşır. Caminin iç kısmında destek direği yoktur. 

Cami dışında, burada, birçok türbe ve mezar da bulunmaktadır. Mezar taşları ve kitabeler ile tarihi mezar alanları dikkat çekmektedir. Caminin ön cephesinde “Acı çeşme” adında tarihi bir çeşme vardır. 

Biga Şehitlik

BİGA ŞEHİTLİĞİ

Namazgah/Hamdibey Mahallesi şehitliği olarak da isimlendirilir.  İlçe merkezinde Hamdibey Mahallesi, Namazgah semtindedir. 

Çanakkale savaşında yaralanarak Biga Harp Hastanesine getirilen ve tedavi edilirken şehit olan, 173 askerimiz burada gömülüdür. Ayrıca Milli Mücadele dönemi kahramanlarından Köprülü Hamdi Bey, Kani Bey ve bazı erler ile Jandarma komutanının da mezarları bulunmaktadır. 

Şehitliğin kapısında: Meşhet yazılı mermer kitabeden, yapımının 1916 yılında olduğu görülmektedir. Mehmet Sadık tarafından yaptırılmıştır. 

Meşhet sözcüğü, Osmanlıcada “şehitlik” anlamına gelmektedir.

Şehitliğin anıtlı bir giriş kapısı vardır. Uzunluğu 45 metre, genişliği 40 metredir. Şehitlik içinde: şehitler için dikilmiş güzel bir anıtta bulunuyor. Anıtın yüksekliği: 6 metreye yakın. Kaidesi ise, bu yörede bolca bulunan “yeşilimsi” bir taş. Bunun üzerinde; top mermisi şeklinde mermer bir sütun bulunuyor. Anıt: Kayserili Mehmet Sadık Usta tarafından yapılmıştır. 

Çanakkale şehitleri için yapılan sembol mezar taşlarından: fesli olanlar erlere, kabalaklı olanlar rütbeli askerlere aittir. Şehitlerin künyeleri de yazılmıştır. Ancak, Yunan işgali sırasında, bu künyeler Yunan askerleri tarafından tahrip edilerek, yok edilmiştir.

Evet, ziyaretçiler için protokol günlerinde (Örneğin: 18 Mart Çanakkale şehitleri günü gibi) törenler düzenlenmektedir. 

Biga Halimbey Konağı

HALİMBEY KONAĞI KENT MÜZESİ

İlçe merkezinde Turan Mahallesi, Şehit Kanibey Sokaktadır. 

Konağın inşa tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1900’lü yılların başında narenciye ve gübre ticaretiyle uğraşan Halim Bey tarafından ailesi için yaptırıldığı bilinmektedir. 

En büyük özelliği: Avrupai bir mimari tarz kullanarak yapılmış olmasıdır. 4 katlıdır. Çatı kısmı geleneksel kırma çatılıdır. 

Bodrum katı tuğladan, üst katları ise ahşap malzemeden inşa edilmiştir. Konağa ait bahçe ve hamamın su ihtiyacını karşılamak için birbirine bağlantılı iki sarnıç bulunmaktadır. 

II. Derece  tarihi eser olarak tescillenmiş ve koruma altına alınmıştır. 2004 yılında, buranın restorasyonu yapılmış ve Belediye tarafından “Kent Müzesi” olarak dizayn edilerek halkın ziyaretine açılmıştır.

Müzede: sergilenen eserler arasında: kılıç, tabanca, mermi gibi silahlar, semaverler, kap-kacak, eski mutfak aletleri, radyo, saat, cep saati gibi eski teknolojik cihazlar, eski kitaplar, gazeteler, dergiler, çeyiz eşyaları, gelinlikler, bindallılar, tekstil ürünleri sayılabilir. 

 

KIRKGEÇİT TERMAL TESİSLERİ-KIRKGEÇİT KAPLICALARI

Ilıcabaş köyü sınırları içindedir. İlçe merkezine 18 km. uzaklıktadır. Biga-Çan kara yolu üzerinden, 12 km. uzaklıktadır. Yolu asfalttır. 

Suyun özellikleri: sıcaklık: 52 derecedir. Suni soğutma yapılmadan, doğal ısıyla kullanılabilmektedir. Sülfat ve klorür iyonları ile bor elementi hakimdir. Radyoaktivite oranı ise; 6.5. Kükürt ve hidrojen de bulunmaktadır. Suyun içilerek kullanılmasına izin verilmiyor. 

Peki su hangi hastalıklara iyi geliyor? Romatizmal hastalıklar, kronik bel ağrısı, osteoartrit, yumuşak doku rahatsızlıkları, spor yaralanmaları, stres bozuklukları, sinir sistemine bağlı rahatsızlıklar.

Termal tesislerde, konaklamak ta mümkün. (İrtibat telefonu: 0286-3948008)

44 oda vardır. Odalarda genellikle balkon, termal su verilen banyo, tuvalet, mini buzdolabı, televizyon, telefon, merkezi ısıtma sistemi vardır. Süit odalar yerden ısıtmalı olup jakuzili banyolar da mevcuttur. 

Kapalı termal havuz ve açık havuzlar vardır. Ayrıca: Türk hamamı, spa, göbek taşı, aile banyoları gibi termal sağlık ve rahatlama tesisleri bulunuyor. 

 

Karabiga

KARABİGA

Burası bir yerleşim yeri. Deniz kıyısında bulunmasına rağmen, “Kara” biga ismi verilmiştir. Karabiga isminin, Osmanlı döneminde “Yanık, Siyah Biga” anlamına geldiği, bir yangın ya da tahrip sonrası oluşan islenmişlik nedeniyle bu adın verildiği yönünde rivayetler bulunmaktadır. 

Biga şehir merkezindeki otobüs terminalinden, buraya, her saat başı belediye otobüsleri çalışıyor.

Evet, Karabiga, Biga’dan yaklaşık 26 km. kuzeyde, Marmara Denizi güney kıyısında Karabiga yarımadası üzerindedir. Rakım 16 metredir. Burada yaklaşık 3000 kişi yaşıyor. Ekonomik olarak, balıkçılık ve özellikle karides, tarım (pirinç ve üzüm), hayvancılık ve sanayi faaliyetleri vardır. Karabiga karidesi adıyla bilinen jumbo karides, bölgeye özgü bir ürün haline gelmiştri. 

Buraya gittiğimde: gözlerime inanamadım. Muhteşem bir manzara. Deniz kıyısında restoranlar var, buralarda tamamen deniz manzarası eşliğinde, leziz deniz ürünlerinin tadına bakabilirsiniz.

Yemekten sonra ise, yürüyerek, sahil boyunca dolaşın, limandaki balıkçı teknelerini ve ağlarını tamir etmekle uğraşan balıkçıları, balık satılan tezgahları izleyin. Gerçekten buralara yakın olanlar için, Karabiga mutlaka uğranılması gereken bir yer.

Günümüzde: Karabiga’da “Karabiga Kaleleri” olarak bilinen kalıntılar: muhtemelen MÖ.7.yüzyılda burada egemenliklerini sürdüren “Milet” kolonisine ait.

Bu kalıntıların ismi ise, Anadolu uygarlıklarının Kır Tanrısı Priapos’tan geliyor. Bir liman kenti olarak öne çıkıyor. Kent zamanla büyük üne kavuşur, özellikle bağlarından toplanan üzümlerden yapılan şarap, öne çıkar. MÖ.334 yılında, burada Romalılar egemen olurlar.

Büyük İskender, daha önce sözünü ettiğim gibi, günümüzde Kocaçay olarak isimlendirilen Granikos çayının kıyısında, Perslerle yaptığı savaşı kazanır. Daha sonra bölgede egemen olan Bizanslılar, İspanyadan getirttiği paralı Katalan askerlerini, burada konuşlandırır ve Türklere karşı savaşta kullanır. 1364 yılında, şehir, Osmanlıların egemenliğine girer.

Savaşta, kent yakılır-yıkılır. Osmanlılar, bunun üzerine, isli-is kokan bu şehre, Kara şehir anlamında “Karapiga” ismini verirler. Sanırım yazının başında söz etmiştim, deniz kıyısında bulunmasına rağmen, niye buraya Karabiga ismi verilmiş diye. İşte, buraya Karabiga ismi verilmesinin sebebi bu.

Kalıntılar: yerleşim yeri merkezinden, yaklaşık 3 km. uzaklıkta. Bölgede herhangi bir resmi kazı çalışması yapılmamış, ancak SİT alanı olarak ilan edilerek koruma altına alınmış.

Bunun dışında, Karabiga bölgesinde yapabilecekleriniz şunlar: biraz önce dediğim gibi, sahil kıyısındaki restoran ve kafelerde mutlaka oturup, bir şeyler yiyip-içebilirsiniz.

Limandan tekne kiralayarak, denize açılıp balık tutabilirsiniz. Denize girmeyi düşünürseniz, alternatifleriniz var elbette: Kadınlar hamamı plajı, Kocakum ve küçük mersin gibi koylardan denize girebilir ve buralarda aynı zamanda çadırlı kamp yapabilirsiniz.

Nato bölgesinde: zamanınız varsa, çam ağaçlarının gölgesinde piknik de yapabilirsiniz.

 
Karabiga Kemer Köyü

KEMER KÖYÜ

Kemer köyü, denize sıfır konumuyla dikkat çeken, sakin ve doğal yapısıyla öne çıkan bir köydür. 

Kemer köyünün en büyük özelliği, Parion antik kentine ev sahipliği yapmasıdır. Parion antik kenti hakkındaki ayrıntılı tanıtım yazımı, yine bu sitede isim yazarak bulabilirsiniz. 


 
Karabiga Kalafat köyü

KALAFAT KÖYÜ

Burası, 100 yıllık bir Boşnak köyü. İlçe merkezine, 3 km. uzaklıktadır. Çanakkale şehir merkezine ise 95 km uzaklıktadır. 

Köyün en dikkat çeken doğal zenginliği, Kalafat yakınlarındaki Nilüfer gölüdür. Bu gölde özellikle yaz aylarında lotus çiçekleri (nilüferler) su yüzeyini süsler ve doğa tutkunları için görsel bir şölen sunar. Bu çiçeklerin en canlı ve yoğun hali, sadece kısa bir süre görülebilir. 

Karabiga Kalafat köyü Nilüfer gölü

Gölün tamamı 7 dönüm. 2 dönümlük bölümünde, nilüfer çiçekleri yetişiyor. Kurak mevsimlerde, bu çiçeklerin kurumaması için, Belediye tarafından sulama yapılıyormuş.

Bolu-Abant yöresini bilenler için, göz yüzeyindeki nilüfer çiçeklerinin yarattığı güzellik, gerçekten muhteşem bir doğal görüntü sunuyor. Zaten, bu göl, Türkiye’de, Abant gölünden sonra, nilüfer çiçeklerinin yetiştiği, ikinci göl olarak öne çıkıyor.

Karabiga Balıkkaya Tepesi

BALIKKAYA TEPESİ

İlçe merkezi, Balıkkaya tepesi eteklerinde kurulmuştur.

Denizden ortalama yükseklik 50 metre iken, tepede yükseklik 200 metreye kadar ulaşır. Tepede, büyük bir kayalık var. Bu kayalık, kaygan taşlardan oluşmuş. Kayalık içinde bir de mağara bulunuyor. Mağaranın içinde, kucağında bebeği olan kadına benzeyen bir kayalık bulunuyor. Kadının göğüslerinden önceleri süt, şimdi ise su aktığına inanılıyor.

Bigadiç Kalesi

BİGADİÇ KALESİ

İlçenin doğusunda, bir tepe üzerinde bulunmaktadır. İlçe merkezinden araçla kaleye ulaşmak mümkündür. 

Achyraos kalesi olarak da bilinir. Panaromik bir vadi manzarası sunmaktadır. 

Kalenin, 11.yüzyılda, Bizanslılar tarafından yapıldığı “Achyraos” kalesinin üzerine inşa edildiği söyleniyor. Roma’dan Konstantinopolis’e uzanan askeri güzergah üzerinde stratejik bir karargah olarak kullanılmıştır. 

Burası, işgal yıllarında Yunanlılar tarafından karargah olarak kullanılmış, kalenin dış surları, günümüze kadar sağlam olarak gelmiştir. 

Karabiga Hisarköy

HİSARKÖY

İlçe merkezine 23 km. uzaklıkta, Hisarköy sınırları içindedir. Karayolu ile ulaşım sağlanmaktadır. 

Burada: antik kalıntılar bulunmaktadır. Bu kalıntılar: tonozlu köprü ve tüneller, tiyatro ve yazıtlar görülmektedir. Buranın, Roma döneminde önemli bir kaplıca merkezi olduğu anlaşılmıştır.

Hisarköy, Roma döneminde önemli bir kaplıca merkezi olarak kullanılmıştır. Köy içinde: tonozlu köprüler, tüneller, postamentler ve tiyatro kalıntıları bulunmaktadır. Bu yapılar, bölgenin tarihi önemini ve Roma dönemindeki kullanımını göstermektedir. 

Sıcak suyu flörürlü sodyum ve bikarbonat içermektedir. Çeşitli hastalıklara iyi geldiği düşünülür. Köydeki kaplıca, bu sıcak su kaynaklarından beslenmektedir. 

 

Lapseki tanıtımı.

Gelibolu tanıtımı.

Çanakkale tanıtımı.

Truva tanıtımı.

“Çanakkale Biga” üzerine 7 yorum

  1. Karabiga gerçekten güzel bir yer buraya yerleşmeyi çok istiyorum.şu anda çalışıyorum.her an emekli olup denize çok yakın bir yer bulabilirsem yerleşirim.şu anda ankarada yaşıyorum.tam stres atma ve dinlenme yeri.memleketimizle gurur duyuyorum.sevgiler

  2. Ben Karabiga nahiyesinde 1985-1986 yılında Jandarma çavuş olarak görev yaptım oraları ve orada tanıdıklarım var halkını çok seviyorum çok güzel yerdir karakolu tam iskelenin yanında idi ozaman şimdi belki çok değişmiştır karabiganin bütün köylerini bilirim çok devriye gittim oralar o güzel insanlara sevgi ve saygılarımı sunarım.

  3. Karabiga nahiyesinde çok güzel günlerim geçtı çoğu vatandaşını tanırım sekiz ay kaldım jandarma çavuş olarak o zamanlar orada jandarmaya bağlı görev yapan gece bekçileri Ahmet abi Ali abi çok güzel insanlardı hiç unutmadım yaşıyorlarsa sağlıklı hayat dilerim eğer merhum olduysalar allah rahmet eylesin çok güzel yerdir her şeyden önce insanları güzeldir güzel memleketin o güzel insanlarına kucak dolusu selemler

  4. çanakkalemın guzel bır kosesı dır karabiga ben aslında bigalıyım ama gezmek isteyen için mukemmel bır yer tavsıye ederım

  5. Karabiga güzel bir yer ama şimdi bir hidro elektirik santrali yapılıyor oraya ilerleyen yıllarda havası bozulur

  6. Arkadaşlar Karabiga artik eskisi gibi bir yer değil cok degismis insaları cok garip o kadar bir misafirperverlik kalmamis ben suan burada bulundugum halde yerli halkindan cok sikayet duyuyorum saygisiz ve kaba bir fakat gunu birlik biyer icin insanlarla iletisim kurmadan sadece cografi kisim olarak guzel biryer ama insanlarindan cok sikayet duydum birdahada gelmem tavsiye ETMEM…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.